MHP

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

MHP

MHP’li isimden CHP’li Özgür Özel’e sert sözler: İşkembe-i Kübra’dan sallayan İblis!

CHP Grup Başkanvekili Özel’in partilerini haksız itham ve iftirada bulunduğunu belirten MHP Grup Başkanvekili Bülbül, “CHP’li Özel yalanda, iftirada sınır tanımaz hale gelmiş, İşkembe-i Kübra’dan salladıklarıyla iblisliğe soyunmuştur” dedi.

MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül, yaptığı yazılı açıklamada, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel‘in MHP’ye yönelik eleştirilerine yanıt verdi.

Özel’in haksız itham ve iftiralarda bulunduğunu belirten Bülbül, “CHP’li Özel yalanda, iftirada sınır tanımaz hale gelmiş, İşkembe-i Kübra’dan salladıklarıyla iblisliğe soyunmuştur” ifadesini kullandı.

“İddiaları delillendirmezsen şeref yoksunusun”

Özel’in MHP’ye ve Cumhur İttifakı’na dair söylediklerine bakıldığında maksadının “provokasyon” olduğunun açıkça anlaşıldığını ifade eden Bülbül, “Böyle önemli bilgilere sahipsen ve hedefin Cumhur İttifakı ise çık adam gibi bu iddialarını açıklığa kavuştur. Şerefli ol. Eğer çıkıp bu iddialarını delillendiremezsen, bil ki müfterisin, şeref yoksunusun” değerlendirmesinde bulundu.

“Özgür özel sen nasıl bir modelsin”

Bülbül, şunları kaydetti:

“Öyle yağma yok. Bir basın toplantısında çıkacaksın “bakansız, makamsız küçük ortak” diyerek MHP’yi provoke etmeye çalışacaksın. Dünkü basın toplantısında da çıkıp, Cumhurbaşkanının kendi kararlarıyla daire başkanı dahi atayamadığını, bütün devlet kadrolarını MHP’nin tehditle istediğini söyleyip, AK Parti’yi provoke etmeye çalışacaksın. Bu köyün kurnazı sen misin? “Her şeye tek adam karar veriyor” diye yeri göğü inleteceksin, sonra da çıkıp “Daire başkanı dahi atayamayan bir Cumhurbaşkanı var” diyeceksin. Özgür Özel sen nasıl bir modelsin? Tezgah bellidir. Türk Milleti, sizlerin iftiralar üzerine kurduğunuz kirli siyasetinizi yutmayacaktır.

CHP’li Özel bir de Atatürk konusunda MHP’nin timsah gözyaşı döktüğünü söylemiş, halt etmiş. Gayri milli siyaseti ile terör örgütlerinin ve Türkiye düşmanlarının iştahını kabartan CHP ve onun yöneticilerinin Atatürk’ün adı geçtiği yerde yerin dibine girmeleri gerekmektedir. Türk Milletine düşman, Türkiye’ye düşman ne kadar yapı varsa hepsiyle kanka olan CHP yönetimi bugün Atatürkçülükle değil Atatürk düşmanlığı ile anılmaktadır. Bu konuda partiden tasfiye ettikleri Atatürkçü ve ulusalcı milletvekillerinin beyanları bile tek başına CHP’nin Atatürk düşmanlığını teyit etmektedir.

Türkiye’de Atatürk’e en samimi şekilde sahip çıkan partilerin başında MHP gelmektedir. MHP lafla değil, şuurla Atatürk’ü sevmekte ve anlamaktadır. MHP’nin Atatürk sevgisinde ikiyüzlülük ve riyakarlık bulunmamaktadır. Buna karşılık CHP tamamen ikiyüzlü ve riyakar bir şekilde Atatürk’e her gün Mecliste kin kusan HDP ile beraber Türkiye’yi yönetme hayalleri kurmaktadır.

Bugün karşımızdaki CHP yönetimi, Beyaz Saray’a dilenci, terör örgütlerine yoldaş, Türk düşmanları ile arkadaş olmuştur. Böyle bir anlayışla CHP yönetimi adeta habis bir ur gibi ülkemize musallat olmuştur. Ancak Türk Milleti ve Cumhur İttifakı, bu habis urun bünyeye yayılmasına dün olduğu gibi bugün de fırsat vermeyecektir.”

MHP’den Kılıçdaroğlu ve ittifaka sert gönderme: Asıl şerefsizlik…

MHP’li Erkan Akçay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakı’na sert çıkarak, “Asıl namussuzluk, şerefsizlik ve ahlaksızlık; Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapmak, terör örgütlerine sahip çıkmaktır.” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Manisa Milletvekili ve Grup Başkanvekili Erkan Akçay sosyal medya hesabı twitter üzerinden gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Akçay, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddialarına da değinerek, “Hedef, Türkiye aleyhine algı yaratmaktır. Silahlar “Türkmenlere değil, El Nusra”ya gönderildi” diyerek; Türkiye’yi uluslararası arenada terör örgütüne yardım eden ülke konumuna düşürmeye, Türk milletiyle hükümetin arasını açmaya, MİT tırları davası üzerinden FETÖ’cü hainleri aklamaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

Zillet ittifakı mafyanın sözlerini referans alarak siyaset yapıyor diyen Akçay; “Kılıçdaroğlu’nun “namus, şeref, ahlak ve dürüstlük” kelimelerinin anlamını bilmediği anlaşılmaktadır. “Ahlâk, namus, şeref ve dürüstlük” kelimelerinin anlamını bilen bir kişi CHP’deki tecavüz ve taciz skandallarına karşı suskun kalmaz. Asıl namussuzluk, şerefsizlik ve ahlaksızlık; Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapmak, terör örgütlerine sahip çıkmak, Türk Ordusuna “katil, satılmış” demektir. “Suriye’ye savaş açsak banko Esad’ı tutarım. Türkiye ile İran karşı karşıya gelirse İran’ın safında olurum” demektir. Asıl namussuzluk, şerefsizlik ve ahlaksızlık; PKK terör örgütünün televizyonuna çıkıp “Anayasa’nın ilk üç maddesi değiştirilmelidir ve Anayasa’dan Türk kelimesi çıkarılmalıdır” demektir. Türkiye’nin üniter yapısını bölmeye yönelik Anayasa toplantıları yapmaktır” ifadelerini kullandı.

MHP’li Akçay’ın sosyal medyadan yaptığı açıklamaların tamamı bu şekilde;

“Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına FETÖ getirmedi mi?”

MHP’li Akçay, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’nün siyasi ayağını araştıracağını söylemesi üzerine, Kılıçdaroğlu FETÖ’nün siyasi ayağını ortaya çıkaracağını söylemiş! Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına getiren FETÖ değil mi? FETÖ’cü hainlere sahip çıkan Kılıçdaroğlu değil mi? Kılıçdaroğlu, FETÖ’nün siyasi ayağını görmek istiyorsa aynaya bakmalı, listenin başına kendi adını yazmalıdır. Her fırsatta FETÖ terör örgütüne sahip çıkan, 15 Temmuz hain darbe girişimine “kontrollü darbe, tiyatro” diyen, terör örgütleriyle mücadele için çıkartılan 20 Temmuz OHAL Kararnamesine “asıl darbe” diyen Kılıçdaroğlu değil midir? FETÖ terör örgütünün yöneticileriyle toplantı yapan, FETÖ’nün medya ve finans yapılanmalarını ziyaret ederek destek açıklamaları yapan, CHP milletvekillerini FETÖ’nün medya ve finans uzantılarının önünde destek eylemleri için görevlendiren Kılıçdaroğlu değil midir? Cezaevindeki FETÖ’cü hainlere “siyasi suçlu” diyerek aklamaya çalışan, bu hainlere af çıkartılmasını isteyen, FETÖ’cü hainleri miting meydanlarında alkışlatan, FETÖ’cüleri milletvekili, danışman ve belediye başkanı yapan Kılıçdaroğlu değil midir? ‘Darbe olursa, tankın önüne ilk ben çıkarım’ deyip de 15 Temmuz gecesi İstanbul’da havalimanında tankların arasından elini kolunu sallayarak geçip CHP’li bir belediye başkanının evine giderek televizyon karşısında keyif kahvesi içen Kılıçdaroğlu değil midir? Mafyanın siyasi ayağını ortaya çıkaracağını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Cumhur ittifakının üçüncü ortağının mafya olduğunu ve mafyanın Cumhur ittifakı tarafından finanse edildiğini” söyleyecek kadar akli dengesini yitirmiştir” ifadelerini kullandı.

“Mafyayı en iyi Kılıçdaroğlu bilir”

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Cumhur İttifakı, FETÖ hain darbe girişimi sonrasında, Türkiye’nin maruz kaldığı saldırılara karşı yerli ve milli bir duruşun doğal sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Cumhur İttifakı; siyasi hesaplar, çıkarlar ve seçimler için değil, ülkemizin bekası ve istiklali için kurulmuştur. Cumhur ittifakı açık ve şeffaf bir ittifaktır, kimlerden oluştuğu bellidir. Zillet ittifakı kapalı kapılar arkasında kurulmuştur, kimlerden oluştuğunu milletten korktukları için ittifak ortaklarını açıkça söyleyemiyorlar. Cumhur İttifakının kimsenin finansmanına ihtiyacı yoktur. Kılıçdaroğlu’na soruyorum: CHP’yi kim finanse ediyor? Seni CHP’nin başına getiren Pensilvanya’daki abin mi? İktidar dilendiğiniz Beyaz Saray’daki abin mi? Yoksa seçimlerde CHP’ye oy verilmesi için peş peşe açıklamalar yapan Kandil’deki dostların mı? En büyük çete ve mafya Kılıçdaroğlu’nun “arkadaşlar” dediği PKK terör örgütü en büyük çete ve mafya Kılıçdaroğlu’nun terör örgütü olarak görmediği YPG’dir. En büyük çete ve mafya Kılıçdaroğlu’nun sahip çıktığı FETÖ terör örgütüdür. Kılıçdaroğlu “Türkiye’yi uyuşturucunun ve insan kaçakçılığının merkezi haline getirdiler.” diyor. En büyük insan ve uyuşturucu kaçakçısı asker, çoluk, çocuk, kadın, bebek demeden insanları katleden PKK ve YPG terör örgütüdür. En büyük insan kaçakçısı PKK terör örgütüne elaman sağlamak için çocukları dağa kaçıran HDP’dir. Kılıçdaroğlu insan ve uyuşturucu kaçakçısı arıyorsa işbirliği yaptığı HDP’ye, terör örgütü diyemediği PKK ve YPG’ye bakmalıdır. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce “CHP’ye çöreklenmiş, para pul işlerine karışan bir çete var” demiştir. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu çete ve mafya görmek istiyorsa CHP genel merkezine bakmalıdır. Cumhur ittifakını özel af çıkartmakla suçlamaya çalışan Kılıçdaroğlu’na hatırlatmak gerekir: 14 Nisan 2020 tarihli ve 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun özel bir af kanunu değildir. Bu kanundan binlerce mahkum yararlanmıştır. Ancak bu kanunun görüşmeleri sırasında CHP,İP ve HDP; başta terörist Demirtaş olmak üzere cezaevlerindeki PKK’lı ve FETÖ’cü teröristleri “düşünce suçlusu” diye masumlaştırmaya çalışmış, PKK’lı ve FETÖ’cü teröristlere af çıkartılması için kampanyalar düzenlemiş, önergeler vermiştir. CHP’yi FETÖ, Beyaz Saray, HDP ve Kandil’e teslim eden Kılıçdaroğlu, terör örgütleri ve organize suç örgütleriyle mücadelede destan yazan Cumhur İttifakını mafyaya teslim olmakla suçlamaya kalkışmaktadır. Kılıçdaroğlu terör örgütleri ve mafya ile mücadeleden neden rahatsızdır? Mafyayı en iyi Kılıçdaroğlu bilir. Kılıçdaroğlu; kara para aklayan, uyuşturucu kaçakçılığı ve organ ticareti yapanlardan vergi alınmasını isteyerek mafyayı meşrulaştırmaya çalışmıştır. Kılıçdaroğlu bu açıklamasıyla bu günleri görerek birilerine mesaj mı vermiştir? Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapan, mafyadan vergi alınmasını isteyerek mafyayı meşrulaştırmaya çalışan Kılıçdaroğlu bir de yüzü kızarmadan yeraltı çetelerine destek oluyor diyerek Cumhur ittifakına iftira atmakta, aslında kendi desteğini örtmeye çalışmaktadır” dedi.

“Kılıçdaroğlu mafya elebaşının söylemiyle Cumhur İttifakına saldırıyor”

MHP’li Akçay, PKK, YPG ve FETÖ terör örgütünü sahiplenen, HDP ile işbirliği yapan, terör örgütlerinin finansmanını önlemeye yönelik kanuni düzenlemeye karşı çıkan Kılıçdaroğlu şimdi de bir mafya elebaşının söylemleriyle terör örgütleri ve mafyayla mücadele eden Cumhur İttifakına saldırıyor. Zillet ittifakı mafyanın sözlerini referans alarak siyaset yapıyor. Düştükleri rezalete bak! Resmen Zillet-Mafya İttifakı! Türkiye düşmanlarının taşeronluğunu yaparak milli çıkarlarımıza karşı çıkan, partisini HDP ve FETÖ’ye teslim eden, terör örgütlerine karşı verilen mücadeleyi baltalamaya çalışan ve Beyaz Saray’dan iktidar dilenen Kılıçdaroğlu’ndan başka ne beklenebilir ki? Türk Ordusuna “satılmış” diyenlere sahip çıkan ve terörle mücadeleyi baltalayan Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakını “namussuzluk ve şerefsizlikle” ile suçlamaktadır. Kılıçdaroğlu, Mecliste CHP’nin verdiği Araştırma Önergesine “Hayır” oyu veren Cumhur İttifakı milletvekillerini “ahlaklı, namuslu ve dürüst olmamakla” itham etmektedir. Yani Kılıçdaroğlu’nun istediğini yapmayanlar dürüst değildir, ahlaksız ve namussuzdur! Kılıçdaroğlu’nun “namus, şeref, ahlak ve dürüstlük” kelimelerinin anlamını bilmediği anlaşılmaktadır. “Ahlâk, namus, şeref ve dürüstlük” kelimelerinin anlamını bilen bir kişi CHP’deki tecavüz ve taciz skandallarına karşı suskun kalmaz. Asıl namussuzluk, şerefsizlik ve ahlaksızlık; Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapmak, terör örgütlerine sahip çıkmak, Türk Ordusuna “katil, satılmış” demektir. “Suriye’ye savaş açsak banko Esad’ı tutarım. Türkiye ile İran karşı karşıya gelirse İran’ın safında olurum” demektir. Asıl namussuzluk, şerefsizlik ve ahlaksızlık; PKK terör örgütünün televizyonuna çıkıp “Anayasa’nın ilk üç maddesi değiştirilmelidir ve Anayasa’dan Türk kelimesi çıkarılmalıdır.” demektir. Türkiye’nin üniter yapısını bölmeye yönelik Anayasa toplantıları yapmaktır. Asıl şerefsizlik PKK terör örgütünün yayın organı IMC TV’yi neden kapattınız diye Cumhur ittifakına saldırmaktır. Asıl şerefsizlik “PYD terör örgütü değildir, sınırımızda başkası olacağına komşumuz PYD olsun.” diyenler ve bunlara sahip çıkanlardır” dedi.

“MİT tırları davası üzerinden FETÖ’cü hainleri aklamaya çalışıyorlar”

Akçay, “Asıl şerefsizlik; İmralı Canisi ve Kandil’in talepleri doğrultusunda kanun ve Meclis İçtüzük değişiklik teklifi vermektir. Asıl şerefsizlik; Beyaz Saraydan iktidar dilenmek, “Bizi iktidara getirirseniz sizin istediklerinizi yaparız.” demektedir. Asıl ahlaksızlık; HDP eş başkanı Mithat Sancar’ın CHP genel merkezindeki “PKK ve Öcalan konusunda CHP ile HDP arasında görüş ayrılığı yoktur.” sözleri karşısında süt dökmüş kedi gibi susmaktır. Asıl ahlaksızlık “Türkiye’de can ve mal güvenliği yok.” diyerek kendi ülkesini yurtdışına şikâyet etmektir. Asıl ahlaksızlık; Türkiye’yi Suriye’de “korsan devlet” olarak nitelendirmek, Libya’daki Türk askerine ‘lejyoner’ demektir. Kılıçdaroğlu, 30 Eylül 2016’da Türkiye’deki yabancı basın temsilcileriyle yaptığı toplantıda “Türkiye’yi IŞİD ile mücadele eden El Nusra’ya destek vermek ve silah göndermekle” suçlayarak “Türkiye’nin terör örgütlerine silah verdiğine” yönelik algı operasyonunu başlatmıştı. Emperyal güçler ve taşeronları “Türkiye’nin terör örgütlerine silah desteği verdiği” yönünde algı yaratmaya ve fFETÖ terör örgütünü aklamaya çalışmaktadır. Emperyal güçler ve taşeronlarının bu iftiraları yalan da olsa, zamanla bu yalanları söyleyen müfteriler unutulacak, söylenen yalanların hafızalarda kalması sağlanacaktır. Hedef, Türkiye aleyhine algı yaratmaktır. Silahlar “Türkmenlere değil, El Nusra”ya gönderildi” diyerek; Türkiye’yi uluslararası arenada terör örgütüne yardım eden ülke konumuna düşürmeye, Türk milletiyle hükümetin arasını açmaya, MİT tırları davası üzerinden FETÖ’cü hainleri aklamaya çalışıyorlar. Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapan ve içimizde beşinci kol faaliyeti yürüten bazı siyasiler ve işbirlikçiler emperyal güçlerin Türkiye’ye yönelik sinsi operasyonların taşeronluğunu yapmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Kurmaylar istedi, Erdoğan itiraz etmedi… AK Parti MHP’ye gidiyor!

AK Parti kurmaylarının büyük bir bölümü barajın yüzde 5’e indirilmesinden yana görüş beyan etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da itiraz etmedi. AK Parti taslak çalışmasını önümüzdeki hafta MHP’ye götürecek.

AK Parti, uzun bir süredir üzerinde çalıştığı Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu’na ilişkin taslak çalışmasını önümüzdeki hafta MHP’ye götürmeye hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunumu yapılan taslakta yer alan bazı düzenlemeler şöyle:

AK Parti’de, yüzde 10’luk seçim barajının indirilmesi konusunda sıfır baraj, yüzde 5 ve 7 seçenekleri üzerinde duruluyordu. Geçtiğimiz günlerde yapılan toplantılarda, AK Parti kurmaylarının büyük bir bölümü, MHP’nin de sıcak baktığı gibi ülke seçim barajın yüzde 5’e indirilmesinden yana görüş bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da yüzde 5’lik seçim barajına itiraz etmediği öğrenildi.

Milletvekili transferine karşı tedbir

Taslakta, MHP lideri Bahçeli’nin en çok üzerinde durduğu milletvekilli transferine karşı da tedbir alınıyor. Partilerin seçime girme şartları değiştiriliyor. Buna göre, seçimden altı ay öncesine kadar kongrelerini tamamlayan siyasi partiler seçime girebilecek. Partilerin seçime girme konusunda TBMM’de grubu bulunması şartı ise mevcut mevzuattan çıkarılıyor.

Hazine yardımında değişiklik yok

Taslakla, her seçim çevresine 7 milletvekili düşecek şekilde daraltılmış bölge benzeri bir sistem oluşturulması öngörülüyor. Buna göre hâlen 87 olan seçim çevresi, 124’e çıkacak. İstanbul’un üç olan seçim çevresi 12’ye yükselecek. Milletvekili sayısı 7’den az olan iller tek seçim çevresi olarak değerlendirilecek. HDP sebebiyle en çok tartışılan konular arasında yer alan hazine yardımı konusunda taslakta bir değişiklik yapılmadığı öğrenildi. Bu konuda seçimlerde en az yüzde 3 oy alma şartı korundu.

Seçmen göçünün önüne geçilecek

Taslakla, son yerel seçimlerindekine benzer bir seçmen göçünün önüne geçilmesi için de düzenleme yapılıyor. Buna göre seçmen kütüğü kesinleştikten sonra bazı istisnai hâller dışında seçmenin yer değiştirmesi mümkün olmayacak.

(Türkiye Gazetesi)

Bahçeli’den Sedat Peker açıklaması

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in açıklamalarına yönelik konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, ” Yerli ve yabancı mihraklar tacizlerine, şer kampanyalarına hız vermişlerdir. Herkesi uyarıyorum; hedef Türkiye’dir. Bir tezgah kurulmuştur.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, son günlerde gündemde olan suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddialarına sert tepki göstererek “Yerli ve yabancı mihraklar tacizlerine, şer kampanyalarına hız vermişlerdir. Herkesi uyarıyorum; hedef Türkiye’dir. Bir tezgah kurulmuştur.” dedi.

Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları;

Hedefin Türkiye olduğu bir tezgah kurulmuştur. Suç ve terör örgütü temincilerinin içinde olduğu dış tedarikçileri olan bir tezgah ile Türkiye’nin üzerine gölge düşmesi konusunda alçak bir rekabet devrededir.

İP oyunu

CHP bunun üstlenicisi olmuştur. Asıl bizi düşündüren de İP Başkanının tavrıdır. Geçen hafta sayın Cumhurbaşkanını katil Netanyahu’ya benzeten ve ardından da Rize’ye giden İP Başkanının bu adımları incelenmeli ve nasıl bir oyunun sahnelendiği ortaya çıkarılmalıdır.

Bile bile inadına yapar gibi huzursuzluğun fitilini ateşler gibi Rize’ye gitmesi yalnızca öngörüsüzlük, düşüncesizlikle izah edilemez. Sİyasi hayatı yalanla, çıkar hesaplarıyla heba olmuş bu şahsın geçmişi gösteriyor ki baştan aşağı olay çıkarmak üzere planlanmıştır. Yanındakilerin de esnafa vandalca saldırması vehametin boyutunu gözler önüne sermiştir. Yöre halkı teenni ile hareket etmiş ve tuzağa düşmemiştir.

Kovid tedbirleriyle ilgili çıkışları ile gündeme gelen Viranşehir savcısının durumu da benzer bir durumdur.

PKK’nın maket uçaklarında Kanada imzası

Pençe harekatının komuta merkezine maket uçaklarla saldırı girişimi de çok şükür zamanında isabetle engellenmiştir. Kanada SİHA’larımıza lazer kodu vermeyi sonlandırmıştı. Ne var ki müttefik olarak bilinen aynı Kanada Belçika ile birlikte terör örgütünün kullandığı maket uçakları çok özel teknoloji ile donatmıştır. Uzaktan kumanda edilen bu uçaklara bedeli 10 bin dolar olan sistemleri yerleştirmiştir.

“Şirret kampanyayı görüyor ve takip ediyoruz”

Türkiye haksızlıklara karşıdır, adaletsizliklerin karşısındadır. Küresel emperyalizmin tam olarak karşı kutbundadır. Terörle mücadelede kahramanca devam ederken, bu mücadelenin içinde yer alan asker ve devlet adamlarını itibarsızlaştırma çalışmaları hain bir amaç taşır. Biz her şeyin farkındayız. Şirret kampanyayı görüyor ve takip ediyoruz. Türkiye’nin önünü kesmek için yarış halinde olanlar el ele vermişler, yıkım ittifakının potasında birleşmişlerdir. Tekraren uyarıyorum, oyun büyüktür, oyun kirlidir, çok boyutlu ve çok aktörlüdür. Libya’daki varlığımızın rövanşını almak istiyorlar. Doğu Akdeniz’deki tavizsiz duruşumuzdan korkuyorlar. Bölücü terör örgütü PKK’ya dünyayı zindan etmemizden dolayı üstümüze geliyorlar.

Boyun eğmediğimiz için, al bayrağın solmasına müsaade etmediğimiz için deliye dönüyorlar. Terörist elebaşları Sofi Nurettin ile Aydın Şimşek’i gömdük ya, işte bunu hazmedemiyorlar.

Soylu’ya destek

İkazen diyorum ki, hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı’nın boynuna tasma geçiremeyecek, buna kimsenin gücü yetmeyecektir.

Herkes yerini yurdunu bilmek zorundadır. Herkes ağzından çıkanlara dikkat etmekle mükelleftir. Türkiye video kayıtlarla rehin alınamaz, sosyal medya iftiraları ile ele geçirilemez. Sayın Binali Yıldırım’ı evladıyla birlikte töhmet altında bırakmak, uyuşturucu ticareti ile ilişkilendirmek müfteriliktir. Tarafsız kalmak destek vermektir, kimsenin hakkı yok. Konu devletimizin saygınlığı ve bekasıdır.

Biden lobisinin zehir saçan lobileri Türkiye Cumhuriyeti’ni düşüremeyecektir. İhanete teşne olanların bu gerçeği akıllarından çıkarmaması tavsiyemdir. Türkiye’yi düğümleyip seçime veya başka arayışlara zorlamak demokrasi düşmanlığının yansımasıdır. Türkiye bir hukuk devletidir.

Türkiye sokakta bulunmadı, harita üzerinde kurulmadı. Bağımsızlık hediye alınmadı, sınırlarımız icazetle çizilmedi, varsa kendine güvenen çıksın karşımıza… Eğer devletimizi, eğer milletimizin tarihi haklarını can pahasına savunamazsak bu beden hepimize haram olsun.

Hiç kimse hayal peşinde koşmamalı, içinden geçtiğimiz dönemde herkesin sağduyunun rehberinde hareket etmesi, toplumsal huzurun korunması hususunda sorumlu davranması tarihi bir görevdir. biz hükümetimizin yanındayız. 7 düvelin karşısındayız çünkü biz Cumhur İttifakı’yız. Hep birlikte Türkiye’yiz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu farklılaşma üzerine değil kucaklaşma üzerine şekillenmiş, mutabakat sağlanarak yeni devletin dayanakları tesis edilmiştir.

MHP lideri Devlet Bahçeli: İsrail terör devletidir

İsrail polisi Mescid-i Aksa’da bulunan cemaate kalleş bir saldırı düzenledi. Konuya ilişkin açıklama yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “İsrail terör devletidir, şiddeti politik enstrüman olarak kullanmaktadır. Ramazan ayı boyunca Filistinli kardeşlerimizin inanç ve ibadet özgürlüğüne musallat olan, Harem-i Şerif’in statüsünü hedef alan İsrail hükümetini lanetliyorum” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Kadir Gecesi’ni tebrik ederken, İsrail’in Mescid-i Aksa’daki saldırısını kınadı.

Bahçeli, “Maalesef İslam toplumlarında kök salan dağınıklık, kadir kıymet ölçülerinden tamamıyla kopuk muvazaalı ve muhataralı diyaloglar zalimlere koz vermekle kalmayıp inanç haklarımıza saldırıları hem tahrik hem de teşvik etmektedir. Çünkü birlik ve beraberlik hisarı yıkıktır. İsrail, dün akşam yatsı namazı esnasında, Mescid-i Aksa’da toplanmış din kardeşlerimize ses bombası ve plastik mermiyle saldırmıştır. Bu mütecaviz saldırganlık ramazan ayının son cumasında, Kadir Gecesi’nin de bir gün öncesinde vuku bulmuştur. Yani planlı bir barbarlıktır. İsrail terör devletidir, şiddeti politik enstrüman olarak kullanmaktadır. Diğer yanda Batı Şeria’da sürekli kamçılanan Yahudi yerleşimci terörü mazlumları evinden barkından çıkarmaktadır. Kudüs yaslıdır, Gazze hüzünlüdür, Batı Şeria gariptir, Filistin iki ateş arasındadır. Siyonizm’in katliamları biliniyorken, zulüm markası bu karanlık zihniyetle ortak bir geleceğin hayalini kurup hedeflerini paylaşan bazı İslam ülkelerine ne söylenmelidir? Hakikat ve hakkaniyet çizgisinde buluşmaktan aciz kalanların varlığını korumaları nasıl beklenmelidir” diye konuştu.

“Hesap gününü bekliyoruz”

Bahçeli, saldırıda yaralanan Filistinlilere geçmiş olsun dileklerini ileterek, “Ramazan ayı boyunca Filistinli kardeşlerimizin inanç ve ibadet özgürlüğüne musallat olan, Harem-i Şerif’in statüsünü hedef alan İsrail hükümetini lanetliyorum. Saldırılarda yaralanan Filistinlilere geçmiş olsun diyorum. Kudüs bizim ilk kıblemizdir ve teslim edilmeyecektir. Kudüs ilk göz ağrımız, ilk sevdamız, ilk yönümüz, miracımızın ebedi emaneti, inancımızın ezeli onurudur. Kaşgar’dan nasıl taviz vermiyorsak, Kerkük’ten nasıl vazgeçmiyorsak, Kudüs’ten de aynı şekilde vazgeçmeyiz, Siyonist kumpaslara esir bırakmayız. Kudüs-Kaşgar-Kerkük-İstanbul birbiriyle tarih, kültür ve inanç bağlarıyla sımsıkı bağlıdır. Biri olmadan diğeri ya eksik ya da manen eziktir. Biz kadrimizin, kavlimizin, kaderimizin, kavgamızın bilincindeyiz, şeytanın müfrezelerini de biliyoruz. Ve hesap gününü bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, yarın kutlanacak Anneler Günü’nü de tebrik etti.

İYİ Parti’de MHP depremi sürüyor

Manisa’nın MHP Alaşehir İlçe Başkanlığından yapılan açıklamada “Şu ana kadar kendi partilerinden istifa ettikten sonra MHP’ye katılan kişi sayısı 135’tir. Ayrıca partimize katılımlar devam etmekte olup güncel sayılar partimizce belirli aralıklarla açıklanacaktır.” ifadeleri kullanıldı.

Manisa’nın Alaşehir ilçesinde İYİ Parti ilçe başkanı ve 14 yönetim kurulu üyesinin ardından partilerinden istifa eden 120 kişinin daha MHP’ye geçtiği belirtildi.

MHP Alaşehir İlçe Başkanlığından yapılan açıklamada, ilçede partilerinden istifa edenlerin MHP’ye katılımlarının sürdüğü belirtildi.

Açıklamada, “Şu ana kadar kendi partilerinden istifa ettikten sonra MHP’ye katılan kişi sayısı 135’tir. Ayrıca partimize katılımlar devam etmekte olup güncel sayılar partimizce belirli aralıklarla açıklanacaktır.” ifadelerine yer verildi.

İYİ Parti’den istifa eden Alaşehir İlçe Başkanı Cihan Yıldırım ve 14 parti yöneticisi, MHP’ye katılmıştı.

Devlet Bahçeli talimatı verdi! MHP’den ihraç edilecek

Milliyetçi Hareket Partisi, 126 emekli büyükelçinin basın yoluyla kamuoyuna açıklanan bildirisinde ismi geçen eski Aydın Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu’nun Devlet Bahçeli’nin talimatı doğrultusunda kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak disipline sevk edildiğini açıkladı.

Bildiri yayımlayan emekli büyükelçiler arasında yer alan eski MHP Aydın Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın tarafından yapılan yazılı açıklamada, 126 Emekli Büyükelçi tarafından yayımlanan bildiride Kumcuoğlu’nun da adının yer aldığı hatırlatıldı.

Yalçın, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin talimatıyla Eski Aydın Milletvekili olan Ertuğrul Kumcuoğlu’nun kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak disipline sevk edildiğini açıkladı.

126 Emekli diplomatın ortak açıklamasında Marmara Denizi üzerindeki mutlak egemenliğin kaybedilmesine yol açacağı için Kanal İstanbul’dan vazgeçilmesi gerektiği ifade edilmişti.

Bahçeli canlı yayında açıkladı! 5 stratejik hedef

Partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “MHP olarak, 2023 ve on yılları kapsayan stratejik hedeflerin ilki Türk tipi başkanlık modeline sahip çıkmak. Kökleşmesine hizmet etmektir. Sivil, geniş katılımlı bir anayasa hazırlığı ikinci hedefimizdir. Yeni, yerli ve milli bir ekonomik sistemin inşası üçüncü stratejik hedefimizdir. Son terörist ele geçirilene kadar destek vermek dördüncü stratejik hedefimizdir. Diyalog, barış, huzur ve istikrar beşinci stratejik hedefimizdir.” dedi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada 5 stratejik hedefi açıkladı.

Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları;

Sizleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Kökeni, yöresi ne olursa olsun, Türk milletine bağlı tüm vatandaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Parti grubumuzu en son 2 Mart 2021 tarihinde toplamış arkasında 13. Olağan Büyük Kurultayımızı gerçekleştirmek için toplantılarımıza ara vermiştik.

Salgının yol açacağı tehlikeli düşünerek davetli sayımızı kısıtlı tuttuk. Buna rağmen kurultayımız muhteşem bir atmosferde gerçekleştirilmiştir. Taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanmıştır. İl ve ilçe kongrelerimizin son halkası kurultayımız olmuştur. Kongreler tazelenmeye imkan sağlamaktadır. 13. Olağan Büyük Kurultayımız, bir kavşak noktasında vuku bulmuştur. Şehitlerimizin hamiyetiyle sözleştik, toprağımızın acısıyla, sevinciyle birleştik. Milletimizin iradesiyle, var oluş amacıyla bilendik. Salgın hastalığa rağmen yüreğimizdeki heyecanla, aklımızda Türkiye sevdasıyla istiklal için birlik dedik. Gayemiz daha güçlü bir Türkiye’dir.

“Zindana girdik, vatan sağolsun dedik”

Yaşanmış geçmişin, yazılmış sayfaları nereden gelip nereye gitmek istediğimizin belgesi niteliğindedir. Zindana girdik, vatan sağolsun dedik. Şehit olduk vatan bölünmez dedik. Satanlardan, kaçanlardan, korkanlardan, yılanlardan, yoldan sapanlardan olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Ülkücü yaşadık. MHP 52 uzun yıldır pek çok badireyi aşarak bugünlere ulaştı. Kimileri devrilmemizi bekledi, bazıları düşmemizi bekledi, bazıları da yakamızdan düşüp gitti.İlk sallantıda yoldan sapanlardan olmadık. Gayemiz daha kuvvetli bir Türkiye’dir. Lafa geldi mi büyük dava adamı olduklarını söyleyenlerin nasıl kişiliklerini kaybettiklerini üzülerek gördük. Bunların MHP’ye yönelik karanlık operasyonlarda figüran olduklarını ibretle seyrettik.

“Su uyur düşman uyumaz”

Her dem yeniden doğarak, tuzakları bozarak, iftiraları yenerek, kumpas duvarlarını berhava ederek kutlu davamızı peşkeş çektirmedik. Milliyetçiler için kahramanlıklarla dolu Türk tarihi tekerrür eden zaferlerle doludur. Su uyur düşman uyumaz sözünü hafızasında taşıyan Türk milleti gelecek nesilleri teyakkuz halinde bulunmaları için uyarmaktadır.

5 stratejik hedef

Biz 2023 yılını kafasında cem etmiş, ondan sonraki yılların yol haritasını belirlemiş bir amaç eşliğinde yolumuza devam edeceğiz. MHP olarak, 2023 ve on yılları kapsayan stratejik hedeflerin ilki Türk tipi başkanlık modeline sahip çıkmak. Kökleşmesine hizmet etmektir. Sivil, geniş katılımlı bir anayasa hazırlığı ikinci hedefimizdir. Yeni, yerli ve milli bir ekonomik sistemin inşası üçüncü stratejik hedefimizdir. Son terörist ele geçirilene kadar destek vermek dördüncü stratejik hedefimizdir. Diyalog, barış, huzur ve istikrar beşinci stratejik hedefimizdir.

Milli bekamızın yağlalanmasına izin vermeyiz

Bize göre 1000 yıldır yaşadığımız Anadolu coğrafyası üzerindeki doğal ve stratejik tehditleri bilmek binlerce yıl daha yaşamanın sırları bilmek demektir. Lozan anlaşması Anadolu’nun senedi olmuştur. Lozan’dan önceki son durak Serv, ondan öncesi ise Çanakkale Savaşlarıdır. Bugün karşımıza tekrar çıkanlar dün Çanakkale’den defedilenleridir, İzmir’den denize dökülenlerdir. Zillete asla katlanamayız, milli bekamızın yağmalanmasına göz yumamayız.

Çanakkale Boğazı’nda püskürtülmüş emparyalist zihniyet Serv ile yeniden hortlamış, Türk milleti şerefli bir mücadeleyle istiklal ve istikbal haklarını geri almıştır. Varlığımız 1915 Çanakkalesi’nden 1922 İzmir’ine kadar adım adım savunulan vatan toprakları şehit kanlarıyla tescil edilmiştir. Bugünkü şartlarda bölücülerle, terör örgütleriyle, Türkiye düşmanı çevrelerle emel ve hedef birliği içinde olanlar geçmişten ders çıkarmalıdır. Türk milleti bu coğrafyanın kınına sığmayan kılıcıdır.

Ayrıntılar geliyor…

MHP 13. Olağan Kurultayı’nda Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, genel başkanlığa yeniden seçildi

Bugün yapılan MHP 13. Olağan Kurultayı’nda Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, genel başkanlığa yeniden seçildi. Bahçeli, bin 277 delegenin oyunu aldı.

Bugün yapılan MHP 13. Olağan Kurultayı’nda Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, genel başkanlığa yeniden seçildi.

Bahçeli, bin 277 delegenin oyunu aldı.MHP 13. Olağan Büyük Kurultayı, Ankara Spor Salonu’nda yapılıyor. Kurultayda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ‘Bölücü vekillerin TBMM’ye gelen fezlekelerinin önüne arkasına bakalım demek siyaset değildir, adamlık değildir. Neyine bakacaksınız?’ dedi. Bahçeli, CHP ve İYİ Parti’ye tepki göstererek “CHP beşinci kol faaliyetidir, İYİ Parti melanet bir projedir” ifadelerini kullandı. Bahçeli ayrıca, “HDP siyasi kisveye bürünmüş suç örgütüdür, herhangi bir isimle açılmamak üzere kapatılması namus görevidir” şeklinde sözlerine devam etti. MHP 13. Olağan Kurultayı’nda Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, 1277 oyla genel başkanlığa yeniden seçildi.

Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştirilen MHP 13. Olağan Kurultayı’nda partinin kayıtlı üst kurul delegeleri, kurulan 29 sandıkta Genel Başkanlık seçimi için oylarını kullandı.

İlçe Seçim Kurul yetkilileri oy kullanma işleminin saat 13.00’te bittiğini duyururken, oy sayım işlemine geçildi.

Oy sayımının tamamlanmasının ardından Divan Başkanı Semih Yalçın, Devlet Bahçeli’nin katılan tüm delegelerin oyunu alarak yeniden genel başkanlığa seçildiğini duyurdu.

Kurultayın pandemi şartlarına uygun gerçekleştirildiğini belirten Yalçın, dün yapılan testler sonucu 36 kişinin testlerinin pozitif çıktığını ve salona alınmadıklarını bildirdi.

ONUNCU KEZ GENEL BAŞKAN SEÇİLDİ

Yalçın, oylamaya 1277 delegenin katıldığını açıkladı.

Kurultay’da tek aday gösterilen Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, onuncu kez genel başkan seçilmiş oldu.

MHP’nin 13. Olağan Kurultayı’nda daha sonra parti organlarının seçimine geçildi.

Delegeler 75 asil 25 yedekten oluşan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ile 9 asil 5 yedekten oluşan Merkez Disiplin Kurulunu (MDK) belirleyecek.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MYK ve MDK seçimi için oyunu yine 1 numaralı sandıkta kullandı.

MHP 13. Olağan Büyük Kurultayı… Bahçeli: Fezlekenin arkasına bakmak siyaset değil, adamlık değildir

Bahçeli, partisinin Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen 13. Olağan Büyük Kurultayı’nda konuştu.

Çanakkale ruhunun ilhamıyla, İstiklal Marşı’nın ikramıyla şühedanın itibarıyla ülkücü ömürlerin ihlasıyla 13. Olağan Büyük Kurultayı ifa etmenin emsalsiz kıvancını yaşadıklarını belirten Bahçeli, Edirne’den Kars’a, Mersin’den Trabzon’a, İzmir’den Hakkari’ye kadar ülkenin her yerini, Adriyatik Denizi’nden Çin Seddi’ne, Orta Doğu’dan Kafkaslar’a, Afrika’dan Balkanlar’a milli varlığın asaletini vicdanında taşıyan herkesi selamladı.

Devlet Bahçeli, “Sayılmayız parmak ile tükenmeyiz kırmak ile çünkü biz milliyetçi ülkücü hareketiz. Hesap yapmayız çıkar ile çetele tutmayız heves ile çünkü biz Cumhur İttifakı’yız. Düşmeyiz vurmak ile durmayız engel ile çünkü biz Türk milletiyiz. Vazgeçmeyiz korku ile dönmeyiz tehdit ile çünkü biz Türkiye’yiz. İstiklal için birlik diyoruz, istikbal için dirlik diyoruz. Kazananın Türkiye olacağına candan inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

MHP 13. Olağan Büyük Kurultayı… Bahçeli: Fezlekenin arkasına bakmak siyaset değil, adamlık değildir

Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un şiirlerine atıf yapan Bahçeli, “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez. Bastığımız yerleri toprak diyerek geçmiyoruz. Hep düşünüyoruz altında nice kefensiz yatanı. Şehit oğluyuz incitmiyoruz atamızı. Vermeyeceğiz dünyaları alsak da bu cennet vatanı. Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal.” şeklinde konuştu.

Kovid-19 salgını nedeniyle kurultaya katılımı mecburen sınırlı tuttuklarına değinen Bahçeli, “Aramızda bulunmayan her dava arkadaşımızla her vatandaşımızla mesafeleri aşan, zamanın dar kalıplarına sığmayan gönül birlikteliği içindeyiz.” dedi.

Sağlığın önemini vurgulayan Bahçeli, dikkatli olunması ve tedbirlerle kurallara uyulması gerektiğini söyledi.

Salgın nedeniyle hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, halen tedavi görenlere şifa dileyen Bahçeli, “Rabb’im sizleri, milletimizi ve tüm insanlığı her türlü afet, musibet ve hastalıktan korusun diye dua ediyorum.” diye konuştu.“GÜNÜMÜZ KUTLU, MİLLETİMİZ HUZURLU OLSUN”

Büyük Kurultay’a katılanlara teşekkür eden Bahçeli, “Günümüz kutlu olsun, milletimiz huzurlu olsun, devletimiz dirlik bulsun.” ifadesini kullandı.

Bahçeli, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun Malazgirt Marşı şiirinden “Yiğitler kan döker bayrak solmaya, Anadolu başlar, vatan olmaya, Kızılelmaya hey Kızılelmaya, En güzel marşını vurmada mehter, Ya Allah, Bismillah, Allahüekber.” dizelerini paylaştı.

Tam 52 yıldır siyaset sahnesinde olduklarını dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Milli gönüllerdeyiz. Akif’in dediği gibi, üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapmadık. Hele hak namına haksızlığa ölsek tapmadık. Zaman oldu şafağı sökmeyen gecelerde ülkülerimizin nuruyla aydınlandık. Zaman oldu bir hilal uğruna, bir hakikat uğruna, bir haysiyet ufkunda güneş gibi battık. Anılarımızı pusula yaptık, açıldık geleceğe. Acılarımızdan ders aldık tutunduk gerçeklere. Yeri geldi iftiralarla boğuştuk durduk, yeri geldi ihanetlerle boğulmak istendik. Vazgeçmedik sevdamızdan, dönmedik yolumuzdan, şikayet etmedik sırtımızdaki yüklerden. Çünkü yolu doğru olanın yükü ağır olur dedik. Ülkücü olmanın varsa bir bedeli seve seve ödemeyi diledik. Geride kalan 10 yıllar içinde yağmurdan sonra büyüyen başaklar gibi büyüdük, kökleştik. Güzün toprağa serpilip baharla yeşeren tohumlar gibi yeşerdik, yükseldik.”

Yazın kuruyup, kışın yatağından taşan nehirler gibi engelleri aştıklarını belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

“Tıpkı Ergenekon’dan çıkar gibi hep daha ileriye atıldık. Bir güne sığan asırlık olayları yaşadık. Bin asra bedel bir günlük imtihanlarla yoklandık. Herkes okyanusun içindeki damlaya bakarken biz damlanın içindeki okyanusu gördük. Milliyetçi ülkücü hareket Türk milletine adanmış faziletli hayatların mecmudur. Milliyetçi ülkücü hareket, Türklüğün bekasını korumaya yemin etmiş serdengeçtilerin, inanmış vicdanların, ilkeli dava insanlarının düşmeyecek kalesidir. Ardımızda tarih, yanımızda dava arkadaşlarımız, başımızda al bayrağımız, bağrımızda üç hilalli sancağımız, önümüzde şehitlerimiz, gönlümüzde ülkülerimiz, övgümüzde milletimiz, ömrümüzde milliyetimiz, ölümümüzde bu cennet vatanın toprağı bize yardır dedik, nardır dedik, her zaman da var olacağız diye seslendik.”

MHP 13. Olağan Büyük Kurultayı… Bahçeli: Fezlekenin arkasına bakmak siyaset değil, adamlık değildir

MHP yürüdükçe Türkiye düşmanlarının köstebekler gibi saklanacağını belirten Bahçeli, “Biz yürüdükçe, millet yürüyecek, tarih dile gelecek, destanlar söylenecek, Türkiye yükseldikçe yükselecek.” dedi.

MHP’nin yürüyüşünden ürkenler olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şöyle devam etti:

“Varlığımızdan ürperenler var. Hepsini biliyorsunuz, bütün kötürüm ve köhne emel sahiplerini iyi tanıyorsunuz. Ferasetinizle karanlık oyunları görüyor, kara kampanyaları göğüslüyorsunuz. Türkiye’yi faka bastırmak, tuzağa düşürmek için çırpınan hasis ve hamiyet yoksunu çevreleri ibretle takip ediyorsunuz. Geceleri hesap, gündüzleri hüsran, geçmişleri hezimet, gelecekleri heyula ne kadar müfrit ve münafık varsa alayı bir olmuş, bir araya gelmiş Türkiye’nin ayağından çekiştiriyor, önüne bariyer dikiyor. Sanıyorlar ki, tezgahlarına akıl, sır ermeyecek. Sanıyorlar ki, kumpaslarına güç, takat yetmeyecek. Türkiye’nin karşısında hizalanmak muhalefet değildir. Millet başka bir şey, zillet başka bir şeydir. Türkiye’yi uçuruma çekmenin adı demokrasi değildir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne saldırı ve suikastın adı özgürlük değildir, insanlık değildir, insan hakları hiç değildir.

FEZLEKE AÇIKLAMASI

Üniter milli devletimizi hançerlemek için ittifak kurmak, yakılan ağaçları yakanlarla tekraren dikmek, bölücü milletvekillerinin TBMM’ne gelen fezlekelerinin önüne arkasına bakalım demek siyaset değildir, adamlık değildir. Neyine bakacaksınız fezlekelerin, önünde hukuk, arkasında adalet vardır. Yetmiyorsa bu sizlere, önünde millet, arkasında da devlet olduğunu mutlaka göreceksiniz. Fakat gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, dilleri var söylemiyor.”

HDP’nin, Türk demokrasisinin çevresini sarmış mayın tarlası olduğunu ifade eden Devlet Bahçeli, CHP’nin ise Türk siyasetine tutunmuş beşinci kol faaliyeti olduğunu söyledi.

İYİ Partiyi, “Türkiye’nin kötülüğüne hizmetkarlık yapan, siparişle kurulan, uzaktan kumandayla kontrol edilen melanet bir proje” olarak niteleyen Bahçeli, “Kaldı ki, İP’in Başkanı Cumhur İttifakı’nı tanımlarken, etle tırnak gibi demiş, aynı zamanda kader birlikteliği olduğunu söylemiş, kendilerinin ise proje bazlı bir ittifak olduğunu çok açık itiraf ve teyit etmiştir. Dediğimiz de, diyeceğimiz de aynısıyla işte budur. Bu neyin projesidir? Hazırlayanlar kimlerdir? Hedefler manzumesi nelerden ibarettir?” dedi.

“TARAFIMIZ BELLİDİR, O DA CUMHUR İTTİFAKI’DIR”

Cumhur İttifakı’nın kader ve milli birliktelik olduğunu dile getiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın dürüst bir birliktelik, zalimlere, canilere, terör örgütlerine, ekonomik tetikçilere, küresel emperyalizme karşı tek ses, tek nefes, tek bilek, tek yürekle duruş gösteren cumhurun ruh kökü olduğunu kaydetti.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Cumhur İttifakı’nı arayan Pensilvanya’da değil, Kandil’de değil, muhasım çevrelerin kapılarında değil, başkent Ankara’da, dünyaya Türkçe bakan iradenin sağlam ahlakında bulacaktır. Tarafımız bellidir, o da Cumhur İttifakı’dır. 2023’te Cumhurbaşkanı adayımız bellidir, o muhterem isim Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, AK Parti’li kardeşlerimize huzurlarınızda teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum. Cumhur İttifakı, 106 yıl önce Çanakkale’yi geçilmez yapan haşmetli imanın, devleşen milli asaletin emanetçisidir. Bizim ittifakımız yalana karşı doğrunun, sahteliğe karşı sadakatin, hıyanete karşı vatan sevgisinin ittifakıdır. Sudan sebeplerle Türkiye’yi kötüleyenlere karşı vakarın ve vefanın ittifakıdır.

Kılıçdaroğlu, bir tarafta Türkiye’de can ve mal güvenliği yok derken, diğer tarafta 10 milyon işsiz olduğunu söyleyerek halt etmiş, kuyruklu yalanlarına sürekli yenilerini eklemiştir. Üstelik her muhtarlığa bir özel kalem müdürü atanırsa işsizliğin sona ereceğini cahilce müjdelemiş. Atalarımız şu veciz sözü boşuna söylememiş, ‘Alim ile eyle ülfet alırsın mertebe, cahil ile etme sohbet dönersin merkebe.’ CHP Genel Başkanı, tarlayı bilmez, traktöre binmez, çiftçimizi konuşur. Bakkala girmez, manavı görmez, marangozu tanımaz, siftahsız günü sorsanız, soğan sarımsak anlar, gelin görün ki esnafımızı konuşur. Memurlarımızdan ve işçilerimizden bahseder, sıra CHP’ye oy vermeyenlere gelince hakaretleri birbiri ardına sıralamaktan arlanmaz, utanmaz. Ne emeklidir meselesi ne yoksuldur düşüncesi, tek geçim kapısıdır siyasi menfaat çetesi.”

MHP 13. Olağan Büyük Kurultayı… Bahçeli: Fezlekenin arkasına bakmak siyaset değil, adamlık değildir

ERKEN SEÇİM TARTIŞMALARINA YANIT VERDİ

Tıpkı Kovid-19 virüsü gibi, zilletin de bulaşıcı olduğunu ve devamlı mutasyona uğradığını ifade eden Bahçeli, “Çok şükür hükümet, pek çok ülkeyi geride bırakarak şifa olan aşıyı vatandaşlarımızın kullanımına sunmuştur. Zilletin aşısı da 2023 yılının haziran ayında demokratik vasıtalarla yapılacak, ama bu aşı zillete zehir olarak yansıyacaktır. Telaşlanmaya ve tedirgin olmaya mahal yoktur.” dedi.

Hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle konuştu:

“Milletin üstünde bir güç ve mercii yoktur, olamayacaktır. Erken seçim diye tutturanlar, erken seçimden başka seçenek kalmadı diye yutturmaya çabalayanlar, iyi bilsinler ki, seçimler zamanında yapılacak, Türkiye rotasından çıkmayacaktır. Cumhur İttifakı’nın tavizsiz ve tavsamaz kararı budur. Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümü olan 2023’te yeni bir tarih yazılacak, yeni bir sayfa açılacak, muhkem ümitlerin canlılığıyla dirlik içinde istikbale Cumhur İttifakı’yla ulaşılacaktır. Bu cumhurun sözüdür. Bu Türk milletinin gelecek bin yıllara dair beyanıdır. Nitekim Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün dediği üzere, Türk’ün sözü, Türk’ün kendisidir. Peki, bunlar oluyorken, zillet ittifakı nerededir? Suyun kaynağı nereden gelmektedir? Arkasındaki odaklar kimlerdir? Dikkatli bir göz, uyanık bir şuur, teslim olmamış bir mizaç, zillete düşenlerin kukla gibi nasıl oynatıldıklarını, dış güçlere nasıl boyun eğdiklerini, nasıl kullanıldıklarını, terör örgütleriyle iltisak ve irtibatlarını gayet berrak şekilde tarif ve tefrik edecektir.

Bize hiç kimse hikaye anlatmasın. Bize hiç kimse bahane ileri sürmesin. Türk milleti zilleti değil, zaferi, PKK-FETÖ ittifakını değil, cumhurun ittifak zihniyetini seçecektir. Nihayetinde istiklal için birlik, istikbal için dirlik, kazanan Türkiye, kazançlı çıkan da Türk milleti olacaktır.”

“TÜRK TİPİ BAŞKANLIK MODELİNİN FARKLI BİR İSİMLENDİRMESİDİR”

Türkiye’nin tarihinin en önemli yönetim reformunu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle başardığını aktaran Bahçeli, yeni sistemin Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine dayandığını söyledi.

Parlamenter sistemdeki teklemeler, tıkanmalar, kutuplaşmalar, kafa karışıklıkları, karar sürelerindeki çalkantıların Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle aşıldığına dikkati çeken Devlet Bahçeli, Türk milletinin, tarihsel müktesebatına uygun yönetim sistemiyle gücüne güç kattığını vurguladı.

Türk devlet felsefesine müzahir olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin işin özünde Türk tipi başkanlık modelinin farklı bir isimlendirmesi olduğunu belirten Bahçeli, “Bir yönetim sisteminin nasıl ve ne şekilde tarif edildiğinden ziyade, fonksiyonel olup olmadığına, beklentileri karşılayıp karşılamadığına, demokratik özellikler taşıyıp taşımadığına, millette karşılık bulup bulmadığına odaklanılması en dengeli bakıştır. Ön yargıları bir kenara bırakarak, Türkiye’nin sistemik düğümünün, sistemsel aksaklıklarının milli iradeyle çözülmesinden herkes memnun ve mutmain olmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

9 Temmuz 2018’den itibaren resmen uygulamaya geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin tarihsel ve kültürel maziyle örtüştüğüne vurgu yapan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Bir yönetim sisteminin kökleşip olgunlaşması sabahtan akşama olacak şey değildir. Böylesi bir beklenti oluşturmak iyi niyetle izah edilemeyecektir. Yürürlükteki sistemin sadra şifa olması, devlet ve millet hayatına bütün imkanlarıyla nüfuz etmesi için müşterek emek gerekir, zaman gerekir, özveri gerekir, destek gerekir, ters propaganda akıntılarının gemlenmesi gerekir. Yeni sistemin özünde Türk milletinin beka ve refah özlemleri ana esastır.”

“YENİ YÖNETİM SİSTEMİ, İÇ VE DIŞ ABLUKAYA KARŞI MİLLİ DİRENİŞİN BURCU”

Geçmişin tecrübeleriyle geleceği kavradıklarının, daha uyanık, daha dikkatli, daha bilinçli hareket ettiklerinin altını çizen Bahçeli, “Tanzimat’tan Islahat Fermanı’na, Meşrutiyet’ten Cumhuriyet dönemine kadar imparatorluğumuzun ayakta kalması amacıyla pek çok görüş, fikir, sistem ve siyaset önerilmiştir. Asıl amaç devleti ayakta tutmak üzerine bina edilmiştir. Bilindiği üzere, Kavalalı Mehmet Ali Paşa vakasıyla başlayan, esasen etaplar halinde hızlanan çözülme süreci, hiçbir pansuman tedaviyle durdurulamamıştı. Devasa imparatorluğun dağılması, paylaşım yüzünden Avrupa’nın birbirine girmesi demekti.” diye konuştu.

Osmanlı’nın parçalanmasını sorun çıkarmadan sona erdirme meselesine “Şark Meselesi” adı verildiğini ifade eden Bahçeli, “Türk milleti böylelikle hala devam edegelen kuşatma altına alınmıştır. O gün bugündür Şark Meselesi dozajı artan veya azalan ölçülerde varlığını sürdürmüştür.” dedi.

Devlet Bahçeli, yeni yönetim sisteminin her türlü iç ve dış ablukaya karşı milli direnişin burcu, Türk milletinin geçmişle geleceği buluşturan kararı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Meselenin özünde ve son tahlilde Türklerin Anadolu’dan çıkarılması vardır ki, 106 yıl önce Çanakkale sahillerinde tüm maddi ve manevi imkanlarla kahraman bir kuşak buna set çekmiştir. Anafartalar, Arıburnu ve Conkbayırı’nda Mustafa Kemal’in muhteşem iradesi, cephe komutanı Esat Paşa’nın korku tanımayan idaresi, Seyit Onbaşı’nın sırtına binen bağımsızlık iffeti, Bigalı Mehmet Çavuş’un 25 neferiyle Seddülbahir’den çıkarma yapmak isteyen müstevlilere cesur direnişi, 57’nci alayın şehit şehit arşa yükselişi, Tophaneli Yüzbaşı Hakkı’nın Karanlık Limanı mayınlarla doldurup yenilmez armadaları denize gömüşü, 250 bin şehidin kahramanca kazdığı manevi siperi, çılgın Türklerin konu vatan, konu millet, konu beka olunca neleri yapacağının, nasıl candan geçeceğinin ama vatandan asla vazgeçmeyeceğinin hayranlık uyandıran tarihi şahikasıdır.”

MHP 13. Olağan Büyük Kurultayı… Bahçeli: Fezlekenin arkasına bakmak siyaset değil, adamlık değildir

Sahici bir kurtuluşun, milletin kendi tarihiyle barışması, geçmişiyle yüzleşmesi, milli hüviyetini, manevi ve kültür zenginliğini komplekse düşmeden keşfetmesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Bunu yapabildiğimiz ölçüde gelecek bizimdir. Diyebiliriz ki geleceğin kudreti Türk milletidir. Çünkü dev uykusundan uyanmış, kükreyerek bölgesel ve küresel realiteyi kavramış ve lehine çevirmek için seferber olmuştur.” ifadesini kullandı.

Bugüne kadar, milletlerin yükselmesinin, çökmesinin, düşmesinin, zafer ve başarılarıyla felaket ve mağlubiyetlerinin, hep cihan ruhunun iradesiyle belirlendiğine işaret eden Bahçeli, “Bu cihan ruhu, tarihin farklı devirlerinde, muayyen bir milletin varlığında büyük bir kuvvetle tecelli etmiştir. Türk milleti cihanşümul ruha sahip bir millettir. Şerefli geçmişimizin parlak sayfaları şanlı bir geleceğin müjdesidir.” diye konuştu.

Türk milletinin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi vasıtasıyla tekraren cihan ruhuna talip olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şöyle devam etti:

“Uygulama sonuçları itibarıyla göz dolduran bu sistem devlet-ebed müddet, millet-ebed müddet anlayışımızın delinmez zırhı, devrilmez eseridir. Kendimize özgü, bizi bize anlatan, bizi biz yapan, milli kültür ve karakterimizle birebir çakışan, devlet yönetimine denge, toplum hayatına sükunet ve huzur getiren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, milletler ve medeniyetler mücadelemizde milli ve stratejik gücümüzdür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, 2023 ve takip eden on yılları kapsayan stratejik hedeflerimizin ilki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne, daha yerinde bir ifadeyle, Türk tipi başkanlık modeline sahip çıkmak, ilke, kural ve kurumlarıyla yaşamasına hizmet etmektir.”

“GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM TEKLİFİ BEYHUDEDİR”

Bahçeli, “Güçlendirilmiş ve iyileştirilmiş parlamenter sistem teklifleri beyhudedir, eskiye kıvrılıştır, geleceğe dair söyleyecek bir şeyi olmayanların acıklı kıvranmasıdır.” görüşünü dile getirdi.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem kavramını ilk dile getirenin eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş olduğunu anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Zillet ittifakının, güçlendirilmiş parlamenter sistem ezberi içi boş, günü kurtarmaya dönük taktik bir adımdır. Artık parlamenter sisteme geri dönüş yoktur. Milli iradenin tartışmaya açılması, 2,5 yılını doldurmuş yeni sistemi karalama yarışı demokratik bir haktan öte baskıcı, bağnaz, hoşgörüsüz, hazırlıksız, tahammülsüz ve tahakkümcü bir siyaset ayıbıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi siyasi, hukuki ve ekonomik reformlarla kökleştirilmeli ve güçlendirilmelidir. Memnuniyetle söylemek gerekir ki bu süreç kararlılıkla devam etmektedir. Eksik varsa giderilecek, yetersizlik varsa telafi edilecektir.”

“MÜSPET VE UMUT VERİCİ GELİŞMELERİN İŞARET FİŞEĞİ”

Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı ve Ekonomik Reformlar Paketi’nin müspet ve umut verici gelişmelerin işaret fişeği olduğunu belirtti.

Hükümetin reform zincirini samimiyetle desteklediklerinin ve üzerlerine düşen her sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduklarının altını çizen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sürecin sivil, geniş katılımlı, herkesi kapsayan, yeni yönetim sisteminin ruhuna ve dokusuna müzahir bir anayasa ile tahkim ve takviye edilmesi ikinci stratejik hedefimizdir. Milliyetçi Hareket Partisi, bu kapsamda gerekli çalışmalarını sürdürmektedir ve önümüzdeki birkaç ay içinde hazırlıklarımız Allah’ın izniyle tamamlanacaktır. Ayrıca Siyasi Partiler Kanunu değiştirilmelidir. Seçim kanunlarında düzenlemeler yapılmalıdır. Siyasi Etik Kanunu çıkarılmalıdır. TBMM İç Tüzüğü yeni sistemle uyumlu ve Meclis çalışmalarıyla ahenkli hale getirilmelidir. Milletvekilliği dokunulmazlığı yeni baştan ele alınmalıdır. Kamu kurumu niteliğindeki mesleki kuruluşlarının yasal ve hukuki yapısı titizlikle gözden geçirilmelidir.”

KAMUOYU ARAŞTIRMALARININ YAYIMLANMASINDA DEĞİŞİKLİK ÇAĞRISI

Bahçeli, kamuoyu araştırmaları ve sonuçlarının yayımlanması hakkında geniş değişikliklerin yapılması ve tedbirlerin alınması gerektiğini de vurgulayarak, “Siyasi maksatlarla ve ekonomik gayelerle bir partiyi parlatıp bir başkasını karalayan anket şirketleri bize göre demokrasi kundakçısı, milli irade dolandırıcısıdır. Temiz toplum, temiz siyaset, temiz yönetim tezahür etmeli, kalpazanlar, çıkarcılar, çarpık zihniyetler, millete husumet besleyen mihraklar, hukuk tanımayan kimliksizler afişe edilip ayıklanmalıdır.” diye konuştu.

Adaletli bir gelir dağılımı olması temennisinde bulunan Bahçeli, sosyal yardımların daha da güçlendirilmesinden yana olduklarını bildirdi.

İşsizlikle mücadelede, faizlerin aşağıya çekilmesinde hükümetin kararlılığından duydukları memnuniyeti dile getiren Bahçeli, şu görüşleri paylaştı:

“Fiyat istikrarının sağlanarak enflasyonda kalıcı düşüşleri yakalayacağımız günler uzakta değildir. Günümüz dünyasında siyasi güç silahın yanı sıra, hatta toptan tüfekten daha çok, ekonomik üstünlük ve ticari enerjiyle sağlanmaktadır. Modern dünyanın işleyişi bu yöndedir. Kurtuluş Savaşı’nı kağnıyla kazanan, ama 11 yıl sonra uçak üretmeyi başaran bir milletiz. İnsanımızın ihtiyaç ve isteklerini yerli, milli ve üreten bir ekonomik sistemle karşılamak zorundayız. Askeri, diplomatik ve siyasi muvaffakiyetlerimizi ekonomik gelişmelerle taçlandırmak hem istiklalimizi, hem de istikbalimizi güvenceye kavuşturacaktır.”

“EKONOMİDEKİ CANLANMA VATANDAŞLARIMIZIN KESESİNE MUTLAKA YANSIYACAKTIR”

Ekonomik gelişmelere de değinen Bahçeli, geçtiğimiz yıl küresel ekonominin yüzde 3,5 oranında küçüldüğünü hatırlatarak, “Küresel ticaretteki daralma yüzde 10 düzeyinde, uluslararası yatırımlardaki düşüş yüzde 42 seviyesindedir. Tarihin en büyük küresel borç miktarı Kovid-19 salgını döneminde gerçekleşmiş ve 280 trilyon doları geçmiştir.” diye konuştu.

Dünyadaki bu gelişmelere karşılık Türk ekonomisinin 2020 yılında yüzde 1,8 oranında büyüme kaydettiğini belirten Bahçeli, şunları söyledi:

“Ne mutlu bizlere ki G-20 ülkeleri arasında ekonomisi büyüyen iki ülkeden birisi Türkiye olmuştur. Ekonomide yaşanan canlanma ve toparlanma vatandaşlarımızın kesesine, devletimizin kasasına mutlaka yansıyacaktır. Gelecek güzel günler için biraz daha sabırlı olmalıyız. Türkiye istikbalin dirliği amacıyla muazzam bir kalkınma ve demokrasi mucizesini başarmaya şüphesiz muktedirdir. Ülkemizi dünya genelinde demokrasi, özgürlük ve hukukun üstünlüğü konularında kusurlu göstermeye çalışan mihraklar, FETÖ’cülerin, Türk ve İslam düşmanlarının teşvik ve tahrikiyle mesafe alanlardır. Diyorlar ki ‘Türkiye’de totaliter eğilimler güçleniyormuş’, diyorlar ki ‘Demokrasi zayıflamış, düşünce ve ifade hürriyeti kalmamış.’ İsveç merkezli bir enstitünün ‘2021 Demokrasi Raporu’na göre, ülkemiz Polonya ve Macaristan’dan sonra en fazla otoriterleşen ülke olmuş.”

Bu iddiaların hedefinin, Türkiye’ye gelen yabancı yatırımları caydırma, ülkenin uluslararası camiada saygınlığını lekeleme ve milli çıkarlardan taviz beklentisi olduğunu vurgulayan Bahçeli, şu değerlendirmede bulundu:

“FETÖ’cü hainler Yunanistan’ı, hatta diğer AB ülkeleriyle ABD’yi sığınma limanına çevirmişken hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Gara’da vatan evlatlarının ensesine kurşun sıkılırken, mazlumlar inim inim inlerken, hiç kimseden insani ve vicdani bir eleştiri gelmiyor. Terörist başı Gülen’in Pensilvanya’da mukim olması hiçbir uluslararası hukuk ve insan hakları savunucusunu rahatsız etmiyor. Avrupa Parlamentosu’nun, Türkiye’nin Suriye’de işgalci olduğunu iddia etmesi de bir diğer ahlaksız isnat, bir başka ucube ithamdır. Bir an düşünelim, Türkiye’de demokrasi olmasaydı, özgürlükler askıya alınsaydı, gece gündüz Cumhurbaşkanı’na hakaret edenler, devlete sövenler, millete karşı gelenler, iş birlikçiler, PKK’nın siyaset uzantıları Meclis’te, belediyede, iş aleminde, medyada, üniversitelerde, dahası sokaklarda nasıl gezecekler, nasıl tehditler savuracaklardı?”

“TARİHİMİZİN HİÇBİR DÖNEMİNDE BU MİLLETTEN DİKTATÖR ÇIKMADI”

Tarihin hiçbir döneminde bu milletin sinesinden diktatör, tiran çıkmadığını, yönetim hayatında ise despotizmin en ufak emaresine tesadüf edilmediğini belirten Bahçeli, demokrasi ahkamı kesenlerin, terörizme özgürlük arayanlar olduğunu ifade etti.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“‘Ekonominizi mahvederim’ diyen meczupların, Twitter mesajlarıyla para simsarlarını ve küresel tefecileri üzerimize kışkırtıp döviz kurunu yükseltmelerine müstahak değiliz. Buna asla mahkum olamayız. Milliyetçi Hareket Partisi serbest piyasa mantığını kabullenmektedir. Ancak milli, manevi ve ahlaki değerlerimizle pekişmiş, geleneksel davranış kalıplarımızla perçinlenmiş, rasyonel olduğu kadar irrasyonel eğilimleri de gözetmiş bir ekonomik sistem üzerinde mutlaka çalışmak zorundayız. Bize göre, sürdürülebilir ekonomik büyüme ile sosyal gelişmenin toplamı milli bütünleşmenin temelidir.”

“ETNİK GERİLİMLER ÇOK TEHLİKELİ NOKTALARA TIRMANIYOR”

Bahçeli, dünyada etnik gerilimlerin, inanç ve mezhep temelli husumetlerin çok tehlikeli noktalara tırmandığına işaret ederek, “Şu anda dünya üzerinde 54 ayrı noktada çatışma hakimdir. Bilhassa terörizm insan onurunu, insan varlığını direkt tehdit eden hunhar ve menfur bir felakettir.” dedi.

Türkiye’nin bölücü terörün kanlı eylem ve kirli emelleriyle yıllardır mücadele halinde olduğunu anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Bu mücadelede yalnız olduğumuz ortadadır. ‘Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur’ sözü defalarca tescil edilmiştir. Çok şükür, devlet millet kenetlenmesiyle teröre üst üste darbe vurulmuş, bu kanlı döngünün sonu görünmüştür. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Pençe-Kartal Harekatlarıyla güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör devleti engellenmiştir. Hükümetimizin kararlılığı, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin fedakarlığı, polislerimizin ve güvenlik korucularımızın cesaretiyle ihanetin damarları kesilmiştir.”

Dördüncü stratejik hedeflerinin Cumhur İttifakı’nın varlığı içinde, terörle amansız mücadeleye son terörist silahıyla ele geçirilinceye kadar destek vermek olduğunu söyleyen Bahçeli, Türk milletini şiddet sarmalından çekip çıkarmak istediklerini vurguladı.

Bahçeli, Papa Franciscus’un Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) yaptığı ziyarete ilişkin, “Papa’nın, Irak’ın kuzeyini ziyareti anısına bastırılan değersiz pulda sözde Kürdistan haritasının resmedilmesi alçaklıktır, adiliktir, ahlaksızlıktır, organize bir senaryonun parçasıdır. Türk milleti bu kanlı ve hain senaryoya, bölücülüğe ve bölünmeye asla izin vermeyecektir.” ifadesini kullandı.

“HDP İLE YASAK İLİŞKİ ZALİMLERE DİZ ÇÖKMEKTİR”

HDP’nin “terör sevk ve hazırlık merkezi” olduğunu söyleyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“HDP, PKK’dır, cinayettir, bölücülüktür, masumlara, çocuklara, gençlere kadınlara ölüm tuzağıdır. HDP ile yasak ilişki zalimlere diz çökmektir. HDP’yle ittifak kurmak, terörist Demirtaş ile kahvaltı planları yapmak hiç kimseye iyilik ve onur sağlamayacak, bilakis hıyanete ortak edecektir. CHP seçimini yapmalıdır, sözde Kürdistan projesinin yanında mıdır? Karşısında mıdır? İYİ Parti kararını netleştirmelidir, FETÖ ve PKK’yla kol kola yürümeye devam mı edecektir, ‘Tamam’ mı diyecektir? HDP, siyasi kisveye bürünmüş suç örgütüdür, herhangi bir isimle açılmamak üzere kapatılması tarihe, millete, adalete ve gelecek nesillere namus görevidir.”

Bahçeli, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HDP’nin kapatılma istemiyle hazırladığı iddianameyi dün itibarıyla Anayasa Mahkemesine göndermesi hakkın, hukukun ve adaletin sesidir ve bu gelişme milletin yüreğine su serpmiştir.” dedi.

Şehitlerin davacısı ve hakikatin taraftarı olduklarını dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:

“Türk’üm deriz, doğruyum deriz, çalışkanım diye sesleniriz, adımızdan, ahlakımızdan, anılarımızdan ve Andımız’dan şu, bu istedi diye asla vazgeçmeyiz. Kırmızı çizgilerimizin pembeleştiğini söyleyen çürümüş CHP sözcüsüne diyorum ki, senin her yerin zift gibi kara olmuş haberin yok, her sözün kendin gibi laçkalaşmış bildiğin yok. İlle de pembe arıyorsan önce kendine bakmalısın, fakat buna bile yüzün yok. Bu arada Kılıçdaroğlu’na da tavsiyem, aklı varsa kendine saklasın, arayacağı varsa durmasın arasın, cesareti varsa, yüreği yetiyorsa bölücü dostlarına rest çekip tüm bağlarını koparsın. Ey CHP yönetimi, sizin nereniz Türk ki, Andımız’a sahip çıkacaksınız. Sizin nereniz doğru ki, Andımız’ı söylemek size yakışacaktır. Biz varlığımızı Türk varlığına armağan etmişken, sizin kimlerin tutsağı, kimlerin taşeronu, kimlerin hizmetkarı olduğunu bilmeyen kalmış mıdır?”

“DAHA ACIKLI OLANI DA BU TEHDİTLERE AÇIKTAN VEYA ÖRTÜLÜ DESTEK VERMELERİDİR”

Türkiye’nin küresel ve bölgesel hesapları bozan bir ülke olduğunu anımsatan Bahçeli, şunları söyledi:

“15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan hain darbe girişimini bir milat olarak kabul ettiğimizde, Türkiye’nin milli güvenliğine karşı tehditlerin beka düzeyine varacak bir düzleme kaydığı görülecektir. ABD’nin, Batı’lı müttefiklerimizin ve NATO’nun bu tehditleri anlamadığı, paylaşmadığı, daha acıklı olanı da bu tehditlere açıktan veya örtülü destek vermeleridir. Türkiye’nin takip ve temin edeceği milli strateji, uluslararası sistemin yapısal dinamiklerinin ortaya çıkardığı fırsat ve risklerle yakından ilişkilidir.

Doğaldır ki milli stratejimiz tasarlanırken, gelecek vizyonumuz, tarihsel misyonumuz, küresel düzenin yapısal dinamikleri doğru kavranmalıdır. Bu stratejiyle, Türkiye’nin hedefleri ve potansiyel gücü arasında bir dengelenme, esnek bir planlama ve uluslararası sistemin çıktıları üzerinden dinamik bir revize sürecinin işletilmesi gerekmektedir. Bugün Türkiye’nin önündeki en önemli stratejik önceliği, dünya düzeninde kendine biçtiği tarihsel rolü oynaması için muharrik şekilde jeopolitiğine yönelmesi olmalıdır. Bu jeopolitiğin ana omurgası, Çiftbaşlı Selçuklu Kartalı’yla simgeleştirilmelidir.”

“BİZ, YA DOĞU YA DA BATI KARARSIZLIĞI ARASINDA SIKIŞIP KALMAYIZ”

Bahçeli, ne Doğu’dan vazgeçeceklerini ne de Batı’dan ödün vereceklerini dile getirerek, “Biz, ya Doğu ya da Batı kararsızlığı arasında sıkışıp kalmayız. Kuşkusuz ve kesinlikle hem Doğu hem de Batı kararındayız. Bu nedenle bir yanda Rusya ile komşuluk ilişkilerimizi geliştiriyorken, diğer yanda ABD’nin dostluk ve müttefiklik hukukuna saygı ve riayetini bekleriz, bu konuda da aktif ve ön alan bir diplomasi takip etmeliyiz. S-400 hava ve füze savunma sistemi milli egemenlik konusudur, bu suretle vatan savunması başkalarının keyfine ve insafına bırakılamayacaktır.” açıklamasını yaptı.

Mısır’la kurulan sıcak ve yapıcı diyalogların isabetli olduğunu aktaran Bahçeli, “Unutmayalım ki devlet, duyguyla değil, akılla yönetilir. Devletler arasında keskin hatlarla ihata edilmiş dostluk ve düşmanlıklar olmaz, bugüne kadar da olmamıştır. Türkiye’nin jeopolitik kodlarının odak noktası, milli kültürü, milli tarihi, milli kimliği ve kucaklaşmayı bekleyen Türk dünyası ile kuracağı ilişkiler olmalıdır. Karabağ Zaferi ile açılan Nahçıvan Sınır kapısı fiilen ve fikren manevra alanımızı çok daha fazla genişletecektir. Bugün Güney Kafkasya’da vurulan davulun sesi, Orta Asya’dan, Doğu Türkistan’dan, Sibirya’dan, Doğu Avrupa’dan ve Balkanlar’dan duyulmaktadır. Bu durum Türkiye için stratejik bir vizyon olduğu kadar tarihin ve kültürümüzün bizlere yüklediği sorumluluktur.” değerlendirmesinde bulundu.

“BİZİM MİLLİYETÇİLİĞİMİZİ SORGULAYANLAR, GİTSİNLER AYNAYA BAKSINLAR”

Türkiye’de ve dünyada diyalog, barış, huzur, sükunet ve istikrarın beşinci stratejik hedefleri olduğunu bildiren Bahçeli, şunları kaydetti:

“Türk milliyetçiliği, yükselmek için değil yükseltmek içindir, ilaveten rasyoneldir, sosyolojik ve psikolojik esaslara dayanır, kan değil ruh ve kültür arar, millete mensubiyet şuurunu canlı tutmak asıl gayesidir. Bir diğer ifadeyle Türk milliyetçiliği, özgürlükçüdür, demokratiktir, eşitlikçidir, barışçıdır, milletimizin her ferdini bir ve kardeş gören kaynaşma ve kader ortaklığı ahlakıyla bütünleşmiştir. Bizim milliyetçiliğimizi sorgulayanlar, gitsinler aynaya baksınlar. Ülkümüz, Merhum Ziya Gökalp’ten mülhem şekilde ifade edersem, halin terbiyecisi, geleceğin mimarı, geçmişin de hakikatidir. Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, Irak’ın kuzeyinde, Libya’da, Afrika’da, Güney Kafkasya’da birliğin, dirliğin, direncin ve soylu duruşun adresi büyük Türk milletidir. Ve biz bu milletin ebediyen sevdalısıyız.”

Bahçeli, MHP’nin 13. Olağan Büyük Kurultayı’nın, millete, devlete, demokrasiye ve kutlu davalarına hayırlı olması temennisinde bulundu.

NOTLAR

Kurultay’a AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Erkan Kandemir, Mehmet Özhaseki ve Jülide Sarıeroğlu, BBP Genel Sekreteri Üzeyir Tunç, BBP Genel Başkan Yardımcısı Tevfik Eren, Yeniden Refah Partisi Genel Sekreteri Suat Pamukçu ve DSP Genel Sekreteri Müzeyyen Okur’un yanı sıra Türkiye ve dünyadan çok sayıda siyasetçi ve misyon şefi katıldı.

Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın üst üste 3 defa Divan başkanı olarak görevlendirilerek bir ilke imza attı.

Kurultay çerçevesinde İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu başkanlığında TBMM İdare Amiri ve Ankara Milletvekili Erkan Haberal, Ardahan İl Başkanı Hülya Davutoğulları, Samsun İl Başkanı Abdullah Karapıçak, Mersin İl Başkanı Zeynel Uğur Gölgeli’nin yer aldığı heyet, Anıtkabir ile Alparslan Türkeş’in Anıt Mezar’ını ziyaret etti.

Bahçeli, MHP 13. Olağan Kurultayı’nda konuştu! CHP, İYİ Parti ve HDP’ye çok sert sözler

MHP 13. Olağan Kurultayı’nda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “HDP Türk demokrasisinin çevresini sarmış mayın tarlasıdır. CHP beşinci kol faaliyetidir. İYİ parti melanet bir projedir.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP 13. Olağan Kurultayı’nda açıklamalarda bulundu.

Bahçeli’nin açıklamalarının satırbaşları şu şekilde:

Büyük Türk milleti, aziz vatandaşlarım, kurultay divanımızın değerli başkan ve üyeleri, kurultayımıza teşrif eden kıymetli misafirler, fedakar, vefakar ülküdaşlarım, sayın basın mensupları, Mart ayının 18’inde yani bugün Çanakkale ruhunun ilhamıyla şühedanın irtibarıyla, milletin iradesiyle 13. Olağan Büyük Kurultayımızı yapmanın emsalsiz kıvancını yaşıyoruz.

Edirne’den Kars’a Mersin’den Trabzon’a kadar ülkemin her yerini, bunun yanında Ortadoğu’dan Kafkaslara Afrika’dan Balkanlara milli varlığımızın asaletini vicdanını kalbinde yaşayan kardeşlerimi selamlıyorum.

Hesap yapmayız çıkar ile, çünkü biz Cumhur İttifakı’yız. Düşmeyiz durmak ile durmayız vurmak ile çünkü biz Türk milletimiz. Vazgeçmeyiz korku ile dönmeyin tehdit ile çünkü biz Türkiye’yiz. Kazananın Türkiye olacağına candan inanıyoruz.

Bastığımız yerleri toprak diyerek geçmiyoruz, hep düşünüyoruz altında nice kefensiz yatanı. Şehit oğluyuz incitmiyoruz atamızı. Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal.

1 yıldır dünyanın ve ülkemizin mücadele ettiği koronavirüs salgını nedeniyle kurultaya katılımı mecburen kısıtlı tuttuk. Her şeyin başı elbette sağlıktır, dikkatli olmalıyız. Kurallara mutlak suretle uymalıyız. 1 yıllık zamanda Covid-19 nedeniyle hayatlarını kaybeden kardeşlerime rahmet, tedavi olanlara şifalar diliyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle 13. Büyük Olağan Kurultayımıza katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyor, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum.

Aziz dava arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler tam 52 yıldır siyaset sahnesindeyiz, milli gönüllerdeyiz. Hak namına haksızlığa ölsek tapmadık. Zaman oldu bir haysiyet ufkunda güneş gibi battık. Acılarımızdan ders aldık tutunduk gerçeklere. Yeri geldi ihanetlerle boğulmak istendik, vazgeçmedik sevdamızdan. Şikayet etmedik sırtımızdaki yüklerden. Ülkücü olmanın varsa bir bedeli seve seve ödemeyi diledik.

Yazın kuruyup kışın yatağında taşan nehirler misali engelleri aştık. Bin asra bedel imtihanlarla yoklandık. Biz damlanın içindeki okyanusu gördük. Milliyetçi hareket Türklüğün bekasını korumaya dava etmiştir. Ömrümüzde milliyetimizin, bu cennet toprağın bize vatanı yardır dedik. Yastığımız mezar taşı yorganımız kar olsun. Biz bu yoldan dönersek namus bize ar olsun. Bu yol ki hak yoludur dönme bilmeyiz, yürürüz.

Biz yürüdükçe hainler kaçacak delik arayacak. Biz yürüdükçe Türkiye düşmanları köstebekler gibi saklanacak. Biz yürüdükçe millet yürüyecek. Türkiye yükseldikçe yükselecek. Yürüyüşümüzden ürkenler var, hepsini biliyoruz. Bütün köhne emel sahiplerini iyi tanıyoruz. Karanlık oyunları görüyor, kara kampanyaları göğüslüyorsunuz. İbretle takip ediyorsunuz, geceleri hesap gündüzleri hüsran geçmişleri hezimet ne kadar münafık varsa alayı bir araya gelmiş Türkiye’nin ayağından çekiştiriyor. Sanıyorlar ki kumpaslarına hiç takat yetmeyecek. Türkiye’nin karşısında hizalanmak muhalefet değildir. Türkiye’yi uçuruma çekmenin adı demokrasi değildir.

İnsanlık değildir, insan hakları hiç değildir. Bölücü vekillerin TBMM’ye gelen fezlekelerinin önüne arkasına bakalım demek siyaset değildir, adamlık değildir. Neyine bakacaksınız?

Fakat gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor. HDP Türk demokrasisinin çevresini sarmış mayın tarlasıdır. CHP beşinci kol faaliyetidir. İYİ Parti, siparişle kurulan projedir. İP’in Başkanı Cumhur İttifakı’nı tanımlarken etle tırnak gibi demiş. Kendilerininse proje bazı bir ittifak olduğunu teyit etmiştir. Bu neyin projesidir? Hedefler manzumesi nerelerden ibarettir?

Cumhur İttifakı dürüst birlikteliktir. Terör örgütlerine karşı tek yürekle duruş gösteren cumhurun ruh kökü, duruş özüdür. Cumhur İttifakı’nı arayan Kandil’de değil, Pensilvanya’da değil, Ankara’da bulacaktır. Tarihimiz bellidir o da cumhur ittifakıdır. 2023 adayımız bellidir, o muhterem isim Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Kılıçdaroğlu bir tarafta Türkiye’de can güvenliği yok derken diğer tarafta 10 milyon işsizlik var derken yalan söylemiştir. CHP Genel Başkanı tarlayı bilmez, çiftçimizi konuşur bakkala girmez, marangozu tanımaz, gelin görün ki esnafımızı konuşur, memurlarımızdan bahseder. Sıra CHP’ye oy vermeyenlere gelince hakaretleri sıralamaktan kaçınmaz.

Tıpkı Covid-19 virüsü gibi zillet de bulaşıcıdır ve mutasyona uğramıştır. Zilletin aşısı da 2023 yılının haziran ayında demokratik vasıtalarla yapılacak ama bu aşı zillete zehir olarak yansıyacaktır. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Milletin üstünde bir güç yoktur. Erken seçim diye tutturanlar iyi bilsinler ki seçimler zamanında yapılacak, Türkiye rotasından çıkmayacaktır. Cumhur İttifakı’nın tavifsiz kararı budur. 2023’te yeni bir tarih yazılacak, istikbale Cumhur İttifakı ile ulaşılacaktır.

Bize hiç kimse hikaye anlatmasın, bahane ileri sürmesin. Türk milleti zilleti değil zaferi seçecektir. İstiklal için birlik, istikbal için birlik, kazanan Türkiye, kazançlı çıkan da Türk milleti çıkacaktır.

Değerli dava arkadaşlarım, Türkiye tarihinin en önemli reformunu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle yapmıştır. Bir yönetim sisteminin nasıl ve ne şekilde tarif edildiğinden ziyade beklentilerini karşılayıp karşılamadığına, millette karşılık bulup bulmadığına odaklanması en dengeli bakıştır. Türkiye’nin sistemsel aksaklıklarının milli irade ile çözülmesinden herkes memnun olmalıdır. 9 Temmuz 2018’den itibaren resmen uygulanmaya geçen Türk tipi Başkanlık Sistemi taban tutmuş, mazimizle örtüşmüştür. Yürürlükteki sistemin şifa olması, devlet ve millet hayatına nüfuz etmesi için zaman gerekir, özveri gerekir, destek gerekir. Yeni sistemin özünde Türk milletinin beka özlemleri ana esastır. Altını kalın bir şekilde çizmek isterim ki daha uyanık daha bilinçli hareket ediyoruz.

Geleceğin kudreti Türk milletidir çünkü dev uykusundan uyanmış ve seferber olmuştur. Cihan ruhu tarihin farklı devirlerinde, büyük bir kuvvetle tecelli etmiştir. Türk milleti cihan ruhuna sahip bir millettir. Aziz Türk milleti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle tekraren cihan ruhuna taliptir. Kendimize özgü bizi biz yapan milli karakteriyle birebir çakışan devlet yönetimine Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gücümüzdür. Stratejik hedeflerimizin ilk Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne sahip çıkmak, yaşamasına hizmet etmektir.
Güçlendirilmiş parlamenter sistemini ilk dile getiren terörist Selahattin Demirtaş’tır. Artık parlamenter sisteme geri dönüş yoktur. Milli iradenin tartışmaya açılması, demokratik bir haktan öte baskıcı, tahammülsüz bir siyaset ayıbıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi reformlarla kökleştirilmeli ve güçlendirilmelidir. Bu süreç kararlılıkla devam etmektir, eksik varsa giderilecektir. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan reform paketleri habercisidir. Üzerimize düşen her sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğumuzu söylüyoruz. MHP bu kapsamda gerekli çalışmalarını sürdürmektedir, hazırlıklarımız tamamlanacaktır. Siyasi partiler kanunu değiştirilmelidir. TBMM iç tüzüğü yeni sistemle uyumlu hale getirilmelidir. Milletvekilliği dokunulmazlığı yeni baştan ele alınmalıdır. Kamuoyu araştırmaları ve sonuçlarının yayınlanması hakkında geniş tedbirler alınmalıdır. Bir partiyi parlatıp diğerini karalayan anket şirketleri bize göre milli irade dolandırıcısıdır.

Günümüz dünyasında siyasi güç silahın yanı sıra, ekonomik üstünlükle sağlanmaktadır. İnsanımızın ihtiyaç ve isteklerini bir ekonomik sistemle karşılamak zorundayız.

Çürük, çarpık iddiaların 3 boyutlu hedefi vardır. Birinci boyutu ülkemize gelen yatırımları caydırmaktır. G-20 ülkeleri arasında ekonomisi büyüyen iki ülkeden biri Türkiye’dir. FETÖ’cü hainler Yunanistan’ı sığınma limanına çevirmişken kimsenin sesi çıkmıyor. Mazlumlar inim inim inlerken kimseden eleştiri gelmiyor.

Türkiye’de demokrasi yok diyenler gelsinler bunu külahıma anlatsınlar. Hiçbir zaman bu ülkeden diktatör çıkmadı. Demokrasi ahkamı kesenler, terörizme özgürlük arayanlardır.

MHP serbest piyasa mantığını kabullenmektedir.

Ekonomi sadece ekonomi değildir. Adalettir, ahlaktır, paylaşımdır. Ekonomi özgürlük değerleriyle bütünleşmiştir. Bölüşürsek toz oluruz, bölünürsek yok oluruz. Başkalarının koyduğu kurallara uyarak ancak karın doyururuz.

İnsanlığın huzuru kitabımıza emek ve katkı veren değerli hocalarımıza yürekten teşekkür ediyorum. İnsanlığın derin ve dipsiz bir huzursuzluk çukurunda olduğunu görüyoruz. Dünya üzerinde 54 ayrı noktada çatışma hakimdir. Terörizm insan varlığını direkt tehit ediyor. Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur sözü defalarca görülmüştür. Teröre üst üste darbe vurulmuş, sonu görünmüştür. Güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör devleti engellenmiştir. İhanetin damarları kesilmiştir. Cumhur İttifakı’nın varlığı içinde son terörist ele geçirilesiyle kadar destek vermek, Türk milletini bu şiddet sarmalından çıkarmaktır.

HDP, PKK’dır, cinayettir, ölüm tuzağıdır. HDP ile yasak ilişki zalimlere diz çökmektir. Terörist Demirtaş ile kahvaltı yapmak kimseye onur sağlamayacaktır. CHP seçim yapmalıdır. HDP siyasi kisveye bürünmüş suç örgütüdür, herhangi bir isimle açılmamak üzere kapatılması namus görevidir. İddianamenin dün itibariyle Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi milletin yüreğine su serpmiştir. Biz hakikatin tarafındayız. Kırmızı çizgilerimizin pembeleştiğini söyleyen çürümüş CHP Sözcüsü’ne diyorum ki senin her yerin zift gibi kararmış haberin yok. Kılıçdaroğlu’na tavsiyem cesareti varsa yüreği yetiyorsa bölücü dostlarına rest çekmelidir. Ey CHP yönetimi sizin nereniz Türk ki Andımıza sahip çıkacaksınız!

Türkiye, Türkiye’den büyüktür. Türk dünyası, dünyadan büyüktür. Milliyetçiliğimiz hayatın ve milli arzuların gerçeğini yansıtmaktadır. Türk milliyetçiliği yükselmek için değil yükseltmek içindir. Kan değil ruh ve kültür arar. Türk milliyetçiliği özgürlükçüdür, eşitlikçidir. Bizim milliyetçiliğimizi sorgulayanlar aynaya baksınlar.