Suriye

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Suriye

Tarihi zirveden bomba detay! Erdoğan ve Biden 3 kritik konuda uzlaştı!

Edinilen bilgilere göre iki lider, Libya’nın geleceğinde Halife Hafter’in Suriye’nin geleceğinde ise Beşar Esed‘in yerinin olmadığı konusunda fikir birliği sağladı. Ayrıca ABD’nin Afganistan’dan çekildikten sonra Türkiye’nin sahada Uluslararası Kâbil Havalimanı’nın güvenliğini sağlaması, masada ise Afganistan hükûmeti ve Taliban arasındaki barış görüşmelerine ev sahipliği yapması konusunda uzlaşıldığı bildirildi.

ABD özel temsilci atayacak

Gelecek dönemde Türkiye-ABD ilişkilerinin güçlendirilmesi, her konuda yakın temasta olunması ve yapıcı bir işbirliği için diyalog kanallarının etkin kullanılmasının gereği vurgulanan görüşmede, Suriye meselesinin de kapsamlı bir şekilde ele alındığı belirtildi. Ayrıca ABD’nin kısa süre içinde Suriye Özel Temsilcisi atayacağı ve ABD’li temsilcinin Türkiye ile de yakın temasta olacağını öğrenildi. İdlib’deki son durumun gündeme geldiği Erdoğan-Biden görüşmesinde yeni bir mülteci dalgasının bölgede istikrarsızlığa yol açacağına dikkat çekildi.

Libya konusunda fikir birliği

ABD ve Türkiye arasında fikir birliği sağlanan bir diğer konusu ise Libya. İki ülkenin de Libya’da BM’nin tanıdığı meşru hükûmeti desteklediği ve siyasi çözümün güçlendirilmesi konusunda uzlaşı sağladığı bildirildi. Hafter’in Libya’nın geleceğinde yeri olmadığı her iki ülke tarafından da dile getirildiği ifade edildi.

Afganistan konusunda da Türkiye ve ABD’nin ortak görüşte olduğu belirtildi. ABD’nin Afganistan’dan çekildikten sonra Uluslararası Kâbil Havaalanı’nın güvenliğinin Türkiye’nin üstlenebileceği konusunda prensipte anlaşma sağlandığı aktarıldı. Yine, Afganistan hükûmeti ve Taliban arasında yürütülen Afganistan barış müzakerelerinde Türkiye’nin arabulucu rol oyması konusunda mutabık kalındığı belirtildi.

Zulümden bıkan halk bildiri yayımladı! Türkiye’yi çağırdılar

Suriye’nin Münbiç kentinde terör örgütü PKK/PYD’ye öfke dinmiyor. Örgütün zorla silah altına aldığı gençleri bırakması protestoları durdurmaya yetmedi. Aşiretler cuma namazı sonrası kent genelinde gösteriler düzenledi. PKK karşıtı sloganlar atan göstericiler, gençlerin zorla silah altına alınmasına karşı çıktı. Eylemlerde örgütün sivillere uyguladığı şiddet de kınandı.

Münbiç genelindeki aşiretler de PYD/PKK’ya karşı ortak bir bildiri yayınladı. Aşiretler 2018’de imza atılan “Münbiç Yol Haritası” adlı anlaşmaya istinaden, Türkiye’yi Münbiç’e müdahale etmeye ve PKK zulmüne son vermeye çağırdı. Münbiç kırsalındaki güçlü aşiretler de gösterilere destek açıklaması yaptı. Münbiç’in kuzey kırsalında bulunan El Busultan aşireti, Münbiç’teki tüm aşiretler adına örgütle müzakere için bir isim atadı. Taleplerin karşılanmaması halinde daha büyük gösteriler düzenlenebileceği, gerekirse silahlı bir güç kurulabileceği belirtildi.

PKK, aşiretlerin hareketlenmesi üzerine bölgeye yeni terörist gruplar gönderdi. Yerel kaynaklara göre ilçeye yaklaşık 4 bin terörist ve düzinelerce zırhlı araç geldi. ABD güçleri PKK’lılara örtülü destek verirken, ABD uçakları da Münbiç semalarında alçak uçuş yaptı.

Kaynak: Yeni Şafak

Nüfus 11, Esed’in oyu 13.5 milyon

Suriye’deki düzmece seçimin sonucu açıklanırken 18 milyon kişinin oy kullandığı ve Esed’in 13.5 milyon oy aldığı belirtildi. Ancak rejim bölgesinde bebeği, yaşlısı yaklaşık 11 milyon insan yaşıyor.

Münübe Yılmaz

Suriye’de rejim bölgesinde önceki gün gerçekleşen düzmece seçimin sonuçları duyurulurken açıklanan rakamlar ucuz tiyatroyu gözler önüne serdi. Rejimin Meclis Başkanı Hammuda Sabbağ, Esed’in kullanılan geçerli oyların yüzde 95,1’ini alarak seçimi kazandığını duyurdu.

Başkan Sabbağ, ülke içi ve yurt dışında toplam 18 milyon kişinin oy kullandığını ve bunlardan 14 milyonundan fazlasının geçerli sayıldığını açıkladı. Esed’in 13 milyon 540 bin 860 geçerli oy aldığını belirten Sabbağ, bunun da yüzde 95.1’e tekabül ettiğini belirtti. Sabbağ, oyların yüzde 3’ünü alan Mahmoud Ahmed Marei’nin ikinci, Abdallah Saloum Abdallah’ın ise oyların yüzde 1.5’ini alarak üçüncü olduğunu kaydetti.

Rakamlar öyle demiyor

Ancak Sabbağ’ın açıkladığı rakamlar, rejimin tiyatrosunu gözler önüne serdi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre rejim bölgesinde yaklaşık 11 milyon, oy kullanılmayan İdlib (2.9 milyon) ve YPG işgal bölgesinde (2.5 milyon) 5.5 milyon insan yaşıyor. Rejimin seçim için sandık kurduğu Lübnan ve Ürdün’de de yaklaşık 1.5 milyon Suriyeli yaşıyor. Rejim bölgesi ile Lübnan ve Ürdün’deki bebeği yaşlısı tüm Suriyeliler oy kullansa da toplam oy yine de 12.5 milyon ediyor.

Terör örgütü YPG/PKK yandaşları ABD askerlerini taşladı

Suriye’de terör örgütü YPG/PKK yandaşları, Türkiye’nin Kuzey Irak’ta terör hedeflerine yönelik operasyonlarına karşı tepkisiz kaldığı gerekçesiyle ABD ordusuna ait araçları taşladı.

Suriye’nin kuzeyindeki terör örgütü YPG/ PKK destekçileri, Türkiye’nin Irak’ın kuzeyinde terör örgütüne yönelik devam eden operasyonlarını protesto etmek ve terörist elebaşı Abdullah Öcalan’a destek vermek amacıyla yürüyüş düzenledi.

Örgüt yandaşlarının eylemine yer veren PKK’nın Almanya’dan propaganda amaçlı yayın yapan bir internet sitesinde, ABD ordusu konvoyunun geçiş anlarında yaşananların videosu yayımlandı. Videoda, örgüt yandaşlarının ABD ordusuna ait zırhlı araçları taşladığı görüldü.

Terör örgütünün internet sitesi, tepkinin gerekçesinin, Türkiye’nin Irak’ın kuzeyinde sürdürdüğü askeri harekatlara ABD’nin sessiz kalması olduğunu iddia etti. Terör örgütü destekçileri, daha önce de Türkiye’nin askeri harekatları nedeniyle Suriye’nin kuzeyinden çekilen bazı ABD askeri unsurlarını taşlamış ve kendilerini Türkiye’ye karşı savunmasız bırakmakla suçlamıştı.

ABD heyeti bölgedeydi

ABD Dışışleri Bakanlığı, Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood ve beraberindeki bir heyetin, dün Suriye’de YPG/PKK terör örgütünün işgali altındaki kuzeydoğu bölgesini ziyaret ettiğini duyurmuştu.

Açıklamada, Hood’a Dışişleri Müsteşar Yardımcısı ve Suriye Özel Temsilcisi Vekili Aimee Cutrona, Suriye Temsilci Yardımcısı David Brownstein, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Irak ve Suriye Direktörü Zehra Bell’in eşlik ettiği bildirilmişti.

Heyetin, SDG ismini kullanan YPG/PKK elebaşları ve örgütün paravan sivil yapılanması Suriye Demokratik Konseyi üyeleri ve Rakka’daki kabile liderleri ile görüştüğü belirtilen açıklamada, “Müsteşar Vekili, ABD’nin DEAŞ ile mücadele koalisyonundaki koordinasyon ve iş birliği, kuzeydoğu Suriye’deki istikrarın devamı ve DEAŞ’ın kalıcı bir şekilde yenilmesini sağlamak için kurtarılan bölgelerde istikrar yardımlarının teslimi konusunda kararlı olduğunu yineledi.” ifadelerine yer verilmişti.

ABD’li emekli albaydan flaş sözler! ABD’nin hata yaptığını kabul etti

ABD’li emekli albay Richard Outzen CNN Türk’e yaptığı özel açıklamalarda önemli konulara değindi ve flaş açıklamalar yaptı. Outzen ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in danışmanı olarak görev yapmıştı.

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in danışmanı olarak görev yapan ABD’li emekli albay Richard Outzen CNN Türk’e verdiği özel röportajda önemli açıklamalarda bulundu.

Jeopolitik analist olarak çalışan emekli albay ABD’nin Türkiye’ye politikası ve devamında YPG’ye verdiği desteği büyük bir hata olarak değerlendirirken kritik sorulara önemli cevaplar verdi.

ABD’nin YPG’ye desteğini nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusuna Outzen şöyle cevap verdi:

Siyasi açıdan ABD’nin verdiği kararı anlıyorum. Obama yönetimi Orta Doğu’ya yığına yapmak istemedi. Ancak kimilerine göre DEAŞ tehlikesi o kadar büyüktü ki ABD’nin müdahalesi şarttı. Suriye’de DEAŞ hakimiyetini yıkmak için bu gerekliydi. Obama hükümeti Türkiye’nin başı çekmesini istedi. ancak o dönemde Türkiye bunu yapabilecek durumda değildi.

Önce Sünni Arap güçleri denendi ancak etkili bir güç ortaya koymanın yıllar süreceği ortaya çıktı. Türkiye bu süreçte Özgür Suriye Ordusu’nu başarılı bir şekilde ‘Milli Suriye Ordusu’na dönüştürdü. ancak bu süreç oldukça uzun sürdü.

2014’te DEAŞ’la cephede savaşan askerler YPG’ye aitti. ABD, onları destekleme kararı aldı. Ben o dönemde bu kararın uzun vadeli zararının kısa vadeli faydasından fazla olacağını yazmıştım. Bunu Amerikalı, Türk ve Suriyeli askerlerle yapmak daha iyi olur dedim. Bu gün hala buna inanıyorum. Geldiğimiz noktada yine binlerce ABD askeri bölgeye gitmiş oldu.

Böylelikle PKK’yla bağlantısı olan YPG’yle iş birliği yapmış olduk. Dürüst olmak gerekirse 2014’te ABD hükümetinde PKK-YPG bağlantısını bilmeyen çalışanlar vardı. bilenlerse umursamadı.

Bu karar stratejik üstünlük sağlamak için yapılan taktik bir hataydı. Küresel güçler kendi çıkarları için müttefiklerine zarar verecek kararlar alabilir. Buna ‘Raison d’etat’ adı verilir.

Öte yandan ABD ve Türkiye’nin hala birçok ortak çıkarı var. Zaman içinde bu zorlu dönemin geçeceğini ve daha pozitif bir iş birliğinin gelişeceğini düşünüyorum. YPG’nin ne askeri, ne demografik üstünlüğü olmadığı kabul etmesi gerek. Suriye Kürtlerine uzun zamandır yaklaşımımız durumlarını daha iyi olması yönünde. Araplar, Türkmenler, Hıristiyanlar ve diğer gruplar için de bu geçerli.

Bu sadece BM kararları gereğince demokrasiye geçişle mümkün olabilir dayatmayla gerçekleştirilemez.

Biden döneminde bölgede nasıl bir varlık göreceğiz? ABD-Türkiye iş birliği bu dönemde artar mı?

“İlk aylara bakarak şunu söyleyebiliriz ki bu yönetim daha çok insani yardım ve mültecilerin durumuna odaklanıyor. En üst düzeyde yeni strateji oluşturulmaya henüz başlanmadı. Örneğin henüz Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in yerine birinin atandığını görmedik. Esad’ı alınan kararlara uymasını sağlamak için zorlamaya da başlamadık. Suriye muhalefetine sağlam bir destek de söz konusu değil.

Bu hükümetin öncelikleri arasında henüz Suriye yok. Bu, hükümet yeni olduğu için. Henüz bu konuda çalışacak bürokrat ve memurlar onaylanmadı. Bizler Washington’da endişeliyiz. Üst düzey siyasiler destek verire bu konuda çok bilgili insanlar görev almaya başlayabilir.

Türkiye yardımlar için istediği sınır kapısını kullanabilir ama ABD’li ve Avrupalı bağışçılar BM kurumlarıyla çalışamaz hale gelir. Nu yüzden de Türkiye’yle iş birliğini artırmaları gerek. En azından insani iş birliği konusunda daha büyük adımlar atılacağını tahmin ediyorum.

İşaretler olumlu değil ancak Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı henüz aramamış olması da anlaşılmaz bir karar. Afganistan, Suriye ve diğer meselelerin en üst düzeyde görüşülmesi gerekiyor. Gerekli ilgi verilene kadar daha büyük krizler görebiliriz.”

Katar Suriye krizi için harekete geçti

Suriye’de savaşın başladığı günden bu yana insani yardımlarını sürdüren Katar, krizin çözümü için diplomatik olarak da konuya müdahil olmaya başladı.

Körfez’de Katar ile diğer Arap ülkeleri arasında uzlaşının sağlanmasının ardından Doha yönetimi, bölgesel ve uluslararası konularda rolünü arttırdı. Suriye konusunda uzun yıllardır insani desteğini esirgemeyen Katar, diplomatik yollardan da krizin çözümü için sahada rol almaya başladı.

Bu kapsamda Katar, 11 Mart’ta Suriye krizinin görüşüldüğü Türkiye-Katar-Rusya Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Başkent Doha’da üç ülkenin dışişleri bakanlarının bir araya geldiği toplantıda, Suriye’deki son durumlar, terörle mücadele, krizin çözümünde işbirliği yolları, insani yardım, sığınmacıların gönüllü geri dönüşleri gibi çeşitli meseleler masaya yatırıldı.

“Suriye Katar dış politikasının önceliklerinden”

Doha yönetiminin son dönemde Suriye’yle alakalı rolünü değerlendiren Katarlı araştırmacı gazeteci Cabir el-Haremi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Suriye halkının davası, Katar dış politikası ile diplomasisinin öncelik verdiği meselelerden biri.” ifadelerini kullandı.

Katar’ın, Doha’da yapılan toplantıyla Suriye meselesindeki aktörleri bir araya getirdiğini söyleyen Haremi, bunun Suriye halkının yaşadığı sıkıntılara siyasi çözüm için bir yol haritası oluşturabileceğini sözlerine ekledi.

Haremi, “Katar, bu konuda somut adımlar atabilir. Suriye meselesiyle aktif bir şekilde alakalı taraflarla ilişkileri bulunuyor. Bunun yanı sıra tüm kesimlerin güvenini kazanan bir ülke. Doha yönetimine güvenen Rusya ile iyi ilişkileri var. Ayrıca yine güvenini kazandığı İran’la da iyi ilişkileri var.” dedi.

Doha’da yapılan üçlü toplantının, Suriye’deki krizin siyasi yollardan çözümü için yıllarca yapılan ve akamete uğrayan sürece yeni bir rakip ya da çıkış olabileceğini söyleyen Haremi, “Astana platformunda durgunluk yaşanıyor. Anayasa Komitesi meselesi de aynı şekilde çözüme ulaşmadı. Bunların sonucu olarak Rusya iyi ilişkileri olan ülkeler ya da aktörler bulmak gerektiği kanaatine vardı.” diye konuştu.

Haremi, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Rusya’da bölgeden aktörler ve özellikle iyi ilişkileri olduğu, güvenilir, Suriye arenasında yer alan Arap ülkeleri bularak Suriye meselesini hareketlendirmek gerektiği kanaati oluştu. Katar da bu kriterlere en yakın ülkeydi. Çünkü Suriye halkının davasına en yakın ülkelerden. Devrimin başladığı günden bu yana hazır bulunan Katar’ın sahada Suriyeli muhalifler ve siyasi aktörlerle iyi ilişkileri var. Ayrıca Katar, Türkiye’yle birlik içinde insani destek ve yardımlarda da aktif bir ülke.”

Haremi, Katar’ın artık müdahil olmasının Suriye meselesinde önemli bir aşama teşkil ettiğini söyledi.

Katar’ın Suriye’ye insani yardımları

Katar, devrimin başladığı 2011’den bu yana Suriye halkına en büyük insani yardımı sunan ülkeler arasında yer alıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Katar Daimi Temsilcisi Alya Ahmed bin Seyf Al Sani’nin 3 Mart’ta BM Genel Kurulu oturumundaki açıklamalarına göre, Doha’nın 2011’den bu yana Suriye halkına yaptığı yardım 2 milyar dolara ulaştı.

Öte yandan Katarlı sivil toplum kuruluşları da Suriye halkına düzenli olarak insani yardımlarını sürdürüyor.

Terör örgütü PKK’nın yeni rotası belli oldu! Önce Yunanistan…

Operasyonlar sıklaştı terör örgütü PKK‘nın Türkiye’nin Irak ve Suriye sınırlarında nefes alma imkanı kalmadı. Terör örgütü, bulabildiği az sayıdaki örgüt üyesini Suriye’ye geçirmekte güçlük çekince Yunanistan rotasını kullanmaya başladı.

İtirafçı terörist ifşa etti

TRTHaber’in haberine göre; İstanbul’da terör örgütü PKK/PYD üyesi bir terörist, emniyet birimlerine başvurarak, itirafçı oldu. PKK’lı teröristin itiraflarında terör örgütünün yeni rotası ortaya çıktı. Terörist ifadesinde, PKK’nın Suriye yapılanması içerisinde yer almak için önce yasa dışı yollardan Yunanistan’a geçtiğini, ardından da, Suriye’ye giderek örgüt kamplarına katıldığını anlattı.

Yunanistan, Irak ve Suriye…

Türkiye’nin güney sınırlarında hareket imkanı kısıtlanan PKK’nın yeni rotasını, İstanbul Emniyeti ortaya çıkardı. Terör örgütünün şehir yapılanmasında yer alan teröristlerin önce Yunanistan’a, ardından ise Irak üzerinden Suriye’ye gönderildiği belirlendi.

İtirafçı, PKK’ya, Yunanistan üzerinden eleman kaçıran aracının da adını verdi. Güvenlik birimleri, yaptığı operasyonla PKK’nın insan kaçakçılığı yapan sorumlusunu yakaladı. Emniyet birimleri, örgüt üyesinin adresine 23 Şubat’ta baskın düzenledi. Aramalarda, terör örgütüne ait çok miktarda dijital veriye ulaşıldı. Şüpheli 25 Şubat’ta çıkarıldığı mahkemece silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklandı.

BM’den ‘Esed rejimi’ açıklaması: Son 10 yılda…

BM Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu, Suriye’de son 10 yılda alıkonulan on binlerce sivilin Beşşar Esed rejimi güçlerince işkenceye ve tecavüze maruz kaldığını, öldürüldüğünü ve ortadan kaybolduğunu, tüm bu eylemlerin savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar teşkil ettiğini bildirdi.

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu, Suriye’de son 10 yılda alıkonulan on binlerce sivilin Beşşar Esed rejimi güçlerince işkenceye ve tecavüze maruz kaldığını, öldürüldüğünü ve ortadan kaybolduğunu, tüm bu eylemlerin savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar teşkil ettiğini bildirdi.

Komisyonun, son 10 senede Suriye’deki insan hakları durumuna ilişkin hazırladığı 30 sayfalık raporu açıklandı.

Raporda, bir kez daha Esed rejiminin kendi halkına karşı savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlediği ayrıntılarıyla yer alırken, ülkede iç savaşın patlak vermesinden itibaren rejim tarafından “zorla kaybedilen” on binlerce sivilin akıbetinin bilinmediği bildirildi.

“(Bu sivillerin) birçoğunun öldüğü veya idam edildiği varsayılırken, bazılarının insanlık dışı gözaltı koşullarında tutulduğuna inanılıyor.” ifadesine yer verilen raporda, tutukluların işkence ve tecavüze maruz kaldığı veya öldürüldüğü de belirtildi.

Raporda, ortadan kaybolan on binlerce sivilin akıbetinin ülkede ulusal travmaya yol açtığının altı çizildi.

Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu Başkanı Brezilyalı Paulo Pinheiro, “(Suriye’de) yüz binlerce ailenin mensupları, sevdiklerinin kaderiyle (başlarına gelenlerle ilgili) gerçeği öğrenme hakkına sahip.” ifadesini kullanarak, Esed rejimine çağrıda bulundu.

“Acil ateşkes” çağrısı

Raporda, SDG ismini kullanan ve Suriye’nin üçte birini işgal eden terör örgütü YPG/PKK ile DEAŞ ve HTŞ de dahil, çatışan tüm grupların savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlediği belirtilerek, Suriye genelinde “acil ve kapsamlı ateşkes” çağrısında bulunuldu.

Ülkede yaklaşık 5 ordunun çatışma halinde olduğu bildirilen raporda, Suriye’deki durumun oldukça karışık olduğu ifade edildi.

Raporda, kayıp kişilerin izlerinin bulunması için uluslararası bir mekanizma kurulması ve faillerin yargılanması çağrısında bulunuldu.

2 bin 500’den fazla kişiyle görüşmeler yapıldı

Komisyonun raporu, ülkedeki eski tutukluların da içinde yer aldığı 2 bin 658 kişiyle yapılan görüşmeler sonucunda hazırlandı.

Ayrıca 100’den fazla gözaltı merkezinde işlenen suçları belgelemek için resmi evraklar, fotoğraflar, videolar ve uydu görüntülerinden yararlanıldı.

Komisyon, son 4 yılda hazırladığı raporlarda, pek çok kez Esed rejiminin savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlediğini kaydetmişti.

New York Times satır satır yazdı! Tek ülke Türkiye

Suriye’de Beşar Esed’in katliamından kaçarak mülteci kamplarına yerleşen insanlara yönelik gözlemlerde bulunan ABD’li New York Times gazetesi, Türkiye sınırına sığınan mültecilerin uluslararası insani yardım beklediğini “ancak milyonlarcası için imkan sunan tek ülkenin Türkiye” olduğunu yazdı.

New York Times gazetesi, son zamanlarda terör örgütü YPG/PKK’ın bombalı saldırılarına maruz kalan Afrin’i ve kentin Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki mülteci kamplarını anlatan geniş bir gözlem yazısı yayımladı.

20 Ocak 2018’te Türk Silahlı Kuvvetlerinin terör örgütü YPG/PKK’yı bölgeden temizlemek için başlattığı Zeytin Dalı Harekatının dünyada büyük eleştiri aldığı hatırlatılan yazıda, “Ancak bugün, onların koruduğu Suriyeliler, tüm zorluklara rağmen Türklerin orada olmasından memnunlar” ifadelerine yer verildi.

 “Bir tek Türk askerleri var”

Gazetenin Türkiye Büro Şefi, Charlotta Gall imzalı yazıda, “10 yıllık Suriye iç savaşının son bulması konusunda dünyanın kafası karışıkken Türkiye, 5 milyon civarında evlerinden edilmiş ve zor durumdaki sivilleri korumak için bölgede bulunan tek uluslararası güç. Bugün Beşar Esed güçleri ile Rus müttefiklerinin muhtemel katliamlarının önünde bir tek Türk askerleri var.” ifadeleri dikkati çekti.

Özellikle de Şam ve Halep’teki saldırılardan kaçarak bölgeye gelen mültecilerin çok büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığını detaylandıran yazıda, Türkiye’nin bölgede güvenliği sağladığına ve yerel meclisler kurarak bölgeyi yönettiğine işaret edildi.

Elektrik, para, cep telefonu…

Gözlem yazısında, “Türkiye kenti kendi elektrik ağlarına bağlayarak yıllardır süren elektriksizliği sonlandırdı, bölgede Türk cep telefonu hatları ve Türk parası kullanılıyor ve 500 Suriyeli şirket sınır ticareti için kaydedilmiş durumda.” ifadesine yer verildi.

Yazıda görüşlerine yer verilen Hatay Vali Yardımcısı Orhan Aktürk, “Amacımız, onların hayatlarını daha da normalleştirmektir. İnsanlar hayata tekrar dönsünler diye okulların ve hastanelerin açık kalmasını sağlıyoruz.” ifadesini kullandı.

Kentteki bombalı saldırılarla ilgili ise Aktürk patlatılan araçların kamyonlarla YPG/PKK işgali altındaki Münbiç ilçesinden getirildiğini tespit ettiklerini belirtti.

Tek ülke Türkiye

Gazeteye konuşan yerel meclis üyesi Said Süleyman, Türkiye’nin verdiği yardımların ötesinde daha fazla uluslararası insani yardıma ihtiyaç olduğuna dikkat çekerken, yazıda “Ancak milyonlarcası için imkan sunan tek ülke Türkiye.” ifadesine yer verildi. 

Bölgedeki öğrencilerin Türkiye’de iş ve eğitim imkanı bulmak için Türkçe öğrendiği kaydedilen yazıda, oradaki insanların savaşın şartları aynı olduğu sürece kendi memleketlerine dönemeyeceğine dikkat çekildi.

Şam’ın güneyinden kaçarak bölgeye gelen mültecilerden Süleyman Carir gazeteye verdiği demeçte, “Türkiye bize koruma sağlamadan kendi köylerimize dönemiz mümkün değil. Türkler olmadan biz hayatta kalamayız.” değerlendirmesinde bulundu

Biden gelir gelmez ABD Merkez Komutanlığı’ndan skandal paylaşım!

ABD Merkez Komutanlığı’na bağlı “DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyon” Sözcüsü Wayne Marotto, Kobani’nin DEAŞ’tan alınmasının yıldönümünde, PKK’nın Suriye kolu YPG’nin omurgasını oluşturduğu SDG için kutlama mesajı yayımladı.

Resmi Twitter hesabından açıklamada bulunan Marotto, SDG militanlarının bulunduğu bir fotoğrafı paylaştı ve şu ifadeleri kullandı: “Bugün Kobani Kurtuluş Günü. 26 Ocak 2015’te Kürt savaşçılar, OIR’in hava saldırı desteği ile Kobani’yi kurtararak IŞİD’in yenilmez olmadığını gösterdi ve elinden stratejik bir hedefi aldı. Güvenilir ve yetenekli bir ortaklık örneği gösterdikleri için Kürtleri tebrik ediyoruz.”

Öte yandan, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Komutanlığı, Marotto’nun mesajını alıntıladı ve “Kobani’nin Kurtuluşu Kutlu Olsun” dedi.

İşte o paylaşımlar: