Savunma

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Savunma

İsmail Demir’den kritik Azerbaycan mesajı: Kabiliyetleri birleştirmek istiyoruz

Temaslarda bulunmak için geldiği Azerbaycan’da şehitlikleri ziyaret eden Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Türkiye ile Azerbaycan arasında savunma sanayii alanındaki iş birliğini yeni bir seviyeye taşımak istediklerini belirterek “İki devletin kabiliyetlerini birleştirmek istiyoruz” dedi.

Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, temaslarda bulunmak için geldiği Azerbaycan’da şehitlikleri ziyaret etti. Merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in mezarını ziyaret eden Demir, 20 Ocak şehitlerinin defnedildiği Bakü Şehitler Hıyabanı’nı ve Bakü Türk Şehitliği’ni de ziyaret ederek şehit mezarlarına çiçek bıraktı, dua etti.

Demir’e ziyaretinde STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, Roketsan Genel Müdürü Murat İkinci, Havelsan Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar ile Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı eşlik etti.

Demir, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, savunma sanayii konusunun bir ülkenin huzur ve barış içerisinde yaşaması için çok önemli olduğunu, yıllardır işgal altında bulunan Azerbaycan topraklarının yerli ve milli ürünlerin katkısıyla kurtarıldığını belirtti.

Yerli ve milli ürünlerin olmaması halinde harekatın başlangıçta oluşturulacak yasak ve ambargolarla akamete uğrayabileceğini söyleyen Demir, “Ama göründü ki kendi kuvvetine, kendi yerli sanayine dayanmak kadar güçlü bir şey yok. Bunu Azerbaycanlı kardeşlerimiz de gayet net görüyor ve biliyor. Bu aşamadan sonra iş birliğimizi savunma sanayii teknolojiler alanında yeni bir seviyeye taşımak üzere irtibatlarımız devam ediyor.” dedi.

Demir, Azerbaycan’ın, sahada kabiliyet gösteren ve fark doğuran tüm Türk ürünleri ile ilgilendiğini belirterek, “Biz sanayii beraber geliştirmek, iki devletin kabiliyetlerini birleştirmek istiyoruz. Bir ürünün satılması ve alınmasının çok daha ötesinde uzun soluklu bir iş birliği nasıl oluşturulur, nasıl beraber daha kuvvetli bir şekilde sanayii ve teknoloji altyapımızı güçlendiririz konusunda bir yol haritası olacak. Ürün alışverişi işin ilk aşamadaki bir parçası. Çok daha derin ve ileri adımlar atılması mümkün.” diye konuştu.

Türkiye ve Azerbaycan arasında kritik adım! Resmen onaylandı

Türkiye ile Azerbaycan arasında 31 Ekim 2017’de Bakü’de imzalanan Savunma Sanayi İş Birliği Anlaşması’nın onaylanması hakkındaki karar Resmi Gazete’de yer aldı.

Anlaşmayla, taraflar arasında savunma mal ve hizmetlerinin geliştirilmesi, üretimi, tedariki, idamesi ve ilgili teknik ve lojistik destek alanlarında daha etkili iş birliği ile tarafların savunma sanayi kabiliyetlerini geliştirerek savunma sanayi alanında iş birliği sağlamayı amaçlıyor.

Bakü ve Ankara arasında imzalanan ve bugün itibarıyla yürürlüğe giren Savunma Sanayi İşbirliği Anlaşmasının dikkat çeken maddeleri:

– Tarafların Silahlı Kuvvetlerince ihtiyaç duyulan yedek parça, alet, savunma malzemesi, askeri sistemler, teknik gösterimler ve teknik teçhizata ilişkin ortak araştırma, geliştirme, üretim ve modernizasyon için uygun koşulların sağlanması,

– Tarafların devletlerin topraklarında askeri teçhizat alanında ortak araştırma, geliştirme ve üretim projeleri sonuçlarının uygulanması,

– Karşılıklı anlaşmayla ve Tarafların ulusal hassasiyetleri ile uluslararası düzenlemelerden kaynaklanan yükümlülükleri dikkate alınarak Tarafların ortak projelerinde üretilen nihai ürünlerin Üçüncü Taraflara satışı.

Anlaşma, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl yürürlükte kalacak. Taraflardan herhangi biri diğerine Anlaşmanın yürürlük süresinin bitiminden en az 90 gün öncesinden diplomatik yollarla yazılı olarak sona erdirme bildirimi göndermediği takdirde Anlaşma, birbirini izleyen birer yıllık süreler için kendiliğinden uzayacak.

Savunma sanayinden gururlandıran başarı… İmzalar atıldı

Türk savunma sanayisi çok konuşulacak bir başarıya daha imza attı. İsmi açıklanmayan bir dost ülke ile, toplam büyüklüğü 39 milyon 450 bin euroyu bulan ihracat anlaşması yapıldı.

Türk savunma sanayisinin zırhlı kara aracı üreticilerinden Katmerciler, Hızır, Ateş ve Khan ile yeni ihracat başarısı yakaladı. Katmerciler’den yapılan açıklamaya göre, şirket, zırhlı savunma aracı ihracatı konusunda büyük çaplı yeni bir anlaşmaya imza attı. Bir dost ülkeyle imzalanan anlaşmadaki farklı ihtiyaçlara uygun zırhlı araçlardan oluşan paketin toplam büyüklüğü 39 milyon 450 bin avroyu buluyor. Bu tutar, bugüne kadar Katmerciler’in tek kalemde imzaladığı en büyük ihracat anlaşması olma özelliği taşıyor.

Sözleşme kapsamında ihraç edilecek zırhlılar arasında, Katmerciler’in kendi geliştirdiği zırhlı muharebe aracı Hızır ile bu aracın sınır güvenliği için özel geliştirilmiş versiyonu olan Ateş de bulunacak. İlk Hızır ihracatı, geçen yıl bir Afrika ülkesine yapılmıştı. Anlaşmayla zırhlı personel taşıyıcı Khan da ilk kez ihraç edilerek, bir dost ülkenin envanterine girmiş olacak.

Ayrıca bu anlaşma, tek ürüne dayalı olmayan, farklı zırhlıların yer aldığı bir paket anlaşma özelliği taşıyor. Bu yıl başlayacak ve partiler halinde yapılacak araçların teslimatı 2022’de tamamlanacak. Anlaşma, gelecek iki yılda Katmerciler’in ihracat gelirlerine önemli katkı sağlayacak.

Geçen günlerde Kenya Savunma Kuvvetleri Sözcüsü Zipporah Kioko’nun Katmerciler tarafından üretilen Hızır’ı satın alacakları yönündeki açıklamaları kamuoyuna yansımıştı. Anlaşma ise Kenya ile değil, ismi açıklanmayan bir başka dost ülkeyle yapıldı.

İhracat yolu Hızır ile büyüdü

Geçmiş yıllarda değişik zırhlı ürünlerle farklı ülkelere ulaşan Katmerciler, savunma alanındaki ilk büyük ihracatını Hızır ile gerçekleştirmişti. Tamamen Katmerciler tarafından geliştirilen, Türkiye’de segmentinin en güçlü zırhlı muharebe aracı olan Hızır’ın 20,7 milyon dolarlık ilk ihracat anlaşması geçen yıl yapılmış, araçlar teslim edilmişti.

Hızır’ın sınır güvenliği için tasarlanan özel versiyonu Ateş ise Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine geçen yıl girmiş, araçlar sahada göreve başlamışlardı. Bu özel donanımlı araç şimdi bir dost ülkede sınır güvenliği için görev üstlenecek.

Zırhlı personel taşıyıcı Khan da Ateş ile birlikte ilk kez ihraç edilecek. Her türlü iklim koşullarındaki operasyonlar için güvenlik güçlerinin tüm gereksinimlerini karşılamaya yönelik olarak Katmerciler tarafından geliştirilen Khan, NATO standartlarında üretilen, mayına ve el yapımı patlayıcılara karşı yüksek koruma sağlayan, monokok zırh çeliği gövdeye sahip, manevra gücü yüksek, bakımı kolay, 4×4 özelliğe sahip bir güvenlik aracı olarak dikkati çekiyor.

“İhracat hamlemiz devam edecek”

Katmerciler İcra Kurulu Başkan Vekili Furkan Katmerci, konuya ilişkin açıklamasında, her biri kendi kategorisinde yüksek vasıflara sahip savunma sanayi ürünlerinin ihracatına yönelik çalışmalarının meyvelerini vermeye devam ettiğini bildirdi. Katmerci, “Türkiye savunma sanayisinin uluslararası ölçekte yükselen itibarının da katkısıyla yaklaşık 40 milyon avroluk bir anlaşmaya imza atmış olmak, ülkemiz, sektörümüz ve şirketimiz açısından son derece sevindirici ve gurur verici. Anlaşma kapsamında tek ürünün değil, farklı segmentlerden zırhlı araçların olması, Katmerciler kalitesine ve Türk savunma sanayisine duyulan güvenin de bir göstergesidir.” ifadelerini kullandı.

Sözleşme kapsamındaki teslimatların partiler halinde yapılacağı bilgisini veren Katmerci, şunları kaydetti:

“Geniş ürün gamını içeren bu anlaşma, geçtiğimiz günlerde basında adı geçen Afrika ülkesiyle değil, bir başka ülkeyle yapıldı. Farklı ihtiyaçlara uygun geliştirdiğimiz zırhlı araçların dost ülke ordularının envanterlerine girişi, hem ülkemiz hem Katmerciler için gurur verici. Bu başarı, Türk zırhlılarının dost ülke envanterlerinde daha güçlü bir şekilde yer almasına imkan vereceği gibi, Katmerciler’in ihracat hamlesini büyütmesine ve ihracat gelirlerini artırmasına da katkı sağlayacaktır. 2020 yılını gelir, ihracat ve karlılık hedeflerimizin üzerinde tamamladık.

Halka açık bir şirket olarak yatırımcılarımıza ve hissedarlarımıza güzel haberler vermekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yeni anlaşma önümüzdeki iki yılın ihracat hedeflerine önemli katkı sağlayacaktır. Bizler belirlediğimiz hedefler doğrultusunda yolumuza güvenle devam ediyoruz. Afrika başta olmak üzere dünyanın farklı noktalarından dost ülkelere yönelik ihracat hamlemiz sürüyor. İyi haberler vermeye devam edeceğimize inanıyoruz. Savunma alanında ihracatımızı büyütmek, toplam gelirlerimizi ve karlılığımızı artırmak en öncelikli hedeflerimiz arasında.”

Mavi Vatan yerli ve milli sistemlerle korunacak

Savunma sanayiinde yerli ve millilik oranını her geçen gün artıran Türkiye, deniz kuvvetlerinde de benzer bir süreci inşa ediyor. Donanmanın ilk istif sınıfı fırkateyni TCG İstanbul, Mavi Vatan’da çok önemli kazanımları beraberinde getirecek.

Savunma sanayiinde çok büyük atılımlar gerçekleştiren Türkiye, hava ve kara unsurlarında olduğu gibi deniz kuvvetlerinde de önemli imkan ve kabiliyetlere kavuşuyor. Bu adımlar atılırken ‘yerli ve millilik’ oranının da sürekli yukarı doğru tırmandığı görülürken, yabancı sistemler bir bir geri plana atılıyor.MİLGEM’in 1 milyar dolarlık ihracat yolculuğu

Milyonlarca dolar Türkiye’de kaldı

Son olarak imzalanan MİLGEM 5 projesi savaş sistemleri sözleşmesi, Türkiye’nin hem geldiği nokta, hem de yakın gelecekteki hedeflerini de doğrudan göstermesi açısından büyük önem taşıyor.

2019 yılında deniz kuvvetleri için çok önemli adımlar atıldı. Grafik: Hafize Yurt

[2019 yılında deniz kuvvetleri için çok önemli adımlar atıldı. Grafik: Hafize Yurt]

ASELSAN ile HAVELSAN arasında oluşturulan iş ortaklığı ile ana yüklenici STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ arasında atılan imzanın kapsamı da oldukça önemli. Sözleşmeye göre söz konusu geminin seyir sistemleri, muhabere sistemleri, radar sistemleri, silah sistemleri, su altı sistemleri, elektronik-harp sistemleri ve elektro-optik sistemlerinin tedarikinden ASELSAN sorumlu olacak. Tüm bu sistemlerin karşılığı ise 663 milyon 474 bin 642,10 TL olarak belirlendi. Atılan imzalar, milyonlarca doların yabancı silah sistemleri ve diğer ülkelere gitmesinin önüne geçilmesi anlamını da taşıyor.Türkiye’nin “amiral gemisi” milli yazılımla donatılıyor

Denizlerdeki imkan ve kabiliyetlerimiz artacak

Bilindiği üzere Türkiye, MİLGEM projesi kapsamında üç fazlı bir çalışma başlatmıştı. Projenin ilk fazında 4 adet Ada sınıfı korvet üretilmesi hedeflenmiş ve TCG KINALIADA (F-514) Korveti’nin 2019 yılındaki teslimi ile 1’inci faz başarıyla tamamlanmıştı.

Şimdi atılan adımlar ise projenin 2’nci fazına yönelik. Bu fazda 4 adet İstif sınıfı fırkateyn üretilerek Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek. Böylece Türkiye ilk kez fırkateyn sınıfındaki bir savaş gemisini milli imkanlarla geliştirerek, Türk Deniz Kuvvetlerinin hizmetine sunacak.

ADVENT yeni nesil Savaş Yönetim Sistemi sayesinde deniz üstündeki unsurların ortak bir ağ üzerinden bütünleşik olarak hareket edebilecek.

[ADVENT yeni nesil Savaş Yönetim Sistemi sayesinde deniz üstündeki unsurların ortak bir ağ üzerinden bütünleşik olarak hareket edebilecek.]

Silah ve mühimmatlar da değişecek

Savunma Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin’e göre, 1’inci fazda üretilen Ada sınıfı korvetler, 8 adet gemi savar füzesi taşıyabiliyorken, 2’nci fazda üretilecek İstif sınıfı fırkateynlerde bu sayı 16 olacak.

İstif sınıfı fırkateynlerde yerli ve milli imkanlarla Roketsan tarafından geliştirilen ‘Atmaca Gemi Savar Füze Sistemi’ kullanılacağı bilgisini veren Şahin, bu gemilerde ayrıca hava savunma kabiliyetinin de çok üstün olacağını vurguladı.

Ada sınıfı korvetlerden farklı olarak dikey atım sistemine de sahip olacak İstif sınıfı fırkateynlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Anıl Şahin, “Bu korvetlerde yine yerli ve milli imkanlarla geliştirilecek olan dikey atım sisteminin de kullanılması bekleniyor” dedi.

İstif sınıfı firkateynin IDEF 2019'da sergilenen maketi.

[İstif sınıfı firkateynin IDEF 2019’da sergilenen maketi.] Atmaca füzesi seri üretime geçiyor

Gökdeniz’i mavi sularda görebiliriz

Yüzer unsurlarda kullanılacak savunma sistemleri konusunda henüz netlik olmadığına işaret eden Şahin, şöyle devam etti:

“Yerli ve milli atış sistemlerinin kullanılması durumunda, mühimmatın da tamamen yerli olarak tercih edileceği konusunda bir bilgi var.

Yakın hava savunma için ASELSAN tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen Gökdeniz sistemini Türkiye’nin ilk milli fırkateynleri olan İstif sınıfı fırkateynlerde görebiliriz. Bilindiği üzere Gökdeniz’in testleri önemli ölçüde tamamlandı. Mevcut koşulları dikkate aldığımızda, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının onay vermesi halinde fırkateyne bu sistemin monte edilebileceğini düşünüyorum.”

Gökdeniz, Türkiye'nin filo gücüne çok önemli imkan ve kabiliyetler kazandıracak. Fotoğraf: AA

[Gökdeniz, Türkiye’nin filo gücüne çok önemli imkan ve kabiliyetler kazandıracak. Fotoğraf: AA]

Her yeni gemide yerli ve millilik oranı artıyor

MİLGEM projesinin ilk 2 gemisinde kullanılan sistemlerle, daha sonraki gemiler arasında kullanılan sistemler arasında önemli farklılıklar göze çarpıyor. İlk dönemlerde mecburen diğer ülkelerin bazı sistem ve alt ekipmanlarını kullanan Türkiye, suya indirilen her yeni gemide yerli ve millilik oranını başarılı bir şekilde artırıyor.

Deniz Kuvvetleri, MİLGEM projesi kapsamında modern ve güçlü gemilerle kendini her geçen gün daha da geliştirirken, art arda suya indirilen gemilerle Türkiye’nin muharip gemi filosunun yaş ortalaması da düşüyor.