Avrupa

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Avrupa

Heiko Maas AB ülkelerine çağrıyı yaptı: Türkiye ile yeniden anlaşmalıyız

Almanya Dışişleri Bakanı Maas, Türkiye’nin AB için önemli bir göçmen yükünü üstlendiğini belirterek, Ankara ile yeni bir mülteci mutabakatı gerektiğini vurguladı.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Türkiye ile yeni bir mülteci mutakabatı talep etti.Welt gazetesine konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Maas, “Türkiye ile göç konusundaki iş birliğini güncellememiz gerekiyor” ifadesini kullandı.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 2016 yılında varılan mülteci mutabakatının geliştirilmesinin AB’nin çıkarına olacağını dile getiren Dışişleri Bakanı, “Türk hükümeti ile yaşadığımız tüm sorunlara rağmen, bu ülkenin bizim için, önemsiz görülemeyecek bir göçmen yükünü üstlendiğini takdir etmeliyiz” dedi. Maas ayrıca, bu bağlamda Türkiye tarafından “bakılan” sığınmacı sayısının yaklaşık dört milyon olduğunu vurguladı.

Ankara ile Brüksel arasında varılacak yeni bir mutabakat neticesinde Türkiye’ye AB’den yeni kaynaklar aktarılmasının da gerekeceğinin altını çizen Heiko Maas, “Herhangi bir rakam vermek istemiyorum ancak bunun parasız olmayacağı gayet açık” ifadesinde kullanarak, Türkiye’nin büyük bir maddi sorumluluğun altına girerek, diğer ülkelerin bundan tasarruf etmesini sağladığını dile getirdi.

Akdeniz’de kurtarma misyonu

Söz konusu röportajda, son günlerde gündeme gelen, Libya açıklarında görev yapacak yeni bir denizde kurtarma misyonu ile ilgili soruya da yanıt veren Dışişleri Bakanı Maas, “AB’ye üye ülkelerin tavrına baktığım zaman bu tarz bir misyon için koşulların oluşmuş olduğunu göremiyorum” diyerek, konuyla ilgili olumsuz görüş bildirdi.

Çok sayıda üye ülkenin yeni bir denizde kurtarma misyonuna karşı olduğunu belirten Maas, “Yeni bir kurtarma misyonu hayata geçirilse bile, Avrupa’ya yönelik göçün tamamına kucak açamayız” dedi. Heiko Maas bunun yerine, özellikle insanların yaşadığı yerlerden kaçmasına neden olan sebeplerle mücadele için daha kapsamlı bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu savundu.

Kaynak: DW Türkçe

Başkan Erdoğan’dan önemli açıklamalar

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte “TC-TUR” uçağı ile saat 00.25’te Antalya’ya geldi.

Başkan Erdoğan’ı, Antalya Havalimanı’nda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Valisi Ersin Yazıcı ile Antalya milletvekilleri karşıladı. Erdoğan, cuma günü de Antalya Diplomasi Forumu’na katılacak.

Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ) Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi ile Dışişleri Bakanları Toplantısı, Antalya’da başladı.

Bu yıl Türkiye’nin dönem başkanlığında gerçekleştirilen GDAÜ, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ev sahipliğinde Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Dışişleri Bakanları Toplantısı ile başladı.

Çavuşoğlu tarafından karşılanan konuk bakanlar, aile fotoğrafının ardından toplantıya geçti.

GDAÜ Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi ise öğleden sonra Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşti.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Zirvesi kapsamında önemli açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

Son asrın en büyük sağlık krizi olarak nitelenen bu salgının üstesinden dayanışma ve işbirliğiyle gelmeyi ümit ediyoruz. Her zorlukla beraber muhakkak bir kolaylığın olduğuna dair güçlü inancımızı aydınlık ve sağlıklı yarınlara dair umutlarımızı da artırıyor. Ziyaretiniz sırasında salgına karşı aldığımız tedbirleri ve güvenli turizm sertifikasyon programımız kapsamındaki uygulamaları da yakından görme fırsatı bulacaksınız. Başat siz dostlarımız olmak üzere tüm Avrupa halklarını, tatillerini geçirmek üzere ülkemize beklediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum.

Türkiye, Güneydoğu Avrupa’da yürüttüğü ikili ve çok taraflı faaliyetlerinde herzaman iş birliğini ve ortak çıkarları gözetmiştir. Türkiye, Bosna Hersek, Sırbistan ve Türkiye, Bosna Hersek, Hırvatistan arasında tesis edilen üçlü mekanizmalar bunun en güzel örnekleridir. Bölgeye yönelik girişimlerimiz birileri tarafından farklı yansıtılmak istense de hiçbir suretle diğer inisiyatiflere rakip ya da alternatif değildir. Bilakis, faaliyetlerimiz yürütülmekte olan diğer çabaları güçlendirmiştir.

“Tam üyelik mücadelemizin artık neticelenmesini istiyoruz”

Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir AB’nin çekim ve güç merkezi olma hedefine ulaşması mümkün değildir. Karşılaştığımız onca haksızlığa rağmen, yarım asırdır ısrarla ve sabırla sürdürdüğümüz tam üyelik mücadelemizin artık neticelenmesini istiyoruz. Birliğin içine düştüğü stratejik körlükten bir an önce kurtulmasını, olumlu gündem çerçevesinde katılım sürecini ilerletmesini bekliyoruz.

Güneydoğu Avrupa ülkeleri olarak, düzensiz göç akımlarında olan biteni tribünden seyretme lüksümüz yoktur. Küresel ölçekte artan ırkçılık, İslam düşmanlığı ve göçmen karşıtlığı giderek bir milli güvenlik sorununa dönüşüyor.

Macarlardan LGBTİ yayınlarına yasak

Macar Başbakanı Orban’ın partisi Fidesz, LGBTİ’nin ‘meşru’ gösterildiği yayınları yasaklamak için teklif verdi. Meclise sunulan yasa teklifine göre LGBTİ’yi normalleştiren ve ‘cinsiyet değiştirmeyi özendiren’ bütün yazılı ve görsel yayınlar yasaklanacak. Ülkedeki sapkınlar isyan ederken Fidesz Partisi, “çocukların cinsel kimlik hakkının korunduğunu” belirtti.

Münübe Yılmaz 

Türkiye’de bir kısım çevrelerin normalleştirmeye çalıştığı sapkın eğilimler, dünyanın pek çok ülkesinde duvara toslamaya başladı. Macaristan’da, Başbakan Viktor Orban’ın lideri olduğu iktidardaki Fidesz partisi, sapkınlık ve eşcinselliği özendiren içeriklerin yayılmasını yasaklayan bir kanun teklif etti. Fidesz milletvekilleri tarafından hazırlanan ve önceki gün meclise sunulan yasa tasarısında, 18 yaşın altındaki gençlere pornografik içeriklerin yanı sıra cinsiyet değişikliğini ya da eşcinselliği özendiren bütün içeriklerin gösterilmesinin yasaklanması istendi.

İktidar partisinden yapılan açıklamada “Söz konusu yasa teklifi, çocukların doğarken aldıkları cinsel kimlik hakkını korumayı hedefliyor. Taslakta çocuk ve gençlere yönelik cinsel saldırı suçlarında daha katı düzenlemeler yer alıyor” ifadelerini kullanıldı.

Önümüzdeki hafta oylanacak olan  tasarıda ayrıca, okullarda “cinsel eğitim” adı altında oturumları tertip edilmesine müsaade eden kuruluşların tespit edilmesi de önerildi.

Sapkınlar ayaklandı

Meclis’ten geçirilmek istenen tasarının Rusya’nın eşcinsellik karşıtı yasasına benzediğini ileri süren Macar muhalifler ise “Fidesz ifade hürriyetini ve çocuk haklarını ciddi şekilde kısıtlamak istiyor. LGBTİ gençlerinin ruh sağlığını olumsuz etkiliyor ve onların bilgiye ulaşmalarını engelliyor” açıklaması yaparak sapkınlığı savundu.

Biden’a çağrı yaptılar

Macar LGBTİ gruplarının çatı kuruluşu olan Budapeşte Onur Yürüyüşü tarafından yapılan açıklamada da önümüzdeki günlerde Viktor Orban ile bir araya gelecek olan ABD Başkanı Joe Biden’a Macaristan Başbakanı’na tepki göstermesi çağrısında bulunuldu.

Avrupa’ya karşı milliyetçi söylemleriyle ön plana çıkan Orban’ın 2010’dan bu yana başbakanlık yaptığı Macaristan, ‘fazla eş cinsel bulduğu için’ Eurovision 2020’den çekilmişti. Viktor Orban hükümeti, geçtiğimiz aylarda da aynı cinsten çiftlerin evlat edinmesini yasaklamıştı. Macaristan’da geçen yıl çıkarılan bir yasayla cinsiyet değiştiren vatandaşların bunu resmi belgelere geçirmesi imkansız hale getirilmişti.

Avrupa Konseyi Yunanistan’a “Türk azınlık” uyarısında bulundu

Avrupa Konseyi, Batı Trakya’daki Türk azınlığın haklarını çiğnemeyi sürdüren Yunanistan’ı uyardı. Atina yönetiminin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aldığı kararlara uyması istendi.

Yunanistan, Batı Trakya Türk azınlığını görmezden gelen tutumunu sürdürüyor ve uluslararası anlaşmalara uymuyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türk azınlığı lehine verdiği kararları da uygulamıyor.

Avrupa’dan Yunanistan’a uyarı

Fransa’nın Strazburg kentinde toplanan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Yunanistan’ı kararları uygulaması için uyardı.

Komite, AİHM’in İskeçe Türk Birliği, Rodop İli Türk Kadınları Kültür Derneği ve Meriç İli Azınlık Gençleri Derneği ile ilgili 2008’de aldığı kararları hatırlatarak, Atina’nın bunları uygulamadığına dikkati çekti.

Eylül ayında yine gündemde

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereği Atina’nın bu kararları uygulamakla yükümlü olduğunun altı çizildi.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, konuyu eylül ayında bir kez daha görüşecek.

Atina’dan sözleşme ihlali

Yunanistan, Batı Trakya’daki Türk azınlığın kurduğu dernekleri kapatmıştı.

AİHM Atina yönetiminin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetti. Ancak Yunanistan derneklerle ilgili kararları uygulamamakta ısrar etti.

Bu süreçte, Avrupa Konseyi başta olmak üzere çeşitli uluslararası kuruluşlar birçok kez Atina yönetimine uyarıda bulundu.

Hollanda resmen açıkladı: Türkiye PESCO için resmen başvurdu

Hollanda, Türkiye’nin PESCO savunma anlaşması çerçevesinde yürütülen bir projeye katılmak istediğini teyit etti.

Türkiye ilk kez Avrupa Birliği (AB) savunma anlaşması Daimi Yapılandırılmış İşbirliği (PESCO) bünyesindeki bir projede yer almak için başvuruda bulundu. Proje koordinatörü Hollanda Savunma Bakanlığı, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Türkiye’nin başvurusunu teyit etti.

Türkiye’nin katılmak istediği proje, askeri personelin ve askeri teçhizatın Avrupa içinde ve dışında hızlı bir şekilde taşınmasını öngörüyor.

Hollanda Savunma Bakanlığının açıklamasında, Türkiye dışında yine NATO üyesi ABD, Kanada ve Norveç’in de projeye katılmak için başvurduğu ve bu ülkelerin başvurularının oybirliğiyle kabul edildiği belirtildi.

Ankara’nın katılım talebinin AB üyesi ülkelerin tamamı tarafından onaylanması gerekiyor. Ancak Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın Türkiye ile yakın işbirliğine Akdeniz’deki doğal gaz arama faaliyetleri veya Kıbrıs meselesi nedeniyle sıcak bakmayacakları belirtiliyor. NATO üyesi Türkiye’nin başvurusunun reddedilmesinin ise Ankara tarafından hakaret olarak anlaşılabileceği endişesi bulunuyor.

 Pesco nedir? Pesco ne içeriyor?

Türkiye’nin yer almak istediği milyarlık projenin askeri hareket kabiliyetinin iyileştirilmesini içerdiği belirtiliyor. Hollanda, askeri birliklerin ve askeri araç ile teçhizatın Avrupa içinde naklinin iyileştirilmesine dair projenin koordinasyonunu yürüten üye ülke. Kasım 2020’den bu yana projeye AB üyesi olmayan ülkeler de katılabiliyor.

Avrupa Birliği dönem başkanlığını Almanya’nın yönettiği 2020’nin ikinci yarısında, AB üyesi olmayan ülkelerin de PESCO projelerinde yer alabilmesinin önünü açan düzenleme sunulmuş ve kabul edilmişti. AB üyesi olmayan ülkelerin belli siyasi, yasal ve maddi kriterleri yerine getirmesi şartıyla projelere dahil olması mümkün. Bu kriterlerin başında da söz konusu ülkenin AB’nin değerlerini paylaşması, ayrıca AB ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkileri ilkeleri çerçevesinde davranması, ortak güvenlik ve savunma çıkarlarıyla çelişecek adımlar atmaması şartı bulunuyor. PESCO 24 AB üyesi ülkesi müşterekliğinde yürütülüyor.

Mayıs ayı başında Brüksel’de düzenlenen AB ülkeleri savunma bakanları toplantısında Türkiye’nin dahil olmak istediği projeye ABD, Kanada ve Norveç’in de katılabilmesi yönünde izin çıkmıştı. PESCO projeleri, katılımcı ülkelerin tamamı veya bir kısmının iştiraki ile yürütülebiliyor. AB Konseyi de projeye dahil olmak isteyen AB üyesi olmayan ülkelerin gerekli şartları yerine getirip getirmediğini denetlemekle yükümlü. 2017 yılında kurulan PESCO, proje üyesi ülkelere savunma kabiliyetlerini işbirliği içinde geliştirme, operasyonel hazırlık yürütme ve askeri kuvvetlerin katkılarını artırma imkanı tanıyor. PESCO kapsamında şu ana kadar eğitim, kara formasyon sistemleri, deniz ve hava sistemleri, siber güvenlik gibi alanlarda biri tamamlanmış, 46 da süren proje bulunuyor.

 Güney Kıbrıs ve Yunanistan ne tepki verecek?

Geçen yıl Doğu Akdeniz’deki gerilimlerin yaşandığı göz önünde bulundurulduğunda Türkiye’nin AB’nin ortak savunma projesine iştirak için başvuruda bulunmasına Yunanistan ile Güney Kıbrıs’ın tepkisinin ne olacağı merak konusu. Konuyu ilk kez gündeme getiren Welt am Sonntag gazetesine konuşan, adını vermek istemeyen diplomatlar, “Türkiye ile PESCO çerçevesinde yapılacak bir işbirliğinin AB ile NATO arasındaki işbirliğini iyileştirimesi dışında Türkiye ile Kıbrıs ve Yunanistan arasında da normalleşme sağlamasını umut ediyoruz” dedi.

PESCO, Avrupa Birliği’nin güvenlik ve savunma alanındaki hareket kabiliyetini iyileştirme ve söz konusu alanlardaki zaafiyetin kapatılması amacını hedefliyor. Avrupa’da askeri birliklerle araç ve teçhizatların nakliye ve hareketliliğini kapsayan ve Türkiye’nin de dahil olmak üzere başvurduğu iddia edilen proje 46 PESCO projesinden sadece biri. Söz konusu 46 projeden altısının koordinasyonunu Almanya yürütüyor.

İkiyüzlü Belçika!

PKK, DHKP-C ve FETÖ firarilerinin sığınağı haline gelen Belçika, yıllardır Türkiye’nin hiçbir iade talebine cevap vermezken, Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen bir toplantıda, kâğıda basılı Türk bayrağını yırtan Neonazi Altın Şafak üyesi Yunan Milletvekili İoannis Lagos’u Atina’ya iade etti.

Oğuzhan Gültekin  Ankara 

PKK, DHKP-C ve FETÖ firarilerinin sığınağı haline gelen Belçika, yıllardır Türkiye’nin hiçbir iade talebine cevap vermezken, Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen bir toplantıda, “Burada göçmenlerin haklarını konuşuyorsunuz. Yunan halkının hakkını kim savunacak? Bir tarafta Türkiye var, her istediğini yapabiliyor. Sizin yaptığınız tek şey ise, bize akın akın göçmen gönderen Türkiye’nin saçlarını doğru yönde okşamak. Ve bu Türk bayrağı kanla yıkanmış bir bayrak” diyerek kâğıda basılı Türk bayrağını yırtan Neonazi Altın Şafak üyesi Yunan Milletvekili İoannis Lagos’u Atina’ya iade etti.

“Yanlışlarını düzeltmeleri için sabırla bekliyoruz”

Belçika ve birçok Avrupa ülkesinin Türkiye’ye uyguladığı çifte standarda ilişkin konuşan TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanvekili, NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanvekili ve AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Berat Çonkar, geçmişte savaştığımız ve hezimete uğrattığımız toplumların hâlâ Türkiye’ye karşı bir savaş verdiğini belirterek, “Burada özellikle Belçika değil neredeyse bütün Avrupa ülkeleri terörü Türkiye’ye karşı bir maşa olarak kullanıyor. Teröristlerin iade edilmesi için yapılan başvurularda ABD, Almanya, Yunanistan, Belçika ve Fransa gibi ülkeler son zamanlarda bizi en fazla uğraştıran ülkeler oldu. Bu durumda maalesef ikili ilişkilerimizi derinden yaralarken, hak, hukuk, insan hakları gibi söylemlerde bulunan ülkelerin bu görüşlerinde samimi olmadıkları, söz konusu söylemleri uygulama aşamasına geldikleri zaman etik dışı davranışlar sergilediklerini görüyoruz. Biz söz konusu devletlerin yapılan yanlışları düzeltmeleri için sabırla bekliyoruz. Biz haklı olduğumuz konularda düşüncelerimizi açık açık söylemekten çekinmiyoruz. Umarım yanlışlarını en kısa zamanda anlayıp doğru yola girerler. Dünya’nın tamamına zarar veren terör örgütlerin çökertilmesi için gerekli işbirliğine yanaşırlar. Milletimizin içi rahat olsun Türkiye her masada gerekeni yapıyor. Malum bu tarz konularda Avrupa ülkeleri Türkiye’yi dışlarken birbirinin sırtını sıvazlamaktan geri durmuyorlar. Biz NATO müttefiki olsak da konu Türkiye olduğu zaman yalnız bırakılıyor. Ancak, ‘Yunanistan bile teröristini alıyor, Türkiye alamıyor’ gibi bir düşünce oluşmasın. Biz kendi menfaatlerimiz doğrultusunda adımlar atıyoruz. Geçmişte savaştığımız, hezimete uğrattığımız toplumlar bunlar. Her ne kadar müttefik gibi görünsek de, savaşlar bitmiş olsa da bir şekilde Türkiye’ye karşı savaş devam ediyor. O yüzden biz temkinli ve sakin yaklaşıp günü gelince gerekeni yapıyoruz” dedi.

Türkiye güçlendikçe Batı ikiyüzlü olmaya devam edecek!

Birçok terör örgütü üyesinin sırf Türkiye’ye karşı gerçekleştirdiği eylemlerden dolayı koruma altına alındığını ifade eden Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu Üyesi, AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Halil Özşavlı da, “Tüm Avrupa’nın nasıl teröristleri beslediğini, onlara kol kanat gerdiğini görüyoruz. Bu tutumları 80’li yıllardan beri devam ediyor. Bunlar ASALA militanlarından tutumda günümüzde FETÖ üyelerini, PKK üyelerini, DHKP-C üyelerini sırf Türkiye’ye karşı eylemlerinden dolayı karşılıksız besliyorlar. Biz onlara her seferinde somut delillerle gidiyoruz ancak hep bir bahaneleri var. Bugün Yunanistan kendi istediğini anında alırken Türkiye hep bekleyen taraf oluyor. Bu da bu ülkelerin birbirlerini nasıl koruduğunu ve Türkiye’ye karşı besledikleri nefreti gösteriyor. Biz hukuki yollardan asla vazgeçmeyeceğiz. Biz kendi ülkemizde hiçbir teröristi barındırmayız. Bu son hadise bize bir kez daha Avrupa’nın nasıl terör sevici olduğunu, işine geldiği gibi davrandığını, Türkiye’ye karşı nasıl çifte standart uyguladığını gösterdi. Bu ikiyüzlü tavırları Türkiye kendi bölgesinde güçlendikçe devam edecektir” ifadelerini kullandı.

İşte PKK’nın çöküşünün resmi! Resmen eriyorlar

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, terör örgütü PKK’nın üç yöneticisinin başına ödül koyduğunu hatırlatan bir paylaşım yapmasının ardından teröristler ABD’yi protesto eylemlerine başladı. Teröristler Almanya’da bir elin 5 parmağını geçmeyen kişi ile ABD’yi protesto ettiler.

YENİ AKİT/ANKARA 

Terör örgütü PKK artık Avrupa’da da istediği eylem kitlesine ulaşamaz oldu. Yıllardın Türkiye’yi şikayet etme yeri olarak gördükleri ve kalabalık terör sevici kitlelerle eylem yapan PKK artık eylemlerine bir elin 5 parmağını geçecek insanları toplayamaz oldu.

ABD’nin Ankara büyükelçiliğinin, ABD, ‘Adalet için ödül’ programı kapsamında, Murat Karayılan için 5 milyon dolar, Cemil Bayık için 4 milyon dolar, Duran Kalkan için 3 milyon dolar ödül koyduğunu hatırlatan paylaşım sonrasında kararı protesto etmek isteyen PKK’nın Avrupa yapılanması umduğunu bulamadı.

Avrupa’da yaşayan PKK ve sempatizanları, ABD’nin terör örgütü PKK yöneticilerine yönelik kararı karşısında hararetlenenler soluğu Almanya’nın Münih kentindeki ABD Konsolosluğu önüne aldılar. Burada protesto gösterisi için hazırlık yapan örgütün Avrupa yapılanmas ı tüm çağrılarına rağmen gösteriyi 4 kişi ile düzenlemek zorunda kaldı. Örgütün paçavrasını ve başlarına ödül koyulan teröristlerin fotoğraflarının bulunduğu pankart taşıyanlar, “ABD’nin kararını kabul etmiyoruz” sözleriyle yıllardır maşalığın yaptığı ABD’ye havlamaya çalıştılar.

Mevlüt Çavuşoğlu açık açık uyardı: Tüm Avrupa için çok tehlikeli

Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Bisera Turkovic ile ortak basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Bosna Hersek’in toprak bütünlüğüne ilişkin dolaşan kağıtlarla ilgili, “Bu tür tartışmaların sadece bölge için değil tüm Avrupa için çok tehlikeli olduğunu bir kere daha vurgulamak isterim.” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Bisera Turkovic ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen iki ülke arasında temasların düzenli şekilde devam ettiğini söyleyen Çavuşoğlu, martta Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı ve üyelerinin Türkiye ziyaretinin de faydalı geçtiğini belirtti.

Bosna Hersekli mevkidaşıyla verimli toplantılar geçirdiklerini belirten Çavuşoğlu, “Siyasi olarak mükemmel olan ilişkilerimizi farklı alanlarda nasıl geliştirebileceğimizi tüm arkadaşlarımızla beraber ele aldık.” dedi.

Çavuşoğlu, ikili ticaret hacminin salgına rağmen azalmadığını belirterek “Şunu özellikle söylemek isterim ki her zaman olduğu gibi önümüzdeki süreçte de özellikle Bosna Hersek’in Kovid-19’la mücadelesine desteğimiz devam edecektir. İkili ticaret hacmimiz pandemiye rağmen azalmadı. Bosna’nın Türkiye’ye yönelik ihracatı biraz arttı ama halen Türkiye lehine bir ticaret açığı var. Hem ticareti artırmak, hem de dengelemek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Türkiye’nin her zaman Bosna Hersek ve halkının hiç ayrım yapmadan yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Çavuşoğlu, “Elimizden geldiği kadar aşı yardımı yaptık, aşı temini için çalışıyoruz, milli aşılarımız da yakında kullanılmaya başlanacak. Dolayısıyla gerek Bosna Hersek’in başka kaynaklardan temini, gerekse ileride elde ettiğimiz aşılardan imkan çerçevesinde dost ve kardeş Bosna Hersek’e destek vermeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Görüşmede, Saraybosna-Belgrad otoyolu projesinin de ele alındığını aktaran Çavuşoğlu, “Türkiye’de imzalanan ulaşım ve altyapı anlaşmasının bugün bakanlar konseyi toplantısında onayının gündemde olması bizi memnun etmiştir.” ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, mevkidaşını Antalya’da Güneydoğu Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanları toplantısı ve haziranın ikinci yarısında düzenlenecek Antalya Diplomasi Forumu’na davet etti.

Bosna Hersek’in toprak bütünlüğü

Türkiye’nin Bosna Hersek’in siyasi birliği, toprak bütünlüğü, barış ve huzurunu güçlü bir şekilde desteklediğinin altını çizen Çavuşoğlu, 12 yıl aradan sonra Mostar’da seçimlerin gerçekleştirilmesinden de memnuniyet duyduklarını kaydetti.

Çavuşoğlu, Bosna Hersek’in toprak bütünlüğü konusunda dolaşıma sokulan kağıtlarla ilgili ise Türkiye’nin tepkisini belirttiğini anımsatarak “Bu tür tartışmaların sadece bölge için değil tüm Avrupa için çok tehlikeli olduğunu bir kere daha vurgulamak isterim.” açıklamasında bulundu.

Slovenya’ya dün gerçekleştirdiği ziyaret esnasında da konunun gündeme geldiğine ve Sloven yetkililerin de bu belgeleri kabul etmediğine işaret eden Çavuşoğlu, dolaşıma sokulan isimsiz art niyetli çalışmaların kimseye faydası olmadığının altını çizdi.

Saraybosna-Belgrad otoyolu

Bu tür ayrıştırıcı çalışmalar yerine bölge ülkelerini birleştirici projelere ağırlık verilmesi gerektiğini belirten Çavuşoğlu, Saraybosna-Belgrad otoyoluna ilişkin ise “Biz Türkiye olarak bölgenin istikrarı bakımından bu projeye önem veriyoruz ve bu projeyi her türlü desteklemeye devam edeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.

Bakan Çavuşoğlu, otoyol inşaatının Sırbistan tarafında başladığını vurgulayarak “Bosna Hersek tarafında gerek bugün onaylanacak anlaşma, gerekse şirketle Bosna Hersek arasında imzalanacak anlaşmayla bu taraftan da inşaat başlamış olacak.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Bosna Hersek ve bölgedeki ülkelerin Avrupa-Atlantik kurumlarıyla entegrasyonunu desteklediğini belirterek, Türkiye-Hırvatistan-Bosna Hersek ve Türkiye-Sırbistan-Bosna Hersek üçlü danışma mekanizmalarıyla da bölgenin istikrarına katkı sağlamaya devam edeceğinin altını çizdi.

Generallerden Merkel’e darbe: Berlin’i kuşatın

Fransa, aralarında emekli generallerin de bulunduğu binlerce askerin imzaladığı ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a ülkede iç savaş uyarısının yapıldığı e-bildiriyi tartışırken, Almanya’da da binlerce emekli askerin Telegram adlı mobil mesajlaşma uygulaması üzerinden bir araya gelerek, Berlin’de ayaklanma ve darbe planladıkları ortaya çıktı.

Doğrulandı

Önce Berlin’de yayınlanan Der Tagesspiegel gazetesinde çıkan ve ardından güvenlik birimlerince de doğrulanan habere göre, “Emekli ve Eski Askerler Grubu” adı altında bir araya gelen yaklaşık 13 bin emekli ve eski asker, koronavirüs salgını kapsamında Merkel hükümeti tarafından alınan karantina kurallarını eleştiren veya salgının varlığını inkar eden hareketin içine sızmayı ve Berlin’de düzenlenen gösteri ve mitinglerde olay çıkartıp, devlet kurumlarına yönelik saldırılar düzenlenme planları konusunda iletişim içerisinde. 

Grubun üyeleri

Güvenlik kaynakları bu gruba eski askerler dışında, “Reichbürger” olarak bilinen, Almanya’nın 1937 yılındaki sınırlarını yeniden inşa etmeyi hedefleyen monarşist-aşırı sağcı grupla ilişkili kişilerin de üye olduğunu doğruladı. Grupta Alman ordusundan emekli askerlerin yanı sıra, 1990’da lağvedilen eski Doğu Alman Ordusu’nda (NVA) görev yapmış çok sayıda askerin de faal olduğu öğrenildi.

Hollanda’yı örnek aldılar

Grupta yer alan ve aralarında general ve albayların da bulunduğu emekli askerlerin, faal oldukları dönemi, görev aldıkları birimleri, ulaştıkları rütbeleri ve aldıkları madalyaları yayınlamaları dikkat çekerken, grup içinde yapılan yazışmaları değerlendiren uzmanlara göre, üyeler Hollanda’daki benzer bir oluşumu kendilerine örnek alıyorlar. Hollanda’da geçen Ocak ayında pandemi önlemlerine karşı düzenlenen ve Amsterdam’ın yanı sıra Lahey ve Rotterdam gibi birçok kentte yapılan gösterilerde yağma olayları yaşanmış, göstericiler polisle çatışmıştı. Hollanda hükümeti, gösterilere sosyal medya üzerinden organize olan emekli asker ve polislerin katıldığını, göstericilerin gözaltına alınmasını engellemek için polisle göstericiler arasına girdiklerini açıklamıştı. 

 “Savaşa gitmiyoruz. Savaşın tam ortasındayız”

Almanya’daki grubu kuran, ismi gizli emekli askerin diğer grup üyelerine “Asker olarak vazife yemini ederken, Alman halkını koruyacağımıza ant içtik. Halkımızın şimdi bize ihtiyacı var. Bu hükümeti devirmemiz gerekiyor” şeklinde bir mesaj gönderdiği, bir diğer grup yöneticisinin ise “Savaşa gitmiyoruz. Savaşın tam ortasındayız” şeklinde fikir belirttiği saptandı. Adını vererek fikir belirten bir diğer üyenin ise, 2. Dünya Savaşı’ndaki Stalingrad Muhaberesi’ne atfen, “Başkenti kuşatma çemberi altına alarak sonuna kadar savaşmamız gerekiyor” dediği, bu kişinin aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi (AfD) Brandenburg Eyalet Parlamentosu milletvekili Daniel Freiher von Lützow olduğu öğrenildi. Lützow’un 1990’lı yıllarda Kosova’da görev yapan Alman birliklerinde asker olduğu öğrenilirken, gruptaki yazılarında pandemi önlemlerine karşı eylem ve gösterilerin “merkezi şekilde düzenlenmesini ve tek bir birlik olarak mücadele ve hareket edilmesini” önerdiği de ulaşılan bilgiler arasında.

 Gaziler birliği: Anayasamıza bağlıyız

Bu arada Alman Ordusu Gaziler Birliği bir açıklama yaparak, “Eski askerler/gaziler Havuzu olarak bir araya gelen grup, Alman devletinin hepimizin ortak şekilde temsil ettiği değerlerine karşı tavır alıyor. Federal Ordu’nun gazi ve eski askerleri olarak tüm mensuplarımızın, demokratik-özgürlükçü anayasamıza bağlı olması gerektiğini hatırlatıyoruz” şeklinde bir bildiri yayımladı.

 Son yıllarda aşırı sağ skandallarla gündemden düşmeyen Alman ordusu ile ilgili iddialar ülkede yoğun bir biçimde tartışılıyor. Geçen sene bir yedek subayın bilgisayarında Almanya’nın önde gelen bakan ve siyasetçilerinin isim, telefon ve özel adreslerinin bulunduğu, suikast hedefli bir liste ele geçirilmiş, 2017 yılında yakalanan üst teğmen Franco A.’nın üzerinde de dönemin Cumhurbaşkanı Joachim Gauck başta olmak üzere çok sayıda siyasetçinin adının yer aldığı benzer bir suikast listesi bulunmuştu. Franco A.’nın büyük bir saldırı düzenleyerek, saldırıyı mülteciler yapmış gibi göstermeyi planladığı ortaya çıkmıştı. 2018’de ise, “Hannibal’ın Gölge Ordusu” adı verilen gruba karşı yürütülen gizli operasyonda, tamamı askerlerden oluşan ve aralarında bir albayın da bulunduğu oluşumun, “X Günü” adını verdikleri bilinmeyen bir tarihte, Almanya’daki siyasetçilere yönelik suikastlar yaparak, iç savaş çıkartmayı, ardından da darbe planladığı belirlenmiş, çok sayıda asker ordudan uzaklaştırılmıştı.

Kaynak: Voice Of America

Dünyaca ünlü futbolcu İlkay Gündoğan, Almanya’daki ırkçılığı anlattı: ‘Türk’sün’ diyerek…

İngiliz devi Manchester City’de forma giyen Alman Milli Futbolcu İlkay Gündoğan, “The Playes Tribune”a yaptığı açıklamada özel hayatıyla ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. Koronavirüs salgını döneminde aylarca ailesini bile göremediğini belirten Gündoğan, “8 ay boyunca kardeşimi ve ailemi göremedim. Diğer aile bireylerini ise yaklaşık bir yıldır görmüyorum. En yakın arkadaşlarımla uzun zamandır görüşemedim” dedi.

Hep yalnızdım!

KENDİSİNİ yalnız hissettiğini belirten Gündoğan, “Bazı insanlar futbolcuların mükemmel bir hayatı olduğunu düşünebilir. Fakat bizlerin de her zaman şanslı olmadığı gerçeği vardır. 18 yaşında evimden ayrıldım ve kariyerim boyunca bugüne dek hep yalnızlık çektim. Profesyonel futbolcuların kaderidir bu. Ünlü olabilirsiniz, ama bazı gerçekler hiç değişmez. Ben gençliğimi futbola kurban ettim” diye konuştu.

ımda neler düşündüğünü yakından gördüm. Gündoğan ismini duyunca ‘Sen Türk’sün, bu kirayı ödeyecek gücün var mı?’ diye sordular. Ben de ‘Profesyonel futbolcuyum’ deyince düşünceleri değişti. Ne acıdır ki bana bu şekilde davranan insanlar da yabancıydı.

Peki ben kimim?

İLKAY Gündoğan, “Kendimi hem Türk hem de Alman hissediyorum. Bunu kabul etmeyen insanlara ben de soruyorum. Peki ben kimim?” dedi. 8 yaşında Schalke’ye transfer olduğunu anlatan ünlü futbolcu, “9 yaşında sakatlanınca beni takımdan gönderdiler. O günlerde artık futbolculuk hayallerimin bittiğini düşündüm. 3 sene sonra beni yeniden istediler, ama bu kez ben gitmek istemedim” ifadelerini kullandı.