Cumhurbaskani

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Cumhurbaskani

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Artık bu gölge oyunundan bıktık

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevresindeki her ülkenin hakkı olan Akdeniz’in zenginliklerinin üzerine adeta çökme çabası, tam bir modern sömürgecilik örneğidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen 2020-2021 Adli Yılı açılış töreninde konuştu.

“Kendi gizli emellerini gerçekleştirmeye çalışanların yaptıkları da en büyük adaletsizliktir”

Erdoğan’ın hedefinde, Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı kışkırtan ülkeler vardı. Sert tepki gösterdi. Adalet vurgusu yaptı: 

“Biz artık bu gölge oyunundan bıktık. Kendine bile hayrı olmayan bir devleti, türkiye gibi bölgesel ve küresel bir gücün önüne atıp yem etmeye çalışmak, artık komik kaçmaya başladı. Asırlardır sömürmedik yer, katletmedik toplum bırakmayanların devri bitiyor.

Tarih boyunca, hep başkalarının arkasına saklanarak varlığını sürdürmüş bir devleti önümüze atarak, kendi gizli emellerini gerçekleştirmeye çalışanların yaptıkları da en büyük adaletsizliktir.”

“Ne yaparlarsa yapsınlar, bu adalet uyanışını durduramayacaklardır”

Erdoğan, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege’deki faaliyetlerin özünde hak ve adalet arayışı olduğunu söyledi:

“Türkiye’yi, 780 bin kilometrelik devasa büyüklüğüne bakmadan, 10 kilometrekarelik bir ada üzerinden kıyılarına hapsetme girişimi, haksızlığın ve adaletsizliğin en açık ifadesidir. Çevresindeki her ülkenin hakkı olan akdeniz’in zenginliklerinin üzerine adeta çökme çabası, tam bir modern sömürgecilik örneğidir.”

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hak ve adalet arayışındaki kararlılığını bir kez daha şu sözlerle vurguladı: 

“Husumet cepheleri ne kadar birleşirse birleşsin, bu yükselişi durduramayacaklardır. Türkiye’nin dostluğunun kıymetini bilenlerin, her geçen gün çoğalacağından eminiz. Yeter ki biz millet olarak birliğimize, beraberliğimize sahip çıkalım. Ne yaparlarsa yapsınlar, bu adalet uyanışını durduramayacaklardır.”

Terör örgütleriyle bağlantılı avukatlar için düzenleme

Erdoğan, gündemine İstanbul Barosu’nu da aldı; açlık grevindeyken ölen DHPKC’li avukatın posterinin asılmasına şu sözlerle tepki gösterdi:

“Şehit savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı şehit eden terör örgütü mensuplarına destek için açlık grevine giden avukatları bu kararlarından vazgeçirmek için, devlet üzerine düşeni yapmıştır. Buna rağmen ısrarla açlık grevini sürdüren bir avukatın ölümü üzerine, İstanbul Barosu binasına asılan pankartın, şehidimizin kemiklerini sızlatmanın ötesinde anlamları olduğunu düşünüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütleriyle ilintili avukatlar için bir düzenleme yapılacağının sinyalini verdi:

“Hakimin, savcının, polisin, askerin yapamadığını, kamusal bir vazife icra eden avukat da yapmamalıdır. Şayet yaparsa, bunun bir müeyyidesi, sonucu, bedeli muhakkak olmalıdır.

Diğer kurumlarda terör örgütleriyle böylesine içli-dışlı olan kişiler nasıl mesleklerinden men edilebiliyorsa, avukatlar için de böyle bir yöntemin gerekip gerekmediği bana göre tartışılmalıdır.”

Erdoğan ile el ele poz vermişti! Aleksandar Vucic Sırbistan’da tarihi zafer kazandı

Sırbistan’da genel seçimlerinden Devlet Başkanı Aleksandar Vucic’in liderliğini yaptığı Sırp İlerleme Partisi (SNS) zaferle ayrıldı.

Vucic konuşmasında, “Bu gece, Sırbistan tarihinin en büyük zaferini kazandık.

Büyük oranda insanların güvenini kazandık. Halktan daha sorumlu ve gayretli olmamız gerektiği konusunda büyük bir uyarı aldık” dedi.

Sırbistan’da dün halk genel, yerel ve özerk bölge seçimleri için sandık başına gitti. Seçim Komisyonu tarafından yapılan açıklamada, ön sonuçlara göre Devlet Başkanı Aleksandar Vucic’in liderliğini yaptığı iktidardaki Sırp İlerleme Partisi (SNS) oyların yüzde 63,35’ini aldı. Vucic’in koalisyon ortağı Sırbistan Sosyalist Partisi’nin (SPS) ise yüzde 10,62’lik oyla ikinci sırada yer aldığı belirtildi.

“Sırbistan tarihinin en büyük zaferi”

Sırbistan Devlet Başkanı Vucic, SNS’nin seçimleri kazandığını duyurdu. Vuciç zafer konuşmasında, “Bu gece, Sırbistan tarihinin en büyük zaferini kazandık. Büyük oranda insanların güvenini kazandık. Halktan daha sorumlu ve gayretli olmamız gerektiği konusunda büyük bir uyarı aldık” dedi.

Yaklaşık 6.6 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede, seçime katılım oranının ise 47.7 olduğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Göç yükünü tek başımıza omuzlamak zorunda bırakıldık

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’ye verilen sözler tutulmayarak, ülkemiz düzensiz göç yükünü tek başına omuzlamak zorunda bırakıldı.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferans yoluyla katıldığı Uluslararası Göç Filmleri Festivali’nin kapanış töreninde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından “Göç ve Medeniyet” temasıyla düzenlenen festivalin hayırlara vesile olmasını temenni etti. 

Dünyanın farklı köşelerinden festivale katkı veren sinemacılara şahsı ve milleti adına teşekkürlerini sunan Erdoğan, bu anlamlı film festivaline öncülük eden, icrasında görev alan tüm kurumları gönülden tebrik etti.

Festivalin, sinema aracılığıyla göç ve sebepleri üzerine yeniden düşünmeye; göçün sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik boyutları hususunda farkındalık oluşturmaya katkı sağlamasını dileyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Göç meselesi, özellikle son dönemlerde küresel bir olgu olarak dünyanın gündeminde yer alıyor. Her sene milyonlarca insan savaş, istikrarsızlık, terör ve yoksulluk gibi sebeplerle evlerini terk etmek zorunda kalıyor.
Bugün dünya genelinde 260 milyona yakın göçmen, 71 milyonun üzerinde yerlerinden edilmiş kişi ve 25 milyonu aşkın mülteci bulunuyor. İnsanlar, sadece daha iyi bir iş, daha yüksek bir hayat standardı için değil; çoğu zaman hayatta kalabilmek, karınlarını doyurabilmek için göç ediyor.

Güvenli bir gelecek gayesiyle çıkılan bu yolculukların önemli bir kısmının, maalesef ölümle, felaketle sonuçlandığını görüyoruz. Geride bıraktığımız son 8 sene içinde çoğu kadın ve çocuk 25 bin insan Akdeniz’in azgın sularında hayatını kaybetti. Avrupa’ya sığınan 10 bin Suriyeli çocuğun akıbeti bilinmiyor.”

“Türkiye olarak farklı bir duruş sergiledik”

“Türkiye olarak bu tablo karşısında tarihimizden ve kültürümüzden tevarüs ettiğimiz değerlerle farklı bir duruş sergiledik.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan bir medeniyetin mensupları olarak kimseye ayrımcılık yapmadık. İmkanları bizden katbekat fazla ülkeler, mültecilere, sayıları onlarla ifade edilen kotalar koyarken; biz ırk, din, dil, etnik köken ayrımı yapmadan herkese kucak açtık. Kendi vatandaşlarımıza hangi imkanları sunuyorsak, ülkemize sığınan mazlum ve mağdurlara da aynı hassasiyetle davrandık.

Barınmadan sağlığa, eğitimden sosyal entegrasyona kadar hemen her alanda kapsamlı politikalar yürüttük. Ancak bu süreçte, Avrupa Birliği başta olmak üzere, lafa gelince demokrasi ve insan hakları savunuculuğunu kimseye bırakmayan ülkelerden herhangi bir destek alamadık. Türkiye’ye verilen sözler tutulmayarak, ülkemiz düzensiz göç yükünü tek başına omuzlamak zorunda bırakıldı.”

Avrupa’ya gidebilen göçmenlerin ırkçı, ayrımcı ve düşmanlaştırıcı politikaların kurbanı olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Geçen yıl Türkiye-Yunanistan sınırında yaşanan insanlık dışı görüntüler, kimi batılı ülkelerin göçmenlere yönelik bakışını göstermesi açısından son derece ibretliktir. Koronavirüs salgını ise göçmenlerin sıkıntılarını artırmış, zaten kırılgan olan durumlarını daha da zorlaştırmıştır.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ve Afrika kaynaklı düzensiz insan hareketleri sebebiyle, mülteci ve göç konusunun güvenlik parantezine alınmak istense de bu meselenin pek çok boyutu olduğunu belirtti.

Farklı hayatları, farklı hikayeleri bir araya getiren göç olgusunun, eskiden beri kültürel etkileşimin en etkili vasıtası olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Göç aynı zamanda yeni bir buluşmadır; etnik kimliği, dini, dili, kültürü farklı insanların kucaklaşmasıdır. Bu süreçte yaşananlar, dilimizde yeni kelimeler, ağzımızda yeni tatlar, hatırımızda yeni birliktelikler bırakır.
Hüznüyle sevinciyle göç hikayelerinin etkili bir şekilde anlatılması noktasında sinema güçlü bir araçtır. Göçün ihtiva ettiği zenginliğin ve çeşitliliğin, Uluslararası Göç Filmleri Festivali’ne de yansıdığını görmekten memnuniyet duyuyorum.

Göçle ilgili ön yargılarımızı bir tarafa bırakarak, göçmenlerin gittikleri ülkelere ve toplumlara katkılarını görmemiz gerektiğine inanıyorum. Dünyanın dört bir yanından göç hikayeleriyle festivale katılan değerli yönetmenlere, etkinliği destekleyen kurumlara ve sponsorlara bir kez daha teşekkür ediyorum. Dünyanın ilk sınırsız erişimli film festivali olma özelliğini taşıyan Uluslararası Göç Filmleri Festivali’nin düzenlenmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.” 

Erdoğan’ın uyarısı sonrası Yunanistan geri adım attı

Son günlerde haddini aşan açıklamalarda bulunan Yunanistan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Haddinizi bilin” uyarısı sonrası geri adım attı.

Karşılıklı diyalog çağrısında bulunan Yunanistan Başbakan Kiryakos Miçotakis, “Yunanistan, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda Türkiye ile diyaloğa her zaman açık” dedi.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çalışmalarından rahatsız olan Yunanistan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Haddinizi bilin” uyarısının ardından küstah açıklamalarına son vererek karşılıklı diyalog çağrısında bulundu. Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Atina’da düzenlenen Delfon 20 Ekonomik Forum‘da yaptığı konuşmada, Türk-Yunan ilişkilerine değinerek Türkiye ile ilişkilerin “zor” olduğunu ancak iki ülkenin sorunlarını çözmek için konuşabileceklerini belirtti. Sorunlara çözüm bulunamaması halinde iki ülkenin anlaşarak Uluslararası Mahkemeye gidebileceğini söyledi.

“Hukuka tamamen saygılı olarak”

Miçotakis “Yunanistan, deniz yetki alanlarının belirlenmesi konusunda Türkiye ile diyaloğa her zaman açık. Dürüstçe konuşabiliriz, sonuçta eğer anlaşamadığımız konusunda mutabık kalırsak bu sorunu ne şekilde çözeceğimiz noktasında karşılıklı anlaşma yoluyla meseleyi Uluslararası Mahkemeye, Lahey’e götürmenin yolları her zaman vardır ancak uluslararası hukuka tamamen saygılı olarak. Gambot diplomasisi zamanı değil, bu gibi anlayışlar başka yüzyıllara ait” şeklinde konuştu.

TürkiyeAvrupa’dan da karşılık görecektir”

Türkiye’nin, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda Libya ile imzaladığı anlaşmalara değinen Miçotakis, bu anlaşmaların geçersiz olduğunu, Yunanistan’ın önceki gün İtalya ile imzaladığı anlaşmanın ise geçerli olduğuna savundu. Miçotakis, “Türkiye egemenlik haklarımızı ihlale teşebbüs ederse sadece Yunanistan’dan değil eminim ki Avrupa’dan da karşılık görecektir. Bu izlememizi istediğim yol değil ancak herkesin bilmesi lazım ki böyle bir şey olursa bunun ciddi sonuçları olacaktır” ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan’dan ateşkes isteyen Putin’e ayar

Başkan Recep Tayyip Erdoğan Rusya Devlet Başkanı Putin ile telefon görüşmesinde ana madde Libya’daki iç savaş ve ateşkes oldu. Putin’in “ateşkesin önemine” vurgu yapması üzerine Erdoğan’ın, “Ateşkes’i bozan Serrac değil, Hafter. Hafter de sizden güç alıyor” mesajı verdiği öğrenildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefon görüşmesinde Libya’da iç savaşın durması ve ateşkesin sağlanması ana gündem oldu. Putin’in “ateşkesin önemine” dikkat çekmesi üzerine Erdoğan’ın, “Ateşkes’i bozan Serrac değil, Hafter. Hafter de sizden güç alıyor” mesajı verdiği öğrenildi.

Erdoğan, önceki akşam Putin ile telefonda görüştü. Görüşmede Libya ve İdlib’deki gelişmeler başta olmak üzere bölgesel konuların yanı sıra yeni tip koronavirüs salgını ile mücadelede ve salgın sonrası dönemde atılacak adımlar değerlendirildi. Erdoğan, geçtiğimiz hafta Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz Es-Serrac’ı Ankara’da ağırlamıştı. Bu görüşmeden kısa süre sonra ABD Başkanı Donald Trump ile Libya’yı görüşen Erdoğan, yeni döneme dair işaretler vermişti. Erdoğan’ın “Libya diplomasisi” kapsamındaki önemli görüşmelerinden biri de Putin ile gerçekleşti.

“Hafter meşru değil”

Edinilen bilgiye göre iki lider Libya’daki çatışmalardan duydukları endişeleri yineledi. Erdoğan’ın Hafter’e destek veren Putin’e, Hafter’in gerileyişi ve uluslararası kamuoyunda etkisini yitirdiğine dair örnekleri anlatıp “Hafter’in meşru bir güç olmadığı” mesajını verdiği bildirildi.

Putin ise, 19 Ocak 2020’de Berlin Uluslararası Konferansı’nın kararları, BM Güvenlik Konseyi’nin 2510 sayılı Kararı ile ateşkesin tüm taraflarca uygulanmasının önemini vurguladı.

Putin’in, “Libya’da taraflar arası diyalog için mümkün olan en kısa sürede ateşkese uyulmalı” değerlendirmesinde bulunduğu öğrenildi.

Erdoğan’ın da Putin’e, “Ateşkesi bozan BM’nin de tanıdığı meşru Serrac değil, Hafter. Hafter de sizden güç alıyor” mesajı verdiği öğrenildi.

Putin’in hatırlattığı söz konusu kararlarda “silah ambargosu”nun da uygulanmasına ilişkin maddeler olduğunu belirten Erdoğan’ın, Hafter’e hiçbir ambargo uygulanmadığını, tam tersine daha destek verildiğini ifade ettiği bildirildi.

Erdoğan görüşmede tüm bu desteklere karşın Hafter’in gerileyişinin sürdüğünü kaydetti.

Erdoğan ve Putin, Türkiye ile Rusya arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yıl dönümü olan 3 Haziran 2020 tarihi nedeniyle de görüşmede birbirlerini tebrik etti. İki lider, koronavirüse karşı mücadelede ortak çalışmaya da değindi. Virüs nedeniyle iki ülke arasında kısıtlama konulan ticaret, ekonomik, kültürel ve insani ilişkilerin kademeli olarak yeniden başlamasına dikkat çekildi.

Kaynak: Milliyet

Akşener yüksekten uçtu… Bakın Erdoğan’la masaya oturma şartı neymiş

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ancak parlamenter sisteme geri dönülmesi halinde masaya oturacağını açıkladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Fox TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Çalar Saat Programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Siyasette ittifak ile ilgili konuşan Akşener parlamenter sisteme geçmek kaydıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan ile masaya oturacağını belirtti.

Akşener şunları söyledi;

“Bunların hepsi olabilir, diyorum ki yanlış. Dürüst bir biçimde ‘Meral Hanım sizinle görüşebilir miyim dese?’ buyrun derim. Fikirlerini bana anlatsa, benim ona söyleyeceğim şey şu; 2010 referandumu Türkiye’yi felakete götürecek dedim.

Evren’e öyle şeyler oldu ki, başörtüsü ile dövüşerek çıktı, ayet hadis okuyarak çıktı. 82 Anayasası’nı siz hazırladınız kardeşim.

O zaman şöyle dediler; “Biz bu anayasası Allah korkusu ile hazırladık besmele ile hazırladık” Ben dedim ki herkesi götürecek bu, keşke haklı çıkmasaydım, haklı çıktım. Gençliğinizden beri tanıyoruz birbirimizi.

En karanlık gecem 2016 Nisan referandumu gecesi. Türkiye’nin geleceği adına kaygılandım.

Ben Erdoğan’a derim ki parlamenter sisteme geçmek kaydıyla masaya otururum. Ben prensipler ve ilkeler üzerinden yürüyorum.

Cumhur İttifakı olmadan da bu masa toplanabilir. Ben çok çağrı yaptım. Londra lobisi bize saldırıyor dediklerinde bir beraberlik fotoğrafı lazım gelir.

Sadece Sayın Erdoğan’a çağrı yapmadım, Sayın Bahçeli’ye, Sayın Kılıçdaroğlu’na. Cumhur ittifakı birleşenlerine çağrıda bulundum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Mahmud Abbas ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Açıklama İletişim Başkanlığı’ndan yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Türkiye-Filistin ilişkileri ile bölgesel gelişmelerin ele alındığı görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Filistin’e her alanda destek olmayı sürdüreceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “darbe iması” yapılan yazı ile ilgili suç duyurusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe ve idam tehdidi içerdiği gerekçesiyle “Makus kaderden kaçış yok” başlıklı köşe yazısıyla ilgili suç duyurusunda bulundu

Cumhurbaşkanı Erdoğan adına suç duyurusunu avukatı Ahmet Özel yaptı. Ragıp Zarakolu ve Artıgerçek İnternet Gazetesi’ne yönelik suç duyusu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edildi.

Suç duyurusunda Türkiye Cumhuriyetinin anayasal düzenine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı alenen işlemiş oldukları fiiller nedeniyle ve resen tespit edilecek diğer suçlar gereğince soruşturma yapılıp şüpheliler hakkında kamu davası açılması ve cezalandırılması talep edildi.

“Açıkça darbe çığırtkanlığı yapıldı”

Suç duyurusunda şüphelinin Evrensel Gazetesinde ve Artıgerçek adlı haber sitesinde 5 Mayıs’ta yayınlanan ‘Makus Kaderden Kaçış Yok’ başlığıyla kaleme aldığı sözde köşe yazısında idam edilen Türkiye Devleti’nin Başbakanı Adnan Menderes ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ı kıyaslayan bir yazı kaleme aldığı belirtildi. Yazının içeriğindeki ifadelerde açıkça darbe çığırtkanlığı yapıldığı vurgulandı.

Suç duyurusunda “Kamuoyunda büyük tepki yaratan anti demokratik beklentilerle dolu sözde yazıda açıkça ‘darbe özlemi’ vurgulanmış ‘darbe seviciliği’ yapılmıştır” denildi.

Suç duyurusunda şu ifadelere yer verildi: “Sayın Cumhurbaşkanımıza ve milli iradeye karşı anti-demokratik çağrılarda bulunmak suretiyle kaleme alınan bu tür yazılar her ne kadar ülkemizin demokratik kazanımlarını imha etmeyi hedefliyorsa da amacına ulaşamayacak ‘Yassıada Rejimi’ bu topraklarda bir daha asla var olamayacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız bu köhne, cüretkâr ve çürümüş zihniyetin karşısında ömrü boyunca bir tek taviz dahi vermeden dimdik durmuş ve bu kararlılıkla ardına aldığı milletin iradesiyle karşı koymaya devam edecektir.

“Demokrasimizi ve cumhuriyetimizi açıkça tehdit etmektedir”

Şüphelilerin Cumhurbaşkanlığı makamına karşı anti-demokratik çağrılarda bulunarak döşemeye çalıştığı yol bu ülkenin tüm demokratik kazanımlarını imha etmeyi hedeflemektedir. Milletimizin iradesini, en büyük siyasal kazanımlarımız olan demokrasimizi ve cumhuriyetimizi açıkça tehdit etmektedir. Bu nedenle bu faşist ve vesayetçi anlayış sebebiyle şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunmak zorunlu hale gelmiştir.”

“Basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir”

Suç duyurusunda basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelere de yer verilerek özetle şu ifadeler kullanıldı: “Basına tanınan özgürlüğün temelinde, bilhassa basının devlet faaliyetleri alanındaki açıklamalarında kamu yararı bulunması düşüncesi yatmaktadır. 

Şüphelilerin bir gazeteci olarak basın özgürlüğünün koruma alanın dışında kalan siyasi ve ideolojik kaygılar sebebiyle kasıtlı olarak kamu yararına aykırı şekilde Müvekkilim aleyhine ve müvekkilime karşı kaleme aldığı yazı hukuka aykırıdır. Bu nedenle ifade ve basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle Müvekkilin şahsına yönelik yapılan bu saldırının önlenmesi ve suçu sabit olan şüphelilerin cezalandırılması maksadıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak şikayetçi olduğumuzu bildirmek gerekmiştir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan normalleşme planını açıkladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, normal hayata dönüşün kademe kademe başlatılacağını belirterek, bir normalleşme planının hazırlandığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tarabya’daki Huber Köşkü’nde video konferans yöntemiyle düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, dünyanın tamamıyla birlikte Türkiye’yi de etkileyen Kovid-19 salgınında önemli bir dönüm noktasına gelindiğini dile getirdi.

Türkiye’nin en baştan itibaren salgınla mücadelesini 4 ana hedef etrafında yürüttüğüne değinen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bunlar, fiziki mesafenin temini, sağlık sisteminin ayakta kalması, temel ihtiyaç maddeleriyle ilgili üretim ve tedarik zincirlerinin aksamamasıyla kamu düzeninin devam etmesidir. Gelişmiş ülkelerin çoğunun dahi bu başlıklarda kontrolü sağlamakta zorlandığı bir dönemde Türkiye, hamdolsun devleti ve milletiyle örnek bir mücadele ortaya koymuştur. Hastalığın tespiti ve tedavisi konusunda kendi özgün modellerimizi geliştirip uygulamaya geçirdik. Bu sayede hem ölüm oranımızı çok aşağıda tuttuk hem de hastalığın yayılma hızının önünü başarılı bir şekilde kestik. Yeni hasta sayımız artık 1000’li rakamlarla ifade edilir hale geldi. Yoğun bakım ve solunum cihazına bağlı hasta sayısı sürekli azalıyor. Buna karşılık iyileşen hasta sayısı katlanarak artıyor. Doktoruyla hemşiresiyle teknisyeniyle tüm sağlık çalışanlarımızın fedakarca gayretleri neticesinde hastanelerimizde vicdanları kanatan hiçbir görüntü yaşanmadı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının Türkiye’de görüldüğü ilk günden itibaren tüm adımların bilinçli, kararlı ve zamanlı atıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Sağlık Bakanlığımız bünyesinde oluşturduğumuz Bilim Kurulunun tavsiyeleri ve değerlendirmeleri ışığında her türlü tedbiri aldık. Hastalığın görüldüğü ülkelerle hava ve kara sınırlarımızı kademeli bir şekilde kapattık. Okullardaki eğitim-öğretime vakitlice ara verdik. Tüm toplantıları, etkinlikleri ve benzeri programları erteledik. İnsanların bir arada bulunduğu işletmelerin faaliyetlerini tamamen durdurduk veya sınırlandırdık. İbadetlerin camilerde toplu olarak yapılması yerine evlerde ifasını temin ettik. Mümkün olan tüm sektörlerde evden çalışma modeline geçilmesini sağladık.”

Şehirler arası ulaşımın sınırlanarak ülke içindeki insan hareketliliğinin ciddi oranda azaldığını aktaran Erdoğan, “Alınan tedbirlerden etkilenen tüm kesimler için destek programları hazırladık. Hizmete sunduğumuz finansman ve sosyal destek paketlerinin tutarı 200 milyar lirayı aştı. Sosyal yardımlardan yararlanma hakkı olanlara ilave nakdi yardımlar yaptık. İlk iki sosyal destek programıyla 4 milyon 400 bin vatandaşımıza 1000’er lira nakdi yardımda bulunduk. Çok daha kapsamlı olan üçüncü sosyal destek programıyla bütün bunlarla ilgili çalışmalarımız sürüyor.” diye konuştu.

“İlaç ve aşı geliştirme çalışmalarını, uluslararası toplumla işbirliği halinde sürdürüyoruz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başlatılan “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” kampanyasına şu ana kadar yapılan bağışların tutarının 1 milyar 910 milyon lirayı bulduğunu bildirerek, “Kampanyamız devam etmektedir. Milletimiz bu zor günlerinde bir kez daha birbirine destek oldu, örnek dayanışma sergiledi.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de bunlar yapılırken, yurt dışındaki vatandaşların da ihmal edilmediğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kurduğumuz havayolu köprüleriyle 65 bine yakın vatandaşımızı ülkemize getirdik. Sadece 16 Nisan’dan beri vatanlarına kavuşturduğumuz kişi sayısı 29 bini buldu. Bu vatandaşlarımızı, yurtlarda 14 gün karantinada tuttuktan sonra evlerine göndermek suretiyle, sınırlarımız ötesinden hastalık taşınması riskinin de önüne geçtik. Maskeden tuluma, tanı kitinden solunum cihazına kadar her konuda sadece kendi kendimize yetmekle kalmadık, 57 ayrı ülkeye yardım yaptık, destek verdik. Son olarak Somali’ye, diğer tıbbi malzemelerin yanı sıra kendi üretimimiz olan solunum cihazlarından da hibe ettik. Bu cihazlar, Somali’nin ilk solunum cihazları olarak hizmete girdi. Aynı şekilde Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere pek çok ülkeye, talep ettikleri tıbbi malzemeleri, ihtiyaç planlamamız çerçevesinde gönderdik, gönderiyoruz. İlaç ve aşı geliştirme çalışmalarını, uluslararası toplumla iş birliği halinde sürdürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Koronavirüs Küresel Mukabele Uluslararası Taahhüt Etkinliği’ne video konferans yoluyla katılarak, bu konudaki görüşlerini ve destek beyanını dünyayla paylaştığını hatırlattı.

“Dünyanın tamamında hiçbir şey tam manasıyla normal düzene dönemeyecek”

Türkiye’nin Kovid-19’a karşı örnek bir mücadele ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:

“Hastalığın tespiti ve tedavisi konusunda kendi özgün modellerimizi geliştirip uygulamaya geçirdik. Bu sayede hem ölüm oranımızı çok aşağıda tuttuk, hem de hastalığın yayılma hızının önünü hızlı şekilde şekilde kestik. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizde de hiçbir şey tam manasıyla eskiden bildiğimiz normal düzene dönmeyecektir, dönemeyecektir.

Normal hayata dönüşü kademe kademe başlatacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, normal hayata dönüşün kademe kademe başlatılacağını belirterek, bir normalleşme planının hazırlandığını bildirdi.

“Sınırlandırmaların kademeli şekilde esnetilmesi ile ilgili düzenlemeleri genel olarak mayıs, haziran ve temmuz aylarına yayarak yapıyoruz.” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“65 yaş üstüne ilk etapta sokağa çıkma sınırlandırılması günlerinin birinde ve 4 saat süreyle dışarı çıkabilme imkanı getiriyoruz.

Kurallara uyulması şartıyla AVM’ler 11 Mayıs’tan itibaren hizmet vermeye başlayacak. 14 yaşına kadar çocuklar 13 Mayıs’ta 11.00 ile 15.00 saatleri arasında yürüme mesafesiyle dışarı çıkabilecek. 15-20 yaş grubu, 15 Mayıs Cuma günü, yine aynı şartlarda ve aynı saatlerde dışarı çıkabilecek.

Şehirler arası giriş-çıkış sınırlandırmasını ilk etapta bu geceden itibaren 7 ilimiz için bitiriyoruz. Bu illerimiz, Antalya, Aydın, Erzurum, Hatay, Malatya, Mersin ve Muğla’dır. Askerlik terhis işlemleri 31 Mayıs’ta başlayacak.

Milli Savunma Bakanlığının atama, görevlendirme ve personel temin faaliyetleri 1 Haziran’da, celp işlemleri 5 Haziran’da, bedelli askerlik işlemleri 20 Haziran’da yeniden başlayacaktır. İstanbul, Ankara ve İzmir’deki ticari taksiler için tek-çift plaka uygulamasını, 5 Mayıs itibarıyla sona erdiriyoruz.”

LGS 20 Haziran’da, YKS 27-28 Haziran’da yapılacak

Erdoğan, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında yapılacak merkezi sınavın 20 Haziran’da, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) 27-28 Haziran’da yapılacağını bildirdi.

Berber, kuaför, güzellik salonu gibi işletmelerin 11 Mayıs’ta faaliyete geçebileceğini belirten Erdoğan, şu ifadelerini kullandı:

“Temizlik şartlarının sağlanması, randevu sistemi ile çalışılması ve koltuk sayısının yarısı kadar müşteriye hizmet verilmesi şartıyla berber, kuaför, güzellik salonu gibi işletmeler 11 Mayıs’ta faaliyete geçebilecek”

“Bu hafta sonu da sokağa çıkma sınırlaması uygulaması sürdürülecek”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hafta sonu da sokağa çıkma sınırlaması uygulamasının sürdürüleceğini söyledi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Demokratik yöntemlerle iktidara gelmek yerine, darbeyle ülkenin yönetimini gasbetme hevesiyle hareket edenler, 15 Temmuz’da milletten aldıkları derse rağmen aynı yolda yürümekte ısrar ediyorlar. Atatürk Havalimanı arazisinde 45 gün içinde kurmayı başardığımız 1000 yataklı hastaneyi dahi, ’14 milyar lira uçtu’ diyerek karalamaya kalkan bu zihniyetin artık sonu gelmiştir. Kullanan herkesin hayranlığını dile getirdiği İstanbul Havalimanı’nı hala hazmedemediklerini görüyoruz.”

“Önümüzdeki dönemde bu çerçevede yeni adımlar atabiliriz”

Terör örgütünün Türkiye’nin salgınla mücadeleye yoğunlaşmasını fırsat olarak gördüğünü belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

Terör örgütü, Türkiye’nin salgınla mücadeleye yoğunlaşmasını, hem sınırlarımız içinde, hem de sınırlarımız ötesinde saldırılarını artırmak için fırsata çevirmeye çalışıyor. Güvenli bölgelerimizin taciz edilmesine saldırıların ve tacizlerin anlaşmalar hilafına artarak sürmesine daha fazla sabretmeyeceğiz. Şayet terör örgütünü ve rejimi onların hamiliğine soyunanlar kontrol edemeyecekse, biz kendi gücümüzle hepsini de yola getirmesini biliriz. Gelişmelerin seyrine göre, önümüzdeki dönemde bu çerçevede yeni adımlar atabiliriz.”

“İnşallah yakında Libya’dan yeni müjdeli haberler alacağız.” diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

“Meşru Libya yönetimine verdiğimiz desteği devam ettirerek, bölgeyi yeniden bir barış beldesi haline dönüştürmekte kararlıyız.”

Erdoğan’dan çiftçilere müjde

Konuşmasını çiftçilere verdiği müjde ile tamamlayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Toprak Mahsulleri Ofisimizin sert ekmeklik buğday alım fiyatını ton başına 1.350 liradan 1.650 liraya yükseltiyoruz. Çiftçilerimize, hububatta ton başına 230 lira prim ve destek ödemesi yapıyoruz. Ton başına bakliyat alım fiyatlarını da kırmızı mercimekte 3 bin 500 lira, yeşil mercimekte 3 bin 200 lira, nohutta 3 bin 350 lira olarak belirledik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan çağrıda bulunmuştu: Harekete geçtiler

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üretime devam açıklamasının ardından umutlanan çiftçiler geçmiş yıllara göre daha fazla üretmek için sahaya indi. Bursa’nın Yenişehir ilçesine yeni tarım sezonuyla birlikte 3 bin tarım işçisi peyder pey gelmeye başladı.

Türkiye’nin verimli topraklarına sahip olan Bursa’nın Yenişehir ilçesinde yetiştirilen kaliteli ürünler dünyanın birçok ilçesine gönderilirken, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin “çiftçinin ürünleri tarlada kalmayacak” açıklamasının ardından çiftçilere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “üretime devam” çağrısı çiftçiye büyük moral oldu.

Namı dünyaya yayılan Yenişehir biberinin ekimlerine “Bismillah” diyerek başlayan üreticilerin bu yıldan umutlu olduklarını söyleyen Ziraat Odası Başkanı ve Eskişehir Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Aktaş, “Bu yıl belirlenen talepler üzerine ilçemize 3 bin civarında tarım işçisi ülkemizin değişik yerlerinden gelmeye başladı. Gelen işçiler bizim ailelerimizle birlikte tarlalarda çalışmaya başladı.2019 yılında biber fiyatları çiftçimize para kazandırmadı. Yine de 2020 yılına umut içerisinde başladık. Tarım ve Orman Bakanımızın ve Cumhurbaşkanımızın “üretime devam” demesiyle çiftçilerimiz geçmiş yıllara göre daha fazla üretme çabası içine girdi” diye konuştu.

Başkan Aktaş, “İnşallah bu sene sebzesinden meyvesine ektiğimiz bütün ürünlerden para kazanacağız umudu ile işe “Bismillah” dedik. Biber fiyatlarının bu yıl 2 liranın altına düşmesi üreticinin zarar etmesine yol açar” dedi.