MHP

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

MHP

HDP’nin kapatılması siyasi değil, hukuki

Başta Bahçeli olmak üzere HDP’nin kapatılması yönündeki çağrılar için gözler Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na çevrilirken; Akit’e konuşan hukukçular, “HDP’nin kapatılması için hukuki gerekçeler tamamıyla oluşmuş durumda. Konu demagoji ve siyaset değil, tamamıyla yasadır” dediler.

Hasan Eğrigöz  Ankara 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin HDP’nin kapatılması yönündeki açıklamalarının ardından gözler Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na çevrildi. HDP’nin kapatılması için hukuki gerekçelerin tamamının oluştuğunu belirten hukukçular, HDP’nin kapatılmasının siyasi değil, hukuki olduğunu söylediler.

Teröre açık destek

HDP’nin terör faaliyetleri açık bir şekilde olmasına rağmen hala faaliyet göstermesinin hukuk ayıbı olduğunu ifade eden Hukuk ve Fikir Platformu Başkanı Avukat Faruk Keleştimur, şunları dile getirdi:

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 68. ve 69. maddeleri açık bir şekilde siyasi partilerin hangi hallerde kapatılacağını hükme bağlamıştır. Anayasa ve kanunlar çerçevesinde hareket etmek ve bu noktada hukuki mekanizmaları ve yargı mercilerini işler hale getirmek hukuk devleti olmanın bir gereğidir.

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne saldırıların odak noktası haline gelen, bir dizi terör faaliyetine dahli aleni bir şekilde ayyuka çıkmış olan, nümayiş bahanesiyle sokakları karıştırarak ölümlere sebebiyet veren bir yapının meşruiyet zemini ortadan kaldırılmalıdır.

Bazı mahfillerin iddia ettiği gibi HDP’nin kapatılması değil, açık olması bir hukukî çelişkidir ve hukuk devleti ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu noktadaki girişimi Siyasi Partiler Kanunu 100. Madde çerçevesinde bir hak ve yetki kullanımı olup hukuka ve mevzuata uygun, sorumlu bir girişim hüviyetindedir.

Bir hukuk ayıbı olan HDP’nin siyasi faaliyet göstermesi gerçeğinden milletçe arınmak ve bu husustaki kararlı iradeyi geleceğe taşımak elzemdir. Aynı zamanda hukuk devleti olmanın gereğidir. HDP’nin kapatılması için hukuki gerekçeler tamamıyla oluşmuş durumda. Bugün HDP’nin kapatılmasına dair olan konu demagoji ve siyaset değil, tamamıyla hukuktur. Hukuk HDP’nin kapatılmasını gerektiriyor.”

Bir engel yok

Türkiye Adalet Araştırmaları Merkezi (TÜRKAD) Başkanı Avukat Mehmet Sarı da, şu değerlendirmede bulundu: “Gerek Anayasamız, gerekse uluslararası hukuk bağlamında meseleyi değerlendirdiğimizde HDP’nin kapatılması açısından hukuki bir engel olmadığını ifade edebiliriz. Buna ilişkin özellikle PKK ve HDP arasındaki bu organik bağ doğrudan HDP’nin burada PKK eylemleri bakımından net bir irtibatları olmadığı, ilişkileri olmadığı, organik bağı olmadığına ilişkin bir red yapılmadı. Dolayısıyla PKK’nın şiddetle terörü yani tüm vahşice yaptığı katliamlar bakımından bu durum HDP’yi de bağlar” ifadelerini kullandı.

Avrupa’da örneği var!

Hukukçu Mehmet Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yönde nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) de kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılan İspanya’da ETA ile Batasuna Partisi arasındaki ilişki değerlendirilir. Buradaki Batasuna Partisi’nin pozisyonuna baktığımızda esas silahlı terör örgütünün bir siyasal görünümüdür. İzdüşümünde olan bir parti görünümündeydi. Fakat İspanya Anayasa Mahkemesi burada ETA’nın yapmış olduğu silahlı eylemlere rağmen ETA’nın terör örgütü kabul edilmemesine rağmen yine de ilişkilerinden dolayı Batasuna Partisi’nin kapatılmasına gerekçe yapmıştı. AİHM’i değerlendirdiğimizde bu anlamda bir siyasal örgütlenme özgürlüğü açısından bir alan teşkil edemeyeceğini, teröristi övmenin dahi partinin kapatılması bakımından gerekçe olarak kabul ettiğini açıklamıştı. Bunu HDP açısından değerlendirdiğimizde buradaki durum gerçekten HDP ile PKK arasındaki ilişki ve PKK’nın dünyadaki en vahşi bir katliam örgütü olduğu gerçekliği göz önüne koyduğumuzda o zaman HDP’nin kapatılması için şartlar fazlasıyla mevcut. Hiçbir engel yok hukuki anlamda. 2010 referandumunda da HDP ve CHP, direkt parti kapatmayı zorlaştıran maddelere karşı aleyhte oy kullandılar. Yani şu an itibariyle ortada parti kapatmayla ilgili hukuki zemini varsa CHP de, HDP de buna karşı duran partilerdi.”

HDP’nin fişi çekiliyor… MHP harekete geçti!

Gazeteci yazar Abdulkadir Selvi, MHP’nin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dava açması için bir ay bekleyeceğini, bu süre zarfında adım atılmazsa HDP’nin kapatılması için dava açacaklarını yazdı.

Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, “MHP’de HDP’nin kapatılmasıyla ilgili bir çalışma var. Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız başkanlığında HDP’yle ilgili bir dosya hazırlanıyor.MHP, öncelikle Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili iddianame üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP hakkında kapatma davası açmasını bekleyecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP hakkında kapatma davası açarsa MHP, mükerrer bir başvuru olur gerekçesiyle ayrıca müracaat etmeyi düşünmüyor.” ifadesini kullandı.

İşte Selvi’nin merak edilen köşe yazısı:

Bir süredir HDP’nin kapatılmasını gündeme getiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 Ocak tarihli yazılı açıklamasında, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bilhassa 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili hazırlanan ve hukuken açık ihbar niteliği taşıyan iddianameyi temel alarak HDP hakkında acil ihtiyaç olan kapatma davasını süratle açabilecektir. Şayet kapatma davasının açılması tavını kaybedip tavsamaya havale edilirse Milliyetçi Hareket Partisi Siyasi Partiler Kanunu’nun 100’üncü maddesine müzahir olarak gereğini zamanı geldiğinde inanmışlıkla yapacaktır” dedi.

Böylece HDP’nin kapatılmasıyla ilgili tartışmalarda yeni bir sürece girildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın parti kapatmaya sıcak bakmadığı biliniyor. AK Parti’nin önemli isimlerinin de bu yönde açıklamaları oldu. O nedenle MHP’nin, HDP’yle ilgili tutumunun cumhur ittifakının politikası olmadığı anlaşılıyor. Ancak AK Parti’nin, MHP’nin bu girişimini engelleme gibi bir çabası olmayacağı belli.

MHP’deki hazırlık

Soru 1: MHP’de, HDP’nin kapatılmasıyla ilgili bir çalışma var mı? Var.

Soru 2: Kimin başkanlığında yapılıyor?

Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız başkanlığında HDP’yle ilgili bir dosya hazırlanıyor.

Soru 3: MHP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na HDP’nin kapatılması için müracaat edecek mi?

MHP, öncelikle Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili iddianame üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP hakkında kapatma davası açmasını bekleyecek.

Soru 4: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dava açarsa MHP ne yapacak?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP hakkında kapatma davası açarsa MHP, mükerrer bir başvuru olur gerekçesiyle ayrıca müracaat etmeyi düşünmüyor.

Soru 5: Eğer Yargıtay, HDP hakkında kapatma davası açmazsa MHP ne yapacak?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı adım atmazsa MHP, Siyasi Partiler Yasasının 100. Maddesi’ne göre HDP’nin kapatılması için yazılı başvuruda bulunacak.

Soru 6: MHP ne kadar bekler, başvuruyu ne zaman yapar? Bir tarih var mı?

Belirlenmiş bir tarih var. MHP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dava açması için 1 ay bekleyecek. Eğer bu süre zarfında adım atılmazsa harekete geçecek.

Soru 7: MHP’nin HDP dosyasında ne var?https://b1add656e13c117e189605d23580969a.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-37/html/container.html

MHP’nin HDP’nin kapatılmasıyla ilgili hazırlığını yaptığı dosyanın ana temasını, “HDP, PKK’nın siyasi uzantısıdır” tezi oluşturuyor. PKK’nın 1978 yılındaki kuruluşundan bu yana meydana gelen terör eylemleri yer alıyor. Ayrıca 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili olarak Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame dosyaya girecek.

HDP’nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere milletvekillerinin PKK ve Öcalan’la ilgili açıklamalarına yer verilecek.

Sıcak gündem bekliyor

Siyaset yeniden şekillenirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ittifak girişimleri ve HDP’nin kapatılması konusu nedeniyle siyasette sıcak bir gündem bizi bekliyor. Hem de ateşin üzerindeki kestane gibi. Elini uzatanın elini yakacak bir gündem.

Whatsapp işinin milli güvenlik boyutu

WHATSAPP, gizlilik politikasıyla ilgili güncellemenin özel hayata ilişkin mesajları kapsamadığına ilişkin açıklama yaptı. Ama ikna edici olmadı. Çünkü WhatsApp kullanıcılarına gönderdiği sözleşmede tüm verilerin Facebook’la paylaşılabileceği bilgisi yer alıyor. Bunun için de son tarih olarak 8 Şubat belirlenmiş. WhatsApp, 2014 yılında Facebook tarafından satın alındı. Facebook, Instagram’ı da bünyesinde bulunduruyor.

Facebook’un sabıkası

Facebook bu konuda sabıkalı bir şirket. 2016 ABD seçimlerinde 87 milyon kullanıcının bilgisini siyasi danışmanlık şirketi Cambridge Analytica ile paylaştığı tespit edilmişti. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, bu skandalın ortaya çıkması üzerine ABD Kongresi’nde özür dilemek zorunda kalmıştı.https://b1add656e13c117e189605d23580969a.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-37/html/container.html

WhatsApp’ın yeni uygulamasının milli güvenliği ilgilendiren boyutu ise önceki günkü kabine toplantısında gündeme geliyor. Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu, WhatsApp’ın yeni sözleşmesindeki açıklara dikkat çekiyor. WhatsApp’tan, Telegram ya da Signal gibi başka uygulamalara geçmenin çözüm olmadığı, onların da başka ülkelerin uygulamaları olduğunun altı çiziliyor. Yerli ve milli uygulamanın yaygınlaştırılması üzerinde duruluyor. Zaten devletin belirli birimlerinde bir süredir, yerli ve milli uygulama olan BİP kullanılıyor. Ama BİP bir türlü yaygınlaştırılamadı. WhatsApp’ın kullanıcıların bilgilerini Facebook’la paylaşılacağı yönündeki yeni sözleşmesinde kullanıcıları en çok rahatsız eden, özel bilgilerin, yazışmaların Facebook’un eline geçecek olmasıydı. İnsanlar mahremlerinin paylaşılmasını istemedi. En doğal hakları.

Milli Güvenlik sorunu nerede?

WhatsApp’ın dayattığı sözleşmede en çok üzerinde durulan noktayı ise “meta bilgisi” oluşturuyor. WhatsApp kullanıcılarının meta bilgisinin Facebook’la paylaşılmasının milli güvenlik sorunu oluşturabileceğinin altı çiziliyor. Gerçekte WhatsApp, ücretsiz olarak sunduğu birçok hizmeti bizim kara kaşımız ya da kara gözümüz için yapmıyor. Zaten meta bilgimiz WhatsApp’ın elinde. Ama endişeye neden olan, bu bilgilerin Facebook tarafından siyasi ya da istihbari amaçla kullanılacak olması.

META bilgisi kaygısı

WhatsApp’la ilgili tekil kullanıcılar özel hayatlarına ilişkin kaygılar taşırken, kamu daha çok META bilgisi üzerinde yoğunlaşıyor. Çünkü META bilgisi istihbari ve ekonomik bir değer ifade ediyor. “Sosyal medyamız, bizim güvenlik sorgulamamız, GBT taraması ya da adli sicil kaydımıza dönüşüyor” deniliyor. Meta bilgisi kabaca WhatsApp kullanıcısının yazıştığı kişilerin profilini, yazışmalarında ilgi duyduğu konuları, daha çok kimlerle ve hangi maksatla görüşmeler ya da yazışmalar yaptığı ya da hangi kurumlara gittiği, hesap bilgileri, mesajlar, durum bilgisi, konum bilgileri gibi güvenlik, siyaset, istihbarat alanları açısından kıymetli bilgileri içeriyor. “Bu bir bilgi alınması değil, iki çarpı iki, üç çarpı üç gibi bir kuvvet çarpanı doğuruyor” deniliyor.

Trump uygulaması

ABD’de 6 Ocak’ta Trump yanlılarının Kongre binasını basması üzerine Twitter, ABD Başkanı Trump’ın hesaplarını kullanıma kapatmıştı. Şiddet çağrısı ya da terör propagandası gibi şartlara ihtiyaç duymadan Trump’ın Twitter hesabının askıya alınmasının ardından, WhatsApp’ın gizlilikle ilgili yeni sözleşmesi Türkiye’de yerli ve milli platformların güçlendirilmesi konusunu gündeme getirdi.

Whatsapp geri adım atmazsa

Kullanıcıların başlattığı, “Kavimler Göçü”ne rağmen WhatsApp geri adım atmazsa ne olacak? Kullanıcılara seçenek hakkı tanımayan WhatsApp’a, ilk aşamada Rekabet Kurulu tarafından soruşturma başlatıldı. Ama WhatsApp geri adım atmadığı takdirde bazı yaptırımlar devreye girebilecek.

MHP’li Akçay’dan çok sert Boğaziçi açıklaması: Kaosla iktidar hayali kuranlar bunun bedelini ağır öder

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in Devlet Bahçeli’ye yönelik açıklamalarına sert ifadelerle tepki gösterdi.

Yasa dışı örgütlerle CHP ve HDP’yi arkalarına alarak Boğaziçi provokasyonuna soyunanlara dikkat çeken MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “CHP’li Özgür Özel, terör yöntemlerini kullanarak sokak eylemleri yapan, iç ayaklanma çıkarmaya çalışan teröristlerin ve darbecilerin başının ezilmesinden rahatsız olmaktadır. Terörist destekçisi olduğu bilinen CHP’li Özel, darbeciliğe heves etmektedir. Darbeci zihniyetin siyasi odağı CHP ile yandaşları darbe, kaos ve sokak olaylarıyla iktidar hayali kurmaktadır. Her kim sandıktan değil de darbe, kaos ve sokak hareketleriyle iktidar olmayı hayal ediyorsa bunun bedeline katlanmayı da göze almalıdır.” dedi.

‘Darbeciliğe heves etmektedir’

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarının çarpıtıldığına vurgu yapan MHP’li Akçay şöyle konuştu:

“Liderimiz sayın Devlet Bahçeli ‘Boğaziçi Üniversitesine atanan rektör üzerinden Gezi kalkışmasına çalışıldığını, CHP, İP ve HDP’nin provoke ettiği, terör örgütlerinin alevlendirdiği protestoları sokak hareketine dönüştürme ısrarının ateşle oynamak olduğunu’ ifade etmiştir. Terör örgütleri ve Türkiye düşmanlarıyla işbirliği deşifre olan, taciz ve tecavüz skandallarıyla köşeye sıkışan CHP ve yandaşları büyük bir çaresizlik içinde yalan, iftira, çarpıtma ve kara propagandalarla MHP’ye ve Genel Başkanımız sayın Devlet Bahçeli’ye saldırmaktadır. CHP’li Özel, liderimizin ‘Kanuna uygun atamaya terör yöntemleriyle karşı çıkmak, Boğaziçi Üniversitesi’nden Gezi Parkı kalkışması çıkarmaya niyetlenmek başı ezilmesi gereken bir komplodur’ sözünü ‘Boğaziçili öğrencilerin başı ezilmelidir’ şeklinde çarpıtmaktadır. CHP’li Özgür Özel, terör yöntemlerini kullanarak sokak eylemleri yapan, iç ayaklanma çıkarmaya çalışan teröristlerin ve darbecilerin başının ezilmesinden rahatsız olmaktadır. Terörist destekçisi olduğu bilinen CHP’li Özel, darbeciliğe heves etmektedir.”

‘Kaosla iktidar hayali kuranlar bunun bedelini öder’

Erkan Akçay sözlerine şöyle devam etti:

“Darbeci zihniyetin siyasi odağı CHP ile yandaşları darbe, kaos ve sokak olaylarıyla iktidar hayali kurmaktadır. Her kim sandıktan değil de darbe, kaos ve sokak hareketleriyle iktidar olmayı hayal ediyorsa bunun bedeline katlanmayı da göze almalıdır.”

MHP’den bir HDP çağrısı daha

MHP Malatya İl Başkanı Mesut Samanlı, Türkiye’ye yaptırım uygulayan ABD’ye tepki için tüm partiler imza atarken, HDP’nin uzak kalmasına tepki göstererek, “HDP kapatılsın” dedi.

Parti binasında gündemi değerlendiren MHP Malatya İl Başkanı Mesut Samanlı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sosyal medyada gündeme getirdiği HDP ile ilgili ifadelere katıldıklarını bildirdi. Samanlı, “HDP, ülkenin kanayan yarası durumuna gelmiştir. Ülkemizde ne zaman ülke yararına fazla bir şey yapılsa Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tüm partiler imza atmasına rağmen HDP imza atmamaktadır. Sürekli ülkeyi dış güçlere şikâyet ederek ülkemizi küçük düşürmek için elinde geleni yapmaktadır. Maalesef buna rağmen bu ülkenin evlatları tarafından ödenen vergilerle paralarını almaya devam etmektedirler. Bu nedenle HDP kapatılmalıdır” dedi.

Samanlı, “Daha önce 4 kez daha kapandı yeniden isimler yeni parti olarak açıldı. Artık bu partilerin kurulmadan önlem alınması gerekiyor ve meclis bir kanun çıkararak HDP zihniyetinde olan partiler açılmaması için devletimizin adım atması gerekiyor. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler elimizden geleni fazlasıyla yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Türkiye’ye yaptırımları konusuna da temas eden Samanlı, “Dünyanın kıskandığı bir ülke haline geldik. Gelişen ve büyüyen cumhur ittifakı ile Türkiye Cumhuriyeti gelişiyor. Dünyanın gözü ülkemizdedir. Covid-19 olayından sonra bütün ülkeler sıkıntı yaşarken, Türkiye her hafta bir açılış yapmaya her hafta bir hizmet sunmayla devam etmektedir. Türkiye tüm ülkelere yardım göndererek büyüklüğünü ortaya koymuştur. Dış güçler tarafından kıskanılmaktadır ve Türkiye’miz yıpratılmak isteniyor. Savunma sistemi S- 400 alınması ülkemizin çıkarınadır. Ülkemizin savunma ve terörle mücadele konusu devletimize tam destek veriyoruz. S-400 alımdan dolayı neden bu kadar rahatsız oluyorsunuz anlamış değiliz” şeklinde açıklamasını tamamladı.

Kaynak:yeniasir

MHP’den Devlet Bahçeli’yi hedef alan terör partisi HDP’ye tokat gibi cevap

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “HDP’nin kapısına açılmamak üzere kilit vurulmalıdır” şeklindeki sözlerine cevap veren terör örgütü PKK’nın siyasi kanadı HDP, “HDP’yi kapatacağınıza ağzınızı kapatın” dedi. HDP’nin skandal açıklamasına MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’dan çok sert tepki geldi. Yalçın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “HDP/PKK kamilen itlafı gereken bir siyasi haşere sürüsüdür” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “HDP’nin kapısına açılmamak üzere kilit vurulmalıdır. Yani demem odur ki, HDP’yi Türk siyasetinin taşıma ve hazmetme kapasitesi dolmuştur. Bu terör ve bölücülük yatağı kapatılmalıdır” şeklindeki sözlerine eli kanlı terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP sosyal medya hesabından yanıt verdi.

Bahçeli’yi mafyacılıkla suçlayan HDP, skandal niteliğindeki şu açıklamada bulundu:

“Bahçeli’ye yanıtımızdır: İktidara dayanarak, sarayın konforlu gölgesine sığınarak mafyacılık yapanlar bu ülkenin gerçek düşmanlarıdır. Size rağmen bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz. HDP’yi kapatmak yerine ağzınızı kapatırsanız ülkenin geleceğine büyük iyilik etmiş olacaksınız”

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, HDP’ye sosyal medya hesabından çok sert tepki gösterdi.

Yalçın, HDP’nin Devlet Bahçeli’ye verdiği “Ağzınızı kapatırsanız ülkenin geleceğine büyük iyilik etmiş olacaksınız” yanıtına, “Terör uzantıları yine hadlerini aşmış… Bize ağzımızı kapatmamızı söyleyen HDP, kanlı bir terör örgütünün her açıdan tescilli siyasi ayağı, terör örgütü icra kurulunun üyesidir. Partinin karar mekanizması Kandil ve İmralı’dır” cevabını verdi.

Yalçın, Twitter’dan HDP’ye şöyle yanıt verdi:

– Terör uzantıları yine hadlerini aşmış…Bize ağzımızı kapatmamızı söyleyen HDP, kanlı bir terör örgütünün her açıdan tescilli siyasi ayağı, terör örgütü icra kurulunun üyesidir. Partinin karar mekanizması Kandil ve İmralı’dır.

– Bu partinin suç şebekesi olduğunun somut ve sabit delilleri çoktur. İnsan taciri HDP; masum çocukları, gelecek hayalleri kuran delikanlıları kaçırıp esir etmekte; dağda ve kırsalda gençliklerini satarak canlarını almaktadır.

– HDP denen bu utanmaz arlanmazlara ve destekçilerine denecek söz şudur: Çekin pis elinizi masum halkın üzerinden. Düşün milletin yakasından! Siz halkın refahının, huzurunun önündeki en büyük engelsiniz. Halkın problemlerini, beklentilerini ve hayallerini sömürmeyi bırakın artık.

– Milletimizin tek istediği, eli kanlı katiller sürüsü PKK’nın ve onun emirlerini yerine getiren HDP’nin istismarından kurtarılmasıdır. HDP’nin ayakta tutmaya çalıştığı terör şebekesinin kapanışını ve tükenişini sabırla bekleyeceğiz.

– HDP/PKK halk düşmanıdır, tabiat ve insanlık düşmanıdır. Terör örgütü HDP/PKK, kâmilen itlafı gereken bir siyasi haşere sürüsüdür. Ağızları kapatılması gereken kravatlı mazbatalı Güruhtur.

– Tükeniş aczinin sevkiyle gözü dönen ve kudurmuş bu iğrenç HDP artık yolun sonuna gelmiştir. 21. yüzyılda, kuzu postuna bürünmüş iki ayaklı sırtlanlara ve demokrasi havarisi kılığına girip insanlık dışı suç işleyen katil sürülerine yer yoktur.

Kaynak: Yeniakit

Bahçeli talimat verdi: MHP İzmir’de Oniki Ada yürüyüşü yapacak

MHP, “12 Ada” için harekete geçiyor. 9 Eylül saat 9.00’da ülkücü gençler, “İstiklal için kararlılık yürüyüşü” yapacak. 81’er kişilik 12 ayrı kortej, İzmir Cumhuriyet Meydanı’ndan, Yunan askerlerinin denize döküldüğü Gündoğdu Meydanı’na yürüyecek.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 29 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Oniki Ada’nın statüsünün yeniden değerlendirilmesini istemiş, “Bu adalar haksız, hayasız ve hukuksuz şekilde elimizden alınmıştır.” demişti.

Bahçeli, partisini Oniki Ada için harekete geçirdi. MHP Lideri Devlet Bahçeli, İzmir’in kurtuluşunun yıldönümü olan 9 Eylül’de Yunan askerinin denize döküldüğü yerde ülkücülere “İstiklal için kararlılık yürüyüşü” talimatı verdi.

81 ili temsilen 81 genç

Bahçeli’nin talimatıyla Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım başkanlığında binden fazla genç organize edildi. Oniki Ada’yı temsilen 12 ayrı yürüyüş korteji oluşturuldu. Bu grupların her birinde 81 ili temsilen 81 genç görevlendirildi. Gruplar yan yana ve art arda 9’ar kişi halinde sıralanacak. Böylece Atatürk’ün doğum yılı olan 1881’e de gönderme yapılacak.

Gündoğdu Meydanı’na yürüyecekler

Ülkücü gençler, 9 Eylül’de saat 9.00’da “İstiklal için kararlılık yürüyüşü” yapacak. İzmir Cumhuriyet Meydanından, Türk ordusunun Yunan askerlerini denize döktüğü Gündoğdu Meydanı’na yürüyecekler. 

Koronavirüs tedbirleri ile gerçekleştirilecek

Yürüyüş, koronavirüs tedbirleri kapsamında gerçekleşecek. Gençler, bir gün önce koronavirüs testinden geçirilecek. Alana girişte herkesin ateşi ölçülecek. Katılımcıların hepsi maskeli olarak, bir buçuk metrelik aralıklarla yürüyecek.

MHP’den Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’na sürpriz teklif

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, yeni partileri kuran eski Ekonomi Bakanı Ali Babacan ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na çağrı yaptı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, DEVA Partisi’ni kuran Ali Babacan ve Gelecek Partisi’ni kuran Ahmet Davutoğlu’na Cumhur İttifakı’na katılmaları için çağrıda bulundu.

Günboyu gazetesinin haberine göre; MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Beyaz Gazete’den Pınar Işık Ardor’un sorularına yanıt verdi.

Ali Babacan’ın DEVA Partisi ve Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’ne ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan Yalçın şunları şöyledi:

Politikanın yeni dinamiklerine göre bunların halk nezdinde itibar kazanma şansları yok. Yapacakları en iyi iş, bir an evvel Cumhur İttifakına iltica ve iltihak etmek olur” dedi. “Gelecek ve DEVA partilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Kimden oy geçişi olabilir? Cumhur ittifakından mı Millet ittifakından mı?” sorusunu yanıtlayan Yalçın, “Bunlar naylon parti… En küçük darbede delinebilecek, örselenecek yapıdalar… Seyircisi olmayan bir futbol takımı gibiler.

Bunlar tabansız… Seçmen kitleleri yok… Üstelik çaplarına bakmadan kemikleşmiş siyasi parti oylarına talipler… Aslında bunlar, daldan bir elma düşmesini bekleyen sürüngenler, ağına bir böceğin takılmasını bekleyen örümcekler, savanda bir canlının kendi kaderiyle ölmesini veya parçalanmasını bekleyen akbabalar, aslanın yemlerinden artanla yetinmek zorunda kalan sahra tilkileri gibiler.

Bıkkın ve küskün seçmenlerin tuzaklarına düşmesini bekliyorlar. Oysa yıllardır oy verdiği partiye bir şekilde tepkili olan Türk seçmeni bile öylesine bilinçli ki bunları ancak mizah malzemesi yapar

“Bunlar tuzak kurup…”

DEVA ve Gelecek Partisi’nin politikada geleceğinin olmadığını söyleyen Yalçın şu ifadeleri kullandı:

Tabii bunlara tuzak kurup kendi ağlarına düşürmeye çalışan büyük avcılar da var… Mesela CHP, siyaset meydanında kurduğu kapanlarına milletvekili transferi gibi yemler koyarak bunları avlama peşinde… Daha önce İP’lileri sazan gibi oltaya getirdiler ya…Kanaatimce iki partinin de hiçbir şansları yok. Vatandaş ne umacak da bunların arkasından gidecek?

“Yapacakları en iyi iş”

“Teşbihte hata olmaz. Yaz gelecek, yonca bitecek de bunlar yiyecek öyle mi? Ayrıca artık siyasette de iklim değişikliği var. Politikanın yeni dinamiklerine göre bunların halk nezdinde itibar kazanma şansları yok. Yapacakları en iyi iş, bir an evvel Cumhur İttifakına iltica ve iltihak etmek olur. Uzun vadede zaten şimdinin kimi muhalifleri de yelkenleri indirip bizim limanlarımıza yanaşacak. Cumhur İttifakı giderek daha büyüyecek ve bütün siyaset limanlarına hâkim ve kalıcı olacak.”

MHP’li Yalçın’dan dikkat çeken ‘Ayasofya’ çıkışı: Fetih ve kılıç hakkıdır

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, son günlerde gündemden düşmeyen Ayasofya Camii’nin ibadete açılması tartışmalarıyla ilgili “Ayasofya fetih ve kılıç hakkıdır.” açıklamasında bulundu.

“MHP olarak, milli egemenliğimizin Ayasofya üzerinden pranga ve vesayet altında daha fazla bekletilmesine rızamız yoktur” diyen MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “İstanbul’un sahibi kimse, Ayasofya onundur. Dolayısıyla Ayasofya üzerinde tasarruf hakkı da Türk milletine aittir” diye konuştu.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, Ayasofya konusunun çok yönlü tahlil edilmesini istedi. Ayasofya ile ilgili her aklına esenin kelam etmekten kaçınması gerektiğini belirten Yalçın, Ayasofya’nın varlığıyla bir medeniyet tasavvuru tebliğ ettiğinin altını çizdi.

“Büyük fethin abidevi delilidir”

Yalçın, Ayasofya’nın, büyük bir ana kubbe ve onu destekleyen küçük kubbelerle zarif minarelerden ibaret olmadığına işaret etti. Bütün tarihi İstanbul camilerinin değerli ve hepsinin de ata yadigarı olduğunu vurgulayan Yalçın, Ayasofya’nın İstanbul’daki bütün ibadethane ve camilerden ayrı, hususi bir yere ve öneme sahip olduğunu belirtti.

Yalçın, “Ayasofya’ya, kıyamete kadar muhafaza edilmek üzere fethin, geleneksel Türk hoşgörüsünün ve devlet anlayışının sırları işlenmiştir. Ayasofya, Türk egemenliğinin hem beşeri hem de semavi sembolü olduğu kadar, dünyada yeni bir çağı kapatıp bir yenisini açan büyük fethin de abidevi delilidir” değerlendirmesinde bulundu.

“Ayasofya üzerinde tasarruf hakkı Türk milletine aittir”

“Ayasofya fetih ve kılıç hakkıdır. İstanbul’un sahibi kimse, Ayasofya onundur. Dolayısıyla Ayasofya üzerinde tasarruf hakkı da Türk milletine aittir” ifadelerini kullanan Yalçın, şöyle devam etti:

Hayat sürdüğümüz topraklarda kıyamete kadar hükümran olacağımıza işaret eden ve egemenliğimizin göstergesi olan Ayasofya Camisi, milletimizin vicdanına, namusuna, şerefine ve haysiyetine emanet edilmiştir. Hiç kimse kendini Vatikan ya da Ortodoks kilisesi yerine koymasın. Hiç kimse son Bizans İmparatoru Konstantinos’u geri getirmek için ruh çağırma seanslarına yeltenmesin. Ayasofya’nın müze statüsünde tutulmasına destek, Bizans’ı ihya ütopyası peşinde koşan izansızlara takviye kuvvet hizmetidir.

Milli egemenliğimizin Ayasofya üzerinden vesayet altında daha fazla bekletilmesine rızamız yoktur.

“İcazet aldığı nerede görülmüştür?”

Yalçın, Ayasofya’yı turistik statüye sığdırma çabalarını ‘küstahça bir Bizans artığı yaklaşım’ olarak nitelendirdi. Ayasofya’nın hiçbir ülke, mahfil, cemaat veya topluluğun keyfi için pazarlık konusu edilemeyeceğini söyleyen Yalçın, şu ifadeleri kullandı:

Ayasofya’nın ibadete açılmasının maddi kayba yol açacağı tezi, turizm geliri kaybından samimiyetle endişe edenlerden çok, kapitalizmi din ve meslek edinen materyalistlerin iddiası, yabancı mahfillerden para ve talimat alan siyasi beslemelerin savıdır. Yok Alman turist gelmezmiş, yok herkes bize düşman olurmuş, yok dünyada yalnız kalırmışız yaveleri korkaklığa, basiretsizliğe ve ihanete giydirilmiş yaldızlı işbirlikçi elbisesidir. Türkiye’nin egemenlik haklarını kullanmak için Almanya’dan, Rusya’dan, ABD’den, hele de Yunanistan’dan icazet aldığı nerede görülmüştür?”

Yalçın, “Ayasofya sudan bahanelerle müze kaldıkça, egemenlik haklarımız bilezik diye yutturulan cilalı turistik prangaya mahkum edilmekle kalmayacak; varlık refleksimiz ideolojik, dini ve siyasi vesayetin kara gölgesi altında tutuklu olacaktır” açıklamasını yaptı.

Perinçek’e eleştiri

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ayasofya ile ilgili açıklamalarını ‘siyasi tahrik’ olarak değerlendiren Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i de eleştiren Yalçın, “MHP olarak, milli egemenliğimizin Ayasofya üzerinden pranga ve vesayet altında daha fazla bekletilmesine rızamız yoktur” ifadelerini kullandı.

MHP lideri Devlet Bahçeli net konuştu: Ayasofya’dan çan değil, ezan sesi yükselecek

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’yi Hedef Alan Sinsi, Sivri ve Stratejik Tehditlerle” ilgili açıklamalarda bulundu. Ayasofya Camii ile ilgili de açıklamalarda bulunan Bahçeli, “Ayasofya’dan çan değil, Allah’ın izniyle ezan sesi yükselecektir.” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’yi Hedef Alan Sinsi, Sivri ve Stratejik Tehditlerle” ilgili basın açıklamasında bulundu.

Gündemi değerlendiren Bahçeli, Libya ile ilgili “Darbeci Hafter’in işgal ve yıkım girişimleri boşa çıkarılmıştır.” ifadelerini kullanırken; Libya’da UMH güçleri tarafından yapılan “Zafer Yolları Harekatı” ile ilgili olarak da “CHP ve ittifak ortaklarını telaşlandırıp ürkütüyor.” dedi.

Öte yandan Bahçeli, Fatih Sultan Mehmet‘in İstanbul’un fethinin nişanesi olan Ayasofya’ya ilişkin ise, “Ayasofya’dan çan sesi değil, Allah’ın izniyle ezan sesi yükselecektir.” dedi.

İşte MHP lideri Devlet Bahçeli’nin basın açıklaması:

“Türkiye’mizi kapsam ve hedefine alan stratejik tehditlerin mahiyeti çeşitlenirken, muhtevası hem çetrefilleşmekte hem de çetin bir hal almaktadır.

Milli hassasiyetlerimizi tahriş, milli haklarımızı taciz, milli haysiyetimizi tahrip etmek için sürekli tertip ve tezgâh kurgulayan iç ve dış odaklar ülkemizi köşeye sıkıştırmak amacıyla menfi ve menfur operasyonlarını devamlı güncellemektedir.

Türkiye düşmanları dört bir koldan ısrarla üzerimize gelmektedir.

Akıl, ahlak ve aidiyet ölçülerini tümden kaybetmiş işbirlikçi ve ihanet kafilesi milli birlik ve dayanışma ruhumuzu boğmak için hesap üstüne hesap yapmaktadır.

“Çıkar lobisinin yerli ve yabancı uzantılarını gizleyip saklayacak maske kalmamıştır”

Gerçekleri çarpıtmak geldiğimiz bu aşamada imkânsızdır.

Türkiye’nin zafiyetini kollayan, açığını kovuşturan, olmayan acziyet ve ataletini konuşan çıkar lobisinin yerli ve yabancı uzantılarını bundan sonra gizleyip saklayacak hiçbir maske kalmamıştır.

Yağmura ve rüzgâra dayanıksız kâğıttan kaplandan farksız olan Türkiye muhaliflerinin tuzakları beyhude, iftiracı ve izansız taarruzları boşunadır.

Bunlar ne yaparsa yapsın muvaffak olamayacaklardır.

Feraseti yüksek aziz milletimiz karanlık niyetlerin, kapalı devre çalışan servis elemanlarıyla hıyanet figüranlarının ziyadesiyle farkında ve bilincindedir.

Bahçeli’den 4 ana başlık

Geldiğimiz bu aşamada, Türkiye özet olarak şu ana başlıklarla ifade edilebilecek iç ve dış stratejik tehditlere direkt maruz ve muhataptır:

1 – Libya’daki haklı, hukuki ve meşru varlığımız dış güçleri rahatsız ettiği gibi, CHP’yi ve ittifak ortaklarını da telaşlandırıp ürkütmektedir.

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’yle 27 Kasım 2019’da uluslararası hukuk kurallarına uygun şekilde imzalanan “Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası” ile “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” bölgesel dengeleri etkilemekle kalmamış lehimize çevirmiştir.

Doğu Akdeniz’deki egemenlik haklarımız bu sayede güçlü olarak savunulmuş, bununla birlikte güvenceye kavuşturularak teyit ve tescil edilmiştir.

“Hafter’in işgal ve yıkım girişimleri boşa çıkarılmıştır”

Türkiye tarihin sesine kulak vermiş, coğrafyanın mesajına dikkat kesilmiş, deniz ve kara sınırlarımız üzerinde kuşku uyandıran mesnetsiz şayia ve şaibelerin sabırla üstesinden gelmiştir.

Türkiye ile Libya arasında kurulan diyalog köprülerinin tarihsel, kültürel ve ülkesel müktesebata müzahir olacak şekilde tesisi ve temini sağlanmıştır.

Darbeci Hafter’in işgal ve yıkım girişimleri boşa çıkarılmıştır.

Kiralık tetikçilerin komploları çuvallamıştır.

Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, hatta Suudi Arabistan gibi ülkelerin yanısıra iç işgal cephesi de Türkiye ile Libya arasındaki müspet ilişkileri asla hazmedememişlerdir.

“Emperyalizmin sınır bekçisi CHP”

CHP emperyalizmin sınır bekçisi olmak uğruna milli hedeflere kara çalmış, zalim planların tedarikçisi ve teşvikçisi konumuna göz göre göre düşmüştür.

Siyasetin ayrık ve ayıplı markası CHP’nin bu durumu yürek yaralayıcı, utanç vesikasıdır.

Libya’da Hafter’in mevzi kaybı, istila ettiği yerlerden aşama aşama çekilmek zorunda kalması Zillet İttifakı’nı sukutu hayale uğratmış, ters köşeye yatırmıştır.

Türkiye’nin kaybına umut ve siyasi ikballerini bağlayanlar küresel zulmün içimizdeki taşeronlarıdır.

Milli varlığımızın karşı kutbunda birleşen, bekamıza diş bileyen, pusu kuran, çevremizi önce boşaltıp sonra da kuşatmak isteyenler kandan nemalanan zalimlerdir.

Son gelişmeler heveslerin kursaklarda kaldığının ispat ve ilanıdır.

Ne var ki, Libya merkezli oyunlar bitmeyecek, pis senaryolardan vazgeçilmeyecektir.

“CHP-İP-HDP’nin istediği de budur”

Stratejik tehditlerin dozajında herhangi bir azalma bu ortam ve şartlar dahilinde oldukça zor ve zahmetli bir zamana ihtiyaç duymaktadır.

Türk milletinin dayatmayla Anadolu’ya çekilip içe kapanması, etrafındaki hadiselere ilgisiz ve iradesiz yaklaşması, herkes bilmelidir ki, vatanı orta ve uzun vadede tamiratı ve telafisi neredeyse imkansız risklere mahkum edecektir.

CHP-İP-HDP’nin istediği de budur.

KOVİD-19 sonrası yeni bir dünyanın çatısı örülüp kapısı aralanırken milli ve haklı davalarımızdan taviz vermemiz, tarihin gerisine düşmemiz, bizzat içinde olmamız gereken olayları yedek kulübesinden izlememiz düşünülemeyecektir.

Bu nedenle CHP yanılmıştır, yanlışa düşmüştür, yanlış ata oynamıştır.

CHP tutsak alınmış, FETÖ-PKK-küresel vampirlerin yörüngesine girmiştir.

İnanıyorum ki, emel ve eylem ortaklarıyla birlikte hukuki ve demokratik bedeli de mutlaka ödeyecektir.

“Tehditlere boyun eğersek Türk vatanına hainler ve zalimler hücum edecektir”

 2 – Ne işimiz var Libya’da, ne arıyoruz Suriye’de sorusunu soran gafiller süngüleri düşmüş, sadakatleri erimiş mağlup ve mankurtlardan başkası değildir.

Vatan müdafaasının sınır hattı Misak-ı Milli Haritası’nın son eşiğinden başlayacaktır.

Türkiye’nin haklarından, tezlerinden, ülkülerinden ödün vermesi milli şerefini tartışmaya açacaktır.

Mücavir toprak ve ülkelerdeki mevcudiyetimizin yegâne dayanağı uluslararası hukuk ve milli güvenlik mülahazalarıdır.

Bilinmelidir ki, sınır ötesinde bulunduğumuz meskûn mahallerden geri dönersek, tehditlere boyun eğersek, eşzamanlı şekilde Türk vatanına hainler ve zalimler hücum edecektir.

Suriye’de son iki hafta içinde verdiğimiz şehit sayısı ikidir.

İdlib’in güneyindeki M-4 Karayolu hala temizlenmiş değildir.

Bugüne kadar Türk-Rus askerlerinden mürekkep birlikler 15 kez ortaklaşa devriye görevini yerine getirmişlerdir.

“Gereğince görevini harfiyen icra eden ülke Türkiye’dir”

Moskova Mutabakatı’nın üzerinden de üç ay geçmiştir.

Rus yönetiminin sık sık Türkiye’ye yükümlüklerini yerine getirme uyarısı sorumsuz ve sorunlu bir dilin aleniyet kazanmasıdır.

M-4 Karayolunun 6’şar kilometrelik kuzey ve güneyinde mezkur mutabakat hükmü gereğince görevini harfiyen icra eden ülke Türkiye’dir.

Bu kapsamda Libya ve Suriye’de ikili oynayan Rusya’nın siyasi tutumu güvensizlik aşılamakta, terör örgütlerine ve Esad rejimine güven vermektedir.

Milli bekamızı tehdit eden terör musibeti vatan toraklarıyla birlikte sınır ötesindeki alanlardan muhakkak temizlenecektir.

“Suriye’nin geleceğini bizzat Suriyeliler belirlemelidir”

Toplumsal sinir uçlarımıza dokunan seri tahrik ve saldırganlıkların cevabı inanıyorum ki misliyle verilecektir.

CHP’nin, HDP’nin, İP’in ve diğer ziyan olmuş siyasi zihniyetlerin müfsit ve müfrit zorlamalarına aldırış edip itibar edecek milli ve ahlaki düşünen hiç kimse yoktur.

Önemle altı çizilmesi gereken husus şudur: Suriye’nin geleceğini bizzat Suriyeliler belirlemelidir.

Fakat tezahür eden Suriye Anayasa Komitesi’nin 2.tur görüşmeleri Cenevre’de 25-29 Kasım 2019 tarihinde başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

BM Suriye Özel Temsilcisinin 19 Mayıs 2020’de, Suriye’de çatışan tarafların anayasa taslak çalışmaları için Cenevre görüşmelerini yeniden başlatmasıyla ilgili düşünce ve teklifi Suriye meselesinin siyasi çözüm için yeni bir teşebbüstür.

Türkiye tarihin doğru tarafında duruş göstermiştir.

Kaldı ki komşu ülkelerin siyasi ve toprak bütünlüklerine de saygılıdır.

Bu saygının hatalı yorumu, buna eklemlenmiş hunhar operasyon ve projeler aynısıyla ters tepecek, nifak eken felaket biçecektir.

Türk milleti bölgesel ve küresel emperyalizme karşı tek ses, tek bilek, tek yürektir.

“Herkes haddini hududunu iyi bilmelidir”

 3 – Son günlerde Yunanistan’ın sivil ve asker yöneticilerinden gelen tehditvari açıklamalar milli tahammülü zorlamaktadır.

Yunanistan yönetimi aba altından gösterdiği sopanın kendi tepesine ineceğinden ya habersizdir ya da nefret ve öfke selinin tesiriyle körleşmiştir.

İki durumda da kaybedecek olan bellidir.

Komşuluk hukukunu yok sayıp iki asırdır şantaj ve saldırgan bir siyasetin müellifi olan Yunanistan aklını başına almalı, denizin dibine gömülmek istemiyorsa denetim ve kontrolü elden bırakmamalıdır.

Türkiye hiçbir küstahın sabah akşam tehdit edeceği bir ülke değildir.

Herkes haddini hududunu iyi bilmelidir.

Savaş baltalarını çıkarıp fütursuzca sallayanlar unutmasınlar ki, Türk milleti muzaffer ve kahraman bir millettir.

Yunanistan Savunma Bakanı’nın askeri çatışma ihtimalini de ifade ederek “Her türlü senaryoya göre hazırlık yapıyoruz” demesi korkak bir meydan okumadır.

Türkiye Cumhuriyeti, stratejik bir tehdide dönüşen Yunanistan’ın Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve diğer milli konulardaki alçak hesaplarını alt üst edecek muktedirliğe sahiptir.

“Ayasofya’dan çan değil, ezan sesi yükselecek”

Ayasofya Caminde manevi aşk ve adanmışlıkla okunan Fetih Suresi’nden rahatsızlık duyan, egemen devlet vasfımızı hiçe sayıp hayasızca tepki gösteren Yunan Hükümeti’ne hatırlatırım ki, Ayasofya fethin kutlu bir sembolü, kutsal bir emanetidir.

Kıbrıs Limasol’daki Köprülü Camisi’nin avlusuna molotofkokteyli atanların ve Larnaka’daki Tuzla Camisi’nin duvarına Bizans bayrağı asanların kimlerden beslendiği aşikârdır.

Camilerimize yönelik bu çirkin saldırıları şiddetle lanetliyor, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin suçluları derhal bulup cezalandırmasını ümit ediyorum.

Bizans’ı ihya peşinde koşan ahmaklar boşa kürek çekmektedir.

Zulmün perdesi 567 yıl önce kapanmıştır.

Ayasofya Müslüman Türk milletinin fetih camisidir.

Bu hakikat değişmeyecektir.

Herkes hesabını buna göre yapmalıdır.

Ayasofya’dan çan sesi değil, Allah’ın izniyle ezan sesi yükselecektir.

“Fitne ve bozguncu emeller boş durmamıştır”

4- Uzun bir süredir milli ve manevi değerlerimiz seri ve sistematik şekilde istismara uğramaktadır.

Karanlık eller son günlerde provokasyonlarına hız vermişlerdir.

Zamanlama itibariyle şüphe uyandıran bu düşmanca muamelelerin iç huzur ve barış ortamımızı bozmak, budamak, sabote etmek gayesi taşıdığı açıktır.

İzmir’de bazı camilerimizin hoparlörlerinden korsan müzik yayını yapan alçaklardan Etimesgut’ta işlenen bir cinayeti Türk-Kürt karşıtlığına sabitlemeye çalışan satılmışlara, dahası Kiliselere yönelik saldırılarla birlikte Hrant Dink Vakfı’na gönderilen tehdit mektubuna varıncaya kadar fitne ve bozguncu emeller boş durmamıştır.

25 Mayıs 2020 Pazartesi günü ABD’de işlenen ırkçı cinayet sonucunda sokaklara çıkan göstericileri Türkiye’de emsal gösterip devamlı surette sokak edebiyatı yapan CHP ve yedeklerinin yangına körükle gitmeleri tehlikeli bir tuzaktır.

Türk yargısının hükmünü verdikten sonra Anayasa’nın 84. maddesinin 2.fıkrasına göre milletvekillikleri düşürülen ve işledikleri suçların hukuken karşılığını gören eski milletvekillerini müdafaa bahanesiyle CHP-HDP-İP’in aynı kareye girmesi ibretlik bir tablodur.

HDP, usulü bir işlemin tamamlanması suretiyle milletvekilliklerinin düşürülmesi yönündeki uygulamalara ve kayyım atamalarına karşılık Türkiye’nin farklı noktalarından Ankara’ya yürüyüş başlatma kararı alması habis ve hain bir hedefin icra planlamasıdır.

CHP-HDP-İP şer bir amacın sacayağıdır

Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, CHP’li yöneticilerin devamlı; “Bizi sokağa çekmek istiyorlar” beyanı sinsi bir hazırlığın, sokaktan iktidar ve ikbal devşirmenin gizli ajandasıdır.

Hiç kimse bu bayat numaraları yemeyecek, yutmayacaktır.

CHP-HDP-İP şer bir amacın sacayağıdır.

Kılıçdaroğlu’nun bedel ödemekten bahsetmesi, TBMM Genel Kurulu’nda CHP-HDP ittifakının sıra kapaklarına vura vura, nefes alamıyoruz propagandasıyla gözler önüne serilmesi büyük bir tehdittir.

Hakkında fezleke düzenlenen milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını 7 Mart 2016’da ilk kez dile getiren CHP Genel Başkanı’dır.

Bağımsız yargının önünde hesap verelim” diyen bizzat bu şahıstır.

İki HDP’li, bir CHP’linin milletvekilliklerinin düşürülmesi adaletin ve demokrasi ahlakının zorunlu bir gereğidir.

Nitekim kanun önünde herkes eşittir.

Hiç kimsenin suç işleme ayrıcalığı veya özgürlüğü yoktur.

Milletvekili sıfatını taşımalarına rağmen suç işlemiş şahısların, diğer tutuklu ve hükümlü kişilerin aksine, milletvekilliğinin sağladığı haklardan istifade talepleri, anayasal bir kuralın dönem sonuna bırakılmasını istemeleri kınanması gereken bir çelişki, aynı zamanda da haksızlıktır.

Bu haksızlık giderilmiş, adalet yerini bulmuştur.

“Gezi çıkmazına umut bağlayanlar karşılarında Türk devletinin kudretini bulacaklardır”

TBMM, teröre yardım ve yataklık yapan suçluların sığınacağı yer olamayacaktır.

Terör örgütleriyle aralarına mesafe koyamayanların sonu bellidir, bundan da hiç kimse muaf tutulamayacaktır.

4 Haziran 2020 tarihinde Gazi Meclis ayıklanmıştır.

Sokağa göz kırpan, sokakta gelecek arayan, yeni bir Gezi çıkmazına umut bağlayan, milletimizin huzur ve güvenliğine kast eden kim olursa olsun karşılarında Türk devletinin kudretini bulacaklardır.

Cumhur İttifakı’nın dış destek ve tesirli muhtemel sokak hareketlerini kaynağında söndürmeye gücü yetecektir.

Bekçilerimizi terörle ilişkilendiren, polislerimizi ve askerlerimizi hayasızca isnat eden gafiller sabrımızı test etmemelidir.

KOVİD-19 salgınının yaralarını sarmaya azim ve inanmışlıkla çaba gösteren Türkiye’yi; sokakların karanlığına, asayişsizliğin kundağına, kutuplaşmanın kuytusuna hiçbir mihrak itemeyecektir.

Türkiye sokakta bulunmamış, sokağa da teslim edilmeyecektir.

İstikbal hedeflerimizi perdelemeye, istiklal sevdamızı nefessiz bırakmaya hiç kimsenin provokasyon ve rezil projesi kafi gelemeyecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletine fedakârca, hiçbir karşılık beklemeden hizmete sonu cefada olsa sefada olsa kararlılıkla devam edecektir.

Türklüğün sancağı inmeyecek, Türk milleti hiçbir zulmete tamam demeyecektir.”

İttifakı deşifre olan İYİ Parti, HDP’yi MHP’ye yamamaya çalıştı

Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile işbirliği deşifre olan İYİ Parti, HDP’yi MHP’ye yamamaya çalıştı. İYİ Partili ismin yapmaya çalıştığı ‘kurnazlığa’ Gazeteci Fazıl Duygun’dan cevap geldi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “HDP’yi terör örgütü PKK’nın uzantısı” olarak nitelemesi kapalı kapılar ardında ittifak yaptığı HDP’yi sinirlendirdi. Eski HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, İYİ Parti ile işbirliği yaptıklarını duyurdu. Önder, İYİ Parti’nin seçim döneminde kendilerinden hangi bölgede kiminle çalışılması konusunda fikir aldığını bildirdi.

İttifak deşifre oldu, HDP’yi MHP’ye yamamaya çalıştı

İttifakın deşifre olmasının ardından İBB İYİ Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, kendi partisini aklamak için MHP’ye çamur atmaya çalıştı.

BengüTürk TV’nin Sırrı Süreyya Önder’in HDP-İYİ Parti ittifakıyla ilgili itiraflarını haber yapmasına, “Bunu da gördük” diyen İYİ Partili Özkan’a cevap Gazeteci Fazıl Duygun’dan geldi.

“Siyasi kurnazlık yapacak ama zeka yerlerde sürünüyor”

Duygun, İYİ Parti ve HDP heyetlerinin görüşmesinin fotoğraflarını yayınlayarak şu ifadeleri kullandı:

“Kendi partisinin, HDPKK ile olan ittifakını gizleyebilmek için, MHP’li BengüTürk TV’nin HDP’li Süreyya Önder’in itiraflarını haber yapmasına, ‘Önder, Bengi Türk kanalında, bugünleri de gördük ya(!)’ demiş. Siyasi kurnazlık yapacak ama zeka yerlerde sürünüyor. İP-HDP aşkı 3. fotoda.”

İşte o tweetler: