Economi

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Economi

Vatandaş akın etti! Türk çılgınlığı… Dedesi halası üzerine alanlar bile var

Borsada halka arz edilen yeni şirketlerin tavan yapması, kısa sürede yüksek getiri kovalayan yatırımcıların iştahını kabarttı. Borsada yerli yatırımcı sayısı son 1 yılda 1 milyon artarak 2.3 milyona ulaşırken, yaşanan halka arz çılgınlığından pay almak isteyenler akrabalarını da işin içine dahil etmeye başladı.

Hatta bazı gençler halka arz sırasında daha çok hisse almak için dedesine bile yatırım hesabı açıyor.

Eşit dağıtılıyor

Halka arzda talep toplama sırasında çoğu şirket, yaşanan yoğun ilgi nedeniyle ‘eşit dağıtım’ yöntemini kullanıyor. Yani halka açılan bir şirket eğer 1 milyon adet hisse satışa çıkarmışsa ve 100 bin kişi talepte bulunmuşsa herkese eşit şekilde 10’ar hisse dağıtılıyor. Eğer dedeye de hesap açılıp talepte bulunulmuşsa alınabilen Hisse adedi 20’ye çıkıyor.

Talep çok yoğun

Son halka arzlardan Işık Plastik için 401 bini aşkın kişi başvurmuş ve eşit dağıtım yapılarak herkese 28 adet hisse dağıtılmıştı. Önceki gün halka arzı tamamlanan QUA Granite’de ise başvuran 846 bin kişiye 29 adet hisse dağıtıldı. Yine sonuçları dün açıklanan halka arzlardan yoğun talep gören Tureks’te de 484 bini aşkın yatırımcıya 30’ar adet Hisse verildi.

Çılgınlık yaşanıyor

Akşam’dan Yaşar Kızılbağ haberine göre, uzmanlar yerli yatırımcının halka arzlara ‘ilgi’sinde değil ama ‘algı’sında sorun olduğunu belirterek yaşananları ‘çılgınlık’ olarak niteliyor. Uzmanlar halka arzlardan alım yapanların ‘fiyat düşer’ korkusu yaşamadığını belirterek önlem alınmasını istedi.

SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu da hafta başında, fiyatlara müdahale edemeyeceklerini belirterek “Meydana gelebilecek zarardan biz sorumlu değiliz” diyerek yatırımcıları uyarmıştı.

Üç şirkete 2.3 milyon başvuru

Halka arzlar o kadar büyük ilgi gördü ki bazılarına 100’lerce kat talep geldi. Talep rekoru 139 katla Turk İlaç’ta. Son halka arz edilen Matriks 9, Turex 6.1, Que Granite 5.8 kat talep görürken bu 3 şirkete 2.3 milyon yatırımcı başvurdu.

Borsa uzmanları uyarıyor: Bir şeyler ters gidiyor

İnfo Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Mert Yılmaz: Son dönemde açılan yatırım hesaplarının çoğu halka arz için açılıyor. Halka açılan şirketler peşpeşe 5-10 gün tavan yapıyor. Bu şirketlerin birinde değerleme hatası olur. Hepsinde mi var? İnsanlarda fiyat düşer korkusu yok. Muazzam bir çılgınlık var. Teker bir yerde kırılacak.

Stratejist Işık Ökte: MKK sicil numarasını halka arzlarda 1’e indirince insanlar aile içi, eş dayı, enişte, dünür üzerinden değişik TC kimlik numarası ile 5-10 bin liralık hesaplar açıyor.

Deniz Yatırım Strateji Bölüm Müdürü Orkun Gödek: Birşeylar ters gidiyor. Halka açılanların birinde ikisinde değerleme hatası olur. Hepsinde mi var. Çözüm bulunmalı.

Revizyonlar art arda geldi! İşte Türkiye’nin 2021 büyüme tahmini

Türkiye, yeni tip koronavirüs salgınının olumsuz etkilerine rağmen geçen yıl büyüme gösteren sayılı ülkelerden olurken, ülke ekonomisine ilişkin 2021 yılı büyüme tahminlerinde de revizyonlar art arda geldi. Ülke güçlü Türkiye olma yolunda büyümeye devam edecek.

Kovid-19 salgınının küresel ekonomiyi sert şekilde vurduğu 2020’de Türkiye ekonomisi beklentilerin aksine gösterdiği yüzde 1,8’lik büyüme performansıyla dikkati çekti.

Geçen yıl Çin ile birlikte büyüme kaydeden sayılı ülkeler arasında yer alan Türkiye, ekonomi yönetiminin attığı adımlar ve aşılamayla hızlı toparlanma beklentileriyle bu yıla ilişkin büyüme tahminlerinin de yeniden gözden geçirilmesini sağladı.

Büyüme performansının ivme kazanarak devam etmesi bekleniyor

Ekonomistler, ülkenin geçen yılki büyüme performansının ivme kazanarak bu yıl da devam etmesini beklerken, uluslararası ekonomi ve finansın önde gelen kuruluşları Türk ekonomisine ilişkin tahminlerinde art arda revizyona gitti.

Kovid-19 salgınında tüm dünyada görülen yeni dalga ve vaka artışları tedirginliğe sebep olurken, aşılama çalışmalarının 2021 yılına daha pozitif bakmayı sağladığını belirten ekonomistler, Türkiye’nin ilk çeyrekte ihracatının 2020’nin ilk çeyreğine göre yüzde 17,3 artışla 50 milyar 23 milyon dolar olarak çıkmasının büyümenin ivmeleneceğine işaret ettiğini vurguluyor.

Türkiye ekonomisinin 2020’nin son çeyreğinde yüzde 5,9’luk büyüme performansı yakalamasının ardından ilk revizyon Uluslararası Para Fonu’nda (IMF) geldi.

Daha önce Türk ekonomisinin bu yıl yüzde 5 büyüyeceği tahmininde bulunan IMF, bu tahminini ocak ayında yüzde 6’ya yükseltti.

IMF ile başlayan revizyonlar, Moody’s, Fitch, Standard&Poor’s (S&P), Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) ve Dünya Bankası gibi ekonominin önde gelen kuruluşlarının güncellemeleriyle devam etti.

Birçok kuruluş tahminlerini olumlu yönde güncelledi

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından Moody’s, Türkiye’nin bu yıla ilişkin büyüme tahminin şubat ayında yüzde 3,5’ten 4’e çıkarırken, 2022 yılına ilişkin büyüme öngörüsünü yüzde 4’ten 5’e yükseltti.

Moody’s gibi Türk ekonomisine ilişkin büyüme tahminini olumlu yönde güncelleyen kredi derecelendirme kuruluşlarından bir diğeri Fitch oldu.

Fitch, Türkiye’ye ilişkin 2021 yılı büyüme tahminini yüzde 3,5’ten 6,7’ye, 2022 yılı büyüme tahminini ise yüzde 4,5’ten 4,7’ye yükseltti. Fitch, güçlü parasal destek ve kredilerin, 2020 yılında Türk ekonomisinin direncini desteklediği belirtildi.

S&P ise Türkiye ekonomisine ilişkin 2021 yılı büyüme tahminini yüzde 4,5’ten 3,6’ya çekerken, ekonominin 2022’de yüzde 3,5 büyüyeceğini öngördü.

OECD, ekonomik görünüme ilişkin mart ayında yayımladığı ara raporda, Türk ekonomisine yönelik büyüme beklentisini yüzde 2,9’dan 5,9’a çıkardı ve daha önce 2022’de yüzde 3,2 büyüyeceğini tahmin ettiği Türk ekonomisinin gelecek yıla ilişkin büyüme beklentisini yüzde 3 olarak belirledi.

Dünya Bankası tahminlerini yükseltti

UNCTAD da mart ayında yayımlanan küresel ticaret ve kalkınmanın gidişatına ilişkin raporunda, Türkiye’ye ilişkin 2021 büyüme beklentisini yüzde 2,4’ten 4’e çıkardı. UNCTAD, ülke ekonomisine ilişkin 2022 yılı büyüme tahmini ise yüzde 4’te bıraktı.

Son olarak Dünya Bankası, ekonomiye yönelik tahminlerinde revizyona giderek 2021 yılı büyüme tahminini yüzde 4,5’ten 5’e çıkardı.

Dünya Bankası, ocak ayında yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda, 2021 büyüme beklentisini yüzde 5’ten 4,5’e çekmişti. Böylece Dünya Bankası, 2021 beklentisini tekrar yüzde 5’e çıkarmış oldu.

Büyüme performansına ilişkin 2022 tahminini yüzde 5’ten 4,5’e çeken Dünya Bankası, Türk ekonomisinin 2023’te yüzde 4,5 büyüyeceğini öngördü.

IMF’nin 6 Nisan’da yayımlayacağı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu ile ekonomik büyüme tahminlerinin yukarı yönlü revize edilmesi de bekleniyor.

Merkez’in faiz kararı beklentileri değiştirdi

Merkez Bankası’nın faizleri yüzde 17 seviyesinde tutarak değiştirmemesi ve yapılan açıklamalar yatırım bankalarının öngörülerini değiştirmesine neden oldu.

ABD merkezli yatırım bankası JP Morgan, Merkez Bankası’ndan bekledikleri ilk faiz indirimi tahminini değiştirerek 2’nci çeyrekten 3’ncü çeyreğe öteledi. TCMB Para Politikası Kurulu’nun dünkü kararlarını değerlendiren JP Morgan, beklentilere paralel olarak TCMB’nin politika faizini yüzde 17 seviyesinde tuttuğunu, ancak PPK sonrası yapılan açıklamada beklentilerden daha şahin bir tonun kullanıldığı tespitinde bulundu.

Merkez Bankası’nı faiz indirimlerine başlamak için yerli yatırımcıların tersine dolarizasyonunu görmek istediğini belirten JP Morgan, TCMB’den ilk Faiz indirimi beklentisini öteledi ve beklediği toplam faiz indirimi miktarını azalttı.

PPK toplantısı sonrasında yapılan açıklamada kullanılan, “Sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülmesine karar verilmiştir. Gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacaktır” ifadelerine dikkat çeken JP Morgan, TCMB’nin şeffaflığı ve öngörülebilirliği artırma çabaları çerçevesinde enflasyonda kalıcı bir düşüşü teyit edecek ve TCMB’yi para politikasını gevşetmeye yönlendirecek faktörler konusunda bir netleşme sağlamasının da önemli olduğunu vurguladı.

JPMorgan, “Biz, bu şahin ifadelerin ve açıklama ile iletilen bilgilerde iyileşme, ilerlemenin TCMB’ye ve politikalarına yatırımcı güveninin daha da artıracağına güçlü şekilde inanıyoruz” değerlendirmesini yaptı.

TCMB’nin sıkı politikaların uzun bir süre devam edeceğine işaret etmesinin dezenflasyon sürecine hala güvenmediğine ve krebiliteyi daha da artırmaya kararlı olduğunu gösterdiğini de savunan JP Morgan, TCMB’nin para politikasını gevşetmeye başlamadan önce yerli yatırımcıların sürekli bir tersine dolarizasyon ortaya koyduklarını görmek istediğine düşündüklerini de ifade etti.

“Bu şartların yerine gelmesi biraz zaman alacak” tespitinde bulunan JP Morgan, bununa bağlı olarak TCMB’den ilk faiz indirimi için beklentiyi 2’nci çeyrekten 3’ncü çeyreğe ötelediklerini vurguladı. JP Morgan ayrıca, TCMB’den beklediği kümülatif faiz indirimi miktarını da 500 baz puandan 400 baz puana çekti.

‘Faiz artışı ekonomi için tehlikeli olacaktı’

Öte yandan Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, Merkez Bankası’nın faiz kararlarını değerlendirdi. Dünya’daki haftalık sohbetlerinde TCMB’nin beklendiği gibi faiz artırımına gitmediğini kaydeden ikili, zaten Faiz artışının gereksiz olacağı gibi, ekonomi açısından tehlikeli olacağına da dikkat çekti. Reel sektörün dolar ve Euro’nun daha da düşmesi yönünde bir talebinin olmadığını vurgulayan Ağaoğlu ve Güldağ, Döviz Tevdiat Hesapları’nın sağlanmakta olan güvenle birlikte çözülmeye başlayacağını öne sürdü, haziran ile birlikte faizlerin de düşmeye başlayacağı iddiasında bulundu.

2021’de doğalgazda indirim yolda! Türkiye’nin eli güçlenecek

Türkiye’nin eli yeni yılda doğal gaz alımı konusunda güçlenecek. 2021’de uzun vadeli doğal gaz kontratlarının önemli bir bölümü sona erecek. Bununla birlikte Türkiye, kontratlarda esneklik ve indirim talep ediyor.

Türk doğal gaz sektörü açısından kritik bir eşik olarak nitelendirilen 2021’de Türkiye’nin uzun vadeli doğal gaz kontratlarının önemli bir bölümünün süresi sona erecek. Bu kontratların yeniden müzakere edilmesi sürecinde kontrat yapısında esneklik ve fiyatlarda indirim yapılması, Türkiye’nin taleplerinin başında geliyor.

Bu yıl sonu itibarıyla Türkiye’nin 58 milyar metreküp seviyesinde bulunan uzun dönemli ve petrol fiyatına endeksli doğal gaz kontratlarının 15,9 milyar metreküplük kısmı 2021’de sona eriyor. Bu durumun, gelecek yılın sektör ve doğal gaz maliyetleri açısından belirleyici olması bekleniyor.

Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ’nin (BOTAŞ) Azerbaycan ile olan 6,6 milyar metreküplük gaz kontratının süresi Nisan 2021’de dolacak. BOTAŞ’ın Rus şirket Gazprom ile 4 milyar metreküplük ve Nijerya ile 1,3 milyar metreküplük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sözleşmesinin süresi de 2021’in sonunda bitecek.

BOTAŞ’ın 2007’de özel sektöre devrettiği 4 milyar metreküplük sözleşmelerin süresi de aynı şekilde gelecek yıl sonunda tamamlanıyor. Diğer yandan, bu yıl eylülde sona eren 2,1 milyar metreküplük LNG Katar sözleşmesinin akıbetinin de yeni yılda netleşmesi bekleniyor.

Böylece, Rusya, Katar ve Nijerya ile süresi biten toplamda 11,4 milyar metreküplük yenilenmesi muhtemel gaz sözleşmesi mevcut. Bu rakam, Türkiye’nin toplam gaz kontratlarının yüzde 20’sini oluşturuyor.

Türkiye’nin Rusya ile doğal gaz kontrat müzakereleri devam ederken, BOTAŞ ve özel sektör şirketlerinin bu müzakerelerdeki taleplerinin başında, uluslararası ticaret merkezlerindeki fiyatlara endeksli formüllere dayalı esnek bir kontrat yapısı oluşturulması ve fiyatlarda indirim yapılması geliyor.

“2021 kritik bir eşik”

Danışmanlık şirketi APLUS Enerji’nin ortaklarından Volkan Yiğit, AA muhabirine yaptığı açıklamada, enerji sektörü paydaşları ve devlet kurumlarının uzun vadeli doğal gaz sözleşmeleri için 2021’in kritik bir eşik olduğunu söyledi.

Türkiye’nin son yıllarda LNG altyapısında yaptığı yatırımların kaynak çeşitliliği ve esneklik açısından önemli adımlar olduğunu belirten Yiğit, “Diğer yandan depolama tesislerinin hacminin her geçen yıl artırılması da sistemin esnekliğini artıracak ve düşük fiyat dönemlerindeki avantajlardan yararlanmamızı sağlayacaktır. Bu alanda yürütülen stratejinin meyvelerinden ilkini bu yıl LNG fiyatlarının tarihin en düşük seviyesine gerilediği ikinci çeyrekte aldık ve tedarikimizin büyük bir miktarını LNG ile yaparak, gaz maliyetimizi düşürdük, sözleşme pazarlıklarında elimizi güçlendirecek kazanımlar elde ettik.” diye konuştu.

Yiğit, Türkiye’nin mevcut doğal gaz kontratlarındaki “al ya da öde” yükümlülükleri ve doğal gazın başka bir ülkeye ihraç edilememesi kısıtlarının birer engel oluşturduğunu dile getirerek şöyle devam etti:

“Bu açıdan esnek bir kontrat yapısı Türkiye’nin en önemli taleplerinden. Pazarlıklardan bir diğer beklentimiz de doğal gaz satış fiyatında olası bir indirim. Bu beklentimizin sadece bitecek sözleşmeler için mi geçerli olacağı, devam eden Rus gazı sözleşmeleri için de geçerli olup olmayacağı ise pazarlıklar sonucu ortaya çıkacak.

Bizim indirim beklentimizi destekleyen unsurlardan biri, Rusya’nın son olarak bu yılbaşında Bulgaristan’a sağladığı yüzde 40 indirim. Rusya diğer Avrupa ülkeleriyle bu pazarlıkları sürdürürken de hatırı sayılır indirimler yapmak zorunda kalmıştı.

Elbette ülkemizin Rusya ile ilişkileri sadece doğal gaz ticaretiyle sınırlı değil. Devam eden Akkuyu nükleer enerji santrali projesi, savunma sanayi iş birlikleri ve tedarik anlaşmaları ile siyasi konuları da bir arada düşünmek zorundayız. Bu nedenle yalnızca enerji piyasasının dinamiklerini düşünerek bir yorum yapmak maalesef imkansız fakat ben pazarlıklardan ümitliyim.

En azından yenilenecek sözleşmeler için avantajlı koşulların sağlanmasını bekliyorum. Rusya ile bitecek 8 milyar metreküplük doğal gaz sözleşmesinin en az yarısının yenilenmesine kesin gözüyle bakıyorum. Diğer yarısı için ise pazarlık sürecinin daha kritik olduğunu düşünüyorum. Bu pazarlıkların ve varılacak sonucun 2025’te tamamlanacak 16 milyar metreküplük Mavi Akım kontratı için de referans oluşturacağını düşünüyorum.”

2021’in ilk çeyreğinde en düşük gaz alım maliyeti oluşabilir

Petrole endeksli kontratlarda petrol fiyatlarındaki değişimin 6 ila 9 ay geriden gelerek gaz fiyatlarına yansıdığına dikkati çeken Yiğit, petrol fiyatlarında bu yıl yaşanan düşüşün ardından 2019’da 1000 metreküpü 285 dolar seviyesinde olan gaz ithalat fiyatının bu yıl 210 dolar seviyesine gerilediğini ifade etti.

Bu rakamın 2021’in ilk çeyreğinde son dönemlerin en düşük seviyesine ulaşarak 1000 metreküp için 170 dolara kadar ineceğini düşündüğünü belirten Yiğit, bu dönemden sonra petrol fiyatına endeksli olarak gaz fiyatlarının artmasını ve 2021 sonunda 1000 metreküp için fiyatın 200 doların üzerine çıkmasını beklediklerini bildirdi.

Yiğit, Azerbaycan ile biten kontratın ise Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı projesi kapsamında ithal edilen 6 milyar metreküplük yeni kapasiteyle yenilendiğini kaydetti.

LNG ithalatında rekor

Türkiye’nin LNG kapasitesi dikkate alındığında teknik olarak 2021’de bitecek sözleşmelerin tamamının yenilenmesine ihtiyaç olmayabileceğini söyleyen Yiğit, “Düz bir hesapla uzun vadeli sözleşmelerimizin 40 milyar metreküp seviyesine düştüğünü düşünsek dahi eksik kalan kısmı spot LNG ithalatıyla rahatlıkla yönetebilecek bir sistemimiz bulunuyor. Öyle ki 2020’nin 9 ayında yaklaşık 12 milyar metreküp LNG ithal ederek bu alanda yeni bir rekor kırdık ve bu sistemimizin esnekliği açısından yukarıda bahsettiğimiz stratejik yatırımların ne kadar değerli olduğunu gösteriyor.” dedi.

Yiğit, Türkiye’nin toplam doğal gaz ithalatında LNG’nin payının giderek arttığına dikkati çekerek şunları kaydetti:

“Kovid-19 salgınının en yoğun dönemlerinde tarihin en düşük seviyesine gerileyen LNG fiyatları, ekonomik toparlanma beklentisi, aşı konusundaki gelişmeler, kış mevsiminde ısıtma amaçlı doğal gaz kullanımının artması ve piyasalar arasındaki arbitraj imkanları nedeniyle kargo bulma konusunda yaşanan sıkıntılar nedeniyle son aylarda tekrar artış trendine girdi. Piyasalardaki bu oynaklık aslında Türkiye’nin gaz stratejisinde LNG’nin yerini çok daha iyi göstermesine fırsat sağladı. Bizim uzun dönemli sözleşmelerin yenilenmesi noktasındaki en büyük beklentimiz, bize esnekliği verecek sözleşmelerin imzalanabilmesi, diğer bir deyişle al ya da öde gibi yükümlülüklerin kaldırılması veya hafifletilmesi.”

“Arz güvenliği açısından sorun olmaz”

ADG Anadolu Doğalgaz Danışmanlık şirketinin ortağı ve şirket müdürü Gökhan Yardım da esnek kontrat yapısının önemini vurgulayarak, Türkiye’nin dünyadaki gaz piyasasındaki gelişmelere paralel olarak “fiyatların petrol fiyatlarından ziyade serbest piyasada belirlenen merkezlere odaklı fiyatlara istinaden belirlenmesi” talebinde bulunduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin, süresi biten kontratlarını yenilemese bile arz güvenliği açısından bir sorun yaşamayacağını belirten Yardım, “LNG altyapımız ve Karadeniz’deki keşfi de düşündüğümüzde bir sorun olmaz ama bu konuya komşuluk ilişkileri açısından da yaklaşılması gerekiyor. İki tarafın da istekli olması lazım.” diye konuştu.

Yardım, Türkiye’nin LNG altyapısının enerji arz güvenliği açısından büyük önem kazandığını vurgulayarak, Türkiye’nin ucuz LNG fırsatlarından yararlandığını kaydetti.

Başkan Erdoğan imzayı attı! Yeni ekonomik tedbirler işte böyle olacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından son kabine toplantısının ardından açıklanan, koronavirüsün ekonomiye etkisini hafifletmeye yönelik yeni tedbirler Resmi Gazete’de yayımlanarak Cumhurbaşkanı kararları ile hayata geçti.

Koronavirüs salgının ekonomiye etkisini hafifletmeye yönelik alınan yeni tedbirler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla hayata geçti. Bu kapsamda kısa çalışma başvurularına ve KDV indirimlerine uzatma geldi. Öte yandan esnafa 1.000 liralık destek ve 750 lira kira yardımı yapılacak.

Buna göre, kısa çalışma ödeneği kapsamında yeni başvuru tarihi 28 Şubat 2021’e uzatılırken, salgından etkilenen esnaf ve sanatkâra 3 ay boyunca aylık bin lira doğrudan destek verilecek. İşyeri kira olan esnafa ise aynı süre zarfında büyük şehirlerde 750 lira, diğer illerde aylık 500 liralık kira yardımı yapılacak. Yolcu taşımacılığı, restoran, otel, sinema, berberlik gibi sektörlerde KDV indirimi de uzatılacak.

Ekonomiye destekte 2. dalga paketi olarak hayata geçirilen düzenlemeler özetle şöyle:

– Koronavirüs nedeniyle uygulanan kısa çalışma ödeneğinde süreler uzadı.

– 31 Aralık 2020’ye kadar kısa çalışma ödeneğine başvuran işyerleri için ödeneğin süresi, 28 Şubat 2021’e kadar uzatıldı.

– 31 Aralık 2020’ye kadar kısa çalışma ödeneğine başvurmayan işyerleri, 31 Ocak 2021’e kadar başvurmaları durumunda 1 Ocak 2021’den itibaren 3 ay süreye kadar ödenekten yararlanabilecek.

– 31 Aralık’a kadar kısa çalışma başvurusunda bulunan işyerleri, ilave işçileri için de kısa çalışma talebinde bulunabilecek. Bu iş yerleri, daha önce kısa çalışma uygulamasından yararlanmayan işçileri için de ödenek alabilecek.

– 30 Haziran 2020’ye kadar kısa çalışma başvurusunda bulunmuş ve ödenek almış işyerlerinde de kısa çalışma süresi, 28 Şubat 2021’e kadar uzatıldı.

– 31 Aralık 2020’ye kadar yapılan başvurular kapsamında ilave edilen işçiler için de bu uzatmadan yararlanılacak.

– Kısa çalışma başvuruları, e-Devlet üzerinden 31 Ocak 2021’e kadar yapılabilecek.

3 ay boyunca ayda 1.000 TL

– Erdoğan’ın daha önce açıkladığı esnaf ve sanatkâr desteği ise hibe ve kira desteği olarak verilecek.

– Doğrudan hibe desteği 3 ay boyunca aylık bin lira olacak.

– Doğrudan esnaf destek ödemesinden taksi, dolmuş ve servis işletmecisi, pazarcı, terzi, oto tamircisi, lokantacı, pastaneci, kadın ve erkek kuaförü, pansiyon, yurt, kreş, düğün salonu işletmecisi gibi kesimler faydalanacak.

– 14 Aralık 2020 itibarıyla Esnaf ve Sanatkâr Sicili’ne kayıtlı vergiden muaf esnaf ve sanatkârlar, faal olan ve ticari kazançları basit usulde tespit edilenler, Ticaret Bakanlığı tarafından tespit edilen sektörlerde faaliyet gösteren esnaf ve sanatkârlar ile tüccarlar, bin liralık destek kapsamında değerlendirilecek.

Kira desteği

– Destekten yararlanan kişilerden işyeri kira olanlara, 3 ay boyunca, büyük şehirlerde 750 lira, diğer illerde ise aylık 500 liralık kira desteği verilecek. İşyeri kira bedelinin, destek tutarının altında olması durumunda, işyerinin kirası kadar destek sağlanacak.

– Yüzde 20’den yüzde 10’a düşürülen işyeri kira stopajlarından alınan gelir vergisi oranı 31 Mayıs 2021’e kadar uzatıldı. İşyeri kiralama hizmetlerinde yüzde 18’den yüzde 8’e düşürülen KDV oranı da aynı tarihe kadar devam edecek.

Mevduata düşük stopaj

– 30 Eylül itibarıyla yeni açılan ya da vadesi yenilenen TL hesaplarına uygulanacak stopaj oranının vadelerine göre, yüzde 15 yerine yüzde 5, yüzde 12 yerine yüzde 3, yüzde 10 yerine yüzde sıfır olarak getirilen uygulama 31 Mart 2021’e kadar devam edecek.

– Vadesine 6 aydan daha az kalan tahvil, bonolardan elde edilen gelirlere yüzde 5, vadesine bir yıl kalanlara yüzde 3, bir yıldan uzun kalanlara yüzde sıfır oranı uygulanacak. Bu varlıkların satışından kaynaklanan değer artış kazançları da, 6 aya kadar elde tutulanlar yüzde 5, bir yıla kadar elde tutulanlar yüzde 3, bir yıldan uzun elde tutulanlar yüzde sıfır vergi oranına tabi olacak.

Otel borçları

– Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kararına göre, kamu arazileri üzerindeki turistik tesislerin kira, tahsis, irtifak hakkı borçları 1 yıl ertelendi. Borçlar, herhangi bir zam veya faiz uygulanmadan tahsil edilecek.

– Erteleme, kamu arazileri üzerinde yer alan otel, tatil köyü, günübirlik tesis, golf tesisi gibi turistik tesisler ile yat limanı, marina ve kruvaziyer liman gibi deniz turizmi tesislerini kapsıyor.

Sinemadan eğlence vergisi alınmayacak

– Bir dizi faaliyette yıl sonunda yüzde 18’den yüzde 8’e çekilen KDV’de indirimleri de 2021 mayıs ayı sonuna kadar devam edecek. Uygulama kapsamına şu faaliyetler girecek:

Yolcu taşımacılığı, restoran, otel, sinema, tiyatro, opera, bale, müze girişi ücreti, kongre, konferans, seminer, konser, fuar ve lunapark giriş ücretleri, düğün, nikah, balo ve kokteyl organizasyon hizmetleri, berberlik, kuaförlük, kuru temizleme, çamaşırhane, ütücü, halı yıkama, bakım onarım faaliyetleri.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan: İngiltere ile imzaları atacağız!

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “AB ile Birleşik Krallık arasındaki süreci takip ediyoruz. En kısa sürede Birleşik Krallık ile imzalayacağımız anlaşmayı paylaşmayı umuyoruz.” dedi.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “Türkiye olarak, İngiltere-AB görüşmelerini yakından takip ettiğimizi; İngiltere ile kendi anlaşmamızı imzalamak üzere mekik diplomasisinde bulunduğumuzu ve yoğun bir gayret gösterdiğimizi söyleyebilirim. Bu anlaşmayla ilgili her an sonuç almayı ve en önemli ticaret ortaklarımızdan İngiltere ile aramızdaki ticaret rejimini netliğe kavuşturmayı umuyoruz.

Türkiye ve Birleşik Krallık olarak çalışmalarımızı tamamlamakla birlikte AB ve Birleşik Krallık arasındaki sürecin tamamlanmasını takip ediyoruz. En kısa sürede Birleşik Krallık ile imzalayacağımız anlaşmayı kamuoyu ile paylaşmayı umuyoruz.” açıklamasında bulundu.

Ayrıntılar geliyor..

‘Koronavirüs sonrası Türkiye-ABD ticareti 200 milyar dolara ulaşabilir’

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, COVID-19 sonrası ABD ile 100 milyar dolarlık ticaret hedefinin ihracatçıların gayretiyle 200 milyar dolara bile ulaştırılabileceğini söyledi.

TİM, COVID-19 süreci ve sonrasında ticaretin yönünü çizmek hedefiyle büyükelçilerle düzenlediği “TİM Export Talks” online panellerine devam ediyor.

Paneller serisinin üçüncüsü, TİM Başkanı Gülle ve Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç’ın katılımıyla “COVID-19 sonrası ABD’de ihracatçılar için hangi fırsatlar var?” başlığıyla TİM’in sosyal medya hesaplarından canlı olarak gerçekleştirdi.

Panelde, COVID-19 sürecinde ABD’de alınan tedbirler, ABD ekonomisinin salgın sonrasındaki durumu, iki ülkenin dış ticaretindeki gelişmeler ve gelecek döneme dair fırsatlar değerlendirildi.

TİM Başkanı İsmail Gülle, panelde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin koronavirüs ile mücadelesinde ABD’ye tıbbi malzeme yardımında bulunarak önemli bir tedarikçi ve yüce gönüllü bir millet olduğunu gösterdiğini belirtti.

Gülle, “ABD’ye maske yardımıyla yarattığımız bu havayı korumalıyız. Böylelikle ABD ile ikili ticarette 100 milyar dolar hedefimizle ilgili olumlu adımlar atılacağına inanıyorum. ABD’nin ithalatından aldığımız payımızı yüzde 1’e çıkarmamız gerekiyor. Virüs sonrası 100 milyar dolarlık ticaret hedefimizi ihracatçılarımızın gayretiyle 200 milyar dolara bile ulaştırabiliriz.” ifadelerini kullandı.

“ABD pazarından yeteri kadar pay alamadığımızı gördük”

2010’da 16,1 milyar dolar olan ikili ticaretin geçen yıl 19,1 milyar dolara ulaştığını aktaran Gülle, şunları kaydetti:

“ABD’ye aynı dönemde ihracatımız ise 3,8 milyar dolardan 8 milyar dolar seviyesine gelerek oldukça kısa bir sürede yüzde 115’lik bir artış gösterdi. Son 10 yılda ABD’ye ihracatımızdaki artışın yanında, dış ticaret açığımızda yaşanan düşüşün de etkisiyle ikili ticarette artış oranı yüzde 18,4 oldu. Bununla beraber Türkiye’nin ABD’nin ithalatından aldığı pay ise yüzde 0,5 düzeylerine geldi. Elbette bu oran, ilk 20 ekonomi içerisinde yer alan 2 ülke ticaretinde kabul edilebilir bir rakam olmamakla beraber köklü bir ticaret geçmişine sahip Türkiye ve ABD’nin oldukça kısa bir sürede katettikleri bu mesafe oldukça anlamlı ve mühimdir.

Yaptığımız analizler çerçevesinde, otomotiv, kimyevi maddeler, elektrik-elektronik, yaş meyve sebze ve hububat sektörlerindeki birçok üründe ülkemizin rekabet gücü yüksek olmasına rağmen ABD pazarından yeteri kadar pay alamadığımızı gördük. ABD’ye pazar payımızı artırmak noktasında, Türkiye olarak öncelikle ABD’nin ithalatında en önemli yer tutan ilk 50 üründe alan kazanmamız gerekiyor.”

“Türkiye’nin maske yardımı ABD medyasında gündem oldu

Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç da Türkiye’nin, maske yardımının ardından ABD medyasında gündem olduğunu belirterek, “Bu havanın devamını sağlayacağız. Bu dönemde Made in Turkey algısını destekleyecek tüm adımları atıyoruz. Türk dernekleri de halka maske dağıtıyor. Bundan sonra Türkiye 100 bin maske gönderirse ellerimle teslim edeceğim ve ABD basınını oraya götüreceğim.” ifadelerini kullandı.

Türk ihracatçıların geçen yıl tüm sıkıntılara rağmen adeta bir engelli koşu yaparak ABD’ye ihracatta önemli bir başarıya imza attığını vurgulayan Kılıç, şunları kaydetti:

“ABD’ye bakış açımızda yapısal bir değişikliğe gitmemiz lazım. Bir ABD yok orada. ABD’de her bir eyaleti ayrı değerlendirmek lazım. İhracatçıların belki Batı Yakası’nda bir ofisi olması lazım. ABD’nin iç tedariki bakımından da bizim ihracatçımız kendi yapısını oluşturmalı, birkaç yerde deposu olmalı. ABD’de firma almak için en uygun zaman.

Çin’in tedarik zincirindeki rolünü Türkiye’nin üstlenebilmesi için çok ciddi çalışmalar gerekiyor. ABD’nin koronavirüs nedeniyle Çin’e bir bedel ödeteceğine inanılıyor. Bu ya bizim için ya da birileri için fırsat yaratabilir. Virüs sonrası yaşanacak toparlanmada en iyi fırsat ABD olacak. Bu nedenle bizim ABD’nin Çin’e ne yaptırdığına, Çin’den ne aldığına, bizim neler yapabileceğimize, bunun için nasıl bir teşvik verilebileceğine bakarak bir strateji geliştirmemiz gerekiyor.” 

Fatura Çin’e kesiliyor! Kriz Türkiye’ye yarayacak

Türkiye’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının kısa vadede şirketlere olumsuz etkilerinin, orta vadede fırsata çevrilebileceği değerlendiriliyor. Salgının başladığı Çin’e karşı ortaya çıkan arz ve talep yönlü olumsuzluklar sonucunda, üretim açısından G20 ülkeleri arasında ilk sırada Türkiye ön plana çıkıyor.

AA muhabirinin Türkiye Bilimler Akademisinin (TÜBA) “Covid-19 Pandemi Değerlendirme Raporu”ndan derlediği bilgilere göre, küreselleşme nedeniyle tüm dünyayı hızla etkisi altına alan Kovid-19’un geçmişteki diğer salgınlar gibi önemli yapısal, ekonomik, sosyal ve siyasal değişimlere neden olması bekleniyor.

Kovid-19 ile devletin ekonomideki ağırlığının giderek artması ve küreselleşme yerine daha içe kapanan milli yaklaşımların öne çıkacağı tahmin ediliyor.

Ulaşım, turizm ve hizmet sektörleri bu süreçten en çok etkilenen sektörlerin başında geliyor. Tarım ve gıda güvenliğiyle sağlık altyapılarının önemi giderek artarken, para ve kredi piyasalarında da dijital sisteme dönüşün sinyalleri göze çarpıyor.

Güven sorunu

Kovid-19 nedeniyle sadece finansal piyasalarda değil, hayatın her alanında güven sorunu ortaya çıkıyor. Güven probleminden orta ve uzun vadede en çok etkilenen ülkenin Çin olacağı değerlendiriliyor. Kovid-19 salgınıyla, tedarik zincirinde Çin’in üretimine bağlı birçok ülkede üretici ve tüketici firmalar aksaklıklar yaşıyor ve arz kaynaklarını çeşitlendirmeyi düşünüyor.

Ancak, zaman içinde arz yönlü başlayan kriz, virüsün tüm dünyaya yayılmasıyla küresel talep krizine dönüşüyor. Bazı tüketiciler Çin menşeli ürünleri tüketmek istemezken, büyük mağazalar da bu ülkeden aldıkları ürünleri Çin menşeli olmaktan çıkarmaya çalışıyor.

Son yıllarda ticaret savaşları nedeniyle ABD’de Çin ürünlerine karşı olumsuz algı, daha da negatifleşiyor. Kovid-19 krizi bittiğinde, Çin’in süreçten sorumlu tutulacağına dair sinyaller gözleniyor.

Türkiye üretim üssü olmaya aday

Kovid-19’un kısa vadede şirketlere olumsuz etkilerinin, Türkiye’de orta vadede fırsata çevrilebileceği değerlendiriliyor. Yerli sanayinin öneminin ortaya çıktığı bu dönemde Türkiye, sanayi kapasitesiyle diğer ülkelerden olumlu ayrışıyor.

Çin’e karşı oluşan arz ve talep yönlü olumsuzluklar sonucunda, üretimin hangi ülkelere kayabileceği düşünüldüğünde G20 ülkeleri arasında akla ilk Türkiye geliyor.

Esnek üretim kapasitesi, büyük piyasalara yakınlığı ve ucuz iş gücüyle Türkiye, çevre ülkelerin üretim üssü olmaya aday konumunda bulunuyor. Çin’in büyük ölçekli üretimi yerine daha küçük ölçekli ama kaliteli, güvenilir üretim ve dağıtım kanallarının öne çıkması bekleniyor.

Dünyada Türk ürünlerinin kalitesi yakından tanınıyor. Bu dönemde, Avrupa ve Afrika pazarlarına, Amerika pazarını da ekleyebilmenin, ihracatçılar için önemli bir kazanım olacağı değerlendiriliyor. Çin ve Uzak Doğu’dan kaynaklanan ticaret sapması nedeniyle Türkiye’deki firmaların karlı çıkacağı öngörülüyor.

Uluslararası iş birlikleri

Salgının etkilerini fırsata çevirmek sadece Türkiye’de değil, diğer ülkelerde de tartışılıyor. Dolayısıyla bu dönemde sadece ihracatı artırma planları yapmak yerine sermaye darlığı ortamında firmalara stratejik ortaklar alabilmek de önem taşıyor. Bu dönemde Türkiye’de, üretimde ve ticarette uluslararası iş birliklerini artırmanın düşünülmesi gerekiyor.

Bu yeni dönemde Çinli firmaların yanı sıra, Çin’de fason üretim yaptıran birçok uluslararası firma için de Türkiye’nin önemli bir üretim üssü olabileceğine dikkati çekiliyor.

Çin’in bozulan algısının sebepleri arasında kazan-kazan anlayışı yerine ülkenin kendi ekonomik çıkarlarını öncelediğini de göz ardı etmemek gerekiyor. Öte yandan Türkiye, sermaye ihtiyacı olan ama esnek, güçlü üretim ve iş gücüyle güçlü bir ortak olarak ön plana çıkıyor.

Üçüncü ülkelere sadece ihracat yapmayı değil, küresel eğilim olarak yerel üretimin ve üretim çeşitlendirmesinin artacağı düşünülerek, finansal gücü kuvvetli uluslararası ortaklarla diğer ülkelerde yatırım yapmak önem kazanıyor.

Bosch’tan Bursa’ya 500 milyon TL’lik yeni yatırım

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Bosch’un Bursa’daki yatırımını genişletme kararı aldığını açıkladı.

Bakan Varank, twitter hesabından paylaşım yaptı. Bakan Varank, “COVID-19 ile mücadele ettiğimiz bugünlerde dış yatırım ve istihdam cephesinden güzel haberler var” diyerek Bosch’un yeni yatırımını duyurdu. 

Bakan Varank, “Bosch Bursa’daki yatırımını genişletmeye karar verdi. 500 milyon TL’lik ilave yatırımla Yeni Nesil Yüksek Basınç Pompalarını da ülkemizde üretmeye başlayacak” dedi. 

Bakan Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuyla ilgili imzaladığı kararnameyi de paylaştı.

Kovid-19 ile mücadele ettiğimiz bugünlerde dış yatırım ve istihdam cephesinden güzel haberler var.

Bosch Bursa’daki yatırımını genişletmeye karar verdi.

500 milyon TL’lik İLAVE yatırımla Yeni Nesil Yüksek Basınç Pompalarını da ülkemizde üretmeye başlayacak.

Hayırlı olsun

Türkiye’nin sanayi üretimi arttı

TÜİK verilerine göre, sanayi üretimi şubat ayında yıllık yüzde 7,5, aylık yüzde 1,2 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), şubat ayına ilişkin sanayi üretim endeksi sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi şubatta 2019’un aynı ayına göre yüzde 7,5, arındırılmamış sanayi üretim endeksi ise yüzde 10,5 artış gösterdi.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, şubatta madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi 2019’un aynı ayına göre yüzde 1,7, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 8 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,4 yükseldi.

Sanayi üretiminde aylık değişimler

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya kıyasla yüzde 1,2 arttı.

Söz konusu ayda madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 5,8 azalırken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,6 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1,3 artış kaydetti.