Misir

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Misir

İsrail ve Mısır’dan Türkiye adımı! Her an yapabilirler

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine karşı Doğu Akdeniz’de oluşturulan ittifak çatırdamaya başladı. Uzmanlar “Mısır, İsrail ve Lübnan Doğu Akdeniz için her an kapımızı çalabilir” diyor.

Komşu ülkeler ve uluslararası aktörlerin yürütmüş oldukları hidrokarbon arama faaliyetleri, Doğu Akdeniz’de derin bir mücadeleyi de beraberinde getiriyor.

Öte yandan ülkelerin yanı sıra dünyanın en büyük enerji şirketleri bölgeye gelerek, enerji arama ve iletim projelerinde birbirleriyle yarışa girişmiş durumda.

Doğu Akdeniz’in Levant adı verilen bölgesinde yaklaşık 3,5 trilyon metreküp doğal gaz ve 1,7 milyar varil civarında petrol rezervi olduğu tahmin ediliyor.

Kalkan oluşturulmuştu

Bu denli büyük rezerve sahip alan da ister istemez ittifak kapılarını da aralıyor. Son olarak bu kapsamda Mısır, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs, İtalya ve Ürdün’ün oluşturduğu Doğu Akdeniz Gaz Forumu Türkiye’nin rakiplerini bir araya getirmişti. Bu hamleye karşı Türkiye ise Libya’yla vardığı deniz yetki alanları sınırlandırılması anlaşması sayesinde Yunanistan’la Kıbrıs ve Mısır arasında bir kalkan oluşturarak münhasır ekonomik bölgesinin batı sınırını oluşturmuştu.

Mısır ile anlaşma imzalanabilir

Bölgeyle ilgili sürpriz çıkışı ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yaptı. Mısır’ın Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama-çıkarma faaliyetleri için ilan ettiği ruhsat sahalarından 18. saha ile Türk kıta sahanlığının sınırlarını kabul ettiğine dair yorumları değerlendiren Bakan Çavuşoğlu, Türkiye ve Mısır’ın Doğu Akdeniz’de en uzun karası ve sınırları olan iki ülke olduğuna dikkati çekerek, “İlişkilerimizin seyrine göre biz de Mısır’la deniz yetki alanlarını müzakere ederek bir anlaşma imzalayabiliriz” dedi.

Bakan Çavuşoğlu’nun açıklamalarını yorumlayan enerji uzmanları ise Türkiye’nin deniz yetki alanlarını dikey hatlar üzerinden oluşturmaya çalışması ve Mısır ile bu tür bir anlaşma yapma düşüncesinde olmasının bu adımın önemli sinyallerinden biri olduğuna dikkat çekiyor.

Sırda İsrail ve Lübnan mı var?

Temel niyeti barış ve işbirliği ile bölgenin istikrarını korumak olan Türkiye’nin İsrail ve Lübnan gibi ülkelerle de benzer anlaşmalar yapabileceğini kaydeden Enerji Uzmanı Dr. Rahmi İncekara, ”Türkiye, Doğu Akdeniz’de en uzun sahil şeridine sahip ikinci ülke olan Mısır ile ikili ilişkilerini geliştirerek, bir Münhasır Ekonomik Bölge sınırlandırma anlaşması imzalamayı istemektedir. 2015 yılında Zohr sahasında bulunan 850 milyar metreküplük doğalgaz rezervi, yıllık 30 milyar metreküplük üretim kapasitesi, Mısır’a Doğu Akdeniz’de uluslararası bir aktör rolü vermiştir.” dedi.

İttifak çatırdıyor

Mısır’ın Doğu Akdeniz’de 24 parsele ayırdığı bölgeyi petrol ve doğalgaz arama ve üretim faaliyetleri için 18 Şubat’ta ihaleye çıkardığını ve 18’inci parsel olarak duyurduğu alanı da Türkiye’nin kıta sahanlığını dikkate alarak belirlediğine yönelik iddiaların Yunanistan cephesinde tepkiye neden olduğuna da vurgu yapan İncekara, ”Mısır, Doğu Akdeniz’deki doğalgazı Avrupa Birliği’ne ulaştıracak boru hattı güzergâhından “Kıbrıs Adası” bölgesinin çıkarılmasını İsrail, Mısır, Libya üzerinden Girit adasına ulaşmasını teklif etmiştir. Rum ve Yunan tarafında şiddetli tepki ile karşılanan fikir sonrasında, bölgede Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine karşı oluşturulan ittifakta çatlamalar başladı.” dedi.

Türkiye’nin kapısını çalabilirler

Bölgede yer alan aktörlerin Türkiye ile müzakere ve işbirliği noktasında girişimlerde bulunarak, daha az maliyetli, daha güvenli ve daha hızlı bir doğalgaz boru hattı projelerine yönelmeleri söz konusu olacağını da kaydeden İncekara, ”Doğu Akdeniz’deki istikrar, barış ve diyaloğun tesisinde öncülük eden Türkiye’nin enerji çalışmalarına ilaveten ittifaklar ve yeni doğalgaz boru hattı projelerinde aktif rol oynaması kaçınılmaz olacaktır.” dedi.

Türkiye’nin hamlesi planlarını altüst etmişti! Sisi kararını dünyaya ilan etti

Libya Dışişleri Bakanı Muhammed Tahir Siyale, Kahire’deki temasları kapsamında Mısırlı yetkililer ve Arap Birliği Genel Sekreteri ile ülkesindeki son siyasi gelişmeleri görüştü.

Mısır basınında yer alan haberlere göre, Arap Birliğinin dışişleri bakanları seviyesinde Kahire’de düzenlediği olağan dışı toplantısına katılan Siyale, Mısır Genel İstihbarat Başkanı Abbas Kamil ve Dışişleri Bakanı Samih Şukri’nin yanı sıra Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt ile bir araya geldi.

Siyale, Mısır Genel İstihbarat Başkanı Kamil ile Libya’daki siyasi sürecin gidişatını ve Cenevre Siyasi Diyalog Forumunda alınan kararları değerlendirdi.

Mısır yakında Trablus’ta elçilik açacak

Libya Dışişleri Bakanı, Mısırlı mevkidaşı Şukri ile görüşmesinde, yeni yürütme otoritesinin seçilmesinin ülkenin statü ve konumunu eski haline getirmek için atılan ilk adım olduğunu söyledi.

Şukri de Libya’daki geçici yürütme otoritesi için iyi dileklerini ifade etti ve Mısır’ın iki ülke ilişkilerine katkıda bulunmak için yakında Trablus’ta elçilik açacağını kaydetti.

Arap Birliği Genel Sekreteri ile görüştü

Siyale, Kahire’de Arap Birliği Genel Sekreteri Ebu Gayt ile de bir araya geldi.

İkili görüşme sonrası basına açıklamalarda bulunan Ebu Gayt, Libya’da seçilen yeni geçici hükümetin 24 Aralık’ta yapılması planlanan seçimlere kadar ülkeyi başarıyla yönetmesi temennisinde bulundu.

Suudi Arabistan, Irak ve Cezayir dışişleri bakanları Arap Birliği toplantısında, Libya Başkanlık Konseyi ve yeni Başbakan’ın seçilmesini memnuniyetle karşıladıklarını ifade ederek, seçilen yürütme otoritesini desteklemeye hazır olduklarını belirtmişti.

Arap basını flaş gelişmeyi paylaştı: Mısır, Türkiye ile anlaştı

Libya’da sessizlik devam ederken Arap basını, son dönemde Türkiye, Mısır ve BAE ilişkilerindeki gelişmeleri gündemine taşıyor.

Arap basında çıkan haberlerde, Körfez krizinin tarafları arasındaki uzlaşma zeminine karşı Mısır, Türkiye ve BAE arasındaki ilişkilerde son zamanlarda yeni gelişmeler olduğu belirtildi.

Al-Araby Al-Jadeed gazetesinin bir haberine göre, Mısırlı kaynaklar, “Mısır heyetinin Libya’nın başkenti Trablus’u ziyaretini takip eden son dönemde, hem Ankara hem de Kahire’deki yetkililer arasında güvenlik ve istihbarat seviyelerinde sık sık temaslara tanık olunduğunu” kaydetti.

İki ülke arasında yapılan ilk anlaşma iddiası

Gazeteye göre kaynaklar, iki ülkedeki yüksek rütbeli güvenlik görevlileri arasında bir toplantıyı içeren temasların, belki de ilk kez, başta Libya dosyası olmak üzere bölgenin bazı dosyaları üzerinde koordinasyon noktalarına ve ilk anlaşmaya tanık olduğunu açıkladı.

Gazete ayrıca, “Mısır-Türk iletişim ve koordinasyonunun Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yönetimini kızdırdığını öne sürdü.

“Hem Mısır, hem de BAE’nin özellikle de Libya dosyası nedeniyle, bazı pozisyonlara yaklaşımlarındaki farklılıklar ışığında Türkiye ile iletişim konusunu istismar etmeye başladıklarını” belirten gazete, “Mısır, Mısır’ın taleplerini ve gözlemlerini hesaba katmadan gerçekleşen Körfez mutabakatına kızdı” dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Gargaş’ın birkaç gün önce Ankara ile anlaşmazlığı azalttığı ve Abu Dabi’nin Ankara’nın Orta Doğu’daki ilk ticari ortağı olduğunu hatırlattığını belirten gazete, bu açıklamaların Abu Dabi yönetiminin Mısır rejimine karşı olan öfkesi çerçevesinde geldiğini dikkat çekti.

Mısır İhvanı duyurdu: Darbeci Sisi yönetimi harekete geçti

Mısır’daki Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan), darbeci Mısır yönetimini, 25 Ocak 2011 devriminin yıl dönümü öncesinde ülke genelinde geniş çaplı gözaltı operasyonları yürütmekle suçladı.

Mısır’daki Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan), seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye yaptığı kanlı darbeyle göreve gelen darbeci Sisi’nin yönetimini, 25 Ocak 2011 devriminin yıl dönümü öncesinde ülke genelinde geniş çaplı gözaltı operasyonları yürütmekle suçladı.

İhvan Sözcüsü Talat Fehmi, yaptığı yazılı açıklamada, Mısır’ın illerinin çoğunda rastgele gözaltı operasyonlarıın artarak yayıldığını bildirdi.

Operasyonlarda çok sayıda masum insanın gözaltına alındığını ve bunların arasında bazı iş adamlarının da bulunduğunu belirten Fehmi, gözaltına alınanların İhvan üyesi olup olmadığı ve sayılarıyla ilgili bilgi vermedi.

Masum insanlara yönelik gözaltı operasyonlarının durdurulmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Fehmi, uluslararası insan hakları örgütlerini ve kuruluşları, gözaltına aldığı masum insanları serbest bırakması için darbeci Mısır rejimine baskı yapmaya çağırdı.

Mısır dışında yaşayan İnsan Hakları Adalet Kurumu adlı sivil toplum örgütünün müdürü Mahmud Cabir, 24 Aralık’ta yaptığı açıklamada, çoğunluğu İhvan’a üye olmakla suçlanan onlarca kişinin gözaltına alındığını bildirmişti. Cabir, geçen beş gün boyunca bazı kentlerde yapılan gözaltı operasyonlarına ilişkin başında bulunduğu kurumun oldukça dikkatli çalışma yaptığını söylemişti.

Fakat, yurtdışından İhvan’a yakınlığıyla bilinen Vatan televizyon kanalı sosyal medya hesabında, Mısır makamlarının ülkede geniş çaplı gözaltı operasyonları düzenlediğine ve zamanlamasının 25 Ocak devriminin yıldönümü öncesinde gerçekleşmesine dikkat çekilmişti.

Bakan Çavuşoğlu: Yunanistan ve Mısır arasındaki anlaşma bizim için yok hükmündedir

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Yunanistan ve Mısır arasındaki sözde kıta sahanlığı anlaşmasıyla ilgili olarak, “Bu anlaşma Türkiye’nin ve Libya’nin haklarını ihlal etmektedir. Bizim için yok hükmündedir. Kendi haklarımızı korumaya devam edeceğiz” dedi.

Bakan Mevlüt Çavuşoğlu, Malta ve Libya’ya gerçekleştirdiği resmi ziyaretlerin yanı sıra Yunanistan ile Mısır arasında imzalanan sözde deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye, Malta ve Libya tarafından bugün yapılan ortak açıklamanın oldukça önemli olduğunu belirten Çavuşoğlu, bu açıklamayla Libya’da meşru hükümete verilen desteğin yanı sıra İrini Operasyonu’nun tek taraflı olduğunun ve haksız şekilde çalıştığının vurgulandığını kaydetti.

“Ticaretimiz 1 milyar doların üzerine çıktı”

Çavuşoğlu, Malta ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin ise çok iyi düzeyde olduğunu belirterek, “Ticaretimiz 1 milyar doların üzerine çıktı. Buradaki Türk firmaların yatırım miktarı 1,7 milyar dolar civarında” ifadelerini kullandı.

Malta’daki Türk firmaların çok önemli projeler üstlendiğinin altını çizen Çavuşoğlu, Türk firmaların başta tünel olmak üzere önemli projelere teklifler verdiğini söyledi.

Çavuşoğlu, Malta ziyareti kapsamında, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile de görüştüğüne değinerek, görüşmede, Türkiye ile AB arasında imzalanan 18 Mart Mutabakatının da gündeme geldiğini belirtti.

“Bu (anlaşma) maalesef, AB yüzünden tam olarak uygulanmadı, AB sözünde durmadı.” diyen Çavuşoğlu, yeni kapsamlı bir anlaşmanın nasıl yapılabileceği üzerinde çalıştıklarını aktardı.

Çavuşoğlu, Borrell’e, Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri normalleştirmek için ortaya koyduğu çabadan ötürü teşekkür ederek, Borrell’in Doğu Akdeniz’deki gerginliği azaltmak için de çaba gösterdiğini belirtti.

“Bu tür anlaşmalar veya iş birlikleri bizi yolumuzdan alıkoyamaz”

Bakan Çavuşoğlu, Yunanistan ile Mısır arasındaki sözde deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasının, özellikle AB tarafında da ciddi bir hayal kırıklığına sebep olduğunu dile getirdi.

Anlaşmanın metnini ve haritayı henüz görmediklerini aktaran Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fakat verilen bu koordinatlardan kolayca görüyoruz ki bu anlaşma hem Türkiye Cumhuriyeti’nin hem de Libya’nın kıta sahanlığını ve haklarını ihlal ediyor. Dolayısıyla bizim daha önce Birleşmiş Milletler’e (BM) bildirdiğimiz kıta sahanlığımızı ihlal eden bir anlaşma bizim için yok hükmündedir ve zaten bugüne kadar bu noktaya gelmemizin sebebi de Yunanistan’ın, Rum kesiminin, Mısır ve İsrail gibi ülkelerle Türkiye’yi yok sayarak anlaşmalar imzalamaya çalışması, adımlar atmasıdır.”

“Yok hükmünde olduğunu sahada da masada da göstermeye devam edeceğiz”

Bu sözde anlaşmanın yok hükmünde olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, “Bunun yok hükmünde olduğunu sahada da masada da göstermeye devam edeceğiz. Hem bunlara hem de tüm dünyaya.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin, kendi kıta sahanlığı içinde, kendi haklarını ve Kıbrıs etrafında da Kıbrıs Türklerinin haklarını kararlı şekilde sahada ve masada korumaya devam edeceğini belirterek, “Bu tür anlaşmalar veya iş birlikleri bizi yolumuzdan alıkoyamaz ve kimse bizim haklarımızı da gasbedemez. Buna hiçbir zaman müsade etmedik, etmeyeceğiz” dedi.

Libya Dışişleri Sözcüsü: Mısır Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları, BM Antlaşması’na aykırı

Libya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Muhammed el-Kablavi, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin Libya’ya yönelik beyanlarının, Birleşmiş Milletler Antlaşması’na ve BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) kararlarına aykırı olduğunu belirtti.

Dışişleri Bakanlığının sosyal medya hesabı Twitter üzerinden yapılan açıklamaya göre Bakanlık Sözcüsü Kablavi, BM Antlaşması’nın, üye ülkeler arasında güç kullanma ya da bunun imasında bulunmayı yasakladığına işaret ederek, bu nedenle “Sisi’nin açıklamalarının antlaşmaya aykırı olduğunu” ifade etti.

BM Anlaşması’nın üye ülkelere, silahlı saldırıya hedef olması durumunda meşru savunma hakkı tanıdığını aktaran Kablavi, BMGK’nın 2441 sayılı kararının da üye ülkeleri, Libya hükümetine yardım sunmaya teşvik ettiğini kaydetti.

Libya hükümetinden bugün yapılan açıklamada, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin Libya’ya yönelik askeri müdahale tehdidi içeren beyanları, Libya’nın iç işlerine karışma ve “savaş ilanı” olarak nitelendirilmişti.

Sisi’den Libya’ya müdahale tehdidi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi dün, Libya sınırı yakınlarındaki Hava Kuvvetleri birliklerini ziyareti sırasında, “Mısır ordusunun, gerek duyulması halinde ülke sınırları dışında askeri bir görevde bulunabileceği” mesajını vermişti.

Libya’daki kabileleri ve aşiretleri eğitip silahlandıracaklarını belirten Sisi, “Sirte ve Cufra kırmızı çizgidir. Libya’yı Libyalılardan başkası savunmayacaktır. Yardım etmeye ve destek vermeye hazırız. Sınırlarımız içinde veya gerekirse sınırlarımızın dışında herhangi bir görevi yerine getirmek için hazırlıklı olun.” demişti.

Mısır tarafının Türkiye itirafı gündem oldu: Erdoğan bunu yapacak

Mısır Temsilciler Meclisi üyesi Samir Gattas, Türkiye’nin Libya politikasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Erdoğan, buradan çıkmak için Libya’ya gelmedi. Yeni Osmanlı dediği bir projeye sahip. Girdiği hiçbir ülkeden ayrılmadı” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Forumu Başkanı Samir Gattas yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Libya ile yaptığı münhasır ekonomik bölge anlaşmasına ilişkin konuştu.

Serrac’ın Mısır girişimini kabul etmesinin uzak bir ihtimal olduğunu söyleyen Gattas, UMH’nin stratejik öneme sahip el-Cufta üssüne ulaşmak için Sirte şehrini ele geçirmeye çalışarak, sahada tepki verdiğini ifade etti.

“Erdoğan buradan çıkmak için ülkeye gelmedi”

Gattas, “Erdoğan, buradan çıkmak için Libya’ya gelmedi. Yeni Osmanlı dediği bir projeye sahip. Girdiği hiçbir ülkeden ayrılmadı. 1982 yılından bu yana Irak’ta bulunuyor. Duhok ve Erbil’de 19 üssü var. Somali’ye girdi, orada büyük bir üssü var ve ayrılmadı. Katar’da da Tarık bin Ziyad üssüne sahip, yeni bir üs inşa etmeye hazırlanıyor ve Yemen’de de şu an üsler kurmaya çalışıyor” dedi.

“Yunanistan, Mısır, Kıbrıs ve hatta İsrail’in Avrupa’ya gaz ihracatı yapma yolunu kesti”

Ortadoğu Forumu Başkanı ve Mısır Temsilciler Meclisi üyesi, “Erdoğan, sadece projesini genişletmek için değil, aynı zamanda ekonomik nedenlerle ülkeye girdi. Doğalgaz arıyor. Komşu ülkeler olan Yunanistan, Mısır, Kıbrıs ve hatta İsrail’in Avrupa’ya gaz ihracatı yapma yolunu kesti. Çünkü Akdeniz’de bir engelleme hattı inşa etti. Avrupa’ya geçmek isteyenler onu geçmek zorundadır. Aynı zamanda ABD’ye, Libya’daki Rus nüfuzu ile karşı karşıya olduğunu da söyledi” değerlendirmesinde bulundu.

Dışişlerinden Mısır, Yunanistan, GKRY, Fransa ve BAE’nin ortak bildirisine tepki

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Mısır, Yunanistan, GKRY, Fransa ve BAE’nin ortak bildirisiyle ilgili, “Hesapları Türkiye tarafından bozulduğunda hezeyana kapılan bir grup ülkenin ikiyüzlüğünün ibretlik bir örneğidir.” dedi.

Sözcü Aksoy, Mısır, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanları tarafından kabul edilen ortak bildiri hakkındaki Bakanlığa yöneltilen bir soruya yazılı cevap verdi.

Libya’dan 5 ülkenin ortak açıklamasına tepki

Aksoy, şunları kaydetti:

“Mısır, Yunanistan, GKRY, Fransa ve BAE Dışişleri Bakanlarının bugün Doğu Akdeniz ve Libya konusunda yayınladıkları ortak bildirinin, takip ettikleri politikalarla bölgesel kaos ve istikrarsızlık peşinde koşan, halkların demokrasi ümitlerini darbeci diktatörlerin fütursuz saldırganlığına kurban etmekte beis görmeyen, ancak hesapları Türkiye tarafından bozulduğunda hezeyana kapılan bir grup ülkenin ikiyüzlüğünün ibretlik bir örneğidir.”

Yunanistan ve GKRY’nin Doğu Akdeniz konusunda Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile diyaloğa girmek yerine, konuyla ilgisiz bölge dışı aktörlerden medet ummalarının, ancak mandacı ve sömürgeci bir mantığın eseri olabiliceğini belirten Aksoy, Türkiye’nin uluslararası hukuk temelinde meşru menfaatlerini korumak amacıyla attığı adımların haksız ve hukuksuz gerekçelerle çarpıtılmasının asla kabul edilemez olduğuna işaret etti.

Aksoy, aynı durumun Mısır için de geçerli olduğunu, bu ülke yöneticilerinin kendi halkının menfaatlerini ve haklarını korumak yerine, bunlardan çoktan feragat etmeyi tercih etmiş gözükmekte olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Doğu Akdeniz’le hiçbir alakası olmayan BAE’ni ise diğer ülkelerle bir araya getiren, Türkiye düşmanlığından başka bir şey değildir. Bu ülkenin hem bize, hem Libya’ya karşı sabıkası bellidir. Barış Pınarı Harekatımızla Suriye’de bir terör devletçiği kurma emellerine ağır bir darbe vurduğumuz Fransa’nın ise, bu ruh hali içinde Türkiye’ye karşı oluşturulan şer ittifakının hamiliğine soyunduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu ülkeleri aklıselime, uluslararası hukuka ve teamüllere uygun hareket etmeye davet ediyoruz. Bölgemizde barış ve istikrar şer ittifakları ile değil ancak samimi ve gerçek bir diyalog ve işbirliği ile tesis edilebilir.”

Ortak bildiri

Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Fransa, Libya’nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter’e bağlı milislerin sivil can kayıplarına yol açan saldırılarına değinmeden “Libya’daki taraflara ateşkes çağrısı” yapmıştı.