DHKPC

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

DHKPC

Sedat Peker’e soğuk duş! Gerçek gün yüzüne çıktı

Organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker’e tahsis edilen korumalara yönelik kararlarla ilgili süreçte Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) İstanbul Emniyeti yapılanmasının etkili olduğu öğrenildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü kaynaklarından edinilen bilgiye göre, FETÖ’den ihraç edilen eski Kadıköy İlçe Emniyet Müdürü Nurettin Demir, organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker’in DHKP-C tarafından tehdit edildiği ve bu nedenle Peker’e koruma gerektiğine yönelik olarak 16 Ocak 2015’te İstanbul Emniyet Müdürlüğünün terör ve istihbarat birimleri arasındaki yazışmaları başlattı.

Bu yazışmalarda, DHKP-C güdümünde yayın yapan internet sitesinde, suç örgütü elebaşı hakkında hakaret ve tehdit içerikli ifadeler kullanıldığına yönelik değerlendirmeler yapıldı.

Kararın tebliğ edildiği suç örgütü elebaşı, 26 Ocak 2015’te koruma istemediğini bildirdi ancak 5 Şubat 2015’te tekrar koruma için başvuruda bulundu.

Bu talebin ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünden 20 Şubat’ta, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünden de 26 Şubat’ta İstanbul Koruma Şube Müdürlüğüne “Sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcıları” imzasıyla Peker’in DHKP-C tarafından tehdit edildiğine yönelik yazılar yazıldı.

Emniyet Genel Müdürlüğü kaynaklarına göre, İstanbul İl Koruma Komisyonu 6 Mart 2015’te toplanarak Peker için polis yakın koruma kararı aldı.

Aynı komisyon tarafından Peker’e koruma verilmesiyle ilgili karar 2016, 2017, 2018 ve 2019’da da uzatıldı.

Adı “FETÖ borsası” iddialarına karışan ve meslekten ihraç edilen eski İstanbul Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Özgür Taşdemir’in, 2017’de İstanbul Valiliği’ne, “DHKP-C’nin Okmeydanı’nda suç örgütü elebaşına ait kumarhaneye saldırılar düzenleyebileceği” uyarısının yer aldığı bir tutanak gönderdiği tespit edildi.

Örgüt elebaşı için verilen koruma kararı 2020 Eylül ayında kaldırıldı.

İkiyüzlü Belçika!

PKK, DHKP-C ve FETÖ firarilerinin sığınağı haline gelen Belçika, yıllardır Türkiye’nin hiçbir iade talebine cevap vermezken, Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen bir toplantıda, kâğıda basılı Türk bayrağını yırtan Neonazi Altın Şafak üyesi Yunan Milletvekili İoannis Lagos’u Atina’ya iade etti.

Oğuzhan Gültekin  Ankara 

PKK, DHKP-C ve FETÖ firarilerinin sığınağı haline gelen Belçika, yıllardır Türkiye’nin hiçbir iade talebine cevap vermezken, Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen bir toplantıda, “Burada göçmenlerin haklarını konuşuyorsunuz. Yunan halkının hakkını kim savunacak? Bir tarafta Türkiye var, her istediğini yapabiliyor. Sizin yaptığınız tek şey ise, bize akın akın göçmen gönderen Türkiye’nin saçlarını doğru yönde okşamak. Ve bu Türk bayrağı kanla yıkanmış bir bayrak” diyerek kâğıda basılı Türk bayrağını yırtan Neonazi Altın Şafak üyesi Yunan Milletvekili İoannis Lagos’u Atina’ya iade etti.

“Yanlışlarını düzeltmeleri için sabırla bekliyoruz”

Belçika ve birçok Avrupa ülkesinin Türkiye’ye uyguladığı çifte standarda ilişkin konuşan TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanvekili, NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanvekili ve AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Berat Çonkar, geçmişte savaştığımız ve hezimete uğrattığımız toplumların hâlâ Türkiye’ye karşı bir savaş verdiğini belirterek, “Burada özellikle Belçika değil neredeyse bütün Avrupa ülkeleri terörü Türkiye’ye karşı bir maşa olarak kullanıyor. Teröristlerin iade edilmesi için yapılan başvurularda ABD, Almanya, Yunanistan, Belçika ve Fransa gibi ülkeler son zamanlarda bizi en fazla uğraştıran ülkeler oldu. Bu durumda maalesef ikili ilişkilerimizi derinden yaralarken, hak, hukuk, insan hakları gibi söylemlerde bulunan ülkelerin bu görüşlerinde samimi olmadıkları, söz konusu söylemleri uygulama aşamasına geldikleri zaman etik dışı davranışlar sergilediklerini görüyoruz. Biz söz konusu devletlerin yapılan yanlışları düzeltmeleri için sabırla bekliyoruz. Biz haklı olduğumuz konularda düşüncelerimizi açık açık söylemekten çekinmiyoruz. Umarım yanlışlarını en kısa zamanda anlayıp doğru yola girerler. Dünya’nın tamamına zarar veren terör örgütlerin çökertilmesi için gerekli işbirliğine yanaşırlar. Milletimizin içi rahat olsun Türkiye her masada gerekeni yapıyor. Malum bu tarz konularda Avrupa ülkeleri Türkiye’yi dışlarken birbirinin sırtını sıvazlamaktan geri durmuyorlar. Biz NATO müttefiki olsak da konu Türkiye olduğu zaman yalnız bırakılıyor. Ancak, ‘Yunanistan bile teröristini alıyor, Türkiye alamıyor’ gibi bir düşünce oluşmasın. Biz kendi menfaatlerimiz doğrultusunda adımlar atıyoruz. Geçmişte savaştığımız, hezimete uğrattığımız toplumlar bunlar. Her ne kadar müttefik gibi görünsek de, savaşlar bitmiş olsa da bir şekilde Türkiye’ye karşı savaş devam ediyor. O yüzden biz temkinli ve sakin yaklaşıp günü gelince gerekeni yapıyoruz” dedi.

Türkiye güçlendikçe Batı ikiyüzlü olmaya devam edecek!

Birçok terör örgütü üyesinin sırf Türkiye’ye karşı gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı koruma altına alındığını ifade eden Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu Üyesi, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Halil Özşavlı da, “Tüm Avrupa’nın nasıl teröristleri beslediğini, onlara kol kanat gerdiğini görüyoruz. Bu tutumları 80’li yıllardan beri devam ediyor. Bunlar ASALA militanlarından tutumda günümüzde FETÖ üyelerini, PKK üyelerini, DHKP-C üyelerini sırf Türkiye’ye karşı eylemlerinden dolayı karşılıksız besliyorlar. Biz onlara her seferinde somut delillerle gidiyoruz ancak hep bir bahaneleri var. Bugün Yunanistan kendi istediğini anında alırken Türkiye hep bekleyen taraf oluyor. Bu da bu ülkelerin birbirlerini nasıl koruduğunu ve Türkiye’ye karşı besledikleri nefreti gösteriyor. Biz hukuki yollardan asla vazgeçmeyeceğiz. Biz kendi ülkemizde hiçbir teröristi barındırmayız. Bu son hadise bize bir kez daha Avrupa’nın nasıl terör sevici olduğunu, işine geldiği gibi davrandığını, Türkiye’ye karşı nasıl çifte standart uyguladığını gösterdi. Bu ikiyüzlü tavırları Türkiye kendi bölgesinde güçlendikçe devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Ne kadın dernekleri, ne sol gruplar ne de CHP… DHKP-C’nin infaz emri sus pus etti

Grup Yorum, ‘DHKP-C’nin kazanımları için açlık grevinde öleceksin’ dayatmasına karşı çıkan üyesi Dilan Ekin’i hain ilan ederek infaz emrini çıkarttı. Kadına dair her konuda duyar kasan feministler, sol gruplar ve ucunda hükümeti suçlayabilecek bir malzeme olmadığı için CHP’den çıt çıkmadı. Gazeteci Şükrü Sak ise muhtemelen bu kesimlerin de Grup Yorum gibi düşündüğü için olaya ses çıkartmadığını söyledi.

Adem Yılmaz  İstanbul 

Terör örgütü DHKP-C’nin uzantısı Grup Yorum’un, açlık grevinde ölmek istemediği için intihardan vazgeçen üyesi Dilan Ekin için alenen infaz emri yayımladı. Ekin, ‘Açlık grevinde öleceksin’ dayatmasına direndiği için Grup Yorum tarafından hain ilan edildi. Ekin’in toplum tarafından aşagılanması, yüzüne tükürülmesi ve selam verilmemesi istenen skandal çağrıya ise ufacık bir olayda dahi ortalığı ayağa kaldıran azgın azınlık taş kesildi. İstismar edecekleri, sömürecek ve sonunda devleti suçlayacak bir malzeme çıkmayacağı için ne kadın dernekleri ne sol gruplar ne de CHP’den tek çıt çıkmadı.

Sessizlikleriyle bildiriyi imzalıyorlar

Şiirlerinden kan damlayan, türkülerinden nefret kusan Grup Yorum’un skandal infaz emrini Akit’e yorumlayan gazeteci Şükrü Sak, “Dilan, örgütten kopmuş biri değil. Sadece ‘açlık grevinde öleceksin’ dayatmasına direndiği için başına bunlar geldi. Bir grubun üyesine ‘açlık grevinde öleceksin’ dayatması, müzikle araçsallaştırılmış bir ideolojik tahakkümdür ve terörü müzikle araçsallaştırdıklarını gösterir. Kadına dair her konuda duyar kasan feminist oluşumlar, sol gruplar söz konusu kendi mahallesinden, kendi ideolojik aidiyetinden bir grubun yanlışı olunca, ahlaksızca, utanmazca, rezilce bir sessiziliğe gömülüyorlar. Muhtemelen hepsi Grup Yorum gibi düşünüyor ve susarak da bu bildirinin altına imza atıyor?” dedi.

İnsan hakkı, kadınlar, emeğin kutsallığı gibi konularda durmadan atıp tutanların, bir terör örgütünün çıkarı için aç kalarak ölmediğinden dolayı bir kadını dışladıklarına dikkati çeken İnsan Hakları Savunucuları Derneği Ali Akbaş işe şunları söyledi: “Her konuda en önde olan sol gruplara yakın insan hakları savunucuları, her kadın olayında duyar kasan feministlerden tek kelime açıklama çıkmıyor. Emsali görülmemiş bir iki yüzlülük. Türkiye’de marjinal sol örgütlere yakın kimselerin sanıldığı gibi insan haklarıyla, emekle işi yoktur. Bunların çoğu teröristlerle terör örgütleriyle kol koladır. Aslında bütün plan ve projeleri bu ölümler üzerinden Türkiye’yi zor duruma düşürmektir. Bir kadına terör örgütünün çıkarları için ölmek istemediğinden infaz emri verilmiştir, olayın özeti budur. Ancak gerçek yüzlerini bildiğimiz malum çevreden öylesine de olsa hiç bir cılız sesin çıkmaması düşündürücüdür.”

Hainler tek tek dökülüyor! İşte İstanbul Emniyeti’ne saldırının talimatını veren isim

İstanbul’da yakalanan terör örgütü DHKP/C’nin sözde Türkiye Sorumlusu Yasemin K.’nın, 2012’de Yenibosna’daki bir polis karakoluna ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yönelik uzun namlulu silahlarla gerçekleştirilen saldırı ile Gaziosmanpaşa’da bir polisin şehit edilmesi eylemlerinin talimatını verdiği iddia ediliyor.

Edinilen bilgilere göre, İstanbul İstihbarat Şube ile Terörle Mücadele ekiplerince terör örgütü DHKP/C’ye yönelik dün gece operasyon düzenlenmiş, Sarıyer Armutlu ve Üsküdar’da yapılan baskınlarda örgütün sözde Türkiye Sorumlusu Yasemin K. ile DHKP/C’nin ‘Memur Yapılanması’ndan sorumlu üyesi Yeter Gönül A. yakalanarak gözaltına alınmıştı.

Gözaltına alınan örgüt sorumlularının Terörle Mücadele Şubesindeki ifade işlemleri devam ederken, operasyonun detayları da belli oldu. Emniyet birimlerinin titiz çalışmasıyla gerçekleştirilen operasyonda yakalanan örgütün sözde Türkiye sorumlusu Yasemin K.’nın, 2012’de Yenibosna’daki 75. Yıl Polis Merkezi’ne ve 2015 yılında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne uzun namlulu silahlarla gerçekleştirilen saldırı ile yine 2012’de Gaziosmanpaşa’da bir polisin şehit edilmesi eylemlerinin talimatlarını verdiği iddia edildi.

Aynı operasyonda yakalanan örgütün sözde Memur Yapılanması’ sorumlusu Yeter Gönül A.’nın ise Ankara Yüksel Caddesi’ndeki eylemlerin planlayıcısı ve organizasyonunu yapan kişi olduğu öne sürülürken, eylemlerin örgüt baskısıyla gerçekleştirildiği ifade ediliyor.

Örgütün Türkiye sorumlusunun talimatını verdiği eylemlerin geçmişi

2012 yılında İstanbul’un Bahçelievler ilçesindeki Yenibosna 75. Yıl Polis Merkezi ve önündeki resmi araçları hedef alan 2 terörist, önce AK-47 otomatik silahla taramış, ardından parça tesirli bomba atarak kaçmıştı. Patlayıcının infilak etmesi sonucu, 1’i hafif olmak üzere 2 polis memuru yaralanmış, saldırıya anında karşılık veren polisler, DHKP/C üyesi olduğu belirtilen teröristlerden biri kısa sürede yakalanırken, diğer, kaçmıştı.

Gaziosmanpaşa’da polisin şehit edilmesi olayı

Tarihler 2012 yılını gösterdiğinde Gaziosmanpaşa’da bir kafede yemek yiyen polis memuru Zekeriya Yurdakul, DHKP/C üyesi bir teröristin silahlı saldırısına hedef olmuş, Etiler Naci Soydan Polis Merkezi’nde görevli Yurdakul şehit olmuştu.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne uzun namlulu silahla saldırı

İstanbul Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yönelik 2015 yılı Nisan ayında Elif Sultan Kalsen adlı DHKP/C üyesince düzenlenen silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, eylemin ardından çıkan çatışmada kadın teröristin ölü ele geçirilirken, 2 emniyet mensubu yaralanmıştı.

Kaynak: İHA

Şarap vaadiyle militan avı! Eylemi ayakta tutmaya çalışan Boğaziçi provokatörleri, şaraba bel bağladı

İkinci bir Gezi kalkışması başlatmak umuduyla yola çıkan, ancak bünyelerindeki PKK, DHKP/C, FETÖ ve marjinal sol örgüt üyeleri deşifre olunca kan kaybeden Boğaziçi provokatörleri, destek bulabilmek için farklı arayışlara başladı. Yeni militanlar edinmek için harekete geçen fişlemeci güruh, rektörlük binası önünde selfi paylaşan 10 öğrenciye “Şarap”, “Tirbüşon kullanımı” ve “Şarap tadımı” kursu vereceklerini vaat etti.

Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atanmasını bahane ederek ‘2. Gezi’ benzeri bir kalkışma hayali kuranların hayalleri suya düştü. CHP, HDP, İYİ Parti ve marjinal sol örgütlerin desteklediği protesto eylemleri “fos” çıkan Boğaziçili provokatörler, taraftar bulabilmek için ücretsiz şarap kursu vererek başlarını dik tutmaya çalışıyorlar.

Bilim değil şarap konuşacaklar

Marjinal sol örgütlerin kışkırtmasıyla ve CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun göstericilerle kol kola girerek söylediği DHPK-C marşlarıyla ülkeyi yangın yerine çevireceklerini sanan kaos tüccarlarının 2’nci Gezi hayali kabusa döndü. Rektör ataması bahanesiyle başlayan eylemlerden umduklarını bulamayan karanlık odaklar milli irade karşısında bir kez daha hüsrana uğradı. Eylemlerin ikinci ayında, gözaltına alınan göstericilerden çoğunun marjinal sol terör örgütü üyesi çıkmasıyla insicamı bozulan protestolar, yerini nümayişlere bıraktı. Rektör Bulu istifa edene kadar eylemlerini sürdüreceğini iddia eden bir avuç Gezi sevdalısı ise dalga konusu oldu. Emniyet güçlerinin, öğrenci görünümlü DHKP-C, PKK, FETÖ ve marjinal sol örgütü üyelerine yönelik kararlı duruşu sonrası yandaş bulmakta zorlanan Boğaziçi provokatörleri şimdi de alkol rezilliği üzerinden eylemlerini ayakta tutmaya çalışıyor.

Provokasyonu ayakta tutmaya çalışıyorlar

Daha önce chanting, yoga, meditasyon ve kitap okuma etkinlikleriyle yandaş toplamaya çalışan, ardından LGBTİ bayrakları altında eşcinsel sapkınların desteğiyle sesini duyurmaya çalışan, son olarak Şeyma’nın örtüsünün arkasına sığınan göstericiler, şimdi de ücretsiz şarap kursuyla taraftar toplamaya çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde eşcinsel sapkınların Müslümanların kıblesi Kâbe-i Muazzama’ya yönelik saygısızlığına tepki gösteren Boğaziçi Üniversitesi İslam Araştırmaları Kulübü (BİSAK) üyesi yüzlerce mütedeyyin öğrencinin fişlendiği ve 15 bin üyesi olan ‘Boğaziçi BUDDY” grubunda dün skandal bir duyuru yapıldı. Mustafa Kaan Doğan adlı kullanıcının yaptığı duyuruda, dünkü (12 Şubat Cuma) nöbete katılıp, rektörlük binası önünde selfie paylaşacak 10 kişiye çekilişle online ‘Temel Seviye Şarap Eğitimi’ verileceği ilan edildi. Kurs tarihinin daha sonra belirleneceği duyuruda, kura ile belirlenen kişilere şarapla ilgili 8 başlıkta eğitim verileceği ilan edildi.

Provokatörlere  uygulamalı şarap dersi

 İşte azgın azınlık tarafından “yüzde 1’lik dilimdeki öğrenciler” denilerek göklere çıkarılan provokatörlerin, adam devşirmek için vaat ettikleri  şarap kursundaki o konu başlıkları:

Fitnecilerin üssü Boğaziçi

Başını FETÖ, PKK, DHKP-C, MLKP’nin çektiği olaylara; ABD, BM, AB, Yunan ve Siyonist lobiden de destek açıklamalarının gelmesi, Boğaziçi Üniversitesi’nde kümelenen şer konsorsiyumunu gözler önüne serdi. Uzmanlar; dövizin düşmeye başladığı, prestij projelerin hayata geçirildiği, salgına karşı sağlık sisteminin dimdik ayakta durduğu dönemde provokasyonu manidar buldu…

Hakkı Bilir  İstanbul 

Meşru zeminde Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atanmasını manipüle ederek milli iradeye meydan okuyan marjinal gruplara gelen küresel destek, meselenin güçlenen Türkiye’yi engellemek olduğunu gözler önüne seriyor. FETÖ, PKK, DHKP-C ve MLKP gibi eli kanlı örgütler eylemlerde ön sırada yer alırken, ABD, BM, AB, Rum ve Siyonist lobiler de provokatif gösterilere destek veriyor. Akit’e konuşan uzmanlar ise Boğaziçi’nde şer ittifakının kurulduğu ve hedefin güçlenen Türkiye’yi tökezletmek olduğunu belirtiyor.

Üniversitede Fetövari yapı

Siyaset Bilimci ve Araştırmacı yazar Ercan Çifci, “Boğaziçi Üniversitesi’nde paralel bir yapı var.  Hatta bu yapının büyük parçası Üniversite’nin dışında. Buradakiler bu paralel yapının sadece akademik oyuncuları. Erdoğan, bunların inlerine girebilmek için bir hamle yaptı. İnleri elbette Boğaziçi Üniversitesi değildi. Oraya yuvalanmış bir çete vardı: devşirebildikleri Anadolu çocuklarını kariyer sahibi yaparken devşirmediklerini aptallaştırarak ve bir takım boş ümitler vaad ederek bir peçete gibi kullanıyorlardı. Başkan buna dur dedi ve bu işleyişe bir çomak soktu. Ses Amerika’dan geldi, Yunan’dan geldi, BM’den geldi. İçteki ihanet şebekeleri kudurdu” ifadelerini kullandı. Boğaziçi’ndeki olayların bir avuç espiyonaj elemanı tarafından kışkırtıldığını kaydeden Çifci, şöyle devam etti: “Ancak bu akademik oyuncular şer odaklarını örgütlemede, devlete ve beğenmedikleri iktidara karşı halkı kışkırtmakta profesyoneller. Ne kadar şer odakları varsa Siyonistinden PKK’lısına, homoseksüelinden DHKP-C’lisine, FETÖ’cüsünden ateistine kadar topluyor devlete karşı örgütlüyordu. Bunları gören duyan Anadolu insanı Başkanın arkasında sımsıkı kenetlendi. Şimdi ise Başkanın bu çeteyi dağıtmasını bekliyor.” 

Boğaziçi üs haline gelmiş

Siyaset Bilimci ve Hukukçu Ferhat Çakır, “Dış güçler, güçlenen Türkiye’nin önü alınmazsa başlarına bela olacakların gördüler. Bunun için Gezi’yi, 17/25 Aralık kumpasını ve FETÖ’cü 15 Temmuz darbe girişimini denediler. Şimdi de Boğaziçi üzerinden aynı kalkışmayı sürdürüyorlar. Boğaziçi olayların Türkiye’yi dizayn etmek isteyenlerin üssü haline gelmiştir” dedi. Meselenin sadece bir rektör ataması olmadığını kaydeden Çakır, “Dış dünyaya bu mesele bir meşruiyet kriziymiş gibi yansıtılıyor. Bu sayede de meseleyi manipüle ediyorlar. Türkiye’de şu an döviz düşme trendine girdi. Geleceğe dönük adımlar atılıyor. Bakıyorsunuz yasal, meşru bir atama üzerinden kaos tohumları ekmeye çalışılıyor” şeklinde konuştu.

Aranan terörist Boğaziçi eylemlerinde enselendi!

İstanbul’da düzenlenen izinsiz gösterilerde gözaltına alınan şüpheliler arasında ‘terör örgütü üyeliği’ suçundan aranan DHKP-C’li terörist Ali H.A.’nın da olduğu ortaya çıktı.

Boğaziçi Üniversitesi önünde Kabe fotoğrafının yere serilmesi ve rektörün üniversiteden çıkışının engellenmesinin ardından çıkan olayları gerekçe göstererek Kadıköy’de düzenlenen eylemlerde 159 şüpheli gözaltına alınmış, bunların 79’u hakkında PKK/KCK, FETÖ/PDY ve DHKP-C’nin de arasında olduğu terör örgütlerinin propagandasını yapmaktan suç kaydı bulunduğu belirtilmişti.

Hakkında suç kaydı bulunan ve örgüt üyeliğinden aranan bir isim daha ortaya çıktı. ‘Silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan arandığı sırada Kadıköy’deki eylemlerde gözaltına alınan DHKP-C üyesinin örgütün ‘gençlik yapılanması’ içinde çok sayıda eyleme karışan Ali H.A. olduğu belirtildi. Çok sayıda yasadışı eyleme katıldığı ileri sürülen Ali H. A.’nın karıştığı olaylar arasında 27 Ağustos 2020 tarihinde DHKP-C’yle bağlantılı açlık grevindeki bazı avukatlar için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kısıklı’da bulunan konutunun çevresindeki eylem de yer alıyor. O tarihte düzenlenen eyleme katıldığı sırada gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan zanlının uzun süredir hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle arandığı öğrenildi.

İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’ndeki sorgusu devam eden şüphelinin yarın adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.

CHP’lilerle birlikte adliyeye giden avukatlar DHKP-C’li çıktı!

Boğaziçi Üniversitesi protestoları kapsamında gözaltına alınan şahısları CHP’lilerle birlikte savunan avukatların, DHKP-C ile bağlantılı ÇHD’ye bağlı oldukları ortaya çıktı.

Boğaziçi Üniversitesi rektörünün odasını işgal etmeye çalışan provokatörleri, DHKP-C terör örgütünün avukatları savundu. DHKP-C’nin hukuk yapılanması içinde gösterilen, birçok yöneticisi ve üyesi yargılanan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) adliye koridorlarından fotoğraflar paylaştı. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile CHP Milletvekili Sera Kadıgil de DHKP-C avukatlarıyla kol kola işgalcilerin yanındaydı.

Boğaziçi Üniversitesi Kampüsü ve çevresinde 1 Şubat’ta toplanan gruplar, Rektörlüğü ablukaya alarak bina içinde bulunanların dışarıya çıkmasını engellemiş, güvenlik güçlerinin uyarılarına rağmen dağılmayan 159 kişi gözaltına alınmıştı.

Ertesi gün “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanununa muhalefet” suçundan haklarında işlem yapılan 108 şüpheliden 98’i emniyette ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılmış, 10 şüpheli hakkında ev hapsi kararı verilmişti. 3 Şubat’ta ise savcılık, rektörlük binasını kuşatan ve rektörlük çalışanlarının dışarı çıkmasını engelleyen 51 şüpheliden 30’unun tutuklanmasını, 12 şüpheli hakkında ev hapsi, 9 şüpheli hakkında adli kontrol olarak yurt dışına çıkış yasağı konulmasını talep etti.

Ancak Sulh Ceza Hakimliği “kişi hürriyetini yoksun kılma“, “kamu malına zarar verme“, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet” ile suçlanan bu şüphelilerin tamamını adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.

Sabah’ın haberine göre tutuksuz yargılanmalarına karar verilen provokatörlerin avukatlığını ise DHKP-C terör örgütünün avukatları üstlendi. DHKP-C’nin hukuk yapılanması içinde gösterilen, birçok yöneticisi ve üyesi yargılanan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ile birlikte CHP’nin İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve CHP Milletvekili Sera Kadıgil de eylemcilerin yanındaydı.

Hakimliğin serbest bırakma kararını zafer işaretleri ve sloganlarla karşılayan grup, sosyal medya üzerinden de propaganda yaptı.

Bir hafta süren sorgu sonucu konuştular! FETÖ-DHKP-C işbirliği ortaya çıktı

Türkiye’nin Ukrayna’da Polonya’ya kaçışlarını tespit ederek yurda getirilmesini sağladığı FETÖ’nün iki önemli ismi ikna edilerek bir hafta sorgulandı. İki zanlı bir hafta süren sorgularında örgütün DHKP-C terör örgütüyle ilişkisini de bir kez daha gözler önüne serdi.

Daha önce SABAH’ın yazdığı örgüt üyelerinin Irak üzerinden kaçış planının detaylarını anlatan zanlılar, Avrupa’daki kaçışlarla ilgili DHKP-C ile işbirliği yapıldığını, örgüt talimatıyla FETÖ’cüleri mağdur gösteren videoları Birleşmiş Milletler Komisyonu’na gönderdiklerini anlattı. Irak-Türkiye arasındaki gelişen ilişkileri nedeniyle örgüt yönetiminin yaşadığı rahatsızlığı dile getiren zanlıların bütün ifadeleri siber incelemelerle de doğrulandı. Örgütün Irak, Afganistan ve Kosova’daki yapılanmasını deşifre eden iki zanlı savcılığın ifadelerini yetersiz bulan kararıyla tutuklandı.

Yurtdışındaki FETÖ üyelerinin yakalanması için çalışmalarını sürdüren KOM Daire Başkanlığı, Ukrayna’dan Polonya’ya geçen Irak’ın Bağdat ve Erbil sorumluları Salih Fidan ile Samet Güre’nin yakalanmasını sağladı. Ukrayna ile yapılan görüşmelerin ardından geçtiğimiz hafta Türkiye’ye getirilen zanlılar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile FETÖ’nün yurtdışı yapılanması soruşturmasını yürüten Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde uzman sorgu ekipleri tarafından sorguya alındı.


Örgüt talimatıyla kendilerini tuvalete kilitlediler

Ukrayna’da yakalandıktan sonra kendilerini tuvalette kilitleyerek olay çıkaran ve Ukrayna Polislerine direnen şüphelilerin bu eylemi örgütün telefondan verdiği talimatlar üzerine gerçekleştirdikleri ortaya çıktı. TEM Şube Müdürlüğünde benzer bir eylemi gerçekleştirmeye çalışan şüpheliler, uzman polislerin ikna çalışmaları üzerine girişimden vazgeçirilerek etkin pişmanlık yasasından faydalanmalarını sağlandı. Yaklaşık bir hafta sorgulanan iki FETÖ üyesi örgütün hain planlarını tek tek deşifre etti. Salih Fidan ile Samet Güre, FETÖ/PDY’nin Irak yapılanmasıyla bildiklerinin yanı sıra, daha önce görev yaptıkları Kosova ve Afganistan’daki örgüt sorumlularını ve yapılanmayı da deşifre etti. İfadelerinde Irak yapılanmasının şemasını da çizen zanlılar, Irak ülkesinin örgütsel faaliyet amaçlı kaç bölgeye ayrıldığını ve bu bölgelere bağlı alt yapılanmalar ile güncel bölge sorumlularının da isimlerini açıkladı.


BM’ye gönderdikleri videolar ele geçirildi

Örgütün önemli isimlerinden olan iki zanlı, ifadelerinde Ukrayna’da sosyal medya üzerinden yayın yaparak ajitasyon ve propaganda yapmaları konusunda cep telefonuyla örgüt yönetiminden talimat aldıklarını söyledi. Zanlıların ifadeleri doğrultusunda dijital inceleme uzmanları iki şüphelinin telefonlarındaki talimatları da uzun süren uğraşlar sonrasında çıkartarak ifadelerinin delillendirilmesini sağladı. Telefonlarındaki videoların sosyal medyanın yanı sıra, Birleşmiş Milletlerin komisyonlarına gönderilmesi için numaralar kaydedildiği, gönderilen mesajlarla Birleşmiş Milletler komisyonlarının dezenforme etmeye çalıştıkları belirlendi.

Irak’tan kaçış planını itiraf ettiler

Zanlıların itiraflarını tek tek inceleyen polis, soruşturmayı İstihbarat Şubesinin teknik birimleriyle derinleştirerek FETÖ’nün Irak, Afganistan ve Kosova ülkelerindeki yapılanmasının da deşifre edilmesini sağladı. FETÖ’nün güncel faaliyetlerine ilişkin bilgilerin de ortaya çıktığı soruşturmada, iki itirafçı daha önce SABAH’ı yazdığı örgüt yöneticilerinin Irak sınırından kaçış planlarını da detaylarıyla anlattı. FETÖ yöneticilerinin Irak sınırındaki kaçakçılarla irtibatta olduklarını anlatan FETÖ üyeleri, aranan veya pasaportlarında şerh kaydı bulunan örgüt üyelerinin, para karşılığında kaçakçılar vasıtasıyla Türkiye’den Irak’a kaçırıldığını anlattı.

FETÖ-DHKP-C iş birliği

FETÖ’nün ayrıca Irak’tan Ukrayna gibi ülkeler üzerinden Avrupa’ya göndermeye çalıştıkları örgüt mensupları için Yunanistan’da ve Polonya’da bulunan, sahte Avrupa kimliği yapan ve sığınma sağlayan kişilerle irtibat kurduklarını, bu kişilerle bağlantılarını da DHKP/C terör örgütü mensupları aracılığıyla sağladıkları belirlendi. Şüphelilerin Ukrayna’da otellerde kalan ve kod isim kullanan DHKP-C’li kaçakçıların yönlendirmesiyle hareket ettikleri tespit edildi. Şüphelilerin etkin pişmanlık yasası kapsamında anlattıkları tüm ifadelerin ise Terörle Mücadele Şube uzman ekiplerince siber incelemelerle teyit edilerek Savcılık talimatları doğrultusunda soruşturma dosyalarına eklendi.

Irak Türkiye arasındaki iyi ilişki örgütü gerdi

Irak ve Türkiye arasında gelişen iyi ilişkiler nedeniyle örgüt mensuplarının bir kısmının Avrupa’ya kaçmaya teşvik edildiği de itirafçıların anlatımıyla soruşturma dosyasına girdi. Örgüt üst yöneticilerinin yakın zamanda gerçekleştirilen operasyonlarla Türkiye’ye getirilen örgüt mensuplarının etkin pişmanlıktan yaralanarak bildiklerini anlatması nedeniyle, yurtdışında bulunan ve aranan örgüt mensuplarının Türkiye’ye dönmelerini istemedikleri, bu nedenle örgüt mensuplarını Avrupa ülkelerine göndermeye çalıştıkları anlaşıldı.

İtiraflara rağmen tutuklandılar

Yine Irak’da örgüt yöneticilerinin maaşlarından her ay Türkiye’de tutuklu olanların ailelerine yardım yapılmak üzere 100’er dolar kesildiği ve örgütün diğer ülkelerde olduğu gibi Irak’ta da vergiden kaçırmak için okullarında çalışan öğretmenlere maaşlarını elden ödettikleri ortaya çıktı. Örgüt üyelerinin deşifre edilmesine yönelik önemli bilgiler veren iki zanlı, polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, şüphelilerin ayrıntılı ifadeleri alınarak teşhis işlemlerinin yaptırıldığını, ifadelerinde verdikleri şüpheli isimlerinden daha fazla bilgiye sahip oldukları ve en az isimle etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmaya çalıştıkları kanaati oluştuğunu belirterek iki zanlının da tutuklamaya sevk edildiğini açıkladı. Nöbetçi mahkemede bu doğrultuda iki zanlının tutuklanmasına karar verdi.

Cezaevinde de provokasyon peşinde! Taylan Kulaçoğlu’nun hesabından tweet atıldı

Terör örgütü DHKP-C’yi sosyal medyada destekleyerek terör örgütü propagandası yapan çakma Che Guevara Taylan Kulaçoğlu tutuklanmıştı. Kulaçoğlu’nun hesabından tweet atıldı.

Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı makamında şehit eden terör örgütü DHKP-C’yi sosyal medyada destekleyen ve terör örgütü propagandası yapan çakma Che Guevara Taylan Kulaçoğlu tutuklanmıştı. Kulaçoğlu’nun hesabından tweet atıldı.

Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP’nin terör tutuklusu eski eş başkan Selahattin Demirtaş’ın hesabından paylaşım yapılmasına da gönderme yapan Kulaçoğlu’nun hesabından atılan tweette şu skandal ifadeler kullanıldı:

“Canlar, dostlar, yoldaşlar! merhaba… Madem beni tweetlerim yüzünden “rehin” aldılar rahatsızlık vermeye devam edeyim diye düşündüm. Her ne kadar tecrit koşullarında kettle bulamasam da tweet atabiliyorum. Gerisi onların problemi. #BirHayaletDolaşıyor ;)”

DHKP-C’li Taylan Kulaçoğlu’nun hesabına girerek provokasyon yapmasına destek olan şahıs hakkında da yetkili mercilerin harekete geçmesi bekleniyor.