Irlanda

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Irlanda

Tarih otoriteleri soykırımı yalanlıyor

Türkiye’yi zor durumda bırakmak için sözde Ermeni soykırımı iddialarını, dünyanın ünlü tarihçilerinin araştırmaları çürütüyor. ABD’li, Rus, İngiliz, İrlandalı ve Fransız tarihçilerin yıllar süren araştırmalar sonrası yaptıkları açıklamalar, Ermeni iddialarının bir safsatadan ibaret olduğunu gözler önüne seriyor.

 Hakkı Bilir  İstanbul 

Dünyanın önde gelen tarihçileri, Ermeni soykırımı iddialarının bir safsatadan ibaret olduğunu bilimsel veriler ışığında dile getiriyor. Milletimize iftira bir iddia olmaktan öte gidemeyen sözde soykırım iddialarını tarihsel veriler de çürütüyor. İngiliz Tarihçi Bernard Lewis, Fransız tarihçi Dr. Maxime Gauin, Rus tarihçi Prof. Dr. Oleg KuznetsovABD’li tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthyİrlandalı Dr. Patrick Walsh gibi dünyanın önde gelen tarihçileri de Ermeni Soykırımı iddialarının büyük bir safsata olduğunu dile getiriyor.

Lewıs: Türkler soykırım yapmadı

Birinci Dünya Savaşı döneminde Osmanlı’yı arkadan hançerleyerek Anadolu’da Türk kıyımına girişen Ermeni çetecilerin torunlarının, tarihi ters yüz eden soykırım iddialarına dünyanın önde gelen tarihçileri sert tepki gösteriyor. Uluslararası sempozyumlarda, hakemli dergilerde ve ilmi röportajlarda görüş bildiren yabancı tarihçiler, soykırım iddialarını kesin dille reddediyor. İngilizlerin meşhur tarihçisi Bernard Lewis, 1993 yılında Fransa’da katıldığı bir sempozyumda soykırım iddialarının yalan olduğunu dile getiriyor. Lewis, “Ermeni soykırımı yoktur. 1915’te yaşanan olaylar, 2. Dünya Savaşı’ndaki Yahudi Soykırımı ile eş değer tutulamaz. Ermeniler 1. Dünya Savaşı sırasında şiddet olaylarına başvurmuştur. O dönemki hükümetin Ermenileri ortadan kaldırmak gibi bir niyeti yoktur” ifadelerini kullanıyor.

Ermeniler iftira atıyor

Sözde soykırım iddialarının en büyük savunucularından olan Fransa’daki tarihçiler ise farklı bir söylem geliştiriyor. Fransız tarihçi Dr. Maxime Gauin, New York merkezli Türk-Amerikan Güvenlik Vakfına (TASFO) verdiği mülakatta, 1915 olaylarının bir “soykırım vakası” olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Gauin, ‘Soykırım gerçekleştirildi mi?’ sorusuna, “Milletvekilleri, memurlar ve üst düzey devlet adamları dahil, en az 350 bin, hatta büyük olasılıkla 500 bin Osmanlı Ermenisinin tehcirden muaf tutulması ve zorla tehcir kararının rasyonel bir ulusal güvenlik algısına dayanması hususlarını, soykırım olmadığına delil olarak gösterebilirim” şeklinde cevap veriyor. Rus tarihçi Prof. Dr. Oleg Kuznetsov da Ermeni iddialarını kesin dille reddediyor. “20. Yüzyılda Uluslararası Ermeni Terörizmi Tarihi” kitabının yazarı Rus tarihçi Kuznetsov, “Ermeniler, tarihi ve yasal belgelerle bu propaganda teriminin geçerliliğini doğrulamanın mümkün olmadığını biliyor” tespitinde bulunuyor.

Arşivleri saklıyorlar

ABD’li tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthy de Ermenilerin arşivleri sakladığı uyarısında bulunmuştu. McCarthy “Ermeniler, arşivlerine kimsenin bakmasına izin vermiyor, saklıyorlar. Türkler, Osmanlı arşivlerini, askeri arşivlerini açtılar. Türkler, herkese arşivlerini gösteriyor, hatta Ermeniler bile gelip bu arşivlerden faydalanıyor” diyerek Ermeni ikiyüzlülüğüne dikkat çekmişti. İrlandalı Dr. Patrick Walsh de Türk-Amerikan Güvenlik Vakfına verdiği röportajda, “Ermeni Soykırımı olarak adlandırılan şeyin hukuki veya tarihsel bir temeli yoktur” diyor.

İrlandalılar, atalarının kaderini değiştiren Osmanlı Sultanını unutmadı

İrlanda’nın şimdiye kadar yaşadığı en büyük felaket olan Büyük Kıtlık sırasında Osmanlı’nın İrlanda halkına yaptığı para, gıda ve ilaç yardımı aradan geçen 173 yıla rağmen hala hatırlanıyor.

19. yüzyılda Büyük Kıtlık veya Patates Kıtlığı olarak bilinen 7 yıl süren açlık, o dönem İngiliz yönetimi altında olan İrlanda’da bir milyondan fazla kişinin ölümüne yol açtı ve halkın belleğinde derin izler bıraktı.

Ağıtlara ve kitaplara konu olan kıtlık, patateslerin bir mantar nedeniyle tarlada çürümesiyle başladı.

İrlanda’nın şimdiye kadar yaşadığı en büyük felaket olan Büyük Kıtlık sırasında bir milyondan fazla İrlandalı ABD’ye göç etmek zorunda kaldı. Herhangi bir yere gidemeyecek kadar fakir olanlar ise ya açlıktan ya da yetersiz beslenmeye bağlı hastalıklar nedeniyle bir nevi ölüme terk edildi.

Kıtlığın en şiddetli yılı, mahsulde herhangi bir iyileşme görülmeyen 1847 oldu. Tarihe “Kara 47” olarak geçen o yıl yardım umulmadık ve uzak bir yerden, Osmanlı’dan geldi.

Osmanlı Sultanı yardım elini uzattı

Binlerce kilometre uzaklıktaki İstanbul’da Sultan Abdülmecid, İrlanda’dan gelen diş hekiminin anlatımıyla durumdan haberdar oldu.

Sultan, açlıktan ölen İrlandalılara yardım etmek için acilen 10 bin sterlin (şu anki değeriyle yaklaşık 8 milyon lira) yardım teklifinde bulundu.

Ancak o dönem Kraliçe Victoria, 2 bin sterlin yardım yapmıştı ve İngiltere, Kraliçe’nin yardımını aşan bir miktarı kabul etmek istemedi.

Bunun üzerine Sultan Abdülmecid, istemeyerek yardımı azalttı ve İrlanda’ya bin sterlin gönderdi. Bunun yeterli olmadığını bilen Sultan, daha fazla yardım için çare aradı.

İngilizlerden gizli yardım

Türkiye’nin Dublin Büyükelçisi Levent Murat Burhan, yaptığı açıklamada, “Sultan Abdülmecid daha fazlasını yapmak istiyordu ve üç gemiyle İrlanda’ya yiyecek, ilaç ve diğer acil ihtiyaçların götürülmesini emretti.” dedi.

Tarihi yardım operasyonunun gizli şekilde yapıldığını, İngiliz donanmasının herhangi bir yabancı geminin başkent Dublin veya Cork kenti limanlarına yanaşmasına izin vermeyeceğinin bilindiğini kaydeden Burhan, “Bu yüzden Osmanlı gemileri, yardımı daha kuzeydeki Drogheda limanına götürmek zorunda kaldı.” diye konuştu.

173 yıla rağmen unutulmadı

Aradan geçen 173 yıla rağmen İrlandalılar tarafından hatırlanmaya devam Osmanlı İmparatorluğu’nun cömertliği, bazı anıt ve görsellerle ölümsüzleştirildi.

Dönemin Drogheda Belediye Başkanı Frank Godfrey ve dönemin Türkiye’nin Dublin Büyükelçisi Taner Baytok tarafından 1995’te belediye binası duvarına “1847 Büyük İrlanda Kıtlığı, Türkiye halkının İrlanda halkına karşı cömertliğinin tanınması ve anısına” yazılı bir plaket çakıldı.

Ay yıldız kasabanın armasında

Drogheda kasabasının armasına da o dönem ay yıldız eklendi.

Nitekim 2010’da dönemin İrlanda Cumhurbaşkanı Mary McAleese, Ankara’ya yaptığı bir ziyaret sırasında “İrlanda halkı bu eşine az rastlanır cömertliği asla unutmadı. Drogheda halkı armalarına sizin güzel amblemlerinizi, güzel ay ve yıldızı eklediler.” diyerek şükranlarını dile getirdi.

Yerel futbol takımı Drogheda United’ın ambleminde de görülen ay yıldız ayrıca kasabada taşlara oyuldu ve duvarlara işlendi.

Ancak yardımın ve İrlandalıların minnettarlığının en önemli kanıtını, Drogheda yetkilileri tarafından imzalanan bir mektup oluşturuyor.

Şükran mektubu gönderildi

Büyükelçi Burhan’ın bir kopyasını gösterdiği mektupta, “Zat-ı Şahaneleri Osmanlı Mülkünün Sultanı Abdülmecid Han’a, aşağıda imzası bulunan biz İrlanda eşrafı, siz zat-ı devletlerinin mağdur ve perişan İrlandalılara karşı gösterdiğiniz alaka ve geniş kereminiz dolayısıyla minnet ve en derin şükranlarımızı arz için müsaade istirham ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

İrlandalıların kendilerini ve ailelerini açlıktan kurtarmak için kendilerinden “daha az belaya uğrayan diğer ülkelerin kerem ve ihsanına el açmaktan başka çaresi kalmadığı” kaydedilen mektupta, “Siz zat-ı alileri yapılan bu çağrıya cevap verdiniz. Onlarca soydaşımızı yok olmaktan kurtaran bu vakitlice ve cömert yardımınız için İrlanda ahalisi adına zat-ı şahanelerine minnet ve şükranlarımızı arza müsaade rica ediyoruz.” ifadesine yer verildi.

“İyi, müşfik ve cömert adam”

O dönem dini bir dergide “Bir Hayırsever Sultan” başlıklı yazıda Osmanlı Padişahı’nın cömertliği övüldü.

Yazıda, “İlk defa çok kalabalık bir İslam nüfusunu temsil eden bir Müslüman hükümdar, Hristiyan bir ulusa kendiliğinden sıcak bir şefkat gösterirdi. Böyle bir şefkat, insanlığın tüm ortak hayır kurumlarında görülsün ve bundan böyle hilal ve haçın takipçileri arasında sürdürülsün.” ifadesi kullanıldı.

İrlanda milliyetçisi bir dergide de Sultan’dan “iyi, müşfik ve cömert bir adam” şeklinde bahsedilerek, İslam’a inanan birinin, İsevilere yönelik bu tavrının kendileri için bir örnek oluşturduğu ortaya kondu.

İrlandalı romancı James Joyce da Abdülmecid’in yardımından edebiyat tarihinden önemli yere sahip olan Ulysses adlı romanında bahsetti. Romanda, karakterlerden birine, açlık zamanında İngilizlerin tavrını eleştirirken “Büyük Türk bile kuruşlarını gönderdi.” dedirtildi.

İyi ilişkiler sürüyor

Büyükelçi Burhan, Drogheda’yı birkaç kez ziyaret ettiğini, her seferinde yerel siyasetçiler tarafından sıcak bir şekilde karşılandığını söyledi.

Türklere yönelik saygı ve sevginin bugün hala hissedildiğine dikkat çeken Burhan, yardım amaçlı yapılan bir koşu sırasında eski Drogheda Belediye Başkanı Frank Geoffrey’in eline alarak koşmak için eve giderek Türk bayrağını getirdiğini anlattı.

Burhan ayrıca büyükelçiliğin aynı renkleri taşıyan ve 2011’de kardeş kulüpler olan Drogheda United ile Trabzonspor arasında yardım amaçlı bir karşılaşma yapılması için çalıştıkları bilgisini de paylaştı.