Kemal Kilictaroglu

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Kemal Kilictaroglu

CHP’nin Sedat Peker ikiyüzlülüğü ortaya çıktı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve Grup Başkanvekili Özgür Özel’in 2013’te suç örgütü lideri Sedat Peker ile cezaevinde görüştüğü ortaya çıktı. Peker’in görüşlerine de CHP Cezaevi Komisyonunun hazırladığı raporda yer veren CHP’lilerin söz konusu görüşmeye yönelik iddialara sessiz kalması ikiyüzlülüklerini ortaya çıkardı.

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in reklam yüzü olarak kullanıldığı Dubai merkezli kumpas sonrası Türkiye’yi erken seçim ortamına sürükleme görevini üstlenen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), aynı zamanda Peker ile AK Partiyi ilişkilendirmek için algı çalışmalarına başladı. Ancak ortaya çıkan detay, CHP’li isimlerin suç örgütü elebaşı ile olan ilişkini ifşa etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve Grup Başkanvekili Özgür Özel’in başını çektiği CHP heyeti, 2013 yılında Silivri Cezaevi’nde suç örgütü lideri Sedat Peker’i ziyaret etti. Görüşme, suç örgütü liderinin ifadesiyle kendisinin değil CHP’lilerin aldığı özel izinle gerçekleşti. Hatta içerisinde dönemin CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir ve CHP Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ında yer aldığı CHP Cezaevi Komisyonu, hazırladığı raporda suç örgütü liderinin ifadelerine bile yer verdi.

Kılıçdaroğlu’na sordu

CHP’li Özel ve Ağbaba’nın sıkı teması, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun 2015 yılında Peker’e yönelik ‘mafya’ demesi üzerine ortaya çıktı. Peker, 11 Ekim 2015 tarihinde yaptığı paylaşımda Kılıçdaroğlu’na, “Eğer ben mafyaysam parti yöneticilerinize, vekillerinize sormanız gerekmez mi, ‘Bir mafyaya neden ziyarete gidiyordunuz?’ diye” sorusunu yöneltti.

Bunun adı millete savaş açmaktır!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, asrın pojesi Kanal İstanbul’a ilk kazmayı 26 Haziran’da vuracaklarını açıklarken, zillet ittifakının iki bileşeni CHP ve İP’ten gelen “İktidar değiştiğinde projeyi durduracağız ve alınan kredileri ödemeyeceğiz” şeklindeki açıklamalar ‘vatan-millet düşmanlığı’ olarak yorumlandı.

Hasan Eğrigöz  Ankara 

Türkiye ve millet lehine atılan her adıma karşı çıkan şer ittifakı, Türkiye’ye çağ atlatacak mega projeleri de aynı ağızdan dört kolla baltalamaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 26 Haziran’da ilk kazmanın vurulacağını açıkladığı Kanal İstanbul’a muhalefetin itirazı artıyor.

Tehdit ettiler

İyi Parti Lideri Meral Akşener, Kanal İstanbul ihalesine girmeyi düşünen yerli-yabancı şirketleri uyararak, “İktidar değişiyor. Demedi demeyin, 1 kuruş alamayacaksınız, ödemeyeceğiz” diyerek Türkiye’ye gelecek yatırımcıları tehdit ederken;  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da aynı ağızdan, “İktidara geldiğimizde Kanal İstanbul’u durdurup, krediyi ödemeyeceğiz, para veren ülkeyle de aramıza mesafe koyacağız” ifadelerini kullandı.

Diğer yandan aynı Kılıçdaroğlu, “Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur” diyerek de adeta yabancı yatırımcılara ve turistlere “Türkiye’ye gelmeyin” çağrısında bulundu.

Konuya ilişkin Akit’e konuşan AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram, şu değerlendirmede bulundu: “Son dönemde ülkemize yönelik içeriden ve dışarıdan ciddi tehdit ve söylemler var. Bunlar kabul edilmez. Geçmişte de  bu tip halüsinasyon görenler olmuştur.

Rahmetli Menderes döneminde Vatan Caddesi yapılırken ‘Buna ne gerek var? Buraya uçak mı indireceksiniz?’ derken, bugün Vatan caddesi İstanbul’da yaşayanlar bilir, yetmiyor. Köprüler yapılırken de hep bu itirazlar olmuştur ama ilk geçenler kendileri olmuştur. Şimdi yapılan gelecekte başka iktidarlara, yeni nesillere kalacak. Kimse onu sırtına yükleyip götürmeyecek. Kanal İstanbul da bu bağlamda deniz güvenliği açısından çok önem arz eder.

Zihniyetleri çürümüş

Denizdeki can ve mal güvenliği açısından önem arz eder. Şu anda boğazdan geçildiğinde ücret ödenmiyor ve o ülkeler istediği gibi cirit atıyor ve bunu sürdürmek istiyorlar. Ondan rahatsızlar. Yurt dışı ve yurt içindeki uzantıları o minvalde yürümüştür.  Artık bu zihniyet çürümüştür. Bu zihniyete bu millet 20 senedir geçit vermemiştir. Son dönemde çıkan bu hezeyanlar, yine iftira makinelerinin beyanları, yapılan tahriklerin amacı erken seçime matuftur. Kimse buradan medet ummaya kalkmasın. Ne yaparlarsa yapsınlar, biz bu filmi her zaman gördük. Gezi’yi gördük, 17-25 Aralık’ı gördük, 15 Temmuz’u gördük. Bu millet onların bütün hamlelerini ellerinin tersiyle itti. Bu da benzer bir hamle bunu da milletimiz elinin tersiyle itmeyi bilir.”

CHP ve ortakları ekonomi düşmanı

AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan da, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur” şeklindeki ifadelerine tepki göstererek, şunları kaydetti:

“Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur’ diyerek dolaylı yoldan yabancı yatırımcılara ve turistlere ‘Türkiye’ye gelmeyin’ çağrısı yaptı. Bu, milletin ve devletin ekonomisine savaş açmaktır. Ekonomimizin en büyük düşmanı CHP ve ortaklarıdır.”

Kılıçdaroğlu’ndan skandal Kanal İstanbul açıklaması: Şirketlerin parasını asla ödemeyeceğiz

Türkiye’nin yararına olacak her projenin önüne takoz koyan CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu iktidara gelmeleri durumunda Kanal İstanbul projesini durduracaklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, “Kanal İstanbul Projesi’nde bulunan şirketlerin paralarını asla ödemeyeceğiz. Türkiye’de yatırım yapmalarının önünü keseceğiz” diyerek skandal sözler sarfetti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde Kanal İstanbul projesini durduracaklarını ve projede bulunan şirketlerin paraları ödemeyeceklerini söyledi.

“Yatırım yapmalarını engelleyeceğiz”

Kılıçdaroğlu, “İktidara geldiğimizde Kanal İstanbul projesini durduracağız. Şirketlerin paralarını asla ödemeyeceğiz. Türkiye’de yatırım yapmalarının önünü keseceğiz. Ne demek Kanal İstanbul? Parayı yatırdığınız an zarar edeceksiniz. Türkiye’nin ne kazancı olacak bu projeden? Stratejik olarak ne kazancı olacak?” ifadelerini kullandı.

Erdoğan tarihe damga vuracak

Başkan Erdoğan, Kuzey Marmara Otoyolu Habipler Kavşağı-Hasdal Kavşağı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada “Yakında ilk köprüsünün temelini atarak fiilen hayata geçirmeye başlayacağımız Kanal İstanbul da inşallah tarihe damgasını vuran bir eser olarak ülkemizin iftihar tablosu içerisindeki yerini alacaktır.” ifadelerini kullanmıştı.

Kin ve nefret siyasetine sarıldı

Türkiye’yi devler ligine taşıyacak projeleri bir bir iptal edeceğini vaat eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; bir yandan da suç örgütü elebaşı, PKK yandaşları ve FETÖ tetikçilerinin de dahil olduğu ‘erken seçime zorlama kumpası’ boşa düşünce nefret siyasetine soyundu. CHP lideri, Türkiye’nin Erdoğan’ı destekleyen yüzde 52.6’sını hedef alarak, “Selamı, sabahı kesin” dedi.

Amaç 2023 vizyonunu engellemek

Türkiye’yi, devasa projelerin meyvesinin alınacağı 2023’ten önce erken seçimle durdurmak için bir süre önce hayata geçirilen kumpas, Başkan Erdoğan’ın net duruşu ve MHP lideri Bahçeli’nin tavrıyla boşa düştü. Bu kez sokak çağrısı yapan terör destekçilerini de arkasına alan Kılıçdaroğlu, ‘kin’ dolu mesajlar vermeye başladı.

Yine FETÖ ağzıyla konuştu

Biden’ın “Muhalefeti Erdoğan’a karşı desteklemeliyiz” sözlerinden güç alan Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a oy veren yüzde 52.6’ya adeta nefret kustu. FETÖ’nün ‘Haramzadeler’ suflesini tekrarlayan CHP lideri, hükümet ve Erdoğan’ı destekleyenleri kastederek, “Selamı, sabahı kesin” dedi. Kılıçdaroğlu’nun söylemi büyük tepki çekti.

Halka hizmet yolunda bir tek proje dahi üretemeyen ve iç siyasette gittikçe kan kaybeden muhalefet çareyi marjinalleşmekte buldu. Özellikle CHP lideri Kılıçdaroğlu, sandıkta üst üste aldığı yenilginin hıncını seçmenden çıkarmak istercesine öğretmeninden savcısına herkesi hedef tahtasına oturttu.

Emekli amirallerin muhtırası, 128 milyar algı oyunu, ikizdere çarpıtması derken son olarak mafya senaryolu küresel operasyonun argümanlarına sarılmaktan geri durmayan ana muhalefet milli her konuda eksen kayması yaşıyor.

Milli projelere alerjileri var

Karadeniz’de bulunan doğalgaz rezervinin 540 milyar metreküpe çıkmasını, ülkenin yerli ve milli savunmada SİHA teknolojisiyle dünyanın ezberlerini bozmasını, Çin’e ihracat treni göndermesini, uzaya beşinci uydusunu göndermesini ve daha bir çok alanda atılan müspet adımları içine bir türlü sindiremeyen CHP kendi ülkesinin menfaatlerine ters düşen bir siyaset dili sergiliyor.

CHP’li belediyelerin şehirlere diktiği ucube heykellerden başka icraat ortaya koyamayan muhalefetin devasa projeler hakkında ortaya attığı iddialarsa toplumu iki ayrı uç noktaya savrulmaya itiyor. Sürekli kendi ülkesinin kazanımlarına sevinemeyecek kadar hükümete düşmanlık eden bir kitleyi konsolide eden siyaset dili toplumu hem karamsarlığa sürüklüyor hem millet olmanın gereği olarak birlik ve berberliğe gölge düşürüyor.

Kendinden olmayanı ötekileştirme

Ülkeyi hezimete uğratmak pahasına hükümeti hedef alan söylemlerden bugüne kadar toplumun hemen her kesimi nasibini aldı. Kılıçdaroğlu kullandığı aşağılayıcı ifadelerle hem de tam Öğretmenler Günü’nde öğretmenleri hedef aldı. Partisinin grup toplantısında öğretmenler arasında açık ve net olarak ayrımcılık yapan Kılıçdaroğlu “Mevcut iktidarın peşinden giden öğretmen varsa, kimse kusura bakmasın ben ona öğretmen demem” şeklinde skandal sözler sarf etti. Bu sözleri üzerine Kılıçdaroğlu’na sosyal medyadan büyük tepki yağdı.

Hakim ve savcılara hakaret

Kılıçdaroğlu, yine benzer şekilde yargı camiasını da hedef aldı. CHP lideri, adı Gezi darbe girişimi olaylarına karışan Osman Kavala’ya, Hakimler Savcılar Kurulu (HSK) tarafından soruşturma başlatılmasını değerlendirirken hakaretler yağdırdı. Yine bir grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu “Bu mudur adalet, insanlık, hak, hukuk? Buna aklı başında olan kişinin itiraz etmesi lazım. Bunun siyasi yönü yoktur. İnsani, vicdani, ahlaki bir meseledir. Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu, af edersiniz yüksek değil artık, hâkimler savcılar alçak kurulu diyebiliriz” şeklindeki skandal ifadeleri kullanmıştı.

CHP, HDP’nin kapatılmasına karşı! Kılıçdaroğlu akıl tutulması yaşıyor: Eline silah alıp…

Yargıtay’ın terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye açtığı ikinci kapatma davasına karşı çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Şiddet, baskı uyguluyorsa kapatın, eyvallah. Partinin yöneticileri ellerine silah alıp ortalıkta geziyorsa zaten savcı harekete geçer.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Şiddet, baskı uyguluyorsa kapatın, eyvallah. Partinin yöneticileri ellerine silah alıp ortalıkta geziyorsa zaten savcı harekete geçer.” ifadelerini kullanarak askerimize, polisimize silah sıkan terör örgütü PKK’yı, açıkça destekleyen HDP’ye yönelik kapatma davasına karşı çıktı.

Yargıtay’dan ‘HDP’ başvurusu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) eksikliklerin tamamlanması istemiyle iade ettiği HDP’nin kapatılması istemli iddianame, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden hazırlanarak dün AYM’ye gönderildi.

Yaklaşık 500 partili hakkında siyasi yasak istenen iddianamede, partinin banka hesabına tedbir konulması da talep edildi.

HDP’ye açılan kapatma davasına karşı çıktı

Kılıçdaroğlu’nun gündeminde, HDP’ye açılan kapatma davası vardı. Davaya karşı çıkan CHP Genel Başkanı, “Demokrasinin savunulması gerektiği bir ortamda siz bir partiyi kapatamazsınız.” dedi.

“Ellerine silah alıp ortalıkta geziyorsa…”

“Şiddet, baskı uyguluyorsa kapatın, eyvallah. Partinin yöneticileri ellerine silah alıp ortalıkta geziyorsa zaten savcı harekete geçer.” diyerek akıl sınırlarını zorlayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Vatandaş, gider sandıkta istediği partiye oy verir. Bugüne kadar bizim Cumhuriyet tarihi süreci içinde kaç tane parti kapatıldı ve hangi sonuç elde edildi? Hiçbir sonuç elde edilmedi.

Düşünceyi ifade etmekten korkmayacaksınız. Bunu yaptığınız zaman demokrasiyi bu ülkeye gerçek anlamda getirmiş olursunuz. Eğer siyasi partileri düşman olarak görüp, ‘siyasi partiyi kapatın kardeşim’ diye harekete geçiyorsan orada demokrasi yoktur.”

Demokrasinin bütün partiler için olması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Partiler düşüncelerini açıklar. Hakem halktır. Gider oyunu verir veya vermez. Asıl bunun üzerinde durmak gerekiyor. Parti kapatmaya yönelik her eylemi doğru bulmuyoruz veya partilerin seçime katılmasını engellemeye yönelik hiçbir hareketi doğru bulmuyoruz. Vatandaş gider, oyunu kullanır.” şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu konuşmasının devamında şunları söyledi:

Demokrasi aynı zamanda adaletin kökleştiği bir rejim demektir. Demokrasi aynı zamanda haksızlığa karşı herkesin isyan ettiği bir idaredir. Ben isyan, itiraz ediyorum, düşüncelerimi söylüyorum. İsyan ediyorum derken, tarihteki isyanlar gibi değil. Düşünce olarak isyan ediyorum. Biz bir siyasi partiyi beğenmesek bile onun düşüncelerini açıklamasına ortam yaratmalıyız.

 

Kılıçdaroğlu’ndan gece yarısı videosu! Bakın ne istedi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Twitter’dan videolu mesaj yayımladı. Her yerde erken seçim çağrısı yapacağını belirten Kılıçdaroğlu, vatandaşlardan destek istedi.

“Ülkemiz hasta”

Sözlerine “Sevgili anne babalar; bugün sizlerle konuşalım istedim” diye başlayan Kılıçdaroğlu “Ülkemiz hasta ve bu hastalık Kovid değil, Kovid geçer, Kovid’in aşısı var. Bu ülkeyi içeriden yiye kangrenle ilgili ne yapacağız? Bu güzel ülkenin, onu ayakta yutan erdemleri var. Bu kangren onları yok etmek üzere… İyi bir anne, iyi bir baba, iyi bir eş, iyi hısım, akraba olmanın erdemleri bunlar. Ülkemiz iktidardaki partinin, mafya ve çetelerle giriştiği magazinsel ilişkilerin elinde can çekişiyor. Beni en çok endişelendiren genç evlatlarımız… Önce geçlerimizi işsiz bıraktılar şimdi de gayrimeşruşulun magazinine maruz bırakıyorlar. Bu ortaya dökülen pislikler, yarın genç evlatlarımızı baştan çıkarabilir, evlatlarımızı yozlaştırabilir, kriminalize edebilir. Bunun karşısında güçlü ve dinç durmalıyız.” ifadelerini kullandı.

“Her yerde erken seçim isteyeceğim bana katılın”

Erken seçim çağrıları için destek isteyen Kılıçdaroğlu, “Sizden ricam, yalvarıyorum; bunların sofrasına oturmayı reddedin, selamı sabahı kesin. Türkiye’nin kaderini onlar tayin edemeyecek sevgili halkım, siz edeceksiniz. Makul anneler, babalar, ülkenin iyi insanları… Ülkenin geleceğini siz tayin edecek, siz belirleyecekseniz. Ben her yerde erken seçim isteyeceğim başka çarem kalmadı. Bana katılın. Her yerde bağıracağız; seçim hemen, hemen seçim.” şeklinde konuştu.

MHP’den Kılıçdaroğlu ve ittifaka sert gönderme: Asıl şerefsizlik…

MHP’li Erkan Akçay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakı’na sert çıkarak, “Asıl namussuzluk, şerefsizlik ve ahlaksızlık; Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapmak, terör örgütlerine sahip çıkmaktır.” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Manisa Milletvekili ve Grup Başkanvekili Erkan Akçay sosyal medya hesabı twitter üzerinden gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Akçay, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in iddialarına da değinerek, “Hedef, Türkiye aleyhine algı yaratmaktır. Silahlar “Türkmenlere değil, El Nusra”ya gönderildi” diyerek; Türkiye’yi uluslararası arenada terör örgütüne yardım eden ülke konumuna düşürmeye, Türk milletiyle hükümetin arasını açmaya, MİT tırları davası üzerinden FETÖ’cü hainleri aklamaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

Zillet ittifakı mafyanın sözlerini referans alarak siyaset yapıyor diyen Akçay; “Kılıçdaroğlu’nun “namus, şeref, ahlak ve dürüstlük” kelimelerinin anlamını bilmediği anlaşılmaktadır. “Ahlâk, namus, şeref ve dürüstlük” kelimelerinin anlamını bilen bir kişi CHP’deki tecavüz ve taciz skandallarına karşı suskun kalmaz. Asıl namussuzluk, şerefsizlik ve ahlaksızlık; Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapmak, terör örgütlerine sahip çıkmak, Türk Ordusuna “katil, satılmış” demektir. “Suriye’ye savaş açsak banko Esad’ı tutarım. Türkiye ile İran karşı karşıya gelirse İran’ın safında olurum” demektir. Asıl namussuzluk, şerefsizlik ve ahlaksızlık; PKK terör örgütünün televizyonuna çıkıp “Anayasa’nın ilk üç maddesi değiştirilmelidir ve Anayasa’dan Türk kelimesi çıkarılmalıdır” demektir. Türkiye’nin üniter yapısını bölmeye yönelik Anayasa toplantıları yapmaktır” ifadelerini kullandı.

MHP’li Akçay’ın sosyal medyadan yaptığı açıklamaların tamamı bu şekilde;

“Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına FETÖ getirmedi mi?”

MHP’li Akçay, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’nün siyasi ayağını araştıracağını söylemesi üzerine, Kılıçdaroğlu FETÖ’nün siyasi ayağını ortaya çıkaracağını söylemiş! Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına getiren FETÖ değil mi? FETÖ’cü hainlere sahip çıkan Kılıçdaroğlu değil mi? Kılıçdaroğlu, FETÖ’nün siyasi ayağını görmek istiyorsa aynaya bakmalı, listenin başına kendi adını yazmalıdır. Her fırsatta FETÖ terör örgütüne sahip çıkan, 15 Temmuz hain darbe girişimine “kontrollü darbe, tiyatro” diyen, terör örgütleriyle mücadele için çıkartılan 20 Temmuz OHAL Kararnamesine “asıl darbe” diyen Kılıçdaroğlu değil midir? FETÖ terör örgütünün yöneticileriyle toplantı yapan, FETÖ’nün medya ve finans yapılanmalarını ziyaret ederek destek açıklamaları yapan, CHP milletvekillerini FETÖ’nün medya ve finans uzantılarının önünde destek eylemleri için görevlendiren Kılıçdaroğlu değil midir? Cezaevindeki FETÖ’cü hainlere “siyasi suçlu” diyerek aklamaya çalışan, bu hainlere af çıkartılmasını isteyen, FETÖ’cü hainleri miting meydanlarında alkışlatan, FETÖ’cüleri milletvekili, danışman ve belediye başkanı yapan Kılıçdaroğlu değil midir? ‘Darbe olursa, tankın önüne ilk ben çıkarım’ deyip de 15 Temmuz gecesi İstanbul’da havalimanında tankların arasından elini kolunu sallayarak geçip CHP’li bir belediye başkanının evine giderek televizyon karşısında keyif kahvesi içen Kılıçdaroğlu değil midir? Mafyanın siyasi ayağını ortaya çıkaracağını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Cumhur ittifakının üçüncü ortağının mafya olduğunu ve mafyanın Cumhur ittifakı tarafından finanse edildiğini” söyleyecek kadar akli dengesini yitirmiştir” ifadelerini kullandı.

“Mafyayı en iyi Kılıçdaroğlu bilir”

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Cumhur İttifakı, FETÖ hain darbe girişimi sonrasında, Türkiye’nin maruz kaldığı saldırılara karşı yerli ve milli bir duruşun doğal sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Cumhur İttifakı; siyasi hesaplar, çıkarlar ve seçimler için değil, ülkemizin bekası ve istiklali için kurulmuştur. Cumhur ittifakı açık ve şeffaf bir ittifaktır, kimlerden oluştuğu bellidir. Zillet ittifakı kapalı kapılar arkasında kurulmuştur, kimlerden oluştuğunu milletten korktukları için ittifak ortaklarını açıkça söyleyemiyorlar. Cumhur İttifakının kimsenin finansmanına ihtiyacı yoktur. Kılıçdaroğlu’na soruyorum: CHP’yi kim finanse ediyor? Seni CHP’nin başına getiren Pensilvanya’daki abin mi? İktidar dilendiğiniz Beyaz Saray’daki abin mi? Yoksa seçimlerde CHP’ye oy verilmesi için peş peşe açıklamalar yapan Kandil’deki dostların mı? En büyük çete ve mafya Kılıçdaroğlu’nun “arkadaşlar” dediği PKK terör örgütü en büyük çete ve mafya Kılıçdaroğlu’nun terör örgütü olarak görmediği YPG’dir. En büyük çete ve mafya Kılıçdaroğlu’nun sahip çıktığı FETÖ terör örgütüdür. Kılıçdaroğlu “Türkiye’yi uyuşturucunun ve insan kaçakçılığının merkezi haline getirdiler.” diyor. En büyük insan ve uyuşturucu kaçakçısı asker, çoluk, çocuk, kadın, bebek demeden insanları katleden PKK ve YPG terör örgütüdür. En büyük insan kaçakçısı PKK terör örgütüne elaman sağlamak için çocukları dağa kaçıran HDP’dir. Kılıçdaroğlu insan ve uyuşturucu kaçakçısı arıyorsa işbirliği yaptığı HDP’ye, terör örgütü diyemediği PKK ve YPG’ye bakmalıdır. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce “CHP’ye çöreklenmiş, para pul işlerine karışan bir çete var” demiştir. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu çete ve mafya görmek istiyorsa CHP genel merkezine bakmalıdır. Cumhur ittifakını özel af çıkartmakla suçlamaya çalışan Kılıçdaroğlu’na hatırlatmak gerekir: 14 Nisan 2020 tarihli ve 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun özel bir af kanunu değildir. Bu kanundan binlerce mahkum yararlanmıştır. Ancak bu kanunun görüşmeleri sırasında CHP,İP ve HDP; başta terörist Demirtaş olmak üzere cezaevlerindeki PKK’lı ve FETÖ’cü teröristleri “düşünce suçlusu” diye masumlaştırmaya çalışmış, PKK’lı ve FETÖ’cü teröristlere af çıkartılması için kampanyalar düzenlemiş, önergeler vermiştir. CHP’yi FETÖ, Beyaz Saray, HDP ve Kandil’e teslim eden Kılıçdaroğlu, terör örgütleri ve organize suç örgütleriyle mücadelede destan yazan Cumhur İttifakını mafyaya teslim olmakla suçlamaya kalkışmaktadır. Kılıçdaroğlu terör örgütleri ve mafya ile mücadeleden neden rahatsızdır? Mafyayı en iyi Kılıçdaroğlu bilir. Kılıçdaroğlu; kara para aklayan, uyuşturucu kaçakçılığı ve organ ticareti yapanlardan vergi alınmasını isteyerek mafyayı meşrulaştırmaya çalışmıştır. Kılıçdaroğlu bu açıklamasıyla bu günleri görerek birilerine mesaj mı vermiştir? Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapan, mafyadan vergi alınmasını isteyerek mafyayı meşrulaştırmaya çalışan Kılıçdaroğlu bir de yüzü kızarmadan yeraltı çetelerine destek oluyor diyerek Cumhur ittifakına iftira atmakta, aslında kendi desteğini örtmeye çalışmaktadır” dedi.

“Kılıçdaroğlu mafya elebaşının söylemiyle Cumhur İttifakına saldırıyor”

MHP’li Akçay, PKK, YPG ve FETÖ terör örgütünü sahiplenen, HDP ile işbirliği yapan, terör örgütlerinin finansmanını önlemeye yönelik kanuni düzenlemeye karşı çıkan Kılıçdaroğlu şimdi de bir mafya elebaşının söylemleriyle terör örgütleri ve mafyayla mücadele eden Cumhur İttifakına saldırıyor. Zillet ittifakı mafyanın sözlerini referans alarak siyaset yapıyor. Düştükleri rezalete bak! Resmen Zillet-Mafya İttifakı! Türkiye düşmanlarının taşeronluğunu yaparak milli çıkarlarımıza karşı çıkan, partisini HDP ve FETÖ’ye teslim eden, terör örgütlerine karşı verilen mücadeleyi baltalamaya çalışan ve Beyaz Saray’dan iktidar dilenen Kılıçdaroğlu’ndan başka ne beklenebilir ki? Türk Ordusuna “satılmış” diyenlere sahip çıkan ve terörle mücadeleyi baltalayan Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakını “namussuzluk ve şerefsizlikle” ile suçlamaktadır. Kılıçdaroğlu, Mecliste CHP’nin verdiği Araştırma Önergesine “Hayır” oyu veren Cumhur İttifakı milletvekillerini “ahlaklı, namuslu ve dürüst olmamakla” itham etmektedir. Yani Kılıçdaroğlu’nun istediğini yapmayanlar dürüst değildir, ahlaksız ve namussuzdur! Kılıçdaroğlu’nun “namus, şeref, ahlak ve dürüstlük” kelimelerinin anlamını bilmediği anlaşılmaktadır. “Ahlâk, namus, şeref ve dürüstlük” kelimelerinin anlamını bilen bir kişi CHP’deki tecavüz ve taciz skandallarına karşı suskun kalmaz. Asıl namussuzluk, şerefsizlik ve ahlaksızlık; Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapmak, terör örgütlerine sahip çıkmak, Türk Ordusuna “katil, satılmış” demektir. “Suriye’ye savaş açsak banko Esad’ı tutarım. Türkiye ile İran karşı karşıya gelirse İran’ın safında olurum” demektir. Asıl namussuzluk, şerefsizlik ve ahlaksızlık; PKK terör örgütünün televizyonuna çıkıp “Anayasa’nın ilk üç maddesi değiştirilmelidir ve Anayasa’dan Türk kelimesi çıkarılmalıdır.” demektir. Türkiye’nin üniter yapısını bölmeye yönelik Anayasa toplantıları yapmaktır. Asıl şerefsizlik PKK terör örgütünün yayın organı IMC TV’yi neden kapattınız diye Cumhur ittifakına saldırmaktır. Asıl şerefsizlik “PYD terör örgütü değildir, sınırımızda başkası olacağına komşumuz PYD olsun.” diyenler ve bunlara sahip çıkanlardır” dedi.

“MİT tırları davası üzerinden FETÖ’cü hainleri aklamaya çalışıyorlar”

Akçay, “Asıl şerefsizlik; İmralı Canisi ve Kandil’in talepleri doğrultusunda kanun ve Meclis İçtüzük değişiklik teklifi vermektir. Asıl şerefsizlik; Beyaz Saraydan iktidar dilenmek, “Bizi iktidara getirirseniz sizin istediklerinizi yaparız.” demektedir. Asıl ahlaksızlık; HDP eş başkanı Mithat Sancar’ın CHP genel merkezindeki “PKK ve Öcalan konusunda CHP ile HDP arasında görüş ayrılığı yoktur.” sözleri karşısında süt dökmüş kedi gibi susmaktır. Asıl ahlaksızlık “Türkiye’de can ve mal güvenliği yok.” diyerek kendi ülkesini yurtdışına şikâyet etmektir. Asıl ahlaksızlık; Türkiye’yi Suriye’de “korsan devlet” olarak nitelendirmek, Libya’daki Türk askerine ‘lejyoner’ demektir. Kılıçdaroğlu, 30 Eylül 2016’da Türkiye’deki yabancı basın temsilcileriyle yaptığı toplantıda “Türkiye’yi IŞİD ile mücadele eden El Nusra’ya destek vermek ve silah göndermekle” suçlayarak “Türkiye’nin terör örgütlerine silah verdiğine” yönelik algı operasyonunu başlatmıştı. Emperyal güçler ve taşeronları “Türkiye’nin terör örgütlerine silah desteği verdiği” yönünde algı yaratmaya ve fFETÖ terör örgütünü aklamaya çalışmaktadır. Emperyal güçler ve taşeronlarının bu iftiraları yalan da olsa, zamanla bu yalanları söyleyen müfteriler unutulacak, söylenen yalanların hafızalarda kalması sağlanacaktır. Hedef, Türkiye aleyhine algı yaratmaktır. Silahlar “Türkmenlere değil, El Nusra”ya gönderildi” diyerek; Türkiye’yi uluslararası arenada terör örgütüne yardım eden ülke konumuna düşürmeye, Türk milletiyle hükümetin arasını açmaya, MİT tırları davası üzerinden FETÖ’cü hainleri aklamaya çalışıyorlar. Türkiye düşmanlarıyla işbirliği yapan ve içimizde beşinci kol faaliyeti yürüten bazı siyasiler ve işbirlikçiler emperyal güçlerin Türkiye’ye yönelik sinsi operasyonların taşeronluğunu yapmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Man Adası yalanı’ Kılıçdaroğlu’na pahalıya patladı! 142 bin lira tazminat ödeyecek!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Man Adası’ yalanı pahalıya patladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve yakınları tarafından Kılıçdaroğlu’na açılan manevi tazminat davasında karar açıklandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2017 yılında düzenlediği bir basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ı hedef alarak, “Erdoğan ve ailesi Man Adaları’nda kurulu bir şirkete para transferi gerçekleştiriyor.” yalanını ortaya atmıştı. Bu yalan Kılıçdaroğlu’na pahalıya patladı. Mahkeme, Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ilgili yakınlarına 142 bin lira ödemesine hükmetti.

İstinaf Mahkemesi kararı bozmuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, oğlu Ahmet Burak Erdoğan ve Bilal Erdoğan, kızları Sümeyye Erdoğan Bayraktar, Esra Albayrak, kardeşi Mustafa Erdoğan, eniştesi Ziya İlgen, dünürleri Özdemir Bayraktar, Sadık Albayrak, Osman Ketenci ve Orhan Uzuner, avukatları aracılığı ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında ‘Man Adası’na para transfer ediyorlar’ yalanı için 1 milyon 500 bin TL değerinde manevi tazminat davası açmıştı. Anadolu 20’inci Asliye Hukuk Mahkemesi, 18 Temmuz 2018 tarihinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesine toplamda 359 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetmiş, İstinaf Mahkemesi ise ‘usulen bozma’ kararı ile dosyayı yeniden yerel mahkemeye göndermişti.

Yeniden görülen davada karar çıktı!

Davayı karara bağlayan mahkeme, açılan tazminat davasını kısmen kabul etti. Yerel mahkeme ilk verdiği kararı değiştirmeyerek Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 100 bin lira, Ziya İlgen’e 17 bin lira, Osman Ketenci’ye 15 bin lira, Ahmet Burak Erdoğan’a 10 bin lira ödemesine hükmetti. Öte yandan 5 Aralık 2027 tarihli konuşmada Mustafa Erdoğan’a yönelik herhangi bir söz sarf edilmediği yönünde değerlendirmede bulunan mahkeme ilgili davanın da reddine karar verdi.

Bay Kemal’den skandal 15 Temmuz itirafı! Yüzsüzlüğün bu kadarı

Kasetle koltuğa oturan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz’da tankların arasından kaçtığını itiraf ederken, darbeyi püskürten Cumhurbaşkanı Erdoğan ile vatandaşlara olan kızgınlığını da ağzından kaçırdı. “Sizin o zırhlı aracın yanından yürüyerek geçmeniz eleştiriliyor” hatırlatmasına Kılıçdaroğlu, “Ben geçtim. O da (Erdoğan) gelip geçseydi. O da oradan yürüyerek geçseydi. Niye yürüyerek geçmedi?” karşılığını verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan 15 Temmuz gecesi Atatürk Havalimanı’ndan kaçışına ilişkin itiraf yaklaşık 5 yıl sonra geldi. Kılıçdaroğlu, FETÖ’cü kalkışma esnasında mücadele etme ve tepki gösterme bir tarafa indiği Atatürk Havalimanı’ndan darbecilerin izniyle çıkış yaparak soluğu Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun oturduğu evde almış, geceyi de burada geçirmişti. Darbecilerle anlaşıp, tankların arasından kaçan Kılıçdaroğlu, o kaçışa ilişkin soruya skandal bir cevap verdi.

O da gelip geçseydi

Katıldığı bir televizyon programında 15 Temmuz gecesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu’na “Sizin o zırhlı aracın yanından yürüyerek geçmeniz eleştiriliyor” sorusu soruldu. Kılıçdaroğlu, söz konusu soruya şu karşılığı verdi: “Ben geçtim. O da (Cumhurbaşkanı Erdoğan) gelip geçseydi. O da oradan yürüyerek geçseydi. Niye yürüyerek geçmedi? İşin o cephesi ayrı. Onu ayrıca tartışırız.”

Yolcu uçağı gibi gösterildi

15 Temmuz gecesi darbecilerin baş hedefi olan ve kaldığı otelden ayrıldıktan sonra suikast timinin otelini bastığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’ten Emniyet Genel Müdürlüğü’ne ait bir helikopterle Dalaman Havalimanı’na gitti. Erdoğan’ı İstanbul’a götürecek olan TC-ATA uçağı, önce kimliğinin gizlenmesi için THY-8451 koduyla yolcu uçağı gibi İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan kalkarak saat 00.40’ta Dalaman Havalimanı’na iniş yaptı.

35 dakika havada bekledi

Cumhurbaşkanı’nı taşıyan uçak, saat 02.10’da Biga üzerine geldi. Atatürk Havaalanı’nda kule de darbecilerin elindeydi. Erdoğan’ın uçağı havaalanı darbecilerden temizlenene kadar Biga üzerinde daireler çizerek bekledi. Erdoğan’ın uçağı 35 dakika havada kaldı. O sırada havaalanı kulesi darbecilerden temizlenirken, Erdoğan’ın uçağı da Atatürk Havalimanı’na doğru hareket etti. Boğaz üzerinde uçan F-16’ların yakıtı azalınca tanker uçağına yanaştı. Böylece Erdoğan’ın uçağı saat 03.00’da piste iniş yapabildi.

Halka seslendi

O esnada, Atatürk Havalimanı’nda tüm güvenlik tedbirleri alınmış, halk demokrasi nöbetine başlamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hemen havalimanının VIP Salonu’nu koordinasyon merkezine çevirerek, darbe girişimiyle ilgili yetkililerden bilgi aldı. Halkın darbecileri büyük oranda püskürttüğü sabah saat 04.00 sularında ise Erdoğan, Atatürk Havalimanı önünde bekleyen binlerce vatandaşa seslenerek “Sokakları bırakmayın” çağrısını yineledi. (Yeni Şafak)

Görüşmenin asıl amacı bakın neymiş! Destici, Kılıçdaroğlu’nun yüzüne baka baka söylemiş

Gazeteci yazar Mehmet Acet bugünkü yazısında, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ile CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun görüşmesinde yaşanan ilginç diyalogları köşesine taşıdı.

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Mehmet Acet bugünkü köşe yazısında, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ile CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun görüşmesinde yaşanan ilginç diyalogları köşesine taşıdı.

Mehmet Acet’in köşe yazısı şöyle;

Geçtiğimiz Cuma günü, Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı Büyük Birlik Partisi’nin Genel Başkanı Mustafa Destici ile CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kameralar önünde karşı karşıya gelmeleri gündem oldu.

Polemik demeyelim ama karşıt fikirlerin ‘çarpışmasıyla’ ortaya dikkat çekici bir görüntü çıktı.

Kılıçdaroğlu, PKK’nın Gara katliamıyla ilgili konuşurken, başından beri yaptığı gibi iktidara odaklanarak suçlamalar yöneltti.

Tıpkı Nasrettin Hoca fıkrasındaki gibi, ‘hırsızın hiç suçu yokmuş gibi’ davrandı.

Buna karşın BBP Genel Başkanı Destici, Kılıçdaroğlu’nun çelişkilerini, PKK konusunda artık iyice gün yüzüne çıkan tuhaf tutumunu, nazik bir şekilde afişe ederek şöyle şeyler söyledi:

-“Asıl hedef alınması gereken evlatlarımızı kahpece öldüren terör örgütüdür. Kınanması gereken PKK’dır.”

-“Bu meselede en önemli sorumluluğumuz bir siyasetçi olarak bir ve beraber hareket etmektir.”

Devamında HDP’den söz açıp sözlerini sertleştirdikten sonra, “Ha Kandil’de Karayılan, ha Meclis sıralarında oturan kara çiyan, ha Duran Kalkan, ha Pervin Buldan” dedi.

Ziyaretin asıl amacı anayasa konusunda destek aramak

Destici, o açıklamalar sırasında, biraz da ziyaretin nezaketi gereği, Kılıçdaroğlu’nu HDP’den ayrı tutan sözler de sarf etti.

Ancak, burada önemli olan, “Asıl hedef alınması, kınanması gereken PKK’dır” sözleriyle Kılıçdaroğlu’nun yanında, kendisinin bu konularda yaygın şekilde eleştiri alan duruşunu açığa vurmasıydı.

Ayrı ayrı mekânlarda, ayrı ayrı zamanlarda bu iki görüş karşımıza çıkmış olsaydı, çok da ilgi çekici bir durum olmayabilirdi ama iki isim yan yana iken böyle bir tablo ortaya çıkınca, mesele iz sürmeye daha fazla değer hale geldi.

Öğrendiğime göre Destici, Kılıçdaroğlu’na yeni anayasa için destek aramak üzere gitmiş.

Büyük Birlik Partisi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeni anayasa çağrısını çok önemli buluyor.

Mevcut Anayasa’nın 12 Eylül döneminde darbeciler tarafından yapılmış olan anayasa olma özelliğini koruduğu gerçeğinden hareketle, sivil ve demokratik bir anayasanın bütün partilerin katılımıyla yapılması fikri savunuluyor.

Destici’nin CHP’nin kapısını çalmasının temel gerekçesi de bu zaten.

Görüşmede Erdoğan’ın çağrısında herhangi bir dayatma olmadığı, kendilerinin de bu çalışmalara bir şans vermesi gerektiği yönündeki görüşünü, Kılıçdaroğlu ve beraberindekilere anlatmış.

BBP Genel Başkanı’nın bu çabasına CHP’nin verdiği yanıtı, daha önceki tecrübelerden yola çıkarak herkes tahmin edebilir.

2011’de kurulan komisyon, 60 maddede uzlaşma sağlamıştı.

Sonra dağıldı ama hiç olmazsa bu uzlaşılan maddeleri Meclis’ten geçirelim yönünde yapılan çağrılara CHP yönetiminden olumlu yönde bir destek gelmedi.

1 Kasım 2015 seçimlerinden sonra kurulan komisyonun dağılması da, CHP’nin parlamenter sistem dışında başka hiçbir modeli tartışmayız diyerek kestirip atması sonucu olmuştu.

Burada da Erdoğan’ın herhangi bir şart öne sürmeden yaptığı çağrıya CHP’nin olumlu yönde karşılık vermediği görüldü.

Gara katliamı konusunda Destici aynı şeyleri Kılıçdaroğlu’nun yüzüne söylemiş

İşin anayasa ile ilgili kısmında şaşılacak bir durum yok.

Ama ben asıl, Destici ile Kılıçdaroğlu arasında yapılan görüşmede Gara katliamı konusunun gündeme gelip gelmediğini, iki ismin aralarında bu konuyu konuşup konuşmadıklarını merak ettim.

Evet, konuşulmuş.

Destici, Kılıçdaroğlu’nun PKK yerine sadece iktidara siyasi fatura çıkarma çabalarını görüşme sırasında da gündeme getirip karşı duruşunu ortaya koyuyor.

Kılıçdaroğlu “İnsanlarımız kurtarılamadı, bu işin bir siyasi sorumlusunun olması lazım” deyince, Destici cevaben, “Bunlardan önce bir terör örgütü var. Bu işin esas müsebbibi onlar. Bu insanları kaçırmamış olsalardı, öldürmemiş olsalardı böyle bir gündem olmayacaktı. Esas bunu hep beraber kınamamız lazım” şeklinde karşılık veriyor.

Destici, “Bakanlar zaten geldi, sizi bilgilendirdi, Zannediyorum ki, Meclis’te konuştuklarından daha fazlasını size anlatmışlardır” deyince, Kılıçdaroğlu, bakanların ziyareti sırasında kendisine etraflıca bilgi verildiğini teyit ediyor.

Sadece Gara katliamında değil, son yıllarda öznesinde PKK olan bütün gelişmelerde CHP liderinin aldığı tutuma dönük sorgulamalar daha fazla artmış durumda.

Bu kadar örnekten sonra, bu kadar çok kişi, bu kadar fazla şüphe serdetmeye başlamışsa eğer, PKK konusunda gerçekten nerede durduğunu, gerçek fikrini saklayıp saklamadığını anlatmak ve edebiliyorsa kendi tabanının büyük bölümü dahil toplumun geniş kesimlerini ikna etmek, Kılıçdaroğlu’nun boynunun borcu haline gelmiş durumda.

Ha, iş gerçekten şüphe götürmeyecek bir noktaya gelmişse, o zaman meselenin vahameti çok daha büyük demektir.

Adnan Oktar dosyasından Kılıçdaroğlu ile fotoğraf çıktı!

Adnan Oktar davası dosyasından çıkan bir fotoğraf Türkiye’yi sarsacak cinsten. Örgütün siyasi yapılanmasının CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP heyeti ile yaptığı görüşme ortaya çıktı. Fotoğrafta Kılıçdaroğlu, elinde bir deste çiçekle ‘Kedicik’lerin arasında poz veriyor.

Adnan Oktar‘ın yakalandığı örgütün karargahı Çengelköy‘deki villasında yapılan aramada ele geçirilen bilgisayarda yapılan incelemede, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP’li isimlerin Adnan Oktar’ın kedicikleriyle görüşmesinden bir kare fotoğraf ortaya çıktı.

Son dakikada ortaya çıkan ve Aynı dava dosyasına konan sürpriz fotoğraf sosyal medyayı salladı.

Fotoğrafta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın da aralarında bulunduğu CHP heyeti, Oktar’ın kedicikleri Aylin Atmaca,

Tuna Babuna gibi isimlerle yan yana görülüyor. Görüşmenin ayrıntılarını da Aylin Atmaca ve Tuna Babuna kaleme alarak Adnan Oktar’a bildirdi, bu ayrıntılar da aynı dasyada yer aldı.

Adnan Oktar’ın da aralarında bulunduğu örgüt yöneticisi 14 sanığın toplam ayrı ayrı 9 bin 803 yıl 6’şar ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmişti.

Kaynak: yeniakit