COVID-19

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

COVID-19

Türkiye’de kaç kişi korona aşısı oldu? Kim aşı randevusu alabiliyor?

Şimdiye kadar kaç kişi aşı oldu? Koronavirüs salgınının bitmesi, özlenen günlere dönülmesi için toplumun büyük bölümünün aşı olması gerekiyor. Son dönemde aşılama ciddi bir hız kazandı. Peki, şimdiye kadar kaç kişi aşı oldu? Türkiye’de iki doz aşı olan kaç kişi var?

Koronavirüse karşı aşılama tüm hızıyla sürüyor. Ülkemizde 14 Ocak’ta başlayan aşılama özellikle haziran ayında ciddi bir hıza ulaştı. Peki, şimdiye kadar kaç doz aşı yapıldı?

Türkiye’de kaç kişi korona aşısı oldu? Kim aşı randevusu alabiliyor?

Sağlık Bakanlığı uygulanan aşı miktarını canlı olarak aktarıyor. 14 Haziran 2021 saat 08.35 itibariyle ülkemizde 33.787.681 kişiye aşı yapıldı. 1.doz aşı olanların sayısı 20.085.268 iken iki doz aşını yaptıranlar 13.702.413’e ulaştı. Aşılamada gelinen bu noktayla birlikte Türkiye nüfusunun yüzde 25’ine bir doz aşı uygulamış oldu.

“Günlük 1 milyon doz aşı olursa bu iş 2 ayda biter”

Sağlık Bakanlığı aşılama hızında günlük yaklaşık 600 bin doza ulaşıldığını açıladı. Uzmanlar da “Aşılama hızını biraz daha arıtırırsak iki ayda normal hayata geçeriz” diyerek vatandaşa aşı olma çağrısında bulundu.

Hürriyet’e konuşan Ankara Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Necmettin Ünal:

Türkiye aşılama hızını arttırdı ancak ülke aşılama kapasitesinin 600 binin üzerinde olduğunu düşünüyorum. Toplumsal bağışıklığın oluşması için toplumun yüzde 70-80’inin aşılanması gerekiyor. Aşılama hızını biraz daha arttırır ve günlük 1 milyona çıkarsak iki ayda bu iş biter. Bu durum Türkiye’ye özgü yeni varyantlar ortaya çıkmasına da engeller. Toplumdaki bağışıklık sahibi kişilerin oranı ile ilgili olarak tedbirler tabii ki gevşetilecektir. Rakamlar Sağlık Bakanlığı’nın elinde var. Ancak maske ve mesafe tedbirlerinin gevşetilmesinde aceleci olmamakta fayda var. Özellikle yabancılarla kontakta, aşı olmayanlarla aynı ortama girildiğinde maksimum koruma tedbirleri almak şart. İsrail başta olmak üzere aşı olmayanlarla ilgili önemli tedbirler alınıyor. Dini aktiviteler dahil, sinema tiyatro maçlar gibi toplu aktivitelere aşısız kişilerin girmesi bu ülkede yasak. Doğru mu? Bence bulaşı engellemek açısından doğru. Yapılabilirliği de bir yere kadar. Türkiye’de de böyle kurallar getirilebilir ama bu siyasi bir tercihtir. Ancak her kuralı devletin getirmesi gerekmiyor. Bir fabrika düşünün patron diyor ki ‘üretim kapasitesini düşürmemek için aşı olmayan kişileri çalıştırmayacağım’. Bu çok önemli bir girişim olmaz mı? Yani artık özel girişime de karar almak için sorumluluk düşüyor.

Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Barış Otlu:

Sağlık Bakanlığımız tarafından uygulanan COVID-19 aşılama programı ülkemizde giderek hızlanarak, aşıya erişim toplumumuzun büyük bir kesimi için mümkün hale gelmiştir. Aşılamada bizden önde olan ülkeler model alındığında aşı programında yaşanan bu ivmenin etkisini birkaç ay içerisinde daha belirgin olarak göstereceğini, yeni vakaların ve hastaneye yatışların oldukça azalacağını öngörebiliriz. Bu durum, mutlaka alınan önlemlere de yansıyacak ve hayat giderek normale dönecektir. Ülkemizde aşılama programı kapsamında kullanılan tüm aşılar, gerekli güvenlik testlerinden geçirilmektedir. Gelişebilecek yan etkiler tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıkı bir şekilde takip edilmektedir. Uygulanmakta olan aşı programına destek vermek, pandemi ile yapılan mücadelenin başarısı açısından çok önemlidir. Alınan önlemlerle ve giderek yaygınlaşan aşılama ile yıl sonuna kadar alışmış olduğumuz normal düzenimize dönebileceğimizi düşünüyorum.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık:

Günde 1 milyon doz aşı uygulanması durumunda temmuz ayı sonuna kadar toplumsal bağışıklık hedefine erişiriz. Sonbaharda ise eski normalimize dönebiliriz. Elbette bu, aşı tedarikinde sorun kalmamasına ve insanların aşı olmak konusundaki uyumuna bağlı. Toplumun en az yüzde 60’ı aşılandığında hastalık ‘salgın’ formundan çıkıp az sayıda enfeksiyon vakası olarak görülmeye, artık toplumu ciddi şekilde etkilememeye başlayabilir. Elbette bu süreçte aşı olmamış kişiler için risk devam edecektir.

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Akın:

Aşı tedariki arttığı için Sağlık Bakanlığı hızlı biçimde toplumun tüm kesimlerini aşılamaya çalışıyor. Randevuların doluluk oranlarının yüzde 99’a çıktığı açıklandı. Artık aşı kuyrukları oluşuyor. Günde yarım milyon kişi aşılanırsa temmuzun ortasına kadar 50-60 milyon kişiye en az bir doz aşı uygulanmış olacak. Yani bu hızla giderse sonbahara girerken toplumda istenilen ölçüde en az iki doz aşı yapılmış kişi sayısına ulaşılacak. Bu durum da çok düşük sayıda yeni vaka görülmesini sağlar. Bu nedenle ısrarla söylemek istediğim konu, kapalı mekanlarda ve pazar yerleri, alışveriş merkezleri, sokaklar gibi kalabalık yerlerde maske ve mesafe kurallarına uyulması gerektiği. Hava sıcaklığının artması virüsün bulaşma ihtimalini azaltmaz. Ancak bu mevsimde insanlar açık alanlarda daha çok bulunduğu için yakın temas olasılığı düşer, hastalığın bulaşma ihtimali de bu nedenle azalır. Hem aşılama hızının artması hem de mevsimsel avantajlar nedeniyle vaka sayılarındaki düşme toplumda sosyal aktivitelerin yaşanmasında bir rahatlık sağlayacaktır. Ancak bu rahatlık hastalığın ortadan kalktığı anlamına gelmeyecek. Tedbirlerin gevşetilmesi kontrollü olmalıdır. Temmuzun ikinci yarısından sonra mesafe ve maske kurallarına dikkat edilerek her türlü sosyal aktivite yapılabilir. Sonbahara girerken tedbirler yeniden gözden geçirilecektir.

Koronavirüste yeni belirtiler açıklandı

İlk olarak 2019’un son günlerinde Çin’in Wuhan kentinde görülen Koronavirüs (Kovid-19) gezegenimizin bir numaralı ortak sorunu olmaya devam ediyor. Virüs on milyonlarca insana bulaşırken 4 milyona yakın kişinin de hayatına mal oldu.

Virüsü yenmek için dünya genelinde yüzlerce araştırma yapılıyor. Kovid-19’a karşı pek çok aşı geliştirildi ve aşılama sayesinde dünya ilk defa tabiri caizse tünelin ucundaki ışığı görüyor.

Ancak görünen o ki virüs bizi şaşırtmaya devam ediyor. Zira koronavirüs ile ilgili her gün yeni bir bilgi ediniyoruz. Virüs ile ilgili yeni keşif bu sefer salgın ile mücadele eden doktorlardan geldi. Kovid-19 ile ilgili yeni bilgiler salgının yeni merkezi olarak adlandırılan Hindistan’dan geldi.

Ülkede görev yapan doktorlar virüsün yeni semptomlarını belirlediklerini duyurdu. Ülke ilkbaharda B1617.2 veya ‘Delta’ olarak bilinen yeni varyant tarafından kuşatıldı. Varyant yüzünden sağlık sistemi çökme noktasına gelirken kimi zaman hayati öneme sahip oksijen bile bulunamadı.

Bilim insanları ‘Delta’nın bugüne kadar keşfedilen en bulaşıcı varyant olduğunun altını çizerken Hindistan’da görev yapan doktorlar tipik Kovid-19 semptomlarının dışında yeni belirtiler keşfetti.

Bloomberg’de yer alan habere göre, doktorlar tipik Kovid-19 semptomlarının yanı sıra sağırlık veya kan pıhtılarının neden olduğu kangren ile gelen hastalarda bir artış gördüklerini söylüyor. Doktorlar kangren, işitme kaybı ve şiddetli mide rahatsızlıklarının ilk kez Hindistan’da tanımlanan Kovid-19 varyantından kaynaklanabileceğini düşünüyor.

Öte yandan viral enfeksiyonlar, yetişkin sağırlığının yaygın bir nedeni olarak uzun yıllardır kabul görüyor. Bilim insanları bunun kimi durumlarda geçici kimi durumlarda ise kalıcı olduğunun altını çiziyor.

Sağlık görevlileri, yeni varyantın yeni semptomlara neden olduğuna dair henüz yeterli kanıt olmadığını söyledi. Uzmanlar bu alnada daha fazla veri topladıktan sonra bu şüphenin netlik kazanabileceğinin altını çizdi.

Chennai’deki Apollo Hastanesi’nde bulaşıcı hastalıklar doktoru olan Abdul Ghafur, yeni varyantlar ortaya çıktıkça virüsün daha “öngörülemez” hale geldiğini söyledi ve pandeminin ilk dalgasına kıyasla şimdi daha fazla ishalli hasta gördüğünü de sözlerine ekledi.

İngiliz Mirror gazetesinde yer alan habere göre ise, ülkede Kovid-19 hastalarını tedavi eden önde gelen altı doktor, mide ağrısı, mide bulantısı, kusma, iştahsızlık, işitme kaybı ve eklem ağrısı gibi ortak belirtiler fark etti.

Ülkede toplam koronavirüs vaka sayısı 28 milyon 996 bin 473’e, can kaybı sayısı 351 bin 309’a çıkarken yeni semptomların yüzlerce kişide görüldüğü belirtiliyor. Hindistan’da günlük vaka sayısı 4 Nisan’da 100 binin, 15 Nisan’da 200 binin, 21 Nisan’da 300 binin, 30 Nisan’da 400 binin üzerine çıkmıştı.

Ancak koronavirüsn pençesindeki Hindistan’ın mücadele ettiği tek şey ‘Delta’ varyantı değil. Ülkedeki ‘Kara Mantar Salgını’nında tehlike her geçen gün büyüyor.

Siyah mantar olarak bilinen göz hastalığı “mukormikoz” vakalarının artması endişeye yol açıyor. Gelen ilk bilgilere göre, siyah mantar salgını çoğunlukla koronavirüs hastalarını etkiledi. Uzmanlar söz konusu salgın nedeniyle hastaların yaklaşık yüzde 60’ının gözlerinden biri veya her ikisini kaybettiğini duyurdu.

Zira bu göz hastalığı ile mücadele kapsamında doktorlar hastaların gözlerini ameliyat ile çıkarmak zorunda kalıyor. Uzmanlar ölümcül olabilen mantar hastalığının yayılmasını önleyebilmek için yayılmanın olduğu tek gözünü ameliyatla alınması gerektiğinin altını çiziyor.

İllere göre koronavirüs vaka haritası paylaşıldı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ‘İllerimizde 100.000 nüfusa karşılık gelen bir haftalık toplam vaka sayısını gösteren insidans haritasının güncel halini ekte görebilirsiniz. Vaka sayılarının düşüş hızı azalsa da düşme eğilimi devam ediyor. Bu güce güvenin.’ açıklamasında bulundu. Bakan Koca’nın paylaştığı koronavirüs verilerine göre en yüksek artış ise Bolu’da görüldü.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 100 bin nüfusa karşılık gelen bir haftalık vaka sayısını gösteren insidans haritasını paylaştı.

Haftalık verilere göre Bolu, Kars, Gümüşhane, Kütahya ve Ankara 100 bin kişide en çok, Hatay, Osmaniye, Adana, Edirne ve Mersin ise en az Kovid-19 vakası görülen iller oldu.

Bakan Koca’nın açıklaması şu şekilde:

İllerimizde 100.000 nüfusa karşılık gelen bir haftalık toplam vaka sayısını gösteren insidans haritasının güncel halini ekte görebilirsiniz. Vaka sayılarının düşüş hızı azalsa da düşme eğilimi devam ediyor. Bu güce güvenin.

Günlük vaka sayısında son durum

Sağlık Bakanlığı’ndan alınan verilere göre son 24 saatte 218 bin 164 Kovid-19 testi yapıldı, 5 bin 647 kişinin testi pozitif çıktı, 91 kişi hayatını kaybetti. Ağır hasta sayısı 1060 oldu, 6 bin 576 kişinin Covid-19 tedavisinin/karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 5 milyon 167 bin 350’ye yükseldi.

Türkiye’ye gelen yolcular için yeni kural: Artık istenmeyecek

Koronavirüs tedbirleri kapsamında güncellenen seyahat kuralları çerçevesinde, 146 ülkeden havayoluyla Türkiye’ye gelen yolculardan yurda girişte aşı olduğuna dair belge gösterenlere PCR testi zorunluluğu kaldırıldı.

1 Haziran itibarıyla yeni seyahat kurallarının açıklanmasının ardından Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), ‘Koronavirüs Tedbirleri Kapsamında Ülkelere Giriş Tablosu’nu yeniledi.

Yeni tabloya göre belirlenen 146 ülkeden Türkiye’ye gelen yolculardan, girişten en az 14 gün önce aşı yaptırdığı veya hastalığı son 6 ay içinde geçirdiğine dair resmi otoritelerce düzenlenen belgeyi ibraz edenlerden negatif sonuçlu PCR testi raporu istenmeyecek. Bu yolculara karantina tedbiri de uygulanmayacak.

Türkiye’ye girişlerde aşı sertifikasının veya hastalığı geçirdiğine dair belgelerin ibraz edilememesi durumunda ise, girişten azami 72 saat önce yapılmış negatif sonuçlu PCR test raporu veya girişten azami 48 saat içerisinde yapılmış negatif hızlı antijen test sonucunun ibrazı yeterli görülecek.

Ancak Türkiye’den yurt dışına seyahat edecek yolcular, gidecekleri ülkelerin salgın tedbirleri kapsamında uygulanan kuralları yerine getirecek.

Esneklik getirilen 146 ülke

ABD, Almanya, Andora, Angola, Arjantin, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Azerbaycan, Bahreyn, Belarus, Belçika, Benin, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna-Hersek, Bostvana, Brunei Darusselam, Bulgaristan, Burkina Faso, Burundi, Butan, Cabo Verde, Cibuti, Çad, Çekya, Çin, Danimarka, Ekvator, Ekvator Ginesi, El Salvador, Endonezya, Eritre, Estonya, Etiyopya, Fas, Fildişi Sahilleri, Filipinler, Finlandiya, Fransa, Gabon, Gabon, Gana, Gine, Gine Bissau, Grenada, Guatemala, Guyana, Güney Kore, Güney Sudan, Gürcistan, Haiti, Hırvatistan, Hollanda, Honduras, Hong Kong (Çin), Irak, İrlanda, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, İzlanda, Jamaika, Japonya, Kamboçya, Kamerun, Kanada, Karadağ, Katar, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, KKTC, Kolombiya, Komorlar Birliği, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kosova, Kosta Rika, Kuveyt, Kuzey Makedonya, Küba, Laos, Letonya, Liberya, Libya, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Macaristan, Madagaskar, Malavi, Maldivler, Malezya, Mali, Malta, Mauritius, Meksika, Moğolistan, Moldova, Moritanya, Mozambik, Myanmar, Namibya, Nijer, Nijerya, Nikaragua, Norveç, Özbekistan, Panama, Polonya, Portekiz, Romanya, Ruanda, Rusya, Sao Tome, Senegal, Seyşeller, Sırbistan, Sierra Leone, Slovakya, Slovenya, Somali, Sudan, Suudi Arabistan, Şili, Tacikistan, Tanzanya, Tayland, Togo, Trinidad ve Tobago, Tunus, Türkmenistan, Uganda, Ukrayna, Umman, Uruguay, Ürdün, Vatikan, Venezuela, Vietnam, Yemen, Yunanistan, Zambiya ve Zimbabve.

İçişleri Bakanlığı’ndan ‘normalleşme’ genelgesi!

İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine “Haziran Ayı Normalleşme Tedbirleri” konulu genelge gönderdi.

Sokağa çıkma kısıtlaması

Kademeli normalleşme döneminin ikinci etabında; Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri 22.00-05.00 saatleri arasında; Pazar günleri ise Cumartesi günü saat 22.00’den başlayıp Pazar gününün tamamını kapsayacak ve Pazartesi günü saat 05.00’de tamamlanacak şekilde sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacaktır.

1.1- Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak süre ve günlerde üretim, imalat, tedarik ve lojistik zincirlerinin aksamaması, sağlık, tarım ve orman faaliyetlerinin sürekliliğinin sağlanması amacıyla Ek’te belirtilen yerler ve kişiler kısıtlamadan muaf tutulacaktır.
Sokağa çıkma kısıtlamasına yönelik tanınan muafiyetler, 14.12.2020 tarih ve 20799 sayılı Genelgemizde açıkça belirtildiği şekilde muafiyet nedeni ve buna bağlı olarak zaman ve güzergâh ile sınırlı olup aksi durumlar muafiyetlerin kötüye kullanımı olarak görülerek idari/adli yaptırımlara konu edilecektir.

Sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulan işyeri/fabrika/imalathane gibi yerlerde çalışan kişiler yapılan denetimlerde 29.04.2021 tarih ve 7705 sayılı Genelgemiz çerçevesinde e-devlet platformunda yer alan İçişleri Bakanlığı e-başvuru sistemi üzerinden alınan “çalışma izni görev belgesini” ibraz etmek zorundadırlar. Ancak NACE kodu eşleşme hatası, muafiyet kapsamındaki bir işyerinde görev yapmasına rağmen alt işverenin muafiyet kapsamında olmaması nedeniyle görev belgesi alınamaması veya erişim hatası gibi durumlarda örneği bahse konu genelge ekinde yer alan ve işveren ile çalışanın beyanı/taahhüdüyle manuel doldurularak imza altına alınan “çalışma izni görev belgesi formu” da denetimlerde ibraz edilebilecektir.

1.2- Tam gün sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak Pazar günlerinde bakkal, market, manav, kasap, kuruyemişçi ve tatlıcılar 10.00-17.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecek, vatandaşlarımız zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlarımız hariç) ikametlerine en yakın bakkal, market, manav, kasap, kuruyemişçi ve tatlıcılara gidip gelebileceklerdir.

1.3- Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleri ile bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri (sadece ekmek ve unlu mamul satışı için) açık olacaktır. Vatandaşlarımız ekmek ve unlu mamul ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlarımız hariç) ikametlerine yürüme mesafesinde olan fırına gidip gelebileceklerdir.

Fırın ve unlu mamul ruhsatlı işyerlerine ait ekmek dağıtım araçlarıyla sadece market ve bakkallara ekmek servisi yapılabilecek, sokak aralarında kesinlikle satış yapılmayacaktır.

1.4- Yabancılara yönelik sokağa çıkma kısıtlamasına dair muafiyet sadece turistik faaliyetler kapsamında geçici/kısa bir süre için ülkemizde bulunan yabancıları kapsamakta olup; ikamet izinliler, geçici koruma statüsündekiler veya uluslararası koruma başvuru ve statü sahipleri dahil olmak üzere turistik faaliyetler kapsamı dışında ülkemizde bulunan yabancılar sokağa çıkma kısıtlamalarına tabidirler.

1.5- Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olan ileri yaş gruplarındaki veya ağır hastalığı olan vatandaşlarımızın 112, 155 ve 156 numaraları üzerinden bildirdikleri temel ihtiyaçları, VEFA Sosyal Destek Gruplarınca karşılanacak olup, bu konuda gerek personel görevlendirilmesi gerekse ihtiyaçların bir an evvel giderilmesi bakımından gerekli tedbirler Valiler ve Kaymakamlar tarafından alınacaktır.

1.6- Aşı hakkını kullanarak iki doz aşı olmuş olan 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile 18 yaş altı gençler ve çocuklarımızla ilgili olarak, herkes için uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasının dışında ayrıca bir sokağa çıkma kısıtlaması uygulanmayacaktır.
Aşı hakkı bulunmasına rağmen aşı olmayan 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız pazar günleri dışındaki diğer günlerde sadece 10.00-14.00 saatleri arasında sokağa çıkabilecekler; pazar günleri ise tam gün sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olacaklardır.
1.7- Sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olup olmadığına bakılmaksızın 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile 18 yaş altı gençler ve çocuklarımız şehir içi toplu ulaşım araçlarını (metro, metrobüs, otobüs, minibüs, dolmuş vb.) kullanamayacaklardır.
Bu hükümden, Milli Eğitim Bakanlığının yüz yüze eğitim ve öğretim yapmasını uygun gördüğü öğrenciler istisna tutulacaktır.

2. Şehirlararısı seyahat kısıtlaması

Kademeli normalleşme döneminin ikinci etabında; sadece sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde şehirlerarası seyahat kısıtlaması uygulanacak olup sokağa çıkma kısıtlaması uygulanmayan süre içerisinde şehirlerarası seyahate ilişkin herhangi bir kısıtlamaya gidilmeyecektir.
2.1- Şehirlerarası seyahat kısıtlamasının istisnaları;
– Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde vatandaşlarımızın uçak, tren, otobüs gibi toplu taşıma vasıtalarıyla yapacakları şehirlerarası seyahatler için ayrıca seyahat izni alması istenmeyecek, şehirlerarası seyahat edeceğini bilet, rezervasyon kodu vb. ile ibraz etmeleri yeterli olacaktır. Bu durumdaki kişilerin şehirlerarası toplu taşıma vasıtaları ile ikametleri arasındaki hareketlilikleri, kalkış-varış saatleriyle uyumlu olmak kalmak kaydıyla sokağa çıkma kısıtlamasından
muaf olacaktır.

– Zorunlu bir kamusal görevin ifası kapsamında ilgili Bakanlık ya da kamu kurum veya kuruluşu tarafından görevlendirilmiş olan kamu görevlilerinin (müfettiş, denetmen vb.) özel veya resmi araçlarla yapacakları şehirlerarası seyahatlerine, kurum kimlik kartı ve görevlendirme belgesini ibraz etmeleri kaydıyla izin verilecektir.
– Kendisi veya eşinin, vefat eden birinci derece yakınının ya da kardeşinin cenazesine katılmak için veya cenaze nakil işlemine refakat etmek amacıyla herhangi bir cenaze yakınının e-devlet kapısındaki İçişleri Bakanlığına ait E-BAŞVURU veya ALO 199 sistemleri üzerinden yapacakları başvurular (yanında akraba konumundaki 9 kişiye kadar bildirimde bulunabilecektir) sistem tarafından vakit kaybetmeksizin otomatik olarak onaylanarak cenaze yakınlarına özel araçlarıyla seyahat edebilmeleri için gerekli seyahat izin belgesi oluşturulacaktır.
Cenaze nakil ve defin işlemleri kapsamında başvuru yapacak vatandaşlarımızdan herhangi bir belge ibrazı istenilmeyecek olup Sağlık Bakanlığı ile sağlanan entegrasyon üzerinden gerekli sorgulama seyahat izin belgesi düzenlenmeden önce otomatik olarak yapılacaktır.
2.2- Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde vatandaşlarımızın özel araçlarıyla şehirlerarası seyahate çıkmamaları esastır.
Ancak aşağıda belirtilen zorunlu hallerin varlığı durumunda vatandaşlarımız, bu durumu belgelendirmek; e-devlet üzerinden İçişleri Bakanlığına ait E-BAŞVURU ve ALO 199 sistemleri üzerinden Valilik/Kaymakamlık bünyesinde oluşturulan Seyahat İzin Kurullarından izin almak kaydıyla özel araçlarıyla da seyahat edebileceklerdir. Seyahat İzin Belgesi verilen kişiler, seyahat süreleri boyunca sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olacaktır.

Zorunlu Hal Sayılacak Durumlar;

■ Tedavi olduğu hastaneden taburcu olup asıl ikametine dönmek isteyen, doktor raporu ile sevk olan ve/veya daha önceden alınmış doktor randevusu/kontrolü olan,
■ Kendisi veya eşinin, hastanede tedavi gören birinci derece yakınına ya da kardeşine refakat edecek olan (en fazla 2 kişi),
■ Bulunduğu şehre son 5 gün içerisinde gelmiş olmakla beraber kalacak yeri olmayıp ikamet ettikleri yerleşim yerlerine dönmek isteyen (5 gün içinde geldiğini yolculuk bileti, geldiği araç plakası, seyahatini gösteren başkaca belge, bilgi ile ibraz edenler),
■ ÖSYM tarafından ilan edilen sınavlar ile merkezi düzeyde planlanan sınavlara katılacak olanlar,
■ Askerlik hizmetini tamamlayarak yerleşim yerlerine dönmek isteyen,
■ Özel veya kamudan günlü sözleşmeye davet yazısı olan,
■ Ceza infaz kurumlarından salıverilen,
Kişilerin zorunlu hali bulunduğu kabul edilecektir.

3. İşyerlerinin faaliyetleri

3.1- Yeme-içme yerleri (restoran, lokanta, kafeterya, pastane gibi);
– Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde belirtilen tüm kurallara uyulması, masalar arasında her yönden 2 metre, yan yana sandalyeler arasında 60 cm mesafe bırakılması,
– Aynı anda aynı masada açık alanlarında üç, kapalı alanlarında ise ikiden fazla müşteri kabul edilmemesi,
Kaydıyla,
Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi günlerinde 07.00-21.00 saatleri arasında masada servis, gel-al ve paket servis, 21.00-24.00 saatleri arasında ise sadece paket servis,
– Pazar günleri ise 07.00-24.00 saatleri arasında sadece paket servis,
şeklinde faaliyet gösterebileceklerdir.
3.2- 14 Nisan 2021 tarihinden bu yana faaliyetlerine ara verilmiş durumda olan;
– Sinema salonları,
– Kahvehane, kıraathane, kafe, dernek lokali, çay bahçesi gibi yerler,
– İnternet kafe/salonu, elektronik oyun yerleri, bilardo salonları,
– Halı sahalar, spor salonları, açık yüzme havuzları,
– Lunaparklar ve tematik parkları,

Normalleşme genelgesinde çok önemli aşı detayı! Sırası gelip de olmayanlar

İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan Normalleşme Tedbirleri Genelgesi’ne göre aşı hakkı bulunup da aşı olmayan 65 yaş üstü vatandaşlar, pazar dışında sadece 10.00-14.00 arasında sokağa çıkabilecek.

İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine “Haziran Ayı Normalleşme Tedbirleri” konulu genelge gönderdi.

Genelgede bir önceki kademeli normalleşme genelgesinde olduğu gibi aşı hakkı olup, aşısını yaptırmayan 65 yaş ve üzeri vatandaşlar için çok önemli detaylar dikkat çekti.

Yayınlanan genelgede şu maddeler yer aldı:

Aşı hakkını kullanarak iki doz aşı olmuş olan 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile 18 yaş altı gençler ve çocuklarımızla ilgili olarak, herkes için uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasının dışında ayrıca bir sokağa çıkma kısıtlaması uygulanmayacaktır.

Aşı hakkı bulunmasına rağmen aşı olmayan 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız pazar günleri dışındaki diğer günlerde sadece 10.00-14.00 saatleri arasında sokağa çıkabilecekler; pazar günleri ise tam gün sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olacaklardır.

Sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olup olmadığına bakılmaksızın 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile 18 yaş altı gençler ve çocuklarımız şehir içi toplu ulaşım araçlarını (metro, metrobüs, otobüs, minibüs, dolmuş vb.) kullanamayacaklardır.

Bu hükümden, Milli Eğitim Bakanlığının yüz yüze eğitim ve öğretim yapmasını uygun gördüğü öğrenciler istisna tutulacaktır.

AB’den yeni seyahat hamlesi

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, üye ülkelere, AB tarafından onaylı yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşılarını yaptıran kişilerin seyahatlerinde test veya karantina uygulanmamasını teklif etti.

AB Komisyonu, üye ülkelere yaz öncesinde seyahat kısıtlamalarının gevşetilmesini ve daha uyumlu yürütülmesini içeren bir teklifte bulundu.

Buna göre, epidemiyolojik durumdaki iyileşme ve aşılama süreçlerinin hız kazanması nedeniyle aşı sertifikası alacaklara yönelik seyahat kısıtlamaları hafifleştirilecek.

AB Dijital COVID Sertifikası’na sahip, AB’de onaylı Kovid-19 aşılarından son dozu olduktan 14 gün sonra seyahat edecek kişilere test veya karantina uygulanmayacak.

Kovid-19 geçirdikten sonra tek doz aşı olmuş kişiler de sertifika alıp test ve karantinadan muaf tutulacak.

Kovid-19’a yakalandıktan sonra iyileşen kişiler de sertifika alarak “pozitif PCR test” tarihleri sonrasındaki 180 gün boyunca ilave seyahat kısıtlamalarına maruz kalmayacak.

Aşı sertifikası ile uyumlu ve geçerli Kovid-19 testi olan kişiler karantinadan muaf tutulacak. Burada PCR testleri 72 saat geçerli olacak. Üye ülkelerin kabul etmesi durumunda hızlı antijen testler de 48 saat kullanılabilecek.

Söz konusu testler 6 yaşından küçüklerden talep edilmeyecek.

Ebeveynleri ile seyahat eden çocuklar, aileleri ile aynı uygulamalara tabi olacak.

Epidemiyolojik durumun hızla kötüleşmesi veya endişe veren varyantların belirlenmesi durumunda üye ülkeler, acil durum fren mekanizmasını hayata geçirerek aşılanmış ve iyileşmiş kişilere yönelik seyahat önlemlerini yeniden uygulayabilecek.

AB Komisyonu teklifinin hayata geçebilmesi için AB üyesi ülkelerin temsil edildiği AB Konseyi’nde tartışılması, kabul edilmesi gerekiyor. AB Konseyi’nin teklifi kabul etmesi durumunda bunu uygulamak üye ülkelere bırakılıyor.

AB, salgının başlamasının ardından geçen yılın mart ayında sınırlarını zorunlu olmayan seyahatlere kapatmıştı.

AB ülkelerinde aşı sertifikası uygulamasının 1 Temmuz’da yürürlüğe girmesi bekleniyor. Sertifika, kağıt veya dijital olarak hazırlanacak. Ayrımcılığın önlenmesi amacıyla aşı olmayan kişiler de sertifikaya sahip olabilecek.

Aşı sertifikası; kişilerin Kovid-19 aşısı olup olmadığını, olduysa nerede ve hangi aşıyı olduğunu gösteren bilgiyi, hastalığı geçirenlerin iyileştiğine ve antikor seviyesine dair belgeyi ve Kovid-19 test sonucunu içerecek.

Aşı sertifikası tüm AB ülkeleriyle İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre’de geçerli olacak.

4’üncü aşı da yolda! ‘CoviVac’ imzası atıldı… İşte merak edilenler…

Rusya’nın Covid-19’la mücadele için geliştirdiği üçüncü aşısı CoviVac’ın Türkiye’de üretimi, ruhsatlandırılması ve dağıtımı için anlaşma imzalandı. Peki CoviVac’ın diğer aşılardan farkı nedir? Semptomatik vakalara ve ölümlere karşı yüzde kaç oranında koruma sağlıyor? Prof. Dr. İsmail Balık hurriyet.com.tr’ye anlattı.

Koronavirüs, ortaya çıkan varyantlarla birlikte dünya genelinde hızla can almayı sürdürürken, ülkemiz açısından salgını yok etmek için başlatılan aşılama kampanyalarından peş peşe güzel haberler gelmeye devam ediyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın geçtiğimiz hafta Bilim Kurulundaki toplantıda 26 Mayıs-15 Haziran tarihi aralığında 14 milyon doz BioNTech aşısının Türkiye’ye geleceğini, Haziran ayı sonunda bu rakamın 30 milyon doza ulaşacağını, sonbahara doğru ise toplamda 120 milyon BioNTech aşısının Türkiye’ye geleceğini açıklamıştı. Dün de 120 milyon doz BioNTech aşılarının ilk partisi Türkiye’ye ulaştı. Ayrıca Bakan Koca “1 Haziran’dan itibaren 50 yaş üzeri vatandaşlarımızın aşılanmasına başlanacak” ifadelerini de kullandı.

Tüm bu güzel gelişmelere bugün bir yenisi daha eklendi. Türkiye ile Rusya arasında gerçekleşen aşı görüşmelerinde geçtiğimiz aylarda Sputnik V aşısı için anlaşmaya varılmıştı. Şimdi de Rusya’nın bir başka Covid-19 aşısı olan ‘CoviVac’ın üretimi, ruhsatlandırılması ve dağıtımı için anlaşma imzalandı.

Bugün ‘TURK İlaç’tan Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamada inaktif Covid-19 aşısı CoviVac için Rusya’da yapılan görüşmeler neticesinde; International Research Institute for advance Systems ile aşının Türkiye’de üretilmesi, ruhsatlandırılması ve dağıtımı için yapılacak olan final anlaşmanın temel esaslarını içeren mutabakat anlaşması imzalandı denildi.

Böylelikle Sputnik V aşısı dışında artık CoviVac aşısı da ilerleyen dönemde aşı listemizde olacak. Peki CoviVac’ın diğer aşılardan farkı nedir? Semptomatik vakalara ve ölümlere karşı yüzde kaç oranında koruma sağlıyor?

Söz konusu aşı hakkında aklımızdaki soruları Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Balık‘a yönelttik.

COVİVAC AŞISININ ÜRETİMİNDE HANGİ TEKNOLOJİ KULLANILIYOR? 

İsmail Balık, Sinovac ilaç şirketi tarafından üretilen ülkemizde de uygulanan Çin aşısı CoronaVac gibi Rus aşısı olan CoviVac aşısının da eski bir aşı üretim tekniği olan ‘inaktif virus’ yöntemi ile ortaya çıktığını söylüyor.

“CoviVac, Kayseri’de çalışması devam eden yerli aşımızla aynı teknolojiye sahip bir inaktif aşı… Yani koronovirus öldürülerek hazırlanan, tam ölü virüs aşısı. Eski bir yöntem olan inaktif virüs tekniğinde, enfekte etme özelliğini yitirmiş virüsün enjekte edilmesi suretiyle, vücudun hastalığa bağışıklık kazanması hedefleniyor. Bu, en eski ve en çok deneyimin olduğu bir aşı teknolojisi…”

Ayrıca İsmail Balık, “inaktif aşıların mikroorganizmanın tamamının çeşitli yöntemlerle öldürülerek kişiye verilmesi sonucu immünite sağlar. İnaktif aşılama geleneksel bir yöntem olup diğer yöntemlerle kıyaslandığında üretilmeleri daha zor ve zaman alıcı olmakla birlikte güvenilirdir” diye de ekliyor.

SEMPOTMATİK VAKALARA VE ÖLÜMLERE KARŞI YÜZDE KAÇ KORUMA SAĞLIYOR?

Çumakov Bilim Merkezi Genel Direktörü Aydar İşmuhametov Rusya’da bir televizyon kanalında verdiği demeçte, CoviVak aşısı ile aşılandıktan sonra koronavirüse karşı bağışıklığın yaklaşık 8 ay süreceğini söylemişti. İşmuhametov ayrıca aşının etkinliğinin yüzde 85 olduğunu ifade etmişti.

İsmail Balıkise şimdilik Çumakov Bilim Merkezi’nin açıklamalarını dikkate almamız gerektiğini, ilerleyen günlerde bu konuda daha da net sonuçlar ortaya çıkacağını söylüyor. Ama aşıların yüzde 60-97 arasında enfeksiyonu, yüzde 90’dan fazla oranda ise ağır enfeksiyon ve ölümü önlediğinin altını çiziyor.

KAÇ DOZ OLARAK UYGULUNACAK? VARYANTLARA KARŞI ETKİLİ OLABİLİR Mİ?

Prof. Dr. İsmail Balık, aşının 14 gün arayla iki doz halinde uygulandığını, 2-8 derece aralığında taşınıp saklanabildiğini söylüyor. Ayrıca aşının 10 gün sonra belirgin etkisi başlıyor diye de ekliyor. Varyantlara karşı etkili mi konusunda ise Balık, bu konuda henüz detaylı bir çalışma verisinin paylaşılmadığını ama bu aşı da diğer inaktif aşılar kadar varyantlara karşı etkili olacaktır diyor.

COVİVAC’IN DA LİSTEYE DAHİL EDİLMESİNİN TÜRKİYE’YE EKSTRA NE GİBİ ARTILARI OLUR?

İsmail Balık, Türkiye’nin aşı çeşitliliğini artırmasının birçok açıdan faydalı olduğunu, kendi ihtiyacımızın çok üstünde üretim ve tedarik bağlantımız olsa bile dünyadaki aşı üretiminin, ihtiyacı karşılamaya yetmediğini söylüyor.

“Dünya Sağlık Örgütü’nün öngörüsüne göre 2024 yılı sonuna kadar aşılama devam edecek. Yani Türkiye ürettiği ihtiyacı fazlası aşıları dışarı satabilecek. Ayrıca yerli ilaç sanayimizin en önemli eksiklerinden biri de aşı üretim tecrübe eksikliğiydi… Bu girişimler sayesinde hem aşı tecrübesi ve alt yapısı kazanmış olacağız, hem de yerli ilaç sanayimizin kapasitesine katkı sağlamış olacağız. Uzun süredir yerli ilaç sanayimiz kapasitesinin altında üretim yapıyordu.”

‘EYLÜL AYINA KADAR TOPLUMUN YÜZDE 70’İNİ AŞILAMALIYIZ’

Şu an mevcut aşılar dışında Rusya ile yapılan aşı anlaşmaları ve yerli aşıyı da hesaba katarsak Türkiye’nin aşı konusunda eli bir hayli güçleniyor. Tüm bu durum ülkedeki salgının yayılma ve aşılama hızını oldukça iyi yönde etkileyecek gibi duruyor.

İsmail Balık, bu tedarik ile seneye kalmadan hatta önümüzdeki eylül ayına kadar yüzde 70 aşılanmalı ve toplum bağışıklığımızı sağlamamız gerektiğinin altını çiziyor.

“Böylece salgının yıkıcı etkilerinden en önce çıkan ülkelerden biri olma avantajını sağlıktan turizme ve ekonomiye kadar görmüş oluruz. Şu an Kayseri’de geliştirilen yerli inaktif aşımızın faz-3 çalışmalarına başlanacak ve bu aşımız sonbaharda üretimden çıkıp kullanıma girebilecek gibi görünüyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın da gönüllüsü olduğu VLP aşımız ise her şey yolunda giderse önümüzdeki sene başına yetişir.”

Uzmanlardan aşı olmayanlara uyarı! Bütün toplum zarar görecek

Vurulan aşı sayısının 28 milyon 500 bine yükseldiği, Çin, Rus ve Biontech aşılarında sevkiyatın hızlandığı, yerli aşıda sona gelindiği bir dönemde uzmanlardan aşı olmayanlara önemli uyarılar yapıldı. Dünyanın yarısından fazlasının aşı bulamadığını, normalleşme için aşının şart olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Alper Şener, “Sırası geldiği halde ısrarla aşı olmaya gitmeyenler, hem kendilerine hem de bütün topluma zarar veriyor” dedi.

Tam kapanma sürecinden sonra Sağlık Bakanlığının günlük açıkladığı vaka sayıları tablosunda rakamların hızla düşüşe geçmesi, alınan önlemlerin etkisini bir kez daha gösterdi. Yeni normalleşme Sağlık Bakanlığı’nın 120 milyon doz aşı anlaşması ve ilk sevkiyatların Türkiye’ye ulaşmasıyla, umutlar daha da arttı.

Geçen hafta Çin’den Türkiye’ye ulaşan aşıların ardından önceki gün de yeni parti Biontech aşıları geldi. Aşıların Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nda 14 günlük inceleme süresinin tamamlanması ile birlikte günlük aşılama rakamlarında da artış gözlenecek. Son günlerde günlük ortalama aşılama rakamları 200 bin ile 250 bin arasında değişirken bu rakamların iki katına çıkarılması sağlanacak.

Yerli aşıda sona gelindi

Sağlık bakanlığının Koronavirüs aşısı bilgilendirme platformunda yer alan Türkiye aşı tablosuna göre dün Toplam 28 milyon 500 bin aşı uygulaması yapıldı. 1. Doz uygulanan kişi sayısı 16 milyon 320 bin olurken, 2. Doz uygulanan kişi sayısı ise 12 milyon 180 bine ulaştı.

Tam kapanma süreci ve sonrasında düşen vaka sayılarınd da aşılanma hızına göre düşüş yaşanması bekleniyor. Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın yerli aşı konusunda “Sona gelindi” açıklamasının ardından yerli aşının da sisteme girmesiyle, Türkiye’nin koronavirüs salgını ile savaşında etkili olan silahı güçlenmiş olacak.

Normalleşmek için aşı şart

Aşılamada hâlâ hedeflenen rakamın gerisinde olduğumuza dikkati çeken Katip Çelebi Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alper Şener, Akit’e yaptığı açıklamada sırası geldiği halde aşı olmaya gitmeyenlerin sadece kendilerine değil bütün topluma zarar vereceğini söyledi.

Prof. Dr. Şener, “Toplumun daha henüz yüzde 14’ü tam doz aşılandı. Hedefimiz olan yüzde 60 bandına daha yolumuz var. Hedefe koşar adım gitmek için aşı tedariki sorunu da Sağlık Bakanlığınca çözüldü. Devam eden teslimatlar sonucunda 270 milyonun üzerinde üç farklı tipte aşımız olacak. Bu süreci iyi değerlendirmek lazım. Aşı şu anda dünyadaki en değerli şey. Su gibi, petrol gibi. Çünkü herkesin ihtiyacı var. Dünyanın yarısı aşı bulmakta zorlanıyor. Aşı randevu sırası gelmesine rağmen, gitmeyen ve olmaktan imtina edenler bilmeli ki hem kendilerine, hem de topluma zarar veriyorlar. Aşılanmış her birey hem kendini koruyacak, hem de virüsü taşımadığı için enfeksiyon zincirini kırıp, salgını durdurmaya katkıda bulunacak. Şu çok net artık, normalleşmek için aşılanmamız şart… Hem normalleşmek isteyip, hem de aşı kararsızı olmak akılcı değil” dedi.

Çalışan kesim aşılanmalı

Aşılama çalışmalarında önceliğin çalışan kişilere yönelik, yaş kısıtlaması olmadan uygulanması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Şener şöyle devam etti; “Türkiye’de ilk partide gelen tüm dozları yaş sıralamasını kaldırarak yapmak iyi bir fikir olabilir. Bir defada 30 milyon doz yaptığınızı düşünün… Bu nüfusun neredeyse yarısı… Aşı dozlarının arasının açılmasında da hiçbir sakınca olmadığı ortaya çıktı. Hatta 12 haftaya çıkaran ülkeler oldu, artık bizim için karar vermek daha kolay, çünkü olumlu bir örnek var. Aşıda yaş kademesini kaldırmak önemli, çünkü artık orta yaş çalışan kesimde de bu hastalık ağır seyrediyor. Ne yazık ki bu insanlar ülke ekonomisi için önemli ve çalışmak durumundalar. Yerli aşıda Faz-3 çalışmaları başlıyor. Sonuçlar beklenenden iyi. Ancak sonbahardan önce sonuçları görmek mümkün olamayabilir. Kitlesel üretim için hazırlıklar hızlandı. Seri üretime geçilmesi Kovid’in Türkiye için bitmesi anlamına gelecektir inşallah.”