HDP

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

HDP

CHP ve HDP’ye soğuk duş! Meclis Başkanlığına sunuldu

Aralarında CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’un da bulunduğu, CHP ve HDP’li 20 milletvekiline ait 22 dokunulmazlık dosyası TBMM Başkanlığına sunuldu.

Dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle 20 milletvekili hakkındaki 22 Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, Adalet-Anayasa Karma Komisyonu’na havale edildi.

Haklarında dokunulmazlıklarının kaldırılması istemiyle dosya hazırlanan milletvekilleri şöyle:

CHP’den Genel Başkan Yardımcısı Ordu Milletvekili Seyit Torun, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İstanbul Milletvekilleri Ünal Çeviköz, Onursal Adıgüzel, Gamze Akkuş İlgezdi, Aykut Erdoğdu, Ankara Milletvekilleri Bülent Kuşoğlu, Yıldırım Kaya, Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, İzmir Milletvekili Lale Karabıyık, HDP’den İzmir Milletvekili Murat Çepni, Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, İstanbul Milletvekilleri Hüda Kaya, Hakkı Saruhan Oluç, Van Milletvekili Murat Sarısaç, Batman Milletvekili Feleknas Uca, Mardin Milletvekili Pero Dundar, Van Milletvekili Sezai Temelli ile Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’e ait ikişer dosya bulunuyor.

AK Partili Serap Yaşar HDP’li Meral Danış Beştaş’ı böyle rezil kepaze etti

Terör örgütü PKK tarafından küçük yaşta dağa kaçırılıp ölüme gönderilen çocuklar hakkında mecliste bir konuşma yapan AK Parti İstanbul Milletvekili Serap Yaşar, HDP’li Meral Danış Beştaş’ı rezil rüsva etti.

Dün TBMM’de gündem dışı söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Serap Yaşar,  2016 yılında terör örgütü PKK tarafından 8 yaşındayken dağa kaçırılan Hamza Adıyaman hakkında konuştu.

Hamza Adıyaman’ın PKK tarafından okuldan kaçırıldığını aktaran Yaşar, eli kanlı örgütün kirli yüzünü bir kez daha ortaya koydu.

Örgütün kirli yüzünü ortaya koydu

“Sayın milletvekilleri bugün sizlere 5 yıl önce daha 8 yaşında, terör örgütü PKK tarafından okulundan kaçırılan Hamza Adıyaman ve küçük yaşta kaçırılarak örgüt içinde her türlü istismara uğrayan ve hayatlarının baharında çocuk savaşçı olarak ölüme gönderilen çocuklardan bahsedeceğim.” diyerek sözlerine başlayan Yaşar, Diyarbakır Anneleri’nin tam 591 gündür HDP Diyarbakır İl Binası önünde avlat nöbeti tuttuğunu da hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Hamza’nın annesi Rukeyda Adıyaman da terör örgütü tarafından kaçırılan oğluna kavuşmak ümidiyle Diyarbakır’daki evlat nöbetine katılıyor. Zap suyuna düştüğü söylenen Hamza, AFAD tarafından üç ay boyunca arandı ancak bulunamadı. Kız kardeşi, örgütün küçük yaştaki çocukları kaçırdığında neler yaptığını öğrenmek için internetten araştırmalar yaparken kardeşinin, elinde silahlı görüntüsünün bulunduğu bir videoya denk geliyor.

Ablanın ifadesinde ‘Olay üzerinden aylar geçtikten sonra yine evladı PKK tarafından kaçırılan bir baba Hakurk kampında kardeşime denk geliyor. Kardeşimle konuşuyor, kardeşim Hamza da Mehmet Adıyaman’ın torunu olduğunu söylüyor. Adam da dedem kanaat önderi olduğu için tanıdığını söylüyor. Kardeşim Hamza da adama ‘Benim için Zap suyunda boğuldu dediler ancak ben suya düşmedim. Aileme söyleyin, beni kurtarsınlar hatta olayın geçtiği gün ellerim, ayaklarım bağlı hâlde siyah bir aracın içindeydim, annemi görüyordum, ağzım bantlı olduğu için hiçbir şekilde bağıramıyordum’ dediği görülüyor ki çocuk hayatta ve PKK/KCK terör örgütünün elinde çocuk savaşçı olarak kullanılmakta.”

“Hamza gibi daha binlerce çocuk, bir o kadar da gözü yaşlı anne var” diyen Serap Yaşar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2016-2020 yılları arasında örgütten kaçarak teslim olanların yüzde 41’i 18 yaşın altındaki çocuklar yani yaş ortalamaları 16. PKK/KCK terör örgütünün, çocukları istismar faaliyetleri, örgütün kuruluş yıllarından itibaren sürdürdüğü terörist stratejinin bir parçası. Çocukların silahlı çatışmalarda kullanılması uluslararası sözleşmelerle yasaklanmasına rağmen Hamza Adıyaman örneğinde de görüldüğü gibi kaçırmalar ve çocuklardan terörist yetiştirme mekanizması hâlen işlemeye devam ediyor.”

HDP’li Meral Danış Beştaş’ı rezil kepaze etti

4 senedir Avrupa Konseyinde kayıp çocuklar meselesi üzerinde çalışmalar yaptığını belirten Yaşar, şunları kaydetti:

“Kaybolan ve kaçırılan çocukların başlarına neler geldiğini çok iyi biliyorum. Bu çocuklar terörist savaşçı hâline getiriliyorlar, taciz, tecavüz, kötü muamelenin öznesi oluyorlar; kundakçı, intihar eylemcisi olarak kullanılıyorlar. Meclisin hemen karşısında Merasim Sokak’ta bombalı araçla intihar saldırısı gerçekleştiren teröristin de örgüte katıldığında 16 yaşında bir çocuk olduğunu hatırlatmak isterim. Terör örgütü, sokak eylemlerinde ön saflara ittiği ve hukuki ehliyetsizliklerinden faydalandığı çocukları sabıkalı, aranır duruma gelmeleri hâlinde de örgütün dağ kadrosuna aktarıyor, burada da durumları çok vahim.

Ayrıca örgütün çocuk savaşçı kullandığı uluslararası kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları ve farklı ülkelerin resmî makamlarınca hazırlanan pek çok raporda da yer almakta. Burada sizlerle birkaçını paylaşmak istiyorum:

15 Kasım 2013-Ağustos 2013 tarihli Birleşmiş Milletler raporlarında, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan 2015 tarihli İnsan Ticareti raporunda ve İnsan Hakları İzleme Örgütünün 22 Aralık 2016 tarihli raporunda PKK’nın küçük yaştaki çocukları zorla silah altına alarak çatışmalarda kullandıkları tespit edilmiştir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyinin 13 Ocak 2020 tarihli raporunda ise örgütün askerî operasyonlarda çocukları savaşçı olarak kullanmak üzere saflarına kattığına dair çok sayıda tespit yer almıştır. 15-16 yaş altındaki erkek, kız çocuklarının Halep’te, Haseke’de, Ayn el Arap ve Rakka’da çatışmalara katıldığına dair örnek olaylar belgelendirilmiştir. Komisyon tarafından elde edilen birçok olayda çocukların aktif olarak örgüte alındığı ve savaş alanlarında konuşlandırıldıkları da belirtiliyor. Hatta rapor kapsamında görüşülen bir kişi, on yaşındaki bir çocuğun, silah çok büyük olduğu için AK-47’yi taşıyamayıp sürüklediğine tanık olduklarını da ifade ediyor.”

HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın 26 Ocak 2021 tarihinde meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada Hamza’nın Zap Suyu’nda kaybolduğunu, ailesinin de getirilip HDP Diyarbakır İl Binası önünde oturtulduğunu iddia ettiğini sözlerine ekleyen Yaşar, “Hatta daha ileri giderek ailelere orada oturmaları için para teklif edildiğini söylüyor. Bir annenin acısını ve hasretini hiçe sayan bu açıklamayı yapmak, çocuklarını isteyen, aylardır evlat nöbeti tutan annelere böyle bir iftirayı atmak hangi vicdana sığar.” dedi.

“HDP’li Beştaş suçluları aklamaya çalıştı”

HDP’li Meral Danış Beştaş’ın Diyarbakır Anneleri’nin çabalarını küçümseyip hedef saptırma gayreti içinde olduğunu ifade eden Yaşar, “Uluslararası raporlarla tespit edilmiş bir suçu ve suçluyu gözden kaçırmaya ve aklamaya çalışmıştır. Bu da ayrıca bir suçtur. Tüm bu raporları biz biliyoruz da Sayın Beştaş bilmiyor mu? Gazi Meclisin kürsüsü tüm bu insanlık dışılığın, çocuk kaçırmanın, çocuk savaşçı yetiştirmenin, taciz, tecavüz ve infazların aklanma yeri değildir.” diyerek tepkisini dile getirdi.

Terör destekçisi HDP’li Meral Danış Beştaş’ı mecliste rezil kepaze eden Serap Yaşar sözlerini şöyle noktaladı:

“Milletin vekilinin yeri terör örgütünün, suçun ve suçlunun değil, milletin evlatlarının ve annelerinin yanıdır. Konuşmama burada son verirken hain terör örgütünün şehit ettiği askerlerimize, polislerimize, köy korucularımıza, öğretmenlerimize ve sivil vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, yüce Meclis’i saygıyla selamlıyorum.”

Selahattin Demirtaş’a verilen hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı

Atatürk Havalimanı’nda 2015 yılında yaptığı bir konuşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret eden eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçundan 3 yıl 6 ay hapisle cezalandıran mahkeme, gerekçeli kararını açıkladı.

Bakırköy 46. Asliye Ceza Mahkemesince hazırlanan gerekçeli kararda, “Mahkememizdeki dosya açısından sanık, savunmasında açılan tüm davalarında kendisine yöneltilen suçlamaların ifade özgürlüğü hakkına müdahale teşkil ettiğini, milletvekili olarak görev yaptığı sürede Anayasa’nın 83. maddesinin birinci fıkrasının milletvekillerine sorumsuzluk ve dokunulmazlık korumasını verdiğini, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ifade ettikleri görüşler nedeniyle cezalandırılamayacaklarının öngörüldüğünü ve yine milletvekillerinin fikirlerinin içeriğini Meclis dışında tekrarladığı ve yaydığı durumların da bu koruma kapsamında olduğunu kaydetmiştir.” denildi.

Sanığın üzerine atılı eylemin Türk Ceza Kanunu’nda suç tipi olarak bulunduğu ve karşılığında ceza öngörülen suç olduğu tespitine yer verilen gerekçeli kararda, sanık Demirtaş’ın dava konusu konuşması ile ilgili olarak mahkemede 9 duruşma yapıldığı, bunların 7’sinin aynı hakim tarafından yürütüldüğü ifade edildi.

“Demirtaş somut delil sunmadı”

Sanık Selahattin Demirtaş’ın bizzat mahkemede hazır bulunma taleplerinin defalarca mahkeme tarafından kabul edilmesine rağmen sanığın türlü mazeretlerle duruşmaya katılmadığı, yargılama süreci boyunca sanığın iddiası yönünde bir savunmada bulunmadığı aktarılan kararda, dava konusu konuşmanın milletvekilliği görevi süresince, suç tarihinden önce ifade edilip edilmediği, Meclis’te veya Meclis çalışmalarında ileri sürdüğü (alıntı yapmak suretiyle) aynı ifadeler olup olmadığı konusunda savunması soyut kalmakla birlikte bu konuda herhangi somut bir delili de sunamadığı kaydedildi.

Milletvekillerinin görev süreleri boyunca seçmeni temsil edip onların çıkarlarını savunduğuna yer verilen gerekçeli kararda, şu ifadelere yer verildi:

“Milletvekilinin siyasi görüşlerini ifade etme özgürlüğü elbette güvence altında olmalıdır. Ancak siyasi tartışma özgürlüğü, mutlak değildir. İfade özgürlüğü kapsamında ele alınmalıdır. Neticeten konusu suç teşkil eden eylemler dokunulmazlık zırhına tabi değildir. Nitekim anayasal koruma, milletvekiline bireysel olarak değil, Meclis’e ve Meclis’teki çalışmalarında sorunsuz şekilde yürütebilmesi için güvence sağlayan ayrıcalıktır. Bu açıdan sanık müdafilerinin sunmuş olduğu açıklamalar her ne kadar Meclis çalışmalarında benzer ifadeler kullanıldığı iddiasında bulunmuş iseler de bu açıklamaların dava konusu konuşma içeriği ile birebir aynı olmadığından sanığın eylemin Anayasa 83/1 fıkrası kapsamında yasama bağışıklığı ile korunması mümkün değildir.”

Gerekçeli kararda, sanık Demirtaş’ın iddianameye konu edilen konuşmayı kendisinin yaptığını ikrar ettiği ancak Cumhurbaşkanı ve Başbakanın şahsını hedef almadığını, hükümete yönelik eleştirilerini yaptığını savunduğu aktarılarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) göre ifade özgürlüğünün yokluğu halinde demokratik bir toplumdan söz edilemeyeceği ancak ifade özgürlüğünün de mutlak ve sınırsız olmadığı, bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılmasının hem ulusal hem de uluslararası mevzuatlarda yer aldığı kaydedildi.

“Cumhurbaşkanı Türk milletinin birliğini temsil eder”

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 5 Kasım 2018 tarihli bir kararında, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığına ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerin yapıldığı anlatılan gerekçeli kararda, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre, Cumhurbaşkanı devletin başıdır ve bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk milletinin birliğini temsil eder. Bu nedenledir ki ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçu, kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil, devlete karşı işlenmiş suçlar bölümünde düzenlenerek devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığının korunması amaçlanmıştır. Devlete karşı işlenen suçlardan bir kısmının gerçek mağdurunun makamı temsil eden gerçek kişi olmakla birlikte, devlete ilişkin hukuki yararın korunması, kişiye nazaran daha üstün tutulmuştur.”

Kararda, iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen nefret, ayrımcılık, düşmanlık ile şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadelerin düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmediği ve suç sayılmak suretiyle ceza yaptırımlarına bağlandığı bildirildi.

“Demirtaş’ın sözleri onur, şeref ve saygınlığı rencide edici nitelikte”

Mahkeme, gerekçeli kararında şu değerlendirmelere yer verdi:

“Bir eylemin hukuk düzeni tarafından cezalandırılmaması için, eleştiri hak ve görevi kötüye kullanmamalı, ifadelerde küçültücü, incitici, abartılı sözlerden kaçınılmalıdır. Sayılan ögelerden birinin olması halinde haber verme ve eleştiri hakkından söz edilmeyecek ve eylem hukuka aykırı olacaktır. Siyasiler, üst düzey bürokratlar ile kamuya mal olmuş kişiler, diğer insanlara nazaran ağır eleştirilere daha fazla katlanmak zorunda oldukları demokratik toplumlarda kabul edilmektedir. Ancak hakarete hiçbir kimse katlanamaz. İfade hürriyeti bakımından eleştiri ile hakaret ayrı ayrı değerlendirilmesi gereklidir. Kaba sövme hiçbir koşulda eleştiri olarak kabul edilemez.”

Sanık Demirtaş’ın katılanları açıkça hedef aldığı konuşmasında katılanlara yönelik sözlerinin muhatapların onur, şeref ve saygınlığını tereddütsüz bir şekilde rencide edecek nitelikte olduğu tespitinde bulunulan kararda, yapılan yargılamada hakaret suçunun unsurları oluştuğu kanaatine varıldığı kaydedildi.

Mahkeme, 22 Mart tarihinde yapılan duruşmada, sanık Selahattin Demirtaş’ı, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçundan 3,5 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.

HDP’yle aynı oyu kullandı! İYİ Partili isim utanmadan AK Parti’ye saldırdı

FETÖ’cü ve PKK’lıların devlet kademelerine sızmasının önünü kapatan Güvenlik Soruşturması, Meclis’te içtüzüğe aykırı bir şekilde oylandığı için tekrar edildi. HDP ile aynı oyu veren İYİ Partili Müsavat Dervişoğlu, oylamanın ardından AK Parti’ye çirkin ifadeler kullandı.

TBMM Genel Kurulu’nda muhalefet partilerinin milletvekillerinin içtüzüğe aykırı bir şekilde yaptığı oylamayla reddedilen “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi”nin maddelerine geçilmesine ilişkin oylama, AK Parti’nin girişimleri üzerine yenilendi. Genel Kurul’da, oylamanın yenilenmesine ilişkin TBMM Başkanlığı tezkeresi AK Parti ve MHP oylarıyla kabul edildi. Ardından yapılan oylamayla da teklifin maddelerine geçilmesi kabul edildi. Oylamanın ardından TBMM Genel Kurulu kapanırken, teklifin görüşmelerine gelecek hafta devam edilmesi kararlaştırıldı.

Kamuya ilk kez girecek olan veya yeniden dönecek olanlar için güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması zorunluluğu getiren yasa teklifi, FETÖ’cü ve PKK’lıların devlet kademelerine sızmalarını engellemek için düzenlendi. Muhalefet, bu düzenlemeye ret oyu verdi.

Genel Kurulda terör örgütü PKK’nın siyasi ayağı HDP ile aynı oyu veren sözde ülkücü İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu ise yeniden oylama talebinin millet iradesinin yok sayılması anlamına geldiğini savunarak çirkin ifadeler kullandı. AK Partilileri hedef alan Dervişoğlu şunları söyledi:

Ya dün burada olsaydınız da oy atsaydınız laf atmak yerine daha iyi değil miydi? Siz dün öyle bir gol yediniz ki, yani (eski Fenerbahçeli kaleci) Rüştü’yü futbola başlatsanız kalenizden çıkaramazsınız. Dün burada hiçbiriniz yoktunuz. Bugün buradasınız. Şeref verdiniz. Sizleri o sıcak koltuklarınızdan kaldırıp TBMM’nin çatısı altında buluşturduk ya, alıştığınız bir üslupla söyleyeceğim: Oh… Oh!

Fitne ve Kovid yayıyorlar

Toplumu ifsad eden İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini bir türlü hazmedemeyen CHP’liler, HDP’liler ve başını Mor Çete’nin çektiği marjinal gruplar salgına aldırış etmeden fitne yaymaya devam ediyor.

Sapık LGBTİ dostu CHP, İP ve HDP, aile düşmanı, cinsiyetsiz bir toplum hedefleyen İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine karşı ortalığı karıştırmaya devam ediyor…

CHP’li kadın kollarından eylem

CHP Ankara Kadın Kolları üyeleri, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını protesto etti. CHP İl Başkanlığı önünde toplanan kadın kolları üyeleri, “Yaşasın kadın dayanışması” ve “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” yazılı dövizler taşıdı, “Mor adımlar Ankara’da direniyor” yazılı pankart açtı. Polis tarafından Kızılay 15 Temmuz Milli İrade Meydanı’na kadar yürümelerine izin verilen grup, eylemlerine burada bir süre daha devam etti. Basın açıklaması yapan İl Kadın Kolları Başkanı Ayfer Ayaz, İstanbul Sözleşmesi’nin bir can simidi olduğu iddia ederek, sözleşmeden çekilme kararının kendileri için “yok hükmünde” olduğunu söyledi.

LGBTİ’Lİ pembişlerden İP’e teşekkür

Diğer yandan; Pembe Hayat Derneği üyesi bir grup, İYİ Parti Genel Merkezi önünde toplanarak, İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararını Danıştay’a götürerek iptal talebinde bulunan Genel Başkan Meral Akşener’e teşekkürlerini ilettiler. Grup adına açıklama yapan Beray Göksu Eroğlu, “Bizlerin kararlılığına cesaretle güç veren İYİ Parti ailesine, başta İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener olmak üzere ülkemizdeki LGBT topluluğuna sahip çıkan tüm demokrasi güçlerine teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.

HDP inada devam edecek

Öte yandan; HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ise, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının 1 Temmuz’da yürürlüğe gireceğini belirterek, kararın geri alınması için mücadele edeceklerini söyledi. Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Kerestecioğlu, “İnadına ‘İstanbul Sözleşmesi Yaşatır’ diyeceğiz” ifadesini kullandı.

Biz bu filmi daha önce görmüştük

Türkiye’nin Haçlı’yı ve Siyonisti rahatsız eden her adımı sonrası CHP ve avanesi bayat senaryoları, farklı oyuncular kullanarak yeniden vizyona koyuyor. Yeni Anayasa, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması, Montrö Sözleşmesinin tartışmaya açılması ve Kanal İstanbul’a yönelik kararlı adımlar sonrası yeniden devreye giren şer ittifakı son olarak Tekirdağ’da bir ilkokulun bahçesindeki Atatürk büstüne yönelik saldırı üzerinden iktidara ve mütedeyyin kesime kin kustu. Geçmişteki benzer provokasyonların altından ise hep CHP zihniyeti ve HDP çıkmıştı.

Yeni Anayasa, İstanbul Sözleşmesi’nikaldırılması, Montrö Sözleşmesinin tartışmaya açılması ile Kanal İstanbul’a ilişkin çalışmalar, Batı adına etki ajanlığı yapan devşirmeleri harekete geçirdi. Türkiye’nin gelişmesinden rahatsız olan mandacı zihniyetin sahadaki militanları, AK Parti Hükümetini ve mütedeyyin kitleyi zan altında bırakmak için toplumun sinir uçlarına dokunacak eylemlere hız verdi. Mütareke basını, eğitim kurumlarının bahçelerinde bulunan Atatürk büstlerine yönelik saldırıları, AK Parti Hükümetiyle ilişkilendirse de, geçtiğimiz yıllarda yaşanan benzer hadiselerin tamamının altından azgın azınlığın ta kendisi çıkmıştı.  İşte o manipülatif çarpıtmalardan bazıları:

İmamoğlu’nu tehdit eden CHP’li çıktı

Vizyonsuzluğunu ve beceriksizliklerinden dolayı köşeye sıkışan CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ajans yapımı bir skandala imza atmıştı. CHP’li İmamoğlu, “iktidar medyasının hedef göstermesi sonrası ölüm tehdidi içerikli bir mektup aldığını” iddia ederken, yapılan araştırmada İmamoğlu’nu tehdit eden kişinin CHP üyesi Tuna Görgünoğlu olduğu belirlendi. 

İstanbul Okmeydanı’nda kahvehane basıp, “Bu mahalle de AKP’nin çalışmalarına, propagandalarına geçit vermeyiz. Herkes bunu böyle bilsin” diyerek insanları ölümle tehdit eden DHKP-C’li teröristin, CHP Bahçelievler Gençlik Kolları Üyesi Umut Güney olduğu ortaya çıktı.

Burdur’un CHP’li Yeşilova Belediye Başkanı Mümtaz Şenel ve eşine yönelik silahlı saldırı sonrası CHP’liler ‘Salda’ gölü üzerinden hükümeti suçladı. Yeşilova ilçesinde Belediye Başkanı Mümtaz ile eşi Fatma Şenel, 20 Nisan’da kendilerini polis olarak tanıtan kişilerin silahlı saldırısında yaralandı. Söz konusu saldırının CHP’li başkanın Salda Gölü’nün korunmasına yönelik çalışmalarından dolayı olduğunu iddia edilerek, büyük bir algı operasyonu yürütüldü. Saldırının ise bir otel ruhsatının iptalinden kaynaklandığı ortaya çıktı.

Gezi Parkı olayları sürecinde kendisini müftü karısı olarak tanıtan ve sözde isyan ederek o dönem Başbakan olan Erdoğan’ı istifaya çağıran Gül Taşlı Cenal’ın, CHP’li Burhaniye eski ilçe başkanının karısı olduğu ortaya çıktı.

İBB’den gıda yardımı kolisi alan ve “İşsizim. Büyükşehirden başka gelen olmadı. İlk defa kendimi bu ülkenin vatandaşı gibi hissettim” şeklindeki ifadeleriyle duyar kasan Ali Genlik’in gerçekte lüks bir hayat sürdüğü belirlendi. Seçim döneminde ailecek Ekrem İmamoğlu’na çalışan sözde fakir Genik, lüks mekanlarında günü gün ederken görüntülendi.

CHP yapımı son organizasyonda ise CHP Genel Merkezi önünde düzenlenen emeklilerle ilgili bir programda kürsüye çıkarılıp, “Torunlarıma süt alamıyorum” şeklinde açıklama yaptırılan Yıldız Bacıoğlu’nun alkol masasındaki fotoğrafları ortaya çıktı. Üstelik parasını “aslan sütüne” yatıran CHP’li Bacıoğlu’nun torunu bile yoktu.

Senaryolar ellerinde patladı

Sanatçıların baskı altında olduklarının iddia edildiği bir dönemde Müjdat Gezen Sanat Merkezi kundaklanmıştı. Gezen, “AKP’liler tarafından tehdit ediliyorum” diye yaygara koparırken, saldırganın Mehmet Ali Aligül isimli CHP üyesi bir  alkolik olduğu ortaya çıktı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya alçakça sözler sarf eden terörist sever Barış Atay’ın, Kadıköy’de bar çıkışı saldırıya uğramasının faturası hükümete kesildi. Gerçek ise çok geçmeden anlaşıldı. Evli bir kadınla barlarda düşüp kalkan Atay’ın, olayın duyulmaması için iktidarı ve Süleyman Soylu’yu hedef aldığı öğrenildi.

Türkiye’yi aldatmaya çalışırken rezil olan bir diğer isim de Nevşin Mengü. Solak gazeteci Nevşin Mengü, Mart 2018’de kardeşinin polisler tarafından kaçırıldığını ve darp edildiği yalanını söyledi. İstanbul polisi, olayın tamamen senaryo olduğunu tespit etti.

Her seferinde ifşa oldular

Boş çerçevesi ile ünlü Bedri Baykam, Beşiktaş Akatlar Kültür Merkezi’nde 2011 yılında yapılan bir toplantı çıkışında bıçaklandı. “Aydınlar susturuluyor, şeriat geliyor” kara propagandası yürütüldü. Olay alacak davası çıktı.

“Gözaltına alındı, infaz edildi” yaygarası koparılan DBP Şırnak İl Yöneticisi Hurşit Külter’in Emniyet’te gözaltına alındıktan sonra aylar boyunca haber alınamadığı iddiası, Külter’in PKK saflarına katıldığının deşifre olmasıyla yıkıldı. 

AYM’den flaş Gergerlioğlu kararı! Reddedildi

Kocaeli 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, Ömer Faruk Gergerlioğlu‘nun Twitter paylaşımı nedeniyle 2018’deki kararında “PKK propagandası” suçundan iki yıl altı ay hapis cezası vermişti. İstinafın kararı hukuka uygun bulmasının ardından dosyayı değerlendiren Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, 19 Şubat’ta cezayı onamıştı. Bunun üzerine, dokunulmazlığı bulunan Gergerlioğlu için hazırlanan fezleke 11 Mart’ta Meclis Başkanlığı’na gönderilmişti. Kararın 17 Mart’ta da TBMM’de okunmasıyla, Gergerlioğlu’nun vekilliği düşmüştü.

Meclis’te gözaltına alındı

Anayasa Mahkemesine (AYM) itirazda bulunan Gergerlioğlu, karar açıklanana kadar Meclis’ten ayrılmayacağını söylemişti.

Ancak HDP’li isim, ilerleyen günlerde polis tarafından TBMM’den çıkartılmıştı. Meclis’te gözaltına alınan Gergerlioğlu, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı.

AYM itirazını reddetti

Anayasa Mahkemesi (AYM), HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesinin iptali istemiyle yapılan başvuruyu yetkisizlikten reddetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dua, CHP-HDP ittifakına beddua! Acılı aileler yeniakit.com.tr’ye konuştu

Diyarbakır’da terör örgütü PKK tarafından kaçırılan çocuklarının bulunması için HDP il binası önünde oturma eylemi yapan aileler, yeniakit.com.tr aracılığıyla siyasilere seslendi. “Kemal Kılıçdaroğlu, insan haklarından ve demokrasiden bahsediyor fakat bizleri bir kez dahi olsun hiç aramadı.” diyen aileler, HDP/PKK ile FETÖ birleşti ve çocuklarımızı bizden alıp kopardılar, dağa çıkardılar. CHP/HDP ittifakına lanet, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun.” açıklamasında bulundu.

MUHAMMED SEYİTOĞLU / ANKARA

HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önündeki evlat nöbetinde 575 gün geride kaldı. Türkiye’nin dört bir yanından büyük destek alınan acılı aileler yeniakit.com.tr’ye konuştu.  

“HDP ve PKK’nın kirli yüzünü görsünler”

Oğlu Roşat Çiftçi’nin 5 yıl önce terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırıldığını ve büyük oğlu 4 çocuk babası Sami Çiftçi’nin de (21) terör örgütüne destek vermediği gerekçesiyle kaçırılarak şehit edildiğini söyleyen Necibe Çiftçi, “Küçük yaştaki oğlumu dağa kaçıran HDP ve PKK’nın kirli yüzünü görsünler.” dedi. 

“Asıl Kürtler HDP Diyarbakır binası önünde! Bizim çocuklar üzerinden yaşamlarını sürdürüyorlar”

 HDP önünde evlat nöbetini sürdüren baba Şevket Bingöl de yeniakit.com.tr’ye şunları söyledi:

“Benim çocuğum 14 yaşındayken HDP Arnavutköy teşkilatı tarafından dağa kaçırıldı. İstanbul’dan HDP Diyarbakır binasına getirdiler ve buradan dağa kaçırdılar. Bunların biz Kürtlere yaptıklarını gavur yapmıyor çünkü bunlar Ermeni davasını sürdürüyor, Kürt davası değil. Eğer bunlar Kürt olsaydı bugün bizim çocuklarımızı getirerek bize teslim ederlerdi. Bizim çocuklarımızın gölgesinde yaşıyorlar, bunlar şimdi Kürt mü? Ermeni davasını sürdürüyorlar, çıksınlar ve bize bir cevap versinler. HDP’li milletvekili TBMM’de çıkıp ‘Kürt davası yapıyoruz’ diyorlar, hangi Kürtün davasını yapıyorlar? Bakın asıl Kürtler HDP Diyarbakır il binası önündeki ailelerdir. Asıl canları yanan buradaki ailelerdir. Onların çocukları Avrupa ya da başka ülkelerde okuyorlar ve bizim çocuklar üzerinden yaşamlarını sürdürüyorlar.”      

“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun”

CHP-HDP ittifakına sert tepki gösteren acılı baba Şevket Bingöl sözlerini şöyle sürdürdü:

“HDP ile CHP aynı görüşleri taşıyorlar, bunların birbirinden hiçbir farkları yok. CHP’den de hiçbir umudum yok. Bizim çocukları getirsinler ve ne halleri varsa görsünler. Allah’ın izniyle bu vatanı da bu bayrağı da bölemeyecekler. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan Allah razı olsun.”    

“Kürt oluşumuzla gurur duyuyoruz! HDP Kürtlere zulmediyor”

Diyarbakır HDP önündeki eylemini sürdüren acılı babalardan Celil Bektaş ise, “Ramazan ayında benim oğlumu HDP Diyarbakır binasına getirdiler. O gün bu HDP binasına geldim ve oğlumu sordum ama bana ‘burada değil’ dediler fakat çocuğum içerideymiş, bana söylemediler. Bunlar (HDP), Kürtlere zulüm yapıyorlar, Kürtlere yönelik soykırım yapıyorlar. Biz Kürt oluşumuzla gurur duyuyoruz.” dedi. 

“Kılıçdaroğlu insan haklarından ve demokrasiden bahsediyor ama…!”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na seslenen acılı baba Celil Bektaş, sözlerini şöyle tamamladı: 

“Kemal Kılıçdaroğlu bir insan olsaydı, kendisinde bir vicdan olsaydı bırak buraya gelmeyi bize bir telefon açardı. Kılıçdaroğlu, demokrasiden, insan haklarından bahsediyor ama onlar için böyle bir şey yok.”  

“Bütün dünya HDP’nin gerçek yüzünü görsün”

Evlat nöbetini sürdüren bir başka isim Abdullah Demir ise, FETÖ/HDP ittifakına yaşadığı olaylarla dikkat çekti. “Bütün dünya HDP’nin gerçek yüzünü görsünler” diyerek sözlerine başlayan Abdullah Demir, “Bizim ölümümüz HDP Diyarbakır il binası önünde olacaktır, buradan hiçbir yere gitmiyoruz. Çocuklarımıza kavuşana kadar buradan ayrılmayacağız.” şeklinde konuştu.    

“HDP/PKK-FETÖ işbirliği ile çocuğumu dağa kaçırdılar”

PKK ile FETÖ işbirliğiyle çocuğunun dağa kaçırıldığını söyleyen Abdullah Demir, “Benim çocuğumu alıp önce HDP Diyarbakır binasına götürdüler ve oradan da Lice’deki PKK’nın kampına götürdüler. Ben çocuğum kaçırıldıktan hemen sonra Lice’ye gittim ve bana orada ‘çocuk elimizdedir fakat size vermeyeceğiz’ diyerek silahla beni tehdit ettiler. O yaşadıklarımın ardından ilçedeki jandarma komutanının yanına giderek durumu anlattım. Jandarma komutanı bana ‘ben biliyorum orada olanları, ben yukarıdan emir bekliyorum’ dedi. Şimdi o jandarma komutanı FETÖ’cü çıktı ve şuan cezaevinde bulunuyor. HDP/PKK ile FETÖ birleşti ve çocuklarımızı bizden alıp kopardılar, dağa çıkardılar. Bütün siyasiler artık bu anaların sesini duysunlar.” şeklinde konuştu.    

Evlat nöbetindeki babadan HDP’ye rest: Ya ölüm ya istiklal

Çocukları dağa kaçırılan ailelerin Diyarbakır’daki HDP İl Başkanlığı önündeki eylemi aralıksız devam ediyor. Nöbetteki ailelerden biri olan Salih Gökçe, “Eylemimde de kararlıyım. Canımı ortaya koymuşum, ölümden de asla korkmuyorum. Ya ölüm ya istiklal, çocuğumu bana getirene kadar ben buradan gitmeyeceğim. Oğlum beni görüyor ve izliyorsa kaçıp teslim olmasını istiyorum. Gelip devletin şefkatli kollarına teslim olsun” dedi.

Çocuklarının terör örgütü PKK mensupları tarafından dağa kaçırıldığı iddiasıyla 3 Eylül 2019’dan bu yana farklı kentlerden Diyarbakır’a gelerek HDP il binası önünde oturma eylemi başlatan ailelerin umutlu bekleyişi 571’inci gününde devam ediyor. Ağrı’nın Taşlıçay ilçesinde çiftçilik yapan Salih Gökçe‘nin 20 yaşındaki oğlu Ömer, 2015 yılında İstanbul’da inşaat işçisi olarak çalıştığı sırada terör örgütü PKK tarafından kandırılarak Suriye’ye götürüldü. 

“Dağdakiler gelip, şehirdeki çocukları götüremezler”

PKK ve HDP’ye ateş püsküren baba Gökçe, “Ben oğlumu HDP’den istiyorum. HDP benim oğlumu götürmüş ise getirsin bana teslim etsin. HDP benim oğlumu vermeden ben buradan kalkmayacağım. Ben her defasında söylüyorum, dağdakiler gelip, şehirdeki çocukları götüremezler. HDP götürüyor PKK’ya teslim ediyor. Bilmiyorum benim çocuğum hangi mağarada, yağmur, karda, ölü mü sağ mı benim haberim yok. Oğlumu istediğim yer HDP’dir, HDP çıksın burada bana bir açıklama yapsın. Tek isteğimiz çocuklarımızdır. Benim çocuğumu bana getirsinler bana dünyayı vermiş gibi olurlar. Eylemimde de kararlıyım. Canımı ortaya koymuşum, ölümden de asla korkmuyorum. Ya ölüm ya istiklal, çocuğumu bana getirene kadar ben buradan gitmeyeceğim. Oğlum beni görüyor ve izliyorsa kaçıp teslim olmasını istiyorum. Gelip devletin şefkatli kollarına teslim olsun” dedi.

HDP’yi savunanlar buna ne diyecek? PKK ile 3 bin TL’ye çocuk pazarlığı!

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 609 sayfa ve 20 ek klasörden oluşan HDP’nin kapatma davasıyla ilgili iddianameyi AYM’ne gönderdi. HDP’li yöneticiler ve milletvekilleriyle ilgili soruşturma dosyaları ve parti binalarında ele geçirilen PKK’ya ilişkin materyallerin aralarında bulunduğu birçok delilin de yer aldığı iddianame eklerinden HDP’nin PKK’ya sattığı çocukların ifadeleri çıktı.

HDP teşkilatlarınca çocukların-gençlerin kandırılıp ailesinden koparılarak PKK’ya kaçırıldığının belirtildiği iddianamenin eklerinde bununla ilgili örneklere de yer verildi. HDP ile silahlı terör örgütü PKK-KCK arasındaki organik bağın gözler önüne serildiği olayda, Hakkari 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nden 2021 yılı itibarıyla örgütten kaçarak teslim olan PKK üyesinin ifadelerine yer verildi.

Silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan yargılanan sanık E., HDP aracılığıyla dağa götürülme sürecini bütün detaylarıyla anlattı. PKK-KCK’ya katılmak üzere bir arkadaşı ile birlikte HDP’nin Van Erciş ilçe teşkilatına gittiklerini, parti binasında görüştükleri kişiler tarafından Hakkari’nin Derecik ilçesine götürüldüklerini belirten örgüt üyesi “Buradan sınırı geçerek Şıh isimli bir şahsa teslim edildik. Örgüt üyesi bizi teslim eden partiliye 3 bin lira verdi. Daha sonra Şıh isimli PKK’lı, arkadaşım ve beni Irak’ın kuzeyinde bulunan örgütün kampına götürdü. Burada 150-160 kişiye yakın örgüte yeni katılan çocukların bulunduğunu gördüm. Bir müddet sonra pişmanlık duyup eğitim kampından kaçmayı başardım” dedi.

Adıyaman 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nde silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılanan sanık H. ise savunmasında PKK-KCK’ya Mardin’in Mazıdağı HDP İlçe Teşkilatı aracılığıyla katıldığını anlattı. İddianamede, yaşanan olaylardan anlaşıldığı gibi, HDP’nin PKK tarafından eleman temini için paravan olarak kullanıldığı belirtildi.

İddianamede HDP’lilerin örgütsel eylemleri de tek tek anlatıldı:

*HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız, PKK’ya verilmek üzere Suriye’den getirilen ağır silahları teslim alacak kuryeyi buluşma noktasına götürdü. Kurye ve silahlar teslim etmek isteyen kişi emniyet güçlerince gözaltına alınırken Şırnak milletvekili Sarıyıldız’ın dokunulmazlığı dolayısıyla gözaltına alınamadığı olayda, 3 roketatar, 4 adet M-16 otomatik tüfek, 25 el bombası ve 2000 mermi ele geçirildi.

*HDP’li Ferhat Encu, Nursel Aydoğan, Besime Konca ve Mizgin Irgat Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının, birliğinin, bütünlüğünün sembolü olan TBMM’de bölücübaşı ve PKK lehine slogan atarak sözde gerilla marşını okudu.

* Behçet Yıldırım, Çağlar Demirel, Sait Taycı, Kıznaz Türkeli, Abdullah Zeydan, Mehmet Emin Adıyaman, Osman Karabulut, terör örgütü üyelerinin yakalanmasını önlemek amacıyla operasyon bölgelerinde toplanıp canlı kalkan oldu. Operasyonları engelleyerek teröristlerin kaçmasını sağladı.

*Baran Nayır, terör örgütünün dağ kadrosunda yer aldı.

*Mahfuz Güleryüz PKK–KCK silahlı terör örgütlerine yakın duran ailelerden terör örgütü adına para temin etti. Toplanan paralar ile terör örgütü adına faaliyet yürüten mensuplarının aileleri ile terör suçlarından tutuklu-hükümlü örgüt üyelerinin ailelerine yardım edildi.

*Yerel ve genel seçimler öncesi parti üyeleri, bölge halkı üzerinde HDP’ye oy vermeleri yönünde baskı oluşturdu. HDP’li Hasan Safa, yapılan baskılara direnen vatandaşları kırsalda faaliyet gösteren terör örgütü mensuplarına şikayet etti. Bazı vatandaşların kırsalde kurulan sözde adalet komisyonu adlı mahkemede cezalandırılmaları için götürdü.

*Belediye başkan adayları Nilüfer Elik Yılmaz, Gülüstan Öncü, Nalan Özaydın, Mülkiye Esmez, PKK/KCK terör örgütü tarafından belirlendi. Seçildikten sonra iş ve işlemlerinin terör örgütü mensuplarınca yönetildi ve denetlendi.

*Ahmet Türk’ün Belediye Başkanlığı döneminde, PKK’nın talimatıyla belediyede çalışanlardan örgüte destek için zekat adı altında para toplandı.

Belediye çalışanlarının haberi olmadan çalışmadıkları halde fazla mesai ücreti yazılıp bunu da çalışanın haberi olmadan terör örgütüne aktarıldı. Belediye avukatları da PKK-KCK operasyonlarında yakalanan terör örgütü mensubu kişilerin müdafiiliği ile görevlendirildi.

*HDP’li Ahmet Selçuk Mızraklı, çalıştığı hastanede çatışmalarda yaralı olarak getirilen terör örgütü militanlarını kayıt dışı olarak tedavi etti. Terör örgütüne ve üyelerine yardım ederek örgütün çağrısı üzerine açlık grevine katıldı.

*HDP’li Remziye Tosun, teröristlerin isimlerinin verildiği mezarlıklar inşa etti. Terörist cenazelerinin belediyeye ait araçlarla taşıdı. Yaralı teröristlerin tedavisi ile ilgilendi.

*Bir kısım milletvekilleri PKK’nın Cudi kampında silah ve ideolojik eğitim aldı. Eğitimi başarı ile tamamlayamayanlar milletvekili adayı yapılmadı.

*HDP üyelerinden bazıları terör örgütü PKK’ya eleman kazandırma faaliyetinde bulundu. Bir çoğu silahlı eğitim aldı. Kod adlarının bulunan parti üyeleri, Hendek olayları sırasında örgüt adına silahlı nöbet tuttu. Firmalardan alınan ihalelerin bedelleri de yüksek gösterilerek aradaki farkı PKK/KCK terör örgütüne aktarıldı.

*HDP Milletvekili Gülser Yıldırım, güvenlik güçleri ile çatışmadaki PKK’lı teröristlerle cep telefonuyla görüştükten sonra teröristin verdiği talimat sonrasında beraberindeki grupla operasyon bölgesine gidip canlı kalkan oldu.

*HDP’li Tuna Aydın, Zeliha Kocaman, Fırat Keser, terör örgütü tarafından kırsal alana elaman aktarılması faaliyetinde görevlendirildi.

Son dakika haberinin ayrıntılarına göre Bu eylemleri gerçekleştiren kişilerin sıradan kişiler olmadığının altının çizildiği HDP kapatma davası iddianamesinde, partinin genel başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları ve merkez organlarında görev alan yöneticilerinin zamanlarının önemli bir kısmını terörist cenazelerine katılmak, teröristlerin tedavileri ile ilgilenmek, onları ve yakınlarını işe yerleştirmek, PKK’ya silah temin etmek gibi eylemlere harcadığı belirtildi.

Kaynak: Sabah