Turkiye

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Turkiye

Türkiye’ye karşı o ülkeyle temasa geçtiler! BAE’den küstah tehdit

BAE Yunanistan ile temasa geçerek Türkiye’ye tehditler savurmaya başladı. BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, “Sonuçları felaket olur” diyerek Türkiye’ye aklınca gözdağı verdi.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed el Nahyan, dün Avrupa Birliği (AB) Dış İşleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Türkiye’nin Libya’daki rolünü küstah sözlerle hedef aldı.

BAE medyasının aktardığına göre Abdullah bin Zayed, “Türkiye’nin rolü, mevcut şekliyle Arap dünyası tarafından hoş karşılanmıyor. Eğer Türkiye aynı şekilde devam ederse sonuçlar felaket olur” ifadelerini kullandı. Bin Zayed’in, Mısır’ın çabalarından övgüyle bahsettiği de belirtildi.

Yunanistan ile görüşmeler başladı

BAE’nin Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Al Bowardi’nin de dün Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos ile bir video konferans görüşmesi gerçekleştirdi. BAE resmi haber ajansı WAM, ikili görüşmede ülkeler arasında savunma ve askeri işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik ne gibi adımların atılabileceği masaya yatırıldı. Haberde belirtilmese de görüşmede ortak hedefin Türkiye’ye karşı atılacak adımlar olduğu değerlendiriliyor.

Kaynak: Yeni Şafak

Türkiye’nin petrol ithalatı azaldı

Türkiye’nin toplam petrol ithalatı nisanda 2 milyon 937 bin 325 tona geriledi. Bu dönemde en fazla ham petrol ithalatı Irak, Rusya ve Norveç’ten yapıldı.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun nisan ayına ilişkin “Petrol Piyasası Sektör Raporu”na göre, Türkiye’nin toplam petrol ithalatı içinde en büyük kalemi oluşturan ham petrol alımı yüzde 1,1 düşüşle 2 milyon 352 bin 277 ton oldu.

Bu dönemde en fazla ham petrol ithalatı 1 milyon 464 bin 144 tonla Irak’tan yapılırken, bu ülkeyi 513 bin 254 tonla Rusya ve 273 bin 93 tonla Norveç izledi.

Söz konusu dönemde motorin ithalatı ise yüzde 52,8 azalarak 462 bin 735 tona düştü. İthalatın kalan bölümünü havacılık ve denizcilik yakıtları, fuel-oil türleri ve diğer ürünler oluşturdu.

Böylece, Türkiye’nin toplam petrol ithalatı nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18,1 azalışla 2 milyon 937 bin 325 ton olarak gerçekleşti.

Petrol ihracatı

Havacılık yakıtları ihracatı nisanda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 48,9 azalarak 197 bin 200 tona geriledi. Denizcilik yakıtları ihracatı ise yüzde 81,6 azalışla 50 bin 431 tona düştü.

Bu dönemde, motorin türleri ihracatı yüzde 112 artışla 360 bin 621 tona ulaşırken, benzin türleri ihracatı ise yüzde 45 azalışla 118 bin 519 ton oldu.

Böylece petrol piyasasında diğer ürünlerle birlikte toplam ihracat yaklaşık yüzde 27 azalarak 867 bin 14 tona geriledi.

Rafineri petrol ürünleri üretimi

Söz konusu dönemde motorin türleri üretimi, yüzde 25 artışla 1 milyon 268 bin 89 tona çıkarken, benzin türleri üretimi yüzde 33,2 azalarak 273 bin 908 tona geriledi. Havacılık yakıtları üretimi de yüzde 58 azalışla 157 bin 187 ton olarak kayıtlara geçti.

Diğer yakıt türleriyle birlikte, toplam rafineri petrol ürünleri üretimi nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,4 düşüşle 2 milyon 588 bin 584 tona geriledi.

Petrol ürünü satışları

Bu dönemde motorin türleri satışı yüzde 23,1 düşüşle 1 milyon 528 bin 46 tona geriledi, benzin türleri satışı da yüzde 39,4 azalarak 114 bin 140 ton oldu.

Böylece nisanda geçen yılın aynı ayına göre Türkiye’de diğer ürünlerle birlikte petrol ürünü satışları yüzde 26,7 azalarak 1 milyon 717 bin 104 ton seviyesinde gerçekleşti. 

ABD’li profesörden çarpıcı açıklama: Kimse Türkiye’ye karşı bunu göze alamaz

Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Libya’da çok güçlü mesajlar verdiğini belirten ABD’li profesör Ryan Gıngeras, büyük Avrupa ülkelerinin Türkiye karşısında bölünmüş durumda olduğunu söyledi. Gıngeras, “Kimse Türkiye ile askeri bir çatışma tehlikesini göze almak istemiyor” dedi.

ABD Deniz Kuvvetleri Enstitüsü (Deniz Yüksek Lisans Okulu) Ulusal Güvenlik İşleri Bölümü profesörü Ryan Gıngeras, Yunan medyasına konuştu.

“Türkiye çok güçlü bir mesaj gönderdi”

Doğu Akdeniz’de daha aktif bir Türk varlığını görmeye devam edeceklerini söyleyen ABD’li profesör, “Türkiye, Doğu Akdeniz’de ne yapmak istediğine dair çok güçlü bir mesaj gönderdi. Ancak şu ana kadar diğer komşu ülkelerden, AB’den veya ABD’den ciddi bir geri dönüş olmadı” dedi.

Türkiye ile çatışmayı göze alamıyorlar

Büyük Avrupa ülkelerinin Türkiye karşısında bölünmüş durumda olduğunu belirten ABD’li profesör, “Kimse Türkiye ile askeri bir çatışma tehlikesini göze almak istemiyor” dedi. Gıngeras, “İtalya, Türkiye’nin Libya’daki pozisyonu konusunda diğerleri kadar tepki vermedi. Almanya, özellikle çok daha dinamik olan Fransa’ya kıyasla bu konuda nispeten sessiz kaldı.” dedi.

star.com.tr

Türkiye’den Kuzey Irak’ta kritik “yeni askeri üs” hamlesi

Terör örgütü PKK ile mücadelede son yıllarda farklı bir strateji izleyen Türkiye, Irak’ın kuzeyinde sınır ötesi harekat düzenlemekle kalmıyor aynı zamanda teröristlerden temizlenen bölgelerde askeri varlığını devam ettiriyor.

Güvenlik kaynakları, bu çerçevede PKK’dan temizlenecek Haftanin-Sinat hattında 3 yeni askeri üs inşa edilebileceği bilgisini paylaştı.

Irak’ın kuzeyindeki PKK hedeflerine yönelik Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan harekatları başlatan Türk Silahlı Kuvvetleri, Haftanin bölgesinde 700 hedefi imha etti. Karadan da devam eden operasyonda komandolar hızlı ilerleme sağladı.

PKK ile mücadelede yeni dönem

PKK ile mücadelede son yıllarda farklı bir strateji izleyen Türkiye, Irak’ın kuzeyine sınır ötesi operasyonlar düzenlemekle kalmıyor aynı zamanda teröristlerden temizlenen bölgelerde askeri varlığını devam ettiriyor.

Teröristleri sınırlarının ötesinde karşılamaya ve yok etmeye yönelik operasyonların en sonuncusu Pençe-Kartal ve Pençe-Kaplan harekatları oldu.

İki operasyonla darbe vuruluyor

Pençe-Kartal Harekatı’nda Gara’dan Kandil’e kadar çok geniş bir coğrafyadaki PKK’ya ait 81 hedef imha edildi ve harekat başarıyla tamamlandı.

Bu operasyonun üzerinden saatler geçmemişken, Haftanin bölgesinde Pençe-Kaplan operasyonu başlatıldı. PKK’nın eğitim kampı olarak kullandığı bu bölge aynı zamanda, örgütün doğu ile batı arasındaki irtibatını sağlaması açısından stratejik olarak görülüyordu.

3 yeni üs kurulabilir

Yeni Şafak’a bilgi veren güvenlik kaynakları, Haftanin’den sonra operasyonun Sinat bölgesine yoğunlaşacağını ve terörden temizlenen bu hatta 3 yeni askeri üs daha kurulacağını ifade etti. Öte yandan, Haftanin’de PKK’lı teröristlerin ‘drone eğitim merkezi’ olarak kullandığı alanların F-16’lar tarafından imha edildiği de öğrenildi.

Operasyonda istihbarat faktörü

Türk Silahlı Kuvvetleri ile Milli İstihbarat Teşkilatı’nın bu operasyondaki başarılı koordinasyonu dikkat çekiyor. Özellikle MİT’in sahadaki kaynaklarından aktarılan bilgiler sayesinde, PKK’nın mühimmat depoları ve karargahları nokta atışıyla vuruluyor.

‘Fransız gemisine taciz’ iddiaları hakkında flaş gelişme! Türk askeri yetkili açıkladı

Üst düzey bir Türk askeri yetkili, “Türk donanmasının NATO misyonu yürüten bir Fransız gemisini taciz ettiği” iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, NATO görevindeki Fransız gemisine talebi üzerine Türk Donanması tarafından yakıt ikmali dahi yapıldığını söyledi.

Üst düzey bir Türk askeri yetkili, “Türk donanmasının NATO misyonu yürüten bir Fransız gemisini taciz ettiği” iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, NATO görevindeki Fransız gemisine talebi üzerine Türk Donanması tarafından yakıt ikmali dahi yapıldığını belirtti. Söz konusu Fransız askeri gemisinin NATO usullerini ve denizde emniyet kurallarını ihlal edecek şekilde süratle manevra yaptığına dikkati çeken Türk askeri yetkililer, konunun NATO askeri makamlarıyla da paylaşıldığını bildirdi.

Yabancı basında yer alan bir haberde Fransa Savunma Bakanlığı yetkilisine ait “Türk donanmasının NATO misyonu yürüten bir Fransız gemisini taciz ettiği” iddiası yer almıştı. Söz konusu iddialara ilişkin konuşan üst düzey bir Türk askeri yetkili, bu iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu açıkladı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ittifakın komuta ve kuvvet yapısına 70 yıldır önemli katkıda bulunduğuna dikkati çeken askeri yetkili, şunları söyledi:

“Türk Silahı Kuvvetleri, tehlikeli hareketin, tacizin, dostane faaliyetlerin, iş birliğinin, dayanışmanın ve koordinasyonun ayırdını yapacak tecrübeye sahiptir. Ayrıca müttefikler arasında sahada herhangi bir sorun yaşanması durumunda uygulanacak koordinasyon, iş birliği, karşılıklı çalışabilirlik prensip ve usullerine de hakimdir. Arazideki müttefik unsurları arasında bugüne kadar olduğu gibi, kolaylıkla ve NATO usulleri doğru şekilde uygulandığı takdirde halledilebilecek basit bir koordinasyon sorununun basında gündeme getirilmesi, ittifakın dayanışma, iş birliği ve koordinasyon ilkeleri ve müttefiklik ruhu ile bağdaşmamaktadır.”

“Söz konusu itham yersiz ve maksatlı”

Ortaya atılan iddiayı tamamen yalanlayacak bir gelişmeyi de dile getiren askeri yetkili, şu ifadeleri kullandı:

“Taciz edildiği iddia edilen Fransız harp gemisine iddia edilen olay öncesinde tarafımızdan yakıt ikmali yapıldığı da dikkate alınırsa, ithamın ne kadar yersiz ve maksatlı olduğu açıktır. Ayrıca anılan olay esnasında Fransız harp gemisinin seyir emniyetini tehlikeye atacak, NATO usullerini ve denizde emniyet kurallarını ihlal edecek şekilde yüksek süratli ve tehlikeli manevra yapmış olmasından söz edilmemesi de manidardır. Fransız gemisi bu yakın ve tehlikeli manevrayı yaparken ilave seyir güvenliği için Türk harp gemisi tarafından atış kontrol radarı üzerindeki kamera ile gözetlenmiş, ancak hiçbir surette radar ile izleme yapılmamıştır.”

“Fransız gemisi hiçbir muhabere irtibatı kurmadı”

“20 deniz mili sürat ile deniz emniyetini tehlikeye atacak şekilde bir müttefik harp gemisine yaklaşmak usullere ne kadar uyar” diyen askeri yetkili, şöyle devam etti:

“Ayrıca Fransız gemisinin NATO Deniz Muhafızı Harekatı için Orta Akdeniz’de bulunduğu sürece Türk gemileri ile sürekli muhabere irtibatı olmasına rağmen olay esnasında Fransız gemisi tarafından gemimizle hiçbir muhabere irtibatı kurulmamıştır.

Konu NATO askeri makamları ile de paylaşılmıştır. Müttefikimizden beklentimiz, varsa bu tür sorunların mevcut usuller ve esaslar çerçevesinde ittifakın dayanışma ruhu içerisinde, koordinasyon ve diyalog ile çözümlenmesidir. Türkiye, her zaman olduğu gibi bugün de ittifak içerisindeki görev yükümlülüklerini yerine getirmiş ve yerine getirmektedir. Gemide ve karargahtaki kayıtlar incelenmiştir.

NATO makamları ile de belgeler ve kayıtlar paylaşılmaktadır. Gerektiğinde elimizdeki tüm detaylı verileri de paylaşmaya hazırız. Kasıtlı bir davranışta bulundular, üzüntü verici.

Olayın bu şekilde dostluk ve müttefiklik ruhuna aykırı bir şekilde gelişmesi, bu aşamaya gelmesi bizi üzmüştür. Türkiye her zaman olduğu gibi bugün de ittifak içerisindeki görev yükümlülüklerini yerine getirmiş, getirmeye devam etmektedir.”

Türkiye, İran hariç tüm komşularına sınırlarını açtı

İçişleri Bakanlığı, koronavirüs sürecinde Türk vatandaşları ile yabancı ülke vatandaşlarının Türkiye’ye giriş-çıkışlarını düzenleyen ilgili genelgelerin, İran kara sınır kapılarından yolcu giriş-çıkışlarına yönelik hükümleri hariç, diğer hükümleri yürürlükten kaldırıldı. Buna göre İran-Türkiye arasındaki kara sınır kapısı hariç tüm kapılar açılmış oldu.

Bakanlık tarafından yayımlanan, ‘Türk ve yabancı ülke vatandaşlarının sınır kapılarımızdan giriş çıkışları’ konulu genelge 81 İl Valiliğine, Hudut Kapısı Mülki İdare Amirlikleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne gönderildi.

2 gün önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde, koronavirüs ile mücadelede kaydedilen olumlu gelişmeler doğrultusunda, kara, hava ve deniz sınır kapılarından yabancı ülke vatandaşlarının Türkiye’ye girişi ile vatandaşların Türkiye’den çıkışı konularının değerlendirildiği belirtildi.

“Tamamına sağlık kontrolü yapılacak”

Kovid-19 salgını ile mücadele sürecinde yayımlanan ve Türk vatandaşları ile yabancı ülke vatandaşlarının hava, kara ve deniz yoluyla Türkiye’ye giriş-çıkışlarını düzenleyen ilgi genelgelerin, İran kara sınır kapılarından yolcu giriş-çıkışlarına yönelik hükümleri hariç olmak üzere diğer hükümlerinin yürürlükten kaldırıldığı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

“Hava yolu ile yapılacak seyahat planlamalarına ilişkin süreç Sağlık, Dışişleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıklarının koordinesinde yönetilecektir. Ülkemize giriş yapan Türk vatandaşları ile yabancı ülke vatandaşlarının tamamına sağlık kontrolü yapılacaktır. Sağlık kontrolü sırasında semptom görülenler ile ihtiyaç duyulan hallerde de ücretsiz olarak PCR testi yapılacak ve bu sürece ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığınca belirlenecektir. Bu çerçevede ülkemize giriş-çıkışlar başta Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca belirlenmiş-belirlenecek tedbirlere uyulması kaydıyla yapılacaktır.”

Hafter’e darbe üstüne darbe! Türkiye’nin yeni silahı Libya’da görüldü

Libya ordusunun darbeci Hafter’e karşı hem otonom hem de manuel hareket etme kabiliyetine sahip olan Türkiye tarafından üretilen ‘kamikaze droneları’ kullandığını ortaya çıktı.

Türkiye ile Libya arasında imzalanan askeri ve güvenlik işbirliği anlaşmasının sahadaki yansımaları devam ediyor.

Libya ordusu öncelikle şehrin batı bölgelerini Hafter’den temizlerken, son iki haftada Trablus’un güneyi ve doğusunda ciddi mesafe katedildi.

Sirte’nin batı kapılarına dayanan Libya ordusunun yeni hedefi şehri tamamen Hafter’den temizlemek ve ardından Cufra Hava Üssü’nde kontrolü sağlamak.

Kamikaze droneları görüldü

Libya’daki çatışmalarda kullanılan silahlar ve etki alanları açık istihbarat kaynaklarınca da yakından takip ediliyor. Özellikle Trablus’un güneyinde Hafter unsurlarına karşı yoğun şekilde kullanılan kamikaze droneları dikkati çekti.

Yeni Şafak’a değerlendirmelerde bulunan Savunma Sanayi Analisti Kadir Doğan, açık istihbarat kaynaklarınca paylaşılan fotoğraflardaki parçaların Kargu’ya ait olabileceğini ifade etti.

Hafter unsurlarının SİHA düşürdük diye paylaştığı fotoğrafın aslında görevini icra etmiş bir kamikaze İHA olduğuna dikkat çeken Doğan şu ifadelere yer verdi:

“Katlanır pervane, katlanır ayak ve kollar, drone rengi, bataryanın raylı sistem yeri, batarya case yapısı ve boyut ölçüsünün verilerine göre, yayınlanan görüntü Kargu’ya ait. Kargu kamikaze İHA’nın gövde yapısı incelendiğinde özellikle patlayıcının ve kameranın yer aldığı ön gövdenin durumu önem arz ediyor.

Yönlendirilmiş harp başlığı ve kameranın görülmediği ve bu bölgelerin arka gövdeden yanarak patlayarak ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle Kamikaze İHA’nın hedefine dalışı sırasında ön cephesinde kalan patlayıcının infilak ettiği ancak arka kısmının yapısal bütünlüğünü koruduğu görülmüştür. Çeşitli sosyal medya hesaplarında patlayıcı başlık olarak nitelendirilen gümüş renkli, alüminyum folyo sarılı parçaların ise batarya blokları olduğu değerlendirilmiştir.”

Hem tekil hem de sürü halinde kullanılabiliyor

Savunma Teknolojileri Mühendislik (STM) tarafından üretilen Kargu’nun hem otonom hem de manuel hareket etme kabiliyetinin olduğunu belirten Doğan, “Hem tekil hem de sürü halinde kullanılabiliyor. Sürü halinde hareket ettiği zaman diğer Kargu araçları ile birlikte formasyon uçuşu yapabiliyor. Bu formasyonlar birçok Kargu’nun hep birlikte üçgen, kare, dikdörtgen ve çember gibi geometrik veya geometrik olmayan birçok farklı şekilde uçuş yapabiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Durdurulması çok zor bir hal alacak”

Kargu’nun hedefe dalış yapıp kendini patlamatma ve hedefleri yok etme kabiliyetine sahip olduğuna dikkat çeken Doğan, şöyle devam etti:

“Bu araçlar hedefe belli bir hız ile dalış yaparak, hedefe çarpmadan hemen önce kendini imha edebiliyor. Bu sayede hava aracı içerisinde bulunan patlayıcının çevreye verdiği zarar daha da artabiliyor. Aynı zamanda Kargu’yu GPS gibi konumlandırma uydularından bağımsız hareket edebilecek bir kabiliyete ulaşabilmesi için çalışıyor. Çalışmalar tamamlandığı takdirde, GPS ve benzeri uydulardan bağımsız olarak sürü halinde hareket eden kamikaze Kargu’ları durdurulması çok zor bir hal alacaktır.”

Alman profesörden Yunan DW’ye çarpıcı açıklama

Türkiye olmadan Libya’da bir ateşkesin olmayacağını belirten Giessen Üniversitesi Profesörü Andreas Dittmann, Türkiye’nin Libya’da muazzam bir güç kazandığını bildirdi.

Almanya Giessen Üniversitesi Profesörü Andreas Dittmann Libya’da yaşan gelişmeleri ve Türkiye’nin bölgedeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Türkiye destekli UMH, Hafter’i yenilgiye uğrattı”

Yunan DW’ye konuşan Dittmann, Türkiye’nin desteklediği ulusal mutabakat hükümeti güçlerinin darbeci Hafter’i yenilgiye uğrattığını belirtti. Mısır’ın ateşkes çağrısına değinen Dittmann, Sisi’nin tarafsız olmaması nedeniyle teklifin kabul edilemeyeceğini söyledi.

“Rusya’nın ‘Libya’ ilgisi tesadüf değil”

Moskova’nın Libya’ya karşı aktif tutumunun tesadüf olmadığını aktaran Dittmann, “Rusya askeri gerekçelerle bölgede nüfusunu yaymaya çalışıyor. Hafter’i destekleyen Putin, Batı’ya baskı yapıyor.” İfadelerini kullandı.

“Türkiye olmadan Libya’da ateşkes olmaz”

Türkiye olmadan Libya’da bir ateşkesin olmayacağını belirten Dittmann, “Türkiye bölgede rakip olarak gördüğü Mısır ve Birleşik Arap Emirliği’nin Libya’da nüfus kazanmasını engellemek istiyor.” dedi.

“Türkiye, Libya’da muazzam bir güç kazandı”

Türkiye’nin Hafter destekçi Mısır’ın arabuluculuğunu reddettiğini belirten Dittmann, “Türkiye Libya’da muazzam bir güç kazandı. Başbakan Serrac, Türkiye’nin desteği sayesinde Hafter’i Trablus’un eteklerinden çıkarmayı başardı.” dedi.

Kaynak: Star.com.tr

Mısır tarafının Türkiye itirafı gündem oldu: Erdoğan bunu yapacak

Mısır Temsilciler Meclisi üyesi Samir Gattas, Türkiye’nin Libya politikasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Erdoğan, buradan çıkmak için Libya’ya gelmedi. Yeni Osmanlı dediği bir projeye sahip. Girdiği hiçbir ülkeden ayrılmadı” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Forumu Başkanı Samir Gattas yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Libya ile yaptığı münhasır ekonomik bölge anlaşmasına ilişkin konuştu.

Serrac’ın Mısır girişimini kabul etmesinin uzak bir ihtimal olduğunu söyleyen Gattas, UMH’nin stratejik öneme sahip el-Cufta üssüne ulaşmak için Sirte şehrini ele geçirmeye çalışarak, sahada tepki verdiğini ifade etti.

“Erdoğan buradan çıkmak için ülkeye gelmedi”

Gattas, “Erdoğan, buradan çıkmak için Libya’ya gelmedi. Yeni Osmanlı dediği bir projeye sahip. Girdiği hiçbir ülkeden ayrılmadı. 1982 yılından bu yana Irak’ta bulunuyor. Duhok ve Erbil’de 19 üssü var. Somali’ye girdi, orada büyük bir üssü var ve ayrılmadı. Katar’da da Tarık bin Ziyad üssüne sahip, yeni bir üs inşa etmeye hazırlanıyor ve Yemen’de de şu an üsler kurmaya çalışıyor” dedi.

“Yunanistan, Mısır, Kıbrıs ve hatta İsrail’in Avrupa’ya gaz ihracatı yapma yolunu kesti”

Ortadoğu Forumu Başkanı ve Mısır Temsilciler Meclisi üyesi, “Erdoğan, sadece projesini genişletmek için değil, aynı zamanda ekonomik nedenlerle ülkeye girdi. Doğalgaz arıyor. Komşu ülkeler olan Yunanistan, Mısır, Kıbrıs ve hatta İsrail’in Avrupa’ya gaz ihracatı yapma yolunu kesti. Çünkü Akdeniz’de bir engelleme hattı inşa etti. Avrupa’ya geçmek isteyenler onu geçmek zorundadır. Aynı zamanda ABD’ye, Libya’daki Rus nüfuzu ile karşı karşıya olduğunu da söyledi” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’den Libya açıklaması: 7 alan belirledik

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının Libya’da petrol arama ve üretim çalışmaları için ruhsat başvurusunda bulunduğunu belirterek, “Libya ile yapılan mutabakat kapsamında 7 ruhsat alanı belirledik, yaklaşık 3 ay kadar askı ve ilan süreci devam edecek.

3-4 ay içerisinde sismik aramaları yapacağız, buradan alınan veriler değerlendirildikten sonra da lokasyon belirleyeceğiz.” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TP) Libya’da petrol arama ve üretim çalışmaları için ruhsat başvurusunda bulunduğunu belirterek, “Libya ile yapılan mutabakat kapsamında 7 ruhsat alanı belirledik, yaklaşık 3 ay kadar askı ve ilan süreci devam edecek. 3-4 ay içerisinde sismik aramaları yapacağız, buradan alınan veriler değerlendirildikten sonra da lokasyon belirleyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Dönmez, katıldığı bir televizyon programında, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de 6 sondajı tamamladığını ve “Yavuz” sondaj gemisinin Selçuklu-1 lokasyonunda yedinci sondaja devam ettiğini söyledi.

Doğu Akdeniz’de TP’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden aldığı ruhsat alanlarındaki çalışmaların yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti’nin TP’ye verdiği ruhsat alanlarında da sondaj yapıldığını vurgulayan Dönmez, sözlerine şöyle devam etti:

“Libya ile yapılan mutabakat kapsamında ise 7 ruhsat alanı belirledik. TP geçtiğimiz haftalarda Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’ne müracaat etmek suretiyle burada petrol arama ve üretim faaliyeti için izin istedi. Yasal bir prosedür var, yaklaşık 3 ay kadar askı ve ilan süreci devam edecek. Sonrasında başka başvuran olmazsa, TP bu alanda da petrol aramalarına başlamış olacak ve 3-4 ay içerisinde önce sismik aramaları yapacağız, buradan alınan veriler değerlendirildikten sonra da lokasyon belirleyeceğiz. Bu mutabakatla Doğu Akdeniz’in batı kısmında sınırı da netleştirmiş olduk.”

Dönmez, Libya’nın istikrar ve güvenliğe kavuşmasının öncelikli olduğunu belirterek, “Her iki ülkenin lideri de doğal gaz ve petrol aramalarında iş birliğinin daha da geliştirilmesi noktasında görüşlerini beyan etmişlerdi. Altyapı ve üstyapıda birçok işler de olacak. Bizim müteahhitlerimiz o bölgeye alışık. Şu anda da iki tane büyük elektrik üretim santralinin inşası bizim iki büyük özel firmamamıza ait. Onlar da bu süreç tamamlanır tamamlanmaz devreye alınma aşamasına geldi.” açıklamasında bulundu.

TP’nin yakın coğrafyada petrol arama ve üretimi yapan güçlü bir oyuncu haline geldiğini ifade eden Dönmez, salgın sürecinden önce Cezayir ile de planlanan bir çalışma olduğunu ve görüşmelerin devam ettiğini söyledi.

Dönmez, TP’nin derin denizlerdeki sondaj kabiliyeti kullanmak üzere ülkelerden talepler de geldiğini vurguladı.

Diğer yandan Türkiye’nin Afrika’da da maden başta olmak üzere çeşitli yatırımları olduğunu aktaran Dönmez, maden çalışmalarının keşif ve araştırma aşamasında olduğunu dile getirdi.

“Petrol depoları yüzde 90 doldu”

TP’ye ait “Fatih” sondaj gemisinin Karadeniz’deki sondajına temmuz ayının ortasında başlayacağını anımsatan Dönmez, Türkiye’nin karada da petrol aramalarını sürdürdüğünü, Diyarbakır ve Siirt’te hidrolik çatlatma yönteminin denendiğini ve ilk çalışmaların olumlu sonuçlandığını bildirdi.

Bakan Dönmez, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) döneminde petrol fiyatlarındaki düşüş sonrasında Türkiye’nin depolarını yüzde 90 seviyesinde doldurduğunu belirtti.

Petrol fiyatlarının bu yıl içerisinde çok fazla yükselmeyeceğini öngördüklerini ifade eden Dönmez, Kovid-19 krizinin üretici ve tüketici ülkelerin birbirine karşılıklı olarak çok ciddi bir şekilde bağımlı olduğunu gösterdiğini kaydetti.

“YEKA ihaleleri ekimde”

Dönmez, yenilenebilir enerji tarafında ise mini Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalelerine ilişkin ilanların bugünlerde hazırlandığını belirterek, “Niyetimiz ekim ayı içerisinde bu yarışmaları yapmak. Mini YEKA’lar 10 ila 50 megavat arasında değişen kapasitelerde olacak ve toplam 1000 megavat için yapılacak. Küçük ve orta ölçekli yatırımcılar kendi şehirlerinde güneş potansiyelini değerlendirmiş olacak.” ifadelerini kullandı.

Madencilik tarafında da normalleşmenin başladığını anımsatan Dönmez, daha önce sektörün bazı aktörlerinin işçi desteğinden faydalanamadığını fakat yer altında çalışan tüm işçiler için destek ödemelerinin bugün itibarıyla başladığını sözlerine ekledi.