Filistin

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Filistin

“Bu tarihi bir karar” diyen Cihat Yaycı’dan Filistin bombası! “Türk askeri…”

Türkiye Cumhuriyeti ile Filistin Devleti arasında Güvenlik İş Birliği Anlaşması Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yürürlüğe girdi. Anlaşmayı “tarihi bir karar” olarak yorumlayan emekli amiral Cihat Yaycı çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Ekim 2018 tarihinde Filistin yönetimi ile yapılan Güvenlik ve İş Birliği Anlaşmasını resmen onayladı. Resmî Gazete’de yayımlanana kararı müstafi Amiral Cihat Yaycı değerlendirdi. Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi Başkanı olan Yaycı “Bu karar, her açıdan tarihî öneme sahip. Varılan mutabakat çerçevesinde Türk askeri Filistin’e gidebilir. Aynı zamanda Filistin ile yapılabilecek Deniz Yetki Anlaşması için de zemin teşkil edebilir” dedi.

Emekli asker “Mevcut anlaşmaya göre taraflar kendi imkânları çerçevesinde suçu önleme, bastırmak ve suç soruşturmalarını yürütmek için iş birliğinde bulunacak. Anlaşma Türk Sahil Güvenlik ve Jandarma birimlerinin Filistin’de eğitim amaçlı görev yapmasını mümkün kılıyor. Benzer biçimde Filistinli güvenlik görevlilerinin de Türkiye’de eğitimi mümkün. İsrail’in 70 yıllık kuşatma ve Filistinlileri bütün dünyadan soyutlama politikalarına karşı bu uygulama güçlü bir mesaj niteliği taşıyor. Filistin’e yönelik ablukayı kırma özelliği yanında Filistin halkının geleceği açısından da son derece kıymetli bir adım atılıyor” ifadelerini kullandı.

Filistin ile yapılan Güvenlik ve İşbirliği anlaşmasının Akdeniz’i kapsayacağını aktaran Cihat Yaycı “Bu süreç doğal olarak iki ülkenin deniz yetki anlaşmasını getirecek. Kıbrıs Rum yönetimi ve Lübnan’ın karasularında çok büyük gaz ve petrol rezervleri var. Lübnan Münhasır Ekonomik Bölge sınırlarında yer alan Kariş bölgesi ve 9 Blok dâhil bütün alanda saklı rezervlere İsrail tek başına el koyuyor. Kıbrıs Rum Kesimi ile birlikte bölge doğalgaz, gaz hidrat ve petrol yatakları açısından çok zengin. Filistinlerin bütün bu rezervlerde hakkı var ve yok sayılıyor. Türkiye’nin Filistin ile yapacağı deniz yetki anlaşması bu ihlalleri de önemli ölçüde ortadan kaldıracaktır” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin hamlesinin özellikle İslam ülkeleri tarafından desteklenmesi gerektiğini kaydeden Yaycı, sözlerini şöyle tamamladı: İsrail’deki siyasi kriz ve hükûmet değişikliği süreçleri ile son dönem yaşanan çatışma olayları çok önemli gelişmelerdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anlaşmayı imzalama ve yürürlüğe giriş takvimi bu yönü ile de oldukça manidar. Özellikle petrol üreticisi İslam ülkeleri, İslam İş Birliği Teşkilatı ve Arap Ligi’nin Birleşmiş Milletler (BM) düzeyinde baskın rol oynaması gerekiyor. İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği işgal ve suiistimallere karşı petrol üzerinden verilecek güçlü tepki bütün dünya enerji piyasasını kilitleyebilir. Ardından Türkiye’nin açtığı yoldan İsrail ablukası ve Filistin gerçeği çok başka bir boyut kazanır.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Kudüs Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü İsmail Taşpınar da kararı değerlendirdi. Bu anlaşma ile bölgedeki denklemlerin değişeceğini söyleyen Taşpınar, şöyle dedi: “Karar, uzun zamandır abluka altında olan Filistin halkına yeni bir dinamizm kazandıracak. Ancak Türkiye’nin atacağı bu adımlar bölgedeki diğer ülkelerin yönetimleri tarafından da desteklenmeli. Bu anlaşmaya bölgedeki diğer paydaş ülkeler de dâhil edilmeli. Ayrıca BM’nin Filistin Devleti ve halkının güvenlik ve refahına dair almış olduğu kararlar, UNESCO üyeliği, BM’de Gözlemci Statüsü’ne sahip olması, beraberinde Uluslararası Ceza Mahkemesine başvuru hakkı elde etmesi gibi hususlardan sonra bu tür girişimler diplomatik açıdan önemli bir adım. Benzer adımların diğer bölge ülkeleri tarafından da atılması bölge barışı açısından çok önemli.

‘Filistinliler toprak sattı’ kara propagandasına inanmayın!

“Filistin’de ortalama sadece % 1-1,5 arası bir toprak satışı gerçekleştiğini söyleyen, Gazzeli gazeteci Mohammed AbuTaqiya, “Bu mesele bir kara propaganda olarak kullanıldı. Diğer Müslümanları bu davadan uzak tutmak için ortaya atıldı. Maalesef, buna inanan kardeşlerimiz var. İslam dünyası tüm gücüyle Filistin’deki direnişi desteklemeli ve sahip çıkmalıdır” dedi.

Yahudiler, Filistin meselesini onlarca yıldır hâkim oldukları medya gücü sayesinde istedikleri gibi dünyaya anlattılar. Son direnişte sosyal medya vesilesiyle Filistinliler kendilerini anlatma imkânı buldular. Özellikle Türkiye’de eğitim görmüş Filistinliler, Türk halkına anlık bilgiler aktardı. Bu çabalar Türkiye’de gündemin belirlenmesinde etkili oldu. Ayrıca Türkiye’de yaşayan Filistinli gazeteciler de önemli bir misyon yürüttü. Kurdukları Filistin Medya Derneği aracılığıyla sağlıklı haber akışı sağladılar. Biz de ateşkes sonrası Filistin’deki son durumu Gazzeli gazeteci ve FİMED Yönetim Kurulu Üyesi Mohammed AbuTaqiya ile konuştuk.

Öncelikle derneğinizin kuruluş amacıyla başlayalım. FİMED hangi gayeyle kuruldu?

– Derneğimizin amacı Kudüs ve Filistin hakkında i doğru bilgileri ve gelişmeleri Türkiye’ye aktarmak için kurulmuştur. Medya kuruluşlarına yönelik çalışmalarımız vardır. Türkiye’de okuyucu için sağlam bir kaynak oluşturmak istiyoruz. Yaklaşık bir sene içinde ciddi medya kuruluşlarıyla irtibatımız oldu. Daha da güçlendirmek istiyoruz. Güzel bir noktaya geldiğini de söyleyebilirim. Türkiye’de gençler ve aktivistlerle iyi bağlantılarımız var. Bütün bu çalışmaların amacı Türkiye’nin Filistin’e olan sevgisini güçlendirmek ve daha iyi adımlar atmak için yapmaktayız.

“Filistin’deki insanların iradesi onlara ders oldu”

Gazze, işgalcilere karşı başarılı bir şekilde direnerek Siyonistleri ateşkes yapmaya mecbur bıraktı. Ateşkes hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

– Kanaatim, bundan sonra işgalciler tarafından yeni saldırı olursa direniş yeniden Kudüs’ü savunacak. İşgalciler böyle bir karşılık geleceğini öngörebilseydi şayet böyle bir adım atmazdı. İşgalciler saldırıyı başlatmadan önce birkaç devlet ile normalleşmeye girmesi, Trump tarafından Kudüs’ün başkent kabul edilmesi, Biden açısından bu durumun sorun teşkil etmemesi onları rahatlatmıştı. Lakin Filistin’deki insanların iradesi onlara ders oldu. Gazze’de büyük bir yıkım var. İşgalciler bunu bir şantaj olarak kullanabiliyor. Zaten böyle bir konudan bahsedilmeye başlandı. İşgalcilerin esir askerleri teslim edilmeden Gazze’ye malzeme göndermeyeceğini söylüyor. Zaten işgal devleti şart koşacak bir durumda değil. Gazze’deki yıkılmış evler ister istemez yapılmaya başlanacak.

İşgalciler yeniden saldırıya geçerse direniş grupları nasıl bir tepki verir?

– Direniş, ateşkes oldu bu süreç bitti diye zaten uyumaya gitmeyecek. Yeniden mühimmat üretmeye devam edecekler. Çünkü işgalcilerin yeniden saldıracaklarını biliyorlar. Bu işgalin mantığının saldırmaktan ibaret olduğunun farkındalar. Halk direnişi zaten devam ediyor. Eğer işgalciler sözleşmeye uymazsa yeniden direniş’in güçlü müdahalesiyle karşılaşacak.

Arap dünyası Kudüs meselesine nasıl yaklaşıyor?

– Şöyle düşünüyorum ki; çoğunluğun yaptığı hesaplama Filistinlilerin bu mücadelede muvaffak olamayacağıdır. Bu yüzden bir destek yok gibi. Lakin bu mesele sadece Filistinlilere ait değildir. Kudüs bütün Müslümanların ilk kıblesidir. Ne yazık ki ne Arap ne de İslam dünyasından gelen tepkiler kâfi değildir. Hatta bazı tepkiler utanç vericidir. Üstelik bazı ülkeler İsrail ile normalleşme anlaşmaları yapmak istediler. Ama bunlar tırnak içinde normalleşme anlaşmalarıdır. İhanete varan bir durum söz konusu. Bu da işgalcilere ayrı bir güven vermiştir. Arap ülkelerine girmeye başladıkları için onların sesinin çıkmayacağını bilmektedir.

Arap devletleri ihanet etse de halklar Filistin’i destekliyor değil mi?

– Evet burada halklar ile rejimler arasında farklılık vardır. Rejimler ne kadar halkları zehirlemeye uğraşırlarsa uğraşsınlar halkların gönlü hâlâ Filistin’de atmaktadır. Halk, yarın öbür gün kendisine düşen görev ne ise yerine getirecektir. Ve bu rejimlerin istedikleri gibi gözlerini kapatmayacaktır.

Filistin nasıl özgürleşir, nasıl bir strateji olmalıdır?

– “Filistin bana ait değil bir toprak değildir. Tüm Müslümanlara aittir. Kanla alınmıştır ancak kanla geri alınır.” 2. Abdülhamid’in bu cümleleri çok anlamlıdır. Güçle, katliam yaparak, yüzlerce köy ve şehir yok edilerek işgal edilmiş bir topraktır.

Gazze direnişinde Kassam Tugayları öne çıktı. Kassam Tugayları hakkında bilgi verir misiniz?

– Kassam Tugayları, Filistin Direniş Harekâtı’nın askeri kanadıdır. Filistin’i özgürleştirmek için kurulmuştur. Hamas, 1986 yılında kurulmadan önce de faaliyetleri vardır. Farklı adlarla askeri çalışmalar yapıldı. 1992 yılında 1. yazılı açıklamanın akabinde yapılan bir askeri operasyon sonrası bu isim ortaya çıkmıştır. Kassam Tugaylarının tek hedefi, 1948 yılında işgal edilmiş toprakları geri almak ve Filistin’i özgürleştirmektir. Bütün güçleriyle bu amaç için çalışmaktalar. Direniş faaliyeti gösterdiği bölge sadece Filistin içindedir. Filistin olarak kast edilen bölge 27 bin kilometrekare olan kara bölgesi ile nehirden denize kadar bölgededir. Filistin, bütün şekillerle işgalcilere karşı direniş göstermektedir. Bunlardan birisi de askeri biçimidir. Semavi dinlere göre ve uluslararası makamlar tarafından verilen hukuka göre direniş göstermek bir haktır. İşgal altında bulunan bir halkında hakkıdır, direniş göstermek. Kassam Tugayları, sapanla taş atarak bu mücadeleye başladılar. Ve şimdi kendilerini geliştirerek bu seviyeye geldiler. Halk içinde büyük bir saygınlıkları vardır.

Dünya medyası, Filistin olayları karşısında nasıl bir konumda yer alıyor?

– Dünya medyası, Batı’nın zihniyetine ekseninde şekillenmektedir. Hepimiz biliyoruz ki medyanın gücü işgalcilerin elindeydi. Siyonistlerin elindedir yani. İsrail’in ürettiği kara propagandayı kullanıyorlar. Filistinlilere yönelik bir şey olduğunda ise görmezden geliyorlar. Saldırılara karşı, Filistinliler herhangi bir karşılık verdiğinde “suçlu, hatalı” imajı vermeye çalışıyorlar.

“Filistin’e desteğimizi devam ettirmeliyiz!”

Bu direnişte Filistin davası sosyal medyada etkili bir şekilde işlendi. Sosyal medyanın kullanımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

– Medya bizi haber yapmıyordu ama sosyal medyanın gücüyle dünya medyası yeni döneme geçmeye başladı. Ayrıca sosyal medya Filistinliler için de doğruları dış dünyaya anlatmak için çok iyi bir fırsat olmuştur. Halkı medyanın esaretinden kurtarmıştır. Tam manasıyla olmasa da artık Filistinlilerin de haklı olduğunu yavaş yavaş anlatmaya başlıyorlar. Hatta geçen gün Fransa’da onbinlerce kişi Filistin için protesto yürüyüşü yaptı. Hakeza Şikago’da benzer bir protesto gerçekleşti. Bunu Türkiye’de de gördüm. Türk gençleri Twitter’da İngilizce olarak Filistin hakkında ki gerçekleri göstermeye çalışıyorlardı. Bunlardan dolayı çok mutluyuz. Bunlara devam edilmesine ve bunu sistemli ve düzenli yapmaya davet ediyorum. Sadece olaylar olduğunda değil, uzun vadeli olarak bunu devam ettirmeliyiz. Filistin’e desteğimizi devam ettirmeliyiz!

“Kara propagandalara inanan kardeşlerimiz var”

Filistinliler topraklarını sattılar diye kara bir propaganda var bu hususta ne dersiniz?

– Yabancı kaynakların ve İngilizlerin yaptıkları araştırmaları incelediğimizde ortalama sadece % 1-1,5 arası bir toprak satışı gerçekleşmiştir. Bu mesele de bir kara propaganda olarak kullanıldı. Diğer Müslümanları bu davadan uzak tutmak için ortaya atıldı. Maalesef, buna inanan kardeşlerimiz var. Ama bize düşen ise kardeşlerimizi doğru bilgiyi aktarmaktır. Filistin işgali acıyla başlamıştır ve acıyla bitecektir. Nasıl işgal edildiyse öyle özgürleştirilecektir. Bunun içinde ciddi adımlar atılmaktadır. İslam dünyası da gücüyle Filistin’deki direnişi desteklemeli ve sahip çıkmalıdır.

İsrail katliamları sürerken Yunanistan’da Filistin paniği! Türkiye anlaşma imzalar diye…

Yunan medyasına göre Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, dün İsrail ve Filistin’e gerçekleştirdiği ani ziyaretleri, Türkiye’nin Kasım 2019’da Libya ile imzaladığı deniz yetki anlaşmasının benzerini Filistin ile de imzalaması endişesi yüzünden kararlaştırdı.

Ayrıca Yunan medyasındaki habere göre Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el Maliki, Ramallah’da Yunan Dışişleri Bakanı Dendias ile görüşmeyi de reddettiği öğrenildi.

Atina’da teyakkuz

Yunan Kathimerini gazetesi, “Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, bu ziyaretleri muhtemel olumsuz gelişmeleri önleyebilmek için yapıyor. Zaten Atina, Türkiye ile Filistin arasında deniz yetki sınırlarının belirlenmesine ilişkin anlaşma imzalanması ihtimali karşısında bir süredir ‘teyakkuz’ durumunda. Filistinlilerin haklarını en fazla savunan ülke olan Türkiye’nin, Filistin yönetimine Doğu Akdeniz’de anlaşma imzalaması için baskı yaptığı biliniyor” diye yazdı.

Yunan Ta Nea gazetesi ise “Türkiye ile Filistin arasında bir anlaşma olasılığı, Atina’nın reflekslerini harekete geçirdi” ifadesini kullandı.

Kahire’ye ziyaret

Yunan medyasında ayrıca Türkiye ile Filistin arasındaki bir anlaşmanın, Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetiminin yanı sıra, İsrail’in de Akdeniz’deki çıkarlarına zarar vereceği iddia edildi. Dendias, Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şükri ile de telefon görüşmesi yaptı. Yunan Dışişleri Bakanı, yarın Kahire’yi ziyaret edecek. Doğu Akdeniz’de muhtemel doğalgaz rezervleri nedeniyle bir süredir sınırların belirlenmesi konusunda gerilim yaşanıyor.

Filistinli mevkidaşı görüşmeyi reddetti

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el Maliki, Ramallah’da Yunan Dışişleri Bakanı Dendias ile görüşmeyi reddetti. Kathimerini gazetesine göre Maliki, Yunanistan’ın, Filistinlilerin görüşlerine kulak bile asmadığı ve İsrail yanlısı tavır içinde olduğu gerekçesiyle, Dendias ile görüşmeyeceğini Atina’ya bildirdi.

Yunan Dışişleri Bakanlığı’ndan geçen pazartesi günü yapılan açıklamada Maliki ile görüşeceği belirtilen Dendias, dün Ramallah’ta Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye ile bir araya geldi.

İkiyüzlü ABD, İsrail’in savaş suçunu kabul etmek zorunda kaldı!

Filistin’de savaş suçu işleyen İsrail, sivil yerleşim yerlerini bombalıyor. Hamas’ı terör örgütü olarak tanıyan ABD, İsrail’in vurduğu binalarda Hamas’a dair iz bulamadıklarını söyleyerek, Tel Aviv’in sivil binaları bombaladığını kabul etti.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinkenİsrail ve Filistinliler arasında artan şiddet olaylarından dolayı endişeli olduklarını söyledi.

Blinken, İsrail ordusunun vurduğu basın kuruluşlarına ait binada Hamas’ın faaliyet gösterdiğine dair herhangi bir kanıt görmediğini söyledi.

Kopenhag‘ı ziyaret ederek Danimarkalı mevkidaşıyla basın mensuplarının karşısına geçen ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, şu mesajları verdi:

* ABD İsraillilerle Filistinliler arasında artan şiddetten büyük endişe duymaya devam ediyor.

* (İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Gazze’de uluslararası medya kuruluşlarının ofislerinin bulunduğu kuleyi vurmalarının ‘meşru’ olduğunu savunup binada ‘teröristlerin varlığına dair kanıtları ABD’ye sunduklarını’ açıklamasına atıfla) Gazetecilerle sağlık çalışanlarının hayatlarının nasıl riske sokulduğu karşısında da endişeye kapılıyoruz. Medya binasına saldırıyla ilgili İsrail’in verdiği herhangi bir bilgi görmedik. Bu konuda İsrail’den ayrıntılı bilgi talep ettik.

* ABD, şiddetin sona ermesi için perde arkasında yoğun şekilde çalışıyor.

* İsrail’in meşru müdafaa hakkı olduğunu tekrarlıyorum.

* Hamas ve Gazze’deki diğer grupları roket saldırılarını sona erdirmeye çağırıyoruz.

* İsrail’in sivil can kayıplarından kaçınmak için elinden gelen her şeyi yapma yükümlülüğü olduğunu tekrarlıyorum.

* ABD, tüm taraflara sivillerin korunmasını garanti altına almaları çağrısı yapıyor.

* ABD, yoğun diplomasi yürütmeye devam edecek.

* ABD ile Danimarka, NATO ittifakına derinden bağlı.

* ABD ile Danimarka, Rusya’nın Ukrayna sınırındaki askeri yığılmasının ve Avrupa enerjisindeki nüfuzunun ışığında Avrupa’da oluşturduğu tehditle ilgili endişeleri paylaşıyor.

Mısır’dan beklenmedik hareket! Filistinlilere kapıları açtılar

Son günlerde Türkiye ile yakınlaşan Mısır, Kuzey Sina’daki Refah Sınır Kapısı’nı İsrail saldırılarında yaralanan sivilleri taşımak için Filistin halkına kapıları açtı. Mısır yönetimi aynı zamanda bu sınır kapısından Gazze’ye insani yardım malzemesi de gönderiyor.

Mısır, İsrail ablukası altındaki Gazze‘de yaşanan insani krizin ardından Refah Sınır Kapısı‘ndan yardımların geçişine müsaade ederek, Filistinlilere kapıları açtı.

Sınır kapısından, 263 kişiyi taşıyan 3 otobüsün geçtiği ifade edildi. Kahire yönetimi, İsrail bombardımanında yaralanan ve acil ameliyata alınması gereken kişiler için 16 ambulansı sınır kapısına gönderdi.

Yerel medya, Gazze’deki yaralıların Mısır hastanelerinde tedavi edilmesi için alındığını aktardı. Refah Sınır Kapısı’nda Mısırlı doktordan oluşan heyetin, hazır bulunduğu ifade edildi.

Mısır’ın Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler için hazırladığı insani yardım malzemelerini taşıyan konvoy Refah Sınır Kapısı’na doğru hareket etti.

Mısır resmi ajansı MENA’nın haberinde, söz konusu yardımların Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin talimatı doğrultusunda Gazze’deki Filistinliler ile koordinasyon çerçevesinde gönderildiği ifade edildi.

Haberde, Refah Sınır Kapısı’na doğru yola çıkan yardım konvoyunun Gazze’ye ne zaman ulaşacağı ve yardım malzemelerinin içeriği hakkında detaylı bilgi verilmedi.

İsrail’in 10 Mayıs’tan bu yana hava ve karadan vurmaya devam ettiği abluka altındaki Gazze Şeridi’nde tablo giderek ağırlaşıyor.

İsrail saldırılarında şu ana kadar 58’i çocuk, 34’ü kadın olmak üzere 197 kişi hayatını kaybetti, 1235 kişi yaralandı, onlarca bina ise tamamen yıkıldı veya kullanılamaz hale geldi.

ABD’li vekil Filistin’i anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı

Filistin asıllı ABD’li milletvekili Rashida Tlaib, Gazze’de yaşananları anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Tlaib, konuşması sırasında diğer vekillere seslenerek ‘En kutsal mekanınıza ses bombaları atılırken dua edebilir miydiniz?’ ifadelerini kullandı.

İsrail-Filistin gerilimi ABD Temsilciler Meclisi’nde tartışma konusu oldu. Filistin asıllı Temsilciler Meclisi üyesi Rashida Tlaib, ‘Filistinliler bir yere gitmiyor’ dedi ve kendisinin bu durumun canlı bir örneği olduğunun altını çizdi.

Konuşmasında yer yer gözyaşlarını tutamayan Tlaib ‘Bizler anneleriz, kız çocuklarız, torunlarız. Bizler adalet arayanlarız. Her tür baskıya karşı mücadelemizden pişman değiliz’ ifadelerini kullandı.

Filistinlilerin on yıllardır insanlık dışı bir muameleye ve ırkçılığa maruz bırakıldığını belirten Tlaib, sözlerini şöyle sürdürdü;

‘Filistinlilerin çocuklarını kaybedeceklerine dair bir korku altında yaşamak zorunda. Kimlikleri nedeniyle süresiz şekilde gözaltına alınıyor veya öldürülüyorlar. Filistinlilerin İsrail yasaları altında eşit olmayan hak ve korumalara sahip olmalarına son verilmeli.”

Filistinlilerin kendi vatanlarında mülteci konumuna düşürüldüklerinin altını çizen Tlaib, ‘Bir halka geçmişini unutmasını önerdiğinizde barış değil, yok olmayı önerirsiniz’ dedi.

Konuşması sırasında diğer vekillere seslenerek ‘En kutsal mekanınıza ses bombaları atılırken dua edebilir miydiniz?’ diyen Tlaib, bu noktada gözyaşlarını tutamadı.

Filistinliler, yakaladıkları İsrailli siyonistleri bantla bağlıyor!

İsrail’in Lod kentinde kontrolü ele geçiren Filistinliler, yakaladıkları işgalcileri bant ile bağlıyor.

İsrail Gazze’ye hava saldırısı düzenliyor

Mescid-i Aksa’ya baskın yapan ve Filistinlilere ses bombası ile saldıran İsrail’in insanlık dışı uygulamaları şiddetini artırarak devam ediyor. Gazze Şeridi’nde hava harekatı düzenleyen İsrail, aralarında çocukların da bulunduğu onlarca sivil Filistinliyi öldürürken yüzlercesini de yaraladı.

Tel-Aviv’de saldırı başlatıldı

Kadın-çocuk demeden Filistinliler, İsrail güvenlik güçlerine direnirken; Hamas, Filistinlileri hukuksuz bir şekilde yerleşim yerlerinde göç etmeye zorlayan İsrail’e tanıdığı sürenin dolmasının ardından Tel Aviv’e saldırı başlattı.

Filistinli gençler işgalcileri bağlıyor

Bu saldırılar İsrail’de ağır bir yara açarken, Filistinli gençler Lod şehrinde kontrolü ele geçirdi. Filistinli gençler şehirde İsrail bayraklarını direklerden indirerek Filistin bayraklarını astı. Bölgede kendilerine direnen işgalci siyonistleri ise bantla bağlayarak etkisiz hale getiriyorlar.

Lod Belediye Başkanı: Kontrolü kaybettik

İsrail Lod Belediye Başkanı Yair Revivo’nun, kontrolü kaybettiklerini açıklamasının ardından Başbakan Netenyahu, şehirde OHAL ilan etti.

Pakistan’dan Türkiye açıklaması: Tam destek veriyoruz

Pakistan, Türkiye’nin İİT ve BM’yi Filistin’deki durum ile ilgili toplantıya çağırmasına tam destek verdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi, Türkiye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Birleşmiş Milletleri (BM) Filistin’deki mevcut durum ile ilgili toplantıya çağırmasına tam destek verdiklerini bildirdi.

Dışişleri Bakanı Kureyşi, Twitter’dan yaptığı açıklamada, Filistin’de artan şiddetli ve can sıkıcı durum ile ilgili Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile telefonda görüştüğünü belirtti.

Kureyşi, Türkiye’nin İİT ve BM’yi Filistin’deki mevcut durum ile ilgili toplantıya çağırmasına tam destek verdiklerini duyururken, İslam’ın ilk kıblesi Mescid-i Aksa’daki saldırıların, çocukların öldürülmesinin ve Filistinlilerin zorla evlerinden çıkarılmasının kesinlikle kabul edilemez olduğunu kaydetti.

Uluslararası topluma çağrı

Öte yandan Kureyşi, başkent İslamabad’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada ise İsrail’in masum ve silahsız Filistin halkına yönelik saldırılarını şiddetle kınadı.

Kureyşi, İsrail’in Filistinlilere yönelik zulmünü ve onları zorla evlerinden çıkarmasını durdurmak için uluslararası topluma çaba gösterme çağrısında bulundu.

Filistinli mazlumların bütün ümidi Türkiye! Kurtar bizi Erdoğan!

İşgal altındaki Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah Mahallesi’nde Siyonist İsrail’in Filistinlileri evlerinden zorla çıkarma planının protesto edildiği sırada, Filistinli aktivist Fatıma Es-Sus (Umm Eymen), Türkiye halkı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a selam gönderdi. Ramazan ayının ortalarından bu yana Filistinliler, terör devleti İsrail’in, kendilerini evlerinden çıkararak yerlerine Yahudi yerleşimcileri iskan etme planına karşı her akşam iftar sonrası protesto gösterileri düzenliyor ve hemen hemen her akşam İsrail polisinin müdahalesine maruz kalıyor.

Şeyh Cerrah Mahallesi’ndeki protestolardan birinde, AA ekibini gören Umm Eymen, büyük bir sevinçle kameranın karşısına geçerek, “Şeyh Cerrah’ın kalbinden, Türkiye’deki halkımıza selamlarımızı gönderiyoruz. Erdoğan’a da milyonlarca selam olsun” ifadelerini kullandı.

Umm Eymen, “İki gözümün nuru Erdoğan, hadi gel Filistin’i özgürlüğüne kavuştur” dedi. Osmanlı Devleti’nin Filistin’e hakim olduğu günlere atıfta bulunan Umm Eymen, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye halkına, “Hadi gelin ve yeniden Osmanlı Devleti’ni kurun. Sadece 500 yıl değil, binlerce yıl beraber yaşayalım” çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, “Zalim İsrail, terör devleti İsrail, mukaddesatlarını korumak, binlerce yıllık evlerine, yurtlarına sahip çıkmak dışında hiçbir gayeleri olmayan Kudüs’teki Müslümanlara vahşice ve ahlaksızca saldırmaktadır” ifadesini kullanmıştı.

Türkiye’den sert tepki: Endişe duyuyoruz, tedbir alın

Dışişleri Bakanlığı, Filistin’in başkenti Kudüs’teki Eski Şehir Şam Kapısı önünde yasadışı yerleşim birimlerinde işgalci olarak yaşayan ırkçı gruplarca gerçekleştirilen kışkırtıcı eylemlerin tehlike ve kaygı verici olduğunu bildirerek terör devleti İsrail’e tepki gösterdi.

Türkiye, Filistin’in başkenti Kudüs’teki Eski Şehir Şam Kapısı önünde yasadışı yerleşim birimlerinde işgalci olarak yaşayan ırkçı gruplar tarafından yapılan kışkırtıcı eylemlerin tehlike ve kaygı verici olduğunu duyurarak işgalci terör devleti İsrail’e tepki gösterdi.

Dışişleri Bakanlığından konu ile ilgili yapılan açıklamada, “İşgal altındaki Filistin topraklarındaki yasadışı yerleşim birimlerinde yaşayan ırkçı gruplar tarafından dün (22 Nisan) Kudüs’teki Eski Şehir Şam Kapısı önünde gerçekleştirilen kışkırtıcı eylemler tehlike ve kaygı vericidir. Çatışmalarda çok sayıda Filistinli sivilin yaralanmasından ve bunlardan bir kısmının İsrail güvenlik güçlerince gözaltına alınmasından endişe duyuyoruz. İsrail Yönetimi’ni Filistinli sivillerin ırkçı yerleşimcilerin saldırılarına karşı korunması ve Ramazan ayında kışkırtma ve nefret yerine huzur ve hoşgörü ortamının tesis edilmesi hususunda tedbir almaya davet ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.