Turkiye

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Turkiye

ABD’den tepki çeken adım! Türkiye’ye yaptırım kararı aldılar

Azılı Türkiye düşmanı olan ABD Başkanı Joe Biden ve yönetiminden ilk adım geldi.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Ticaret Bakanlığı, sübvansiyonlardan faydalandıkları ve dampinge başvurduklarını iddia ettiği ve aralarında Türkiye’nin de olduğu 18 ülkedeki alüminyum levha ihracatçılarına vergi uygulamaya hazırlanıyor.

Uluslararası Ticaret Komisyonu’nun (ITC) 15 Nisan’dan önce onaylaması gereken karar, eski Başkan Donald Trump yönetimine Amerikan aluminyum şirketlerinin yaptığı şikayetin ardından açılan soruşturmanın sonucunda alındı.

Aralarında Arconic ve Aleris Rolled Products gibi devlerin de bulunduğu bu şirketler düşük fiyatlı ithalattan zarar gördüklerini ileri sürüyordu.

Başkan Joe Biden yönetimi, özellikle Almanya’dan yapılan ithalatın yaklaşık yüzde 40 ila 242’lik damping önlemlerinden faydalandığını tahmin ediyor.

Geçen ekimde Trump yönetimi, soruşturmayla bağlantılı olarak ön tarifeler getirilmeye başlandığını açıklamıştı.

Anti damping vergilerinden etkilenecek ülkeler arasında Türkiye de var

Uluslararası Ticaret Komisyonu’nun soruşturmanın sonucunu onaylaması durumunda Türkiye, Yunanistan, Brezilya, Hırvatistan, Mısır, Endonezya, Umman, Romanya, Sırbistan, Slovenya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Güney Kore, İspanya ve Tayvan’a karşı anti damping tedbirleri veya telafi edici vergiler yürürlüğe sokulacak.

Kaynak: Euronews

Akar’dan Yunanistan’a ayar: 3-5 jet almakla…

Hürriyet gazetesi yazarı Fatih Çekirge, gündemde yer alan konular ilişkin olarak Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile gerçekleştirdiği görüşmeyi anlattı. Bakan Akar, Yunanistan’ın silahlanmasıyla ilgili soruya “3-5 jet ve 3-5 savaş gemisi almakla bir yere varamazlar. Yunanistan’ın bu silahlanma çabası, Yunan halkının parasını çarçur etmekten öte gitmez. Ne akla, ne mantığa ne de matematiğe uyan bir durum değildir. Türkiye, NATO’nun değişmez müttefikidir” yanıtını verdi.

“Yunanistan’ın ABD’ye üsler konusunda açık çekler vermesi Türkiye’nin stratejik müttefik olma ağırlığını azaltır mı?” sorusu üzerine ise Akar, şunları söyledi: “Hiçbir etkisi olmaz. 69 yıldır Türkiye NATO’nun çok önemli bir müttefikidir. Türkiye NATO’da bütçesine en çok katkı veren ülkeler arasında ilk sekiz içerisindedir. Misyon ve harekât katılımında ise ilk beşinci sıradadır. NATO’nun yetenek havuzuna katkı olarak da ilk ikinci sıradadır. Böyle bir Türkiye’nin ağırlığının azalması söz konusu olabilir mi? Türkiye NATO’daki misyonu ve görevlerini sonuna kadar hakkıyla yerine getirecektir.”

Akar, Irak’ın kuzeyindeki Gara bölgesinde düzenlenen operasyonla ilgili de konuştu. “Orada özel kuvvetlerimiz kahramanca bir operasyon yapmıştır. Bu operasyon 16 şehit verdiğimiz mağaradan ibaret değildir” diyen Akar, şöyle devam etti: Tek tek birçok mağaralara girilmiştir. Şehitlerimizin olduğu mağaradaki alçak, vahşi, hain terörist, ateş açtıktan sonra hiçbir konuşma yapmadan, ‘Teslim ol’ çağrısına uymadan koşarak içeri gidip evlatlarımızı şehit etmiştir. Böylesine vahşi bir hareketi bütün dünya PKK’nın içyüzü olarak görmelidir.

Akar, PKK ile mücadelede gelinen son durumla ilgili olarak da şunları anlattı: 2016’da başlattığımız Fırat Kalkanı harekâtıyla birlikte Suriye’de, Irak’ta, nerede görülse teröristleri etkisiz hale getiriyoruz. Şimdi Gara’dan Kandil’e, oradan teröristlerin olduğu neresi varsa tamamına müdahale ediyoruz. Bu konuda hiçbir tereddüt yok. Gara’da 53 terörist vardı, tamamı etkisiz hale getirildi.

Çatışma yaşanan mağarada 6 terörist etkisiz hale getirildi, ikisi sağ ele geçirildi, geri kalanların tamamı diğer mağaralarda ve kaçtıkları yerde etkisiz hale getirildi. Şu anda bile kahramanlarımız teröristleri enselerinde. Kandil’dekiler dahil, iki gece üst üste aynı yerde uyumamaktadır.

Teröristlerin elebaşları başlarına gelecek olanı artık görüyorlar. Sonlarını görüyorlar. Onların içeride ve dışarıda destekçileri de bu gerçeği görmelidirler. Son terörist kalana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

ABD’den yeni S-400 açıklaması… Yine yalana sarıldılar

Pentagon sözcülerinden Yarbay Thomas Campbell, “S-400 sisteminin S-300’e göre NATO ve ABD’ye daha büyük tehdit oluşturduğunu” söyledi. Ayrıca Campbell, Türkiye’nin ABD’den Patriot satın alma şansı varken Rusya’dan S-400 aldığı yalanını ortaya attı.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Türkiye ile ABD arasındaki S-400 kriziyle ilgili yeni açıklamalarda bulundu. Pentagon Sözcüsü Yarbay Thomas Campbell, S-400 sisteminin S-300’e göre NATO ve ABD’ye daha büyük tehdit oluşturduğunu belirtirken, ABD’nin Patriot satışı için sunduğu tekliflerin her birinin Türkiye tarafından reddedildiğini söyledi.

ABD’nin S-400 konusundaki duruşunun değişmediğini yineleyen Campbell, S-400 sisteminin F-35 savaş uçaklarıyla uyumlu olmadığına dikkat çekerken, Türkiye’nin Rus savunma sistemi alımı nedeniyle F-35 programından çıkartıldığını hatırlattı.

Campbell, “Türkiye’yi bu sistemi elinde tutmamaya çağırıyoruz. Bu tür satışlar, Ruslar’a gelir, erişim ve nüfuz sağlıyor. Türkiye uzun süreli ve değerli bir NATO müttefiki ancak bu mesele Türkiye’nin ABD ve NATO müttefiki olarak yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır” ifadesini kullandı.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar Cuma günü yaptığı açıklamada, Türkiye’nin son 10 yılda Patriot alımı konusunda fırsatı olmasına rağmen S-400 almayı seçtiği yönündeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığını söyleyerek, “10 yıl boyunca ABD tarafına sunulan tekliflerimizde vurguladığımız, teknolojik işbirliği, erken teslimat ve uygun fiyat beklentilerimize yeterli ve uygun cevaplar alınamamıştır. Problemlerin çözümü için muhataplarımıza yazdığımız mektuba da henüz yanıt verilmemiştir” diye konuşmuştu.

Akar ayrıca,“Israrla şunları söyledik: S-400 savunma sistemi, tehdit ve tehlikeye karşı ihtiyaç duyulduğunda kullanılır. Türkiye’ye karşı bir taarruz niyeti yoksa kimseye zararı yok. NATO üyesi bazı ülkelerde Rus menşeili sistemler; S-300 nasıl kullanılıyorsa, biz de S-400’ü aynı şekilde kullanabiliriz” demişti.

Pentagon sözcüsü ise Akar’ın bu sözlerine cevaben, Türkiye’nin Patriot yerine Rusya’dan S-400 almayı seçtiğine yönelik daha önceki açıklamalarını yineleyerek, şunları kaydetti:

“ABD, 2009 ve 2019 yıllarında Türkiye’ye Patriot teklif etti ve 2013’te de Türkiye’nin uzun menzilli hava/füze savunma sistemi ihalesinde yarıştı. Her bir teklif, ortak üretim ve ortak geliştirme konusunda geniş yelpazede fırsatlar içeriyordu, Türkiye reddetti.”

Sözcü Campbell, S-300’ler konusunda da, “Bunlar hiçbir şekilde aynı durum değil. S-400, NATO ve ABD’ye karşı oluşturduğu risk bakımından eski sistemlerden daha büyük bir tehdit. Buna ilaveten, Türkiye’nin sistemi satın alması, tüm NATO müttefiklerinin 2016’da Varşova’daki NATO Zirvesi’nde Rus teçhizatına olan bağımlılıklarını azaltma yönünde verdikleri taahhütlere ters düşmektedir” ifadesini kullandı.

Radman: Türkiye’nin bu yaptığını asla unutamayız

Hırvatistan Dış ve Avrupa İşleri Bakanı Gordan Grlic Radman, Aralık 2020’deki depremin ardından Türkiye’nin Hırvatistan’a sağladığı yardımı ve gösterdiği dayanışmayı asla unutmayacaklarını söyledi.

Hırvatistan Dış ve Avrupa İşleri Bakanı Gordan Grlic Radman, Hırvatistan’a resmi ziyarette bulunan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Hırvatistan Başbakan Yardımcısı Tomo Medved ile Aralık 2020’de 6,3 büyüklüğündeki depremden zarar gören Petrinja şehrinde ortak basın toplantısı düzenledi.

Konuşmasına Türkçe “Hoş geldiniz dostum” diyerek başlayan Radman, mevkidaşı Çavuşoğlu ile ilk günden bu yana çok iyi ilişkilere sahip olduklarını ve doğrudan irtibatta olduklarını belirterek ziyareti için teşekkür etti.

Bakan Çavuşoğlu’nun Hırvatistan ziyaretinin çok hızlı organize edildiğini anlatan Radman, “Ziyaretin daha önce gerçekleşmesi gerekiyordu. Salgın nedeniyle ertelenen ziyaret, Hırvatistan halkının karşı karşıya kaldığı deprem felaketinin ardından çok doğru bir zamanda gerçekleşti.” dedi.

Radman, Türk mevkidaşının, depremin ardından Hırvatistan’ın yardım çağrısına hemen cevap verdiğini hatırlatarak Türkiye’nin depremzedeler için Hırvatistan’a 200 konteyner, 480 çadır, 272 ısıtıcı, 500 battaniye, 500 gıda paketi ve 810 hijyen paketi gönderdiğini aktardı.

Bakan Çavuşoğlu ile beraber Türkiye’nin gönderdiği konteynerlerden birinde yaşayan aileyi ziyaret edeceklerini söyleyen Radman, “Türkiye’nin Hırvatistan’a sağladığı yardımı ve dayanışmayı asla unutmayacağız.” diye konuştu.

Depremin ardından sahada yardımcı olacak ve tecrübelerini paylaşmak için Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından (AFAD) 10 uzmanın da Hırvatistan’a geldiğini belirten Radman, Türk şirketlerinin de maddi yardımlarda bulunduğunu söyledi.

Çavuşoğlu’nun ziyaretinin Hırvatistan devleti ve halkı için büyük önem taşıdığının altını çizen Radman, “Bu vesileyle gösterdiği dayanışma ve ulaştırdığı yardımlar için Türkiye’ye samimi teşekkürlerimizi iletme fırsatı da bulduk.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye Hırvatistan’ın yardım çağrısına ilk cevap veren ülkelerden biri oldu”

Başbakan Yardımcısı Tomo Medved ise Türkiye’nin depremin ardından Hırvatistan’ın yardım çağrısına ilk cevap veren ülkelerden biri olduğunu belirterek henüz depremin ertesi günü Türkiye’nin depremzedeler için 272 ısıtıcı ulaştırdığını anımsattı.

Türkiye’ye yardımları için içten teşekkür eden Medved, Ocak 2021 sonuna kadar Türkiye’den konteyner, çadır, battaniye, gıda ve hijyen paketleri de ulaştırıldığını söyledi.

Medved, “Depremin ardından ilk amacımız insanlara güvenli bir konaklama yeri sağlamaktı. Türkiye’nin bağışlarıyla çok kısa bir sürede en çok ihtiyaç duyulan bölgelere konteynerler gönderildi” dedi.

Türkiye’nin depremler konusunda derin tecrübelere sahip olduğuna işaret eden Medved, Petrinja ve civarındaki depremin ardından yapılan hasar tespit çalışmaları hakkında da Çavuşoğlu’na bilgi verdi.

Medved, depremde 34 bin 249 binanın hasar gördüğünü, 4 bin 93 binanın ise yaşanmayacak durumda olduğunun altını çizerek 7 bin 422 bina için de girilmemesi gerektiği tavsiyesinde bulunulduğunu anlattı.

Bu verilerin, Aralık 2020’deki büyük depremin ve sonrasındaki sarsıntıların ne kadar güçlü olduğunu gösterdiğini söyleyen Medved, “Türkiye’ye yardımlarından dolayı şükran ve saygılarımı sunuyor, dost ilişkilerimizin gelecekte de bugünkü seviyesini koruyacağına inanıyorum.” diye konuştu.

Putin’den ‘Barbar Türkler’ densizliği

Rusya’da video konferans yoluyla yapılan parti liderleri toplantısında Liberal Demokrat Partisi (LPDR) lideri Vladimir Jirinovskiy ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Türklere yönelik ‘barbar’ ifadesini kullanarak büyük bir densizliğe imza attı.

Kırım Haber Ajansı’nın aktardığı habere göre; Jirinovskiy, konuşmasında Türklere hakaret ederek, “Doğudan gelen barbarlar 1453’te Konstantinopol’u işgal ederek bizi yetim bıraktı” dedi.

Jirinovskiy’i düzelten Putin, “Önce Haçlılar batıdan gelerek Konstantinopol’u zayıflattı. Daha sonra ise doğudan gelen barbarlar onu işgal etti” diyerek küstahlığını ortaya koydu. Bu sözlerin internette yayılması sonrası Türk ve Müslümanlardan Putin’e büyük tepki yükseldi.

İstanbul şehri 1204 yılında Haçlı ordularınca işgal edilmiş, şehirde büyük bir yıkım meydana gelmişti. Şehir yaklaşık 2.5 asır sonra, Fatih Sultan Mehmet’in komuta ettiği Osmanlı ordularınca fethedilmişti.

IMF’den Türkiye açıklaması

IMF’in “G-20 Gözetim Notu”na göre, Ekim raporunda yüzde 5 olarak tahmin edilen Türkiye’nin 2021 yılı büyümesi, yüzde 6’ya yükseltildi

IMF, 2022 yılında Türkiye’nin yüzde 3,5 büyüyeceğini tahmin ediyor. Kurum Ekim raporunda 2022 yılı büyüme tahminini yüzde 4 olarak açıklamıştı.

ABD ve Yunanistan’dan Türkiye sınırında askeri hamle! Bu hazırlık ne için?

ABD, Yunanistan’da Türkiye sınırına 20 kilometre mesafedeki Dedeağaç’a askeri yığınağını artırıyor. Geçen sene bölgede bir deniz üssüne sahip olan ABD, şimdi de Dedeağaç’a yüzlerce askeri helikopter ve 1800 askeri araç konuşlandırıyor.

ABD’nin, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i kontrol etme stratejisi kapsamında Yunanistan’ı kendine bağlı bir askeri üsse dönüştürme planı hız kesmeden devam ediyor. ABD yönetimi geçtiğimiz aylarda ülkede bulunan 4 askeri üssü genişletme kararı almış ayrıca Türkiye sınırına 20 km uzaklıktaki Dedeağaç bölgesinde iki ülkenin savunma anlaşması kapsamında Amerikan güçlerine deniz üssü tahsis edilmişti. Yunan medyasında çıkan haberlere göre ABD ordusu tatbikat kılıfı altında, yüzlerce askeri helikopter ve içinde zırhlıların da olduğu 1800 askeri aracı Dedeağaç bölgesine yığmaya hazırlanıyor. Batı Trakya’da Yunanistan ile ABD arasında gerçekleştirilecek ortak tatbikat için bugün Dedeağaç’a gelecek olan ABD ordusuna ait Apachelerin de bulunduğu 145 helikopter ile yüzlerce askeri aracın, ‘Defender Europe 2021’ adlı tatbikatta kullanılacağı belirtildi.

Yüzlerce askeri araç sevkiyatı

Endurance adlı kargo gemisiyle Dedeağaç limanına gelecek olan Amerikan ordusuna ait askeri helikopterler, İskeçe Kayalar atış tatbikat alanında Yunanistan’a ait aynı tip helikopterlerle birlikte eğitim tatbikatı gerçekleştirileceği ifade edildi. ABD’ye ait Endurance adlı kargo gemisiyle Dedeağaç limanına gelecek olan askeri araçlara ilişkin paylaşılan detayda, “110 adet Black Hawks helikopterleri, 25 adet Apache tipi saldırı helikopteri, 10 adet Chinook ağır nakliye helikopteri ve ilk kez 1800’den fazla askeri araç bölgeye geliyor” ifadelerine yer verdi.

Yunan isyanının 200. yılı

Türkiye sınırına oldukça yakın Dedeağaç’ta düzenlenecek tatbikatların, Osmanlı Devleti’ne karşı Yunan isyanının 200. yıldönümüne rastlayan bir dönemde gerçekleşecek olması amaçları hakkında soru işaretlerine sebep oldu. ABD’nin Atina büyükelçisi geçen yıl yaptığı bir konuşmada, “Amacımız Yunan ordusunun kapasitesini artırmak.” ifadesini kullanmıştı.

Askeri varlığını artıracak

Yunan To Vima gazetesi de Washington yönetiminin ABD ile Yunanistan arasında yapılması planlanan yeni savunma anlaşmasında Yunanistan’daki onlarca askeri tesise ABD askerlerinin konuşlandırılmasının öngörülmesini ve anlaşmanın her sene değil 5 senede bir güncellenmesini istediği beliren bir haber yayınladı. ABD’nin böylece askeri varlığını artırmak istediği belirtildi.

Deniz üssü tahsis edildi

Geçen yıl, Dedeağaç’ta iki ülkenin anlaşması kapsamında ABD’ye deniz üssü tahsis edilmişti. Dedeağaç’a 101. ABD Hava İndirme Tümeni’ne ait Skorsky helikopterler ile askeri araçlar ve mühimmat indirilirken, üssün açılış törenine Yunanistan Savunma Bakanı Nikolaos Panagiotopoulos, ABD’nin Atina Büyükelçisi Goeffrey Pyatt ile Dedeağaç’ta konuşlu Yunan 12. Mekanize Piyade Tümeni’nin Komutanı katılmıştı.

Boğazlara alternatif rota

Yunan Kathimerini gazetesi de Washington’un Dedeağaç’a altyapı yatırımlarıyla İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı’na alternatif bir rota oluşturmayı planladığı ileri sürülmüştü. Yazıda, ABD’nin Dedeağaç limanını Karadeniz ve Kafkaslar ile bağlantı amacıyla kullanmayı planladığı, bu planların gerçekleşmesi halinde bölgede deniz taşımacılığı ve askeri nakliyatın doğasının değişeceği belirtilmişti.

Girit’e de konuşlanıyor

ABD yalnız Dedeağaç’a değil, Doğu Akdeniz’i kontrol etmek amacıyla Girit adasına da yoğun yığınak gerçekleştiriyor. Bu çerçevede “Yüzen askeri üs” diye nitelenen ABD donanmasının en büyük gemilerinden biri olan USS Hershel Woody Williams adlı savaş gemisi, kalıcı olarak Girit Adası’nın Suda Körfezi’ndeki ABD askeri üssüne demirledi. Geçen yıl Girit’i ziyaret eden eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, geminin adada kalıcı olduğunu açıklamıştı.

PKK, ABD’nin verdiği silahları Türkiye’ye sokmak istiyor!

ABD’nin DEAŞ ile mücadele bahanesiyle terör örgütü YPG/PKK’ya verdiği silahlar ve kampta eğitim verilen teröristler kanlı eylemler için Türkiye’ye gönderiliyor. Bölgede sıkı önlemler alan güvenlik güçleri PKK’lı teröristlerin geçişine izin vermiyor.

Suriye kuzeyinde DEAŞ ile sözde mücadele kapsamında ABD ile ortaklık yapan PKK, elde ettikleri silah ve teçhizatı kullanarak elemanlarını Türkiye’ye aktarmaya ve Türkiye’yi çatışma alanına çevirmeye çalıştığı bildirildi. HTŞ’nin yıllardır terör örgütü listesinde olduğunu anımsatan güvenlik kaynaklar, İdlib’de radikal grupların bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarına izin verilmediğini vurguladı.

HTŞ’ye karşı huzur korunuyor

TSK’nın zorlu harekat sahalarından İdlib’de ise mutabakatlar çerçevesinde ateşkes devam ediyor. Türkiye, muhataplarıyla gerekli tedbirleri alıyor, radikal grupların bölgeyi istikrarsızlığa sürüklemesine izin verilmeyeceğini her fırsatta vurguluyor. HTŞ’nin Türkiye tarafından yıllardır terör örgütü kabul edilmiş bir yapılanma olduğuna işaret eden güvenlik kaynakları, Türkiye’nin İdlib’deki terör örgütleri ve tüm radikal gruplara karşı mücadelesinin kararlılıkla devam ettiğini bildirdi.

DEAŞ’la mücadele eden tek ordu

10 yılı geride kalan Suriye iç savaşında Esed rejimi, DEAŞ, PYD/YPG ve istikrarsızlığı fırsat bilen güçlerin vekalet savaşları ülkeyi yerle bir etti. Bir milyon Suriyelinin öldüğü savaşta 12 milyon sivil de evini terk etti. Bu süreçte ise DEAŞ ile göğüs göğüse mücadele eden tek ordu, bölgede başta DEAŞ ve PKK/PYD olmak üzere tüm terörist ve radikal gruplara karşı güvenliği tesis eden Türk Silahlı Kuvvetleri oldu. Türkiye, savaştan kaçarak sığınan 9 milyon Suriyeliye güvenli yaşam sağlıyor. 4 milyonu Türkiye’de konuk edilirken, Suriye kuzeyinde ise 5 milyona yakın Suriyelinin ihtiyaçları karşılanıyor. Operasyonlar sonucunda yaklaşık 450 bini İdlib’de olmak üzere 1 milyondan fazla sivilin güvenli şekilde evlerine dönüşü sağlandı.

Türkiye ile yapılan anlaşmayı Meclis’te onayladılar! “Erdoğan’a teşekkür etmek istiyorum”

Dost ülke Arnavutluk ile Türkiye arasındaki sağlık anlaşması Arnavutluk Meclisi’nde onaylandı. İktidardaki Sosyalist Parti (PS) Milletvekili Florenc Spaho, “Türk hükümeti ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ülkemize yaptığı koşulsuz yardımlardan dolayı teşekkür etmek istiyorum” dedi.

Arnavutluk ve Türkiye hükümetleri arasında sağlık alanında bağış yapılmasına ilişkin anlaşma, Arnavutluk Meclisinde onaylandı.

Meclisteki tartışmaların ardından yapılan oylamada, Türkiye’nin mali desteği ile inşa edilmekte olan Fier Bölge Hastanesine ilişkin anlaşma 99 “evet“, 5 “hayır” ve 4 “çekimser” oy ile meclisten geçti.

Arnavutluk Sağlık ve Sosyal Koruma Bakanı Ogerta Manastirliu, meclis oturumundaki konuşmasında, Fier‘deki yeni hastanenin modern bir yapıya sahip olacağını ve ülkedeki yeni hastane inşası için kilometre taşı teşkil edeceğini söyledi.

Hastanenin ayrıca, doktorları “hastane özerkliği” modeliyle çalışmalarına göre değerlendireceğini aktaran Manastirliu, “Fier’deki hastane, kamu hastanesi hizmetinin bir parçası olarak modern bir yapı olacak. Entegre sağlık hizmetinin bir merkezi ile araştırma bilgisi ve yüksek teknoloji müdahalelerinin aktarım merkezi olacak.” dedi.

Hastanenin Arnavut ve Türk ortak ekip tarafından yönetileceğini söyleyen Manastirliu, burada 380 sağlık ve destekleyici hizmet personelinin istihdam edileceğini aktardı.

Manastirliu, Fier’de inşa edilen hastanenin Arnavutluk’taki hastanelerin idaresinde ve halka hizmet sunmada yeni bir dönemin ilk adımlarını oluşturacak yeni bir model olacağını sözlerine ekledi.

Erdoğan’a teşekkür

İktidardaki Sosyalist Parti (PS) Milletvekili Florenc Spaho da hastanenin tüm modern standartlar, koşullar ve ekipmanlarla inşa edildiğine dikkati çekti.

Bu önemli yatırımın zor zamanlarda kendilerini her zaman destekleyen Türk devletinden geldiğini hatırlatan Spaho, şunları söyledi:

Ülkelerimiz arasında yıllardan beri pekişen bir dostluk ve kardeşlik var. Bunun kanıtı, Türk hükümetinin sürekli ve aynı zamanda uluslararası düzeydeki desteğidir. Türkiye, bizim sadece en iyi, en sadık ve en stratejik müttefiklerimizden değildir, aynı zamanda halklarımız arasında da kültürel ve kardeşçe bir bağ vardır. Türk hükümeti ile Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan’a ülkemize yaptığı koşulsuz yardımlardan dolayı teşekkür etmek istiyorum.

Fier’deki hastaneyi sağlık alanında çok önemli bir yatırım olarak nitelendiren Spaho, hastanenin nitelikli hizmet sağlayacağını vurguladı.

Anlaşmanın onaylanmasına ilişkin yasa tasarısı, Cumhurbaşkanı İlir Meta’nın da imzalamasının ardından Resmi Gazete’de yayımlanması ile 15 gün içinde yürürlüğe girecek.

Anlaşma içeriği

Türkiye Sağlık Bakan Yardımcısı Halil Eldemir ile Arnavutluk’un Ankara Büyükelçisi Kastriot Robo arasında 2 Şubat 2021’de imzalanan anlaşmaya göre Türkiye Arnavutluk’a Fier’de inşa edilmekte olan 150 yataklı bir hastaneyi ve bu hastanede kullanılacak tıbbi ekipman, malzeme ve mobilyayı bağışlamayı taahhüt ediyor.

Anlaşmaya göre, bahsi geçen bağış Arnavutluk sağlık sistemini güçlendirmek ve sağlık altyapısını desteklemek amacıyla Türkiye tarafından verilecek. Bu bağlamda Türkiye, Fier Bölge Hastanesinin geçiş dönemi boyunca Arnavutluk’a sağlık personeli atayacak ve Sağlık Bakanlığı aracılığıyla danışmanlık sağlayacak.

Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın 6 Ocak’ta Türkiye’ye yaptığı ziyaret sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın sözünü verdiği hastanenin şantiyesi, Ocak 2021’de açıldı. İnşaat çalışmaları YDA Group tarafından yürütülüyor.

Türkiye’nin SİHA’larından tarihi rekor

Türkiye’nin ilk yerli ve milli SİHA’sı Bayraktar TB2, 300 bin saatlik uçuşunu tamamlayarak Türk havacılık tarihinde yeni bir rekora imza attı.

Türkiye’nin ilk yerli ve milli SİHA’sı Bayraktar TB2, 300 bin uçuş saatini başarıyla tamamlayarak Türk havacılık tarihinde yeni bir rekora imza attı. Milli SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı) Bayraktar TB2 önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Türk havacılık tarihinde ilklere imza atan Bayraktar TB2 SİHA Sistemi, 300 bin uçuş saatini başarıyla tamamladı. Böylece yerli ve milli imkânlarla tasarlanıp üretilen bu sınıftaki bir hava aracı 300 bin saat uçarak gökyüzünde en uzun süre görev yapan ilk milli hava aracı oldu.

160 SİHA görevde

Türkiye’nin milli SİHA sistemlerini üreten Baykar tarafından geliştirilen, teknik özellikleri ve katıldığı operasyonlar değerlendirildiğinde kendi sınıfında dünyanın en iyisi olan milli SİHA Bayraktar TB2, 2014 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) envanterine girdi. 2015’te silahlandırılan insansız hava aracı, TSK, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT tarafından operasyonel olarak kullanılıyor. Bayraktar TB2 SİHA, güvenlik güçleri tarafından 2014’ten beri yurt içi ve yurt dışında terörle mücadelede etkin olarak görev yapıyor. Halen Türkiye, Ukrayna, Katar ve Azerbaycan envanterinde bulunan 160 Bayraktar TB2 SİHA görev yapmaya devam ediyor.

Yerlilik oranı rekor düzeyde

2000’li yılların başından itibaren insansız hava araçları alanında en büyük katma değer olan yazılım ve donanım sistemlerini Türk mühendislerinden oluşan ekibiyle milli ve özgün olarak geliştiren Baykar, 13 farklı disiplindeki mühendislik gücüyle alanında dünyanın lider teknoloji firmalarından biri olarak gösteriliyor. Bayraktar TB2 SİHA üretiminde kullanılan piston motoru, çek valfi, su tutucu gibi rafta hazır tedarik edilen bileşenler %1’i bile geçmezken, benzer sarf malzemelerinin dünyadaki alternatiflerine göre çok daha gelişmişi yerli üreticilerden tedarik ediliyor. Tüm kritik aksamı, tasarım ve yazılımları Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB2 SİHA’lar dünyada rekor sayılacak düzeyde %93’lük bir yerli sanayi katılımıyla üretiliyor.

2020’de 360 milyon dolarlık ihracat

Dünya havacılık ve savunma sektörü tarafından ilgiyle takip edilen Bayraktar TB2 SİHA sisteminin başarısı, Cumhuriyet tarihinde ilk kez gelişmiş bir hava aracı ihracatı yapılmasına da kapı araladı. Böylelikle Türk savunma sanayinin en önemli adımlarından biri atıldı. Yapılan anlaşmalar kapsamında Bayraktar TB2 SİHA’lar, havacılıkta 100 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan ve dünyanın en büyük uçakları olan Antonov kargo uçaklarını üreten Ukrayna’ya, sonrasında ise Katar ve Azerbaycan’a ihraç edildi. Şirket yetkililerinden alınan bilgiye göre Baykar’ın gelirlerinin büyük kısmı yurtdışına yapılan ihracattan elde edildi. İlk milli İHA ihracatını 2012’de gerçekleştiren Baykar, 2020 yılında 360 milyon dolarlık S/İHA sistemi ihracatıyla savunma sanayii gibi stratejik bir alanda büyük bir başarıya imza attı. Milli SİHA’lara ilgi duyan birçok ülkeyle de görüşmeler devam ediyor.

Rekorların sahibi

Bayraktar TB2 SİHA, 16 Temmuz 2019 tarihinde Kuveyt’te katıldığı demo uçuşunda yüksek sıcaklık ve kum fırtınası gibi zorlu coğrafi ve iklim şartlarında tam 27 saat 3 dakika kesintisiz uçarak kendi rekorunu geliştirdi. Milli SİHA’lar Katar, Suriye, Ukrayna ve Karabağ’da karşılaştığı çöl sıcağı, dondurucu soğuk, kar ve fırtına gibi tüm olumsuz hava şartlarında görev yapmaya devam ediyor. Türk havacılık tarihinde taktik sınıfta 27 saat 3 dakika havada kalarak en uzun havada kalış süresi ve 27 bin 30 feet yükseklikle Türkiye irtifa rekorunu kıran milli SİHA, 300 bin saatlik uçuşla Türk havacılık tarihinde bu kadar uzun süre başarıyla Türkiye’ye hizmet eden ilk hava aracı ünvanını da kazandı.

Zeytin Dalı Harekatı’na damga vurdu

Milli SİHA Bayraktar TB2, TSK tarafından sınır içi ve ötesinde gerçekleştirilen Hendek, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarında oyun kurucu olarak rol aldı. Savunma uzmanları harekâtların beklenenden çok daha kısa sürede sona ermesini ve daha az kayıp yaşanmasında en önemli etkenlerden birinin milli SİHA’lar olduğunu belirtti. Bayraktar TB2 SİHA sistemleri özellikle Afrin’de düzenlenen Zeytin Dalı Harekâtı’nda bütün uçuşlarının yüzde 90’ından fazlasını yaparak, 5 bin 300 saat uçuşla adeta harekâta damgasını vurdu.

Mavi Vatan’ı gözlüyor

Terör örgütüne yönelik Pençe ve Kıran gibi birçok operasyonda görev yapan Bayraktar TB2 SİHA’lar, Kırmızı Liste’de aranan terör örgütünün sözde yöneticilerine yapılan operasyonlarda da önemli bir rol üstlendi. Milli SİHA’lar Mavi Vatan’ın korunmasında da görev alıyor. Bu kapsamda Doğu Akdeniz’de görev yapan Fatih ve Yavuz sondaj gemilerimize güvenlik için havadan refakat etti. Yine aynı kapsamdaki görevler için KKTC’de konuşlandırılmak üzere 16 Aralık 2019’da Dalaman Deniz Hava Üs Komutanlığından kalkarak Geçitkale Havaalanına inen Bayraktar TB2 SİHA tarihi bir uçuşa imza attı.

Depremde görev yaptı

Bayraktar TB2 SİHA’lar 24 Ocak 2020’de meydana gelen Elazığ Sivrice merkezli 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından 25 dakika gibi çok kısa bir sürede bölgeye intikal ederek ulaşımın zor sağlandığı noktalardan Ankara’ya ve deprem olan illerin komuta merkezlerine görüntülü bilgi aktardı. Bayraktar TB2 SİHA’lar arama ve kurtarma çalışmalarına gökyüzünden destek vermenin yanı sıra deprem sonrası oluşan yoğun araç trafiğinin kontrol edilmesi ve gelecek yardımların aksamadan devamı için görev yaptı.

Orman yangınları ve göçmenlerin kurtarılması

Bayraktar TB2 SİHA’lar güvenlik ve insani yardım görevleri ile birlikte orman yangınlarıyla mücadelede de görev aldı. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde görev alan milli SİHA, 7/24 uçarak yangın tehlikesine karşı 3,5 milyon hektarlık orman alanını gözetleyerek ormanlarımızın korunmasında da önemli bir rol üstlendi. Bayraktar TB2’ler, Ege ve Akdeniz’de devam eden düzensiz göç hareketlerini gökyüzünden takip ederek birçok düzensiz göçmenin hayatının kurtarılması ve insan hakları ihlallerinin belgelenmesine de önemli katkı sağladı.

Dünyada hayranlık uyandırdı

Barış Pınarı Harekâtı’nda da Türk Silahlı Kuvvetlerinin keşif gözetleme kabiliyetlerini büyük oranda artırarak başarıya ulaşılmasına katkı sağlayan Bayraktar TB2 SİHA’lar aynı zamanda harekât boyunca birçok hedefi başarıyla imha etti. Son olarak Bahar Kalkanı Harekâtı’nda ilk defa sürü halinde filo olarak uçuşlar yaparak birçok zırhlı araç, obüs, Çok Namlulu Roketatar (ÇNRA) ve hava savunma sistemini imha etti. Bayraktar TB2 SİHA dünyada ilk defa muharebe sahasında birincil unsur olarak SİHA’ların kullanıldığı Bahar Kalkanı Harekâtı’na katılan hava araçlarının yaptığı tüm sortilerin yüzde 80’ini gerçekleştirdi. Suriye’nin İdlib bölgesinde düzenlenen harekât kapsamında her türlü elektronik harbe rağmen başarıyla görev yapan Bayraktar TB2 SİHA’lar, 2 bin saatin üzerinde uçtu. Bayraktar TB2 SİHA’ların dünya muharebe tarihinde ilk kez filolar halinde uçarak harekâtta etkin görev yapması dünya basınında büyük yankı uyandırdı.

Karabağ’ın kurtlarılmasında önemli rol üstlendi

Bayraktar TB2 SİHA’lar kardeş ülke Azerbaycan’ın yaklaşık 30 yıldır devam eden Karabağ işgalini sonlandırmasında da önemli bir rol üstlendi. Azerbaycan, Ermenistan’ın işgali altındaki Dağlık Karabağ’a yönelik olarak 27 Eylül 2020 tarihinde bir askeri harekât başlattı. Harekâtın başlangıcından 44 gün sonra, 10 Kasım 2020 tarihinde Azerbaycan Ordusu, Ermenistan’ın işgalini sonlandırarak Dağlık Karabağ’ı kontrol altına aldı. Ermenistan’a yönelik harekât esnasında Azerbaycan Ordusu, Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB2 SİHA’ları tüm cephe hattında kullandı. Savunma analistleri tarafından teyit edilen çalışmalara göre Bayraktar TB2 SİHA’lar ile Ermenistan Ordusu’na ait birçok hava savunma sistemi, radar sistemi, tank, zırhlı araç, kamyon, cephanelik, mevzi ve birlik imha edildi. Azerbaycan’ın Ordusu’nun dünyayı şaşırtan bu başarısı dünya medyası ve savunma uzmanları tarafından Türk SİHA’larının harp tarihini değiştirerek oyun kurucu bir güce ulaştığı şeklinde yorumlandı.

Türkiye kendisi SİHA’sı ve mühimmatını üreten 6 ülkeden biri

Üç yedekli aviyonik sistemleri ve sensör füzyon mimarisiyle tamamen otonom taksi, kalkış, normal seyir ve iniş kabiliyetine sahip olan Bayraktar TB2 SİHA sistemi, TSK envanterine giren ilk milli taktik insansız hava aracı sistemi olarak 2014 yılından bu yana aktif olarak kullanılıyor. Kanatlarında Roketsan tarafından üretilen 4 adet MAM-L ve MAM-C füzelerini taşıyabilen Bayraktar TB2, yerleşik lazer hedef işaretleyicisi ile hassas hedefleme yapma kabiliyetine sahip bulunuyor. Bu özelliklerle Türkiye, dünyada kendi SİHA’sı ve mühimmatlarını üreten 6 ülkeden biri olarak öne çıkıyor. Milli SİHA, hedefe yakın alanlara verilebilecek hasarları önlemek amacıyla hızlı gör-ve-vur özelliğine sahip hepsi bir arada çözüm sunan bir sistem olarak dikkat çekiyor. Türk Silahlı Kuvvetleri için silahlandırılan sistem, keşif, sürekli havadan gözetleme, hedef tespiti ve imha imkânı sağlıyor.