Devlet bahceli

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Devlet bahceli

Devlet Bahçeli’den Kılıçdaroğlu’na çok sert cevap

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğl’nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkındaki küstah sözlerine çok sert tepki gösterdi. Bahçeli, “Sayın Cumhurbaşkanı’na ‘sözde’ demek Türk milletine, demokrasi kültürüne, milli egemenlik ilkelerine hakarettir, hıyanettir, hürmetsizliktir” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Sayın Cumhurbaşkanı’na ‘sözde’ demek Türk milletine, demokrasi kültürüne, milli egemenlik ilkelerine hakarettir, hıyanettir, hürmetsizliktir.” ifadesini kullandı.

Bahçeli, yazılı açıklamasında, milli birlik ve toplumsal huzuru baltalamak, mazisi asırlara dayanan kardeşlik bağlarını budamak, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü dinamitlemek isteyen meşum odakların melun oyunlarının gizlenemeyecek ölçüde ortada olduğunu belirtti.

İbretlik gerçekleri, ihanete çanak tutan kişi ya da kesimleri görmezden gelmenin artık mümkün olmadığını kaydeden Bahçeli, gelinen bu aşamada mızrağın çuvala sığmasının imkansız olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin, terörün hunhar eylemlerine boyun eğmesini dayatan, asıl manasından koparılmış demokrasi ve özgürlük ezberleri karşısında taviz vermesini amaçlayan habis çevrelerin yıllardır faal halde olduğuna dikkati çeken Bahçeli, yozlaşmış ve soysuzlaşmış demokrasi arzusu taşıyanların, 6 Ocak günü ABD Kongresi’ne yapılan boynuzlu baskından ilham aldıklarının bir başka altı çizilmesi gereken husus olduğunu aktardı.

Demokrasinin defin merasimini düzenleyenlerin esasen insanlığa söyleyecekleri hiçbir şeyinin kalmadığını anlatan Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Özellikle Orta Doğu coğrafyasında vasat bulan dehşet ve vahşet ortamının ülkemize sıçraması maksadıyla kesintisiz provokasyon içinde olanların hüviyetleri bellidir. Kaldı ki bellerinin kırılması ise an meselesidir. 2010 yılının Aralık ayında Tunus’ta başlayan Arap Baharı’nın nihai ve neticeye bağlanacağı asıl hedef ülkesinin Türkiye olduğu izahtan varestedir. Nitekim son on yılda devletimiz ve milletimiz planlı, sistemli ve sonuç odaklı pek çok kalkışmaya, işgal girişimine, hain teşebbüse alenen maruz kalmış, direkt muhatap olmuştur. 2013 yılı Haziran ayında tırmanan Gezi Parkı şiddeti, 2014 yılında gerçekleşen 6-8 Ekim olayları, 2015 yılının ikinci yarısından itibaren yeşeren hendek terörü, 15 Temmuz 2016’da vuku bulan FETÖ işgal denemesi ülkemizin mahvı için kurgulanan iç ve dış düşman saldırılarıdır.”

6-8 Ekim olayları

Bahçelli, terör örgütlerinin efendilerinden aldıkları talimatlarla Türkiye Cumhuriyeti’nin aleyhine tesis edilen yıkım koalisyonunda eşzamanlı buluştuklarını altını çizdi.

FETÖ, DEAŞ ile DHKP-C, MLKP ile THKP-C’nin aynı kaynaktan beslenen, aynı emellerle teçhiz edilmiş, aynı yöntemlerle teşkili sağlanmış kanlı terör örgütleri olarak millete ve ülkeye musallat olduklarına işaret eden Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“Bunların siyasi ayakları da zillet ittifakı çatısı altında yuvalanmıştır. 6-8 Ekim olaylarının hukuki muhtevası titizlikle yorumlandığında, Türkiye’nin önüne nasıl feci ve şiddetli bir tuzağın kurulduğu açık seçik olarak görülecektir. Serhildan olarak isimlendirilen bu ihanetle yüzleşmeden, halkı sokağa davet eden hainlerle mücadele edilmeden maşeri vicdan huzur ve feraha tam anlamıyla kavuşamayacaktır. 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlamış olduğu kapsamlı iddianamenin Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesi bölücülükle ve terörizmle hesaplaşmak adına tarihi bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.”

Devlet Bahçeli, 14 Nisan 2009’da yapılan KCK operasyonlarıyla tutuklanan bölücülerin 30 Mart 2014 Mahalli İdareler Seçim sürecinde kuşkulu şekilde tahliye edilmelerinin ve bu tahliye edilenlerin 6-8 Ekim olaylarının sevk ve idare merkezinde konuşlanmalarının tesadüfün ötesinde FETÖ-PKK iş birliğinin ortaklaşa kumpası olduğunu belirtti.

“FETÖ elebaşı Fetullah Gülen neyse terörist Demirtaş odur”

“PKK/KCK silahlı terör örgütünün önce özyönetim-özerklik, ardından sözde büyük Kürdistan’ı kurma gayesiyle 37 kişinin ölümüne neden olan ve 32 ilde gerçekleşen şiddet ve terör eylemleri kesinlikle şerefsiz bir başkaldırıdır.” ifadesini kullanan Bahçeli, sözde Rojava devrimini son yurda taşıma planının Türkiye’yi bölme ve bitirme senaryosunun bir parçası olduğunu bildirdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 6-8 Ekim olaylarının çıkmasında doğrudan payı bulunan 108 kişi hakkında 30 farklı suçtan dava açtığını anımsatan Bahçeli, şu görüşlere yer verdi:

“Bunların en azılılarından birisinin de CHP’nin ve İYİ Parti’nin destekleyip sempati beslediği terörist Selahattin Demirtaş’tır. Şurası kesindir ki FETÖ elebaşı Fetullah Gülen neyse terörist Demirtaş odur. 6-8 Ekim olaylarıyla 15 Temmuz kalkışması, Gezi Parkı hadiseleriyle hendek terörünün istikameti öz itibarıyla bir ve aynıdır. Terörist Demirtaş’ın 30 Eylül 2014 tarihinde yaptığı direniş çağrısı, 6 Ekim 2014’te KCK’nın sözde Türkiye sorumlusu bir teröristin de katıldığı HDP MYK toplantısında halkın sokağa daveti suçu ve suçluları tevsik etmektedir.

HDP, DTK, DBP, HDK, PKK, YPG ittifak halinde Türkiye’ye meydan okumuş, ateşli silahlarla, bombalı suikastlarla, nefret söylemleriyle ve organize şekilde milli varlığımıza saldırmışlardır. Bunların ikmali, tahkimi ve takviyesi de FETÖ tarafından yapılmıştır. Hiç kimse demokrasi ve özgürlük kisvesiyle 6-8 Ekim şiddet olaylarının faillerini aklamaya, haklı çıkarmaya kalkışmamalıdır. Buna yeltenen kim varsa suça iştirak etmiş sayılacaktır. PKK/KCK’nın kuklası olan HDP ve diğer marjinal terör partileri Anayasa’nın 68’inci maddesinin 4’üncü fıkrasını açıkça çiğnemişler ve suç işlemişlerdir.”

Bahçeli Anayasa’nın 69’uncu maddesine göre bölücülüğün ve terörün odağı haline gelmiş partilerin kapatılmasının inkar edilemez bir amir hüküm olduğunu belirtti.

“CHP ve İYİ Parti’nin itirazları suç ve suçluyu koruma mahiyetindedir”

“HDP, 6-8 Ekim olaylarının, hendek terörünün ve bölücülüğe mihmandarlık yapmasının bedelini kanun, millet ve tarih önünde kesinlikle ödemelidir.” ifadesine yer veren Bahçeli, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bilhassa 6-8 Ekim olaylarıyla ilgili hazırlanan ve hukuken açık ihbar niteliği taşıyan iddianameyi temel alarak HDP hakkında acil ihtiyaç olan kapatma davasını süratle açabilecektir. Şayet kapatma davasının açılması tavını kaybedip tavsamaya havale edilirse Milliyetçi Hareket Partisi, Siyasi Partiler Kanunu’nun 100’üncü maddesine müzahir olarak gereğini zamanı geldiğinde inanmışlıkla yapacaktır. CHP’nin, İYİ Parti’nin itirazları suç ve suçluyu koruma mahiyetindedir. Bunun yanında teröre yardım ve yataklık olarak da ayrıca ele alınmalıdır. Boğaziçi Üniversitesine rektör atanmasına itiraz edenlerin, sırtlarını dönerek şovmenlik yapanların, terör örgütleriyle aynı kümeye girenlerin 6-8 Ekim olaylarından ders almaları, sivil itaatsizlik çarpıklığına özenmemeleri samimi tavsiyemdir. Terör örgütlerinin tazyik ve tahrikleriyle ‘Üniversitelere kayyum istemiyoruz’ temalı protestolarla ABD’deki Kongre işgalinin aynı döneme denk gelmiş olması dikkat çekici ve tek kaynaktan beslenen bir eylem türüne işaret etmektedir.”

Bahçeli, 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri’nin ardından CHP adayı etrafında şekillenen ve sokak tartışmalarıyla temellenen tehlikeli söylemlerin, 3 Kasım 2020 ABD başkan seçiminden sonra tetiklenen kavga ve kutuplaşma ortamıyla amaç-araç itibarıyla farklı görülmemesi gerektiğini bildirdi.

“Bölücü terörün sonu görünmüştür”

Türkiye Cumhuriyeti’nin sokakta kurulmadığını, sokak sokak eylem yapan görevli ajanlara rehin bırakılmayacağını vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

“ABD’nin seçilmiş Başkanı’na ve seçim sonuçlarına saygı duyan ama Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş Cumhurbaşkanı’na sözde diyen CHP Genel Başkanı’nın hukuka ve milli iradeye savaş açması kendisini bekleyen makus sondan da asla kurtaramayacaktır. Sayın Cumhurbaşkanı’na sözde demek öz itibarıyla Türk milletine, demokrasi kültürüne, milli egemenlik ilkelerine hakarettir, hıyanettir, hürmetsizliktir. Zalimlerin ve Türkiye düşmanlarının yeminli sözcüsü olan Kılıçdaroğlu, FETÖ’ye, PKK’ya, MLKP’ye, DHKP-C’ye tutunmaktan, bu hain örgütlerle yol yürümekten derhal vazgeçmeli, teröristlerle bağını kesmelidir. Yoksa suç ve terör örgütleriyle irtibat ve iltisakının vebali kendisinin siyasi sonunu süratle hazırlayacak, milletimiz bu namertliği affetmeyecektir. İYİ Parti Başkanı’nın da heyecanla rezervini yaptığı terörist Demirtaş ile kahvaltı programını meçhul bir tarihe erteleyip masa edebiyatına son vermesi eve dönüş yolunda kendisini bihakkın rahatlatacaktır. Ne idüğü belirsiz iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmek için masa kurulsun diyen bu şahıs bilmelidir ki, çift taraflı davranan ve ikiyüzlü olan bizatihi kendisidir. Bilinmelidir ki Türkiye bölücülükle hesaplaşmadan, terörün kökünü kazımadan istiklal haklarını, istikbal haysiyetini güvenceye alamayacaktır. Çok şükür şafak sökmüş, bölücü terörün sonu görünmüştür.”

Bahçeli, huzurun, dirliğin, birliğin, refahın ve güvenliğin 2023 hedefleriyle gerçekleşmesinin önünde hiçbir engelin kalmadığını, Cumhur İttifakı’nın bunu sağlamaya mahir ve muktedir olduğunu belirtti.

Türk milletinin yeni bir destan yazacağını, yeni bir diriliş mucizesine imza atacağını anlatan Bahçeli, bu destanda, bu Türk mucizesinde katillere, köhnelere, kötülere, karanlık projelere asla yer olmayacağını kaydetti.

MHP lideri Devlet Bahçeli, İlker Başbuğ’a haddini bildirdi: Erken seçim ve 27 Mayıs sözleri tam bir gaflet ve garabet

MHP lideri Devlet Bahçeli, yaptığı açıklama ile haddini aşan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a “Erken seçim ve 27 Mayıs sözleri tam bir gaflet ve garabet” sözleriyle tepki gösterdi.

MHP lideri Devlet Bahçeli, yaptığı açıklama ile haddini aşan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a “Erken seçim ve 27 Mayıs sözleri tam bir gaflet ve garabet” sözleriyle tepki gösterdi.

Ayrıntılar geliyor.

Bahçeli talimat verdi: MHP İzmir’de Oniki Ada yürüyüşü yapacak

MHP, “12 Ada” için harekete geçiyor. 9 Eylül saat 9.00’da ülkücü gençler, “İstiklal için kararlılık yürüyüşü” yapacak. 81’er kişilik 12 ayrı kortej, İzmir Cumhuriyet Meydanı’ndan, Yunan askerlerinin denize döküldüğü Gündoğdu Meydanı’na yürüyecek.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 29 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Oniki Ada’nın statüsünün yeniden değerlendirilmesini istemiş, “Bu adalar haksız, hayasız ve hukuksuz şekilde elimizden alınmıştır.” demişti.

Bahçeli, partisini Oniki Ada için harekete geçirdi. MHP Lideri Devlet Bahçeli, İzmir’in kurtuluşunun yıldönümü olan 9 Eylül’de Yunan askerinin denize döküldüğü yerde ülkücülere “İstiklal için kararlılık yürüyüşü” talimatı verdi.

81 ili temsilen 81 genç

Bahçeli’nin talimatıyla Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım başkanlığında binden fazla genç organize edildi. Oniki Ada’yı temsilen 12 ayrı yürüyüş korteji oluşturuldu. Bu grupların her birinde 81 ili temsilen 81 genç görevlendirildi. Gruplar yan yana ve art arda 9’ar kişi halinde sıralanacak. Böylece Atatürk’ün doğum yılı olan 1881’e de gönderme yapılacak.

Gündoğdu Meydanı’na yürüyecekler

Ülkücü gençler, 9 Eylül’de saat 9.00’da “İstiklal için kararlılık yürüyüşü” yapacak. İzmir Cumhuriyet Meydanından, Türk ordusunun Yunan askerlerini denize döktüğü Gündoğdu Meydanı’na yürüyecekler. 

Koronavirüs tedbirleri ile gerçekleştirilecek

Yürüyüş, koronavirüs tedbirleri kapsamında gerçekleşecek. Gençler, bir gün önce koronavirüs testinden geçirilecek. Alana girişte herkesin ateşi ölçülecek. Katılımcıların hepsi maskeli olarak, bir buçuk metrelik aralıklarla yürüyecek.

Bahçeli: İdam cezası iğrenç ve ilkel suçların işlenmesini caydırabilir

MHP Genel Başkanı Bahçeli, “İdam cezası iğrenç ve ilkel suçların işlenmesini caydırabilir” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündeme ilişkin yazılı açıklama yaptı.

“Bebek katilleri, sapıklar, alçaklar, tecavüzcüler layık oldukları cezalara çarptırılmalıdır”

Bahçeli’den idam çıkışı geldi. Kadın ve çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi için yeniden idam cezasının getirilmesini istedi: 

“İdam cezasının hukuk mevzuatımıza tekrar alınması iğrenç ve ilkel suçların işlenmesini caydırabilecektir. Çocukları, kadınları, masum ve mazlumları en aşağılık yöntemlerle hedef alan canilerin, katillerin, insanlık düşmanlarının fiillerine karşılık gelen cezaların adil ve orantılı tespiti milli birlik ve dayanışma şuurunun istikbali açısından zorunluluktur.”

MHP Genel Başkanı Bahçeli, TBMM’nin açılacağı 1 Ekim tarihini işaret ederek, 
idam cezasının gündeme alınmasını istedi: 

“Bebek katilleri, sapıklar, alçaklar, tecavüzcüler layık oldukları cezalara çarptırılmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi idam cezası meraklısı değildir. Ne var ki korku sınırını geçen suç ve suçlularla mücadelenin başarıya ulaşabilmesi maksadıyla içinden geçtiğimiz süreçte başkaca bir yol ve seçenek olmadığı da nettir, nitekim alternatifsizdir.”

“Türkiye hakkın yanında, zalimin karşısındadır”

Doğu Akdeniz’de yükselen gerilimi de gündemine alan Bahçeli şunları söyledi:

“Akdeniz ve Ege’de Yunanistan, Fransa ve bazı bölge ülkelerinin sahne alan mütecaviz emellerine muazzam bir direniş gösterilmektedir. Türkiye hakkın ve hukukun yanında, zalimin, teröristin ve müstevlinin karşısındadır.” 

MHP’den “Bahçeli ajan” diyen Yaşar Okuyan’a cevap

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Yaşar Okuyan’ın ortaya attığı, “Devlet Bahçeli ajandır” şeklindeki iddiaya ilişkin yazılı açıklama yayınladı.

Daha önce defalarca rezil olan Yaşar OkuyanMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin MİT ajanı olduğunu öne sürerek “564 sanıklı MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davası oldu. Gece duvara MHP yazanı bile getirdiler attılar. 220’si idamdan yargılandı. Hepsi var. Onun içinde Devlet Bahçeli yok” demişti. Okuyan ayrıca “Devlet Bahçeli hep görevlidir, altını çiziyorum. Zaten MİT’le ilişkisi, rahmetli Türkeş’in mektubu var bende. İsteyenler girsinler Alparslan Türkeş’in el yazısı mektup, ‘Devlet Bahçeli MİT ajanı’ diye görürler. Benzeri bir mektubu şu anda sağ olan bir arkadaşımıza da göndermişler” ifadelerini kullanmıştı.

MHP’den cevap geldi

Okuyan’ın CHP’nin son dönemdeki devşirmelerinden olduğunu vurgulayan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, konuya dair açıklama yayınladı. Yalçın, “Bu şizofren vatandaşın sık sık tekrarladığı hususlardan biri, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin ‘özel görevli’ olduğu ve siyaset platformunda kendisine verilen bir vazifeyi ifa ettiği iddiasıdır. Genel Başkanımız hakkında kamuoyunda şüphe uyandırmayı amaçlayan bu maksatlı iddia, aslında diyalektik açıdan çarpıcı bir gerçeği yansıtmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Yalçın, Bahçeli’nin kendisine ülkücü irade tarafından tevdi edilmiş tarihi bir misyonu yerine getirdiğini iddia ederek, şunları kaydetti:

Bu kutlu görev, ülkücü irade tarafından sadece ehliyet, liyakat ve vukuf sahibi, seçkin bir kimseye verilir. Ülkücü iradenin üstünde, MHP camiasını yönetecek kişiyi iş başına getirecek; liderliğe, ilteberliğe seçecek hiçbir beşeri kuvvet ve kudret yoktur. Ülkücü Hareket’in lideri bin bir imtihandan, bin bir zahmet ve meşakkatten, bin bir mücadeleden sıyrılıp, sivrilip gelmiş mümeyyiz bir kişidir. Ülkücü camianın lideri; bütün zorluklara ve engellemelere, tefrika ve fitne çabalarına, bütün alçak saldırılara sabırla, metanetle, ferasetle karşı koymayı bilen kimsedir. Ülkücü camianın lideri, davaya ihanete ve emanete hıyanete; sokak süprüntülerine mahsus döneklik, kaypaklık ve şerefsizliklere karşı en sağlam, en metin ve en müemmen kişidir.

Marksistlerin Alparslan Türkeş için “CIA görevlisi”, Ülkücü Hareket için de “Gladio tetikçileri” dediğini anımsatan Yalçın, şu değerlendirmede bulundu:

Dün Alparslan Türkeş devlet aklını, cumhur vicdanını temsil ederken, bilge bir Türk büyüğü, milli çıkarlarımızı en yüksek vukuf ve celadetle savunan bir ak saçlı olarak nasıl vazife ifa etmişse, Sayın Devlet Bahçeli de bugün aynı seçkin fonksiyonu icra etmektedir. Devlet Bahçeli ve MHP, birlik ve bütünlük demektir. Devlet Bahçeli ve MHP, bin yıllık kardeşlik demektir. Devlet Bahçeli ve MHP, bin yıllık Bizans entrika ve hesaplarının bozulması demektir.

Bu sebepledir ki MHP’de liderlik makamı sıradanlaştırılarak Ülkücü Hareket’in 1960 askeri darbesinden birkaç yıl sonra Türkiye’de üstlenmiş olduğu hayati işlev ve misyon baltalanmaya çalışılmaktadır. Bilinmelidir ki hiçbir beşeri güç MHP’nin ve onun liderinin ifa ettiği işlevin sürmesine engel olamayacaktır. MHP ve Ülkücü Hareketin takdir ve harekat merci, maşeri vicdandır.

Bahçeli: Diyanet İşleri Başkanı’nın hedef alınması dinimize vahim bir saldırıdır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Ankara ve İzmir Barosu’nun Diyanet İşleri Başkanı’nı hedef alması, yüce Allah’ın kelamıyla birlikte dinimize vahim bir saldırıdır.” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, COVID-19 salgınına karşı alınan tedbirler ve gündeme yönelik yazılı basın açıklaması yaptı.

İnsanlığın sağlığını ve varlığını direkt hedef alan çok tehlikeli bir salgının bütün ülkeleri meşgul etmenin yanında ağır bir mesele olarak gündemdeki sıcaklığını koruduğunu belirten Bahçeli, “Yeni tip Koronavirüs’e karşı verilen mücadelenin sorumluluğu ve sonuçları siyasetten ekonomiye, sosyal hayattan millletler ve devletler arası ilişkilere kadar pek çok alanda derin izler bırakması, farklı bir dünyanın kapılarını aralaması kuvvetle muhtemeldir.” dedi.

Geleceğe dair yapılan öngörülerin ve öncü değerlendirmelerin buna işaret ettiğini belirten Bahçeli, “Kaldı ki geleceğe dair yapılan öngörüler ve öncü değerlendirmeler buna işaret etmektedir. İnsanlık tarihinde bu denli yaygın ve yoğun bir hastalık vakasına bugüne kadar da rastlanmamıştır. Türkiye, COVID-19 hastalığının bulaşıcılığını önlemek, bu dönemi tatsız ve talihsiz bir fasıl olarak geride bırakmak için müttehit ve müttefik halde mücadelesini sürdürmektedir.” ifadelerini kullandı.

“Atılan adımlar isabetli ve iradeli, açıklanan kararlar yerli ve yerindedir”

Bahçeli şöyle devam etti:

“Hakikaten ülkemiz salgına yönelik muazzam bir direnç ve duruş göstermektedir. Vatan ve vicdan hassasiyetini kaybetmemiş her Türk vatandaşı bu gerçeği bihakkın teslim ve teyit edecektir. Devlet-millet dayanışması aktif ve atılgan, alınan tedbirler doğru ve düzgün, atılan adımlar isabetli ve iradeli, açıklanan kararlar yerli ve yerindedir. Aynı şekilde hükümet basiretli ve başarılıdır.”

Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti’nin, seferberlik ruhuyla hem ülke içinde hem de ülke dışında yerleşik tüm vatandaşlara anında yardım elini uzatırken merhametli ve müşfik yüzünü zorda kalan her ülkeye çevirecek kadar da duyarlı ve dirayetli olduğunu söyledi.

Bahçeli, “Olağanüstü bir krizin nasıl yönetileceği, COVID-19 kuşatmasının nasıl ve hangi stratejik mülahazalarla yarılacağı elbette vatanseverlik duygusuyla ve millete hizmet aşkıyla ispatlanmaktadır. Hamd olsun, Türkiye sağlam ve milli iradeyle, cumhurun muazzam istikbal azmi ve kararlılığıyla serpilip sivrilmektedir.” dedi.

COVID-19 salgınının hemen hemen bütün ülkelerin zaaf ve zayıflıklarını açığa çıkardığını belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

“Ülkemizde ise sağlık, güvenlik ve ekonomi başta olmak üzere her alanda tarihi ve tesirli önlemler alınmış; salgına karşı muhkem, muteber ve müteyakkız ölçülerde direniş sergilenmiştir. Bizim bundan iftihar etmemiz kadar doğal bir şey de olamayacaktır.

Ancak Türkiye’nin salgına yenilmesini, acıklı ve aciz durumlara düşmesini bekleyen, dileyen, hatta bu maksatla inceden inceye faaliyette bulunan çevrelerin varlığı da esef ve hayret verici seviyelerdedir.

Bilhassa pek çok ülkeye yapılan tıbbi malzeme yardımlarını hazmedemeyenlerin işgüzar ve işbirlikçi tavırları ibretlik düzeylerdedir. Sağlık alt yapımızın güçlü, bu alandaki yönetim anlayışının güven verici olması bazı gafilleri rahatsızlığa ve huzursuzluğa sevk etmektedir.

Türk milletine ve Türkiye’ye muhabbet ve bağlılıklarını kaybetmiş zavallıların harmanda dene sayma, karanlıktan taş atma, samanlıkta iğne arama gayretleri traji komik bir tablonun ana tonları olarak dikkat çekmektedir. Tahakkuku asla mümkün olmayan bir hayalin peşinde koşan müflis ve münafık siyaset temsilcileri, köhneliklerine aldırmadan Türkiye’yi kötü göstermenin derdindedir.”

“Türk milletinin telinine mahkûm olmuşlardır”

Cumhuriyet Halk Partisi’yle birlikte siyasi ve ideolojik akraba gruplarının da böylesi bir çarpıklığın pençesinde olduğunu ifade eden Bahçeli,  “Türkiye’nin çarpıcı ve çapı geniş imrenilecek mücadelesini ahlaken tahlil etmeden arsızca tenkide heveslenenler yanlışa gömülmekle kalmamışlar, Türk milletinin telinine mahkûm olmuşlardır. COVID-19 salgınının ateşi düşürülmesi ve hayatın normalleşmesi için sokağa çıkma sınırlandırmasından, diğer zecri önlemlere kadar yapılan ve yapılması planlanan her siyasi girişim değerli ve dengelidir.” dedi.

“İmasını dahi yapmak yüce dinimize hakaret ve hıyanettir”

“Ne var ki, Türkiye’nin salgınla başa çıkmak amacıyla sistematik ve stratejik imkanlarının kademe kademe devreye alınmasına dudak bükenlerin, dahası karalamak niyetinde olanların kavga ve kaos çağrıları zillet ve ziyana açık davetiyedir.” diyen Bahçeli, CHP zihniyetinin yapılanı yıkmak, hakikati çiğnemek, var olanı yok etmek üzere kurduğu muhalefet anlayışıyla tam bir garabet ve hezimete dümen kırdığını belirtti.

Bahçeli, şöyle devam etti:

“Aziz Atatürk’ün partisi Türkiye’ye diş bileyen, Türk milletine dirsek çeviren ayıplı ve ahlaksız bir siyasetin uçurum dibine yuvarlanmıştır. Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimizi istismar ederek, Aleviliği bir din gibi göstermeye, bu şekilde takdim ve tarife kalkışan ucuz CHP zihniyeti milletimizin sinir uçlarıyla, inançlarımızın hassasiyetleriyle oynayacak kadar şuur kaybına uğramıştır.

CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı görevinden başka her işe burnunu sokarak, her şeye karışarak, her telden çalarak zehirli emellerini birer birer tedavüle sokmaktadır. Alevilik; İslam diniyle mündemiç bir değer, bununla birlikte kültürel yaşayış ve yorum mirasıdır. Bunun aksini iddia etmek şöyle dursun, imasını dahi yapmak yüce dinimize hakaret ve hıyanettir. Alevi de bizim Sünni de bizimdir. Cami de bizim Cemevi de bizimdir. Ayrımcılık yapanlar asırlar geçse de Yezid’in safından hala ve henüz çıkmayanlardır.”

“CHP’nin PKK’yla olan işbirliği ortadadır”

Bahçeli, “Bugünkü hassas ve nazik dönemde CHP’nin kasti ve bir hedefe matuf provokasyonları Türkiye düşmanlarına, İslam karşıtı cephede biriken müptezellere verilmiş kozdur, açık çektir. CHP’nin PKK’yla olan işbirliği ortadadır. CHP’nin FETÖ’ye sempatisi gizli ve saklı değildir. Diyanet İşleri Başkanı’nın geçen haftaki Cuma Hutbesi’nde dini akidelerimize muvafık şekilde paylaştığı vaazına başta CHP zihniyeti olmak üzere, Ankara ve İzmir Barolarının izansız, insafsız ve itibarsız tepkileri hayasızlığın siyaset ve hukuk kılıfına bürünmesi olarak görülmelidir.” dedi.

İslamofobi faillerini uzaklarda aramaya hacet olmadığını ifade eden Bahçeli, “Elbette herkesin inanç, ifade, yaşayış ve tercih özgürlüğüne saygı duyulmalıdır. Fakat hiç kimse de Müslüman mahallesinde salyangoz satma küstahlığına, bunu da aklama ve haklı çıkarma kütüklüğüne heves etmemelidir. Müslüman Türk milleti çok şükür çağlar öncesinden yükselen, zamanlar üstü ve evrensel mesajlar içeren kutlu ve kutsal çağrıya sonuna kadar bağlı ve sadıktır.” diye konuştu

“Asıl nefret dili baroların ruhuna yuvarlanmıştır”

Bahçeli, “Ankara Barosu’nun Diyanet İşleri Başkanı’nı hedef alarak, ‘Sesi çağlar öncesinden gelen şahıs’ olarak itham etmesi, nefret dilinden bahsetmesi, İzmir Barosu’nun aynı tıynetin yörüngesine girmesi Yüce Allah’ın kelamıyla birlikte Efendimize ve dinimize vahim bir saldırıdır. Asıl nefret dili, asıl ilkel ve çağın gerisinde kalmış üslup aynısıyla sözü edilen baroların ruhuna yuvalanmıştır.” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin,  Diyanet İşleri Başkanı’nın malum ve gündeme gelen, aynı zamanda manevi bir gerçek olan sözlerine aynen iştirak ettiğini belirten Bahçeli, “Nitekim biz çağlar öncesinden gelen nurlu sesin yaşaması ve yaşatılması konusunda yeminli millet ve maneviyat sevdalılarıyız. Bu mihrakların, günah ve küfürle aralarındaki mesafeyi kaldırdıkları artık gün gibi meydandadır. Kimin hangi hayatı benimsediği, nasıl bir saplantı ve hastalıklı tercihe saplandığı bizi meselemiz ve merakımız değildir. CHP’nin bu kapsamda kimlerle yol yürüyüp gök kuşağı oluşturduğu öncelikle kendi bilecekleri bir iştir. Ancak hiçbir hadsiz Türk milletinin manevi değerlerini, milli emanetlerini sorgulayamaz, tartışmaların içine çekemez. Sorgulama ve çekmeye çalışanlar ise tarih, millet ve iman nezdinde bedelini mutlaka ödeyeceklerdir.” ifadelerini kullandı.

“Sapıklıklara göz yumulmasını beklemek beyhude bir çabadır”

Allah’ın indinde son dinin İslam olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Bu sarih hakikati bilmek istemeyen, bilip de itiraf edemeyenler Müslüman Türk milletinin karşı kutbu, karşı cephesi, inanç ve iman muhalifleridir. Bunlara da ne söylendiği, nasıl bir tanım getirildiği maşeri vicdanda mahfuzdur.” dedi.

Bahçeli, açıklamasını şöyle bitirdi:

“Milliyetçi Hareket Partisi, kaynağını Türk-İslam Ülküsünde bulan Türk milliyetçiliğine gönül ve ömür vermiş dava ve adamlık zirvesi iman erlerinin övüncüdür.

Milletimizin kabul ve inançlarıyla çelişenler, bununla da yetinmeyip saygısızlık ve sabotaja yeltenenler, Cumhur İttifakı’nın yüksek iradesiyle, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ihlaslı mukavemetiyle bozguna uğramaktan başka seçenekleri olamayacaktır. Hayat tarzına hürmet bahanesiyle, milli ve manevi bünyemize enjekte edilmek istenen sapıklıklara göz yumulmasını beklemek beyhude bir çabadır. Herkes aklını başına almalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi dinimize, diyanetimize, milli ve manevi değerlerimize yönelmiş her eli kırmaya, her emeli karşılamaya hazır ve muktedirdir.

Bahçeli’den ‘koronavirüs Çin’de üretildi’ iddialarıyla ilgili sert açıklama: Çok vahim ve trajik sonuçları olacak!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “koronavirüs Çin’de üretildi” iddialarıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada “Şayet virüs Çin’in siyasi gayelerine hizmet maksadıyla imal edilmişse bu durumun çok vahim ve trajik sonuçları olabilecektir.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli “KOVİD-19 Salgınına Karşı Alınan Tedbirler ve Bu Kapsamdaki Siyasi Gelişmeler” başlıklı yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamasında koronavirüsün Çin’deki bir laboratuvarda üretildiği iddialarına da değinen Bahçeli, “Şayet virüs Çin’in siyasi gayelerine hizmet maksadıyla imal edilmişse bu durumun çok vahim ve trajik sonuçları olabilecektir.” dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

 “Şayet virüs Çin’in siyasi gayelerine hizmet maksadıyla imal edilmişse bu durumun çok vahim ve trajik sonuçları olabilecektir. 

İnanıyorum ki Türkiye bu badireyi en geç ramazan ayının sonuna kadar atlatacak, bayram günleri kucaklaşmalarla, sevinç ve heyecan sağanağıyla bezenip billurlaşacaktır.

Türkiye salgın dönemini en az hasarla, hızlı bir şekilde aşacak, yaralar da milli birlik ruhuyla sarılacaktır.”

Bahçeli’den Soylu açıklaması: MHP, istifanın kabul edilmemesinden memnun

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İçişleri Bakanı Soylu’nun istifasının kabul edilmemesiyle ilgili, “Milliyetçi Hareket Partisi’nin mezkur istifanın kabul edilmemesinden ziyadesiyle memnundur.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifa kararının kabul edilmemesiyle ilgili Twitter adresi üzerinden açıklama yaptı. 

Bahçeli’nin açıklaması şöyle: 

“Devlet-millet dayanışması en üst seviyede”

“Türkiye her alanda çok yoğun ve sıcak bir mücadelenin içindedir. Bilhassa yeni tip Koronavirüs (COVID-19) salgınını engellemek amacıyla devlet-millet dayanışması en üst seviyededir. Aynı zamanda bugünkü sancılı ortamda seferberlik ruhuyla hareket edilmektedir.

“Soylu’nun istifa niyeti mücadele ruhunu sekteye uğratma riski taşımaktadır”

Terörden ekonomiye, bölgesel sorunlardan küresel dayatmalara varıncaya kadar ülkemiz muazzam bir iradeyle duruş göstermektedir. Böylesi kırılgan bir dönemde İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun istifa niyeti sürdürülen mücadele ruhunu sekteye uğratma riski taşımaktadır.

“MHP mezkur istifanın kabul edilmemesinden ziyadesiyle memnun”

Gelişmeler karşısında Sayın Bakanı’nın istifa kararının Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilmediği anlaşılmaktadır. Elbette takdir ve tasarruf Sayın Cumhurbaşkanımıza aittir. Milliyetçi Hareket Partisi mezkur istifanın kabul edilmemesinden ziyadesiyle memnundur.

“Temennimiz bu görevine kararlılıkla devamından yanadır”

Sayın Süleyman Soylu azimli, inançlı, dirayetli ve mücadeleci kişiliğiyle Türkiye’nin en hassas döneminde üstlendiği bakanlık görevini başarıyla yerine getirmiştir. Bizim temennimiz bu görevine kararlılıkla devamından yanadır.

‘Bahçeli öldü’ söylentisine MHP’den açıklama

Sosyal medyada ortaya atılan MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin öldüğü söylentilerine MHP’den yalanlama geldi. MHP Sosyal Medya Sorumlusu Hüseyin Özkan, ‘ Bahçeli öldü’ söylentisini yazan hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.Sosyal medyada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin öldüğüne dair iddialar yer aldı. 

MHP Sosyal Medya Sorumlusu Hüseyin Özkan, Bahçeli’nin öldüğü iddialarına ilişkin, “Genel Başkanımız Sn Devlet Bahçeli ile ilgili ortaya atılan yalan haberler ile alakalı ilk tweeti atan @ozer_v hesabı Twitter yetkililerine bildirilmiş olup,gerekli işlemler başlatılmıştır.Ayrıca yalan haberi ısrarla yayma gayretinde olan hesaplar da takibimizdedir.HABER YALANDIR” açıklamasında bulundu.

Bir açıklama da Semih Yalçın’dan

MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın da, sosyal medyada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sağlık durumuna ilişkin iddialarla ilgili, “Sosyal medyada döndürülmeye çalışılan fitne fırıldaklarıyla karalama kampanyalarına milletimizin itibar etmeyeceğine eminiz” dedi.

“Türkiye salgınla muazzam şekilde savaş veriyor”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Berat Kandili nedeniyle yayımladığı mesajında koronavirüsle mücadelede gelinen noktaya dikkat çekti. Bahçeli, Türkiye’nin salgınla muazzam şekilde savaş verdiğini belirtti.

Bahçeli twitter hesabından yaptığı paylaşımda “İnsanlık belki de ilk defa ortak bir mücadele etrafında kenetlenmiş, ortak bir düşman karşısında kümelenmiştir. İçinden geçtiğimiz zamanın ağır şartlarına tarih pek az şahitlik etmiştir. Yeni bir dünyanın kapıları aralanırken, yeni davranış kalıpları yeşermeye başlamıştır” ifadelerine yer verdi.

“Daha da güçlenerek çıkacağız”

Türkiye’nin salgınla muazzam şekilde savaş verdiğine vurgu yapan Bahçeli şöyle devam etti: “Türkiye muvaffakiyet derecesinde mücadele etmektedir. Sağlam ve seri tedbirler alınmış, devlet-millet dayanışmasıyla muhteşem bir irade kudreti sivrilmiştir. Bu belayı mutlaka savuşturacağız, bu felaketten daha da güçlenerek çıkacağız.

“Allah’ın izniyle kurtuluş yakındır”

Başaracağımıza inanalım, salgını yeneceğimizi kesinkes hatırda tutalım. Allah’ın izniyle kurtuluş yakındır, mukadderatımızın mukaddesatımızla yaşaması ilahi takdirdir. Bu vesileyle değerli vatandaşlarımızın ve bütün Türk-İslam aleminin Berat Kandilini tebrik ediyorum.

“Allah her hastalık için bir de şifa vermiştir”
 

COVID-19 hastalığından sebep hayatlarını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet,halen tedavi altında olanlara da şifalar diliyorum. Her biri kahramanca ve özveriyle duruş gösteren bütün sağlık çalışanlarımıza kolaylıklar ve esenlikler temennisiyle sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Unutulmasın ki, Allah yarattığı her hastalık için bir de şifa vermiştir.