FETÖ

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

FETÖ

Flaş bellek krizi! Örgüt içinde karışıklık

Hava Kuvvetleri’ndeki FETÖ yapılanmasında itirafçı olan mahrem imam M.A.D., o dönem flaş belleğin düşürüldüğünü duyan Öksüz’ün gözlerinin dolduğunu anlattı. Sabah’ın ulaştığı ifadede Öksüz’ün bizzat katıldığı toplantıda bellekte ismi geçen devlet kadrosundaki mahrem abilerin dilekçe verip tayin istemelerini talimatı verdiği, İzmir yapılanmasının da değiştirildiği kaydedildi. İzmir yapılanması imamı Hayati Ölmez’in de, Temmuz 2006’daki toplantıda flaş belleğin çözülmesi halinde yapıdaki askerlerin teşhir olacağı, emekliliği yakın olanların emekli olması yönünde tavsiyelerde bulunduğunu anlattı.

İzmir’de 2006’da örgütün mahrem imamı tarafından belediye otobüsünde düşürdüğü ve daha sonra şoförün Ege Ordusu Komutanlığına teslim ettiği flash belleğin FETÖ için ne kadar önemli olduğunu, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Hava Kuvvetlerindeki mahrem imamlardan M.A.D.’nin ifadelerine yansıdı. O dönem eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanı olan darbeci eski Orgeneral Akın Öztürk tarafından kurulan “Güneş çalışma grubu” heyeti tarafından incelenen ve “Kayda değer veri yok. Basit tedbirlerle önlenebilecek bir durum. Gerekli çalışma yapıldı.” denilerek rafa kaldırılan flaş bellekle ilgili sürecin bizzat 15 Temmuz darbe girişimini organize eden TSK imamı Adil Öksüz tarafından takip edildiği ortaya çıktı.

“Mahrem imamın bilerek düşürdüğü konuşuldu”

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen Hava Kuvvetlerindeki FETÖ yapılanması soruşturması kapsamında gözaltına alınan havacı subayların mahrem abisi M.A.D. itirafçı oldu. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyerek Hava Kuvvetleri’ndeki yapılanma hakkında ifade veren mahrem imam, havacı subaylara mahrem imamlık yaptığını, katıldığı bir toplantıda örgüte mensup askerlerin bilgilerinin bulunduğu flaş belleğin kaybolduğunu öğrendiğini belirtti. Örgüt üyesi, söz konusu belleğin içerisinde kendisi de dahil binlerce örgüt mensubunun fişlendiği belgelerin olduğunu ve bir mahrem abinin kendisine flaş belleğin kaybedilmediğini, bilerek teslim edildiğini söylediğini anlattı.

İfadesinde o dönem örgüt içerisinde yaşanan paniğe değinen M.A.D. “örgüte mensup asker şahısların ve sohbet yapan kişilerin arşivinin bulunduğu bir flaş belleğin mahrem imam tarafından düşürülüp bulan otobüs şoförünün ise askeriyeye teslim ettiğini öğrendim. Detayı öğrenmeye çalışınca tüm asker ve sohbet yapan kişilerin bu flaşta bilgilerinin olduğunu, detaylı bilgilerin buraya eklenildiğini ve benim kişisel bilgilerimin de doğal olarak orada olduğunu öğrendim ve bu duruma hem çok kızdım hem de yaptığımı düşündüğüm işten farklı şeylerin olduğunu gördüğüm için tedirgin oldum” dedi.

“Adil Öksüz toplantıya katılarak talimat verdi”

İtirafçı mahrem imam, FETÖ’nün TSK’daki kripto yapısını barındıran ve kaybolduğunu duyduğunda gözleri dolan firari TSK imamı Adil Öksüz’ün flaş belleğin kaybolmasından sonra katıldığı toplantıyla ilgili detayları da anlattı. M.A.D, “Haziran’da bir toplantı yaptık. Toplantıya ilk ve son kez gördüğüm Adil Öksüz de geldi. Adil Öksüz bizlere, ‘Flash belleğin kaybolması sıkıntı yarattı, bundan dolayı mahrem abi olan ve Milli Eğitim Bakanlığında çalışan öğretmenlerin çevre illere tayin istemeleri gerekmektedir.

Verilen talimatların yerine getirilmesi ve tedbirli olmamız gerekmektedir’ dedi ve evden ayrıldı. Sonrasında İzmir Hava Kuvvetleri yapılanmasında değişiklik yapıldı” dedi. M.A.D. İzmir yapılanmasının imamı Hayati Ölmez’in de 2006 Temmuz ayında yaptığı toplantıda flaş belleğin çözülmesi halinde yapıdaki askerlerin teşhir olacağı, emekliliği yakın olanların emekli olması yönünde tavsiyelerde bulunduğunu anlattı.

5 bin üzeri askeri fişlemişler

İzmir’de yürütülen soruşturmada incelemesi yapılan flaş bellekte onlarca dosyanın yer aldığı ortaya çıkmıştı. “İzmir öğrenci”, “yeni ayrıntılı listeler”, “A1 format”, “öğrencilerim”, “Çiğli okul”, “parçalı bulutlu” gibi isimlerle kaydedilen dosyalarda yüzlerce FETÖ mensubu askerin kaydı çıkmıştı. Bellekte, askerlerin isminin karşısına “abisinden” diye yazılan bir bilgi notunda bir astsubay hakkında, “Programları aksatmaz. Memlekete gitmeden haber verir. Himmetini 150 lira olarak verir.

Kurbanını, dergisini verdi. Verdiğimiz kitapları okur. Kapasiteli biri. Beş beşlik. Emir astsubaylığı yapabilir.” ifadeleri yazıyordu. Flaş bellekte, ayrıca kayıt altına alınan örgüt mensupları dışında 5 binin üzerinde askerin fişlendiği bilgiler yer alıyordu. Bir astsubayla ilgili olumsuz görüş bildirilen 4 Mart 2001 tarihli fişleme notunda, “Alevi, ateist, tehlikeli, içki içer, milliyetçi gibi görünür.” ifadeleri yer alırken, bir başka astsubay hakkında ise “Milliyetçi takılırlar. Borsada çok büyük paralar kaybetmiştir. İçki içer. Ailesine düşkündür. Kadınlara karşı zaafı vardır.” yazıldığı tespit edilmişti.

Kaynak: Sabah

Erdoğan düşmanlığı yapan Emre Uslu alçağı şimdi de Ramazan-ı Şerif’e dil uzattı

İslam’ı hain amaçları için kullanan alçak terör örgütü FETÖ’nün önde gelen alçaklarından Emre Uslu, sosyal medyadan iğrenç bir paylaşımda daha bulundu.

Erdoğan ve Türkiye düşmanlığı gözünü kör eden FETÖ’cü alçak, Ramazan-ı Şerife bile dil uzattı.

Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Uslu “Tüm sultanlar bir süre sonra dayanılmaz oluyor. 11 ayın sultanı bile” ifadelerini kullandı.

Tüm Müslümanların huzur bulduğu maneviyat ayı Ramazan’ı hedef alan hain, kirli zihniyetini gözler önüne serdi.

FETÖ’ye bir ülkeden daha şok!

Göreve gelir gelmez Türkiye’ye sıcak mesajlar veren Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, FETÖ’nün de ipini çekti. Ekim ayındaki toplumsal olayların ardından siyasi kaos yaşanan Kırgızistan’da, o dönem oluşturulan hükümete atanan Milli Eğitim Bakanı Almazbek Beisenaliev’in FETÖ bağlantısı ortaya çıkmıştı. Caparov, Türkiye’nin de tepki gösterdiği Beisenaliev’i görevden aldı.

Ekim ayındaki toplumsal olayların ardından siyasi kaos yaşanan Kırgızistan’da, o dönem oluşturulan hükümetteki Milli Eğitim Bakanı Almazbek Beisenaliev’in FETÖ bağlantısı ortaya çıkmıştı. Türkiye’nin de tepki gösterdiği bu atama sonrası Kırgızistan’da taşlar yerine oturdu. Ocak ayında yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilen Sadır Caparov, Türkiye model alınarak hazırlanan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine de halktan onay aldı.

Kabineye alınmadı

Caparov, bu kapsamda kabine yapısı ve bakanlıklarda değişiklikler yaptı. Bir önceki kabinede yer alan bakanları yeni bakanlar kuruluna dahil eden Caparov, sadece Beisenaliev’i kabine dışı bıraktı. 6 ay önce halkın sokaklara döküldüğü olaylarda kabineye sızan Almazbek Beisenaliev, ülkedeki FETÖ yapılanmasının önemli isimlerinden biriydi.

Türkiye rahatsızlığını iletti

Türkiye Beisenaliev’in bakanlığa atanmasının ardından duyduğu rahatsızlığı diplomatik kanallardan ilgili makamlara aktardı. Aynı zamanda Türk Dili Konuşan Ülkeler Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKOY) aracılığıyla da Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’a bu bakanın FETÖ bağlantıları aktarıldı. Tüm bu girişimlerin ardından Türkiye ile ilişkileri güçlendirmek isteyen Caparov FETÖ’cü Beisenaliev’i yeni kabineye almadı.

Gülen’le defalarca görüştü

FETÖ’nün Türkiye, Kırgızistan ve Afrika’daki okullarında görev yapan Beisenaliev, yine örgütün ülkedeki üniversitelerinden Ala Too (Ala Dağ) Üniversitesi’nde rektör yardımcılığı yaptı. Pensilvanya’da birçok kez FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’le görüşen Beisenaliev, ABD’deki üniversitelerde ve düşünce kuruluşlarında “Fetullah Gülen ve Hizmet Hareketi’nin Eğitim Konusundaki Çalışmaları”, “Hizmet Hareketi ve Barış” başlıklı seminerler verdi, panellerde boy gösterdi. Teröristbaşı Fetullah Gülen hakkında övgü dolu açıklamalarda bulundu.

Ülkede 20 okulları var

Kırgızistan dünyada 140 ülkede faaliyet gösteren FETÖ için en önemli merkezlerden biri. Örgütün ülkedeki birçok devlet kuruluşuna sızdığı biliniyor. Ülkede biri üniversite olmak üzere 20 FETÖ okulu bulunuyor. Ayrıca Kırgızistan genelinde Türkiye’de olduğu gibi öğrencilerin kaldığı onlarca hücre evi faaliyet gösteriyor. Caparov’un aldığı kararın örgütte paniğe neden olduğu belirtiliyor.

FETÖ’ye haçlı nişanı

Türkiye’yi kemiren oluşumlara destek veren Hollanda Kraliyeti, feminist Mor Çatı Vakfı’nın aile düşmanı projeleri için oluk oluk para akıtırken, firari FETÖ’cüleri de ödüle boğdu. Türkiye ve Erdoğan aleyhine kampanya yürüten FETÖ’cü Basri Doğan, Muzaffer Çetin, Selma Ablak, İzzet Özkan, Fatma Lapçin Yılmaz ve kocası Mevlüt Yılmaz Kraliyet Nişanı’yla taltif edildi.

Yavuz Selim  İstanbul 

Türkiye’yi kemiren zehirli oluşumların Avrupa’daki üssüne dönüşen Hollanda, ülkemizdeki feministleri parayla fonlarken, kendi sınırlarında beslediği hainleri Haçlı ödüllerle taltif ediyor. Hollanda Kraliyet yönetimi, Mor Çatı Vakfı’nın yıllık 1 milyonu aşan ‘bağış’ meblağının önemli bölümünü karşılıyor.

Bir mor çatı’ya, bir FETÖ’ye

Mor Çete’nin “6284 Sayılı Kanun Uygulamaları ve Yaygın Olumlu Örnekler” projesinin 365 günlük tüm masraflarını karşıladığını ortaya çıkardığımız Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu, projenin raporunun broşürleştirilerek çoğaltılması için de Mor Çatı’ya ekstra para desteği verdi. Hollanda, Türkiye’den kaçarak topraklarına yerleşen FETÖ ve PKK üyesi 33 firarinin iade taleplerini reddediyor. Hainleri kucağında besleyen Hollanda, çeşitli ödüllerle bu isimleri taltif etmekten de kaçınmıyor. Hollanda yönetimi, kendi sınırlarında Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhine kampanya yürüten FETÖ’cü Basri Doğan, Muzaffer Çetin, Selma Ablak, İzzet Özkan, Fatma Lapçin Yılmaz ve kocası Mevlüt Yılmaz’a Kraliyet Nişanı verdi.  Tek ‘başarı’sı Hollanda’daki Türkleri fişlemek olan, Başkan Erdoğan hakkındaki yalan haberlere imza atan kapatılan Zaman gazetesinin Hollanda Temsilcisi Basri Doğan’a 2020’de Haçlı nişanını takan Hollanda, “Hizmet Gönüllüsü” vasfıyla bu sene FETÖ ablası Fatma Lapçin Yılmaz ve kocası Mevlüt Yılmaz’ı ödüllendirdi.

Hizmetleri Hollanda’ya

Hollanda Kralı Willem Alexander adına karı-koca Yılmaz’a Haçlı ödülünü takan Amsterdam Belediye Başkanı Femke Halsema, Hollanda için yaptıklarından dolayı teşekkür ettiği FETÖ’cülere, “Doğduğunuz ülkeye bazı nedenlerden gidemeyişiniz son derece üzücü bir durum. Sizler iyi birer diyalog insanlarınız. İnsanlar arasında köprüler kuruyorsunuz. Sayın bayan Fatma Lapçin-Yılmaz ve sayın bay Mevlüt Yılmaz bu ödüle ikiniz toplumsal yaşama yaptığı katkı ve entegrasyona yönelik uyumlu çalışmalarından dolayı bu ödülü almaya layık görüldünüz” dedi.

Türkleri fişliyor, alçak iftiralar atıyor

Geçtiğimiz yıl Hollanda Kraliyet Nişanı’nın verildiği Basri Doğan ise FETÖ’nün kapatılan Zaman gazetesinin Hollanda Temsilcisi ve Cihan Haber Ajansı’nın muhabirliğini yapmıştı. Halihazırda FETÖ’nün TR724 internet sitesini yöneten Basri Doğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kriminal çetelerin mafya hesaplaşmaları ve suikastlarla ilişkilendirdiği alçak haberi De Telegraaf gazetesine servis etmişti. FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’i “İslam dışı olmakla” eleştirdiği için Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Ahmed Akgündüz’ü hedef gösteren Basri Doğan, Türkçe konuştuğu için Hollanda’da okuldan atılan başarılı Türk genci Denizhan Murat Üresin’e karşı kara propaganda kampanyası yürütmüştü. Terörist Gülen’i eleştiren Diyanet Zaandam Sultan Ahmet Cami Başkanı Ali Acar hakkında yaptığı yalan haberlerle bilinen Doğan, Hollanda Diyanet Vakfı’na ise “ajanlık” iftirası atmıştı.

Doğan’ın haberinde yer alan FETÖ’cü Hollanda Genç İş Adamları Federasyonu Genel Direktörü Ahmet Taşkan, ülkedeki Diyanet’e bağlı 145 cami imamına iftira atarak “Neredeyse tüm Türk imamlar Erdoğan’ın görevlileri. Ben onlara gizli ajan diyorum. Onları Türkiye’ye geri gönderin” diyerek büyük bir alçaklık sergilemişti.

Bank Asya paralarını kaçırdılar

Örgüte ait Bank Asya’nın hisseleri, Hollanda merkezli NL Partners B.V. şirketine devredilmişti. Kaynak Holding’in Bank Asya’daki hisseleri 16 Ocak 2015 tarihinde kurulan INL Partners B.V. şirketine izin alınmaksızın devredildiği ortaya çıkmıştı.

Gaziantep’teki provokasyon! Zeybek’i fitnecilere yem etmeyin

Gaziantep Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek’in, Alparslan Kuytul ve ekibinin neden olduğu provokasyon girişimi sırasında yaşanan müdahale biçiminden kendisini mesul tutarak emekliliğini istemesi kamuoyunda üzüntüye neden oldu.

Haber Merkezi 

Gaziantep Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek’in, Alparslan Kuytul ve ekibinin neden olduğu provokasyon girişimi sırasında yaşanan müdahale biçiminden kendisini mesul tutarak emekliliğini istemesi kamuoyunda üzüntüye neden oldu. FETÖ ile mücadelede en ön safta yer alan ve devlete sayısız hizmeti dokunmuş Zeybek’in emekliliğinin işleme konulmaması noktasında halkta büyük bir beklenti oluştu.

Provokasyonun perde arkasını anlattı

Kamuoyunda Zeybek’in emeklilik dilekçesinin işleme konulmaması noktasında bir beklenti oluştu. Emniyet Müdürü Zeybek, emeklilik dilekçesinde şu ifadelere yer verdi: “Gelen istihbari bilgilere göre itikaf bahanesiyle camilerden çıkılmayacağı, kimi oluşumların geçmişte denediği gibi ‘Sivil itaatsizlik’ ve ‘Alternatif Cuma’ gibi bir girişim içinde olunacağı bilgisi alınmıştır. Gaziantep İl Müftüsü’nün desteğe ihtiyaç olduğu talebi üzerine destek olunması talimatı verilmiştir. Salgın sebebiyle alınan tedbirlere uymamak; toplum sağlığını hiçe sayarak tehlikeye düşürmek olduğu gibi, dinimize göre de büyük bir vebal ve kul hakkı ihlalidir. Her gün yüzlerce kişinin vefat ettiği bir ortamda, önce sözlü ikazlarda bulunulmuş, grubun hakaret ederek eylemlerine devam etmesi üzerine kademeli olarak müdahale edilmiştir. Ancak bu haklı müdahale esnasında orada bulunmaması gereken bir personelimiz, bizim de asla kabul edemeyeceğimiz bir şekilde cami içinde biber gazı kullanmış ve derhal görevinden uzaklaştırılarak sorumlular hakkında gerekli soruşturma işlemleri başlatılmıştır.

Bekçi, provokatörlerin ekmeğine yağ sürdü

Bugüne kadar edindiğim devlet tecrübesi ve görev bilincim; bu haklı ama provokatörlerin ekmeğine yağ süren bir personelin sorunlu müdahale biçimini, devletimizin ve Türk Polis Teşkilatı’nın yıpratılmaması adına emrimdeki personelin bu hatalı eyleminin etik sorumluluğuyla, yaklaşık 37 yıldır büyük bir şevk ve her bir meslektaşım gibi özveriyle görev yaptığım Emniyet Teşkilatı’ndan 04.05.2021 günü emekliliğimi istemiş bulunmaktayım.”

FETÖ ile mücadelede  kritik rol üstlendi

17/25 Aralık kumpası sonrası İstanbul’da Polis Başmüfettişi olarak görev yapan Zeybek, hazırladığı raporlarla FETÖ’cü emniyet müdürlerinin ihraç edilmesine ve sonra da tutuklanmasına ilişkin dosyada delilleri toplamıştı.Zeybek’in çabaları sonrası Ali Fuat Yılmazer, Yurt Atayün, Nazmi Ardıç, Kazım Aksoy, Yakup Saygılı, Ramazan Akyürek gibi FETÖ’nün ağır topları tutuklanmıştı. FETÖ’nün MİT tırları kumpası da Zeybek’in kahramanca müdahalesi sonrası engellenmişti. Tırları durduran FETÖ’cü savcı Aziz Takçı’ya, ‘Vatana ihanetten yargılanacaksın’ diye bağırmış, yanındaki özel harekat timlerine, ‘Tırların üzerlerindekiler inmezlerse indirin’ talimatını vermişti.

15 Temmuz’un kahramanlarından

FETÖ’cü 15 Temmuz darbe girişiminde de Zeybek, darbecilere karşı destansı bir mücadele vermişti. Darbeye katılan uçakların havada ikmal yapmasını engellemek isteyen Zeybek, İncirlik Üssü’nü basarak, uçakların ikmal yapma girişiminin devam etmesinin önüne geçmişti..

İllegal bahisteki FETÖ-PKK ayağı çözüldü

Kripto para vurgunları Türkiye’nin gündemini meşgul ederken ülke için korkutucu boyutlara ulaşan diğer bir tehlike ise yasa dışı bahiste dönen para. Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun verilerine göre; Türkiye’de 18 milyon kişi kısa yoldan zengin olmak için yasa dışı bahis oynuyor.

İllegal bahisteki terör örgütleri FETÖ-PKK ayağı çözüldü. Her kupon ihanete hizmet ediyor.

Bahis büyük tuzak

Kanun dışı bahis pazarı ürkütücü boyutlara ulaştı. Kumar baronları gençleri hedef alıyor. Elde edilen devasa gelirin büyük kısmını terörün finansmanında kullanıyorlar. Devletin vergi kaybı ise 20 milyar TL.

70 milyar liralık bahir terörü

Son dönemde kripto para vurgunları Türkiye’nin gündemini sıkça meşgul etti. Yüz binlerce kişinin milyar dolarlık birikimleri bir günde hiç oldu. Yaşanan olay, ‘merkeziyetsiz’ yapıda olan bir yatırım aracının ne kadar güvensiz olduğunu bir defa daha ortaya koydu. Devletin attığı adımlarla kripto para borsaları yasal bir zemine oturtulurken bir diğer tehlike olan yasa dışı bahis konusu ülkemizde ürkütücü boyutlara ulaştı. Üstelik bu illegal sektördeki rakamlar kripto para vurgunlarından çok daha büyük. Europol (Avrupa Polis Teşkilatı) ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verilerine göre ülkemizde 18 milyon kişi, yılda 70 milyar liranın üzerinde illegal bahis oynuyor. Kısa yoldan zengin olmak isteyenlerin akın ettiği illegal bahis sektörü, ülke ekonomisine ve vatandaşın cebine büyük zarar verirken terör örgütlerinin de gelir kapısını oluşturuyor.

Çark nasıl işliyor?

Ülkemizde iki çeşit kanun dışı bahis kanalı bulunuyor. Bunlardan ilki ve en büyüğü internet üzerinden yapılan bahisler. Bir diğeri ise sokak bahisleri… Çoğu Güney Kıbrıs, Malta, İngiltere, İran ve Almanya gibi yurt dışı merkezli olan kumar çeteleri, bu illegal pazarı kontrol ediyor. Açılan internet siteleri üzerinden sosyal medya reklamları ile vatandaşlara ulaşılıyor. Devletin kontrolünde olan bahis sitelerinden daha cazip teklifler veriliyor. Örneğin bir spor müsabakasının sonucuna verilen ‘kazanç-çarpan’ oranı 1,5 kat ise, illegal sitelerde bu rakam 2,2 kat gibi daha yüksek tutuluyor. Bu metotlarla oyuncuların iştahı kabartılıyor.

Anında yeni açılıyor

Yasal bahis sitelerinde olmayan yüzlerce maç ve oyun çeşidi de bu sitelerde oyunculara sunuluyor. MASAK her gün onlarca internet sitesinin erişimine engellese de illegal kumar çeteleri anında yeni bir site açarak üyelerine bildirimde bulunuyor. Böylece kumar ağı devam etmiş oluyor. Gelir gider hesabına göre sitenin ömrü belirleniyor. Şayet oyuncuların kârı söz konusu ise site kayıplara karışıyor. Ya da oyuncular yüksek kazanç elde etmiş ise ödeme yapılmıyor. Bahis yapan kişi ise kimseye ulaşamıyor.

Sokak bahisçileri…

İşin sokak kısmı ise ‘kasa’ denilen kaçak bahis bayileri üzerinden yürüyor. Bunlar herhangi bir tekel bayi, bakkal, pastane veya cep telefoncu olabiliyor. Küresel kumar sistemini yöneten ekibin, Türkiye’de sözde temsilcileri bulunuyor. Bu temsilciler güvendiği kişiye bayilik veriyor. Karşılıklı anlaşmanın ardından yurt dışında kurulu olan sistemin server şifresi bayilik alan kişiye veriliyor. Ardından bilgisayara bağlanan bir sistemle, maç oynayan bahisçilere, iddia benzeri kupon veriyor. Kaçak bayiler sosyal medyayı kullanarak kendilerine müşteri bulmaya çalışıyor. Ayrıca bulunduğu semtteki sosyal çevrelerine haber dağıtıyor. İşin içinde bir de komisyoncular bulunuyor. Komisyoncu bayiye getirdiği müşterinin kazancı başına gelir sağlıyor. Vergi verilmediği için kâğıt üstünde kazanç ihtimali daha yüksek iken, kazanılan meblağ arttıkça, ödemenin yapılmama durumu ortaya çıkıyor. Öte yandan kapanma sebebiyle açık olmayan bazı kaçak bayiler ise WhatsApp grupları üzerinden bahis oynatmaya devam ediyor.

Para transferi nasıl yapılıyor?

İnternet üzerinden yapılan bahislerde ödemeler dijital cüzdan (paypal veya papara gibi uygulamalar…) üzerinden yapılıyor. Bahis sitesinin verdiği kişilerin hesapları üzerinden transfer sağlanıyor. Siteler hem kazanç ödemelerini hem de bahis alacaklarını sürekli farklı kişilerin dijital cüzdan kodları üzerinden gerçekleştiriyor. Böylece takibi imkânsız hâle geliyor. Bahis oynatanlar para transferleri için ‘hesap kiralama’ işlemi de yapıyor. Bunun için ilana bile çıkıyorlar. Mesela kişinin papara hesabını kiralıyorlar ve bütün transferleri bu hesaplar üzerinden yapıyorlar. Hesabı kiralanan kişiye de belli bir miktarda ödeme yapılıyor.

Kripto para da kullanılıyor

İllegal bahis sitelerinin bir diğer ödeme yöntemi de kripto paralar… Kripto para ile transfer sokak bahislerinde ağırlıklı olarak kullanılıyor. Bayiler, kasalarında biriken paraları kripto para ile yurt dışındaki merkeze transfer ediyor. Uzmanlar, illegal bahis sektöründe dönen paranın önemli büyük kısmının terörün finansmanına gittiğini belirtiyorlar. Bitcoin’e çevrilen paralar, İngiltere, Güney Kıbrıs, Malta, Havai, Bulgaristan, Romanya ve Sırbistan gibi ülkelerde kurulan paravan şirketlere aktarılıyor. Buradan da merkezlere ulaştırılıyor.

Bonus tuzağına dikkat

İllegal bahis siteleri yeni oyuncular çekmek için çeşitli yollar takip ediyor. Kişilerin cep telefonlarına, mail adreslerine ve sosyal medya profillerine ‘kazandınız, hesabınıza 2 bin TL yatırıldı’ gibi mesajlar gönderiliyor. Bu hesaptaki parayı kullanmak için üye olma şartı konuluyor. Bonus olarak tabir edilen bu meblağ, yalnızca casino oyunlarında (rulet, poker, blackjack) kullanılabiliyor. Üye olan şahıs 2 bin TL ile sisteme adapte edilmiş oluyor. Oyuna giren kişi bir süre kazanıyor. Ancak para çekimi için 5 bin TL’lik limit konuluyor. Sisteme giren oyuncu, zamanla bonusu da kaybediyor. 5 bin TL kazanıp çekebilmek için yeniden para yatırıyor. Böylece dolandırılmış oluyor.

Hedef gençler

Bahis çeteleri özellikle gençleri hedef alıyor. Sosyal medyada ‘nakit para’ ve ‘lüks otomobil’ fotoğrafları ile ‘kazandık’ ‘lüks hayat yaşıyoruz’ mesajları veriliyor. Gençleri özendirmek adına ‘garanti kupon’ ‘100 yatır, 1.000 kazan’ gibi çeşitli vaatlerde bulunuluyor.

20 milyar TL’lik vergi kaybı

Türkiye’de legal olarak oynatılan spor bahisleri pazarının toplam büyüklüğü 10 milyar TL. Bunun yüzde 30’u vergi olarak devletin kasasına giriyor. Yüzde 20’lik kısmı ise futbol kulüplerine ödeniyor. Dolayısıyla kaçak olarak oynatılan 70 milyar liralık illegal bahisten devletin vergi gelir kaybı 20 milyar TL’nin üzerinde…

FETÖ/PYD/PKK bağlantısı…

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) illegal bahis sitelerini adeta adım adım takip ediyor. Kurula geçen yıl 356 bin 565 kişi hakkında 250 bin 597 bildirim gönderilirken bu rakam ‘bugüne kadarki en yüksek seviye’ olarak kayıtlara geçti. Yine yasa dışı bahis ile ilgili 408 kişinin bankalarda bulunan hesaplarına el konuldu. El konulan hesapların yüzde 72’sinin FETÖ/PYD bağlantısı olduğu ortaya çıktı. Uzmanlar kanun dışı bahis pazarının terör örgütlerinin en büyük para kaynaklarından biri hâline geldiğini belirtiyor. Özellikle PKK terör örgütünün siber yapılanmasının bahis çetelerini yönetmede aktif olarak görev aldığı ifade ediliyor.

Kaynak : Türkiye Gazetesi

Vatansız FETÖ’cülerin gözü, şimdi bu kararda

15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra Türkiye’den kaçarak Avrupa’nın birçok ülkesine sığınan, Türkiye’de yargılanmaktan korktukları için vatansızlıkla karşı karşıya kalan FETÖ’cüler gözlerini Alman vatandaşlığına geçişlerde sürenin kısaltılmasına diktiler.

YENİ AKİT/ANKARA

Terör örgü FETÖ’nün firari teröristleri şimdi de çocuklarına kaldıkları ülkelerin vatandaşlığını alabilmek için lobi faaliyetleri yürütüyorlar.

Almanya’da yaşayan bir grup firari FETÖ üyesi oluşturdukları lobilerle siyasilere, yabancıların vatandaşlık alma konusunda kolaylıklar sağlamaları için görüşmeler yapıyorlardı. Bunun üzerine Almanya’nın 16 eyaletinin entegrasyon bakanlarını bir araya getiren konferansta yabancılardan doğan çocukların vatandaşlığa geçişini kolaylaştıran düzenlemeler yapılması çağrısında bulunuldu. Yapılan bu önerilerin Firari FETÖ üyelerinin yapmış oldukları lobi faaliyetleri sonucunda ortaya çıktığı belirtiliyor. Ancak Alman Vatandaşlık Kanunu’nda değişiklik yapılmasına İçişleri Bakanlığının sıcak bakmadığı öğrenildi. Çıkarılması mümkün gözükmeyen vatandaşlık esnekliği için en çok da Türkiye’den kaçan FETÖ firarileri ve PKK gibi diğer terör örgütü üyeleri yararlanmak istiyor. Böyle bir esneklik olması durumunda kimliklerini değiştirip, Alman vatandaşı olduktan sonra seyahat kısıtlamaları kalkmış olarak Türkiye hariç dünyanın bütün ülkelerine giriş çıkış yapabilecekler. Ayrıca çocuklarına da bir ülke kimliği verilmiş olacak. Şu ana kadar Türkiye’den firar eden ve yurtdışında çocukları olan firari FETÖ’cüler çocuklarına kimlik dahi alamıyorlar.

MİT’in etrafında ‘sızma duası’

FETÖ’nün MİT imamlarından Yasin Ugan, Fetullah Gülen’in, örgütün ilk MİT imamı Murat Karabulut’a bu görevi bir takım elbise giydirip, “Bundan sonra bu şekilde giyinecek ve MİT ile ilgileneceksin” diyerek verdiğini söyledi. Ugan, Gülen ve Karabulut’un MİT binası etrafında tur atarak dua ettiklerini de anlattı.

Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan FETÖ’nün MİT imamı Yasin Ugan, “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “casusluk” suçlarından 39 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Mahkemenin gerekçeli kararına göre, FETÖ’nün MİT’e sızma girişimleri 1990’lı yılların başında başladı, ilk sızma 1994’de gerçekleşti. İstihbarat birimlerine büyük önem veren FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, terörden arananlar listesinde mavi kategoride yer alan “Tahir” kod adlı Murat Karabulut’u örgütün ilk MİT imamı olarak atadı.

En tepe de o var

Yeni Şafak’ın haberine göre; 2010’daki KPSS sorularını çalıp örgüt üyelerine dağıtan FETÖ, bu süreçte tüm kamu bürokrasisine sızma girişimini en üst seviyeye çıkarttı. Aynı süreçte KPSS ve KPDS puanları ile başvuru kabul eden MİT’e çok sayıda örgüt üyesi yönlendirildi. Bu süreçteki MİT mahrem yapılanması MİT imamı, temsilcisi, öğretmen ve öğrenci (MİT personeli) hiyerarşisinde yapılandırıldı. 7 coğrafi bölgede faaliyet yürüten MİT ünitelerinden sorumlu 7 temsilci ve bunlara bağlı öğretmen seviyesinde örgüt mensupları görevlendirildi. Yapılanmanın en tepe ismi Fetullah Gülen’di.

Bina etrafında tur atmışlar

Gerekçeli kararda FETÖ’cü Yasin Ugan’ın dikkat çeken ifadelerine yer verildi. Karabulut’un 2013’teki örgüt toplantısında, 1995 yılında Gülen’le birlikte MİT binası etrafında tur atarak dua ettiklerini anlattığını kaydeden Ugan, şu ifadeleri kullandı:

“Murat Karabulut, bu toplantıda ‘Büyüğümüz (Fetullah Gülen) beni yanına çağırdı ve bana bir takım elbise hediye edip giydirdi. Bundan sonra bu şekilde giyineceksin ve MİT ile ilgileneceksin’ dediğini anlattı. Ayrıca birlikte bir araca binerek MİT binası etrafında bir tur atıp dua ettiklerini söylemişti.”

FETÖ’nün TSK yapılanmasına operasyon! Yüzlerce gözaltı var

İzmir ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ortak soruşturma kapsamında FETÖ‘nün örgütsel iletişim modeline uygun aranma kaydı suretiyle terör örgütüne özgü örgütsel iletişim ağına dahil oldukları tespit edilen ve bir kısmı hakkında örgüt mensubu olduklarına dair itirafçı beyanı gibi deliller bulunan 459’u muvazzaf 532 kişiye yönelik operasyon başlatıldı.

62 ilde operasyon

İzmir ve İstanbul merkezli 62 ilde yapılan çalışmada İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, 61’i Jandarma Genel Komutanlığı, 122’si Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 30’u Hava Kuvvetleri Komutanlığı, 22’si Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, 1 Sahil Güvenlik Komutanlığı, 22’si Milli Savunma Bakanlığı’na mensup 4’ü albay, 1’i yarbay, 9’u binbaşı, 24’ü yüzbaşı, 32’si üsteğmen, 3’ü teğmen, 142’si astsubay, 1 uzman çavuş toplam 216 muvazzaf asker ile 42 darbe girişimi sonrası ilişiği kesilen askeri okul öğrencisi olmak üzere 258 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Soruşturma kapsamında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca ise 97’si Jandarma Genel Komutanlığı, 111’i Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 16’sı Hava Kuvvetleri Komutanlığı, 19’u Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na mensup 235’i astsubay, 8’i uzman çavuş muvazzaf konumda 243 şüpheli ile 31 darbe girişimi sonrası ilişiği kesilen askeri okul öğrencisi olmak üzere toplam 274 kişinin gözaltına alınmasına yönelik karar çıkarıldı.

Arnavutluk’ta FETÖ’ye sığınmış!

Uluslararası Kafkas Vakfı Başkanı Hayati Küçük, Türkiye tarihinin en büyük dolandırıcılık iddiasının tam merkezindeki Thodex’in sahibi Fatih Faruk Özer’e ilişkin bomba bir iddiada bulundu. Küçük, “Bana gelen bilgiye göre terör örgütü FETÖ Arnavutluk’a kaçan Fatih Faruk Özer’e sahip çıkmış. Kripto para ile dolandırıcılığı yapsa yapsa ancak zaten FETÖ yapabilir. FETÖ şimdi kripto para üzerinden milleti dolandırıyor.” dedi.

MUHAMMED SEYİTOĞLU / ANKARA

Uluslararası Kafkas Vakfı Başkanı Hayati Küçük, Arnavutluk’a kaçan Fatih Faruk Özer’e ilişkin bomba bir iddia da bulundu. 

“FETÖ sahip çıkmış”

Yaklaşık 400 bin kişiyi mağdur ederek milyonlarca dolarla Arnavutluk’a kaçtığı iddia edilen kripto para borsası Thodex’in sahibi Faruk Fatih Özer’in kaçışını değerlendiren Uluslararası Kafkas Vakfı Başkanı Hayati Küçük, şunları söyledi:

“Bana gelen bilgiye göre terör örgütü FETÖ Arnavutluk’a kaçan Fatih Faruk Özer’e sahip çıkmış. Kripto para ile dolandırıcılığı yapsa yapsa ancak zaten FETÖ yapabilir.”  

“Bu dolandırıcılığın içinde kesinlikle FETÖ vardır”

“Terör örgütü FETÖ kadar bilişim sistemlerinde usta hiç kimse yoktur.” diyen Hayati Küçük, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birileri çıkıp ‘Her şeyin arkasında FETÖ var’ eleştirisinde bulunabilir. Türkiye yıllarca terörle mücadele eden bir ülkedir. Bireysel olarak milyonlarca doların yurtdışına kaçak yollarla çıkarılması mümkün değildir fakat bu kripto para yöntemiyle çok kolaydır ve kontrol edilmesi de mümkün değildir. Bu kripto parayı en iyi kullanan ise FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerinin olması gayet normaldir. Bu sistemi en iyi bilen FETÖ, bu işin içinde kesinlikle vardır.” 

“Balkanlar’da FETÖ çok güçlü”

“Thodex’in sahibi Faruk Fatih Özer, neden başka bir ülke değil de Arnavutluk’a kaçmış olabilir?” sorusu üzerine ise Hayati Küçük, “Terör örgütü FETÖ’nün en güçlü olduğu yerler Balkanlar’dır. FETÖ’cülerin kaçtıkları noktalara baktığımızda yoğun bir şekilde Yunanistan ve Balkanlar olarak karşımıza çıkıyor. Balkanlar’da FETÖ çok etkin olduğu için oraları tercih ediyorlar. Bu nedenle oraya kaçmayı planladığı görülüyor. Bu şahsın FETÖ’cü olup olmadığını, FETÖ ile ne gibi ilişkisinin bulunduğunu elbette devletimizin ilgili birimleri araştıracaktır, araştırmalıdır da.” dedi. 

“FETÖ kripto para üzerinden ‘himmet’ adıyla dolandırıyor”

FETÖ’nün Türkiye’yi hedef almaya devam edeceğini ve bu alçaklara karşı devlet yetkilileri ve vatandaşların çok dikkatli olması gerektiğine dikkat çeken Hayati Küçük, şunları kaydetti:

“Terör örgütü FETÖ, eskiden ‘himmet’ adı altında insanlardan çaldığı parayı şimdi dolandırıcılık ve kripto para üzerinden ‘himmet’ almaya devam ediyor.” 

“Hem dolandırıcılık yapıyorlar ve hem de hükümeti hedef alıyorlar”

Uluslararası Kafkas Vakfı Başkanı Hayati Küçük, sözlerini şöyle tamamladı:

“Thodex’in sahibi Faruk Fatih Özer’in dolandırıcılık olayı patlak vermesiyle birlikte baktığımızda bu şahısla bazı hükümet üyelerinin bir şekilde çekilmiş fotoğrafları hemen medyaya servis ediliyor. FETÖ, hem dolandırıcılık yapıyor ve hem de devletimizin ilgili bakanları üzerinden hükümet hedef alınıyor. Bütün bunlar tipik bir FETÖ aklıyla dizayn edilen kurgulamalardır.”