pkk

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

pkk

PKK ile bağınız yoksa gelin bize destek verin

Diyarbakır annelerinin, terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırılan çocuklarına kavuşma ümidiyle HDP İl Başkanlığı binası önündeki evlat nöbeti 298. gününe girdi.

Evlatlarının son görüldükleri yerin HDP İl Başkanlığı olduğunu söyleyerek 3 Eylül 2019’da evlat nöbeti başlatan aileler, HDP Genel Başkanı Mithat Sancar’ın, “PKK ile hiçbir ilişkimiz yok” sözlerine de Akit aracılığıyla cevap verdi. Sancar’ın sözlerini samimi bulmayan ve “PKK da HDP de birdir” diyen aileler, Akit aracılığıyla “PKK ile ilişkiniz yoksa gelin bize destek verin” çağrısı yaptı.

Evimin duvarına çarpı işareti koydular

Evladını PKK’dan istediği için HDP’liler tarafından hedef gösterilen ve Diyarbakır’daki evinin duvarına çarpı (X) işareti konulan acılı anne Ayşegül Biçer, “Terör örgütü PKK tarafından kaçırılan çocukların çoğu, en son HDP binasında görüldü. Onların aracılığıyla kaçırıldıklarını biliyoruz. PKK ile ilişkilerini yeni bitirdilerse o ayrı ama şimdiye kadar yaptıkları yanlarına kâr mı kalacak? Diyarbakır annelerini eylemden vazgeçirmek için türlü türlü oyunlar oynadılar. Aileleri tehdit ettiler. Benim evimin duvarına çarpı koydular. PKK ile ilgili eleştirel hiçbir şey demediler, şehitlerimiz olduğunda PKK’yı kınamadılar. Bu açıklamanın da karşılığı yok” dedi.

Bütün kışı HDP İl Başkanlığı önünde geçirdiklerini aktaran acılı baba Süleyman Aydın ise şunları söyledi: “Madem PKK ile ilişkiniz yok. Bizim çocuklarımızı istememize neden karşısınız? Sözlerinizde samimiyseniz, buraya gelir bizi desteklersiniz, çocuklarımızı PKK’dan istersiniz. Bütün kışı burada geçirdik. Her defasında söyledik PKK ile ilişkiniz yoksa gelin bizi destekleyin. Hep karşılıksız kaldı çağrılarımız. Biz onlara inanmıyoruz. HDP’li vekiller bizimle ilgili tek bir şey söylemedi.”

PKK da HDP de birdir

Aylardır HDP önünde evladının yolunu gözleyen annelerden Zümrüt Salim, “Oğlumu HDP dağa gönderdi. Buradaki aileler boşuna evlatlarını HDP’den istemiyor. Bir bildikleri var. HDP’yi sorumlu tutuyoruz çünkü çocuklarımızı kandıran, dağa gönderen kendileri. Çocuklarımızı dağa gönderenlerin PKK ile nasıl ilişkisi olmazmış” dedi. 6 yıl önce kaçırılan oğlu için nöbet tutan anne Necibe Çiftçi de “Bir oğlumu dağa kaçırdılar, onu arayan bir diğer oğlumu şehit ettiler. Oğlumu HDP’den almadan gitmeyeceğim” ifadelerini kullandı.     

Vatani görevine giderken PKK’lı teröristlerin otobüsten indirip kaçırdığı oğlu Müslüm için eylem yapan annelerden Songül Altıntaş ise şunları söyledi: “PKK, HDP birdir, ikisi de aynıdır. HDP burada PKK’yı destekliyor, PKK da dağda onları destekliyor. Oğlumu PKK’dan da HDP’den de istiyorum.”

Ben o PKK’lıyı tanıdım, Erdoğan’a da saldırmaya çalışmıştı’

Gazeteci Taha Dağlı, bugünkü “O PKK’lı Erdoğan’ı da hedef almaya kalkmıştı” başlıklı köşe yazısında, dün Boris Johnson’ın aracının önüne atlayan PKK’lının, Aralık 2019’da Cambridge’de bir camiyi ziyaret eden Erdoğan’a da saldırmaya çalıştığını belirtti.

Gazeteci Taha Dağlı, bugünkü “O PKK’lı Erdoğan’ı da hedef almaya kalkmıştı” başlıklı köşe yazısında, dün Boris Johnson’ın aracının önüne atlayan PKK’lının, Aralık 2019’da Cambridge’de bir camiyi ziyaret eden Erdoğan’a da saldırmaya çalıştığını belirtti. Erdoğan’ın ziyareti sırasında orada olduğunu söyleyen Dağlı, kendisinin PKK’lıyı görür görmez tanıdığını, Erdoğan’a hakaret eden bu şahsa o dönem bizzat müdahale ettiğini yazdı.

İşte Taha Dağlı’nın o yazısı;

Londra’da İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un aracına saldırmaya kalkan PKK’lı, Aralık ayında da Cambridge kentinde Başkan Erdoğan’ı hedef almayı denemişti.

PKK’lıların Londra’da parlamento önünde terör propagandası vardı.

Pençe-Kaplan harekatıyla Irak’ta ağır darbe alan terör örgütünün İngiltere’deki üyeleri, Türkiye’yi İngiliz parlamentosuna şikayet etmek için eylem yaptı.
İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un konvoyu binadan çıkınca, PKK’lılardan biri Johnson’un otomobiline saldırmak için aracın önüne atladı.
Şoför aniden frene basınca, İngiliz başbakanın otomobiliyle arkadan gelen araç çarpıştı.
Johnson olayda yaralanmadı ancak 54 bin Pound’luk Jaguar marka otomobili arkadan hasar aldı.

İngiliz polisi müdahale edip PKK’lıyı yakaladı.
İngiliz medyası, o şahsı, “Başbakanı hedef alan adam” diye manşetlerine taşıdı.

Kimliği açıklanmadı. Sadece PKK üyesi olduğu biliniyor.
Adamı görünce ben şahsen tanıdım.
Çünkü bu adamı daha önce yüz yüze görmüş ve kendisiyle tartışmıştım.

4 Aralık 2019’da Başkan Erdoğan NATO zirvesi kapsamında gittiği İngiltere’de Cambridge kentindeki bir camiyi ziyaret etmişti.
Caminin önünde PKK’lı bir grup vardı.
Grubun ele başı da İngiltere Başbakanına saldırmaya teşebbüsten gözaltına alınan bu adamdı.

Bir elinde megafon diğerinde Erdoğan’a hakaret içeren posterle terör propagandası yapıyordu.
Başkan Erdoğan camiye girerken de saldırı teşebbüsünde bulunmuş, polis kordonuna takılmıştı.

Avazı çıktığı kadar bağırarak Başkan Erdoğan’a hakaretler yağdırınca, dayanamayıp, yanına gitmiştim ve kendisine “sen bir teröristsin” demiştim.
Tam o anda İngiliz polisi üzerime gelip, beni apar topar çekiştirerek, PKK’lı gruptan uzaklaştırmıştı.

O şahsın PKK terör örgütünün propagandasını yaptığını beni uzaklaştıran polislere söylemiştim.
İngiltere’de PKK’nın bir terör örgütü olarak resmen kabul edildiğini ve PKK’yla birlikte paravan örgütlerinin de terör kapsamında olduğunu hatırlatmıştım.
Tabi polislerin umurlarında bile olmamıştı.

Şimdi o şahıs Londra’da parlamento binasının önünde İngiltere Başbakanına saldırmaya kalkarken yakalandı. Neticede başbakanının aracının önüne atladı ve bir kazaya yol açtı.
Sonrasında da gözaltına alındı.

Londra emniyeti ne yapacak bilmiyorum.
Büyük ihtimalle gözaltında tutup bırakırlar.
Medya olay sonrası baskı yapıp, “Başbakana saldıran adam” diye manşetler atsa da; alsa alsa kazaya yol açmaktan falan ceza alır.

Ama asıl olan, bu adam İngiltere’nin terör örgütü listesinde yer alan PKK’nın propagandasını yapıyor olması. PKK ve türevlerinin terör propagandası İngiltere’de yasak.
Bu nedenle İngiliz yargısının o şahsı terör örgütü üyeliğinden içeri atması gerek.

PKK, Avrupa’daki Türkiye düşmanlarını sokaklara çağırdı

TSK’nın yurtiçi ve yurtdışında düzenlediği operasyonlarla darbe üzerine darbe alan, son olarak Pençe-Kartal operasyonu ile Sincar, Karacak, Kandil, Zap, Gara, Avaşin Basyan ve Hakurk’taki 81 terör yuvası yerle bir edilen PKK, operasyonların durdurulması için Avrupalı Türkiye düşmanlarını sokaklara çağırdı.

Türkiye’nin en başarılı operasyonlarından biri olarak tarihe geçen Pençe/Kartal operasyonundan ağır darbe alan terör örgütü PKK, operasyonların durması için Türkiye ve Avrupa’da gösteriler düzenlemeye hazırlanıyor. TSK ve MİT koordinasyonu ile düzenlenen sınır ötesi operasyonlarla neredeyse bitme noktasına gelen terör örgütü Sincar, Karacak, Kandil, Zap, Gara, Avaşin Basyan ve Hakurk’taki 81 terör yuvasının yerle bir edilmesini Avrupa’daki Türkiye düşmanlarına şikayet edecek. Ayakta durabilmek için Batılı ülkelerden ekonomik ve siyasi destek gören PKK, her köşeye sıkıştığında olduğu gibi yine çocukları, gençleri ve kadınları öne sürerek Batılı dostlarından destek almaya çalışıyor. Terör örgütünün sözde başkanlık divanı, Pençe/Kartal operasyonun hemen ardından örgütün medya aracılığı ile yandaşlarını Türkiye’de ve Avrupa’da sokaklara çağırdı.

“Suça ortak olmayın!”

Yapılan açıklamada, “Türk devletin topyekûn saldırılarına karşı ‘Her yer Kürdistan, her yer direniş’ şiarı ile tüm hafta topyekûn direnişi sürdüreceğiz. Uluslararası kurumlar bu saldırılara karşı sessiz. Tepkisizlikleriyle Türk devletinin suçuna ortak oluyorlar” denildi.

Her fırsatta kadın ve çocukların arkasına saklanan terör örgütü, yine sokak eylemlerinde kadın ve çocukların arkasında yer alacak. Salı gününden itibaren gençleri alanlara davet eden terör örgütünün Türkiye düşmanlarını sokaklara çağıran ifadeleri şöyle: “Gençlik öncülüğünde meşru demokratik eylemlerin her alanda yapılmasına, çarşamba günü tüm parlamento önlerinde işgal ve soykırım saldırılarının protesto edilmesine, bu protestolara enternasyonalist ve dostların katılımının örgütlenmesine, tüm parlamentolara soykırıma dönük dosyalar verilmesine. Perşembe ve cuma günleri saat 18.00’den sonra başlayacak gece eylemlerinin tüm bölgelerde kitlesel olarak yapılmasına. Demokratik güç birliği, Kürdistan ulusal birlik kurumları ve enternasyonal dostlarla birlikte hafta sonu tüm Avrupa ülkelerinde, Kanada ve Avustralya’da ülkeler, eyalet ve sahalarda kitlesel eylemler yapılmasına. Çarşamba günü Êzidîler öncülüğünde Almanya’nın Hannover ve çevresinin katılımı ile yürüyüşün yapılmasına. Cumartesi ise Oldenburg- Bremen katılımı ile Bremen’de yürüyüş ve mitingler yapılmasına karar verilmiştir” denildi.

İkna çalışmasıyla bir PKK’lı terörist daha teslim oldu

Mardin İl Jandarma Komutanlığının ikna çalışmaları sonucu bir PKK’lı terörist, Habur Sınır Kapısında güvenlik güçlerine teslim oldu. Teröristin, örgüte 4 yıl önce katıldığı belirlendi.

Terörle mücadeleyi aralıksız sürdüren Jandarma Komutanlığı ekipleri, terör örgütüne katılanların teslim olması için ailelerine ulaşarak ikna çalışmalarını sürdürüyor.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, terör örgütü PKK/KCK içinde faaliyet gösteren “Hüseyin” kod adlı terörist İ.B’nin Kızıltepe ilçesinde yaşayan ailesi ile görüştü.

”Silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan kaydı bulunan teröristin, ikna edilerek Habur Sınır Kapısında jandarma ekiplerine teslim olması sağlandı.

4 yıl önce örgüte katıldığı belirlenen teröristin jandarmadaki işlemleri sürüyor

“Hepsi çembere alındı; Ya teslim olacaklar ya yok edilecekler”

Türkiye’nin terörle mücadelesi hız kesmiyor. Yurt içindeki PKK’lı sayısının 445’e inmesinin tesadüf olmadığını vurgulayan güvenlik uzmanları “Kalanlar da çemberde. Yani ya teslim olacaklar ya da yok edilecekler” diyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Yurt içindeki toplam terörist sayısı 445’e indi” açıklaması Türkiye’nin terör mücadelede geldiği başarılı noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.

Bugünkü noktaya kısa sürede ve kolaylıkla değil, planlı-programlı bir şekilde ve dişe diş mücadeleyle ulaşıldığını belirten uzmanlar, özellikle son yıllarda Türkiye’nin terörle mücadeledeki taktik değişiminin ana etmen olduğu görüşünde.

Örgüte yeni katılım da en düşük seviyede

Güvenlik güçlerinin geçtiğimiz yıllarda yayımladığı raporlar, terörle mücadeledeki başarının daha net görülebilmesine de vesile oluyor. Örneğin bu raporlardaki verilere göre 1 Temmuz 2016’da yurt içinde 2 bin 475 ile 2 bin 780 arasında terörist bulunduğu öngörülüyordu.

O dönemde terörist sayısının yüksek olmasının yanı sıra PKK’ya katılımın hangi noktada olduğu bilgisi de yine bu raporlarda yer alıyordu. Güvenlik güçleri, PKK’ya 2014’te 5 bin 558, 2015’te 3 bin 884 kişinin katıldığını değerlendiriyordu.

Türkiye’nin terörle mücadelede attığı kararlı adımlarla örgüt içi katılım 2016’da 703’e, 2017’de 161’e, 2018’de 136 kişiye 2019’da 108’e, nihayetinde 2020’nin ilk 5 ayında 13’e indi ve bu sayı ‘tarihin en düşük seviyesi’ olarak kayıtlara geçti.

Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ. Kaynak: AA

[Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ. Kaynak: AA]

Devlet ve halk bütünleşti

Terör ve güvenlik uzmanı Coşkun Başbuğ, sayılardaki düşünün tesadüfi olmadığını, aksine Türk güvenlik kurumlarının son derece titiz ve uzun soluklu çalışmalarının bir sonucu olduğunu belirtti.

Terörle mücadelenin başarıya ulaşmasında birbirinden farklı etmenlere dikkat çeken Başbuğ, “Eğer mücadele ettiğiniz bir bölgede halk ile bütünleşirseniz çok daha hızlı sonuca ulaşırsınız. Bölge halkını devletten soğutacak adımları atan FETÖ’cüler başta olmak üzere mücadeleye zarar verenlerin tasfiye edilmesi yeni bir süreç başlattı. Halk, hem devletiyle bütünleşti hem de güvenlik güçlerinin terörle mücadelesine inandı. Böyle olunca, güvenlik güçlerimize sahadan anlık istihbari bilgiler çok daha fazla gelmeye başladı” dedi.

Ortak güvenlik şemsiyesi süreci lehimize çevirdi

Terörle mücadele kapsamında değişikliğe gidilen noktalardan birinin de ‘güvenlik kurumları arasındaki koordinasyon eksikliklerinin giderilmesi’ olduğunu anlatan Coşkun Başbuğ, şöyle devam etti:

“Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren her güvenlik kurumu başarıyı kendine mail etmek, bu nedenle de diğer kurumdan bilgi saklayıp, gereken desteği vermemek gibi hatalara düşüyordu. Bu devir kapandı. MİT, TSK, Jandarma ve Emniyet güçleri tek bir amaç uğruna hareket etmeye, birbirlerine güvenmeye başladılar. Bu kurumların yaptığı ortak operasyonlar terör örgütüne çok ciddi zarar verdi.

Burada MİT’e ayrı bir parantez açmak gerekiyor. MİT’in terörle mücadelede bizzat sahaya inmesi süreci çok olumlu etkiledi.

Güvenlik güçlerinin terörle mücadelesi aralıksız sürüyor. Foto: AA

[Güvenlik güçlerinin terörle mücadelesi aralıksız sürüyor. Foto: AA]

Örgüt psikolojik çöküntüye girdi

Terörle mücadele bir diğer etken ise örgütün içinde yaşananlar oldu. Yerli ve milli silahların etkinliği, SİHA ve İHA’ların adeta destan yazması ile darbe üzerine darbe yiyen örgüt bir türlü toparlanamadı. Toparlanamadığı gibi tabandan yeni bir katılım da sağlayamadı. Burada güvenlik güçlerinin kimi zaman çağrılarla, kimi zaman dağlara bırakılan bildirilerle teslim olma çağrısı yapması öne çıktı.

Örgüt, bünyesindeki herkese ‘Teslim olursanız sizi öldürürler’ yalanını anlatıp durur. Bunun gerçek olmadığı ortaya çıktı. Özellikle Diyarbakır Anneleri ile başlayan yeni dönemde teröristler teslim olmanın ölmekten çok daha iyi bir seçenek olduğunu idrak etti ve çözülme başladı. Teslim olanların samimi itirafları da eklenince süreç örgüt için daha sancılı bir hal aldı.”

Türkiye konsept değiştirdi

Başbuğ, “Geçmiş dönemde, ‘terörist saldırırsa karşılık ver. Ses çıkmıyorsa emniyeti al ve bekle’ anlayışı hakimdi. Şimdi bu da değişti” bilgisini paylaşarak şunları söyledi:

“Gelinen noktada konsept değişti ve ‘Terör neredeyse git bul ve yerinde kurut’ modeline geçildi. Bunun çok ciddi faydası oldu. Suriye ve Irak’ta düzenlenen sınır ötesi operasyonlarla örgütün lojistiği de kesildi, adeta boğazına çöküldü.

Böylece yurt içinden başlayan ve Kuzey Suriye ile Irak’ın kuzeyini kapsayan bölgeleri de kapsayan bir çember oluşturuldu. Şimdi teröristlerin karar vermesi gereken şu; ya teslim olup canlarını kurtaracaklar ya da bu çemberde yok olacaklar.”

Terörle mücadelede hava unsurları da son derece etkin kullanılıyor. Foto: AA

[Terörle mücadelede hava unsurları da son derece etkin kullanılıyor. Foto: AA]

Yakında 10’lu sayıları konuşacağız

Türkiye’nin bu dönemde yurt dışından teröristlere gelen yardımın kesilmesi konusunda da önemli adımlar attığına işaret eden Coşkun Başbuğ, “Binlerce terörist sayısı 445’e düştü. Bu sayı daha da aşağılara inecek. Yakında 10’lu rakamları konuşacağız. Teröristlerin oldukça geniş bir coğrafyada bulunduğundan yola çıkarsanız alında bu 445 sayısının ne denli düşük olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Bunlar kendi aralarında da iyice parçalandılar. Emin olun bu 445 teröristin tamamına yakını şu an kendi can derdinde. Çünkü teslim olmak dışında en ufak bir şansları, başka bir seçenekleri yok.” dedi.

Hainin yeri Meclis değil kodestir!

Dağdaki teröristlerle devleti tehdit eden HDP’li Leyla Güven, 15 yaşındaki Eren Bülbül’ü şehit eden PKK’lının cenazesine koşan Musa Farisoğulları, MİT TIR’larına ilişkin devlet sırrı niteliğinde görüntüleri ele geçirerek yayınlanmasını sağlayan CHP’li Enis Berberoğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesini değerlendiren hukukçular, “İhanet edenin yeri TBMM çatısının altı değil, cezaevidir” dediler.

Devleti tehdit eden HDP’li Leyla Güven, Eren Bülbül’ü şehit eden PKK’lının cenazesine koşan Musa Farisoğulları, casusluk yapan CHP’li Enis Berberoğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesini değerlendiren hukukçular, ihanet edenin yerinin TBMM değil cezaevi olduğunu söylediler.

TBMM’yi milletin değil azılı suçluların dinlenme ve korunma mekanı haline getirilmesine “dur” denildi. İki HDP’li vekil PKK’ya üyelik, bir CHP’li vekil ise MİT’e ait devlet sırrı niteliğindeki görüntüleri yandaş medyaya servis nedeniyle kesinleşen cezasından dolayı milletvekilliği düşürüldü. Hukukçular, tarihi kararı Akit’e değerlendirdi…

Hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü yoktur

Dünya Düşünce Derneği Genel Sekreteri Avukat Mehmet Şamil Şenalp, kararla milletvekillerine bahşedilen dokunulmazlığın suç işleme özgürlüğü vermediğinin teyit edildiğini belirterek şunları dile getirdi: “İster milletvekili, ister gazeteci, ister hakim-savcı-avukat, hiçbir meslek grubunun suç işleme noktasında bir imtiyazı yoktur. Milletvekillerine tanınmış olan dokunulmazlık, sadece vekillik sıfatını bihakkın yerine getirmeyle ilgili düzenlemedir. Ama bu terörize faaliyetlerin içine girme noktasında milletvekiline bir hak bahşetmez. Dolayısıyla TBMM’de verilen karar gecikmiş olmakla birlikte doğru bir karardır.

Kimse bu ülkede teröre yardım edemez. Ve kimsenin bu milletin ve bu devletin sırlarını bir yerlere ifşa etmeye kimsenin hakkı yoktur. Öncelik milletin güven içerisinde yaşaması ve hukukun işlemesidir. Hukuk da mutadında işlemiş ve mahkemeler karar vermiştir. Kararlar, Yargıtay aşamasından geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Meclis de üzerine düşeni yerine getirmiştir. Hukuk, birilerine rağmen işlemektedir. Hainin yeri Meclis değil kodestir.”

Dokunulmazlığın kalkmasını onlar istedi

Berberoğlu, Güven ve Farisoğulları’nın milletvekilliğinin düşürülmesine itiraz eden CHP ve HDP’nin tutarsız tavrına da değinen Şenalp, “Bugün karara en fazla itiraz eden CHP ve HDP, düne kadar ‘dokunulmazlıklar kaldırılsın’ diye en fazla yaygarayı yapan odaklardı. Çelişkili tavırları, önceki beyanlarında da samimi olmadıklarını gösteriyor” dedi.

Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Harun Akdere de, terör örgütü üyeliğinden ceza alan ve casusluk faaliyeti mahkeme kararıyla tescillenmiş kişilerin TBMM’de faaliyete devam etmesinin beklenemeyeceğini vurgulayarak şunları ifade etti:

Meclis yaşlı teröristlerin dinlenme yeri değildir

“Bu, TBMM’de alınan karar bir prosedürdür. Meclis bir yargılama veya hukuki faaliyet göstermediği gibi bir oylama bile yapmıyor. Sadece usuli işlem gerçekleştirilmiş oldu.  Ceza almış kişinin milletvekili yeterliliği kalkmış oluyor. Milleti temsil etme yetkisi olmayan bir kişinin Meclis’te yeri olmamalı.

Mahkeme, verdiği hükümle bu kişilerin milleti temsil yetkisi olmadığını da tescillemiş oluyor verdiği hükümle. Belirli suçlardan veya belirli bir sürenin üzerinde ceza alanlar memuriyet hayatına bile devam edemiyor. Ama teröre bulaşan, devlet sırlarını ifşa eden kişiler milletin vekili olarak TBMM’de bulunacak, olmaz böyle bir şey. Dağda faaliyet alanı kalmayanların Meclis’te faaliyet göstermesi söz konusuydu. TBMM, yaşlanmış teröristlerin dinlenme yeri değildir.”

İtiraf etti! Terör örgütünün komuta kademesine çok ağır darbe..

Terör örgütü PKK’nın elebaşı Murat Karayılan, Emniyet, MİT ve TSK’nın operasyonlarına karşı çaresiz kaldıklarını itiraf etti.

MİT ve TSK’nın başarılı operasyonlarında terör örgütü PKK’nın Başkanlık ve Yürütme Konseyi’nden 18 üst düzey teröristin öldürüldüğünü açıklayan Karayılan’ın, Türkiye’nin başarılı istihbarat ve teknik faaliyetleri karşısında yeniden yapılanmanın şart olduğunu söylediği öğrenildi.

Emniyet, TSK ve MİT’in terör örgütü PKK’ya yönelik başarılı operasyonları, terörist elebaşı Murat Karayılan’ı uzun süredir saklandığı yerden çıkmasına neden oldu. Karayılan’ın terör örgütü PKK’nın Başkanlık ve Yürütme Konseyi’nden 18 üst düzey teröristin öldürüldüğünü açıkladığı kaydedildi. Terör örgütü kanalına konuşan Karayılan’ın, Türkiye’nin başarılı istihbarat ve teknik faaliyetleri karşısında çaresiz kaldıklarını itiraf ettiği öğrenildi. 

KOMUTA KADEMESİNDEN 18 ÜST DÜZEY TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ

Terörist elebaşı Karayılanın, terör örgütünün üst düzey 18 isminin öldürüldüğünü bizzat açıklayarak, bu isimler arasında PKK Başkanlık ve Yürütme Konseyi üyelerinden Diyar Garip Muhammed, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Şengali kod İsmail Özden, PKK Dış İlişkiler sorumlusu Mikail Özdemir, PKK sözcüsü Emrullah Dursun, Kandil’in kasası olarak bilinen Ali Aktaş’ın da olduğunu duyurduğu ifade edildi. Terörist elebaşının, bu teröristlerin öldürülmesinin örgüt için çok büyük kayıp olduğunu da itiraf ettiği belirtildi.

PKK’lı Selahattin Demirtaş içeriden provokasyona devam ediyor! Gezi hakkında küstah mesaj

Terör örgütü PKK’nın siyasi sözcüsü Selahattin Demirtaş, hapisten provokatif mesajlarına devam ediyor. Son olarak Demirtaş, Gezi Parkı eylemlerine ilişkin rezil bir mesaj yayınladı.

HDP’nin eski Eş Genel Başkanı PKK’lı Selahattin Demirtaş, tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden Gezi Parkı eylemlerinin yıl dönümünü nedeniyle provokatif bir mesaj yayınladı.

Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş, bir YouTube kanalında PKK tutuklusu eşinin mesajını okudu.

Tekrar Gezi benzeri eylem olacağını ima eden bir mesaj yayınlayan Demirtaş şu ifadeleri kullandı:

Gezi Direnişi, farklı toplumsal kesimlerin bir arada mücadele ederek başarabildiğinin en net göstergesidir. İşte tam da bu nedenle iktidar, Gezi ruhundan, Gezi enerjisinden çok korkuyor. Korkmakta da haklıdır. Evet, direniş belki sürmüyor gibi görünebilir ama asla bitmemiştir. İktidarın korkusu tam da bundandır. Yıl dönümünde, Gezi Direnişine katılan, yüreği Gezi’de atan herkesi selamlıyor, yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum. Gezi direnişi bitmedi, sürüyor ve sonunda bizler, mutlaka kazanacağız.”

Diyarbakır anneleri Kandil’i sarstı

Diyarbakır annelerinin HDP/PKK tarafından dağa kaçırılan evlatlarına kavuşma umuduyla 270 gün önce başlattıkları oturma eylemi, terör örgütüne ağır darbe vurdu.

Katılımın durma noktasına gelmesi ve onlarca kişinin kaçıp güvenlik güçlerine teslim olmasıyla sarsılan Kandil, şimdi de Almanya’da da başlatılan eylemin başka ülkelere yayılmasından korkuyor.

HDP/PKK tarafından kandırılarak dağa kaçırılan evlatlarına kavuşma umuduyla 3 Eylül 2019’da HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası önünde başlatılan oturma eylemi 270’nci gününe girdi. Diyarbakır annelerinin oturma eylemi, kaçırılan 13 gencin yanı sıra onlarca teröristin de dağdan kaçarak güvenlik güçlerine teslim olmasına neden oldu. Acılı annelerin eylemi Türkiye’nin dört bir yanına yayılırken, terör örgütü PKK’ya destek veren Almanya’da da evladı kaçırılan anneleri harekete geçirdi.

Terör örgütü PKK’nın Kandil’deki yöneticilerini örgüt içerisindeki çözülmenin yanı sıra eylemin diğer ülkelere yayılma korkusu sardı.

Aylardır süren eylemlerin Kandil’i derinden sarstığını ve örgüte katılımı en aza indirdiğini ifade eden STK temsilcileri, Akit’e yaptıkları açıklamada Almanya’da benzer bir eylemin devam etmesiyle, PKK’ya karşı eylemlerin diğer ülkelere de sıçrayabileceğine dikkat çektiler.

Anneler, PKK zulmünü dünyaya gösterdi

Daha önce PKK’nın ismini dahi söylemekten korkan ailelerin, eylem ile birlikte PKK’nın zulmünü dünyaya haykırdığını ifade eden Şanlıurfa Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Yavuz, “Devlet millet el ele verilen mücadele, güvenlik güçlerinin şefkati ve başarısı ile Diyarbakır annelerinin eylemi, örgüte katılımı en aza indirdi. Almanya’da da bu tür eylemin başlaması diğer ülkelerdeki anneleri de harekete geçirebilir. Kandil bunun korkusunu yaşıyor” dedi.

Diyarbakır İnanç ve Özgürlük Platformu Başkanı İbrahim Gökdemir de, “Bu yürekli ve onurlu anneler, çocuklarını PKK’dan almak için aylardır mücadele ediyor. İnsan hakları dernekleri nerede, kadın üzerinde kirli siyaset yapanlar nerede, neden sessiz kalıyorlar? PKK’nın zulmü bitsin istiyorsak annelerimizin yanında olmalıyız. Almanya’da benzer bir durum var. Bu eylemler PKK’ya destek veren tüm ülkelere yayılabilir” dedi.

Sevdet Demir ise, “Ben çocuğumu PKK için yetiştirmedim. Bizim tek bir devletimiz var o da Türkiye Cumhuriyetidir. Evlatlarımızı geri alacağız. Almadan ayrılmayacağız” diye konuştu. 

PKK ve FETÖ, Gezi’yi hortlatmaya çalışıyor!

Terör örgütleri PKK, FETÖ ve destekçileri, 7 yıl önce yaşanan Gezi terörünü tekrar gündeme taşıyarak halkı sokaklara dökmeye çalışıyor.

PKK, FETÖ başta olmak üzere uzantıları Taksim Dayanışması, Haziran Hareketi gibi marjinal gruplar da sosyal medya hesaplarından ayaklanmayı gündeme taşıyarak “Bize yan yana durmayı, birbirimize el vermeyi, dayanışmayı öğreten Gezi’nin 7. yaşı kutlu olsun” paylaşımları yapıyor.

Terör örgütü PKK’nın sözde elebaşlarından Sabri Ok ise örgütün medya yapılanmasından yaptığı açıklamada, “Gezi ruhundan güç alınmalıdır. Gezi ruhu Türkiye demokrasi tarihinde önemli bir adımdır. Bugün Gezi döneminden daha çok bir direniş ruhunun ortaya çıkmasına ihtiyaç var. Bu insanların güçlerini birleştirmesi gerekir” sözleriyle halkı sokaklara çağırıyor. 

Güvenlik ve Terör Uzmanı Dr. İmbat Muğlu ise Akit’e yaptığı değerlendirmede, “PKK bayraklarının açıldığı, hükümetin ve Cumharbaşkanımızın hedef alındığı gösteriler İstanbul’da başlayan ve ülke geneline yayıldı. Olaylarda 46 kamu binası, 231 polis aracı ve 44 ambulans kullanılmaz hale geldi. 326 işyeri, 201 araç tahrip edildi, 80 belediye otobüsü ve 85 otobüs durağı yakıldı. Ülke ekonomisine ciddi zarar verildi. Bugünlerde yine ‘Gezi, Darbe, Eylem’ gibi kelimeleri çok kullanmaya başladılar. Ancak şunu net bilmeliler ki, bu millet ne  ‘Gezi Ruhu’ denen bozuk ruha, ne de ‘Darbe’ naraları atan hainlere asla müsamaha göstermeyecektir. En canlı örneği 15 Temmuz’dur” görüşünü dile getirdi.