COVID-19

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

COVID-19

22 bin 923 yeni vaka

Türkiye’de son 24 saatte 314 bin 46 COVID-19 testi yapıldı, 22 bin 923 kişinin testi pozitif çıktı, 30 bin 144 kişi iyileşti, 259 kişi hayatını kaybetti.

Günlük Koronavirüs Tablosu, Sağlık Bakanlığınca “covid19.saglik.gov.tr” adresinden paylaşıldı.

Buna göre, Türkiye’de son 24 saatte 314 bin 46 COVID-19 testi yapıldı, 22 bin 923 kişinin testi pozitif çıktı, 259 kişi hayatını kaybetti, iyileşenlerin sayısı ise 30 bin 144 oldu.

22 bin 923 yeni vaka

18 yaş üstü nüfusta birinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 82,83, ikinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 64,70 olarak gerçekleşti.

Türkiye’de bugüne kadar yapılan aşı sayısı toplam 101 milyon 454 bin 754’e yükseldi. COVID-19 ile mücadele kapsamında son 24 saatte toplam 406 bin 87 doz aşı uygulandı.

En az bir doz aşı uygulananların oranı en yüksek 10 il sırasıyla Muğla, Edirne, Kilis, Çanakkale, Tekirdağ, Yalova, Amasya, Aydın, Balıkesir ve Antalya olarak açıklandı.

En az bir doz aşı yapılanların oranı en az iller ise Gümüşhane, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Bingöl, Muş, Siirt, Bayburt ve Bitlis olarak sıralandı.

“Yayılımı ve sonuçlarını durdurabiliriz”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Vaka sayımız 22 bin 923. Can kaybımız 259. Vefat sayılarının azalması, tedbirlere herkesin birlikte – düzenli uymasına, tam doz aşı oranının hızla artmasına bağlı. Yayılımı ve sonuçlarını böyle durdurabiliriz. Her yeni gün, salgın şartlarından geri dönüşü olmayan adımlar atmalıyız.” dedi. 

TURKOVAC’ın faz 3 çalışmasında yan etki görülmedi

Yerli inaktif COVID-19 aşısı TURKOVAC’ın klinik çalışmaları devam ediyor. 46 gönüllüye uygulanan aşılarda herhangi bir yan etki görülmedi. Seri üretime kış gelmeden başlanması planlanıyor.

650 kişinin gönüllü olarak başvurduğu yerli koronavirüs aşısı TURKOVAC, faz-3 çalışmaları kapsamında Kayseri’de şimdiye kadar 46 kişiye uygulandı ve herhangi bir yan etki görülmedi.

TURKOVAC aşısındaki son durumu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşin Kılınç Toker, TRT Haber’e değerlendirdi.

Faz-3 çalışmasında heyecanlı bir dönemde olduklarına dikkati çeken Toker, bu süreçte 650 gönüllü başvurusu aldıklarını anlattı:

“TURKOVAC için faz-3 çalışmasında heyecanlı bir dönemdeyiz. Bu dönemde Erciyes Üniversitesi’nde geliştirilmiş bir aşı olduğu için şehrimizden de çok fazla gönüllü mevcut. Bu süreçte bize 650 kadar gönüllü başvurusu oldu. Bizler de bu kişilerde uygunluk için görüşmeler yaptıktan sonra şu ana kadar 46 gönüllüye ilk doz aşımızı uyguladık. Herhangi bir yan etkiyle karşılaşmadık. Bu süreci de gayet rahat geçirdiler.”

“Türkiye genelinde aşılamayı kış gelmeden başlatmak istiyoruz”

Dr. Ayşin Toker, gönüllülere ikinci doz aşının 28 gün sonra uygulanacağını da belirterek, Türkiye genelinde aşılamanın kış gelmeden başlatmayı planladıklarını söyledi:

“28 gün sonra da ikinci doz aşılarını uygulayacağız kendilerine. Gönüllülerimizi 18-59 yaş arasından ve daha önce hiç COVID-19 enfeksiyonu geçirmemiş ve diğer aşı programlarıyla aşı olmamış kişiler arasından seçiyoruz. İnşallah bu sürecin sonunda faz-3 çalışmalarında yan etki görmediğimiz etkinliği de kanıtladığımız takdirde kısa bir süre içerisinde tüm Türkiye genelinde seri üretimle kış gelmeden yaygın bir şekilde aşılamayı başlatacağız.”

Faz-3 çalışması kapsamında aşı uygulanan gönüllüler, 4 ay takip edilecek.

Bakan Koca: Seri üretime en geç önümüzdeki 1,5-2 ay içinde geçmek istiyoruz

Aşı tedarikinde sorun olmadığını, en az 30 milyon do aşı olduğunu söyleyen Koca, yerli aşı çalışmalarındaki son durumu anlattı.

Rapel doz uygulamasını gönüllü gruplara yaptıklarını belirten Koca, “Sonuçları zannediyorum üç dört hafta içinde çıkmış olur. Sinovac’la birlikte kıyaslamalı yapılıyor. Biz seri üretime en geç önümüzdeki 1,5-2 ay içinde geçmek istiyoruz. O hazırlıkları yapıyoruz” diye konuştu.

İyileşen sayısı 30 bini geçti

Son 24 saatte 23 bin 638 yeni vaka tespit edildi, 274 kişi hayatını kaybetti, 34 bin 402 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığınca Günlük Koronavirüs Tablosu, “covid19.saglik.gov.tr” adresinden paylaşıldı.

İyileşen sayısı 30 bini geçti

Buna göre, Türkiye’de son 24 saatte 304 bin 864 COVID-19 testi yapıldı, 23 bin 638 kişinin testi pozitif çıktı.

İyileşen sayısı 30 bini geçti

274 kişi hayatını kaybetti, iyileşenlerin sayısı ise 34 bin 402 oldu.

18 yaş üstü nüfusta birinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 81,08, ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 62,80 olarak kayda geçti.

Aşı sayısı 98 milyonu geçti

Türkiye’de bugüne kadar yapılan aşı saysı 50 milyon 324 bin 643’ü birinci doz, 38 milyon 978 bin 541’i ikinci doz, 9 milyon 122 bin 835’i üçüncü doz olmak üzere 98 milyon 828 bin 646’ya yükseldi.

En az bir doz aşı uygulananların oranı en yüksek 10 il sırasıyla Muğla, Edirne, Çanakkale,Tekirdağ, Kilis, Amasya, Kırklareli, Aydın, Yalova ve Balıkesir oldu.

En az bir doz aşı yapılanların oranı en az iller ise Şanlıurfa, Gümüşhane, Diyarbakır, Mardin, Muş, Batman, Bingöl, Bayburt, Siirt ve olarak sıralandı.

Son dakika: 18 Temmuz koronavirüs tablosu belli oldu! İşte günlük vaka sayısı…

Son dakika haberine göre, Türkiye’nin günlük koronavirüs tablosu açıklandı. Türkiye’de son 24 saatte 233 bin 946 Kovid-19 testi yapıldı, 7 bin 680 kişinin testi pozitif çıktı, 66 kişi hayatını kaybetti.

Sağlık Bakanlığı tarafından 18 Temmuz 2021 koronavirüs tablosu paylaşıldı. Bakan Koca yaptığı açıklamada, “Aydın, İzmir ve Tekirdağ maviye yaklaştı. Tedbirlere taviz vermeden uyalım. Bayramda tedbirlere uymak bayram sonrasını da bayram eder.” dedi.

Sahte testle seyahate hapis cezası

BAŞKENT Brüksel’deki havalimanında nisan ayında ülke dışına seyahat etmek isteyen kişinin sunduğu negatif PCR test sonucunun başkasına ait olduğu anlaşıldı. Olayın ortaya çıkması üzerine yolcunun testin bir arkadaşına ait olduğunu itiraf ettiği belirtildi.

Bunun üzerine bu kişiye 750 euro para cezası verildi. Cezanın verilen sürede ödenmemesi nedeniyle Brüksel Savcılığı dava açtı. Yolcu, iki kez yapılan duruşmalara da çıkmadı. Savcılık, sahte test sonucu sunan kişinin 1 yıl hapis cezasına çarptırıldığını açıkladı.

Böylece Belçika’da ilk kez bir kişiye sahte PCR test sonucuyla seyahat etmeye çalıştığı için hapis cezası verilmiş oldu.
Belçika’da 19 Nisan ile 11 Haziran arasında sahte test sonucuyla seyahat etmek isteyen 576 kişinin yakalandığı, bu kişilerin her birine 750 euro para cezası kesildiği bildirildi.

Belçika hükümeti salgın nedeniyle ülke dışına zorunlu olmayan seyahatleri kısıtlamış, bu kısıtlama 19 Nisan’da kaldırılmıştı.

Dünya şokta, aşıda yeni yan etki! Ölümcül sendroma yakalandılar

İngiltere’de üretilen ve en çok bu ülkede uygulanan AstraZeneca aşısının yeni bir yan etkisi ortaya çıktı. Son dönemde aşı olan kişilerin birkaç gün sonra ölümcül olarak sınıflandırılan Guillain-Barré sendromuna yakalandığı tespit edildi.

İlk olarak 2019’un son günlerinde Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs (Kovid-19) gezegenimizin bir numaralı ortak gündemi olmaya devam ediyor. Yaklaşık 2 yıldır hayatımızda olan virüs on milyonlarca kişiye bulaştı ve dünya genelinde 4 milyona yakın insanın hayatına mal oldu.

Virüs bilim dünyasının da neredeyse tüm mesaisini buraya ayırmasına neden oldu. Dünya genelinde binlerce bilim insanı ve kuruluş pandemiye son vermek için pek çok araştırmaya imza attı ve atmaya devam ediyor.

Bunun meyvelerini ise almaya başladık. Virüs ile mücadelede kilit öneme sahip pek çok aşı geliştirildi. Küresel aşılamada 2.7 milyar dozu geride bırakan dünya tabiri caizse tünelin ucundaki ışığı gördü.

Ancak aşılar ile ilgili tartışmalar bir türlü bitmiyor. Özellikle İngiltere’de üretilen ve ağırlıklı olarak bu ülkede kullanılan Kovid-19 aşısı AstraZeneca son dönemde ölüm ve yan etki haberleri ile gündemde.

İngiltere’den gelen son habere göre, 4 kişide bu aşıyı olduktan birkaç gün sonra ölümcül olarak sınıflandırılan Guillain-Barré sendromu görüldü.
Annals of Neurology dergisinde yayınlanan çalışmaya göre, semptomlar ilk aşıdan 11 ila 22 gün sonra başladı ve dört erkeğin tümü 20 ila 57 yaşları arasındaydı.
Bu kişilerden birinin dikkat çeken bir tıbbi geçmişi yoktu. Diğer üçünde ise ülseratif kolit, astım ve yüksek tansiyon vardı. Bu 4 kişiye de koronavirüs bulaşmadığı bilgisinin altı çizildi.

Makalenin yazarı Dr Christopher Allen, aşının nörolojik hastalığa neden olduğundan henüz emin olamayacaklarını ve bunun tesadüfen olabileceğini belirtti.

Ancak benzer vakalar iki ülke de daha görülmüştü. Avustralya’da altı, Hindistan’da yedi vaka tespit edilmişti.

Normalde bir enfeksiyon tarafından tetiklenen komplikasyon, genellikle yaklaşık 100 bin kişiden birinde görülüyor. Ancak bağlantıyı ortaya çıkaran Hindistan’daki doktorlar, bunun beklenenden 10 kat daha fazla gerçekleştiğini söylüyor.

GUILLAIN-BARRE sendromu nedir?

Guillain-Barre Sendromu, sinir sisteminde meydana gelen, vücutta kas güçsüzlüğüne, refleks kaybına, uyuşmaya, karıncalanmaya sebep olan ve geçici felç hali yaratabilen, kesin tedavisi olmamakla beraber hastalığın etkisi azaltılabilen bir nörolojik hastalıktır. 

İngiliz model öldü

Bu aşı ülkemizde kullanılmazken daha önce ölüm ve yasaklama haberleri ile gündeme gelmişti.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde yaşayan 39 yaşındaki İngiliz model Stephanie Dubois, geçtiğimiz günlerde AstraZeneca aşısı olduktan günler sonra hayatını kaybetmişti.

İngiliz basınında geniş yer bulan haber kısa sürede ‘ölüm nedeni aşı mı’ tartışmalarını beraberinde getirmişti.

Aşı kısırlık yapıyor’ iddialarına son nokta konuldu

Koronavirüs aşısıyla ilgili ortaya atılan ‘Kısır yapıyor’ iddialarına son nokta konuldu. ABD’deki Miami Üniversitesi Üroloji Bölümü’nden bilim insanlarının yaptığı çalışmada, MRNA aşısı olanların sperm sayısının arttığı ortaya çıktı. Araştırma sonrası Türk Androloji Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu aşının değil, koronavirüsün üreme sistemini kötü etkilediğini vurguladı.

Türkiye’de de yaygın olarak kullanılmaya başlanan mRNA aşılarının erkeklerde kısırlığa yol açtığı yönündeki kaygıları giderecek çalışma Amerika’dan geldi. Miami Üniversitesi Üroloji Bölümü’nden bilim insanları tarafından yürütülen ve sonuçları 17 Haziran’da dünyanın en saygın tıp dergilerinden Amerikan Tıp Cemiyeti’nin yayını JAMA’da yer alan çalışmaya göre mRNA aşısı olan erkeklerin üreme sisteminde herhangi bir problem oluşmadı, tam tersine sperm sayısı ve hareketliliğinde artış gözlendi. Verileri DHA’ya değerlendiren Türk Androloji Derneği Onursal Başkanı ve İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Bölümü’nden Androloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu, çalışmanın “aşıların üreme sistemine zarar vermediğinin kanıtı” bakımından önemli olduğunu söyledi.

“Hastalık sperm sayısını düşürüyor”

Kovid-19 enfeksiyonunun akciğer gibi erkek üreme sistemini de çok sevdiğini söyleyen Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu, “Çünkü ACE2 reseptörleri, testiste de akciğerdeki gibi son derece yoğun ve virüs, bu reseptörlere bağlanarak hücreleri etkiliyor. Bunun sonucu olarak testiste iltihap (inflamasyon) gelişiyor, ‘leydig’ hücrelerinden testosteron salgılanması azalıyor, hormonlarda sorun oluşuyor, immünolojik birtakım hadiseler meydana geliyor. Aynı zamanda ateş yükselmesi de testisleri olumsuz etkiliyor. Kovid hastalarındaki 37.8’in üzerindeki ateş, testis açısından olumsuz etkilere yol açıyor. Buna bağlı olarak genital sistemde yani üreme sisteminde olumsuz birtakım değişiklikler oluyor. Sperm sayısı yüzde 50 oranında düşüyor. Sperm hareketliliği azalıyor. Aynı zamanda spermlerin canlılığında da olumsuz etkilenme oluyor” dedi.

Özellikle genç hastaların bu durumdan daha çok etkilendiğini anlatan Prof. Dr. Kadıoğlu, “Çünkü özellikle genç hastalarda ACE 2 reseptörleri, yaşlılara göre daha fazla. Bu nedenle de genç erkeklerin testisleri Kovid-19’dan daha olumsuz etkileniyor. Aynı zamanda hastalığın hafif, orta ve ağır geçilip geçilmediği de son derece önemli. Ağır geçiren hastalarda, bu değişiklikler çok daha fazla. Demek ki gençler ve hastalığı ağır geçirenlerde üreme sisteminin daha fazla etkilenmesi söz konusu” şeklinde konuştu.

“Sperm sayısında artışlar var”

JAMA’da yayınlanan çalışmayla aşının erkeklerdeki üreme sisteminde bir olumsuzluğa yol açıp açmadığına bakıldığını anlatan Prof. Dr. Kadıoğlu, şu bilgileri verdi:

“En prestijli tıp dergilerinden bir tanesidir JAMA. 45 erkekte aşı öncesi (aşıdan 7 gün önce) ve aşı sonrası (70 gün sonrasına kadar) meni analizi, semen parametreleri değerlendirilmiş. Bu değerlendirmeler sonucunda görülüyor ki, sperm hacminde, sayısında, hareketliliğinde, total ileri sperm sayısında artışlar var. Örneğin sperm sayısı santimetreküpte 26 milyondan 30 milyona kadar çıkmış. Sperm hareketliliği ise yüzde 58’den yüzde 65’e yükselmiş. Bu çalışmada çok özel bir grup daha var, 8 kişinin sperm sayısı aslında normalin de altında. Aşıdan sonra görülmüş ki bu hastaların 7’sinde de olumlu yönde değişiklik olmuş. Bu kişilerde santimetreküpteki sperm sayısı 8.3 milyondan, 22 milyona çıkmış. Tabii ki bu henüz ilk ve tek çalışma. Vaka sayısı çok yüksek değil. Bu verilerin diğer merkezler tarafından da konfirme edilmesi, yeniden tekrarlanması, daha geniş hasta gruplarında bakılması gerekiyor.”

‘İsrail’de benzer çalışma yürütülüyor’

Prof. Dr. Kadıoğlu, nüfusunun büyük bir çoğunluğu aşılanan İsrail’de de buna benzer bir araştırma yürütüldüğüne işaret ederek şunları söyledi:

“İsrail’deki çalışmaya da yine 40-45 erkek dahil edilmiş. Bunlar arasında tüp bebek tedavisine giden hastalar da var. Bu hastaların (aşılanmadan önce) 29 tanesinde normal semen parametreleri gözlenmiş, 14 tanesinde ise düşük semen parametreleri var. Normal semen parametrelerinde olan grupta, santimetreküpte sperm sayısı 43 milyondan 47 milyona çıkmış. Sperm sayısı düşük olan hastalarda ise sperm sayısı 4 milyondan 8 milyona çıkmış. Bu çalışma da üreme sisteminde sorun olan erkeklerde bir miktar yükselme tespit edildiğini gösteriyor bize. Ama İsrail’in araştırması henüz bir dergide yayınlanmadı. Şu an halen veri tabanında takip ediliyor. Makale olarak yayınlandıktan sonra çok daha detaylı bilgilere sahip olacağız.”

“Aşının herhangi bir zararı yoktur”

Kovid hastalığının üreme sistemi için çok daha riskli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu, sözlerini şöyle noktaladı:

“Kovid üreme sistemi için zararlıdır. Aşının herhangi bir zararı yoktur. Hatta bu yararı konusunda da (bu çalışmalar ile) bir umut ışığı belirmiştir. Ama halen ispat edilmeye muhtaç veriler bunlar. Çünkü bu çalışmaların kısıtlılığı, öncelikle vaka sayısı az, kontrol grubu yok. Takip süresi de kısa. Aynı zamanda bizim mevsimsel dediğimiz semen parametrelerindeki zamana bağlı değişkenler dediğimiz durum da bu hastalarda gelişmiş olabilir. O yüzden kontrol grubunun olması gerekiyor, çok daha fazla hasta takip edilmesi gerekiyor, aynı zamanda uzun dönem takip de şart. Semen parametrelerinin de çalışmalarda sayıya göre sınıflandırılması lazım. Yani kötü semen parametresi olanlar, orta derecede iyi olanlar vb şeklinde. Bunların hepsinin de daha yüksek sayıda vakalarla uzun takiplerinin yapılması, kontrol grubu ile karşılaştırmalı çalışmaların yapılması gerekiyor. Buradan ‘aşılar kısırlığa çare’ sonucu da çıkmamalı bu nedenle.”

Türkiye’de kaç kişi korona aşısı oldu? Kim aşı randevusu alabiliyor?

Şimdiye kadar kaç kişi aşı oldu? Koronavirüs salgınının bitmesi, özlenen günlere dönülmesi için toplumun büyük bölümünün aşı olması gerekiyor. Son dönemde aşılama ciddi bir hız kazandı. Peki, şimdiye kadar kaç kişi aşı oldu? Türkiye’de iki doz aşı olan kaç kişi var?

Koronavirüse karşı aşılama tüm hızıyla sürüyor. Ülkemizde 14 Ocak’ta başlayan aşılama özellikle haziran ayında ciddi bir hıza ulaştı. Peki, şimdiye kadar kaç doz aşı yapıldı?

Türkiye’de kaç kişi korona aşısı oldu? Kim aşı randevusu alabiliyor?

Sağlık Bakanlığı uygulanan aşı miktarını canlı olarak aktarıyor. 14 Haziran 2021 saat 08.35 itibariyle ülkemizde 33.787.681 kişiye aşı yapıldı. 1.doz aşı olanların sayısı 20.085.268 iken iki doz aşını yaptıranlar 13.702.413’e ulaştı. Aşılamada gelinen bu noktayla birlikte Türkiye nüfusunun yüzde 25’ine bir doz aşı uygulamış oldu.

“Günlük 1 milyon doz aşı olursa bu iş 2 ayda biter”

Sağlık Bakanlığı aşılama hızında günlük yaklaşık 600 bin doza ulaşıldığını açıladı. Uzmanlar da “Aşılama hızını biraz daha arıtırırsak iki ayda normal hayata geçeriz” diyerek vatandaşa aşı olma çağrısında bulundu.

Hürriyet’e konuşan Ankara Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Necmettin Ünal:

Türkiye aşılama hızını arttırdı ancak ülke aşılama kapasitesinin 600 binin üzerinde olduğunu düşünüyorum. Toplumsal bağışıklığın oluşması için toplumun yüzde 70-80’inin aşılanması gerekiyor. Aşılama hızını biraz daha arttırır ve günlük 1 milyona çıkarsak iki ayda bu iş biter. Bu durum Türkiye’ye özgü yeni varyantlar ortaya çıkmasına da engeller. Toplumdaki bağışıklık sahibi kişilerin oranı ile ilgili olarak tedbirler tabii ki gevşetilecektir. Rakamlar Sağlık Bakanlığı’nın elinde var. Ancak maske ve mesafe tedbirlerinin gevşetilmesinde aceleci olmamakta fayda var. Özellikle yabancılarla kontakta, aşı olmayanlarla aynı ortama girildiğinde maksimum koruma tedbirleri almak şart. İsrail başta olmak üzere aşı olmayanlarla ilgili önemli tedbirler alınıyor. Dini aktiviteler dahil, sinema tiyatro maçlar gibi toplu aktivitelere aşısız kişilerin girmesi bu ülkede yasak. Doğru mu? Bence bulaşı engellemek açısından doğru. Yapılabilirliği de bir yere kadar. Türkiye’de de böyle kurallar getirilebilir ama bu siyasi bir tercihtir. Ancak her kuralı devletin getirmesi gerekmiyor. Bir fabrika düşünün patron diyor ki ‘üretim kapasitesini düşürmemek için aşı olmayan kişileri çalıştırmayacağım’. Bu çok önemli bir girişim olmaz mı? Yani artık özel girişime de karar almak için sorumluluk düşüyor.

Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Barış Otlu:

Sağlık Bakanlığımız tarafından uygulanan COVID-19 aşılama programı ülkemizde giderek hızlanarak, aşıya erişim toplumumuzun büyük bir kesimi için mümkün hale gelmiştir. Aşılamada bizden önde olan ülkeler model alındığında aşı programında yaşanan bu ivmenin etkisini birkaç ay içerisinde daha belirgin olarak göstereceğini, yeni vakaların ve hastaneye yatışların oldukça azalacağını öngörebiliriz. Bu durum, mutlaka alınan önlemlere de yansıyacak ve hayat giderek normale dönecektir. Ülkemizde aşılama programı kapsamında kullanılan tüm aşılar, gerekli güvenlik testlerinden geçirilmektedir. Gelişebilecek yan etkiler tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıkı bir şekilde takip edilmektedir. Uygulanmakta olan aşı programına destek vermek, pandemi ile yapılan mücadelenin başarısı açısından çok önemlidir. Alınan önlemlerle ve giderek yaygınlaşan aşılama ile yıl sonuna kadar alışmış olduğumuz normal düzenimize dönebileceğimizi düşünüyorum.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık:

Günde 1 milyon doz aşı uygulanması durumunda temmuz ayı sonuna kadar toplumsal bağışıklık hedefine erişiriz. Sonbaharda ise eski normalimize dönebiliriz. Elbette bu, aşı tedarikinde sorun kalmamasına ve insanların aşı olmak konusundaki uyumuna bağlı. Toplumun en az yüzde 60’ı aşılandığında hastalık ‘salgın’ formundan çıkıp az sayıda enfeksiyon vakası olarak görülmeye, artık toplumu ciddi şekilde etkilememeye başlayabilir. Elbette bu süreçte aşı olmamış kişiler için risk devam edecektir.

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Akın:

Aşı tedariki arttığı için Sağlık Bakanlığı hızlı biçimde toplumun tüm kesimlerini aşılamaya çalışıyor. Randevuların doluluk oranlarının yüzde 99’a çıktığı açıklandı. Artık aşı kuyrukları oluşuyor. Günde yarım milyon kişi aşılanırsa temmuzun ortasına kadar 50-60 milyon kişiye en az bir doz aşı uygulanmış olacak. Yani bu hızla giderse sonbahara girerken toplumda istenilen ölçüde en az iki doz aşı yapılmış kişi sayısına ulaşılacak. Bu durum da çok düşük sayıda yeni vaka görülmesini sağlar. Bu nedenle ısrarla söylemek istediğim konu, kapalı mekanlarda ve pazar yerleri, alışveriş merkezleri, sokaklar gibi kalabalık yerlerde maske ve mesafe kurallarına uyulması gerektiği. Hava sıcaklığının artması virüsün bulaşma ihtimalini azaltmaz. Ancak bu mevsimde insanlar açık alanlarda daha çok bulunduğu için yakın temas olasılığı düşer, hastalığın bulaşma ihtimali de bu nedenle azalır. Hem aşılama hızının artması hem de mevsimsel avantajlar nedeniyle vaka sayılarındaki düşme toplumda sosyal aktivitelerin yaşanmasında bir rahatlık sağlayacaktır. Ancak bu rahatlık hastalığın ortadan kalktığı anlamına gelmeyecek. Tedbirlerin gevşetilmesi kontrollü olmalıdır. Temmuzun ikinci yarısından sonra mesafe ve maske kurallarına dikkat edilerek her türlü sosyal aktivite yapılabilir. Sonbahara girerken tedbirler yeniden gözden geçirilecektir.

Koronavirüste yeni belirtiler açıklandı

İlk olarak 2019’un son günlerinde Çin’in Wuhan kentinde görülen Koronavirüs (Kovid-19) gezegenimizin bir numaralı ortak sorunu olmaya devam ediyor. Virüs on milyonlarca insana bulaşırken 4 milyona yakın kişinin de hayatına mal oldu.

Virüsü yenmek için dünya genelinde yüzlerce araştırma yapılıyor. Kovid-19’a karşı pek çok aşı geliştirildi ve aşılama sayesinde dünya ilk defa tabiri caizse tünelin ucundaki ışığı görüyor.

Ancak görünen o ki virüs bizi şaşırtmaya devam ediyor. Zira koronavirüs ile ilgili her gün yeni bir bilgi ediniyoruz. Virüs ile ilgili yeni keşif bu sefer salgın ile mücadele eden doktorlardan geldi. Kovid-19 ile ilgili yeni bilgiler salgının yeni merkezi olarak adlandırılan Hindistan’dan geldi.

Ülkede görev yapan doktorlar virüsün yeni semptomlarını belirlediklerini duyurdu. Ülke ilkbaharda B1617.2 veya ‘Delta’ olarak bilinen yeni varyant tarafından kuşatıldı. Varyant yüzünden sağlık sistemi çökme noktasına gelirken kimi zaman hayati öneme sahip oksijen bile bulunamadı.

Bilim insanları ‘Delta’nın bugüne kadar keşfedilen en bulaşıcı varyant olduğunun altını çizerken Hindistan’da görev yapan doktorlar tipik Kovid-19 semptomlarının dışında yeni belirtiler keşfetti.

Bloomberg’de yer alan habere göre, doktorlar tipik Kovid-19 semptomlarının yanı sıra sağırlık veya kan pıhtılarının neden olduğu kangren ile gelen hastalarda bir artış gördüklerini söylüyor. Doktorlar kangren, işitme kaybı ve şiddetli mide rahatsızlıklarının ilk kez Hindistan’da tanımlanan Kovid-19 varyantından kaynaklanabileceğini düşünüyor.

Öte yandan viral enfeksiyonlar, yetişkin sağırlığının yaygın bir nedeni olarak uzun yıllardır kabul görüyor. Bilim insanları bunun kimi durumlarda geçici kimi durumlarda ise kalıcı olduğunun altını çiziyor.

Sağlık görevlileri, yeni varyantın yeni semptomlara neden olduğuna dair henüz yeterli kanıt olmadığını söyledi. Uzmanlar bu alnada daha fazla veri topladıktan sonra bu şüphenin netlik kazanabileceğinin altını çizdi.

Chennai’deki Apollo Hastanesi’nde bulaşıcı hastalıklar doktoru olan Abdul Ghafur, yeni varyantlar ortaya çıktıkça virüsün daha “öngörülemez” hale geldiğini söyledi ve pandeminin ilk dalgasına kıyasla şimdi daha fazla ishalli hasta gördüğünü de sözlerine ekledi.

İngiliz Mirror gazetesinde yer alan habere göre ise, ülkede Kovid-19 hastalarını tedavi eden önde gelen altı doktor, mide ağrısı, mide bulantısı, kusma, iştahsızlık, işitme kaybı ve eklem ağrısı gibi ortak belirtiler fark etti.

Ülkede toplam koronavirüs vaka sayısı 28 milyon 996 bin 473’e, can kaybı sayısı 351 bin 309’a çıkarken yeni semptomların yüzlerce kişide görüldüğü belirtiliyor. Hindistan’da günlük vaka sayısı 4 Nisan’da 100 binin, 15 Nisan’da 200 binin, 21 Nisan’da 300 binin, 30 Nisan’da 400 binin üzerine çıkmıştı.

Ancak koronavirüsn pençesindeki Hindistan’ın mücadele ettiği tek şey ‘Delta’ varyantı değil. Ülkedeki ‘Kara Mantar Salgını’nında tehlike her geçen gün büyüyor.

Siyah mantar olarak bilinen göz hastalığı “mukormikoz” vakalarının artması endişeye yol açıyor. Gelen ilk bilgilere göre, siyah mantar salgını çoğunlukla koronavirüs hastalarını etkiledi. Uzmanlar söz konusu salgın nedeniyle hastaların yaklaşık yüzde 60’ının gözlerinden biri veya her ikisini kaybettiğini duyurdu.

Zira bu göz hastalığı ile mücadele kapsamında doktorlar hastaların gözlerini ameliyat ile çıkarmak zorunda kalıyor. Uzmanlar ölümcül olabilen mantar hastalığının yayılmasını önleyebilmek için yayılmanın olduğu tek gözünü ameliyatla alınması gerektiğinin altını çiziyor.