COVID-19

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

COVID-19

Koronavirüs aşısında hangi ülke ne kadar aşı yaptı! O liste yayınlandı

Yeni tip koronavirüs salgınından kurtulmanın başlıca umut kapısı olan Covid-19 aşılamaları hızla devam ederken, ülkeler arasında hangi ülkenin ne kadar aşı yaptığının listesi yayınlandı.

Aralık ayında başlayan aşı programları kapsamında 111 ülkede toplam 279 milyon doz Covid-19 aşısı yaptırıldı. Ancak aşıların büyük bir kısmı gelişmiş ülkelerin elinde.

Aşı uygulamalarının dörtte üçü, küresel GSYH’nin yüzde 60’ını elinde bulunduran sadece 10 ülkede yapıldı.

ABD, Çin ve İngiltere aşılama konusunda en hızlı davranan ülkeler konumunda. Ülke nüfusuna göre de İsrail en çok aşı yapan ülkeler arasında ilk sırada.

Aşılama konusunda ülkeler arasında sipariş yarışı yaşanırken, Çin, Almanya, Rusya, ABD ve İngiltere’de üretilen aşılar dünya genelinde dağıtılıyor. Bazı ülkeler birden fazla aşı firmasıyla anlaşırken, Türkiye’de şimdiye kadar Sinovac aşısı yaygın olarak uygulandı.

Brüksel henüz aşılar geliştirme aşamasında iken birden fazla firma ile Avrupa Birliği’nin 450 milyonluk nüfusuna yetecek kadar aşı için ön sipariş anlaşmaları imzaladı.

Aşıların ilk partisi ülkelerin nüfuslarına orantılı olarak 26 Aralık’tan itibaren dağıtılmaya başlandı. Ancak aşı tedariğinde anlaşmanın gerisinde kalındı.

AB şu ana kadar alması gerek aşıların ancak yüzde 70’ini alırken, yüzde 30’luk kısmında gecikme meydana geldi.

Türkiye’de bugüne kadar kaç kişi aşı yaptı?

Koronavirüsle mücadelede Türkiye’de 14 Ocak günü başlatılan aşı uygulaması kapsamında 5 Mart tarihi verilerine göre en az 9 milyon 778 bin doz aşı yapıldı.

Toplam 7 milyon 456 bin kişi en az bir doz aşı alırken, yaklaşık 2 milyon 321 bin kişi de iki doz Covid-19 aşısı yaptırdı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Ankara Şehir Hastanesi’nde aşı olmuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener aşı yaptırdıklarını sosyal medya hesaplarından açıkladı.

İlk dozun uygulanmasından 28 gün sonra yapılacak ikinci dozun randevusu hekim tarafından verilip, SMS olarak cep telefonuna gönderilecek. MHRS ve e-Nabız hesabı üzerinden randevu kontrol edilebilecek veya değiştirilebilecek.

Kan grubu A olanlar dikkat!

Yapılan bir araştırmada, özellikle kan grubu A olanların yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalanma ihtimalinin daha yüksek olabileceği ortaya konuldu.

“Blood Advances” dergisinde yayımlanan çalışmada, Kovid-19 ile kan grupları arasındaki ilişki incelendi. Çalışmada, virüsün özellikle solunum hücrelerinde bulunan A grubu kanı etkilediği kaydedildi.

Laboratuvar deneyleri, Kovid-19’un enfeksiyonu hızla başlatacak şekilde hücrelere doğrudan bağlayan bölümünün, aynı zamanda A grubu kanla ilişkili eşsiz moleküllere tutunduğunu gösterdi.

ABD’nin Boston şehrindeki Brigham ve Kadın Hastanesinden Dr. Seean Stowell, “Virüsün kan gruplarıyla nasıl iletişime girdiğini daha iyi anlayabilirsek, yeni ilaçlar ya da virüsü önleme yöntemleri bulabiliriz.” dedi.

Stowell, çalışmanın, kan grubunun Kovid-19 enfeksiyonu üzerindeki etkisinin bir kısmını açıklayabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Daha önce yapılan çalışmalarda da kan grubu A olanlarda Kovid-19 görülme oranının daha yüksek olduğu ve daha ağır semptomlar geliştirme eğilimi tespit edilmişti.

Diğer yandan, kan grubu 0 olanların Kovid-19’a karşı önemli ölçüde daha dirençli olduğu gözlenmişti.

Koronavirüs aşısından iki güzel haber geldi

Türkiye’de Hacettepe Üniversitesi’nin koordinasyonunda 24 merkezde yapılan Coronavac aşı çalışmasının faz 3 sonuçları açıklandı. Buna göre, Türkiye’de aşı etkinliği yüzde 83.5, hastanede yatışı engelleme oranı ise yüzde 100 oldu.

Hacettepe Üniversitesi’nin koordine ettiği ve 24 merkezde yapılan Coronavac aşı çalışmasının faz 3 sonuçları açıklandı.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal çalışma sonucuna göre Türkiye’de aşı etkinliğinin yüzde 83.5 olduğunu açıkladı.

Ünal, 14 Eylül’de başlanan çalışmanın nihai sonucunun artık ellerinde olduğunu belirterek, “Aşının Türkiye’de etkinliği yüzde 83.5” dedi.

Ünal toplantıda şunları söyledi:

“Yapılan her üç aşıdan ikisi gerçek aşı uygulamasıydı. Çalışmaya önce sağlık çalışanları, daha sonra 18-59 yaş arası gönüllüler dahil edildi. Toplam 10 bin 216 kişiye en az bir doz gerçek aşı ya da plasebo (boş aşı) uygulaması yapıldı. Bu gönüllülerden 6 bin 648’i gerçek aşı koluna dahil edilirken, 3 bin 568’i plasebo koluna dahil edildi.

Plaseboların tekrar gerçek aşı ile aşılanması ile toplam 25 bin 937 doz uygulama yapıldı. Dahil edilen gönüllülerin yüzde 57.8’i erkek, yüzde 42.2’si kadındı. Bu tarihe kadar görülen semptomatik ve RT-PCR ile doğrulanmış COVID-19 vakaları ile aşının etkililiği yüzde 83.5 olarak hesaplandı. Hastanede yatışı engelleme oranı ise yüzde 100. Çalışma süresince ölüme hiç rastlanmadı.”

9 kişi hastalığa yakalandı

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova ise çalışma süresince 41 kişinin COVID-19’a yakalandığını belirterek, “Bu kişilerin 32’si plasebo grubunda, 9’u aşı grubundaydı. 6 kişi hastalık belirtisi gösterdi, ancak hastaneye yatış hiç yok. En sık görülen yan etkiler yorgunluk (yüzde 9.8), baş ağrısı (yüzde 7.6), kas ağrısı (yüzde 3.8), ateş (yüzde 2.5), titreme (yüzde 2.4) ve lokal yan etkilerden en sık görüleni ise enjeksiyon yerinde ağrı (yüzde 1.6)” dedi.

Önemli bir gelişme

Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Levent Akın konuyla ilgili olarak, Hürriyet’e, şunları söyledi: “Hastalığı önemli ölçüde engellemesi, daha önemlisi vakaların ağırlaşması ve hastaneye yatmasını tamamen engellemesi, gelecek günler için önemli bir müjdedir. Aşılanma oranı yüzde 60’lara ulaştığı zaman, ülkemizde vaka görülme sıklığında ve hastaneye yatma yüzdesinde çok önemli düşüşler olacaktır. Tüm bunlara rağmen aşı olan herkes maske ve mesafe kurallarına uymalı.”

Başarılı bir sonuç

Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Hasöksüz de şu değerlendirmeyi yaptı: “Ülkemizde aşı çalışması 10 binin üzerinde kişide yapıldı. Çok kişide aşı çalışması yapılması, yüzde 83.5 rakamının güvenilirliğini arttırıyor. Yüzde 83.5 oranı önemli ve ciddi bir orandır. COVID-19’un başlangıcında Dünya Sağlık Örgütü’nün, yüzde 50’nin üzerinde aşı etkinliğinin bu hastalık için olumlu olduğunu belirttiğini hatırlayalım. Yüzde 83.5 genel etkinlik oranı, başarılı kabul edilir.”

Hürriyet

Çin aşısı Sinovac’ın faz-3 sonuçları açıklandı

Çin aşısı olarak bilinen Sinovac aşısının faz-3 sonuçları resmen açıklandı. Uzun süredir yapılan çalışmalar sonucunda umutlandıran bir etkinlik oranı tespit edildi. Son dakika olarak duyurulan faz-3 sonuçlarına göre; Sinovac aşısının etkililiği yüzde 83,5; hastanede yatışı engelleme oranı ise yüzde 100 olarak saptandı.

Türkiye’de yaygın kullanımı devam eden Çin menşeili Covid-19 aşısının 24 merkezde yürütülen Faz-3 çalışması sonucu açıklandı. Hacettepe Üninversitesi, CoronaVac aşısının etkinliğinin yüzde 83,5 olarak hesaplandığını, hastanede yatışı engelleme oranının yüzde 100 olarak bulunduğunu duyurdu.

Çin‘de Sinovac firmasınca üretilen CoronaVac aşısının, Hacettepe Üniversitesi koordinatörlüğünde Türkiye’de 24 merkezde yürütülen Faz-3 çalışmaları tamamlandı. Hacettepe Üniversitesi’nden yapılan yazılı açıklamada, sağlıklı gönüllüler ile yürütülen Faz 3 klinik çalışmasının amacının, Covid-19 pandemisine karşı geliştirilen CoronaVac aşısının güvenliğini ve RT-PCR ile doğrulanmış hastalığa karşı koruyuculuğunu değerlendirmek olduğu belirtildi. Bu çalışmanın çift kör randomize plasebo kontrollü bir klinik çalışma olduğu, yani gönüllülerin bir kısmına gerçek aşı diğer bölümüne ise plasebo verildiği kaydedildi.

Hangi gönüllüye ne yapıldığının gönüllü ve araştırma ekibi tarafından bilinmediğine dikkat çekilerek, “Çalışmanın protokolünde sağlık çalışanları (K-1 Kohortu) ve normal riskli gönüllüller (K-2 Kohortu) olmak üzere iki aşama olarak ve toplamda 12 bin 450 gönüllünün dahil edilmesi planlanmaktaydı. Sağlık çalışanlarından oluşan K-1 kohortuna her 2 aşı uygulamasının 1 uygulaması gerçek aşı olurken, normal riskli gönüllüler bölümünde yapılan her 3 aşı uygulamasının 2 uygulaması gerçek aşı koluna randomize edilmiştir, yani gönüllülere gerçek aşı yapılma ihtimali 2/3’tür” denildi.

‘Yüzde 57’si erkek, yüzde 43’ü kadın’

Klinik çalışmanın 14 Eylül 2020 tarihinde ilk gönüllünün dahil edilmesi ile başladığı belirtilerek, “18-59 yaş arası gönüllüler gerçek aşı ve plasebo kolları olmak üzere iki ayrı kola dahil edilmiştir. Toplam 24 merkezden 10 bin 216 kişiye en az 1 doz gerçek aşı ya da plasebo uygulaması yapılmıştır. Bu gönüllülerden 6 bin 648’i gerçek aşı koluna dahil edilirken, 3 bin 568’i plasebo koluna dahil edilmiştir. Plaseboların tekrar gerçek aşı ile aşılanması ile toplam 25 bin 937 doz uygulama yapılmıştır. Dahil edilen gönüllülerin yüzde 57,8’i erkek iken, yüzde 42,2’si kadındır. Ortanca yaş 45’tir” ifadeleri kullanıldı.

Çalışma kapsamında acil kullanım kullanım onayı nedeniyle körlemenin ilk olarak 14 Ocak 2021’de sağlık çalışanlarında kırılmaya başlandığı belirtilerek, şöyle denildi:

“Ardından merkezlerin kapasitesine göre gönüllülerin körlemeleri 12 Şubat 2021 tarihine kadar kırılmaya devam edilmiştir. 12 Şubat tarihinde tüm gönüllülerin körlüğü kırılmıştır. Bu tarihe kadar görülen semptomatik ve RT-PCR ile doğrulanmış Covid-19 vakaları ile aşının etkililiği yüzde 83,5 olarak hesaplanmıştır. Hastanede yatışı engelleme oranı ise yüzde 100 olarak bulunmuştur. Çalışma süresince her iki kolda da ölüme rastlanmamıştır. En sık görülen yan etkiler yorgunluk yüzde 9.8, baş ağrısı yüzde 7.6, kas ağrısı yüzde 3,8, ateş yüzde 2,5, titreme yüzde 2.4 ve lokal yan etkilerden en sık görüleni ise enjeksiyon yerinde ağrı yüzde 1,6. İlk doz aşı sonrası ortanca takip süresi 70 gün, 2’nci doz aşıdan 14 gün sonrası için ortanca takip süresi 42 gündür.”

Bilim Kurulu Üyesi Serhat Ünal’dan faz-3 sonuçları ile ilgili ilk açıklama

Bilim Kurulu Üyesi Prof.Dr. Serhat Ünal, faz 3 çalışmalarına ilişkin düzenlenen basın toplantısında konuya ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. Ünal, “Son derce düzenli ve temiz bir faz-3 çalışması gerçekleştirdik. 10 bin 216 kişiye en az 1 doz aşı uygulaması yapıldı. 24 gün olmak üzere 2 doz aşılama yapıldı. Çalışmaya katılmak isteyenler belli kriterlere göre seçildi. 11 bin 308 kişiden 10 bin 220’si aşı çalışmasına kabul edildi. 2 fazlı bir çalışma. Birinci fazına sağlık çalışanları alınmıştı. İlk değerlendirmelere göre, yan etkilerinin çok önemli olmadığı görülünce vatandaşta uygulamasına geçildi.” dedi.

Hollanda’da Kovid-19 test merkezi yakınında patlama

Hollanda polisinin Twitter’dan yaptığı açıklamada, yerel saatle 06.55 sularında gerçekleşen patlamaya boru tipi bombanın sebep olduğu, saldırıda ölen ya da yaralananın olmadığı belirtildi.

Açıklamada, patlamanın etkisiyle test merkezinin camlarında hasar meydana gelirken, patlama sırasında test merkezinin henüz açılmadığı kaydedildi.

Patlamanın bombalı saldırı olduğundan ve test merkezinin hedef alındığından şüphelenen polis, çevrede başka patlayıcılar olabileceği şüphesiyle caddeyi trafiğe kapattı.

Aralık ayında da bazı Kovid-19 test merkezlerine yönelik benzer saldırılar olmuş, Urk Adası’ndaki bir test merkezi ateşe verilirken, Amsterdam ve Urmond şehirlerindeki test merkezlerinin camları kırılmıştı.

AB’nin aşı pasaportu taslağı utanç belgesi

AB’nin aşı pasaportu taslağı uygulaması, turizm sektörünün tepkisine yol açtı. NBK Touristic Genel Müdürü turizmci Recep Yavuz, ‘fiyasko’ olarak nitelendirdiği kararla ilgili bir rapor hazırladı. Yavuz, gerekli düzeltmeler yapılmazsa AB’nin dijital aşı pasaportunun turizm tarihinin ‘utanç belgesi’ bile olabileceğini söyledi.

GEÇEN hafta AB ülkelerinin yine somut bir sonuç elde edemediği, ‘3 ay içinde detaylandırılarak uygulanabilir’ anlamına gelebilecek bildiri yayımladığını söyleyen Yavuz, oldubittiye getirilmeye çalışılan AB’nin aşı pasaportunun bugünkü şekline itiraz ettiğini kaydetti. Yavuz, itirazının 7 maddelik gerekçelerini şöyle sıraladı: “Aşı pasaportu sadece her iki doz aşıyı yaptırmış olan kişilere özgürce seyahat etme imtiyazı sunarken, aşı sırası gelmemiş milyonlarca insanı mağdur ediyor. Avrupa’da aşılama süreci beklendiği gibi ilerlemiyor. Yeterli aşı olmaması, bazı ülkelerin personel sıkıntısı sürecin hızını yavaşlatıyor. Şu ana kadar Fransa ve Almanya nüfusun ancak yüzde 5’ini aşılayabildi. Merkel, 21 Eylül’de Alman halkının tamamına aşı sırasının geleceğini söyledi. Yaz dönemi geldiğinde aşı vurdurmamış ama tatile gitmek isteyen milyonlarca insan olacak. Komşusu tatile giderken aşı sırası gelmediği için evinde hapsolan insanlar bu uygulamaya tepki verecek.”

‘AB’nin aşı pasaportu taslağı utanç belgesi’

SADECE AB ÜLKELERİNE SEYAHAT
“AB aşı pasaportu sadece AB ülkelerine seyahati mümkün kılıyor. Düşünülen belgenin adı, AB Dijital Aşı Pasaportu. AB bu kararıyla AB içindeki seyahatin önünü açarak, 450 milyon Avrupalıya, ‘Sadece AB içinde seyahat edin’ demeye getiriyor. Taslak metinde aşı pasaportu olanların AB ülkeleri dahilinde karantina olmadan serbestçe seyahat edebileceği belirtilmiş. AB dışındaki İsrail, İngiltere, Rusya gibi potansiyel ülkelerle ikili görüşmeler yapılıyor. Türkiye dışarıda tutuluyor. Aşı pasaportu şu ana kadar sadece AB’nin kabul ettiği BioNTech-Pfizer, Moderna ve AstraZeneca aşılarını kabul ediyor. AB ülkeleri Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından izin verilmiş olan Sinovac, Sputnik V gibi aşılara henüz onay vermedi. Onay verip vermeyeceği belirsiz. Zaten onay sürecinin uzun sürmesi Avrupa içinde de eleştiriliyor. Böylelikle süreç uzayıp sezonun sona kadar taşınabilir. Bu durumda da Türkiye dışarıda tutuluyor.”

YA AŞI OLACAKSIN YA TATİLE GİDEMEYECEKSİN
“Aşı pasaportu, turizmi, aşı olmak istemeyenlere bir yaptırım olarak kullanıyor. 3 ay içinde aşı pasaportunun hazırlanacağı söylendi. Neden zamana karşı yarışılan korona sürecinde sadece hangi aşı, ne zaman ve kaç doz yazacak olan bir belge ya da QR yazılımı için 3 ay beklenecek. Açıklama olarak software yazılımı öne sürülüyor. Bu, Avrupa’da aşı olmak istemeyen tahminimizce 80-100 milyon insana bir gönderme gibi geliyor. Aşı olmayanın cezası tatile gitmemek olacak. Ya aşı olacaksınız ya tatile gidemeyeceksiniz.”

‘AB’nin aşı pasaportu taslağı utanç belgesi’

‘ÇOCUKLARIN SEYAHATİNE ENGEL’
“Aşı pasaportu, bu haliyle çocukların seyahatine de engel. 15-16 yaş altı çocuklara aşı yapılamadığı için Avrupa’da yaklaşık 100 milyon çocuğun aşı pasaportu olmayacak. Bu durumda çocuklar aileleriyle aşı olmadan seyahat edecekler ya da hiç seyahat edemeyecekler. Bu belirsizlik aileleri de etkileyecek. Bu konuda net bir açıklama yok. Avrupa’da çocuklar en çok hangi ülkede tatil yapıyor? Burada da Türkiye dışarıda tutuluyor. Aşı pasaportu, bilimsel bir çalışmaya dayanmıyor. Avrupa’da ikinci dozlar daha yeni yapılıyor. Bu kişilerde koruyuculuk somut olarak ispatlanmadı ve bu tamamen zamana bağlı bir konu. Hal böyleyken aşılananları sorunsuz, aşı olmayanları vebalı gibi görmek etik olarak eleştiri konusu. İnsanların aşılı, aşısız diye işaretlenmeleri bu kritik süreçte moral motivasyona zarar verecektir. Aşı olmuş iki turist Mayorka’da hayatını kaybederse ne olacak?”

‘AB’nin aşı pasaportu taslağı utanç belgesi’

‘AŞI PASAPORTU DELİNİYOR’
“27 ülke günlerdir konuya hazırlık yapıp ortak bir çözüme çalışırken, bazı ülkeler AB ülkelerinden gelen turistlerin kendilerine yetmeyeceğini öngörüyor. Bu ortak çalışmayı delerek, AB dışındaki ülkelerle ikili anlaşmalar yapıyorlar. Yunanistan, İsrail ve İngiltere ile Güney Kıbrıs, Rusya ile görüşmeler yaptı. Yani AB yaptırımlarına takılıp Türkiye’ye gelebilecek İngiliz, Rus ve İsrailli turiste kancayı taktılar. İspanya da birtakım görüşmeler içinde. Avusturya, Danimarka ve İsveç kendi başlarına ilerliyor. Yine Türkiye dışarıda tutuluyor.”

Hafta sonu dikkat: Çöl tozları virüsü havada tutacak! Uzmanlardan açıklama geldi

Kuzey Afrika üzerinde oluşan alçak basınç sistemiyle havalanan çöl tozları ve kumlar, yüksek basınç alanında bulunan Avrupa’yı etkisi altına aldı. Çöl tozlarının hafta sonu ise yoğunluğu azalarak, Türkiye’ye gelmesi bekleniyor. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları öğretim üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Şenyiğit, çöl tozlarının KOAH hastası, bronşit ve astımı olanlarda atak sıklığını artırabildiğini söyledi.

“Bu dönemde pencere açılmayacak”

Prof. Dr. Şenyiğit, çöl tozlarının yoğun olacağı yerlerdeki vatandaşa kapı ve pencereleri kapatmaları uyarısında bulundu. Kronik rahatsızlığı olanların daha dikkatli olması gerektiğini dile getiren Şenyiğit, “Bronşiti, alerjisi ve astımı olan hastaların biraz daha dikkatli olmaları gerekiyor. Eğer o bölgede çöl tozları çok aktifse bu nasıl belli olur? Pencereden baktığınız zaman bulanık bir hava varsa o zaman çöl tozlarının o bölgede etkili olduğunu söyleyebiliriz. Bu dönemde pencere açılmayacak, kapılar açılmayacak, zaten sokağa çıkma kısıtlaması da var hafta sonu. İvedi bir ihtiyaç için dışarı çıkmak gerekiyorsa o hastanın kendisi dışarı çıkmayacak, mutlaka başkasını gönderecek ve ihtiyacını öyle giderecek” diye konuştu.

“Toz olan bölgede virüs daha fazla havada kalır”

Çöl tozlarının etkisiyle çökme hızı yavaşlayan virüslerin, havada daha fazla asılı kaldığını ve bunun da daha fazla risk teşkil ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Şenyiğit, “Lütfen, çöl tozları eğer yaşadığımız bölgede etkinse havada kendini belli ediyorsa dışarı çıkmayalım. Alerji, astım, KOAH varsa çok dikkatli olmamız gerekiyor. Virüslerin çökme hızını etkileyen farklı etmenler var. Mesela rutubetli, nemli havalarda virüslerin çökme hızı daha yavaşlıyor ve dolayısıyla bulaşıcılığı da artıyor. Bundan dolayı çöl tozlarının yoğun olduğu bölgelerde, virüslerin havada daha fazla kalacağını ve daha fazla risk teşkil edeceğini düşünüyorum. Bu nedenle hafta sonu eğer dışarı çıkmamız gerekiyorsa maskeye daha fazla dikkat etmemiz, mümkün olduğunca da dışarıda daha az durmamız gerekiyor” dedi.

Avrupa’daki mutasyonlu virüsün çöl tozlarıyla gelemeyeceğini de vurgulayan Prof. Dr. Şenyiğit, “Çöl tozlarının olduğu ortamda eğer virüsü pozitif olan bir hasta varsa öksürmeyle beraber virüs, o ortamda biraz daha uzun süre kalabilir. Avrupa’dan o mutasyonlu virüslerin çöl tozlarıyla birlikte gelmesi beklenmez” diye konuştu.

Manzini: Türkiye’nin önemi bir kez daha ortaya çıktı

İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği Başkanı Livio Manzini, Türkiye’nin, dış ticaretinin yarıdan fazlasını AB üyesi ülkelerle gerçekleştirdiğini belirterek, “Salgın süreci, Türkiye’nin Avrupa’ya yönelik ticaretindeki önem ve avantajını bir kez daha ortaya çıkardı” diye konuştu.

İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği Başkanı Livio Manzini, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye ile İtalya arasındaki ticaret hacminin zaman içinde gelişim kaydederek yaklaşık 20 milyar dolarlık seviyelere ulaştığını söyledi.

Salgının yaşandığı 2020’de ticaret hacminde dramatik bir düşüş olmadığını ifade eden Manzini, “İtalya, Türkiye için Avrupa bölgesinde ikinci büyük ticari partner olma özelliğini korudu. Burada uluslararası İtalyan şirketlerinin büyük hacimli ithalat ve ihracat işlemlerinin katkısı önemli oldu. Öte yandan, İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği olarak hedefimiz, potansiyel ticaret hacmine ulaşabilmek için küçük ve orta ölçekli şirketlerin karşılıklı ithalat ve ihracat yapmalarına katkı sağlamak ve böylece sadece ticari gelişime değil, aynı zamanda iki ülke girişimcilerinin birbirlerini tanımasına olanak sağlamaktır. Böylece orta-uzun vadede potansiyel hacme ulaşılması hedefleniyor.” diye konuştu.

Geçen yıl Türkiye’ye yaklaşık 1 milyar dolara ulaşan İtalyan doğrudan sermaye girişi gerçekleştiğini dile getiren Manzini, “Şüphesiz içinde bulunduğumuz bu kırılgan süreçte geleneksel sektörler olarak görebileceğimiz enerji, çevre ve otomotiv ön plana çıkmaktadır. 2021’in ikinci yarısında normalleşmeye dönme süreciyle birlikte İtalya’dan gelebilecek yatırımlarda yeni bir ivmenin başlamasını bekleyebiliriz.” dedi.

Livio Manzini, Türkiye’nin, dış ticaretinin yarıdan fazlasını AB üyesi ülkelerle gerçekleştirdiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Türk ürünlerinin gerek kalite/fiyat oranı gerekse de lojistik avantajı söz konusu. Salgın süreci, Türkiye’nin Avrupa’ya yönelik ticaretindeki önem ve avantajını bir kez daha ortaya çıkardı. Burada Türkiye’nin sahip olduğu avantajları yerinde ve zamanında kullanımına olanak sağlayacak çok açık bir durumla karşı karşıyayız. AB ile başlatılmakta olan yeniden yakınlaşma faaliyetlerini memnuniyetle gözlemekteyiz. Söz konusu yakınlaşma sürecinin hızlandırılarak ivme kazandırılmasının Türk ihracatçı firmalara geniş olanaklar sağlayacağı kaçınılmazdır. Oda olarak beklentimiz, başlatılan bu yeni sürecin hızlanarak devam etmesidir. Nitekim bizler de bize düşen görev olan Türkiye’nin ve Türk ürünlerinin İtalya ve sahip olduğumuz network aracılığıyla tüm dünyada tanıtımına katkı sağlamaya çalışmaktayız.

Bu amaçla önümüzdeki günlerde Türkiye’ye yönelik yatırım ve ticaretin getireceği avantajları içeren bir internet semineri çalışmasını programımıza almış bulunmaktayız.”

“Ticaret hacmindeki yüzde 10’luk daralmayı 2021’de telafi etmeyi hedefliyoruz”

İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği Başkanı Manzini, 2020’nin ocak-kasım döneminde İtalya-Türkiye ticaret hacminin 14,3 milyar dolar olarak gerçekleştiğini, geçen yıl ticaret hacminde 2019’a göre yaklaşık yüzde 13 daralma yaşandığını söyledi.

Manzini, 2020’nin aralık ayı sonuçlarında toparlanma olacağı varsayımıyla yılın yaklaşık yüzde 10’lar seviyesinde düşüşle kapanacağını öngördüklerini ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bizler için öngörülebilir ilk hedef, 2020’de yaşanan yaklaşık yüzde 10’luk kaybın bu yıl telafi edilmesi olmalıdır ancak bu değer, daha önceki yıllarda ulaşılmış olan 20 milyar dolar hedefinden halen oldukça uzak gözükmektedir. Dolayısıyla gerçekçi projeksiyon, 2021 yılında 2020 kayıplarını geri almak ve 2022 yılı hedefi ise yeniden 20 milyar dolar olmalıdır.

Orta vadeye bakarsak, başka bir deyişle tekrar büyüme trendine girmiş küresel ekonomik yapıda, ikili ilişkilerdeki ticari potansiyelin daha önce belirttiğimiz ve iki ülke hükümetlerinin de teyit ettikleri rakam şüphesiz 30 milyar dolardır. Başka bir deyişle, burada yüzde 50 civarında bir büyüme potansiyeli söz konusudur ki bu, küçümsenecek bir rakam değildir.”

“Yatırım imkanlarının hayata geçirilmesinde aktif rol oynamaya devam edeceğiz”

Livio Manzini, 30 milyar dolar ticaret hacmine ulaşmanın ancak küçük ve orta ölçekli şirketlerin ticari faaliyetlerinde tekrar normalleşmesiyle gerçekleşebileceğini kaydetti.

Manzini, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu amaçla İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği, 2021 programlarında gerek Türk ürünlerinin tanıtımı gerekse de küçük-orta ölçekli firmalarımızın sanal ortamda ikili iş görüşmelerini gerçekleştireceği bir planlama yapmıştır. Aynı zamanda Türk firmalarının İtalya’da, İtalyan firmalarının Türkiye’deki yatırımlarını artırmaları için ikili ilişkilerin sürdürülebilir bir şekilde geliştirilmesinin ne kadar önemli olduğunun bilincindeyiz. Dolayısıyla yatırım imkanlarının değerlendirilmesi ve hayata geçirilmesi konularında da aktif rol oynamaya devam edeceğiz.

Amacımız ve gayretimiz, üretim çarklarının yeniden normale dönmesi ve karşılıklı ticaretimizin öncelikle tekrar 20 milyar dolara ulaşması, akabinde 30 milyar dolar hedefine doğru yeni bir büyüme ivmesi yakalamasını sağlamaktır.”

Öğretmenlere koronavirüs aşılaması başladı! İlk aşı Bakan Selçuk’a yapıldı

Koronavirüs tedbirleri kapsamında okulların 1 Mart günü yüz yüze eğitime geçmesi nedeniyle öğretmenler için aşılama süreci başladı. Türkiye genelinde yaklaşık 1 milyon 249 bin öğretmen ve eğitim çalışanları için aşılama programı başladı.

Kovid-19 aşısının ilk dozunu olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğretmenlerin sağlık kuruluşlarında aşılarını yaptırabileceklerini bildirdi.

İşte Bakan Selçuk’un açıklamaları:

Çorum’un Sungurlu ilçesindeyiz. Ben de öğretmenlerimizle beraber aşının ilk dozunu burada oldum. Öğretmenlerimizin burada aşı olması söz konusu ancak daha sonraki süreçte öğretmenlerimiz ilgili sağlık kuruluşlarında aşı olacaklar. Aşı tedarik sürecine bağlı olarak Sağlık Bakanlığı çalışma yapıyor.

Biz aslında salgın sürecinin başından beri tüm okullarımız TSE’nin belirdiği standartlara göre her türlü hazırlıklarını yaptı. Hiçbir temizlik malzemesi gibi ihtiyaçlar konusunda hiçbir sıkıntı yaşamadan okulları açabiliriz, okullarımız hazır.

1 Mart’ta da diğer okullarımız açılacak. Birçok ülke okulunu açmaya başladı, çok sayıda ülke okulları tümüyle açtı. Dünyada hiçbir ülkede tüm öğretmenlerin aşılandığı gibi bir konu şu an söz konusu değil.