merkez bankasi

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

merkez bankasi

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun IMF açıklaması

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, TRT Haber, CNN Türk, A Haber, A Para ortak yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İşte Başkan Kavcıoğlu’nun açıklamalarından satıbaşları: 

“Rakamlar nettir ve doğrudur”

2020 yılında dünyanın yaşadıkları, ülkelerin dışarıdan aldığı destekler, İtalya, İspanya, ABD, Yunanistan bu ülkelere bakın çok zor zamanlar geçirdi. Türkiye’de sosyal yardımlar ve sağlık yardımları çok ciddi düzeyde sağlandı. Tabi ki bir sıkıntı içinde geçirdik ancak yapılanları göz ardı edemeyiz. ‘128 milyar tartışması’na bu açıdan bakmak lazım. Merkez Bankası olarak belirlenen rakamlar nettir ve doğrudur.

2020 sonunda tüm taleplere cevap veren Türkiye, reel sektör ve bankacılık anlamında planlarını uyguladı. Türkiye’de rezerv 90’lı yıllardan sonra birikmeye başlıyor. Merkez Bankasının rezervleri varlık ve yükümlülük olarak yer değiştirdi.

Bu talebi karşılayabilmeniz için piyasada bir arz oluşmuyorsa bazı adımlar atmanız lazım. Gelemezse ne oluyor Merkez Bankası devreye giriyor. 2018’in Ağustos ayında kurun nerelere gittiğini, 2020’de nasıl olduğunu görüyoruz. 2,5 yıllık bir periyottaki kur atakları, dış politakadaki olaylar kurun belli bir seviyeye gelmesine senep oluyor. Süreci böyle değerlendirmek daha doğru olur.

2020 sonu itibarıyla reel sektörün döviz pozisyon açığı 208 milyar dolardan 157 milyar dolara indi. Bu, rezervlerden ya da Merkez Bankası’nın yaptığı bu işlemlerden karşılandı. Sizin bu talepleri bir şekilde karşılamanız lazım. Karşılamazsanız, o zaman oluşacak şeylerle Türkiye yüzleşecektir, karşı karşıya kalacaktır.

Rezerv konusu hakkında değerlendirmelerde bulunan Kavcıoğlu, şunları kaydetti:

“2020, 2019, 2018 yılında geriye doğru gittiğimizde, Türkiye’nin yaşadıklarına baktığımızda, bu tartışmalar daha bir anlam kazanıyor. Bugün rezerv konusu tartışılırken, o günkü şartları göz önüne getirmemiz ve o günkü şartlara bakmamız gerekir. 2020’ye girdiğimizde, dünyaya baktığımız zaman, gelişmiş ülkelerde ve gelişmekte olan ülkelerde doğrudan yatırımların ve portföy yatırımlarının azaldığını görüyoruz. Türkiye’de bu global dünya içerisinde, buradan aldığı pay ister istemez azalıyor. 2020 pandemi krizi gerçekten dünyayı çok kötü şekilde etkileyen bir kriz. Diğerlerinden ayıran en önemli şey bence daha önceki krizlerin bir alt yapısı vardı. 2020’deki kriz birden ortaya çıkan bir kriz, bir hastalığın birden ortalığı kasıp kavurduğu, ülkelerin kapandığı, en önemli gelirlerinin tamamen bittiği bir dönemi yaşadık. Bu ortamda Türkiye’ye baktığımız zaman biz biraz iyi daha ayrışıyoruz.”

“O günlerde ‘IMF’ye gidilecek’ mesajları verildi”

Dönem dönem Türkiye’nin geçmişte yaşadığı bir sürü sıkıntılar olduğuna işaret eden Kavcıoğlu, 2018’de Başkanlık krizi ile birlikte oluşan ve 2018’in ağustos ayında başlayan kur ataklarını hatırlattı.

Kavcıoğlu, bu atakların bertaraf edilmesi için yapılan çalışmaları anımsatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu sürecin hatırlanması, 2020’yi ve yapılanların neler olduğunu anlamamız için çok önemli. O günlerde hatırlayın, ‘IMF’ye gidilecek’ mesajları verildi, IMF’ye gitmek zorunda olduğumuz haberleri hep yapıldı ama Türkiye diğer ülkelerden farklı olarak, bu süreci hem sağlık açısından çok iyi yönetti, hem de para ve mali politikalar açısından çok iyi şekilde yönetti. Şimdi kur baskılaması için neler yapıldığı, kredi imkanları gibi konularda eleştirildiği noktalar var ama bunların hepsini kendi şartları, kendi dönemi içinde değerlendirmemiz lazım. 2020 yılında dünyanın yaşadıklarını hatırlayın. Türkiye’ye dönün, bu dönemde yapılanları göz ardı edemeyiz.”

Kavcıoğlu, geçtiğimiz günlerde Anadolu Ajansı’na açıkladığı rakamların net ve doğru olduğunu hatırlattı.

Merkez Bankası’ndan 128 milyar dolar açıklaması

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu “Söz konusu döviz işlemleri, işlem platformları üzerinden o günkü piyasa koşulları ve fiyatları çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.” dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun açıklamalarından satır başları;

“Protokolle sağlıksız fiyat oluşumunun engellenmesine, döviz piyasalarındaki arz-talep dengesine ve likidite tesisine katkıda bulunuldu.

Söz konusu döviz işlemleri, işlem platformları üzerinden o günkü piyasa koşulları ve fiyatları çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.

Herhangi bir kesime, banka veya firmaya ayrıcalıklı döviz işlemi gerçekleştirilmesi söz konusu değildir.

Anılan platformlarda piyasa dinamiklerinden bağımsız, piyasa dışı fiyatlardan belirli taraflar seçilerek işlem yapılması mümkün değildir.

Bilanço varlık yükümlülük denkliği açısından bakıldığında, ortada kaybolmuş bir varlıktan bahsetmek mümkün değildir.”

Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu’ndan art arda hamleler

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, göreve gelmesinin hemen ardından bankacılarla durum değerlendirmesi yapmak üzere Pazar günü Türkiye Bankalar Birliği yönetim Kurulu ile görüşmüştü.

Pazar günü Bankalar Birliği yönetiminde yer alan bankaların genel müdürleri ile görüşen Kavcıoğlu, bugün de Bankalar Birliği yönetimi dışındaki bankaların yöneticileriyle bir araya geldi.

Diğer yandan görüşmeye katılım bankaları genel müdürlerinin de katıldığı bildirildi.

AK Parti’den Merkez Bankası açıklaması

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ekonomi İşleri Bakanı Nurettin Canikli, resmi Twitter hesabı üzerinden önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Canikli’nin mesajından satır başları:

Merkez Bankası başkanlarına Kanunla verilen öncelikli görev fiyat istikrarının sağlanmasıdır. Bugüne kadar görev yapan tüm Merkez Bankası başkanları Kanunla verilen fiyat istikrarının sağlanması hedefine hep sadık kalmışlardır.

Merkez Bankası Başkanlığı görevine getirilen herhangi birisinin bu hedefin dışına çıkması mümkün değildir, eşyanın tabiatına aykırıdır.

Hükümetlerin temel hedefi olan istikrarlı büyümenin ancak öngörülebilir ve makul seviyelerde kontrol edilebilen fiyatlar genel düzeyi ile gerçekleştirilebildiği bilimsel bir olgudur. Para politikası araçları da bu gerçek göz önünde bulundurularak dizayn edilir.

TL cinsi varlıklara sağlanan reel getirinin pozitif bir değerde dengelenmesi, TL cinsi varlıklara olan talebin canlı tutulması için gereklidir. Negatif reel faizin TL cinsi varlıklardan altın ve dövize doğru yönelişi ve dolarizasyonu hızlandırdığı bilinmektedir ve görülmüştür.

Ekonomi tek bir dengeden ibaret değildir, bir dengeler manzumesidir. Tüm bu dengelerin birlikte değerlendirilmesi ve modellenmesi gerekir. Pozitif reel faizin para ikamesini durduracak, hatta ters para ikamesinin önünü açacak seviyede olması rasyonel olmanın bir gereğidir.

Diğer taraftan, pozitif reel faizin optimal seviyede olması da bir zorunluluktur. Optimal seviyenin altında kalan reel faiz oranı dolarizasyon akışını durdurmaz. Optimal seviyenin üzerinde belirlenen reel faiz ise ekonomi için maliyetler ortaya çıkarır.

Üretim, ihracat, istihdam hedeflerini olumsuz yönde etkiler. Finans kuruluşlarının aktif kalitesini bozar. Optimal reel faiz seviyesi için yol gösterici faktörlerden bir tanesi beklentilerdir, piyasa beklentisidir. Piyasa beklentisi pozitif reel faizin sınırını belirler.

Piyasa beklentisinin üzerine çıkılması ekonomiye yük getirir, enflasyon beklentisini yukarıya taşır. Ekonomideki fiyatlamalar da yükselen enflasyon beklentisine göre realize olur. Bu durum Merkez Bankasının temel hedefi olan fiyat istikrarının sağlanmasını da zorlaştırır.

Hükümetin, optimal pozitif reel faiz seviyesinin belirlenmesinde para politikası araçlarını rasyonel kullanmadığını ve bu nedenle de ekonomiye büyük bir mali yük getirdiğini düşündüğü Merkez Bankası başkanını değiştirmesi piyasalara meydan okumak değildir.

Sadece ekonominin kaynaklarının ve para politikası araçlarının verimli ve etkili kullanılması gerektiği hassasiyetini yansıtır.

Türkiye ekonomisi 19 yıldır piyasa kurallarını hiç taviz vermeden uygulamış, iç ve dış şokların yoğunlaştığı dönemlerde dahi sermaye hareketlerinin liberalizasyonunu sağlamıştır.

Türkiye ekonomisi için piyasa ekonomisi kurallarının kararlılıkla uygulanması altının çizilmesi gereken bir kredibilite kaynağı olmuştur.

Bundan sonra da piyasa kurallarının ve sermaye hareketlerindeki liberalizasyonun kararlılıkla uygulanması kırmızı çizgiler olmaya devam edecektir.

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası faizi 200 baz puan artırarak yüzde 17’den yüzde 19’a yükseltti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB), haftalık gösterge repo  faizinde 200 baz puan artışa gitti.

TCMB Para Politikası Kurulu(PPK) toplantısının ardından yapılan  açıklamaya göre, haftalık repo faizi yüzde 17,00’den yüzde 19.00’a yükseltildi.

TCMB en son Aralık toplantısında faizi 200 baz puan artırmış,  sonraki 2 toplantısında değişikliğe gitmemişti.

Merkez Bankası Beklenti Anketinde enflasyon beklentisi yıl sonu için yüzde 11,54, 12 ay sonrası için yüzde 10,47 ve 24 ay sonrası  için yüzde 9,18 seviyesinde bulunuyor.

TCMB’nin enflasyon beklentisi 2021 yıl sonu için yüzde 9,4, 2022 yıl sonu için yüzde 7,0 seviyesinde bulunuyor. TÜİK en son tüketici fiyatlarını yıllık %15,61 olarak açıkladı. TCMB’nin bir sonraki toplantısı 15 Nisan’da gerçekleştirilecek.

Toplantı sonrasında yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Genişleyici parasal ve mali politikalar ile aşılama sürecinde  yaşanan olumlu gelişmelerin etkisiyle küresel büyüme görünümünde  iyileşme ve uluslararası emtia fiyatlarında artış görülmektedir. Yükselen küresel enflasyon beklentileri, gelişmiş ülke para  politikalarına ilişkin belirsizliklere ve küresel finansal piyasalarda  dalgalanmaya yol açmaktadır. İktisadi faaliyet güçlü bir seyir izlemektedir. Salgına bağlı  kısıtlamaların hafifletilmesiyle hizmetler ve bağlantılı sektörlerde  iktisadi faaliyetin artması beklenmektedir. Bununla birlikte, salgının  seyrine ilişkin muhtemel gelişmelere bağlı olarak iktisadi faaliyet  üzerindeki riskler önemini korumaktadır. Salgın döneminde sağlanan  yüksek kredi büyümesinin birikimli etkileriyle güçlü seyreden iç  talebin yanı sıra ithalat fiyatlarındaki artışlar cari işlemler  dengesini olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Diğer taraftan,  finansal koşullardaki sıkılaşmayla birlikte yavaşlayan kredi büyümesi  son dönemde bir miktar yükseliş eğilimi sergilemiştir.

İç talep koşulları, döviz kuru başta olmak üzere birikimli maliyet  etkileri, uluslararası gıda ve diğer emtia fiyatlarındaki yükseliş ve  enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler, fiyatlama davranışları  ve enflasyon görünümünü olumsuz etkilemeye devam etmektedir. Öte  yandan, bazı sektörlerde belirginleşen arz kısıtları ile  gerçekleştirilen ücret ve yönetilen fiyat ayarlamaları, orta vadeli  enflasyon görünümü üzerindeki önemini korumaktadır. Gerçekleştirilen  parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı  etkilerinin daha belirgin hale geleceği beklentisi korunmakla  birlikte, son dönemde kredi büyümesindeki yükseliş eğilimi ile ithal  maliyetlerdeki artış, talep ve maliyet unsurlarında öngörülen kademeli  iyileşmeyi geciktirmektedir.

Kurul, söz konusu gelişmelerin enflasyon beklentileri, fiyatlama  davranışları ve orta vadeli enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu  yukarı yönlü riskleri dikkate alarak, önden yüklemeli ve güçlü bir  ilave parasal sıkılaştırma yapılmasına karar vermiştir.

2021 yılsonu tahmin hedefi dikkate alınarak, enflasyonda kalıcı  düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler oluşana  kadar, sıkı para politikası duruşu kararlılıkla uzun bir müddet  sürdürülecektir. Enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret  eden güçlü göstergeler kapsamında enflasyonun ana eğilimi ve fiyatlama  davranışlarına ilişkin göstergeler, yayılım endeksleri, talep ve  maliyet unsurları ve enflasyon beklentilerinin tahmin ufku içerisinde  hedeflerle uyumu yakından izlenmeye devam edilecektir. Gerekmesi  durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacaktır.

Kalıcı fiyat istikrarı ve yüzde 5 hedefine varıncaya kadar, para  politikası faizi ile gerçekleşen/beklenen enflasyon arasındaki denge,  güçlü dezenflasyonist etkiyi koruyacak şekilde kararlılıkla  sürdürülecektir. Sıkı para politikası duruşunun bu şekilde  sürdürülmesinin fiyat istikrarını kalıcı olarak tesis etmesinin  yanında, ülke risk primlerinin düşmesi, ters para ikamesinin  başlaması, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve finansman  maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik ve  finansal istikrarı olumlu etkileyeceği değerlendirilmiştir.

TCMB karar alma süreçlerinde orta vadeli bir perspektifle,  enflasyonu etkileyen tüm unsurları ve bu unsurların etkileşimini temel  alan bir analiz çerçevesi benimsemektedir. Açıklanacak her türlü yeni  verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu  değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.”

Merkez Bankası: Sıkı para politikasındaki duruş kararlılıkla sürdürülecek

Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, sıkı para politikasındaki duruşun kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.

Merkez Bankası yatırımcılara video konferans üzerinden sunum yaptı. Merkez Bankası enflasyonda kalıcı düşüş ve fiyat istikrarı oluşuncaya kadar sıkı para politikasının sürdürüleceği mesajı verdi. Merkez, gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaştırma yapılacağını duyurdu.

“Sıkı para politikası duruşu kararlılıkla sürecek”

Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, “Sıkı para politikası duruşu kararlılıkla sürecek. Rezervler istikrar kazandı ve ılımlı bir toparlanma başladı.” ifadelerine yer verildi.

“Rezerv birikimine katkı sağlayacak” 

Öte yandan yapılan açıklamada, “Sıkı para politikası duruşu ve politika kredibilitesi rezerv birikimine katkı sağlayacak” denildi.

Merkez Bankası’ndan enflasyon açıklaması

Merkez Bankası, dünkü enflasyon verisinin ardından bugün de aylık fiyat gelişmeleri raporunu yayımladı. Raporda, üretici fiyatlarındaki güçlü artış eğilimini devam ettiği ifade edildi.

Merkez Bankası tarafından yayımlanan aylık fiyat gelişmeleri raporunda, yüzde 1,68’lik ocak ayı enflasyonunda temel mal ve enerji kalemlerinin fiyatlardaki artışta etkili olduğu açıklandı.TCMB’den yapılan açıklamada, döviz kurunun birikimli yansımaları ve uluslararası  fiyatların etkisiyle üretici fiyatlarındaki güçlü artış eğiliminin devam ettiği belirtildi.

Merkez Bankası tarafından açıklanan aylık fiyat gelişmeleri raporunun özet metninde şu ifadeler yer aldı:

“Tüketici fiyatları Ocak ayında yüzde 1,68 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,37 puan yükselişle yüzde 14,97 olarak gerçekleşmiştir. Döviz kurunun birikimli yansımaları ve uluslararası fiyatların etkisiyle üretici fiyatlarındaki güçlü artış eğilimi devam etmiştir. Bu dönemde tüketici yıllık enflasyonundaki artışın sürükleyicisi temel mal ve enerji grupları olmuştur.

Giyim dışında kalan temel mallarda; birikimli döviz kuru etkileri, talep koşulları, bazı sektörlerde süregelen arz kısıtları ve uluslararası metal fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak fiyat artışları yüksek seyrini sürdürmüştür. Giyim enflasyonunda ise kısmi bir toparlanma gözlenmekle birlikte düşük düzeyler korunmuştur. Enerji enflasyonu, petrol fiyatlarındaki artış ile elektrik, şebeke suyu, doğalgaz gibi yönetilen/yönlendirilen kalemlerdeki gelişmeler neticesinde yükselmiştir.

Bu dönemde yıllık enflasyon hizmetlerde sınırlı ölçüde gerilerken, gıda grubunda taze meyve ve sebze fiyatlarındaki düzeltmeyle düşüş kaydetmiştir. Diğer taraftan, çiğ süt alım fiyatlarındaki artışın ve uluslararası tarımsal emtia fiyatlarının yansımalarıyla diğer gıda ürünlerinde enflasyon artmıştır. Bu görünüm altında, B ve C göstergelerinin yıllık enflasyonu ve eğilimleri yükselmiştir.”

Merkez Bankası’ndan faiz indirimi

Merkez Bankası, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) 50 baz puan düşürerek yüzde 8,75’ten yüzde 8,25’e çekti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası Kurulu Toplantısı’nın ardından faiz kararını açıkladı. Kurul’dan özetle şu açıklamalar yapıdı:

Küresel ekonomideki toparlanmaya ilişkin belirsizlikler yüksek seyrederken, ülkelerin attığı normalleşme adımları izlenmektedir.

İktisadi faaliyetteki yavaşlama nisanda belirginleşirken, mayısın ilk yarısına ilişkin yüksek frekanslı göstergeler kısmi normalleşme adımlarıyla dipten dönüş sinyalleri içermektedir.

Gıda fiyatlarındaki dönemsel ve salgına bağlı etkiler nedeniyle tüketici enflasyonunun kısa vadede bir miktar yüksek seyredebileceği, ancak yılın ikinci yarısında talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale geleceği değerlendirilmektedir.

Ayrıntılar geliyor…

Merkez Bankası’ndan faiz indirimi

Merkez Bankası, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) 100 baz puan düşürerek yüzde 9,75’ten yüzde 8,75’e çekti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bugün yapılan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz indirimlerine devam edildi.

Politika faizinde 100 baz puan indirime gidildi. Banka, mart ayında 100 baz puan indirim yaparak politika faizini 2 yılın ardından 9,75’e indirmişti. Bugün yapılan toplantıda 100 baz puan daha indirime gidilerek politika faizi 8,75’e çekildi.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’ndan yapılan duyuruda koronavirüs salgınına ilişkin gelişmelere bağlı olarak küresel büyüme görünümündeki zayıflamanın derinleştiği, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke merkez bankalarının genişleyici yönde adımlar atmaya devam ettiği belirtildi.

Mali tedbirler istikrara ve salgın sonrası toparlanmaya katkı yapacaktır Salgın hastalığın sermaye akımları, finansal koşullar, dış ticaret ve emtia fiyatları kanalıyla oluşturmakta olduğu küresel etkilerin yakından takip edildiği vurgulanan duyuruda, ocak ve şubat aylarında finansal koşullardaki iyileşmenin de katkısıyla güçlü bir eğilim sergileyen iktisadi faaliyetin, koronavirüs salgınının dış ticaret, turizm ve iç talep üzerindeki etkilerine bağlı olarak mart ayı ortalarından itibaren zayıflamaya başladığı kaydedildi.

Duyuruda, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Salgın hastalığa bağlı gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerinin sınırlandırılması açısından finansal piyasaların, kredi kanalının ve firmaların nakit akışının sağlıklı işleyişinin devamı büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede, yakın dönemde uygulamaya konulan parasal ve mali tedbirlerin ekonominin üretim potansiyelini destekleyerek finansal istikrara ve salgın sonrası toparlanmaya katkı yapacağı değerlendirilmektedir. Son dönemde belirgin bir iyileşme gösteren cari işlemler dengesinin, emtia fiyatları ve ithalatın sınırlayıcı etkisiyle yıl genelinde ılımlı bir seyir izleyeceği öngörülmektedir.”

“Yıl sonu enflasyon tahmini üzerindeki riskler aşağı yönlü”

Duyuruda, enflasyon beklentilerinin, iç talep koşulları ve üretici fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak çekirdek enflasyon göstergelerinin eğilimlerinin ılımlı seyrettiği bildirildi.

Küresel gelişmeler paralelinde Türk lirasında gözlenen değer kaybına karşın başta ham petrol ve metal fiyatları olmak üzere uluslararası emtia fiyatlarındaki keskin düşüşün devamının enflasyon görünümünü olumlu etkilediği vurgulanan duyuruda, şunlar kaydedildi:

“Üretim ve satışlardaki düşüşe bağlı birim maliyet artışları takip edilmekle birlikte toplam talep koşullarının enflasyonu sınırlayıcı etkisinin arttığı tahmin edilmektedir. Bu gelişmeler doğrultusunda yıl sonu enflasyon tahmini üzerindeki risklerin aşağı yönlü olduğu değerlendirilmiştir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinde 100 baz puan indirim yapılmasına karar vermiştir. Kurul, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirmektedir. Enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, parasal duruş ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlenecektir. Merkez Bankası, fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir.”

Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanan duyuruda, PPK toplantı özetinin 5 iş günü içinde yayımlanacağı bildirildi.