CHP

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

CHP

Amaçları çözüm bulmak değil! CHP, Kadına Yönelik Şiddet Komisyonu’ndan çekildi

İstanbul Sözleşmesi’ni kadına yönelik şiddetin çözümü için tek yol zanneden CHP, amacının sorunu ortadan kaldırmak olmadığını kanıtladı. Siyasi sebeplerle körü körüne İstanbul Sözleşmesi’ni savunan ve topluma verdiği zararı görmezden gelen CHP, TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Araştırılması Komisyonu’ndan çekildi.

yeniakit.com.tr 

İstanbul Sözleşmesi 2014 senesinde yürürlüğe girdikten sonra kadın cinayetleri yüzde 397 oranında arttı. Ülkeler ve milletler arasındaki toplumsal yapı farkını hesap etmeden uygulanan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’de kadına yönelik şiddeti engellemek yerine acıları artırdı, aileler dağıldı, kadınlar daha fazla şiddet gördü.

Türkiye sonunda, 2021 senesinde İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı çekilerek bu büyük yanlıştan döndü. Ancak CHP ve saz arkadaşları, siyasi çıkarlarını ülke menfaatinden üstün görerek sözleşmeyi savunmaya devam etti. Sözleşmenin feshinden sonra kadına yönelik şiddet oranının birkaç ay içinde düştüğü gözlemlenirken, AK Parti hükümeti şiddeti sıfıra indirmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde özel komisyon kurdu.

TBMM Kadına Karşı Şiddetin Nedenlerinin Araştırılması Komisyonu’nda, kadınların kanayan yarası haline gelen şiddet rezaletini engellemek için fikirler savunulurken, bilim insanları da yaptıkları sunumlarda gerçekleri anlattı.

CHP, bilim insanlarının açıkladığı somut verileri, “AK Parti’yi haklı çıkarma çabası” olarak niteleyerek skandal bir karar aldı.

CHP, TBMM Kadına Karşı Şiddetin Nedenlerinin Araştırılması Komisyonu’ndan çekilme kararı aldı. Karar metninde, “Bu komisyonun işlevi, kadına yönelik şiddetle mücadeleden ziyade, iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma rezaletini gölgelemektir” palavrası sıkıldı.

Komisyonda müzakere ortamının oluşmaması adına komisyon başkanının ısrarlı bir çaba içerisinde olduğu, vekillerin konuşturulmadığı, komisyon takviminin üyelerle paylaşılmadığı, usul ve süreçle ilgili taleplerin göz ardı edildiği ileri sürüldü.

AK Parti’nin tüm partileri sürece dahil etme çabasının bile eleştirildiği metinde şunlar dendi:

Kadına yönelik şiddetle mücadele için kurulan bir komisyonda, evrensel temel insan haklarını savunmak durumunda kaldığımız ve kadının ikinci sınıf insan olmadığını ifade etmemizin gerektiği bir konuma gelmekten üzüntü duyuyoruz. Cumhur İttifakı’nın bizleri figüran haline getirme çabası içine girerek, kendi gündemlerini tatbik etmeye ve sonuç olarak komisyon raporunda da sözleşmeden çıkmayı meşrulaştırmaya dönük bir girişim içerisinde olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bir CHP olarak bugün itibariyle komisyondan çekiliyoruz.

Kimliğine ve partisine göre kınama! Muhalefetten 3 maymun oyunu

HDP binasına yapılan saldırı sonrası jet hızında açıklama yapan CHP Genel Başkanı Meral Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti lideri Meral Akşener’in başını çektiği muhalefet, dün AK Parti binasını hedef alan saldırı karşısında 3 maymunu oynadı.

Diyarbakır’ın Hani ilçesinde AK Parti binasına molotoflu saldırı düzenlendi.

Bina önüne gelen kimliği belirsiz bir kişi önce çevreyi kontrol etti. Ardından yanında getirdiği mololof kokteylini ateşe verdikten sonra parti binasına atan saldırgan bölgeden koşarak uzaklaştı. Parti binasında kimsenin bulunmadığı sırada gerçekleştirilen saldırıda içeriye düşen molotof nedeniyle küçük çapta yangın çıktı.

Bazı eşyaların zarar gördüğü saldırının ardından alevleri fark eden çevrede oturanlar polise haber verdi.

Olay yerine kısa sürede çok sayıda polis ekibi sevk edildi. İlçe binasında küçük çaptaki yangın ise itfaiye ekiplerince söndürüldü. Ölen ya da yaralanın olmadığı olayda güvenlik güçleri saldırganı yakalamak için geniş çaplı operasyon başlattı.

Güvenlik kamerası kayıtlarından yola çıkan polis, saldırgan M.E. ve ona yardım ettiği belirlenen Ş.B.yi operasyonla yakaladı. Gözaltına alınan 2 şüpheli, sorgulanmak üzere Hani İlçe Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. Soruşturma sürüyor.

3 maymunu oynayan muhalefet!

Geçtiğimiz günlerde HDP binasına düzenlenen saldırı sonrası anında kınama mesajı yayınlayan CHP Genel Başkanı Meral Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti lideri Meral Akşener‘in başını çektiği muhalefet ve onun tasması altındaki gazeteci görünümlü şahıslar, AK Parti binasına yapılan molotoflu saldırıda kafayı kuma gömdü.

3 maymunu oynayan muhalefetin, saldıra uğrayanların kimliğine ve partisine göre kınama yapması vatandaşların tepkisini çekti.

CHP’deki yağma Şişli’ye uzandı

CHP’li Beşiktaş Belediyesi’nde kişiye özel ihalelerle gerçekleştirilen sülale boyu yağma Şişli’ye uzandı. Kurduğu 100 TL sermayeli 47 günlük şirketine Beşiktaş Belediyesi’nden yaklaşık 5 milyonluk ihale paslanan Ezgi Bolayır’ın, CHP’li Şişli Belediyesi’nde sözleşmeli öğretmen olarak çalıştığı belirlendi.

Akit, hizmetten çok skandallarla gündeme gelen CHP’li belediyelerde yaşanan yandaş semirtme rezaletlerinin detaylarını deşifreye devam ediyor. Beşiktaş Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nün 2020’de gerçekleştirdiği iki adet “Yemek Hizmet Alımı” ihalesini adrese teslim şekilde alan Ezgi Bolayır’ın, CHP’li Şişli Belediyesinde çalıştığı ortaya çıktı.

Şişli’den maaş, Beşiktaş’tan ihale

Akit’in dün sürmanşetten deşifre ettiği “100 liralık şirkete 5 milyonluk ihale” skandalıyla ilgili yankılar sürerken, yeni detaylar ortaya çıktı. Beşiktaş Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğünce 2020’de gerçekleştirilen iki adet kumanya alımı ihalesini adrese teslim şekilde alan Bolayır’ın, bir CHP’li belediyeden daha nemalandığı belirlendi. Kendi ismini verdiği 100 TL sermayeli Ezgi Bolayır şirketiyle Beşiktaş Belediyesi’nden toplamda 4 milyon 970 bin 496 TL’lik iki adet ihale alan Bolayır’ın, CHP’li Şişli Belediyesi’nde çalıştığı öğrenildi. Bolayır’ın aynı anda iki CHP’li belediyeden nemalanması CHP’de yaşanan kıyağı gözler önüne serdi.

Şişli’de öğretmen, Beşiktaş’ta patron

CHP’li Beşiktaş ve İBB Meclis Üyesi İnan Güney’in köylüsü Ezgi Bolayır’ın, CHP Şişli Belediyesinde öğretmenlik yaptığı belirlendi. Kendi adına kurduğu şirketlerle CHP’li belediyelerden ihale alan Bolayır’ın, Şişli Belediyesi Kreş ve Gündüz Bakımevi Müdürlüğünde sözleşmeli öğretmen olarak çalıştığı öğrenildi.

Konuyla ilgili ulaştığımız Bolayır, Şişli Belediyesi’nde çalıştığını teyit ederken, kurduğu şirketin CHP’li belediyelerden ihale almasında sakınca görmediğini ifade etti. Akit, dün sürmanşetten verdiği haberinde, Bolayır’ın şirketinin, 17 Mart 2020 ve 8 Mayıs 2020 Beşiktaş Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nce  gerçekleştirilen iki adet “Yemek Hizmet Alımı” ihalesini aldığını belgeleriyle ortaya koymuştu.

Güney’e yaklaşan kazanıyor

Öte yandan; gazetemiz daha önce de ismi Beltaş ve Halk Marketlerdeki naylon fatura yolsuzluğu ile anılan eski CHP Beyoğlu İlçe Başkanı İnan Güney’in İBB ve Beşiktaş Meclis Üyesi seçilmesinin ardından yerine gelen Şahin Dil ile Güney’in eniştesi İsmail Akkaya’ya ait şirketlerin de Beşiktaş Belediyesi’nden milyonluk ihaleler aldıklarını ortaya çıkarmıştı.

100 liralık şirkete 5 milyonluk ihale

CHP’li Beşiktaş ve İBB Meclis Üyesi İnan Güney’in eniştesi İsmail Akkaya’nın şirketine 2 milyon 346 bin TL’lik ihale paslandığının ortaya çıkmasının ardından şimdi de Güney’in teyzesinin kızı Ezgi Bolayır’ın şirketinden yaklaşık 5 milyonluk kumanya alımı yapıldığı ortaya çıktı.

andaşlar tarafından kurulan düşük sermayeli şirketlere milyonluk ihalelerin paslandığı CHP’li Beşiktaş Belediyesi’nde sülale boyu yağma tam gaz sürüyor. Beşiktaş Belediyesi Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz’a bağlı 7 müdürlükten biri olan Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nün 2020’de gerçekleştirdiği iki adet “Yemek Hizmet Alımı” ihalesinin adrese teslim şekilde Beşiktaş ve İBB Meclis Üyesi İnan Güney’in teyzesinin kızı Ezgi Bolayır’ın şirketine peşkeş çekildiği ortaya çıktı.

Enişteden sonra teyze kızına

Akit, yolsuzluk iddialarının salgına dönüştüğü CHP’li Beşiktaş Belediyesi’nde yaşanan adrese teslim ballı ihale vurgununu deşifre etmeye devam ediyor. Beşiktaş Belediyesi tarafından gerçekleştirilen iki adet kumanya alımı ihalesinin, ismi yolsuzluklarla anılan Beşiktaş ve İBB Meclis Üyesi İnan Güney’in akrabalarına peşkeş çekildiği ortaya çıktı. Beşiktaş Belediyesi’nce 2020’de yapılan yaklaşık 5 milyonluk ihaleler,  CHP’li İnan Güney’in köylüsü Ezgi Bolayır’ın 14 Şubat 2020’de kurulan 100 TL gibi düşük sermayeli şirketine verildi.

Tek teklifli ihaleler!

Beşiktaş Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından 17 Mart 2020’de gerçekleştirilen “Yemek Hizmet Alımı” ihalesi, 2 milyon 397 bin 996 TL bedelle CHP’li Güney’in köylüsü Ezgi Bolayır’ın şirketinin de yer aldığı iş ortaklığına verildi. 8 Mayıs 2020’de yine Belediye Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nce yinelenen “Yemek Hizmet Alımı” ihalesi de 2 milyon 575 bin 500 TL bedelle Bolayır’ın şirketine teslim edildi.

Babası gerçeği itiraf etti

Beşiktaş Belediyesi toplamda 4 milyon 970 bin 496 TL’lik iki adet ihaleyi CHP’li Güney’in akrabasına ait şirkete paslamak için doğal afet gibi olağanüstü durumlarda uygulanabilen ve kamu kurumlarına ihaleyi dilediklerine verme imkânı tanıyan 21/B maddesini devreye soktu. Dışarıdan başvuru alınmadığı göstermelik 2 ihalede çok düşük bir indirim uygulanarak, tüyü bitmemiş yetimin hakkı CHP yandaşlarının kasasına aktarıldı. Beşiktaş Belediyesi’nden adrese teslim şekilde yaklaşık 5 milyonluk ihale alan ve kurduğu 100 TL sermayeli şirketine adam akıllı isim bulmak yerine kendi ismini veren Ezgi Bolayır, görüşme talebimize olumlu cevap vermezken topu babasına attı. Bolayır’ın babası Kaya Bolayır ise CHP’li İnan Güney ile akrabalık ilişkisini inkâr ederken aynı köyden olduklarını itiraf etti.

Beşiktaş, Güney’e çalışıyor

 Akit daha önce ismi Beltaş ve Halk Marketlerdeki naylon fatura yolsuzluğu ile gündeme gelen CHP Beyoğlu İlçe Başkanı İnan Güney’in, İBB ve Beşiktaş Meclis Üyesi seçilmesinin ardından Beşiktaş Belediyesi’nde yaşanan adrese teslim bazı ballı ihaleleri deşifre etmişti. Güney’in yerine CHP Beyoğlu İlçe Başkanı seçilen Şahin Dil’in 2 yılda Beşiktaş Belediyesi’nden 2 milyon 295 bin 530 TL’lik 5 adet adrese teslim ballı ihale aldığı ortaya çıkmıştı. Beşiktaş Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü’nün 22 Nisan 2020’de gerçekleştirdiği, “Hijyen Kiti, Hijyenik Paspas ve Solüsyon Alımı” ihalesinin 2 milyon 346 bin TL bedelle Güney’in eniştesi İsmail Akkaya’ya ait Buket Elektroteknik şirketine peşkeş çekildiğini ve yüzde 0.5 gibi komik bir indirim uygulandığını belgeleriyle gözler önüne sermiştik.

22 yıldır bitmeyen kin! CHP’liler annesini, İYİ Partililer kızını hedef aldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Joe Biden’ın görüşmesinde, Merve Kavakçı’nın kızı Fatima Gülham Abushanab’ın tercümanlık yaptı. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erozan, Abushanab’ın tercümanlık yapmasını hazmedemedi.

yeniakit.com.tr 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden ile NATO Zirvesi kapsamında bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Erdoğan’a, TBMM’den başörtülü olduğu için kovulan Merve Kavakcı’nın kızı Fatima Gülham Abushanab tercümanlık yaptı.

Annesi başörtülü olduğu için Meclis’ten kovulan Abushanab’ın, başındaki örtüsüyle Erdoğan’ın yanında hazır bulunması, Türkiye’nin kılık kıyafet özgürlüğünde ulaştığı noktayı gözler önüne serdi.

Ancak bu durum, muhalefeti çileden çıkardı. Özgürlükçü geçinip AK Parti’nin insan hakları ihlali yaptığını ileri süren muhalefetin, kılık kıyafet konusunda Türkiye’de ilk defa tam serbestlik getiren Erdoğan’ı hedef alması dikkatlerden kaçmadı. İkiyüzlü muhalefet, 22 yıl önce Merve Kavakçı’ya yaptıkları linci bu kez sosyal medyadan Abushanab için yaptı.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Erozan, Twitter hesabından yaptığı paylaşımında, “Erdoğan’ın tercümanı..! Biden ile konuştuklarının mahremiyeti konusunda kimseye güvenemediklerinden tercüme yetenekleri ve gündemdeki konulara hakimiyeti şüpheli, ancak aidiyetinden emin oldukları bir kişiyi (tercüman demek zor) tercih etmişler… Merve Kavakçı’nın kızı..!” ifadelerini kullanarak hazımsızlığını gözler önüne serdi.

Gürsel Tekin’i zora sokan soru: Tören sahte ise neden bu kadar kuduruyorsun?

Asrın projesi olarak nitelendiren Kanal İstanbul’u engellemek için türlü yalan ve iftiralar ortaya atan CHP’den akılalmaz bir açıklama daha geldi. AK Parti’yi kurnazlıkla suçlayan CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Kanal İstanbul için sahte bir “temel atma” töreni yapılacağını söyleyerek milletin aklıyla alay etmeye kalktı.

AK Parti Genel Başkanı ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan‘ın “hayalim” dediği asrın projesi olarak nitelendiren Kanal İstanbul için ilk kazma 26 Haziran tarihinde vurulacak.

CHP’den akılalmaz iddia

Öte yandan Türkiye’nin yararına olacak her projenin önüne takoz koyan ve hizmet anlayışı sadece heykel dikmekten ibaret olan CHP tarafından Kanal İstanbul ile ilgili akılalmaz bir iddia ortaya atıldı.

Kanal İstanbul’un yapılması durumunda İstanbul’un susuz kalacağı, deprem riskinin artacağı, doğanın katledileceği hatta erkeklerin kısır kalacağı şeklindeki safsatalarla asrın projesini karalamaya çalışan CHP’nin son iddiası “bu kadar olmaz” dedirtti.

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Kanal İstanbul için sahte bir “temel atma” töreni yapılacağını ileri sürdü.

“Kanal İstanbul’a değil, Kuzey Marmara Otoyolu’na ait bir bağlantı yolu için yapılacak köprünün temelini atacaklar. Kanal İstanbul’ un temelini atacağız diye kimseyi kandırmasınlar” diyerek akla ziyan sözler sarfeden CHP’li Gürsel Tekin açıklamasının devamında hezeyan dolu şu ifadeleri kullandı:

“Kuzey Marmara Otoyolu kapsamında yıllar öncesinde ihalesi viyadük olarak yapılmış, Sazlıdere Barajı üzerinden geçişi sağlayacak olan bir köprüyü sırf Cumhurbaşkanı’nın dediği olsun diye ‘çakma Boğaziçi’ köprüsüne çevirmek için temel atma töreni hazırlığı yapılıyor. Örnek olarak söylüyorum; 3 liraya bitecek olan bu viyadük şimdi 10 liraya bitecek. Ortada kanal falan yok aslında. Kuzey Marmara Otoyolu kapsamında yapılacak olan bir viyadüğü Kanal İstanbul’a aitmiş gibi gösterip, sahte temel atma töreni diye millete yutturmak istiyorlar.”

Alay konusu oldu

Kanal İstanbul projesinin Türkiye’yi her açıdan tehdit ettiğini iddia ederek milletin aklıyla alay etmeye kalkan Gürsel Tekin, “Her açıdan ülkemizi tehdit eden Kanal İstanbul’la mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde haddini aşan sözler sarfetti.

Kanal İstanbul için yapılacak törenin sahte olduğunu ve temel atılmayacağını iddia eden Gürsel Tekin’in bu denli kudurması dikkat çekti.

Kendilerine bakmadan AK Parti’yi kurnazlıkla suçlayan Gürsel Tekin sosyal medyada alay konusu olurken “Madem tören sahte ise neden bu kadar kuduruyorsun?” şeklinde yorumlar yapıldı.

İşte Gürsel Tekin’in ti’ye alındığı o paylaşımlar:

CHP’nin Sedat Peker ikiyüzlülüğü ortaya çıktı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve Grup Başkanvekili Özgür Özel’in 2013’te suç örgütü lideri Sedat Peker ile cezaevinde görüştüğü ortaya çıktı. Peker’in görüşlerine de CHP Cezaevi Komisyonunun hazırladığı raporda yer veren CHP’lilerin söz konusu görüşmeye yönelik iddialara sessiz kalması ikiyüzlülüklerini ortaya çıkardı.

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in reklam yüzü olarak kullanıldığı Dubai merkezli kumpas sonrası Türkiye’yi erken seçim ortamına sürükleme görevini üstlenen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), aynı zamanda Peker ile AK Partiyi ilişkilendirmek için algı çalışmalarına başladı. Ancak ortaya çıkan detay, CHP’li isimlerin suç örgütü elebaşı ile olan ilişkini ifşa etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve Grup Başkanvekili Özgür Özel’in başını çektiği CHP heyeti, 2013 yılında Silivri Cezaevi’nde suç örgütü lideri Sedat Peker’i ziyaret etti. Görüşme, suç örgütü liderinin ifadesiyle kendisinin değil CHP’lilerin aldığı özel izinle gerçekleşti. Hatta içerisinde dönemin CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir ve CHP Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ında yer aldığı CHP Cezaevi Komisyonu, hazırladığı raporda suç örgütü liderinin ifadelerine bile yer verdi.

Kılıçdaroğlu’na sordu

CHP’li Özel ve Ağbaba’nın sıkı teması, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun 2015 yılında Peker’e yönelik ‘mafya’ demesi üzerine ortaya çıktı. Peker, 11 Ekim 2015 tarihinde yaptığı paylaşımda Kılıçdaroğlu’na, “Eğer ben mafyaysam parti yöneticilerinize, vekillerinize sormanız gerekmez mi, ‘Bir mafyaya neden ziyarete gidiyordunuz?’ diye” sorusunu yöneltti.

Bunun adı millete savaş açmaktır!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, asrın pojesi Kanal İstanbul’a ilk kazmayı 26 Haziran’da vuracaklarını açıklarken, zillet ittifakının iki bileşeni CHP ve İP’ten gelen “İktidar değiştiğinde projeyi durduracağız ve alınan kredileri ödemeyeceğiz” şeklindeki açıklamalar ‘vatan-millet düşmanlığı’ olarak yorumlandı.

Hasan Eğrigöz  Ankara 

Türkiye ve millet lehine atılan her adıma karşı çıkan şer ittifakı, Türkiye’ye çağ atlatacak mega projeleri de aynı ağızdan dört kolla baltalamaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 26 Haziran’da ilk kazmanın vurulacağını açıkladığı Kanal İstanbul’a muhalefetin itirazı artıyor.

Tehdit ettiler

İyi Parti Lideri Meral Akşener, Kanal İstanbul ihalesine girmeyi düşünen yerli-yabancı şirketleri uyararak, “İktidar değişiyor. Demedi demeyin, 1 kuruş alamayacaksınız, ödemeyeceğiz” diyerek Türkiye’ye gelecek yatırımcıları tehdit ederken;  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da aynı ağızdan, “İktidara geldiğimizde Kanal İstanbul’u durdurup, krediyi ödemeyeceğiz, para veren ülkeyle de aramıza mesafe koyacağız” ifadelerini kullandı.

Diğer yandan aynı Kılıçdaroğlu, “Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur” diyerek de adeta yabancı yatırımcılara ve turistlere “Türkiye’ye gelmeyin” çağrısında bulundu.

Konuya ilişkin Akit’e konuşan AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram, şu değerlendirmede bulundu: “Son dönemde ülkemize yönelik içeriden ve dışarıdan ciddi tehdit ve söylemler var. Bunlar kabul edilmez. Geçmişte de  bu tip halüsinasyon görenler olmuştur.

Rahmetli Menderes döneminde Vatan Caddesi yapılırken ‘Buna ne gerek var? Buraya uçak mı indireceksiniz?’ derken, bugün Vatan caddesi İstanbul’da yaşayanlar bilir, yetmiyor. Köprüler yapılırken de hep bu itirazlar olmuştur ama ilk geçenler kendileri olmuştur. Şimdi yapılan gelecekte başka iktidarlara, yeni nesillere kalacak. Kimse onu sırtına yükleyip götürmeyecek. Kanal İstanbul da bu bağlamda deniz güvenliği açısından çok önem arz eder.

Zihniyetleri çürümüş

Denizdeki can ve mal güvenliği açısından önem arz eder. Şu anda boğazdan geçildiğinde ücret ödenmiyor ve o ülkeler istediği gibi cirit atıyor ve bunu sürdürmek istiyorlar. Ondan rahatsızlar. Yurt dışı ve yurt içindeki uzantıları o minvalde yürümüştür.  Artık bu zihniyet çürümüştür. Bu zihniyete bu millet 20 senedir geçit vermemiştir. Son dönemde çıkan bu hezeyanlar, yine iftira makinelerinin beyanları, yapılan tahriklerin amacı erken seçime matuftur. Kimse buradan medet ummaya kalkmasın. Ne yaparlarsa yapsınlar, biz bu filmi her zaman gördük. Gezi’yi gördük, 17-25 Aralık’ı gördük, 15 Temmuz’u gördük. Bu millet onların bütün hamlelerini ellerinin tersiyle itti. Bu da benzer bir hamle bunu da milletimiz elinin tersiyle itmeyi bilir.”

CHP ve ortakları ekonomi düşmanı

AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan da, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur” şeklindeki ifadelerine tepki göstererek, şunları kaydetti:

“Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Türkiye’de hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur’ diyerek dolaylı yoldan yabancı yatırımcılara ve turistlere ‘Türkiye’ye gelmeyin’ çağrısı yaptı. Bu, milletin ve devletin ekonomisine savaş açmaktır. Ekonomimizin en büyük düşmanı CHP ve ortaklarıdır.”

Mevzuata aykırı ihaleler, denetimden kaçırılan veriler, limitleri aşılan borçlanmalar

Akit, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 2020 yılı denetim raporuna ulaştı. Seçim sürecinde ‘şeffaf belediyecilik’ algısı yapan ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın; gelir gider bilgilerini denetmenlerle paylaşmadığı, kamuyu bilinçli olarak zarara uğratan icraatlara imza attığı, belediye iştiraklerinin gelir gider dengesini bozduğu ve adrese teslim ihalelere imza attığı tek tek kayıt altına alındı. İşte denetim raporunda öne çıkan skandal tespitlerden bazıları…

CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’ın, algı belediyeciliğini çökertecek rapora Akit ulaştı. ABB 2020 yılı denetim raporunda kayıt altına alınan bulgular, Yavaş’ın, şeffaflık ilkesini aleni bir şekilde çiğnediğini gözler önüne serdi. Aynı raporda CHP’li Yavaş’ın, belediyeyi zarara uğrattığı, doğrudan temin sınırını fazlasıyla aştığı, adrese teslim ihaleler verdiği ve birçok belediye iştirakinin borçlanma sınırını aştığı da raporda yer buldu. Göreve geldikleri günden bu yana sansasyonel açıklamaları ve söylemleri dışında gözle görülür hiçbir icraatı olmayan CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın gerçek yüzünü meclis üyelerinin hazırladığı denetim raporu gözler önüne seriyor. Yavaş yönetiminin, ‘iştiraklerin denetlenmesi’ni zor kullanarak engellemeye çalıştığının vurgulandığı raporda, “İştirakler daire başkanı ve genel sekreter yardımcılığına vekalet eden şahıs söz istemeden komisyona hitaben ‘siz şirketleri inceleyemezsiniz, şirketlerin evrakını vermeyeceğiz’ demiştir. Bilgiler komisyonumuza ibraz edilmemiştir” ifadelerine yer veriliyor. ‘21/b kapsamında olmaması gereken birçok ihalenin mevzuata aykırı şekilde gerçekleştiği’ ise raporda şu cümlelerle yer alıyor: “21/b kapsamında yapılabilecek ihale usulü istisnai bir yöntemdir. Ancak belediye yetkilileri söz konusu hükmü genel bir uygulama olarak tatbik etmişlerdir”

Verileri ısrarla gizliyor

Raporda yasal ‘yevmiye defterini ısrarla istenmesine’ rağmen Yavaş yönetimince saklandığı şu sözlerle ifade ediliyor: “Mali Hizmetler Dair Başkanlığı, yasal kayıtları komisyon 3 defa yazı ile istenmesine rağmen zamanında vermemiştir. Bunun amacının denetimin engellenmesi/yavaşlatılması olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca tarafımıza verilen yasal yevmiye defterlerinde 27363, 27448,27449, 27450 yevmiye numaralarının silindiği anlaşılmıştır” ‘Gelir tahakkuk verilerinin’ denetime eksik sunulduğunun belirtildiği raporda, “İstenen belgelere ilişkin olarak 64168 sayılı yazı ile cevap vermiştir. Ancak söz konusu verilen tamamı ana hesap bazında verilmiş olup denetim yapılabilecek detayda verilmemiştir” ifadelerine yer veriliyor. Gelir beyanında tutarsız veriler olduğuna dikkat çekilen denetim raporunda, “Denetim komisyonumuza ibraz edilen tahakkuk-tahsilat bilgileri ile hesap cetvelinde yer alan tahakkuk tahsilat bilgilerinin uyumsuz olduğu anlaşılmıştır” notu yer alıyor. 

Şeffaflık lafta kaldı

Yavaş yönetiminin doğrudan temin sınırını aştığı da şu sözlerle anlatılıyor: “Kamu kurum ve kuruluşlarınca doğrudan temin yapılan alımlarda 4734 sayılı kamu ihale kanununda yer alan düzenlemeler doğrultusunda idarelere yapılacak alımların yüzde 10 limitler dahilinde yapılması yönünde kısıtlamalar getirilmiştir. Bu durum harcama yetkililerinin 4734 sayılı kanuna aykırı olacak şekilde usulsüz harcama yapıldığını göstermektedir.” Raporun 79. sayfasında Belediye iştiraki EGO’nun borçlanma limitini aştığı, 89. sayfada ise bir başka iştirak olan ASKİ’nin hesap mutabakatı olmadığı gibi cari hesap uyumsuzluğunun tespit edildiği detaylarıyla anlatılıyor. Yine 89. sayfada TEPAV’dan yapılan kiralamanın belediyeyi zarara uğrattığı da örnekleriyle ifşa ediliyor.

CHP, HDP’nin kapatılmasına karşı! Kılıçdaroğlu akıl tutulması yaşıyor: Eline silah alıp…

Yargıtay’ın terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP’ye açtığı ikinci kapatma davasına karşı çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Şiddet, baskı uyguluyorsa kapatın, eyvallah. Partinin yöneticileri ellerine silah alıp ortalıkta geziyorsa zaten savcı harekete geçer.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Şiddet, baskı uyguluyorsa kapatın, eyvallah. Partinin yöneticileri ellerine silah alıp ortalıkta geziyorsa zaten savcı harekete geçer.” ifadelerini kullanarak askerimize, polisimize silah sıkan terör örgütü PKK’yı, açıkça destekleyen HDP’ye yönelik kapatma davasına karşı çıktı.

Yargıtay’dan ‘HDP’ başvurusu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) eksikliklerin tamamlanması istemiyle iade ettiği HDP’nin kapatılması istemli iddianame, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden hazırlanarak dün AYM’ye gönderildi.

Yaklaşık 500 partili hakkında siyasi yasak istenen iddianamede, partinin banka hesabına tedbir konulması da talep edildi.

HDP’ye açılan kapatma davasına karşı çıktı

Kılıçdaroğlu’nun gündeminde, HDP’ye açılan kapatma davası vardı. Davaya karşı çıkan CHP Genel Başkanı, “Demokrasinin savunulması gerektiği bir ortamda siz bir partiyi kapatamazsınız.” dedi.

“Ellerine silah alıp ortalıkta geziyorsa…”

“Şiddet, baskı uyguluyorsa kapatın, eyvallah. Partinin yöneticileri ellerine silah alıp ortalıkta geziyorsa zaten savcı harekete geçer.” diyerek akıl sınırlarını zorlayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Vatandaş, gider sandıkta istediği partiye oy verir. Bugüne kadar bizim Cumhuriyet tarihi süreci içinde kaç tane parti kapatıldı ve hangi sonuç elde edildi? Hiçbir sonuç elde edilmedi.

Düşünceyi ifade etmekten korkmayacaksınız. Bunu yaptığınız zaman demokrasiyi bu ülkeye gerçek anlamda getirmiş olursunuz. Eğer siyasi partileri düşman olarak görüp, ‘siyasi partiyi kapatın kardeşim’ diye harekete geçiyorsan orada demokrasi yoktur.”

Demokrasinin bütün partiler için olması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Partiler düşüncelerini açıklar. Hakem halktır. Gider oyunu verir veya vermez. Asıl bunun üzerinde durmak gerekiyor. Parti kapatmaya yönelik her eylemi doğru bulmuyoruz veya partilerin seçime katılmasını engellemeye yönelik hiçbir hareketi doğru bulmuyoruz. Vatandaş gider, oyunu kullanır.” şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu konuşmasının devamında şunları söyledi:

Demokrasi aynı zamanda adaletin kökleştiği bir rejim demektir. Demokrasi aynı zamanda haksızlığa karşı herkesin isyan ettiği bir idaredir. Ben isyan, itiraz ediyorum, düşüncelerimi söylüyorum. İsyan ediyorum derken, tarihteki isyanlar gibi değil. Düşünce olarak isyan ediyorum. Biz bir siyasi partiyi beğenmesek bile onun düşüncelerini açıklamasına ortam yaratmalıyız.