MHP

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

MHP

Bahçeli talimat verdi: MHP İzmir’de Oniki Ada yürüyüşü yapacak

MHP, “12 Ada” için harekete geçiyor. 9 Eylül saat 9.00’da ülkücü gençler, “İstiklal için kararlılık yürüyüşü” yapacak. 81’er kişilik 12 ayrı kortej, İzmir Cumhuriyet Meydanı’ndan, Yunan askerlerinin denize döküldüğü Gündoğdu Meydanı’na yürüyecek.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 29 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Oniki Ada’nın statüsünün yeniden değerlendirilmesini istemiş, “Bu adalar haksız, hayasız ve hukuksuz şekilde elimizden alınmıştır.” demişti.

Bahçeli, partisini Oniki Ada için harekete geçirdi. MHP Lideri Devlet Bahçeli, İzmir’in kurtuluşunun yıldönümü olan 9 Eylül’de Yunan askerinin denize döküldüğü yerde ülkücülere “İstiklal için kararlılık yürüyüşü” talimatı verdi.

81 ili temsilen 81 genç

Bahçeli’nin talimatıyla Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım başkanlığında binden fazla genç organize edildi. Oniki Ada’yı temsilen 12 ayrı yürüyüş korteji oluşturuldu. Bu grupların her birinde 81 ili temsilen 81 genç görevlendirildi. Gruplar yan yana ve art arda 9’ar kişi halinde sıralanacak. Böylece Atatürk’ün doğum yılı olan 1881’e de gönderme yapılacak.

Gündoğdu Meydanı’na yürüyecekler

Ülkücü gençler, 9 Eylül’de saat 9.00’da “İstiklal için kararlılık yürüyüşü” yapacak. İzmir Cumhuriyet Meydanından, Türk ordusunun Yunan askerlerini denize döktüğü Gündoğdu Meydanı’na yürüyecekler. 

Koronavirüs tedbirleri ile gerçekleştirilecek

Yürüyüş, koronavirüs tedbirleri kapsamında gerçekleşecek. Gençler, bir gün önce koronavirüs testinden geçirilecek. Alana girişte herkesin ateşi ölçülecek. Katılımcıların hepsi maskeli olarak, bir buçuk metrelik aralıklarla yürüyecek.

MHP’den Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’na sürpriz teklif

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, yeni partileri kuran eski Ekonomi Bakanı Ali Babacan ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na çağrı yaptı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, DEVA Partisi’ni kuran Ali Babacan ve Gelecek Partisi’ni kuran Ahmet Davutoğlu’na Cumhur İttifakı’na katılmaları için çağrıda bulundu.

Günboyu gazetesinin haberine göre; MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Beyaz Gazete’den Pınar Işık Ardor’un sorularına yanıt verdi.

Ali Babacan’ın DEVA Partisi ve Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’ne ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan Yalçın şunları şöyledi:

Politikanın yeni dinamiklerine göre bunların halk nezdinde itibar kazanma şansları yok. Yapacakları en iyi iş, bir an evvel Cumhur İttifakına iltica ve iltihak etmek olur” dedi. “Gelecek ve DEVA partilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Kimden oy geçişi olabilir? Cumhur ittifakından mı Millet ittifakından mı?” sorusunu yanıtlayan Yalçın, “Bunlar naylon parti… En küçük darbede delinebilecek, örselenecek yapıdalar… Seyircisi olmayan bir futbol takımı gibiler.

Bunlar tabansız… Seçmen kitleleri yok… Üstelik çaplarına bakmadan kemikleşmiş siyasi parti oylarına talipler… Aslında bunlar, daldan bir elma düşmesini bekleyen sürüngenler, ağına bir böceğin takılmasını bekleyen örümcekler, savanda bir canlının kendi kaderiyle ölmesini veya parçalanmasını bekleyen akbabalar, aslanın yemlerinden artanla yetinmek zorunda kalan sahra tilkileri gibiler.

Bıkkın ve küskün seçmenlerin tuzaklarına düşmesini bekliyorlar. Oysa yıllardır oy verdiği partiye bir şekilde tepkili olan Türk seçmeni bile öylesine bilinçli ki bunları ancak mizah malzemesi yapar

“Bunlar tuzak kurup…”

DEVA ve Gelecek Partisi’nin politikada geleceğinin olmadığını söyleyen Yalçın şu ifadeleri kullandı:

Tabii bunlara tuzak kurup kendi ağlarına düşürmeye çalışan büyük avcılar da var… Mesela CHP, siyaset meydanında kurduğu kapanlarına milletvekili transferi gibi yemler koyarak bunları avlama peşinde… Daha önce İP’lileri sazan gibi oltaya getirdiler ya…Kanaatimce iki partinin de hiçbir şansları yok. Vatandaş ne umacak da bunların arkasından gidecek?

“Yapacakları en iyi iş”

“Teşbihte hata olmaz. Yaz gelecek, yonca bitecek de bunlar yiyecek öyle mi? Ayrıca artık siyasette de iklim değişikliği var. Politikanın yeni dinamiklerine göre bunların halk nezdinde itibar kazanma şansları yok. Yapacakları en iyi iş, bir an evvel Cumhur İttifakına iltica ve iltihak etmek olur. Uzun vadede zaten şimdinin kimi muhalifleri de yelkenleri indirip bizim limanlarımıza yanaşacak. Cumhur İttifakı giderek daha büyüyecek ve bütün siyaset limanlarına hâkim ve kalıcı olacak.”

MHP’li Yalçın’dan dikkat çeken ‘Ayasofya’ çıkışı: Fetih ve kılıç hakkıdır

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, son günlerde gündemden düşmeyen Ayasofya Camii’nin ibadete açılması tartışmalarıyla ilgili “Ayasofya fetih ve kılıç hakkıdır.” açıklamasında bulundu.

“MHP olarak, milli egemenliğimizin Ayasofya üzerinden pranga ve vesayet altında daha fazla bekletilmesine rızamız yoktur” diyen MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “İstanbul’un sahibi kimse, Ayasofya onundur. Dolayısıyla Ayasofya üzerinde tasarruf hakkı da Türk milletine aittir” diye konuştu.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, Ayasofya konusunun çok yönlü tahlil edilmesini istedi. Ayasofya ile ilgili her aklına esenin kelam etmekten kaçınması gerektiğini belirten Yalçın, Ayasofya’nın varlığıyla bir medeniyet tasavvuru tebliğ ettiğinin altını çizdi.

“Büyük fethin abidevi delilidir”

Yalçın, Ayasofya’nın, büyük bir ana kubbe ve onu destekleyen küçük kubbelerle zarif minarelerden ibaret olmadığına işaret etti. Bütün tarihi İstanbul camilerinin değerli ve hepsinin de ata yadigarı olduğunu vurgulayan Yalçın, Ayasofya’nın İstanbul’daki bütün ibadethane ve camilerden ayrı, hususi bir yere ve öneme sahip olduğunu belirtti.

Yalçın, “Ayasofya’ya, kıyamete kadar muhafaza edilmek üzere fethin, geleneksel Türk hoşgörüsünün ve devlet anlayışının sırları işlenmiştir. Ayasofya, Türk egemenliğinin hem beşeri hem de semavi sembolü olduğu kadar, dünyada yeni bir çağı kapatıp bir yenisini açan büyük fethin de abidevi delilidir” değerlendirmesinde bulundu.

“Ayasofya üzerinde tasarruf hakkı Türk milletine aittir”

“Ayasofya fetih ve kılıç hakkıdır. İstanbul’un sahibi kimse, Ayasofya onundur. Dolayısıyla Ayasofya üzerinde tasarruf hakkı da Türk milletine aittir” ifadelerini kullanan Yalçın, şöyle devam etti:

Hayat sürdüğümüz topraklarda kıyamete kadar hükümran olacağımıza işaret eden ve egemenliğimizin göstergesi olan Ayasofya Camisi, milletimizin vicdanına, namusuna, şerefine ve haysiyetine emanet edilmiştir. Hiç kimse kendini Vatikan ya da Ortodoks kilisesi yerine koymasın. Hiç kimse son Bizans İmparatoru Konstantinos’u geri getirmek için ruh çağırma seanslarına yeltenmesin. Ayasofya’nın müze statüsünde tutulmasına destek, Bizans’ı ihya ütopyası peşinde koşan izansızlara takviye kuvvet hizmetidir.

Milli egemenliğimizin Ayasofya üzerinden vesayet altında daha fazla bekletilmesine rızamız yoktur.

“İcazet aldığı nerede görülmüştür?”

Yalçın, Ayasofya’yı turistik statüye sığdırma çabalarını ‘küstahça bir Bizans artığı yaklaşım’ olarak nitelendirdi. Ayasofya’nın hiçbir ülke, mahfil, cemaat veya topluluğun keyfi için pazarlık konusu edilemeyeceğini söyleyen Yalçın, şu ifadeleri kullandı:

Ayasofya’nın ibadete açılmasının maddi kayba yol açacağı tezi, turizm geliri kaybından samimiyetle endişe edenlerden çok, kapitalizmi din ve meslek edinen materyalistlerin iddiası, yabancı mahfillerden para ve talimat alan siyasi beslemelerin savıdır. Yok Alman turist gelmezmiş, yok herkes bize düşman olurmuş, yok dünyada yalnız kalırmışız yaveleri korkaklığa, basiretsizliğe ve ihanete giydirilmiş yaldızlı işbirlikçi elbisesidir. Türkiye’nin egemenlik haklarını kullanmak için Almanya’dan, Rusya’dan, ABD’den, hele de Yunanistan’dan icazet aldığı nerede görülmüştür?”

Yalçın, “Ayasofya sudan bahanelerle müze kaldıkça, egemenlik haklarımız bilezik diye yutturulan cilalı turistik prangaya mahkum edilmekle kalmayacak; varlık refleksimiz ideolojik, dini ve siyasi vesayetin kara gölgesi altında tutuklu olacaktır” açıklamasını yaptı.

Perinçek’e eleştiri

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ayasofya ile ilgili açıklamalarını ‘siyasi tahrik’ olarak değerlendiren Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i de eleştiren Yalçın, “MHP olarak, milli egemenliğimizin Ayasofya üzerinden pranga ve vesayet altında daha fazla bekletilmesine rızamız yoktur” ifadelerini kullandı.

MHP lideri Devlet Bahçeli net konuştu: Ayasofya’dan çan değil, ezan sesi yükselecek

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’yi Hedef Alan Sinsi, Sivri ve Stratejik Tehditlerle” ilgili açıklamalarda bulundu. Ayasofya Camii ile ilgili de açıklamalarda bulunan Bahçeli, “Ayasofya’dan çan değil, Allah’ın izniyle ezan sesi yükselecektir.” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’yi Hedef Alan Sinsi, Sivri ve Stratejik Tehditlerle” ilgili basın açıklamasında bulundu.

Gündemi değerlendiren Bahçeli, Libya ile ilgili “Darbeci Hafter’in işgal ve yıkım girişimleri boşa çıkarılmıştır.” ifadelerini kullanırken; Libya’da UMH güçleri tarafından yapılan “Zafer Yolları Harekatı” ile ilgili olarak da “CHP ve ittifak ortaklarını telaşlandırıp ürkütüyor.” dedi.

Öte yandan Bahçeli, Fatih Sultan Mehmet‘in İstanbul’un fethinin nişanesi olan Ayasofya’ya ilişkin ise, “Ayasofya’dan çan sesi değil, Allah’ın izniyle ezan sesi yükselecektir.” dedi.

İşte MHP lideri Devlet Bahçeli’nin basın açıklaması:

“Türkiye’mizi kapsam ve hedefine alan stratejik tehditlerin mahiyeti çeşitlenirken, muhtevası hem çetrefilleşmekte hem de çetin bir hal almaktadır.

Milli hassasiyetlerimizi tahriş, milli haklarımızı taciz, milli haysiyetimizi tahrip etmek için sürekli tertip ve tezgâh kurgulayan iç ve dış odaklar ülkemizi köşeye sıkıştırmak amacıyla menfi ve menfur operasyonlarını devamlı güncellemektedir.

Türkiye düşmanları dört bir koldan ısrarla üzerimize gelmektedir.

Akıl, ahlak ve aidiyet ölçülerini tümden kaybetmiş işbirlikçi ve ihanet kafilesi milli birlik ve dayanışma ruhumuzu boğmak için hesap üstüne hesap yapmaktadır.

“Çıkar lobisinin yerli ve yabancı uzantılarını gizleyip saklayacak maske kalmamıştır”

Gerçekleri çarpıtmak geldiğimiz bu aşamada imkânsızdır.

Türkiye’nin zafiyetini kollayan, açığını kovuşturan, olmayan acziyet ve ataletini konuşan çıkar lobisinin yerli ve yabancı uzantılarını bundan sonra gizleyip saklayacak hiçbir maske kalmamıştır.

Yağmura ve rüzgâra dayanıksız kâğıttan kaplandan farksız olan Türkiye muhaliflerinin tuzakları beyhude, iftiracı ve izansız taarruzları boşunadır.

Bunlar ne yaparsa yapsın muvaffak olamayacaklardır.

Feraseti yüksek aziz milletimiz karanlık niyetlerin, kapalı devre çalışan servis elemanlarıyla hıyanet figüranlarının ziyadesiyle farkında ve bilincindedir.

Bahçeli’den 4 ana başlık

Geldiğimiz bu aşamada, Türkiye özet olarak şu ana başlıklarla ifade edilebilecek iç ve dış stratejik tehditlere direkt maruz ve muhataptır:

1 – Libya’daki haklı, hukuki ve meşru varlığımız dış güçleri rahatsız ettiği gibi, CHP’yi ve ittifak ortaklarını da telaşlandırıp ürkütmektedir.

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’yle 27 Kasım 2019’da uluslararası hukuk kurallarına uygun şekilde imzalanan “Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası” ile “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” bölgesel dengeleri etkilemekle kalmamış lehimize çevirmiştir.

Doğu Akdeniz’deki egemenlik haklarımız bu sayede güçlü olarak savunulmuş, bununla birlikte güvenceye kavuşturularak teyit ve tescil edilmiştir.

“Hafter’in işgal ve yıkım girişimleri boşa çıkarılmıştır”

Türkiye tarihin sesine kulak vermiş, coğrafyanın mesajına dikkat kesilmiş, deniz ve kara sınırlarımız üzerinde kuşku uyandıran mesnetsiz şayia ve şaibelerin sabırla üstesinden gelmiştir.

Türkiye ile Libya arasında kurulan diyalog köprülerinin tarihsel, kültürel ve ülkesel müktesebata müzahir olacak şekilde tesisi ve temini sağlanmıştır.

Darbeci Hafter’in işgal ve yıkım girişimleri boşa çıkarılmıştır.

Kiralık tetikçilerin komploları çuvallamıştır.

Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, hatta Suudi Arabistan gibi ülkelerin yanısıra iç işgal cephesi de Türkiye ile Libya arasındaki müspet ilişkileri asla hazmedememişlerdir.

“Emperyalizmin sınır bekçisi CHP”

CHP emperyalizmin sınır bekçisi olmak uğruna milli hedeflere kara çalmış, zalim planların tedarikçisi ve teşvikçisi konumuna göz göre göre düşmüştür.

Siyasetin ayrık ve ayıplı markası CHP’nin bu durumu yürek yaralayıcı, utanç vesikasıdır.

Libya’da Hafter’in mevzi kaybı, istila ettiği yerlerden aşama aşama çekilmek zorunda kalması Zillet İttifakı’nı sukutu hayale uğratmış, ters köşeye yatırmıştır.

Türkiye’nin kaybına umut ve siyasi ikballerini bağlayanlar küresel zulmün içimizdeki taşeronlarıdır.

Milli varlığımızın karşı kutbunda birleşen, bekamıza diş bileyen, pusu kuran, çevremizi önce boşaltıp sonra da kuşatmak isteyenler kandan nemalanan zalimlerdir.

Son gelişmeler heveslerin kursaklarda kaldığının ispat ve ilanıdır.

Ne var ki, Libya merkezli oyunlar bitmeyecek, pis senaryolardan vazgeçilmeyecektir.

“CHP-İP-HDP’nin istediği de budur”

Stratejik tehditlerin dozajında herhangi bir azalma bu ortam ve şartlar dahilinde oldukça zor ve zahmetli bir zamana ihtiyaç duymaktadır.

Türk milletinin dayatmayla Anadolu’ya çekilip içe kapanması, etrafındaki hadiselere ilgisiz ve iradesiz yaklaşması, herkes bilmelidir ki, vatanı orta ve uzun vadede tamiratı ve telafisi neredeyse imkansız risklere mahkum edecektir.

CHP-İP-HDP’nin istediği de budur.

KOVİD-19 sonrası yeni bir dünyanın çatısı örülüp kapısı aralanırken milli ve haklı davalarımızdan taviz vermemiz, tarihin gerisine düşmemiz, bizzat içinde olmamız gereken olayları yedek kulübesinden izlememiz düşünülemeyecektir.

Bu nedenle CHP yanılmıştır, yanlışa düşmüştür, yanlış ata oynamıştır.

CHP tutsak alınmış, FETÖ-PKK-küresel vampirlerin yörüngesine girmiştir.

İnanıyorum ki, emel ve eylem ortaklarıyla birlikte hukuki ve demokratik bedeli de mutlaka ödeyecektir.

“Tehditlere boyun eğersek Türk vatanına hainler ve zalimler hücum edecektir”

 2 – Ne işimiz var Libya’da, ne arıyoruz Suriye’de sorusunu soran gafiller süngüleri düşmüş, sadakatleri erimiş mağlup ve mankurtlardan başkası değildir.

Vatan müdafaasının sınır hattı Misak-ı Milli Haritası’nın son eşiğinden başlayacaktır.

Türkiye’nin haklarından, tezlerinden, ülkülerinden ödün vermesi milli şerefini tartışmaya açacaktır.

Mücavir toprak ve ülkelerdeki mevcudiyetimizin yegâne dayanağı uluslararası hukuk ve milli güvenlik mülahazalarıdır.

Bilinmelidir ki, sınır ötesinde bulunduğumuz meskûn mahallerden geri dönersek, tehditlere boyun eğersek, eşzamanlı şekilde Türk vatanına hainler ve zalimler hücum edecektir.

Suriye’de son iki hafta içinde verdiğimiz şehit sayısı ikidir.

İdlib’in güneyindeki M-4 Karayolu hala temizlenmiş değildir.

Bugüne kadar Türk-Rus askerlerinden mürekkep birlikler 15 kez ortaklaşa devriye görevini yerine getirmişlerdir.

“Gereğince görevini harfiyen icra eden ülke Türkiye’dir”

Moskova Mutabakatı’nın üzerinden de üç ay geçmiştir.

Rus yönetiminin sık sık Türkiye’ye yükümlüklerini yerine getirme uyarısı sorumsuz ve sorunlu bir dilin aleniyet kazanmasıdır.

M-4 Karayolunun 6’şar kilometrelik kuzey ve güneyinde mezkur mutabakat hükmü gereğince görevini harfiyen icra eden ülke Türkiye’dir.

Bu kapsamda Libya ve Suriye’de ikili oynayan Rusya’nın siyasi tutumu güvensizlik aşılamakta, terör örgütlerine ve Esad rejimine güven vermektedir.

Milli bekamızı tehdit eden terör musibeti vatan toraklarıyla birlikte sınır ötesindeki alanlardan muhakkak temizlenecektir.

“Suriye’nin geleceğini bizzat Suriyeliler belirlemelidir”

Toplumsal sinir uçlarımıza dokunan seri tahrik ve saldırganlıkların cevabı inanıyorum ki misliyle verilecektir.

CHP’nin, HDP’nin, İP’in ve diğer ziyan olmuş siyasi zihniyetlerin müfsit ve müfrit zorlamalarına aldırış edip itibar edecek milli ve ahlaki düşünen hiç kimse yoktur.

Önemle altı çizilmesi gereken husus şudur: Suriye’nin geleceğini bizzat Suriyeliler belirlemelidir.

Fakat tezahür eden Suriye Anayasa Komitesi’nin 2.tur görüşmeleri Cenevre’de 25-29 Kasım 2019 tarihinde başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

BM Suriye Özel Temsilcisinin 19 Mayıs 2020’de, Suriye’de çatışan tarafların anayasa taslak çalışmaları için Cenevre görüşmelerini yeniden başlatmasıyla ilgili düşünce ve teklifi Suriye meselesinin siyasi çözüm için yeni bir teşebbüstür.

Türkiye tarihin doğru tarafında duruş göstermiştir.

Kaldı ki komşu ülkelerin siyasi ve toprak bütünlüklerine de saygılıdır.

Bu saygının hatalı yorumu, buna eklemlenmiş hunhar operasyon ve projeler aynısıyla ters tepecek, nifak eken felaket biçecektir.

Türk milleti bölgesel ve küresel emperyalizme karşı tek ses, tek bilek, tek yürektir.

“Herkes haddini hududunu iyi bilmelidir”

 3 – Son günlerde Yunanistan’ın sivil ve asker yöneticilerinden gelen tehditvari açıklamalar milli tahammülü zorlamaktadır.

Yunanistan yönetimi aba altından gösterdiği sopanın kendi tepesine ineceğinden ya habersizdir ya da nefret ve öfke selinin tesiriyle körleşmiştir.

İki durumda da kaybedecek olan bellidir.

Komşuluk hukukunu yok sayıp iki asırdır şantaj ve saldırgan bir siyasetin müellifi olan Yunanistan aklını başına almalı, denizin dibine gömülmek istemiyorsa denetim ve kontrolü elden bırakmamalıdır.

Türkiye hiçbir küstahın sabah akşam tehdit edeceği bir ülke değildir.

Herkes haddini hududunu iyi bilmelidir.

Savaş baltalarını çıkarıp fütursuzca sallayanlar unutmasınlar ki, Türk milleti muzaffer ve kahraman bir millettir.

Yunanistan Savunma Bakanı’nın askeri çatışma ihtimalini de ifade ederek “Her türlü senaryoya göre hazırlık yapıyoruz” demesi korkak bir meydan okumadır.

Türkiye Cumhuriyeti, stratejik bir tehdide dönüşen Yunanistan’ın Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve diğer milli konulardaki alçak hesaplarını alt üst edecek muktedirliğe sahiptir.

“Ayasofya’dan çan değil, ezan sesi yükselecek”

Ayasofya Caminde manevi aşk ve adanmışlıkla okunan Fetih Suresi’nden rahatsızlık duyan, egemen devlet vasfımızı hiçe sayıp hayasızca tepki gösteren Yunan Hükümeti’ne hatırlatırım ki, Ayasofya fethin kutlu bir sembolü, kutsal bir emanetidir.

Kıbrıs Limasol’daki Köprülü Camisi’nin avlusuna molotofkokteyli atanların ve Larnaka’daki Tuzla Camisi’nin duvarına Bizans bayrağı asanların kimlerden beslendiği aşikârdır.

Camilerimize yönelik bu çirkin saldırıları şiddetle lanetliyor, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin suçluları derhal bulup cezalandırmasını ümit ediyorum.

Bizans’ı ihya peşinde koşan ahmaklar boşa kürek çekmektedir.

Zulmün perdesi 567 yıl önce kapanmıştır.

Ayasofya Müslüman Türk milletinin fetih camisidir.

Bu hakikat değişmeyecektir.

Herkes hesabını buna göre yapmalıdır.

Ayasofya’dan çan sesi değil, Allah’ın izniyle ezan sesi yükselecektir.

“Fitne ve bozguncu emeller boş durmamıştır”

4- Uzun bir süredir milli ve manevi değerlerimiz seri ve sistematik şekilde istismara uğramaktadır.

Karanlık eller son günlerde provokasyonlarına hız vermişlerdir.

Zamanlama itibariyle şüphe uyandıran bu düşmanca muamelelerin iç huzur ve barış ortamımızı bozmak, budamak, sabote etmek gayesi taşıdığı açıktır.

İzmir’de bazı camilerimizin hoparlörlerinden korsan müzik yayını yapan alçaklardan Etimesgut’ta işlenen bir cinayeti Türk-Kürt karşıtlığına sabitlemeye çalışan satılmışlara, dahası Kiliselere yönelik saldırılarla birlikte Hrant Dink Vakfı’na gönderilen tehdit mektubuna varıncaya kadar fitne ve bozguncu emeller boş durmamıştır.

25 Mayıs 2020 Pazartesi günü ABD’de işlenen ırkçı cinayet sonucunda sokaklara çıkan göstericileri Türkiye’de emsal gösterip devamlı surette sokak edebiyatı yapan CHP ve yedeklerinin yangına körükle gitmeleri tehlikeli bir tuzaktır.

Türk yargısının hükmünü verdikten sonra Anayasa’nın 84. maddesinin 2.fıkrasına göre milletvekillikleri düşürülen ve işledikleri suçların hukuken karşılığını gören eski milletvekillerini müdafaa bahanesiyle CHP-HDP-İP’in aynı kareye girmesi ibretlik bir tablodur.

HDP, usulü bir işlemin tamamlanması suretiyle milletvekilliklerinin düşürülmesi yönündeki uygulamalara ve kayyım atamalarına karşılık Türkiye’nin farklı noktalarından Ankara’ya yürüyüş başlatma kararı alması habis ve hain bir hedefin icra planlamasıdır.

CHP-HDP-İP şer bir amacın sacayağıdır

Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, CHP’li yöneticilerin devamlı; “Bizi sokağa çekmek istiyorlar” beyanı sinsi bir hazırlığın, sokaktan iktidar ve ikbal devşirmenin gizli ajandasıdır.

Hiç kimse bu bayat numaraları yemeyecek, yutmayacaktır.

CHP-HDP-İP şer bir amacın sacayağıdır.

Kılıçdaroğlu’nun bedel ödemekten bahsetmesi, TBMM Genel Kurulu’nda CHP-HDP ittifakının sıra kapaklarına vura vura, nefes alamıyoruz propagandasıyla gözler önüne serilmesi büyük bir tehdittir.

Hakkında fezleke düzenlenen milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını 7 Mart 2016’da ilk kez dile getiren CHP Genel Başkanı’dır.

Bağımsız yargının önünde hesap verelim” diyen bizzat bu şahıstır.

İki HDP’li, bir CHP’linin milletvekilliklerinin düşürülmesi adaletin ve demokrasi ahlakının zorunlu bir gereğidir.

Nitekim kanun önünde herkes eşittir.

Hiç kimsenin suç işleme ayrıcalığı veya özgürlüğü yoktur.

Milletvekili sıfatını taşımalarına rağmen suç işlemiş şahısların, diğer tutuklu ve hükümlü kişilerin aksine, milletvekilliğinin sağladığı haklardan istifade talepleri, anayasal bir kuralın dönem sonuna bırakılmasını istemeleri kınanması gereken bir çelişki, aynı zamanda da haksızlıktır.

Bu haksızlık giderilmiş, adalet yerini bulmuştur.

“Gezi çıkmazına umut bağlayanlar karşılarında Türk devletinin kudretini bulacaklardır”

TBMM, teröre yardım ve yataklık yapan suçluların sığınacağı yer olamayacaktır.

Terör örgütleriyle aralarına mesafe koyamayanların sonu bellidir, bundan da hiç kimse muaf tutulamayacaktır.

4 Haziran 2020 tarihinde Gazi Meclis ayıklanmıştır.

Sokağa göz kırpan, sokakta gelecek arayan, yeni bir Gezi çıkmazına umut bağlayan, milletimizin huzur ve güvenliğine kast eden kim olursa olsun karşılarında Türk devletinin kudretini bulacaklardır.

Cumhur İttifakı’nın dış destek ve tesirli muhtemel sokak hareketlerini kaynağında söndürmeye gücü yetecektir.

Bekçilerimizi terörle ilişkilendiren, polislerimizi ve askerlerimizi hayasızca isnat eden gafiller sabrımızı test etmemelidir.

KOVİD-19 salgınının yaralarını sarmaya azim ve inanmışlıkla çaba gösteren Türkiye’yi; sokakların karanlığına, asayişsizliğin kundağına, kutuplaşmanın kuytusuna hiçbir mihrak itemeyecektir.

Türkiye sokakta bulunmamış, sokağa da teslim edilmeyecektir.

İstikbal hedeflerimizi perdelemeye, istiklal sevdamızı nefessiz bırakmaya hiç kimsenin provokasyon ve rezil projesi kafi gelemeyecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletine fedakârca, hiçbir karşılık beklemeden hizmete sonu cefada olsa sefada olsa kararlılıkla devam edecektir.

Türklüğün sancağı inmeyecek, Türk milleti hiçbir zulmete tamam demeyecektir.”

İttifakı deşifre olan İYİ Parti, HDP’yi MHP’ye yamamaya çalıştı

Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile işbirliği deşifre olan İYİ Parti, HDP’yi MHP’ye yamamaya çalıştı. İYİ Partili ismin yapmaya çalıştığı ‘kurnazlığa’ Gazeteci Fazıl Duygun’dan cevap geldi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “HDP’yi terör örgütü PKK’nın uzantısı” olarak nitelemesi kapalı kapılar ardında ittifak yaptığı HDP’yi sinirlendirdi. Eski HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, İYİ Parti ile işbirliği yaptıklarını duyurdu. Önder, İYİ Parti’nin seçim döneminde kendilerinden hangi bölgede kiminle çalışılması konusunda fikir aldığını bildirdi.

İttifak deşifre oldu, HDP’yi MHP’ye yamamaya çalıştı

İttifakın deşifre olmasının ardından İBB İYİ Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, kendi partisini aklamak için MHP’ye çamur atmaya çalıştı.

BengüTürk TV’nin Sırrı Süreyya Önder’in HDP-İYİ Parti ittifakıyla ilgili itiraflarını haber yapmasına, “Bunu da gördük” diyen İYİ Partili Özkan’a cevap Gazeteci Fazıl Duygun’dan geldi.

“Siyasi kurnazlık yapacak ama zeka yerlerde sürünüyor”

Duygun, İYİ Parti ve HDP heyetlerinin görüşmesinin fotoğraflarını yayınlayarak şu ifadeleri kullandı:

“Kendi partisinin, HDPKK ile olan ittifakını gizleyebilmek için, MHP’li BengüTürk TV’nin HDP’li Süreyya Önder’in itiraflarını haber yapmasına, ‘Önder, Bengi Türk kanalında, bugünleri de gördük ya(!)’ demiş. Siyasi kurnazlık yapacak ama zeka yerlerde sürünüyor. İP-HDP aşkı 3. fotoda.”

İşte o tweetler:

MHP’den Kılıçdaroğlu’na olay sözler

MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na sert tepki gösterdi.

MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na sert tepki gösterdi.

“Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin talimatla açıklama yaptığını iddia edebilecek kadar alçalan; PKK, FETÖ ve ABD’nin sesi Kılıçdaroğlu, şunu aklına sok: ‘MHP Genel Başkanı kimseden emir almaz.’ ifadelerini kullanan Büyükataman, “Ancak sana dair derin şüphelerimiz var:” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

“Kılıçdaroğlu: Afrin’e girilmesini doğru bulmuyorum.
PKK/PYD: Türkleri Afrin’e girdiğine pişman ederiz.
ABD: Türkiye, Afrin’e yönelik adım atmamalı.
FETÖ’cü sözde gazeteciler: Savaşa Zeytin Dalı adını vermişler. Türkiye Kürtleri öldürecek. Afrin Savaşına Hayır

Devlet Bahçeli – 6 Ağustos 2012: Küresel çevrelerden izinle vakit kaybetmeksizin batı ucu Afrin’i ve doğu ucu Kandil’i içine alacak biçimde tesis edilecek hilal şeklindeki güvenlik kuşağı bir an önce sağlanmalıdır.

Devlet Bahçeli – 20 Ocak 2018: Allah, ordumuzu muvaffak etsin.

Devlet Bahçeli; tutarlılıktır, Türk milletinin sarsılmaz imanının yansımasıdır.

Devlet Bahçeli; kapalı kapılar ardında Türk milletinin birliğine, dirliğine, refahına operasyon çekmeye kalkanların anlayamayacağı kadar millî ve millet iradesinin vücut bulmuş hâlidir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesinin aziz mirasını sömürüp CHP’yi terör örgütlerinin ve dış mihrakların operasyon alanı hâline getiren Kılıçdaroğlu’nun ne partisinde ne de büyük Türk milletinde bir karşılığı kalmamıştır.

Allah ıslah etsin!”

MHP’den Meral Akşener’e ‘taban’ cevabı: İP’in ucundaki hanımefendi…

İP Genel Başkanı Meral Akşener’in “MHP ile tabanlarımızın aynı olduğunu söylemek zor“ sözlerine MHP’den cevap gecikmedi. Konuya ilişkin yaptığı açıklamasına, “İP’in ucundaki hanımefendi soluğu CHP’nin kucağında, HDP’nin kanatları altında almıştır.” Diyerek başlayan MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, ”Milliyetçi Hareket Partisi’nde taban yoktur, dava arkadaşlarımız vardır, tavan yoktur, ülkücü şuur hakimdir” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “MHP ile tabanlarımızın aynı olduğunu söylemek zor.“ sözlerine karşılık, ”Milliyetçi Hareket Partisi’nde taban yoktur, dava arkadaşlarımız vardır, tavan yoktur, ülkücü şuur hakimdir.” dedi.

MHP Genel Sekreteri İsmet BüyükatamanİP’in Genel Başkanı Meral Akşener’in bir gazeteye verdiği röportajda söylediği sözlere ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Büyükataman, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Seçimlerde gerçek niyetini ortaya koydu”

Milliyetçi Hareket Partisi’ni hadsizce işgale teşebbüsten ağzının payını alınca yeni bir parti kurdurtulan İP’in ucundaki hanımefendi, başbakan olacağı söylemleriyle başladığı ihanet sürecinde soluğu CHP’nin kucağında, HDP’nin kanatları altında almıştır. Seçim akşamı partisinin aldığı oyun da altında kalarak ortalıkta gözükmediği halde yancısı olduğu CHP medyasında yazılan başarı senaryolarıyla insan içine çıkacak cesareti ancak bulmuştur. Mahalli İdareler Seçimleri’nde seçmenlerini HDP ile bir araya getirme teşebbüsüyle gerçek niyetini açığa vuran ve seçmenlerinin gösterdiği tepkiler sonucunda seçimlerin ardından HDP ile arasında mesafe varmış gibi davranan hanımefendi, kendini inkarla komik duruma düşmektedir.

“Akşener su kaynatmaktadır”

Son günlerde yandaş anket şirketlerinden aldığı gazla vites büyütmüş gözüken İP’in ucundaki hanımefendi, vites büyüttükçe su kaynatmaktadır. Geçmişte Demirtaş’a özgürlük çığlıkları atan, dün HDP’yi PKK’nın yanında gördüklerini söyleyen hanımefendi, bugün de CHP-HDP ilişkisinde yalnızca Kılıçdaroğlu’nun bakış açısını önemsediklerini, diğer durumlarla ilgilenmediklerini ifade etmiş. Bu açıklama ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP’ye bakış açısını da temize çıkarmaya gayret eden hanımefendi yine çuvallamıştır. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun HDP aşkı, Demirtaş’ınkinden az değildir. Neredeyse tek bir parti haline gelen CHP-HDP fotoğrafının fotoğrafçısı bizatihi Kılıçdaroğlu’dur. Bu açıklamanın ardından Kılıçdaroğlu’na düşen şey; teröre bulaşan HDP’li belediye başkanlarını savunmayı bir an önce bırakıp ‘HDP, PKK’nın siyasi koludur’ demektir.

“MHP’nin gösterdiği çabayı anlamasının imkanı yoktur”

Hanımefendi, günahları Kılıçdaroğlu’na yükleyerek bu işin içinden çıkacağını düşünüyorsa başka bir garabetle karşı karşıyayız demektir. Siyasette ‘ilkesizliği ilke, değersizliği değer’ olarak kabul eden hanımefendinin değerler üzerinden yapmış olduğunu iddia ettiği siyaset de tam olarak bu ilkesizlik ve değersizlikten beslenmektedir. Laf cambazlığı ile kapalı kapılar ardında yapılan gizli ittifakları örtmek mümkün değildir. CHP’ye daha fazla belediye kazandırabilmek ve kendisine bir küçük belediye daha katabilme ihtimali için terör örgütü uzantılarıyla seçim ittifakı yapan bu kötü zihniyetin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ülkenin âli menfaatleri için göstermiş olduğu çabayı anlamasının imkanı bulunmamaktadır. Kendi koltuğu için memleketi ateşin içine atmaya bu kadar hevesli bir insanın ülkesi ve milleti için sorumluluk alan Sayın Genel Başkanımızı anlamasını aynı şekilde beklemiyoruz. İlk günden beri ‘bu sakat zihniyetle ve bunların temsilcileriyle ortak bir paydamız olmadığını’ ifade ediyor, ‘yakamızdan düşün’ diyoruz.

“MHP’de taban yoktur, tavan yoktur”

Akşener’in bir gazeteye verdiği röportajda, “MHP ile tabanlarımızın aynı olduğunu söylemek zor” sözlerine karşılık Büyükataman, şunları söyledi:

Bugünkü gazete mülakatında hanımefendinin ‘MHP ile tabanlarımızın aynı olduğunu söylemek zor’ sözü bütün mülakatın tek faydalı kısmıdır ve önemli bir itiraftır. Öncelikle Milliyetçi Hareket Partisi’nde taban yoktur, dava arkadaşlarımız vardır, tavan yoktur, ülkücü şuur hakimdir. Dava arkadaşlarımız, vatan, millet söz konusu ise diğer her şeyi bir teferruat olarak görür. Dava arkadaşlarımız, lider ülke Türkiye ülküsüne gönülden inanmış, hesapsız, temiz dava erlerinden oluşur. Dava arkadaşlarımız, kurucu değerlerine bağlı, geçmişinden kopmadan geleceğe yürüyen, liderine sadakatle bağlı ülkücülerdir. Dava arkadaşlarımız, terör örgütleriyle ve bunların uzantılarıyla işbirliği yapanları hoş görmez. Dava arkadaşlarımız, ‘Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben’ diyen bir anlayışın temsilcileridir.

“Arkasına okyanus ötesini alanlarla aynı olmamız mümkün mü?” 

Milliyetçi Hareket Partisi’nin önünde de arkasında da, yanında da, aklında da hep Türkiye vardır. Terör örgütlerinin siyasi uzantılarının peşine takılanlarla, arkasına okyanus ötesini alanlarla dava arkadaşlarımızın bir ve aynı olması mümkün müdür? Kanadı olmadan uçmaya kalkan, benzinli arabayı suyla çalıştıracağını zanneden, taşıma suyla değirmen döndürme hevesine kapılan hanımefendinin güvendiği dağlara kar yağalı epey yıl oldu. Hayal dünyasından uyanması ve Milliyetçi Hareket’in Türkiyemizi taşımakta olduğu müreffeh yarınları izlemesi kendisine tavsiyemizdir.

MHP’den Mahsun Kırmızgül’e sert tepki: Filmi,müziği bıraktın örgütlere sardın

MHP Genel Başkanı Basın Danışmanı Yıldıray Çiçek, Mahsun Kırmızıgül’ün ölüm orucundan olan Terör örgütü DHKP-C sempatizanı Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek için yaptığı paylaşıma tepki göstererek “Filmi,müziği bıraktın örgütlere sardın” ifadelerini kullandı.

Mahsun Kırmızıgül, ölüm orucunda olan Terör örgütü DHKP-C sempatizanı Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek için sosyal medya hesabı Twitter’dan “İbrahim Gökçek ölmesin yaşasın” paylaşımında bulundu. Kırmızıgül, terör destekçisi Grup Yorum’un konser yasaklarının son bulmasını İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın Twitter hesaplarını etiketleyerek talep etti.

MHP’den sert tepki

MHP Genel Başkanı Basın Danışmanı ve Türkgün yazarı Yıldıray ÇiçekMahsun Kırmızıgül’ün İbrahim Gökçek için yaptığı çağrıya tepki gösterdi.

Twitter hesabından açıklama yapan Çiçek, Kırmızıgül için “sahte” derken “Herkes Ramazan ayındaAllah için oruç tutarken,terör örgütü mensubu bu kişi niçin DHKP-C terör örgütü için ölüm oruçu tutuyor sahte Mahsun” ifadelerini kullandı. Çiçek devamında “Herkes Ramazan ayındaAllah için oruç tutarken,terör örgütü mensubu bu kişi niçin DHKP-C terör örgütü için ölüm oruçu tutuyor sahte Mahsun? Siciline bakarsan elinin sadece enstrüman tutmadığını anlarsın.Gerçi anlamadan sahip çıkacak değilsin. Filmi,müziği bıraktın örgütlere sardın” diye belirtti.

MHP’den sahte sosyal medya hesapları için kanun teklifi

Milliyetçi Hareket Partisi, internetteki sahte hesaplara savaş açtı. Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, sahte hesapların engellenmesi için kanun teklifi sundu. Teklife göre, yaptırımlara uymayanlara ağır para cezaları verilecek.

Hakaret, dolandırıcılık, tehdit ya da terör faaliyetleri gibi suçların çoğu sosyal medya üzerinden işleniyor. Sahte hesaplar üzerinden işlendiği için bu suçların sorumlusu bilinmiyor.

Milliyetçi Hareket Partisi sahte hesaplara savaş açtı, Meclis Başkanlığına kanun teklifi verdi.

MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, son zamanlarda yaşanan suç olaylarında sahte hesapların ve grupların öne çıktığına dikkat çekerek, terör gruplarının sahte hesapların arkasına gizlendiğini belirtti.

Meclis’e sunulan kanun teklifine göre, sosyal medya hesapları Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ile edinilebilecek. Böylece takma isimlerle ikinci bir hesap açılamayacak. Kimlik numaraları, kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında korunacak.

Yaptırımlara uymayan sosyal ağ sağlayıcılarına ağır idari para cezaları uygulanacak.

MHP’li isimden CHP’li Özgür Özel’e tokat gibi cevap! ‘Ülkücü Hareket sana haddini bildirmeyi bilir’

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in MHP lideri Devlet Bahçeli ile ilgili sözlerine tokat gibi cevap veren MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, “Haddini bil. Ülkücü Hareket sana haddini bildirmeyi bilir” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Sekreteri İsmet BüyükatamanCHP Grup Başkanvekili Özgür Özel‘in MHP lideri Devlet Bahçeli ile ilgili sözlerine sert cevap verdi.

MHP Genel Başkanı Devlet BahçeliAnkara Barosu’na “Hiç kimse Müslüman mahallesinde salyangoz satma küstahlığı etmemelidir” demişti.

CHP’li Özel de Bahçeli’nin söz konusu açıklamasına “Bu cümle Sivas Katliamı’nın azmettiricilerinin sloganı” sözleriyle yanıt vermişti.

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’i, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve partililerden özür dilemeye davet etti.

Özgür Özel’in dünkü basın toplantısı hakkında Twitter hesabından açıklama yapan Büyükataman, Özel’in sözlerini “hadsizce” ve “provakatif” olarak nitelendirdi.

Büyükataman, şu ifadeleri kullandı:

HDP, İP ve CHP’nin ortak sözcüsü gibi konuşan CHP’li Özgür Özel’in her açıklaması bir öncekinden daha vahim. Kandil ve Pensilvanya’nın “özel” çocuğu, Sayın Genel Başkanımızın dünkü açıklamaları üzerinden hadsizce provakatif söylemler geliştirmektedir.

Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin promterı da, bilgisayarı da büyük Türk milletine bağlıdır. Ancak kaset kumpası ile Genel Başkanlık koltuğuna oturan Genel Başkanınızın ve onunla beraber siyasi kariyeri yükseltilen senin göbekten nereye bağlı olduğunuz merak konusudur.

“Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayız.” sözü üzerinden Sivas katliamında yaşanan acılara gönderme yapıp Genel Başkanımızı katliama teşvik ile suçlamak senin de, partinin de, arkanızdakilerin de haddi değildir. Haddini bil! Ülkücü Hareket sana haddini bildirmeyi bilir!

“Alevi kardeşlerimizi istismar etmeye kalkan ucuz zihniyet”

Sivas katliamında yaşanan acılara dair bir sorgulama yapmak istiyorsan dönemin SHP’sinin iktidarda olduğunu düşünürsek bir özeleştiri ile başlayıp ardından zillet ittifakı oluşturduğun seçim ortaklarını sorgulayabilirsin.