Ilham Aliyev

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Ilham Aliyev

Ermenistan’daki darbe girişimi sonrası Aliyev’den flaş açıklama

Ermenistan’daki darbe hareketliliği dünya basınına yansıdı. Ermenistan ile ilgili açıklamalarda bulunan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Ermenistan’da buhranlı vaziyet sürüyor, prensip olarak hiçbir ülkenin dahili işlerine karışmıyoruz” dedi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Hocalı Soykırımı’nın 29. yıl dönümünde açıklamalarda bulundu.

“Hocalı Soykırımı, Ermenistan faşizminin bir sonucudur, savaş suçu işlemişlerdir. Şehirlerimizin ateşe verilmesi, şehirlerin bombalanması, Ermeni faşizminin tezahürüdür”  diyen Aliyev, şunları ifade etti:

“Hocalı Soykırımı kurbanlarının intikamını savaş meydanında aldık. Bugün Azerbaycan bölgede gösterdiği faaliyetlerle, bir daha aynı şeylere müsaade edilmemesi için adımlar atmaktadır. Soykırım, dünyada 10’dan fazla ülke tarafından kabul edilmektedir. Azerbaycan devleti, Hocalı Soykırımı’nın tanınması için çalışmalarına devam etmektedir. Biz bu kanlı cinayetin ne dünyada ne ülkemizde hiç unutulmamasını istiyoruz. Hiçbir zaman o durumuşa düşmeyip vatandaşlarımızı koruyabilelim.

Karabağ’da yaşananları bile Azerbaycan’ın üstüne atmaya çalışmaktadırlar.”

Aliyev, Dağlık Karabağ’da ateşkesi sağlayan 10 Kasım mutabakatı ile ilgili “Muharebenin sonuçları değişmeden kalacak, beyanatın büyük kısmı icra edildi. Ermenistan’da oluşan vaziyete rağmen süreç devam edecek. Aksi takdirde daha kötü duruma düşecek. Yeni gerçeklerle yüzleşmek zorundalar” açıklamasını yaptı.

Ermenistan’daki darbe girişimine ilişkin süreci de değerlendiren Aliyev, “Protestolar Ermenistan devletini son derece sarstı. Ermenistan’da buhranlı vaziyet sürüyor, prensip olarak hiçbir ülkenin dahili işlerine karışmıyoruz” dedi.

Bu durumun sorumlusunun mevcut hükümet olduğuna işaret eden Aliyev, “Ermenistan şimdi çok ağır vaziyette. Bunun sebebi şimdiki ve önceki yönetimlerdir” ifadesini kullandı.

“Şuşa’ya giden yola ‘zafer yolu’ diyorum”

Aliyev, “Karabağ’da inşa edilen havalimanı uluslararası mı olacak?” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Biz arazileri ilk önce mayınlardan temizledik. Yakın zamanda havalimanı faaliyete başlayacak. O, uluslararası karakter taşıyacak. Bu yıl sonbahara kadar havalimanı hem yük taşımaya hem de turistlerin Şuşa’ya ziyareti için kullanıma açılacak. Şuşa’ya giden yola ben “Zafer Yolu” diyorum. Bu yolun inşası sürecek. Bu yol ile biz Şuşaya gidebileceğiz.”

Aliyev’den Erdoğan isteği: Ben gardaşımsız gitmem

Ermenistan işgalinden kurtarılan Şuşa’daki okulun temelini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin birlikte atması planlanıyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in ‘Ben gardaşımsız gitmem Şuşa’ya, beraber gideceğiz’ dediği öğrenildi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından, Ermeni işgalinden kurtarılan Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Şuşa kentinde inşa edilecek okul projesi için Azerbaycan’a giden üç kişilik ekip, döndü. MHP Lideri Bahçeli’nin isteğiyle, projenin mimarı Isparta eski Belediye Başkanı ve Bahçeli’nin danışmanı yüksek mimar Yusuf Ziya Günaydın, MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mevlüt Karakaya ve Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın Azerbaycan ziyareti, altı gün sürdü.

Heyet Aliyev’le görüştü

MHP heyeti Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Haciyev, Azerbaycan Eğitim Bakanı Emin Amrullayev ve yetkililerin katıldığı görüşmeler gerçekleştirdi. Azerbaycan dönüşünde ise heyet, Devlet Bahçeli ile bir görüşme daha yaparak, proje ve yapılan görüşmelere dair bilgilendirme yaptı. Ana teması Azerbaycan’da ‘Özgürlük Çiçeği’ olarak isimlendirilen Har-ı Bülbül’ün kullanıldığı, ismi ise Azerbaycan milli marşını besteleyen Üzeyir Hacıbeyli olacak, Osmanlı ve Selçuklu motiflerinin kullanıldığı projeyi çizen Yusuf Ziya Günaydın, Azerbaycan’daki görüşmeler ve proje hakkında bilgi verdi.

Ermeniler yıkmış

Azerbaycan’da çok iyi karşılandıklarını anlatan Günaydın, Cumhurbaşkanı Aliyev’in, Ermenilerin kaçarken özellikle eskiden tarihi ve turistik bir şehir olan Şuşa’yı harabeye çevirdiklerini, özellikle Türk mührü olan okul, medrese, kervansaray gibi tüm tarihi değerleri yıktıklarını ve yok etmek istediklerini söylediğini aktardı.

Aliyev’in, tüm bu tarihi değerlerin ve Şuşa’nın tekrar kurulacağı ve daha güzel şeyler yapılacağını söylediğini anlatan Günaydın, “Sayın genel başkanımızın bu projeyi yapmak istediği, iki cumhurbaşkanı arasında kabul gördüğü, bu kabul neticesinde hazırlanan projeyi de anlattık. Sayın Cumhurbaşkanı, okulumuzun ve projemizin de Türk alemi açısından orada çok büyük anlamı olacağını söyledi. ‘Arkadaşım, dostum ve gardaşım’ diyerek cumhurbaşkanımızı kastetti ve burada büyük bir bütünlük ve hatıra olduğunu belirtti.

Şuşa’da kadastro çalışmaları

Okulun yapılacağı alanın henüz netleşmediğini belirten Günaydın, “Ermeni işgalinden kurtarılan Şuşa’ya geri dönecek olan Azerbaycan vatandaşlarının eskiden hak sahibi olduğu toprakların iadesi için titiz bir kadastro çalışması yapılıyor. Sayın Aliyev’in bizzat kendi ağzından bu çalışmalar neticesinde en güzel yerinden arazi verileceği söylendi. Bu konuda cumhurbaşkanı yardımcısına da her an irtibat kurabileceğimiz şekilde yetki verdi. Görüşmemiz bir saatten fazla sürdü hem cumhurbaşkanımıza hem genel başkanımıza sık sık ‘Gardaşım’ diyerek teşekkür etti” diye konuştu.

“Gardaşımsız gitmem”

Bakü-Şuşa arasında yol sorunu olduğunu ve yeni bir yol yapımının başlatıldığını kaydeden Günaydın, “Gördüğüm kadarıyla çok hızlı yürüyor ve bahar gelmeden bu yolun açılması planlanıyor. Bize de ‘Ben gardaşımsız gitmem Şuşa’ya, beraber gideceğiz’ dedi. Sayın Devlet Beyin de gelmesini arzu etti ve orada temel de atılacağını söyledi. ‘Ama ben oraya gardaşımsız gitmiyorum’ dedi. Hazırlıklarını yaptıktan sonra yol açılışı ve ardından iki cumhurbaşkanımız ve Devlet Beyin katılımıyla okulun temelinin atılması planlanıyor. Sevinç dolu, güzel ve hoş bir sohbet oldu. Zaferini kutladık ve Türk Milleti olarak halkımıza, Cumhurbaşkanımız ve liderimiz Bahçeli’ye de büyük teşekkürlerini sundu” dedi.

“Osmanlı ve Selçuklu motifli çinilerle bezenecek”

Dönüşte ise bir saatten fazla süre Devlet Bahçeli ile görüştüklerini anlatan Günaydın, çalışmaların yoğun şekilde devam ettiğini belirterek, projenin detaylarını şöyle anlattı:

“Okul ana giriş kısmı Osmanlı ve Selçuklu motifli çinilerle bezenecek. İki tarafına da köşk konulmuştur, onlar da yine çini kaplamadır, özellikle şeritlerde taş malzemesi kullanılmıştır. Şuşa’da çok önemli bir çiçek var, kuşa benzeyen, ismi Har-ı Bülbül. Bahar ve sonbahar ayında açıyor. Azerbaycan halkı ‘Özgürlük Çiçeği’ de diyor. Hatta Şuşa’nın da bir ‘zafer çiçeği’ olarak kabul edilmiş. Sanki bir bayrak gibi önemli bir çiçek. Bu çiçeği okulumuzun alnına yerleştirdik, özel bir işleme olacak. Bununla birlikte Türk Milleti verdiği toprağı eninde sonunda alır. Türk Milleti bir gün dünya beyefendisi de olacaktır. Azerbaycan da bizim kardeşimiz ve onlar da yürüyecektir. Burada dünya beyefendiliğini gösteren zeytin dallarıyla da kuşatıldı. Bir nevi zeytin dalı, verdiği toprağı alır ve barış gerekirse barışır, ama savaşı da kazanır anlamıyla birlikte zeytin dalı ve Har-ı Bülbül çiçeği bunu anlatmaktadır. Kapı ise 4 metre yüksekliği ve 150’şer santimetre sağa-sola açıldığında 3 metre genişliğinde, Osmanlı ve Selçuklulardaki gibi büyük kapılar milletin büyüklüğü ve geleceğini ifade ediyor.”

En tepede 2 bayrak

Pencerelerde Safranbolu, Divriği gibi Türk halk mimarisindeki orantılı modülasyon kullanıldığını belirten Günaydın, sağ ve sol kemerli balkonlarda ise o yörenin taş malzemesinin kullanıldığını söyledi. İki tarafındaki atölyelerin olduğu köşklerin payanda usulü 4 metrelik konsolla bağlandığını anlatan Günaydın, okulun en tepesinde ise 30 tona yakın tunç kullanımıyla Türk ve Azerbaycan bayraklarının yan yana dikileceğini kaydetti. Günaydın, sınıflar, öğretmen odaları, atölyeler gibi iç alanların da fonksiyonel olarak, çok rahat ve mimariyle bütünleşik planlandığını dile getirdi.

Gerçekleri böyle yüzlerine vurdu! İlham Aliyev’den tokat gibi sözler

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, koronavirüs aşısı konusunda Batılı ülkelere “adaletsizlik” eleştirisinde bulundu. Aliyev, 38 milyon nüfuslu Kanada’nın 154 milyon aşı sipariş etmesine Türkiye’ye yönelik haksız ambargosunu hatırlatıp tepki gösterdi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı konusunda Batılı ülkeleri adaletsiz davranmakla eleştirerek, “Sanki gayriresmi bir neo-sömürgecilik dönemine veya ilan edilmemiş bir sömürgeleştirmeye tanık oluyoruz.” dedi.

Aliyev, Azerbaycan Devlet Televizyonuna yaptığı açıklamada, aşı konusunda bazı ülkeler arasında yaşanan krizlerin tedirginlik verici olduğunu belirtti.

İngiltere ile Avrupa Birliği (AB) arasında yaşanan aşı krizine de değinen Aliyev, bu ülkelerin bugüne kadar çok yakın olduğunu, dolayısıyla yaşananların ortaya birtakım sorular çıkardığını kaydetti.

Aliyev, AB’nin İngiltere’yi ürettiği aşıyı adaletsiz şekilde dağıtmakla suçladığını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İngiliz vatandaşlarının yüzde 13’ünün, AB vatandaşlarının ise yüzde 2’sinin aşı olduğu belirtildi. bu durumda İngiltere’de temmuza, AB’de ise ekime kadar nüfusun yüzde 75’ine aşı sağlanacak. Bazı kısıtlamaların da uygulandığını gördük. Bazı üretim alanları Avrupa’da kuruldu. Bu yüzden böyle bir kriz ortaya çıktı. Gelişmiş ülkeler bu aşıları adil bir şekilde paylaşamıyor ve karşılıklı suçlamalarda bulunuyorlarsa diğer ülkeler ne düşünmeli? Yoksul ülkelere, gelişmekte olan ülkelerin vatandaşlarına kim yardım edecek? Bunu düşünen yok. Birçok gelişmiş ülkenin liderinden bugüne kadar bu yönde bir çağrı duymadım.”

Bağlantısızlar Hareketi Dönem Başkanı olarak bu konuyu uluslararası arenada gündeme getirdiğini ifade eden Aliyev, “Bu alanda da sorumlu bir ülke olarak hareket ediyoruz ve sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Aşı için mücadele daha da artabilir ve bunun da çok trajik sonuçlara yol açması mümkündür.” uyarısında bulundu.

Aliyev, özellikle zengin ülkeler arasındaki aşı mücadelesinin, üreticiler üzerinde de olumsuz bir etki bıraktığını, birçok ülkenin vatandaşlarını bu aşılardan mahrum ettiğini söyleyerek, “Bu durum ayrıca, ülkeler arasındaki güvensizliği alevlendiriyor. İngiltere ve AB krizinden başka örnekler de var. Örneğin, gelişmiş ülkeler dünya nüfusunun yüzde 14’ünü oluşturuyor. Fakat bu ülkeler dünyadaki aşıların yüzde 53’ünü sipariş etti. Yani hala bir adaletsizlik, bir eşitsizlik var.” ifadelerini kullandı.

Kanada’nın 38 milyon nüfusa sahip olduğunu fakat 154 milyon aşı sipariş ettiğini bildiren Aliyev, şunları söyledi:

“Bu ülke vatan savaşımızda Ermenistan’ı, işgalciyi destekliyordu. Bayraktar SİHA’larının kameralarının Türkiye’ye ihracatına haksız şekilde ambargo koymuştu. İşte 38 milyonluk bu ülke 154 milyon aşı sipariş ediyor ve parasını ödüyor. Demek ki 120 milyon insan aşısız kalacak. Onlar hastalanacak ve ölecekler. Bunların ise umurunda değil. Bunlar bencil davranarak kendi çıkarlarını güvence altına almak istiyorlar. Bu durumda nasıl bir demokrasiden bahsedebiliriz? Nasıl bir adalet, merhamet, insan haklarından bahsedebiliriz? Bu, fakir ülke halklarının haklarının ihlal edildiği, sağlıklarının tehlikeye düştüğü anlamına gelir.”

Aliyev, bu durumun sadece salgınla bağlantılı olmadığını vurgulayarak, “Bunun çok derin kökleri vardır ve tesadüfi değildir. Çünkü bu derin kökler bizi sömürge dönemine götürüyor. Sanki gayriresmi bir neo-sömürgecilik dönemine veya ilan edilmemiş bir sömürgeleştirmeye tanık oluyoruz. Bunun başka adı yok. Bu durumda, bu ülkelerin birine bir şey söylemek, birini bir şeyle suçlamak için manevi bir hakkı var mı? Bu bencillik, vicdansızlıktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Bağlantısızlar Hareketine başkanlık eden Azerbaycan’ın bu noktada sessiz kalmayacağını vurgulayan Aliyev, şöyle konuştu:

“Bağlantısızlar Hareketi üyelerine çağrıda bulunuyorum. Sesimize ses versinler bu konuyu uluslararası arenada, BM’de gündeme getirelim. Dünya Sağlık Örgütüne başvurmalıyız, şirketlere başvurmalıyız, bu uygulamadan vazgeçmeleri için zengin ülkelere başvurmalıyız. Bu haksızlıktır. Bu göz ardı edilemez. Azerbaycan, BM’den sonra en büyük ikinci kurumun dönem başkanı olarak bu konuda sözünü söylemeye devam edecek.”