Esad

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Esad

Esed’in iç savaştan bu yana karşılaştığı en büyük sorunu açıkladılar! Putin’den beklenmedik hamle

İngiliz basını katil Esed’in Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana karşılaştığı en büyük sorunu açıkladı. Vladimir Putin’in Esed yerine başkasının getirilmesine izin vereceği yönündeki söylentilere ek olarak, onu desteklemek ve güçlendirmek istemediği öne sürüldü.

İngiliz Sunday Times gazetesi, ekonomik krizin, Suriye rejimin başı katil Esed’in dokuz yıl önce Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana karşılaştığı en büyük sorun olduğuna dair bir haber yayınladı.

Haberin yayınlandığı gazetenin yazarı, Ortadoğu muhabiri Louise Callaghan, “Yıllardır başkent Şam sakinleri, onlardan uzakta gerçekleşen iç savaştan uzaktı. Ülkedeki şehirlerin, topçu ve hava saldırıları altında olduğu ve halkının yerinden edildiği bir dönemde, başkent sakinleri eski pazarda dolaşıyordu” dedi.

Bütün bunlar, bu hafta yürürlüğe girecek olan “Sezar” yasası ve koronavirüsün gelişi nedeniyle değişti.

Suriye rejimi tarafından kontrol edilen bölgelerdeki insanlar, ülkenin geri kalanı gibi acı çekmeye başladılar, ancak acıları ve başkan Esed’e meydan okumaları benzeri görülmemiş bir şekilde yükselen gıda fiyatları açısından farklı.

Ortadoğu Enstitüsü’nden bir ekonomist ve araştırmacı olan Karim Shaar ise, gazeteye şunları söyledi: Esed’in ekonomik kriz yüzünden altı ayda azalan pöpüleritesi, savaş döneminde azalmamıştı. Bu inanılmaz, dedi.

Gazete bu çöküşü, özellikle ABD yaptırımlarına, Kovid-19’a ve Suriye para biriminin değerini etkileyen ve değerinin yüzde 60’ını kaybettiren Lübnan’daki ekonomik çöküşe bağladı.

Kepenkler kapatmaya başladı

Şam’daki dükkanlar geçen hafta kapılarını kapatmaya ve liranın fiyatı iyileşene kadar mallarını korumaya başladı.

İnsanlar, herkes için ayarlanan belli miktarlarla, yiyecek alma sırasına giriyorlar.

Vatandaşlardan biri, mevcut olmadığını bildiği bir antibiyotiği eczaneden almaya çalıştı. Yurt dışında yaşayan bir Suriyeli doktor, temel ilaçların bile bulunmadığı konusunda bilgilendirildiğini söyledi.

Bir şehir sakini gazeteye “Bu daha önce hiç olmadı. İnsanlar korkuyor” dedi.

Dükkanlar geçen Cuma günü, para değeri sabit kalarak, ithal mallar olmadan kapılarını tekrar açtılar.

Bölge sakinleri, bir kilo pirinç fiyatının birkaç ay içinde iki katına çıktığını söylüyor. Nüfusun yüzde 83’ünün yoksul olduğu bir ülkede ekmek, yemeklik yağ ve tıbbi malzeme gibi gıda fiyatlarının artması halkın birçoğu için bir sorundur.

Sistem alanlarında yaşayan insanlar, fiyat artışının etkisini hissetmeye başlıyor.

Bir şehir sakini: “Durumun daha da kötüye gidip gitmeyeceğini bilmiyorum. Yarın pirinç fiyatının ne kadar olacağını bilmiyorum ve elbette insanlar korkuyor.” dedi.

Para birimi devalüasyonuyla, Dürzi topluluğunun yaşadığı ve savaş dışında tutulduğu Süveyda gibi şehirlerde gösteriler yayıldı. Esed karşıtı sloganlar atan göstericilerin video görüntüleri ortaya çıktı.

Gazete, Esed ve kuzeni milyarder Rami Makhlouf arasındaki sürtüşmenin, yetkilileri dükkanları kapatmaya ve insanları evlerine girmeye zorlayan Kovid-19 gibi durumu daha da kötüleştirdiğine inanıyor.

Geçen hafta Esed, atanmasından dört yıl sonra Başbakan İmad Hamis’i aniden görevden aldı.

Gözlemciler, hareketin kötüleşen ekonomik koşullara ve protestolara tepki olarak geldiğini söylediler. Rejime bağlı bölgelerin sakinleri eleştirilerini genellikle cumhurbaşkanından ziyade başbakana yönlendiriyor.

Kovid-19 vurdu

Gazete Esed ailesinin savaş sonrası Suriye’yi böyle ummadığını söyledi. Esad’ın mesajı, savaşın başlangıcından beri açıktı; ya rejimi altında güvenlik ve istikrar ya da savaş ve radikalizm.

Şam ve Lazkiye gibi birçok şehir, diğer şehirleri vuran ve milyonları yerinden eden savaşın en kötü etkilerinden kurtuldu. Ancak kaybettiği alanların kontrolünü ele geçirdikten sonra Esed, büyük aksiliklerle karşı karşıya.

Bu ay uygulanacak ABD yaptırımları işadamlarını korkuttu. Sezar’ın yasası sadece Suriyeli yetkilileri ve onu destekleyen şirketleri değil, Suriyeli şirketlerle iş anlaşmaları yapan yurtdışındaki şirketleri ve işadamlarını da cezalandırıyor.

Esed’e yılda 6 milyar sağlayan İran gibi müttefikleri, ABD’nin yaptırımlarının ve Kovid-19’un etkilerini yaşadı.

Suriye başkentinin atardamarı olan Lübnan ciddi bir finansal, bankacılık ve ekonomik krizle karşı karşıyadır.

Suriye’nin Lübnan bankalarındaki varlıkları 45 milyar dolar.

Slogan şöyle diyor: “Suriye ve Lübnan bankacılık sistemleri birbirine bağlı ve Lübnan’daki mali krizin Suriye üzerinde ciddi etkileri oldu.”

Rejim artık yardım istemek için müttefiklerden hiçbirine sahip değil. Rejimi desteklemeye yardımcı olan Rusya, Vladimir Putin’in Esed yerine başkasının getirilmesine izin vereceği yönündeki söylentilere ek olarak, onu desteklemek ve güçlendirmekle ilgilenmiyordu.

Suriye’de çalışan bir diplomat, “Ondan bıktıklarını düşünüyorum ve rejim tutarlı olduğu sürece başka bir kuklayı, onunla değiştirmek istemiyorlar.” dedi.

Çeviri: Feyza Akyıl

Esed’den Türkiye’ye karşı küstah hamle! Harekete geçti

Bahar Kalkanı Harekatı sırasında büyük darbe yiyen Esed rejimi, İdlib’de yeni bir hamleye hazırlanıyor. Rejim güçleri, bölgeye çok sayıda askeri birlik gönderdi.

Rejim ve destekçilerinin İdlib kırsalına çok sayıda askeri birlik gönderdiği bildirildi.

Cephe Vataniyye Liltahrir, Esed rejiminin İdlib’in güney ve doğu kırsalındaki cephe hatlarına çok sayıda askeri birlik gönderdiğini duyurdu.

Rejim ve destekçisi İran milislerinin, İdlib kırsalındaki cephe hatlarına çok sayıda zırhlı araç, ağır silah, tank, top ve takviye güç gönderdiği ifade ediliyor.

Aktivistler, Rejim’in yapacağı saldırılara karşılık olarak Muhalif grupların da hazırlık içerisinde olduğu bilgisini yer verdi.

Saldırıların yoğun olduğu bölgelerden nispeten sakin yerlere ve özellikle Türkiye sınırı yakınına göç edenlerin sayısının ise son bir yılda 1 milyonu aştığı kaydedildi.

Esed rejimi ve destekçilerinin hedefindeki kent: İdlib

Uzun yıllardır Suriye’nin çeşitli bölgelerinden kaçan milyonlarca sivile ev sahipliği yapan İdlib, Esed rejimi ve destekçilerinin neden hedefinde? Sizler için derledik…

Türkiye’nin en uzun sınırının batı ucu İdlib. Suriye’de Beşşar Esed rejimine karşı başlayan protestoların ilk adreslerinden olan kent, rejimin silah kullanmaya başlamasıyla birlikte silahlı muhalefet için önemli noktalardan biri haline geldi.

Zeytin ağaçlarının kapladığı, geniş düzlüklere sahip İdlib, Rusya ve İran’ın destek verdiği Esed rejiminden kaçan siviller için sığınma yeri olurken, son kertede muhaliflerin elinde kalan son şehir olma özelliği taşıyor.

Yüzbinlerle ifade edilen kent nüfusu Şam, Hama ve diğer kentlerden kaçan sivillerin gelmesiyle milyonlara ulaştı.

Çok zor şartlarda yaşamaya çalışan Suriyeliler, Türkiye, Rusya ve İran arasında varılan Astana anlaşmaları ve Soçi Mutabakatı ile çatışmasızlık bölgesi içerisinde, çatışmaların dışında kalmayı umuyordu ancak öyle olmadı.

Rus uçaklarının havadan, İran destekli teröristlerin de karadan destek verdiği Esed rejimi, İdlib’de sivilleri hedef almayı durdurmadı. Öyle ki, bu saldırılarda yüzlerce sivil hayatını kaybetti, yüzbinlerce kişi de ikinci defa göç etmek zorunda kaldı, tekrar yollara düştü.

Peki, Suriye krizinin başlamasında bugüne kadar milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yapan İdlib Çatışmasızlık Bölgesi neden Esed ve destekçilerinin hedefinde?

4 başlıkta derledik…

1- İnsansızlaştır-ele geçir

Uluslararası gözlemciler, Esed rejimi ve destekçilerinin Astana anlaşmaları ve Soçi Mutabakatı’na rağmen İdlib’i yoğun şekilde bombalama amacının halkı göçe zorlamak olduğunu ifade ediyor.

Rejimin eline geçtikten sonra hayalet şehre dönen Maarat el-Numan ilçesi. Fotoğraf: AA

[Rejimin eline geçtikten sonra hayalet şehre dönen Maarat el-Numan ilçesi. Fotoğraf: AA]

Esed rejiminin en büyük destekçilerinden Rusya’nın, Çeçenistan’ıın Grozni kentinde uyguladığı stratejiyi İdlib’de de uygulamak istediği bir sır değil. Sivillerin kenti terk etmesi için helikopterler ve savaş uçakları ile kent gelişigüzel bombalanıyor.

Kentte neredeyse her gün ya top sesi ya da sessizce başlayıp yükselen bir sesle patlayan hava borbardımanı duyuluyor.

Neredeyse rutin haline gelen bu saldırılar ya bir aileyi toptan yok ediyor ya da aile fertlerinden birini alıp götürüyor.

İdlib’in güney ilçeleri Maaret el Numan ve Han Şeyhun, Esed güçleri tarafından haftalarca bombalandıktan sonra ele geçirildi. Ancak kentten çekilen fotoğraflar, neredeyse hiçbir canlının yaşamadığı, terk edilmiş bir harabe görüntüsü veriyordu. 

2- Demografiyi değiştirmek

Suriye’de iç savaşın getirdiği en önemli değişikliklerden birisi, hiç şüphesiz kentlerin değişen demografik yapısı.

Rejimin en büyük destekçilerinden İran, Afganistan ve Pakistan’dan Şii milisleri ülkeye getirdi. Rejim saflarında savaşan bu milisler, evlerini terk etmek zorunda kalan Suriyelilerin evlerine yerleştirilmeye başlandı.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

Öyle ki, Lübnan’a göç edip daha sonra evine dönen insanlar, evlerinin ya yıkıldığını ya da başkaları tarafından sahiplenildiğini gördü.

Uluslararası raporlara yansıyan bu durum, rejimin göç eden Suriyelilerin evlerine geri dönmesine izin vermek istemediği sonucunun çıkarılmasına neden oldu.

İşte, rejimin bombalayarak evlerinden kaçmalarını sağladığı, daha sonra da evlerine Şii milisleri yerleştirdiği gerçeği göz önünde bulundurulunca, İdlib’de de halkı kuzeye doğru göç etmeye zorlama amacını taşıdığı izlenimi ediniliyor.

4- Ticaret yollarına hakim olmak

İdlib ve çevresinin taşıdığı diğer önem ise, Lazkiye ile Halep’i birbirine bağlayan M4 karayolu ve Halep, Hama, Humus ve Şam’ı birbirine bağlayan M5 karayolunu kontrol ediyor olması. Rejim güçlerinin geçtiğimiz günlerde ele geçirdiği ve Türkiye’nin de 7’si asker, 1’i sivil 8 şehit verdiği Serakib ilçesi de 2 karayolunun birleştiği noktada bulunuyor.

Rejimin denize açılan kapısı, Akdeniz kıyısındaki kenti Lazkiye ile iç bölgelerdeki kentleri birbirine bağlamak ve neredeyse bitmiş durumda olan ekonomiyi canlandırmak da rejim ve destekçilerinin önemli hedefleri arasında.

Öte yandan, başkent Şam ile Halep’i bağlayan diğer önemli bir ticaret yolu da saldırıların ana amaçlarından birini oluşturuyor.

3- Gözlem noktaları

Türkiye, Suriye içerisinde sivillerin can güvenliğini sağlamak ve çatışmasızlık ortamını temin için İdlib çatışmasızlık bölgesi çevresine 12 gözlem noktası kurdu.

Bu gözlem noktalarının önemi, Türk karar alıcıları tarafından defaatle vurgulanmış ve kesinlikle boşaltılmayacakları ifade edilmişti.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Esed rejiminin saldırılarını artırması ile birlikte bu noktaları askeri olarak güçlendirdiği gibi, herhangi bir saldırı olması durumunda da sert karşılık verileceğini duyurdu.

Peki, gözlem noktaları nerelerde bulunuyor?

1- 13 Ekim 2017 Dana ilçesindeki Salva köyü – 1 no’lu gözlem noktası

2- 23 Ekim 2017 Daret İzze ilçesindeki Samaan Kalesi (Takle) köyü – 2 no’lu

3- 19 Kasım 2017 Daret İzze ilçesindeki Akil Dağı – 3 no’lu

4- 5 Şubat 2018 El Hader ilçesine bağlı Tel Eys köyü – 6 no’lu

5- 9 Şubat 2018 Serakib ilçesine bağlı Tel Tukan köyü – 7 no’lu

6- 15 Şubat 2018 Marret el Numan ilçesine bağlı Sırman köyü – 8 no’lu

7- 17 Mart 2018 Halep batı kırsalındaki Anadan (Tel Tamura) – 4 no’lu

8- 3 Nisan 2018 İdlib’in güneybatısında Zeytinlik bölgesi – 12 no’lu

9- 7 Nisan 2018 Hama kırsalındaki Morik (Tel es Savvan) – 9 no’lu

10- 9 Mayıs 2018 Halep’in batı kırsalındaki Raşidin bölgesi – 5 no’lu

11- 14 Mayıs 2018 – İdlib’in güney kırsalındaki Zaviye bölgesi – 10 no’lu

12-16 Mayıs 2018 – İdlib’in güneybatı kırsalında Cisr eş Şuğur ilçesine bağlı İştabrak köyü- 11 no’lu

Esed rejimi ve destekçilerinin ana hedeflerinin biri de, sivil halkı korumayı amaçlayan ve Astana Anlaşmaları ve Soçi Mutabakatı ile bölgede bulunan Türk Gözlem Noktaları.

Rejim ve destekçileri, bu noktaları milyonlarca sivilin göç ettirilmesi ve geniş çaplı bir katliam yapmanın önünde engel görüyor.

Daha önce Halep, Dera ve diğer bölgelerde İran destekli teröristler ile Rusya’nın hava desteğiyle binlerce sivili katleden rejim, İdlib’de karşısında Türk ordusunu buldu.

Son dakika… Esed rejimi Türk askerine saldırdı! 5 şehit

Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “İdlib‘de rejim güçlerinin topçu ateşi sonucu 5 asker şehit oldu, 5 asker yaralandı” denildi. Konuyla ilgili Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’nden bir açıklama geldi.
Son dakika... Esed rejimi Türk askerine saldırdı! 5 şehit

15.41: İdlib’de rejim güçlerinin topçu ateşi sonucu 5 askerin şehit, 5 askerin de yaralandığı saldırının ardından Hatay’da Suriye sınırında askeri helikopter hareketliliği yaşandı. Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 2 ‘Skorsky’ ve 1 askeri helikopterin, sınır hattına doğru ilerlediği görüldü. Helikopterin tam teçhizatlı oldukları gözlendi. Helikopterler daha sonra sınırı geçerek gözden kayboldu.

Son dakika... Esed rejimi Türk askerine saldırdı 5 şehit

15.33: İletişim Başkanı Fahrettin Altun alçak saldırı sonrası açıklama yaptı. Altun, “Uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımız çerçevesinde İdlib’de şiddeti ve insani krizi sonlandırmak amacıyla görev yapan kahraman askerlerimize yönelik hain saldırıda şehit olan evlatlarımıza Allah’tan rahmet; yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Yaşanan saldırıya misliyle mukabele edilmiş; düşman hedefleri derhal ortadan kaldırılarak, şehitlerimizin kanı yerde bırakılmamıştır. Bu hain saldırının talimatını veren savaş suçlusu, yalnızca Türkiye’yi değil, uluslararası toplumun tamamını hedef almıştır. Dünyanın her yerinde barış ve istikrar için çalışan kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bayrağımıza uzanan elleri kırmaya; dosta güven, düşmana korku vermeye devam edecektir ” dedi.

15.30: MSB’den yapılan açıklamada, “İdlib’de çatışmaları önlemek, hudut güvenliğimizi sağlamak, göçü ve insanlık dramını engellemek maksadıyla bölgeye takviye olarak gönderilen unsurlarımıza, Rejim tarafından 10 Şubat 2020 tarihinde yapılan yoğun topçu atışı neticesinde, 5 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 5 silah arkadaşımız yaralanmıştır.

Bölgede tespit edilen hedefler derhal ateş destek vasıtalarımızla yoğun şekilde ateş altına alınarak gerekli karşılık verilmiş, hedefler tahrip edilmiş ve şehitlerimizin kanı yerde bırakılmamıştır, bırakılmayacaktır. Gelişmeler yakından takip edilmekte ve gerekli tedbirler alınmaktadır.
Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır, yaralı personelimiz için acil şifalar dileriz” denildi.