Yeni Anayasa

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Yeni Anayasa

Anayasa taslağını AK Parti’ye gönderdik

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. Yıldönümünde yeni Anayasa” vizyonuyla hazırlattığı 100 maddelik Anayasa önerisi AK Parti tarafından olumlu karşılanırken, önümüzdeki günlerde de çalışma diğer partilerle de paylaşılacak.

Göksel Çağlav  Ankara 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. Yıldönümünde yeni Anayasa” vizyonuyla hazırlattığı 100 maddelik Anayasa önerisi AK Parti tarafından olumlu karşılanırken, önümüzdeki günlerde de çalışma diğer partilerle de paylaşılacak.

Konuya ilişkin Akit’e konuşan MHP TBMM Grup Başkanvekili Erkan Akçay Akit’e şu değerlendirmede bulundu:

Örnek bir çalışma oldu

“Yepyeni sivil nitelikli, geniş katılımlı ve toplumun her kesimini kapsayacak bir çalışma. Tüm düşünce ve özgürlükleri kapsayacak bir anayasaya ihtiyaç olduğunu sürekli dile getiriyorduk. Bu konuda teferruattan arındırılmış, anlaşılır, hükümler arasındaki çelişkileri ayıklanmış, kısa, net ve manevi hayatımızın esaslarını kavrayan, bize özgü gelecek ile geçmişin bağını kuran bir anayasa ile Cumhuriyetimizin 100’cü yıl dönümünü kucaklayacağımız bir çalışma oldu. Paylaşımdan sonra Sayın Cumhurbaşkanı ve AK Parti ile bir araya geldik, daha sonra madde madde kamuoyu ile de paylaşılacak. Örnek bir çalışma oldu. 21. yüzyılda lider ülke Türkiye gayesine de yakışan bir hizmet olacağını düşünüyoruz. AK Parti’den de olumlu dönüşler alındı. Kamuoyu ile de madde madde elbette paylaşılacak. Yıllardır yeni Anayasaya ihtiyaç var deniliyor ama nasıl bir Anayasa istediklerini de ortaya koymuyorlar. Hep sözde kalıyor. Partimizin bu çalışması bize göre tebrik edilmesi, takdir edilmesi gereken ve kamuoyunca da tartışılması gereken bir çalışma. Biz tabi Türkiye’nin 21. yüzyılda lider ülke Türkiye gayesine de hizmet olacağını düşünüyoruz. Diğer partilerinde buna ilişkin görüşlerini dile getirmelerini bekliyoruz. Bu çalışmada temel mantığı da hürriyetin esas, sınırlamanın istisna olduğu bir yaklaşımı içeriyor. Buna biz Türk tipi başkanlık sistemi diyoruz. Bunun mantığı geniş katılımlı, millet iradesini esas alan, sivil nitelikli, toplumun her kesimini kapsayacak bir anayasa ihtiyacı karşısındaki bir önerimiz bu. Öncelikle Cumhur İttifakı anlayışı içerisinde AK Parti ile görüşülecek, elbette diğer yapılan hazırlıklarla birlikte diğer partilerle de görüşülecek.”

Darbe izinden kurtulmak için

MHP’nin önerisini değerlendiren Avukat Fatih Atalay da, şunları dile getirdi: “100 maddelik anayasa çalışması darbeci anayasadan kurtulmak için bir fırsat. 1982 Anayasası parlamenter sisteme göre yapılmış. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin doğasına uygun yeni bir anayasa şart. MHP değiştirilemez maddeleri aynen koruduklarını söyledi. Anayasanın milli hedefleri barındırması öncelik dedi. TBMM başkanına siyasi krizlerde arabuluculuk görevi yüklendi. Dokunulmazlık ve düşme konusunda belirsizlikleri giderdiler. Yürütmeyi başkan ve idare olarak iki başlıkta düzenlediler. Cumhurbaşkanı ve iki başkan yardımcısı seçilmesi öngörülüyor. Başkanlık kabinesi anayasal statüye dahil edildi. Naci Bostancı, ‘Sayın Bahçeli’nin yeni anayasa teklifini memnuniyetle karşılıyoruz’ demişti. Diğer muhalefet partileri ise metni okumadan peşin olarak reddettiler. Muhalefetin yıkıcı değil yapıcı olması gerekir. Ancak burada da görünüyor işi yokuşa sürüp sistemi işlemez hale getirmek için çabalıyorlar. Halbuki anayasa herkesi ilgilendiren bir metindir ve bundan hem iktidar hem de muhalefet sorumludur. Cumhurbaşkanlığı sistemi çalışmıyor gibi bir algı yapmaya çalışıyorlar. Hızlı karar alınan, işlerin yavaşlamadığı bir sistem aslında bu. Sıkıntı aslında başta da belirtildiği gibi yeni bir anayasa ihtiyacı.”

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı’dan “yeni anayasa” açıklaması

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, anayasa yapma meselesinin artık Türkiye’de sürekli konuşulan ama hiçbir şey yapılmayan bir mesele olmaktan çıkartılması gerektiğini belirtti.

Bostancı, AA muhabirine, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Bütün siyasi kesimlerin, Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyaç duyduğunu dile getirdiğini ifade eden Bostancı, “Yine bütün siyasi kesimlerin ortak olduğu nokta, 1982’de, 1980 darbesine yaslanan anayasanın yani darbecilerin anayasasının muhakkak ortadan kaldırılması ve sivil irade tarafından yeni bir anayasa yapılması. Siyaset bunlarda mutabık.” diye konuştu.

Bostancı, darbeci ve vesayetçi bir yapının anayasasına güçlü şekilde itiraz ediliyorsa doğru olanın; sivil siyasetin temsilcileri olarak beraberce, anayasa yapma konusunda saplantılı olmaksızın, yerleşik politik pozisyonların ötesinde siyasi, reşit, daha özgür ve toplumun ufkunu gören bir akılla değerlendirme ve iş birliği yapmak olduğunu anlattı.

“O samimi değil, bu samimi değil” şeklinde bir yaklaşımın beraber anayasa yapma konusunda ortak davranma imkanını ortadan kaldıracağına işaret eden Bostancı,  anayasanın herhangi bir partinin anayasası olmayacağının unutulmaması gerektiğini vurguladı.

“CHP topu taca atan bir siyasi tutum benimsiyor”

Milletin bir siyasi partiye, anayasayı değiştirecek ölçüde Meclis temsiliyeti vermesi durumunda o siyasi partinin, temsil ettiği geniş kesimleri uzlaştırdığı ilkeler etrafında, yeni bir anayasa yapma konusunda elinde bir imkan olacağını dile getiren Bostancı, şunları söyledi:

“Ama görüyoruz ki millet 19 yıl içinde, şimdiye kadar en yüksek desteği AK Parti’ye verdi. AK Parti’nin sayısı da anayasa yapmaya yetmedi. Dolayısıyla ‘Bir gün bir siyasi parti o sayıya ulaşacak ve anayasa yapacak.’ tarzında bir beklenti çok doğru olmaz. Biz tabii bunun olmasını isteriz. AK Parti olarak bu istikamette çabamız ve çalışmamız da mevcuttur. 2023 seçimlerinde de milletimizin bize bu desteği vermesini isteriz. Ama oturup ‘Destek verecek?’ mi diye beklemek ve seçimlere muhakkak iddialı bir şekilde hazırlanırken işi geleceğe bırakmak yerine bugünden, ‘Bugünkü temsiliyet çerçevesinde anayasayı nasıl yaparız?’a bakmak gerekir. Bunun zeminini oluşturmak gibi bir yükümlülüğümüz var. Bizim var, herkesin var. Cumhuriyet Halk Partisi, bu tür konulara ilişkin olumsuzlayan, itiraz eden, sürekli engel çıkaran ve topu taca atan bir siyasi tutum benimsiyor. Çünkü anayasa meselesi yeni bir mesele değil. Yakın tarihi dönemde Meclis’te birçok anayasa görüşmeleri oldu, hazırlıklar yapıldı, kimi ilkelerde uzlaşıldı. En son kurulan komisyonda CHP, topu bu defa ‘darbeye ilişkin hukuki mevzuat temizlensin, ondan sonra anayasa yapmaya başlayabiliriz?’ diye bir başka şekilde taca atmıştı. Bunlar doğru işler değil.”

Siyaset bir imkan sanatıdır

Siyasetin bir imkan sanatı olduğunu belirten Bostancı, “Siyaset, geniş ve kucaklayıcı bir şekilde davranır ve anayasa yapma konusunda mümkün olanı ortaya çıkarmak için gereken esnekliği gösterirse millet bunu görür.” dedi.

Meclis’te en büyük parti olan AK Parti’nin o dönemde Anayasa Komisyonu kurulurken, kendi çoğunluğuna rağmen eşit üyelerden teşekkül eden bir Anayasa Komisyonu’na ‘evet’ dediğini aktaran Bostancı, “Ama yine top taca atıldı. Sonuçta, bu anayasayı kim yapacak? Bu anayasaya, darbeciler yaptığı için itiraz ediyoruz. Haklıyız. ‘Sivil siyasetle yapılmalı’ diyoruz. Kim yapacak? Nasıl olacak? Tabii ki anlaşacaksın, uzlaşacaksın. Siyasi rekabete yine devam edersin, korkma. O rekabet yapılıyor. Birçok konuda çok farklı fikirler söyleniyor. Ama anayasa meselesini bir parantez gibi düşünmek lazım. Siyasi partiler arası rekabetin bir unsuru gibi görerek, onun üzerinden üretilen politikalarla anayasa yapılmaz.” ifadelerini kullandı.

“Katkı verecek her anlayışa büyük saygı duyarız”

Yeni anayasa konusunda temel soruların, “Kim yapacak? Nasıl olacak?” olduğuna dikkati çeken Bostancı, şunları kaydetti:

“Hep beraber yapacağız. Mevcut politik pozisyonların ve rekabetlerin ötesinde bir akılla yapacağız. Oturup anlaşacağız. Türkiye’de gücünü halktan alan siyaset bu olgunluğa, reşitliğe sahiptir. Anayasa yapma meselesini artık Türkiye’de sürekli konuşulan ama hiçbir şey yapılmayan bir mesele olmaktan çıkarmak lazım. Burada aklın yolu belli. Masaya oturacaksın. Sen beni göreceksin, ben seni göreceğim. Toplumun, bu temsiliyetler üzerinden ortak beklentileri hangi istikamette? Uzlaşma nereden geçiyor? Ona bakarak ilkeler üzerine anlaşacağız. Anlaşamadığımız hususlar varsa onları da ayrıca kayda geçiririz. Sonuçta özgürlükçü ve demokrasi esaslı, hak ve hakkaniyet esaslı, modern dünyanın ilkelerini dikkate alan, toplumsal gelişme dinamiğiyle uyumlu, modern bir anayasa yapma konusunda, kavramlar konusunda anlaşıyorsak ki bunlarda anlaştığımızı düşünüyorum. O zaman içeriğini doldurmak, ilkeleri belirlemek bakımından da anlaşmamak için bir neden yok. Sadece ufkun geniş olacak.”

Bu konuda katkı verecek her anlayışa saygı duyacaklarını dile getiren Bostancı, şöyle devam etti:

“AK Parti’nin ufku geniştir. AK Parti, anayasa meselesini siyasi partiler arasında bir güç ve rekabet unsuru olarak görmek istemez. Anayasa meselesini güncel tartışmaların, güncel politik pozisyonların ötesinde, gerçekten milletin geniş bir kesiminin temsilciler marifetiyle üzerinde uzlaşacağı bir metin olarak görür. Bu bakımdan da biz katkı verecek her anlayışa, anayasayı destekleyecek her beyana, ‘Anayasa yapalım.’ diyecek her iradeye büyük saygı duyarız. Bunu, milletimizin siyasete ilişkin en temel problemli işlerinden biri olan sivil anayasa yapma işini yani bu problemi de ortadan kaldırma doğrultusunda bir siyasi tavır olarak görürüz. Bu bakımdan beklentimiz, bütün partilerden rekabete devam edelim. Türkiye’nin meselelerine ilişkin fikirlerimizi söyleyelim ama anayasa yapma konusunu güncel siyasal dilin polemikçi yaklaşımıyla ele almayalım. Anayasa konusu; temel yasa, herkesin üstündeki yasa, hepimizin hakkına ve hukukuna ilişkin temel ilkeleri belirleyecek yasa. Orası için gerekli olan siyasi aklı da lütfen gösterelim. Bizim beklentimiz budur.”

Yeni anayasa tarihi fırsattır

Mustafa Şaşmaztürk  Ankara 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yeni bir anayasa” sözleri toplumda heyecan uyandırdı. Konuya ilişkin Akit’e açıklama gönderen Memur-Sen Konfederasyonu, “Cumhurbaşkanımızın ‘hukuk ve ekonomi’ reformlarının usul ve esaslarına dair beyanlarını, ‘yeni anayasa’ kapsamlı ‘ihtiyaç’ analizini ve ‘vakti gelmiştir’ tespitini içeren değerlendirmeleri önemsiyoruz.

Biz, Memur-Sen olarak hukuk ve ekonomi reformu paketleriyle ilgili fikir alışverişi başta olmak üzere sivil siyasetin bugüne kadar ortaya koyduğu sivil topluma, farklı toplum kesimlerine yönelik görüşüne başvurma, görüşleri dikkate alma tavrını sürdüreceğine inanıyoruz. Böyle olması gerektiğini de hatırlatıyoruz. Türkiye’nin anayasasına sahip olması için oluşturduğumuz Türkiye Anayasa Platformunu da harekete geçirecek biçimde yeni anayasasının hem yazımına hem de yapımına fikri ve fiili destek vermeyi de milli görev ve insani onur olarak gördüğümüzü bir kez daha deklare ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Darbeye, vesayete dair ne varsa temizlenmelidir”

Memur-Sen açıklamasında şu görüşler ifade edildi: “Türkiye’de iki binli yılların başlangıcından itibaren; milletin iradesinden beslenen, egemenliğin millete ait olduğu gerçeğiyle şekillenen sivil siyaset ve meşruiyetini milletin iradesinden alan sivil siyasi iktidar süreci yaşıyor. Şu tartışmasızdır ki; Türkiye’nin anayasaları; anayasa yapma yetkisi olanlar tarafından değil anayasayla uyma görevi olmasına rağmen anayasayı ihlal edenler tarafından yapıldı ve yazıldı. Çok daha somut ifadeyle Türkiye’nin anayasacılık tarihi, geneli itibariyle iki binlere kadar üniformalıdır, milletsizdir, millet iradesi ve sivil siyaset yokluğu ve yoksulluğu içerir. Yaşanan darbelerin, bürokratik vesayet debdebelerinin, kurulan fitne ve fesat tezgahlarının, verilen muhtıraların, ‘muhtar bile olamaz’ iddialarının, milletin meclisinde milletin seçtiğine ‘had bildirme’ tiradlarının arka planında anayasal vesayet sistemi vardır. Darbeler sivil siyaseti öldürürken, kurumsal vesayete önce suni teneffüs yapmış sonrasında doğal yaşam alanı oluşturmuştur. Türkiye’de ‘özgür birey’, ‘demokratik toplum’, ‘egemen millet’, ‘sivil siyaset’ ve ‘bağımsız-güçlü devlet’ kavramlarının ve konumlarının ‘bölünme sebebi’, ‘beka sorunu’ görülmekten kurtulması henüz çeyrek asrı dahi tamamlamış değildir. Anayasal, yasal ve idari düzenleme eşiklerinde yasakların, sınırlamaların, vehim ve korkuların hakim unsur olmasını sağlayan vesayet gölgesi; ‘yeni’, ‘sivil’, ‘yerli’ ve ‘milli’, ‘adil’, ‘insani’ ve ‘irfani’ ve ‘medeni’ vasıflarını haiz bir anayasa yapılıp yazılmadıkça tam olarak ortadan kalkmaz. Biz Memur-Sen olarak hukuk ve ekonomi reformlarının da bunlar altlık yapılmak suretiyle hayata geçirilecek yeni anayasa yapma iradesinin ve sürecinin de hem doğal hem de yetkin sivil paydaşlarından biri olduğumuzu bir kez daha deklare ediyoruz. Darbeye, darbelere, vesayete ve vesayetçilere dair her ne varsa, hangi kural ve karar varsa, fiil ve paradigma varsa bireyin, toplumun, milletin ve devletin alanından temizlenmelidir. Türkiye’de vesayet, darbe ve darbeciler mahkumiyet kararları dışında hiçbir kararın öznesi, tümleci ve yüklemi olmamalıdır. Anayasanın dehlizlerine konumlanan vesayetin sisinden, sinsiliğinden ve darbenin isinden ve kirli işbirlikçi düzeninden bütünüyle arınmış, noktası ve virgülüne dahi darbeci kaleminin değmediği anayasa yazmak ve yapmak hepimizin geçmişe ve geleceğe karşı en büyük insani sorumluluklarından biridir. İki binlerden bu güne ortaya konan sessiz devrimleri kalıcı kılmak, yasakları, sınırlamaları, ihlalleri imha tarzını, daha özgür birey, daha demokratik toplum ve daha adil devlet noktasında inşa tavrıyla taçlandırmak, milletin değerlerini devletin müktesebatı olarak kavramlaştırmak ve kurumlaştırmak adına Yeni anayasa hem iddiamız, hem hedefimiz hem de başarımız olmalı.”

Avukat Konaç: Tarihi fırsat

Akit’e konuşan Avukat Fevzi Konaç, Türkiye’deki anayasaların darbelerin baskısı altında yapıldığını söyledi. Konaç; “1924, 1961 ve 1982 anayasalarında, içinden geçilen süreçlerin baskısı anayasalarda hep hissedilir. İlginçtir yeni anayasa yapma vaatleri ve tartışmaları da Türk siyasi hayatında tartışma konularının başında gelen konudur. Seçimlerle oluşan millet iradesi yetkisinin kullanımı noktasında her iktidarın en önemli hayallerinden ve vaatlerinden bir tanesi özgürlüklerin, düşüncenin, insan haklarının önünü açan yeni bir anayasa yapma vaadidir” dedi. Konunun mutlaka tartışılması gerektiğini belirten Avukat Konaç; “Sayın Cumhurbaşkanımızın yeni bir anayasa yapma noktasındaki sözlerini tarihi bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Millet iradesinin de taleplerini yerine getirmek anlamında elbette anayasadaki bir kısım kırmızı çizgilerimizin korunması göz önüne alınarak, 82 darbesinin ve 5 darbeci generalin ürünü olan değiştirilemez maddeleri konusunun bile tartışmaya açılmasının doğru olacağı kanaatindeyim. Türkiye’ye dar gelen tanımlamaların kaldırılması, ülkemizin önünü tıkayan konuların tartışılması, 1924 ve 1961 anayasalarında ki şekliyle devletin idare şekli Cumhuriyet, Bayrak, İstiklal Marşı vs. dışındaki diğer konuların millet iradesine uygun hale getirilmesi anlamında, yeni bir anayasa yapılmasının tam da zamanı olduğuna inanıyorum. Türkiye 82 darbe anayasasının ağırlığını artık üzerinden tamamıyla atmalıdır” görüşünü kaydetti.

Avukat Ahıakın: 12 eylül anayasasından memnun değiliz

Hukukçu-Yazar Av. Aydoğan Ahıakın ise; “Bugüne kadar yapılan bütün değişikliklere rağmen, yürürlükteki 1982 anayasasının değişikliklerle yamalı bir bohçaya benzediğini ifade ederek, bugünkü anayasa devletin ve toplumun ihtiyaçlarına cevap veremedi. Bugüne kadar 12 Eylül anayasasından kimse memnun olmadığı gibi katılımcı ve bireyin haklarını öne çıkaran yeni bir anayasa Türkiye için büyük bir fırsattır. Yeni anayasa kapsayıcı, kucaklayıcı, bütünleştirici, çoğulcu, bireyin özgürlüklerine dayanan, aynı zamanda sistemi güçlendiren bir toplumsal mutabakat olmalıdır” diye konuştu.