Tarim

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Tarim

Bakan Pakdemirli, tarım sektörünün büyüme rakamını açıkladı! 10 çeyrektir…

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yılın ilk çeyreğinde tarım sektörünün yüzde 7,5 büyüdüğünü ve sektördeki büyümenin kesintisiz 10 çeyrektir devam ettiğini ifade etti.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin konum itibarıyla 1,9 trilyon dolarlık tarımsal ticaret hacmine sahip bir bölgede yer aldığını aktardı.

Türkiye’nin tarımsal alan bakımından dünyada 17. sırada yer aldığına işaret eden Pakdemirli, “Ama buna rağmen tarımsal hasıla bakımından son 10 yıldan beri Avrupa’da ve dünyada ilk sıralardayız. Bu bağlamda 2005-2019 döneminde tarımsal hasılada Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 7’nci sırada bulunmaktayız.” değerlendirmesinde bulundu.

Pakdemirli, tarım sektöründeki büyümenin periyodik olarak devam ettiğini belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Tarım sektörü 2021 yılı ilk çeyreğinde yüzde 7,5 büyüme kaydetti. Böylece üst üste 10 çeyrektir kesintisiz büyüdü. Tarım sektörü ekonominin lokomotifi. Büyüme hızımızdaki bu rakamların böyle sürmesi halinde tarım sektöründeki büyüme 2020’nin de üzerinde gerçekleşecek. Bu bağlamda Türk ekonomisi ise ciddi kazanımlar sağlayacak.”

Geçen yıl tarım sektörünün, son 3 yıldaki en yüksek büyüme rakamına ulaştığına dikkati çeken Pakdemirli, “Tarım sektörü 2003-2020 arasındaki 18 yılın 15’inde büyüdü. 2003-2020 döneminde Türkiye’de tarımın yıllık ortalama büyümesi yüzde 2,99 olarak gerçekleşti. 2018 yılında tarım yüzde 2,1, 2019 yılında yüzde 3,7, 2020 yılında ise yüzde 4,8 büyüdü. Türkiye’de tarımın diğer sektörlere göre daha fazla büyüyor olması önemli. Bu verileri hem çiftçimize hem de bizlere moral vermesi ve yapılan işin değerini göstermesi açısından son derece önemli buluyorum.” ifadelerini kullandı.

Bakan Pakdemirli, 2020 yılında 205 ülkeye, 1982 çeşit tarımsal ürün ihraç edildiğinin altını çizerek şunları kaydetti:

“Bu dönemde 20,7 milyar dolar ihracat, 15,2 milyar dolar ithalat yapıldı. Dış ticaret fazlası ise 5,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ülkemiz net ihracatçı ve dış ticaret fazlası veriyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin sağladığı hızlı karar alma mekanizması ise yakalanan başarıda önemli bir etkendir. TÜİK verilerine göre bitkisel ürünler ihracatı kapsamında ilk 4 ayda 7 milyar 624 milyon dolar, hayvansal ürünler ihracatı çerçevesinde ise 421 milyon 790 bin dolar ihracat gerçekleşti.”

Tarımsal üretimde Avrupa’da 1 numarayız

Dünya Bankası’nın ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hazırladığı raporlar, “Saman ithal ediyoruz” diyenlerin algı operasyonunu çürüttü. AK Parti iktidarlarının, Türkiye’yi, tarımsal ürünlerin yurtiçi hasılasına katkısında Avrupa’da 1’inci, dünyada 7’nci sıraya yükselttiğini söz konusu raporlar kayıt altına aldı.

Ülkemiz son 18 yılda, 19.9 milyar dolar buğday ithal ederken karşılığında ise 32.9 milyar dolar buğday ve buğday ürünü ihracatı gerçekleştirdi. Türkiye tarımsal ürünlerin ihracatından son üç yılında dış ticaret fazlası verdi.

Avrupa’da bir numarayız

Son 18 yılda Türkiye’ye çağ atlattıran AK Parti, ülkemizi tarımsal üretim ve kalkınma noktasında da dünya devleriyle boy ölçüşür hale geldi. Verimli ovaları, sulak alanları olmasına rağmen AK Parti öncesinde tarımsal üretimde kendisine bile yetemeyen Türkiye, bugün tüm dünyaya tarım ürünlerini işlenmiş olarak ihracat ediyor.

Dünya Bankası’nın ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hazırladığı raporlamalar Türkiye’nin başarısını rakamsal olarak tescilliyor. 2002 yılında, ülkemiz tarımsal üretimin gayri safi yurtiçi hasılaya katkısı bakımından İtalya, Fransa ve İspanya’nın ardından dördüncü sırada yer alıyordu.

AK Parti iktidarının tarımsal yatırımlara verdiği ağırlık sonucu liste tersine döndü. Günümüzde Türkiye, 48.5 milyar dolar ile 1. sıraya yükseldi.

32 milyar dolar ihracat

Türkiye coğrafi olarak tarımsal üretime elverişli bir ülke olmasına rağmen AK Parti öncesindeki ilgisizlik nedeniyle hiçbir skalada yer alamıyordu. 2005 yılına gelindiğinde ise Türkiye tarımsal üretimin ülke içi ekonomisine katkı oranında dünyada 7. sıraya yükseldi. Türkiye’nin buğday ithal etmesini de bağlamından kopartanları, raporlardaki veriler yalanladı. Türkiye son 18 yılda 19.9 milyar dolar buğday ithal ederken, karşılığında 32.9 milyar dolarlık mamül madde ihraç etti. Yani Türkiye tarımsal sanayide de büyük bir ivme mesafe almış oldu.

Dış ticaret fazlası

Türkiye 2002 yılından bu yana tarımsal ürünlerin ihracatından bütçe fazlası verirken, son üç seneyi de aynı başarıyla tamamladı. Ülkemiz, 2018 yılında 19.3 milyar dolar tarımsal ihracat yapan Türkiye, 4.9 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi. 

2019’da 19.7 milyar dolar ihracat yapan ülkemiz 5 milyar dolar fazla verdi. 2020 yılında ise 20.7 milyar dolar ihracat yapan Türkiye, 5.5 milyar dolar dış ticaret fazlasıyla dönemi kapattı.

Türkiye’de tarım bittiyse bu ne? “Dünyanın yüzde 90’ına gönderiyoruz”

Türkiye 8 yıldır un ihracatında dünya şampiyonu. Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu Başkanı Ulusoy, ihracatta kalıcı başarı için buğday üretiminin çiftçiye verilen desteklerle daha da artırılmasını istedi.

Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, Türkiye’nin un ihracatında ihracat şampiyonu olduğunu belirterek ‘Çiftçiye verilecek destekler başarımızı daha da artıracak’ dedi. İnsanlık tarihini değiştiren Şanlıurfa’daki Göbeklitepe, ilk buğdayın, ilk çiftçinin, ilk unun ve ilk ekmeğin ortaya çıkmasına sahne olmuştur. Ülkemiz, dünyada buğdayın ilk yetiştirildiği topraklardır ve tahıl üretimimizin yüzde 60’ını buğday oluşturmaktadır’ diyen Ulusoy üretimin daha artırılması gerektiğini söyledi.

164 ülkeye satış

Günhan Ulusoy ‘Toprağın hediyesi buğday, çiftçinin emeğiyle hayat bulurken, sanayicilerin de ihracatla Türkiye bayrağını dünyaya taşımasını sağlamaktadır. Bugün tam 164 ülkeye un ihracatı gerçekleştiren ve ülkenin kasasına 1 milyar doların üzerinde gelir girmesini sağlayan sektörümüz, bir başka deyişle dünyayı beslemektedir. Ne de olsa dünya nüfusunun yüzde 90’ı, Türk unu tüketmektedir’ dedi.

3 milyon ton ihracat

Ulusoy ‘Dünya un piyasasındaki güçlü konumumuzu lehimize kullanabilmemiz için buğday ekim alanlarının artırılması gerekir. Kendi buğdayımızdan daha fazla üretip toplam tüketimimizde yerli buğdayımızın payını maksimum düzeye çıkarmalıyız’ diye konuştu.

Rekolte mayıs yağışlarına bağlı

Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından hazırlanan rapora göre, İç Anadolu Bölgesi mayısın ilk haftasında yağış almazken, özellikle kıraç alanlarda hububat gelişimini ay sonuna kadar alınacak yağış miktarı belirleyecek. Rapora göre nisanda yağışlar geçen yıla göre yüzde 39 azaldı. Marmara dışındaki bölgelerde yeterli yağış alınamadı. Yağışlarda en fazla azalma Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu bölgelerinde gerçekleşti.

Ekin alanlarındaki daralma verilen destekle duracak

Günhan Ulusoy ‘Türkiye her yıl 19-21 milyon ton arasında buğday rekoltesi gerçekleştirmektedir. Buğdayın pandemi nedeniyle yeniden stratejik bir ürün olarak ön plana çıkması, buğdaya ilgiyi yeniden artırdı. Ülkemizde ise son 2 senedir, buğdaya enflasyonun neredeyse 2 katı oranında artış verilmesi, buğday ekim alanlarındaki daralmayı durduracaktır. Çiftçimizin buğdaydan elde ettiği geliri artırarak, ekim alanlarının genişlemesini sağlayacaktır. Buğday ülkemiz için un ve ekmeğin hammaddesi olduğundan stratejik öneme sahiptir’ dedi. Ulusoy, fiyat artışıyla stratejik ürün olan buğdayın üretiminde sürdürülebilirliğin sağlanabileceğini ifade etti. Ulusoy verilen fiyat artışıyla Türkiye’deki buğday fiyatlarının dünya fiyatlarının üstüne çıktığını da belirtti.

Azerbaycan’dan Türkiye kararı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ermenistan işgalinden kurtarılan Cebrayıl’da tohum ekti, Zengilan’da “Türkiye-Azerbaycan Kardeşlik Bahçesi’nde” fidan dikti.

Pakdemirli, Azerbaycan Tarım Bakanı İnam Kerimov ile Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Muhtar Babayev’le önce Fuzuli kentini ziyaret etti. Pakdemirli, işgal döneminde Ermenilerce tahrip edilerek harabeye dönüşen kentte incelemelerde bulundu.

Daha sonra Cebrayıl’ın Soltanlı köyüne giden Pakdemirli, mevkidaşı Kerimov’la buradaki tarım arazisine mibzerle korunga tohumu ekti.

Pakdemirli, Zengilan iline geçerek Ağalı köyündeki “Türkiye-Azerbaycan Kardeşlik Bahçesi”ne Kerimov ve Babayev’le meyve fidanı dikti.

5 bin hektarlık alana elma, armut, kiraz, kayısı ve başka meyve fidanları dikildi.

“Bölgenin ekonomik olarak kalkınması gerekiyor”

Bakan Pakdemirli, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, bölgede karşılaştığı durumun kendisini üzdüğünü söyledi.

Ermenilerin buradan bir gün gidecekmiş gibi davrandığını belirten Pakdemirli, burada 30 yıl hiçbir şey yapılmamasını bir bakıma avantaj olarak da gördüğünü kaydetti.

Pakdemirli, “Bölgede ciddi bir tarım ve hayvancılık potansiyeli var. Mevkidaşımla iki traktör yan yana korunga tohumu ekerek buradaki ilk tarım faaliyetini başlatmış olduk. İnşallah yerleşimin başlamasıyla birlikte çok ciddi şekilde tarım ve hayvancılık yapılabilecek” diye konuştu.

Bölgenin henüz askeri mühimmat ve tehlikeli unsurlardan arındırılmadığını vurgulayan Pakdemirli, şöyle devam etti:

“Askeri savaş bitti, şimdi bölgenin ekonomik olarak kalkınması gerekiyor. Biz dost ve kardeş Azerbaycan’ın yanındayız. Bu arazilerde tarım yapılması, hayvancılık, mera ve yaylalar konusunda da çalışmalarımız sürüyor. Azerbaycanlı kardeşlerimizle Karabağ’ın imar ve tarımsal gelişiminde birlikte çalışacağız”

“Türkiye ile iş birliği yapacağız”

Azerbaycan Tarım Bakanı Kerimov, Türkiye’nin tarım alanında en modern teknolojileri kullanan ve en iyi sonuçlar elde eden ülkelerden biri olduğunu söyledi.

Türkiye’nin her konuda Azerbaycan’ın yanında olduğunu vurgulayan Kerimov, “Diğer alanlarda olduğu gibi tarım alanında da iş birliğimiz doğal ve zorunludur. Biz işgalden kurtarılan bölgelerde tarım sektörünün modern teknolojilerle geliştirilmesini planlıyoruz. Bu alanda da Türkiye ile iş birliği yapacağız” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sokağa çıkma kısıtlaması 23 Nisan’dan itibaren 4 gün olacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “23-24-25-26 Nisan tarihleri arasında yine 31 ilimizde sokağa çıkma sınırlandırması yapmayı özellikle planlıyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tarabya’daki Huber Köşkü’nde video konferans yöntemiyle düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından açıklama yaptı.

Erdoğan, az önce Kabine’nin 28. toplantısını tamamladıklarını, bir süredir olduğu gibi bu toplantıda da ana gündem maddesinin koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında yaptıkları ve yapacakları çalışmalar olduğunu, ayrıca Suriye, Libya ve Ege’deki gelişmeler başta olmak üzere önemli güvenlik konularıyla ilgili değerlendirmelerde bulunduklarını söyledi.

“Rejim, böyle devam etmesi halinde bunun bedelini ödeyecektir”

Dünyanın ve Türkiye’nin dikkatini salgınla mücadeleye vermesini fırsata çevirmek isteyen Suriye rejiminin İdlib’teki saldırganlığını artırdığını gördüklerini belirten Erdoğan, “Türkiye, Rusya ile vardığı 5 Mart mutabakatına bağlılığını korumakla birlikte rejimin saldırganlığına da geçit vermeyecektir. Ateşkesi ve mutabakatın diğer şartlarını ihlal eden rejim, böyle devam etmesi halinde çok ağır kayıplarla bunun bedelini ödeyecektir. Aynı şekilde İdlib’teki ateşkes iklimini bozmak için provakatif eylemler düzenleyen karanlık örgütlere de müsamaha göstermeyeceğiz.” diye konuştu.

“Hafter’e karşı ülkenin meşru yönetimine destek vermeye davet ediyoruz”

Türkiye’nin gücünü, uluslararası hukuktan ve kendi çıkarlarını koruma iradesinden alan kararlı duruşuyla Akdeniz’deki tüm oyunları da bozmayı sürdüreceğini ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Libya ile imzaladığımız Akdeniz’deki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası’ndan kaynaklanan rahatsızlığın hala sürdüğü anlaşılıyor. Halbuki bu muhtıra Birleşmiş Milletler’e de bildirilmiş ve böylece süreç tamamlanmıştır. Sığınmacılara karşı insanlık dışı tavırlarını sürdüren ülkelerin, bu hukuksuz ve vicdansız eylemlerinden bir an önce vazgeçmelerini bekliyoruz. Meşru Libya hükümetinin sahada son dönemde elde ettiği kazanımlar ise bu ülkede darbeci Hafter’in gerçek yüzünün daha iyi görülmeye başlandığının işaretidir. Buradan uluslararası kamuoyunu bir kez daha darbeci Hafter’e karşı ülkenin meşru yönetimine destek vermeye davet ediyoruz.”

“Son iki haftada toplam 38 teröristi etkisiz hale getirdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer yandan bölücü örgütün Türkiye’nin salgın hastalıkla mücadele döneminde dahi eylem teşebbüslerine ara vermemesinin, terörizmin çirkin yüzünü bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayarak, “Sınırlarımız içinde ve dışında terör örgütüne nefes aldırmamakta, her fırsatta başını ezmekte kararlıyız. Bu doğrultuda yürüttüğümüz operasyonlarla son iki haftada toplam 38 teröristi etkisiz hale getirdik. Türkiye’nin iç ve dış güvenliği ile ilgili çalışmalarımızı, kesintisiz ve tavizsiz bir şekilde sürdürüyoruz.” dedi.

Türkiye’nin koronavirüs salgınıyla mücadelesini 4 ana başlık etrafında geçirdiğini anlatan Erdoğan, bunlardan birincisinin insanlar arasındaki fiziki mesafeyi sağlamak olduğunu söyledi.

“İstisnai birtakım görüntüler dışında bu konuda da sıkıntımız bulunmuyor”

Okulların ve 212 bin işletmenin tatil edilmesinden, şehirler arası ulaşımın sınırlandırılmasına ve sokağa çıkma yasaklarına kadar bütün bu tedbirlerin, bu amaca yönelik olduğunu aktaran Erdoğan, “İkincisi sağlık sisteminin kesintisiz işlemesini temindir. Bu hususta da hasta yatağı, yoğun bakım yatağı, solunum cihazı gibi kritik konular başta olmak üzere her alanda çok iyi seviyedeyiz. Üçüncüsü gıda ve temizlik gibi temel hizmet alanlarında üretim, tedarik ve perakende zincirinin aksamamasıdır. İstisnai birtakım görüntüler dışında bu konuda da sıkıntımız bulunmuyor. Ülkemizin hiçbir yerinde herhangi bir ürünün eksikliği, yokluğu, yetersizliği söz konusu değildir. Dördüncüsü de kamu düzeninin bozulmamasıdır. Polisimiz, bekçimiz, jandarmamız tüm unsurlarıyla kamu düzeninin sağlanması yanında Vefa Sosyal Destek Gruplarına katkı vermek suretiyle fedakarca görevlerini yürütüyor.” diye konuştu.

“Test-vaka oranımız azalıyor, iyileşen hasta sayımız katlanarak artıyor”

Erdoğan, bugüne kadar 3 milyonu aşkın vatandaşa Vefa Sosyal Destek Grupları vasıtasıyla hizmet verildiğini, yaklaşık 1 milyon 65 yaş üstü vatandaşa da kolonya ve maske dağıtıldığını kaydetti.

Salgının başladığı günden bu yana Türkiye’de kayda değer bir kamu düzeni sorunu yaşanmadığını dile getiren Erdoğan, salgının yayılmasını engellemek için halen 239 mahalle, köy veya belde düzeyinde yerleşim yerinin de karantina altında tutulduğunu bildirdi.

Erdoğan, koronavirüs salgınının önüne geçmek için alınan tedbirlerin meyvelerinin toplanmaya başladığını belirterek, “Test sayımızı günde 40 bin düzeyine çıkardık. Test-vaka oranımız azalıyor. İyileşen hasta sayımız katlanarak artıyor. Buna karşılık yoğun bakımda ve solunum cihazına bağlı olan hastalarımız ile vefat eden hasta sayımız aynı düzeyde devam ediyor. İnşallah yakında onların da azalışına şahit olacağız. Bu hususlarla ilgili gelişmeler Sağlık Bakanlığımız tarafından her akşam kamuoyuyla paylaşılıyor.” diye konuştu.

Hastanelerde olağanüstü yoğunluk yaşanmadığını, sağlık personelinin canla başla görevlerini yürüttüğünü ifade eden Erdoğan, tüm sağlık personeline şükranlarını sundu.

“Bugün itibarıyla 100 tane solunum cihazını teslim aldık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ücretsiz maske dağıtımının PTT ve eczaneler üzerinden sürdüğünü hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Maskeden tuluma, ilaçtan solunum cihazına kadar hiçbir konuda eksiğimiz veya riskimiz bulunmuyor. Yoğun bakım solunum cihazlarının üretimi konusundaki çalışmalarımız başarıyla neticelendi. Kolları sıvadığımız tarihten 14 gün sonra bu cihazların üretimine başladık. Mayıs ayı sonuna kadar 5 bin cihazı üretmiş olacağız. Yoğun bakım solunum cihazlarının teknoloji girişimini Biosis’e, mühendisleriyle, teknisyenleriyle tüm çalışanlarıyla bu sürece katkı veren Baykar Makina ve Aselsan’a, seri üretimi yapan Arçelik’e şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Bu başarı, her fırsatta altını çizdiğimiz milli teknoloji hamlesinin somut bir örneğidir.

Bugün itibarıyla 100 tane solunum cihazını teslim aldık. Savunma sanayinde gerçekleştirdiğimiz büyük atılımı, tıbbi cihaz ve ilaç başta olmak üzere kritik tüm alanlarda sürdüreceğiz.  Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumumuz da geliştirdiği mekanik solunum cihazıyla bu yarıştaki yerini almıştır. Milli Eğitim Bakanlığımız da prototip seviyesinde bir cihaz geliştirmeyi başardı. Bu gayretleri de takdirle karşılıyoruz. Elimizde epeyce stoku bulunan ve hastalığa erken müdahalede kullanılan kritik ilaçların üretimine yerli firmalarımız da başladı. Bu konudaki araştırma, geliştirme, ruhsatlandırma ve üretim süreçlerini yakından takip ediyoruz. Ülkemizin bu kritik döneminde yapılan her yerli ve milli katkıyı, klasik bürokratik anlayışın keyfine bırakılamayacak kadar önemli görüyoruz.”

“Filtreler konusunda da dışa bağımlılıktan kurtuluyoruz”

Koruyucu sağlık donanımlarının yerli üretimi konusunda da önemli mesafeler alındığını belirten Erdoğan, “Özellikle sağlık personeli açısından hayati olan N95 ve N99 maskelerinin nanofiber esaslı filtrelerini geliştirme süreci bitti, testlerine başlandı, en kısa sürede üretime geçiyoruz. Böylece artık bu filtreler konusunda da dışa bağımlılıktan kurtuluyoruz.” dedi.

Erdoğan, Türkiye Bilimler Akademisinin de hazırladığı kapsamlı Kovid-19 raporuyla önemli bir referans kaynağı oluşturduğuna değinirken, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun edilen başarıları bilimsel makaleye dönüştürüp yayımlayarak, tüm dünyanın hizmetine sunmaya hazırlandığını kaydetti.

“Türkiye sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdürdü”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hastane, yatak ve yoğun bakım yatağı konusundaki mevcut kapasitenin güçlendirildiğinin altını çizerek, şunları söyledi:

“Son gelişmeler üzerine ilk etabının açılışını öne alarak bugün gerçekleştirdiğimiz İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi, salgın hastalıkla mücadele için kullanılacaktır. Toplam yatak kapasitesi 2 bin 682 olan hastanemizin bugün ilk etabının açılışını yaptık. 885’i klinik yatağı, 150’si yoğun bakım yatağı olmak üzere 1035 yatakla hizmet verecek. Hastanemizin kalan kısmını da önümüzdeki ay hizmete açmayı planlıyoruz.

Ayrıca Yeşilköy ve Sancaktepe’deki her biri 1005’er yataklı iki kalıcı hastanemizin inşaatı şu anda hızla sürüyor. İnşallah bunları da söz verdiğimiz gibi 45 günde tamamlayıp hizmete alacağız. Sağlık alanında yaptığımız bu yatırımların önemini ve büyüklüğünü bu salgın vesilesiyle hep birlikte bir kez daha gördük. Gelişmiş ülkelerin dahi çaresiz kaldığı bir dönemde Türkiye en küçük bir sıkıntıya, krize, kaosa meydan vermeden hamdolsun sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdürmüştür.”

23 Nisan zaten tatil, 24-25 ve 26 Nisan 00.00’a kadar bu devam edecek”

Hasta ve ölüm vakalarının çok olduğu ülkelerin en büyük sorununun, sağlık sisteminin yoğunluğu kaldıramadığı için çökmesi olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Türkiye vaktinde aldığı tedbirler sayesinde bu tehlikenin önüne geçerek, tüm dünyada salgınla mücadelede en rahat sağlık hizmeti veren ülke durumuna gelmiştir. Milletimizin çok büyük bir bölümünün açıklanan tedbirlere uyması sayesinde salgının felaket düzeyine ulaşmasının önüne geçtik.

Bu çerçevede şehirler arası ulaşım kısıtlamasının salgının yayılmasını engellemede önemli katkısını gördük. Büyükşehirlerimiz ile Zonguldak ilimizde uyguladığımız hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması da salgının kontrolünde büyük fayda sağladı. Bunun için hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması uygulamasını tarım, sağlık ve gıda hizmetleri ile temel üretim faaliyetlerini aksatmayacak şekilde bir süre daha devam ettireceğiz.

Ayrıca 23-24-25-26 Nisan tarihleri arasında ise günlük hayata etkisini en az düzeyde tutacak şekilde yine 31 ilimizde sokağa çıkma sınırlandırması yapmayı özellikle planlıyoruz. 22 Nisan akşamı 00.00’dan itibaren, 23 Nisan zaten tatil, 24-25 ve 26 Nisan 00.00’a kadar bu devam edecek. 26 Nisan pazar 24.00 itibarıyla sokağa çıkma kısıtlaması sona erecek. Bununla ilgili ayrıntılar İçişleri Bakanlığımız tarafından kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Sokağa çıkma sınırlandırması günlerinde kesintisiz hizmet veren fırıncı, sucu, gazete bayileri, medya mensubu başta olmak üzere tüm çalışanlara ve kamu görevlilerine teşekkür ediyorum. Amacımız önlemleri en titiz şekilde uygulayarak, salgının seyrini ülkemizin Ramazan Bayramı sonrası normale dönüşüne imkan sağlayacak seviyeye indirmiş olmaktır. Bazı adımları bayram öncesi de atmaya başlayabiliriz. Tüm sektörlerin buna göre hazırlıklarını yapmalarında fayda görüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının üstesinden 83 milyon birlikte hareket ederek gelinebileceğini vurgularken, “Birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sarıldığımız ölçüde geleceğimize güvenle bakabiliriz. Türkiye’den başka ülkemiz, bu topraklardan başka vatanımız, bu milletten başka sinesine sığındığımız, sığınacağız ve hizmet edeceğimiz halk yoktur. İstikbalimize ve istiklalimize, terör örgütlerinin saldırılarına, darbe girişimlerine, vesayetin tuzaklarına, bütün bunlara karşı nasıl hep birlikte sarıldıysak, bugün de salgın hastalığa karşı aynı azimle sahip çıkacağız.” ifadelerini kullandı.

“Çeşitli ülkelerdeki 25 bin vatandaşımızı şu anda yine Türkiye’ye getiriyoruz”

Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dünyanın neresinde olursa olsun her vatandaşının yanında olduğunu vurguladı.

Bu anlayışla salgın hastalık başladığında çeşitli sebeplerle yurt dışında olan vatandaşların, kurulan hava köprüleriyle Türkiye’ye getirildiğini anımsatan Erdoğan, “Ülkemize getirdiğimiz her vatandaşımızı sağlık taramasından geçirip, bu amaçla tahsis ettiğimiz yükseköğrenim yurtlarında 14 gün süreyle karantinada tuttuk. Cumhurbaşkanlığımızın koordinasyonunda Sağlık, İçişleri, Dışişleri, Gençlik ve Spor Bakanlıklarımızla THY’nin iş birliğiyle 39 bin vatandaşımızı ana vatanlarına kavuşturmuştuk. Hala 12 bini aşkın vatandaşımızın yurtlarımızdaki karantina süreci devam ediyor. Çeşitli ülkelerdeki 25 bin vatandaşımızı şu anda yine Türkiye’ye getiriyoruz. Amacımız ramazan ayı gelene kadar bu operasyonu tamamlamaktır. Yurtlarımızın bir kısmını evlerine gidemeyen sağlık personeli için bir kısmını da sosyal izolasyon ve gözlem merkezi olarak kullanılmak üzere Sağlık Bakanlığına tahsis ettik.” değerlendirmelerinde bulundu.

“8. ve 12. sınıf öğrencilerimiz için de canlı ders uygulaması başlattık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, örgün ve yaygın eğitim kurumlarındaki faaliyetlere 16 Mart itibarıyla ara verildiğini belirterek, hemen ardından da Milli Eğitim-TRT iş birliğiyle 3 televizyon kanalı kurularak uzaktan eğitime geçildiğini hatırlattı.

Öğrencilerin uzaktan eğitimi için kurulan platformu benimsediklerini ve günlük olarak takibini yaptıklarının tespit edildiği bilgisini veren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ortaöğretim ve yükseköğretim sınavlarına hazırlanan 8. ve 12. sınıf öğrencilerimiz için de canlı ders uygulaması başlattık. Velilerimiz de uzaktan eğitim sürecine dahil edilerek gerekli bilgilendirme ve yönlendirme çalışmaları yapılmıştır. Liselere ve yükseköğrenime geçiş sınavının kapsamı öğrencilerimizi mağdur etmeyecek şekilde yeniden belirlenmiştir. Diğer sınavlarla ilgili düzenlemeler de süratle hayata geçirilmiştir.”

İnfaz düzenlemesi

Erdoğan, salgınla mücadeleye de katkıda bulunacak bir başka önemli çalışmanın da Meclis tarafından kabul edilen ve onayının ardından yürürlüğe giren infaz düzenlemesi olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bu kanunla şu ana kadar bir kısmı izinli bir kısmı tahliye olmak üzere 90 bine yakın mahkum cezaevlerinden çıkmıştır. Veya devam eden işlemlerinin sonuçlanmasıyla çıkacaktır. Böylece hem cezaevlerimizi kapasite itibarıyla rahatlatmış hem de aşırı yoğunluk sebebiyle oluşabilecek salgın tehdidinin önüne geçmiş olduk. Adliyelerde aldığımız önlemlerle insan yoğunluğunu yüzde 95 oranı da azaltarak hukukçularımızı ve vatandaşlarımızı salgından koruduk.”

Gençlere çağrı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında gençlere çağrıda bulunarak, şu ifadeleri kullandı:

“Evde Kal Türkiye’ sloganıyla gönüllü karantina uyguladığımız şu günlerde özellikle gençlerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum. Dünyada yıldızı her geçen gün daha da parlayan yazılım sektörü sizleri bekliyor. Bunun için 3 yılda 1 milyon yazılımcı yetiştirmeyi hedefleyen bir program başlatıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın hazırladığı proje kapsamında eğitimler, özellikle de BTK Akademi Eğitim Portalı üzerinden gerçekleştirilecektir. Hala 13 başlıkta 47 bin dakikayı bulan 31 ayrı eğitim bu sitede hizmet veriyor. Yıl sonuna kadar eğitim sayısı 100’e çıkacaktır. Gençlerimizin tek yapması gereken sisteme girip öz geçmişlerini kaydettirmektir. Tamamlanan eğitimler ve başarı dereceleri sistemdeki öz geçmişlere otomatik olarak işlenecektir. Programı tamamlayanlar güvenliğinden veri analistliğine, siber güvenlikten yazılım geliştirmeye kadar 15 farklı alanda uzman olarak istihdam edilebilme imkanı kazanacaktır. Böylece gençlerimiz korona günlerini geleceklerine ışık tutacak bir fırsata çevirebilecektir. Bu programın ülkemizin yazılımcı ihtiyacının giderilmesine katkı sağlayacağına inanıyorum.”

Tarım arazilerinin kiralanması

Tarım üretimini desteklemek amacıyla hazineye ait tarım arazilerini kiralayan çiftçilerin nisan, mayıs ve haziran ayı kira ödemelerinin 6 ay süreyle ertelendiği bilgisini veren Erdoğan, “Erzincan, Erzurum, Kars, Kayseri, Sivas, Bingöl, Muş başta olmak üzere çeşitli illerimizdeki 14 milyon metrekare Hazine arazisini de ilave olarak çiftçilerimizin kullanımına sunuyoruz.” dedi.

Bünyelerinde tıp fakültesi bulunan 43 üniversiteye dikkati çeken Erdoğan, “Bu zorlu süreçte gösterdikleri çabalara yakinen şahit olduğumuz üniversite hastanelerimize hizmet kalitelerini yükseltebilmeleri için çeşitli unvanlarda 8 bin 635 sözleşmeli personel ve 5 bin 865 sürekli işçi kadrosu ihdas ediyoruz.” diye konuştu.

Erdoğan, salgınla mücadele ederken hiçbir vatandaşın mağdur olmaması, özellikle istihdamın korunması için gayret gösterdiklerini dile getirerek, sanayicilerden esnafa kadar tüm kesimlerin vergi, sigorta, kredi taksiti gibi ödemelerinin ertelenmesinin sağladığını anlattı.

İlave destek paketleriyle işletmelerin ayakta kalmasını temin ettiklerine vurgu yapan Erdoğan, destekler hakkında şu bilgileri verdi:

“Sosyal koruma kalkanı adı altında hayata geçirdiğimiz programlarla salgının vatandaşlarımızın günlük hayatında yol açtığı sıkıntıları en aza indirmeye çalışıyoruz. Çalışma hayatımız için büyük önem taşıyan kısa çalışma ödeneğinin şartlarını kolaylaştırdık. Tüm sektörleri buna dahil ettik. Bugüne kadar 269 bin firmamız, 3 milyonu aşkın çalışanı için kısa çalışma ödeneğine başvurdu. Ücretsiz izne ayrılanlar için de ayrı bir destek programını hayata geçirdik. 9 Nisan itibarıyla sosyal yardımlarda acil durum kararı alarak muhtaçlık kriterleri yanında bu dönemde özel ihtiyaçları da kapsama aldık. Bu çerçevede ilk etapta herhangi bir geliri olmayan vatandaşlarımıza yönelik olarak önce 2 milyon 100 haneye nakit desteği verdik. İkinci etapta 2 milyon 300 bin haneye 1000’er lira nakit desteği vermeye başlıyoruz. Üçüncü etabı da yakında bu dönemde özel ihtiyacı olan hanelere yönelik olarak devreye alıyoruz. Buna ilişkin başvuruları almaya başlıyoruz. Her başvuruyu titizlikle değerlendireceğiz. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımıza ramazan ayında ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere 500 milyon lirayı aşkın ilave kaynak sağladık. Ayrıca 81 vilayetimizin tamamında 2 milyon 234 bin ilköğretim ve ortaöğretim öğrencimize kızlar için 75 lira, erkekler için 50 lira olmak üzere şartlı eğitim yardımı yapıyoruz. Öksüz ve yetim 41 bin öğrencimize ise bu yardımı aylık 150 lira olarak veriyoruz.”

“Gelin bu rakamı 2 milyar liranın üzerine çıkararak tarihi bir dayanışma örneği gösterelim”

Erdoğan, başlattıkları “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” kampanyasında toplanan tutarın 1 milyar 800 milyon liraya yaklaştığını söyledi.

Hayırseverleri bir kez daha sürmekte olan bu kampanyaya katılmaya davet ettiğini vurgulayan Erdoğan, “Gelin bu rakamı 2 milyar liranın üzerine çıkararak tarihi bir dayanışma örneği gösterelim. Bu vesileyle huzurevlerinde, çocuk evlerinde, engelli merkezlerinde ülke genelindeki bini aşkın vakıf şubesinde, İŞKUR’da, SGK’da mesai mefhumu gözetmeksizin vazife yapan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı personeline teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

“CHP’li belediyelerin amacı şov yapmaktır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye, devleti ve milleti ile el ele vererek salgın hastalıkla mücadele ederken CHP’nin başını çektiği bir kesimin yine bozgunculuk peşinde koştuğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Bilindiği gibi salgınla mücadele, merkezi planlamayı ve güçlü bir koordinasyonu gerektiriyor. Başarılı bir netice alabilmek için uygulamanın her il, ilçe, mahalle düzeyinde bu anlayışla görülmesi şarttır. Peki CHP’li belediyeler ne yapıyor? Cumhurbaşkanlığını, Sağlık Bakanlığını, İçişleri Bakanlığını, diğer bakanlıkları, valiliği, kaymakamlıkları hiçe sayarak kendi başlarına yardım toplamaya, ekmek dağıtmaya, hastane kurmaya benzeri işler yapmaya kalkıyorlar. Asli işlerini yürütemeyen CHP’li belediyelerin ısrarla ve salgınla mücadele kurallarını hiçe sayarak giriştikleri bu tür faaliyetlerin amacı halka hizmet vermek değil. Şov yapmaktır.”

Özellikle İstanbul, Adana ve Mersin belediyelerinin hafta sonu uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasındaki sergiledikleri tavrın başka hiçbir izahının olmadığına işaret eden Erdoğan, “Elbette kurallara uygun şekilde faaliyet yürüten CHP’li belediyeler de var. Mesela Mersin’de CHP’li Büyükşehir Belediyesi salgın kurallarını hiçe sayarak şov yaparken, aynı partinin Yenişehir ve Mezitli Belediyeleri ise valilikle iş birliği halinde faaliyet yürütmüştür. ” dedi.

“Alınan tedbirleri sabote etmeye çalışıyorlar”

Erdoğan, bu tür teşebbüslerin geçmişte FETÖ ve PKK gibi örgütler tarafından da denendiğini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Tabii buradaki amacın milletimizin takdirle takip ettiği sağlık, gıda, güvenlik, ekonomik destek, sosyal yardım hizmetlerini itibarsız hale getirmek olduğu açıktır. Salgın sebebiyle sağlık sisteminin çökmesini, kamu güvenliğinin zaafa uğramasını, halkın sokaklara dökülmesini bekleyenler, umdukları olmayınca gözlerini yapılan hizmetlere dikmişlerdir. Geçmişte Türkiye’nin terör örgütleri ile mücadelesini akamete uğratmak, sınırlarını koruma gayretini kırmak, ekonomisini yıkmak için uğraşmışlardı. Şimdi de maalesef salgın hastalıkla mücadele için alınan tedbirleri sabote etmeye çalışıyorlar. Ülkemizin İtalya, İspanya, Amerika gibi ciddi kayıplar veren yerler arasına girmesini bekliyorlardı. Baktılar öyle olmadı, umutlarını Uganda’ya bağlayacak kadar küçüldüler.”

“Kendilerince hükümetle yarışa kalktılar”

Bununla kalmayıp kendilerince hükümetle yarışa kalktıklarını anlatan Erdoğan, “Biz şehir hastanelerini anlatırken onlar fuar merkezlerini panellerle bölerek oralarda içindeki standları ‘sahra hastanesi’ diye yutturmaya kalktılar. Foyaları ortaya çıkınca da ‘biz şehir hastanelerini hiç eleştirmedik’ diyerek daha büyük bir yalana sarıldılar. Halbuki bugün Türkiye’yi salgınla mücadelede dünyada farklı bir yere taşıyan şehir hastanelerine yıllarca demediklerini bırakmışlardı.” şeklinde konuştu.

Geliri olmayan vatandaşlara devletin yıllardır var olan sistemi sistemi üzerinde nakit yardımı yaptıklarını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz bunu yaparken onlar hem hukuka hem inancımıza aykırı şekilde ‘zekat toplama’ peşine düştüler ve dediler ki; ‘evet zekat toplama noktasında herhangi bir engel yok, devlet bu noktada zaten böyle bir engeli de koymaz.’ Bu noktada müracaat edilecek tek yer vardır. Diyanet İşleri Başkanlığına sorarsanız, zekatı kimler toplar, kimler toplayamaz onlar size gerekli cevabı verir. Siz kendinize ait olmayan böyle bir alana veyahut böyle bir konuda konuşma hakkına sahip değilsiniz. Devlet kuralları uygulayarak yardımları tek hesapta toplayınca da ‘paramıza el konuldu’ yalanına sarıldılar. Devlet olarak biz kimsenin parasına el koymadık ve bu noktada da böyle bir yanlışın içerisine girmedik, girmeyiz. Biz insani hareketliliğimiz neyi gerektiriyorsa bugüne kadar onu yaptık ve bu kurallar çerçevesinde de ikna yöntemi ile bütün bu gayretlerimizi sürdürüyoruz.”

“Onlar toplu taşıma seferlerini hesapsızca azaltarak halkımızı mağdur ettiler.” diyen Erdoğan, “Belediyelerinin sorumluluğundaki faaliyetleri yönetemeyip her şeyi birbirine karıştıranlar, hükümetin aldığı tedbirleri sabote ederek beceriksizlikleri örtmeye kalktılar. Biz infaz düzenlemesi ile kalıcı bir sistem kurmak hem cezaevlerindeki yoğunluğu azaltmak için uğraşırken, onlar ‘tecavüzcüler serbest kalacak’ yalanıyla ortalığı bulandırdılar.” diye konuştu.

“Sorun, olmayan bir şeyi varmış gibi anlatmaktır”

Erdoğan, belediyelerin diğer sorumluluklarının yanı sıra sosyal yardım da yapabildiğini vurgulayarak, bunu, kanunların belirlediği sınırlar içerisinde, şehrin mülki amirinin bilgisi ve koordinasyonu dahilinde, kendi kaynaklarıyla yapabileceğini söyledi.

Belediyenin, bakanlığı, valiliği, kaymakamlığı ve diğer kamu birimlerini yok sayarak kendi başına iş yapmaya kalktığında karşısında hukuku ve devleti bulacağına dikkati çeken Erdoğan, “Sorun ekmek dağıtmak değil, bunu şehirdeki diğer faaliyetlerle uyumsuz, plansız, programsız izinsiz şekilde yapmaktır. Sorun, vatandaşımız için sağlık tesisi hazırlamak değil, olmayan bir şeyi varmış gibi anlatmaktır. Sorun herhangi bir konuda farklı düşünmek, konuşmak hareket etmek değil, yalan söylemektir, iftira atmaktır, gerçeği çarpıtmaktır. “

Erdoğan, Türkiye’nin sağlık alanında tarihi bir beka mücadelesi verdiği bir dönemde milleti böyle tatsız konularla meşgul etmiş olmaktan üzüntü duyduğunu belirterek, ancak karşıdaki kirli zihniyetin, kendisine cevap verilmedikçe azgınlaşarak yalanlarının çıtasını yükselttiğini kaydetti.

Türkiye’nin bu hastalıklı siyaset zihniyetinden kurtulmasını en az Kovid-19 virüsünden arınması kadar önemli gördüğünü dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sinde her şey gibi muhalefet anlayışının da özlediğimiz seviyeye çıkacağını ümit ediyoruz. Bu duygularla milletinin her bir derdine çare olacak bir adımı atmanın inşallah beklentisindeyiz ve milletimin her bir ferdine sabrı, anlayışı, dirayeti ve fedakarlığı için en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Sağlık çalışanlarımızın ve güvenlik görevlilerinin yanı sıra tarım, gıda, temizlik başta olmak üzere üretim ve dağıtım sektörlerinde faaliyet gösteren herkese teşekkür ediyorum.