Savas

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Savas

Yunanistan savaş istiyor! Türkiye’ye karşı tehditkar adım

Avrupa’nın desteğini arkasına alan Yunanistan, Eylül ayında Doğu Akdeniz’de gerilimi tırmandıracak yeni bir senaryoyu devreye sokmaya hazırlanıyor.

Dört aşamalı provokatif senaryolardan birisi; TPAO’nun sondaj gemilerine engel olunması ve gerektiğinde taciz ateşi açılması.

Bir diğer senaryoda Türk gemilerinin sismik araştırma için deniz tabanına indirdiği kablolara elektronik sistemlerle müdahalede bulunmak var.

Yunanistan, Eylül ayında Doğu Akdeniz’de gerilimi tırmandıracak yeni bir senaryoyu devreye sokmaya hazırlanıyor. Dört aşamalı provokatif senaryolardan birisi; TPAO’nun sondaj gemilerine engel olunması ve gerektiğinde taciz ateşi açılması. Bir diğer senaryoda Türk gemilerinin sismik araştırma için deniz tabanına indirdiği kablolara elektronik sistemlerle müdahalede bulunmak var.

Türkiye’nin bu ay başında Birleşmiş Milletler’e (BM) bildirdiği Doğu Akdeniz’deki deniz sınırları içinde, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) sismik araştırma ve sondaj ruhsat başvurusunda bulunduğu yeni ruhsat sahalarını gösteren haritayı paylaşması Atina’da paniğe neden oldu. Bu çerçevede Yunanistan, Eylül ayında bölgede gerilimi artıracak provokatif bir senaryoyu uygulamaya hazırlanıyor. Yunan Ekathimerini gazetesinin Vassilis Nedos imzasıyla hafta başında haberleştirdiği dört parçalı senaryoya göre, Yunanistan, Türkiye’ye ait sondaj gemilerine ve onlara refakat edecek donanma unsurlarını hedef alan girişimlerde bulunacak. Türkiye’nin BM’ye bildirdiği Doğu Akdeniz’deki deniz sınırları içinde yapacağı, Rodos ve Girit adaları açığını da kapsayan faaliyetlerini, sondaj ve sismik araştırma faaliyetlerini hedef alacak senaryolarda, taciz atışlarının da bulunduğu görülmekte.

Türk gemilerine paralel seyir

Gazetenin haberleştirdiği ilk senaryoya göre Türk firkateynlerinin eşlik ettiği bir araştırma gemisinin Doğu Akdeniz’de faaliyete başlaması halinde, bölgeye aynı sayıda Yunan gemisinin taciz amacıyla gönderilmesi ve Türk gemileri bölgeden ayrılana dek konuşlanmaları öngörülüyor.

Kabloları kesme planı

İkinci provokatif senaryoda, Türk gemilerinin sismik araştırma için deniz tabanına kablo indirmesi durumunda Yunan tarafı elektronik sistemlerle müdahalede bulunacak. Eğer bu yöntem işe yaramazsa, kabloların deniz yatağına ulaşmasını engellemek için kesilmesi dahil olmak üzere diğer önlemlere başvurulacak.

Gemilere taciz atışı

Üçüncü senaryo gerçekleşmesine daha az ihtimal verilen ama gerilim potansiyeli en yüksek adımları içeriyor. Senaryoda, TPAO’nun sahip olduğu sondaj gemilerinin boyutuna dikkat çekiliyor ve Yunan firkateynlerinin sondaj faaliyetine engel olmasının mümkün olmadığı ifade ediliyor. Bu halde sondaj faaliyetini engellem amacıyla taciz atışlarının yapılabileceği belirtiliyor.

Rodos’tan girit’e uzanan alan

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’in farklı noktalarında gerçekleştireceği görevlerde de yukarıda belirtilen provokatif senaryolar Atina tarafından devreye alınacak. Türkiye’nin kıta sahanlığı içinde bulunan, Rodos’tan Girit’in güneyine uzanan, alanda TPAO’nun sondaj ve araştırma faaliyetlerinin de bu çerçevede hedef alınması öngörülüyor. Türkiye’nin Kasım 2019’da Libya ile imzaladığı Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakatla, deniz yetki alanlarının batı sınırı uluslararası hukuka uygun olarak belirlenmişti.

Miçotakis Netanyahu ile görüştü

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2 günlük resmi ziyaret için İsrail’e gelen Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’i Batı Kudüs’teki Başbakanlık ofisinde ağırladı. Görüşmenin ardından yapılan ortak basın toplantısında Netanyahu, ülkede 1 Ağustos itibariyle uluslararası turizm sektörünün yeniden faaliyete başlaması için çalıştıklarını belirtti. Miçotakis ise, Yunanistan ile İsrail arasındaki ikili ilişkilerin gün geçtikçe geliştiğini dile getirirken, İsrailli turistleri ülkelerinde ağırlamaktan mutluluk duyacaklarını kaydetti. Miçotakis, Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat’a da değinen Miçotakis, söz konusu anlaşmanın “yasadışı” olduğunu iddia etti. Miçotakis’in ziyareti sırasında Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı İsrail tarafının tam desteğini almayı hedeflediği belirtiliyor. Miçotakis’e ziyareti sırasıdna 6 bakan da eşlik ediyor. Pazartesi günü Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias da, Fransız mevkidaşı Jean-Yves le Drian ile Paris’te biraraya gelmişti. İkili görüşmede yine Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlığı hedef alındı.

Dünyayı ayağa kaldıran açıklama: İran’ı işgal edeceğiz sadece bir adım kaldı

Yahudi asıllı ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, “3. dünya savaşı geliyor ve İran, İsrail’in mümkün olduğu kadar çok Arap öldürmesi ve Ortadoğu’nun yarısını işgal etmesi gereken savaşta başlangıç noktası olacak.” diyerek skandal bir açıklama yaptı.

Yahudi asıllı Amerika Birleşik Devletleri’nin 56. Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, gündeme bomba gibi düşecek skandal açıklamalarda bulundu.

ABD’nin 56. Dışişleri Bakanı Kissinger, Amerikan gazetesi ‘Daily Scape’ ile yaptığı röportajda, “3. dünya savaşı geliyor ve İran, İsrail’in mümkün olduğu kadar çok Arap öldürmesi ve Ortadoğu’nun yarısını işgal etmesi gereken savaşta başlangıç noktası olacak.” dedi.

“7 ülkeyi işgal ettik, sıra İran’da’

Yahudi asıllı ve Almanya doğumlu olan Henry Kissinger, yaptığı açıklamada şunları ekledi: “ABD ordusuna, stratejik önemi nedeniyle, özellikle bizim için petrol ve diğer ekonomik kaynakları içerdikleri için Orta Doğu’daki yedi ülkeyi işgal etmek zorunda olduğumuzu bildirdik ve İran’a vurmak için sadece bir adım kaldı.” diyerek hedefte İran’ın olduğunu söyledi.

“İsrail Orta Doğu’nun yarısını kontrol edecek”

Yaptığı skandal açıklamalara Siyonist İsrail’in emellerini de ekleyen Kissinger, “Çin ve Rusya uykularından uyanmaya başladıklarında, Dünya Savaşı patlayacak. Sadece iki süper güç İsrail ve Amerika zafer kazanacak. İsrail tüm gücüyle savaşmak zorunda kalacak ve silahlarını, mümkün olduğunca çok sayıda Arap’ı öldürmek ve Orta Doğu’nun yarısını işgal etmek için kullanacak.” diyerek Arz-ı mev’ud hayallerinin peşinden gittiklerini gösterdi.

Savaş davullarının uzun bir süreden beri Orta Doğu’da çaldığını ve sadece sağır olanların bu sesleri duyamayacaklarını söyleyen Kissinger, “eğer işler olması gerektiği gibi giderse, İsrail Orta Doğu’nun yarısını kontrol edecek.” dedi.

AB’nin Libya hamlesi ne anlama geliyor?

Avrupa Birliği, Libya’ya silah ambargosunun sıkı şekilde uygulanmasını denetlemek için yeni bir misyon kurulmasını kararlaştırdı. Buna göre, denizden ve havadan gözetleme yapacaklar. Peki Türkiye ve UMH’nin eleştirdiği planın amacı ne?

Brüksel’de geçen pazartesi günü yapılan müzakereler neticesinde Avrupa Birliği (AB), Libya’ya silah ambargosunu uygulamak ve denetlemek amacıyla Akdeniz’de yeni bir operasyon başlatma kararı aldı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell bu adımın, Avrupa’nın bölgede daha fazla rol oynamasının önünü açacağını belirterek, operasyonun daha çok silahların geldiği Akdeniz’in doğusuna odaklanacağını ifade etti.

Borrell, misyonun hava ve deniz yollarını gözetleyeceğini, gelen süpheli gemilerde arama yapabileceğini söyledi.

AB, Akdeniz’de yeni operasyon başlatacak

Salı günü Rus mevkidaşı ile bir araya gelen İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio ise misyonun deniz ve hava yollarını denetleyeceğini, ilgili tarafların kabul etmesi durumunda kara sınırlarında da denetlemeler yapılabileceğini vurguladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bu girişimlerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) ele alınması gerektiğine işaret ederek, “BMGK ile ilgili mekanizmalar üzerinde anlaşılmalı. Bunu biz iyice anlattık. Herhangi bir ulusal veya bölgesel mekanizma, sadece bir ülkenin talebi üzerine uygulanamaz” yorumunu yaptı.

Erdoğan: AB’nin yetkisi yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çarşamba günü yaptığı konuşmada, AB’nin planını sert bir dille eleştirdi.

“AB durumdan vazife çıkarmanın gayreti içindedir. Oradan da kendine bir vazife çıkarıyor. Neye göre? Bu yetkiyi nereden alıyorsun? Böyle bir yetkin yok. Ne kara ne deniz… Türkiye’nin konumu farklı. Bu konuda sergilediğimiz kararlı duruş sayesinde Akdeniz’de ilan ettiğimiz statü, Yunanistan başta olmak üzere konuya müdahil ülkeler tarafından yavaş yavaş kabullenilmeye başlamıştır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İdlib Harekatı bir an meselesi

UMH: Denetlemelerin denizden değil karadan yapılması gerekiyor

Uluslararası tanınırlığa sahip Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) de Avrupa Birliği’nin Libya’ya silah ambargosunu Akdeniz’in doğusundan başlayarak denetleme kararını reddettiklerini duyurdu. Müttefikleriyle askeri iş birliğinin en doğal hakkı olduğunu belirtti.

Hükümet salı günü yaptığı açıklamayla, ülkenin doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri darbeci Halife Hafter milislerine silahın, Mısır sınırından kara yollarıyla nakledildiği, AB’nin denizden değil karadan denetlemeye ağırlık vermesi gerektiğinin altını çizdi.

Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı

[Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı]

BM gözetiminde yapılan müzakereler askıya alındı

Hafter güçlerinin salı günü Trablus limanını ilk kez hedef alması, Cenevre’deki ateşkes müzakerelerini de baltaladı.

Trablus merkezli UMH Başbakanı Fayiz es-Serrac, 3 kişinin öldüğü, 5 kişinin de yaralandığı saldırıya tepkisini, Cenevre’de Birleşmiş Milletlerin (BM) arabuluculuğunda yürütülen 5+5 formatındaki ateşkes müzakerelerine katılımını askıya alarak gösterdi. BM, Serrac’ın kararından sonra müzakereleri askıya alma kararı aldı.

Serrac, Hafter’in ihlalleri nedeniyle Cenevre’deki askeri müzakerelerin yanı sıra ekonomik ve siyasi görüşmeleri de askıya aldıklarını duyurdu.

Perşembe günü BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Sözcüsü Jean El Alam, Cenevre’deki askeri komite toplantılarının yeniden başladığını teyit etse de aynı gün İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelen Serrac, konuyla ilgili açıklama yapmayarak konudaki belirsizliğin devam ettiğinin işaretini verdi.

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti, Trablus saldırısı sonrası ateşkes görüşmelerini askıya aldı

BM’nin Libya’ya dair sunduğu ve Berlin konferansına katılan ülkelerin desteklediği çözüm haritasında, kalıcı ateşkesi sağlamak için iki taraftan 5’er temsilcinin katıldığı 5+5 askeri görüşmeler, ekonomik müzakereler ve siyasi görüşmeler olmak üzere karşıt tarafları bir araya getirecek 3 ayrı yol haritası ortaya konuldu.

Peki Avrupa’nın silah ambargosuna yönelik attığı son adım ne anlama geliyor?Libya’ya silah akışını durdurmak gerçekten mümkün mü? UMH’nin çekinceleri neler? Konuyu Libyalı uzmanlara sorduk. 

İşte 5 soru ve 5 yanıt…

1- Pazartesi günü Avrupa Birliği, Libya’ya silah ambargosunun uygulaması için deniz ve hava devriyelerini başlatacağını açıkladı. Bir gün sonra Rusya ile görüşen İtalya, deniz ve hava devriyelerinin yanı sıra kara devriyelerinin de ilgili ülkelerin onayından sonra olabileceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise AB’nin böyle bir yetkisi olmadığını vurguladı. Tüm bunlar ne anlama geliyor? Avrupa tam olarak ne yapmaya çalışıyor?

Eski Libya Yüksek Konseyi Danışmanı Salah Bakkuş.

[Eski Libya Yüksek Konseyi Danışmanı Salah Bakkuş.]

Eski Libya Yüksek Konseyi Danışmanı Salah Bakkuş: AB, Libya konusunda inisiyatifi Rusya ve Türkiye’nin elinden alarak yeniden söz sahibi olmak amacıyla başlattığı stratejinin bir parçası olarak “bir şeyler yapıyor” imajını vermek istiyor. Maalesef, AB’nin kararlaştırdığı yeni misyon, Fransa’nın parmak izlerini taşıyor. Tek amacı, Trablus merkezli uluslararası meşruiyete sahip UMH hükümetini savunmasız hale getirmek. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ürdün, Mısır ve Fransa’dan (Hafter’e) Mısır-Libya (kara) sınırı üzerinden ve hava yoluyla akan silahları durdurmak için hiçbir önlem ortaya koymuyor. 

(İtalyan Dışişleri Bakanı) Di Maio, Hafter’in ülkenin doğusunda kendi kontrolündeki bölgeler ile Mısır arasındaki sınırdan geçen silah sevkiyatını engelleyecek kara operasyonunu asla kabul etmeyeceğini çok iyi biliyor.

Türkiye ve Rusya, Avrupa’nın böyle bir adımı atmak için gerekli yetkiye sahip olmadığını haklı olarak söylüyor. Ancak Avrupa’nın yetki almak amacıyla bu konuyu BMGK’da oylamaya taşıması durumunda gerekli oyları alabileceğini düşünüyorum. Sonuçta Hafter’in bir diğer destekçisi Rusya’nın plana destek vermesi hiç şaşırtıcı olmayabilir.

Beyan Araştırma Merkezi Müdürü Nizar Kreykeş.

[Beyan Araştırma Merkezi Müdürü Nizar Kreykeş.]

Beyan Araştırma Merkezi Müdürü Nizar Kreykeş: Uluslararası sistem hiç olmadığı kadar parçalanmış/bölünmüş ve kaos ile dolu. Bundan dolayı Avrupa Birliği gibi bölgesel örgütler, Libya konusunda birlik ve beraberlik içinde olduğunu ve aktif rol alabildiğini göstermeye çalışıyor.

Oysa ki gerçek bunun tam tersi. Avrupa ülkeleri Libya konusunda farklı ve bir birine uymayan stratejilere sahip. Bundan dolayı, bu operasyonun başarması zor. Rusya bunu engellemeye çalışacak. Nitekim de Rusya’nın Dışişleri Bakanı Lavrov’un böyle bir misyonun BMGK’dan geçirilmesi gerektiği yönündeki açıklamaları bu anlamda işaret veriyor.

Unutmamak gerek ki AB’nin dış politika konusunda karar verici tek bir teşkilatı yok. NATO da tam olarak AB’nin iradesini yansıtan bir örgüt de değil. Avrupa ülkelerinin arasındaki koordinasyonu sağlamak zor olacak. Bundan dolayı AB, uluslararası krizlerde tek vücut olarak hareket etmek için gerekli mekanizmalara sahip değil.

2- Hava ve deniz yollarını denetleme adımı, ülkeye silah akışını gerçekten kesebilir mi?

Bakkuş: Avrupa planının şu anki haliyle, deniz ile ilgili kısmında, gemilerin gözetlenmesi, durdurulması, içinde arama yapılması ve engellenmesi söz konusu. Ancak hava kısmı, sadece hava sahasının ve kara sınırlarının uçaklarla gözetilmesinden bahsediyor.

Havadan gözetlemenin NATO imkanlarından yararlanarak hayata geçirilecek olması, Fransa’nın burada nelerin gözetileceği ve neyin rapor edileceği kısmında söz sahibi olması anlamına geliyor. Herkes Hafter’e gelen silahların hava ve kara yollarından ülkeye sokulduğunu biliyor.

Kreykeş: Libya gibi büyük bir ülkenin sınırlarını izlemek çok zor ve maliyetli bir görev. Göçmenlerin maliyetini paylaşmak konusunda bile anlaşamayan Doğu ve Batı Avrupa ülkeleri, bu denli büyük bir misyonun yüksek maliyetini nasıl yönetecek?

Fransa’nın Hafter’in en büyük destekçilerinden biri olduğu biliniyor. Tarafsız olamayacak Fansa’nın bu misyonda yer alması ayrıca sakıncalı. Paris misyonun işleyişini sabote edecek. Bu konu bizi az önce değindiğim noktaya geri götürüyor. AB ülkelerinin arasında ahenk bulunmuyor. 

3- Ateşkesi her gün ihlal eden Hafter, Tablus’u alıncaya kadar saldırılarını durdurmayacağını açıkladı. Hafter’e silah akışını durdurmak mümkün mü?

Bakkuş: Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen para, Mısır’ın itiraz etmeden gösterdiği rıza, iş birliği ve Fransa’dan aldığı siyasi destek ile Hafter’e gelen silah akışı tamamen durdurulamayacak. Ancak eğer uluslararası toplum bu konuda ciddiyse, silahı engelleyecek bir sistem ve bunun yanı sıra ihlal edenlere karşı ciddi yaptırım uygulamaları hayata geçirilebilir. Bu, Hafter’e silah kaçakçılığı ve savaşı sürdürmeye, siyasi müzakerelerden daha ağır bir bedel getirecek.

Kreykeş: Hafter’e destek veren ülkeler bunun karşılığında ağır siyasi bedel ödemek zorunda kalacağını görmediği sürece, Hafter’e akan silahı durdurmak mümkün olmayacak. Bu, ancak sahadaki çekişmenin dinamiklerini değiştirerek ve petrol tesislerini kontrol altına alarak mümkün olabilir. Herkesin, UMH’nin Hafter’e karşı koyma konusundaki ciddiyetini görmesi gerek. 

Burada bir konuya dikkat çekmekte de fayda var: Dış aktörler için Libya eksen bir ülke konumunda değil. Yani dış aktörlerin Libya’ya müdahil olmasının arkasındaki amacı, Libya’yı kontrol etmek değil. Başka amaçları var. Mesela Fransa Libya ile neden ilgileniyor? Çünkü orası, Afrika derinliklerindeki hayati çıkarları için önemli. Bundan dolayı, büyük dış aktörlerin arasında birebir sahada çekişme göreceğimizi düşünmüyorum.

BAE’nin burada oturmuş bir diplomasi geleneği olmayan aktör olarak Libya krizine müdahil olmuş olması, nelerin olabileceğini ön görmeyi zorlaştırıyor. Uluslararası toplum BAE’nin düzenbazlıklarına karşı sessizliğini sürdürürse, krizin patlama ihtimali artacak.

4- Libya’daki meşru yönetim olan UMH, Avrupa’nın silah ambargosuna yönelik attığı adımları reddettiğini açıkladı. UMH’nin endişeleri neler?

Kreykeş: UMH tabii ki AB’nin planına mesafeli yaklaşacak. Çünkü bu misyonun ülkenin batısını hedef alacağını, ülkenin doğusundaki Hafter’in ise Mısır’dan silah tedarikini sürdüreceğini düşünüyor. Kimse yıllarca zaman kazanmaya oynayan Hafter ve Sisi’nin rejimine güvenmiyor. Çünkü bu iki taraf, verdikleri hiçbir sözü tutmadı. UMH buna jeostratejik oyunun bir parçası olarak bakıyor. Avrupa, Türkiye’nin oyuna dahil olmadan önceki dengesizliğe dönmek istiyor.

5- Uluslararası tanınırlığa sahip UMH hükümeti, müttefikleriyle yaptığı askeri iş birliğinin en tabii hakkı olduğunu söyledi. Silah ambargosu bunun neresinde olacak?

BakkuşBelli ki, Avrupa’nın yeni operasyon başlatma kararının ana hedefi, Türkiye ve UMH’ye baskıyı artırmak. Burada iki amaç var:

Birincisi; Türkiye ve UMH’nin Trablus’u Hafter’in saldırılarına karşı savunma çabalarını engellemek ve onu akamete uğratarak Fransa’nın Hafter’e yardımını kolaylaştırmak.

İkincisi; Doğu Akdeniz’i kontrol etmeye ve burada Türkiye’yi dışlamaya çabalayan Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), İsrail ve Mısır’a yardım etmek için UMH’yi devirememeleri durumunda ona baskıyı artırarak Ankara ile imzaladığı deniz anlaşmasından meşru yönetimi vazgeçirmek.

{ilgili-haber- 449337 }

Kreykeş: Avrupa, Türkiye ile bir çekişmeye girmeyecek elbette. Ancak Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Gözetleme yaparak bilgi akışını kontrol etmek istiyorlar.

Eğer gözetleme operasyonları dengeli bir şekilde yürütülecek olsaydı ne Türkiye ne de UMH bunu reddederdi. Hatta UMH Dışişleri Bakanlığı gözetleme yapılması için birden çok kez çağrıda bulunmuştu.

Ancak burada görünen o ki, silah akışını gözetlemeden sağlanacak bilgiler, Türkiye’yi siyasi anlamda sıkıştırma ve onu Libya’dan uzaklaştırmaya dönük kullanılacak.

İhlallere devam eden Hafter ateşkese yanaşmıyor

2011’deki “Arap Baharı” adıyla bilinen ayaklanmalar sürecinden bu yana Libya bir türlü istikrara kavuşamadı.

2014’te iyice iç savaşa sürüklenen Libya’da Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklenen darbeci general Halife Hafter, ülkenin kontrolünü ele geçirmek için harekete geçti.

4 Nisan 2019’da başkent Trablus’a saldırı başlatan Hafter, tüm ateşkes girişimlerini yok sayıyor.

Hafter 8 Ocak’ta Moskova ve 19 Ocak’ta Berlin’de yapılan ateşkes inisiyatiflerine yanaşmadı.