Türkiye

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Türkiye

İçişleri’nde başvurular internet üzerinden alınacak

İçişleri Bakanlığına yapılacak tüm başvurular artık internet üzerinden gerçekleştirilecek. “e-Başvuru sistemi” ile tüm başvuru hizmetleri dijital ortama taşınacak. Böylece işlemler hızlanırken tasarruf sağlanacak.

İçişleri Bakanlığında dijital dönüşüm ve bürokrasinin azaltılması projeleri hız kesmeden devam ediyor.  

Bakanlık “e-Başvuru Sistemi”ni hayata geçirmeye hazırlanıyor. Bu sistemde başvuru, ilgili birim yetkilisi tarafından, anında görülebilecek. Yapılan işleme ilişkin bilgi veya belgeler de dijital ortamda gönderilecek.

İnternet ortamına taşınacak işlemler arasında “evlilerin soy adı değişikliği, silah ruhsatı, imalathane izni” gibi başvurular da yer alıyor.

E-Devlet ile entegre olarak, Haziran 2020’ye kadar dijital ulaşılabilecek hizmet sayısı 354’e çıkarılacak.

AB’nin Libya hamlesi ne anlama geliyor?

Avrupa Birliği, Libya’ya silah ambargosunun sıkı şekilde uygulanmasını denetlemek için yeni bir misyon kurulmasını kararlaştırdı. Buna göre, denizden ve havadan gözetleme yapacaklar. Peki Türkiye ve UMH’nin eleştirdiği planın amacı ne?

Brüksel’de geçen pazartesi günü yapılan müzakereler neticesinde Avrupa Birliği (AB), Libya’ya silah ambargosunu uygulamak ve denetlemek amacıyla Akdeniz’de yeni bir operasyon başlatma kararı aldı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell bu adımın, Avrupa’nın bölgede daha fazla rol oynamasının önünü açacağını belirterek, operasyonun daha çok silahların geldiği Akdeniz’in doğusuna odaklanacağını ifade etti.

Borrell, misyonun hava ve deniz yollarını gözetleyeceğini, gelen süpheli gemilerde arama yapabileceğini söyledi.

AB, Akdeniz’de yeni operasyon başlatacak

Salı günü Rus mevkidaşı ile bir araya gelen İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio ise misyonun deniz ve hava yollarını denetleyeceğini, ilgili tarafların kabul etmesi durumunda kara sınırlarında da denetlemeler yapılabileceğini vurguladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bu girişimlerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) ele alınması gerektiğine işaret ederek, “BMGK ile ilgili mekanizmalar üzerinde anlaşılmalı. Bunu biz iyice anlattık. Herhangi bir ulusal veya bölgesel mekanizma, sadece bir ülkenin talebi üzerine uygulanamaz” yorumunu yaptı.

Erdoğan: AB’nin yetkisi yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çarşamba günü yaptığı konuşmada, AB’nin planını sert bir dille eleştirdi.

“AB durumdan vazife çıkarmanın gayreti içindedir. Oradan da kendine bir vazife çıkarıyor. Neye göre? Bu yetkiyi nereden alıyorsun? Böyle bir yetkin yok. Ne kara ne deniz… Türkiye’nin konumu farklı. Bu konuda sergilediğimiz kararlı duruş sayesinde Akdeniz’de ilan ettiğimiz statü, Yunanistan başta olmak üzere konuya müdahil ülkeler tarafından yavaş yavaş kabullenilmeye başlamıştır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İdlib Harekatı bir an meselesi

UMH: Denetlemelerin denizden değil karadan yapılması gerekiyor

Uluslararası tanınırlığa sahip Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) de Avrupa Birliği’nin Libya’ya silah ambargosunu Akdeniz’in doğusundan başlayarak denetleme kararını reddettiklerini duyurdu. Müttefikleriyle askeri iş birliğinin en doğal hakkı olduğunu belirtti.

Hükümet salı günü yaptığı açıklamayla, ülkenin doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri darbeci Halife Hafter milislerine silahın, Mısır sınırından kara yollarıyla nakledildiği, AB’nin denizden değil karadan denetlemeye ağırlık vermesi gerektiğinin altını çizdi.

Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı

[Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı]

BM gözetiminde yapılan müzakereler askıya alındı

Hafter güçlerinin salı günü Trablus limanını ilk kez hedef alması, Cenevre’deki ateşkes müzakerelerini de baltaladı.

Trablus merkezli UMH Başbakanı Fayiz es-Serrac, 3 kişinin öldüğü, 5 kişinin de yaralandığı saldırıya tepkisini, Cenevre’de Birleşmiş Milletlerin (BM) arabuluculuğunda yürütülen 5+5 formatındaki ateşkes müzakerelerine katılımını askıya alarak gösterdi. BM, Serrac’ın kararından sonra müzakereleri askıya alma kararı aldı.

Serrac, Hafter’in ihlalleri nedeniyle Cenevre’deki askeri müzakerelerin yanı sıra ekonomik ve siyasi görüşmeleri de askıya aldıklarını duyurdu.

Perşembe günü BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Sözcüsü Jean El Alam, Cenevre’deki askeri komite toplantılarının yeniden başladığını teyit etse de aynı gün İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelen Serrac, konuyla ilgili açıklama yapmayarak konudaki belirsizliğin devam ettiğinin işaretini verdi.

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti, Trablus saldırısı sonrası ateşkes görüşmelerini askıya aldı

BM’nin Libya’ya dair sunduğu ve Berlin konferansına katılan ülkelerin desteklediği çözüm haritasında, kalıcı ateşkesi sağlamak için iki taraftan 5’er temsilcinin katıldığı 5+5 askeri görüşmeler, ekonomik müzakereler ve siyasi görüşmeler olmak üzere karşıt tarafları bir araya getirecek 3 ayrı yol haritası ortaya konuldu.

Peki Avrupa’nın silah ambargosuna yönelik attığı son adım ne anlama geliyor?Libya’ya silah akışını durdurmak gerçekten mümkün mü? UMH’nin çekinceleri neler? Konuyu Libyalı uzmanlara sorduk. 

İşte 5 soru ve 5 yanıt…

1- Pazartesi günü Avrupa Birliği, Libya’ya silah ambargosunun uygulaması için deniz ve hava devriyelerini başlatacağını açıkladı. Bir gün sonra Rusya ile görüşen İtalya, deniz ve hava devriyelerinin yanı sıra kara devriyelerinin de ilgili ülkelerin onayından sonra olabileceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise AB’nin böyle bir yetkisi olmadığını vurguladı. Tüm bunlar ne anlama geliyor? Avrupa tam olarak ne yapmaya çalışıyor?

Eski Libya Yüksek Konseyi Danışmanı Salah Bakkuş.

[Eski Libya Yüksek Konseyi Danışmanı Salah Bakkuş.]

Eski Libya Yüksek Konseyi Danışmanı Salah Bakkuş: AB, Libya konusunda inisiyatifi Rusya ve Türkiye’nin elinden alarak yeniden söz sahibi olmak amacıyla başlattığı stratejinin bir parçası olarak “bir şeyler yapıyor” imajını vermek istiyor. Maalesef, AB’nin kararlaştırdığı yeni misyon, Fransa’nın parmak izlerini taşıyor. Tek amacı, Trablus merkezli uluslararası meşruiyete sahip UMH hükümetini savunmasız hale getirmek. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ürdün, Mısır ve Fransa’dan (Hafter’e) Mısır-Libya (kara) sınırı üzerinden ve hava yoluyla akan silahları durdurmak için hiçbir önlem ortaya koymuyor. 

(İtalyan Dışişleri Bakanı) Di Maio, Hafter’in ülkenin doğusunda kendi kontrolündeki bölgeler ile Mısır arasındaki sınırdan geçen silah sevkiyatını engelleyecek kara operasyonunu asla kabul etmeyeceğini çok iyi biliyor.

Türkiye ve Rusya, Avrupa’nın böyle bir adımı atmak için gerekli yetkiye sahip olmadığını haklı olarak söylüyor. Ancak Avrupa’nın yetki almak amacıyla bu konuyu BMGK’da oylamaya taşıması durumunda gerekli oyları alabileceğini düşünüyorum. Sonuçta Hafter’in bir diğer destekçisi Rusya’nın plana destek vermesi hiç şaşırtıcı olmayabilir.

Beyan Araştırma Merkezi Müdürü Nizar Kreykeş.

[Beyan Araştırma Merkezi Müdürü Nizar Kreykeş.]

Beyan Araştırma Merkezi Müdürü Nizar Kreykeş: Uluslararası sistem hiç olmadığı kadar parçalanmış/bölünmüş ve kaos ile dolu. Bundan dolayı Avrupa Birliği gibi bölgesel örgütler, Libya konusunda birlik ve beraberlik içinde olduğunu ve aktif rol alabildiğini göstermeye çalışıyor.

Oysa ki gerçek bunun tam tersi. Avrupa ülkeleri Libya konusunda farklı ve bir birine uymayan stratejilere sahip. Bundan dolayı, bu operasyonun başarması zor. Rusya bunu engellemeye çalışacak. Nitekim de Rusya’nın Dışişleri Bakanı Lavrov’un böyle bir misyonun BMGK’dan geçirilmesi gerektiği yönündeki açıklamaları bu anlamda işaret veriyor.

Unutmamak gerek ki AB’nin dış politika konusunda karar verici tek bir teşkilatı yok. NATO da tam olarak AB’nin iradesini yansıtan bir örgüt de değil. Avrupa ülkelerinin arasındaki koordinasyonu sağlamak zor olacak. Bundan dolayı AB, uluslararası krizlerde tek vücut olarak hareket etmek için gerekli mekanizmalara sahip değil.

2- Hava ve deniz yollarını denetleme adımı, ülkeye silah akışını gerçekten kesebilir mi?

Bakkuş: Avrupa planının şu anki haliyle, deniz ile ilgili kısmında, gemilerin gözetlenmesi, durdurulması, içinde arama yapılması ve engellenmesi söz konusu. Ancak hava kısmı, sadece hava sahasının ve kara sınırlarının uçaklarla gözetilmesinden bahsediyor.

Havadan gözetlemenin NATO imkanlarından yararlanarak hayata geçirilecek olması, Fransa’nın burada nelerin gözetileceği ve neyin rapor edileceği kısmında söz sahibi olması anlamına geliyor. Herkes Hafter’e gelen silahların hava ve kara yollarından ülkeye sokulduğunu biliyor.

Kreykeş: Libya gibi büyük bir ülkenin sınırlarını izlemek çok zor ve maliyetli bir görev. Göçmenlerin maliyetini paylaşmak konusunda bile anlaşamayan Doğu ve Batı Avrupa ülkeleri, bu denli büyük bir misyonun yüksek maliyetini nasıl yönetecek?

Fransa’nın Hafter’in en büyük destekçilerinden biri olduğu biliniyor. Tarafsız olamayacak Fansa’nın bu misyonda yer alması ayrıca sakıncalı. Paris misyonun işleyişini sabote edecek. Bu konu bizi az önce değindiğim noktaya geri götürüyor. AB ülkelerinin arasında ahenk bulunmuyor. 

3- Ateşkesi her gün ihlal eden Hafter, Tablus’u alıncaya kadar saldırılarını durdurmayacağını açıkladı. Hafter’e silah akışını durdurmak mümkün mü?

Bakkuş: Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen para, Mısır’ın itiraz etmeden gösterdiği rıza, iş birliği ve Fransa’dan aldığı siyasi destek ile Hafter’e gelen silah akışı tamamen durdurulamayacak. Ancak eğer uluslararası toplum bu konuda ciddiyse, silahı engelleyecek bir sistem ve bunun yanı sıra ihlal edenlere karşı ciddi yaptırım uygulamaları hayata geçirilebilir. Bu, Hafter’e silah kaçakçılığı ve savaşı sürdürmeye, siyasi müzakerelerden daha ağır bir bedel getirecek.

Kreykeş: Hafter’e destek veren ülkeler bunun karşılığında ağır siyasi bedel ödemek zorunda kalacağını görmediği sürece, Hafter’e akan silahı durdurmak mümkün olmayacak. Bu, ancak sahadaki çekişmenin dinamiklerini değiştirerek ve petrol tesislerini kontrol altına alarak mümkün olabilir. Herkesin, UMH’nin Hafter’e karşı koyma konusundaki ciddiyetini görmesi gerek. 

Burada bir konuya dikkat çekmekte de fayda var: Dış aktörler için Libya eksen bir ülke konumunda değil. Yani dış aktörlerin Libya’ya müdahil olmasının arkasındaki amacı, Libya’yı kontrol etmek değil. Başka amaçları var. Mesela Fransa Libya ile neden ilgileniyor? Çünkü orası, Afrika derinliklerindeki hayati çıkarları için önemli. Bundan dolayı, büyük dış aktörlerin arasında birebir sahada çekişme göreceğimizi düşünmüyorum.

BAE’nin burada oturmuş bir diplomasi geleneği olmayan aktör olarak Libya krizine müdahil olmuş olması, nelerin olabileceğini ön görmeyi zorlaştırıyor. Uluslararası toplum BAE’nin düzenbazlıklarına karşı sessizliğini sürdürürse, krizin patlama ihtimali artacak.

4- Libya’daki meşru yönetim olan UMH, Avrupa’nın silah ambargosuna yönelik attığı adımları reddettiğini açıkladı. UMH’nin endişeleri neler?

Kreykeş: UMH tabii ki AB’nin planına mesafeli yaklaşacak. Çünkü bu misyonun ülkenin batısını hedef alacağını, ülkenin doğusundaki Hafter’in ise Mısır’dan silah tedarikini sürdüreceğini düşünüyor. Kimse yıllarca zaman kazanmaya oynayan Hafter ve Sisi’nin rejimine güvenmiyor. Çünkü bu iki taraf, verdikleri hiçbir sözü tutmadı. UMH buna jeostratejik oyunun bir parçası olarak bakıyor. Avrupa, Türkiye’nin oyuna dahil olmadan önceki dengesizliğe dönmek istiyor.

5- Uluslararası tanınırlığa sahip UMH hükümeti, müttefikleriyle yaptığı askeri iş birliğinin en tabii hakkı olduğunu söyledi. Silah ambargosu bunun neresinde olacak?

BakkuşBelli ki, Avrupa’nın yeni operasyon başlatma kararının ana hedefi, Türkiye ve UMH’ye baskıyı artırmak. Burada iki amaç var:

Birincisi; Türkiye ve UMH’nin Trablus’u Hafter’in saldırılarına karşı savunma çabalarını engellemek ve onu akamete uğratarak Fransa’nın Hafter’e yardımını kolaylaştırmak.

İkincisi; Doğu Akdeniz’i kontrol etmeye ve burada Türkiye’yi dışlamaya çabalayan Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), İsrail ve Mısır’a yardım etmek için UMH’yi devirememeleri durumunda ona baskıyı artırarak Ankara ile imzaladığı deniz anlaşmasından meşru yönetimi vazgeçirmek.

{ilgili-haber- 449337 }

Kreykeş: Avrupa, Türkiye ile bir çekişmeye girmeyecek elbette. Ancak Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Gözetleme yaparak bilgi akışını kontrol etmek istiyorlar.

Eğer gözetleme operasyonları dengeli bir şekilde yürütülecek olsaydı ne Türkiye ne de UMH bunu reddederdi. Hatta UMH Dışişleri Bakanlığı gözetleme yapılması için birden çok kez çağrıda bulunmuştu.

Ancak burada görünen o ki, silah akışını gözetlemeden sağlanacak bilgiler, Türkiye’yi siyasi anlamda sıkıştırma ve onu Libya’dan uzaklaştırmaya dönük kullanılacak.

İhlallere devam eden Hafter ateşkese yanaşmıyor

2011’deki “Arap Baharı” adıyla bilinen ayaklanmalar sürecinden bu yana Libya bir türlü istikrara kavuşamadı.

2014’te iyice iç savaşa sürüklenen Libya’da Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklenen darbeci general Halife Hafter, ülkenin kontrolünü ele geçirmek için harekete geçti.

4 Nisan 2019’da başkent Trablus’a saldırı başlatan Hafter, tüm ateşkes girişimlerini yok sayıyor.

Hafter 8 Ocak’ta Moskova ve 19 Ocak’ta Berlin’de yapılan ateşkes inisiyatiflerine yanaşmadı.

Türk heyet İdlib için Moskova’da

Ankara, İdlib için diplomasi trafiğini sürüdürüyor. Geçen hafta Rus heyet Türkiye’ye geldi temaslarda bulundu. Ankara’dan üst düzey bir heyet de bugün Moskova’ya gitti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı binasında basına kapalı yapılan görüşmede Türk heyetine Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal başkanlık ediyor. Türk ve Rus heyetlerinde diplomatların yanı sıra askeri yetkililer ve istihbarat yetkilileri de bulunuyor.

Lavrov: Bütün gerçekler masada

Öte yandan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Almanya’da “56’ncı Münih Güvenlik Konferansı” ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İdlib bölgesinde sahada bulunan Rus ve Türk askeri yetkililerin sürekli temas halinde olduklarını belirten Lavrov, “Duyduğumuza göre, Türk ve Rus askeri yetkililer tümüyle karşılıklı anlayış içerisindedir.” dedi.

Suriye’nin İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki durumu ele almak üzere Türk ve Rus heyetlerin Moskova’da bir araya geldiğine dikkati çeken Lavrov, “Bütün gerçekler masada. Yetkililerin, Rus ve Türk liderlerin yaptığı anlaşmalar çerçevesinde İdlib’deki durumun iyileşmesine katkıda bulunacak fikirleri sunabileceğini umuyorum.” diye konuştu.

Türkiye ve Rusya arasındaki görüşmeler

Türkiye ve Rusya arasındaki görüşmeler, İdlib’de rejim güçlerinin Türk askerlerinin bulunduğu gözlem noktalarına saldırması ve Soçi mutabakatlarını ihlal etmesi nedeniyle geçen haftalarda başlamıştı.

İlk olarak Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sergey Verşinin ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi Aleksandr Lavrentyev başkanlığında, Rusya askeri ve istihbarat temsilcilerinden oluşan heyet Ankara’da görüşmeler yapmıştı.

Bu görüşmelerde, Türk heyeti Soçi Mutabakatı’nın açıkça ihlal edildiğini belirterek, Rusya Federasyonu’nun üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiği mesajı vermişti.

Ancak bu görüşmelerden bir sonuç alınamamıştı.

Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bir telefon görüşmesi yaparak, İdlib’deki son gelişmeler başta olmak üzere bölgesel konuları ele almıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce yaptığı açıklamada, İdlib’deki çözümün, rejimin saldırganlığının bir an önce durdurulması ve daha önce varılan anlaşmalardaki sınırlara çekilmesi olduğunu söylemiş, aksi takdirde şubat ayı bitmeden Türkiye’nin bu işi yapacağını belirtmişti.

Hafta sonu Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığı görüşmede, Suriye konusunda Türkiye ile Rusya’nın yaptığı bütün anlaşmaların uygulanmasına yol bulmak amacıyla görüşmeleri sürdürdüklerini ifade etmişti.

Dev zırhlı ihracatında sona gelindi

Türkiye’den tek kalemde gerçekleştirilen en büyük savunma sistemi ihracat sözleşmesi olan Malezya AV8 Projesi’nde teslimatlar tamamlandı.

Türk savunma sanayii firmaları, Malezya Kara Kuvvetlerinin bel kemiğini oluşturan 8×8 tekerlekli zırhlı muharebe aracı projesindeki sorumluluklarını başarıyla yerine getirdi.

FNSS Savunma Sistemleri AŞ’nin, Malezya Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacını karşılamak üzere 8×8 tekerlekli zırhlı muharebe aracının tasarım, geliştirme, üretim ve lojistik desteğine ilişkin olarak Malezyalı iş ortağı DRB Hicom Defense Technologies Sdn Bhd. (DEFTECH) firması ile 2011’den bu yana yürüttüğü projenin sonuna gelindi.

Malezya Silahlı Kuvvetleri için 12 değişik konfigürasyonda 257 adet 8×8 Tekerlekli Zırhlı Muharebe Aracı AV8’in geliştirme ve üretimini kapsayan proje için yaklaşık 600 milyon dolarlık bedelle imzalandığı dönem, Türkiye’den tek kalemde gerçekleştirilen en büyük savunma sistemi ihracat sözleşmesi imzalandı.

FNSS’nin Pars 8×8 Tekerlekli Zırhlı Aracı baz alınarak geliştirilen araçlar, FNSS ve DEFTECH mühendislerince Malezya’da üretildi.

Proje kapsamında, teslimatları yapan Malezyalı iş ortağı DEFTECH’e sorumluluğu altındaki ürün kalemlerini ve kitleri ulaştıran FNSS, Malezya’daki desteğini ise sürdürüyor. Araçların teslimatının ise bu yıl tamamlanması planlanıyor.

Askeri ve sivil alanda kullanılan platformlar için simülatör geliştiren, bu alanda Türkiye’ye liderlik eden HAVELSAN ise söz konusu araçlar için simülatör üretme sorumluluğu üstlendi.

Türkiye’de üretilen simülatör, Gemas’ta bulunan Kem Syed Sirajuddin askeri tesisine kuruldu. Kabul testleri için son entegrasyon faaliyetleri devam ediyor.

AV8 simülatörü 2 eğiticiden oluşuyor. Bunlardan birinde ileri sürüş teknikleri uygulanıyor. Araç 8×8 olduğundan her tekerin farklı süspansiyon sistemi ve devrilmeye karşı çeşitli önleme mekanizması bulunuyor. Bunlara yönelik ileri derecede sürücü eğitimleri gerekiyor. Bu eğitimler için oluşturulan büyük simülatör kabininde, gerçeği aratmayan bir sürüş deneyimi yaşatacak tüm koşullar sunuluyor.

Araçta bulunan silah, sensör ve kulenin komuta edilebilmesine yönelik olarak da daha küçük ikinci bir simülatör kabini bulunuyor. Bu 2 kabin eş zamanlı olarak kullanılabiliyor. Örneğin, birinde operatör otururken, diğerinde sürücü aynı görüntüyü, ekranı, taktik ortamı kullanarak eğitim gerçekleştirebiliyor. 

7 Şubat MİT kumpasının ilginç detayları

FETÖ’nün 7 Şubat MİT kumpasına yönelik başlatılan soruşturma tamamlandı. Tıpkı 15 Temmuz darbe girişiminde olduğu gibi, kumpastan önce de örgütün lider kadrosunun Ankara’daki bir otelde toplantı yaptığı ortaya çıktı.

Kumpas hazırlığına katılanlar arasında Rus Büyükelçi Karlov suikastı ile bağlantılı FETÖ’cülerin de yer aldığı belirlendi.

7 Şubat 2012. FETÖ kumpas kurdu. MİT’i ele geçirmek istedi. Kumpasta yer alan örgüt üyeleri tek tek tespit edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı iddianame hazırladı. 154 sayfalık iddianamede ilginç detaylar var. 

Örgütün lider kadrosundan 96 kişi Kızılcahamam Asya Termal Otel’de buluştu

Ali Rıza Tekinkaya, FETÖ’nün emniyet yapılanmasında sözde Marmara sorumlusuydu. Hüseyin Civan ise örgütün sözde Güneydoğu yöneticisiydi. Her ikisi de kumpas öncesi Ankara’daydı. Telefonları eş zamanlı sinyal verdi. Kızılcahamam Asya Termal Otelin kayıtları incelendi. Tekinkaya ve Civan yan yana odalarda konaklıyordu. Ekipler soruşturmayı derinleştirdi. Otelde sadece iki ismin olmadığı anlaşıldı. Örgütün lider kadrosundan 96 kişi oradaydı. Kaldıkları tarih 2-4 Şubat arasıydı. 

Örgütün sözde yöneticilerinin kumpas öncesinde ABD’ye gittiği anlaşıldı

Kumpas talimatını örgüt elebaşı verdi. Bu bilgi Tanık Yunus Dolar’ın ifadesiyle açığa çıktı. Oteldeki toplantıda Tekinkaya örgüt elebaşından izin istendiğini söyledi. FETÖ elebaşından onay alındı. 7 Şubat’ta harekete geçildi. Dolar’ın ifadesini doğrulayan ise şüphelilerin yurda giriş çıkış kayıtları oldu. Zira firari sanık Çetin Özgür 19 Ocak’ta Pensilvanya’ya gitti. 10 gün sonra döndü. Sanık İlyas Şahin ise Özgür’den bir gün sonra ABD’ye gitti. O da 10 gün sonra 30 Ocak’ta yurda döndü.

Suikastçı Altıntaş’ın örgütsel genel müdürleri de kumpas toplantısındaydı

Murat Tokay ve Ahmet Kılınçarslan, örgütün sözde Ankara emniyet sorumlusuydu.
Kumpas hazırlığı toplantısına katıldılar. Bu iki isim Rus büyükelçi Karlov davasından da yargılanıyor. Tokay ve Kılınçarslan Karlov’u öldüren Mevlüt Mert Altıntaş’ın örgütsel genel müdürleriydi.

Örgütün lider kadrosu oteldeki toplantıda sadece MİT kumpası hazırlığı yapmadı. FETÖ’nün sonraki dönemde uygulayacağı stratejik kararlar aldığı da tespit edildi. İddianame İstanbul 23’ncü Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

Milli kayakçı Sıla Kara Slovenya’da kahraman ilan edildi

Milli kayakçı Sıla Kara, Slovenya’da düzenlenen yarışmada final öncesi bindiği teleferikte düşmek üzere olan 12 yaşındaki Sloven çocuğu, son anda kayaklarını uzatarak kurtardı.

Türkiye Kayak Milli Takımı sporcusu Sıla Kara, Çin’de düzenlenecek 2020 Kış Olimpiyatları’nda yer alabilmek için Slovenya’da 12-13 Şubat tarihleri arasında düzenlenen ‘Krvavec Giant Slalom’ yarışmasına katıldı.

Alp disiplininde yarışan Kara, final ayağı öncesi ısınmak için teleferikle piste çıkarken, yanında oturan Sloven erkek çocuk dengesini kaybetti. Çocuk, teleferikten düşerken o sırada ayağını uzatan Kara’nın kayak takımlarına tutundu. Kara, daha sonra da elleriyle çocuğu havada yaklaşık 15 dakika tuttu.

Sloven çocuk, kısa süre sonra gelen ekipler tarafından kurtarıldı. Krvavec halkı tarafından ‘kahraman’ ilan edilen milli sporcu Kara’ya, kentin emniyet müdürü tarafından madalya da verildi.

“Emniyet müdürü ve ekibi beni karşıladı”

Sıla Kara, kendisine sosyal medyadan çok sayıda mesaj geldiğini belirterek, “Beni Slovenya’da haber kanalları ‘Bu kahraman kızı bulun’ diyerek paylaşmış. Emniyet müdürü ‘Bu göstermiş olduğunuz iyi hareketten dolayı size bir ödül vermek istiyoruz’ dedi.

Ertesi gün havaalanına gittiğimizde, emniyet müdürü ve ekibi beni karşıladı. Orada bana, teşekkür madalyası verdiler.

Beni havaalanında karşılamalarını beklemiyordum. Çünkü ben insanlık görevimi yaptım. İnsanların bunu fark etmesi, beni aramaya çalışmaları ve teşekkür etmeleri hoşuma gitti.

Türk sporcu olarak böyle bir şey yapmam insanların daha çok ilgisini çekti. Çünkü ne olursa olsun ırkı, dini ve dili fark etmeden sen bir insansın ve insan olarak oradasın. Acı birdir ve ben orada insanlığın ne kadar önemli olduğunu, acının ne kadar içten yaşandığını, aynı dili konuşmasak bile bir çaba ve mücadele verdiğimi gördüm. Bu sebeple çok mutluyum” diye konuştu.

Türk heyet İdlib için Rusya’ya gidecek

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İdlib konusuna ilişkin “Pazartesi günü Türk heyeti Rusya’ya gidecek.” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “56. Münih Güvenlik Konferansı”na katılmak üzere bulunduğu Münih’te, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Maas ile yaptığı görüşmede, İdlib konusunun gündeme geldiğini aktaran Çavuşoğlu, İdlib’de rejimin siyasi çözüm yerine askeri çözüme inandığını ve son zamanlarda saldırganlığını artırdığını belirtti.

Çavuşoğlu, bu saldırıları durdurmak için Türkiye’nin, Rusya ile çaba sarf ettiğine değinerek, “Pazartesi günü bizim heyetimiz Moskova’ya gidecek, daha önce Rus heyeti Ankara’daydı. Görüşmelerimizi sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Ateşkesin tesis edilmesi için birlikte çaba sarf edilmesi gerektiğine işaret eden Çavuşoğlu, “İngiltere ve ABD’nin verdiği desteği, başta Almanya olmak üzere, Avrupa ülkelerinden ve Avrupa Birliği’nden (AB) de daha görünür şekilde görmek istiyoruz. Eğer biz bunu durduramazsak, büyük insani trajedi olacak.” diye konuştu.

“Önemli olan ateşkesin sağlanması”

Çavuşoğlu, şu anda Türkiye sınırına yaklaşan insanlar için Almanya’nın da desteğiyle briket evler yaptıkları bilgisini paylaşarak, bunun geçici çözüm olduğuna dikkati çekti.

Asıl önemli unsurun ateşkesin sağlanması olduğuna işaret eden Bakan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Biz istiyoruz ki; Rusya ile yaptığımız ve yapacağımız görüşmelerde, diplomasi yoluyla bunu başaralım ama eğer bu mümkün olmazsa, gerekli tedbirleri de alacağımızı zaten Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) açıkladı. Çünkü rejim, sadece masum insanları hedef almıyor. Bizim sahadaki gözlem noktalarındaki askerlerimizi de hedef alıyor. Bizim buna müsamaha göstermemiz mümkün değil.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Kapalı Maraş Kıbrıs Türkü’nün kendi toprağıdır

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Maraş, KKTC’nin kendi toprağıdır. Kıbrıs Türkü’nün kendi toprağında refahı ve ekonomisi için adım atması meşrudur.” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, kapalı Maraş bölgesinde “Hukuki, Siyasi ve Ekonomik Yönleri ile Kapalı Maraş Açılımı Toplantısı”nda konuştu.

Oktay’ın konuşmasının satır başları şöyle:

Bu cennet kıyının Maraş’ın atıl kalması ne hukuki, ne siyasi ne de ekonomik yönden kabul edilebilir. 

Kapalı Maraş KKTC’nin toprağıdır, bazı çevreler bu gerçeği sindiremedi. 

Kapalı Maraş konusunda Rum tarafının tutumu Kıbrıs meselesinde tutundukları tavırdan farklı değildir. Bugün de asılsız iddialarla yaygara kopararak Türk tarafını suçlamaktadırlar. Her işini oldu bitti ile sonuçlandırmayı alışkanlık haline getiren Rum tarafının Kapalı Maraş ile ilgili iddialarının gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur.

BM kararları bile Maraş bölgesinin kapalı kalmasını talep etmemektedir. Kapalı Maraş’ın hayat bulması değil yarım asırdır kullanıma kapalı olması abesle iştigaldir.  

“Burası KKTC’nin kendi toprağı”

Burası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kendi toprağıdır. Kıbrıs Türkü’nün kendi toprağında kendi refahı ve ekonomisi için adım atması son derece meşru ve doğaldır.

Maraş’ta arazilerin büyük çoğunluğunun vakıf malı olduğu tespit edilmiştir. Bu vakıf arazileri, 1950’li yıllarda İngiliz sömürge yönetimi tarafından hukuka aykırı şekilde üçüncü şahıslara devredilmiştir ve buna ilişkin arşiv kayıtları da mevcuttur. Bu konuda en küçük bir soru işareti dahi bulunmamaktadır.

Kapalı Maraş açılımında amaç, asla yeni mağduriyetler yaratmak değil, var olan mağduriyetleri hukuk temelinde gidermektir.

“Aslolan Ada’nın ortak sahibi Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarının korunmasıdır”

Bizim için aslolan Ada’nın ortak sahibi Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarının korunması, siyasi eşitliklerinin sağlanması ve güvenlik endişelerinin giderilmesidir. Türkiye’nin bundan başka bir hedefi veya gizli bir gündemi yoktur.

Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı, çözümsüzlüğü kader olarak kabul etmemektedir ve bunun için ezberleri bozmaya hazırdır.

Kapalı Maraş 45 yıldır yerleşime kapalı

Maraş, 1974’teki Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ele geçirilerek, yerleşime kapatıldı. Daha sonra defalarca yerleşime yeniden açılma girişimi olmasına rağmen her seferinde bu girişim sonuçsuz kaldı.

KKTC’de, geçen yıl 18 Haziran’daki Bakanlar Kurulu toplantısında, Maraş’ın açılması konusunda adım atılarak, uzman ekiple bilimsel envanter çalışması yapılması kararı alınmıştı.

Temmuzda bölgede yapılan ilk envanter çalışmasına KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay da katılırken, Başbakan Tatar da bölgede incelemelerde bulunmuştu. Bakan Özersay, daha sonra yaptığı açıklamada Maraş’ın açılması yönündeki kararlılığın sürdüğünü belirtmişti.

Öte yandan, geçen yıl ağustosta KKTC Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, KKTC Türk Basını ve Dış Basın Birliğine kayıtlı basın mensuplarına Kapalı Maraş’ı gezdirmişti. Maraş’ı dışişleri bakanlığı yetkilileri eşliğinde gezen gazeteciler, bölgenin tarihi ve statüsü hakkında bilgi almıştı.

KKTC Hükumeti, 45 yıldır kapalı olan Maraş’ın envanter çalışmalarının ardından açılmasını planlıyor.

Pakistan Başbakanı Han: Türkiye’ye her alanda kapımız açık

Türkiye-Pakistan İş ve Yatırım Forumu’nda konuşan İmran Han, “Türkiye hangi alanda bize yardım edebilirse kapımız açık. Hükümetimiz her türlü kolaylığı sağlayacaktır.” dedi.

Türkiye-Pakistan İş ve Yatırım Forumu’nda konuşan Pakistan Başbakanı İmran Han, Erdoğan’ın Pakistan parlamentosunda yaptığı konuşmayı hatırlatarak, “Eminim ki Erdoğan Pakistan’da gelecek seçimleri kazanabilir. Ben hükümet sıralarının masalara vurduğunu gördüm ama hem muhalefetin hem hükümetin aynı anda masalara (alkış amacıyla) vurduğunu ilk kez gördüm.” diye konuştu.

Han, meclisteki görüntünün, Pakistan’da Erdoğan’a duyulan sevginin bir göstergesi olduğunun altını çizerek, “Hangi siyasi görüşten olursa olsun Pakistan halkı, sizi Müslüman dünyasında yaşanan her şey için sesini yükselten lider olarak görüyor.” ifadesini kullandı.

“Turizm sektörü için Türk yatırımcılardan yardım istiyoruz”

Pakistan Başbakanı olarak iki ülke ticari ilişkilerini geliştirmek için hükümet olarak her şeyi yapacağı sözünü veren Han, “İki ülke iş insanları arasında ortaklık kurmada, özellikle de öncelik verdiğimiz alanlarda her türlü desteği vereceğiz. Bu alanların başında da turizm geliyor. Türk turizm sektörü çok gelişmiş bir sektör ve bu sektörden Pakistan’ın öğreneceği çok şey var.” değerlendirmesinde bulundu.

Han, Pakistan’ın bir ABD turizm dergisi tarafından 2020’nin 1 numaralı turizm destinasyonu seçildiğini hatırlatarak, “Pakistan bu alanda çok bakir bir ülke. Altyapı eksikliklerimiz var. Türkiye altyapıda, deniz ve kültür turizminde gelişmiş bir ülke ve biz de Türk yatırımcılardan bu alanda yardım istiyoruz.” diye konuştu.

“Tarım alanında Türkiye’den teknikler öğrenmeliyiz”

Dünyanın en kalabalık genç nüfusuna sahip ülkelerden birinin Pakistan olduğuna dikkati çeken Han, bilgi teknolojileri alanında da yatırıma açık olduklarını söyledi.

Han, madencilik alanında Pakistan’ın zengin bir ülke olduğuna işaret ederek, “Pakistan madencilik alanında çok büyük potansiyele sahip ancak çoğu maden sahamıza hiç dokunulmamış. Bu alanda bizden çok ileride olan Türkiye’den yatırımcılara kapımız açıktır. Tarım alanında da verimli topraklara sahibiz ancak suyu doğru kullanamıyoruz. Türkiye’den bu alanda teknikler öğrenmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

Pakistan’ın Dünya Bankası tarafından hazırlanan iş yapma kolaylığı listesinde yükseldiğinin de altını çizen Han, “Türkiye hangi alanda bize yardım edebilirse kapımız açık. Hükümetimiz her türlü kolaylığı sağlayacaktır. Hükümetimiz bu zamana kadarki en yatırımcı dostu hükümettir. Sadece son 1 yılda iş yapma kolaylığı sıralamasında 28 sıra yükseldik. İş insanlarının hayatını kolaylaştırmak ve önlerindeki zorlukları kaldırmak için her şeyi yapıyoruz.” diye konuştu.

Türkiye ve Pakistan Ticaret Bakanlıklarının organize ettiği iş forumuna Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Pakistan Ticaret Bakanı Abdul Rezak Davud ile Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) üyesi iş insanları katıldı.

Türkiye’nin ilk kadın komando astsubayları göreve hazır

Tamamı gönüllü kadın astsubaylardan oluşan jandarma komandolar, 2019`un eylül ayında başladıkları 20 haftalık kursu tamamladı.

Kursa katıldıkları ilk andan itibaren alanlarında uzman eğitmenlerce fiziki ve askeri yönden üstün standartlara ulaşmaları için çeşitli alanlarda özel eğitim alan kadın komandolar, bu sürede İzmir`den Uşak`a kadar mesafe koştu, Uşak`tan Trabzon`a kadar yürüyüş mesafesi kat etti.

Kadınlar ayrıca bu süre zarfında 61 gece arazide kaldı.

Kadınlar ayrıca bu süre zarfında 61 gece arazide kaldı.

Gözleri bağlı şekilde silahları saniyeler içinde söküp takıyorlar

Gözleri bağlı şekilde silahları saniyeler içinde söküp takıyorlar Eğitimlerini özel alanlar ve arazide gerçekleştiren komandolar, atış konusunda da en iyi olmaları için özenle yetiştirildi. Kurs boyunca roketatar, el bombası, keskin nişancı tüfeği, tabanca gibi ateşli silahları ustalıkla kullanan kadın astsubaylar, saniyeler içinde gözleri kapalı bir şekilde silahları tamamen söküp takabiliyor.

Kursta ayrıca harita, ilk yardım, teröristle mücadele, yerli ve milli silahlar dahil tüm silahlarla atış, temel tahrip, el yapımı patlayıcı düzenekler ve müdahale yöntemleri, meskun mahallelerde kapı ve duvarlardan geçit açma, mayın ve el yapımı patlayıcı maddelerle mücadelede kullanılan teknik cihazlar konuları da kadın komandolara titizlikle anlatıldı.

Gerçeği aratmayan meskun mahal, sızma gibi tatbikatları da başarıyla icra eden kadın komandoların yakın dövüş hareketleri ise eğitmenlerin takdirini kazandı.

Gerçeği aratmayan meskun mahal, sızma gibi tatbikatları da başarıyla icra eden kadın komandoların yakın dövüş hareketleri ise eğitmenlerin takdirini kazandı.

Gördükleri zorlu eğitimin ardından, iç güvenlik harekatlarında ve her türlü savaş ortamında görev yapabilecek standartlara gelen kadın astsubaylar, zor koşullarda ortaya koydukları üstün performanslarla dikkati çekti.

Gördükleri zorlu eğitimin ardından, iç güvenlik harekatlarında ve her türlü savaş ortamında görev yapabilecek standartlara gelen kadın astsubaylar, zor koşullarda ortaya koydukları üstün performanslarla dikkati çekti.

Günler süren açlık ve zorlu iklim koşullarıyla mücadele

Günler süren açlık ve zorlu iklim koşullarıyla mücadele Hayatı idame tatbikatında 3 gün boyunca açlık, zorlu arazi ve iklim koşullarında ayakta kalmayı başaran kadın kursiyerler, kursun son bölümünde ise 10 gün boyunca arazide tatbikatları başarıyla icra etti.

Dosta güven, düşmana korku salan görüntüleriyle dikkati çeken Türkiye`nin ilk kadın komando astsubayları, tim komutanı olarak kendilerine verilecek zorlu ve kritik görevleri bekliyor.

Dosta güven, düşmana korku salan görüntüleriyle dikkati çeken Türkiye`nin ilk kadın komando astsubayları, tim komutanı olarak kendilerine verilecek zorlu ve kritik görevleri bekliyor.

Mezuniyetin ardından birliklerine dönüp görevlerini hakkıyla icra edecek olmanın gururunu yaşayan ve her biri farklı hikayeye sahip kadın komandolar, duygularını anlattı.

Mezuniyetin ardından birliklerine dönüp görevlerini hakkıyla icra edecek olmanın gururunu yaşayan ve her biri farklı hikayeye sahip kadın komandolar, duygularını anlattı.

Jandarma Astsubay Çavuş Merve Çetin, buradaki diğer kadın astsubaylar gibi zorlu bir eğitimden geçeceklerini bilerek gönüllü olduğunu dile getirdi.

Jandarma Astsubay Çavuş Merve Çetin, buradaki diğer kadın astsubaylar gibi zorlu bir eğitimden geçeceklerini bilerek gönüllü olduğunu dile getirdi. Çetin, şunları kaydetti: “Biz iki kız kardeşiz. Babamın ise en büyük hayali, erkek çocuğu olması ve onu askere gönderebilmekmiş. Fakat nasip olmamış. Ben de babama bunun cinsiyet işi değil yürek işi olduğunu yalnız erkeklerin değil kızların da bu işi başarı ile yapabileceğini göstermek istedim. Bu zorlu eğitim süresince nefesin kesildiği yerde nefes, takatin yetmediği yerde güç olup ayağa kalktım ve hep şu cümleden takat aldım; `komando bitti denilen yerde yeniden başlayandır.`”

Eğitimlerin çok zorlu geçtiğini, hava sıcaklığının sıfırın altında olduğu durumlarda, yağmurda, çamurda, ayazda geceler boyunca tatbikat gerçekleştirdiklerini, özellikle hayatı idame eğitiminin adeta nefes kestiğini anlatan Çetin, “Akranlarımız, sıcak evlerinde ailelerin yanındayken bizler yılmadan, pes etmeden kilometrelerce soğukta uyumadan yürüyüp pusu atıyor, baskın yapıyor ve komando harekatı icra ediyoruz. Bizler Nene Hatunların, Şerife Bacıların torunları olduğumuzu bu eğitimleri başarıyla tamamladıkça bir kez daha idrak ettik ve ediyoruz. Türk kadını her şeyi başarır.” dedi.

Jandarma Astsubay Çavuş Su Yıldız ise kadın komando astsubaylar olarak bayrağın dalgalandığı her yerde görev almak için hazır olduklarını söyledi.

Jandarma Astsubay Çavuş Su Yıldız ise kadın komando astsubaylar olarak bayrağın dalgalandığı her yerde görev almak için hazır olduklarını söyledi.

Her zaman hazır olacağız

“Her zaman hazır olacağız” Yıldız, 20 hafta süren eğitimlerin ardından gönüllü astsubay arkadaşlarıyla mavi bereyi ve bröveleri takacak olmanın heyecanını yaşadığını vurgulayarak, şöyle konuştu: “Buradaki ağır eğitimlerde sadece birer komando olarak yetişmedik aynı zamanda bizlere verilecek operasyonel birliklerin sevk ve idaresini öğrenip taktik ve teknik bilgiler ile donatıldık. Amacımız her türlü arazi koşullarında ve iklim şartlarında mücadele ederek görevimizi icra etmek ve terörle mücadele kapsamında sahada aktif olarak görev almaktır. Burası bizlere öz güven aşıladığı gibi sabır, tahammül ve feragati de yaşayarak öğrendik. Eğitimlerimiz normalin çok üzerinde ve zor ama bizler her gün aynı inanç ve inatla başlıyoruz. Bizlere ne tür görevler verilirse verilsin vazifemizi yapmaya her zaman hazır olacağız.”

Komandolardan Ayşenur Kılıçal ve Sema Bekdemir de Türk kadınının damarlarındaki asil kandan aldığı güç ve kudretle neler yapabileceğini göstermek için komando olmaya karar verdiklerini dile getirdiler.

Komandolardan Ayşenur Kılıçal ve Sema Bekdemir de Türk kadınının damarlarındaki asil kandan aldığı güç ve kudretle neler yapabileceğini göstermek için komando olmaya karar verdiklerini dile getirdiler.

Fotoğraf: AA

Fotoğraf: AA