Çin

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Çin

Onaylandı! Koronavirüs aşısını ilk onlar kullanacak

Yeni tip koronavirüs (Covid-19) aşısının geliştirilmesi için ülkeler birbiriyle kıyasıya bir rekabet içindeyken, pandeminin ortaya çıktığı Çin bir adım öne geçti. CanSino Biologics ve Pekin Biyoteknoloji Enstitüsü tarafından ortaklaşa geliştirilen potansiyel bir Covid-19 aşısı askeriyede kullanılmak için onaylandı.

Bir yıl boyunca orduda kullanılacak

CanSino tarafından yapılan açıklamada, aşının klinik deneylerle güvenli ve etkili olduğunun kanıtlanmasının ardından, 25 Haziran’da Çin Merkez Askeri Komisyonu’nun söz konusu aşıyı bir yıl boyunca orduda kulanmak için onayladığını belirtti.

Çin’de 8 aşı insan deneyleri aşamasında 

“Ad5-nCoV” adı verilen aşı Çinli bilim insanları tarafından geliştirilen sekiz aşı adayından biri. Aşı, aynı zamanda Kanada’da insan testlerinde kullanılmak için de onay aldı.CanSino “Ad5-nCoV şu anda sadece askeri kullanımla sınırlı ve kullanımı Lojistik Destek Departmanı’nın onayı olmadan genişletilemez” dedi.

Diğer taraftan, Ad5-nCov’un birinci ve ikinci aşama klinik deneyleri, dünya çapında yarım milyon insanı öldüren koronavirüsün neden olduğu hastalıkları önleme potansiyeline sahip olduğunu, ancak ticari başarısının garanti edilemeyeceğini gösterdi.

Ticari kullanım için henüz hiçbir aşı onaylanmadı

Diğer taraftan, yeni tip koronavirüsün neden olduğu hastalığa karşı ticari kullanım için henüz bir aşı onaylanmandı, ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) açıklamasına göre küresel olarak 135 aşı geliştiriliyor, bu aşılardan bir düzine kadarı insan deneyleri aşamasında bulunuyor.

Daha önce de ABD’li ve Avrupalı rakiplerini geride bıraktı

Çinli ilaç şirketi CanSino tarafından geliştirilen potansiyel koronavirüs (Covid-19) aşısının insan testleri geçen ayın sonunda tamamlandı.

108 gönüllünün katıldığı testlerde hafif yan etkiler rapor edilirken, aşılanan herkesin koronavirüse karşı çeşitli düzeylerde antikor geliştirdiği belirtildi. Çin böylelikle ABD’li ve Avrupalı rakiplerini geride bırakarak potansiyel bir koronavirüs aşısının klinik testlerini tamamlayan ilk ülke oldu.

Kaynak: NTV

ABD’li uzmandan çarpıcı Türkiye itirafı! Doğu Akdeniz detayı dikkat çekti

Jamestown Foundation Başkanı Glen Howard’ın yaptığı Türkiye itirafı gündem oldu. Glen, “Sahip olduğu deniz ve hava gücü ile alandaki durumu değiştirdi.

Haliyle Suriye’de güçlü bir ele sahip olan Rusya’nın Libya’daki eli ise oldukça zayıfladı. Doğu Akdeniz, Türkiye için vazgeçilmez öneme sahip ve bu yüzden Libya’dalar.

Bu noktada tıpkı Kıbrıs’ta ve şubat ayında Ruslara yaptıkları gibi bu konuda da karşılarına çıkan herkesle kafa kafaya geleceklerdir.

Haliyle durumun ne kadar kritik olduğunu görmeli ve Türklerin çıkarlarının ne olduğunu anlamalıyız.” ifadelerini kullandı.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü tarafından düzenlenen “Orta Doğu’daki Yarış” başlıklı panele katılan ABD Dışişleri Bakanlığı Orta Doğu Sorumlusu Müsteşar Vekili David Schenker, Jamestown Foundation Başkanı Glen Howard ve ABD Deniz Harp Okulunda görev yapan Profesör Miles Yu, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri değerlendirdi.

Konuşmasında Rusya’nın kendi çıkarları doğrultusunda belirlediği stratejiler üzerinden özellikle Orta Doğu’da varlığını son yıllarda yoğun şekilde arttırdığını ve Suriye’ye doğrudan müdehalesiyle bunu açıkça gösterdiğini belirten Schenker, Çin’in de benzer faaliyetlere giriştiğine dikkati çekti.

Çin’in Afrika stratejisi

Schenker, Çin’in özellikle ABD’nin zayıf olduğu Orta Doğu ve Afrika’daki bölgelerde varlığını arttırmaya çalıştığına işaret ederek, “Ülkesinde toplama kampları inşa eden Çin’den insani değerlere saygı veya etiksel hassasiyet bekleyemeyiz. Özellikle Afrika’daki fakir ülkeleri borç tuzağına çeken Çin, Cibuti’ye ait limanı 99 yıllığına kiralamasında olduğu gibi borçlarını ödeyemeyen ülkelerin ülkelerin stratejik noktalarına el koyuyor. Bunu Orta Doğu’da da yapıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Profesör Yu da Rusya ile Çin’in dünya genelinde yıllardır zararlı aktivitelerde bulunduğunu ancak aralarında dış politika açısından büyük bir fark olduğunu söyledi.

Yu, şu ifadeleri kullandı:

“Rusya’nın global ajandası, dünya genelinde sayılır ve kabul edilir olmak. Çin’in ajandası ise global anlamda dominant ülke olmak. Bu ikisi oldukça farklı stratejiler. ABD’nin dünya üzerindeki dominantlığından hoşlanmayan Rusya, Çin’in dominant bir hale gelmesinden de rahatsızlık duyuyor. Haliyle Çin ile Rusya arasında sağlıklı bir müttefiklikten bahsedemeyiz ancak komşuluk gereği sorunları mümkün olduğunca diyalog ve diplomasi yoluyla çözmeye gayret ediyorlar. Bu durumu özellikle Orta Doğu ve Afrika’daki iş birliğinde görebiliyoruz.”

“ABD, Türkiye ile daha yakın ilişkiler kurmak zorunda”

Rusya’nın Libya’da da benzer strateji uygulayarak gönderdiği paralı savaşçılar, askeri silahlar ve finansal hamleler ile alandaki durumu kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmeye çalıştığını belirten Glen, Türkiye’nin hamleleri nedeniyle Moskova’nın bu stratejisinde başarıya ulaşamadığını dile getirdi.

Glen, “Libya, Rusya’nın benimsediği ulusal çıkarlar politikasının bir parçası durumunda ancak Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki ulusal güvenlik ve çıkarlarının ana temelini oluşturuyor. Bu nedenle Türkiye, sahip olduğu deniz ve hava gücü ile alandaki durumu değiştirdi. Haliyle Suriye’de güçlü bir ele sahip olan Rusya’nın Libya’daki eli ise oldukça zayıfladı.” şeklinde konuştu.

Glen, ABD’nin özellikle Orta Doğu ve Almanya’dan asker çekmesinin ardından Rusya ile mücadele kapsamında Türkiye ile daha yakın ilişkiler kurmak zorunda olduğunu vurguladı.

“Türklerin çıkarlarının ne olduğunu anlamalıyız”

Glen, Türkiye’nin bölgede oluşan boşlukları iyi değerlendirdiğini ve özellikle Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak adına Rusya ile karşı hamleler yapmaktan çekinmediğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Doğu Akdeniz, Türkiye için vazgeçilmez öneme sahip ve bu yüzden Libya’dalar. Bu noktada tıpkı Kıbrıs’ta ve şubat ayında Ruslara yaptıkları gibi bu konuda da karşılarına çıkan herkesle kafa kafaya geleceklerdir. Haliyle durumun ne kadar kritik olduğunu görmeli ve Türklerin çıkarlarının ne olduğunu anlamalıyız. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’in geleceğinde rol almak konusundaki kararlılığını kabul etmeli ve ABD olarak Doğu Akdeniz’deki rolümüzü yeniden gözden geçirmeliyiz.”

“Gülen darbesinden dolayı Türkiye’yi yanlış anladık”

Türkiye’nin özellikle ABD ve Batı tarafından yanlış okunduğunu belirten Glen, “Bence (Fetullah) Gülen darbesinden dolayı Türkiye’yi yanlış anladık. Bu (darbe) Türkiye’yi zayıflatma girişimiydi. Türkiye’nin iç sorunlarını ve verdikleri mücadeleyi anlamayan birçok insan Türkiye’yi yanlış okudu. Türkler, bunun altından kalkmayı başardılar ve çok daha güçlü programlar geliştiriyorlar. Bu yıl sonunda ilk çıkartma gemisini suya indirmeyi planlayan bir ülkeden bahsediyoruz. Bu, Doğu Akdeniz’deki dengelerde ve Türk donanmasında büyük etki yapacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Glen, Türkiye’nin insansız hava araçları da dahil olmak üzere askeri teknoloji alanında geldiği noktaya da değinerek, Libya’daki gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’nin kazanan taraf olacağına inandığını sözlerine ekledi.

ABD: Çin salgını stok yapabilmek için kasten sakladı

ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS),Çin yönetiminin, Wuhan’da ortaya çıkan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınını ve bulaşıcılık derecesini tıbbi stok yapabilmek için kasten sakladığını ileri sürdü.

Amerikan AP haber ajansına göre, İç Güvenlik Bakanlığı, Çin’in Kovid-19 salgınındaki tutumuna ilişkin 4 sayfalık bir rapor hazırladı.

Çinli yetkililerin Ocak ayından bu yana salgını kasıtlı olarak sakladığı iddia edilen raporda, Çin’in ayrıca virüsün ciddiyetini önemsiz bir vaka gibi lanse etmeye çalıştığı belirtildi.

Öte yandan Çin’in bu süreçte çeşitli ülkeden yoğun bir şekilde tıbbi ekipman ithal etmeye başladığına dikkati çekilen raporda, tıbbi ekipman ihracatını yasaklayıp ilgili ticari verileri paylaşmayı da reddettiği kaydedildi.

Bunun yanı sıra Çin yönetiminin Kovid-19’un bulaşıcılığına dair Dünya Sağlık Örgütünü (DSÖ) de bilgilendirmediği vurgulanan raporda, “Bu süreçte yapılan tıbbi ekipman ithalatı Ocak ayına ait ithalat ve ihracat verilerindeki anormallikle eşleşmektedir. ifadelerine yer verildi.

Gün içerisinde ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Kovid-19 virüsünün Çin’in Wuhan kentinde bulunan laboratuvardan çıktığına dair çok sayıda delil olduğunu ileri sürmüş, “Çin’in, yürüttükleri standartların altındaki laboratuvarlar ile dünyayı enfekte etme geçmişi var. Size bunun (Kovid-19) Wuhan’daki laboratuvardan çıktığına dair çok sayıda delil olduğunu söyleyebilirim.” ifadelerini kullanmıştı.

Geçen hafta buna benzer bir açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump ise, virüsün Çin’in Vuhan kentindeki bir laboratuvardan çıktığına ilişkin kanıtları gördüğünü ancak şu anda detay paylaşamayacağını açıklamıştı.

Fatura Çin’e kesiliyor! Kriz Türkiye’ye yarayacak

Türkiye’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının kısa vadede şirketlere olumsuz etkilerinin, orta vadede fırsata çevrilebileceği değerlendiriliyor. Salgının başladığı Çin’e karşı ortaya çıkan arz ve talep yönlü olumsuzluklar sonucunda, üretim açısından G20 ülkeleri arasında ilk sırada Türkiye ön plana çıkıyor.

AA muhabirinin Türkiye Bilimler Akademisinin (TÜBA) “Covid-19 Pandemi Değerlendirme Raporu”ndan derlediği bilgilere göre, küreselleşme nedeniyle tüm dünyayı hızla etkisi altına alan Kovid-19’un geçmişteki diğer salgınlar gibi önemli yapısal, ekonomik, sosyal ve siyasal değişimlere neden olması bekleniyor.

Kovid-19 ile devletin ekonomideki ağırlığının giderek artması ve küreselleşme yerine daha içe kapanan milli yaklaşımların öne çıkacağı tahmin ediliyor.

Ulaşım, turizm ve hizmet sektörleri bu süreçten en çok etkilenen sektörlerin başında geliyor. Tarım ve gıda güvenliğiyle sağlık altyapılarının önemi giderek artarken, para ve kredi piyasalarında da dijital sisteme dönüşün sinyalleri göze çarpıyor.

Güven sorunu

Kovid-19 nedeniyle sadece finansal piyasalarda değil, hayatın her alanında güven sorunu ortaya çıkıyor. Güven probleminden orta ve uzun vadede en çok etkilenen ülkenin Çin olacağı değerlendiriliyor. Kovid-19 salgınıyla, tedarik zincirinde Çin’in üretimine bağlı birçok ülkede üretici ve tüketici firmalar aksaklıklar yaşıyor ve arz kaynaklarını çeşitlendirmeyi düşünüyor.

Ancak, zaman içinde arz yönlü başlayan kriz, virüsün tüm dünyaya yayılmasıyla küresel talep krizine dönüşüyor. Bazı tüketiciler Çin menşeli ürünleri tüketmek istemezken, büyük mağazalar da bu ülkeden aldıkları ürünleri Çin menşeli olmaktan çıkarmaya çalışıyor.

Son yıllarda ticaret savaşları nedeniyle ABD’de Çin ürünlerine karşı olumsuz algı, daha da negatifleşiyor. Kovid-19 krizi bittiğinde, Çin’in süreçten sorumlu tutulacağına dair sinyaller gözleniyor.

Türkiye üretim üssü olmaya aday

Kovid-19’un kısa vadede şirketlere olumsuz etkilerinin, Türkiye’de orta vadede fırsata çevrilebileceği değerlendiriliyor. Yerli sanayinin öneminin ortaya çıktığı bu dönemde Türkiye, sanayi kapasitesiyle diğer ülkelerden olumlu ayrışıyor.

Çin’e karşı oluşan arz ve talep yönlü olumsuzluklar sonucunda, üretimin hangi ülkelere kayabileceği düşünüldüğünde G20 ülkeleri arasında akla ilk Türkiye geliyor.

Esnek üretim kapasitesi, büyük piyasalara yakınlığı ve ucuz iş gücüyle Türkiye, çevre ülkelerin üretim üssü olmaya aday konumunda bulunuyor. Çin’in büyük ölçekli üretimi yerine daha küçük ölçekli ama kaliteli, güvenilir üretim ve dağıtım kanallarının öne çıkması bekleniyor.

Dünyada Türk ürünlerinin kalitesi yakından tanınıyor. Bu dönemde, Avrupa ve Afrika pazarlarına, Amerika pazarını da ekleyebilmenin, ihracatçılar için önemli bir kazanım olacağı değerlendiriliyor. Çin ve Uzak Doğu’dan kaynaklanan ticaret sapması nedeniyle Türkiye’deki firmaların karlı çıkacağı öngörülüyor.

Uluslararası iş birlikleri

Salgının etkilerini fırsata çevirmek sadece Türkiye’de değil, diğer ülkelerde de tartışılıyor. Dolayısıyla bu dönemde sadece ihracatı artırma planları yapmak yerine sermaye darlığı ortamında firmalara stratejik ortaklar alabilmek de önem taşıyor. Bu dönemde Türkiye’de, üretimde ve ticarette uluslararası iş birliklerini artırmanın düşünülmesi gerekiyor.

Bu yeni dönemde Çinli firmaların yanı sıra, Çin’de fason üretim yaptıran birçok uluslararası firma için de Türkiye’nin önemli bir üretim üssü olabileceğine dikkati çekiliyor.

Çin’in bozulan algısının sebepleri arasında kazan-kazan anlayışı yerine ülkenin kendi ekonomik çıkarlarını öncelediğini de göz ardı etmemek gerekiyor. Öte yandan Türkiye, sermaye ihtiyacı olan ama esnek, güçlü üretim ve iş gücüyle güçlü bir ortak olarak ön plana çıkıyor.

Üçüncü ülkelere sadece ihracat yapmayı değil, küresel eğilim olarak yerel üretimin ve üretim çeşitlendirmesinin artacağı düşünülerek, finansal gücü kuvvetli uluslararası ortaklarla diğer ülkelerde yatırım yapmak önem kazanıyor.

Skandal sonrası Türkiye izahat istemişti: Çin’den cevap geldi

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Çin’in koronavirüs salgını nedeniyle Ermenistan’a gönderdiği yardım paketlerinde Ağrı Dağı’na atıfta bulunmasına ilişkin, “Çin Büyükelçisi paketlerin üzerine sadece Çince ifadeler yazıldığını ve bunlarda Ağrı Dağı’ndan bahsedilmediğini, Ağrı Dağı’na atıf yapan İngilizce ifadelerin ise sonradan eklendiğinin anlaşıldığını bildirmiştir” dedi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Çin’in, koronavirüs salgınıyla mücadelede Ermenistan’a gönderdiği yardım paketlerinde Ağrı Dağı’na atıfta bulunulması hakkındaki soruya yazılı yanıt verdi.

Söz konusu haberler üzerine 2 gün önce bakanlık tarafından Ankara’daki Çin Büyükelçisi ve Pekin’de Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimde bulunulduğunu ve izahat istendiğini anımsatan Aksoy, “Çin Büyükelçisi Ermenistan’a gönderdikleri yardımların bir yerel yönetim tarafından hazırlandığını ve bir özel şirket tarafından Erivan’a ulaştırıldığını, söz konusu yerel yönetim tarafından paketlerin üzerine sadece Çince ifadeler yazıldığını ve bunlarda Ağrı Dağı’ndan bahsedilmediğini, Ağrı Dağı’na atıf yapan İngilizce ifadelerin ise sonradan eklendiğinin anlaşıldığını bildirmiştir. Çin Büyükelçisi halihazırda durumun araştırılmakta olduğunu ve sonucundan tarafımıza bilgi verileceğini söylemiş ve bu vesileyle Çin’in Türkiye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygılı olduğunu ifade etmiştir” ifadelerini kullandı.

Çin’den hayvan ve hayvansal ürün ithalatı durduruldu

Çin’den her türlü hayvan ve hayvansal ürün ithalatı geçici süreyle durduruldu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Çin’den her türlü canlı, cansız hayvan, hayvansal ürünler ve yan ürünlerinin ithalatının geçici süreyle durdurulması kararı aldık.” dedi.

Zekai Tahir Burak Hastanesinde takip edilen 61 kişiden alınan ikinci numunelerin de negatif çıktığını kaydeden Bakan Koca, “Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Çin Büyükelçiliğine resmi yazı göndererek Türkiye’ye çalışmaya gelen Çin vatandaşlarının 14 gün süreyle izinli sayılması, belirti ve bulgular açısından takiplerinin yapılması ve Sağlık Bakanlığının izniyle çalışmaya başlamaları hususunu bildirdik.” ifadelerini kullandı.