Oruc

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Oruc

Ramazan

Ramazan, Hz. Ömer zamanında düzenlenen Ay takvimine göre dayalı takvim olan Hicri takvime göre yılın 9. ayı ve İslamiyette kutsal sayılan aydır.

Arap Yarımadası’nda Persler’in, Romalılar’ın ya da başka medeniyetlerin kullnadığı Güneş ve Ay takvimleri kullanlıyordu. Arap Yarımadası’nda Hicaz-Asir bölgesinde hem Güneş hem de Ay takvimi kullanılıyordu, kullanılan Ay takviminde Ramazan 7. ay idi. Hz. Ömer zamanında Muharrem ayı Rebiülevvel yerine ilk ay yapılınca 9. ay olmuş oldu.

Ramazan kameri yılın 9. ayı. Hz. Ömer zamanında düzenlenen Ay takvimine dayalı takvim olan Hicri takvime göre yılın 9. ayı ve İslamiyette en kutsal sayılan aydır. Arap Yarımadası’nda Persler’in, Romalılar’ın ya da başka medeniyetlerin kullnadığı Güneş ve Ay takvimleri kullanlıyordu. Arap Yarımadası’nda Hicaz-Asir bölgesinde hem Güneş hem de Ay takvimi kullanılıyordu, kullanılan Ay takviminde Ramazan 7. ay idi. Hz. Ömer zamanında Muharrem ayı Rebiülevvel yerine ilk ay yapılınca 9. ay olmuş oldu.

Bakara Suresi’nde anlatıldığı üzere Kur’an’ın Yer’e indirilmesi Ramazan ayında başlamıştır, bu ay içinde “oruç” tutmak inananlara borç kılınmıştır.

Ramazan kelimesi Sanskritçe’nin Brahmi dalından Arapça’ya geçmiş bir sözcüktür. “rama” sözcüğüi “Lütfedeni keyifle dolduran, zevke-tat almaya sebep olan” demektir. “dharma” sözcüğü kavram olarak Sanskritçe’de “buyruk, karar, adet, bir şeyin varlığı-niteliği” demektir ama sözcüğün kökü “dhr” “tutmak, dayanmak, tahammül etmeki sadık kalmak…” tır, bu yüzden anlamı “tutan, dayanan, tahammül eden” dir.

Kavram olarak Bharatça’da, “Evrenin sonsuz,sürekli yasası”, “Nesnelerin tabiatinin doğuştan olan özelliği”, tinsel anlamda ” adaletin, dürüstlüğün, gerçeğin karakteri-ilkesi” demektir.

Arapça olmadığı halde, Arapça kökle yazılırsa (RMDh رمض) kökünden “ramadan رمضان) diye yazılır. Halen kelime içindeki (z) harfinin keskin (z) ile söylenen hali Arapça köke göre; yanmak anlamıyla geçerli kullanıma sahiptir. İslam inancına göre oruç tutulan ve Kuran‘ın indiği ay olan ramazan ise bu yanmak kelimesine bağlı olarak, orucun tüm günahları yakıp mahvettiğine inanılmıştır.

Kur’an’da şimdiki bildiğimiz kulluk yöntemlerinin İbrahim SS zamanında belirlendiği yazılıdır. Bakara Suresi, 128. ayette İbrahim SS ile İsmail SS “Kabe”nin temellerini yaparken şöyle dua ederler “… bize menseklerimizi/kulluk yöntemlerimizi göster …”. Konumuz olan Ramazan ayında oruç tutulması da gene Bakara Suresi, 183. ayetinde “Ey o iman edenler! Size oruçlar borç kılındı (yazıldı), sizden öncekilere borç kılındığı (yazıldığı) gibi…” Ramazan ayı bu adını Hazreti İbrahim zamanında almıştır. “Ramazan” sözcüğü için Arap kökenbilimcilerin kökü ile ilgili farklı yorumlarının sebebi budur. O sırada Ay yılı ile Güneş yılı, ikisi de 360 gün idi. Daha sonra Yer’in Güneş çevresindeki yörüngesi eliptikleştikçe Ay yılı 354 güne geriledi, Güneş yılı da 366 güne çıktı. Şimdi ise Ay yılı 354,36705… gün, Güneş yılı ise 365,2422… gündür

Ay takvimindeki tüm aylar (Arapça, Şühur-i kameriyye. İngilizce, lunar months) gibi Ramazan ayı da, “yeniay” ile başlar. Yeniayın hesabı çok kolaydır; Ay yılı ayı (kameri ay, lunar month) 29,53… gündür. Dolunay, kabaca ayın ortasına denk düşer, dolunay saati üzerine 14 tam gün eklendiğinde, 15. gün muhakkak bir sonraki ayın ilk günüdür. Bunu okuma-yazması olmayan bile hesaplayabilir. Hac Suresi, 78 ayeti gereği ” Allah size dinde zorluktan bir şey bile kılmadı”.

Örnek olarak, 2006 yılı için Türkiye’de Ramazan ayı 22 Eylül’de öğleyin 13:46’da başlar, Bakara Suresi, 187 ayeti gereği oruç, gündoğumundan önceki alacakaranlık (tan ağarması, şafak sökmesi, şafak sökmesi) ile gecenin başlaması anı arası (günbatımından sonraki alacakaranlık başlangıcı, tan kararması) tutulacağından, 23 Eylül günü oruç tutulmaya başlanır. Şevval ayı, 22 Ekim günü alacakaranlık ile gündoğumu arasında 7:15’de başladığından, 22 Ekim günü Ramazan bayramıdır.

Kur’an’a göre Ay takvimindeki bir ayın başlangıcı için “rüyeti hilal” (rü’yet-i hilal) “hilali görmek” diye bir ölçüt yoktur. Bu uydurulmuş hadislerin gereğidir. Üstelik hadisçilerce, doğru hadis (sahih hadis) diye tanımlanan hadislerde bile konu ile ilgili birbirinden farklı üç görüş vardır. Bu bir saçmalıktır. Yeniay görülemez, bu sırada Ay kapkaranlıktır. Bütün fıkıhçılar bilirler ki dolunay, Ay ayının ( kameri şehr, şehri kameri, lunar month) tam ortasıdır, bu da 14. günden sonra 15. güne yakındır. Öyleyse dolunay saati üzerine 14,76 gün (14 gün 16 saat) eklendiğinde bir sonraki ayın ilk günü olacaktır, ama nedense fıkıhçıların ayın ilk günü buna hiç uymaz. Üstelik, fıkıhçılara göre “hilal görmek” eskisi için de şart olduğu için, teleskopu olmayan insanların açık havada, yapay ışık olmayan bir yerde çıplak gözel görmesi demek olur ki, buna göre bir dolunay ayın 11. ya da 12. günü, bir sonraki dolunay bundan 17 gün sonra olur, bu saçmalık böyle sürer gider.

Daha da tuhaf olan konu ise 27-30 Kasım 1978’de İstanbul’da müslüman ülkelerin yaptığı “Rü’yet-i Hilal Konferansı” bildirgesinde oybirliği alınmış karara göre, “açık havada, yapat ışık olmayan yerde, çıplak gözle ince bir yay biçiminde Ay’ı görmek” şart kabul edilmiştir. Ancak bu uygulamayı yalnızca Hindistan, Pakistan, Afganistan, Bangladeş gibi ülkelerde dağlılar-köylüler yapmaktadır, bu yüzden de Ramazan’a 3 gün sonra başlayıp, 3 gün sonra Bayram yapmaktadırlar.

Ayrıca burada bir tutarsızlık daha vardır, Arapça’da tefsircilerin, fıkuhçıların kullandığı “Ay” anlamında kullandığı “kamer” sözcüğü yoktur. Kur’an yoluyla gelen bir sözcüktür ve aslı “Kumara” sözcüğüdür, parlak yüzlü demektir. Kur’an gelmeden önce Ay Tanrısı için kullanılan eril bir sözcüktür. Arapça’da “Ay” için “hilal” denir, bunun açık kanıtı Arapça’daki, şu cümledir; ” akmara l hilalü ” “hilal kamerlendi” cümlesinin anlamı “Ay dolunay oldu” demektir. Buradan da görüleceği gibi “Ay” sözcüğü Arapça’da “kamer” değil, “hilal”dir.

  • Ramazan 1 İslam’da oruç ayının başlangıcı.
  • Ramazan 27 Kadir Gecesi

iğer anlamları

ramazan

Türkçe ramazan kelimesinin İngilizce karşılığı.
[Ramadan] n. Ramadan


ramazan

ay takviminin dokuzuncu ayı, üç ayların sonuncusu, oruç tutulan ay.


ramazan

Türkçe ramazan kelimesinin Fransızca karşılığı.
ramadan [le]


ramazan

Türkçe ramazan kelimesinin Almanca karşılığı.
n. Ramadan


ramazan

Osmanlıca ramazan kelimesinin Türkçe karşılığı.
Mübarek ayların en mühimmi ve mübarek üç ayların sonuncusu. Kur’an-ı Kerim’in nâzil olmağa başladığı oruç ayı.

Arabî ve Kamerî olan takvime göre 9. ay. Oruç tutanın günahlarını yaktığı, mahveylediği için bu isim verildiği rivayet edilir.

(Ramazan-ı Şerif’te mü’minler, derecatına göre ayrı ayrı nurlara, feyizlere, mânevi sürurlara mazhar oluyorlar. Kalb ve ruh, akıl, sır gibi letâifin o mübârek ayda oruç vasıtasiyle çok terakkiyat ve tefeyyüzleri vardır.

Midenin ağlamasına rağmen onlar masumâne gülüyorlar. M.)(İşte Ramazan-ı Şerif, âdeta bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır.

Ve uhrevi hasılat için gâyet münbit bir zemindir. Ve neşv ü nema-i a’mâl için, bahardaki mah-i nisandır. Saltanat-ı Rububiyet-i İlâhiyeye karşı ubudiyet-i beşeriyenin resm-i geçit yapmasına en parlak, kudsi bir bayram hükmündedir.

Ve öyle olduğundan yemek, içmek gibi nefsin gafletle hayvani hâcatına ve mâlâyani ve hevâperestane müştehiyata girmemek için oruçla mükellef olmuş.

Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut âhiret ticaretine girdiği için, dünyevi hâcâtını muvakkaten bırakmakla uhrevi bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek, savmı ile Samediyete bir nevi âyinedarlık etmektir.

Evet, Ramazan-ı Şerif; bu fani dünyada, fani ömür içinde ve kısa bir hayatta bâki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bakiyeyi tazammun eder, kazandırır.Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir.

Leyle-i Kadir ise nass-ı Kur’ân ile bin aydan daha hayırlı olduğu, bu sırra bir hüccet-i katıadır. M.)


ramazan

(Arapça)Erkek ismi – Hicri (kameri) ayların dokuzuncusu, oruç ayı. Kur’an’da Bakara suresi 185. ayette ismi geçen ay ismi.

Dr. Ender Saraç: Orucun kansere iyi geldiği tespit edildi

Uzman Dr. Ender Saraç, orucun sağlıklı kişiler için beden sağlığının ve maneviyatın korunması açısından çok önemli olduğunu belirterek, kansere iyi geldiğini söyledi.

Uzman Dr. Ender Saraç, Ramazan ayında oruç ve beslenmeye ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yeni tip koronavirüs (COVID-19) pandemi sürecinde hastalıkları olan kişilerin oruç tutmasının riskli olabileceği uyarısında da bulunan Saraç, bu kişilerin mutlaka hekim onayı ile hareket etmeleri gerektiğini söyledi.

Bu yıl Ramazan’ın tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgınına denk geldiğini anımsatan Saraç, bu dönemde fiziksel ve ruhsal sağlığın korunmasına çok dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

“Bu dönemi dönüşüm için kullanmalıyız”

Pandemi sürecinde insanların evde kaldıkları zamanı, “bir yandan fiziksel sağlıklarını koruma diğer yandan da öz eleştiri yapma için fırsata dönüştürebilecekleri” değerlendirmesinde bulunan Saraç, bunu tırtılın kelebek olma sürecine benzetti. 

Saraç, sözlerine şöyle devam etti:

“Tırtıl gibi dünyaya geldik diyebiliriz. Tırtıl ona atılan format gereği sürünerek ilerler, sürekli yaprak yer ve belli bir an geldiğinde artık yaprak yemez ve ağzından ağ çıkartmaya başlar. Sonrasında ise ağı rastgele püskürtmez, mimarlık harikası olarak bir yere çekilir ve kozasını örer. Kozanın içine girerek yemez, içmez, ilişkide bulunmaz yani hiçbir şey yapmaz. Tüm yediği yapraklardan ördüğü ağ ile ördüğü kozanın içinde adeta kendine göre dönüşüm hatta belki de bir tefekkür yaşar. Tam gününde kozayı deler, kısa bir mesafede dakikalar içinde zar zor ilerleyen tırtıl, artık kanatları olan muhteşem bir canlı olmuştur. Bir saatte gidemediği yeri bir saniyede uçar, 2 boyutlu algıdan üç boyuta geçer.

Hem COVID-19 pandemisinin hem de Ramazan’ın olduğu bugünlerde tırtılın yediği yapraklar bizim deneyimlerimizdir. Evdeyiz ve Allah bizi adeta kozamıza soktu. Şimdi, tefekkür, öz eleştiri zamanı. Bu zaman, kendimizi dönüştürme zamanı. Pandemi bittiğinde bir kelebek olarak çıkabiliriz. Bu dönemi tesadüf olarak düşünmemeli, bunu dönüşüm için kullanmalıyız.”

Grafik: AA

[Grafik: AA]

Risk grubundaki kişilerin oruç tutması için hekim onayı şartı

Saraç, orucun da hem bedensel hem ruhsal sağlığın korunmasında önemli bir yer tuttuğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Oruç, sağlıklı kişiler için beden sağlığının ve maneviyatın korunması açısından oldukça önemlidir. Ancak, özellikle salgın sürecinde bazı kişilerin oruç tutması risklidir. COVID-19 geçirmiş, çok yaşlı olan ve genel bir düşkünlük hali içindekiler, böbrek yetmezliği olanlar, diyaliz tedavisine girenler, ciddi karaciğer hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar, belli saatlerde tansiyon, kalp-damar hastalıkları dolayısıyla ilaç kullananlar, ağır depresyon bozukluğu bulunan hastalar, epilepsisi olanlar, kronik tıkayıcı hava yolu hastalığı bulunanlar (KOAH), insüline bağlı şeker hastalarının oruç tutmaları sakıncalı olabilir.

Riskleri bulunanların ısrarla oruç tutmak istemeleri halinde ise onları tıbbi anlamda tanıyan, bilen ve aynı zamanda hayat görüşüne de saygı duyan bir hekimden onay almaları şarttır.”

Dr. Saraç, bu kişilerin kendilerini manevi açıdan rahat hissetmeleri için belli günlerde oruç tutabileceklerini anlatarak, “Örneğin, Ramazan’ın başı, ortası, sonu ya da Kadir Gecesi gibi günlerde oruç tutabilir. Sağlığı iyi olduğunda kaza yapabilir” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

“Orucun kansere iyi geldiği tespit edildi”

Risk grubunun dışındaki kişiler için “oruç tut sağlık bul” sözünün çok doğru olduğunu belirten Saraç, “2016 yılında Nobel Tıp Ödülü’nü alan Japon bilim insanı Yoshinori Ohsumi tarafından orucun kansere iyi geldiği tespit edildi. Yaklaşık 16 saat açlıkta insanın lehine çalışan vücuttaki katil hücrelerin açığa çıktığı ortaya konularak, oruç sürecinde vücut tarafından sağlıklı ve genç hücrelerin yapıldığı belirlendi” bilgisini verdi. 

Saraç, bu çalışmanın, dünyada oruca bakışı çok değiştirdiğinin altını çizerek, “Bu noktadan sonra aralıklı oruç uygulanmaya başlandı. Bilimsel araştırma ile orucun kansere karşı koruyucu olduğu, romatizma, kronik hastalıklar, ağır metal birikmesine karşı faydalı olduğu belirlenince Batı dünyasında da popüler hale geldi” diye konuştu.

“COVID-19 bir sigara içenleri bir de kan şekerinin yükselmesini çok seviyor”

Bu Ramazan’da, COVID-19 pandemisinin devam edeceğinden iftarda ve sahurda beslenme esaslarına ilişkin önerilerde bulunan Saraç, şunları söyledi:

“İftarda, sahurda ve arada kan şekeri yükseltilmemeli. Çünkü, COVID-19 bir sigara içenleri bir de kan şekerinin yükselmesini çok seviyor. Uzun süreli açlık sonrası iftarda birden sigaraya yüklenildiğinde kalbe, akciğerlere, damarlara büyük baskı yapılıyor. O nedenle kesinlikle iftardan hemen sonra sigara içilmemeli. Sigaranın yanında koyu kahve ya da koyu çay içilmemeli. Çin ve ABD’de yapılan araştırmalara göre, Çin’de ölenlerin yüzde 80’i, ABD’de ölenlerin ise yüzde 85’i sigara içenler. Çin’de ve ABD’de iyileşenlerin yüzde 90’ı sigara içmeyenler.

Kan şekerinin yükselmesi COVID-19’un yanı sıra mantar ve bakterilerin de en sevdiği şey. Bu dönemde sigara, alkol ve kan şekerini yükselten gıdalardan uzak durulmalı.”

Saraç, sosyal izolasyon döneminde birçok kişinin evde hamur işlerine ağırlık vermeye başladığını belirterek, bunun da kan şekerinin yükselmesine neden olduğuna işaret etti. 

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

Sosyal izolasyon sürecinde obeziteye dikkat

COVID-19 sürecinde en büyük tehlikelerden birinin sağlıksız ve sık beslenmeye bağlı obezite riski olduğuna dikkati çeken Saraç, “Eğer dikkat edilmezse koronavirüse bağlı ölümlerden çok daha fazlası obeziteye bağlı hastalıklar nedeniyle olacaktır” dedi.

Saraç, sosyal izolasyon döneminde evde kalınan süreçte sağlıklı beslenmeye özen gösterilmesi ve Ramazan’da buna göre sofra hazırlanması gerektiğini aktardı.

Fiziksel aktivitenin de artırılması gerektiğini ifade eden Saraç, evde yürüyüşe ağırlık verilmesinin, basit egzersizler yapılmasının uygun olduğunu vurguladı. Saraç, “Bu yıl teravih namazı da yapılamıyor. Mutlaka namaz kılanlar namazları evde kılmalı, kılmayanlar ise 45 dakika ev içinde yürüyüş yapmalı” önerisinde bulundu.

Saraç, bağışıklık sisteminin ve vücudun güçlenmesi için uyku düzenine de önem verilmesi gerektiğine işaret etti.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

İftarda neler yenmeli?

Dr. Saraç, örnek iftar menüsü olarak da şunları paylaştı:

– Oruç bir iri ya da üç küçük hurma ile açılmalı.

– Bir bardak ılık su yarım tatlı kaşığı bal karıştırılarak içilmeli.

– Ardından bir kase sebze, posalı mercimek ya da tarhana çorbası tüketilmeli.

– Sonrasında 7-8 dakika beklenilmeli. Bu süreçte namaz kılınabilir. Namaz kılmayanlar ise dik bir şekilde 7-8 dakika evde yürüyüş yapılmalı. Bu şekilde olduğunda sofraya dönüldüğünde aşırı yemek yenilmeyecektir. Hurma ve bal kan şekerini dengeleyecek, çorba ve su bağırsakların su ihtiyacını karşılayacaktır.

– Sonrasında ise genellikle hayvansal protein, vejeteryan ya da veganlar ise bitkisel protein almalı. Bir porsiyon et, köfte, serbest gezen tavuk yenilebilir. Bu Ramazan’da Omega3 alımı için haftada 2 kez mutlaka balık tüketilmeli. Kızartma yapılmadan pişirilmiş balığın yanında bol yeşillik yenilmeli. Çok küçük bir parça da nefsi köreltmek için Ramazan pidesi yenilebilir.

– Tok karnına tatlı ya da şekerli meyve yenilmemeli. İftardan 1,5 saat sonra hafif yürüyüş yapılmalı ve sonrasında güllaç, armut, elma, ayva gibi fırınlanmış meyve tatlıları tüketilebilir. Kakao çekirdeği hem kan şekerini dengeliyor hem de magnezyum eksikliğine iyi geliyor. Üç-dört kakao çekirdeği hurma ya da kayısının içine konularak tatlı olarak yenilebilir. Bunun dışında az şekerli kivi, yeşil elma, erik gibi meyveler yenilebilir. İftarda 3-4 tane de ceviz yenilmeli.

– Reflüsü olanlar için rezene çayı, sarı leblebi, kudret narı hapı alınabilir. Bundan sonra bir şey yenilip içilmemeli.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

Sahurda nasıl beslenilmeli?

– Mutlaka bir tane katı yumurta, 3-4 yemek kaşığı çökelek ya da az yağlı beyaz peynir yenilmeli. Bunlar, kalsiyum ve B vitamini açısından çok önemli.

– Yanında 2 ince dilim tost ekmeği büyüklüğünde ekşi maya ile yapılmış tam buğday, çavdar gibi doğal ekmek yenilebilir. Arada Ramazan pidesi de yenilebilir. Bol limonlu yeşil salata tüketilmeli. Hararet yapmasın diye salatalık ve taze nane yenilmeli.

– Bunların dışında bir tatlı kaşığı kuşburnu marmelatı, bir tatlı kaşığı bal, 7-8 tane tuzsuz zeytin yenilmeli. Zeytinin üzerine zahter, kekik ve zeytinyağ konulabilir.

– Haftada bir kez sahurda börek, iftarda kebap ya da mantı ile yine ara öğünde tatlı gibi yiyecekler tüketilebilir.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

– İftar ve sahur arasında bol su tüketilmeli. Mineral desteği sağlanması açısından maden suyu da içilebilir. Hazım için yasemin, canlanma için yeşil, spazm için rezene, kabızlık için de rezene, barut ağacı kabuğu ve bir iki yaprak sinameki çayı içilebilir. Ayrıca, bağışıklığın korunması için mürver, ebegümeci çiceği, zencefil, ıhlamur ve ekinezya ile karışım çayı yapılabilir.