Milli Savunma bakanligi

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Milli Savunma bakanligi

Uzman isim açıkladı: Türkiye’den ABD tekelini kıracak adım

Kara ve havanın ardından denizde de yerli ve milli savunma füzeleri için çalışmalarını hızlandıran Türkiye’nin bu adımının ihracat alanında ABD tekelini kıracağını belirten Savunma Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin belki de yarım asırdır ilmik ilmik ördüğü ancak son 10 yılda çok daha görünür bir hal alan yerli ve milli savunma sanayii, farklı alanlarda kritik eşikleri aştı… Uzmanlar, Türk mühendislerinin son derece hızlı öğrenmesinin ve ortaya konan ürünlerin muhabere ortamında test edilmesinin önemine dikkat çekiyor. Doğal olarak bu durum son derece değerli bir bilgi birikimini ve kısa zamanda çok hızlı hareket edebilme kabiliyetini beraberinde getiriyor.

İşte bu birikimin yansımalarını gördüğümüz alanlardan biri de füzeler oldu. Savunma sanayii haberlerinin son döneminde başrolde hep onlar var. Ağırlıklı olarak kara ve hava sistemleri üzerinden giden süreç deniz için de kendini iyiden iyiye göstermeye başladı.

TÜBİTAK SAGE (Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü) Müdürü Gürcan Okumuş’un geçtiğimiz günlerde yaptığı “Deniz Kuvvetlerinin yakın hava savunma sistemi ihtiyacı için çalışmalara başladık” açıklaması da işin görünür kılınan boyutuna dair önemli bir gösterge oldu.

Gemilerimiz yakın hava savunmayı nasıl sağlıyor?

Bu açıklamanın ne anlama geldiğini Savunma Sanayii Araştırmacısı Anıl Şahin TRT Haber’den Sertaç Aksan’a anlattı.

Anıl Şahin, MİLGEM gibi korvetler ve fırkateynlerin yakın hava savunmasının Phalanx gibi namlulu veyahut RAM gibi füze temelli yakın hava savunma silah sistemleriyle (CIWS) sağlandığını belirtiyor.

Çok namlulu hava savunma sistemi denince aklımıza ilk olarak ASELSAN üretimi Gökdeniz geliyor. “Aslında çok benzer sistemler. Gökdeniz yakında kullanıma alınacak” diyor Şahin. Ancak MİLGEM korvetleri ile Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine giren RAM sisteminin, henüz bir yerli muadili olmadığının da altını çiziyor. Türkiye, ABD’den RAM füzelerinin tedarikinde çok büyük sıkıntılar çekiyor ve bu sorunlar bugün dahi devam ediyor.

İş yine başa düştü

TÜBİTAK SAGE tarafından gerçekleştirilen yerli yakın hava savunma sistemi çalışmaları sonucunda, RAM muadili bir sistemin milli imkanlarla geliştirilmesinin hedeflendiğini söyleyen Şahin’e göre diğer savunma sanayii sistemlerinin hikayesine benzer bir süreç burada da karşımıza çıkıyor. Yabancı ülkelerin farklı sebeplerle bize vermediği bir sistemi yine Türk mühendislerce üretime alıyoruz. Yani iş bir kez daha başa düşüyor ve TÜBİTAK SAGE kolları sıvıyor.

Anıl Şahin, söz konusu yeni milli sistemde ‘görüş içi hava hava füzesi Bozdoğan’dan elde edilen tecrübelerle yola çıkılacağına işaret ediyor ve “Zaten RAM füzesi de Bozdoğan’ın ABD’li muadili üzerinden geliştirildi. Tabii ki zaman içerisinde birçok geliştirmeye sahne oldu. Bozdoğan’da biraz daha ilerledikten sonra milli RAM yani füze temelli savunma sistemi için de ciddi mesafe almış olacağız. Bozdoğan’ın özellikle motor ve harp başlığı kısmı milli RAM’e önemli katkı sağlayacaktır” görüşünü paylaşıyor.

Yerli ve milli sistem muadillerinden daha iyi

Söz konusu gemi olunca, deniz ortasındaki bir platformdan ateşlenecek füzenin bazı dezavantajları da olabiliyor. Örneğin sıcak fırlatma (Hard-Launch) olarak tabir edilen atım sırasında ortaya çıkan yüksek sıcaklık ve ateş gemideki diğer sistemlere zarar verebiliyor.

Soğuk fırlatma (Could-Launch) denilen sistemde ise füze ateşlendikten sonra lançerden basınç ile çıkıyor. Çok az havalandıktan sonra kendi motorunu çalıştırıyor ve hedefe yöneliyor. Bu sistemdeki dezavantaj ise yüksek basıncın ve ortaya çıkan gazın, hem sensörlere hem de kimi zaman füzenin motoruna hasar vermesi oluyor. Ayrıca füze motorunun tüpten ayrıldıktan sonra çalışması, arıza durumlarında füze irtifa aldığı için daha büyük hasara yol açabiliyor.

Tabii Rus dikey atım sistemleri eğik yapıda olduğu için bu hasar riski, karada kullanılan bir S-400 gibi sisteme göre daha düşük. TÜBİTAK-SAGE’nin geliştirdiği atım sistemi de eğik yapıda. Bu sayede arızalı füzenin, gemi yerine denize düşmesi hedefleniyor.

Anıl Şahin, TÜBİTAK SAGE imzalı sistemin ‘soft-launch olarak adlandırılacağını söylüyor. Soğuk atıma benzeyen sistem çok daha az gaz gücüyle füzeyi güvenli mesafeye çıkarıyor. Füze daha sonra kendi motorunu çalıştırıyor ve hedefe ilerliyor.

Ürettiklerimizi satabilme potansiyelimiz çok yüksek

Eğer çalışmalar istenildiği şekilde devam ederse Türkiye hem kendi milli dikey atım sistemini hem de bu sistemden fırlatacağı yerli füzeleri üretebilmiş olacak. Peki bu neden önemli?

Anıl Şahin, bir kez daha ‘parasıyla dahi satılmayan’ sistemlere işaret ediyor. Yani kimi zaman örtülü kimi zaman doğrudan ambargolara…

“Tek bir örnek vereyim” diyor Şahin ve “Şu anda inşa faaliyetleri devam eden ve 2023 yılında envantere almayı planladığımız İSTİF sınıfı fırkateynimiz için ABD, Mk41 VLS satışına izin vermedi. Dolayısı ile bizim 1-2 senelik bir zaman zarfı içerisinde bu dikey atım sistemini ve en geç 2-3 senelik bir zaman zarfı içerisinde ise dikey atım sisteminde kullanılacak hava savunma füzelerini geliştirmemiz gerekiyor” bilgisini paylaşıyor.

Son yıllarda Türkiye’nin kendi ihtiyaçları için ürettiği savunma sanayii sistemlerinin kısa sürede diğer ülkelerin radarına girdiğini biliyoruz… Peki benzer bir süreç atım sistemi ya da füzelerimiz için de geçerli olabilir mi?

Dikey atım sistemi ve yakın hava savunma sistemi alanında ABD’nin bir tekel olduğunun altını çizen Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kendi atım sistemini ve bu sistemde kullanacağı füzeleri geliştiren ülke sayısı oldukça az. Türkiye’nin geliştireceği bu sistemlerin çok ciddi bir ihracat potansiyeline sahip olacağını net bir şekilde söyleyebiliriz.

Her şeyi geçelim; Türkiye, Pakistan’a ve Ukrayna’ya dörder adet MİLGEM korveti ihraç ediyor. Eğer atım sistemini ve füzelerimizi kendimiz üretsek Pakistan için üretilen gemilerle beraber milyonlarca dolar değerindeki bu alt kalemleri de satacaktık.

Az önce Gökdeniz’den bahsetmiştik. Pakistan ve Türkmenistan’a ihraç ettiğimiz savaş gemilerinde kullanılmak üzere tercih edildi bu sistem. İşte diğer sistemler için de benzeri olacak. Bu ihracat sözleşmesinde olmadıysa bir sonrakinde olacak…”

İdlib’de Türk askerine hain saldırı! Şehit ve yaralılar var

Suriye’nin İdlib şehrinde Türk askerine yapılan saldırı sonucu bir askerimizin şehit olduğu 4 askerimizin de yaralandığı açıklandı.

Milli Savunma Bakanlığı:

“Bahar Kalkanı Harekât Bölgesinde (İdlib) 10 Mayıs 2021 tarihinde ikmal konvoyumuza yapılan roketli saldırıda bir kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, dört kahraman silah arkadaşımız ise yaralanmış ve derhal hastaneye sevk edilmiştir.

Saldırı sonrası bilinen hedefler ateş altına alınmıştır. Kahraman Şehidimize Allah’tan rahmet, ailesine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize baş sağlığı ve sabır, yaralı personelimize de acil şifalar dileriz.”

MSB duyurdu! Türkiye ve ABD’den ortak askeri hamle

Türk Silahlı Kuvvetleri ve ABD unsurları Doğu Akdeniz’de ortak çalışabilirliği artırmaya yönelik kapsamlı eğitimler gerçekleştirecek.

Milli Savunma Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı TCG Gemlik bugün Rodos güneyinde ABD’nin Eisenhower Uçak Gemisi Görev Grubu ile bir araya gelerek faaliyetlerine başlayacak.

Söz konusu görev grubunda bir süre seyir yapacak TCG Gemlik’in ardından 18 Mart’ta Doğu Akdeniz’de genişletilmiş eğitimler gerçekleştirilecek.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığından firkateynler Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı uçakların katılımıyla Eisenhower Uçak Gemisi Görev Grubu ile Doğu Akdeniz’de geçiş eğitimleri yapılacak.

Harekete geçildi… Türk savaş gemilerine yerli lazer silahı

Türk savaş gemileri, yerli imkanlarla üretilen lazer silah sistemleri ile donatılacak. Türk savunma sanayii şirketleri, deniz platformlarında kullanılacak yerli lazer silahı için kolları sıvadı.

Elektromanyetik Top ve Lazer Silah Sistemi teknolojisi geliştikçe, deniz platformlarına yönelik silah sistemi çeşitliliğinde de bir artış yaşanmakta. Halihazırda elektromanyetik top ve lazer silah sistemleri, ABD ve Çin Halk Cumhuriyeti gibi bazı gelişmiş ülke donanmaları tarafından kullanıma alınmış durumda. Bu alanda bomba bir haber de Türkiye’den geldi.

SSB Deniz Araçları Daire Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen bir sunumdan edinilen bilgiye göre; Türk savunma sanayii şirketleri, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB)’nın öncülüğünde lazer silah sistemi geliştiriyorlar. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyaçlarına binaen geliştirilen lazer silah sisteminin, sunumdaki sıralamaya göre; Meteksan Savunma ana yükleniciliğinde, ASELSAN ve TÜBİTAK alt yükleniciliğinde geliştirildiği tahmin edilmekte.

Söz konusu silah sisteminin, inşa faaliyetlerine yönelik planlamaların devam ettiği TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhripleri (HSHM)’lerinde kullanılması bekleniyor.

Meteksan Savunma ve TÜBİTAK-BİLGEM’in lazer teknolojileri alanındaki birtakım çözümleri, daha önce kamuoyu ile paylaşılmıştı. TÜBİTAK-BİLGEM’in hem araç üstü hem de platforma yönelik lazer silah sistemi çözümleri mevcut. Meteksan Savunma ise bu alanda, “Türkiye’de ilk” olma özelliğine sahip birtakım projeler yürütmekte.

SavunmaSanayiST

Milli Savunma Bakanlığı duyurdu: Kırmızı bültenle aranan DEAŞ’lı terörist yakalandı

Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre; Suriye’den yasa dışı yollar ile ülkeye girmeye çalışan DEAŞ terör örgütü üyesi yakalandı. Açıklamada teröristin kırmızı bülten ile arandığı belirtildi.

Milli Savunma Bakanlığı, terör örgütü DEAŞ mensubu bir kişinin yasa dışı yollarla Türkiye’ye girerken yakalandığını bildirdi. Yapılan açıklamada, teröristin kırmızı bülten ile arandığı belirtildi.

Kırmızı bültenle aranan DEAŞ’lı terörist yakalandı

MSB’nin Twitter hesabından yapılan paylaşımda şu ifadeler yer aldı:

Hatay/Altınözü hudut hattında, yasa dışı yollarla Suriye’den ülkemize girmeye çalışan 11 kişi yakalandı. Yapılan inceleme sonucunda şahıslardan birinin DEAŞ terör örgütü mensubu olduğu ve kırmızı bültenle arandığı tespit edildi.

Bitlis’in Tatvan ilçesinin Nemrut Dağı eteklerinde askeri helikopter düştü! 9 şehit

Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) bir son dakika açıklaması yapıldı.

Açıklamaya göre; Bingöl’den Bitlis’in Tatvan ilçesine gitmek üzere bugün saat 13.55’te kalkan Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ait Cougar tipi helikopter ile saat 14.25’te irtibat kesildi.

Bölgede İHA, CN-235 uçağı ve bir helikopter ile arama çalışmaları başlatıldı.

Arama çalışmaları sonucunda helikopterin kaza kırıma uğradığı tespit edildi. Helikopterde bulunan askerlerden 9’u şehit oldu, 4’ü yaralandı.

MSB’den yapılan açıklamada, “Yaralı personelimizin hastaneye sevk edilmelerine yönelik çalışmalar devam etmektedir. Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu elim olayda şehit olan kahraman silah arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet, değerli ailelerine, yakınlarına, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Asil milletimize başsağlığı ve sabır, yaralı personelimize acil şifalar diliyoruz” denildi.

Teröristler abluka altında! Kıpırdayamaz hale geldiler

Türkiye, diplomatik girişimler ve terör örgütü PKK’nın lider kadrosuna yönelik yaptığı operasyonlarla örgütü her yönden kıskaca aldı. Teröristler uzun süredir hareket edemez hale geldi.

Türkiye, eli kanlı terör örgütü PKK ile yürüttüğü mücadelede yeni bir sürece girdi. Son bir yıl içinde sınır içinde ve ötesinde yürütülen operasyonlar ile terör örgütünün 200 civarında ara kademe yöneticisi etkisiz hale getirildi. Atılan diğer adımlara bu da eklenince terör örgütünün yurt içindeki etkinliği neredeyse sıfıra inerken sınır ötesinde de hareket edemez hale geldi. Terör örgütünün sözde üst düzey yöneticileri saklandıkları Kandil dağındaki mağaralarına sıkışıp kaldı. Türkiye’nin yerlerini bulması endişesi ile bir araya gelip toplantı yapamıyorlar. Yerleri tespit edilir endişesi ile telefon veya internet üzerinden iletişim kuramıyorlar. Terör örgütü üyeleri hareket kabiliyetini kaybetmiş durumda.

İyice sıkışan PKK, rotayı Kuzey Irak’taki yeni bir üs oluşturma amacına yöneldi. Bölgedeki hareketlilik üzerine Türkiye, Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’ne “PKK’nın bölgede yoğunlaşması, yapılan eylemleri Bölgesel Kürt Yönetimi’ne de zarar verir boyuta getirir. Sonrasındaki gelişmelerden Türkiye sorumlu olmaz. Bu nedenle yapılanmalarına izin vermeyin” isteğinde bulunuldu. Sabah’ın aktardığına göre, arka arkaya yapılan görüşmeler ile Kuzey Irak’ta da merkezi yönetimin de aynı noktaya geldiği ve bazı önlemleri almaya başladığı bildirildi.

Terör örgütü PKK’ya karşı Türkiye’nin sınır güvenliği ile ilgili de yeni önlemler alınıyor. Suriye ve İran sınırına duvar ören Türkiye, Irak sınırı için de hazırlık yapıyor. İran sınırındaki duvarın yapımı tamamlanır tamamlanmaz zorlu doğa koşullarına sahip Irak sınırının uygun yerlerine duvar örülmeye başlanacak. Duvar olmayan yerlerde kalekollar daha da güçlendirilirken 15 gün havada kalıp bin kilometrelik alanda kontrol edilebilen zeplinler de devreye sokulacak. Böylece teröristlerin sızmasının tamamen önüne geçilecek.

PKK’nın Kuzey Irak’tan tamamen çıkarılmasını sağlamak amacıyla Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Irak seyahatini gerçekleştirdi. Akar’ın ziyaretinde neler yapılabileceği detaylı olarak konuşuldu. Ziyaretin aynı zamanda bölgedeki tüm ülkelere Türkiye’nin PKK konusundaki kararlılığını göstermeyi hedeflediği kaydedildi.

Ülkede sağlanan huzur ve güven ortamının devam etmesi için Hakkari’de fedakarca görev yapan askerler, kar kalınlığının yer yer 2 metreyi geçtiği Arguş- 2 Üs Bölgesi’nde teröristlere göz açtırmıyor. Hava sıcaklığının sıfırın altında 20 dereceye kadar düştüğü 2 bin 400 rakımlı Şemdinli ilçesinin Irak sınırındaki üs bölgesinde görevli güvenlik güçleri, teknolojik imkanları ve hareket kabiliyetleriyle düşmana korku, dosta güven veriyor. Sarp dağlar ve karla kaplı arazilerde daha önce PKK’lı teröristlerin geçiş güzergahı olarak kullandığı alanları kontrol altında tutan askerler, Atak helikopterlerinin de destek verdiği başarılı operasyonlarla terör örgütüne ağır darbeler vuruyor. “Şahin Gözü” olarak nitelendirilen keşif ve hedef gözetleme teknolojisi sayesinde sınır hattında kuş uçurtmayan ve zorlu kış şartlarına rağmen terörle mücadelesini kararlılıkla sürdüren Mehmetçik, teröristlerin sözde karargah, depo, barınak ve sığınak olarak kullandığı alanları tek tek belirleyerek imha ediyor.

Kritik detayı paylaştı: Türkiye, Kuzey Irak operasyonu için bir şeyi bekliyor

Milli Savunma Bakan Hulusi Akar’ın Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ile birlikte Irak’a yaptığı ziyarete ilişkin dikkat çeken yorumla geliyor. Gazeteci Mehmet Acet, “Böyle bir operasyon ne zaman yapılabilir? Bu konuda herhangi bir açıklama yapılmadı, yapılmasını da beklememek lazım zaten. Ancak askeri terminolojide önemli bir yeri olan “Cemrelerin düşmesini” akılda tutmakta fayda olabilir” dedi.

Kanal7 Ankara Temsilcisi Mehmet Acet, Haber7 için kaleme aldığı “PKK’ya karşı Sincar operasyonu başlıyor mu?” adlı köşe yazısında, Milli Savunma Bakan Hulusi Akar’ın Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler ile birlikte Bağdat ve Erbil’e yaptığı kritik ziyaretlerin perde arkasını değerlendirdi.

Acet yazısında, Sincar’da PKK’nın başlattığı “çekilme oyunu”na değinerek, Türkiye’nin bu ziyaretinin önemine vurgu yaptı.

Acet, Bakan Akar’ın Erbil’de sarf ettiği sözleri değerlendirirken, “Bakan Akar’ın konsolosluktaki söylediği sözler, yakın bir zaman diliminde PKK’ya karşı yeni bir operasyonun habercisi gibi” ifadelerini kullandı.

Olası operasyonun ne zaman ve nasıl başlayacağına dair herhangi bir açıklamanın olmadığını belirten Acet, “Peki böyle bir operasyon ne zaman yapılabilir? Bu konuda herhangi bir açıklama yapılmadı, yapılmasını da beklememek lazım zaten. Ancak askeri terminolojide önemli bir yeri olan “Cemrelerin düşmesini” akılda tutmakta fayda olabilir” dedi.

İşte Mehmet Acet’in o yazısı;

“Milli Savunma Bakan Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler’le birlikte Bağdat ve Erbil’e kritik bir ziyaret gerçekleştirdi.

Böyle bir ziyaretin odak noktasında, Irak topraklarından Türkiye’ye yönelen PKK tehdidine dönük faaliyetlerin, muhtemel operasyonların olduğu aşikâr.

Bakan Akar’ın Türkiye’nin Erbil Başkonsolosluğu’nda yaptığı basın açıklamasında söyledikleri, yakın bir zaman diliminde PKK’ya karşı yeni bir operasyonun habercisi gibi.

Özellikle şu cümleye dikkat:

“Önümüzdeki dönemde Türkiye-Irak, Türkiye-Erbil iş birliği, terörle mücadele konusunda çok önemli birtakım gelişmelere sebep olabilecek.”

Yaptığı görüşmeler sırasında anlattıklarının muhatapları tarafından dikkatle dinlenildiğini ve not alındığını vurgulayan Akar, bu görüşmelerin yakın bir zamanda “araziye” olumlu şekilde yansıyacağı görüşünü şu sözlerle anlattı:

“Onların da bizimle benzer şekilde düşündüklerini gördük. Önümüzdeki günlerde ne yapılacağı konusunda kendileriyle konuştuk, görüştük. Yapacağımız çalışmaları sürdüreceğiz, karşılıklı heyetler arası görüşmelere devam edeceğiz. Bunların da kısa zamanda araziye çok olumlu şekilde yansıyacağına inanıyorum”

Son birkaç yıldır PKK’ya yönelik sınır içi ve sınır ötesi operasyonlarda büyük başarılar elde edildi.

Özellikle insansız silahlı ve silahsız hava araçlarının denkleme girmesiyle birlikte örgüt militanlarının başlarını kaldıramayacak hale geldikleri biliniyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kanal 7’de yaptığımız bir programda bu durumu boks ringinde yediği yumruklarla köşeye sıkışıp kalan bir boksörün durumuna benzetmişti.

Geçen sene bahar aylarında korona salgını ortaya çıkıp yayılım gösterince, PKK’ya karşı planlanan askeri operasyonlar bütünüyle hayata geçirilemedi.

Ancak bu durum, terörle mücadeledeki kararlılıktan geri adım olarak anlaşılmamalı.

Özellikle Sincar ve Mahmur bölgesindeki PKK yapılanmasının Ankara’yı uzun süredir rahatsız ettiği ortada.

Bir süre önce bu bölgedeki PKK’lıların Sincar’ı boşalttıkları yönünde bir takım iddialar da öne sürülmüştü.

Ancak bunun Ankara’nın kararlılığını kırmak için gündeme getirilen bir kandırmaca olduğu hemen anlaşıldı.

Dolayısıyla Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Bağdat ve Erbil ziyaretlerinde verdiği mesajlardan anlaşılıyor ki, Kuzey Irak’taki PKK hedeflerine dönük etkili bir operasyon için şartlar elverişli hale gelmiş gözüküyor.

Peki böyle bir operasyon ne zaman yapılabilir?

Bu konuda herhangi bir açıklama yapılmadı, yapılmasını da beklememek lazım zaten.

Ancak askeri terminolojide önemli bir yeri olan “Cemrelerin düşmesini” akılda tutmakta fayda olabilir.

Çok eskilerden beri Anadolu’da Cemrelerin havaya, suya ve toprağa düşmesi, baharın ilk müjdesi olarak bilinir.

Cemrelerin ilkinin takriben bir ay sonra havaya düşeceğini bir bilgi olarak ekleyelim.

Ama illa ki, Cemrelerin düşmesi beklenmeyebilir de.

Afrin’e Zeytin Dalı harekâtının üç yıl önce 20 Ocak’ta başladığını hatırlatmak isterim.

Türkiye’nin bölgede istihbarat bakımından da etkin olduğu bilinen bir gerçek.

Deyim yerindeyse “kuş uçsa” Ankara’ya hemen haberi ulaşıyor.

Suriye’de olduğu gibi Irak’ta yapılacak operasyonda da bu askeri başarı için ciddi bir avantaj sağlıyor.

Diğer yandan Kürt Bölgesel Yönetimi’nin son dönemde PKK ile arasının açılması da operasyonun önünü açan faktörler arasında sayılabilir.

Bakan Akar’ın “Onların da bizimle benzer şekilde düşündüklerini gördük” şeklindeki sözlerinin tekrar altını çizelim.”

Bakan Akar: Dünkü operasyonlarda 17 terörist etkisiz hale getirildi

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, dünkü operasyonlarda 17 teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Terörle mücadelede son rakamları da paylaşan Akar, 1 Ocak’tan bu yana bin 359 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirtti.

Akar başkanlığında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal, Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Küçükakyüz ile Milli Savunma Bakan Yardımcıları Yunus Emre Karaosmanoğlu, Alpaslan Kavaklıoğlu ile Şuay Alpay’ın katıldığı dünkü toplantıda, Bakanlık faaliyetleri ele alındı.

TSK’nın operasyonları aynı tempoda sürüyor

TSK’nin 5 operasyon bölgesindeki faaliyetlerinin aynı tempoda devam ettiğini dile getiren Akar, “Bu operasyonların devam etmesi bizim için çok önemli. Aynı zamanda bu alanların, buralardaki Mehmetçiğin de hiçbir şekilde bu virüsten etkilenmemesi lazım. Bunun için olağanüstü gayret gösteriliyor. Hem arazideki uygulamaları hem de Bakanlık, Genelkurmay ve Kuvvet karargahlarında buna yönelik planlama çalışmaları çok ciddi şekilde sürdürülüyor. Bunun sonucunda çok şükür şu ana kadar önemli bir noktaya gelindi, faaliyetlerimiz de kazasız belasız devam ediyor” dedi.

1 Ocak’tan itibaren bin 359 terörist etkisiz hale getirildi

Akar, teröristle mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü belirterek, “Dün yapılan operasyonlarda çeşitli bölgelerdeki 17 terörist etkisiz hale getirildi. 1 Ocak’tan bu yana operasyon bölgelerinde etkisiz hale getirilen terörist sayısı 1359 oldu. Mehmetçiğimiz hem virüse hem de teröristlere karşı büyük bir kahramanlık ve fedakarlıkla görevlerini yapıyor” diye konuştu.

TSK’nin COVID-19 salgınıyla mücadele konusunda ilk günden itibaren hem bireysel hem de kurumsal önleyici koruyucu tedbirleri planlayarak uygulamaya başladığını hatırlatan Akar, şunları söyledi:

“KOMMER büyük başarı sağladı”

“Özellikle bakanlık bünyesinde Koronavirüs ile Mücadele Merkezi’nin (KOMMER) kurulmasının hemen ardından Sağlık Bakanlığı ve ilgili bakanlık, kurumlarla oluşturulan yoğun koordinasyon sonrasında bu mücadelemizi bu seviyelere getirdik. Mücadeleye yönelik planlamalarımız devam ediyor, her türlü olasılıklara karşı tedbirlerimizi almayı sürdürüyoruz. KOMMER her bir vakanın birebir takibi konusunda büyük başarı sağladı. Sahayı devamlı gözlemliyor ve tüm tedbirleri proaktif olarak alıyor.”

“Terhis ve celp sürecini başarılı gerçekleşmesi için gayret göstereceğiz”

Koronavirüsle bir bütün halinde gösterilen mücadele sayesinde Türkiye’nin diğer ülkelere oranla daha seçkin bir konumda olduğunu vurgulayan Akar, “Normalleşme çerçevesinde Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı şekilde 31 Mayıs’tan itibaren terhisleri, 5 Haziran’dan itibaren celp işlemlerini, 14 Haziran’da Milli Savunma Üniversitesi sınavının ve 20 Haziran’dan itibaren bedelli askerlik için seçilen gençlerimizin Silahlı Kuvvetlerine kabulünü planladık. Bunları büyük bir dikkat ve hassasiyetle takip ediyoruz. Herhangi bir olumsuzluğa meydan vermeden bu sürecin sağlıklı, başarılı, etkin bir şekilde gerçekleşmesine gayret göstereceğiz” ifadelerini kullandı. 

Terhis ve celplerin önemine işaret eden Akar, şöyle konuştu: “Özellikle celpler çok önemli. Terhis olacak Mehmetçiğin zaten sağlık kontrolü yapılıyor, koruyucu tedbirleri alındı, alınmaya devam ediliyor. Terhislerinden önce de 14 gün süreyle gözetim altında bulundurulacaklar. Ancak celp olarak ülkemizin dört bir yanından gelecek gençlerimizin Silahlı Kuvvetlere kabulünde çok dikkatli olmamız lazım. Burada Genelkurmay, Kuvvet Komutanlıklarımızın yanı sıra Askeralma Genel Müdürlüğünün (ASAL), birliklerimizin çalışmaları çok önemli. Herhangi bir şekilde gençlerimizin, şu anda görevi başında olan Silahlı Kuvvetleri mensuplarımızın sağlıklarını tehlikeye atmamak için elimizden gelen hassasiyeti gösterecek, celpleri bu şekilde kabul edeceğiz.”

Milli Savunma Bakanlığı yüzde 100 yerli mekanik solunum cihazı üretti

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumunca tamamen yerli ve milli imkanlarla mekanik solunum cihazı üretildiğini açıkladı.

Bakan Akar, MKEK tarafından üretilen ve “Sahra” adı verilen mekanik solunum cihazını inceleyerek, MKEK Genel Müdürü Yasin Akdere`den cihaza ve çalışmalara ilişkin bilgi aldı.

İncelemelerinin ardından sorularını yanıtlayan Bakan Akar, Türkiye`nin koronavirüs ile amansız bir mücadele yürüttüğünü belirtti. Milli Savunma Bakanlığının da bu mücadelede üzerine düşen görevleri en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştığını dile getiren Akar, “Bu mücadelede başarılı olmak için yapılması gereken ne varsa hepsini yaptık, yapmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

Milli Savunma Bakanlığının yeteneklerini geliştirerek koruyucu sağlık malzemesi üretiminde önemli adımlar attıklarını ifade eden Akar, şunları söyledi:

Milli Savunma Bakanlığının yeteneklerini geliştirerek koruyucu sağlık malzemesi üretiminde önemli adımlar attıklarını ifade eden Akar, şunları söyledi:”Maske, tulum, dezenfektan üretimi devam ediyor. Üretim kapasitemizi her geçen gün daha da artırıyoruz. Silahlı Kuvvetlerimizin, Sağlık Bakanlığı aracılığıyla da halkımızın ihtiyacını karşılamayı sürdürüyoruz. Diğer taraftan dost ve müttefik ülkelerin de ihtiyacını karşılamak için Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda gerekli tedbirleri almaya devam ediyoruz. Bu arada tasarımı ve üretimi tamamen yerli ve milli olan Sahra mekanik solunum cihazını da üretmiş bulunuyoruz. Bu bir prototip. Önümüzdeki günlerde arkadaşlarımız bunları geliştirecek. Sağlık Bakanlığındaki ilgili birimler ve diğer birimler tarafından bunların onaylanma süreci var. Bunu olabildiğince hızlandırmak suretiyle bunun seri üretimini gerçekleştireceğiz.”

Sahra`nın dünyadaki benzerlerine oranla çok daha ucuza mal edildiğini vurgulayan Akar, Hedefimiz, haftada 500 adet mekanik solunum cihazı üretmek. diye konuştu.

Sahra`nın dünyadaki benzerlerine oranla çok daha ucuza mal edildiğini vurgulayan Akar, “Hedefimiz, haftada 500 adet mekanik solunum cihazı üretmek.” diye konuştu.

Tamamen yerli ve milli imkanlarla üretilen cihazın tasarımında ve üretiminde emeği geçenleri tebrik eden Akar, “Bir taraftan Silahlı Kuvvetlerin, diğer taraftan da değerli halkımızın ihtiyaçlarını karşılamak bakımından Sağlık Bakanlığı ile koordineli olarak bu faaliyetlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Terhis ve celplerin ertelenmesine yönelik Cumhurbaşkanı Kararı

Terhis ve celplerin ertelenmesine yönelik Cumhurbaşkanı KararıTerhis ve celplerin ertelenmesine yönelik Cumhurbaşkanı Kararı`nın Resmi Gazete`de yayımlandığının hatırlatılması üzerine ise Bakan Akar, kararın, hayırlı ve uğurlu olması temennisinde bulundu. Bu konuyla ilgili daha önce geniş açıklamalarda bulunduğunu hatırlatan Akar, şunları kaydetti: “Koronavirüs ile amansız bir mücadele içindeyiz. Bu mücadelede Silahlı Kuvvetler olarak biz de ülke genelinde alınan tedbirlere paralel olarak çeşitli tedbirler aldık, almaya devam ediyoruz. Bizim temel amacımız Mehmetçik`i, Türk Silahlı Kuvvetlerini olabildiğince bu musibetten korumaktır. Bunun için tedbirlerimizi aralıksız ve tavizsiz sürdürmeye devam ediyoruz. Bu tedbirlerin temelinde ise hareketliliğin durdurulması söz konusu. Bu konuda ülke çapında birçok tedbir alındı, alınmaya devam ediliyor. Biz de hareketi minimize etmeye yönelik üzerimize düşen tedbirleri almayı sürdürüyoruz. Bu kapsamda bedelli askerlik alımını durdurduk. Bunu erteledik, askerlik görevini daha sonra bir ay süreyle yapacaklar. Bu arada celpleri de durdurduk. Celpler de durduğu için Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyacını karşılayabilmek, büyük ve kahramanlıkla sürdürülen 6 büyük operasyonunun kazasız, belasız devamı için mevcut askerlerimizin de kalması gerekiyor. Dolayısıyla bu bakımdan terhisleri de erteleme durumu söz konusuydu. Bu yapıldı. Bu mücadelenin hep birlikte omuz omza sürdürülmesi gerekiyor. Halkımızın bugüne kadar Silahlı Kuvvetlerine gösterdiği sevgi, güven ve duasını bu konuda da göstermesini bekliyoruz. Bugünler önemli günler. Bu konudaki önlemleri omuz omza alarak hep birlikte inşallah sağlıklı günlere ulaşacağız.”

Mehmetçik ailelerine mesaj

Mehmetçik ailelerine mesajMehmetçik ailelerine bir mesajının olup olmadığı sorulan Akar, “Bizim esas amacımız; Mehmetçiğimizin, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve halkımızın sağlığını korumaktır. Mehmetçiğimizin kıymetli aileleri tüm faaliyetlerimizde, operasyonlarımızda sevgisiyle güveniyle ve duasıyla bizleri destekledi. Bu konuda da Mehmetçiğimizin kıymetli ailelerinden sabırla bizi desteklemelerini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Sahra mekanik solunum cihazının özellikleri

“Sahra” mekanik solunum cihazının özellikleriTasarımından yazılımına kadar tamamen Türk mühendisleri tarafından üretilen Sahra, modüler yapıya sahip. Yerli ve milli üretim olan mekanik solunum cihazı ile kaynakların yurt içinde kalması da sağlandı.

Nefes darlığı ve kandaki oksijen oranı düşüklüğünden dolayı ağırlaşan bir Kovid-19 hastasına temel solunum desteği sağlama özelliğine sahip cihaz, solunum yetmezliği çeken diğer hastalar için de kullanılabilecek.

Nefes darlığı ve kandaki oksijen oranı düşüklüğünden dolayı ağırlaşan bir Kovid-19 hastasına temel solunum desteği sağlama özelliğine sahip cihaz, solunum yetmezliği çeken diğer hastalar için de kullanılabilecek.

Pandemi ile alakalı kurulacak sağlık ve bakım üniteleri, askeri üs bölgeleri veya kışlaların sağlık birimleri, sahra hastaneleri, hastaneler, acil servis yoğun bakımlarının yanı sıra ambulans ve evler Sahra`nın temel kullanım alanları arasında yer alıyor.

Pandemi ile alakalı kurulacak sağlık ve bakım üniteleri, askeri üs bölgeleri veya kışlaların sağlık birimleri, sahra hastaneleri, hastaneler, acil servis yoğun bakımlarının yanı sıra ambulans ve evler Sahra`nın temel kullanım alanları arasında yer alıyor.