IMF

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

IMF

Uzman isimden çarpıcı açıklama: Türkiye bu projeyle üs haline gelecek

İstanbul Finans Merkezi” ile Türkiye’ye yatırımların artacağını belirten D-8 Genel Sekreteri Dato Ku Jaafar Ku Shaari, “İFM, kesinlikle Türkiye’yi yeniden canlandıracak ve dünya çapında finansal operasyonlar için üs haline getirecek” diye konuştu.

Gelişen 8 Ülke Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (D-8) Genel Sekreteri Büyükelçi Dato Ku Jaafar Ku Shaari, İstanbul Finans Merkezi (İFM) ve yapılan reformlarla Türkiye’nin daha fazla yatırım çekeceğini belirterek, Türkiye’nin, potansiyeliyle hem finansal sistem bağlamında hem de ülkeye yatırım çekmede rekabetçi kalmaya devam edeceğini söyledi.

Shaari, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İFM gibi bir girişimin bugünkü finansal sistemde ülkenin kalkınmasını destekleme açısından gerekli olduğunu ifade ederek, İFM’nin, İstanbul’u küresel bir finans merkezi haline getirebileceğini aktardı.

Faizsiz finans alanında Türkiye’nin attığı adımların İslam dünyası için önemine işaret eden Shaari, İFM’nin Türkiye’yi İslami finans merkezi haline getirebileceğini söyledi.

Shaari, “İFM, kesinlikle Türkiye’yi yeniden canlandıracak ve dünya çapında finansal operasyonlar için üs haline getirecek. Dünyanın farklı ülke ve bölgelerinde ilgi çekeceğini düşünüyorum. Türkiye, bu proje ile birçok uluslararası bankanın yatırımlarını da çekebilir. Bir gün New York, Londra veya Dubai gibi dünyanın diğer yerlerinde de bulabileceğimiz gibi aktif bir merkez olacağını umuyorum.” şeklinde konuştu.

İFM’nin, Türkiye’nin İslami finans alanındaki bazı faaliyetlere öncülük etmesine olanak tanıyacağını aktaran Shaari, “Türkiye, burada güçlü İslami finans ve İslami bankacılık sistemi kurmada kararlı. Türkiye’nin toplam bankacılığında İslami finans ve katılım payı şu anda yüzde 5-6 civarında. 2025 yılı başında yüzde 15’e çıkarmayı planlıyor. Bunu dört gözle bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Reform paketi ülke ile yatırımcılar arasında sıkı bir kontrol mekanizması oluşturacak”

Dato Ku Jaafar Ku Shaari, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Ekonomi Reform Paketi’yle yerli ve yabancı yatırımcılara fayda sağlayacak ekonomik ve sosyal teşvikler sağlandığını söyledi.

Reform Paketi’nin ülke ile yatırımcılar arasında uygun ve istikrarlı bir ekonomik sistem sağlamak için sıkı bir kontrol mekanizması yaratacağını belirten Shaari, şunları kaydetti:

“Bence Türkiye, son yıllarda etkileyici bir büyüme performansı, ekonomide ve finansmanda yapısal reformlar gösterebildi. Bu da Türkiye’nin yabancı yatırım çekmesine yardımcı oldu. Türkiye, 2019’da Avrupa’nın en popüler 7 doğrudan yabancı yatırım destinasyonlarından biri haline geldi. Bu trendi kesinlikle sürdürecek.

İstanbul Finans Merkezi ve yapılan reformlarla Türkiye kesinlikle daha fazla yatırım çekecek. Türkiye, potansiyeliyle hem finansal sistem bağlamında hem de ülkeye yatırım çekmede rekabetçi kalmaya devam edecek. Reform Paketi, Türkiye’nin daha fazla yabancı yatırımcı çekmesine, ticaret hacmini artırmasına, fiyat istikrarını sağlamasına ve makroekonomik ihtiyaçlarını sağlamasına fayda sağlayacaktır.”

“Son 20 yılda D-8 iç ticareti 6 kattan fazla arttı”

D-8 Genel Sekreteri Büyükelçi Shaari, D-8 olarak, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de Türkiye tarafından desteklendiklerini ifade etti.

D-8’in, üye devletlerin küresel ekonomideki konumunu güçlendirmeyi amaçlayan ekonomik iş birliğine dayalı hükümetler arası bir kuruluş olduğunu vurgulayan Shaari, ticaretin sektörel iş birliğinin en önemli bileşeni olduğunu söyledi.

Shaari, küresel ticareti teşvik ettiklerini belirterek, “D-8, dünya ticareti için önemli bir ekonomik anlam ifade eder. D-8 üye devletlerinin toplam ticaret hacmi 1,6 trilyon dolar olup oldukça büyüktür. Bu büyüklük, tüm dünya toplam ticaret hacminin yüzde 4,5’ini oluşturmakta. Son 20 yılda D-8 iç ticareti ise 6 kattan fazla arttı. 2030 sonuna kadar üye devletler, D-8 tercihli ticaret anlaşmaları aracılığıyla iç ticaretini toplam ticaretin en az yüzde 30’una çıkarmayı öngörüyor.” diye konuştu.

IMF’den flaş Türkiye raporu! Enflasyon düşecek

IMF Türkiye Masası Şefi Donal McGettigan, Türkiye’nin para politikası uygulamaları, enflasyon ve büyüme rakamlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. IMF ayrıca Türkiye’de enflasyonun da düşeceğini belirtti.

Enflasyonun kademeli olarak düşeceğini öngördüklerini söyleyen McGettigan, “Kredibilitenin iyileşmesini sağlayan politika değişikliği enflasyonu da kademeli olarak düşürecektir. Sıkı ve sürdürülebilir para politikası uygulaması, Türkiye ve yurt dışındaki yatırımcıların güveni için hayati önem taşıyor.” açıklamasında bulundu.

“Büyüme yüzde 3.5 civarında dönebilir”
IMF Türkiye Kıdemli Daimi Temsilcisi Ben Kelmanson büyüme ve yapısal reform başlıklarına yönelik, “Türkiye’de 2022’den itibaren büyümenin yüzde 3,5 civarındaki potansiyeline geri dönmesini tahmin ediyoruz. Mali sektöre, finansa, iş gücü piyasası ve şirketler kesimine yönelik hedef odaklı yapısal reformlar salgının olası uzun vadeli etkilerini hafifletmeye yardımcı olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

IMF’den Türkiye açıklaması

IMF’in “G-20 Gözetim Notu”na göre, Ekim raporunda yüzde 5 olarak tahmin edilen Türkiye’nin 2021 yılı büyümesi, yüzde 6’ya yükseltildi

IMF, 2022 yılında Türkiye’nin yüzde 3,5 büyüyeceğini tahmin ediyor. Kurum Ekim raporunda 2022 yılı büyüme tahminini yüzde 4 olarak açıklamıştı.

Dünya devlerinden Türkiye kararı

Bank of America (BofA) ve Goldman Sachs, Türkiye’nin 2021 yılı büyüme beklentisini revize etti. Goldman Sachs, büyüme oranının yüzde 6 olacağını belirtirken, Bank of America ise yüzde 4,6 olacağını söyledi.

Yabancı kurumların Türkiye’ye yönelik büyüme beklentilerindeki pozitif revizyonlar devam ediyor. BofA ve Goldman Sachs 2021 yılı için Türkiye büyüme beklentisini revize etti. Buna göre BofA Türkiye’nin 2021’de yüzde 4,6, Goldman Sachs ise yüzde 6 büyüyeceğini öngördü.

GOLDMAN SACHS yüzde 6’ya yükseltti

Goldman Sachs, 2021 yılı için yüzde 4 olarak öngördüğü Türkiye büyüme beklentisini yüzde 6’ya çıkardı. Kurum Türk Lirası’nda kaydedilen prim dolayısıyla yıl sonu politika faizi beklentisini de yüzde 16,5 seviyesine çekti. Raporda para politikasındaki sıkılaşmasının ve emtia fiyatlarındaki artışın 2021 sonundan itibaren ileriye doğru büyüme görünümünde bir durağanlaşma yaratabileceğine dikkat çekildi.

BOFA yüzde 4,1’den yüzde 4,6’ya çıkardı

Bank of America, (BofA) Türkiye ekonomisi için 2021 büyüme beklentisini %4,1’den %4,6’ya çıkardı. Kuruluş tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’de ilk çeyrekte büyümede görülen yavaşlamaya karşın büyüme görünümünün güçlü kalmaya devam ettiği kaydedildi.

Kuruluş, 2020 yılı büyüme tahminini de son çeyrekteki güçlü talebi dikkate alarak %1’den %2,2’ye yükseltti. Raporda, Türkiye’de bazı bölgelerde gelecek ay kısıtlama tedbirlerinin kaldırılması ile hizmet enflasyonunda sürprizler yaşanabileceği uyarısı da yapıldı.

IMF’den yüzde 6’lık büyüme beklentisi

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisinin 2021’de pozitif büyümeye devam etmesinin beklendiğini belirterek, ülke ekonomisinin bu yıl yüzde 6 oranında büyümesinin öngörüldüğünü bildirmişti. Açıklamada, Türkiye’nin 2020’ye önceden var olan kırılganlıklarla girdiği anımsatılarak, salgına karşı uygulanan ilk politika müdahalesinin ülke ekonomisinde keskin bir toparlanmaya yol açtığı vurgulandı.

IMF: Türkiye yardım istemedi

Uluslararası Para Fonu (IMF) Avrupa Departmanı Direktörü Poul Thomsen, Türkiye ve Rusya hariç, Orta ve Doğu Avrupa’daki AB dışı gelişmekte olan 9 ekonominin çoğunun hızlı finansman desteği kapsamında, acil yardım başvurusunda bulunduğunu açıkladı.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Avrupa Departmanı Direktörü Poul Thomsen, Avrupa’nın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) krizi ve IMF’nin müdahalesine ilişkin bir blog yazısı kaleme aldı.

Kovid-19’un Avrupa’yı sert bir şekilde vurduğuna dikkati çeken Thomsen, krizin ne kadar süreceği bilinmese de ağır bir ekonomik etkisinin olacağını aktardı.

Thomsen, Avrupa’nın büyük ekonomilerinde, ekonomik çıktının yaklaşık 3’te birini oluşturan, zorunlu olmayan hizmetlerin durdurulduğuna işaret ederek, “Bu sektörlerin kapalı kaldığı her ay, yıllık GSYH’de yüzde 3’lük bir düşüş anlamına geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Avrupa’da derin bir resesyon bu yıl kaçınılmaz “

Avrupa’da derin bir resesyonun bu yıl kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Thomsen, bölgedeki tüm ülkelerin krize agresif bir yanıt vermesi gerektiğini ancak müdahalenin kapsamının Avrupa genelinde farklılık gösterdiğini kaydetti.

Thomsen, Avrupa Merkez Bankası’nın büyük çaplı müdahaleleri ve Avrupalı liderlerin Avrupa İstikrar Mekanizması’na yaptığı “ulusal mali çabalara destek sağlama” çağrısının, kamu borcu yüksek ülkelere, krize yanıt verebilmeleri için gerekli mali alanı sağlamak açısından önemli olduğunu vurguladı.

IMF yardımına ihtiyaç duyan gelişmekte olan ekonomilere de değinen Thomsen, “Rusya ve Türkiye hariç, Orta ve Doğu Avrupa’daki AB üyesi olmayan gelişmekte olan 9 ekonominin çoğu IMF’nin hızlı finansman desteği kapsamında acil yardım başvurusunda bulundu.” ifadelerini kullandı.

Thomsen, Kovid-19 krizi kaynaklı baskılara karşı IMF’nin yaklaşık 50 milyar dolarlık acil durum programlarından yararlanmak isteyen 70’ten fazla üye ülke olduğunu da bildirdi.