israil

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

israil

MHP lideri Devlet Bahçeli: İsrail terör devletidir

İsrail polisi Mescid-i Aksa’da bulunan cemaate kalleş bir saldırı düzenledi. Konuya ilişkin açıklama yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “İsrail terör devletidir, şiddeti politik enstrüman olarak kullanmaktadır. Ramazan ayı boyunca Filistinli kardeşlerimizin inanç ve ibadet özgürlüğüne musallat olan, Harem-i Şerif’in statüsünü hedef alan İsrail hükümetini lanetliyorum” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Kadir Gecesi’ni tebrik ederken, İsrail’in Mescid-i Aksa’daki saldırısını kınadı.

Bahçeli, “Maalesef İslam toplumlarında kök salan dağınıklık, kadir kıymet ölçülerinden tamamıyla kopuk muvazaalı ve muhataralı diyaloglar zalimlere koz vermekle kalmayıp inanç haklarımıza saldırıları hem tahrik hem de teşvik etmektedir. Çünkü birlik ve beraberlik hisarı yıkıktır. İsrail, dün akşam yatsı namazı esnasında, Mescid-i Aksa’da toplanmış din kardeşlerimize ses bombası ve plastik mermiyle saldırmıştır. Bu mütecaviz saldırganlık ramazan ayının son cumasında, Kadir Gecesi’nin de bir gün öncesinde vuku bulmuştur. Yani planlı bir barbarlıktır. İsrail terör devletidir, şiddeti politik enstrüman olarak kullanmaktadır. Diğer yanda Batı Şeria’da sürekli kamçılanan Yahudi yerleşimci terörü mazlumları evinden barkından çıkarmaktadır. Kudüs yaslıdır, Gazze hüzünlüdür, Batı Şeria gariptir, Filistin iki ateş arasındadır. Siyonizm’in katliamları biliniyorken, zulüm markası bu karanlık zihniyetle ortak bir geleceğin hayalini kurup hedeflerini paylaşan bazı İslam ülkelerine ne söylenmelidir? Hakikat ve hakkaniyet çizgisinde buluşmaktan aciz kalanların varlığını korumaları nasıl beklenmelidir” diye konuştu.

“Hesap gününü bekliyoruz”

Bahçeli, saldırıda yaralanan Filistinlilere geçmiş olsun dileklerini ileterek, “Ramazan ayı boyunca Filistinli kardeşlerimizin inanç ve ibadet özgürlüğüne musallat olan, Harem-i Şerif’in statüsünü hedef alan İsrail hükümetini lanetliyorum. Saldırılarda yaralanan Filistinlilere geçmiş olsun diyorum. Kudüs bizim ilk kıblemizdir ve teslim edilmeyecektir. Kudüs ilk göz ağrımız, ilk sevdamız, ilk yönümüz, miracımızın ebedi emaneti, inancımızın ezeli onurudur. Kaşgar’dan nasıl taviz vermiyorsak, Kerkük’ten nasıl vazgeçmiyorsak, Kudüs’ten de aynı şekilde vazgeçmeyiz, Siyonist kumpaslara esir bırakmayız. Kudüs-Kaşgar-Kerkük-İstanbul birbiriyle tarih, kültür ve inanç bağlarıyla sımsıkı bağlıdır. Biri olmadan diğeri ya eksik ya da manen eziktir. Biz kadrimizin, kavlimizin, kaderimizin, kavgamızın bilincindeyiz, şeytanın müfrezelerini de biliyoruz. Ve hesap gününü bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, yarın kutlanacak Anneler Günü’nü de tebrik etti.

Ayelet Şaked’in Netanyahu hakkındaki ses kaydı sızdı

İsrail’de ortalığı toz duman edecek ses kaydı gecesi yarısı sızdı. Ülkede, Netanyahu’nun koalisyon için görüştüğü Yamina-Sağ’a partisi liderlerinden Ayelet Şaked’in Netanyahu’ya ‘diktatör ve zorba’ dediği basına ses kaydı çıktı.

İsrail’de Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin, 6 Nisan’da hükümet kurmak için Benyamin Netanyahu‘ya verdiği süre sonda erdi. Netanyahu’nun koalisyon kurmak için görüştüğü Yamina-Sağ’a partisinin önde gelen temsilcilerinden ve Netanyahu’nun 2015-2019 yıllarındaki kabinesinde Adalet Bakanlığı görevini yürüten Ayelet Şaked’in ses kaydı basına sızdı. Gece yarısı sızan ses kaydında Şaked’in Netanyahu ve eşi Sara hakkında, ‘iktidar şehvetinden gözleri dönmüş diktatörler ve zorbalar’ diye söz ediyor.

“Diktatör ve zorba”

Şaked’in Netanyahu hükümeti hakkında konuştuğu ses kaydında “İktidarda kalmak istiyor. Onun (Netanyahu) ve karısı (Sara) güç arzusu var. Adeta Diktatörler! Hatta bir gibiler. Kenara çekilmeye hiç hazır değiller. Biz öyle değiliz. Netanyahu’nun artık gitmesi gerektiği doğrudur. Artık gitmek zorunda. Ama Yeni Umut lideri Gideon’a Sa’ar’a dedim ki, ‘Yönetilmesi gereken bir ülke var. Peki şimdi ne olacak? Sırf Netanyahu’nun gitmesi gerekiyor diye şu bu partiye bu saçma koalisyonu mu kuracaksın?’ ifadelerine alıyor. Ses kaydının ülkede uzun süre konuşulması bekleniyor Öte yandan, 71 yaşındaki Netanyahu, 2009’dan beri görevde ve 1990’larda da üç yıl görev yaptı.

İsrail’i istila ettiler

İsrail’in güneyindeki Eylat bölgesi, çekirge sürüleri tarafından istila edildi.

İsrail’deki Doğayı Koruma Derneği (SPNI) yetkilisi Amir Balaban, İsrail’in güneyini istila eden haşerelerin sarı renkte olduğunu, bunun olgunlaştıkları ve geniş arazilerde kolayca ve hızla hareket edebilecekleri anlamına geldiğini söyledi.

Balaban’a göre, tarım için felaket sayılan çekirgeler, yaban hayatının çoğuna, özellikle de kuşlara fayda sağlıyor. Çekirgelerin gelişi, Afrika’dan göç eden kuşların Avrupa ve Asya’daki üreme alanlarına geri dönmesiyle aynı zamana denk geliyor. Yani Eylat bölgesi, Sahra Çölü üzerinde uzun bir yolculuktan sonra ilk yiyecek durakları oluyor.

Balaban, çekirgelerin acıkan kuşlar için ‘çılgın bir protein festivali’ olacağını söylüyor.

Zararları

Kabul edilen olumsuz sonuçlara gelince, sadece son iki yılda, çekirge sürüleri dünya çapında yaklaşık 2,5 milyon hektarlık araziyi tahrip etti ve yaklaşık 20,2 milyon insanı hafif ila şiddetli oranda gıda kıtlığı ile karşı karşıya getirdi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün ‘Locust Watch’ web sitesi, dünya çapında mevcut ve olası çekirge istilalarını takip etmeye yardımcı oluyor.

star.com.tr

Darbe girişiminin arkasından İsrail-Suudi Arabistan-BAE koalisyonu çıktı!

Türkiye’de 104 amiralin darbe bildirisi yayınladığı saatlerde Ürdün’de yaşanan Meliki Abdullah’ın engellemeyi başardığı darbe girişiminin ardından İsrail, Suudi Arabistan ve BAE çıktı.

Türkiye’de 103 emekli amiralin muhtıra niteliği taşıyan bildirisi ile aynı saatlerde yaşanan Ürdün’deki darbe girişimi Arap uzmanlar tarafından “Ürdün’ün 15 Temmuz’u” olarak yorumlandı. Ürdünlü eski büyükelçi, olayın Batı güdümlü olduğunu ve Suudi Arabistan-BAE-İsrail üçgeninde planlandığını anlattı. İsminin gizli kalmasını isteyen Ürdünlü diplomat, darbe girişiminin Batı ile birlikte İsrail, Suudi Arabistan ve BAE’nin güç mücadelesinden doğan bir sonuç olduğunu kaydetti. ABD, İsrail ve Körfez’deki müttefiklerin Kral Abdullah’a başta Filistin’le ilgili Yüzyılın Anlaşması’’ ve Ürdün’deki başbakan ataması ve Ürdün-Suriye ilişkileri ile ilgili bir dizi dayatmada bulunduğuna dikkat çeken Ürdünlü diplomat, ABD’de Joe Biden’ın gelişi ile birlikte darbe sürecinin de hızlandığını söyledi.

Ürdünlü kaynak, yaşanan olayların arka planına ilişkin Türkiye Gazetesine şunları anlattı: Kral Abdullah’ın üvey kardeşi olan Hamza bin Hüseyin’in annesi ABD’li Nur Hüseyin, dört yıl önceki ABD seçimlerinde Donald Trump’a karşı Hillary Clinton’a açıktan ve güçlü destek verdi. Önemli oranda maddi bağışta bulundu. Olayla ilgili ilk yakalanan şahıslardan Basim İbrahim bu sürecin çok önemli aktörü.

Kritik isim Dahlan’ın ortağı

İlk anda gözaltına alınan Besim İbrahim, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a yakınlığı kadar Orta Doğu’da ‘’Karanlıklar Prensi’’ olarak bilinen Muhammed Dahlan ile de sıkı bağları olan biri. Abu Dabi merkezli TAMOUH başta olmak üzere birçok ortaklıkları var. Geçtiğimiz günlerde Kral Abdullah’ın başbakan tayin etme sürecinde bu kişinin Dünya Bankası tarafından belirlenen bir isim olması istendi. Benzer istekler Kudüs-İsrail denkleminde ve Suriye-Ürdün ilişkileri bağlamında da geldi.

Baskıdan şikayet etti

Geçtiğimiz günlerde Kral Abdullah, Kark şehrinde ülkenin önde gelen aşiret liderleri ile görüştü. Kral Abdullah toplantıda “Suriye’de on yıldır devam eden savaş Ürdün’ü zor durumda bırakıyor. Özellikle de yaşadığımız ekonomik kriz sebebiyle Batı ve Körfez ülkelerinin baskısı tahammül edilemez boyutlara ulaştı” diye konuşmuştu. Kral Abdullah bu sözleri sarf ettikten yalnızca birkaç gün sonra Pentagon, Akabe Limanı’na büyük çaplı askeri sevkiyat yaptı.

Rusya faktörü

Türkiye’de 103 amiralin bildirisi ile eşzamanlı darbenin önemine vurgu yapan Ürdünlü diplomat, Kral Abdullah’ın son bir yıllık dönemde iki kez Rusya’yı ziyaret ettiğini belirterek, Ukrayna’da yaşanan gerginliğin darbe girişiminde etkin faktörler olduğunu aktardı. Ürdünlü kaynak ayrıca “Türkiye’deki muhtıra ile Ürdün’deki darbe girişiminin birbirinden bağımsız olmadığını düşünüyorum. En azından aynı merkezin tasarrufu olduğunu söyleyebilirim. Şayet darbe başarılı olsa bu durum domino etkisi yapabilir, bölge de ciddi denklem değişikliği doğurabilirdi’’ şeklinde görüş belirtti.

Üst düzeyde 6 isim tutuklandı

Kral Abdullah’ın darbeyi engellemeyi başardığını kaydeden Ürdünlü diplomat “Ancak durum hâlen kritik ve tutuklamalar devam ediyor. Aralarında üst düzeyde isimlerin de bulunduğu 16 kişi tutuklandı. Darbe sürecine dâhil olan isimler arasında önemli aşiret liderleri de var. Yeni bir güvenlik kaosu yaşayabiliriz. Bu süreç Türkiye’deki 15 Temmuz’un bir benzeri” dedi.

Bağlılık mektubu imzaladı

Bu arada Ürdün Kraliyet Divanı’ndan yapılan açıklamaya göre, Prensler Haşim bin Hüseyin, Tallal bin Muhammed, Gazi bin Muhammed ve Raşid bin Hasan, Kral 2. Abdullah’ın amcası Hasan Bin Tallal’ın evinde eski Prens Hamza bin Hüseyin ile bir araya geldi. Prens Hamza burada imzaladığı mektupta, “Kendimi Kral’ın ellerine bıraktım. Babalarımız ve dedelerimizin ahdi üzerine kalacağım” ifadelerini kullandı.

(Türkiye Gazetesi)

ABD’den İsrail’i sarsacak karar

Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni başkanı Joe Biden ve yönetimi İsrail’in Batı Şeria’yı kontrol etmesini “işgal” olarak tanımlayarak insan hakları raporuyla oluşabilecek kafa karışıklığına açıklık getirdi.

Dışişleri Bakanlığı Sözüsü Ned Price gazetecilere yaptığı açıklamada bakanlık tarafından her yıl hazırlanan insan hakları raporunda “işgal” kelimesinin Batı Şeria’nın halihazırdaki durumu için kullanıldığını söyledi.

Price “Bu on yıllardır her iki partiden gelen yönetimler tarafından kabul edilen uzun vadeli bir duruştur,” ifadelerini kullandı.

Fakat bir önceki Başkan Donald Trump döneminde yayınlanan raporda “İsrail ve İşgal edilmiş topraklar” başlıklı bölümün adı “İsrail, Batı Şeria ve Gazze” olarak değiştirilmişti.

Dikkat çeken rapor

Biden döneminde yayınlanan ilk raporda da bu başlık kullanıldı fakat bunun bir pozisyon belirtmek amaçlı olmadığı vurgulandı.

Dışişleri bakanlığının insan haklarından sorumlu en yüksek yetkilisi olan Lisa Peteron raporda coğrafi isimler kullanıldığını ve “İsrail, Batı Şeria ve Gazze” ifadesinin daha anlaşılır ve kolay olduğunu belirtti.

Trump dönemindeki Dışişleri Bakanı Mike Pompeo İsrail ziyareti sırasında Batı Şeria’daki Yahudi yerleşkelerinden birini ziyaret etmiş ve uluslararası kabulün aksine buranın yasa dışı olduğunu katılmadığını ifade etmişti.

Trump ayrıca Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımış ve Suriye’ye ait Golan Tepelerini ilhak etmesini kabul etmişti.

Yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken Trump’ın Kudüs’le ilgili kararını geri almayacaklarını fakat bağımsız Filistin devleti için daha fazla çaba harcayacaklarını açıklamıştı.

Kaynak: Euronews

Türkiye hamleyi yaptı! Yunanistan, İsrail ve Rum Kesimi’ne şok

Haber7 yazarı Taha Dağlı, Yunanistan, İsrail ve Rum Kesiminin Avrupa’ya elektrik kablosu döşemeyi düşündükleri “EuroAsia Interconnector” adlı projeyi ve Türkiye’nin bu konuda verdiği NOTA’yı kaleme aldı.

İşte Taha Dağlı’nın “Türkiye’den izinsiz elektrik kablosu bile döşeyemeyecekler” adlı köşe yazısının tamamı;

“İsrail ile Yunanistan, Doğu Akdeniz’de elektrik kablosu hattı döşerken bile Türkiye’ye danışmak zorundalar. İşte bu durum İsrail’i bir hayli tedirgin etti, İsrail medyası denize kablo döşeyemezken nasıl olur da doğalgaz boru hattı kurulacak, bunu sorgulamaya başladı.

Türkiye’nin son verdiği bir NOTA vardı.

İsrail-Yunanistan ve AB üçlüsüne verildi bu NOTA.

Tabi onlarla birlikte bir de küçük ortakları Rumlar var.

NOTA’nın içeriğine bakalım.

Temeli Türkiye’nin 27 Kasım 2019’da Libya ile yaptığı deniz yetki alanları mutabakatına dayanıyor.

Bu mutabakatla, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz üzerinde Girit adası üzerinden hak iddia ettiği alanların, hiçbir hükmü kalmamış oldu.

Başka bir deyişle Girit’in çevresi Türkiye ile Libya’nın deniz alanları olarak tescil edildi.

İsrail, Yunanistan ve Rumlar, Doğu Akdeniz’de suyun dibinden döşeyecekleri elektrik kablolarını Avrupa’ya ulaştıracaklardı.

Projenin adı ise EuroAsia Interconnector’du.

Dünyanın en uzun denizaltı güç kablo hattı, Yunanistan’ın hak iddia ettiği Girit açıklarından geçip, Avrupa’ya gidiyor.

İşte bu noktada Türkiye devreye girdi.

Verdiği NOTA ile “benden izin almadan bu alanda kablo döşemek ya da başka bir faaliyette bulunamazsınız” dedi.

NOTA en çok İsrail’i tedirgin etti.

İsrail gazetelerinin internet sayfalarında gün boyu, “Türkiye İsrail’le Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini engelliyor” şeklinde manşetler vardı.

İsrail medyası şunu sorguladı, “denize elektrik kablosu döşerken bile Türkiye’den izin alacaksak o halde biz doğalgaz boru hattını nasıl döşeyeceğiz.”

Çünkü elektrik kablosunun güzergahında bir proje daha var.

Yine aynı aktörler.

İsrail, Yunanistan ve Rumlar.

2 Ocak 2020’de imzalanan anlaşmayla EastMed adı verilen proje çerçevesinde İsrail’in çıkardığı doğalgazı denizin altına boru döşemek suretiyle Avrupa’ya ulaştırma planı yapıyorlardı.

İşte Türkiye’nin verdiği son NOTA tam da bu EastMed hayaline darbe oldu.

İsrail’e de Yunanistan’a da, “elektrik kablosu döşerken bile benden izin almalısınız” uyarısıyla yarın öbür gün doğalgaz boru hattı konusundaki ikaz şimdiden verilmiş oldu.

İsrail mesajı hemen aldı. Bu elektrik kablosu için geçerliyse yarın doğalgaz için de böyle olacak.

Kısacası imzalandığı andan itibaren İsraillilerin “bu anlaşma Türkiye’nin engeline takılır” diye tedirgin oldukları EastMed projesinin akıbeti, Türkiye’nin hukuki tasarrufuna kalıyor.

Ankara’nın daha önce de söylediği gibi Libya mutabakatı öylesine önemli ve hayati ki, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin içinde olmadığı neredeyse hiçbir denklemin yaşama şansı yok.

İsrail’le bir türlü anlaşma yapılabilir. Onlar neticede olaya rasyonel yaklaşıyorlar. Çıkardıkları doğalgazı en az maliyetli, en az riskli ve en sorunsuz şekilde Türkiye ile anlaşarak transfer edebileceklerini çok iyi biliyorlar. O nedenle eninde sonunda Türkiye’nin kapısını çalacaklar. Bunu kendileri istemese bile hukuki olarak zorunlular.

Yunanistan’ın durumu ise daha kötü. Akılları sıra Türkiye’yi Akdeniz kıyılarına mahkum edip, balıkçılık yaptırmakla sınırlandırmaya çalışırlarken, Türkiye’nin izni olmadan elektrik kablosu bile geçiremez haldeler.

Türkiye’nin Libya ve Doğu Akdeniz hamlelerinin doğurduğu sonuçların daha çok başındayız. Türkiye Libya mutabakatı ve o konudaki ısrarlı tutumu, iradesiyle koca bir haritayı kendi lehine değiştirdi. Bunun Türkiye adına önümüzdeki yıllarda çok ama çok daha güzel sonuçları olacak.”

Türkiye’den Yunanistan, İsrail ve AB’ye Doğu Akdeniz notası!

Türkiye, Doğu Akdeniz’de kıta sahanlığını ilgilendiren konulardaki çalışmalarda izninin aranması için Yunanistan, İsrail ve AB’ye nota verdi.

Türkiye, Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığından geçen sualtı elektrik kablosu nedeniyle izninin alınmaması üzerine Yunanistan, İsrail ve AB’ye nota verdi.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve İsrail arasında elektrik bağlantısı kurulmasını öngören AB destekli EuroAsia Enterkonnektörü projesine dair 8 Mart 2021’de bir mutabakat muhtırası imzalandı.

Yunanistan, İsrail ve AB’ye nota

Bahse konu projenin dokümanlarında kullanılan görsellerden sualtı elektrik kablosunun planlanan güzergahının Kıbrıs Adası ve Girit arasında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığından geçtiği öğrenildi. izninin alınmaması nedeniyle Türkiye, Yunanistan ve İsrail’in Ankara Büyükelçilikleri ile AB Türkiye Delegasyonu’na nota verdi.

Kaynaklardan alınan bilgilere göre uluslararası hukuk gereği kablo faaliyetleri ön araştırma çalışması gerektiriyorsa kıta sahanlığında gerçekleştirilecek bu çalışmalar için Türkiye’nin izninin aranması, ön çalışma gerekmiyorsa kablo döşeme faaliyetleri ve kapsamı hakkında ülkemize makul bir süre önceden bilgi verilmesi gerekiyor.

İsrail ve Mısır’dan Türkiye adımı! Her an yapabilirler

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine karşı Doğu Akdeniz’de oluşturulan ittifak çatırdamaya başladı. Uzmanlar “Mısır, İsrail ve Lübnan Doğu Akdeniz için her an kapımızı çalabilir” diyor.

Komşu ülkeler ve uluslararası aktörlerin yürütmüş oldukları hidrokarbon arama faaliyetleri, Doğu Akdeniz’de derin bir mücadeleyi de beraberinde getiriyor.

Öte yandan ülkelerin yanı sıra dünyanın en büyük enerji şirketleri bölgeye gelerek, enerji arama ve iletim projelerinde birbirleriyle yarışa girişmiş durumda.

Doğu Akdeniz’in Levant adı verilen bölgesinde yaklaşık 3,5 trilyon metreküp doğal gaz ve 1,7 milyar varil civarında petrol rezervi olduğu tahmin ediliyor.

Kalkan oluşturulmuştu

Bu denli büyük rezerve sahip alan da ister istemez ittifak kapılarını da aralıyor. Son olarak bu kapsamda Mısır, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs, İtalya ve Ürdün’ün oluşturduğu Doğu Akdeniz Gaz Forumu Türkiye’nin rakiplerini bir araya getirmişti. Bu hamleye karşı Türkiye ise Libya’yla vardığı deniz yetki alanları sınırlandırılması anlaşması sayesinde Yunanistan’la Kıbrıs ve Mısır arasında bir kalkan oluşturarak münhasır ekonomik bölgesinin batı sınırını oluşturmuştu.

Mısır ile anlaşma imzalanabilir

Bölgeyle ilgili sürpriz çıkışı ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yaptı. Mısır’ın Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama-çıkarma faaliyetleri için ilan ettiği ruhsat sahalarından 18. saha ile Türk kıta sahanlığının sınırlarını kabul ettiğine dair yorumları değerlendiren Bakan Çavuşoğlu, Türkiye ve Mısır’ın Doğu Akdeniz’de en uzun karası ve sınırları olan iki ülke olduğuna dikkati çekerek, “İlişkilerimizin seyrine göre biz de Mısır’la deniz yetki alanlarını müzakere ederek bir anlaşma imzalayabiliriz” dedi.

Bakan Çavuşoğlu’nun açıklamalarını yorumlayan enerji uzmanları ise Türkiye’nin deniz yetki alanlarını dikey hatlar üzerinden oluşturmaya çalışması ve Mısır ile bu tür bir anlaşma yapma düşüncesinde olmasının bu adımın önemli sinyallerinden biri olduğuna dikkat çekiyor.

Sırda İsrail ve Lübnan mı var?

Temel niyeti barış ve işbirliği ile bölgenin istikrarını korumak olan Türkiye’nin İsrail ve Lübnan gibi ülkelerle de benzer anlaşmalar yapabileceğini kaydeden Enerji Uzmanı Dr. Rahmi İncekara, ”Türkiye, Doğu Akdeniz’de en uzun sahil şeridine sahip ikinci ülke olan Mısır ile ikili ilişkilerini geliştirerek, bir Münhasır Ekonomik Bölge sınırlandırma anlaşması imzalamayı istemektedir. 2015 yılında Zohr sahasında bulunan 850 milyar metreküplük doğalgaz rezervi, yıllık 30 milyar metreküplük üretim kapasitesi, Mısır’a Doğu Akdeniz’de uluslararası bir aktör rolü vermiştir.” dedi.

İttifak çatırdıyor

Mısır’ın Doğu Akdeniz’de 24 parsele ayırdığı bölgeyi petrol ve doğalgaz arama ve üretim faaliyetleri için 18 Şubat’ta ihaleye çıkardığını ve 18’inci parsel olarak duyurduğu alanı da Türkiye’nin kıta sahanlığını dikkate alarak belirlediğine yönelik iddiaların Yunanistan cephesinde tepkiye neden olduğuna da vurgu yapan İncekara, ”Mısır, Doğu Akdeniz’deki doğalgazı Avrupa Birliği’ne ulaştıracak boru hattı güzergâhından “Kıbrıs Adası” bölgesinin çıkarılmasını İsrail, Mısır, Libya üzerinden Girit adasına ulaşmasını teklif etmiştir. Rum ve Yunan tarafında şiddetli tepki ile karşılanan fikir sonrasında, bölgede Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine karşı oluşturulan ittifakta çatlamalar başladı.” dedi.

Türkiye’nin kapısını çalabilirler

Bölgede yer alan aktörlerin Türkiye ile müzakere ve işbirliği noktasında girişimlerde bulunarak, daha az maliyetli, daha güvenli ve daha hızlı bir doğalgaz boru hattı projelerine yönelmeleri söz konusu olacağını da kaydeden İncekara, ”Doğu Akdeniz’deki istikrar, barış ve diyaloğun tesisinde öncülük eden Türkiye’nin enerji çalışmalarına ilaveten ittifaklar ve yeni doğalgaz boru hattı projelerinde aktif rol oynaması kaçınılmaz olacaktır.” dedi.

Dünyaya servis ettiler! İsrail uçağı vuruldu

İsrail’in Lübnan hattındaki faaliyetleri devam ederken Arap basınından çarpıcı bir haber dünyaya servis edildi.

RT Arabicin haberine göre, İsrail rejimine ait bir keşif uçağı Güney Lübnan semalarında infilak etti.

Lübnan’da bulunan RT Arabic muhbari tarafından aktarılan bilgiye göre, Zahrani bölgesinde bir patlama sesi duyuldu.

Söz konusu sesin Güney Lübnan taraflarında uçuş gerçekleştiren bir İsrail keşif uçağının patlamasından kaynaklandığı bildirildi.

İsrail Ordusuna mensup bir sözcü ise, “İsrail ordusuna ait uzaktan kumandalı uçak füze ile vurulmadı” açıklaması yaptı.

Bölgeye yakın uzmanlar ise İsrail tarafının açıklamasının doğru olmadığını ve saldırı sonucu uçağın infilak ettiğini bildiriyor.

Facebook, Netanyahu’nun paylaşımını sildi

Sosyal medya uygulaması Facebook, gizlilik politikasını ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi sayfasında yapılan bir paylaşımı kaldırdı.

Sosyal medya uygulaması Facebook, gizlilik politikasını ihlal ettiği gerekçesiyle terör ve işgal devleti İsrail’in Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi sayfasında yapılan bir paylaşımı kaldırdı.

Facebook’un İsrail ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Netanyahu’nun resmi sayfası tarafından kullanılan otomatik mesajlaşma için kullanılan “sohbet botu”nun da benzer gerekçeyle bir haftalığına askıya alındığı bildirildi.

Açıklamada, “Gizlilik politikamız uyarınca, insanların tıbbi bilgilerini paylaşan veya isteyen içeriğe izin verilmemektedir.” ifadelerine yer verildi.

Netanyahu’nun sayfasına ait sohbet botu, Facebook kullanıcılarına özel mesaj göndererek çevrelerinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı olmayan 60 yaş üzerinde birinin olup olmadığı sorusunu yöneltmişti.

Netanyahu’nun Facebook tarafından silinen paylaşımında da benzer soru yer alıyordu.