Erdogan

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Erdogan

Netanyahu’nun oğlundan Erdoğan’a küstah cevap!

İsrail’in zulmüne dünya ülkeleri sessiz kalırken Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyası harekete geçilmeli çağrısında bulundu. Netanyahu’nun oğlu ise Erdoğan’a sözde Kürdistan paçavrası ile yanıt verdi.

Katil İsrail ordusu, Gazze’de sivilleri hedef aldı. Saldırıda çok sayıda yaralı bulunurken, 9’u çocuk 24 kişi de hayatını kaybetti.

Uluslararası sözlü uyarılar İsrail terörünü durdurmazken, Netanyahu işgalci devletin saldırılara devam edeceğini açıkladı.

Dünya bu zulme sessiz kalırken İsrail’in bu saldırılarına baş kaldıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, tüm dünyaya çağrı yaptı.

Bu kapsamda Erdoğan da Twitter hesabından bir mesaj paylaşarak, “İslam ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyayı İsrail’in Mescid-i Aksa’ya, Kudüs’e ve Filistinlilerin evlerine yönelik saldırılarına karşı etkili şekilde harekete geçmeye davet ediyorum” yazdı.

Alçak yanıt

Ancak İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahun’nun oğlu Yair Netanyahu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tweetinin altına skandal bir paylaşım yaptı.

Netanyahu’nun oğlu, Erdoğan’ın paylaşımına sözde Kürdistan paçavrası görseliyle yanıt verdi.

Erdoğan’dan Kurtulmuş ve Yıldırım’a yeni görev! Başkanlık…

AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım’ın Genel Merkez’de 8’inci katta hazırlanan odasının bayram sonrası tamamlanması planlanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım ve Numan  Kurtulmuş‘a partideki toplantılara başkanlık yapma görevini vereceği aktarılıyor. AK Parti Genel Merkezi’nde 8’nci katta yapılan çalışmaların sonuna gelindi.

Bayram sonrası odanın tamamlanmasının ardından Yıldırım’ın Genel Merkez’de daha aktif bir şekilde görev yapacağı ifade ediliyor. Yine, partide, oda ile ilgili çalışmaların tamamlanmasının ardından Numan Kurtulmuş ve Yıldırım arasında bir iş bölümü yapılacağı aktarıldı. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Binali Yıldırım ve Numan Kurtulmuş’a partideki toplantılara başkanlık yapma görevini vereceği belirtiliyor. Son il başkanları toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantının Binali Yıldırım başkanlığında devam etmesini istemişti.

Erdoğan’dan ‘sahada olun’ talimatı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ayrıca, kurmaylarına bayramdan sonra kademeli normalleşme sürecine uyarak sahada olunması talimatı verdiği öğrenildi. Buna göre, AK Parti kurmayları ve teşkilat üyeleriyle birlikte tüm birimler, bayramdan sonra daha aktif bir şekilde sahada olacak. Kurtulmuş, bu talimatın ardından yeni atanan 7 başkan yardımcısı ile ilk kez geçtiğimiz hafta AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelmişti. Numan Kurtulmuş’un, yardımcılarından bayram sonrası sahada olmalarını istediği öğrenildi. Öte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti Genel Merkezi’nde parti danışmanı bulunuyordu. AK Parti kongre sürecinin ardından tekrar bir görevlendirme yapılmadı. Erdoğan’ın bir süre daha partide danışmanının olmayacağı belirtiliyor.

(Türkiye Gazetesi)

Kudüs’teki zulme karşı tek ses! Mescid-i Aksa’da Başkan Erdoğan sloganları

Mescid-i Aksa’yı savaş alanında çeviren İşgalci israil’in Filistin halkına yaptığı zulüm tüm dünyadan tepkilere neden oldu. Uluslararası kamuoyunu hareket etmeye çağıran Filistin halkı Mescid-i Aksa’yı Başkan Recep Tayyip Erdoğan slonları ile inletti. Başkan Erdoğan İşgalci İsrail’in saldırgan tavrını sert bir dille eleştirerek Filistin halkının yanlız olmadığını vurgulamıştı.

İşgalci İsrail‘in Filistin halkına yönelik zulmü sürerken Mescid-i Aksa‘dan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye sloganları atıldı. Türkiye, İslam dünyasına seslenerek birlik mesajları vermiş ve her ortamda İsrail zulmüne karşı tepkisini dile getirmişti.

Ramazan ayının ortalarından bu yana Filistinliler, İsrail’in, kendilerini evlerinden çıkararak yerlerine Yahudi yerleşimcileri iskan etme planına karşı her akşam iftar sonrası protesto gösterileri düzenliyor ve hemen hemen her akşam İsrail polisinin müdahalesine maruz kalıyor.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, “Zalim İsrail, terör devleti İsrail, mukaddesatlarını korumak, binlerce yıllık evlerine, yurtlarına sahip çıkmak dışında hiçbir gayeleri olmayan Kudüs’teki Müslümanlara vahşice ve ahlaksızca saldırmaktadır.” ifadesini kullanmıştı.

Miçotakis: Erdoğan ile konuşmamız gerekiyor

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, özel bir televizyon kanalına verdiği mülakatta, Türk-Yunan ilişkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesine ilişkin soruya Miçotakis, “Erdoğan ile bir araya geleceğim. Bunun ne zaman olacağını söyleyecek durumda değilim. Görüşme olacak çünkü konuşmamız gerekiyor. Görüşmenin gecikmeyeceğine inanıyorum” yanıtını verdi.

“Türk Yunan ilişkileri artık Türkiye Avrupa ilişkilerine döndü”

Miçotakis, iki ülke arasındaki sorunların çözümü için tek çerçevenin uluslararası hukuk olduğunu savunarak, “Türk-Yunan ilişkilerinin artık Türkiye-Avrupa ilişkilerine dönüştüğünü” ileri sürdü.

İki ülke arasındaki farklılıkların net olduğunu ancak Türkiye ile aralarında bir “modus vivendi” (yaşayış tarzı) bulunmasını arzu ettiğini söyleyen Miçotakis, Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın Ankara ziyaretinin “kusursuz” olduğunu savundu.

“Verilen talimat hiçbir tahriki yanıtsız bırakmamaktı”

Miçotakis, Dendias’ın konuyu ele alma şekli ve Türkiye ile diyalog sürecine ilişkin şunları kaydetti:

“Kamu önündeki tartışmalar belki nadirdir ancak aynı zamanda da yararlı olabilir çünkü dostluk başka alışveriş başka. Biz, uluslararası ilişkilerimizde uluslararası hukuk kurallarından başka bir şey istemiyoruz. Kimsenin amacı kavga etmek değildi. Verilen talimat hiçbir tahriki yanıtsız bırakmamaktı. Diyalog çerçevesi mevcuttur. İstikşafi görüşmeler devam etmekte ve diyalog kesilmemektedir.”

Erdoğan’dan Biden’a çağrı: Sözünüzü tutun

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’deki iç savaşın 10’ncu yıldönümü dolayısıyla Bloomberg’te kaleme aldığı makalede, “Barış ve istikrarın sağlanmasının en sağlam yolu Ankara’dan geçiyor” ifadesini kullandı. Erdoğan ayrıca, ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’a seslenerek, seçim vaatlerini yerine getirme çağrısında bulundu.

Suriye krizinin 10. yıldönümü dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Bloomberg için makale kaleme aldı. Suriye’deki iç savaşın bitirilmesi konusunda Türkiye’nin çabasına yardım edilmesi gerektiği vurgulanan makalede şunlar dile getirildi:

Gururla söylüyorum ki Türkiye’nin pozisyonu, Suriye iç savaşının başlangıcından itibaren hiç değişmemiştir.

Barış ve istikrarın sağlanmasının en sağlam yolu Ankara’dan geçiyor

Batı Türkiye’nin iç savaşı bitirmesine yardım etmeli.

Biden yönetimi, kampanya döneminde verdiği sözleri tutarak, Suriye’deki trajediyi sonlandırmak için bizimle birlikte çalışmalı.

İşte Erdoğan’ın kaleme aldığı o yazı:

“Türk ordusu, geçtiğimiz yılın bu dönemlerinde Suriye’de muhalefetin son kalesi olan İdlib’e yönelik yeni bir saldırıyı durdurmak ve masum insanların yerlerinden edilmesini veya öldürülmesini engellemek amacıyla Suriye rejiminin pozisyonlarına müdahale etti. Böylece milyonlarca hayat kurtardık. Bu dönemde Türkiye’ye övgüler yağdıran ülkeler, kısmen koronavirüs salgınının etkisiyle, Suriye’de yaşanan insani krizi unutuverdi. İç savaş, Batı’nın bir sonraki vicdani krizine dek ‘bayat haber’ statüsüne geri döndü.

Demokrasi, özgürlük ve insan haklarının yeniden moda olduğu şimdilerde insanlığın Suriye’deki icraatları, samimiyetimizin nihai ölçüsü olacaktır. Bölgede barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesinin, Batı’nın Türkiye’yi samimi ve güçlü bir şekilde desteklemesine bağlı olduğuna inanıyorum.

Suriye krizinin onuncu yıldönümünde, sadece demokrasi, özgürlük ve insan haklarını talep ettikleri için yüz binlerce insanın öldürüldüğünü ve işkenceye maruz bırakıldığını, milyonların ise yerlerinden edildiğini hatırlamalıyız. Esed rejiminin ve destekçilerinin bu meşru talepleri yok etme girişimi, terör ve düzensiz göç gibi korkunç sonuçları beraberinde getirmiştir. Birçok ülke, çeşitli neden veya bahanelerle Suriye ihtilafına müdahil olmuşlarsa da yaşanan trajedinin çıkış noktasını ıskalamışlardır. Neticede Orta Doğu’nun en önemli ülkelerinden biri, asla bitmeyecek gibi görünen bir katliamın ortasında yapayalnız bırakılmıştır.

Gurula söylüyorum ki…

Gururla söylüyorum ki Türkiye’nin pozisyonu, Suriye iç savaşının başlangıcından itibaren hiç değişmemiştir. Türk milleti, tüm Suriyelileri temsil kabiliyetine sahip bir siyasi sistem kurulmasının, barış ve istikrarın yeniden tesisi için şart olduğuna inanmaktadır. Suriye halkının en temel insan onuru taleplerini karşılamayan tüm planları reddediyoruz. Zira bu tür seçenekler krizi ancak derinleştirecektir. Aynı zamanda barışçıl ve kalıcı bir çözümün, Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine saygı gösterilmemesi hâlinde mümkün olamayacağını vurguluyoruz.

Hükümetim, geride kalan on yıllık dönemde sözlerini icraatlarıyla tahkim etmiştir. Türkiye, bir yandan milyonlarca mülteciyi ağırlarken, diğer yandan DEAŞ başta olmak üzere Suriye’de faaliyet gösteren terör örgütlerine karşı muharip güçlerini kullanan ilk ülke olmuştur. Terörden temizlenen yerlerde güvenli bölgeler kurduk; orada umudu yeniden yeşertmek için sabır ve kararlılıkla tüm gerekli adımları attık. Maalesef, yerel ortaklarımız olan ılımlı muhalifler, DEAŞ’ın ve bir diğer terör örgütü olan PKK’nın yenilgiye uğratılması sürecindeki emek ve fedakârlıklarına rağmen organize bir karalama kampanyasının hedefi olmuşlardır.

Batı’nın önünde 3 seçenek var

Türkiye’nin yerel unsurlarla birlikte oluşturduğu güvenli bölgeler, komşumuzun geleceğine olan bağlılığımızın kanıtıdır. Bu bölgeler, hem barış ve istikrar adaları, hem de kendi kendine yeten ekosistemler hâline gelmiştir. Buralarda kolluk kuvvetlerini oluşturmak ve eğitmek, elektrik ve su gibi altyapı unsurlarını iyileştirmek, okullar ve hastaneleri yeniden açmak gibi temel projeleri hayata geçirdik.

Türkiye, aynı zamanda, 2019 yılında BM Genel Kurulu’nda açıkladığım plan uyarınca Suriye’de kalıcı barınma merkezleri inşa ederek, bölgede uzun zamandır yaşanan barınma sorununu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemiz, tüm bu tedbirleri alarak, Avrupa’yı düzensiz göç ve terörden korumuş, NATO’nun güneydoğu sınırını güvence altına almıştır. Yaptıklarımız, değerlerimizi yansıtmakta; Türkiye’nin mazlumların umudu, masumların hamisi ve çözümün anahtarı olduğu iddiamızı desteklemektedir. Bugün Batı’nın önünde üç seçenek bulunmaktadır.

İlk seçenek, Suriye’de yaşananları tribünden izleyerek daha fazla masum insan hayatını kaybetmesidir. Bu yaklaşım, yalnızca Batı’nın ahlâki iddialarını zayıflatmaz, aynı zamanda terör ve düzensiz göç gibi yeni tehditler ortaya çıkararak, uluslararası güvenliğe ve Avrupa’nın siyasi istikrarına zarar verir.

İkinci seçenek, kalıcı bir çözüm için gereken tüm askeri, ekonomik ve diplomatik çabaları sarf etmektir. 10 yıldır hiçbir ciddi adım atmayan Batılı liderlerin böyle bir niyeti olduğuna inanmak için bir neden bulunmamaktadır.

Türkiye’nin yükü paylaşılmalı

Son ve en makul seçenek ise Batı’nın Türkiye’yi desteklemesi, asgari maliyet ve azami etkiyle Suriye’de çözümün parçası hâline gelmesidir. Burada somut beklentimiz açıktır. Batı’nın öncelikle güvenli bölgelere saldıran ve eli kanlı rejime payanda olan YPG’ye karşı net bir tavır takınması gerekmektedir. Bunun yerine meşru Suriye muhalefetine gerekli destek sağlanarak barış ve istikrara yatırım yapılmalıdır. İlaveten, Batılı ülkelere insani krizin sonlandırılması noktasında üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirme çağrısında bulunuyoruz. Türkiye’nin yükünün paylaşılmaması, Avrupa’ya yönelik yeni göç dalgaları ortaya çıkarabilecektir. Son olarak, Batı’nın Suriye içerisindeki güvenli bölgelere yatırım yapmasını ve bu barış projesini net bir şekilde desteklemesini talep ediyoruz. Suriye için demokratik ve müreffeh bir gelecek alternatifi olduğunu tüm dünyaya göstermek zorundayız.

Biden’a çağrı

Türkiye, insani yardımlara öncülük ederek, terör örgütlerine karşı ön safta yer alarak ve diplomatik süreçlere aktif katkı sunarak Suriye’de gerekeni yapabilecek tek ülke olduğunu kanıtlamıştır. Biden yönetimi, kampanya döneminde verdiği sözleri tutarak, Suriye’deki trajediyi sonlandırmak ve demokrasiyi müdafaa etmek için bizimle birlikte çalışmalıdır. Türk milleti, Suriyeli komşularının çıkarlarına hizmet eden, bölgesel barış ve istikrara katkı sunan her girişimi desteklemeye hazırdır.”.

Erdoğan’ın açıklaması öncesi dolarları satmaya başladılar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarın açıklayacağı reform paketi ile ilgili beklentiler ve yabancı ekonomi kuruluşlarının büyüme tahminlerini artırıp kur beklentisini aşağı çekmesi, yerli yatırımcıda da hareketliliğe sebep oldu. Açıklanan son rakamlara göre, yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 2,25 milyar dolar azaldı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile ekonomi yönetiminin bir süredir ilgili tüm taraflarla yaptığı istişareler sonucunda hazırlanan Ekonomik Reform Paketi yarın açıklanacak

Rerform paketi toplantısında Erdoğan, uluslararası yatırımcılara Türkiye daveti yapacak.

Pakette son dönemde ekonomi yönetiminin sık sık tekrarladığı mali disiplin vurgusu öne çıkacak.

Bu kapsamda pakette kısa, orta ve uzun vadede mali disiplini güçlendirecek kapsamlı kamu maliyesi politikalarına dönük hedefler yer alacak.

Ekonomi yönetiminin son dönemde attığı adımlarla TL güç kazanırken dolar mevduatlarında da ciddi düşüş yaşanmaya devam ediyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan verilere göre, yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 2 milyar 252,3 milyon dolar düşüş göstererek, bir önceki hafta 232 milyar 676,3 milyon dolar olan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 5 Mart ile sona eren haftada 230 milyar 424,3 milyon dolara geldi.

Erdoğan Ege’nin adını değiştirdi! Yunan medyası kudurdu

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Ege Denizi için kullanılan ‘Adalar Denizi’ söylemi, geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da tercih edildi. Erdoğan, “Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e ve eskilerin Adalar Denizi dediği Ege’ye kadar, çevremizdeki tüm sulardaki haklarımızı sağlama alacağız” dedi. Erdoğan’ın bu söylemi Yunanistan’da yankı buldu. Yunan medyası, “Erdoğan Ege’nin adını değiştirdi” başlığıyla bu sözleri okuyucularına aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İstanbul 7. Olağan İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bölgedeki haklarını koruma konusundaki kararlılığı vurgularken, “Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e ve eskilerin Adalar Denizi dediği Ege’ye kadar, çevremizdeki tüm sulardaki haklarımızı sağlama alacağız” demişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Adalar Denizi” söylemi, Yunanistan medyasında kendine yer buldu. Rahatsızlığını saklamayan Yunan medyasından Kathimerini, “Erdoğan Ege’nin adını değiştirdi” başlığıyla bu gelişmeyi okuyucularına aktardı.

‘Adalar Denizi’ ne anlam ifade ediyor?

Türk Donanmasının kurucusu olarak kabul edilen Çağrı Bey, denize açıldığı vakit üzerinde irili ufaklı sayısız ada olmasından ötürü bu denize (Ege) ‘Adalar Denizi’ ismini vermiş, ardından gelen Türk devletleri de bu geleneği devam ettirmiştir.

Mavi Vatan kavramının arkasındaki akıl olan Emekli Tümamiral Cihat Yaycı, Ege yerine ‘Adalar Denizi’nin tercih edilmesiyle ilgili önerisini şu sözlerle aktarmıştı:

Aslında var olanın hatırlanmasını ve değiştirilmesini öneriyoruz. Yetkililer değerlendirir, değiştirir veya değiştirmez. Ege Denizi yerine ‘Adalar Denizi’ ya da ‘Kuzey Akdeniz’ denilebilir. Burası Osmanlı döneminde Adalar Denizi olarak geçmiş. Anadolu Selçukluları da böyle demiş. Ayrıca ‘Ege Bölgesi’ ismi var. Burası da ‘Batı Anadolu’ olsun çok daha uygundur diye düşünüyorum. Türkçe isimlendirme önemli ama takdir yetkililerindir.

1938’de yazılan müfredat kitaplarında dahi Adalar Denizi olarak tanımlanan denizin ismi, 1941 yılında standartlaştırılarak Ege ismi kullanılmaya başlandı.

Aliyev’den Erdoğan isteği: Ben gardaşımsız gitmem

Ermenistan işgalinden kurtarılan Şuşa’daki okulun temelini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin birlikte atması planlanıyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in ‘Ben gardaşımsız gitmem Şuşa’ya, beraber gideceğiz’ dediği öğrenildi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından, Ermeni işgalinden kurtarılan Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Şuşa kentinde inşa edilecek okul projesi için Azerbaycan’a giden üç kişilik ekip, döndü. MHP Lideri Bahçeli’nin isteğiyle, projenin mimarı Isparta eski Belediye Başkanı ve Bahçeli’nin danışmanı yüksek mimar Yusuf Ziya Günaydın, MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mevlüt Karakaya ve Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın Azerbaycan ziyareti, altı gün sürdü.

Heyet Aliyev’le görüştü

MHP heyeti Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Haciyev, Azerbaycan Eğitim Bakanı Emin Amrullayev ve yetkililerin katıldığı görüşmeler gerçekleştirdi. Azerbaycan dönüşünde ise heyet, Devlet Bahçeli ile bir görüşme daha yaparak, proje ve yapılan görüşmelere dair bilgilendirme yaptı. Ana teması Azerbaycan’da ‘Özgürlük Çiçeği’ olarak isimlendirilen Har-ı Bülbül’ün kullanıldığı, ismi ise Azerbaycan milli marşını besteleyen Üzeyir Hacıbeyli olacak, Osmanlı ve Selçuklu motiflerinin kullanıldığı projeyi çizen Yusuf Ziya Günaydın, Azerbaycan’daki görüşmeler ve proje hakkında bilgi verdi.

Ermeniler yıkmış

Azerbaycan’da çok iyi karşılandıklarını anlatan Günaydın, Cumhurbaşkanı Aliyev’in, Ermenilerin kaçarken özellikle eskiden tarihi ve turistik bir şehir olan Şuşa’yı harabeye çevirdiklerini, özellikle Türk mührü olan okul, medrese, kervansaray gibi tüm tarihi değerleri yıktıklarını ve yok etmek istediklerini söylediğini aktardı.

Aliyev’in, tüm bu tarihi değerlerin ve Şuşa’nın tekrar kurulacağı ve daha güzel şeyler yapılacağını söylediğini anlatan Günaydın, “Sayın genel başkanımızın bu projeyi yapmak istediği, iki cumhurbaşkanı arasında kabul gördüğü, bu kabul neticesinde hazırlanan projeyi de anlattık. Sayın Cumhurbaşkanı, okulumuzun ve projemizin de Türk alemi açısından orada çok büyük anlamı olacağını söyledi. ‘Arkadaşım, dostum ve gardaşım’ diyerek cumhurbaşkanımızı kastetti ve burada büyük bir bütünlük ve hatıra olduğunu belirtti.

Şuşa’da kadastro çalışmaları

Okulun yapılacağı alanın henüz netleşmediğini belirten Günaydın, “Ermeni işgalinden kurtarılan Şuşa’ya geri dönecek olan Azerbaycan vatandaşlarının eskiden hak sahibi olduğu toprakların iadesi için titiz bir kadastro çalışması yapılıyor. Sayın Aliyev’in bizzat kendi ağzından bu çalışmalar neticesinde en güzel yerinden arazi verileceği söylendi. Bu konuda cumhurbaşkanı yardımcısına da her an irtibat kurabileceğimiz şekilde yetki verdi. Görüşmemiz bir saatten fazla sürdü hem cumhurbaşkanımıza hem genel başkanımıza sık sık ‘Gardaşım’ diyerek teşekkür etti” diye konuştu.

“Gardaşımsız gitmem”

Bakü-Şuşa arasında yol sorunu olduğunu ve yeni bir yol yapımının başlatıldığını kaydeden Günaydın, “Gördüğüm kadarıyla çok hızlı yürüyor ve bahar gelmeden bu yolun açılması planlanıyor. Bize de ‘Ben gardaşımsız gitmem Şuşa’ya, beraber gideceğiz’ dedi. Sayın Devlet Beyin de gelmesini arzu etti ve orada temel de atılacağını söyledi. ‘Ama ben oraya gardaşımsız gitmiyorum’ dedi. Hazırlıklarını yaptıktan sonra yol açılışı ve ardından iki cumhurbaşkanımız ve Devlet Beyin katılımıyla okulun temelinin atılması planlanıyor. Sevinç dolu, güzel ve hoş bir sohbet oldu. Zaferini kutladık ve Türk Milleti olarak halkımıza, Cumhurbaşkanımız ve liderimiz Bahçeli’ye de büyük teşekkürlerini sundu” dedi.

“Osmanlı ve Selçuklu motifli çinilerle bezenecek”

Dönüşte ise bir saatten fazla süre Devlet Bahçeli ile görüştüklerini anlatan Günaydın, çalışmaların yoğun şekilde devam ettiğini belirterek, projenin detaylarını şöyle anlattı:

“Okul ana giriş kısmı Osmanlı ve Selçuklu motifli çinilerle bezenecek. İki tarafına da köşk konulmuştur, onlar da yine çini kaplamadır, özellikle şeritlerde taş malzemesi kullanılmıştır. Şuşa’da çok önemli bir çiçek var, kuşa benzeyen, ismi Har-ı Bülbül. Bahar ve sonbahar ayında açıyor. Azerbaycan halkı ‘Özgürlük Çiçeği’ de diyor. Hatta Şuşa’nın da bir ‘zafer çiçeği’ olarak kabul edilmiş. Sanki bir bayrak gibi önemli bir çiçek. Bu çiçeği okulumuzun alnına yerleştirdik, özel bir işleme olacak. Bununla birlikte Türk Milleti verdiği toprağı eninde sonunda alır. Türk Milleti bir gün dünya beyefendisi de olacaktır. Azerbaycan da bizim kardeşimiz ve onlar da yürüyecektir. Burada dünya beyefendiliğini gösteren zeytin dallarıyla da kuşatıldı. Bir nevi zeytin dalı, verdiği toprağı alır ve barış gerekirse barışır, ama savaşı da kazanır anlamıyla birlikte zeytin dalı ve Har-ı Bülbül çiçeği bunu anlatmaktadır. Kapı ise 4 metre yüksekliği ve 150’şer santimetre sağa-sola açıldığında 3 metre genişliğinde, Osmanlı ve Selçuklulardaki gibi büyük kapılar milletin büyüklüğü ve geleceğini ifade ediyor.”

En tepede 2 bayrak

Pencerelerde Safranbolu, Divriği gibi Türk halk mimarisindeki orantılı modülasyon kullanıldığını belirten Günaydın, sağ ve sol kemerli balkonlarda ise o yörenin taş malzemesinin kullanıldığını söyledi. İki tarafındaki atölyelerin olduğu köşklerin payanda usulü 4 metrelik konsolla bağlandığını anlatan Günaydın, okulun en tepesinde ise 30 tona yakın tunç kullanımıyla Türk ve Azerbaycan bayraklarının yan yana dikileceğini kaydetti. Günaydın, sınıflar, öğretmen odaları, atölyeler gibi iç alanların da fonksiyonel olarak, çok rahat ve mimariyle bütünleşik planlandığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 23 Nisan paylaşımı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, videolu paylaşımla çocuklara seslendi: Savaşların, çatışmaların, açlık ve kıtların ufkumuzu kararttığı bu dönemde dünyayı değiştiren yegane şey siz çocukların tebessümüdür. Geleceğimizin teminatı yarınlarımızın umudusunuz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun 100. yılını ve 23Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı Twitter hesabı üzerinden videolu bir paylaşımla kutladı.

Erdoğan, paylaşımda, “Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 100. yılını, Türkiye’nin ve dünyanın tüm çocuklarının 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en samimi duygularımla tebrik ediyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan videoda çocuklara seslenerek şunları dile getirdi:

“Yarınlarımızın umudusunuz”

“Hayatta bir çocuğun gülümsemesinden daha büyük bir mutluluk, bir çocuğun kalbinden daha geniş bir umman yoktur. Savaşların, çatışmaların, açlık ve kıtların ufkumuzu kararttığı bu dönemde dünyayı değiştiren yegane şey siz çocukların tebessümüdür. Sizler geleceğimizin teminatı yarınlarımızın umudusunuz. Siz çocuklar daha huzurlu, daha adaletli, daha güzel bir dünyanın müjdecisi durumundasınız. 

“Daha adaletli bir dünyayı siz kuracaksınız” 

Çocuk olmak coşkulu olmak, dünyaya hep saf duru gözlerle bakmak ve yarına o heyecanla yürümek demektir. Çocuk olmak yüreğindeki sınırsız hesapsız sevgiye sıkı sıkıya sarılmak demektir. İnşallah sizler yarın birer sanatçı, politikacı, bilim adamı, öğretmen, mühendis, hukukçu, iş adamı veya başka konularda olacaksınız. İşte o zaman geriye kalan eksikleri giderecek, sizlerden sonra gelecek nesiller için daha güzel daha adaletli bir dünyayı siz kuracaksınız.

23 Nisan Milli Egemenlik ve çocuk bayramınızı tebrik ediyorum. 23 Nisan’ı armağan eden cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını bir kez daha şükranla yad ediyorum. Ailenizle öğretmenlerinizle ve arkadaşlarınızla birlikte nice güzel bayramlar diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sokağa çıkma kısıtlaması 23 Nisan’dan itibaren 4 gün olacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “23-24-25-26 Nisan tarihleri arasında yine 31 ilimizde sokağa çıkma sınırlandırması yapmayı özellikle planlıyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tarabya’daki Huber Köşkü’nde video konferans yöntemiyle düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından açıklama yaptı.

Erdoğan, az önce Kabine’nin 28. toplantısını tamamladıklarını, bir süredir olduğu gibi bu toplantıda da ana gündem maddesinin koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında yaptıkları ve yapacakları çalışmalar olduğunu, ayrıca Suriye, Libya ve Ege’deki gelişmeler başta olmak üzere önemli güvenlik konularıyla ilgili değerlendirmelerde bulunduklarını söyledi.

“Rejim, böyle devam etmesi halinde bunun bedelini ödeyecektir”

Dünyanın ve Türkiye’nin dikkatini salgınla mücadeleye vermesini fırsata çevirmek isteyen Suriye rejiminin İdlib’teki saldırganlığını artırdığını gördüklerini belirten Erdoğan, “Türkiye, Rusya ile vardığı 5 Mart mutabakatına bağlılığını korumakla birlikte rejimin saldırganlığına da geçit vermeyecektir. Ateşkesi ve mutabakatın diğer şartlarını ihlal eden rejim, böyle devam etmesi halinde çok ağır kayıplarla bunun bedelini ödeyecektir. Aynı şekilde İdlib’teki ateşkes iklimini bozmak için provakatif eylemler düzenleyen karanlık örgütlere de müsamaha göstermeyeceğiz.” diye konuştu.

“Hafter’e karşı ülkenin meşru yönetimine destek vermeye davet ediyoruz”

Türkiye’nin gücünü, uluslararası hukuktan ve kendi çıkarlarını koruma iradesinden alan kararlı duruşuyla Akdeniz’deki tüm oyunları da bozmayı sürdüreceğini ifade eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Libya ile imzaladığımız Akdeniz’deki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası’ndan kaynaklanan rahatsızlığın hala sürdüğü anlaşılıyor. Halbuki bu muhtıra Birleşmiş Milletler’e de bildirilmiş ve böylece süreç tamamlanmıştır. Sığınmacılara karşı insanlık dışı tavırlarını sürdüren ülkelerin, bu hukuksuz ve vicdansız eylemlerinden bir an önce vazgeçmelerini bekliyoruz. Meşru Libya hükümetinin sahada son dönemde elde ettiği kazanımlar ise bu ülkede darbeci Hafter’in gerçek yüzünün daha iyi görülmeye başlandığının işaretidir. Buradan uluslararası kamuoyunu bir kez daha darbeci Hafter’e karşı ülkenin meşru yönetimine destek vermeye davet ediyoruz.”

“Son iki haftada toplam 38 teröristi etkisiz hale getirdik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer yandan bölücü örgütün Türkiye’nin salgın hastalıkla mücadele döneminde dahi eylem teşebbüslerine ara vermemesinin, terörizmin çirkin yüzünü bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayarak, “Sınırlarımız içinde ve dışında terör örgütüne nefes aldırmamakta, her fırsatta başını ezmekte kararlıyız. Bu doğrultuda yürüttüğümüz operasyonlarla son iki haftada toplam 38 teröristi etkisiz hale getirdik. Türkiye’nin iç ve dış güvenliği ile ilgili çalışmalarımızı, kesintisiz ve tavizsiz bir şekilde sürdürüyoruz.” dedi.

Türkiye’nin koronavirüs salgınıyla mücadelesini 4 ana başlık etrafında geçirdiğini anlatan Erdoğan, bunlardan birincisinin insanlar arasındaki fiziki mesafeyi sağlamak olduğunu söyledi.

“İstisnai birtakım görüntüler dışında bu konuda da sıkıntımız bulunmuyor”

Okulların ve 212 bin işletmenin tatil edilmesinden, şehirler arası ulaşımın sınırlandırılmasına ve sokağa çıkma yasaklarına kadar bütün bu tedbirlerin, bu amaca yönelik olduğunu aktaran Erdoğan, “İkincisi sağlık sisteminin kesintisiz işlemesini temindir. Bu hususta da hasta yatağı, yoğun bakım yatağı, solunum cihazı gibi kritik konular başta olmak üzere her alanda çok iyi seviyedeyiz. Üçüncüsü gıda ve temizlik gibi temel hizmet alanlarında üretim, tedarik ve perakende zincirinin aksamamasıdır. İstisnai birtakım görüntüler dışında bu konuda da sıkıntımız bulunmuyor. Ülkemizin hiçbir yerinde herhangi bir ürünün eksikliği, yokluğu, yetersizliği söz konusu değildir. Dördüncüsü de kamu düzeninin bozulmamasıdır. Polisimiz, bekçimiz, jandarmamız tüm unsurlarıyla kamu düzeninin sağlanması yanında Vefa Sosyal Destek Gruplarına katkı vermek suretiyle fedakarca görevlerini yürütüyor.” diye konuştu.

“Test-vaka oranımız azalıyor, iyileşen hasta sayımız katlanarak artıyor”

Erdoğan, bugüne kadar 3 milyonu aşkın vatandaşa Vefa Sosyal Destek Grupları vasıtasıyla hizmet verildiğini, yaklaşık 1 milyon 65 yaş üstü vatandaşa da kolonya ve maske dağıtıldığını kaydetti.

Salgının başladığı günden bu yana Türkiye’de kayda değer bir kamu düzeni sorunu yaşanmadığını dile getiren Erdoğan, salgının yayılmasını engellemek için halen 239 mahalle, köy veya belde düzeyinde yerleşim yerinin de karantina altında tutulduğunu bildirdi.

Erdoğan, koronavirüs salgınının önüne geçmek için alınan tedbirlerin meyvelerinin toplanmaya başladığını belirterek, “Test sayımızı günde 40 bin düzeyine çıkardık. Test-vaka oranımız azalıyor. İyileşen hasta sayımız katlanarak artıyor. Buna karşılık yoğun bakımda ve solunum cihazına bağlı olan hastalarımız ile vefat eden hasta sayımız aynı düzeyde devam ediyor. İnşallah yakında onların da azalışına şahit olacağız. Bu hususlarla ilgili gelişmeler Sağlık Bakanlığımız tarafından her akşam kamuoyuyla paylaşılıyor.” diye konuştu.

Hastanelerde olağanüstü yoğunluk yaşanmadığını, sağlık personelinin canla başla görevlerini yürüttüğünü ifade eden Erdoğan, tüm sağlık personeline şükranlarını sundu.

“Bugün itibarıyla 100 tane solunum cihazını teslim aldık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ücretsiz maske dağıtımının PTT ve eczaneler üzerinden sürdüğünü hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Maskeden tuluma, ilaçtan solunum cihazına kadar hiçbir konuda eksiğimiz veya riskimiz bulunmuyor. Yoğun bakım solunum cihazlarının üretimi konusundaki çalışmalarımız başarıyla neticelendi. Kolları sıvadığımız tarihten 14 gün sonra bu cihazların üretimine başladık. Mayıs ayı sonuna kadar 5 bin cihazı üretmiş olacağız. Yoğun bakım solunum cihazlarının teknoloji girişimini Biosis’e, mühendisleriyle, teknisyenleriyle tüm çalışanlarıyla bu sürece katkı veren Baykar Makina ve Aselsan’a, seri üretimi yapan Arçelik’e şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Bu başarı, her fırsatta altını çizdiğimiz milli teknoloji hamlesinin somut bir örneğidir.

Bugün itibarıyla 100 tane solunum cihazını teslim aldık. Savunma sanayinde gerçekleştirdiğimiz büyük atılımı, tıbbi cihaz ve ilaç başta olmak üzere kritik tüm alanlarda sürdüreceğiz.  Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumumuz da geliştirdiği mekanik solunum cihazıyla bu yarıştaki yerini almıştır. Milli Eğitim Bakanlığımız da prototip seviyesinde bir cihaz geliştirmeyi başardı. Bu gayretleri de takdirle karşılıyoruz. Elimizde epeyce stoku bulunan ve hastalığa erken müdahalede kullanılan kritik ilaçların üretimine yerli firmalarımız da başladı. Bu konudaki araştırma, geliştirme, ruhsatlandırma ve üretim süreçlerini yakından takip ediyoruz. Ülkemizin bu kritik döneminde yapılan her yerli ve milli katkıyı, klasik bürokratik anlayışın keyfine bırakılamayacak kadar önemli görüyoruz.”

“Filtreler konusunda da dışa bağımlılıktan kurtuluyoruz”

Koruyucu sağlık donanımlarının yerli üretimi konusunda da önemli mesafeler alındığını belirten Erdoğan, “Özellikle sağlık personeli açısından hayati olan N95 ve N99 maskelerinin nanofiber esaslı filtrelerini geliştirme süreci bitti, testlerine başlandı, en kısa sürede üretime geçiyoruz. Böylece artık bu filtreler konusunda da dışa bağımlılıktan kurtuluyoruz.” dedi.

Erdoğan, Türkiye Bilimler Akademisinin de hazırladığı kapsamlı Kovid-19 raporuyla önemli bir referans kaynağı oluşturduğuna değinirken, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun edilen başarıları bilimsel makaleye dönüştürüp yayımlayarak, tüm dünyanın hizmetine sunmaya hazırlandığını kaydetti.

“Türkiye sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdürdü”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hastane, yatak ve yoğun bakım yatağı konusundaki mevcut kapasitenin güçlendirildiğinin altını çizerek, şunları söyledi:

“Son gelişmeler üzerine ilk etabının açılışını öne alarak bugün gerçekleştirdiğimiz İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi, salgın hastalıkla mücadele için kullanılacaktır. Toplam yatak kapasitesi 2 bin 682 olan hastanemizin bugün ilk etabının açılışını yaptık. 885’i klinik yatağı, 150’si yoğun bakım yatağı olmak üzere 1035 yatakla hizmet verecek. Hastanemizin kalan kısmını da önümüzdeki ay hizmete açmayı planlıyoruz.

Ayrıca Yeşilköy ve Sancaktepe’deki her biri 1005’er yataklı iki kalıcı hastanemizin inşaatı şu anda hızla sürüyor. İnşallah bunları da söz verdiğimiz gibi 45 günde tamamlayıp hizmete alacağız. Sağlık alanında yaptığımız bu yatırımların önemini ve büyüklüğünü bu salgın vesilesiyle hep birlikte bir kez daha gördük. Gelişmiş ülkelerin dahi çaresiz kaldığı bir dönemde Türkiye en küçük bir sıkıntıya, krize, kaosa meydan vermeden hamdolsun sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdürmüştür.”

23 Nisan zaten tatil, 24-25 ve 26 Nisan 00.00’a kadar bu devam edecek”

Hasta ve ölüm vakalarının çok olduğu ülkelerin en büyük sorununun, sağlık sisteminin yoğunluğu kaldıramadığı için çökmesi olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Türkiye vaktinde aldığı tedbirler sayesinde bu tehlikenin önüne geçerek, tüm dünyada salgınla mücadelede en rahat sağlık hizmeti veren ülke durumuna gelmiştir. Milletimizin çok büyük bir bölümünün açıklanan tedbirlere uyması sayesinde salgının felaket düzeyine ulaşmasının önüne geçtik.

Bu çerçevede şehirler arası ulaşım kısıtlamasının salgının yayılmasını engellemede önemli katkısını gördük. Büyükşehirlerimiz ile Zonguldak ilimizde uyguladığımız hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması da salgının kontrolünde büyük fayda sağladı. Bunun için hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması uygulamasını tarım, sağlık ve gıda hizmetleri ile temel üretim faaliyetlerini aksatmayacak şekilde bir süre daha devam ettireceğiz.

Ayrıca 23-24-25-26 Nisan tarihleri arasında ise günlük hayata etkisini en az düzeyde tutacak şekilde yine 31 ilimizde sokağa çıkma sınırlandırması yapmayı özellikle planlıyoruz. 22 Nisan akşamı 00.00’dan itibaren, 23 Nisan zaten tatil, 24-25 ve 26 Nisan 00.00’a kadar bu devam edecek. 26 Nisan pazar 24.00 itibarıyla sokağa çıkma kısıtlaması sona erecek. Bununla ilgili ayrıntılar İçişleri Bakanlığımız tarafından kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Sokağa çıkma sınırlandırması günlerinde kesintisiz hizmet veren fırıncı, sucu, gazete bayileri, medya mensubu başta olmak üzere tüm çalışanlara ve kamu görevlilerine teşekkür ediyorum. Amacımız önlemleri en titiz şekilde uygulayarak, salgının seyrini ülkemizin Ramazan Bayramı sonrası normale dönüşüne imkan sağlayacak seviyeye indirmiş olmaktır. Bazı adımları bayram öncesi de atmaya başlayabiliriz. Tüm sektörlerin buna göre hazırlıklarını yapmalarında fayda görüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının üstesinden 83 milyon birlikte hareket ederek gelinebileceğini vurgularken, “Birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sarıldığımız ölçüde geleceğimize güvenle bakabiliriz. Türkiye’den başka ülkemiz, bu topraklardan başka vatanımız, bu milletten başka sinesine sığındığımız, sığınacağız ve hizmet edeceğimiz halk yoktur. İstikbalimize ve istiklalimize, terör örgütlerinin saldırılarına, darbe girişimlerine, vesayetin tuzaklarına, bütün bunlara karşı nasıl hep birlikte sarıldıysak, bugün de salgın hastalığa karşı aynı azimle sahip çıkacağız.” ifadelerini kullandı.

“Çeşitli ülkelerdeki 25 bin vatandaşımızı şu anda yine Türkiye’ye getiriyoruz”

Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dünyanın neresinde olursa olsun her vatandaşının yanında olduğunu vurguladı.

Bu anlayışla salgın hastalık başladığında çeşitli sebeplerle yurt dışında olan vatandaşların, kurulan hava köprüleriyle Türkiye’ye getirildiğini anımsatan Erdoğan, “Ülkemize getirdiğimiz her vatandaşımızı sağlık taramasından geçirip, bu amaçla tahsis ettiğimiz yükseköğrenim yurtlarında 14 gün süreyle karantinada tuttuk. Cumhurbaşkanlığımızın koordinasyonunda Sağlık, İçişleri, Dışişleri, Gençlik ve Spor Bakanlıklarımızla THY’nin iş birliğiyle 39 bin vatandaşımızı ana vatanlarına kavuşturmuştuk. Hala 12 bini aşkın vatandaşımızın yurtlarımızdaki karantina süreci devam ediyor. Çeşitli ülkelerdeki 25 bin vatandaşımızı şu anda yine Türkiye’ye getiriyoruz. Amacımız ramazan ayı gelene kadar bu operasyonu tamamlamaktır. Yurtlarımızın bir kısmını evlerine gidemeyen sağlık personeli için bir kısmını da sosyal izolasyon ve gözlem merkezi olarak kullanılmak üzere Sağlık Bakanlığına tahsis ettik.” değerlendirmelerinde bulundu.

“8. ve 12. sınıf öğrencilerimiz için de canlı ders uygulaması başlattık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, örgün ve yaygın eğitim kurumlarındaki faaliyetlere 16 Mart itibarıyla ara verildiğini belirterek, hemen ardından da Milli Eğitim-TRT iş birliğiyle 3 televizyon kanalı kurularak uzaktan eğitime geçildiğini hatırlattı.

Öğrencilerin uzaktan eğitimi için kurulan platformu benimsediklerini ve günlük olarak takibini yaptıklarının tespit edildiği bilgisini veren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ortaöğretim ve yükseköğretim sınavlarına hazırlanan 8. ve 12. sınıf öğrencilerimiz için de canlı ders uygulaması başlattık. Velilerimiz de uzaktan eğitim sürecine dahil edilerek gerekli bilgilendirme ve yönlendirme çalışmaları yapılmıştır. Liselere ve yükseköğrenime geçiş sınavının kapsamı öğrencilerimizi mağdur etmeyecek şekilde yeniden belirlenmiştir. Diğer sınavlarla ilgili düzenlemeler de süratle hayata geçirilmiştir.”

İnfaz düzenlemesi

Erdoğan, salgınla mücadeleye de katkıda bulunacak bir başka önemli çalışmanın da Meclis tarafından kabul edilen ve onayının ardından yürürlüğe giren infaz düzenlemesi olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bu kanunla şu ana kadar bir kısmı izinli bir kısmı tahliye olmak üzere 90 bine yakın mahkum cezaevlerinden çıkmıştır. Veya devam eden işlemlerinin sonuçlanmasıyla çıkacaktır. Böylece hem cezaevlerimizi kapasite itibarıyla rahatlatmış hem de aşırı yoğunluk sebebiyle oluşabilecek salgın tehdidinin önüne geçmiş olduk. Adliyelerde aldığımız önlemlerle insan yoğunluğunu yüzde 95 oranı da azaltarak hukukçularımızı ve vatandaşlarımızı salgından koruduk.”

Gençlere çağrı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında gençlere çağrıda bulunarak, şu ifadeleri kullandı:

“Evde Kal Türkiye’ sloganıyla gönüllü karantina uyguladığımız şu günlerde özellikle gençlerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum. Dünyada yıldızı her geçen gün daha da parlayan yazılım sektörü sizleri bekliyor. Bunun için 3 yılda 1 milyon yazılımcı yetiştirmeyi hedefleyen bir program başlatıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın hazırladığı proje kapsamında eğitimler, özellikle de BTK Akademi Eğitim Portalı üzerinden gerçekleştirilecektir. Hala 13 başlıkta 47 bin dakikayı bulan 31 ayrı eğitim bu sitede hizmet veriyor. Yıl sonuna kadar eğitim sayısı 100’e çıkacaktır. Gençlerimizin tek yapması gereken sisteme girip öz geçmişlerini kaydettirmektir. Tamamlanan eğitimler ve başarı dereceleri sistemdeki öz geçmişlere otomatik olarak işlenecektir. Programı tamamlayanlar güvenliğinden veri analistliğine, siber güvenlikten yazılım geliştirmeye kadar 15 farklı alanda uzman olarak istihdam edilebilme imkanı kazanacaktır. Böylece gençlerimiz korona günlerini geleceklerine ışık tutacak bir fırsata çevirebilecektir. Bu programın ülkemizin yazılımcı ihtiyacının giderilmesine katkı sağlayacağına inanıyorum.”

Tarım arazilerinin kiralanması

Tarım üretimini desteklemek amacıyla hazineye ait tarım arazilerini kiralayan çiftçilerin nisan, mayıs ve haziran ayı kira ödemelerinin 6 ay süreyle ertelendiği bilgisini veren Erdoğan, “Erzincan, Erzurum, Kars, Kayseri, Sivas, Bingöl, Muş başta olmak üzere çeşitli illerimizdeki 14 milyon metrekare Hazine arazisini de ilave olarak çiftçilerimizin kullanımına sunuyoruz.” dedi.

Bünyelerinde tıp fakültesi bulunan 43 üniversiteye dikkati çeken Erdoğan, “Bu zorlu süreçte gösterdikleri çabalara yakinen şahit olduğumuz üniversite hastanelerimize hizmet kalitelerini yükseltebilmeleri için çeşitli unvanlarda 8 bin 635 sözleşmeli personel ve 5 bin 865 sürekli işçi kadrosu ihdas ediyoruz.” diye konuştu.

Erdoğan, salgınla mücadele ederken hiçbir vatandaşın mağdur olmaması, özellikle istihdamın korunması için gayret gösterdiklerini dile getirerek, sanayicilerden esnafa kadar tüm kesimlerin vergi, sigorta, kredi taksiti gibi ödemelerinin ertelenmesinin sağladığını anlattı.

İlave destek paketleriyle işletmelerin ayakta kalmasını temin ettiklerine vurgu yapan Erdoğan, destekler hakkında şu bilgileri verdi:

“Sosyal koruma kalkanı adı altında hayata geçirdiğimiz programlarla salgının vatandaşlarımızın günlük hayatında yol açtığı sıkıntıları en aza indirmeye çalışıyoruz. Çalışma hayatımız için büyük önem taşıyan kısa çalışma ödeneğinin şartlarını kolaylaştırdık. Tüm sektörleri buna dahil ettik. Bugüne kadar 269 bin firmamız, 3 milyonu aşkın çalışanı için kısa çalışma ödeneğine başvurdu. Ücretsiz izne ayrılanlar için de ayrı bir destek programını hayata geçirdik. 9 Nisan itibarıyla sosyal yardımlarda acil durum kararı alarak muhtaçlık kriterleri yanında bu dönemde özel ihtiyaçları da kapsama aldık. Bu çerçevede ilk etapta herhangi bir geliri olmayan vatandaşlarımıza yönelik olarak önce 2 milyon 100 haneye nakit desteği verdik. İkinci etapta 2 milyon 300 bin haneye 1000’er lira nakit desteği vermeye başlıyoruz. Üçüncü etabı da yakında bu dönemde özel ihtiyacı olan hanelere yönelik olarak devreye alıyoruz. Buna ilişkin başvuruları almaya başlıyoruz. Her başvuruyu titizlikle değerlendireceğiz. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımıza ramazan ayında ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere 500 milyon lirayı aşkın ilave kaynak sağladık. Ayrıca 81 vilayetimizin tamamında 2 milyon 234 bin ilköğretim ve ortaöğretim öğrencimize kızlar için 75 lira, erkekler için 50 lira olmak üzere şartlı eğitim yardımı yapıyoruz. Öksüz ve yetim 41 bin öğrencimize ise bu yardımı aylık 150 lira olarak veriyoruz.”

“Gelin bu rakamı 2 milyar liranın üzerine çıkararak tarihi bir dayanışma örneği gösterelim”

Erdoğan, başlattıkları “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” kampanyasında toplanan tutarın 1 milyar 800 milyon liraya yaklaştığını söyledi.

Hayırseverleri bir kez daha sürmekte olan bu kampanyaya katılmaya davet ettiğini vurgulayan Erdoğan, “Gelin bu rakamı 2 milyar liranın üzerine çıkararak tarihi bir dayanışma örneği gösterelim. Bu vesileyle huzurevlerinde, çocuk evlerinde, engelli merkezlerinde ülke genelindeki bini aşkın vakıf şubesinde, İŞKUR’da, SGK’da mesai mefhumu gözetmeksizin vazife yapan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı personeline teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

“CHP’li belediyelerin amacı şov yapmaktır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye, devleti ve milleti ile el ele vererek salgın hastalıkla mücadele ederken CHP’nin başını çektiği bir kesimin yine bozgunculuk peşinde koştuğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

“Bilindiği gibi salgınla mücadele, merkezi planlamayı ve güçlü bir koordinasyonu gerektiriyor. Başarılı bir netice alabilmek için uygulamanın her il, ilçe, mahalle düzeyinde bu anlayışla görülmesi şarttır. Peki CHP’li belediyeler ne yapıyor? Cumhurbaşkanlığını, Sağlık Bakanlığını, İçişleri Bakanlığını, diğer bakanlıkları, valiliği, kaymakamlıkları hiçe sayarak kendi başlarına yardım toplamaya, ekmek dağıtmaya, hastane kurmaya benzeri işler yapmaya kalkıyorlar. Asli işlerini yürütemeyen CHP’li belediyelerin ısrarla ve salgınla mücadele kurallarını hiçe sayarak giriştikleri bu tür faaliyetlerin amacı halka hizmet vermek değil. Şov yapmaktır.”

Özellikle İstanbul, Adana ve Mersin belediyelerinin hafta sonu uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasındaki sergiledikleri tavrın başka hiçbir izahının olmadığına işaret eden Erdoğan, “Elbette kurallara uygun şekilde faaliyet yürüten CHP’li belediyeler de var. Mesela Mersin’de CHP’li Büyükşehir Belediyesi salgın kurallarını hiçe sayarak şov yaparken, aynı partinin Yenişehir ve Mezitli Belediyeleri ise valilikle iş birliği halinde faaliyet yürütmüştür. ” dedi.

“Alınan tedbirleri sabote etmeye çalışıyorlar”

Erdoğan, bu tür teşebbüslerin geçmişte FETÖ ve PKK gibi örgütler tarafından da denendiğini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Tabii buradaki amacın milletimizin takdirle takip ettiği sağlık, gıda, güvenlik, ekonomik destek, sosyal yardım hizmetlerini itibarsız hale getirmek olduğu açıktır. Salgın sebebiyle sağlık sisteminin çökmesini, kamu güvenliğinin zaafa uğramasını, halkın sokaklara dökülmesini bekleyenler, umdukları olmayınca gözlerini yapılan hizmetlere dikmişlerdir. Geçmişte Türkiye’nin terör örgütleri ile mücadelesini akamete uğratmak, sınırlarını koruma gayretini kırmak, ekonomisini yıkmak için uğraşmışlardı. Şimdi de maalesef salgın hastalıkla mücadele için alınan tedbirleri sabote etmeye çalışıyorlar. Ülkemizin İtalya, İspanya, Amerika gibi ciddi kayıplar veren yerler arasına girmesini bekliyorlardı. Baktılar öyle olmadı, umutlarını Uganda’ya bağlayacak kadar küçüldüler.”

“Kendilerince hükümetle yarışa kalktılar”

Bununla kalmayıp kendilerince hükümetle yarışa kalktıklarını anlatan Erdoğan, “Biz şehir hastanelerini anlatırken onlar fuar merkezlerini panellerle bölerek oralarda içindeki standları ‘sahra hastanesi’ diye yutturmaya kalktılar. Foyaları ortaya çıkınca da ‘biz şehir hastanelerini hiç eleştirmedik’ diyerek daha büyük bir yalana sarıldılar. Halbuki bugün Türkiye’yi salgınla mücadelede dünyada farklı bir yere taşıyan şehir hastanelerine yıllarca demediklerini bırakmışlardı.” şeklinde konuştu.

Geliri olmayan vatandaşlara devletin yıllardır var olan sistemi sistemi üzerinde nakit yardımı yaptıklarını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz bunu yaparken onlar hem hukuka hem inancımıza aykırı şekilde ‘zekat toplama’ peşine düştüler ve dediler ki; ‘evet zekat toplama noktasında herhangi bir engel yok, devlet bu noktada zaten böyle bir engeli de koymaz.’ Bu noktada müracaat edilecek tek yer vardır. Diyanet İşleri Başkanlığına sorarsanız, zekatı kimler toplar, kimler toplayamaz onlar size gerekli cevabı verir. Siz kendinize ait olmayan böyle bir alana veyahut böyle bir konuda konuşma hakkına sahip değilsiniz. Devlet kuralları uygulayarak yardımları tek hesapta toplayınca da ‘paramıza el konuldu’ yalanına sarıldılar. Devlet olarak biz kimsenin parasına el koymadık ve bu noktada da böyle bir yanlışın içerisine girmedik, girmeyiz. Biz insani hareketliliğimiz neyi gerektiriyorsa bugüne kadar onu yaptık ve bu kurallar çerçevesinde de ikna yöntemi ile bütün bu gayretlerimizi sürdürüyoruz.”

“Onlar toplu taşıma seferlerini hesapsızca azaltarak halkımızı mağdur ettiler.” diyen Erdoğan, “Belediyelerinin sorumluluğundaki faaliyetleri yönetemeyip her şeyi birbirine karıştıranlar, hükümetin aldığı tedbirleri sabote ederek beceriksizlikleri örtmeye kalktılar. Biz infaz düzenlemesi ile kalıcı bir sistem kurmak hem cezaevlerindeki yoğunluğu azaltmak için uğraşırken, onlar ‘tecavüzcüler serbest kalacak’ yalanıyla ortalığı bulandırdılar.” diye konuştu.

“Sorun, olmayan bir şeyi varmış gibi anlatmaktır”

Erdoğan, belediyelerin diğer sorumluluklarının yanı sıra sosyal yardım da yapabildiğini vurgulayarak, bunu, kanunların belirlediği sınırlar içerisinde, şehrin mülki amirinin bilgisi ve koordinasyonu dahilinde, kendi kaynaklarıyla yapabileceğini söyledi.

Belediyenin, bakanlığı, valiliği, kaymakamlığı ve diğer kamu birimlerini yok sayarak kendi başına iş yapmaya kalktığında karşısında hukuku ve devleti bulacağına dikkati çeken Erdoğan, “Sorun ekmek dağıtmak değil, bunu şehirdeki diğer faaliyetlerle uyumsuz, plansız, programsız izinsiz şekilde yapmaktır. Sorun, vatandaşımız için sağlık tesisi hazırlamak değil, olmayan bir şeyi varmış gibi anlatmaktır. Sorun herhangi bir konuda farklı düşünmek, konuşmak hareket etmek değil, yalan söylemektir, iftira atmaktır, gerçeği çarpıtmaktır. “

Erdoğan, Türkiye’nin sağlık alanında tarihi bir beka mücadelesi verdiği bir dönemde milleti böyle tatsız konularla meşgul etmiş olmaktan üzüntü duyduğunu belirterek, ancak karşıdaki kirli zihniyetin, kendisine cevap verilmedikçe azgınlaşarak yalanlarının çıtasını yükselttiğini kaydetti.

Türkiye’nin bu hastalıklı siyaset zihniyetinden kurtulmasını en az Kovid-19 virüsünden arınması kadar önemli gördüğünü dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sinde her şey gibi muhalefet anlayışının da özlediğimiz seviyeye çıkacağını ümit ediyoruz. Bu duygularla milletinin her bir derdine çare olacak bir adımı atmanın inşallah beklentisindeyiz ve milletimin her bir ferdine sabrı, anlayışı, dirayeti ve fedakarlığı için en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Sağlık çalışanlarımızın ve güvenlik görevlilerinin yanı sıra tarım, gıda, temizlik başta olmak üzere üretim ve dağıtım sektörlerinde faaliyet gösteren herkese teşekkür ediyorum.