Rusya

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Rusya

Rusya’da COVID-19 vaka sayısı 627 bini geçti

Rusya’da yeni tip koronavirüs (COVID-19) tespit edilenlerin sayısı 627 bin 646’ya, ölü sayısı 8 bin 969’a yükseldi.

Rusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte 6 bin 852 kişide daha COVID-19 tespit edilmesiyle vaka sayısı 627 bin 646’ya ulaştı. Ülkede son 24. saatte ölü sayısı 188 artarak 8 bin 969’a, iyileşen sayısı 9 bin 200 artarak 393 bin 352’ye çıktı.

Rusya’da vaka sayısında günlük artış oranı yüzde 1,1 olarak açıklandı. Yeni vakaların yüzde 30’unda semptoma rastlanmadı.

Başkent Moskova’da son 24 saatte vaka sayısı 750 artarak 219 bin 354’e, ölü sayısı 20 artarak 3 bin 714’e çıktı.

Bir günde 305 bin test

Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisinden yapılan açıklamada, son 24 saatte 305 bin test yapıldığı ve bugüne kadar yapılan test sayısının 18 milyon 700 bini geçtiği belirtildi.

Açıklamada, 299 bin kişinin gözetim altında tutulduğu kaydedildi.

Rusya’da tatil sezonu 1 Temmuz’da başlıyor

Rusya Federal Turizm Ajansı (Rosturizm) Başkanı Zarina Doguzova, Rusya’nın Kovid-19 önlemleri çerçevesinde sınırlamalar getirilen 67 bölgesinde 1 Temmuz itibariyle turizm sezonunun açılacağını bildirdi.

Rusya’da, ilk COVID-19 vakaları 31 Ocak’ta tespit edilmiş, ilk COVID-19 kaynaklı ölüm ise 19 Mart’ta görülmüştü. Ülkede martın sonundan itibaren tedbirler alınmıştı.

Ülkede vakaların az görüldüğü bölgelerde tedbirler gevşetilse de kapalı ve kalabalık ortamlarda maske ve eldiven zorunluluğu getirilmişti.

Başkent Moskova’da 30 Mart’ta başlayan sokağa çıkma kısıtlaması 9 Haziran itibarıyla kaldırılmıştı. 

Esed’in iç savaştan bu yana karşılaştığı en büyük sorunu açıkladılar! Putin’den beklenmedik hamle

İngiliz basını katil Esed’in Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana karşılaştığı en büyük sorunu açıkladı. Vladimir Putin’in Esed yerine başkasının getirilmesine izin vereceği yönündeki söylentilere ek olarak, onu desteklemek ve güçlendirmek istemediği öne sürüldü.

İngiliz Sunday Times gazetesi, ekonomik krizin, Suriye rejimin başı katil Esed’in dokuz yıl önce Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana karşılaştığı en büyük sorun olduğuna dair bir haber yayınladı.

Haberin yayınlandığı gazetenin yazarı, Ortadoğu muhabiri Louise Callaghan, “Yıllardır başkent Şam sakinleri, onlardan uzakta gerçekleşen iç savaştan uzaktı. Ülkedeki şehirlerin, topçu ve hava saldırıları altında olduğu ve halkının yerinden edildiği bir dönemde, başkent sakinleri eski pazarda dolaşıyordu” dedi.

Bütün bunlar, bu hafta yürürlüğe girecek olan “Sezar” yasası ve koronavirüsün gelişi nedeniyle değişti.

Suriye rejimi tarafından kontrol edilen bölgelerdeki insanlar, ülkenin geri kalanı gibi acı çekmeye başladılar, ancak acıları ve başkan Esed’e meydan okumaları benzeri görülmemiş bir şekilde yükselen gıda fiyatları açısından farklı.

Ortadoğu Enstitüsü’nden bir ekonomist ve araştırmacı olan Karim Shaar ise, gazeteye şunları söyledi: Esed’in ekonomik kriz yüzünden altı ayda azalan pöpüleritesi, savaş döneminde azalmamıştı. Bu inanılmaz, dedi.

Gazete bu çöküşü, özellikle ABD yaptırımlarına, Kovid-19’a ve Suriye para biriminin değerini etkileyen ve değerinin yüzde 60’ını kaybettiren Lübnan’daki ekonomik çöküşe bağladı.

Kepenkler kapatmaya başladı

Şam’daki dükkanlar geçen hafta kapılarını kapatmaya ve liranın fiyatı iyileşene kadar mallarını korumaya başladı.

İnsanlar, herkes için ayarlanan belli miktarlarla, yiyecek alma sırasına giriyorlar.

Vatandaşlardan biri, mevcut olmadığını bildiği bir antibiyotiği eczaneden almaya çalıştı. Yurt dışında yaşayan bir Suriyeli doktor, temel ilaçların bile bulunmadığı konusunda bilgilendirildiğini söyledi.

Bir şehir sakini gazeteye “Bu daha önce hiç olmadı. İnsanlar korkuyor” dedi.

Dükkanlar geçen Cuma günü, para değeri sabit kalarak, ithal mallar olmadan kapılarını tekrar açtılar.

Bölge sakinleri, bir kilo pirinç fiyatının birkaç ay içinde iki katına çıktığını söylüyor. Nüfusun yüzde 83’ünün yoksul olduğu bir ülkede ekmek, yemeklik yağ ve tıbbi malzeme gibi gıda fiyatlarının artması halkın birçoğu için bir sorundur.

Sistem alanlarında yaşayan insanlar, fiyat artışının etkisini hissetmeye başlıyor.

Bir şehir sakini: “Durumun daha da kötüye gidip gitmeyeceğini bilmiyorum. Yarın pirinç fiyatının ne kadar olacağını bilmiyorum ve elbette insanlar korkuyor.” dedi.

Para birimi devalüasyonuyla, Dürzi topluluğunun yaşadığı ve savaş dışında tutulduğu Süveyda gibi şehirlerde gösteriler yayıldı. Esed karşıtı sloganlar atan göstericilerin video görüntüleri ortaya çıktı.

Gazete, Esed ve kuzeni milyarder Rami Makhlouf arasındaki sürtüşmenin, yetkilileri dükkanları kapatmaya ve insanları evlerine girmeye zorlayan Kovid-19 gibi durumu daha da kötüleştirdiğine inanıyor.

Geçen hafta Esed, atanmasından dört yıl sonra Başbakan İmad Hamis’i aniden görevden aldı.

Gözlemciler, hareketin kötüleşen ekonomik koşullara ve protestolara tepki olarak geldiğini söylediler. Rejime bağlı bölgelerin sakinleri eleştirilerini genellikle cumhurbaşkanından ziyade başbakana yönlendiriyor.

Kovid-19 vurdu

Gazete Esed ailesinin savaş sonrası Suriye’yi böyle ummadığını söyledi. Esad’ın mesajı, savaşın başlangıcından beri açıktı; ya rejimi altında güvenlik ve istikrar ya da savaş ve radikalizm.

Şam ve Lazkiye gibi birçok şehir, diğer şehirleri vuran ve milyonları yerinden eden savaşın en kötü etkilerinden kurtuldu. Ancak kaybettiği alanların kontrolünü ele geçirdikten sonra Esed, büyük aksiliklerle karşı karşıya.

Bu ay uygulanacak ABD yaptırımları işadamlarını korkuttu. Sezar’ın yasası sadece Suriyeli yetkilileri ve onu destekleyen şirketleri değil, Suriyeli şirketlerle iş anlaşmaları yapan yurtdışındaki şirketleri ve işadamlarını da cezalandırıyor.

Esed’e yılda 6 milyar sağlayan İran gibi müttefikleri, ABD’nin yaptırımlarının ve Kovid-19’un etkilerini yaşadı.

Suriye başkentinin atardamarı olan Lübnan ciddi bir finansal, bankacılık ve ekonomik krizle karşı karşıyadır.

Suriye’nin Lübnan bankalarındaki varlıkları 45 milyar dolar.

Slogan şöyle diyor: “Suriye ve Lübnan bankacılık sistemleri birbirine bağlı ve Lübnan’daki mali krizin Suriye üzerinde ciddi etkileri oldu.”

Rejim artık yardım istemek için müttefiklerden hiçbirine sahip değil. Rejimi desteklemeye yardımcı olan Rusya, Vladimir Putin’in Esed yerine başkasının getirilmesine izin vereceği yönündeki söylentilere ek olarak, onu desteklemek ve güçlendirmekle ilgilenmiyordu.

Suriye’de çalışan bir diplomat, “Ondan bıktıklarını düşünüyorum ve rejim tutarlı olduğu sürece başka bir kuklayı, onunla değiştirmek istemiyorlar.” dedi.

Çeviri: Feyza Akyıl

ABD’li uzmandan çarpıcı Türkiye itirafı! Doğu Akdeniz detayı dikkat çekti

Jamestown Foundation Başkanı Glen Howard’ın yaptığı Türkiye itirafı gündem oldu. Glen, “Sahip olduğu deniz ve hava gücü ile alandaki durumu değiştirdi.

Haliyle Suriye’de güçlü bir ele sahip olan Rusya’nın Libya’daki eli ise oldukça zayıfladı. Doğu Akdeniz, Türkiye için vazgeçilmez öneme sahip ve bu yüzden Libya’dalar.

Bu noktada tıpkı Kıbrıs’ta ve şubat ayında Ruslara yaptıkları gibi bu konuda da karşılarına çıkan herkesle kafa kafaya geleceklerdir.

Haliyle durumun ne kadar kritik olduğunu görmeli ve Türklerin çıkarlarının ne olduğunu anlamalıyız.” ifadelerini kullandı.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü tarafından düzenlenen “Orta Doğu’daki Yarış” başlıklı panele katılan ABD Dışişleri Bakanlığı Orta Doğu Sorumlusu Müsteşar Vekili David Schenker, Jamestown Foundation Başkanı Glen Howard ve ABD Deniz Harp Okulunda görev yapan Profesör Miles Yu, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri değerlendirdi.

Konuşmasında Rusya’nın kendi çıkarları doğrultusunda belirlediği stratejiler üzerinden özellikle Orta Doğu’da varlığını son yıllarda yoğun şekilde arttırdığını ve Suriye’ye doğrudan müdehalesiyle bunu açıkça gösterdiğini belirten Schenker, Çin’in de benzer faaliyetlere giriştiğine dikkati çekti.

Çin’in Afrika stratejisi

Schenker, Çin’in özellikle ABD’nin zayıf olduğu Orta Doğu ve Afrika’daki bölgelerde varlığını arttırmaya çalıştığına işaret ederek, “Ülkesinde toplama kampları inşa eden Çin’den insani değerlere saygı veya etiksel hassasiyet bekleyemeyiz. Özellikle Afrika’daki fakir ülkeleri borç tuzağına çeken Çin, Cibuti’ye ait limanı 99 yıllığına kiralamasında olduğu gibi borçlarını ödeyemeyen ülkelerin ülkelerin stratejik noktalarına el koyuyor. Bunu Orta Doğu’da da yapıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Profesör Yu da Rusya ile Çin’in dünya genelinde yıllardır zararlı aktivitelerde bulunduğunu ancak aralarında dış politika açısından büyük bir fark olduğunu söyledi.

Yu, şu ifadeleri kullandı:

“Rusya’nın global ajandası, dünya genelinde sayılır ve kabul edilir olmak. Çin’in ajandası ise global anlamda dominant ülke olmak. Bu ikisi oldukça farklı stratejiler. ABD’nin dünya üzerindeki dominantlığından hoşlanmayan Rusya, Çin’in dominant bir hale gelmesinden de rahatsızlık duyuyor. Haliyle Çin ile Rusya arasında sağlıklı bir müttefiklikten bahsedemeyiz ancak komşuluk gereği sorunları mümkün olduğunca diyalog ve diplomasi yoluyla çözmeye gayret ediyorlar. Bu durumu özellikle Orta Doğu ve Afrika’daki iş birliğinde görebiliyoruz.”

“ABD, Türkiye ile daha yakın ilişkiler kurmak zorunda”

Rusya’nın Libya’da da benzer strateji uygulayarak gönderdiği paralı savaşçılar, askeri silahlar ve finansal hamleler ile alandaki durumu kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmeye çalıştığını belirten Glen, Türkiye’nin hamleleri nedeniyle Moskova’nın bu stratejisinde başarıya ulaşamadığını dile getirdi.

Glen, “Libya, Rusya’nın benimsediği ulusal çıkarlar politikasının bir parçası durumunda ancak Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki ulusal güvenlik ve çıkarlarının ana temelini oluşturuyor. Bu nedenle Türkiye, sahip olduğu deniz ve hava gücü ile alandaki durumu değiştirdi. Haliyle Suriye’de güçlü bir ele sahip olan Rusya’nın Libya’daki eli ise oldukça zayıfladı.” şeklinde konuştu.

Glen, ABD’nin özellikle Orta Doğu ve Almanya’dan asker çekmesinin ardından Rusya ile mücadele kapsamında Türkiye ile daha yakın ilişkiler kurmak zorunda olduğunu vurguladı.

“Türklerin çıkarlarının ne olduğunu anlamalıyız”

Glen, Türkiye’nin bölgede oluşan boşlukları iyi değerlendirdiğini ve özellikle Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak adına Rusya ile karşı hamleler yapmaktan çekinmediğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Doğu Akdeniz, Türkiye için vazgeçilmez öneme sahip ve bu yüzden Libya’dalar. Bu noktada tıpkı Kıbrıs’ta ve şubat ayında Ruslara yaptıkları gibi bu konuda da karşılarına çıkan herkesle kafa kafaya geleceklerdir. Haliyle durumun ne kadar kritik olduğunu görmeli ve Türklerin çıkarlarının ne olduğunu anlamalıyız. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’in geleceğinde rol almak konusundaki kararlılığını kabul etmeli ve ABD olarak Doğu Akdeniz’deki rolümüzü yeniden gözden geçirmeliyiz.”

“Gülen darbesinden dolayı Türkiye’yi yanlış anladık”

Türkiye’nin özellikle ABD ve Batı tarafından yanlış okunduğunu belirten Glen, “Bence (Fetullah) Gülen darbesinden dolayı Türkiye’yi yanlış anladık. Bu (darbe) Türkiye’yi zayıflatma girişimiydi. Türkiye’nin iç sorunlarını ve verdikleri mücadeleyi anlamayan birçok insan Türkiye’yi yanlış okudu. Türkler, bunun altından kalkmayı başardılar ve çok daha güçlü programlar geliştiriyorlar. Bu yıl sonunda ilk çıkartma gemisini suya indirmeyi planlayan bir ülkeden bahsediyoruz. Bu, Doğu Akdeniz’deki dengelerde ve Türk donanmasında büyük etki yapacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Glen, Türkiye’nin insansız hava araçları da dahil olmak üzere askeri teknoloji alanında geldiği noktaya da değinerek, Libya’daki gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’nin kazanan taraf olacağına inandığını sözlerine ekledi.

Kırımlı milletvekili Natalya Poklonskaya’dan sert sözler! ‘Eğer saldırganlık ve nefret politikalarına son vermezlerse…’

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’in Kırım’la ilgili açıklamalarına tepki gösteren Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’nın Kırımlı milletvekili Natalya Poklonskaya, “Eğer saldırganlık ve nefret politikasına son verilmezse, herkes, özellikle de Kırımlıların temiz su ve içme suyu haklarını ellerinden alan Kiev yönetimi utanç duyacak” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’in Kırım’la ilgili açıklamalarına tepki gösteren Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’nın Kırımlı milletvekili Natalya Poklonskaya, Kırımlılara karşı saldırganlık ve nefret politikasına devam eden Kiev yönetiminin utanç duyması gerektiğini vurguladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir ZelenskiyUkrainskaya Pravda gazetesine verdiği demeçte Kırım’ın yeniden Kiev’in kontrolüne gireceğini ve Rusya halkının birkaç yıl sonra utanç duyacağını öne sürdü.

Sputnik’e konuşan Poklonskaya, “Eğer saldırganlık ve nefret politikasına son verilmezse, herkes, özellikle de Kırımlıların temiz su ve içme suyu haklarını ellerinden alan Kiev yönetimi utanç duyacak” dedi.

‘Rusya ve Ukrayna halkları saygı içinde yaşamalı’

Poklonskaya, Zelenskiy’in ‘Kırım iade edilmediği sürece Rus ve Ukraynalı gelecek nesillerin açıkça, dostça konuşma imkanı olmayacağı’ şeklindeki sözlerine de yanıt verdi.

Kırımlı vekil şu ifadeleri kullandı:

“Rusya ve Ukrayna’nın geleceği muhteşem olmalı ve ülkelerimizin halkları, saygı ve dostluk ilkelerine dayanan bir gelecekte yaşamalı.”

Rusya’da COVID-19 vaka sayısı 476 bini geçti

Rusya’da koronavirüs (COVID-19) tespit edilenlerin sayısı 476 bin 658’e, ölü sayısı 5 bin 971’e ulaştı.

Rusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte 8 bin 985 kişide daha COVID-19 tespit edilmesiyle vaka sayısı 476 bin 658’e çıktı.

Ülkede son bir günde ölü sayısı 112 artarak 5 bin 971’e, iyileşen sayısı 3 bin 957 artarak 230 bin 688’e yükseldi.

Rusya’da vaka sayısında günlük artış oranı yüzde 1,9’a düşerken, yeni vakaların yüzde 36,6’sında belirti görülmedi.

Salgının merkezi başkent Moskova’da son 24 saatte vaka sayısı 2 bin 1 artarak 197 bin 18’e, ölü sayısı 51 artarak 2 bin 970’e çıktı.

13 milyondan fazla test yapıldı

Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisinden yapılan açıklamada, son 24 saatte 294 bin test yapıldığı ve bugüne kadar yapılan test sayısının 13 milyondan fazla olduğu belirtildi.

Açıklamada, 320 bin kişinin gözetim altında tutulduğu bildirildi.

Putin, Hafter’e 8 uçak gönderdi! Amaçları Türkleri vurmak

Türk SİHA’larının Libya’da 8 Pantsir hava savunma sistemini imha etmesi Rusya’yı çıldırttı. İmajı yerle bir olan Putin, darbeciye 6’sı “Mig-29” ve 2’si “Su-24” olmak üzere en az 8 savaş uçağı gönderdi. Hafter de Türk hedeflerine yönelik en büyük hava harekatını başlatacaklarını duyurdu. Türkiye ise Hafter’e “Karargahını başına yıkarız” dedi.

Libya’da Türkiye destekli meşru ordunun terörist Hafter’e karşı büyük başarılar elde etmesi Rusya’yı çıldırttı… Rusya; Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Mısır, Fransa, Ürdün, Esed rejimi, İsrail ve Yunanistan’dan Hafter’e daha fazla destek verilmesini isterken kendisi de teröristlere en az 8 savaş uçağı gönderdi. Hafter’e verilen Rus Pantsir hava savunma sistemlerinden en az 8’inin imha edilmesiyle dünyada büyük imaj kaybı yaşayan Putin’in askeri yetkililere bizzat talimat verip, Libya’daki Hafter güçlerinin uçakların yanı sıra uzman subaylarla da desteklenmesini istedi.

Libyalı Bakan açıkladı

ABD kanalı Bloomberg’e konuşan Libya İçişleri Bakanı Fethi Başağa, Rusya’nın Hafter’e en az 8 savaş uçağı gönderdiğini söyledi. Başağa, Rusya’nın Suriye’deki Hımeymim hava üssünden kalkan Sovyet yapımı en az 6 “Mig-29” ve 2 “Su-24” savaş uçağını Libya’nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter’e ulaştırdığını bildirdi. 

Rusya’nın yalanlama yapmadığı açıklama sonrası, Hafter milislerine bağlı hava unsurları da, ülkedeki “Türk hedeflerine karşı Libya tarihindeki en büyük hava harekatını başlatacaklarını” öne sürdü.

Türkiye, Rus uçaklarına karşı F-16’ları kullanacak iddiası

Türk Dışişleri, “Libya’daki Türk unsurlarının hedef alınması halinde bunun çok ağır sonuçları olacağını ve darbeci Hafter unsurlarını meşru hedef telakki edeceğimizi hatırlatıyoruz” dedi. 

Ayrıca Libya basınında, Rus uçaklarının kullanılması halinde Türkiye’nin F-16’ları sahaya süreceği iddia edildi.

Erdoğan’a selam olsun

Libya hükümeti, orduya bağlı hava unsurları tarafından imha edilen Hafter milislerine ait Rus yapımı Pantsir hava savunma sistemlerinden birisini başkent Trablus’ta sergiledi. Libya 17 Şubat devriminin simgelerinden Şehitler Meydanı’nda getirilen Pantsiri görmek için binlerce Libyalı meydana akın etti. 

Libyalı Yusuf Hammude, Libya ordusu kahramanlarını kazandıkları zaferlerden dolayı tebrik etmek ve onların sevinçlerine ortak olmak için Şehitler Meydanı’na geldiğini söyledi.

Libyalı kahramanların 72 saatte 8 Pantsir’i imha ettiğini anlatan Hammude, bu zaferin her şeyden önce Allah’ın yardımıyla kazanıldığını, Libya halkının da diğer halklar gibi özgür bir şekilde yaşama hakkına sahip olduğunu belirtti.

“Bize yardım edenleri Allah muvaffak eylesin” diyen Hammude, “Lider Erdoğan’a selam olsun, kimse yardım etmezken o bize tam zamanında yardım elini uzattı. Ona duacıyız” dedi.

Peskov’dan sonra eşinin de testi pozitif çıktı

Dün koronavirüse yakalandığı açıklanan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in basın sözcüsü Dmitriy Peskov’un eşinin de testinin pozitif çıktığı öğrenildi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in basın sözcüsü ve ona en yakın isimlerden olan Dmitriy Peskov, dün koronavirüse yakalandığını ve tedavi gördüğünü açıkladı. Peskov’un ardından eşi ve eski buz pateni şampiyonu Tatyana Navka’nın da virüs nedeniyle hastaneye kaldırıldığı ve karantina altına alındığı öğrenildi.

“Eşim virüsü işten getirdi”

Rus medyasındaki haberde, Navka’nın hastalığı hafif geçirdiğini eşi Peskov’un daha ağır geçirdiğini ifade ettiği bildirildi. Navka, çocuklarıyla birlikte sıkı karantina uyguladıklarını, eşi Peskov’un virüsü Kremlin’nden getirdiği sonucuna vardığını ifade etti.

“Putin ile 1 aydır temasımız yok”

Ayrıca Peskov’un, uzun süredir Putin ile görüşmeleri internet üzerinden gerçekleştirdiği, “Bir aydan uzun süredir temasımız olmadı” ifadelerini kullandığı belirtildi.

Terör örgütü YPG/PKK, Türkiye sınırı yakınında tünel kazmaya devam ediyor

Rusya ve ABD’nin taahhüdüne rağmen güvenli bölgeden çekilmeyen terör örgütü YPG/PKK, Suriye’nin kuzeydoğusunda Türkiye sınırı yakınlarında tünel ve hendek kazma çalışmalarını sürdürüyor.

Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, terör örgütü YPG/PKK, güvenli bölge sınırları içerisinde tünel ve hendek kazma faaliyetlerine hız verdi.

Rusya ve ABD’nin taahhüdüne rağmen bölgeden çıkmayan terör örgütü, Haseke ilinin Türkiye sınırında yer alan Kamışlı ilçe merkezi, ilçenin kuzeyi ve Kamışlı-Amude ilçeleri arasındaki bölgede son günlerde kazı çalışmalarını yoğunlaştırdı.

Çok sayıda iş makinesini söz konusu bölgelere sevk eden terör örgütü, mevcut tünel şebekelerini genişletmeyi amaçlıyor.

YPG/PKK’lı teröristler bu kapsamda önceki gün yol çalışmalarını öne sürerek, Kamışlı-Amude yolunu 24 saatliğine sivil araç geçişine kapattı.

Türkiye ile Rusya arasındaki mutabakat uyarınca sınırdaki Aynularab (Kobani) ilçesinden çekilmesi gereken YPG/PKK’lılar, burada da tünel ve hendek kazmaya devam ediyor.

Kaynaklar terör örgütünün, M4 karayolu üzerinde işgal ettiği Ayn İsa beldesinde de kazı çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.

YPG/PKK, tünelleri olası askeri harekatlara karşı direnme, sızma ve ani saldırı amacıyla kazıyor.

ABD ve Rusya ile varılan mutabakatlar

Türkiye, 9 Ekim 2019’da başlattığı Barış Pınarı Harekatı sürerken ABD ve Rusya ile ayrı ayrı mutabakatlar yapmıştı.

ABD, harekatın güvenli bölge olarak tesis ettiği, Türkiye sınırından itibaren 30 kilometre derinlikteki alandan YPG/PKK’nın çekileceği sözünü vermişti.

Rusya da 23 Ekim 2019’den itibaren Rus askeri polisi ve rejim güçlerinin, Barış Pınarı Harekat bölgesinin dışında kalan Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafına, YPG/PKK’lı teröristlerin silahlarıyla Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 kilometrenin dışına çıkarılmasını temin etmek üzere gireceklerini taahhüt etmişti. Ruslar, terör örgütü YPG/PKK’lı teröristlerin silahlarıyla Münbiç ve Tel Rıfat’tan çıkarılacağı vaadinde bulunmuştu.

Harekat bölgelerinde örgüt tünelleri ortaya çıkarılmıştı


YPG/PKK, daha önce de Afrin, Münbiç, Aynularab, Tel Abyad, Rasulayn, Sırrin, Kamışlı ve Malikiyye bölgelerinde tünel ve çukurlar kazmıştı.

Afrin, Tel Abyad ve Rasulayn bölgelerinin YPG/PKK’dan temizlenmesinin ardından örgütün çok sayıda uzun tünel kazdığı ortaya çıkarılmıştı.

Anadolu Ajansı (AA),YPG/PKK’nın işgalindeki Münbiç ve Aynularab ilçelerindeki tünel kazma çalışmalarını Aralık 2018’de ve Nisan 2019’da görüntülemişti.

Rusya’nın avcıları İdlib’de avlandı! Türk SİHA’ları Rus efsanesini bitirdi

Rusya’nın “İdlib’de hava savunma sistemlerimiz zarar görmedi” açıklaması hayretle karşılandı. Uzmanlar Türk SİHA’ların başarısının ardından Rusya’nın silah güvenilirliğinin ve dolayısıyla bu alandaki ihracatının tehlikeye girebileceği görüşünde.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gün gazetecilere yaptığı “İdlib’de 8 Pantsir’i SİHA’larla yok ettik” açıklamasına Rusya’dan gelen “Sistemlerimiz vurulmadı” cevabı savunma sanayii çevrelerinde şaşkınlığa yol açtı.

Vurulan hava savunma sistemlerinin görüntülerinin çok farklı açılardan defalarca yayınlanmasına ve bu videoların dünya genelinde milyonlarca kez izlenmesine rağmen Rusya’nın bunu neden reddettiği sorusu gündeme geldi.

Bilindiği üzere Türk SİHA’ları Bayraktar TB2 ve ANKA-S harekat boyunca çok kritik görevler üstlenmiş, her iki siha da hedeflerini nokta atışla vurarak etkisiz hale getirmişti.

Rusya’nın görüntülere rağmen neden böyle bir yol izlemiş olabileceği?’ sorusunun cevabını savunma alanında uzman olan isimlerle konuştuk.

Rusya’nın avcıları İdlib’de avlandı

Savunma Politikası Analisti Turan Oğuz, Pantsir’lerin Türk SİHA’ları tarafından bu kadar rahat şekilde vurulmasının önce Rus hava savunma sistemlerine, sonra da tüm Rus silahlarına olan güveni zedeleyebileceği görüşünde.

İdlib’de yaşananları “Rusya’nın 40 yıldır üzerinde adım adım çalışarak oluşturduğu ‘Rus savunma sistemleri vurur ama vurulmaz’ efsanesi 40 saatte çöktü” diyerek özetleyen Oğuz, şöyle devam etti:

“Şunu bir kere net olarak belirtelim; İdlib’de avcı avlandı. Hem de en küçümsediği SİHA’lar tarafından. Yaşanan olumsuz vakalar önce yılda 25 milyar doları hedefleyen Rus silah ihracatını baltalayabilir. Bu durum mevcut petrol fiyatlarında şok yaşayan Rusya ekonomisi için yeni ve güçlü bir olumsuz etki anlamına gelir. Belki de bu iki sıkıntının daha da ötesi de yaşanabilir. Rusya’dan silah temin eden ülkelerin başka silahlara, dolayısıyla başka ülkelere yönelmesi de olası.”

Rusya’nın etki alanı küçülebilir

Oğuz, silah satan ve o silahı alan ülkenin neredeyse 40 yıla varan iyi ilişkiler kurması gerektiğine dikkat çekerek, “Çünkü büyük silahların 40 yıla varan kullanım ömürleri süresince yedek parça, bakım, yarı ömür modernizasyonu derken satıcı ile alıcı arasında sürekli irtibat gerekir. Bu da alıcı ülkenin bir nevi 40 yıl satıcı ülkenin etki alanına girmesi anlamına gelir. Tüm bunların sonucunda, tehlikede olan bir tek Pantsir’in güvenilirliği değil. Uzun vadede Rusya’nın etki alanının küçülmesi sonucuna varabilecek önemli bir tehdit söz konusu. Rusya’nın agresif bir şekilde ‘sistemlerimiz düşürülmedi’ demesinin asıl sebebi burada aranmalı” dedi.

Bu konu Rusya’nın ‘yumuşak karnı’

Savunma Sanayii Araştırmacısı Hakan Kılıç ise Rusya’nın savunma sanayi ve askeri teknolojileri konusunda dürüst davranmadığı ve kendi ürünlerini abarttığını savundu.

Bugüne kadar dünyada hava savunma sistemlerini SİHA ile vurmak zorunda kalan ülke olmamıştı. Türkiye, İdlib’de bunu başardı” diyen Kılıç, şunları söyledi:

“Diğer çok önemli nokta ise bu sistemler yani SA-17 BUK, SA-22 Pantsir ve SA-3 gibi Rus hava savunma sistemleri tasarlanırken dünyada bir SİHA tehdidi olmadığı gibi elektronik harp de bu kadar gelişmemişti.

Dünya hava savunma sistemlerinin SİHA’lar karşısında zayıf kalabileceği gerçeğini, SİHA’ların yeni bir kullanım şeklini, KORAL’ın elektronik karıştırma ile Rus HSS ve radar sistemlerini nasıl saf dışı ettiğini, ANKA-S ve ANKA-I’nın istihbarat, gözetleme ve sinyal istihbaratı ile hava savunma sistemleri üzerine etkisini, küçücük ve motorsuz süzülen bir mühimmat olan MAM-L’nin hem füze hem top sistemi barındıran Pantsir ürerindeki etkisi gördü.”

Rusya gerçeği kabul etmekte zorlanıyor

Kılıç, Pantsir, BUK gibi kendi başına görev yapabilen ve çok gelişmiş olduğu iddia edilen sistemlerin bile merkezi bir komuta kontrol ve radar ağına entegre olmadığı takdirde ne kadar zayıf olduklarının görülmesi açısından İdlib’de yaşananların kritik olduğuna da değindi.

Hava savunmanın 2020’li yıllarda kademeli ve entegre bir hava savunma şemsiyesinin parçası olduğunda hangi ülke ve şirketin ürünü olursa olsun muhakkak aşılabileceği gerçeğini dünya görmüş oldu” diyen Kılıç, “Rusya da bu gerçekle ilk kez yüz yüze kaldığı için durumu kabul etmekte zorlanıyor” şeklinde konuştu.

Kaynak: TRT Haber

Dünya ABD-İran gerilimine kilitlenmişken Rusya’dan flaş bir çıkış geldi: Nükleer cevap vereceğiz

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD’nin denizaltı balsitik füzeleri ile yapacağı herhangi bir hamleye nükleer yanıt vereceklerini duyurdu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD’nin özelliği ne olursa olsun denizaltı balistik füzelerle yapacağı her türlü saldırıya nükleer yanıt verileceğini belirtti.

Zaharova, bugünkü basın toplantısında, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde yayınlanan ve düşük tesirli nükleer başlıkların geliştirilmesi ve denizaltıların bu başlıklarla donatılması konusunu ele alan yazıyı değerlendirdi.

“Saldırı kabul edeceğiz”

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Denizaltından fırlatılan balistik füzelerle yapılan her türlü saldırıya, başlıkların özelliği ne olursa olsun, nükleer saldırı olarak algılanacak” ifadesini kullandı.

Zaharova, “Amerikan nükleer potansiyelinin esnekliği konusunda akıl yürütenler şunu anlamalı ki, Rus savaş doktrinine göre bu tür eylemler, Rusya tarafından nükleer silahla yanıt vermeyi gerektiren sebep olarak kabul edilecek” dedi.

Bu tür adımları tehlikeli olarak gördüklerini ve istikrarsızlaştırma unsuru olarak değerlendirdiklerini kaydeden Rus diplomat, ABD’nin açık ve kasıtlı bir şekilde stratejik ve stratejik olmayan nükleer silahlar arasındaki sınırı silmeye çalıştığını belirterek, “Bu kaçınılmaz olarak silah kullanımına yönelik eşiğin düşürülmesine yol açacak” dedi.