Avrupa

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Avrupa

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Göç yükünü tek başımıza omuzlamak zorunda bırakıldık

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’ye verilen sözler tutulmayarak, ülkemiz düzensiz göç yükünü tek başına omuzlamak zorunda bırakıldı.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferans yoluyla katıldığı Uluslararası Göç Filmleri Festivali’nin kapanış töreninde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından “Göç ve Medeniyet” temasıyla düzenlenen festivalin hayırlara vesile olmasını temenni etti. 

Dünyanın farklı köşelerinden festivale katkı veren sinemacılara şahsı ve milleti adına teşekkürlerini sunan Erdoğan, bu anlamlı film festivaline öncülük eden, icrasında görev alan tüm kurumları gönülden tebrik etti.

Festivalin, sinema aracılığıyla göç ve sebepleri üzerine yeniden düşünmeye; göçün sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik boyutları hususunda farkındalık oluşturmaya katkı sağlamasını dileyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Göç meselesi, özellikle son dönemlerde küresel bir olgu olarak dünyanın gündeminde yer alıyor. Her sene milyonlarca insan savaş, istikrarsızlık, terör ve yoksulluk gibi sebeplerle evlerini terk etmek zorunda kalıyor.
Bugün dünya genelinde 260 milyona yakın göçmen, 71 milyonun üzerinde yerlerinden edilmiş kişi ve 25 milyonu aşkın mülteci bulunuyor. İnsanlar, sadece daha iyi bir iş, daha yüksek bir hayat standardı için değil; çoğu zaman hayatta kalabilmek, karınlarını doyurabilmek için göç ediyor.

Güvenli bir gelecek gayesiyle çıkılan bu yolculukların önemli bir kısmının, maalesef ölümle, felaketle sonuçlandığını görüyoruz. Geride bıraktığımız son 8 sene içinde çoğu kadın ve çocuk 25 bin insan Akdeniz’in azgın sularında hayatını kaybetti. Avrupa’ya sığınan 10 bin Suriyeli çocuğun akıbeti bilinmiyor.”

“Türkiye olarak farklı bir duruş sergiledik”

“Türkiye olarak bu tablo karşısında tarihimizden ve kültürümüzden tevarüs ettiğimiz değerlerle farklı bir duruş sergiledik.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan bir medeniyetin mensupları olarak kimseye ayrımcılık yapmadık. İmkanları bizden katbekat fazla ülkeler, mültecilere, sayıları onlarla ifade edilen kotalar koyarken; biz ırk, din, dil, etnik köken ayrımı yapmadan herkese kucak açtık. Kendi vatandaşlarımıza hangi imkanları sunuyorsak, ülkemize sığınan mazlum ve mağdurlara da aynı hassasiyetle davrandık.

Barınmadan sağlığa, eğitimden sosyal entegrasyona kadar hemen her alanda kapsamlı politikalar yürüttük. Ancak bu süreçte, Avrupa Birliği başta olmak üzere, lafa gelince demokrasi ve insan hakları savunuculuğunu kimseye bırakmayan ülkelerden herhangi bir destek alamadık. Türkiye’ye verilen sözler tutulmayarak, ülkemiz düzensiz göç yükünü tek başına omuzlamak zorunda bırakıldı.”

Avrupa’ya gidebilen göçmenlerin ırkçı, ayrımcı ve düşmanlaştırıcı politikaların kurbanı olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Geçen yıl Türkiye-Yunanistan sınırında yaşanan insanlık dışı görüntüler, kimi batılı ülkelerin göçmenlere yönelik bakışını göstermesi açısından son derece ibretliktir. Koronavirüs salgını ise göçmenlerin sıkıntılarını artırmış, zaten kırılgan olan durumlarını daha da zorlaştırmıştır.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ve Afrika kaynaklı düzensiz insan hareketleri sebebiyle, mülteci ve göç konusunun güvenlik parantezine alınmak istense de bu meselenin pek çok boyutu olduğunu belirtti.

Farklı hayatları, farklı hikayeleri bir araya getiren göç olgusunun, eskiden beri kültürel etkileşimin en etkili vasıtası olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Göç aynı zamanda yeni bir buluşmadır; etnik kimliği, dini, dili, kültürü farklı insanların kucaklaşmasıdır. Bu süreçte yaşananlar, dilimizde yeni kelimeler, ağzımızda yeni tatlar, hatırımızda yeni birliktelikler bırakır.
Hüznüyle sevinciyle göç hikayelerinin etkili bir şekilde anlatılması noktasında sinema güçlü bir araçtır. Göçün ihtiva ettiği zenginliğin ve çeşitliliğin, Uluslararası Göç Filmleri Festivali’ne de yansıdığını görmekten memnuniyet duyuyorum.

Göçle ilgili ön yargılarımızı bir tarafa bırakarak, göçmenlerin gittikleri ülkelere ve toplumlara katkılarını görmemiz gerektiğine inanıyorum. Dünyanın dört bir yanından göç hikayeleriyle festivale katılan değerli yönetmenlere, etkinliği destekleyen kurumlara ve sponsorlara bir kez daha teşekkür ediyorum. Dünyanın ilk sınırsız erişimli film festivali olma özelliğini taşıyan Uluslararası Göç Filmleri Festivali’nin düzenlenmesinde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.” 

PKK, Avrupa’daki Türkiye düşmanlarını sokaklara çağırdı

TSK’nın yurtiçi ve yurtdışında düzenlediği operasyonlarla darbe üzerine darbe alan, son olarak Pençe-Kartal operasyonu ile Sincar, Karacak, Kandil, Zap, Gara, Avaşin Basyan ve Hakurk’taki 81 terör yuvası yerle bir edilen PKK, operasyonların durdurulması için Avrupalı Türkiye düşmanlarını sokaklara çağırdı.

Türkiye’nin en başarılı operasyonlarından biri olarak tarihe geçen Pençe/Kartal operasyonundan ağır darbe alan terör örgütü PKK, operasyonların durması için Türkiye ve Avrupa’da gösteriler düzenlemeye hazırlanıyor. TSK ve MİT koordinasyonu ile düzenlenen sınır ötesi operasyonlarla neredeyse bitme noktasına gelen terör örgütü Sincar, Karacak, Kandil, Zap, Gara, Avaşin Basyan ve Hakurk’taki 81 terör yuvasının yerle bir edilmesini Avrupa’daki Türkiye düşmanlarına şikayet edecek. Ayakta durabilmek için Batılı ülkelerden ekonomik ve siyasi destek gören PKK, her köşeye sıkıştığında olduğu gibi yine çocukları, gençleri ve kadınları öne sürerek Batılı dostlarından destek almaya çalışıyor. Terör örgütünün sözde başkanlık divanı, Pençe/Kartal operasyonun hemen ardından örgütün medya aracılığı ile yandaşlarını Türkiye’de ve Avrupa’da sokaklara çağırdı.

“Suça ortak olmayın!”

Yapılan açıklamada, “Türk devletin topyekûn saldırılarına karşı ‘Her yer Kürdistan, her yer direniş’ şiarı ile tüm hafta topyekûn direnişi sürdüreceğiz. Uluslararası kurumlar bu saldırılara karşı sessiz. Tepkisizlikleriyle Türk devletinin suçuna ortak oluyorlar” denildi.

Her fırsatta kadın ve çocukların arkasına saklanan terör örgütü, yine sokak eylemlerinde kadın ve çocukların arkasında yer alacak. Salı gününden itibaren gençleri alanlara davet eden terör örgütünün Türkiye düşmanlarını sokaklara çağıran ifadeleri şöyle: “Gençlik öncülüğünde meşru demokratik eylemlerin her alanda yapılmasına, çarşamba günü tüm parlamento önlerinde işgal ve soykırım saldırılarının protesto edilmesine, bu protestolara enternasyonalist ve dostların katılımının örgütlenmesine, tüm parlamentolara soykırıma dönük dosyalar verilmesine. Perşembe ve cuma günleri saat 18.00’den sonra başlayacak gece eylemlerinin tüm bölgelerde kitlesel olarak yapılmasına. Demokratik güç birliği, Kürdistan ulusal birlik kurumları ve enternasyonal dostlarla birlikte hafta sonu tüm Avrupa ülkelerinde, Kanada ve Avustralya’da ülkeler, eyalet ve sahalarda kitlesel eylemler yapılmasına. Çarşamba günü Êzidîler öncülüğünde Almanya’nın Hannover ve çevresinin katılımı ile yürüyüşün yapılmasına. Cumartesi ise Oldenburg- Bremen katılımı ile Bremen’de yürüyüş ve mitingler yapılmasına karar verilmiştir” denildi.

Son dakika… THY yurt dışı uçuşlarına başlıyor

THY Basın Müşaviri Yahya Üstün “Basel’den Gaziantep’e, Frankfurt’tan Elazığ’a… 18 Haziran itibarıyla Avrupa’daki 16 şehirden Anadolu’daki 14 noktaya direkt uçmaya başlayacağız. Bayrak taşıyıcı olarak memleketin yolunu biraz daha kısaltacak, misafirlerimizi sevdiklerine daha kısa sürede kavuşturacağız.” dedi.

Dünyanın 127 ülkesine gerçekleştirdiği tarifeli yolcu uçuşlarını 28 Mart tarihi itibarıyla durduran Türk Hava Yolları yurt içi ve yurt dışı seferlerini kademeli olarak yeniden başlatıyor. Bayrak taşıyıcı havayolu, yaşanan olağan üstü süreç sonrasında misafirlerinin seyahat beklentilerine ve ihtiyaçlarına yanıt vermek amacıyla 18 Haziran tarihi itibarıyla Avrupa’da 6 ülkedeki 16 şehirden Anadolu’daki 14 noktaya direkt uçuş gerçekleştirecek.

Gökyüzünden ayrı geçen iki aylık süreçte, ulusal ve uluslararası otoriteler ile iş birliği içerisinde adımlar atan küresel marka bir yandan da yeni dönemin hazırlıklarını sürdürdü. Misafirlerinin uçuş güvenliği ve sağlığını en öncelikli konu olarak değerlendiren şirket, seyahat tercihlerindeki beklenti ve ihtiyaçları analiz ederek Avrupa’da; Almanya, İsviçre, Avusturya, Hollanda, İsveç ve Danimarka’dan Anadolu’daki 14 noktaya direkt ulaşım köprüsü kuracak.

Türk Hava Yolları yeni dönemde Avrupa’dan Anadolu’ya icra edeceği uçuşlarında daha önce hiç planlanmamış yeni rotalarda da uçmaya başlayacak. Planlamaya ilk kez dâhil edilen; Basel- Gaziantep, Hannover- Diyarbakır, Salzburg – Ordu/Giresun, Frankfurt – Elâzığ, Amsterdam – Kayseri uçuşları 2020 yaz dönemi için planlandı ve biletleri satışa açıldı. Bu uçuşlara ek olarak geçtiğimiz dönemlerde de sefer icra edilmiş olan uçuşlar misafirlerin en çok uçmak istedikleri gün ve saatlere göre yeniden planlandı.

Libya’dan AB ülkesine rest: Bizi kaybederler

Libya Başbakan Yardımcısı Ahmed Muaytik, Libya politikasını eleştirdiği İtalya’nın ülkesinden ne istediğini bilmediğini söyledi. Muaytik, “İtalya, siyasi mantık ve stratejiye sahip olmadığı için Akdeniz’de bir partnerini kaybediyor. Gelecekte bu partneri telafi etmek zor olacaktır” açıklamasında bulundu.

İtalya’nın yüksek tirajlı gazetelerinden La Repubblica’ya demeç veren Muaytik, darbeci general Hafter’in son dönemdeki tutumu ve İtalya’nın ülkesine olan yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Muaytik, darbeci Hafter’in ihanet içinde olduğunu belirterek, “Hafter, ona destek olan insanlara karşı, halen onun yanında olan parlamenterlere karşı ve kendine karşı bir darbe yaptı. Sirenayka halkına ihanet etti. Bu bize, Libya’nın meşru hükümetine karşı yapılmış bir darbe değil zira 4 Nisan 2019’da bize saldırmak suretiyle zaten darbe yapmıştı.” ifadesini kullandı.

Libya’da artık yeni bir siyasi atmosfer olduğunu dile getiren Muaytik, “Başkent Trablus’a ayrım gözetmeksizin bir yıldır devam eden saldırıların ardından Hafter, ölüm ve yıkımın dışında bir şey üretemedi.” yorumunu yaptı.

Muaytik, İtalya’nın başlangıçta Hafter ile iyi ilişkilere sahip olmadığını ancak 2018’deki Palermo konferansında bu durumun değiştiğini hatırlattı.

İtalya’nın Hafter konusundaki tavrını nasıl değerlendirdiği sorusuna Muaytik, “İtalya, uzunca bir dönem Libya’ya en yakın Avrupa ülkesi oldu. Bizim karmaşık yönlerimizi Avrupa’ya en iyi aktaran ülkeydi. Libya’da olup bitenleri Avrupa’ya açıklayabilme kabiliyetine sahiptiniz. Son 24 aylık dönemde kayboldunuz. Çok sayıda hatalı adım attınız.” yanıtını verdi.

Muaytik, İtalya’nın istikrarlı bir hükümete sahip olmamasının eksikliğine dikkati çekerek, “Ancak gerçek şu, İtalya, Libya’dan ne istediğini bilmiyor. Ne istediğini bilmeyince de nereye gideceğini de bilemiyorsun. Dünyanın en güzel otomobiline sahip olabilirsin ama haritan yoksa nereye gideceğini bilemezsin. Bizim ihtiyacımız olduğu zaman bize yakınlaşan ve bize yardım eden başka hükümetler oldu. İtalya, siyasi mantık ve stratejiye sahip olmadığı için Akdeniz’de bir partnerini kaybediyor. Gelecekte bu partneri telafi etmek zor olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Muaytik, İtalya’nın Libya’ya dikkatini vermediğini ifade ederken, “Libyalıların hafızası var. Libyalılar, 2016’da Başkanlık Konseyinin göreve gelmesinden sonra İtalyan hükümetinin Libya’daki büyükelçilik açan ilk Avrupa ülkesi olduğunu unutmaz. O zamanlar (Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz) Serrac ve ben, İtalya’yı ilk sırada tutmak için diğer tüm Avrupa ülkelerinden daha fazla burayı ziyaret ettik. Bugün, İtalya iki sene önce olduğu gibi ilk sırada değil. Kasım 2019’da Hafter’in saldırısı Trablus’u neredeyse çöküşe götürmüştü ve tam o sırada İtalyan siyasetçiler Hafter ile bir diyalog başlatıyordu.”

Mısrata’daki askeri hastanenin kullanımına ilişkin Roma ile bir anlaşmazlık olup olmadığı yönündeki soruya da Ahmed Muaytik, şöyle cevapladı:

“Bu hastane Sirte’de terörle mücadelede savaş sırasında çok faydalı oldu ancak o zamandan bugüne İtalyan hükümetinin pek çok geri adım attığını gördük. Bu hastane, ya Libyalılara yardım için tam kapasite kullanılır ya da hiçbir anlamı olmaz. Kovid-19 krizi sırasında, yurt dışından Libya’ya dönüş yapan Libyalı yaralılarla ilgilenmelerini istemiştik. Bize cevap vermediler. O zaman da hastaneyi bir Kovid-19 hastanesine dönüştürmeyi istedik. Bize cevap vermediler. Haftalardır taleplerimizi inceliyorlar ama aylardır hastaneye ne yapacaklarını bilmiyorlar. Trablus’un yoğun bir şekilde saldırıya uğradığı bir anda doğru adımları atmayan ve halen varlık göstermeyen bir İtalyan hükümeti karşısında çok üzüntü duyuyorum. İtalyan hükümetinin Libya konusunda net bir stratejisi yok.”

AB, kara para ile mücadele otoritesi kurmaya hazırlanıyor

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadeleye yönelik yeni bir otorite kurulmasını teklif etti.

AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis, Brüksel’de mali suçlarla mücadele hakkında basın toplantısı düzenledi.

Finansal sisteme sızan kara paraya son vermeyi amaçladıklarını belirten Dombrovskis, “Kapsamlı bir eylem planı ile kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadeleye yönelik savunmamızı daha da güçlendireceğiz.” diye konuştu.

Dombrovskis, “Kara para aklama ile mücadele için yeni bir AB kurumu kurabiliriz.” dedi.

Avrupa Bankacılık Otoritesi’nin (EBA) kara para ile mücadele alanında yetkilendirilmesinin de bir seçenek olduğuna dikkati çeken Dombrovskis, birlik içinde mali kuralların uygulanmasında zayıf davranılmaması gerektiğini vurguladı.

Dombrovskis, kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadeleye yönelik planlarını 12 ay içinde hayata geçirmeyi öngördüklerini belirtti.

AP Türkiye Raportörü Sanchez: Türkiye’ye minnettarım

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, birçok ülkeye yardım eden Türkiye’ye minnettar olduğunu açıkladı.

AK Parti Brüksel Temsilciliğinin AP milletvekillerine, siyasi partilere ve AB büyükelçilerine gönderdiği COVID-19 salgınıyla ilgili “dayanışma mektubuna”, Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez’den teşekkür mektubu geldi.

Sanchez, AK Parti Brüksel Temsilcisi Ruhi Açıkgöz’e hitaben yazdığı mektupta, bu zor zamanlarda Türk insanlarıyla dayanışma içerisinde olduğunu ve gerek yetkililere gerekse COVID-19’un yayılmasını engellemek için farklı seviyelerde savaşanlara en iyi dileklerini sundu.

İspanya, yardımlar için Türkiye’ye teşekkür etti

“Bu zor zamanlarda hepimiz aynı taraftayız”

Salgın nedeniyle hayatını kaybeden Türk vatandaşları için başsağlığı dileyen Sanchez, “Bu zor zamanlarda hepimiz aynı taraftayız ve mektubunuzda haklı olarak bahsettiğiniz gibi, uluslararası iş birliği ve dayanışma artık her zamankinden daha önemli. Birlikte harekete geçmeliyiz ve bu konuda kimse kendi başına başarılı olamaz. Bu bağlamda, İspanya dahil olmak üzere AB’nin birçok ülkesine ve dünya çapında diğer bölgelere yardım teslim eden Türkiye’ye minnettar olduğumu ifade etmek istiyorum” dedi.

Sanchez, AB ile Türkiye arasında karşılıklı anlayışı ve salgınla mücadele için tüm çabaları artırmanın yanı sıra sosyoekonomik etkileri hafifletmek için iş birliğini sürdürmeye hazır olduğunu vurguladı.

Dışişlerinden Avrupa Birliği’ne ‘Doğu Akdeniz’ tepkisi

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Avrupa Birliği (AB) Konsey Toplantısı Sonuç Bildirgesi’ndeki Doğu Akdeniz’e ilişkin bölümün yine “köhnemiş birlik dayanışması anlayışıyla” kaleme alındığını söyledi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, AB Konsey Toplantısı Sonuç Bildirgesi’yle ilgili bir soruya yazılı yanıt verdi. 

Dün yapılan toplantının sonuç bildirgesinin Doğu Akdeniz’e ilişkin bölümünün yine “köhnemiş birlik dayanışması anlayışıyla” kaleme alındığını ifade eden Aksoy, “Bildirinin bu bölümü, AB’nin, uluslararası hukuk ve kendi müktesebatı hilafına, Rum/Yunan ikilisi tarafından suistimal edilmesinin ve bu ikilinin maksimalist politikalarına alet olmasının yeni bir örneğidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Aksoy, bu anlayışla sonuç alınamayacağını artık AB’nin anlaması gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

“AB’den beklentimiz, Kıbrıs Rumlarını Kıbrıs Türkleriyle, Yunanistan’ı ise ülkemizle diyaloğa teşvik etmesidir. Rum/Yunan ikilisinin dar görüşlü çıkarları uğruna AB üyelik sürecimizin rehin alınmasına izin vermemelidir. Daha önce de vurguladığımız üzere, Türkiye Doğu Akdeniz’de hem kendi haklarını hem de Kıbrıs Türklerinin haklarını kararlılıkla korumaya devam edecektir.”

AB fena karıştı! İtiraf gibi sözler: Yalnız bırakıldık

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, koronavirüsün ekonomik etkisiyle mücadele etmek amacıyla Avrupa Birliği (AB) bünyesinde ortak tahvil (korona tahvil) çıkarma taleplerini reddeden Almanya’yı eleştirdi. İtalya’nın koronavirüsle mücadele yalnız bırakıldığını dile getiren Conte, AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in bu nedenle Avrupa Birliği adına kendilerinden özür dilediğini söyledi.

Giuseppe Conte, Alman Süddeutsche Zeitung gazetesine verdiği demeçte, Almanya’nın ortak tahvil konusundaki olumsuz tutumuna dikkati çekerek, “Almanya’nın ticaret fazlası AB kurallarının öngördüğünden daha yüksek. Bu Alman ekonomisinin Avrupa’nın lokomotifi değil freni olduğu anlamına geliyor” ifadesini kullandı.

Kovid-19’un ekonomik etkisiyle mücadele etmede korona tahvili çıkarılarak yeniden borçlanmaya gidilmesi önerisinde pozisyonunu koruduğunu belirten Conte, bazı üye ülkelerin savunduğu Avro Bölgesi ülkelerine mali destek sağlamak için kurulan Avrupa İstikrar Mekanizmasından (ESM) kaynak ayrılmasına ise çekimser yaklaştığını belirtti.

Avrupa ekonomisinin birbirine bağlı ve iç içe olduğuna işaret eden Conti, “2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük şoku yaşıyoruz. Bu yüzden Avrupa bu krize güncel bir cevap vermek zorunda. Bir ülkenin sorunları olduğunda bu domino etkisi yapabilir, bundan kesinlikle kaçınmalıyız. Avrupa Birliği’nin ortak tahvil ihracına burada ihtiyaç duyuluyor. Tüm ülkeler ancak bu şekilde bu krizin maliyetlerini eşit ve makul ölçüde karşılayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

İtalya yalnız bırakıldı

Kovid-19 salgınının başlangıcında İtalya’nın Avrupa içinde tartışmasız bir şekilde yalnız bırakıldığını savunan Conte, AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in bu nedenle AB adına özür dilediğini hatırlattı.

27 AB üyesi ülke, koronavirüs krizinin neden olduğu ekonomik zorluklarla mücadele için ortak tahvil çıkarılması kararını daha önce ertelemişti. İtalya ve İspanya, korona tahvillerinin acilen çıkarılmasını isterken Almanya, Hollanda, Avusturya ve Finlandiya gibi ülkeler buna karşı geliyor.

AB ülkeleri COVID-19 ekonomi programında anlaşamadı

Euro para birimini kullanan Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, yeni tip koronavirüsün (COVID-19) etkilerine karşı ortak ekonomik program belirleyemedi.

Euro Grubu Başkanı Mario Centeno, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, euro para birimini kullanan AB üyesi ülkelerin maliye bakanlarının video-konferans yöntemiyle yaptığı 16 saat süren toplantıda anlaşma sağlanamadığını bildirdi.

Maliye bakanlarının yarın tekrar toplanacağına dikkati çeken Centeno, amacının çalışanları, şirketleri ve ülkeleri COVID-19’un ekonomik etkilerinden koruyacak güçlü bir kurtarma programı belirlemek olduğunu ifade etti.

Toplantıda, COVID-19 salgını nedeniyle birlik ülkelerinde istihdamı korumak için 100 milyar euroluk yeni ücret destek programı kurulması, Avrupa Yatırım Bankası’nın (EIB) şirketlere 200 milyar euroluk kredi garantisi sağlaması, Euro Bölgesi ülkelerine mali destek sağlamak için kurulan Avrupa İstikrar Mekanizması’nın (ESM) ülkelere 240 milyar euroluk kaynak aktarması ile koronavirüs salgınının neden olduğu zararı gidermek için uygulanan politikaların finansmanı için ortak borç enstrümanı (koronabono) kurulması gibi çeşitli başlıklar ele alındı.

COVID-19 krizinden en fazla etkilenen AB ülkeleri İtalya ve İspanya ortak borçlanma sistemi kurulmasını istiyor.

Almanya ve Hollanda’nın başı çektiği bazı ülkeler ise ortak borçlanma yerine ESM kredilerinin şartlarının yumuşatılarak kullanıma sunulmasını öneriyor.

3 Avrupa ülkesine mülteci kabul etmeme cezası

Avrupa Adalet Divanı, Polonya, Macaristan ve Çekya’nın, yeniden yerleştirme programı çerçevesinde alması gereken mültecileri kabul etmediği için AB yasalarını çiğnediğine karar verdi.

Merkezi Lüksemburg’da bulunan, AB’nin en yüksek mahkemesi Avrupa Adalet Divanı, açıkladığı kararında, söz konusu üç ülkenin, İtalya ve Yunanistan’a gelen ve yeniden yerleştirme programı kapsamında kabul etmeleri gereken sayıda mülteciyi ülkelerine almamalarını hukuka aykırı buldu.

Polonya, Macaristan ve Çekya’nın savunmasını reddeden Mahkeme, “iç güvenlik” veya “yeniden yerleştirmenin işlevsiz olduğu” gibi gerekçelerle mültecilere kapıların kapatılmasının kabul edilemeyeceğini bildirdi.

Mahkemenin kararında, Polonya ve Çekya’nın başlangıçta sırasıyla 100 ve 50 göçmeni almayı kabul ettikleri, ancak uygulamada bunu başaramadıkları ifade edildi. Buna göre Çekler, sadece 12 kişiyi kabul ederken Polonya hiçbirini istemedi. Macaristan’ın da mülteci almayı kabul etmediği belirtildi.

AB Konseyi, Avrupa’ya göçmen akının yaşandığı 2015’te, dış sınırlarından giriş yapan mültecilerin 120 binini üye ülkelere dağıtılmasına ve her ülkeye bir kota koyulmasına karar vermiş, ancak bazı üyeler kota uygulamasına karşı çıkmıştı.