petrol

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

petrol

Türkiye’nin petrol ithalatı azaldı

Türkiye’nin toplam petrol ithalatı nisanda 2 milyon 937 bin 325 tona geriledi. Bu dönemde en fazla ham petrol ithalatı Irak, Rusya ve Norveç’ten yapıldı.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun nisan ayına ilişkin “Petrol Piyasası Sektör Raporu”na göre, Türkiye’nin toplam petrol ithalatı içinde en büyük kalemi oluşturan ham petrol alımı yüzde 1,1 düşüşle 2 milyon 352 bin 277 ton oldu.

Bu dönemde en fazla ham petrol ithalatı 1 milyon 464 bin 144 tonla Irak’tan yapılırken, bu ülkeyi 513 bin 254 tonla Rusya ve 273 bin 93 tonla Norveç izledi.

Söz konusu dönemde motorin ithalatı ise yüzde 52,8 azalarak 462 bin 735 tona düştü. İthalatın kalan bölümünü havacılık ve denizcilik yakıtları, fuel-oil türleri ve diğer ürünler oluşturdu.

Böylece, Türkiye’nin toplam petrol ithalatı nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18,1 azalışla 2 milyon 937 bin 325 ton olarak gerçekleşti.

Petrol ihracatı

Havacılık yakıtları ihracatı nisanda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 48,9 azalarak 197 bin 200 tona geriledi. Denizcilik yakıtları ihracatı ise yüzde 81,6 azalışla 50 bin 431 tona düştü.

Bu dönemde, motorin türleri ihracatı yüzde 112 artışla 360 bin 621 tona ulaşırken, benzin türleri ihracatı ise yüzde 45 azalışla 118 bin 519 ton oldu.

Böylece petrol piyasasında diğer ürünlerle birlikte toplam ihracat yaklaşık yüzde 27 azalarak 867 bin 14 tona geriledi.

Rafineri petrol ürünleri üretimi

Söz konusu dönemde motorin türleri üretimi, yüzde 25 artışla 1 milyon 268 bin 89 tona çıkarken, benzin türleri üretimi yüzde 33,2 azalarak 273 bin 908 tona geriledi. Havacılık yakıtları üretimi de yüzde 58 azalışla 157 bin 187 ton olarak kayıtlara geçti.

Diğer yakıt türleriyle birlikte, toplam rafineri petrol ürünleri üretimi nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,4 düşüşle 2 milyon 588 bin 584 tona geriledi.

Petrol ürünü satışları

Bu dönemde motorin türleri satışı yüzde 23,1 düşüşle 1 milyon 528 bin 46 tona geriledi, benzin türleri satışı da yüzde 39,4 azalarak 114 bin 140 ton oldu.

Böylece nisanda geçen yılın aynı ayına göre Türkiye’de diğer ürünlerle birlikte petrol ürünü satışları yüzde 26,7 azalarak 1 milyon 717 bin 104 ton seviyesinde gerçekleşti. 

Tüketim azaldı petrol stokları arttı

ABD’nin ticari ham petrol stokları geçen hafta bir önceki haftaya göre 4,6 milyon varil artış gösterdi.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), ülkedeki ticari ham petrol stoklarının geçen hafta 4,6 milyon varil (yüzde 0,9) artışla 532,2 milyon varile yükseldiğini açıkladı. Piyasa beklentisi stokların 7,7 milyon varil artacağı yönündeydi. Ülkenin ham petrol stokları bir önceki hafta 9 milyon varil yükselmişti.

Ticari ham petrol stoklarına dahil olmayan stratejik ham petrol stokları da 1,7 milyon varil (yüzde 0,3) artışla 637,8 milyon varile ulaştı.

Söz konusu dönemde, ABD’nin benzin stokları ise 3,2 milyon varil (yüzde 1,2) azalışla 256,4 milyon varile geriledi. Piyasa beklentisi benzin stoklarının 43 bin varil artacağı yönündeydi. Ülkenin benzin stokları bir önceki hafta 3,7 milyon varil düşmüştü.

Petrol üretimi azaldı

ABD’nin ham petrol ithalatı, geçen hafta bir önceki haftaya göre günlük ortalama 410 bin varil artışla 5,7 milyon varile, petrol ihracatı günlük ortalama 244 bin varil artışla 3,5 milyon varile ulaştı.

Bu dönemde ABD’nin ham petrol üretimi ise günlük ortalama 123 bin varil düşüş gösterdi. Böylece, ülkenin günlük ham petrol üretimi 25 Nisan-1 Mayıs haftasında yaklaşık 11,9 milyon varil olarak gerçekleşti.

ABD’nin günlük ortalama ham petrol üretimi 22-28 Şubat haftasında 13,1 milyon varile ulaşarak rekor kırmıştı.

EIA’nın “Nisan 2020 Kısa Dönem Enerji Görünümü Raporu”na göre, ülkenin günlük ortalama ham petrol üretiminin bu yıl 11,8 milyon varil olması bekleniyor.

Heyecanlandıran açıklama: Hopa ve Sürmene açıklarında petrol emarelerine rastladık

Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarının ardından Haydarpaşa Limanı’na yanaşan “Fatih” sondaj gemisi, Karadeniz’deki sondaj faaliyetlerini Trabzon Limanı üzerinden gerçekleştirecek.

Trabzon Liman İşletmeciliği AŞ Genel Müdürü Muzaffer Ermiş yaptığı açıklamada, “Hopa açıklarında yapılan sondajda o zamandan edindiğimiz bilgilere göre petrolün olduğunu ancak katı bir vaziyette bulunduğuna dair bir bilgiye sahip olduk. Sürmene’de de emarelere rastlandığını biliyoruz” ifadelerini kullandı.

Trabzon Liman İşletmeciliği AŞ Genel Müdürü Muzaffer Ermiş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) 229 metre uzunluğunda ve 51 bin 283 groston ağırlığındaki sondaj gemisi “Fatih”in Karadeniz’deki faaliyetleri için Trabzon Limanı olarak çalışmalara başladıklarını söyledi.

Yaklaşık 1 ay önce “Fatih” sondaj gemisinin Karadeniz’e açılmasıyla ilgili görüşmelere başladıklarını anlatan Ermiş, geminin boğazlardan geçebilmesi için üzerindeki kulenin sökülmesi gerektiğini ve bu nedenle şu anda Haydarpaşa Limanı’nda bulunduğunu ifade etti.

Ermiş, “Fatih” sondaj gemisinin boğazlardan geçmesinin ardından adresinin Trabzon Limanı olacağını ancak bu sürecin mayıs ayı sonuna kadar tamamlanmasının planlandığını aktardı.

“1600 ton kaldırma kapasiteli vinç kurulacak”

“Fatih” sondaj gemisine yapılacak montaj çalışmalarında faaliyet gösterecek bir vincin Trabzon Limanı’na kurulacağını kaydeden Ermiş, “Konuyla ilgili 1600 ton kaldırma kapasiteli ve 1200 ton kendi ağırlığında devasa bir vinç kurulacak. Bu vincin parçaları da geçtiğimiz günlerde gemi ile limanımıza geldi ve tahliyesini gerçekleştirdik.” dedi.

Ermiş, bu çalışmaların ardından limanın lojistik bir merkez konumu olabileceğine dikkati çekerek, Trabzon Limanı olarak bu konularda çok deneyimli olduklarını vurguladı.

Ermiş, 2004 yılında British Petrol, 2011 yılında TPAO’nun Sürmene’de sondaj faaliyetinde bulunduğunu hatırlatarak, “British Petrol’ün Hopa açıklarında yapmış olduğu derin kuyu sondajında yaklaşık 28 ay boyunca kendilerine ev sahipliği yaptık. 2011 yılında da TPAO Sürmene-1 derin deniz sondajı için yaklaşık 20 ay boyunca Trabzon Limanı’nda ev sahipliğini sürdürdük. Bu üçüncü olacak ve geçmiş tecrübelerimizi bu hizmetlerde de kullanmış olacağız.” diye konuştu.

“Fatih” sondaj gemisi artık Karadeniz’de olacak”

Sondaj faaliyetlerinin başlamasının ardından olumlu katkılarının da şehirde hissedileceğine işaret eden Ermiş, şunları söyledi:

“Fatih sondaj gemisi artık Karadeniz’de olacak. Sondaj faaliyetleri başladığında ekonomik anlamda tabii ki katkıları olacaktır. En azından bizim elde ettiğimiz gelirler bilançomuza olumlu yansıma yapacaktır. Trabzon Limanı yıllardır vergi rekortmenlerinde ilk beş sırada yer alıyor. Hem sanayimiz hem de gelecek olan insanların burada olması açısından Trabzon’a bir katkı sağlayacaktır.”

TPAO yetkilileriyle yaptıkları görüşmelere değinen Ermiş, “Türkiye’nin ilk yerli sondaj gemisi” unvanına sahip geminin, Karadeniz’de uzun süreli bir sondaj faaliyeti yürüteceği bilgisini aldıklarını kaydetti.

Karadeniz’de petrol bulunması ihtimalini “Ümit olduğu için ben de aynı ümidi taşıyorum.” şeklinde değerlendiren Ermiş, “Hopa açıklarında yapılan sondajda o zamandan edindiğimiz bilgilere göre petrolün olduğunu ancak katı bir vaziyette bulunduğuna dair bir bilgiye sahip olduk. Sürmene’de de emarelere rastlandığını biliyoruz. Öyle zannediyorum ki bu izler üzerinden Karadeniz’de petrol bulunma ihtimalinin mevcut olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Teker teker ayrıldılar! Doğu Akdeniz’de yeni sayfa

ABD ham petrol varil fiyatının tarihte ilk kez eksiye düşmesi nedeniyle Güney Kıbrıs için Doğu Akdeniz’de faaliyet gösteren dev enerji şirketlerinin bölgeden teker teker ayrılması yeni bir dönemin habercisi olabilir. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji Uzmanı Prof. Dr. Kumbaroğlu, “Denizdeki petrolün bir anlamı kalmadı ama petrol kârlılığını yitirdiği için Akdeniz’i bir köşeye atamayız. Diplomaside tam olarak aktif olma zamanı.” dedi.

Koronavirüse bağlı olarak petrole olan talebin azalması ve dünya genelinde stoklarının dolması nedeniyle ABD ham varil petrol fiyatı tarihte ilk kez eksiyi gördü.

Fiyatlar 21’inci yüzyılın en düşük seviyesi olarak kayda geçerken, söz konusu durumun küresel finanstan jeopolitik düzene kadar birçok gelişmeyi de etkilemesi bekleniyor.

Bilindiği üzere, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin belirlediği sözde parsellerde arama yapan bazı enerji şirketleri ‘petrol fiyatları’ nedeniyle bölgeden çekilme kararı almıştı.

Bu durum Doğu Akdeniz’de yeni bir dönemin habercisi mi?

Gürkan Kumbaroğlu

Yenisafak.com’un haberine göre; Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı ve Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, petrol fiyatlarının kısa vadede eski seviyesine gelemeyeceğinin altını çizdi.

Doğu Akdeniz için diplomasi zamanı

Denizlerde petrol üretmenin karaya göre daha masraflı olduğunun altını çizen Kumbaroğlu, “Denizdeki petrolün bir anlamı kalmadı ama petrol kârlılığını yitiriyor diye Akdeniz’i bir köşeye atamayız. Diplomaside daha aktif olmak zorundayız. Doğu Akdeniz açısından baktığımızda barışçıl bir sürece girilebilir. Bundan sonraki dönemde haklarımızın korunması gerekir. Libya ile Mavi Vatan’ı güvence altına alınan anlaşma yapıldı. Bu anlaşmaların devamı diğer bölge ülkeleri ile yapılabilir. Bunun için proaktif politikalar izlememiz gerekir” diye konuştu.

Petrol üreticileri iflas edebilir

ABD’deki petrol fiyatlarının bu seviyeye gerilmesinin sonuçlarının olacağını belirten Kumbaroğlu, “Petrol şirketleri çok uzun süre dayanamaz. Çoğu üretici 10-20 dolar ile kar etmesi mümkün değil, bu fiyatlar karşısında iflaslar olacaktır” dedi.

ABD’de seçimleri etkileyecektir

Koronavirüs ve petrol krizinin ABD’deki seçimleri etkileyebileceğini söyleyen Kumbaroğlu, “ABD’de seçimler yaklaşıyor. Bu gelişmeler Trump’ı da zora sokacak. Bu şirketler iflas ederse bir zincir gibi ABD finans sistemini etkileyebilir. Farklı eyaletlerde sokağa çıkma yasağının sona ermesi kararı valiliklere bırakıldı. Bu sürecin bitmesine yönelik protestolar da düzenleniyor. Bu salgın yayılırken, bu tedbirler bitirilirse sonuç felaket olabilir” vurgusunu yaptı.

Türkiye’ye etkisi ne olur?

ABD ham varil petrol fiyatındaki düşüş Türkiye’yi nasıl etkiler sorusuna da yanıt veren Kumbaroğlu, şu ifadelere yer verdi:

“Buradaki petrolün düşmesi, brent petrolü de aşağıya çekiyor. Bu fiyatların eksiye düşmesinin nedeni rafinerilerin ve stok kapasiteleri tükenmek üzere. Türkiye’nin stok yapacak boş kapasitesinin olduğunu sanmıyorum ama fiyatların böyle düşmesi her açıdan bizim için iyi. 2019’da petrole 17 milyar dolar ödüyorduk. Ödemeler dengesi için de olumlu bir gelişme.”

Enerji piyasalarında kara pazartesi

Salgın, ekonomileri doğrudan tehdit eden bir boyut kazandı. ABD’de enerji piyasası tarihte benzeri görülmemiş bir şok yaşadı. Detaylar haberimizde.

COVID-19 virüsünden kaynaklanan salgın, tıbbi bir mesele olduğu kadar ekonomileri de doğrudan tehdit eden bir boyut kazanırken, 20 Nisan Pazartesi günü Amerika Birleşik Devletleri’nde istihdam piyasası ile beraber enerji piyasası da tarihte benzeri görülmemiş bir şok yaşadı.

Batı Teksas ham petrolü varil başına 17 dolar 85 sentten başladığı günü eksi 37 dolar 63 sentten tamamladı. Mayıs ayında teslim edilecek ham petrol için geçerli olan bu fiyat bir bakıma “kara altın” üreticilerini, petrol satın alana üste para verecek bir duruma getirdi. Piyasalar bu durumu anlamlandırma gayreti içerisine girdi ancak daha önce benzerine rastlanmamış bu gidişatın nereye varacağı, nasıl bir seyir izleyeceği cevapsız kaldı.

Analizciler de analiz edemiyor

Batı Teksas ham petrolünün varil fiyatının eksiye düşmesinin etkileri ABD ile sınırlı kalmadı. Rusya’nın Ural petrolü de aynı saatlerde varil başına eksi 2 dolar seviyesine indi. Kanada’daki enerji şirketleri çıkaracakları petrolün depolama maliyetlerinin, satış fiyatı ile karşılanamayacağı gerekçesiyle petrol çıkarma sahalarını geçici süre ile kapatma kararı aldı. Bu yalnızca Kanada’da yaklaşık 530 bin istihdamın belirsiz bir süre için tehlikeye girmesi anlamına geliyor.

Dünyanın son yüzyılına damgasını vuran petrol sahalarına hakim olma hedefli kanlı savaşlarından neredeyse bir gecede bir varildeki 159 litre petrolün su kadar değerinin olmadığı saatlere gelindi. Ancak bu karanlık günün yaklaştığı neredeyse 6 aydır belliydi. COVID-19 virüsü insanlara olduğu gibi enerji piyasalarına da bulaşarak bu süreci anormal bir şekilde hızlandırdı.

Buraya nasıl gelindi?

2019 yılının son çeyreğinde küresel ekonomideki yavaşlama Çin Halk Cumhuriyeti gibi Ortadoğu petrolünün bir numaralı müşterisi olan bir kaynağın büyüme hızını yüzde 6’ya geriletirken, küresel petrol talebini de kayda değer ölçüde azaltıyordu. Çin’deki bu talep düşüşü yalnızca Batı Teksas ya da Ural petrollerini değil Brent ham petrolünü de vurdu. Petrolün varil fiyatı 50 dolarlardan 35 dolar seviyesine indi. Suudi Arabistan önderliğindeki Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC’in Rusya ve Meksika gibi diğer petrol üreten ülkeleri yanına alarak arzı kısma yoluyla fiyatları yükseltme girişimleri sonuç vermedi. Rusya, 2019’un son çeyreğinden 2020’nin Şubat ayına kadar geçen süreçte ABD’nin kaya gazı petrolü ile fiyat kırarak kendisini ekonomik olarak çökertme amacını güttüğüne kanaat getirdi.

Dünyanın iki büyük petrol üreticisinden biri olan Rusya, OPEC ile yaptığı arz kısıtlaması anlaşmasına son vererek en azından sürümden kazanma yoluna gitmeye karar verdi. Rusya ile Suudi Arabistan arasında ipleri koparan görüşme 6 Mart 2020 Cuma günü Viyana’daki OPEC Genel Merkezinde gerçekleşti. Rusya Enerji Bakanı Aleksandr Novak ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman arasındaki görüşmede, Kremlin’in mart ayı sonunda üretim kotasını kısıtlayan anlaşmadan çekilme yönündeki kararı iletildi. 5 saatlik görüşmede Suudi Arabistan tarafının Rusya’yı ikna çabaları sonuçsuz kaldı, 3 yıllık iş birliği son buldu. Bu kararda, COVID-19 salgını nedeniyle başta Çin Halk Cumhuriyeti kaynaklı olmak üzere endüstriyel üretim ile havayolu trafiğinin ne ölçüde akamete uğrayacağının Rusya tarafından öngörülememiş olması önemli rol oynadı. Rusya’nın hatasını anlaması kısa sürdü. 13 Nisan’da Rusya ve diğer petrol üreticileri ile sağlanan uzlaşmasıyla OPEC tarihinin en büyük üretim kesintisi kararı alındı. 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olmak üzere günlük petrol üretimi 9 milyon 700 bin varil azaltılacak. Peki bu miktar, 25 dolar seviyesinin de altını gören Brent ham petrolünü ve petrol ihraç eden ülkelerin ekonomilerini kurtarmaya yetecek mi? Kimi analistler için bu kesinti bile yeterli olmayacak. 

Petrolde çıkmaz sokak

Gündemlerindeki savunma alanındaki tehditlerin üzerine küresel salgın tehdidinin de eklenmesiyle bütçeleri açık veren petrol üreticisi ülkeler için tehlike büyüyor. Rusya ve Suudi Arabistan’ın bütçelerini dengede tutabilmeleri için petrolün varil fiyatı için öngördükleri miktar 80 dolardı. Birleşik Arap Emirlikleri ve Uman 80-90 dolar aralığında bir beklenti içerisindeydi. Venezuela ve İran gibi petrol üreticisi ülkeler içerisinde artık zincirin zayıf halkaları olarak kabul edilenlerin gelecekleri ise daha da belirsiz. Bir yandan ABD’nin ambargoları ile mücadele eden bu iki ülke, petrolün varili 150 dolar dahi olsa bütçe açıklarını kapatmayı başarmaları mümkün değil. Brezilya ve Meksika’da petrolden umdukları geliri elde edememeleri halinde tehlike sınırına yakın Latin Amerika ekonomileri. ABD işgalinin ardında yeniden ayağa kalkmaya çabalayan ve bugün İran ile ABD’nin jeopolitik mücadelesi arasında sıkışan Irak da petrol gelirlerine bel bağlamış ve buna mukabil daha derin istikrarsızlık ihtimaliyle karşı karşıya kalmış ülkeler arasında. COVID-19 salgını bir aşı ile durdurularak petrol talebinde yol açtığı tahribat bugünden yarına noktalansa bile üretim çarklarının yeniden tam kapasite harekete geçmesine kadar geçecek sürede, salgının yan etkileri toplumların refahı ve enerji piyasaları üzerindeki etkilerini sürdürmeye en azından 2022 yılına kadar devam edecek.