idlib

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

idlib

İdlib’de Türk askerine hain saldırı! Şehit ve yaralılar var

Suriye’nin İdlib şehrinde Türk askerine yapılan saldırı sonucu bir askerimizin şehit olduğu 4 askerimizin de yaralandığı açıklandı.

Milli Savunma Bakanlığı:

“Bahar Kalkanı Harekât Bölgesinde (İdlib) 10 Mayıs 2021 tarihinde ikmal konvoyumuza yapılan roketli saldırıda bir kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, dört kahraman silah arkadaşımız ise yaralanmış ve derhal hastaneye sevk edilmiştir.

Saldırı sonrası bilinen hedefler ateş altına alınmıştır. Kahraman Şehidimize Allah’tan rahmet, ailesine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize baş sağlığı ve sabır, yaralı personelimize de acil şifalar dileriz.”

Ateşkesi bozmaya hazırlanıyorlar! İdlib’e saldıracaklar

Suriye’yi yerle bir eden Esed rejimi, Türkiye ile Rusya arasında imzalanan İdlib Mutabakatı’nı bozmaya hazırlanıyor. Rusya ve Esed rejimi güçleri, bölgede lojistik faaliyetlerini hızlandırarak yeni bir saldırının planlarını yapıyor.

Rusya ve İran destekli Esed rejiminin, 5 Mart’ta ilan edilen ateşkese rağmen İdlib’e saldırı düzenleme hazırlığında olduğu bildirildi.

Yerel kaynakların aktardığı bilgilere göre, Rusya ve Esed rejimi güçleri, İdlib genelinde muhaliflere yönelik saldırıya geçmek üzere hazırlık yapıyor. Hazırlıklar kapsamında bazı bölgelerde lojistik faaliyetler yürütülüyor.

Bölge kaynakları buna ek olarak, İdlib güneyindeki Maret el Numan ve Kafranbel’de konuşlu rejim güçlerinin, Cebel Zaviye’de muhaliflerin kontrolündeki Bera, Fatira, Belyun ve Kefr Uveyd yerleşimlerini bombaladığını aktardı.

İdlib’in Serakib’de konuşlanmış olan rejim güçleri ise, Serakib kuzeyinde bulunan Afes’i top ve füzelerle hedef aldı.

Ne olmuştu?

Rusya Dışişleri Bakanlığı, 17 Mart’ta yaptığı açıklamada İdlib’deki muhalif grupların ‘ateşkesi yeniden toparlanmak ve silahlanmayı artırmak için kullandığını ve hükmet güçlerine ait mevzilere yeniden karşı operasyonlar düzenlediğini’ iddia etmişti.

Rusya tarafından yapılan açıklamalar, Rusya’nın sivil alanlara yönelik başlatacağı yeni saldırı dalgasını meşrulaştırma girişimi olarak yorumlanmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin 5 Mart’ta Rusya’nın başkenti Moskova’da düzenlediği zirvede, İdlib’de gerginliğin düşürülmesi hedefiyle ateşkesin uygulanması, ortak devriyelerin yapılması ve müşterek koordinasyon merkezinin kurulması yönünde kararlar almıştı.

Rusya’nın İdlib’de siyasi ve askeri amaçlarını ateşkes yoluyla gerçekleştirememesi halinde İdlib’de sivillere yönelik yeni bir saldırı dalgası başlatabileceği ifade ediliyor.

Kaynak: Mepa News

MSB: İdlib bölgesinde planlı konuşlanma sürdürülmektedir

Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, 6 Mart tarihinde İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki ateşkes ilanı sonrası planlı konuşlanma faaliyetlerinin sürdürüldüğü bildirildi.

Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, “Moskova Mutabakatı çerçevesinde; ateşkesin kalıcı hale gelmesi, akan kanın durması, birliklerimizin güvenliği ve insanlık dramının sonlandırılarak masum sivillerin evlerine ve yurtlarına dönüşleri için gerekli tüm faaliyetler tam bir kararlılıkla icra edilmeye devam edilmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca şunlar kaydedildi;

Türk Silahlı Kuvvetleri, 06 Mart 2020’den itibaren İGAB’da başlayan ateşkes ilanı sonrasında planlı konuşlanma ve tertiplenme faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu kapsamda bazı medya organlarında yayımlanan birlik çekilmelerine ilişkin haberler gerçeği yansıtmamaktadır.

Rus askeri heyeti Ankara’ya geliyor

İdlib Mutabakatı Moskova’da imzalandı. Sahada ateşkes sağlandı. Şimdi sırada mutabakatın teknik detayları var. 15 Mart’tan itibaren M4 karayolunda ortak devriye başlayacak.

Moskova mutabakatı çerçevesinde İdlib görüşmeleri bu hafta başlıyor. Hafta başında Rus askeri heyeti Ankara’ya gelecek. 15 Mart’tan itibaren M4 karayolunda ortak devriye başlayacak. Milli Savunma Bakanlığı karayolu boyunca tesis edilecek güvenlik koridorunun usul ve esasları üzerinde çalışmaya başladı. Bu kapsamada Rus askeri heyeti Ankara’ya geliyor.

Görüşmelerde sahada yürütülecek çalışmalara ilişkin teknik detaylar ele alınacak. Devriyelerin sıklığı ve süresi, Türk gözlem noktalarının güvenliği ve terör örgütleriyle mücadeleye ilişkin başlıklar masada olacak.

Ankara ateşkesin kalıcı ve sürdürülebilir hale getirilmesini istiyor. Yüzde 80’i kadın ve çocuklardan oluşan yerinden edilmiş Suriyelilerin evlerine dönme yollarının açılmasını talep ediyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri ateşkes ihlallerine karşı caydırıcı bir güç olarak sahada. Mehmetçik İdlib’de sağlanan ateşkesi de yakından takip ediyor.

Mehmetçiğe veya gözlem noktalarına yapılacak saldırılara karşı meşru müdafaa hakkı kapsamında en şiddetli karşılık verilecek.

Toplantı yarın

Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, 5 Mart 2020 tarihinde Moskova’da varılan mutabakat çerçevesinde Rus askeri heyet ile yapılacak toplantı yarın Ankara’da başlayacak.

2 bin 557 rejim askeri etkisiz hale getirildi

Milli Savunma Bakanı Akar, “Bugüne kadar 2 savaş uçağı, 2 İHA, 8 helikopter, 135 tank, 5 hava savunma sistemi, 2 bin 557 rejim askeri etkisiz hale getirildi” dedi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ile dün geceyi de Hatay’da sınırın sıfır noktasındaki Taktik Komuta Yeri’nde geçirdi.

“Rusya ve rejim kınanarak Türkiye ile dayanışma vurgusu yapılmaktadır”

Gece boyunca İdlib’deki faaliyetleri rejim hedeflerine yönelik operasyonu sevk ve idare eden Akar, asil milletin egemenlik, bağımsızlık ve güvenliğini sağlamak maksadıyla her türlü tehdit ve tehlikeye karşı azim ve kararlılıkla mücadelenin devam ettiğini belirtti.

Rejimin İdlib’deki ateşkese rağmen çocuk, kadın yaşlı demeden masum sivil insanlara karşı artarak devam eden kara ve hava saldırıları sonucunda derin bir insanlık dramı ve bununla birlikte Türkiye sınırına doğru büyük bir göçün yaşandığını ifade eden Akar, şunları söyledi:

“BM Sözleşmesinin 51’inci maddesinde yer alan “Meşru Müdafaa Hakkı” ile Adana, Astana ve Soçi Mutabakatları çerçevesinde ateşkesi sağlamak, göçü önlemek, bölgede yaşanan insanlık dramını sona erdirmek ve birliklerimizin, halkımızın ve hudutlarımızın güvenliğini sağlamak, bölgeye barış, huzur ve istikrarı bir an önce getirmek maksadıyla, başlattığımız harekat başarıyla devam etmektedir. Şu ana kadar fiili bir katkıları olmamakla birlikte uluslararası kamuoyu bizimle benzer endişeleri paylaşmakta, Rusya ve Suriye rejimi kınanarak Türkiye ile dayanışma vurgusu yapılmaktadır.”

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA ]

“2 bin 557 rejim unsuru ve askeri etkisiz hale getirildi”

Türkiye’nin garantör ülke olarak mutabakatlardan doğan tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini ve getirmeye devam ettiğini belirten Akar, şöyle konuştu:

“Rusya’dan da beklentimiz garantör ülke olarak taahhütlerini yerine getirmesi, rejimin saldırılarını durdurması ve Soçi mutabakatı sınırlarına çekilmesi için rejim üzerindeki etkisini kullanmasıdır. Diğer taraftan Rusya ile görüşmelerimiz de devam etmektedir. Defalarca ifade ettiğimiz üzere Rusya’yla karşı karşıya gelmek gibi bir düşüncemizin olmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Bizim tek isteğimiz rejimin katliama son vermesi ve böylelikle radikalleşmenin ve göçün önlenmesidir.

Bilindiği üzere 27 Şubat’taki menfur saldırı ardından Bahar Kalkanı Harekatı başlatılmıştır. Harekat şu ana kadar planlandığı şekilde başarıyla devam etmektedir. TSK tarafından tüm saldırılara misliyle, en şiddetli şekilde ve tereddütsüzce karşılık verilmiş, verilmektedir. Şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmamak için başlattığımız Bahar Kalkanı Harekatı kapsamında bugüne kadar; rejime ait 2 savaş uçağı, 2 İHA, 8 helikopter, 135 tank, 5 hava savunma sistemi, 86 top/obüs/ÇNRA, 16 tanksavar/havan, 77 zırhlı araç, 9 mühimmat deposu, 2 bin 557 rejim unsuru ve askeri etkisiz hale getirilmiştir.”

Akar, atışlarımız ve faaliyetlerimiz planlandığı şekilde devam ettiğini belirtti. 

Esed rejimi ve destekçilerinin hedefindeki kent: İdlib

Uzun yıllardır Suriye’nin çeşitli bölgelerinden kaçan milyonlarca sivile ev sahipliği yapan İdlib, Esed rejimi ve destekçilerinin neden hedefinde? Sizler için derledik…

Türkiye’nin en uzun sınırının batı ucu İdlib. Suriye’de Beşşar Esed rejimine karşı başlayan protestoların ilk adreslerinden olan kent, rejimin silah kullanmaya başlamasıyla birlikte silahlı muhalefet için önemli noktalardan biri haline geldi.

Zeytin ağaçlarının kapladığı, geniş düzlüklere sahip İdlib, Rusya ve İran’ın destek verdiği Esed rejiminden kaçan siviller için sığınma yeri olurken, son kertede muhaliflerin elinde kalan son şehir olma özelliği taşıyor.

Yüzbinlerle ifade edilen kent nüfusu Şam, Hama ve diğer kentlerden kaçan sivillerin gelmesiyle milyonlara ulaştı.

Çok zor şartlarda yaşamaya çalışan Suriyeliler, Türkiye, Rusya ve İran arasında varılan Astana anlaşmaları ve Soçi Mutabakatı ile çatışmasızlık bölgesi içerisinde, çatışmaların dışında kalmayı umuyordu ancak öyle olmadı.

Rus uçaklarının havadan, İran destekli teröristlerin de karadan destek verdiği Esed rejimi, İdlib’de sivilleri hedef almayı durdurmadı. Öyle ki, bu saldırılarda yüzlerce sivil hayatını kaybetti, yüzbinlerce kişi de ikinci defa göç etmek zorunda kaldı, tekrar yollara düştü.

Peki, Suriye krizinin başlamasında bugüne kadar milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yapan İdlib Çatışmasızlık Bölgesi neden Esed ve destekçilerinin hedefinde?

4 başlıkta derledik…

1- İnsansızlaştır-ele geçir

Uluslararası gözlemciler, Esed rejimi ve destekçilerinin Astana anlaşmaları ve Soçi Mutabakatı’na rağmen İdlib’i yoğun şekilde bombalama amacının halkı göçe zorlamak olduğunu ifade ediyor.

Rejimin eline geçtikten sonra hayalet şehre dönen Maarat el-Numan ilçesi. Fotoğraf: AA

[Rejimin eline geçtikten sonra hayalet şehre dönen Maarat el-Numan ilçesi. Fotoğraf: AA]

Esed rejiminin en büyük destekçilerinden Rusya’nın, Çeçenistan’ıın Grozni kentinde uyguladığı stratejiyi İdlib’de de uygulamak istediği bir sır değil. Sivillerin kenti terk etmesi için helikopterler ve savaş uçakları ile kent gelişigüzel bombalanıyor.

Kentte neredeyse her gün ya top sesi ya da sessizce başlayıp yükselen bir sesle patlayan hava borbardımanı duyuluyor.

Neredeyse rutin haline gelen bu saldırılar ya bir aileyi toptan yok ediyor ya da aile fertlerinden birini alıp götürüyor.

İdlib’in güney ilçeleri Maaret el Numan ve Han Şeyhun, Esed güçleri tarafından haftalarca bombalandıktan sonra ele geçirildi. Ancak kentten çekilen fotoğraflar, neredeyse hiçbir canlının yaşamadığı, terk edilmiş bir harabe görüntüsü veriyordu. 

2- Demografiyi değiştirmek

Suriye’de iç savaşın getirdiği en önemli değişikliklerden birisi, hiç şüphesiz kentlerin değişen demografik yapısı.

Rejimin en büyük destekçilerinden İran, Afganistan ve Pakistan’dan Şii milisleri ülkeye getirdi. Rejim saflarında savaşan bu milisler, evlerini terk etmek zorunda kalan Suriyelilerin evlerine yerleştirilmeye başlandı.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

Öyle ki, Lübnan’a göç edip daha sonra evine dönen insanlar, evlerinin ya yıkıldığını ya da başkaları tarafından sahiplenildiğini gördü.

Uluslararası raporlara yansıyan bu durum, rejimin göç eden Suriyelilerin evlerine geri dönmesine izin vermek istemediği sonucunun çıkarılmasına neden oldu.

İşte, rejimin bombalayarak evlerinden kaçmalarını sağladığı, daha sonra da evlerine Şii milisleri yerleştirdiği gerçeği göz önünde bulundurulunca, İdlib’de de halkı kuzeye doğru göç etmeye zorlama amacını taşıdığı izlenimi ediniliyor.

4- Ticaret yollarına hakim olmak

İdlib ve çevresinin taşıdığı diğer önem ise, Lazkiye ile Halep’i birbirine bağlayan M4 karayolu ve Halep, Hama, Humus ve Şam’ı birbirine bağlayan M5 karayolunu kontrol ediyor olması. Rejim güçlerinin geçtiğimiz günlerde ele geçirdiği ve Türkiye’nin de 7’si asker, 1’i sivil 8 şehit verdiği Serakib ilçesi de 2 karayolunun birleştiği noktada bulunuyor.

Rejimin denize açılan kapısı, Akdeniz kıyısındaki kenti Lazkiye ile iç bölgelerdeki kentleri birbirine bağlamak ve neredeyse bitmiş durumda olan ekonomiyi canlandırmak da rejim ve destekçilerinin önemli hedefleri arasında.

Öte yandan, başkent Şam ile Halep’i bağlayan diğer önemli bir ticaret yolu da saldırıların ana amaçlarından birini oluşturuyor.

3- Gözlem noktaları

Türkiye, Suriye içerisinde sivillerin can güvenliğini sağlamak ve çatışmasızlık ortamını temin için İdlib çatışmasızlık bölgesi çevresine 12 gözlem noktası kurdu.

Bu gözlem noktalarının önemi, Türk karar alıcıları tarafından defaatle vurgulanmış ve kesinlikle boşaltılmayacakları ifade edilmişti.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Esed rejiminin saldırılarını artırması ile birlikte bu noktaları askeri olarak güçlendirdiği gibi, herhangi bir saldırı olması durumunda da sert karşılık verileceğini duyurdu.

Peki, gözlem noktaları nerelerde bulunuyor?

1- 13 Ekim 2017 Dana ilçesindeki Salva köyü – 1 no’lu gözlem noktası

2- 23 Ekim 2017 Daret İzze ilçesindeki Samaan Kalesi (Takle) köyü – 2 no’lu

3- 19 Kasım 2017 Daret İzze ilçesindeki Akil Dağı – 3 no’lu

4- 5 Şubat 2018 El Hader ilçesine bağlı Tel Eys köyü – 6 no’lu

5- 9 Şubat 2018 Serakib ilçesine bağlı Tel Tukan köyü – 7 no’lu

6- 15 Şubat 2018 Marret el Numan ilçesine bağlı Sırman köyü – 8 no’lu

7- 17 Mart 2018 Halep batı kırsalındaki Anadan (Tel Tamura) – 4 no’lu

8- 3 Nisan 2018 İdlib’in güneybatısında Zeytinlik bölgesi – 12 no’lu

9- 7 Nisan 2018 Hama kırsalındaki Morik (Tel es Savvan) – 9 no’lu

10- 9 Mayıs 2018 Halep’in batı kırsalındaki Raşidin bölgesi – 5 no’lu

11- 14 Mayıs 2018 – İdlib’in güney kırsalındaki Zaviye bölgesi – 10 no’lu

12-16 Mayıs 2018 – İdlib’in güneybatı kırsalında Cisr eş Şuğur ilçesine bağlı İştabrak köyü- 11 no’lu

Esed rejimi ve destekçilerinin ana hedeflerinin biri de, sivil halkı korumayı amaçlayan ve Astana Anlaşmaları ve Soçi Mutabakatı ile bölgede bulunan Türk Gözlem Noktaları.

Rejim ve destekçileri, bu noktaları milyonlarca sivilin göç ettirilmesi ve geniş çaplı bir katliam yapmanın önünde engel görüyor.

Daha önce Halep, Dera ve diğer bölgelerde İran destekli teröristler ile Rusya’nın hava desteğiyle binlerce sivili katleden rejim, İdlib’de karşısında Türk ordusunu buldu.

1709 rejim unsuru etkisiz hale getirildi

İdlib’de 10 Şubat’tan bu yana 1709 rejim unsuru etkisiz hale getirildi, 55 tank, 3 helikopter, 19 zırhlı araç, 29 obüs imha edildi.

Alınan bilgiye göre, ateşkesi sağlamak üzere İdlib bölgesinde bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri, 17 günde 1709 rejim unsuru, 55 tank, 3 helikopter, 18 zırhlı araç, 29 obüs, 21 askeri araç, 4 doçka, 6 mühimmat deposu ve 7 havan topu mermisini etkisiz hale getirdi.

Esed rejiminden alçak saldırı: 33 asker şehit oldu

İdlib’de rejim kuvvetleri tarafından TSK unsurlarının saldırıya uğradığını belirterek, saldırı sonucu 33 askerin şehit olduğunu söyledi. Doğan, şu anda tedavi gören 32 yaralının da hayati tehlikesinin bulunmadığını belirtti.

Hatay Valisi Rahmi Doğan, İdlib’de rejim kuvvetleri tarafından TSK unsurlarının saldırıya uğradığını belirterek, saldırı sonucu 33 askerin şehit olduğunu söyledi. 

Beştepe’de güvenlik toplantısı

İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, kurmaylarıyla Beştepe’de güvenlik toplantısı gerçekleştirdiği belirtildi.

Beştepe’de güvenlik toplantısı

Fahrettin Altun: Rejimin tüm hedefleri ateş altına alındı

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde devam etmekte olan Güvenlik Zirvesi’ne ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Zirvenin İdlib’de görev yapan askerlere yönelik menfur saldırı dolayısıyla gerçekleştirildiğini belirten Altun, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Zirvede, Esed rejiminin yüz binlerce Suriyeli’nin ölümünden sorumlu olduğu vurgulanarak, namlusunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini korumak üzere görev yapan askerlerimize doğrultan gayrı meşru rejime misliyle mukabele edilmesi kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda hava ve kara ateş destek unsurlarımızla rejimin bilinen tüm hedefleri ateş altına alınmıştır, alınmaya devam etmektedir.

Bu vesileyle rejimin işlediği insanlığa karşı suçların durdurulması amacıyla Astana Süreci’nin tarafları başta olmak üzere tüm uluslararası toplumu üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çağırıyoruz. Geçmişte Ruanda’da, Bosna Hersek’te yaşananların bugün İdlib’de tekrarlanmasına seyirci kalınamaz; kalınmayacaktır. Kahraman askerlerimizin kanı yerde bırakılmayacaktır. Suriye sahasında devam eden faaliyetlerimiz, bayrağımıza uzatılan eller kırılana dek sürecektir.”

Ömer Çelik: Katil rejim bu kalleşliğin hesabını verecek

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin milli güvenliğini sağlamak üzere İdlib’de görev yapan askerlere rejim unsurları tarafından gerçekleştirilen alçak saldırıda şehit olan kahramanlara Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bu alçak saldırıyı hak ettiği şekilde cevaplandırdığını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:

“Katil rejim ve onu cesaretlendirenler bu kalleşliğin hesabını en ağır şekilde vereceklerdir. Türkiye, Suriye’de yürüttüğü haklı mücadelesini uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanarak hedeflerine ulaşana kadar sürdürmekte kararlıdır. Milletimizin başı sağ olsun.”

“NATO ile istişare süreci başlıyor”

Çelik, “NATO ile yarın sabah istişare süreci başlatılıyor. Türkiye’nin uğradığı saldırı NATO’ya yapılmıştır. Uçuşa yasak bölge için somut eylem bekliyoruz.” dedi.

Mültecilere Avrupa kapısı açıldı

Bakan Çavuşoğlu NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile telefonda görüştü.

Görüşmenin içeriğine ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Bakan Çavuşoğlu NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akşener ile görüştü

İyi Parti’den yapılan yazılı açıklamada, “İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener, İdlib’de meydana gelen gelişmelerle ilgili olarak Sayın Cumhurbaşkanı ile telefonda görüştü. Sayın Genel Başkan, Balıkesir programını iptal ederek, gelişmeleri takip ve değerlendirmek üzere Ankara’ya dönüyor” denildi.

Bahçeli, kurmayları ile bir araya geldi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İdlib ile ilgili gelişmeleri parti genel merkezinde kurmaylarıyla birlikte takip ediyor.

Kılıçdaroğlu’ndan şehit askerler için başsağlığı mesajı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Hatay Valimizden gelen acı haberle yüreğimiz dağlandı. Şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize, başsağlığı ve sabır diliyorum. Allah Mehmetçiğimizi korusun.” ifadelerini kullandı.

1709 rejim unsuru etkisiz hale getirildi

Alınan bilgiye göre, ateşkesi sağlamak üzere İdlib bölgesinde bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri, 17 günde 1709 rejim unsuru, 55 tank, 3 helikopter, 18 zırhlı araç, 29 obüs, 21 askeri araç, 4 doçka, 6 mühimmat deposu ve 7 havan topu mermisini etkisiz hale getirdi.

Bahçeli: İdlib, İblis’in tasallutundan kurtarılmalı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ” Türk vatanını müdafaa azmiyle, milli güvenliği muhafaza amacıyla İdlib’deyiz. Mücadelemiz gittiği yere kadar taşınmalı; İdlib, İblis’in tasallutundan kurtarılmalı, huzur hakim olmalıdır.” dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin Twitter üzerinde yaptığı açıklamalar:

Üzerinde yaşadığımız coğrafyada bir asır önce neler yaşandıysa, hangi karanlık senaryolar tedavüle alındıysa, hangi oyunlar sahnelenmişse şimdilerde bir benzerine, hatta daha karmaşığına hem müşahit hem de muhatap oluyoruz. Kuşkusuz dün haklıydık, bugün de haklıyız.

Son yurdumuzun işgal planları, Türk milletinin kutlu varlığını imha projeleri yüzyıllardır ehl-i salibin ve onlara taşeronluk yapan mihrakların haram kursaklarında bekleyen meşum ve melun bir hevestir. Bu heves her defasında boşa çıkarılmış, vahşi tezgâh kırılıp atılmıştır.

Türk milleti İdlib ve Libya’da muzaffer tarihinin, milli bekasının, meşru savunma haysiyetinin onur mücadelesini yapmaktadır. Bu mücadelenin mebde ve menşei imanlı millet ruhudur. Aklen, ahlaken, hukuken, vicdanen ve tarihen Türk devletinin duruşu Hak’tan yanadır ve doğrudur.

Mahkûm ve mağlup bir millet değiliz. Hiçbir zaman da olmadık. Ecdadımızın çağrısı, coğrafyanın seslenişi, mazlumların iç çekişi, şühedanın hatırası milli şuurda mevcut ve meknuzdur. Duruşumuz bunlarla mündemiçtir. Türk milleti beklenendir, bekleyendir, özlenendir, övülendir.

İdlib’de zalime karşı mazlumun safındayız. İdlib’de caniye karşı cesaretin tarafındayız. Türk vatanını müdafaa azmiyle, milli güvenliği muhafaza amacıyla İdlib’deyiz. Mücadelemiz gittiği yere kadar taşınmalı; İdlib, İblis’in tasallutundan kurtarılmalı, huzur hakim olmalıdır.

Elbette şehit veriyoruz. Acı duyuyoruz. Hüzün diyarında filiz filiz açıyoruz. Ancak iman ediyoruz ki, şehitler ölmez, vatan bölünmez. Hesap sorulmadan, zulmün kalbine hançer sokulmadan, dökülen şehit kanlarının bedeli ödetilmeden artık vazgeçmeyi düşünmek bile felakettir.

Bu mübarek günlerde aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Yaralı kardeşlerimize şifalar temenni ediyorum. Başımız sağolsun diyorum, ama baş versek de tek bir taşımızı dahi vermeyeceğimizi, hedeflerimizden dönmeyeceğimizi üzerine basa basa haykırıyorum.

Regaib Kandilimizin fazilet ve feyziyle, umutla kalkan ellerin, ağızlardan kelime kelime dökülen duaların Yüce Allah katında kabulünü temenni ediyor, aziz milletimiz ve Türk-İslam alemiyle ebedi saadet ve selamet dileklerimi paylaşıyorum.

İdlib’deki kahramanlarımıza muvaffakiyetler diliyor, onlar için dua ediyor, devletin ve hükümetin sonuna kadar arkasında olduğumuzu kararlılıkla ifade ediyorum. Hayırlı Kandiller, Allah Türk milletinin yar ve yardımcısı olsun.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İdlib’de gelişmeler lehimize döndü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdlib’de gelişmeler şu anda lehe döndü. 3 şehidimiz var mekanları cennet olsun. Onun yanında rejim güçlerinin kaybı çok büyük. Ruslarla görüşmeler devam ediyor, edecek.” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Siyaset Akademisi’nin açılış dersinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar:

“12 yılda 74 bin kişiye eğitim verildi”

AK Parti 19’uncu Dönem Siyaset Akademisinin ülkemize, milletimize, partimize hayırlı olmasını diliyorum. Akl-ı selim, kalb-i selim, zevk-i selim sahibi kadrolar yetiştirmenin yolu, her alanda olduğu gibi, siyasette de eğitimden geçiyor. Siyaset Akademisi projesiyle amacımız, ülkesine ve milletine siyaset yoluyla hizmet etmek isteyenlere, bunun için gereken teorik ve pratik zemini hazırlamaktır. 2008 yılında başlayan ve 12 yıldır devam eden AK Parti Siyaset Akademisinde, bugüne kadar 74 bin kişiye eğitim verildi.

Yeni dönemde de 26 büyükşehir, 11 il merkezi ve 2 ilçe olmak üzere toplam 39 noktada 12 bine yakın katılımcısıyla Siyaset Akademimiz, en geniş iştirakle faaliyetini yürütecek. “Siyaset Akademide Başlar” sloganıyla gerçekleştirilecek 9 haftalık eğitimi tamamlayan katılımcılardan, yapılacak sınavda 70 ve üzeri puan alanlara Başarı Sertifikaları verilecek.

Anayasadan dış politikaya, ekonomiden medyaya, tecrübe paylaşımından kişisel gelişime kadar geniş bir yelpazede verilen derslerin, katılımcılara çok önemli katkıları olacağına inanıyorum ve görüyorum. Akademiye eğitim için başvuranların üçte ikisinin teşkilatlarımızda görev almayan kişilerden oluşması, burada geleceğin siyasetçilerinin yetişeceğine işaret ediyor.

“AK Parti’nin ve Siyaset Akademimizin kapısı herkese açıktır”

Van’daki 18 yaşındaki üniversite öğrencisi ile Kütahya’daki 70 yaşındaki çiftçi Siyaset Akademisi çatısı altında buluşuyorsa, burada bir ışık, bir cevher, bir umut var demektir. Milletimizin gösterdiği büyük teveccüh, ülkemizin geleceğinin AK Parti’de görüldüğünün en bariz ifadesidir. AK Parti’nin ve Siyaset Akademimizin kapısı herkese açıktır. Derdi ülke ve millet olan her kardeşimiz, bu çatının altında kendine yer bulacağından emin olmalıdır.

“Gençlik kollarında siyasete atılan arkadaşlarımızdan her seviyeye gelmiş olanlar var”

AK Parti’nin gençlik kollarında siyasete atılan arkadaşlarımızdan bugün genel başkan yardımcılığından milletvekilliğine, il başkanlığından belediye başkanlığına kadar her seviyeye gelmiş olanlar var. Aynı şeklide kadın kollarımızda siyasete girip de, en üst görevlere kadar çıkanlar bulunuyor. İlk defa Siyaset Akademisi ile bu çatının altına girip de, bugün her seviyede sorumluluk üstlenmiş kardeşlerimiz olduğunu biliyoruz. Bu tablo, AK Parti’nin bizatihi kendisinin bir siyaset okuluna dönüştüğünü gösteriyor.

“Vatandaşlarımız ne kadar siyasi partilerde görev alırsa siyasetin kalitesi o derece artar”

Ülkemizde bir süredir, bilinçli bir şekilde siyasetin ve siyasetçinin itibarını düşürmeye yönelik kampanyalar yürütülüyor. Hâlbuki siyaset, ülkeye ve millete hizmet etmenin en etkili yollarından biridir. Ne kadar çok vatandaşımız siyasi partilerde aktif görev alırsa, siyasetin kalitesi de o derece artar. Yıllarca “halka rağmen halk için” anlayışıyla milletin değerleriyle savaşanların tamamen tasfiyesini ancak bu şekilde gerçekleştirebiliriz. AK Parti’nin üye sayısının 10,5 milyona yakın olmasıyla gurur duymamızın sebebi, bu rakamın milletimizin siyasetle ilişkisinin gücünü gösteriyor olmasıdır.

“Teşkilatlarımızın kapı kapı dolaşarak kalpleri fethederek yeni üyeler kazanmasını çok önemsiyoruz”

Siyasi parti üyeliği, gönüllülük üzerine kuruludur. Gönlünü kazanamadığınız kimseyi partinize üye yapamazsınız. Hukuki olarak engeli olmayan her bir vatandaşımızı potansiyel üye adayımız olarak görüyor ve partimizin çatısı altına davet ediyoruz. Bunun için teşkilatlarımızın kapı kapı dolaşarak, vatandaşlarımıza ulaşmasını, davamızı anlatmasını, icraatlarımızı paylaşmasını, sonuçta da kalpleri fethederek yeni üyeler kazanmasını çok önemsiyorum. Önümüzdeki dönem, üye çalışmasıyla vatandaşlarımızın gönlünü kazanmaya, Siyaset Akademisi eğitimleriyle kadrolarımızı zenginleştirmeye devam edeceğiz. Yeni dönem Siyaset Akademimizin hayata geçirilmesinde emeği geçenleri tebrik ediyor, katılımcılara başarılar diliyorum.

“Makamlar en doğru ve hayırlı hizmetleri vermek için vardır”

Geleceğin siyasetçi ve siyaset kademelerinin yönetici adayları olan sizlerle bazı hususları paylaşmak istiyorum. İnsan fani bir varlık olduğuna göre, siyaset de gelip geçici bir uğraştır. Siyasetteki makamlar ilanihaye orada bulunmak için değil, en doğru ve hayırlı hizmetleri vermek için vardır. Ben siyasetçiyim, Cumhurbaşkanıyım, başbakanım, bakanım… Buraya oturdum bu koltuktan kalkmayacağım diye bir şey yok. Ama orada Bay Kemal’in ağzından bazı şeyler çıkıyor. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanıyor. Siz zaten tek partili dönemden bu yana hep aynı şeyi söylediniz. Hala geliyorsunuz, bu millet size buraları teslim etmez. Siz bu millete çok çektirdiniz. Bu millet bir sokulduğu yerden bir daha sokulmaz.

Tarih boyunca nice büyüklü-küçüklü hükümdarlar, nice şan-şöhret sahipleri gelip geçmiştir. İster mütevazı köyünde olsun, ister ülke ve hatta dünya çapında olsun, bu kişilerden geriye sadece yaptığı hizmetler kalmıştır. ‘İnsan odur ki koya dünyada eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser’ sözü, hepimizin temel ilkesi olmalıdır.

“Makamlar milletin emaneti”

Siyaset yapılırken elde edilen makamların, milletin emaneti olduğu gerçeğini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Bu emaneti namusumuz bilerek üzerine titremeli, hakkını vermek için gayret göstermeliyiz. Üzerinde tasarruf yetkisine sahip olduğumuz her imkânda, beli bükülmüş ihtiyardan henüz doğmamış çocuğa, tüyü bitmemiş yetimden biçare mazluma kadar herkesin hakkı vardır. Bu hassasiyeti yüreğinde hissetmeyen kişiden siyasetçi de, yönetici de olmaz. Sadece makam için, sadece para için, sadece nefsini tatmin için siyaset yapanlar, gün gelip de kenara çekilmek zorunda kaldıklarında unutulup gitmeye mahkûmdur. Dava adamı vasıflarına sahip bir siyasetçi, günü kurtarmanın değil, geleceğe eser bırakmanın şuuruyla çalışır, mücadele eder. Bizler bu anlayışla 18 senedir çalışıyoruz, Türkiye’nin 81 vilayetini eserlerimizle donattık. Eserimizin olmadığı il yok. Eksiklerimiz vardır doğrudur ama yaptıklarımızın onlarla mukayese dahi edilemez. Üstlendiğiniz görevler sebebiyle ne kadar yükselirseniz yükselin, asli işinizin millete hizmet olduğunu asla unutmayın.

“Kibir en tehlikeli bataklıdır”

Kibir, tepeden bakma, insanları küçümseme, kendini üstün görme en tehlikeli bataklıktır. Bizim medeniyetimizde ve dinimizde böyle bir şey yoktur. Buraya saplandığınızda, artık iflah olmanız mümkün değildir. Yüreğinizden merhamet, beden dilinizden samimiyet, yüzünüzden tebessüm, dilinizden tatlılık, işinizden hasbilik eksik olmadığı sürece, siyasette önünüz hep açık demektir. Sınırlarınız, Allah’ın emirleri ve milletin beklentileridir.

“Milli iradeyi hiçe sayarsanız halkın ve Hakkın rızasına nail olamazsınız”

Milli iradeyi hiçe sayarsanız, haramı-helali umursamazsanız, alicenaplığı terk ederseniz, ne yaparsanız yapın halkın ve Hakkın rızasına nail olamazsınız. Bizim milletimiz, bu ayrımı çok iyi yapar. Seçimden seçime kapısına gelen ile her gün yanında olanı asla aynı tutmaz. Muteber siyasetçi; ilindeki, ilçesindeki insanların dertleriyle dertlenip, sıkıntısıyla üzülen, hizmet etmek, eser vermek için çırpınan kişidir. Böyle davranmayan siyasetçi değil, -affınıza sığınıyorum- siyaset şarlatanıdır. Adaletin olmadığı bir yer, oksijensiz dünya gibidir; orada yaşanılmaz. Her işinizde adaleti gözetirseniz, siyaseten küçülmez, tam tersine sürekli büyürsünüz. Attığınız her adımda, söylediğiniz her sözde, yaptığınız her işte millet sizi görür, notunuzu verir, günü geldiğinde de yerini gösterir.

“Sizler her halinizle örnek olacaksınız”

Siyasetçinin sözü ve tavrı, kendi hayatında karşılık bulduğu ölçüde etkilidir. İmam-ı Azam’a atfedilen meşhur hikâyeyi bilirsiniz. Baldan başka bir şey yemeyen çocuğu, son çare İmam Ebu Hanife’ye getirirler. İmam Ebu Hanife, meseleyi dinledikten sonra, çocuğun ailesine 40 gün sonra tekrar gelmelerini söyler. Bu sürenin sonunda yeniden geldiklerinde İmam-ı Azam çocuğu karşısına alıp, ‘Bundan sonra bal yeme evladım’ dedikten sonra, aileye gidebileceklerini söyler. Şaşkınlık içindeki aile, ‘Madem bu kadar kolaydı, niye bizi 40 gün beklettiniz’ diye sorar. İmam-ı Azam gülümseyerek şu cevabı verir: ‘İlk geldiğinizde, ben de her gün soframdan balı eksik etmezdim. Siz gittikten sonra 40 gün boyunca bal yemeyi keserek nefsimi denedim. Baktım oluyor çocuğunuza da aynı telkinde bulundum. Aksi takdirde sözüm ona tesir etmezdi.’ Sizler her halinizle çevrenize örnek olacaksınız ki, ülke ve millet meseleleri konusunda söylediklerinize itibar edilsin. Elbette bu tavsiyeleri saatlerce devam ettirmek mümkün. Ama sadece şu ana kadar anlattığım hususlara riayet etmeniz halinde dahi, milletin sizi bağrına basacağından şüpheniz olmasın.

“Erbakan Hocamızdan çok şeyler öğrendim”

Siyasette sembol isimler vardır. Her birini de rahmetle andığımız Menderes, Özal, Erbakan, Türkeş gibi siyasi şahsiyetleri, hem davaları uğruna verdikleri mücadeleyle, hem de geride bıraktıkları eserlerle hayırla yâd ediyoruz. Bugün, rahmetli Erbakan Hocamızın 9. vefat yıldönümü. Beraberce uzun yıllar siyasette mücadelemiz oldu. İlk gençlik yıllarımdan itibaren yanında bulunma şerefine nail olduğum Erbakan Hocamızdan çok şeyler öğrendiğimi özellikle belirtmek istiyorum. Merhum Hocamız, tüm ömrünü öğrenmeye, öğretmeye, hizmete, bu ülkenin ufkunu açmaya adamış bir büyük ilim, devlet ve siyaset adamıydı. İnandığı değerler uğrunda yılmadan mücadele eden bir “dava adamı” olan Hocamız, tüm ömrünü bu ülke için, bu millet için, hepsinden önemlisi tüm ümmet için çalışmaya vakfetmişti. Kendisi, şayet imkân verilirse, bu ülkenin kendi uçağını, kendi otomobilini, kendi silahını yapabileceğine, kendi sanayisini kurabileceğine yürekten inanan bir idealistti. Tam bir insan sarrafı olan Hocamız, Anadolu’nun inançlı, başarılı, fedakâr, geleceği parlak evlatlarına fırsat tanımak için de gayret göstermiştir. Kurucusu olduğum partide ve bürokraside halen, merhum Hocamızın bu şekilde önünü açtığı pek çok arkadaşımız vardır. Ahlakı, dürüstlüğü, manevi kalkınmayı, istikamet sahibi olmayı siyaset felsefesinin köşe taşı olarak gören Erbakan Hocamız; geride saygıyla, güzellikle, dua ile yâd edilen müstesna bir miras bırakmıştır. Vefatının 9. yılında kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyor, Rabbim onu cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın diye dua ediyorum.

“AK Parti’nin icraatları Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların 10 kat fazlasıdır”

Biraz önce söylediğim gibi, siyaset demek ülke için eser üretmek, millete hizmet etmek demektir. AK Parti’nin, 2001 yılının Ağustos ayında kurulduğu günden bugüne kadar siyasetteki varoluş gayesi işte budur. Türk siyasetinin en genç partilerinden biri olmasına rağmen, AK Parti’nin icraatları, Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların üç kat, beş kat, on kat fazlasıdır.

“Eğitimde katsayı adaletsizliğini kaldırdık”

Şimdi sizlere, hükümetlerimiz döneminde yaptıklarımızı, şöyle özetin özeti mahiyetinde kısaca hatırlatmak istiyorum. İşe başlarken milletimize, Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik temelleri üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik, yola böyle çıktık.

Eğitimde, üç kademeli 12 yıllık zorunlu eğitimi getirerek, katsayı adaletsizliğini gidererek, ders kitaplarını ücretsiz vererek, seçmeli dersler koyarak yeni bir dönemi başlattık. Alt yapıyı güçlendirmek için derslik sayısını 316 bin ilaveyle 590 bine, öğretmen sayısını 652 bin ilaveyle 946 bine çıkardık. Yükseköğrenimde üniversite sayısını 76’dan 207’ye, akademik personel sayısını 70 binden 170 bine, yurtların yatak kapasitesini 182 binden 677 bine, öğrenci sayısını 1,6 milyondan 8 milyona yükselterek, isteyen her gencimize üniversite eğitimi alma imkanı getirdik.

“Spor alt yapısında da devrim yaptık”

Büyük spor tesislerimizin sayısını 1.572’den 3 bin 708’e, mahalle tipi sahaların sayısını 578’den 3 bin 764’e, atletizm pistlerinin sayısını 12’den 56’ya, yüzme havuzlarının sayısını 46’dan 145’e, spor salonlarının sayısını 372’den 905’e çıkartarak, spor alt yapısında da devrim yaptık. Niye, gençleri kötü alışkanlıklardan kurtaralım diye. Gençlerimiz sporla uğraşsın böylece dinamik, ahlakı ile mükemmel bir nesil yetiştirelim diye. Sportif yetenek taramasını başlatarak, daha ortaokul çağındayken evlatlarımızın kabiliyetlerini keşfedip, onları doğru alanlara yönlendiriyoruz.

“Sağlıkta hastane ve tedavi kurumu sayısını 5 bin 500’e yükselttik”

Sağlıkta, hastane ve tedavi kurumu sayısını 5 bin 500’e, hastane yatağı sayısını 240 bine, birinci basamak sağlık kuruluşlarının sayısını 14 bin 873’e yükselterek, alt yapıyı güçlendirdik. Hatırlayın, 18 sene önce bu hastanelerin hali neydi. Bay Kemal SSK genel müdürü iken hastanelerin hali neydi. Bay Kemal’in nasıl bir genel müdür olduğunu görmüşsünüzdür. Allah bunların eline düşürmesin. Şimdiki gibi tek hastanın yattığı oda yoktu. Koğuş sistemi vardı. Tuvaletler rezillik, böyle bir yapı vardı. Bir röntgen için 7-8 ay sonraya gün verirlerdi. Bu demektir ki daha çok çalışacağız, bunları bilmeyen vatandaşlarımıza bunları anlatacağız. Sağlık kurumlarını en modern cihazlarla, ambulanslarla donatırken, hekim sayısını 161 bine, sağlık çalışanı sayısını 1 milyon 64 bine yükselttik. Şehir Hastaneleriyle, sağlıkta hizmet standartlarını dünya ortalamasının çok üzerine çektik.

“Hakim-savcı sayımızı 20 bin 616’ya yükselttik”

Adalet hizmetlerinin daha iyi yürüyebilmesi için hakim-savcı sayımızı 9 bin 349’dan 20 bin 616’ya, yardımcı personel sayısını 26 binden 72 bine çıkartırken, 267 yeni hizmet binasıyla alt yapıyı da geliştirdik. Kanunları yenileyerek, vatandaşımız lehine pek çok ilave hak arama yolu getirerek, hukuk devleti ilkesinin en güçlü şekilde hayata geçmesini sağladık.

“Bölünmüş yol uzunluğunu 27 bin 181 kilometreye çıkarttık”

Ulaştırmada, bölünmüş yol uzunluğunu 6 bin 100 kilometreden 27 bin 181 kilometreye, otoyol uzunluğunu 1.714 kilometreden 3 bin 100 kilometreye, karayolu tüneli uzunluğunu 50 kilometreden 515 kilometreye, köprü-viyadük uzunluğunu 311 kilometreden 657 kilometreye çıkardık.

“Terör örgütlerine göz açtırmıyoruz”

Emniyet hizmetlerinde 307 bini aşkın polis, 188 bini aşkın jandarma, 4 bin 500’ü aşkın sahil güvenlik personeliyle günün 24 saati milletimize hizmet veriyoruz. Askerimizle, polisimizle, jandarmamızla, güvenlik korucularımızla, bekçilerimizle terör örgütlerine göz açtırmıyoruz.

“TSK hem içerde hem dışarda adeta destan yazıyor”

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, 400 bin kadrolu ve yükümlü asker mevcuduyla, hem sınırlarımızın korunmasında, hem de sınır ötesi operasyonlarda adeta destan yazıyor.

“Büyükşehirlerimizdeki metro hatlarının önemli bir bölümünü biz yaptık”

Demir yollarımızı hızlı tren hatlarıyla tanıştırıp, şu ana kadar 1.213 kilometrelik kısmını hizmete açtık, diğer demir yollarımızın tamamına yakınını modernize ettik. Büyükşehirlerimizdeki metro hatlarının önemli bir bölümünü hükümet olarak biz yaparak, milletimizin hizmetine sunduk.

“Havalimanı sayımızı 56’ya çıkardık”

Havalimanı sayımızı 26’dan 56’ya çıkardık. Terminallerimizin yolcu kapasitesini yılda 60 milyon kişiden 317 milyon kişiye yükselttik. Yurt dışında 60 noktaya uçan bir 150 uçaklı havayolu filosundan, 546 uçakla 126 ayrı ülkede 328 noktaya uçuş yaparak, dünya liderliğine oturan bir ülke olduk. İstanbul’da hizmete giren yeni havalimanımız, kendi alanında dünyanın en iyilerinden birisidir.

“Deniz taşımacılığında 460 milyon tona ulaştık”

Deniz taşımacılığında yılda 190 milyon ton yük taşıma kapasitesinden 460 milyon tona ulaştık.

Bilgi ve iletişim teknolojileri

Bilgi ve iletişim teknolojilerinde 3 bin olan geniş bant internet abone sayımız 77 milyonun üzerine, 23 milyon olan mobil telefon abone sayısı 83 milyona, daha önce hiç olmayan e-Devlet üye sayısı 45 milyona, fiber abone sayısı da 3 milyonun üzerine çıktı.

“Ülkemizin milli gelirini dünyada 13. sıraya yükselttik”

Ekonomide, satın alma paritesine göre ülkemizin milli gelirini dünyada 17’nci sıradan 13’üncü sıraya yükselttik. Tüm ekonomik göstergelerde, 2002’ye göre çok ileride bir yere ulaştık. Son dönemde maruz kaldığımız tüm sıkıntılara rağmen, hedeflerimize doğru kararlılıkla ilerliyoruz.

“Türkiye Çin’e alternatif gösteriliyorsa bunda 17 yılda yaptıklarımızın büyük payı vardır”

İhracatımız 181 milyar dolara, hizmet ihracatımız 54 milyar dolara, turist sayımız 52 milyon kişiye yükseldi. Sanayide, organize sanayi bölgeleriyle, Ar-Ge merkezleriyle, teknoparklarla, sanayi siteleriyle ülkemizi dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri haline getirdik. Bugün Çin’de yaşanan sorunlar sebebiyle, alternatif olarak gözler hemen Türkiye’ye çevriliyorsa, bunda geçtiğimiz 17 yılda yüksek teknoloji ve ihracat odaklı olarak güçlendirdiğimiz sanayi alt yapımızın büyük payı vardır.

“Enerjide yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz”

Enerjide toplam 32 bin megavatı bulmayan kurulu gücümüzü 91 bin megavatın üzerine çıkarttık. Ülkemiz karanlıktan geçilmiyordu. Ülkemizin su, güneş ve rüzgar temelli enerji kaynaklarını harekete geçirme yanında, Akdeniz’de yürüttüğümüz sondaj faaliyetleriyle, enerjide yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz. Bizim böyle sondaj gemisi, sismik araştırma gemilerimiz yoktu. Şimdi 2 tane bize ait sismik araştırma gemimiz, 3 tane de sondaj gemimiz var. Kendi denizlerimizde bütün bu araştırmaları yapabileceğimiz gibi, başka denizlerde de gidip araştırma yapabiliriz. Bu imkana kavuştuk. 

“Hafter’in lehine gelişen yapıyı tersine döndürdük”

Libya ile yaptığımız anlaşmada malum çevreleri çıldırtan da bu. Hafter malum bir yerlerden asker, güvenlik desteği alıyor. Biz de Libya’da askeri eğitim noktasında verdiğimiz destek, orada ayrıca eğitimini alan askerlerle beraber, daha önce lehine gelişen yapıyı hamdolsun tersine döndürdük.

“İdlib’de 3 şehidimiz var, rejimin kaybı çok büyük”

Aynı şekilde İdlib’de de gelişmeler şu anda lehe döndü. 3 şehidimiz var mekanları cennet olsun. Onun yanında rejim güçlerinin kaybı çok büyük. Mücadele orada hala devam ediyor, edecek. Ruslarla görüşmeler devam ediyor, edecek. Biz şunu söylüyoruz. Biz Adana Mütabakatı ile İdlib’deyiz. Rusya’nın desteği olmasa Esed’in ayakta durması mümkün değil. Bizi taciz eden kim olursa olsun tepesine bineriz. Biz bu bölgede terör istemiyoruz. Bu topraklar huzur toprağı olsun istiyoruz. Yüzbinlerce vatandaşını öldüren bir Esed’i kalkıp da dost olarak görmek mümkün değil. Varsın o Bay Kemal’in dostu olsun ama bizim dostumuz olamaz. 

“Avrupa’daki kayıp çocuklar ancak vicdanı nasır tutmamışlar için bir anlam ifade eder”

Siyasette her mevzi, her mevki, her temsil önemlidir. Yeter ki siz bu imkânı doğru ve verimli şekilde değerlendirmesini bilin. Mesela, geçtiğimiz günlerde, ülkemizin en çok eleştiriye maruz kaldığı yerlerden biri olan Avrupa Parlamentosunda bir rapor yayınlandı. AK Partili İstanbul Milletvekilimiz Serap Yaşar’ın girişimiyle hazırlanan ve raportörlüğünü de kendisinin üstlendiği bu çalışma, Avrupa’daki kayıp mülteci ve göçmen çocukları meselesini dünya gündemine taşıdı. Çeşitli ülkelerden Avrupa’ya gelen onbinlerce göçmen çocuğun kaybolduğu gerçeğinin, bizzat Avrupa Parlamentosu tarafından rapora bağlanmış olması, çok önemlidir. Hâlbuki aynı dönemde Türkiye, sayıları milyona yaklaşan sığınmacı çocuğa barınmadan eğitim ve sağlık hizmetine kadar her türlü imkânı sağlamıştır. Avrupa’nın, bırakınız bunlara benzer hizmetler sunmayı, çocukların bizatihi kendilerine bile sahip çıkamamış olması, aramızdaki farkın en iyi göstergesidir. Çünkü biz karşımızdaki herkese eşrefi mahlûkat nazarıyla bakıyoruz. Kökeni, dili, dini, rengi ne olursa olsun, her insan bizim için hürmete layıktır. Avrupa ise kapısına gelen mazlumları, kendi refahına ve güvenliğine yönelik bir tehdit olarak görüyor. Onbinlerce çocuğun Avrupa içinde nerede olduğu, kimler tarafından kaçırıldığı, hangi amaçlarla kullanıldığı soruları, ancak vicdanı nasır tutmamış kişiler için bir anlam ifade eder. Böylesine derin insani boyutları olan bir konunun Avrupa Parlamentosunda gündeme getirilmiş olması, belki vicdanları harekete geçirir diye umut ediyoruz. İnşallah benzer çalışmalar, göçmenlerin yaşadığı diğer sorunlar ile yeniden hortlamaya başlayan Neo-Nazi örgütlerin katliamları için de yapılır.

“Hindistan’da Müslüman katliamı yapılıyor”

İşte Almanya’da yaşananlar. 11 Müslüman öldürüldü. Bunun 5’i bizim vatandaşımız. Yürekleri acıyor mu? Yok. Polisler bile sadece seyirci. Hindistan şu anda tamamen katliamların cirit attığı bir ülke haline geldi. Müslüman katliamı yapılıyor. Kimler yapıyor bunları Hindular. Bunlar nasıl olacak da dünya barışına destek verecekler. Biz nerede olursa olsun, hakkı hukuku adaleti korumak ve konuşmakla yolumuza devam edeceğiz. 

“Nereye gidersek gidelim ecdadımızın eserlerinin izlerini görüyoruz”

Medeniyetler, maddi kalkınma unsurları yanında, kafa ve gönül zenginliğini ifade eden sembolleriyle tarihe mal olur. Ecdadımız, Orta Asya’dan Endülüs’e kadar, ayak bastığı her yerde, bu sembollere özel önem vermiştir. Bugün, kadim vatanımız Orta Asya yanında, Osmanlı ve Selçuklu coğrafyasının neresine gidersek gidelim, bu eserlerin izlerini görebiliyoruz.

“Cumhurbaşkanlığı Külliyesine çamur atmak için epeyce gayret sarf ettiler”

Cumhuriyet dönemi, bu bakımdan, maalesef oldukça kısır geçmiştir. Gerçek anlamda medeniyet sembolü olabilecek eserler inşa etmekte zorlandığımız bir asrı geride bıraktık. Ülkemizin yönetimini devraldıktan sonra, bu eksiği gidermek için epeyce bir mücadele ettik, kafa yorduk, çalıştık. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini, işte bu anlayışla, Cumhuriyet döneminin sembol medeniyet eseri olarak inşa etmeye çalıştık. Biliyorsunuz, ilk hizmete girdiğinde, kendi medeniyetlerine, tarihlerine ve kültürlerine düşmanlık etmekle maruf kesimler, Cumhurbaşkanlığı Külliyesine de çamur atmak için epeyce gayret sarf ettiler. Hamdolsun milletimiz bunların hiçbirine itibar etmedi ve külliyemize sahip çıktı.

“Millet Kütüphanemizi açtık”

Geçtiğimiz günlerde, külliyemizin en gurur verici eseri olan Millet Kütüphanemizi, Özbekistan Cumhurbaşkanı ile birlikte hizmete açtık. Gerçek bir medeniyet sembolü olan kütüphanemiz, bir haftada 35 bin ziyaretçiyi ağırladı. Mimarisi, teknolojisi, kitap ve hizmet zenginliği ile ülkemize yakışır bir eser olan kütüphanemizi, araştırmacılarımız ve öğrencilerimiz adeta bir cennet gibi sahiplendi.

“Rami Kışlasını da ihya edip, ülkemize kazandıracağız”

İnşallah İstanbul’da da Rami Kışlasını, benzer bir medeniyet sembolü olarak ihya edip, ülkemize kazandıracağız. Yakın zamanda onun inşaatına başlıyoruz. Siyasetin en güzel tarafı, bizlere işte bu tür gurur verici eserlere imza atma imkânı sağlamasıdır. İnşallah sizlerin de, yarın sorumluluk üstlendiğiniz yerlerde, benzer hizmetleri hayata geçireceğinize inanıyorum.