Erdogan

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Erdogan

Beklenen açıklama geldi: Türkiye’ye gelmek istiyor

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından yapılan açıklamada Erdoğan-Biden görüşmesinin olumlu bir havada geçtiği belirtilerek “Sorunların çözümü için ortak irade var” denildi. Kabil Havaalanı’nın nasıl korunacağı konusuyla ilgili de, “Önümüzdeki günlerde görüşmeler sürecek. Müttefikler Türkiye’nin korumasını istiyor” açıklaması yapıldı.

Kaynaklar, müttefiklerin talebinin Kabil Havalimanı’nın korunmasının Türkiye tarafından sağlanması yönünde olduğunu belirtti. Bu konuda ABD yönetimi ile çeşitli düzeylerdeki görüşmelerin önümüzdeki süreçte devam edeceği ifade edildi. Taliban’ın tutumunun da yakından takip edildiğinin altını çizildi.

Cumhurbaşkanlığı kaynakları ayrıca Erdoğan-Biden görüşmesine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Kaynaklara göre, olumlu havada geçen görüşmede sorunların çözümü için ortak irade sergilendi.

Biden Türkiye’yi ziyaret etmek istiyor

ABD Başkanı Joe Biden’ın iki ülke ilişkileri üzerine konuşulacak çok konu olduğunu ve Türkiye’yi ziyaret etme arzusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ilettiği ifade edildi. Görüşmede ayrıca Türk tarafının iki ülke arasındaki 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefini gündeme getirdiği, Biden’ın da bu hedefe destek verdiği belirtildi.

Erken seçim mi geliyor? İşte Erdoğan’ın 7 maddelik planı!

Abdülkadir Selvi’nin bugünkü köşe yazısı şöyle;

Erken seçim var mı? Hemen başta erken seçim yok desem bu yazıyı okumazsınız ama görünürde erken seçim yok.

Ama muhalefetin erken seçim baskısı iyice artmaya başladı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, haziran ayında erken seçime gidileceğini iddia ediyordu ama haziran geldi seçim yok. Akşener yanıldığını söyledi. “Yeni bir öngörüm yok” dedi. Yeni bir tarih önermedi ama erken seçim ısrarını sürdürdü.

Kılıçdaroğlu, ‘sonbaharda seçim’ diyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise sonbaharda seçimlere gidileceği görüşünde. Sonbahara şunun şurasında üç ay kaldı ama Kılıçdaroğlu, “Erken seçimi yapmak zorundalar” diyor. Sonbaharda seçim yapılabilmesi için Meclis’in bugün toplanıp erken seçim kararı alması gerekiyor. Öyle bir hava yok.

Erken seçim çağrısı

Kılıçdaroğlu’nun ağzını açıp da erken seçim çağrısı yapmadığı bir konuşması yok. Dünkü grup toplantısında yine erken seçim çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Bir an önce seçime gitmeliyiz. Kimden kaçıyorsunuz? Milletten kaçılır mı? Sandığı koyacaksın, vatandaş seni istiyorsa yine koltuğa gelirsin” diye seslendi.

Bahçeli’den ‘erken seçim yok’ çıkışı

Türkiye yakın dönemde iki kez erken seçime gitti. Biri 3 Kasım 2002 seçimleri, diğeri 24 Haziran 2018 seçimleri. Her ikisinde de erken seçim sandığını milletin önüne Bahçeli getirdi.

Eğer erken seçime gidilecekse Bahçeli götürür. Ama Bahçeli bir süredir ısrarla erken seçimlerin olmayacağını savunuyor. Dünkü grup toplantısında, “Kılıçdaroğlu fazla celallenme, heveslenme. Ülkemizin erken seçim gibi bir gündemi yoktur, bunu da kiralık aklından çıkarma. Demedi deme, adam sözü dinle. Seçimlere 754 gün vardır. Milletin zillet ile hesaplaşmasına 2 yıl 24 gün vardır” diye konuştu.

Erken seçim kararı nasıl alınacak?

Erken seçim tartışmaları yapılırken, göz ardı edilmemesi gereken bir nokta var.

Parlamenter sistemde erken seçime gitmek kolaydı. Ancak başkanlık sisteminde bu iş o kadar kolay değil. Ya Meclis’in erken seçim kararı alması gerekiyor ya da Cumhurbaşkanı’nın erken seçime götürmesi ile mümkün oluyor. Ama her iki durumda da Cumhurbaşkanı’nın geriye kalan görev süresi tamamlanmış sayılıyor. Muhalefetin Meclis’ten erken seçim kararı çıkaracak sayısı olmadığına göre, Cumhurbaşkanı daha 2 yıllık süreci varken neden erken seçime gitsin?

Erdoğan erken seçime karşı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her zaman seçimlerin zamanında yapılmasını sağladı. Sadece 27 Nisan e-muhtırası ve Cumhurbaşkanlığı seçimini tıkayan 367 kararından sonra 2007 yılında erken seçim kararı alarak 22 Temmuz’da seçimlere gitmişti.

Erdoğan, muhalefetin erken seçim çağrılarına ise geçen haftaki AK Parti grubunda yanıt vermişti. “Boşuna uğraşmayın, seçim Haziran 2023’tür” demişti.

Erdoğan muhalefetin son dönemde yoğunlaşan erken seçim taleplerine dikkat çekip, “Seçimin 2023’te yapılacağını defalarca tekrarlamış olmamıza rağmen, erken seçim teranesi tutturanların sufleyi nereden aldıkları açık” diye konuşmuştu.

Erdoğan’ın planı ne?

1- Erdoğan 2 yıllık süresi varken erken seçime gitmeyi doğru bulmuyor. Seçimlerin 2023’te yapılmasını istiyor.

2- Pandemi şartlarında milletin iyice bunaldığı ve ekonomik sıkıntıların yaşandığı bir dönemde iktidar seçimlere gitmeyi kesinlikle düşünmüyor.

3- Muhalefet ise pandemi şartları ve ekonomik sıkıntının üst üste bindiği süreçte iktidarı erken seçime götürmek için çaba gösteriyor.

4- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kafasında bir takvim olduğu söyleniyor. Ama bu erken seçim takvimi olarak algılanmasın. Pandemi şartlarının düzelmesi ve ekonominin iyileşmesinden sonra Erdoğan’ın takvimini uygulamaya koyacağı ifade ediliyor.

5- 2021 yılının ikinci yarısında iyileşmenin başlayacağı, düzelmenin ise 2022 yılında hissedileceği ifade ediliyor.

6- Şimdi muhalefet liderleri geziyor, 2022 yılında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yurt gezilerine başlayıp, meydanlara çıkacağı söyleniyor.

7- Seçimleri muhalefet değil, koronavirüsün geriletilmesi, pandemi şartlarının ortadan kalkması ve ekonomini gidişatı belirleyecek.

(Hürriyet)

Erdoğan’dan ABD’li isimlerle kritik görüşme!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Brüksel’de ABD Başkanı Joe Biden’la yapacağı görüşme öncesi ABD’li şirketlerin yöneticileriyle görüşecek.

Yabancı yatırımcılara Türkiye’deki yatırım fırsatlarının anlatılma süreci devam ediyor.

Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın, Türkiye’ye yatırım konusunu görüşmek üzere çarşamba günü 20 ABD şirketinin yöneticileriyle bir araya geleceği bildirildi.

Biden’la görüşme öncesi toplantı

Konuyla ilgili kaynaklar, toplantının ABD Ticaret Odası, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından organize edileceğini söyledi.

14 Haziran’da Brüksel’de düzenlenecek NATO Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden, ilk kez yüz yüze görüşecek. Şirket yöneticileriyle yapılacak toplantının, söz konusu görüşme öncesi nabız yoklama niteliği taşıdığı belirtildi.

Mıcrosoft ve Netflix yöneticileri de katılacak

26 Mayıs saat 18.00’de gerçekleştirileceği aktarılan toplantıya hangi şirketlerin katılacağı belirtilmedi. Kaynaklardan biri, “ABD şirketleriyle suları test etmenin bir yolu, Biden ile yüz yüze görüşmeden önce bir tür ön çalışma.” dedi.

Diğer taraftan, toplantıya Microsoft ve Netflix’ten yöneticilerin katılacağı konuşuluyor. Her iki şirketin temsilcileri, konuyla ilgili yorum yapmadı.

ABD Ticaret Odası’ndan bir sözcü, “Bu toplantı özel ve kayıt dışı olduğundan herhangi bir ayrıntı veremiyoruz.” ifadesini kullandı.

100 milyar dolar hedefi

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve TOBB, yorum yapmayı reddetti. Cumhurbaşkanlığı ve Washington’daki Türk Büyükelçiliği de yorum taleplerine yanıt vermedi.

Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacmi 2019’da 21 milyar dolara ulaştı. NATO müttefikleri bunu 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.

Netanyahu’nun oğlundan Erdoğan’a küstah cevap!

İsrail’in zulmüne dünya ülkeleri sessiz kalırken Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyası harekete geçilmeli çağrısında bulundu. Netanyahu’nun oğlu ise Erdoğan’a sözde Kürdistan paçavrası ile yanıt verdi.

Katil İsrail ordusu, Gazze’de sivilleri hedef aldı. Saldırıda çok sayıda yaralı bulunurken, 9’u çocuk 24 kişi de hayatını kaybetti.

Uluslararası sözlü uyarılar İsrail terörünü durdurmazken, Netanyahu işgalci devletin saldırılara devam edeceğini açıkladı.

Dünya bu zulme sessiz kalırken İsrail’in bu saldırılarına baş kaldıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, tüm dünyaya çağrı yaptı.

Bu kapsamda Erdoğan da Twitter hesabından bir mesaj paylaşarak, “İslam ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyayı İsrail’in Mescid-i Aksa’ya, Kudüs’e ve Filistinlilerin evlerine yönelik saldırılarına karşı etkili şekilde harekete geçmeye davet ediyorum” yazdı.

Alçak yanıt

Ancak İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahun’nun oğlu Yair Netanyahu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tweetinin altına skandal bir paylaşım yaptı.

Netanyahu’nun oğlu, Erdoğan’ın paylaşımına sözde Kürdistan paçavrası görseliyle yanıt verdi.

Erdoğan’dan Kurtulmuş ve Yıldırım’a yeni görev! Başkanlık…

AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım’ın Genel Merkez’de 8’inci katta hazırlanan odasının bayram sonrası tamamlanması planlanıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım ve Numan  Kurtulmuş‘a partideki toplantılara başkanlık yapma görevini vereceği aktarılıyor. AK Parti Genel Merkezi’nde 8’nci katta yapılan çalışmaların sonuna gelindi.

Bayram sonrası odanın tamamlanmasının ardından Yıldırım’ın Genel Merkez’de daha aktif bir şekilde görev yapacağı ifade ediliyor. Yine, partide, oda ile ilgili çalışmaların tamamlanmasının ardından Numan Kurtulmuş ve Yıldırım arasında bir iş bölümü yapılacağı aktarıldı. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Binali Yıldırım ve Numan Kurtulmuş’a partideki toplantılara başkanlık yapma görevini vereceği belirtiliyor. Son il başkanları toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan toplantının Binali Yıldırım başkanlığında devam etmesini istemişti.

Erdoğan’dan ‘sahada olun’ talimatı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ayrıca, kurmaylarına bayramdan sonra kademeli normalleşme sürecine uyarak sahada olunması talimatı verdiği öğrenildi. Buna göre, AK Parti kurmayları ve teşkilat üyeleriyle birlikte tüm birimler, bayramdan sonra daha aktif bir şekilde sahada olacak. Kurtulmuş, bu talimatın ardından yeni atanan 7 başkan yardımcısı ile ilk kez geçtiğimiz hafta AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelmişti. Numan Kurtulmuş’un, yardımcılarından bayram sonrası sahada olmalarını istediği öğrenildi. Öte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti Genel Merkezi’nde parti danışmanı bulunuyordu. AK Parti kongre sürecinin ardından tekrar bir görevlendirme yapılmadı. Erdoğan’ın bir süre daha partide danışmanının olmayacağı belirtiliyor.

(Türkiye Gazetesi)

Kudüs’teki zulme karşı tek ses! Mescid-i Aksa’da Başkan Erdoğan sloganları

Mescid-i Aksa’yı savaş alanında çeviren İşgalci israil’in Filistin halkına yaptığı zulüm tüm dünyadan tepkilere neden oldu. Uluslararası kamuoyunu hareket etmeye çağıran Filistin halkı Mescid-i Aksa’yı Başkan Recep Tayyip Erdoğan slonları ile inletti. Başkan Erdoğan İşgalci İsrail’in saldırgan tavrını sert bir dille eleştirerek Filistin halkının yanlız olmadığını vurgulamıştı.

İşgalci İsrail‘in Filistin halkına yönelik zulmü sürerken Mescid-i Aksa‘dan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye sloganları atıldı. Türkiye, İslam dünyasına seslenerek birlik mesajları vermiş ve her ortamda İsrail zulmüne karşı tepkisini dile getirmişti.

Ramazan ayının ortalarından bu yana Filistinliler, İsrail’in, kendilerini evlerinden çıkararak yerlerine Yahudi yerleşimcileri iskan etme planına karşı her akşam iftar sonrası protesto gösterileri düzenliyor ve hemen hemen her akşam İsrail polisinin müdahalesine maruz kalıyor.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, “Zalim İsrail, terör devleti İsrail, mukaddesatlarını korumak, binlerce yıllık evlerine, yurtlarına sahip çıkmak dışında hiçbir gayeleri olmayan Kudüs’teki Müslümanlara vahşice ve ahlaksızca saldırmaktadır.” ifadesini kullanmıştı.

Miçotakis: Erdoğan ile konuşmamız gerekiyor

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, özel bir televizyon kanalına verdiği mülakatta, Türk-Yunan ilişkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesine ilişkin soruya Miçotakis, “Erdoğan ile bir araya geleceğim. Bunun ne zaman olacağını söyleyecek durumda değilim. Görüşme olacak çünkü konuşmamız gerekiyor. Görüşmenin gecikmeyeceğine inanıyorum” yanıtını verdi.

“Türk Yunan ilişkileri artık Türkiye Avrupa ilişkilerine döndü”

Miçotakis, iki ülke arasındaki sorunların çözümü için tek çerçevenin uluslararası hukuk olduğunu savunarak, “Türk-Yunan ilişkilerinin artık Türkiye-Avrupa ilişkilerine dönüştüğünü” ileri sürdü.

İki ülke arasındaki farklılıkların net olduğunu ancak Türkiye ile aralarında bir “modus vivendi” (yaşayış tarzı) bulunmasını arzu ettiğini söyleyen Miçotakis, Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın Ankara ziyaretinin “kusursuz” olduğunu savundu.

“Verilen talimat hiçbir tahriki yanıtsız bırakmamaktı”

Miçotakis, Dendias’ın konuyu ele alma şekli ve Türkiye ile diyalog sürecine ilişkin şunları kaydetti:

“Kamu önündeki tartışmalar belki nadirdir ancak aynı zamanda da yararlı olabilir çünkü dostluk başka alışveriş başka. Biz, uluslararası ilişkilerimizde uluslararası hukuk kurallarından başka bir şey istemiyoruz. Kimsenin amacı kavga etmek değildi. Verilen talimat hiçbir tahriki yanıtsız bırakmamaktı. Diyalog çerçevesi mevcuttur. İstikşafi görüşmeler devam etmekte ve diyalog kesilmemektedir.”

Erdoğan’dan Biden’a çağrı: Sözünüzü tutun

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye’deki iç savaşın 10’ncu yıldönümü dolayısıyla Bloomberg’te kaleme aldığı makalede, “Barış ve istikrarın sağlanmasının en sağlam yolu Ankara’dan geçiyor” ifadesini kullandı. Erdoğan ayrıca, ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’a seslenerek, seçim vaatlerini yerine getirme çağrısında bulundu.

Suriye krizinin 10. yıldönümü dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Bloomberg için makale kaleme aldı. Suriye’deki iç savaşın bitirilmesi konusunda Türkiye’nin çabasına yardım edilmesi gerektiği vurgulanan makalede şunlar dile getirildi:

Gururla söylüyorum ki Türkiye’nin pozisyonu, Suriye iç savaşının başlangıcından itibaren hiç değişmemiştir.

Barış ve istikrarın sağlanmasının en sağlam yolu Ankara’dan geçiyor

Batı Türkiye’nin iç savaşı bitirmesine yardım etmeli.

Biden yönetimi, kampanya döneminde verdiği sözleri tutarak, Suriye’deki trajediyi sonlandırmak için bizimle birlikte çalışmalı.

İşte Erdoğan’ın kaleme aldığı o yazı:

“Türk ordusu, geçtiğimiz yılın bu dönemlerinde Suriye’de muhalefetin son kalesi olan İdlib’e yönelik yeni bir saldırıyı durdurmak ve masum insanların yerlerinden edilmesini veya öldürülmesini engellemek amacıyla Suriye rejiminin pozisyonlarına müdahale etti. Böylece milyonlarca hayat kurtardık. Bu dönemde Türkiye’ye övgüler yağdıran ülkeler, kısmen koronavirüs salgınının etkisiyle, Suriye’de yaşanan insani krizi unutuverdi. İç savaş, Batı’nın bir sonraki vicdani krizine dek ‘bayat haber’ statüsüne geri döndü.

Demokrasi, özgürlük ve insan haklarının yeniden moda olduğu şimdilerde insanlığın Suriye’deki icraatları, samimiyetimizin nihai ölçüsü olacaktır. Bölgede barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesinin, Batı’nın Türkiye’yi samimi ve güçlü bir şekilde desteklemesine bağlı olduğuna inanıyorum.

Suriye krizinin onuncu yıldönümünde, sadece demokrasi, özgürlük ve insan haklarını talep ettikleri için yüz binlerce insanın öldürüldüğünü ve işkenceye maruz bırakıldığını, milyonların ise yerlerinden edildiğini hatırlamalıyız. Esed rejiminin ve destekçilerinin bu meşru talepleri yok etme girişimi, terör ve düzensiz göç gibi korkunç sonuçları beraberinde getirmiştir. Birçok ülke, çeşitli neden veya bahanelerle Suriye ihtilafına müdahil olmuşlarsa da yaşanan trajedinin çıkış noktasını ıskalamışlardır. Neticede Orta Doğu’nun en önemli ülkelerinden biri, asla bitmeyecek gibi görünen bir katliamın ortasında yapayalnız bırakılmıştır.

Gurula söylüyorum ki…

Gururla söylüyorum ki Türkiye’nin pozisyonu, Suriye iç savaşının başlangıcından itibaren hiç değişmemiştir. Türk milleti, tüm Suriyelileri temsil kabiliyetine sahip bir siyasi sistem kurulmasının, barış ve istikrarın yeniden tesisi için şart olduğuna inanmaktadır. Suriye halkının en temel insan onuru taleplerini karşılamayan tüm planları reddediyoruz. Zira bu tür seçenekler krizi ancak derinleştirecektir. Aynı zamanda barışçıl ve kalıcı bir çözümün, Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine saygı gösterilmemesi hâlinde mümkün olamayacağını vurguluyoruz.

Hükümetim, geride kalan on yıllık dönemde sözlerini icraatlarıyla tahkim etmiştir. Türkiye, bir yandan milyonlarca mülteciyi ağırlarken, diğer yandan DEAŞ başta olmak üzere Suriye’de faaliyet gösteren terör örgütlerine karşı muharip güçlerini kullanan ilk ülke olmuştur. Terörden temizlenen yerlerde güvenli bölgeler kurduk; orada umudu yeniden yeşertmek için sabır ve kararlılıkla tüm gerekli adımları attık. Maalesef, yerel ortaklarımız olan ılımlı muhalifler, DEAŞ’ın ve bir diğer terör örgütü olan PKK’nın yenilgiye uğratılması sürecindeki emek ve fedakârlıklarına rağmen organize bir karalama kampanyasının hedefi olmuşlardır.

Batı’nın önünde 3 seçenek var

Türkiye’nin yerel unsurlarla birlikte oluşturduğu güvenli bölgeler, komşumuzun geleceğine olan bağlılığımızın kanıtıdır. Bu bölgeler, hem barış ve istikrar adaları, hem de kendi kendine yeten ekosistemler hâline gelmiştir. Buralarda kolluk kuvvetlerini oluşturmak ve eğitmek, elektrik ve su gibi altyapı unsurlarını iyileştirmek, okullar ve hastaneleri yeniden açmak gibi temel projeleri hayata geçirdik.

Türkiye, aynı zamanda, 2019 yılında BM Genel Kurulu’nda açıkladığım plan uyarınca Suriye’de kalıcı barınma merkezleri inşa ederek, bölgede uzun zamandır yaşanan barınma sorununu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemiz, tüm bu tedbirleri alarak, Avrupa’yı düzensiz göç ve terörden korumuş, NATO’nun güneydoğu sınırını güvence altına almıştır. Yaptıklarımız, değerlerimizi yansıtmakta; Türkiye’nin mazlumların umudu, masumların hamisi ve çözümün anahtarı olduğu iddiamızı desteklemektedir. Bugün Batı’nın önünde üç seçenek bulunmaktadır.

İlk seçenek, Suriye’de yaşananları tribünden izleyerek daha fazla masum insan hayatını kaybetmesidir. Bu yaklaşım, yalnızca Batı’nın ahlâki iddialarını zayıflatmaz, aynı zamanda terör ve düzensiz göç gibi yeni tehditler ortaya çıkararak, uluslararası güvenliğe ve Avrupa’nın siyasi istikrarına zarar verir.

İkinci seçenek, kalıcı bir çözüm için gereken tüm askeri, ekonomik ve diplomatik çabaları sarf etmektir. 10 yıldır hiçbir ciddi adım atmayan Batılı liderlerin böyle bir niyeti olduğuna inanmak için bir neden bulunmamaktadır.

Türkiye’nin yükü paylaşılmalı

Son ve en makul seçenek ise Batı’nın Türkiye’yi desteklemesi, asgari maliyet ve azami etkiyle Suriye’de çözümün parçası hâline gelmesidir. Burada somut beklentimiz açıktır. Batı’nın öncelikle güvenli bölgelere saldıran ve eli kanlı rejime payanda olan YPG’ye karşı net bir tavır takınması gerekmektedir. Bunun yerine meşru Suriye muhalefetine gerekli destek sağlanarak barış ve istikrara yatırım yapılmalıdır. İlaveten, Batılı ülkelere insani krizin sonlandırılması noktasında üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirme çağrısında bulunuyoruz. Türkiye’nin yükünün paylaşılmaması, Avrupa’ya yönelik yeni göç dalgaları ortaya çıkarabilecektir. Son olarak, Batı’nın Suriye içerisindeki güvenli bölgelere yatırım yapmasını ve bu barış projesini net bir şekilde desteklemesini talep ediyoruz. Suriye için demokratik ve müreffeh bir gelecek alternatifi olduğunu tüm dünyaya göstermek zorundayız.

Biden’a çağrı

Türkiye, insani yardımlara öncülük ederek, terör örgütlerine karşı ön safta yer alarak ve diplomatik süreçlere aktif katkı sunarak Suriye’de gerekeni yapabilecek tek ülke olduğunu kanıtlamıştır. Biden yönetimi, kampanya döneminde verdiği sözleri tutarak, Suriye’deki trajediyi sonlandırmak ve demokrasiyi müdafaa etmek için bizimle birlikte çalışmalıdır. Türk milleti, Suriyeli komşularının çıkarlarına hizmet eden, bölgesel barış ve istikrara katkı sunan her girişimi desteklemeye hazırdır.”.

Erdoğan’ın açıklaması öncesi dolarları satmaya başladılar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarın açıklayacağı reform paketi ile ilgili beklentiler ve yabancı ekonomi kuruluşlarının büyüme tahminlerini artırıp kur beklentisini aşağı çekmesi, yerli yatırımcıda da hareketliliğe sebep oldu. Açıklanan son rakamlara göre, yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 2,25 milyar dolar azaldı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile ekonomi yönetiminin bir süredir ilgili tüm taraflarla yaptığı istişareler sonucunda hazırlanan Ekonomik Reform Paketi yarın açıklanacak

Rerform paketi toplantısında Erdoğan, uluslararası yatırımcılara Türkiye daveti yapacak.

Pakette son dönemde ekonomi yönetiminin sık sık tekrarladığı mali disiplin vurgusu öne çıkacak.

Bu kapsamda pakette kısa, orta ve uzun vadede mali disiplini güçlendirecek kapsamlı kamu maliyesi politikalarına dönük hedefler yer alacak.

Ekonomi yönetiminin son dönemde attığı adımlarla TL güç kazanırken dolar mevduatlarında da ciddi düşüş yaşanmaya devam ediyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan verilere göre, yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 2 milyar 252,3 milyon dolar düşüş göstererek, bir önceki hafta 232 milyar 676,3 milyon dolar olan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 5 Mart ile sona eren haftada 230 milyar 424,3 milyon dolara geldi.

Erdoğan Ege’nin adını değiştirdi! Yunan medyası kudurdu

Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Ege Denizi için kullanılan ‘Adalar Denizi’ söylemi, geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da tercih edildi. Erdoğan, “Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e ve eskilerin Adalar Denizi dediği Ege’ye kadar, çevremizdeki tüm sulardaki haklarımızı sağlama alacağız” dedi. Erdoğan’ın bu söylemi Yunanistan’da yankı buldu. Yunan medyası, “Erdoğan Ege’nin adını değiştirdi” başlığıyla bu sözleri okuyucularına aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İstanbul 7. Olağan İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bölgedeki haklarını koruma konusundaki kararlılığı vurgularken, “Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e ve eskilerin Adalar Denizi dediği Ege’ye kadar, çevremizdeki tüm sulardaki haklarımızı sağlama alacağız” demişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Adalar Denizi” söylemi, Yunanistan medyasında kendine yer buldu. Rahatsızlığını saklamayan Yunan medyasından Kathimerini, “Erdoğan Ege’nin adını değiştirdi” başlığıyla bu gelişmeyi okuyucularına aktardı.

‘Adalar Denizi’ ne anlam ifade ediyor?

Türk Donanmasının kurucusu olarak kabul edilen Çağrı Bey, denize açıldığı vakit üzerinde irili ufaklı sayısız ada olmasından ötürü bu denize (Ege) ‘Adalar Denizi’ ismini vermiş, ardından gelen Türk devletleri de bu geleneği devam ettirmiştir.

Mavi Vatan kavramının arkasındaki akıl olan Emekli Tümamiral Cihat Yaycı, Ege yerine ‘Adalar Denizi’nin tercih edilmesiyle ilgili önerisini şu sözlerle aktarmıştı:

Aslında var olanın hatırlanmasını ve değiştirilmesini öneriyoruz. Yetkililer değerlendirir, değiştirir veya değiştirmez. Ege Denizi yerine ‘Adalar Denizi’ ya da ‘Kuzey Akdeniz’ denilebilir. Burası Osmanlı döneminde Adalar Denizi olarak geçmiş. Anadolu Selçukluları da böyle demiş. Ayrıca ‘Ege Bölgesi’ ismi var. Burası da ‘Batı Anadolu’ olsun çok daha uygundur diye düşünüyorum. Türkçe isimlendirme önemli ama takdir yetkililerindir.

1938’de yazılan müfredat kitaplarında dahi Adalar Denizi olarak tanımlanan denizin ismi, 1941 yılında standartlaştırılarak Ege ismi kullanılmaya başlandı.