MHP

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

MHP

MHP lideri Devlet Bahçeli: İsrail terör devletidir

İsrail polisi Mescid-i Aksa’da bulunan cemaate kalleş bir saldırı düzenledi. Konuya ilişkin açıklama yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “İsrail terör devletidir, şiddeti politik enstrüman olarak kullanmaktadır. Ramazan ayı boyunca Filistinli kardeşlerimizin inanç ve ibadet özgürlüğüne musallat olan, Harem-i Şerif’in statüsünü hedef alan İsrail hükümetini lanetliyorum” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Kadir Gecesi’ni tebrik ederken, İsrail’in Mescid-i Aksa’daki saldırısını kınadı.

Bahçeli, “Maalesef İslam toplumlarında kök salan dağınıklık, kadir kıymet ölçülerinden tamamıyla kopuk muvazaalı ve muhataralı diyaloglar zalimlere koz vermekle kalmayıp inanç haklarımıza saldırıları hem tahrik hem de teşvik etmektedir. Çünkü birlik ve beraberlik hisarı yıkıktır. İsrail, dün akşam yatsı namazı esnasında, Mescid-i Aksa’da toplanmış din kardeşlerimize ses bombası ve plastik mermiyle saldırmıştır. Bu mütecaviz saldırganlık ramazan ayının son cumasında, Kadir Gecesi’nin de bir gün öncesinde vuku bulmuştur. Yani planlı bir barbarlıktır. İsrail terör devletidir, şiddeti politik enstrüman olarak kullanmaktadır. Diğer yanda Batı Şeria’da sürekli kamçılanan Yahudi yerleşimci terörü mazlumları evinden barkından çıkarmaktadır. Kudüs yaslıdır, Gazze hüzünlüdür, Batı Şeria gariptir, Filistin iki ateş arasındadır. Siyonizm’in katliamları biliniyorken, zulüm markası bu karanlık zihniyetle ortak bir geleceğin hayalini kurup hedeflerini paylaşan bazı İslam ülkelerine ne söylenmelidir? Hakikat ve hakkaniyet çizgisinde buluşmaktan aciz kalanların varlığını korumaları nasıl beklenmelidir” diye konuştu.

“Hesap gününü bekliyoruz”

Bahçeli, saldırıda yaralanan Filistinlilere geçmiş olsun dileklerini ileterek, “Ramazan ayı boyunca Filistinli kardeşlerimizin inanç ve ibadet özgürlüğüne musallat olan, Harem-i Şerif’in statüsünü hedef alan İsrail hükümetini lanetliyorum. Saldırılarda yaralanan Filistinlilere geçmiş olsun diyorum. Kudüs bizim ilk kıblemizdir ve teslim edilmeyecektir. Kudüs ilk göz ağrımız, ilk sevdamız, ilk yönümüz, miracımızın ebedi emaneti, inancımızın ezeli onurudur. Kaşgar’dan nasıl taviz vermiyorsak, Kerkük’ten nasıl vazgeçmiyorsak, Kudüs’ten de aynı şekilde vazgeçmeyiz, Siyonist kumpaslara esir bırakmayız. Kudüs-Kaşgar-Kerkük-İstanbul birbiriyle tarih, kültür ve inanç bağlarıyla sımsıkı bağlıdır. Biri olmadan diğeri ya eksik ya da manen eziktir. Biz kadrimizin, kavlimizin, kaderimizin, kavgamızın bilincindeyiz, şeytanın müfrezelerini de biliyoruz. Ve hesap gününü bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, yarın kutlanacak Anneler Günü’nü de tebrik etti.

İYİ Parti’de MHP depremi sürüyor

Manisa’nın MHP Alaşehir İlçe Başkanlığından yapılan açıklamada “Şu ana kadar kendi partilerinden istifa ettikten sonra MHP’ye katılan kişi sayısı 135’tir. Ayrıca partimize katılımlar devam etmekte olup güncel sayılar partimizce belirli aralıklarla açıklanacaktır.” ifadeleri kullanıldı.

Manisa’nın Alaşehir ilçesinde İYİ Parti ilçe başkanı ve 14 yönetim kurulu üyesinin ardından partilerinden istifa eden 120 kişinin daha MHP’ye geçtiği belirtildi.

MHP Alaşehir İlçe Başkanlığından yapılan açıklamada, ilçede partilerinden istifa edenlerin MHP’ye katılımlarının sürdüğü belirtildi.

Açıklamada, “Şu ana kadar kendi partilerinden istifa ettikten sonra MHP’ye katılan kişi sayısı 135’tir. Ayrıca partimize katılımlar devam etmekte olup güncel sayılar partimizce belirli aralıklarla açıklanacaktır.” ifadelerine yer verildi.

İYİ Parti’den istifa eden Alaşehir İlçe Başkanı Cihan Yıldırım ve 14 parti yöneticisi, MHP’ye katılmıştı.

Devlet Bahçeli talimatı verdi! MHP’den ihraç edilecek

Milliyetçi Hareket Partisi, 126 emekli büyükelçinin basın yoluyla kamuoyuna açıklanan bildirisinde ismi geçen eski Aydın Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu’nun Devlet Bahçeli’nin talimatı doğrultusunda kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak disipline sevk edildiğini açıkladı.

Bildiri yayımlayan emekli büyükelçiler arasında yer alan eski MHP Aydın Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu, kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın tarafından yapılan yazılı açıklamada, 126 Emekli Büyükelçi tarafından yayımlanan bildiride Kumcuoğlu’nun da adının yer aldığı hatırlatıldı.

Yalçın, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin talimatıyla Eski Aydın Milletvekili olan Ertuğrul Kumcuoğlu’nun kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak disipline sevk edildiğini açıkladı.

126 Emekli diplomatın ortak açıklamasında Marmara Denizi üzerindeki mutlak egemenliğin kaybedilmesine yol açacağı için Kanal İstanbul’dan vazgeçilmesi gerektiği ifade edilmişti.

Bahçeli canlı yayında açıkladı! 5 stratejik hedef

Partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “MHP olarak, 2023 ve on yılları kapsayan stratejik hedeflerin ilki Türk tipi başkanlık modeline sahip çıkmak. Kökleşmesine hizmet etmektir. Sivil, geniş katılımlı bir anayasa hazırlığı ikinci hedefimizdir. Yeni, yerli ve milli bir ekonomik sistemin inşası üçüncü stratejik hedefimizdir. Son terörist ele geçirilene kadar destek vermek dördüncü stratejik hedefimizdir. Diyalog, barış, huzur ve istikrar beşinci stratejik hedefimizdir.” dedi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada 5 stratejik hedefi açıkladı.

Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları;

Sizleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Kökeni, yöresi ne olursa olsun, Türk milletine bağlı tüm vatandaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Parti grubumuzu en son 2 Mart 2021 tarihinde toplamış arkasında 13. Olağan Büyük Kurultayımızı gerçekleştirmek için toplantılarımıza ara vermiştik.

Salgının yol açacağı tehlikeli düşünerek davetli sayımızı kısıtlı tuttuk. Buna rağmen kurultayımız muhteşem bir atmosferde gerçekleştirilmiştir. Taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanmıştır. İl ve ilçe kongrelerimizin son halkası kurultayımız olmuştur. Kongreler tazelenmeye imkan sağlamaktadır. 13. Olağan Büyük Kurultayımız, bir kavşak noktasında vuku bulmuştur. Şehitlerimizin hamiyetiyle sözleştik, toprağımızın acısıyla, sevinciyle birleştik. Milletimizin iradesiyle, var oluş amacıyla bilendik. Salgın hastalığa rağmen yüreğimizdeki heyecanla, aklımızda Türkiye sevdasıyla istiklal için birlik dedik. Gayemiz daha güçlü bir Türkiye’dir.

“Zindana girdik, vatan sağolsun dedik”

Yaşanmış geçmişin, yazılmış sayfaları nereden gelip nereye gitmek istediğimizin belgesi niteliğindedir. Zindana girdik, vatan sağolsun dedik. Şehit olduk vatan bölünmez dedik. Satanlardan, kaçanlardan, korkanlardan, yılanlardan, yoldan sapanlardan olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Ülkücü yaşadık. MHP 52 uzun yıldır pek çok badireyi aşarak bugünlere ulaştı. Kimileri devrilmemizi bekledi, bazıları düşmemizi bekledi, bazıları da yakamızdan düşüp gitti.İlk sallantıda yoldan sapanlardan olmadık. Gayemiz daha kuvvetli bir Türkiye’dir. Lafa geldi mi büyük dava adamı olduklarını söyleyenlerin nasıl kişiliklerini kaybettiklerini üzülerek gördük. Bunların MHP’ye yönelik karanlık operasyonlarda figüran olduklarını ibretle seyrettik.

“Su uyur düşman uyumaz”

Her dem yeniden doğarak, tuzakları bozarak, iftiraları yenerek, kumpas duvarlarını berhava ederek kutlu davamızı peşkeş çektirmedik. Milliyetçiler için kahramanlıklarla dolu Türk tarihi tekerrür eden zaferlerle doludur. Su uyur düşman uyumaz sözünü hafızasında taşıyan Türk milleti gelecek nesilleri teyakkuz halinde bulunmaları için uyarmaktadır.

5 stratejik hedef

Biz 2023 yılını kafasında cem etmiş, ondan sonraki yılların yol haritasını belirlemiş bir amaç eşliğinde yolumuza devam edeceğiz. MHP olarak, 2023 ve on yılları kapsayan stratejik hedeflerin ilki Türk tipi başkanlık modeline sahip çıkmak. Kökleşmesine hizmet etmektir. Sivil, geniş katılımlı bir anayasa hazırlığı ikinci hedefimizdir. Yeni, yerli ve milli bir ekonomik sistemin inşası üçüncü stratejik hedefimizdir. Son terörist ele geçirilene kadar destek vermek dördüncü stratejik hedefimizdir. Diyalog, barış, huzur ve istikrar beşinci stratejik hedefimizdir.

Milli bekamızın yağlalanmasına izin vermeyiz

Bize göre 1000 yıldır yaşadığımız Anadolu coğrafyası üzerindeki doğal ve stratejik tehditleri bilmek binlerce yıl daha yaşamanın sırları bilmek demektir. Lozan anlaşması Anadolu’nun senedi olmuştur. Lozan’dan önceki son durak Serv, ondan öncesi ise Çanakkale Savaşlarıdır. Bugün karşımıza tekrar çıkanlar dün Çanakkale’den defedilenleridir, İzmir’den denize dökülenlerdir. Zillete asla katlanamayız, milli bekamızın yağmalanmasına göz yumamayız.

Çanakkale Boğazı’nda püskürtülmüş emparyalist zihniyet Serv ile yeniden hortlamış, Türk milleti şerefli bir mücadeleyle istiklal ve istikbal haklarını geri almıştır. Varlığımız 1915 Çanakkalesi’nden 1922 İzmir’ine kadar adım adım savunulan vatan toprakları şehit kanlarıyla tescil edilmiştir. Bugünkü şartlarda bölücülerle, terör örgütleriyle, Türkiye düşmanı çevrelerle emel ve hedef birliği içinde olanlar geçmişten ders çıkarmalıdır. Türk milleti bu coğrafyanın kınına sığmayan kılıcıdır.

Ayrıntılar geliyor…

MHP 13. Olağan Kurultayı’nda Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, genel başkanlığa yeniden seçildi

Bugün yapılan MHP 13. Olağan Kurultayı’nda Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, genel başkanlığa yeniden seçildi. Bahçeli, bin 277 delegenin oyunu aldı.

Bugün yapılan MHP 13. Olağan Kurultayı’nda Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, genel başkanlığa yeniden seçildi.

Bahçeli, bin 277 delegenin oyunu aldı.MHP 13. Olağan Büyük Kurultayı, Ankara Spor Salonu’nda yapılıyor. Kurultayda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ‘Bölücü vekillerin TBMM’ye gelen fezlekelerinin önüne arkasına bakalım demek siyaset değildir, adamlık değildir. Neyine bakacaksınız?’ dedi. Bahçeli, CHP ve İYİ Parti’ye tepki göstererek “CHP beşinci kol faaliyetidir, İYİ Parti melanet bir projedir” ifadelerini kullandı. Bahçeli ayrıca, “HDP siyasi kisveye bürünmüş suç örgütüdür, herhangi bir isimle açılmamak üzere kapatılması namus görevidir” şeklinde sözlerine devam etti. MHP 13. Olağan Kurultayı’nda Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, 1277 oyla genel başkanlığa yeniden seçildi.

Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştirilen MHP 13. Olağan Kurultayı’nda partinin kayıtlı üst kurul delegeleri, kurulan 29 sandıkta Genel Başkanlık seçimi için oylarını kullandı.

İlçe Seçim Kurul yetkilileri oy kullanma işleminin saat 13.00’te bittiğini duyururken, oy sayım işlemine geçildi.

Oy sayımının tamamlanmasının ardından Divan Başkanı Semih Yalçın, Devlet Bahçeli’nin katılan tüm delegelerin oyunu alarak yeniden genel başkanlığa seçildiğini duyurdu.

Kurultayın pandemi şartlarına uygun gerçekleştirildiğini belirten Yalçın, dün yapılan testler sonucu 36 kişinin testlerinin pozitif çıktığını ve salona alınmadıklarını bildirdi.

ONUNCU KEZ GENEL BAŞKAN SEÇİLDİ

Yalçın, oylamaya 1277 delegenin katıldığını açıkladı.

Kurultay’da tek aday gösterilen Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli, onuncu kez genel başkan seçilmiş oldu.

MHP’nin 13. Olağan Kurultayı’nda daha sonra parti organlarının seçimine geçildi.

Delegeler 75 asil 25 yedekten oluşan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ile 9 asil 5 yedekten oluşan Merkez Disiplin Kurulunu (MDK) belirleyecek.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MYK ve MDK seçimi için oyunu yine 1 numaralı sandıkta kullandı.

MHP 13. Olağan Büyük Kurultayı… Bahçeli: Fezlekenin arkasına bakmak siyaset değil, adamlık değildir

Bahçeli, partisinin Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen 13. Olağan Büyük Kurultayı’nda konuştu.

Çanakkale ruhunun ilhamıyla, İstiklal Marşı’nın ikramıyla şühedanın itibarıyla ülkücü ömürlerin ihlasıyla 13. Olağan Büyük Kurultayı ifa etmenin emsalsiz kıvancını yaşadıklarını belirten Bahçeli, Edirne’den Kars’a, Mersin’den Trabzon’a, İzmir’den Hakkari’ye kadar ülkenin her yerini, Adriyatik Denizi’nden Çin Seddi’ne, Orta Doğu’dan Kafkaslar’a, Afrika’dan Balkanlar’a milli varlığın asaletini vicdanında taşıyan herkesi selamladı.

Devlet Bahçeli, “Sayılmayız parmak ile tükenmeyiz kırmak ile çünkü biz milliyetçi ülkücü hareketiz. Hesap yapmayız çıkar ile çetele tutmayız heves ile çünkü biz Cumhur İttifakı’yız. Düşmeyiz vurmak ile durmayız engel ile çünkü biz Türk milletiyiz. Vazgeçmeyiz korku ile dönmeyiz tehdit ile çünkü biz Türkiye’yiz. İstiklal için birlik diyoruz, istikbal için dirlik diyoruz. Kazananın Türkiye olacağına candan inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

MHP 13. Olağan Büyük Kurultayı… Bahçeli: Fezlekenin arkasına bakmak siyaset değil, adamlık değildir

Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un şiirlerine atıf yapan Bahçeli, “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez. Bastığımız yerleri toprak diyerek geçmiyoruz. Hep düşünüyoruz altında nice kefensiz yatanı. Şehit oğluyuz incitmiyoruz atamızı. Vermeyeceğiz dünyaları alsak da bu cennet vatanı. Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal.” şeklinde konuştu.

Kovid-19 salgını nedeniyle kurultaya katılımı mecburen sınırlı tuttuklarına değinen Bahçeli, “Aramızda bulunmayan her dava arkadaşımızla her vatandaşımızla mesafeleri aşan, zamanın dar kalıplarına sığmayan gönül birlikteliği içindeyiz.” dedi.

Sağlığın önemini vurgulayan Bahçeli, dikkatli olunması ve tedbirlerle kurallara uyulması gerektiğini söyledi.

Salgın nedeniyle hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, halen tedavi görenlere şifa dileyen Bahçeli, “Rabb’im sizleri, milletimizi ve tüm insanlığı her türlü afet, musibet ve hastalıktan korusun diye dua ediyorum.” diye konuştu.“GÜNÜMÜZ KUTLU, MİLLETİMİZ HUZURLU OLSUN”

Büyük Kurultay’a katılanlara teşekkür eden Bahçeli, “Günümüz kutlu olsun, milletimiz huzurlu olsun, devletimiz dirlik bulsun.” ifadesini kullandı.

Bahçeli, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun Malazgirt Marşı şiirinden “Yiğitler kan döker bayrak solmaya, Anadolu başlar, vatan olmaya, Kızılelmaya hey Kızılelmaya, En güzel marşını vurmada mehter, Ya Allah, Bismillah, Allahüekber.” dizelerini paylaştı.

Tam 52 yıldır siyaset sahnesinde olduklarını dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Milli gönüllerdeyiz. Akif’in dediği gibi, üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapmadık. Hele hak namına haksızlığa ölsek tapmadık. Zaman oldu şafağı sökmeyen gecelerde ülkülerimizin nuruyla aydınlandık. Zaman oldu bir hilal uğruna, bir hakikat uğruna, bir haysiyet ufkunda güneş gibi battık. Anılarımızı pusula yaptık, açıldık geleceğe. Acılarımızdan ders aldık tutunduk gerçeklere. Yeri geldi iftiralarla boğuştuk durduk, yeri geldi ihanetlerle boğulmak istendik. Vazgeçmedik sevdamızdan, dönmedik yolumuzdan, şikayet etmedik sırtımızdaki yüklerden. Çünkü yolu doğru olanın yükü ağır olur dedik. Ülkücü olmanın varsa bir bedeli seve seve ödemeyi diledik. Geride kalan 10 yıllar içinde yağmurdan sonra büyüyen başaklar gibi büyüdük, kökleştik. Güzün toprağa serpilip baharla yeşeren tohumlar gibi yeşerdik, yükseldik.”

Yazın kuruyup, kışın yatağından taşan nehirler gibi engelleri aştıklarını belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

“Tıpkı Ergenekon’dan çıkar gibi hep daha ileriye atıldık. Bir güne sığan asırlık olayları yaşadık. Bin asra bedel bir günlük imtihanlarla yoklandık. Herkes okyanusun içindeki damlaya bakarken biz damlanın içindeki okyanusu gördük. Milliyetçi ülkücü hareket Türk milletine adanmış faziletli hayatların mecmudur. Milliyetçi ülkücü hareket, Türklüğün bekasını korumaya yemin etmiş serdengeçtilerin, inanmış vicdanların, ilkeli dava insanlarının düşmeyecek kalesidir. Ardımızda tarih, yanımızda dava arkadaşlarımız, başımızda al bayrağımız, bağrımızda üç hilalli sancağımız, önümüzde şehitlerimiz, gönlümüzde ülkülerimiz, övgümüzde milletimiz, ömrümüzde milliyetimiz, ölümümüzde bu cennet vatanın toprağı bize yardır dedik, nardır dedik, her zaman da var olacağız diye seslendik.”

MHP 13. Olağan Büyük Kurultayı… Bahçeli: Fezlekenin arkasına bakmak siyaset değil, adamlık değildir

MHP yürüdükçe Türkiye düşmanlarının köstebekler gibi saklanacağını belirten Bahçeli, “Biz yürüdükçe, millet yürüyecek, tarih dile gelecek, destanlar söylenecek, Türkiye yükseldikçe yükselecek.” dedi.

MHP’nin yürüyüşünden ürkenler olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şöyle devam etti:

“Varlığımızdan ürperenler var. Hepsini biliyorsunuz, bütün kötürüm ve köhne emel sahiplerini iyi tanıyorsunuz. Ferasetinizle karanlık oyunları görüyor, kara kampanyaları göğüslüyorsunuz. Türkiye’yi faka bastırmak, tuzağa düşürmek için çırpınan hasis ve hamiyet yoksunu çevreleri ibretle takip ediyorsunuz. Geceleri hesap, gündüzleri hüsran, geçmişleri hezimet, gelecekleri heyula ne kadar müfrit ve münafık varsa alayı bir olmuş, bir araya gelmiş Türkiye’nin ayağından çekiştiriyor, önüne bariyer dikiyor. Sanıyorlar ki, tezgahlarına akıl, sır ermeyecek. Sanıyorlar ki, kumpaslarına güç, takat yetmeyecek. Türkiye’nin karşısında hizalanmak muhalefet değildir. Millet başka bir şey, zillet başka bir şeydir. Türkiye’yi uçuruma çekmenin adı demokrasi değildir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne saldırı ve suikastın adı özgürlük değildir, insanlık değildir, insan hakları hiç değildir.

FEZLEKE AÇIKLAMASI

Üniter milli devletimizi hançerlemek için ittifak kurmak, yakılan ağaçları yakanlarla tekraren dikmek, bölücü milletvekillerinin TBMM’ne gelen fezlekelerinin önüne arkasına bakalım demek siyaset değildir, adamlık değildir. Neyine bakacaksınız fezlekelerin, önünde hukuk, arkasında adalet vardır. Yetmiyorsa bu sizlere, önünde millet, arkasında da devlet olduğunu mutlaka göreceksiniz. Fakat gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, dilleri var söylemiyor.”

HDP’nin, Türk demokrasisinin çevresini sarmış mayın tarlası olduğunu ifade eden Devlet Bahçeli, CHP’nin ise Türk siyasetine tutunmuş beşinci kol faaliyeti olduğunu söyledi.

İYİ Partiyi, “Türkiye’nin kötülüğüne hizmetkarlık yapan, siparişle kurulan, uzaktan kumandayla kontrol edilen melanet bir proje” olarak niteleyen Bahçeli, “Kaldı ki, İP’in Başkanı Cumhur İttifakı’nı tanımlarken, etle tırnak gibi demiş, aynı zamanda kader birlikteliği olduğunu söylemiş, kendilerinin ise proje bazlı bir ittifak olduğunu çok açık itiraf ve teyit etmiştir. Dediğimiz de, diyeceğimiz de aynısıyla işte budur. Bu neyin projesidir? Hazırlayanlar kimlerdir? Hedefler manzumesi nelerden ibarettir?” dedi.

“TARAFIMIZ BELLİDİR, O DA CUMHUR İTTİFAKI’DIR”

Cumhur İttifakı’nın kader ve milli birliktelik olduğunu dile getiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın dürüst bir birliktelik, zalimlere, canilere, terör örgütlerine, ekonomik tetikçilere, küresel emperyalizme karşı tek ses, tek nefes, tek bilek, tek yürekle duruş gösteren cumhurun ruh kökü olduğunu kaydetti.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Cumhur İttifakı’nı arayan Pensilvanya’da değil, Kandil’de değil, muhasım çevrelerin kapılarında değil, başkent Ankara’da, dünyaya Türkçe bakan iradenin sağlam ahlakında bulacaktır. Tarafımız bellidir, o da Cumhur İttifakı’dır. 2023’te Cumhurbaşkanı adayımız bellidir, o muhterem isim Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, AK Parti’li kardeşlerimize huzurlarınızda teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum. Cumhur İttifakı, 106 yıl önce Çanakkale’yi geçilmez yapan haşmetli imanın, devleşen milli asaletin emanetçisidir. Bizim ittifakımız yalana karşı doğrunun, sahteliğe karşı sadakatin, hıyanete karşı vatan sevgisinin ittifakıdır. Sudan sebeplerle Türkiye’yi kötüleyenlere karşı vakarın ve vefanın ittifakıdır.

Kılıçdaroğlu, bir tarafta Türkiye’de can ve mal güvenliği yok derken, diğer tarafta 10 milyon işsiz olduğunu söyleyerek halt etmiş, kuyruklu yalanlarına sürekli yenilerini eklemiştir. Üstelik her muhtarlığa bir özel kalem müdürü atanırsa işsizliğin sona ereceğini cahilce müjdelemiş. Atalarımız şu veciz sözü boşuna söylememiş, ‘Alim ile eyle ülfet alırsın mertebe, cahil ile etme sohbet dönersin merkebe.’ CHP Genel Başkanı, tarlayı bilmez, traktöre binmez, çiftçimizi konuşur. Bakkala girmez, manavı görmez, marangozu tanımaz, siftahsız günü sorsanız, soğan sarımsak anlar, gelin görün ki esnafımızı konuşur. Memurlarımızdan ve işçilerimizden bahseder, sıra CHP’ye oy vermeyenlere gelince hakaretleri birbiri ardına sıralamaktan arlanmaz, utanmaz. Ne emeklidir meselesi ne yoksuldur düşüncesi, tek geçim kapısıdır siyasi menfaat çetesi.”

MHP 13. Olağan Büyük Kurultayı… Bahçeli: Fezlekenin arkasına bakmak siyaset değil, adamlık değildir

ERKEN SEÇİM TARTIŞMALARINA YANIT VERDİ

Tıpkı Kovid-19 virüsü gibi, zilletin de bulaşıcı olduğunu ve devamlı mutasyona uğradığını ifade eden Bahçeli, “Çok şükür hükümet, pek çok ülkeyi geride bırakarak şifa olan aşıyı vatandaşlarımızın kullanımına sunmuştur. Zilletin aşısı da 2023 yılının haziran ayında demokratik vasıtalarla yapılacak, ama bu aşı zillete zehir olarak yansıyacaktır. Telaşlanmaya ve tedirgin olmaya mahal yoktur.” dedi.

Hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle konuştu:

“Milletin üstünde bir güç ve mercii yoktur, olamayacaktır. Erken seçim diye tutturanlar, erken seçimden başka seçenek kalmadı diye yutturmaya çabalayanlar, iyi bilsinler ki, seçimler zamanında yapılacak, Türkiye rotasından çıkmayacaktır. Cumhur İttifakı’nın tavizsiz ve tavsamaz kararı budur. Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümü olan 2023’te yeni bir tarih yazılacak, yeni bir sayfa açılacak, muhkem ümitlerin canlılığıyla dirlik içinde istikbale Cumhur İttifakı’yla ulaşılacaktır. Bu cumhurun sözüdür. Bu Türk milletinin gelecek bin yıllara dair beyanıdır. Nitekim Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün dediği üzere, Türk’ün sözü, Türk’ün kendisidir. Peki, bunlar oluyorken, zillet ittifakı nerededir? Suyun kaynağı nereden gelmektedir? Arkasındaki odaklar kimlerdir? Dikkatli bir göz, uyanık bir şuur, teslim olmamış bir mizaç, zillete düşenlerin kukla gibi nasıl oynatıldıklarını, dış güçlere nasıl boyun eğdiklerini, nasıl kullanıldıklarını, terör örgütleriyle iltisak ve irtibatlarını gayet berrak şekilde tarif ve tefrik edecektir.

Bize hiç kimse hikaye anlatmasın. Bize hiç kimse bahane ileri sürmesin. Türk milleti zilleti değil, zaferi, PKK-FETÖ ittifakını değil, cumhurun ittifak zihniyetini seçecektir. Nihayetinde istiklal için birlik, istikbal için dirlik, kazanan Türkiye, kazançlı çıkan da Türk milleti olacaktır.”

“TÜRK TİPİ BAŞKANLIK MODELİNİN FARKLI BİR İSİMLENDİRMESİDİR”

Türkiye’nin tarihinin en önemli yönetim reformunu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle başardığını aktaran Bahçeli, yeni sistemin Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine dayandığını söyledi.

Parlamenter sistemdeki teklemeler, tıkanmalar, kutuplaşmalar, kafa karışıklıkları, karar sürelerindeki çalkantıların Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle aşıldığına dikkati çeken Devlet Bahçeli, Türk milletinin, tarihsel müktesebatına uygun yönetim sistemiyle gücüne güç kattığını vurguladı.

Türk devlet felsefesine müzahir olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin işin özünde Türk tipi başkanlık modelinin farklı bir isimlendirmesi olduğunu belirten Bahçeli, “Bir yönetim sisteminin nasıl ve ne şekilde tarif edildiğinden ziyade, fonksiyonel olup olmadığına, beklentileri karşılayıp karşılamadığına, demokratik özellikler taşıyıp taşımadığına, millette karşılık bulup bulmadığına odaklanılması en dengeli bakıştır. Ön yargıları bir kenara bırakarak, Türkiye’nin sistemik düğümünün, sistemsel aksaklıklarının milli iradeyle çözülmesinden herkes memnun ve mutmain olmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

9 Temmuz 2018’den itibaren resmen uygulamaya geçen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin tarihsel ve kültürel maziyle örtüştüğüne vurgu yapan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Bir yönetim sisteminin kökleşip olgunlaşması sabahtan akşama olacak şey değildir. Böylesi bir beklenti oluşturmak iyi niyetle izah edilemeyecektir. Yürürlükteki sistemin sadra şifa olması, devlet ve millet hayatına bütün imkanlarıyla nüfuz etmesi için müşterek emek gerekir, zaman gerekir, özveri gerekir, destek gerekir, ters propaganda akıntılarının gemlenmesi gerekir. Yeni sistemin özünde Türk milletinin beka ve refah özlemleri ana esastır.”

“YENİ YÖNETİM SİSTEMİ, İÇ VE DIŞ ABLUKAYA KARŞI MİLLİ DİRENİŞİN BURCU”

Geçmişin tecrübeleriyle geleceği kavradıklarının, daha uyanık, daha dikkatli, daha bilinçli hareket ettiklerinin altını çizen Bahçeli, “Tanzimat’tan Islahat Fermanı’na, Meşrutiyet’ten Cumhuriyet dönemine kadar imparatorluğumuzun ayakta kalması amacıyla pek çok görüş, fikir, sistem ve siyaset önerilmiştir. Asıl amaç devleti ayakta tutmak üzerine bina edilmiştir. Bilindiği üzere, Kavalalı Mehmet Ali Paşa vakasıyla başlayan, esasen etaplar halinde hızlanan çözülme süreci, hiçbir pansuman tedaviyle durdurulamamıştı. Devasa imparatorluğun dağılması, paylaşım yüzünden Avrupa’nın birbirine girmesi demekti.” diye konuştu.

Osmanlı’nın parçalanmasını sorun çıkarmadan sona erdirme meselesine “Şark Meselesi” adı verildiğini ifade eden Bahçeli, “Türk milleti böylelikle hala devam edegelen kuşatma altına alınmıştır. O gün bugündür Şark Meselesi dozajı artan veya azalan ölçülerde varlığını sürdürmüştür.” dedi.

Devlet Bahçeli, yeni yönetim sisteminin her türlü iç ve dış ablukaya karşı milli direnişin burcu, Türk milletinin geçmişle geleceği buluşturan kararı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Meselenin özünde ve son tahlilde Türklerin Anadolu’dan çıkarılması vardır ki, 106 yıl önce Çanakkale sahillerinde tüm maddi ve manevi imkanlarla kahraman bir kuşak buna set çekmiştir. Anafartalar, Arıburnu ve Conkbayırı’nda Mustafa Kemal’in muhteşem iradesi, cephe komutanı Esat Paşa’nın korku tanımayan idaresi, Seyit Onbaşı’nın sırtına binen bağımsızlık iffeti, Bigalı Mehmet Çavuş’un 25 neferiyle Seddülbahir’den çıkarma yapmak isteyen müstevlilere cesur direnişi, 57’nci alayın şehit şehit arşa yükselişi, Tophaneli Yüzbaşı Hakkı’nın Karanlık Limanı mayınlarla doldurup yenilmez armadaları denize gömüşü, 250 bin şehidin kahramanca kazdığı manevi siperi, çılgın Türklerin konu vatan, konu millet, konu beka olunca neleri yapacağının, nasıl candan geçeceğinin ama vatandan asla vazgeçmeyeceğinin hayranlık uyandıran tarihi şahikasıdır.”

MHP 13. Olağan Büyük Kurultayı… Bahçeli: Fezlekenin arkasına bakmak siyaset değil, adamlık değildir

Sahici bir kurtuluşun, milletin kendi tarihiyle barışması, geçmişiyle yüzleşmesi, milli hüviyetini, manevi ve kültür zenginliğini komplekse düşmeden keşfetmesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Bunu yapabildiğimiz ölçüde gelecek bizimdir. Diyebiliriz ki geleceğin kudreti Türk milletidir. Çünkü dev uykusundan uyanmış, kükreyerek bölgesel ve küresel realiteyi kavramış ve lehine çevirmek için seferber olmuştur.” ifadesini kullandı.

Bugüne kadar, milletlerin yükselmesinin, çökmesinin, düşmesinin, zafer ve başarılarıyla felaket ve mağlubiyetlerinin, hep cihan ruhunun iradesiyle belirlendiğine işaret eden Bahçeli, “Bu cihan ruhu, tarihin farklı devirlerinde, muayyen bir milletin varlığında büyük bir kuvvetle tecelli etmiştir. Türk milleti cihanşümul ruha sahip bir millettir. Şerefli geçmişimizin parlak sayfaları şanlı bir geleceğin müjdesidir.” diye konuştu.

Türk milletinin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi vasıtasıyla tekraren cihan ruhuna talip olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şöyle devam etti:

“Uygulama sonuçları itibarıyla göz dolduran bu sistem devlet-ebed müddet, millet-ebed müddet anlayışımızın delinmez zırhı, devrilmez eseridir. Kendimize özgü, bizi bize anlatan, bizi biz yapan, milli kültür ve karakterimizle birebir çakışan, devlet yönetimine denge, toplum hayatına sükunet ve huzur getiren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, milletler ve medeniyetler mücadelemizde milli ve stratejik gücümüzdür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, 2023 ve takip eden on yılları kapsayan stratejik hedeflerimizin ilki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne, daha yerinde bir ifadeyle, Türk tipi başkanlık modeline sahip çıkmak, ilke, kural ve kurumlarıyla yaşamasına hizmet etmektir.”

“GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM TEKLİFİ BEYHUDEDİR”

Bahçeli, “Güçlendirilmiş ve iyileştirilmiş parlamenter sistem teklifleri beyhudedir, eskiye kıvrılıştır, geleceğe dair söyleyecek bir şeyi olmayanların acıklı kıvranmasıdır.” görüşünü dile getirdi.

Güçlendirilmiş parlamenter sistem kavramını ilk dile getirenin eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş olduğunu anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Zillet ittifakının, güçlendirilmiş parlamenter sistem ezberi içi boş, günü kurtarmaya dönük taktik bir adımdır. Artık parlamenter sisteme geri dönüş yoktur. Milli iradenin tartışmaya açılması, 2,5 yılını doldurmuş yeni sistemi karalama yarışı demokratik bir haktan öte baskıcı, bağnaz, hoşgörüsüz, hazırlıksız, tahammülsüz ve tahakkümcü bir siyaset ayıbıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi siyasi, hukuki ve ekonomik reformlarla kökleştirilmeli ve güçlendirilmelidir. Memnuniyetle söylemek gerekir ki bu süreç kararlılıkla devam etmektedir. Eksik varsa giderilecek, yetersizlik varsa telafi edilecektir.”

“MÜSPET VE UMUT VERİCİ GELİŞMELERİN İŞARET FİŞEĞİ”

Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan İnsan Hakları Eylem Planı ve Ekonomik Reformlar Paketi’nin müspet ve umut verici gelişmelerin işaret fişeği olduğunu belirtti.

Hükümetin reform zincirini samimiyetle desteklediklerinin ve üzerlerine düşen her sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduklarının altını çizen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sürecin sivil, geniş katılımlı, herkesi kapsayan, yeni yönetim sisteminin ruhuna ve dokusuna müzahir bir anayasa ile tahkim ve takviye edilmesi ikinci stratejik hedefimizdir. Milliyetçi Hareket Partisi, bu kapsamda gerekli çalışmalarını sürdürmektedir ve önümüzdeki birkaç ay içinde hazırlıklarımız Allah’ın izniyle tamamlanacaktır. Ayrıca Siyasi Partiler Kanunu değiştirilmelidir. Seçim kanunlarında düzenlemeler yapılmalıdır. Siyasi Etik Kanunu çıkarılmalıdır. TBMM İç Tüzüğü yeni sistemle uyumlu ve Meclis çalışmalarıyla ahenkli hale getirilmelidir. Milletvekilliği dokunulmazlığı yeni baştan ele alınmalıdır. Kamu kurumu niteliğindeki mesleki kuruluşlarının yasal ve hukuki yapısı titizlikle gözden geçirilmelidir.”

KAMUOYU ARAŞTIRMALARININ YAYIMLANMASINDA DEĞİŞİKLİK ÇAĞRISI

Bahçeli, kamuoyu araştırmaları ve sonuçlarının yayımlanması hakkında geniş değişikliklerin yapılması ve tedbirlerin alınması gerektiğini de vurgulayarak, “Siyasi maksatlarla ve ekonomik gayelerle bir partiyi parlatıp bir başkasını karalayan anket şirketleri bize göre demokrasi kundakçısı, milli irade dolandırıcısıdır. Temiz toplum, temiz siyaset, temiz yönetim tezahür etmeli, kalpazanlar, çıkarcılar, çarpık zihniyetler, millete husumet besleyen mihraklar, hukuk tanımayan kimliksizler afişe edilip ayıklanmalıdır.” diye konuştu.

Adaletli bir gelir dağılımı olması temennisinde bulunan Bahçeli, sosyal yardımların daha da güçlendirilmesinden yana olduklarını bildirdi.

İşsizlikle mücadelede, faizlerin aşağıya çekilmesinde hükümetin kararlılığından duydukları memnuniyeti dile getiren Bahçeli, şu görüşleri paylaştı:

“Fiyat istikrarının sağlanarak enflasyonda kalıcı düşüşleri yakalayacağımız günler uzakta değildir. Günümüz dünyasında siyasi güç silahın yanı sıra, hatta toptan tüfekten daha çok, ekonomik üstünlük ve ticari enerjiyle sağlanmaktadır. Modern dünyanın işleyişi bu yöndedir. Kurtuluş Savaşı’nı kağnıyla kazanan, ama 11 yıl sonra uçak üretmeyi başaran bir milletiz. İnsanımızın ihtiyaç ve isteklerini yerli, milli ve üreten bir ekonomik sistemle karşılamak zorundayız. Askeri, diplomatik ve siyasi muvaffakiyetlerimizi ekonomik gelişmelerle taçlandırmak hem istiklalimizi, hem de istikbalimizi güvenceye kavuşturacaktır.”

“EKONOMİDEKİ CANLANMA VATANDAŞLARIMIZIN KESESİNE MUTLAKA YANSIYACAKTIR”

Ekonomik gelişmelere de değinen Bahçeli, geçtiğimiz yıl küresel ekonominin yüzde 3,5 oranında küçüldüğünü hatırlatarak, “Küresel ticaretteki daralma yüzde 10 düzeyinde, uluslararası yatırımlardaki düşüş yüzde 42 seviyesindedir. Tarihin en büyük küresel borç miktarı Kovid-19 salgını döneminde gerçekleşmiş ve 280 trilyon doları geçmiştir.” diye konuştu.

Dünyadaki bu gelişmelere karşılık Türk ekonomisinin 2020 yılında yüzde 1,8 oranında büyüme kaydettiğini belirten Bahçeli, şunları söyledi:

“Ne mutlu bizlere ki G-20 ülkeleri arasında ekonomisi büyüyen iki ülkeden birisi Türkiye olmuştur. Ekonomide yaşanan canlanma ve toparlanma vatandaşlarımızın kesesine, devletimizin kasasına mutlaka yansıyacaktır. Gelecek güzel günler için biraz daha sabırlı olmalıyız. Türkiye istikbalin dirliği amacıyla muazzam bir kalkınma ve demokrasi mucizesini başarmaya şüphesiz muktedirdir. Ülkemizi dünya genelinde demokrasi, özgürlük ve hukukun üstünlüğü konularında kusurlu göstermeye çalışan mihraklar, FETÖ’cülerin, Türk ve İslam düşmanlarının teşvik ve tahrikiyle mesafe alanlardır. Diyorlar ki ‘Türkiye’de totaliter eğilimler güçleniyormuş’, diyorlar ki ‘Demokrasi zayıflamış, düşünce ve ifade hürriyeti kalmamış.’ İsveç merkezli bir enstitünün ‘2021 Demokrasi Raporu’na göre, ülkemiz Polonya ve Macaristan’dan sonra en fazla otoriterleşen ülke olmuş.”

Bu iddiaların hedefinin, Türkiye’ye gelen yabancı yatırımları caydırma, ülkenin uluslararası camiada saygınlığını lekeleme ve milli çıkarlardan taviz beklentisi olduğunu vurgulayan Bahçeli, şu değerlendirmede bulundu:

“FETÖ’cü hainler Yunanistan’ı, hatta diğer AB ülkeleriyle ABD’yi sığınma limanına çevirmişken hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Gara’da vatan evlatlarının ensesine kurşun sıkılırken, mazlumlar inim inim inlerken, hiç kimseden insani ve vicdani bir eleştiri gelmiyor. Terörist başı Gülen’in Pensilvanya’da mukim olması hiçbir uluslararası hukuk ve insan hakları savunucusunu rahatsız etmiyor. Avrupa Parlamentosu’nun, Türkiye’nin Suriye’de işgalci olduğunu iddia etmesi de bir diğer ahlaksız isnat, bir başka ucube ithamdır. Bir an düşünelim, Türkiye’de demokrasi olmasaydı, özgürlükler askıya alınsaydı, gece gündüz Cumhurbaşkanı’na hakaret edenler, devlete sövenler, millete karşı gelenler, iş birlikçiler, PKK’nın siyaset uzantıları Meclis’te, belediyede, iş aleminde, medyada, üniversitelerde, dahası sokaklarda nasıl gezecekler, nasıl tehditler savuracaklardı?”

“TARİHİMİZİN HİÇBİR DÖNEMİNDE BU MİLLETTEN DİKTATÖR ÇIKMADI”

Tarihin hiçbir döneminde bu milletin sinesinden diktatör, tiran çıkmadığını, yönetim hayatında ise despotizmin en ufak emaresine tesadüf edilmediğini belirten Bahçeli, demokrasi ahkamı kesenlerin, terörizme özgürlük arayanlar olduğunu ifade etti.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“‘Ekonominizi mahvederim’ diyen meczupların, Twitter mesajlarıyla para simsarlarını ve küresel tefecileri üzerimize kışkırtıp döviz kurunu yükseltmelerine müstahak değiliz. Buna asla mahkum olamayız. Milliyetçi Hareket Partisi serbest piyasa mantığını kabullenmektedir. Ancak milli, manevi ve ahlaki değerlerimizle pekişmiş, geleneksel davranış kalıplarımızla perçinlenmiş, rasyonel olduğu kadar irrasyonel eğilimleri de gözetmiş bir ekonomik sistem üzerinde mutlaka çalışmak zorundayız. Bize göre, sürdürülebilir ekonomik büyüme ile sosyal gelişmenin toplamı milli bütünleşmenin temelidir.”

“ETNİK GERİLİMLER ÇOK TEHLİKELİ NOKTALARA TIRMANIYOR”

Bahçeli, dünyada etnik gerilimlerin, inanç ve mezhep temelli husumetlerin çok tehlikeli noktalara tırmandığına işaret ederek, “Şu anda dünya üzerinde 54 ayrı noktada çatışma hakimdir. Bilhassa terörizm insan onurunu, insan varlığını direkt tehdit eden hunhar ve menfur bir felakettir.” dedi.

Türkiye’nin bölücü terörün kanlı eylem ve kirli emelleriyle yıllardır mücadele halinde olduğunu anımsatan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Bu mücadelede yalnız olduğumuz ortadadır. ‘Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur’ sözü defalarca tescil edilmiştir. Çok şükür, devlet millet kenetlenmesiyle teröre üst üste darbe vurulmuş, bu kanlı döngünün sonu görünmüştür. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Pençe-Kartal Harekatlarıyla güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör devleti engellenmiştir. Hükümetimizin kararlılığı, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin fedakarlığı, polislerimizin ve güvenlik korucularımızın cesaretiyle ihanetin damarları kesilmiştir.”

Dördüncü stratejik hedeflerinin Cumhur İttifakı’nın varlığı içinde, terörle amansız mücadeleye son terörist silahıyla ele geçirilinceye kadar destek vermek olduğunu söyleyen Bahçeli, Türk milletini şiddet sarmalından çekip çıkarmak istediklerini vurguladı.

Bahçeli, Papa Franciscus’un Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) yaptığı ziyarete ilişkin, “Papa’nın, Irak’ın kuzeyini ziyareti anısına bastırılan değersiz pulda sözde Kürdistan haritasının resmedilmesi alçaklıktır, adiliktir, ahlaksızlıktır, organize bir senaryonun parçasıdır. Türk milleti bu kanlı ve hain senaryoya, bölücülüğe ve bölünmeye asla izin vermeyecektir.” ifadesini kullandı.

“HDP İLE YASAK İLİŞKİ ZALİMLERE DİZ ÇÖKMEKTİR”

HDP’nin “terör sevk ve hazırlık merkezi” olduğunu söyleyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“HDP, PKK’dır, cinayettir, bölücülüktür, masumlara, çocuklara, gençlere kadınlara ölüm tuzağıdır. HDP ile yasak ilişki zalimlere diz çökmektir. HDP’yle ittifak kurmak, terörist Demirtaş ile kahvaltı planları yapmak hiç kimseye iyilik ve onur sağlamayacak, bilakis hıyanete ortak edecektir. CHP seçimini yapmalıdır, sözde Kürdistan projesinin yanında mıdır? Karşısında mıdır? İYİ Parti kararını netleştirmelidir, FETÖ ve PKK’yla kol kola yürümeye devam mı edecektir, ‘Tamam’ mı diyecektir? HDP, siyasi kisveye bürünmüş suç örgütüdür, herhangi bir isimle açılmamak üzere kapatılması tarihe, millete, adalete ve gelecek nesillere namus görevidir.”

Bahçeli, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HDP’nin kapatılma istemiyle hazırladığı iddianameyi dün itibarıyla Anayasa Mahkemesine göndermesi hakkın, hukukun ve adaletin sesidir ve bu gelişme milletin yüreğine su serpmiştir.” dedi.

Şehitlerin davacısı ve hakikatin taraftarı olduklarını dile getiren Bahçeli, şöyle konuştu:

“Türk’üm deriz, doğruyum deriz, çalışkanım diye sesleniriz, adımızdan, ahlakımızdan, anılarımızdan ve Andımız’dan şu, bu istedi diye asla vazgeçmeyiz. Kırmızı çizgilerimizin pembeleştiğini söyleyen çürümüş CHP sözcüsüne diyorum ki, senin her yerin zift gibi kara olmuş haberin yok, her sözün kendin gibi laçkalaşmış bildiğin yok. İlle de pembe arıyorsan önce kendine bakmalısın, fakat buna bile yüzün yok. Bu arada Kılıçdaroğlu’na da tavsiyem, aklı varsa kendine saklasın, arayacağı varsa durmasın arasın, cesareti varsa, yüreği yetiyorsa bölücü dostlarına rest çekip tüm bağlarını koparsın. Ey CHP yönetimi, sizin nereniz Türk ki, Andımız’a sahip çıkacaksınız. Sizin nereniz doğru ki, Andımız’ı söylemek size yakışacaktır. Biz varlığımızı Türk varlığına armağan etmişken, sizin kimlerin tutsağı, kimlerin taşeronu, kimlerin hizmetkarı olduğunu bilmeyen kalmış mıdır?”

“DAHA ACIKLI OLANI DA BU TEHDİTLERE AÇIKTAN VEYA ÖRTÜLÜ DESTEK VERMELERİDİR”

Türkiye’nin küresel ve bölgesel hesapları bozan bir ülke olduğunu anımsatan Bahçeli, şunları söyledi:

“15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan hain darbe girişimini bir milat olarak kabul ettiğimizde, Türkiye’nin milli güvenliğine karşı tehditlerin beka düzeyine varacak bir düzleme kaydığı görülecektir. ABD’nin, Batı’lı müttefiklerimizin ve NATO’nun bu tehditleri anlamadığı, paylaşmadığı, daha acıklı olanı da bu tehditlere açıktan veya örtülü destek vermeleridir. Türkiye’nin takip ve temin edeceği milli strateji, uluslararası sistemin yapısal dinamiklerinin ortaya çıkardığı fırsat ve risklerle yakından ilişkilidir.

Doğaldır ki milli stratejimiz tasarlanırken, gelecek vizyonumuz, tarihsel misyonumuz, küresel düzenin yapısal dinamikleri doğru kavranmalıdır. Bu stratejiyle, Türkiye’nin hedefleri ve potansiyel gücü arasında bir dengelenme, esnek bir planlama ve uluslararası sistemin çıktıları üzerinden dinamik bir revize sürecinin işletilmesi gerekmektedir. Bugün Türkiye’nin önündeki en önemli stratejik önceliği, dünya düzeninde kendine biçtiği tarihsel rolü oynaması için muharrik şekilde jeopolitiğine yönelmesi olmalıdır. Bu jeopolitiğin ana omurgası, Çiftbaşlı Selçuklu Kartalı’yla simgeleştirilmelidir.”

“BİZ, YA DOĞU YA DA BATI KARARSIZLIĞI ARASINDA SIKIŞIP KALMAYIZ”

Bahçeli, ne Doğu’dan vazgeçeceklerini ne de Batı’dan ödün vereceklerini dile getirerek, “Biz, ya Doğu ya da Batı kararsızlığı arasında sıkışıp kalmayız. Kuşkusuz ve kesinlikle hem Doğu hem de Batı kararındayız. Bu nedenle bir yanda Rusya ile komşuluk ilişkilerimizi geliştiriyorken, diğer yanda ABD’nin dostluk ve müttefiklik hukukuna saygı ve riayetini bekleriz, bu konuda da aktif ve ön alan bir diplomasi takip etmeliyiz. S-400 hava ve füze savunma sistemi milli egemenlik konusudur, bu suretle vatan savunması başkalarının keyfine ve insafına bırakılamayacaktır.” açıklamasını yaptı.

Mısır’la kurulan sıcak ve yapıcı diyalogların isabetli olduğunu aktaran Bahçeli, “Unutmayalım ki devlet, duyguyla değil, akılla yönetilir. Devletler arasında keskin hatlarla ihata edilmiş dostluk ve düşmanlıklar olmaz, bugüne kadar da olmamıştır. Türkiye’nin jeopolitik kodlarının odak noktası, milli kültürü, milli tarihi, milli kimliği ve kucaklaşmayı bekleyen Türk dünyası ile kuracağı ilişkiler olmalıdır. Karabağ Zaferi ile açılan Nahçıvan Sınır kapısı fiilen ve fikren manevra alanımızı çok daha fazla genişletecektir. Bugün Güney Kafkasya’da vurulan davulun sesi, Orta Asya’dan, Doğu Türkistan’dan, Sibirya’dan, Doğu Avrupa’dan ve Balkanlar’dan duyulmaktadır. Bu durum Türkiye için stratejik bir vizyon olduğu kadar tarihin ve kültürümüzün bizlere yüklediği sorumluluktur.” değerlendirmesinde bulundu.

“BİZİM MİLLİYETÇİLİĞİMİZİ SORGULAYANLAR, GİTSİNLER AYNAYA BAKSINLAR”

Türkiye’de ve dünyada diyalog, barış, huzur, sükunet ve istikrarın beşinci stratejik hedefleri olduğunu bildiren Bahçeli, şunları kaydetti:

“Türk milliyetçiliği, yükselmek için değil yükseltmek içindir, ilaveten rasyoneldir, sosyolojik ve psikolojik esaslara dayanır, kan değil ruh ve kültür arar, millete mensubiyet şuurunu canlı tutmak asıl gayesidir. Bir diğer ifadeyle Türk milliyetçiliği, özgürlükçüdür, demokratiktir, eşitlikçidir, barışçıdır, milletimizin her ferdini bir ve kardeş gören kaynaşma ve kader ortaklığı ahlakıyla bütünleşmiştir. Bizim milliyetçiliğimizi sorgulayanlar, gitsinler aynaya baksınlar. Ülkümüz, Merhum Ziya Gökalp’ten mülhem şekilde ifade edersem, halin terbiyecisi, geleceğin mimarı, geçmişin de hakikatidir. Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, Irak’ın kuzeyinde, Libya’da, Afrika’da, Güney Kafkasya’da birliğin, dirliğin, direncin ve soylu duruşun adresi büyük Türk milletidir. Ve biz bu milletin ebediyen sevdalısıyız.”

Bahçeli, MHP’nin 13. Olağan Büyük Kurultayı’nın, millete, devlete, demokrasiye ve kutlu davalarına hayırlı olması temennisinde bulundu.

NOTLAR

Kurultay’a AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Erkan Kandemir, Mehmet Özhaseki ve Jülide Sarıeroğlu, BBP Genel Sekreteri Üzeyir Tunç, BBP Genel Başkan Yardımcısı Tevfik Eren, Yeniden Refah Partisi Genel Sekreteri Suat Pamukçu ve DSP Genel Sekreteri Müzeyyen Okur’un yanı sıra Türkiye ve dünyadan çok sayıda siyasetçi ve misyon şefi katıldı.

Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın üst üste 3 defa Divan başkanı olarak görevlendirilerek bir ilke imza attı.

Kurultay çerçevesinde İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu başkanlığında TBMM İdare Amiri ve Ankara Milletvekili Erkan Haberal, Ardahan İl Başkanı Hülya Davutoğulları, Samsun İl Başkanı Abdullah Karapıçak, Mersin İl Başkanı Zeynel Uğur Gölgeli’nin yer aldığı heyet, Anıtkabir ile Alparslan Türkeş’in Anıt Mezar’ını ziyaret etti.

Bahçeli, MHP 13. Olağan Kurultayı’nda konuştu! CHP, İYİ Parti ve HDP’ye çok sert sözler

MHP 13. Olağan Kurultayı’nda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “HDP Türk demokrasisinin çevresini sarmış mayın tarlasıdır. CHP beşinci kol faaliyetidir. İYİ parti melanet bir projedir.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP 13. Olağan Kurultayı’nda açıklamalarda bulundu.

Bahçeli’nin açıklamalarının satırbaşları şu şekilde:

Büyük Türk milleti, aziz vatandaşlarım, kurultay divanımızın değerli başkan ve üyeleri, kurultayımıza teşrif eden kıymetli misafirler, fedakar, vefakar ülküdaşlarım, sayın basın mensupları, Mart ayının 18’inde yani bugün Çanakkale ruhunun ilhamıyla şühedanın irtibarıyla, milletin iradesiyle 13. Olağan Büyük Kurultayımızı yapmanın emsalsiz kıvancını yaşıyoruz.

Edirne’den Kars’a Mersin’den Trabzon’a kadar ülkemin her yerini, bunun yanında Ortadoğu’dan Kafkaslara Afrika’dan Balkanlara milli varlığımızın asaletini vicdanını kalbinde yaşayan kardeşlerimi selamlıyorum.

Hesap yapmayız çıkar ile, çünkü biz Cumhur İttifakı’yız. Düşmeyiz durmak ile durmayız vurmak ile çünkü biz Türk milletimiz. Vazgeçmeyiz korku ile dönmeyin tehdit ile çünkü biz Türkiye’yiz. Kazananın Türkiye olacağına candan inanıyoruz.

Bastığımız yerleri toprak diyerek geçmiyoruz, hep düşünüyoruz altında nice kefensiz yatanı. Şehit oğluyuz incitmiyoruz atamızı. Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal.

1 yıldır dünyanın ve ülkemizin mücadele ettiği koronavirüs salgını nedeniyle kurultaya katılımı mecburen kısıtlı tuttuk. Her şeyin başı elbette sağlıktır, dikkatli olmalıyız. Kurallara mutlak suretle uymalıyız. 1 yıllık zamanda Covid-19 nedeniyle hayatlarını kaybeden kardeşlerime rahmet, tedavi olanlara şifalar diliyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle 13. Büyük Olağan Kurultayımıza katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyor, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum.

Aziz dava arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler tam 52 yıldır siyaset sahnesindeyiz, milli gönüllerdeyiz. Hak namına haksızlığa ölsek tapmadık. Zaman oldu bir haysiyet ufkunda güneş gibi battık. Acılarımızdan ders aldık tutunduk gerçeklere. Yeri geldi ihanetlerle boğulmak istendik, vazgeçmedik sevdamızdan. Şikayet etmedik sırtımızdaki yüklerden. Ülkücü olmanın varsa bir bedeli seve seve ödemeyi diledik.

Yazın kuruyup kışın yatağında taşan nehirler misali engelleri aştık. Bin asra bedel imtihanlarla yoklandık. Biz damlanın içindeki okyanusu gördük. Milliyetçi hareket Türklüğün bekasını korumaya dava etmiştir. Ömrümüzde milliyetimizin, bu cennet toprağın bize vatanı yardır dedik. Yastığımız mezar taşı yorganımız kar olsun. Biz bu yoldan dönersek namus bize ar olsun. Bu yol ki hak yoludur dönme bilmeyiz, yürürüz.

Biz yürüdükçe hainler kaçacak delik arayacak. Biz yürüdükçe Türkiye düşmanları köstebekler gibi saklanacak. Biz yürüdükçe millet yürüyecek. Türkiye yükseldikçe yükselecek. Yürüyüşümüzden ürkenler var, hepsini biliyoruz. Bütün köhne emel sahiplerini iyi tanıyoruz. Karanlık oyunları görüyor, kara kampanyaları göğüslüyorsunuz. İbretle takip ediyorsunuz, geceleri hesap gündüzleri hüsran geçmişleri hezimet ne kadar münafık varsa alayı bir araya gelmiş Türkiye’nin ayağından çekiştiriyor. Sanıyorlar ki kumpaslarına hiç takat yetmeyecek. Türkiye’nin karşısında hizalanmak muhalefet değildir. Türkiye’yi uçuruma çekmenin adı demokrasi değildir.

İnsanlık değildir, insan hakları hiç değildir. Bölücü vekillerin TBMM’ye gelen fezlekelerinin önüne arkasına bakalım demek siyaset değildir, adamlık değildir. Neyine bakacaksınız?

Fakat gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor. HDP Türk demokrasisinin çevresini sarmış mayın tarlasıdır. CHP beşinci kol faaliyetidir. İYİ Parti, siparişle kurulan projedir. İP’in Başkanı Cumhur İttifakı’nı tanımlarken etle tırnak gibi demiş. Kendilerininse proje bazı bir ittifak olduğunu teyit etmiştir. Bu neyin projesidir? Hedefler manzumesi nerelerden ibarettir?

Cumhur İttifakı dürüst birlikteliktir. Terör örgütlerine karşı tek yürekle duruş gösteren cumhurun ruh kökü, duruş özüdür. Cumhur İttifakı’nı arayan Kandil’de değil, Pensilvanya’da değil, Ankara’da bulacaktır. Tarihimiz bellidir o da cumhur ittifakıdır. 2023 adayımız bellidir, o muhterem isim Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Kılıçdaroğlu bir tarafta Türkiye’de can güvenliği yok derken diğer tarafta 10 milyon işsizlik var derken yalan söylemiştir. CHP Genel Başkanı tarlayı bilmez, çiftçimizi konuşur bakkala girmez, marangozu tanımaz, gelin görün ki esnafımızı konuşur, memurlarımızdan bahseder. Sıra CHP’ye oy vermeyenlere gelince hakaretleri sıralamaktan kaçınmaz.

Tıpkı Covid-19 virüsü gibi zillet de bulaşıcıdır ve mutasyona uğramıştır. Zilletin aşısı da 2023 yılının haziran ayında demokratik vasıtalarla yapılacak ama bu aşı zillete zehir olarak yansıyacaktır. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Milletin üstünde bir güç yoktur. Erken seçim diye tutturanlar iyi bilsinler ki seçimler zamanında yapılacak, Türkiye rotasından çıkmayacaktır. Cumhur İttifakı’nın tavifsiz kararı budur. 2023’te yeni bir tarih yazılacak, istikbale Cumhur İttifakı ile ulaşılacaktır.

Bize hiç kimse hikaye anlatmasın, bahane ileri sürmesin. Türk milleti zilleti değil zaferi seçecektir. İstiklal için birlik, istikbal için birlik, kazanan Türkiye, kazançlı çıkan da Türk milleti çıkacaktır.

Değerli dava arkadaşlarım, Türkiye tarihinin en önemli reformunu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle yapmıştır. Bir yönetim sisteminin nasıl ve ne şekilde tarif edildiğinden ziyade beklentilerini karşılayıp karşılamadığına, millette karşılık bulup bulmadığına odaklanması en dengeli bakıştır. Türkiye’nin sistemsel aksaklıklarının milli irade ile çözülmesinden herkes memnun olmalıdır. 9 Temmuz 2018’den itibaren resmen uygulanmaya geçen Türk tipi Başkanlık Sistemi taban tutmuş, mazimizle örtüşmüştür. Yürürlükteki sistemin şifa olması, devlet ve millet hayatına nüfuz etmesi için zaman gerekir, özveri gerekir, destek gerekir. Yeni sistemin özünde Türk milletinin beka özlemleri ana esastır. Altını kalın bir şekilde çizmek isterim ki daha uyanık daha bilinçli hareket ediyoruz.

Geleceğin kudreti Türk milletidir çünkü dev uykusundan uyanmış ve seferber olmuştur. Cihan ruhu tarihin farklı devirlerinde, büyük bir kuvvetle tecelli etmiştir. Türk milleti cihan ruhuna sahip bir millettir. Aziz Türk milleti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle tekraren cihan ruhuna taliptir. Kendimize özgü bizi biz yapan milli karakteriyle birebir çakışan devlet yönetimine Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gücümüzdür. Stratejik hedeflerimizin ilk Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne sahip çıkmak, yaşamasına hizmet etmektir.
Güçlendirilmiş parlamenter sistemini ilk dile getiren terörist Selahattin Demirtaş’tır. Artık parlamenter sisteme geri dönüş yoktur. Milli iradenin tartışmaya açılması, demokratik bir haktan öte baskıcı, tahammülsüz bir siyaset ayıbıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi reformlarla kökleştirilmeli ve güçlendirilmelidir. Bu süreç kararlılıkla devam etmektir, eksik varsa giderilecektir. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan reform paketleri habercisidir. Üzerimize düşen her sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğumuzu söylüyoruz. MHP bu kapsamda gerekli çalışmalarını sürdürmektedir, hazırlıklarımız tamamlanacaktır. Siyasi partiler kanunu değiştirilmelidir. TBMM iç tüzüğü yeni sistemle uyumlu hale getirilmelidir. Milletvekilliği dokunulmazlığı yeni baştan ele alınmalıdır. Kamuoyu araştırmaları ve sonuçlarının yayınlanması hakkında geniş tedbirler alınmalıdır. Bir partiyi parlatıp diğerini karalayan anket şirketleri bize göre milli irade dolandırıcısıdır.

Günümüz dünyasında siyasi güç silahın yanı sıra, ekonomik üstünlükle sağlanmaktadır. İnsanımızın ihtiyaç ve isteklerini bir ekonomik sistemle karşılamak zorundayız.

Çürük, çarpık iddiaların 3 boyutlu hedefi vardır. Birinci boyutu ülkemize gelen yatırımları caydırmaktır. G-20 ülkeleri arasında ekonomisi büyüyen iki ülkeden biri Türkiye’dir. FETÖ’cü hainler Yunanistan’ı sığınma limanına çevirmişken kimsenin sesi çıkmıyor. Mazlumlar inim inim inlerken kimseden eleştiri gelmiyor.

Türkiye’de demokrasi yok diyenler gelsinler bunu külahıma anlatsınlar. Hiçbir zaman bu ülkeden diktatör çıkmadı. Demokrasi ahkamı kesenler, terörizme özgürlük arayanlardır.

MHP serbest piyasa mantığını kabullenmektedir.

Ekonomi sadece ekonomi değildir. Adalettir, ahlaktır, paylaşımdır. Ekonomi özgürlük değerleriyle bütünleşmiştir. Bölüşürsek toz oluruz, bölünürsek yok oluruz. Başkalarının koyduğu kurallara uyarak ancak karın doyururuz.

İnsanlığın huzuru kitabımıza emek ve katkı veren değerli hocalarımıza yürekten teşekkür ediyorum. İnsanlığın derin ve dipsiz bir huzursuzluk çukurunda olduğunu görüyoruz. Dünya üzerinde 54 ayrı noktada çatışma hakimdir. Terörizm insan varlığını direkt tehit ediyor. Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur sözü defalarca görülmüştür. Teröre üst üste darbe vurulmuş, sonu görünmüştür. Güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen terör devleti engellenmiştir. İhanetin damarları kesilmiştir. Cumhur İttifakı’nın varlığı içinde son terörist ele geçirilesiyle kadar destek vermek, Türk milletini bu şiddet sarmalından çıkarmaktır.

HDP, PKK’dır, cinayettir, ölüm tuzağıdır. HDP ile yasak ilişki zalimlere diz çökmektir. Terörist Demirtaş ile kahvaltı yapmak kimseye onur sağlamayacaktır. CHP seçim yapmalıdır. HDP siyasi kisveye bürünmüş suç örgütüdür, herhangi bir isimle açılmamak üzere kapatılması namus görevidir. İddianamenin dün itibariyle Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi milletin yüreğine su serpmiştir. Biz hakikatin tarafındayız. Kırmızı çizgilerimizin pembeleştiğini söyleyen çürümüş CHP Sözcüsü’ne diyorum ki senin her yerin zift gibi kararmış haberin yok. Kılıçdaroğlu’na tavsiyem cesareti varsa yüreği yetiyorsa bölücü dostlarına rest çekmelidir. Ey CHP yönetimi sizin nereniz Türk ki Andımıza sahip çıkacaksınız!

Türkiye, Türkiye’den büyüktür. Türk dünyası, dünyadan büyüktür. Milliyetçiliğimiz hayatın ve milli arzuların gerçeğini yansıtmaktadır. Türk milliyetçiliği yükselmek için değil yükseltmek içindir. Kan değil ruh ve kültür arar. Türk milliyetçiliği özgürlükçüdür, eşitlikçidir. Bizim milliyetçiliğimizi sorgulayanlar aynaya baksınlar.

Erdoğan-Bahçeli görüşmesinde 50+1 ve ilk 4 maddenin aynı kalmasında mutabık kalındı

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli dün Beştepe’de bir araya geldi. Görüşmede yeni anayasa ve reform paketi konuşuldu, 50+1 ve ilk 4 maddenin aynı kalmasında mutabık kalındı.

Cumhur İttifakı ortakları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP lideri Devlet Bahçeli, dün bir saat süren anayasa zirvesinde bir araya geldi.

Edinilen bilgilere göre, Erdoğan ve Bahçeli’nin 2023 seçimlerine kadar tamamlanmayı planladıkları anayasa çalışmalarında ilk hedef olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini güçlendirecek adımlar olacak. Görüşmede Türkiye’de darbeler sonrası yapılan anayasaların vesayet içerdiği belirtildi. 12 Eylül darbesinin ardından yapılan mevcut 1982 Anayasası’nda yapılan değişikliklerle bile vesayetten kurtulunamadığına dikkat çekildi. İki liderin Türkiye’nin vesayet anayasasından kurtulması konusunda görüş birliğine vardığı, muhalefetin ilk tepkilerinin de enine boyuna masaya yatırıldığı öğrenildi.

50 artı bir değişmeyecek

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde cumhurbaşkanı seçilmek için 50 artı 1 şartı getirilmişti. İki liderin görüşmede 50 artı 1 şartının korunması yönünde fikir birliğine vardığı öğrenildi. Yeni anayasanın sisteme uygun olması gerektiğine dikkat çekildi. Anayasada yapılacak değişikliklerle sistemin daha rahat bir şekilde işleyeceği belirtildi. Anayasanın ilk 4 maddesinin değiştirilmeyeceğine de vurgu yapıldı.

Reformlar da görüşüldü

İki lider, anayasa çalışmalarının yanı sıra iç ve dış gelişmeleri de değerlendirdi. Görüşmede, yargı ve ekonomik alanda yapılacak reformlar da masaya yatırıldı. Erdoğan, reformlarda son gelinen noktayı Bahçeli ile paylaştı. Görüşmede, Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan eylemler de gündeme geldi.

Öte yandan Anavatan Partisi de Erdoğan’ın yeni anayasa çağrısına destek verdiğini açıkladı.

Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesindekabul etti.Basına kapalı gerçekleştirilen kabul, 40 dakika sürdü.

HDP’nin kapatılması siyasi değil, hukuki

Başta Bahçeli olmak üzere HDP’nin kapatılması yönündeki çağrılar için gözler Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na çevrilirken; Akit’e konuşan hukukçular, “HDP’nin kapatılması için hukuki gerekçeler tamamıyla oluşmuş durumda. Konu demagoji ve siyaset değil, tamamıyla yasadır” dediler.

Hasan Eğrigöz  Ankara 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin HDP’nin kapatılması yönündeki açıklamalarının ardından gözler Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na çevrildi. HDP’nin kapatılması için hukuki gerekçelerin tamamının oluştuğunu belirten hukukçular, HDP’nin kapatılmasının siyasi değil, hukuki olduğunu söylediler.

Teröre açık destek

HDP’nin terör faaliyetleri açık bir şekilde olmasına rağmen hala faaliyet göstermesinin hukuk ayıbı olduğunu ifade eden Hukuk ve Fikir Platformu Başkanı Avukat Faruk Keleştimur, şunları dile getirdi:

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68. ve 69. maddeleri açık bir şekilde siyasi partilerin hangi hallerde kapatılacağını hükme bağlamıştır. Anayasa ve kanunlar çerçevesinde hareket etmek ve bu noktada hukuki mekanizmaları ve yargı mercilerini işler hale getirmek hukuk devleti olmanın bir gereğidir.

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne saldırıların odak noktası haline gelen, bir dizi terör faaliyetine dahli aleni bir şekilde ayyuka çıkmış olan, nümayiş bahanesiyle sokakları karıştırarak ölümlere sebebiyet veren bir yapının meşruiyet zemini ortadan kaldırılmalıdır.

Bazı mahfillerin iddia ettiği gibi HDP’nin kapatılması değil, açık olması bir hukukî çelişkidir ve hukuk devleti ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu noktadaki girişimi Siyasi Partiler Kanunu 100. Madde çerçevesinde bir hak ve yetki kullanımı olup hukuka ve mevzuata uygun, sorumlu bir girişim hüviyetindedir.

Bir hukuk ayıbı olan HDP’nin siyasi faaliyet göstermesi gerçeğinden milletçe arınmak ve bu husustaki kararlı iradeyi geleceğe taşımak elzemdir. Aynı zamanda hukuk devleti olmanın gereğidir. HDP’nin kapatılması için hukuki gerekçeler tamamıyla oluşmuş durumda. Bugün HDP’nin kapatılmasına dair olan konu demagoji ve siyaset değil, tamamıyla hukuktur. Hukuk HDP’nin kapatılmasını gerektiriyor.”

Bir engel yok

Türkiye Adalet Araştırmaları Merkezi (TÜRKAD) Başkanı Avukat Mehmet Sarı da, şu değerlendirmede bulundu: “Gerek Anayasamız, gerekse uluslararası hukuk bağlamında meseleyi değerlendirdiğimizde HDP’nin kapatılması açısından hukuki bir engel olmadığını ifade edebiliriz. Buna ilişkin özellikle PKK ve HDP arasındaki bu organik bağ doğrudan HDP’nin burada PKK eylemleri bakımından net bir irtibatları olmadığı, ilişkileri olmadığı, organik bağı olmadığına ilişkin bir red yapılmadı. Dolayısıyla PKK’nın şiddetle terörü yani tüm vahşice yaptığı katliamlar bakımından bu durum HDP’yi de bağlar” ifadelerini kullandı.

Avrupa’da örneği var!

Hukukçu Mehmet Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yönde nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) de kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılan İspanya’da ETA ile Batasuna Partisi arasındaki ilişki değerlendirilir. Buradaki Batasuna Partisi’nin pozisyonuna baktığımızda esas silahlı terör örgütünün bir siyasal görünümüdür. İzdüşümünde olan bir parti görünümündeydi. Fakat İspanya Anayasa Mahkemesi burada ETA’nın yapmış olduğu silahlı eylemlere rağmen ETA’nın terör örgütü kabul edilmemesine rağmen yine de ilişkilerinden dolayı Batasuna Partisi’nin kapatılmasına gerekçe yapmıştı. AİHM’i değerlendirdiğimizde bu anlamda bir siyasal örgütlenme özgürlüğü açısından bir alan teşkil edemeyeceğini, teröristi övmenin dahi partinin kapatılması bakımından gerekçe olarak kabul ettiğini açıklamıştı. Bunu HDP açısından değerlendirdiğimizde buradaki durum gerçekten HDP ile PKK arasındaki ilişki ve PKK’nın dünyadaki en vahşi bir katliam örgütü olduğu gerçekliği göz önüne koyduğumuzda o zaman HDP’nin kapatılması için şartlar fazlasıyla mevcut. Hiçbir engel yok hukuki anlamda. 2010 referandumunda da HDP ve CHP, direkt parti kapatmayı zorlaştıran maddelere karşı aleyhte oy kullandılar. Yani şu an itibariyle ortada parti kapatmayla ilgili hukuki zemini varsa CHP de, HDP de buna karşı duran partilerdi.”

HDP’nin fişi çekiliyor… MHP harekete geçti!

Gazeteci yazar Abdulkadir Selvi, MHP’nin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dava açması için bir ay bekleyeceğini, bu süre zarfında adım atılmazsa HDP’nin kapatılması için dava açacaklarını yazdı.

Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, “MHP’de HDP’nin kapatılmasıyla ilgili bir çalışma var. Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız başkanlığında HDP’yle ilgili bir dosya hazırlanıyor.MHP, öncelikle Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili iddianame üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP hakkında kapatma davası açmasını bekleyecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP hakkında kapatma davası açarsa MHP, mükerrer bir başvuru olur gerekçesiyle ayrıca müracaat etmeyi düşünmüyor.” ifadesini kullandı.

İşte Selvi’nin merak edilen köşe yazısı:

Bir süredir HDP’nin kapatılmasını gündeme getiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 Ocak tarihli yazılı açıklamasında, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bilhassa 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili hazırlanan ve hukuken açık ihbar niteliği taşıyan iddianameyi temel alarak HDP hakkında acil ihtiyaç olan kapatma davasını süratle açabilecektir. Şayet kapatma davasının açılması tavını kaybedip tavsamaya havale edilirse Milliyetçi Hareket Partisi Siyasi Partiler Kanunu’nun 100’üncü maddesine müzahir olarak gereğini zamanı geldiğinde inanmışlıkla yapacaktır” dedi.

Böylece HDP’nin kapatılmasıyla ilgili tartışmalarda yeni bir sürece girildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın parti kapatmaya sıcak bakmadığı biliniyor. AK Parti’nin önemli isimlerinin de bu yönde açıklamaları oldu. O nedenle MHP’nin, HDP’yle ilgili tutumunun cumhur ittifakının politikası olmadığı anlaşılıyor. Ancak AK Parti’nin, MHP’nin bu girişimini engelleme gibi bir çabası olmayacağı belli.

MHP’deki hazırlık

Soru 1: MHP’de, HDP’nin kapatılmasıyla ilgili bir çalışma var mı? Var.

Soru 2: Kimin başkanlığında yapılıyor?

Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız başkanlığında HDP’yle ilgili bir dosya hazırlanıyor.

Soru 3: MHP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na HDP’nin kapatılması için müracaat edecek mi?

MHP, öncelikle Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili iddianame üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP hakkında kapatma davası açmasını bekleyecek.

Soru 4: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dava açarsa MHP ne yapacak?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP hakkında kapatma davası açarsa MHP, mükerrer bir başvuru olur gerekçesiyle ayrıca müracaat etmeyi düşünmüyor.

Soru 5: Eğer Yargıtay, HDP hakkında kapatma davası açmazsa MHP ne yapacak?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı adım atmazsa MHP, Siyasi Partiler Yasasının 100. Maddesi’ne göre HDP’nin kapatılması için yazılı başvuruda bulunacak.

Soru 6: MHP ne kadar bekler, başvuruyu ne zaman yapar? Bir tarih var mı?

Belirlenmiş bir tarih var. MHP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dava açması için 1 ay bekleyecek. Eğer bu süre zarfında adım atılmazsa harekete geçecek.

Soru 7: MHP’nin HDP dosyasında ne var?https://b1add656e13c117e189605d23580969a.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-37/html/container.html

MHP’nin HDP’nin kapatılmasıyla ilgili hazırlığını yaptığı dosyanın ana temasını, “HDP, PKK’nın siyasi uzantısıdır” tezi oluşturuyor. PKK’nın 1978 yılındaki kuruluşundan bu yana meydana gelen terör eylemleri yer alıyor. Ayrıca 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili olarak Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame dosyaya girecek.

HDP’nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere milletvekillerinin PKK ve Öcalan’la ilgili açıklamalarına yer verilecek.

Sıcak gündem bekliyor

Siyaset yeniden şekillenirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ittifak girişimleri ve HDP’nin kapatılması konusu nedeniyle siyasette sıcak bir gündem bizi bekliyor. Hem de ateşin üzerindeki kestane gibi. Elini uzatanın elini yakacak bir gündem.

Whatsapp işinin milli güvenlik boyutu

WHATSAPP, gizlilik politikasıyla ilgili güncellemenin özel hayata ilişkin mesajları kapsamadığına ilişkin açıklama yaptı. Ama ikna edici olmadı. Çünkü WhatsApp kullanıcılarına gönderdiği sözleşmede tüm verilerin Facebook’la paylaşılabileceği bilgisi yer alıyor. Bunun için de son tarih olarak 8 Şubat belirlenmiş. WhatsApp, 2014 yılında Facebook tarafından satın alındı. Facebook, Instagram’ı da bünyesinde bulunduruyor.

Facebook’un sabıkası

Facebook bu konuda sabıkalı bir şirket. 2016 ABD seçimlerinde 87 milyon kullanıcının bilgisini siyasi danışmanlık şirketi Cambridge Analytica ile paylaştığı tespit edilmişti. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, bu skandalın ortaya çıkması üzerine ABD Kongresi’nde özür dilemek zorunda kalmıştı.https://b1add656e13c117e189605d23580969a.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-37/html/container.html

WhatsApp’ın yeni uygulamasının milli güvenliği ilgilendiren boyutu ise önceki günkü kabine toplantısında gündeme geliyor. Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu, WhatsApp’ın yeni sözleşmesindeki açıklara dikkat çekiyor. WhatsApp’tan, Telegram ya da Signal gibi başka uygulamalara geçmenin çözüm olmadığı, onların da başka ülkelerin uygulamaları olduğunun altı çiziliyor. Yerli ve milli uygulamanın yaygınlaştırılması üzerinde duruluyor. Zaten devletin belirli birimlerinde bir süredir, yerli ve milli uygulama olan BİP kullanılıyor. Ama BİP bir türlü yaygınlaştırılamadı. WhatsApp’ın kullanıcıların bilgilerini Facebook’la paylaşılacağı yönündeki yeni sözleşmesinde kullanıcıları en çok rahatsız eden, özel bilgilerin, yazışmaların Facebook’un eline geçecek olmasıydı. İnsanlar mahremlerinin paylaşılmasını istemedi. En doğal hakları.

Milli Güvenlik sorunu nerede?

WhatsApp’ın dayattığı sözleşmede en çok üzerinde durulan noktayı ise “meta bilgisi” oluşturuyor. WhatsApp kullanıcılarının meta bilgisinin Facebook’la paylaşılmasının milli güvenlik sorunu oluşturabileceğinin altı çiziliyor. Gerçekte WhatsApp, ücretsiz olarak sunduğu birçok hizmeti bizim kara kaşımız ya da kara gözümüz için yapmıyor. Zaten meta bilgimiz WhatsApp’ın elinde. Ama endişeye neden olan, bu bilgilerin Facebook tarafından siyasi ya da istihbari amaçla kullanılacak olması.

META bilgisi kaygısı

WhatsApp’la ilgili tekil kullanıcılar özel hayatlarına ilişkin kaygılar taşırken, kamu daha çok META bilgisi üzerinde yoğunlaşıyor. Çünkü META bilgisi istihbari ve ekonomik bir değer ifade ediyor. “Sosyal medyamız, bizim güvenlik sorgulamamız, GBT taraması ya da adli sicil kaydımıza dönüşüyor” deniliyor. Meta bilgisi kabaca WhatsApp kullanıcısının yazıştığı kişilerin profilini, yazışmalarında ilgi duyduğu konuları, daha çok kimlerle ve hangi maksatla görüşmeler ya da yazışmalar yaptığı ya da hangi kurumlara gittiği, hesap bilgileri, mesajlar, durum bilgisi, konum bilgileri gibi güvenlik, siyaset, istihbarat alanları açısından kıymetli bilgileri içeriyor. “Bu bir bilgi alınması değil, iki çarpı iki, üç çarpı üç gibi bir kuvvet çarpanı doğuruyor” deniliyor.

Trump uygulaması

ABD’de 6 Ocak’ta Trump yanlılarının Kongre binasını basması üzerine Twitter, ABD Başkanı Trump’ın hesaplarını kullanıma kapatmıştı. Şiddet çağrısı ya da terör propagandası gibi şartlara ihtiyaç duymadan Trump’ın Twitter hesabının askıya alınmasının ardından, WhatsApp’ın gizlilikle ilgili yeni sözleşmesi Türkiye’de yerli ve milli platformların güçlendirilmesi konusunu gündeme getirdi.

Whatsapp geri adım atmazsa

Kullanıcıların başlattığı, “Kavimler Göçü”ne rağmen WhatsApp geri adım atmazsa ne olacak? Kullanıcılara seçenek hakkı tanımayan WhatsApp’a, ilk aşamada Rekabet Kurulu tarafından soruşturma başlatıldı. Ama WhatsApp geri adım atmadığı takdirde bazı yaptırımlar devreye girebilecek.

MHP’li Akçay’dan çok sert Boğaziçi açıklaması: Kaosla iktidar hayali kuranlar bunun bedelini ağır öder

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in Devlet Bahçeli’ye yönelik açıklamalarına sert ifadelerle tepki gösterdi.

Yasa dışı örgütlerle CHP ve HDP’yi arkalarına alarak Boğaziçi provokasyonuna soyunanlara dikkat çeken MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “CHP’li Özgür Özel, terör yöntemlerini kullanarak sokak eylemleri yapan, iç ayaklanma çıkarmaya çalışan teröristlerin ve darbecilerin başının ezilmesinden rahatsız olmaktadır. Terörist destekçisi olduğu bilinen CHP’li Özel, darbeciliğe heves etmektedir. Darbeci zihniyetin siyasi odağı CHP ile yandaşları darbe, kaos ve sokak olaylarıyla iktidar hayali kurmaktadır. Her kim sandıktan değil de darbe, kaos ve sokak hareketleriyle iktidar olmayı hayal ediyorsa bunun bedeline katlanmayı da göze almalıdır.” dedi.

‘Darbeciliğe heves etmektedir’

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarının çarpıtıldığına vurgu yapan MHP’li Akçay şöyle konuştu:

“Liderimiz sayın Devlet Bahçeli ‘Boğaziçi Üniversitesine atanan rektör üzerinden Gezi kalkışmasına çalışıldığını, CHP, İP ve HDP’nin provoke ettiği, terör örgütlerinin alevlendirdiği protestoları sokak hareketine dönüştürme ısrarının ateşle oynamak olduğunu’ ifade etmiştir. Terör örgütleri ve Türkiye düşmanlarıyla işbirliği deşifre olan, taciz ve tecavüz skandallarıyla köşeye sıkışan CHP ve yandaşları büyük bir çaresizlik içinde yalan, iftira, çarpıtma ve kara propagandalarla MHP’ye ve Genel Başkanımız sayın Devlet Bahçeli’ye saldırmaktadır. CHP’li Özel, liderimizin ‘Kanuna uygun atamaya terör yöntemleriyle karşı çıkmak, Boğaziçi Üniversitesi’nden Gezi Parkı kalkışması çıkarmaya niyetlenmek başı ezilmesi gereken bir komplodur’ sözünü ‘Boğaziçili öğrencilerin başı ezilmelidir’ şeklinde çarpıtmaktadır. CHP’li Özgür Özel, terör yöntemlerini kullanarak sokak eylemleri yapan, iç ayaklanma çıkarmaya çalışan teröristlerin ve darbecilerin başının ezilmesinden rahatsız olmaktadır. Terörist destekçisi olduğu bilinen CHP’li Özel, darbeciliğe heves etmektedir.”

‘Kaosla iktidar hayali kuranlar bunun bedelini öder’

Erkan Akçay sözlerine şöyle devam etti:

“Darbeci zihniyetin siyasi odağı CHP ile yandaşları darbe, kaos ve sokak olaylarıyla iktidar hayali kurmaktadır. Her kim sandıktan değil de darbe, kaos ve sokak hareketleriyle iktidar olmayı hayal ediyorsa bunun bedeline katlanmayı da göze almalıdır.”