Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü

Mesele rektör değil hâlâ anlamadınız mı?

Önceki gün Boğaziçi Üniversitesinde polise saldırıp öğrencileri kışkırttığı belirlenen 17 provokatörden 14’ünün Boğaziçi öğrencisi olmadığı ve MLKP ile bağlantılı olduğu belirlendi. CHP, HDP ve adı FETÖ’yle anılan İP’in İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun soluğu eylemcilerin yanında alması, meselenin rektör ataması olmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Eylemcilerin profili, 3 tane ağacın kesilmesi gerekçe gösterilerek başlatılan Gezi ayaklanmasının firari sanığı Mehmet Ali Alabora’nın “mesele ağaç değil sen hâlâ anlamadın mı” şeklindeki sözlerini hatırlatıyor.

Seçimle iktidar olmadığı için darbe, sokak hareketleri ve illegaliteden medet uman hastalıklı muhalefet, Boğaziçi Üniversitesine rektör atanmasını bahane edip, yeni bir Gezi kalkışmasının fitilini ateşlemek istiyor. Önceki gün Boğaziçi Üniversitesi’nde polise saldırıp öğrencileri kışkırttığı belirlenen 17  provokatörden 14’ünün Boğaziçi öğrencisi olmadığı, bir kısmının MLKP ile bağlantılı olduğu belirlendi. Deşifre edilen WhatsApp talimatlarında ise eylemlerde nasıl davranılması gerektiği, gözaltılara karşı alınacak tedbirler, hangi avukatlardan destek alınacağı, cep telefonlarının polis ve savcılık tarafından incelenmesinin önüne geçmek için yapılması gerekenler tek tek izah ediliyor.

Öte yandan; İstanbul Emniyet Müdürlüğü 13 ilçede 24 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonlarda, eylemde aktif görev aldığı belirlenen 17 provokatörün gözaltına alındığı, 11 şahsın firari olduğu, eylemlerde polise saldıran öğrencileri kışkırtan kişilerden 14’ünün Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olmadığı, sadece 2’sinin Boğaziçili olduğu, yakalanan bir şahsın ise üniversiteye gitmediği, en son açık lise kaydının olduğu belirlendi. Gözaltına alınan ve firari öğrencilerden bir kısmının ise daha önce MLKP, DHKP-C gibi marjinal sol örgütlerin eylemlerine katıldığı ve bu kapsamda defalarca gözaltına alındıkları tespit edildi.

Whatsapp’tan talimat

İkinci bir Gezi organize etmek isten provokatörlerin kendi aralarında kurmuş oldukları WhatsApp grubundaki talimatlar da deşifre oldu. O yazışmalarda “ilk yardım”, “yiyecek içecek temini”, “gözaltılara karşı hangi avukatlardan hukuki yardım alınacağı”, “telefonların polis tarafından alıkonulması durumunda yazışmaların çözümlenememesi için konulacak şifreler”e kadar birçok bilgiye yer verildi.

İşte WhatsApp gruplarındaki o yazışmalar:

 İlkyardım, yiyecek, su, maske vb. eşyalar Hedon’da mevcut ve yardıma ihtiyacı olanlar için kapısı herkese açık.

Telefonunuza şifre koyun. Parmak izi, yüz tanımayı kaldırın. Polis telefonunuza el koyabilir gözaltına alınırsanız ama şifrenizi vermek zorunda değilsiniz.

Eğer tanıdık birinin olmadığı bir ortamda gözaltına alınırsanız mutlaka tam isminizi bağırın.

Mutlaka hangi karakola götürüldüğünüzü sorun ve avukatınıza bunu bildirin.

Telefonunuza hemen el konulmuyor, büyük bir wp grubuna acilen gözaltına alındığınıza dair mesaj atın.

Size bir poşet vs uzatırlarsa gözaltı esnasında, tutmayın! Parmak  izini delil olarak kullanabildikleri oluyormuş gelen uyarıya göre. (Ne olur ne olmaz aklınızda bulunsun)

Ayrıca telefonunuzdan biyometrik parolaları kaldırın. Parmak izinizin ne kadar korunabileceği meçhul. SIM kilidiniz de olsun.

Araçta çok bekletirlerse en yakın emniyete götürülüp ifademin ivedilikle alınmasını istiyorum diyebilirsiniz. Polis size herhangi bir şekilde şiddette bulunduysa eğer bunu avukat geldiğinde avukatınıza anlatın.

Gezi’deki gibi artarak sürecek

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçen Gökçe’den, terör örgütü DHKP-C marşlarının okunduğu Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eylemlerin, Gezi kalkışmasının benzeri olduğu itirafı geldi. Gökçe, Gezi vandallığına atıfta bulunarak “Boğaziçi’nde gördüğümüz şey Gezi’deki gibi artarak sürecek ve bu düzen değişecek” ifadelerini kullandı.

Boğaziçi’ndeki provokasyonun ardından soluğu üniversitenin Güney Kampüsü girişinde toplanan öğrenci görünümlü marjinal sol örgüt üyesi eylemcilerin yanında yer alan ve DHKP-C marşları eşliğinde yürüyen CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da, Twitter’dan yaptığı açıklamada eylemcilere teşekkür etti.

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın FETÖ’yle ilişkili olduğunu söylediği İP İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu da sosyal medya hesabından provokatörlere destek verdi. Kavuncu Twitter mesajında, “kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz” paylaşımında bulundu. “Ülkücü” olduğunu iddia eden Kavuncu’nun  da  “katil polis” sloganları atan marjinal eylemcilere destek vermesi tepki çekti.  İP’ten ihraç edilen Prof. Dr. Ümit Özdağ tarafından “FETÖ’cü olmakla suçlanan Kavuncu, eylemcilerin gözaltına alınmasına, “Özgür düşünceye ne olursa olsun kelepçe vurulamaz” diyerek karşı çıktı. PKK’nın siyasi ayağı HDP de, “Sesiniz sesimiz” ifadesiyle eylemcilere arka çıktı.

Ekrem İmamoğlu’dan gezizekalılara destek

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da, @ekrem_imamoglu hesabından protestoculara destek açıklaması yaparak, “Partizanlığı her yerden söküp attığımızda çok güçlü bir ülke olacağız. Ülkenin en güzel beyinleri yurt dışına gitmeyecek. Her görüşten gençler geleceğimiz için birlikte çalışacaklar o zaman. #BoğaziçiÜniversitesi öğrencileri ve akademisyenlerinin haklı mücadelesinin yanındayım” ifadelerini kullanarak polise saldıran marjinal gruplara sahip çıktı.

Türk halkı polisinin yanında

Prof. Dr. Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasını protesto eden marjinal grupların attığı “katil polis” sloganına tepki yağıyor. CHP, HDP ve İP’in başını çektiği eylemciler tarafından Türk polisine “katil” denilmesini hazmedemeyen vatan millet sevdalısı sosyal medya kullanıcıları, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden açtıkları “#Polisiminyanındayım” etiketi ile yaklaşık 330 bin paylaşım yaptı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da “Polisimin Yanındayım ‘katil polis’ diyenin karşısındayım. Omurgasız vıcık vıcıkların farkındayım” paylaşımıyla, Türk polisine olan desteğini yineledi.

YÖK’ten Melih Bulu’ya destek

 Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu’ya yönelik YÖK’ten açıklama geldi. Açıklamada, “Prof. Dr. Melih Bulu, diğer adaylar gibi rektörlük başvuru şartlarını sağlamaktadır. Rektör (adayı) olabilmek için, eski/yeni hiçbir mevzuatta, ilgili üniversitenin kadrolu profesörlerinden biri olma koşulu aranmamıştır. Bir üniversitenin başarısı için rektör atama şekli elbette önemlidir, fakat atama süreci sonrasındaki performansı daha da önemlidir.” denildi.

Açıklamada, “Prof.Dr.Melih Bulu’nun akademik kariyerinin en önemli aşamasını Boğaziçi Üniversitesinde tamamlamış olduğu unutulmamalıdır” ifadeleri kullanıldı.

Öğrenci değil terörist çıktılar 

İçişleri Bakan Yardımcısı ve Bakanlık Sözcüsü İsmail Çataklı, Boğaziçi Üniversitesinde yaşanan provokosyonlara ilişkin yaptığı açıklamada, “gözaltına alınan 17 kişiden sadece 2’si Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi. Aralarında MLKP dahil terör örgütüyle irtibatı olan, örgütsel kaydı bulunan kişiler de bu 17 kişi arasında var.” dedi. Olayda, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet, polise mukavemet olduğu, polislere “Katil” diye bağırıldığı ve tekme atıldığı bilgisini veren Çataklı, bunların gereğinin yapılacağını söyledi. Çataklı; “Bugün birtakım siyasi pozisyonlar için bu hakareti yapanlara hitaben ‘mücadelesinin yanındayım’ diye destek Tweeti atanlara, bizzat ana muhalefet partisini temsilen o eyleme gidip destek olanlara şunu ifade etmek istiyoruz, bu kurumlar hepimizin kurumları, bu devlet, hepimizin, bu polisler, hepimizin. Bizi de çoluk çocuğumuzu da malımızı da canımızı da koruyacak olan bu polisler, bizim polislerimiz. Polislerimize ‘katil’ denmesini bizim kabul edebilmemiz ve buna sessiz kalmamız mümkün değildir” dedi.

Gezi’de mesele ağaç değil demişlerdi

2013 yılında başlayan ve sözde birkaç ağacın kesilmek üzere başka yere dikilmesini bahane eden eylemlerle ilgili, şu an firarı olan Mehmet Ali Alabora, dertlerinin çevre olmadığını itiraf etmişti. Alabora twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Mesele ağaç değil sen hâlâ anlamadın mı” ifadelerini kullanmıştı.

Kaynak: Yeniakit

Boğaziçi Üniversitesi’nin yeni rektörü Melih Bulu’dan ilk açıklama: Siyasete CHP’de başladım

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’ne getirilen Prof. Dr. Melih Bulu, hakkındaki iddialara ve yaşanan eylemlere ilişkin yaptığı açıklamada, siyasete CHP’de başladığını bildirdi.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’ne getirilen Prof. Dr. Melih Bulu, hakkındaki iddialara ve yaşanan eylemlere ilişkin açıklama yaptı.

“Siyasete ODTÜ’de okurken CHP’de başladım”

Bulu, “Aslında şimdi söyleyeceklerim birçok insanı şaşırtacak, ben siyasete ODTÜ’de okurken CHP’de başladım. Bunlar da biliniyor ama görünmüyor. Beni hep AK Partili olarak yansıtıyorlar. O zaman öğrenciydim SHP idi o zaman. Belediye başkanı bizim ODTÜ mezuydu. Yardımcı istemişti, öyle başladım. O zaman o milletvekiliydi ben ona araştırma yapıyordum. Fiili olarak Meclis’e gidip geliyordum. Daha sonra Liberal Demokrat Parti’den teklif geldi. Liberal Demokrat Parti’nin Gençlik Teşkilatı başkanıydım. Ama ben siyasete hep bir akademisyen gözlüğü ile bakan birisiyim. Benim merakım yönetim ve organizasyon.” dedi.

Bulu, “Normalde bir rektör ataması için hiç kimse farkında değil ama, dünyadaki standartlara uygun bir rektör ataması var Türkiye’de. İlana çıkıyorsunuz. Daha sonra mülakata davet ediliyorsunuz. Bir mülakata alındık. Bir komisyon var. Size Boğaziçi Üniversitesi’nin özelliklerine uygun sorular soruluyor. Adaylar yeniden değerlendirilip Cumhurbaşkanlığına sunuluyor. Benden önce de Boğaziçi dışından rektör atandı, İTÜ’den. Ama daha da önemlisi ben Boğaziçiliyim. Doktoramı Boğaziçi’nde yaptım, aynı zamanda hocalarımla beraber ortak ders verdim. Ben tabii Boğaziçi’nde ders verdiğim zamanlarda öğrenciler benimle ilgili çok şey yazarlardı. Benim içimle dışım bir. Ne görürsem söylerim. Boğaziçi üniversitelileri çok zekidir.

Ben bu tepkilere alışığım. Hoca olunca daha az seviyede geliyordu, rektör olunca daha üst seviyede geldi. Boğaziçi Üniversitesi’nden 2 kişi var. 17’den iki kişi. Bunlara nasıl izin verildi bilmiyoruz. Üniversiteli olmayanlar arasında, alakasız insanlar. Anladığım kadarıyla bazı örgütlerin mensubu.

Burada provokatif bir olay var. Anladığım kadarıyla Boğaziçili kullanıldı. Boğaziçili üniversiteli her türlü protestoyu yapabilir ama olmayanlar kampüse alınmamalı.” dedi.

Bulu, şu ifadeleri kullandı:

“Orada çok pratik bir şey var. Çünkü kapı kırıkmış. Çok fazla şey olduğu için, kapıyı tutturmak için kelepçe takmışlar. Polis amirinin çözümüymüş. Tabii ki Boğaziçili olmayan öğrencilerin güney kampüse girmeleri, 150 yıllık binalara zarar verebilir, bunu kontrol edemeyiz.

Kampüse polis davet edilmedi. Polis kampüsün önünde herhangi bir şekilde öğrenci olmayanların girişini durdurmak amacıyla yer aldı. Zaman içerisinde biz birbirimizi tanıdıkça nasıl verimli ve güzel çalışacağımızı göreceğiz.

Şöyle bir rektör seçimi üniversitelerde yok; yani hocalar oy verecek rektör seçilecek. Böyle bir şey yok, yani rektörler atanıyor. Adaylar başvuruyor, çağrıya çıkıyor, komisyon değerlendiriyor, mütevelliye sunuluyor. Devlet üniversitesi olduğumuz için üç aşağı beş yukarı dünya ile aynı yöntemle rektörleri seçiyoruz. Ben bir yönetim organizasyoncuyum, bir kurumu yönetecek kişinin seçimle gelmesi zaten pek kullanılan bir yöntem değil. Demokrasi tabii ki ülkelerin, iktidarın seçimlerinde çok doğru yöntem. Siz bire bir oy vererek rektörü, bir şirketin genel müdürünü seçemezsiniz.

Hiçbir zaman seçilmedim, yeterince zamanı harcayamadım. Aday oldum ama doğal olarak o zamanı harcayamadığım için. Orada da mülakatlar sistemli yapılıyor. Ben Boğaziçi’nde doktora yaparken AK Parti’nin kurulu haberi geldi. Sarıyer teşkilatına gittim ‘bu işin içinde yer almak istiyorum’ dedim. Sağolsun beni kurucu olarak aldılar.

Bu partilerin hepsinde insanlar Türkiye’ye hizmet etmek için varlar. İnsanların yanlış yönlendirilmesi kutuplaştırılması ülkeye zarar veriyor. Boğaziçi Üniversitesi’ne de bu mantıkla gitmemiz lazım. Enerjimizi bu mücadeleye harcarsak dünyanın ilk 10’una girme hedefimize yaklaşırız. Benim tecrübeme aslında CV’me detaylı bakıldığında iki üniversitede rektörlük yaptım. Daha önce de Şehir Üniversitesi’nde işletme fakültesinin en son dekanıydım. 2009’da aktif siyaseti bıraktım zaten. Ondan sonra kariyerimi tamamen üniversiteye verdim. Bir aday adayı oldum ama aktif siyasette değildim.” dedi.