Macron

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Macron

Merkel ve Macron’dan Türkiye itirafı

Almanya Başbakan Angela Merkel, 24-25 Haziran tarihlerinde düzenlenecek AB liderler zirvesine hazırlık amacıyla bugün Berlin’de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya geldi.

Görüşme öncesinde Türkiye’ye ilişkin açıklamalarda bulunan Merkel, “Bir yandan görüş ayrılıkları mevcut, diğer yandan ise bazı meseleleri birlikte şekillendirmek istiyorsak, birbirimize ihtiyacımız da var. Bunlar göç meselesi, Libya’nın geleceği meselesi, Suriye’nin geleceği meselesi” şeklinde konuştu.

Fransız lider ise Merkel’in sözlerine destek verdi. Macron yaptığı açıklamada “Türkiye hakkında söylenen her şeye katılıyorum” dedi.

Macron, Türkiye ile olan ilişkilerde AB üyeleri Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tutumlarının yanı sıra AB’nin Doğu Akdeniz’deki, Libya’daki ve Kafkasya’daki stratejik tutumunun dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Türkiye görüşmesi haziran ayına ertelenmişti

AB liderler zirvesinde son dönemde gerilen Türkiye ve AB arasındaki ilişkilerin de ele alınması bekleniyor. AB, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz arama faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunarak Türkiye’ye aşamalı yaptırım karara almış, ancak ek yaptırım uygulanıp uygulanmayacağını ise haziran ayındaki zirveye ertelemişti.

Macron Samimi ise Müslümanlara ayrımcılığa son versin!

İslam karşıtı söylemlerini çıkardığı ayrımcı yasalarla destekleyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı ikili görüşmede İslam karşıtı olmadığını ve yanlış anlaşıldığını dile getirerek nedamet getirdi. Macron’un bu sözleri üzerine Akit’e konuşan siyasetçiler, “Macron sözünde samimiyse Fransa’da Müslümanlara baskıyı durdursun, ayrımcılığa son versin” dediler.

Oğuzhan Gültekin  Ankara 

AK Parti Malatya Milletvekili Ahmet Çakır, “Batı’nın ciddi manada İslam karşıtı söylemleri var. Batılı yöneticiler dillerine doladıkları İslam karşıtı söylemler ile kendi halklarını da kışkırtıyorlar. Bugün dünya üzerinde İslam’a karşı yapılan bütün saldırıların temeline baktığınız zaman aslında hep Batı ülkelerinin liderlerinin söylemleri ön plana çıkıyor. Bu konuda Fransa’da ve Cumhurbaşkanları Emmanuel Macron ilk sırada yer alıyor. Macron’un Cumhurbaşkanımıza böyle bir açıklama yapması İslamofobi’nin durdurulması için olumludur. Ancak Macron bu söylemlerini devam ettirmesi gerekiyor. Kendi iç siyasetinde de bu söylemlerini eyleme dökmesi gerekiyor. Yani Macron söylemlerinde samimiyse kendi ülkesinde Müslümanlara karşı uyguladığı ayrımcılığa son vermelidir” dedi.

“Macron seçmeninin gözünü boyuyor!”

AK Parti Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ da, “Batılı liderler kendi ülkelerinde konu Türkiye ve İslamiyet olunca aslan kesiliyorlar. Ancak bu tür uluslararası toplantılarda Cumhurbaşkanımız ile yaptıkları ikili görüşmelerde daha sakin oluyorlar. Yaptıkları hata karşısında ezik bir duruma düşüyorlar, bir nevi özür diliyorlar. Bu durumu Cumhurbaşkanımıza anlatması çok manidardır. Baktığınız zaman Biden’ın Cumhurbaşkanımızın özel olarak yanına kadar gitmesi de çok büyük bir olaydır. Demek istediğim Türkiye güçlü oldukça bu ülkeler sadece kendi içlerinde aslan kesilirler. Sadece kendi seçmenlerinin gözünü boyarlar. Haklı olduğumuz noktada kurduğumuz baskı her zaman başarı getirmiştir. Ancak Cumhurbaşkanımızın yanında Müslümanlar ile ilgili yanlış anlaşıldığını söyleyen Macron, bu söylemlerini icraata dökerek samimi olduğunu göstermelidir” şeklinde konuştu.

Macron’dan tarihi “soykırım” itirafı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin Ruanda’da 1994’te 800 binden fazla kişinin öldüğü soykırıma ilişkin rolünü kabul ettiklerini ancak suç ortağı olmadığını ifade etti. Macron, resmi ziyaret için gittiği Ruanda’da soykırım anıtında yaptığı konuşmada, “Sorumluluklarımızı tanımaya geldim.” dedi.

“Fransa’nın Ruanda’da rolü, geçmişi ve siyasi bir sorumluluğu var.” diyen Macron, zamanın Fransız hükümetinin soykırım uygulayan Ruanda yönetiminin fiilen yanında olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Macron, Fransa’nın sebep olduğu acıları çekenlerin yüzüne bakma ve acılarını kabul etme görevi olduğunu belirterek ülkesinin doğrular konusunda uzun süre sessiz kaldığını kaydetti.

Suç ortaklığını kabul etmedi

“Fransa suç ortağı değildi. Dökülen kan, onun silahlarına ya da askerlerinin ellerine bulaşmadı.” ifadesini kullanan Macron, Fransa’nın 1990’dan miras kalan çatışmaya dahil olarak ülkedeki duruma ilişkin uyarıları dikkate almadığını söyledi.https://3ac0626a09491bd32089732c6a6d09b6.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, ülkesinin bölgesel çatışma veya sivil savaşı önlemeye çalışırken tüm uyarıları kulak ardı ederek soykırım uygulayan bir kişinin yanında durduğunu, bu şekilde çok kötü biten döngüye dahil olduğunu dile getirdi.

Son 10 yılda Ruanda’yı ziyaret eden ilk Fransa Cumhurbaşkanı olan Macron konuşmasını, “Ancak bu karanlık zamanları geçirenler affedebilir, bize kendimizi affetme hediyesini verebilir.” ifadesini kullandı.

“Soykırımda ağır sorumluluğu var”

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a, martta Ruanda soykırımına ilişkin sunulan raporda, Fransa’nın soykırımda ağır sorumluluğu bulunduğu ancak suç ortağı olduğunu gösteren bir şey olmadığı belirtilmişti.

Dönemin Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ın, soykırımda önemli rol oynadığı vurgulanan raporda, “Fransa, soykırım hazırlığı konusunda kör davrandı.” ifadesi kullanılmıştı.

Raporda, Fransa’nın soykırımı yapan hükümete silah temin etmesinin ve Fransız askerlerinin Ruanda ordusuna eğitim vermesinin arkasında ülkenin etnikçi yaklaşımının olduğu aktarılmıştı.

Ruanda hükümetinin girişimiyle ABD merkezli “Levy Firestone Muse” hukuk firmasının hazırladığı raporda da, Fransa’nın Ruanda soykırımında ciddi sorumluluğu bulunduğu ve Fransız hükümetinin Hutu rejiminin soykırım gündeminden habersiz olmadığı, öngörülebilir bir soykırıma imkan tanıdığı vurgulandı.

Ruanda Soykırımı

Ruanda’da 1994’te Hutular, dönemin Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana’nın uçağının düşmesinden sorumlu tuttukları Tutsilere karşı soykırım başlatmıştı. Ülkede 100 gün süren katliamda 800 binden fazla Tutsi hayatını kaybetmişti.

Fransa, soykırımı yapan Hutu hükümetinin uzun süre destekçisi olduğu için uluslararası kamuoyunda ve ülke içinde eleştiriliyor. Fransa, 23 Haziran 1994’de ülkenin güneybatısında sığınmacılar için güvenli bölge oluşturmak amacıyla Turkuaz Operasyonu’nu başlatmıştı. Fransa, soykırımı engellemek yerine soykırımcılara silah ve mühimmat desteği sağladığı için kınanmıştı.

Fransa’nın 1994’te Ruanda soykırımını yapan Hutu hükümetine, Fransız ordusunun kontrolü altında olan bölgeden kaçması için emir verdiği “diplomatik telgraf” ortaya çıkmıştı.

Mitterrand, Le Figaro gazetesine 1998’de verdiği mülakatta, “O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil.” ifadesini kullanmıştı.

Macron’u şok eden gelişme! Asker ülkede harekete geçti

Fransa’da her rütbeden askerlerin bulunduğu bir grup, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a, “ülkede iç savaş çıkacağı ve bu durumda ordunun düzeni sağlayacağı” uyarasında bulundu.

Aşırı sağcı Valeurs Actuelles dergisinde, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bakanlar, milletvekilleri ve generallere hitaben yayımlanan bildiride, “Fransa’nın düşmanlarıyla mücadele eden ve 21 Nisan’daki açık mektuba imza atan emekli general, emekli ve muvazzaf subay ile askerlerin, iktidara sorun çıkaran kişiler olarak adlandırıldığı ancak onların tek hatalarının ülkesini sevmek olduğu” savunuldu. “Görevde olan her rütbeden askerlerin, yasa gereği yüzleri açık şekilde kendilerini ifade edemediği ancak sessiz kalmalarının da imkansız olduğu” ifade edilen bildiride, “Aramızdan bazıları Afganistan, Mali, Orta Afrika ve diğer yerlerde düşman ateşini gördü. Bazıları görev arkadaşlarını kaybetti. Bizim topraklarımızda taviz verdiğiniz İslamcılığı yok etmek için canlarını ortaya koydular.” ifadeleri kullanıldı.

 Bildiride, askerlerin neredeyse tamamının ülkede terörle mücadele etmek için başlatılan Sentinelle (Nöbetçi) operasyonunda görev yaptığı ve “terk edilmiş banliyöleri” gördükleri aktarılarak, “Birkaç dini topluluğun araçsallaştırma girişimlerine katlandık. Bu dini topluluklar için Fransa hiçbir şey ifade etmiyor, alay, aşağılama ve hatta nefret konusundan başka bir şey değil.” iddiasında bulunuldu.

Daha önceki bildiriye imza atan emekli generallerin haklı olduğu savunulan bildiride, “Şehir ve kasabalarımızda şiddeti görüyoruz. Kamuya açık alanlarda ve kamuoyundaki tartışmalarda mezhepçiliğin yer edindiğini görüyoruz. Fransa’ya ve tarihine karşı nefretin, bir norm haline geldiğini görüyoruz.” denildi.

Fransa iç savaşa hazırlanıyor

Bildiride, bunları söylemenin askerlerin işi olmadığı, ancak “profesyonel gözlemlerin” aktarıldığı dile getirildi. Bunun başka ülkelerde de gözlemlendiği, kaos ile şiddetin oluşacağı ve bunun askerlerden değil “sivil ayaklanmadan” geleceği ileri sürülen bildiride, “Eğer iç savaş patlak verirse, ordu kendi topraklarında düzeni sağlar çünkü ondan istenecektir. Hiç kimse böylesine korkunç bir durumu isteyemez. Büyüklerimiz de (emekli askerler) istemez. Ama evet, yine, Fransa’da iç savaş sessizce hazırlanıyor ve bunu çok iyi biliyorsunuz.” ifadeleri kullanıldı.

Bildiride, Cumhurbaşkanı Macron, bakanlar, milletvekilleri ve generallere harekete geçme çağrısında bulunuldu.

Öte yandan Fransa Polis Sendikasından 6 Mayıs’ta yapılan açıklamada, ülkede, “İsrail’in Filistin topraklarında uyguladığı modele göre giriş ve çıkışların sınırlandırıldığı kontrol noktalarının oluşturulması” konusunda Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a çağrıda bulunuldu.

Daha önce de bildiri yayımlanmıştı

20 emekli general, emekli ve muvazzaf 100 kadar subay ile binden fazla askerin, Valeurs Actuelles sitesinde 21 Nisan’da yayımladıkları bildiride, ülkede büyüyen bir kaos olduğu iddiasında bulunularak, Cumhurbaşkanı Macron’a bu kaosu engellemezse iç savaş çıkacağı ve ölümlerden sorumlu olacağı uyarısında bulunulmuştu.

İslamcılık ve banliyölerde yaşayanların, Fransa’da toplumsal bölünmeye yol açtığı iddia edilen mektupta, askerler, yöneticilerin bu tehlikeleri yok etmesi gerektiğini savunmuştu.

Fransa’da 16 emekli generalin, ayrıca Ulusal Meclisteki siyasi gruplara “İslamcılığa ve Fransa’nın parçalanmasına karşı küresel bir stratejinin” geliştirilmesinin talep edildiği ve “iç savaş” uyarısının yapıldığı bir dosya gönderdiği ortaya çıkmıştı.

Irkçı Macron’un Fransa’sında camiler ve İslami kuruluşlar hedefte!

Fransa’nın güneybatısında yapımı devam eden Talence Camisi’nin duvarına İslam karşıtı, hakaret içerikli ifadeler yazıldı. Cami yönetiminden sorumlu Talence Müslümanlar Vakfı’ndan (AMT) yapılan açıklamada, 21 Nisan’da caminin giriş duvarına İslamofobik, ırkçı ve nefret dolu sözlerin yazıldığı belirtildi.

“Bu eylemi şiddetle kınıyorum”

Halka açık geçiş güzergâhı üzerinde bulunan bir ibadet mekânının duvarına yazılan ırkçı ve İslamofobik ifadelerin tahammül sınırlarını aştığı kaydedilen açıklamada, AMT Başkanı Mohamed Boultam’ın olaya ilişkin bu sabah şikâyette bulunduğu ifade edildi. Diğer yandan Talence Belediye Başkanı Emmanuel Sallabery, Cumhuriyet değerlerine ve temel özgürlüklere aykırı olarak nitelediği bu eylemi şiddetle kınadığını açıkladı. Şehrin tüm Müslümanlarla dayanışma içinde olduğunu vurgulayan Sallabery, yazılara ilişkin soruşturma başlatıldığını belirterek polisten faillerin bulunup cezalandırılmasını istedi.

Camiler ve İslami kuruluşlar hedefte

 İslamofobik saldırı ve olaylarla ismi son dönemde anılan Fransa’da yakın zamanda Strazburg, Nantes, Rennes kentleri dahil birçok şehirdeki camilerin bazıları kundaklanırken bazılarının duvarlarına İslam karşıtı yazılar yazılmıştı. İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, Ekim 2020’de yaptığı açıklamada, ‘radikal İslamcılık ile mücadele’ iddiasıyla ülkede yılbaşından itibaren kademeli olarak toplam 73 cami, özel okul, dernek ve iş yerinin kapatıldığını belirtmişti.

Fransa’da generallerden Macron’a uyarı: İç savaş çıkar

Fransa’da 20 kadar general, ülkede büyüyen bir kaos olduğu iddiasında bulunarak Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a bunu durdurması gerektiği, aksi takdirde iç savaş çıkacağı uyarısında bulundu.

Aşırı sağcı Valeurs Actuelles adlı sitede yayımlanan ve 20 general, 100 kadar subay ile 1000’den fazla askerin imzası bulunan mektupta, hükümete vatanperverliği savunma çağrısı yapıldı.

Fransa’nın çok sayıda tehdit altında olduğu iddia edilen mektupta, ülkeyi tehdit eden çözülmenin kınanması gerektiği ifade edildi.

Mektupta, ırkçılık karşıtı bir ayrımcılıkla vatan topraklarında huzursuzluk ve topluluklar arasında nefret oluşturulduğu belirtilerek “ırkçılık” ve “dekolonizasyon” gibi terimlerle ırkçı bir savaş istendiği ileri sürüldü.

Bu terimleri kullananların, Fransa’nın geleneklerini, kültürünü hor gördüğü ve geçmişinden uzaklaştırarak ülkenin dağıldığını görmek istediği savunulan mektupta, İslamcılık ve banliyölerin ayrımcılık ve bölünmeye yol açtığı iddia edildi.

Mektupta, yetkililerin, polisleri gösterilerde paravan ve günah keçisi olarak kullandıkları, insanların sadece verilen emirleri yerine getiren polisleri tehdit ettiği aktarılarak “Tehlikeler büyüyor, her geçen gün şiddet artıyor.” ifadesi kullanıldı.

Yöneticilerin bu tehlikeleri yok etmesi gerektiği belirtilen mektupta, “Artık ağırdan almaya vakit kalmadı, aksi takdirde bu büyüyen kaosu yarın iç savaş sonlandıracak ve sizin sorumlu olacağınız binlerce ölüm meydana gelecek.” denildi.

İslam düşmanı Macron CHP’nin izini takip ediyor

İslam ve Müslüman düşmanı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un eliyle Batı’da İslamofobi her geçen gün artarken, İslam’ı terörizmle bir tutan Macron’a ülkesinden de tepkiler geliyor. Fransa’nın eski Eğitim Bakanı Belkacem’in, Fransa’nın laikliği İslam’ı dışlamak için kullandığını söylemesi ise CHP zihniyetinin Türkiye’de yıllarca uyguladığı zulmü hatırlattı.

 Hasan Eğrigöz  Ankara 

Avrupa’da İslam’a saldırı ve Müslümanlara yönelik kısıtlamalar her geçen gün artarken, İslam ve Müslüman düşmanı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İslamofobi’nin bayraktarlığını yürütüyor. Macron’un İslam’ı ülkeden çıkarmak isteyen Müslümanları kısıtlayan kararları Avrupa’nın geçmişi ırkçı ve faşist katliamlarla dolu zalimleri tarafından desteklenirken, İslam düşmanlığına içeriden de dışarıdan da tepkiler geliyor. Son olarak Fransa’nın eski Eğitim Bakanı Najat Vallaud Belkacem’in, ülkenin laikliği İslam’ı dışlamak için kullandığını söylemesi, CHP zihniyetini akıllara getirdi.

CHP’nin İslam’a bakışı neyse Macron’unki de o!

Fransa’da laiklik bahanesiyle şu anda Müslümanlara uygulanan ayrımcılığı, CHP zihniyetinin 28 Şubat döneminde Türkiye’de uygulandığına dikkati çeken İnanç Özgürlüğü Platformu Başkanı İbrahim Gökdemir, “Fransa’nın şu anda Müslümanlara uyguladığı zulmü, biz 28 Şubat döneminde CHP zihniyetinden gördük. Ülkemizde laikliğin kabulüyle beraber 1930’lu yıllarda İslam’ı ülkeden çıkarmak isteyen bir CHP zihniyeti ortaya çıktı. Macron da şuan bu CHP zihniyetinin izini takip ediyor. CHP’nin okula alınmayan başörtülü öğrenciler, İmam Hatiplerdeki katsayılar, İslami kurumların düşman edilmesi gibi taktikleri şu anda aynen Fransa’da uygulanıyor. Fransa Eğitim Bakanının söyledikleri itiraf mahiyetindedir. Biz o dönemleri ruhumuzda hissetik. Fransa’daki Müslümanlarda böyle hissediyor şimdi. Çünkü zihniyet aynı zihniyet. Halk artık laikliğin Müslümanlığa aykırı, düşman olduğunu biliyor. Müslüman ve laik kavramlarının artık yan yana gelemeyeceğini herkes biliyor. Bu anlamda halkımızın uyanması CHP zihniyeti ve Fransa’nın bu kültürünün perde arkasındaki islam düşmanlığının ortaya çıkması milletimizin uyanışına, değerlerine, kültürüne geri dönmesi için vesile olduğuna inanıyorum” dedi.

Müslümanları terörist gibi göstermeye çalışıyorlar

Diyanet Birlik-Sen Genel Başkanı Kenan Ak da şu anda Fransa’daki gibi yıllarca laikliğin Türkiye’den İslam’ı uzaklaştırmak için kullanıldığına dikkati çekerek şunları söyledi: “Türkiye Müslüman bir topluluk ve yönetim şekli belli. Bizim yıllarca çektiğimiz sıkıntıların benzerleri sözde insan haklarını ağızlarından düşürmeyen Fransa’da yaşanıyor. Tabi Fransa’dakinden daha vahimi biz bu zülmü kendi topraklarımızda yaşadık. Macron’un son zamanlarda Müslüman toplulukları günah keçisi ilan etmesini, camilere baskınlar düzenlemesini, Müslümanları terörizmle ilişkilendirmeye çalışmalarını üzüntüyle izliyoruz. Ancak zalimler en azından gerçek yüzlerini artık dünyadan saklayamayacak” tepkisini gösterdi.

Macron’a ‘İslam’ tepkisi

Fransa’nın eski Eğitim Bakanı Najat Vallaud Belkacem, France Inter radyosunda yaptığı açıklamada, İslam’a karşı savaş açan Emmanuel Macron hükümetine tepki gösterdi.

Hükümetin ülkede düzenlediği laiklik oturumlarıyla ilgili soru işaretlerinin olduğunu belirten Belkacem, laikliğin şimdiki hükümet tarafından araçsallaştırıldığını, yalnızca İslam’ı dışlamak için kullanıldığını söyledi.

Fransız uzman, Macron’un Türkiye’ye saldırma sebebini ifşa etti! Acizliği ortaya çıktı

Oyları eridiği için iyice acizleşen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iç siyaseti Türkiye düşmanlığı üzerine inşa etmeye çalışıyor. Fransa Stratejik Araştırma Enstitüsü Başkanı Didier Billion, Macron’un Türkiye düşmanlığını iç politika malzemesi olarak kullandığını, İslamiyet tartışmalarını da Türkiye üzerinden yürüttüğünü söyledi.

Fransa Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IRIS) Başkan Yardımcısı Didier Billion, Amerika’nın Sesi’ne yaptığı açıklamada “AB’nin Türkiye ile tansiyonu düşürme çabaları varken, birdenbire Türk devletinin Fransız seçimlerine müdahale edeceği iddiasında bulunan Macron’un amacı Türkiye konusunu olumsuz bir şekilde AB gündemine getirmekti. Ama AB Konseyi Macron ile aynı çizgide değil. Macron’un bu adımları, tümüyle olmasa da, büyük ölçüde Fransa iç politikasına dönük adımlar. İslam, AB tartışmalarını Türkiye üzerinden yürütüyor” dedi.

Billion ayrıca, “Bu delilsiz iddia ortaya atma yöntemi son derece kötü. Türkler tarafından yazılan Macron’u eleştiren haberler seçime müdahale değil. Macron bu konuda belgesiz konuşmakla hata yapıyor” dedi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye’ye yönelik ifadeleriyle ilgili soruya yazılı cevap vermişti.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz, Suriye ve Libya konularında uluslararası hukuktan kaynaklanan meşruiyete dayanan politikalar izlediğini vurgulayan Aksoy, “Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, programda yöneltilen kasıtlı sorulara verdiği yanıtlarda, ülkelerimiz arasındaki dostluk ve müttefiklik ilişkisi hilafına kullandığı ifadeleri kabul edilemez buluyoruz.” ifadelerini kullanmıştı.

Avrupa Birliği (AB) Zirvesi öncesi kasıtlı hazırlanan ve Avrupalı Türkiye gerçeğini aşındırmaya yönelik yayının ve bu tutarsız iddiaların amacına ulaşmayacağının açık olduğunu belirten Aksoy, Türkiye’nin gerek izlediği bölgesel politikalarla gerek üye ülkelerle oluşturduğu yakın ikili ilişkilerle Avrupa kıtası, NATO ve transatlantik ilişkilerinde etkin olmaya ve en büyük katkıları sunmaya devam edeceğinin altını çizmişti.

Aksoy, Macron’un, Türkiye’nin Fransa’nın iç siyasetine gelecek seçimler üzerinden müdahale edeceği hususunda kesin hükümlerle ileri sürdüğü iddiayı da ülkede yaşayan yabancı kökenli toplumları yabancılaştırıcı ve bu yönüyle tehlikeli bulduklarını kaydetmişti.

Türkiye’nin ülkede yaşayan yaklaşık 800 bin nüfuslu Türk toplumunun refahı, huzuru ve uyumu dışında Fransa’nın iç siyasetine ilişkin bir gündemi bulunmadığına işaret eden Aksoy, buna mukabil Fransa’nın da Türkiye konusunu özellikle seçim dönemleri öncesinde bir iç politika tartışması haline getirmemesinin Türkiye’nin en haklı beklentisi olduğuna dikkati çekmişti.

Aksoy, şunları kaydetmişti:

İki ülke ilişkilerinde yaşanan gerilimlerin yerini sükunete ve dostluğa bırakması için adımlar attığımız bu dönemde, Sayın Macron’un bu açıklamalarının talihsiz ve tutarsız olduğunu düşünüyoruz. Fransa ile son dönemde yaşanan sorunların temelinde de bu samimiyetsizlik ve tutarsızlık yatmaktadır. Fransa’nın bu dönemde sergileyeceği müspet ve menfi tutum ve söylemlerin Türkiye tarafından aynı şekilde mukabele göreceğini yeniden hatırlatıyoruz.

İslam düşmanı Macron istediğini alamadı

Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Cumhuriyet Yürüyüşü (LREM) milletvekili Aurore Berge ve Jean-Baptiste Moreau’nun 18 yaşından küçük kızlara kamuya açık alanlarda başörtüsü takmayı yasaklama girişimleri reddedildi.

Ulusal Mecliste toplanan özel komite, iktidar partisinin milletvekilleri Berge ile Moreau tarafından hazırlanan “İslamcı ayrılıkçı” olarak bilinen ve ismi “Cumhuriyet değerlerine saygıyı güçlendiren” olarak değiştirilen yasa tasarına, 18 yaşından küçük kızlara kamuya açık alanlarda başörtüsü takmayı ve “erkeklerin kadınlardan üstün olduğunu gösteren giysiler giymeyi” yasaklayan 2 madde ekleme çalışmalarını görüştü.

Komite söz konusu maddeleri “aşırıcı” bularak yasa tasarısına eklenmelerine onay vermedi. Diğer yandan bugünden itibaren “Cumhuriyet değerlerine saygıyı güçlendiren” yasa tasarısı Ulusal Mecliste görüşülmeye başlanacak.

18 yaşından küçük kızlara başörtüsü yasağı teklifi edilmişti

LREM Grup Başkanvekili Christophe Castaner de başörtüsüne ilişkin maddeyi “tartışmaları histerik hale getirebilecek ve tasarı metniyle ilgisi olmayan bir konu” olarak değerlendirerek reddedilme kararını yerinde bulduğunu belirtti.

Fransa’da iktidar partisinden iki milletvekili Berge ile Moreau 16 Ocak’ta hükümetin çoğunluğunun karşı çıkmasına rağmen “İslamcı ayrılıkçı” olarak bilinen ve ismi “Cumhuriyet değerlerine saygıyı güçlendiren” olarak değiştirilen yasa tasarına, 18 yaşından küçük kızlara kamuya açık alanlarda başörtüsü takmayı ve “erkeklerin kadınlardan üstün olduğunu gösteren giysiler giymeyi” yasaklayan 2 madde eklediklerini açıklamıştı.

Tasarısıyla camilerin finansmanının daha sıkı şekilde denetlenmesi, Müslümanlar üzerindeki baskıyla Müslüman derneklerin kontrolünün artırılması, din görevlilerinin yurt dışından gelmesinin engellenmesi hedefleniyor.