Kibris

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Kibris

Türkiye Anastasiadis’i kendi sözleriyle vurdu

Türkiye Kıbrıs müzakereleri öncesinde BM’ye 2017 tutanaklarını gönderdi. Türkiye’nin gönderdiği belgelerde Rum lider Anastasiadis’in ‘iki devletli çözümü görüşmeye hazır olduğunu’ söylediği belirtildi.

Kıbrıs zirvesi öncesi Ankara’nın BM’ye gönderdiği 2017’ye ait müzakere tutanaklarında Rum lider Anastasiadis‘in ‘iki devletli çözümü görüşmeye hazır olduğunu’ söylediği ortaya çıktı.

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis, 2017’de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na yaptığı, “Kıbrıs’ta iki devletli çözümü tartışmaya hazırım” teklifini, Türkiye görüşme tutanaklarını Birleşmiş Milletler’e (BM) gönderince itiraf etmek zorunda kaldı.

27-29 Nisan tarihleri arasında İsviçre’nin Cenevre kentinde garantör ülkelerin de katılımıyla düzenlenecek gayriresmi Kıbrıs konferansı öncesinde Rum Alpha televizyonuna röportaj veren Anastasiadis, bugüne kadar sarf ettiği, “Ben Türkiye’ye iki devletli çözümden hiç bahsetmedim” sözlerinden çark etti.

Rum lider, BM’nin Türkiye’den, 2017’de İsviçre’deki Kıbrıs konferansında Çavuşoğlu ile yaptığı ve bir süre gizli tutulan görüşmenin tutanaklarını istediğini belirtti. Türkiye’nin kayda aldığı görüşmenin tutanaklarını BM’ye verdiğini anlatan Anastasiadis, “Çavuşoğlu ile görüşmemin kayıtlarını o dönem biz de tuttuk. Bizim kayıtlar ile Türkiye’nin kayıtları örtüşüyor. Bir iki atlama var ama ben Çavuşoğlu ile yaptığım görüşmenin başında uluslararası toplumun ve AB’nin iki devletli çözümü kabul etmeyeceğini de söylüyorum” diye kendini savundu.

Rum lider Nikos Anastasiadis, 2017’de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere dışişleri bakanlarının da katıldığı, İsviçre’nin Crans Montana kasabasındaki Kıbrıs Konferansı’nda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile baş başa görüşme talebinde bulunmuştu.

Rum liderin son anda uzlaşmaz tutumu nedeniyle başarısızlığa uğrayan konferanstan sonra Türkiye, Kıbrıs sorununda Rumlarla federasyon temelinde müzakere sürecinin sona erdiğini ilan etti. Çavuşoğlu, Rum liderin konferans sırasında özel görüşme istediğini ve “Rum halkı, Kıbrıs Türkleriyle hastanesini bile paylaşmak istemiyor, halkıma federasyonu kabul ettiremem. Seçimlerden sonra (Rum liderin ikinci kez göreve geldiği 2018 başkanlık seçimleri) Kıbrıs’ta iki devletli çözümü müzakere etmeye hazırım” dediğini açıkladı. Anastasiadis ise Çavuşoğlu’na iki devletli çözüm önerdiğini reddetti.

Hürriyet’te yer alan habere göre, Rum lider aradan geçen sürede, Türklerle siyasi eşitliğin kurulacak federasyonu işlevsiz bırakacağını ileri sürerek, önce gevşek federasyon, ardından kurucu devletlerin yetkilerinin geniş olacağı adem-i merkeziyetçi bir sistem tartışması başlattı. Son dönemde, Kıbrıs müzakerelerine, 2017’de bırakıldığı noktadan federasyon temelinde devam etmek istediğini dile getirmeye başladı.

Ersin Tatar: Kabul etmeyeceğiz

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İsviçre’deki garantör ülkelerin de katılacağı gayriresmi zirvede, Kıbrıs sorununa iki ayrı egemenlikte, iki devletli bir çözüm talebinde bulunacaklarını belirterek, geri adım atmayacaklarını ve Rumlarla federasyon müzakerelerine dönmeyeceklerini söyledi. Tatar, Washington merkezli düşünce kuruluşu Türk Miras Vakfı yönetimiyle telekonferans yöntemiyle yaptığı görüşmede uzun süredir devam eden federasyon temelli müzakerelerden bir sonuç alınamadığını hatırlattı. Cenevre’deki toplantıda, Kıbrıs sorununda bundan sonra ne konuşulacağının belirleneceğini anlatan Tatar, “Türklerin azınlık olarak görüldüğü herhangi bir yaklaşımın KKTC’ye dayatılmasını asla kabul etmeyeceğiz” dedi. Ersin Tatar, Cenevre’deki konferans öncesinde 26 Nisan Pazartesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara’da bir araya gelecek.

Rumların EOKA provokasyonuna Fuat Oktay’dan çok sert cevap

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Rum Yönetimi’nin Kıbrıslı Türkleri acımasızca katleden terör örgütü EOKA için bastırdığı pullara çok sert tepki gösterdi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Gazimağusa kentinde çekimleri süren TRT’nin yeni dizi olan “Bir Zamanlar Kıbrıs’ın” galasına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Rum Yönetimi’nin Kıbrıslı Türkleri acımasızca katleden terör örgütü “EOKA Mücadelesi”nin 65’inci yıl dönümüne bastırdığı pullara tepki gösterdi.

Kıbrıslı Türklerin var oluş mücadelesini anlatan 26 bölümlük yapımın galasında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Rum Kesimi’nden zarf içerisinde KKTC’deki Beyarmudu (Pile) Belediye Başkanı İlker Edip’e gönderilen terör örgütü “EOKA Mücadelesi’ nin 65’inci yıl dönümüne ilişkin pul gönderildiğini ifade etti. Söz konusu pullar internet ortamında 6 TL’den satışa çıkarıldı.

Oktay yaptığı açıklamada, “Filmde terör örgütü EOKA’nın vahşetini hep birlikte izledik mi? Bugün size bir pul göstereceğim. Bugün bir mektupla belediye başkanımızdan bu pulu aldım. Üzerinde EOKA’nın 65’inci yıl dönümü yazıyor. Yani Rum Yönetimi terör örgütü EOKA’nın 65’inci yıl dönümünü resmi pul üzerinden kutluyor” dedi.

Ada’daki çözüme ilişkin federasyon isteyen kesimin 60 yıldır Kıbrıslı Türklerin zamanını harcadığına değinen Oktay, “Neden Kıbrıs’ta iki egemen devletli çözümü desteklediğimiz şimdi anlaşılıyor mu?” ifadelerine yer verdi.

EOKA terör örgütü

EOKA’nın açılımı Ethniki Organosis Kipriaoü Agönos olarak ifade edilirken, Kıbrıs Mücadelesi Ulusal Örgütü anlamına geliyor. EOKA, Kıbrıs’ta Makarios öncülüğünde Kıbrıs Türkünü yok edip, adayı Yunanistan’a bağlamak için kurulmuş olan bir terör örgütüdür.7 Mart 1953’de Kıbrıs Başpiskoposu Makarios liderliğinde kuruldu. Adadaki askeri üsler kurarak, buradaki stratejik varlığını güvence altına alan İngiltere, Kıbrıs’a 1960 yılında bağımsızlık verdi.

EOKA bu gelişme üzerine sözde dağıtılmıştı ancak bu, EOKA’nin gelişip güçlenmesinde yeni bir aşama oldu. Cumhurbaşkanı Makarios, EOKA yöneticilerini devletin kilit noktalarına yerleştirdi. Onlara geniş bir faaliyet alanı tanıdı. Böylece EOKA dağıtılmış gibi görünse de gerçekte silahlanmaya ve yapılanmaya devam etti. Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlama hayali, 21 Aralık 1963’te yeni bir Türk katliamına sebep oldu. EOKA’nın “Kanlı Noel” olarak bilinen saldırıları sonucunda yüzlerce Kıbrıslı Türk öldürülürken, on binlerce kişi de göçmen durumuna düşürüldü.

Şehit cenazesi KKTC’yi karıştırdı! Cumhurbaşkanı Tatar’dan sert tepki

KKTC‘de Rumların, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerinde vahşice katlederek toplu mezara gömdüğü 126 Türk’ten kimlik tespiti yapılan aynı aileye mensup 4’ü çocuk 5 şehidin cenazesinde “Türk askeri” krizi çıktı.

Şehitliğe defnedildiler

Kimlikleri 47 yıl sonra DNA testiyle belirlenen Akansoy ailesinin 5 üyesi, anne Emine Rüstem Akansoy (26), 4 çocuğu Sezin (15), Mustafa (13), Erbay (12) ve Sibel (8), hayattaki aile yakınlarının talebiyle, askeri tören yerine sivil bir törenle Muratağa şehitliğine defnedildi.

Aralık ayında aynı katliam kurbanı 14 çocuk, askeri törenle gömülmüştü.

Tatar’dan tepki: Rumlara şirin görünme çabası

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Hürriyet gazetesine verdiği demeçte, “Rumlara şirin gözükmek adına, kime ne mesaj vermek istiyorlar, şehit cenazemize bile siyaset karıştırdılar, yazıklar olsun” dedi.

Tatar sosyal medyadan da “Bundan böyle şehitlerimiz ile ilgili konularda bireysel tercihlerin devlet uygulamalarının önüne geçmemesi esas olmalıdır” açıklaması yaptı.

Tatar’a cevap: Acıdan siyaset yapmaya utanmıyor musunuz?

Cenaze ailesinden Cumhuriyetçi Türk Partisi milletvekili Asım Akansoy ise “Acı ve gözyaşı üzerinden siyaset yapmaktan utanmıyor musunuz? Cenazenin sivil yapılması yasalara uygun” karşılığını verdi.

(Hürriyet)

3 kardeşi küvette katledildi! Bilim Kurulu üyesi Prof. bakın kim çıktı

Koronavirüs pandemisi döneminde adından sıkça bahsettiren isimlerden birisi olan Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan’ın Kıbrıs’ta tarihe ‘Kanlı Noel’ olarak geçen olayda eşi ve çocuklarını kaybeden Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın oğlu olduğu ortaya çıktı.

21 Aralık 1963 tarihi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için en karanlık günlerden biriydi. EOKA örgütü olarak bilinen Rum çetesi, Kıbrıslı Türkleri adadan silmek için kanlı saldırılar yapıyordu. O dönemde Kıbrıs’ta bulunan askeri hastanenin yöneticiliğini yapan Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın küvette kurşuna dizilen üç çocuğu ve eşi, yüzlerce masum sivilin katledildiği bu saldırıların sembolü olarak tarihe geçti. ‘Kanlı Noel’ olarak bilinen olayın yıldönümünde, Nihat İlhan’ın oğlu olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, yeniden o günlere döndü:

“Ben Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanıyım. Aynı zamanda da 1963 yılında eşi ve 3 çocuğu Rumlar tarafından şehit edilen Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın oğluyum. Bundan 57 yıl önce 21 Aralık 1963’te Rumlar ayaklanarak o sırada birlikte yaşanan Lefkoşa’da Türk mahallelerini basıyorlar. Ledra Palas dediğimiz Birleşmiş Milletler Karargâhı’na çok yakın mesafede ve şu an Mürüvvet İlhan Sokak olan mahalleye geliyorlar. Önlerine çıkan evlerdeki Türk vatandaşlarını tarayarak ilerliyorlar. Bizim evimize girdikten sonra evin banyosunda saklanmış olan rahmetli 3 abim; Murat, Kutsi, Hakan ve anneleri Mürüvvet İlhan’ı tarayarak şehit ediyorlar. Aynı zamanda ev sahibimiz, onun eşi ve kızını da tarıyorlar.

“Babam cephedeymiş”

Babam 1963 yılında Kıbrıs’taki alayın baştabipliği görevini yapıyor. Hem genel cerrah hem ortopedi uzmanı askeri doktor. O sırada görev için orada bulunmakta. Kendisi çatışmaların bulunduğu bölgede askeri hastanenin sorumluluğunu yürütüyor. Burada da çatışmalarda yaralanan hem Türk tarafından hem de Yunan tarafından kişilerin tedavisini sağlıyor. Ev BM Karargâhı Ledra Palas’a kuşbakışı baktığınız zaman 500 metre bile olmayan bir yerde. Bu bölge güvenli olduğu hem de şehrin merkezinde olduğu için bir sorun olmayacağını düşünüyor.https://fd444107ea226171fd4994bd1058c9a3.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-37/html/container.html

‘Artık süt içemezler”

Olaydan birkaç gün sonra haberi oluyor. Hatta nasıl haberi olduğu konusu da çok acı bir konudur. Orada çocuklara süt götüren bir çobanı görüyor. ‘Bizim çocukların sütünü ihmal etmiyorsun değil mi’ diyor. Çoban bembeyaz oluyor. Sonra ‘Artık onlar süt içemez’ gibi bir şey söylüyor. O sırada görevli subaylarla beraber askeri araca biniyorlar. Evin önüne kadar geliyorlar. Evin kapısı taranmış, dış tarafı yanmış. Evin içine girmeyeceksin, elçiliğe gideceğiz diyorlar. Elçiliğe gidiyorlar beraber. O zaman ki büyükelçi diyor ki, ‘Binbaşım senin eşin ve 3 çocuğun şehit oldu’. Babam ‘Vatan sağ olsun’ diyor.

“Kıbrıs’a müdahalesinin en haklı gerekçelerinden birisidir”

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs’a müdahalesinin en haklı gerekçelerinden birisidir bu. 21 Aralık 1963’te tarihe ‘Kanlı Noel’ olarak geçen gecede ayrıca, sırf bizimkiler değil oldukça fazla Türk vatandaşı da orada katlediliyor. Bu açıdan bakıldığında bunun planlı bir eylem olduğu, resmen Türk ırkının kurutulmasına yönelik bir eylem olduğunu görüyorsunuz.

Daha sonra babasının cenazelerle memleketi Elazığ’a gelip çocuklarını ve eşini toprağa verdiğini belirten İlhan, “Evlat acısı hiçbir şeye benzemez. Hepimiz bunu biliyoruz. Bizim rahmetlilerden iki numaranın adı Kutsi’ydi. Kutsi kızıl saçlıydı. Benim oğlum da Nihat Demirhan İlhan, o da yine kızıl saçlı. Aradan 40 yıldan fazla zaman geçtikten sonra torun sahibi olmasına rağmen, benim oğlumu hâlâ ‘Kutsi’ diye sevdiğini hatırlıyorum” dedi.

Yunanlıların katlettiği 83 Türk’ün mezarı bulundu

99 yıl önce Yunan işgali sırasında yakılarak katledilen 83 Türkün mezarı Çivril ilçesinin Cabar Mahallesi’nde tespit edildi.

Milli Mücadele sırasında 2 Nisan 1921’de yaşanan katliamın ardından defnedilen vatandaşların mezar yeri Denizli Büyükşehir Belediyesi, Çivril Belediyesi ve Türk Ocakları Denizli Şubesi işbirliğinde gerçekleştirilen Çivril ve Yöresi Milli Mücadele Programı’nın ardından açıklandı.

Programa katılanlar Çivril ilçesinin Cabar Mahallesi’nde tespit edilen mezarlığı ziyaret etti. Ziyarete Çivril Belediye Başkanı Niyazi Vural, Denizli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Gökoğlan, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Hüdaverdi Otaklı, Türk Ocakları Denizli Şube Başkanı ve PAÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turgut Tok ve Prof. Dr. Yusuf Kılıç ile beraberindekiler katıldı. Türk Ocakları Denizli Şube Başkanı ve PAÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turgut Tok, burada yaptığı açıklamada Milli Mücadele döneminde Denizli’nin çok önemli olaylara tanıklık ettiğini açıkladı.#2

Foto - '83 VATANDAŞIMIZ YAKILARAK KATLEDİLDİ' Yunan işgal güçlerinin Çivril, Güney ve Buldan havzasını işgali esnasında çok büyük zulüm ve katliamlara imza attığını anlatan Tok, şunları söyledi: “Yunan işgali sırasında büyük katliamlar var. Bunun biri Buldan’ın şu anda tamamen yakılmış, yıkılmış ve terk edilmiş olan Direbolu köyüdür. Direbolu Yunan katliamında insanların camiye doldurularak katledildiği vahşi bir olay. İkinci önemli olay ise Çivril’in Cabar köyüdür.

’83 VATANDAŞIMIZ YAKILARAK KATLEDİLDİ’ Yunan işgal güçlerinin Çivril, Güney ve Buldan havzasını işgali esnasında çok büyük zulüm ve katliamlara imza attığını anlatan Tok, şunları söyledi: “Yunan işgali sırasında büyük katliamlar var. Bunun biri Buldan’ın şu anda tamamen yakılmış, yıkılmış ve terk edilmiş olan Direbolu köyüdür. Direbolu Yunan katliamında insanların camiye doldurularak katledildiği vahşi bir olay. İkinci önemli olay ise Çivril’in Cabar köyüdür.”

#3

Foto - “Yunan askerleri Cabar köyünü bir gece baskınıyla 83 kişiyi çoluk çocuk, yaşlı genç, kadın erkeği katlederek yakmıştır. Köy daha sonra yeniden inşa edilmiştir. Şu anda bulunduğumuz alan 83 canımızın, şehidimizin yatmış olduğu bir mezarlıktır. Maalesef köy terk edildiği için yeni bir mezarlık oluşturulmuş ve bu mezarlık terk edilmiş, metruk bir mezarlıktır.

“Yunan askerleri Cabar köyünü bir gece baskınıyla 83 kişiyi çoluk çocuk, yaşlı genç, kadın erkeği katlederek yakmıştır. Köy daha sonra yeniden inşa edilmiştir. Şu anda bulunduğumuz alan 83 canımızın, şehidimizin yatmış olduğu bir mezarlıktır. Maalesef köy terk edildiği için yeni bir mezarlık oluşturulmuş ve bu mezarlık terk edilmiş, metruk bir mezarlıktır.”#4

Foto - 'YAPILAN ZULÜM UNUTTURULMAYACAK' Cabar olayını anlatan öğretmen Münir Sayhan da bu katliamın unutulmaması gerektiğini belirterek, emek veren herkese teşekkür etti.

‘YAPILAN ZULÜM UNUTTURULMAYACAK’ Cabar olayını anlatan öğretmen Münir Sayhan da bu katliamın unutulmaması gerektiğini belirterek, emek veren herkese teşekkür etti.

#5

Foto - Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Hüdaverdi Otaklı ise Denizli Büyükşehir Belediyesinin her zaman tarihe ve geçmiş değerlere sahip çıktığını vurgulayarak, yapılan zulmü unutturmayacaklarını söyledi.

Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Hüdaverdi Otaklı ise Denizli Büyükşehir Belediyesinin her zaman tarihe ve geçmiş değerlere sahip çıktığını vurgulayarak, yapılan zulmü unutturmayacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay: Kapalı Maraş Kıbrıs Türkü’nün kendi toprağıdır

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Maraş, KKTC’nin kendi toprağıdır. Kıbrıs Türkü’nün kendi toprağında refahı ve ekonomisi için adım atması meşrudur.” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, kapalı Maraş bölgesinde “Hukuki, Siyasi ve Ekonomik Yönleri ile Kapalı Maraş Açılımı Toplantısı”nda konuştu.

Oktay’ın konuşmasının satır başları şöyle:

Bu cennet kıyının Maraş’ın atıl kalması ne hukuki, ne siyasi ne de ekonomik yönden kabul edilebilir. 

Kapalı Maraş KKTC’nin toprağıdır, bazı çevreler bu gerçeği sindiremedi. 

Kapalı Maraş konusunda Rum tarafının tutumu Kıbrıs meselesinde tutundukları tavırdan farklı değildir. Bugün de asılsız iddialarla yaygara kopararak Türk tarafını suçlamaktadırlar. Her işini oldu bitti ile sonuçlandırmayı alışkanlık haline getiren Rum tarafının Kapalı Maraş ile ilgili iddialarının gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur.

BM kararları bile Maraş bölgesinin kapalı kalmasını talep etmemektedir. Kapalı Maraş’ın hayat bulması değil yarım asırdır kullanıma kapalı olması abesle iştigaldir.  

“Burası KKTC’nin kendi toprağı”

Burası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kendi toprağıdır. Kıbrıs Türkü’nün kendi toprağında kendi refahı ve ekonomisi için adım atması son derece meşru ve doğaldır.

Maraş’ta arazilerin büyük çoğunluğunun vakıf malı olduğu tespit edilmiştir. Bu vakıf arazileri, 1950’li yıllarda İngiliz sömürge yönetimi tarafından hukuka aykırı şekilde üçüncü şahıslara devredilmiştir ve buna ilişkin arşiv kayıtları da mevcuttur. Bu konuda en küçük bir soru işareti dahi bulunmamaktadır.

Kapalı Maraş açılımında amaç, asla yeni mağduriyetler yaratmak değil, var olan mağduriyetleri hukuk temelinde gidermektir.

“Aslolan Ada’nın ortak sahibi Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarının korunmasıdır”

Bizim için aslolan Ada’nın ortak sahibi Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarının korunması, siyasi eşitliklerinin sağlanması ve güvenlik endişelerinin giderilmesidir. Türkiye’nin bundan başka bir hedefi veya gizli bir gündemi yoktur.

Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı, çözümsüzlüğü kader olarak kabul etmemektedir ve bunun için ezberleri bozmaya hazırdır.

Kapalı Maraş 45 yıldır yerleşime kapalı

Maraş, 1974’teki Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ele geçirilerek, yerleşime kapatıldı. Daha sonra defalarca yerleşime yeniden açılma girişimi olmasına rağmen her seferinde bu girişim sonuçsuz kaldı.

KKTC’de, geçen yıl 18 Haziran’daki Bakanlar Kurulu toplantısında, Maraş’ın açılması konusunda adım atılarak, uzman ekiple bilimsel envanter çalışması yapılması kararı alınmıştı.

Temmuzda bölgede yapılan ilk envanter çalışmasına KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Özersay da katılırken, Başbakan Tatar da bölgede incelemelerde bulunmuştu. Bakan Özersay, daha sonra yaptığı açıklamada Maraş’ın açılması yönündeki kararlılığın sürdüğünü belirtmişti.

Öte yandan, geçen yıl ağustosta KKTC Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, KKTC Türk Basını ve Dış Basın Birliğine kayıtlı basın mensuplarına Kapalı Maraş’ı gezdirmişti. Maraş’ı dışişleri bakanlığı yetkilileri eşliğinde gezen gazeteciler, bölgenin tarihi ve statüsü hakkında bilgi almıştı.

KKTC Hükumeti, 45 yıldır kapalı olan Maraş’ın envanter çalışmalarının ardından açılmasını planlıyor.