CHP

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

CHP

Millet İttifakı’nda derin çatlak! Karamollaoğlu kararını verdi

Millet İttifakı’nın ortaklarından CHP ve İYİ Parti’nin darbeci Hafter yanında saf tuttuğu Libya konusunda Saadet Partisi’nden aykırı açıklama geldi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Şu anda iktidarın Libya’da takındığı tavır isabetli. Libya’yı bölünmeye götürme tehlikesi arz eden ve Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde meşru olmayan Hafter ve yandaşlarının bir an önce bu savaştan çekilmesinin Libya’nın geleceği yönünden büyük önem arz ettiğinin kanaatindeyiz” dedi.

SP lideri Temel Karamollaoğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Karamollaoğlu, hükümetin Libya politikasına destek vererek, şunları kaydetti:

Libya’daki tavrımız isabetli

“Şu anda iktidarın Libya’da takındığı tavır isabetli bir tavır. Libya’yı bölünmeye götürme tehlikesi arz eden ve Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde meşru olmayan Hafter ve yandaşlarının bir an önce bu savaştan çekilmesinin Libya’nın geleceği yönünden büyük önem arz ettiğinin kanaatindeyiz.

Libya petrol zengini

Libya, Kuzey Afrika’da nüfusu fazla olmayan, ama petrol zengini bir ülke. Batılıların Libya’ya önem vermelerinin tek sebebi Libya’nın petrol kaynakları.

Fransa geçmişi ile yüzleşsin

Hele burada Fransa’nın küstahça çıkıp birtakım açıklamalar ve kışkırtmalarda bulunmalarını telin ediyorum. Fransa, önce kendi geçmişi ile yüzleşmelidir.”

CHP’li Engin Altay’dan skandal Libya açıklaması

İYİ Parti ve HDP ile birlikte Libya ile yapılan anlaşmaya ret oyu verdiklerini söyleyen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Erdoğan Libya petrollerinin peşinde” diyerek akılalmaz sözler sarfetti.

Milli meselerde hükümetin attığı tüm adımların karşısında yer alan CHP, Libya ile yapılan anlaşmaya ilişkin bildik tavrını gösterdi. Daha önce Meclis’te yaptığı bir konuşmada “Bu hükümet dünyanın en iyi işini de yapsa alkışlayacak değiliz” diyen Engin Altay bir skandal açıklamaya daha imza attı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fayiz es-Serrac’ın Türkiye ziyareti sonrasında “Libya ile yeni işbirliği geliştirmeyi kararlaştırdık. Doğu Akdeniz’deki doğal zenginliklerinden faydalanmak üzere arama ve sondaj dahil işbirliğimizi genişletmeyi hedefliyoruz. Türkiye hakkın ve haklının yanında olmayı sürdürecektir. Libya’nın istikrara kavuşması, bu ülkenin komşuları ve Avrupa başta olmak üzere tüm bölgelerin yararınadır.” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak görünen o ki, Türkiye’nin tüm dünyanın sömürmek için iç savaşa göz yumduğu Libya’nın doğal zenginliklerinden faydalanacak olma ihtimali bile CHP’yi rahatsız etmeye yetti.

Bunu sağlayacak anlaşmaya ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Dışişleri Komisyonu’nda Cumhuriyet Halk Partisi, İyi Parti ve Halkların Demokratik Partisi, Libya ile yapılan uluslararası anlaşmaya ret oyu verdik. Erdoğan Libya petrolünün peşinde buna izin vermeyeceğiz” sözleri ile hükümetin attığı ve Türkiye’nin milli menfaatlerini ilgilendiren kritik adımın karşısında mevzilendiklerini ilan etmiş oldu.

Kemal Kılıçdaroğlu yine Türkiye’yi Avrupa’ya şikayet etti

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, İngiliz The Times gazetesine verdiği mülakatta, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye ekonomisi hakkında tepki çeken ifadeler kullandı. Kendisine bakmadan halkın oylarıyla başa gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “diktatör” iftirasını atan Kılıçdaroğlu, seçimlerden önce Erdoğan’ın seçmeni kandırdığını da iddia etti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi İngiliz The Times gazetesine şikayet etti. Kılıçdaroğlu, Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldı.

Erdoğan için “diktatör” ifadesini kullanan CHP lideri, “Tarihin bize gösterdiği süreç diktatörlerin kalıcı olmadığıdır” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın seçimlerden önce seçmeni kandırdığını iddia etti. Haber7’nin haberine göre Erdoğan’ın “CHP’ye oy verirseniz ve kazanırlarsa, CHP’li belediyeler sosyal yardımları kesecek, onlara oy vermeyin” sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Covid-19 salgını, bunun doğru olmadığını gösterdi. Belediyelerimiz, ihtiyacı olan vatandaşlar için sosyal yardımlar ve desteklerde bulundu. Seçmen, Erdoğan’ın bu konuda yalan söylediğini fark etti ve bu Erdoğan’ı rahatsız ediyor” ifadelerini kullandı.

Ekonomide kaynakların savurganca kullandığını da öne süren Kılıçdaroğlu, vergilerin nereye ne kadar harcandığının bilinmediğini de iddia etti.

CHP’li belediyelerin rezaletleri unutulmadı

CHP’li belediyeler, koronavirüsle mücadele döneminde halka yardım etmek bir yana, yaptığı paylaşımlar ve sözde yardımlarla büyük tepki toplamıştı. Ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu 90 liraya mal olacak yardım paketinin ücretini 150 lira olarak belirlemişti.

Halkın vergileriyle Sözcü dağıttılar

Öte yandan, Kızılay’ın yaptığı yardımları küçümseyen CHP’nin belediyeleri, halka ekmek yerine gazete dağıtarak büyük bir skandala imza atmıştı. Hatırlanacağı üzere, salgınla mücadelenin en üst seviyede olduğu dönemde CHP’li belediyeler yurt genelinde halkın vergileriyle alınan resmi belediye araçlarını kullanarak Sözcü Gazetesi dağıtmıştı.

CHP’li belediye başkanları Erdoğan’dan yardım istemişti

Kılıçdaroğlu halka yardım ulaştırdıklarını iddia ederken, CHP’li 11 belediyenin çözüm bulamayınca Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan yardım istemesine dair haberler de medyaya yansımıştı. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın da aralarında olduğu 11 belediye başkanı, koronavirüs salgını sebebiyle yaşanan ekonomik daralma, düşen gelirler ve yapılması gereken hizmetlerin bütçeler üzerine getirdiği yüke ilişkin bir toplantı gerçekleştirmiş, çözüm bulamayınca Belediyeler Birliği’nen Başkan Erdoğan’la toplantı organize edilmesini talep etmişti.

MHP lideri Devlet Bahçeli net konuştu: Ayasofya’dan çan değil, ezan sesi yükselecek

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’yi Hedef Alan Sinsi, Sivri ve Stratejik Tehditlerle” ilgili açıklamalarda bulundu. Ayasofya Camii ile ilgili de açıklamalarda bulunan Bahçeli, “Ayasofya’dan çan değil, Allah’ın izniyle ezan sesi yükselecektir.” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’yi Hedef Alan Sinsi, Sivri ve Stratejik Tehditlerle” ilgili basın açıklamasında bulundu.

Gündemi değerlendiren Bahçeli, Libya ile ilgili “Darbeci Hafter’in işgal ve yıkım girişimleri boşa çıkarılmıştır.” ifadelerini kullanırken; Libya’da UMH güçleri tarafından yapılan “Zafer Yolları Harekatı” ile ilgili olarak da “CHP ve ittifak ortaklarını telaşlandırıp ürkütüyor.” dedi.

Öte yandan Bahçeli, Fatih Sultan Mehmet‘in İstanbul’un fethinin nişanesi olan Ayasofya’ya ilişkin ise, “Ayasofya’dan çan sesi değil, Allah’ın izniyle ezan sesi yükselecektir.” dedi.

İşte MHP lideri Devlet Bahçeli’nin basın açıklaması:

“Türkiye’mizi kapsam ve hedefine alan stratejik tehditlerin mahiyeti çeşitlenirken, muhtevası hem çetrefilleşmekte hem de çetin bir hal almaktadır.

Milli hassasiyetlerimizi tahriş, milli haklarımızı taciz, milli haysiyetimizi tahrip etmek için sürekli tertip ve tezgâh kurgulayan iç ve dış odaklar ülkemizi köşeye sıkıştırmak amacıyla menfi ve menfur operasyonlarını devamlı güncellemektedir.

Türkiye düşmanları dört bir koldan ısrarla üzerimize gelmektedir.

Akıl, ahlak ve aidiyet ölçülerini tümden kaybetmiş işbirlikçi ve ihanet kafilesi milli birlik ve dayanışma ruhumuzu boğmak için hesap üstüne hesap yapmaktadır.

“Çıkar lobisinin yerli ve yabancı uzantılarını gizleyip saklayacak maske kalmamıştır”

Gerçekleri çarpıtmak geldiğimiz bu aşamada imkânsızdır.

Türkiye’nin zafiyetini kollayan, açığını kovuşturan, olmayan acziyet ve ataletini konuşan çıkar lobisinin yerli ve yabancı uzantılarını bundan sonra gizleyip saklayacak hiçbir maske kalmamıştır.

Yağmura ve rüzgâra dayanıksız kâğıttan kaplandan farksız olan Türkiye muhaliflerinin tuzakları beyhude, iftiracı ve izansız taarruzları boşunadır.

Bunlar ne yaparsa yapsın muvaffak olamayacaklardır.

Feraseti yüksek aziz milletimiz karanlık niyetlerin, kapalı devre çalışan servis elemanlarıyla hıyanet figüranlarının ziyadesiyle farkında ve bilincindedir.

Bahçeli’den 4 ana başlık

Geldiğimiz bu aşamada, Türkiye özet olarak şu ana başlıklarla ifade edilebilecek iç ve dış stratejik tehditlere direkt maruz ve muhataptır:

1 – Libya’daki haklı, hukuki ve meşru varlığımız dış güçleri rahatsız ettiği gibi, CHP’yi ve ittifak ortaklarını da telaşlandırıp ürkütmektedir.

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’yle 27 Kasım 2019’da uluslararası hukuk kurallarına uygun şekilde imzalanan “Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası” ile “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” bölgesel dengeleri etkilemekle kalmamış lehimize çevirmiştir.

Doğu Akdeniz’deki egemenlik haklarımız bu sayede güçlü olarak savunulmuş, bununla birlikte güvenceye kavuşturularak teyit ve tescil edilmiştir.

“Hafter’in işgal ve yıkım girişimleri boşa çıkarılmıştır”

Türkiye tarihin sesine kulak vermiş, coğrafyanın mesajına dikkat kesilmiş, deniz ve kara sınırlarımız üzerinde kuşku uyandıran mesnetsiz şayia ve şaibelerin sabırla üstesinden gelmiştir.

Türkiye ile Libya arasında kurulan diyalog köprülerinin tarihsel, kültürel ve ülkesel müktesebata müzahir olacak şekilde tesisi ve temini sağlanmıştır.

Darbeci Hafter’in işgal ve yıkım girişimleri boşa çıkarılmıştır.

Kiralık tetikçilerin komploları çuvallamıştır.

Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri, hatta Suudi Arabistan gibi ülkelerin yanısıra iç işgal cephesi de Türkiye ile Libya arasındaki müspet ilişkileri asla hazmedememişlerdir.

“Emperyalizmin sınır bekçisi CHP”

CHP emperyalizmin sınır bekçisi olmak uğruna milli hedeflere kara çalmış, zalim planların tedarikçisi ve teşvikçisi konumuna göz göre göre düşmüştür.

Siyasetin ayrık ve ayıplı markası CHP’nin bu durumu yürek yaralayıcı, utanç vesikasıdır.

Libya’da Hafter’in mevzi kaybı, istila ettiği yerlerden aşama aşama çekilmek zorunda kalması Zillet İttifakı’nı sukutu hayale uğratmış, ters köşeye yatırmıştır.

Türkiye’nin kaybına umut ve siyasi ikballerini bağlayanlar küresel zulmün içimizdeki taşeronlarıdır.

Milli varlığımızın karşı kutbunda birleşen, bekamıza diş bileyen, pusu kuran, çevremizi önce boşaltıp sonra da kuşatmak isteyenler kandan nemalanan zalimlerdir.

Son gelişmeler heveslerin kursaklarda kaldığının ispat ve ilanıdır.

Ne var ki, Libya merkezli oyunlar bitmeyecek, pis senaryolardan vazgeçilmeyecektir.

“CHP-İP-HDP’nin istediği de budur”

Stratejik tehditlerin dozajında herhangi bir azalma bu ortam ve şartlar dahilinde oldukça zor ve zahmetli bir zamana ihtiyaç duymaktadır.

Türk milletinin dayatmayla Anadolu’ya çekilip içe kapanması, etrafındaki hadiselere ilgisiz ve iradesiz yaklaşması, herkes bilmelidir ki, vatanı orta ve uzun vadede tamiratı ve telafisi neredeyse imkansız risklere mahkum edecektir.

CHP-İP-HDP’nin istediği de budur.

KOVİD-19 sonrası yeni bir dünyanın çatısı örülüp kapısı aralanırken milli ve haklı davalarımızdan taviz vermemiz, tarihin gerisine düşmemiz, bizzat içinde olmamız gereken olayları yedek kulübesinden izlememiz düşünülemeyecektir.

Bu nedenle CHP yanılmıştır, yanlışa düşmüştür, yanlış ata oynamıştır.

CHP tutsak alınmış, FETÖ-PKK-küresel vampirlerin yörüngesine girmiştir.

İnanıyorum ki, emel ve eylem ortaklarıyla birlikte hukuki ve demokratik bedeli de mutlaka ödeyecektir.

“Tehditlere boyun eğersek Türk vatanına hainler ve zalimler hücum edecektir”

 2 – Ne işimiz var Libya’da, ne arıyoruz Suriye’de sorusunu soran gafiller süngüleri düşmüş, sadakatleri erimiş mağlup ve mankurtlardan başkası değildir.

Vatan müdafaasının sınır hattı Misak-ı Milli Haritası’nın son eşiğinden başlayacaktır.

Türkiye’nin haklarından, tezlerinden, ülkülerinden ödün vermesi milli şerefini tartışmaya açacaktır.

Mücavir toprak ve ülkelerdeki mevcudiyetimizin yegâne dayanağı uluslararası hukuk ve milli güvenlik mülahazalarıdır.

Bilinmelidir ki, sınır ötesinde bulunduğumuz meskûn mahallerden geri dönersek, tehditlere boyun eğersek, eşzamanlı şekilde Türk vatanına hainler ve zalimler hücum edecektir.

Suriye’de son iki hafta içinde verdiğimiz şehit sayısı ikidir.

İdlib’in güneyindeki M-4 Karayolu hala temizlenmiş değildir.

Bugüne kadar Türk-Rus askerlerinden mürekkep birlikler 15 kez ortaklaşa devriye görevini yerine getirmişlerdir.

“Gereğince görevini harfiyen icra eden ülke Türkiye’dir”

Moskova Mutabakatı’nın üzerinden de üç ay geçmiştir.

Rus yönetiminin sık sık Türkiye’ye yükümlüklerini yerine getirme uyarısı sorumsuz ve sorunlu bir dilin aleniyet kazanmasıdır.

M-4 Karayolunun 6’şar kilometrelik kuzey ve güneyinde mezkur mutabakat hükmü gereğince görevini harfiyen icra eden ülke Türkiye’dir.

Bu kapsamda Libya ve Suriye’de ikili oynayan Rusya’nın siyasi tutumu güvensizlik aşılamakta, terör örgütlerine ve Esad rejimine güven vermektedir.

Milli bekamızı tehdit eden terör musibeti vatan toraklarıyla birlikte sınır ötesindeki alanlardan muhakkak temizlenecektir.

“Suriye’nin geleceğini bizzat Suriyeliler belirlemelidir”

Toplumsal sinir uçlarımıza dokunan seri tahrik ve saldırganlıkların cevabı inanıyorum ki misliyle verilecektir.

CHP’nin, HDP’nin, İP’in ve diğer ziyan olmuş siyasi zihniyetlerin müfsit ve müfrit zorlamalarına aldırış edip itibar edecek milli ve ahlaki düşünen hiç kimse yoktur.

Önemle altı çizilmesi gereken husus şudur: Suriye’nin geleceğini bizzat Suriyeliler belirlemelidir.

Fakat tezahür eden Suriye Anayasa Komitesi’nin 2.tur görüşmeleri Cenevre’de 25-29 Kasım 2019 tarihinde başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

BM Suriye Özel Temsilcisinin 19 Mayıs 2020’de, Suriye’de çatışan tarafların anayasa taslak çalışmaları için Cenevre görüşmelerini yeniden başlatmasıyla ilgili düşünce ve teklifi Suriye meselesinin siyasi çözüm için yeni bir teşebbüstür.

Türkiye tarihin doğru tarafında duruş göstermiştir.

Kaldı ki komşu ülkelerin siyasi ve toprak bütünlüklerine de saygılıdır.

Bu saygının hatalı yorumu, buna eklemlenmiş hunhar operasyon ve projeler aynısıyla ters tepecek, nifak eken felaket biçecektir.

Türk milleti bölgesel ve küresel emperyalizme karşı tek ses, tek bilek, tek yürektir.

“Herkes haddini hududunu iyi bilmelidir”

 3 – Son günlerde Yunanistan’ın sivil ve asker yöneticilerinden gelen tehditvari açıklamalar milli tahammülü zorlamaktadır.

Yunanistan yönetimi aba altından gösterdiği sopanın kendi tepesine ineceğinden ya habersizdir ya da nefret ve öfke selinin tesiriyle körleşmiştir.

İki durumda da kaybedecek olan bellidir.

Komşuluk hukukunu yok sayıp iki asırdır şantaj ve saldırgan bir siyasetin müellifi olan Yunanistan aklını başına almalı, denizin dibine gömülmek istemiyorsa denetim ve kontrolü elden bırakmamalıdır.

Türkiye hiçbir küstahın sabah akşam tehdit edeceği bir ülke değildir.

Herkes haddini hududunu iyi bilmelidir.

Savaş baltalarını çıkarıp fütursuzca sallayanlar unutmasınlar ki, Türk milleti muzaffer ve kahraman bir millettir.

Yunanistan Savunma Bakanı’nın askeri çatışma ihtimalini de ifade ederek “Her türlü senaryoya göre hazırlık yapıyoruz” demesi korkak bir meydan okumadır.

Türkiye Cumhuriyeti, stratejik bir tehdide dönüşen Yunanistan’ın Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve diğer milli konulardaki alçak hesaplarını alt üst edecek muktedirliğe sahiptir.

“Ayasofya’dan çan değil, ezan sesi yükselecek”

Ayasofya Caminde manevi aşk ve adanmışlıkla okunan Fetih Suresi’nden rahatsızlık duyan, egemen devlet vasfımızı hiçe sayıp hayasızca tepki gösteren Yunan Hükümeti’ne hatırlatırım ki, Ayasofya fethin kutlu bir sembolü, kutsal bir emanetidir.

Kıbrıs Limasol’daki Köprülü Camisi’nin avlusuna molotofkokteyli atanların ve Larnaka’daki Tuzla Camisi’nin duvarına Bizans bayrağı asanların kimlerden beslendiği aşikârdır.

Camilerimize yönelik bu çirkin saldırıları şiddetle lanetliyor, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin suçluları derhal bulup cezalandırmasını ümit ediyorum.

Bizans’ı ihya peşinde koşan ahmaklar boşa kürek çekmektedir.

Zulmün perdesi 567 yıl önce kapanmıştır.

Ayasofya Müslüman Türk milletinin fetih camisidir.

Bu hakikat değişmeyecektir.

Herkes hesabını buna göre yapmalıdır.

Ayasofya’dan çan sesi değil, Allah’ın izniyle ezan sesi yükselecektir.

“Fitne ve bozguncu emeller boş durmamıştır”

4- Uzun bir süredir milli ve manevi değerlerimiz seri ve sistematik şekilde istismara uğramaktadır.

Karanlık eller son günlerde provokasyonlarına hız vermişlerdir.

Zamanlama itibariyle şüphe uyandıran bu düşmanca muamelelerin iç huzur ve barış ortamımızı bozmak, budamak, sabote etmek gayesi taşıdığı açıktır.

İzmir’de bazı camilerimizin hoparlörlerinden korsan müzik yayını yapan alçaklardan Etimesgut’ta işlenen bir cinayeti Türk-Kürt karşıtlığına sabitlemeye çalışan satılmışlara, dahası Kiliselere yönelik saldırılarla birlikte Hrant Dink Vakfı’na gönderilen tehdit mektubuna varıncaya kadar fitne ve bozguncu emeller boş durmamıştır.

25 Mayıs 2020 Pazartesi günü ABD’de işlenen ırkçı cinayet sonucunda sokaklara çıkan göstericileri Türkiye’de emsal gösterip devamlı surette sokak edebiyatı yapan CHP ve yedeklerinin yangına körükle gitmeleri tehlikeli bir tuzaktır.

Türk yargısının hükmünü verdikten sonra Anayasa’nın 84. maddesinin 2.fıkrasına göre milletvekillikleri düşürülen ve işledikleri suçların hukuken karşılığını gören eski milletvekillerini müdafaa bahanesiyle CHP-HDP-İP’in aynı kareye girmesi ibretlik bir tablodur.

HDP, usulü bir işlemin tamamlanması suretiyle milletvekilliklerinin düşürülmesi yönündeki uygulamalara ve kayyım atamalarına karşılık Türkiye’nin farklı noktalarından Ankara’ya yürüyüş başlatma kararı alması habis ve hain bir hedefin icra planlamasıdır.

CHP-HDP-İP şer bir amacın sacayağıdır

Kılıçdaroğlu başta olmak üzere, CHP’li yöneticilerin devamlı; “Bizi sokağa çekmek istiyorlar” beyanı sinsi bir hazırlığın, sokaktan iktidar ve ikbal devşirmenin gizli ajandasıdır.

Hiç kimse bu bayat numaraları yemeyecek, yutmayacaktır.

CHP-HDP-İP şer bir amacın sacayağıdır.

Kılıçdaroğlu’nun bedel ödemekten bahsetmesi, TBMM Genel Kurulu’nda CHP-HDP ittifakının sıra kapaklarına vura vura, nefes alamıyoruz propagandasıyla gözler önüne serilmesi büyük bir tehdittir.

Hakkında fezleke düzenlenen milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını 7 Mart 2016’da ilk kez dile getiren CHP Genel Başkanı’dır.

Bağımsız yargının önünde hesap verelim” diyen bizzat bu şahıstır.

İki HDP’li, bir CHP’linin milletvekilliklerinin düşürülmesi adaletin ve demokrasi ahlakının zorunlu bir gereğidir.

Nitekim kanun önünde herkes eşittir.

Hiç kimsenin suç işleme ayrıcalığı veya özgürlüğü yoktur.

Milletvekili sıfatını taşımalarına rağmen suç işlemiş şahısların, diğer tutuklu ve hükümlü kişilerin aksine, milletvekilliğinin sağladığı haklardan istifade talepleri, anayasal bir kuralın dönem sonuna bırakılmasını istemeleri kınanması gereken bir çelişki, aynı zamanda da haksızlıktır.

Bu haksızlık giderilmiş, adalet yerini bulmuştur.

“Gezi çıkmazına umut bağlayanlar karşılarında Türk devletinin kudretini bulacaklardır”

TBMM, teröre yardım ve yataklık yapan suçluların sığınacağı yer olamayacaktır.

Terör örgütleriyle aralarına mesafe koyamayanların sonu bellidir, bundan da hiç kimse muaf tutulamayacaktır.

4 Haziran 2020 tarihinde Gazi Meclis ayıklanmıştır.

Sokağa göz kırpan, sokakta gelecek arayan, yeni bir Gezi çıkmazına umut bağlayan, milletimizin huzur ve güvenliğine kast eden kim olursa olsun karşılarında Türk devletinin kudretini bulacaklardır.

Cumhur İttifakı’nın dış destek ve tesirli muhtemel sokak hareketlerini kaynağında söndürmeye gücü yetecektir.

Bekçilerimizi terörle ilişkilendiren, polislerimizi ve askerlerimizi hayasızca isnat eden gafiller sabrımızı test etmemelidir.

KOVİD-19 salgınının yaralarını sarmaya azim ve inanmışlıkla çaba gösteren Türkiye’yi; sokakların karanlığına, asayişsizliğin kundağına, kutuplaşmanın kuytusuna hiçbir mihrak itemeyecektir.

Türkiye sokakta bulunmamış, sokağa da teslim edilmeyecektir.

İstikbal hedeflerimizi perdelemeye, istiklal sevdamızı nefessiz bırakmaya hiç kimsenin provokasyon ve rezil projesi kafi gelemeyecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletine fedakârca, hiçbir karşılık beklemeden hizmete sonu cefada olsa sefada olsa kararlılıkla devam edecektir.

Türklüğün sancağı inmeyecek, Türk milleti hiçbir zulmete tamam demeyecektir.”

CHP’li belediyenin silahla basılması olayında Kaymakamlık Canan Kaftancıoğlu’nu yalanladı

CHP’li Adalar Belediye binasını pompalı tüfekle basan şahısla ilgili Adalar Kaymakamlığından yapılan açıklamada “Şahıs, evinin suyunun kesilmesi nedeniyle belediye hizmet binasına 7 el pompalı tüfekle ateş etmiştir” ifadeleri kullanıldı.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu saldırının sebebinin su kesilmesi değil arazi anlaşmazlığı olduğunu iddia etmişti.

İstanbul Adalar Belediyesi binası önüne gelen pompalı tüfekli bir şahıs belediye binasına ateş açtı. 71 yaşındaki bir vatandaşın evinin suyu kesildiği için saldırıyı gerçekleştirdiği ifade edildi ancak CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, olayın arazi meselesi olduğunu iddia etti. Kaftancıoğlu’nun ardından açıklama yapan Adalar Kaymakamlığı, Kaftancıoğlu’nu yalanladı.

Adalar Kaymakamlığından yapılan açıklamada, “İlçemiz sakinlerinden 1950 doğumlu M.Ş. adlı şahıs, evinin suyunun kesilmesi nedeniyle belediye hizmet binasına 7 el pompalı tüfekle ateş etmiştir” ifadelerine yer verildi.

“Saldırı, suyu kesildiği için gerçekleştirildi

Adalar Kaymakamlığı, sabah saatlerinde Büyükada’da belediye binasına bir şahsın pompalı tüfekle ateş açtığı olaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bugün saat 06.00 sıralarında Adalar Belediye binasına gelen ilçemiz sakinlerinden 1950 doğumlu M.Ş. adlı şahıs, evinin suyunun kesilmesi nedeniyle belediye hizmet binasına 7 el pompalı tüfekle ateş etmiştir. Binanın camlarında maddi hasar meydana gelmiştir.

Şahıs olayda kullanılan tüfek ile birlikte ele geçirilmiş olup, konuya ilişkin başlatılan Adli işlemler devam etmektedir” ifadelerine yer verildi.

Kaftancıoğlune demişti?

Saldırıyla ilgili Twitter hesabından açıklama yapan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu “Adalar Belediyesi’ne yapılan saldırının sebebi kişinin suyunun kesilmesi değil, kendisine ait olmayan bir araziye kaçak olarak yaptığı yere su bağlatamamasıdır” diye yazdı.

Kendi başkanları bile isyan etti! CHP’li Çankaya Belediye Başkanı kendi partisini eleştirdi

Parti içi muhalefetin arttığı CHP’de içeriden eleştiriler gelmeye devam ediyor. Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen Twitter hesabından CHP’li belediyelerin halka hizmet etmek yerine yapay gündem peşinden koştuğunu ve iktidara laf yetiştirmeye çalıştığını söyledi.

Muhalefet olmak için muhalefet yapan CHP’ye kendi belediye başkanları bile tahammül edemez hale geldi.

CHP’li Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, kendi partisini eleştirerek ‘yapay gündem’ maddelerinin tartışılmaması gerektiğini savundu.

Twitter hesabından uyarı yapan Taşdelen, şunları söyledi:

“25 yıl sonra alınan belediyeler, her türlü engellemeye rağmen halkla bütünleşmiş ve çok başarılıyken, bizim bu yaptıklarımızı, yerel iktidarımızın icraatlarını anlatmamız gerekirken, neden iktidarın yapay gündem maddelerinin peşine takılıp, bunlara laf yetiştirmeye çalışıyoruz?!”

Kılıçdaroğlu’nun kaynak sorununa bulduğu çözüm ‘pes’ dedirtti: Borç alırım

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı televizyon programında Türkiye’nin sorunları için kendince bir takım çözüm önerileri getirdi. Kılıçdaroğlu “Gerekirse Türkiye daha düşük bedellerle borçlanabilir” dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, FOX TV’de İsmail Küçükkaya’nın Çalar Saat programına konuk oldu. Türk halkının bayramını kutlayarak konuşmasına başlayan Kılıçdaroğlu, hem  İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı hem de gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye borçlanabilir

İktidarın nasıl olması gerektiğine dair fikirlerini ileten Kılıçdaroğlu’na Küçükkaya, bu ülkenin ihtiyaçları için nasıl kaynak oluşturabileceğini sordu. CHP Lideri kaynaklar için “Türkiye zengin bir ülke. Türkiye’de kaynak da var. Gerekirse Türkiye daha düşük bedellerle borçlanabilir. Türkiye’nin bereketli toprakları, çalışan insanları var. En büyük kaynak gençlerimiz. İstihdamı devleti yönetenler yaratacak.” ifadelerini kullandı.

Alpay Özalan’dan tepki: Partinin adını değiştirin de rahatlayın

AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan, troll hesaptan kendini övmeye çalışırken yanlışlıkla resmi hesabından paylaşım yaparak yakayı ele veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer’e tepki gösterdi.

Troll hesabından kendi reklamını yapmaya çalışan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer, yanlışlıkla resmi hesabından paylaşım yapınca yakayı ele verdi. Bunun üzerine AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan, rezil olan Soyer’e tepki gösterdi.

Özalan, sosyal medyadan konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, sahte hesap yerine, yanlışlıkla gerçek hesaptan kendini övmüş. Hizmet etmiyorlar, hizmet ediyormuş gibi yapıyorlar. Kendi kendini övüyorlar. Partinin adını ‘Cumhuriyet Hile Partisi’ yapın rahatlayın.”

Kılıçdaroğlu: Babacan ve Davutoğlu’na milletvekili taahhütünde bulunmadık

Geçtiğimiz günlerde Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’ne milletvekili verebileceklerini açıklayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine ve partisine yöneltilen “kiralık vekil” eleştirilerinin ardından “Biz ‘Milletvekili vereceğiz, şunu yapacağız, bunu yapacağız’ diye bir taahhütte bulunmadık. Böyle bir şey doğru da değil zaten” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tele 1 canlı yayınına konuk oldu. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, son günlerde tartışılan milletvekili transferlerine de değindi. Geçtiğimiz günlerde Ahmet Davutoğlu‘nun kurduğu Gelecek Partisi ve Ali Babacan‘ın kurduğu DEVA Partisi‘ne milletvekili verebileceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, bu kez tersini söyledi.

CHP lideri, “Biz ‘Milletvekili vereceğiz, şunu yapacağız, bunu yapacağız’ diye bir taahhütte bulunmadık. Böyle bir şey doğru da değil zaten. Ben Gelecek Partisinin Genel Başkanıyla da Deva Partisinin Genel Başkanıyla da bu konuları hiç konuşmadım. Sadece sorular üzerine yanıt verdim. Eğer demokrasiye karşı böyle bir kumpas kurulursa bu kumpası çözmek bizim görevimizdir. Bu aynı şekilde İYİ Parti’nin de Saadet Partisinin de Demokrat Partinin de görevidir.” dedi.

Ne demişti?

Geçtiğimiz genel seçimlerde İYİ Parti’ye vekil transferi yapıp Meclis’te grup kurmalarını sağlayan Kılıçdaroğlu, 5 gün önce yaptığı açıklamada, yeni kurulan partilere de aynısını yapacağını ifade etmişti. Kendisine yöneltilen, “Baskın erken seçimde İyi Parti’ye yaptığınız gibi Gelecek Partisi ve Deva Partisi’ne de grup kurma desteği verir misiniz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Demokrasi için elbette veririz. Seçim barajının kaldırılmasını bu yüzden istiyoruz. Meclis’te her parti temsil edilmeli” karşılığını vermişti.

Azgın azınlığın din düşmanlığı oruç dinlemiyor

Son yıllarda nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkeye yakışır bir şekilde, milli, manevi ve dini değerleri gözeterek yayın yapan TRT, Ramazanda yayınladığı “Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması” din düşmanı azgın azınlığın hedefinde.

90 yıllık saltanatları yıkılmış!

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar, şunları ifade etti: “Öncelikle aslımızı hatırlatan TRT’ye teşekkür ederim. Tabi dünyada İslam’a karşı bir savaş veriliyor. Şimdi Türkiye’de bu değişik alanda yürütülmeye çalışılıyor. Önce belirli gruplarla millet sokağa çağrılıyor. O başarılamayınca, bu sefer Kur’an üzerinden eleştiriler başlıyor. 90 yıldır bu ülkede saltanat sürmüşler. Saltanatları yıkılmış.”

İlk kez dinimize saygı görüyoruz

Diyarbakır İnanç ve Özgürlük Platformu Başkanı İbrahim Gökdemir de, şunları dile getirdi: “Cumhuriyet tarihinden bugüne kadar ilk kez TRT başta olmak üzere tüm kurumlar dinimize hakaret etmemeye başladı. Gerek tarihi diziler, gerekse de programlarda değerlerimize karşı hassas. Fakat ne yazık ki kendini bilmez bir grup Kur’an-ı Kerim’in okunmasına tepki gösteriyor. Şiddetle kınıyorum onları.”