Recep Tayip erdogan

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Recep Tayip erdogan

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Göç yükünü tek başımıza omuzlamak zorunda bırakıldık

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’ye verilen sözler tutulmayarak, ülkemiz düzensiz göç yükünü tek başına omuzlamak zorunda bırakıldı.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferans yoluyla katıldığı Uluslararası Göç Filmleri Festivali’nin kapanış töreninde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından “Göç ve Medeniyet” temasıyla düzenlenen festivalin hayırlara vesile olmasını temenni etti. 

Dünyanın farklı köşelerinden festivale katkı veren sinemacılara şahsı ve milleti adına teşekkürlerini sunan Erdoğan, bu anlamlı film festivaline öncülük eden, icrasında görev alan tüm kurumları gönülden tebrik etti.

Festivalin, sinema aracılığıyla göç ve sebepleri üzerine yeniden düşünmeye; göçün sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik boyutları hususunda farkındalık oluşturmaya katkı sağlamasını dileyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Göç meselesi, özellikle son dönemlerde küresel bir olgu olarak dünyanın gündeminde yer alıyor. Her sene milyonlarca insan savaş, istikrarsızlık, terör ve yoksulluk gibi sebeplerle evlerini terk etmek zorunda kalıyor.
Bugün dünya genelinde 260 milyona yakın göçmen, 71 milyonun üzerinde yerlerinden edilmiş kişi ve 25 milyonu aşkın mülteci bulunuyor. İnsanlar, sadece daha iyi bir iş, daha yüksek bir hayat standardı için değil; çoğu zaman hayatta kalabilmek, karınlarını doyurabilmek için göç ediyor.

Güvenli bir gelecek gayesiyle çıkılan bu yolculukların önemli bir kısmının, maalesef ölümle, felaketle sonuçlandığını görüyoruz. Geride bıraktığımız son 8 sene içinde çoğu kadın ve çocuk 25 bin insan Akdeniz’in azgın sularında hayatını kaybetti. Avrupa’ya sığınan 10 bin Suriyeli çocuğun akıbeti bilinmiyor.”

“Türkiye olarak farklı bir duruş sergiledik”

“Türkiye olarak bu tablo karşısında tarihimizden ve kültürümüzden tevarüs ettiğimiz değerlerle farklı bir duruş sergiledik.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan bir medeniyetin mensupları olarak kimseye ayrımcılık yapmadık. İmkanları bizden katbekat fazla ülkeler, mültecilere, sayıları onlarla ifade edilen kotalar koyarken; biz ırk, din, dil, etnik köken ayrımı yapmadan herkese kucak açtık. Kendi vatandaşlarımıza hangi imkanları sunuyorsak, ülkemize sığınan mazlum ve mağdurlara da aynı hassasiyetle davrandık.

Barınmadan sağlığa, eğitimden sosyal entegrasyona kadar hemen her alanda kapsamlı politikalar yürüttük. Ancak bu süreçte, Avrupa Birliği başta olmak üzere, lafa gelince demokrasi ve insan hakları savunuculuğunu kimseye bırakmayan ülkelerden herhangi bir destek alamadık. Türkiye’ye verilen sözler tutulmayarak, ülkemiz düzensiz göç yükünü tek başına omuzlamak zorunda bırakıldı.”

Avrupa’ya gidebilen göçmenlerin ırkçı, ayrımcı ve düşmanlaştırıcı politikaların kurbanı olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Geçen yıl Türkiye-Yunanistan sınırında yaşanan insanlık dışı görüntüler, kimi batılı ülkelerin göçmenlere yönelik bakışını göstermesi açısından son derece ibretliktir. Koronavirüs salgını ise göçmenlerin sıkıntılarını artırmış, zaten kırılgan olan durumlarını daha da zorlaştırmıştır.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ve Afrika kaynaklı düzensiz insan hareketleri sebebiyle, mülteci ve göç konusunun güvenlik parantezine alınmak istense de bu meselenin pek çok boyutu olduğunu belirtti.

Farklı hayatları, farklı hikayeleri bir araya getiren göç olgusunun, eskiden beri kültürel etkileşimin en etkili vasıtası olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Göç aynı zamanda yeni bir buluşmadır; etnik kimliği, dini, dili, kültürü farklı insanların kucaklaşmasıdır. Bu süreçte yaşananlar, dilimizde yeni kelimeler, ağzımızda yeni tatlar, hatırımızda yeni birliktelikler bırakır.
Hüznüyle sevinciyle göç hikayelerinin etkili bir şekilde anlatılması noktasında sinema güçlü bir araçtır. Göçün ihtiva ettiği zenginliğin ve çeşitliliğin, Uluslararası Göç Filmleri Festivali’ne de yansıdığını görmekten memnuniyet duyuyorum.

Göçle ilgili ön yargılarımızı bir tarafa bırakarak, göçmenlerin gittikleri ülkelere ve toplumlara katkılarını görmemiz gerektiğine inanıyorum. Dünyanın dört bir yanından göç hikayeleriyle festivale katılan değerli yönetmenlere, etkinliği destekleyen kurumlara ve sponsorlara bir kez daha teşekkür ediyorum. Dünyanın ilk sınırsız erişimli film festivali olma özelliğini taşıyan Uluslararası Göç Filmleri Festivali’nin düzenlenmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.” 

Mısır tarafının Türkiye itirafı gündem oldu: Erdoğan bunu yapacak

Mısır Temsilciler Meclisi üyesi Samir Gattas, Türkiye’nin Libya politikasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Erdoğan, buradan çıkmak için Libya’ya gelmedi. Yeni Osmanlı dediği bir projeye sahip. Girdiği hiçbir ülkeden ayrılmadı” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Forumu Başkanı Samir Gattas yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Libya ile yaptığı münhasır ekonomik bölge anlaşmasına ilişkin konuştu.

Serrac’ın Mısır girişimini kabul etmesinin uzak bir ihtimal olduğunu söyleyen Gattas, UMH’nin stratejik öneme sahip el-Cufta üssüne ulaşmak için Sirte şehrini ele geçirmeye çalışarak, sahada tepki verdiğini ifade etti.

“Erdoğan buradan çıkmak için ülkeye gelmedi”

Gattas, “Erdoğan, buradan çıkmak için Libya’ya gelmedi. Yeni Osmanlı dediği bir projeye sahip. Girdiği hiçbir ülkeden ayrılmadı. 1982 yılından bu yana Irak’ta bulunuyor. Duhok ve Erbil’de 19 üssü var. Somali’ye girdi, orada büyük bir üssü var ve ayrılmadı. Katar’da da Tarık bin Ziyad üssüne sahip, yeni bir üs inşa etmeye hazırlanıyor ve Yemen’de de şu an üsler kurmaya çalışıyor” dedi.

“Yunanistan, Mısır, Kıbrıs ve hatta İsrail’in Avrupa’ya gaz ihracatı yapma yolunu kesti”

Ortadoğu Forumu Başkanı ve Mısır Temsilciler Meclisi üyesi, “Erdoğan, sadece projesini genişletmek için değil, aynı zamanda ekonomik nedenlerle ülkeye girdi. Doğalgaz arıyor. Komşu ülkeler olan Yunanistan, Mısır, Kıbrıs ve hatta İsrail’in Avrupa’ya gaz ihracatı yapma yolunu kesti. Çünkü Akdeniz’de bir engelleme hattı inşa etti. Avrupa’ya geçmek isteyenler onu geçmek zorundadır. Aynı zamanda ABD’ye, Libya’daki Rus nüfuzu ile karşı karşıya olduğunu da söyledi” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu hafta sokağa çıkma kısıtlaması 3 gün

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Mayıs’tan itibaren de 31 ilde 3 gün süreyle sokağa çıkma kısıtlamasına gidileceğini açıkladı. Erdoğan “Hafta sonları sokağa çıkma sınırlandırmasını bayram sonuna kadar sürdürmeyi düşünüyoruz.” dedi.

Tarabya’daki Huber Köşkü’nde gerçekleştirilen kabine toplantısı, 3,5 saat sürdü.

Koronavirüs salgını sebebiyle beşinci kez video konferans yöntemiyle yapılan toplantıda, İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da yer aldı.

Erdoğan, Tarabya’daki Huber Köşkü’nde video konferans yöntemiyle düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, Kabine’nin 29. toplantısını gerçekleştirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“İlk orucunu cuma günü tuttuğumuz ramazanın milletimize, İslam dünyasına ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Rabb’imden niyaz ediyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan ramazan ayının birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı güçlendirmesini diliyorum. Bu mübarek ayın, dünyanın dört bir yanında zulüm altında inleyen mazlumların kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum. Küresel bir felaket halini alan Kovid-19 hastalığının üstesinden gelerek, inşallah ramazanın sonunda çifte bayram yapmayı niyaz ediyoruz.”

“59 ayrı ülkeden 25 bin vatandaşımızı daha ülkemize getiriyoruz”

Ülke ve millet olarak, koronavirüs salgınına karşı yürütülen mücadelenin somut neticelerinin alınmaya başlandığı bir döneme girildiğini dile getiren Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Hamdolsun toplam test sayısında 1 milyona doğru gitmemize rağmen, yeni hasta ve ölüm sayımız günden güne azalıyor. İyileşen hasta sayımızın, yeni hasta sayısını geçmesi olumlu yönde önemli bir kırılma noktasıdır. Türkiye, toplam hasta sayısına göre ölüm oranı bakımından da Avrupa’daki en iyi ülke durumundadır. Salgını çok rahatlıkla göğüsleyebilen sağlık sistemimiz, diğer hizmetlerde de herhangi bir aksamaya meydan vermeden faaliyetlerini sürdürmüştür. Sadece ülkemizdeki vatandaşlarımızın sağlığını korumakla ve tedavisiyle yetinmedik. Dünyanın her yerindeki kardeşlerimize de sahip çıktık. Yurt dışında yerleşik olmayan eğitim, umre veya kısa süreli seyahat için gitmiş bulunan 40 bine yakın vatandaşımızı ülkemize getirdik.

Vatanına kavuşan her vatandaşımızı önce yurtlarda karantinaya aldık, sağlıklarından emin olduktan sonra da evlerine yolcu ettik. Şimdi de 59 ayrı ülkeden 25 bin vatandaşımızı daha ülkemize getiriyoruz. Bu vatandaşlarımızı da yurtlardaki karantina sürelerini doldurduktan sonra evlerine göndereceğiz.”

“Hiçbir insanımız sahipsiz bırakılmamıştır”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aynı şekilde yurt dışında yaşayıp da ağır hastalık geçiren ve bulundukları yerlerde tedavileri yapılmayan veya yapılamayan vatandaşları da sahipsiz bırakmadıklarını anlattı.

Son olarak İsveç’te salgın hastalığa maruz kalmasına rağmen tedavi edilmeyen Emrullah Gülüşken’i, kızının çağrısına kulak vererek Türkiey’ye getirdiklerini hatırlatan Erdoğan, “Dün sabah İsveç’e gönderdiğimiz ambulans uçağımız hasta vatandaşımızı alıp ülkemize getirdi. Şu anda Ankara Şehir Hastanesi’nde tedavisi yapılıyor. Bu kardeşimizi sağlıklı bir şekilde inşallah evine göndereceğiz. ” diye konuştu.

Avrupa ve Amerika’da durumları ağır pek çok hastanın sigortası olmadığı veya hastanelerin kapasitesi yetmediği için kendi hallerine terk edildiğinin bilinen bir gerçek olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de hamdolsun hiçbir vatandaşımız hastane kapısından geri çevrilmemiş, hiçbir hastanın tedavisi ihmal edilmemiş, hiçbir insanımız sahipsiz bırakılmamıştır. Gerek mevcut hastanelerimizle gerek yeni açtığımız hastanelerimizle gerekse salgına karşı yeniden düzenlediğimiz sağlık kuruluşlarımızla tüm vatandaşlarımıza birinci sınıf hizmet veriyoruz.

Yıllarca ülkemizin sağlık sistemini ve altyapısını eleştirenler, ortaya çıkan bu tablo karşısında umarız biraz mahcup olmuşlardır. Salgın döneminde sağlık hizmetlerinden, maske, tulum, ilaç, dezenfektan, gıda gibi temel ihtiyaç ürünlerine kadar her alanda ülkemizin altyapısını ve üretim kapasitesini test etme imkanı bulduk. Rabb’imize binlerce şükürler olsun ki bu zorlu süreçten alnımızın akıyla çıkmayı başardık.” 

“55 farklı ülkeye malzeme desteği verdik”

Erdoğan, dünyanın en gelişmiş ülkelerinin çaresiz kaldığı pek çok konuda Türkiye’nin kendine yeterli olmanın ötesinde dostlarına destek verecek seviyeye ulaştığını anlattı.

Türkiye’nin bugüne kadar 55 farklı ülkeye salgınla mücadele amaçlı malzeme desteği verdiğini kaydeden Erdoğan, “Dünyanın dört bir yanındaki dost ve kardeş toplumlara umut olduk, mücadele azimlerini kamçıladık. Gelişmiş ülkelerin dahi Türkiye’den destek istedikleri bir dönemde elimizdeki imkanları Balkanlar’dan Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyadaki dostlarımıza açmakta tereddüt etmedik. Son olarak ABD’ye maske, yüz koruyucu, siperlik, göz koruyucu, N95 maske, tulum ve dezenfektandan oluşan tıbbi yardım malzemelerini de yarın gönderiyoruz. Bu malzemeleri taşıyan Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait askeri nakliye uçakları yarın Amerika’ya hareket ediyor.” diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye’nin sıkıntılı dönemi, istikbaline daha güvenle ve umutla baktığı bir motivasyonla geride bıraktığını belirterek, “Gücünü inancımızdan alan sabrımızla, milli birliğimizle, gelişmiş yerli üretim altyapımızla, örnek dayanışmamızla gösterdiğimiz fedakarlığın neticelerini almaya başlıyoruz. Kriz sonrası yeni yapılanacak dünyada ülkemizin 2023 hedeflerinin ötesinde bir konuma ulaşabileceğine yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Geçen hafta perşembe-cuma-cumartesi ve pazar günleri 31 ilde uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasına gösterilen hassasiyet için vatandaşlara teşekkür eden Erdoğan, “Kabinemiz gerçekten bu fedakarlığınızı hiçbir zaman unutmayacaktır.” dedi.

“Türkiye için tünelin ucundaki ışık gözükmüştür”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kovid-19’un insandan insana bulaşarak yayıldığına değinirken, şöyle devam etti:

“İnsan hareketliliğini ne kadar azaltırsak, salgının yayılma zincirini o derece hızlı ve etkin kırabiliriz. Salgının kontrol altına alınmasında insanların kalabalık şekilde bir arada bulunduğu okullar, kimi işletmeler, spor tesisleri gibi yerlerdeki faaliyetlere ara verilmesinin büyük katkısı olmuştur. Ülkemizdeki bu güzel gidişi devam ettirmek için hafta sonları sokağa çıkma sınırlandırmasını bayram sonrasına kadar sürdürmeyi düşünüyoruz. Bu hafta sonu da yine 31 ilimizde 3 gün süreyle 1 Mayıs sebebiyle sokağa çıkma sınırlandırması uygulayacağız. Vatandaşlarımızın 1 Mayıs gece 00.00’dan başlayıp 3 Mayıs gece 24.00’e kadar devam edecek şekilde uygulanacak sokağa çıkma sınırlandırmasına hassasiyetle riayet etmesini bekliyoruz. Cuma günü marketler yine 09.00 ile 14.00 arası açık olacak.”

“Türkiye için tünelin ucundaki ışık gözükmüş, verdiğimiz emeklerin, yaptığımız fedakarlıkların karşılığını alma vakti yaklaşmıştır.” diyen Erdoğan, şu bilgileri verdi:

“Bu anlayışla önümüzdeki olumlu tablonun sürmesi halinde ülke genelinde hayatı normale döndürmeye yönelik kapsamlı bir program hazırlıyoruz. Cumhurbaşkanı Yardımcımızın koordinasyonunda hazırlanan hangi alanda, hangi tarihte, hangi adımların atılacağını gösteren bu ayrıntılı programı yakında sizlerle paylaşacağız. Salgın nedeniyle adliyelerdeki dava, icra, şikayet, itiraz, bildirim süreleriyle ilgili ertelemenin 30 Nisan’da dolan tarihini, 15 Haziran’a kadar uzatıyoruz. Çiftçilerimizin mayıs ve haziran aylarında vadesi gelecek Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan Hazine destekli kredi geri ödemelerini de faizsiz olarak 6 ay erteliyoruz. Ar-Ge merkezleri ve teknoparklarda uygulanan evden çalışma sürelerini de 27 Mayıs’a kadar uzatıyoruz. Attığımız her adımı, sağlıkla ilgili önceliklerimizden asla taviz vermeden ve bilim insanlarımızın tavsiyeleri doğrultusunda hayata geçireceğiz. Tüm bakanlıklarımız, kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili planlarını ve hazırlıklarını sürdürüyor.”

“Üçüncü bir destek paketini devreye aldık”

Erdoğan, salgınla mücadele için aşama aşama hayata geçirilen tedbirlerin tüm kesimler üzerindeki olumsuz etkilerinin önüne geçmek için pek çok paketin devreye sokulduğunu hatırlatarak, Ekonomik İstikrar Kalkanı kapsamında verilen desteklerin toplamının 200 milyar lirayı bulduğunu kaydetti.

Temel ihtiyaç desteği ile yaklaşık 4 milyon vatandaşa 22,3 milyar liralık kaynak tahsis edildiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yaklaşık 450 bin esnafımıza da 8,4 milyar liralık finansman tahsisi yapıldı. Ayrıca 303 binin üzerinde esnafımız 8,5 milyar liralık Paraf Kart finansmanından yararlandı. Kredi Garanti Fonu kefaletiyle çoğunluğu KOBİ olmak üzere 120 bin firmamız 108 milyar liraya yakın finansman desteği aldı. İstihdamı özellikle korumak için maaşların asgari ücrete kadar olan bölümünü kısa çalışma ödeneğinden karşılamaya başladık. Bugüne kadar 3 milyon 190 bin çalışanımızla ilgili başvuru alınmış, 1 milyon 360 bin çalışanımıza ödemeleri yapılmıştır. İşten çıkarmayı 3 ay süreyle kısıtlandırarak istihdamı koruma altına aldık. Telafi çalışma süresini de 2 aydan 4 aya çıkartarak istihdamda devamlılığın sürmesini temin ettik. Ücretsiz izne çıkartılan veya sözleşmesi feshedilen çalışanlara 1.177 lira gelir desteği sağlamaya başladık. Mücbir sebep kararı alınan iş yerlerinin nisan-mayıs ve haziran aylarındaki 40 milyar liralık sigorta prim ödemelerini 6 süreyle erteledik. Önce 2 milyon 100 bin haneye, ardından 2 milyon 300 bin haneye olmak üzere 4 milyon 400 bin haneye biner lira nakdi destek verdik. Şimdi de herhangi bir ön şart aramaksızın başvuran ve ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilen herkese biner lira yardım yapacağımız üçüncü bir destek paketini devreye aldık. Üçüncü faz salgın sosyal destek programına başvurular 4,5 milyonu bulmuştur. Amacımız hiçbir vatandaşımızın salgın hastalıkla mücadele sürecinde temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma düşmesine meydan vermemektir.”

“Biz Bize Yeteriz Türkiyem””

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” kampanyasında toplanan bağışların destek programları için kullanıldığını belirterek, “Kampanyamızda şu ana kadar 1 milyar 850 milyon lira meblağ toplanmıştır. Hayırseverlerimizi devam eden kampanyamıza destek vermeye davet ediyorum. Sosyal yardım programlarımızın bütçelerini de artırdık.” diye konuştu.

Erdoğan, ramazanda hayır yapmaya, zekatını ve fitresini vermeye hazırlanan vatandaşlara da “Her hayırseverimiz köyündeki, mahallesindeki, ilçesindeki, ilindeki en yakın akrabalarından, komşularından başlayarak ihtiyaç sahibi tüm kardeşlerine sahip çıkmalıdır. Bu güçlü dayanışma ve yardımlaşma ile hem Ramazan-ı Şerif’i değerlendirmiş hem de salgın sürecinin sıkıntılarını paylaşmış olacağımıza inanıyorum.” çağrısı yaptı.

Erdoğan, salgın krizi sonrası küresel sistemin çarpıklıkları ile birlikte Türkiye’deki siyaset anlayışının da köklü bir sorgulamaya tabi tutulacağını söyledi.

Yıllarca eser inşa etmeye, hizmet getirmeye, yatırım yapmaya çalıştıkça karşılarına çıkan “istemezükçü” siyaset anlayışının ne kadar içi boş olduğunu bu süreçte hep birlikte bir kez daha gördüklerini anlatan Erdoğan, “Eğer bugün Türkiye salgın dönemine 15 bine yakın birinci basamak, 4 bine yakın tedavi kurumu, 1526 modern hastane ile girmemiş olsaydı hep birlikte perişan olurduk. Avrupa’daki toplam yoğun bakım yatak kapasitesine ve toplam bilgisayarlı tomografi cihazı sayısına tek başımıza sahip olmamış olsaydık, salgını bu derece soğukkanlılıkla karşılayamazdık.” diye konuştu.

Erdoğan, 700 binden fazlasını son 18 yılda istihdam ettikleri bir milyonu aşkın sağlık çalışanının gayreti ve fedakarlığı olmasaydı sokaklarda, bakım evlerinde, evlerde diğer ülkelerdekine benzer acı görüntülerin yaşanacağını dile getirdi.

Talep eden her vatandaşın dahil olabildiği bir sosyal güvenlik şemsiyesi kurmamış olsalardı insanların hastane kapılarından geri dönmek zorunda kalacağını ifade eden Erdoğan, “Organize sanayi bölgelerimizin sayısını 122 ilave ile 315’e, buralardaki istihdamı 1 milyondan fazla ilave ile 1,5 milyona, teknoparkların sayısını 53 ilave ile 56’ya çıkarmamış olsaydık tıbbi malzeme ve cihaz üretiminde bu seviyeye ulaşamazdık. Bu örnekleri eğitimden ulaşıma, enerjiden tarıma her alanda teşmil etmek mümkündür.” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada dikkati çekmek istediği hususun, tüm bu başarıları, attıkları her adımda yapılan işlere katkı vermek yerine takoz olmayı kendine misyon edinmiş bir muhalefet anlayışına rağmen elde etmeleri olduğunu vurguladı.

“Siyasi kokuşmuşluğun en bariz örneği”

CHP’nin başı çekmiş olduğu bu muhalefet anlayışının hep uzlaşma yerine çatışmayı, birlik ve beraberlik yerine bölücülüğü, müsamaha yerine kin ve nefreti körüklemeyi esas aldığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Son dönemde belediyelerin yardımlarını engellediğimiz yalanındaki ısrarında, İletişim Başkanımızın ev ve aile mahremiyetine yönelik fütursuz saldırının da gerisinde işte bu hastalıklı zihniyet var. Esasen İletişim Başkanımızın görevi gereği istediği yerde ikamet etme hakkı vardır. Kendisi ailesi ile birlikte İstanbul’un eski bir semtindeki 45 metrekare taban oturumu olan mütevazi bir evde yaşamayı seçmiştir. Hukuken evini kendi arsası içinde büyütme imkanı olduğu halde bunu da yapmamıştır. Evinin ve bahçesinin hemen yanında bulunan, tüm mahallenin de bizar olduğu 200 küsur metrekarelik mezbelelik bir alanı ise Vakıflar Genel Müdürlüğünden kiralayarak bakımını üstlenmiştir. Bu takdir edilmesi gereken çaba, il ve ilçe başkanından medyasına kadar CHP zihniyeti tarafından topyekun bir iftira kampanyasına dönüştürülmeye kalkışmıştır. Bu zihniyetin arkadaşımıza ve ailesine karşı sürdürdüğü çirkin saldırıdaki tutarsızlıklar siyasi kokuşmuşluğun en bariz örneğidir. “

Erdoğan, CHP Üsküdar ilçe başkanının “Ben gittim evin yanındaki arazinin fotoğrafını çektim, İl Başkanıma rapor ettim” dediğini, CHP İl Başkanının da kendi sosyal medya hesabında “Partinin talimatı ile gitmiştir, yine gidecektir” diyerek bu durumu açıkça kabul ettiğine işaret ederek, şöyle devam etti:

“CHP Genel Başkanı ise çıkıyor hiç utanmadan, arlanmadan, sıkılmadan, ‘ilçe başkanımız oradan geçiyormuş, fotoğraf çekme diye bir şey yok’ diyerek bu açık gerçeği inkar ediyor. Aynı şekilde bu zat, Vakıflar Genel Müdürlüğünün söz konusu mezbelelik arazinin tamamen usullere uygun kira ihalesi konusunda da fütursuzca yalan söylüyor. Belediyelerin yardımları ile ilgili meselede de biz valiliklerle koordinasyon ve planlama yapılması gerektiğini söylerken onlar işi bambaşka yerlere getirmeye çalışıyorlar. Gerçi yardım paketlerinin içine Alevi, Bektaşi kardeşlerimizi İslam dışı gösteren, kanun dışı eylemleri öven kitaplar koymak suretiyle kirli yüzlerini, sinsi niyetlerini bir kez daha göstermeyi de ihmal etmediler. Ve çok açık, net, dağıttıkları kitapçıklarla Aleviliği din olarak takdim eden bu anlayışı özellikle milletimin huzurunda telin ediyorum, kınıyorum. Fuar alanı ve içindeki stand malzemelerini ‘Sahra Hastanesi’ diye anlatan bu zihniyetin her şeyi gibi bu konudaki hassasiyetinin de sahte ve içi boş olması şaşırtıcı değildir.”

“Yalanlar silsilesi devam ediyor”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun farklı tarihlerde çeşitli konularda yaptığı açıklamaların yer aldığı videonun yayınlanmasının ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, şunları söyledi:

“Gördüğünüz gibi yalanlar silsilesi devam ediyor. Bir taraftan ‘talimat vermedim’ diyor ama ilçe başkanı da aldığı talimatın gereği orada fotoğrafı çektiğini ve ondan sonra da burada böyle bir inşaatın olmadığını söylüyor. Aynı şekilde (Kılıçdaroğlu) Adana’da ‘Cumhurbaşkanlığının böyle bir dev hastane yapmadığından’ bahsediyor. Adana’da hastane falan söz konusu değil ki… Adana’da fuar merkezinin, Belediye Başkanı gelmiş oradaki standları panellerle bölmek suretiyle ortaya ‘hastane çıkardım’ diye, girişine de ‘sahra hastanesi’ diye bir yazı yerleştiriyorlar. Ama tabii yalancının mumu yatsıya kadar yanıyor, hemen yan tarafında da ‘kongre merkezi’ yazıyor, böyle bir durum var.”

Erdoğan, Adana’nın şu anda hastane, yatak kapasitesi itibarıyla doygun şehirlerden biri olduğunu belirterek, “Çok lüks modern bir şehir hastanesi başta olmak üzere oradaki diğer hastanelerimizle zaten Adana’nın bu sıkıntılarını biz çoktan yerine getirdik. Demek ki bunun, Adana’da ne var, ne yok, bundan da haberi yok. ‘Sahra hastanesi’ dediler gidin bakın bakalım şu anda böyle bir şey orada var mı? Yok. Her şeyi yalan. ” ifadelerini kullandı. 

“Başakşehir Şehir Hastanesi’nin ikinci etabı 20 Mayıs’ta açılacak”

Erdoğan, birinci etabı hizmete giren Başakşehir Şehir Hastanesi’nin ikinci etabının da 20 Mayıs’ta açılacağını hatırlattı.

Başakşehir Şehir Hastanesi’nin 2 bin 500’ü aşkın yatak kapasitesine sahip dünyada sayılı modern hastanelerden biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yol itibarıyla bütün altyapı hazır. İnşallah şu anda metro yapımıyla ilgili talimatları da verdim ve metro konusundaki çalışma daha da hızlanacak. Dolayısıyla Başakşehir Şehir Hastanesi’ne hem yol hem metro gelmiş olacak. Zira burayı Büyükşehir Belediyesi daha önce AK Parti’de olduğu için AK Parti Büyükşehir Belediyesi yolunu ve metrosunu yapacaktı. Tabii bu beyefendi, yeni gelen ne yazık ki ‘Ne yolu ne metroyu yapamam.’ deyince, biz de iyi ki iktidardayız hemen talimatı verdik ve yolunu da metrosunu da biz yapmak suretiyle inşallah Başakşehir Şehir Hastanesi’nin o ihtiyacını da gidermiş oluyoruz.”

“(Erbaş) Söyledikleri de sonuna kadar doğrudur”

“Bu zihniyetle iş bitmiyor.” ifadelerini kullanan Erdoğan, bu zihniyetin bir başka yansımasının da Diyanet İşleri Bakanı Ali Erbaş’ın İslam’a ve Kuran’a göre yaptığı değerlendirmelere gösterilen tepkilerde görüldüğünü belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşeri Başkanlığının devletin bir kurumu olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Başkanımız biliyorsunuz, bir açıklama yaptı. Bu açıklamasıyla sadece inancının, ilminin ve yürüttüğü görevinin gereğini yerine getirmiştir. Söyledikleri de sonuna kadar doğrudur. Elbette Diyanet İşleri Başkanımızın sözleri sadece kendini Müslüman olarak tanımlayan, İslam dairesinde gören kişiler için bağlayıcıdır. Kendini bu sıfatlarla tanımlamayanlar için söz konusu ifadeler sadece bir görüşten ibarettir. Bir defa burada şu gerçeği çok net görmemiz lazım, ülkemizde eğer İslam adına konuşması gereken birisi varsa, bir kurum varsa Diyanet İşleri Başkanlığıdır ve buranın Din İşleri Yüksek Kurulu vardır.”

Diyanet İşleri Başkanı’nın herhangi bir dini konuyu gerek hutbelerinde gerek vaaz ve nasihatlerinde gerekse kendilerini ziyarete gelenlere anlatmakla yetkili olduğunu dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kalkıp da bu Ankara Barosunun yetkisinde olan bir konu değildir. Herkes yerini bilecek, haddini bilecek. Ankara Barosunun açıklaması başta olmak üzere Diyanet İşleri Başkanı’mızın görüşlerine karşı kullanılan üslup, konu ve şahıs boyutunu aşıp doğrudan İslam’a yönelen kasıtlı bir saldırı halini almıştır. Zira Diyanet İşleri Başkanı’mıza yapılan saldırı devlete yapılan saldırıdır. Diyanet İşleri Başkanı’mıza ve açıklamalarına karşı kullanılan her kavram, yapılan her gönderme karşımızdaki zihniyetin ilkelliğini ve içindeki nefret bataklığının birer yansımasıdır. Milletimizin inancına, değerlerine ve onları temsil eden kavramlara böylesine kin duyulabildiğini, bu husumetin böylesine pervasızca ifade edilebildiğini görmekten üzüntülüyüz. Faşizmin en ilkel halini yansıtan bu yaklaşımların ülkemizdeki varlığı, demokrasi, çoğulculuk, inançlara saygı gibi ilkelerin hala yerli yerine oturmadığına işaret ediyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu hafta sokağa çıkma kısıtlaması 3 gün
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu hafta sokağa çıkma kısıtlaması 3 gün
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Mayıs’tan itibaren de 31 ilde 3 gün süreyle sokağa çıkma kısıtlamasına gidileceğini açıkladı. Erdoğan “Hafta sonları sokağa çıkma sınırlandırmasını bayram sonuna kadar sürdürmeyi düşünüyoruz.” dedi.

Tarabya’daki Huber Köşkü’nde gerçekleştirilen kabine toplantısı, 3,5 saat sürdü.

Koronavirüs salgını sebebiyle beşinci kez video konferans yöntemiyle yapılan toplantıda, İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da yer aldı.

Erdoğan, Tarabya’daki Huber Köşkü’nde video konferans yöntemiyle düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, Kabine’nin 29. toplantısını gerçekleştirdiklerini söyledi.Recep Tayyip Erdoğan✔@RTErdogan

Türkiye bu sıkıntılı dönemi, istikbaline daha güvenle ve umutla baktığı bir motivasyonla geride bırakıyor.

Gücünü inancımızdan alan sabrımızla, millî birliğimizle, gelişmiş yerli üretim altyapımızla, örnek dayanışmamızla gösterdiğimiz fedakârlığın neticelerini almaya başlıyoruz.

Resmi Twitter'da görüntüle

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“İlk orucunu cuma günü tuttuğumuz ramazanın milletimize, İslam dünyasına ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Rabb’imden niyaz ediyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan ramazan ayının birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı güçlendirmesini diliyorum. Bu mübarek ayın, dünyanın dört bir yanında zulüm altında inleyen mazlumların kurtuluşuna vesile olmasını temenni ediyorum. Küresel bir felaket halini alan Kovid-19 hastalığının üstesinden gelerek, inşallah ramazanın sonunda çifte bayram yapmayı niyaz ediyoruz.”

“59 ayrı ülkeden 25 bin vatandaşımızı daha ülkemize getiriyoruz”

Ülke ve millet olarak, koronavirüs salgınına karşı yürütülen mücadelenin somut neticelerinin alınmaya başlandığı bir döneme girildiğini dile getiren Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Hamdolsun toplam test sayısında 1 milyona doğru gitmemize rağmen, yeni hasta ve ölüm sayımız günden güne azalıyor. İyileşen hasta sayımızın, yeni hasta sayısını geçmesi olumlu yönde önemli bir kırılma noktasıdır. Türkiye, toplam hasta sayısına göre ölüm oranı bakımından da Avrupa’daki en iyi ülke durumundadır. Salgını çok rahatlıkla göğüsleyebilen sağlık sistemimiz, diğer hizmetlerde de herhangi bir aksamaya meydan vermeden faaliyetlerini sürdürmüştür. Sadece ülkemizdeki vatandaşlarımızın sağlığını korumakla ve tedavisiyle yetinmedik. Dünyanın her yerindeki kardeşlerimize de sahip çıktık. Yurt dışında yerleşik olmayan eğitim, umre veya kısa süreli seyahat için gitmiş bulunan 40 bine yakın vatandaşımızı ülkemize getirdik.

Vatanına kavuşan her vatandaşımızı önce yurtlarda karantinaya aldık, sağlıklarından emin olduktan sonra da evlerine yolcu ettik. Şimdi de 59 ayrı ülkeden 25 bin vatandaşımızı daha ülkemize getiriyoruz. Bu vatandaşlarımızı da yurtlardaki karantina sürelerini doldurduktan sonra evlerine göndereceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yaklaşık 40 bin vatandaşımızı Türkiye’ye getirdik. 25 bin kişi daha gelecek.https://www.trthaber.com/haber/gundem/kabine-toplantisi-sona-erdi-cumhurbaskani-erdogan-aciklama-yapiyor-479624.html …

Yerleştirilmiş video

“Hiçbir insanımız sahipsiz bırakılmamıştır”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aynı şekilde yurt dışında yaşayıp da ağır hastalık geçiren ve bulundukları yerlerde tedavileri yapılmayan veya yapılamayan vatandaşları da sahipsiz bırakmadıklarını anlattı.

Son olarak İsveç’te salgın hastalığa maruz kalmasına rağmen tedavi edilmeyen Emrullah Gülüşken’i, kızının çağrısına kulak vererek Türkiey’ye getirdiklerini hatırlatan Erdoğan, “Dün sabah İsveç’e gönderdiğimiz ambulans uçağımız hasta vatandaşımızı alıp ülkemize getirdi. Şu anda Ankara Şehir Hastanesi’nde tedavisi yapılıyor. Bu kardeşimizi sağlıklı bir şekilde inşallah evine göndereceğiz. ” diye konuştu.

Avrupa ve Amerika’da durumları ağır pek çok hastanın sigortası olmadığı veya hastanelerin kapasitesi yetmediği için kendi hallerine terk edildiğinin bilinen bir gerçek olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de hamdolsun hiçbir vatandaşımız hastane kapısından geri çevrilmemiş, hiçbir hastanın tedavisi ihmal edilmemiş, hiçbir insanımız sahipsiz bırakılmamıştır. Gerek mevcut hastanelerimizle gerek yeni açtığımız hastanelerimizle gerekse salgına karşı yeniden düzenlediğimiz sağlık kuruluşlarımızla tüm vatandaşlarımıza birinci sınıf hizmet veriyoruz.

Yıllarca ülkemizin sağlık sistemini ve altyapısını eleştirenler, ortaya çıkan bu tablo karşısında umarız biraz mahcup olmuşlardır. Salgın döneminde sağlık hizmetlerinden, maske, tulum, ilaç, dezenfektan, gıda gibi temel ihtiyaç ürünlerine kadar her alanda ülkemizin altyapısını ve üretim kapasitesini test etme imkanı bulduk. Rabb’imize binlerce şükürler olsun ki bu zorlu süreçten alnımızın akıyla çıkmayı başardık.” 

“55 farklı ülkeye malzeme desteği verdik”

Erdoğan, dünyanın en gelişmiş ülkelerinin çaresiz kaldığı pek çok konuda Türkiye’nin kendine yeterli olmanın ötesinde dostlarına destek verecek seviyeye ulaştığını anlattı.

Türkiye’nin bugüne kadar 55 farklı ülkeye salgınla mücadele amaçlı malzeme desteği verdiğini kaydeden Erdoğan, “Dünyanın dört bir yanındaki dost ve kardeş toplumlara umut olduk, mücadele azimlerini kamçıladık. Gelişmiş ülkelerin dahi Türkiye’den destek istedikleri bir dönemde elimizdeki imkanları Balkanlar’dan Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyadaki dostlarımıza açmakta tereddüt etmedik. Son olarak ABD’ye maske, yüz koruyucu, siperlik, göz koruyucu, N95 maske, tulum ve dezenfektandan oluşan tıbbi yardım malzemelerini de yarın gönderiyoruz. Bu malzemeleri taşıyan Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait askeri nakliye uçakları yarın Amerika’ya hareket ediyor.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ABD’ye tıbbi yardım malzemelerini yarın gönderiyoruz.https://www.trthaber.com/haber/gundem/kabine-toplantisi-sona-erdi-cumhurbaskani-erdogan-aciklama-yapiyor-479624.html …

Yerleştirilmiş video

Erdoğan, Türkiye’nin sıkıntılı dönemi, istikbaline daha güvenle ve umutla baktığı bir motivasyonla geride bıraktığını belirterek, “Gücünü inancımızdan alan sabrımızla, milli birliğimizle, gelişmiş yerli üretim altyapımızla, örnek dayanışmamızla gösterdiğimiz fedakarlığın neticelerini almaya başlıyoruz. Kriz sonrası yeni yapılanacak dünyada ülkemizin 2023 hedeflerinin ötesinde bir konuma ulaşabileceğine yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Geçen hafta perşembe-cuma-cumartesi ve pazar günleri 31 ilde uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasına gösterilen hassasiyet için vatandaşlara teşekkür eden Erdoğan, “Kabinemiz gerçekten bu fedakarlığınızı hiçbir zaman unutmayacaktır.” dedi.

“Türkiye için tünelin ucundaki ışık gözükmüştür”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kovid-19’un insandan insana bulaşarak yayıldığına değinirken, şöyle devam etti:

“İnsan hareketliliğini ne kadar azaltırsak, salgının yayılma zincirini o derece hızlı ve etkin kırabiliriz. Salgının kontrol altına alınmasında insanların kalabalık şekilde bir arada bulunduğu okullar, kimi işletmeler, spor tesisleri gibi yerlerdeki faaliyetlere ara verilmesinin büyük katkısı olmuştur. Ülkemizdeki bu güzel gidişi devam ettirmek için hafta sonları sokağa çıkma sınırlandırmasını bayram sonrasına kadar sürdürmeyi düşünüyoruz. Bu hafta sonu da yine 31 ilimizde 3 gün süreyle 1 Mayıs sebebiyle sokağa çıkma sınırlandırması uygulayacağız. Vatandaşlarımızın 1 Mayıs gece 00.00’dan başlayıp 3 Mayıs gece 24.00’e kadar devam edecek şekilde uygulanacak sokağa çıkma sınırlandırmasına hassasiyetle riayet etmesini bekliyoruz. Cuma günü marketler yine 09.00 ile 14.00 arası açık olacak.”


Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sokağa çıkma kısıtlaması bu hafta 3 gün uygulanacak. Ramazan bayramı sonrasına kadar haftasonları kısıtlama sürecek.https://www.trthaber.com/haber/gundem/kabine-toplantisi-sona-erdi-cumhurbaskani-erdogan-aciklama-yapiyor-479624.html …

Yerleştirilmiş video


Cumhurbaşkanı Erdoğan: 31 ilde 1-2-3 Mayıs’ta sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak. 1 Mayıs Cuma günü marketler 09.00-14.00 arası açık olacak.

Yerleştirilmiş video

“Türkiye için tünelin ucundaki ışık gözükmüş, verdiğimiz emeklerin, yaptığımız fedakarlıkların karşılığını alma vakti yaklaşmıştır.” diyen Erdoğan, şu bilgileri verdi:

“Bu anlayışla önümüzdeki olumlu tablonun sürmesi halinde ülke genelinde hayatı normale döndürmeye yönelik kapsamlı bir program hazırlıyoruz. Cumhurbaşkanı Yardımcımızın koordinasyonunda hazırlanan hangi alanda, hangi tarihte, hangi adımların atılacağını gösteren bu ayrıntılı programı yakında sizlerle paylaşacağız. Salgın nedeniyle adliyelerdeki dava, icra, şikayet, itiraz, bildirim süreleriyle ilgili ertelemenin 30 Nisan’da dolan tarihini, 15 Haziran’a kadar uzatıyoruz. Çiftçilerimizin mayıs ve haziran aylarında vadesi gelecek Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan Hazine destekli kredi geri ödemelerini de faizsiz olarak 6 ay erteliyoruz. Ar-Ge merkezleri ve teknoparklarda uygulanan evden çalışma sürelerini de 27 Mayıs’a kadar uzatıyoruz. Attığımız her adımı, sağlıkla ilgili önceliklerimizden asla taviz vermeden ve bilim insanlarımızın tavsiyeleri doğrultusunda hayata geçireceğiz. Tüm bakanlıklarımız, kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili planlarını ve hazırlıklarını sürdürüyor.”


Cumhurbaşkanı Erdoğan: Adliyelerdeki dava, icra, şikayet, itiraz, bildirim ertelemelerini 15 Haziran’a kadar uzatıyoruz. Çiftçilerimizin kredi geri ödemelerini faizsiz olarak 6 ay erteliyoruz.

Yerleştirilmiş video

“Üçüncü bir destek paketini devreye aldık”

Erdoğan, salgınla mücadele için aşama aşama hayata geçirilen tedbirlerin tüm kesimler üzerindeki olumsuz etkilerinin önüne geçmek için pek çok paketin devreye sokulduğunu hatırlatarak, Ekonomik İstikrar Kalkanı kapsamında verilen desteklerin toplamının 200 milyar lirayı bulduğunu kaydetti.

Temel ihtiyaç desteği ile yaklaşık 4 milyon vatandaşa 22,3 milyar liralık kaynak tahsis edildiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yaklaşık 450 bin esnafımıza da 8,4 milyar liralık finansman tahsisi yapıldı. Ayrıca 303 binin üzerinde esnafımız 8,5 milyar liralık Paraf Kart finansmanından yararlandı. Kredi Garanti Fonu kefaletiyle çoğunluğu KOBİ olmak üzere 120 bin firmamız 108 milyar liraya yakın finansman desteği aldı. İstihdamı özellikle korumak için maaşların asgari ücrete kadar olan bölümünü kısa çalışma ödeneğinden karşılamaya başladık. Bugüne kadar 3 milyon 190 bin çalışanımızla ilgili başvuru alınmış, 1 milyon 360 bin çalışanımıza ödemeleri yapılmıştır. İşten çıkarmayı 3 ay süreyle kısıtlandırarak istihdamı koruma altına aldık. Telafi çalışma süresini de 2 aydan 4 aya çıkartarak istihdamda devamlılığın sürmesini temin ettik. Ücretsiz izne çıkartılan veya sözleşmesi feshedilen çalışanlara 1.177 lira gelir desteği sağlamaya başladık. Mücbir sebep kararı alınan iş yerlerinin nisan-mayıs ve haziran aylarındaki 40 milyar liralık sigorta prim ödemelerini 6 süreyle erteledik. Önce 2 milyon 100 bin haneye, ardından 2 milyon 300 bin haneye olmak üzere 4 milyon 400 bin haneye biner lira nakdi destek verdik. Şimdi de herhangi bir ön şart aramaksızın başvuran ve ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilen herkese biner lira yardım yapacağımız üçüncü bir destek paketini devreye aldık. Üçüncü faz salgın sosyal destek programına başvurular 4,5 milyonu bulmuştur. Amacımız hiçbir vatandaşımızın salgın hastalıkla mücadele sürecinde temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma düşmesine meydan vermemektir.”


Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başvuru yapan tüm ihtiyaç sahiplerine bin TL ödeme yapılacak.

Yerleştirilmiş video

“Biz Bize Yeteriz Türkiyem””

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” kampanyasında toplanan bağışların destek programları için kullanıldığını belirterek, “Kampanyamızda şu ana kadar 1 milyar 850 milyon lira meblağ toplanmıştır. Hayırseverlerimizi devam eden kampanyamıza destek vermeye davet ediyorum. Sosyal yardım programlarımızın bütçelerini de artırdık.” diye konuştu.

Erdoğan, ramazanda hayır yapmaya, zekatını ve fitresini vermeye hazırlanan vatandaşlara da “Her hayırseverimiz köyündeki, mahallesindeki, ilçesindeki, ilindeki en yakın akrabalarından, komşularından başlayarak ihtiyaç sahibi tüm kardeşlerine sahip çıkmalıdır. Bu güçlü dayanışma ve yardımlaşma ile hem Ramazan-ı Şerif’i değerlendirmiş hem de salgın sürecinin sıkıntılarını paylaşmış olacağımıza inanıyorum.” çağrısı yaptı.

Erdoğan, salgın krizi sonrası küresel sistemin çarpıklıkları ile birlikte Türkiye’deki siyaset anlayışının da köklü bir sorgulamaya tabi tutulacağını söyledi.

Yıllarca eser inşa etmeye, hizmet getirmeye, yatırım yapmaya çalıştıkça karşılarına çıkan “istemezükçü” siyaset anlayışının ne kadar içi boş olduğunu bu süreçte hep birlikte bir kez daha gördüklerini anlatan Erdoğan, “Eğer bugün Türkiye salgın dönemine 15 bine yakın birinci basamak, 4 bine yakın tedavi kurumu, 1526 modern hastane ile girmemiş olsaydı hep birlikte perişan olurduk. Avrupa’daki toplam yoğun bakım yatak kapasitesine ve toplam bilgisayarlı tomografi cihazı sayısına tek başımıza sahip olmamış olsaydık, salgını bu derece soğukkanlılıkla karşılayamazdık.” diye konuştu.

Erdoğan, 700 binden fazlasını son 18 yılda istihdam ettikleri bir milyonu aşkın sağlık çalışanının gayreti ve fedakarlığı olmasaydı sokaklarda, bakım evlerinde, evlerde diğer ülkelerdekine benzer acı görüntülerin yaşanacağını dile getirdi.

Talep eden her vatandaşın dahil olabildiği bir sosyal güvenlik şemsiyesi kurmamış olsalardı insanların hastane kapılarından geri dönmek zorunda kalacağını ifade eden Erdoğan, “Organize sanayi bölgelerimizin sayısını 122 ilave ile 315’e, buralardaki istihdamı 1 milyondan fazla ilave ile 1,5 milyona, teknoparkların sayısını 53 ilave ile 56’ya çıkarmamış olsaydık tıbbi malzeme ve cihaz üretiminde bu seviyeye ulaşamazdık. Bu örnekleri eğitimden ulaşıma, enerjiden tarıma her alanda teşmil etmek mümkündür.” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada dikkati çekmek istediği hususun, tüm bu başarıları, attıkları her adımda yapılan işlere katkı vermek yerine takoz olmayı kendine misyon edinmiş bir muhalefet anlayışına rağmen elde etmeleri olduğunu vurguladı.

“Siyasi kokuşmuşluğun en bariz örneği”

CHP’nin başı çekmiş olduğu bu muhalefet anlayışının hep uzlaşma yerine çatışmayı, birlik ve beraberlik yerine bölücülüğü, müsamaha yerine kin ve nefreti körüklemeyi esas aldığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Son dönemde belediyelerin yardımlarını engellediğimiz yalanındaki ısrarında, İletişim Başkanımızın ev ve aile mahremiyetine yönelik fütursuz saldırının da gerisinde işte bu hastalıklı zihniyet var. Esasen İletişim Başkanımızın görevi gereği istediği yerde ikamet etme hakkı vardır. Kendisi ailesi ile birlikte İstanbul’un eski bir semtindeki 45 metrekare taban oturumu olan mütevazi bir evde yaşamayı seçmiştir. Hukuken evini kendi arsası içinde büyütme imkanı olduğu halde bunu da yapmamıştır. Evinin ve bahçesinin hemen yanında bulunan, tüm mahallenin de bizar olduğu 200 küsur metrekarelik mezbelelik bir alanı ise Vakıflar Genel Müdürlüğünden kiralayarak bakımını üstlenmiştir. Bu takdir edilmesi gereken çaba, il ve ilçe başkanından medyasına kadar CHP zihniyeti tarafından topyekun bir iftira kampanyasına dönüştürülmeye kalkışmıştır. Bu zihniyetin arkadaşımıza ve ailesine karşı sürdürdüğü çirkin saldırıdaki tutarsızlıklar siyasi kokuşmuşluğun en bariz örneğidir. “

Erdoğan, CHP Üsküdar ilçe başkanının “Ben gittim evin yanındaki arazinin fotoğrafını çektim, İl Başkanıma rapor ettim” dediğini, CHP İl Başkanının da kendi sosyal medya hesabında “Partinin talimatı ile gitmiştir, yine gidecektir” diyerek bu durumu açıkça kabul ettiğine işaret ederek, şöyle devam etti:

“CHP Genel Başkanı ise çıkıyor hiç utanmadan, arlanmadan, sıkılmadan, ‘ilçe başkanımız oradan geçiyormuş, fotoğraf çekme diye bir şey yok’ diyerek bu açık gerçeği inkar ediyor. Aynı şekilde bu zat, Vakıflar Genel Müdürlüğünün söz konusu mezbelelik arazinin tamamen usullere uygun kira ihalesi konusunda da fütursuzca yalan söylüyor. Belediyelerin yardımları ile ilgili meselede de biz valiliklerle koordinasyon ve planlama yapılması gerektiğini söylerken onlar işi bambaşka yerlere getirmeye çalışıyorlar. Gerçi yardım paketlerinin içine Alevi, Bektaşi kardeşlerimizi İslam dışı gösteren, kanun dışı eylemleri öven kitaplar koymak suretiyle kirli yüzlerini, sinsi niyetlerini bir kez daha göstermeyi de ihmal etmediler. Ve çok açık, net, dağıttıkları kitapçıklarla Aleviliği din olarak takdim eden bu anlayışı özellikle milletimin huzurunda telin ediyorum, kınıyorum. Fuar alanı ve içindeki stand malzemelerini ‘Sahra Hastanesi’ diye anlatan bu zihniyetin her şeyi gibi bu konudaki hassasiyetinin de sahte ve içi boş olması şaşırtıcı değildir.”

“Yalanlar silsilesi devam ediyor”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun farklı tarihlerde çeşitli konularda yaptığı açıklamaların yer aldığı videonun yayınlanmasının ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, şunları söyledi:

“Gördüğünüz gibi yalanlar silsilesi devam ediyor. Bir taraftan ‘talimat vermedim’ diyor ama ilçe başkanı da aldığı talimatın gereği orada fotoğrafı çektiğini ve ondan sonra da burada böyle bir inşaatın olmadığını söylüyor. Aynı şekilde (Kılıçdaroğlu) Adana’da ‘Cumhurbaşkanlığının böyle bir dev hastane yapmadığından’ bahsediyor. Adana’da hastane falan söz konusu değil ki… Adana’da fuar merkezinin, Belediye Başkanı gelmiş oradaki standları panellerle bölmek suretiyle ortaya ‘hastane çıkardım’ diye, girişine de ‘sahra hastanesi’ diye bir yazı yerleştiriyorlar. Ama tabii yalancının mumu yatsıya kadar yanıyor, hemen yan tarafında da ‘kongre merkezi’ yazıyor, böyle bir durum var.”

Erdoğan, Adana’nın şu anda hastane, yatak kapasitesi itibarıyla doygun şehirlerden biri olduğunu belirterek, “Çok lüks modern bir şehir hastanesi başta olmak üzere oradaki diğer hastanelerimizle zaten Adana’nın bu sıkıntılarını biz çoktan yerine getirdik. Demek ki bunun, Adana’da ne var, ne yok, bundan da haberi yok. ‘Sahra hastanesi’ dediler gidin bakın bakalım şu anda böyle bir şey orada var mı? Yok. Her şeyi yalan. ” ifadelerini kullandı. 

“Başakşehir Şehir Hastanesi’nin ikinci etabı 20 Mayıs’ta açılacak”

Erdoğan, birinci etabı hizmete giren Başakşehir Şehir Hastanesi’nin ikinci etabının da 20 Mayıs’ta açılacağını hatırlattı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan: Başakşehir Şehir Hastanesi’nin 1. etabını aştık. 2. etabını da 20 Mayıs’ta aşıyoruz.

Yerleştirilmiş video

Başakşehir Şehir Hastanesi’nin 2 bin 500’ü aşkın yatak kapasitesine sahip dünyada sayılı modern hastanelerden biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yol itibarıyla bütün altyapı hazır. İnşallah şu anda metro yapımıyla ilgili talimatları da verdim ve metro konusundaki çalışma daha da hızlanacak. Dolayısıyla Başakşehir Şehir Hastanesi’ne hem yol hem metro gelmiş olacak. Zira burayı Büyükşehir Belediyesi daha önce AK Parti’de olduğu için AK Parti Büyükşehir Belediyesi yolunu ve metrosunu yapacaktı. Tabii bu beyefendi, yeni gelen ne yazık ki ‘Ne yolu ne metroyu yapamam.’ deyince, biz de iyi ki iktidardayız hemen talimatı verdik ve yolunu da metrosunu da biz yapmak suretiyle inşallah Başakşehir Şehir Hastanesi’nin o ihtiyacını da gidermiş oluyoruz.”

“(Erbaş) Söyledikleri de sonuna kadar doğrudur”

“Bu zihniyetle iş bitmiyor.” ifadelerini kullanan Erdoğan, bu zihniyetin bir başka yansımasının da Diyanet İşleri Bakanı Ali Erbaş’ın İslam’a ve Kuran’a göre yaptığı değerlendirmelere gösterilen tepkilerde görüldüğünü belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşeri Başkanlığının devletin bir kurumu olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Başkanımız biliyorsunuz, bir açıklama yaptı. Bu açıklamasıyla sadece inancının, ilminin ve yürüttüğü görevinin gereğini yerine getirmiştir. Söyledikleri de sonuna kadar doğrudur. Elbette Diyanet İşleri Başkanımızın sözleri sadece kendini Müslüman olarak tanımlayan, İslam dairesinde gören kişiler için bağlayıcıdır. Kendini bu sıfatlarla tanımlamayanlar için söz konusu ifadeler sadece bir görüşten ibarettir. Bir defa burada şu gerçeği çok net görmemiz lazım, ülkemizde eğer İslam adına konuşması gereken birisi varsa, bir kurum varsa Diyanet İşleri Başkanlığıdır ve buranın Din İşleri Yüksek Kurulu vardır.”

Diyanet İşleri Başkanı’nın herhangi bir dini konuyu gerek hutbelerinde gerek vaaz ve nasihatlerinde gerekse kendilerini ziyarete gelenlere anlatmakla yetkili olduğunu dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kalkıp da bu Ankara Barosunun yetkisinde olan bir konu değildir. Herkes yerini bilecek, haddini bilecek. Ankara Barosunun açıklaması başta olmak üzere Diyanet İşleri Başkanı’mızın görüşlerine karşı kullanılan üslup, konu ve şahıs boyutunu aşıp doğrudan İslam’a yönelen kasıtlı bir saldırı halini almıştır. Zira Diyanet İşleri Başkanı’mıza yapılan saldırı devlete yapılan saldırıdır. Diyanet İşleri Başkanı’mıza ve açıklamalarına karşı kullanılan her kavram, yapılan her gönderme karşımızdaki zihniyetin ilkelliğini ve içindeki nefret bataklığının birer yansımasıdır. Milletimizin inancına, değerlerine ve onları temsil eden kavramlara böylesine kin duyulabildiğini, bu husumetin böylesine pervasızca ifade edilebildiğini görmekten üzüntülüyüz. Faşizmin en ilkel halini yansıtan bu yaklaşımların ülkemizdeki varlığı, demokrasi, çoğulculuk, inançlara saygı gibi ilkelerin hala yerli yerine oturmadığına işaret ediyor.”

Yerleştirilmiş video

Demokratlık adına faşizmi, halkçılık adına millet düşmanlığını, yargı adına hukuksuzluğu, eşitlik adına sapkınlığı yücelten bu mankurtların gerçek yüzleri birer birer ifşa olmaktadır. Türkiye, geçmişleri darbe ve cunta çığırtkanlığından vesayetin sözcülüğüne kadar pek çok kara lekeyle dolu olan bu zihniyetten arınma aşamasına gelmiştir.”

“Türkiye’yi kısır döngüden çıkarttık”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti iktidarının 18 yıldan beri ısrarla ve bilinçli olarak bu ilkel siyaset tarzının ülkeyi sürüklemeye çalıştığı mecraya kaymayı reddettiğini vurgulayarak, şunları aktardı:

“Şayet eğer bizler bu oyuna gelmiş olsaydık, böyle davranmasaydık yani icraat yerine sadece polemik yapsaydık bugün hep birlikte halimiz haraptı. Cumhuriyetin tamamında yapılanların kimi alanlarda 3-5 katı, kimi alanlarda 10 katı hizmetleri, eserleri, yatırımları ülkemize kazandırarak, Türkiye’yi geçmişte uzunca bir süre içine sıkıştırıldığı büyük kısır döngüden çıkarttık.”

“Artık tünelin ucu Allah’ın izniyle göründü”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın sonrası Türkiye’nin en büyük kazançlarından birinin de ülkeye ve millete hiçbir faydası ve katkısı bulunmayan, hiçbir eser ortaya koymamış bu yalancı, iftiracı siyaset anlayışının tamamen tasfiyesi olacağına inandıklarını söyledi.

Tüm dünyayla Türkiye’de de özellikle siyaset alanında yeni bir dönemin kapılarının aralanacağını dile getiren Erdoğan, şunları konuştu:

“Aziz milletim artık tünelin ucu Allah’ın izniyle göründü. İnanıyorum ki Ramazan Bayramı’nı iki bayram olarak Rabb’im bizlere kutlamayı nasip etsin. Bu duygularla bir kez daha Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum. Tuttuğunuz oruçların, eda ettiğiniz ibadetlerin Rabb’im katında kabul olmasını diliyorum ve milletimin özellikle de bu hafta sonu kısıtlamalarına göstermiş olduğu ilgiyi, alakayı ve onlara göstermiş olduğu riayete şahsım, özellikle Kabinem adına teşekkür ediyorum, kendilerini kutluyorum. İşte dayanışma budur, birlik beraberlik budur ve bu kardeşlik anlayışı içerisinde inşallah biz bu koronavirüsü yeneceğiz. Salgında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı temenni ediyorum. Bütün sağlık çalışanlarımıza, bütün sağlık mensuplarımıza şahsım, milletim adına şükranlarımı özellikle bildirmek istiyorum. Bu süreçte onların içerisinde de ölenler oldu, onlara da Allah’tan rahmet diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Çanakkale Kara Savaşları mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çanakkale Kara Savaşları mesajında, “Vatanımızı ve bayrağımızı savunan askerlerimizin kahramanlığını ve milletimizin fedakarlığını minnetle anıyorum” dedi.

İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çanakkale Kara Savaşlarının 105. yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Erdoğan mesajında, Çanakkale Kara Savaşlarının 105. yıl dönümünde, vatanı ve bayrağı savunan askerlerin kahramanlığını ve milletin fedakarlığını minnetle andı, şehitleri ve ebediyete intikal eden gazileri rahmetle yad etti.

“Hiçbir savaş ve saldırıyla kuşatılmaya geçit verilmedi”

“Milletimiz için ‘Çanakkale ruhu’ en zor şartlarda bile seferberlik içinde işgal girişimine karşı durmak, bağımsızlık uğruna mücadele etmek, başarıya inanmak, birlik ve beraberlik içinde hedefe yürümek demektedir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ezelden beridir hür yaşamış milletin, hiçbir savaş ve saldırıyla kuşatılmaya geçit vermediğini, vermeyeceğini belirtti. Erdoğan, mesajında şunları söyledi:

“Tarihimiz boyunca amacımız, her zaman bağımsızlığımızı korumak ve barışı tesis etmek olmuştur. Tüm zorluklara ve sıkıntılara rağmen savaşın, terörün, şiddetin yerine barışı, huzuru ve insani değerleri ikame edene kadar bu mücadeleyi sürdürmekte kararlıyız. Çanakkale Kara Savaşlarının 105. yıl dönümü münasebetiyle tüm dünyaya barış çağrımızı yineliyoruz. Bizler, yeni savaşların yaşanmaması ve barışın hakim kılınması için çalışırken, gelecek nesillerden de Çanakkale’nin verdiği mesajlara her koşulda sahip çıkmalarını bekliyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale’de büyük bir mücadele ortaya koyan bütün kahramanları saygıyla andı.

Türkiye’den yardım almayı yediremiyorlar! ‘Erdoğan’a diz çökmeyelim’

Koronavirüs salgını dolayısıyla maske sorunu yaşayan Almanya, Türkiye’den maske yardımı almayı kabullenemiyor. Ülkede yeni tartışma konusu Türkiye’nin Almanya’ya yardımı oldu.

Koronavirüsün diz çöktürdüğü Avrupa ülkelerinden biri de Almanya oldu.

Ülkede sağlık sisteminin yetersiz kalması nedeniyle sistemde sıkıntılar yaşandı. İnsanların eve kapanmasıyla birlikte aşılan süreç henüz son bulmuş değil. Almanya’da ciddi bir maske sorunu var.

Çeşitli eyaletlerde Türkiye’den maske yardımı alma isteği gündeme getirildi. Ancak ırkçı Almanlar buna şiddetle karşı çıktı.

Erdoğan nefreti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a asla diz çökmeyeceklerini savunan ırkçı Almanların talepleri ülke siyasetine de yansıdı.

Bakanla tartıştı

Yaşananlar, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanı Armin Laschet ile Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas arasında bir tartışmaya neden oldu.

Çin’den aldıkları dandik çıktı

Bu tartışmanın ardından Alman Bakan Türkiye’den maske alımına engel oldu. Ülkeye maskeler Çin’den gitti. Laschet, Çin’den gelen maskelerin oldukça kalitesiz olduğunu duyurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan A Milli Takım oyuncularıyla görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, A Milli Futbol Takımı oyuncularıyla video konferans yöntemiyle görüşme gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tarabya’daki Huber Köşkü’nde saat 13.00’de milli futbolcularla video konferans yöntemiyle bir araya geldi. Görüşmede, İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da yer aldı.

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir, A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Şenol Güneş ve futbolcular video konferansta hazır bulundu.