Avrupa

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Avrupa

Ukrayna’yı bakın nasıl desteklediler! Bırak tıraşı Avrupa

Ukrayna’yı Rusya’nın kucağına terk eden Batı, göstermelik uygulamalarla destek verdikleri izlenimini uyandırmaya çalışıyor. Ukrayna ile dayanışma amacıyla dünyanın dört bir yanındaki anıtlar Ukrayna bayrağının sarı ve mavi renkleriyle aydınlatıldı.

Brüksel’deki Cinquantenaire Parkı, perşembe günü Belçika’nın başkentindeki Rusya-Ukrayna kriziyle ilgili acil bir Avrupa Birliği zirvesi sırasında aydınlatıldı. Toplantının ardından AB liderleri, Rusya’ya karşı bir yaptırım dilimi açıkladı.#2

Foto - Roma'nın en tanınmış simge yapılarından biri olan Kolezyum da perşembe günü Ukrayna renkleriyle aydınlandı.

Roma’nın en tanınmış simge yapılarından biri olan Kolezyum da perşembe günü Ukrayna renkleriyle aydınlandı.#3

Foto - Melbourne Flinders Street İstasyonu, Ukrayna'ya destek gösterisi olarak cuma günü sarı ve mavi ışıklarla aydınlandı. Avustralya Başbakanı Scott Morrison, perşembe günü Rusya'nın işgalini

Melbourne Flinders Street İstasyonu, Ukrayna’ya destek gösterisi olarak cuma günü sarı ve mavi ışıklarla aydınlandı. Avustralya Başbakanı Scott Morrison, perşembe günü Rusya’nın işgalini “acımasız” ve “sebepsiz” olarak nitelendirirken, Moskova’ya karşı yeni yaptırımlar ilan etti. Bu arada Çek Filarmoni Orkestrası, perşembe günü Prag’daki konserinden önce Çek ve Ukrayna marşlarını çalarak uzun süre ayakta alkışlandı.

Türkiye ile AB arasında 4 yıl sonra bir ilk

Türkiye-Avrupa Birliği (AB) Karma Parlamento Komisyonu (KPK) Toplantısı, 17-18 Mart tarihlerinde Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda (AP) düzenlenecek.

2018’den bu yana yapılmayan toplantıya Türkiye adına Türkiye-AB KPK Eş Başkanı İsmail Emrah Karayel, AB adına AP Milletvekili Sergey Lagodinsky’nin başkanlık etmesi bekleniyor.

En son 19 Aralık 2018’de Ankara’da 78’incisi yapılan toplantı, uzun süre sonra yeniden TBMM ve AP milletvekillerini bir araya getirecek olması bakımından önem taşıyor.

Toplantıda başta Türkiye-AB ilişkilerinin ele alınması, gelecek dönemde hangi alanlarda iş birliği yapılacağı gibi konuların görüşülmesi bekleniyor.

Türk ve Avrupalı milletvekillerinin ayrıca ikili parlamentolar arası ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası konuları kapsamlı şekilde görüşmesi öngörülüyor.

Avrupa’da doğalgaz fiyatları uçtu, kriz çıktı! Sebebi ise…

Avrupa’da doğalgaz fiyatları, Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan’ın Rusya’nın Ukrayna’yı yakında işgal edebileceğine dair değerlendirmesi sonrasında yükselişe geçti.

Avrupa’da doğalgaz fiyatları Rusya’nın Ukrayna’yı yakın zamanda işgal edebileceğine dair endişelerle haftaya yüzde 14 yükselişle başladı. Avrupa gösterge doğalgaz fiyatları yükselişin ardından megavatsaat başına 88 euroya yükseldi.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan, Beyaz Saray’da düzenlediği basın brifinginde, Ukrayna krizine ilişkin son gelişmeleri değerlendirdi.

Sullivan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgal konusunda net olarak karar verdiğini şu anda söyleyemeyeceklerini, ancak işgalin her an başlayabileceği konusunda ellerinde güçlü istihbarat olduğunu kaydetti.

Sullivan, “İstihbarat raporlarına girmeyeceğim ancak daha önce (işgalin) Çin olimpiyatlarından sonra olabileceği spekülasyonunun aksine şu anda açıkça söyleyebilirim ki Olimpiyatlar bitmeden başlayabilir.” değerlendirmesini yaptı.

Bölgedeki tırmanma riski Avrupa’da halihazırda yaşanan enerji krizini daha da derinleştirebilir. Avrupa’nın ana tedarikçilerinden biri olan Rusya, bölgeye ihraç ettiği doğalgazın üçte birini Ukrayna üzerinden gönderiyor.

Avrupa ülkesinden itiraf gibi açıklama: Kıtayı zar zor koruyabiliriz

Tüm dünyanın gözü Rusya-Ukrayna krizine kilitlenmişken, Hollanda’dan itiraf gibi bir açıklama geldi. Hollanda Dışişleri Bakanı Wopke Hoekstra, ‘AB, kıtayı zar zor koruyabiliyor.’ ifadelerini kullandı.

Rusya-Ukrayna gerilimi hakkında açıklama yapan Hollanda Dışişleri Bakanı Wopke Hoekstra, ‘AB, kıtayı zar zor koruyabiliyor.’ diyerek itiraf gibi bir açıklamada bulundu.

Hollanda Dışişleri Bakanı Wopke Hoekstra, dün gece katıldığı bir programda Rusya ile Ukrayna arasındaki meseleye değindi. Ukrayna-Rusya sınırında zor bir durumla karşı karşıya olunduğuna işaret eden Hoekstra, “AB, kıtayı zar zor koruyabiliyor.” ifadesini kullandı.

AB’nin ekonomik açıdan çok güçlü bir yapı olduğunu belirten Hoekstra, birliğin askeri ve jeopolitik açıdan yapması gereken çok fazla şeyin olduğunun altını çizdi.

Rus gazına bağımlılık

AB’nin Rus gazına bağımlılığa çözüm bulamayışını eleştiren Hoekstra, “Dürüst olmalıyız, bu konuda çok vakit kaybettik.” diye konuştu.

Hoekstra, Rusya’nın Ukrayna’ya olası bir müdahalesi sonrasında AB’nin Rusya’ya yaptırım uygulayabileceğini ve bu durumda da Rusya’nın AB’nin doğal gaz vanalarını kapatabileceğini kaydetti.

“Ciddi sonuçları olabilir”

Bu senaryonun birçok bilinmeyene bağlı olduğunu aktaran Hoekstra, gazın kesilmesi durumunda ABD’den yardım alınabileceğini ifade etti. Hoekstra, sorunun diplomatik yollarla çözülmesini umduğunu vurgulayarak, “Açık konuşmalıyız, tansiyon yükselmeye devam ederse bunun ciddi sonuçları olabilir.” dedi.

Hafta başında Brüksel’de olan Hoekstra, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le Ukrayna meselesini görüştüğünü açıklamıştı.

Hoekstra, AB’nin Ukrayna meselesinde kararlı hareket etmesi gerektiğini ve sert yaptırımlar uygulamaya hazır olması gerektiğini ifade etmişti.

Kaynak:Yeniakit.com.tr

ABD’nin ardından AB de Ukrayna kararını verdi

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB’nin Ukrayna’dan ayrılmak için sebebi olmadığını, ABD ile Rusya arasında müzakerelerin sürdüğünü söyledi.

Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen AB Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde gazetecilere konuşan Borrell, ABD’nin Ukrayna’daki diplomatik personelinin ailesinin ülkeden ayrılmasını istemesinin “savaşın yakın olduğu” anlamına gelip gelmediği sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:

“(ABD Dışişleri Bakanı Antony) Blinken bu duyurunun sebeplerini bize açıklayacak. Biz aynı şeyi yapmayacağız çünkü bunun için belirli bir nedenimiz yok. Müzakereler sürdüğü sürece durumu dramatize etmemize gerek yok. Müzakereler devam ediyor. Ukrayna’yı bırakıp ülkeden ayrılmamız için bir neden olduğunu düşünmüyorum. Ama belki Bakan Blinken’in daha fazla bilgisi vardır. Bize açıklayacak.”

Borrell, “AB’nin personeli ve aileleri Ukrayna’da kalacak mı?” sorusuna, “Bununla ilgili alınmış karar yok.” dedi.

ABD, muhtemel bir Rusya müdahalesi dolayısıyla Kiev Büyükelçiliğindeki personelinin ailelerine Ukrayna’dan ayrılması talimatı vermişti.

“Benzeri görülmemiş bir birlik sergiliyoruz”

Almanya’nın Rusya konusunda tavrının çok kararsız olduğuyla ilgili bir soru üzerine Borrell, “AB’nin tüm üyeleri birleşmiş durumda. Ukrayna’daki durumla ilgili benzeri görülmemiş bir birlik sergiliyoruz. Hiçbir üye ülke ile problem yok. ABD ile de güçlü koordinasyon içindeyiz.” diye konuştu.

“Yaptırımlarla ilgili karar almak karmaşık bir süreç”

Borrell, Rusya’ya karşı hangi yaptırım seçeneklerin masada olduğuyla ilgili de “Yaptırımlarla ilgili karar almak karmaşık bir süreç.” diyerek AB içindeki sürece işaret etti.

ABD başta olmak üzere, Kanada ve İngiltere ile güçlü bir yaptırım paketi konusunda görüşmelerin sürdüğünü belirten Borrell, bugün AB Dışişleri Bakanları Toplantısı’ndan yaptırımlarla ilgili karar çıkmayacağını vurguladı.

Borrell, “Bu bir süreç. Ancak gerekli olduğunda her şeyin hazır olacağından emin olun.” değerlendirmesini yaptı.

Avrupa borsaları, güne karışık bir seyirle başladı

Açılışın ardından Stoxx Europe 600 gösterge endeksi yüzde 0,25 azalışla 478,6 puan, Almanya’da DAX 30 endeksi 0,44 düşüşle 15.703 puan oldu.

İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,24 azalışla 7.545 puanda, Fransa’da CAC 40 endeksi yatay seyirle 7.131 puanda, İspanya’da IBEX 35 endeksi yüzde 0,18 artışla 8.798 puanda ve İtalya’da MIB 30 endeksi 0,66 gerileyerek 27.301 puanda bulunuyor.

Avro/dolar paritesi, önceki kapanışa göre yüzde 0,1 artışla 1,1330 seviyesinden işlem görüyor.

Analistler, Rusya ile Ukrayna arasında artan gerilimin risk algısını yükselttiğini ve pay piyasalarını baskıladığını söyledi.

Öte yandan bugün bölgede açıklanan makroekonomik verilere göre İngiltere’de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 0,5 ve yılık yüzde 5,4 artışla beklentilerin üzerine çıkarken, Almanya’da TÜFE aylık yüzde 0,5 ve yıllık yüzde 5,3’le beklentiler paralelinde gerçekleşti.

Analistler, günün geri kalanında ABD’de konut başlangıçları ve inşaat izinleri verilerinin öne çıktığını belirterek, jeopolitik risklere ilişkin haber akışının da varlık fiyatları üzerinde etkili olmayı sürdürdüğünü bildirdi.

Avrupa’da depremin adı: Enflasyon

Avro Bölgesi’nde enflasyon, kayıtlardaki en yüksek seviyesine çıktı. Aralık ayında enflasyon, Almanya’da yüzde 5,7, İspanya’da 6,7 ve Belçika’da 6,5’e yükseldi.

Avro Bölgesi’nde, aralık ayında yıllık enflasyon yüzde 5 ile kayıtlardaki en yüksek seviyesine ulaştı.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avro Bölgesi’nin aralık ayına ilişkin yıllık enflasyon verilerini yayımladı.

Açıklanan öncü verilere göre, Avro Bölgesi’nde kasımda yüzde 4,9 olan yıllık enflasyon, aralıkta yüzde 5’e çıktı.

Avro Bölgesi’nde aralık ayındaki enflasyonun ana bileşenlerine bakıldığında, en yüksek yıllık enflasyon yüzde 26 ile enerjide gerçekleşti. Enerjiyi, yüzde 3,2 ile gıda, alkol ve tütün ürünleri, yüzde 2,9 ile enerji dışı sanayi ürünler ve yüzde 2,4 ile hizmetler izledi.

Enflasyon, aralık ayında Almanya’da yüzde 5,7, Fransa’da yüzde 3,4, İspanya’da yüzde 6,7, İtalya’da yüzde 4,2, Hollanda’da yüzde 6,4, Belçika’da yüzde 6,5, Litvanya’da yüzde 10,7 ve Estonya’da yüzde 12 seviyesinde ölçüldü.

Böylece, Avro Bölgesi’nde yıllık enflasyon, aralıkta verilerin toplanmaya başladığından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Avrupa’da İslam düşmanlığı sosyal medyada yayıldı

Avrupa ülkelerinde COVID-19 salgınının gölgesinde geçen 2020 yılında “İslamofobi” olarak adlandırılan İslam düşmanlığı, birçok ülkede kapanmaların etkisiyle özellikle sosyal medyaya kaydı.

Avrupa’da İslam karşıtlığı üzerine çalışmalar yapan Türk-Alman Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Enes Bayraklı ve Georgetown Üniversitesinden Profesör Farid Hafez’in hazırladığı “Avrupa İslamofobi Raporu 2020” Avusturya’daki Leopold Weiss Enstitüsü tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.

Çeşitli ülkelerden 37 akademisyen, uzman ve sivil toplum aktivistinin katkıda bulunduğu ve 31 ülkenin incelemesini içeren raporda Avrupa’da İslam karşıtlığının 2020’de nasıl seyrettiği incelendi.

Rapor, “Uluslararası İslamofobi Çalışmaları ve Araştırmaları Derneği (IISRA)”, “California Üniversitesi Ötekileştirme ve Aidiyet Enstitüsü”, “Rutgers Üniversitesi Güvenlik, Irk ve Haklar Merkezi”, “Uluslararası İslamofobi Araştırmaları Merkezi”, “California Üniversitesi Irk ve Cinsiyet Merkezinde İslamofobi Araştırma ve Belgeleme Projesi (IRDP)”, “San Francisco Eyalet Üniversitesi Arap ve Müslüman Etnisiteler ve Diasporalar (AMED) Çalışmaları” ve “Leopold Weiss Enstitüsü” tarafından desteklendi.

Fiziki olarak azaldı, sosyal medyadan yayıldı

Rapora göre, 2020’de Avrupa’yı da şiddetli şekilde etkileyen COVID-19 salgınının İslam düşmanlığı üzerinde farklı etkileri oldu.

Günlük normal hayatın kısıtlanması ve kapanmalarla birlikte fiziki olarak İslam düşmanlığı eylemleri ve saldırıları azaldı. Ancak İslam karşıtlığı, özellikle sosyal medyaya kayarak bu ortamda yayılmaya devam etti. Birçok ülkede internet üzerinden işlenen ve kayıtlara geçen nefret suçlarında artış görüldü.

Salgın sırasında İslam düşmanlığını takip eden kuruluşlara yapılan bildirimlerin önemli kısmını internetteki vakalar oluşturdu.

Başta Facebook olmak üzere sosyal medya platformları Müslüman karşıtı nefret suçlarının belgelenmesinde ana noktalar haline geldi.

Salgına ve kapanmalara rağmen kimi ülkelerde ise Müslümanlara karşı işlenen nefret suçlarında azalma olmadı. Örneğin Almanya’da 2020’de 901 İslam düşmanlığı suçu kayıtlara geçti. Bunların 146’sı camileri, 48’i ise kişileri hedef aldı. Ayrıca, Müslüman karşıtı sosyal hareketler, salgına rağmen gösteriler düzenlemeye devam etti. Örnek olarak Almanya’daki ırkçı PEGIDA hareketi, 2020’de 16 gösteri düzenledi.

İslam düşmanlığı ayrı bir nefret suçu kategorisi olmalı

Raporda, Avrupa ülkelerinin çoğunda İslam düşmanlığı olaylarının ayrı bir nefret suçu olarak kaydedilmemesinin altı çizildi.

Avrupa genelinde İslam karşıtlığının gerçek boyutunun ortaya çıkarılması, bu sorunla mücadele amacıyla karşıt stratejiler geliştirilmesi için polis teşkilatlarının Müslüman karşıtı veya İslam düşmanlıüı suçları ayrı bir nefret suçu kategorisi olarak kayıtlara geçirmesinin önemine vurgu yapıldı.

Ayrıca, AB ülkelerinde ayrımcılığa uğrayan Müslümanların sadece yüzde 12’sinin, başlarından geçen olayları yetkili makamlara bildirdiğine dikkat çekildi.

Avrupa’da Müslüman karşıtı nefret suçlarının devletler veya sivil toplum kuruluşlarınca noksan bildirilmesinin Müslümanların farkındalığının artırılmasına ve bürokrasinin bu konulara eğilmesine ciddi etkileri olduğu belirtildi.

“Avrupa İslamofobi Raporu 2020” adlı çalışmada, İslam düşmanşığı kapsamındaki suçlar ve saldırılar hakkındaki istatistiklere de yer verildi. Raporda 2020’nin yanı sıra önceki yıllara ait istatistikler de paylaşıldı. Buna göre Avrupa ülkelerinde durumun seyri şu şekilde oldu:

Avusturya ve Çekya

Avusturya’da 2020’de Müslümanlara karşı işlenmiş 812 nefret suçu kayıtlara geçti. 2019’da 385 olan bu sayı ülkede nefret suçlarının iki kattan fazla arttığını gösterdi.

COVID-19 salgını nedeniyle internetteki nefret suçları da yükseldi. 2019’da 1822 olan internette işlenen nefret suçu sayısı 2020’de 3 bin 215 oldu. Bunların 144’ünde Müslüman karşıtı içerik tespit edildi.Avusturya’da 600 cami ve dernek hedef gösterildi

Çekya’daki insan hakları kuruluşları, Müslüman karşıtı ön yargılarla ilgili 7 vakayı rapor etti.

Almanya’da 901 suç

Almanya’da 2020 yılında federal polis kayıtlarında 901 İslam karşıtı suç yer aldı. Ülkede 16’sı ırkçı PEGIDA hareketinin olmak üzere İslam karşıtı 18 gösteri düzenlendi.

Ülkede 2019 yılındaysa 31 bin 472 siyasi temelli aşırıcılık içeren suç kayda geçti. Önceki yıla göre bu tür suçlar yüzde 13,8 arttı. Bu suçların 21 bin 290’ı aşırı sağcılar tarafından işlendi. Şiddet içeren aşırıcılık suçlarının sayısı 2019’da yüzde 13,7 azalarak 925 oldu.Almanya’da camiye saldırı: 11 kişi gözaltına alındı

Almanya’da 8 bin 585 nefret suçunun 2 bin 32’si Yahudi karşıtı, 950’si ise İslam karşıtı olarak kaydedildi.

1 Ocak 2019’dan beri tanımlarda yer alan “yabancı karşıtı” suç sınıfında 2019 içinde 3 bin 703 suç tespit edildi. Bunların 506’sı şiddet içeren olaylardı.

Fransa’da Müslüman karşıtı eylemler iki yılda yüzde 77 arttı

Fransa’da 2020’de 235 İslam düşmanlığı vakası kayıtlara geçti. Bu sayı 2019’da 154’tü. İslam karşıtı eylemlerde yüzde 14, tehditlerde yüzde 79 artış görüldü.Fransa’da yine Müslümanlar hedef alındı

Ulusal İnsan Hakları İstişare Komisyonunun son çalışmasına göre, ırksal güdülerle işlenen suçlar 2019’da yüzde 11’e yükseldi. İslam düşmanlığı eylemlerinde ise yüzde 54 artış görüldü.Fransa’da bir cami daha kapatılıyor

“Fransa’da İslamofobi Karşıtı Kolektif” adlı örgütün araştırmasında da ülkede Müslüman karşıtlığı 2019’da arttı, bu kapsamda 800 eylem kayıtlara geçti. Müslüman karşıtı eylemler 2020’ye gelinene kadar iki yıl içinde yüzde 77 çoğaldı.

Kolektifin hedef alındığı ve hükümet tarafından kapatıldığı için 2020’ye ait verileri yayımlayamadığı açıklandı.

Belçika’da İslam düşmanlığı olaylarının yüzde 90,6 kadınlar mağdur

Belçika’da 2020’de yayımlanan istatistiklere göre, bir önceki yılda kişilerin karşı karşıya kaldığı İslam düşmanlığı olaylarının yüzde 90,6’sında mağdurlar kadınlar oldu. 2018’de mağdurların yüzde 75’i kadınlardan oluşmuştu.

İslam düşmanlığı olaylarının yüzde 26,3’ü istihdam ile ilgili olurken yüzde 48’i başkent Brüksel’de, yüzde 23’ü Valon bölgesinde yüzde 4’ü ise Flaman bölgesinde kaydedildi.

Hollanda’da Türkler ve Faslılar daha fazla ayrımcılığa maruz kaldı

Hollanda’daki araştırmalar ise başta Türkler ve Faslılar olmak üzere göçmenler ile Müslümanların nispeten daha fazla ayrımcılığa maruz kaldıklarını gösterdi.

Bu kişilerin yaftalanmış ve dışlanmış hissettikleri, kurumlara inançlarının azaldığı, kendilerini toplumdan geri çektikleri, eğitim ve işgücüne katılımdan vazgeçtikleri tespitlerine yer verildi.

İskandinavya

Danimarka’da Müslüman kadınların işgücüne katılımında ayrımcılığa uğradığı istatistiklere yansıdı. Başörtülü kadınların iş bulabilmek için Danimarkalı beyaz kadınlara göre yüzde 60 daha fazla iş başvurusu yapması gerektiği belirlendi.

Etnik azınlık gruplarına dahil olan kadınların da yine Danimarkalı beyaz kadınlara kısayla yüzde 18 daha fazla başvuru yapması gerektiği tespit edildi.

Finlandiya’da 2019 yılında nefret suçları yüzde 1,2 azalarak 899 oldu. Önceki yılda bu sayı 910’du. Buna karşın “etnik tahrik” olaylarının sayısı 34’ten 105’e çıktı. Önceki yıllarda olduğu gibi bu olaylarda mağdurların çoğunluğunu Müslümanlar oluşturdu.

Finlandiya’da kaydedilen nefret suçlarının yüzde 72’si kişilerin etnik kökeni, yüzde 14’ü dini inanışlarıyla bağlantılıydı. Saldırıların mağdurları sırasıyla en fazla Somalililer, Iraklılar ve Türkler oldu.

İspanya

Ülkede 2019 istatistiklerine göre nefret suçları önceki yıla kıyasla yüzde 6,8 arttı.

Nefret suçu işlendiği gerekçesiyle 1706 şikayet yapıldı. Bunların 66’sı din bağlantılı, 515’i ırkçılık ve yabancı düşmanlığıyla ilgiliydi.

İspanya’da Müslüman karşıtı eğilimlere ilişkin ayrıca bir veri ortaya koyulmadı.

İngiltere ve İrlanda

İngiltere’de resmi verilere göre 2020’de COVID-19 salgını nedeniyle kapanmanın başlamasından sonra din temelli nefret suçları 2019’a göre üçte bir arttı. 2019’da din temelli nefret suçlarının yarısı İslam karşıtıydı.

Ülkede Müslümanların ve ailelerinin nefret suçuna maruz kalma ihtimalinin Hristiyanlara kıyasla 4 kat fazla olduğu belirlendi.

Bir araştırmada, iktidardaki Muhafazakar Parti üyelerinin yarısından çoğu İslam hakkında olumsuz veya çok olumsuz düşüncelere sahip olduğu belirtildi. Bu kişilerin yarıya yakınının ise İslam’ı İngiliz toplumuna tehdit olarak gördükleri ifade edildi.

İrlanda da ise 2019’da kayıtlı suçların yüzde 14’ünde ve ayrımcılık vakalarının yine yüzde 14’ünde mağdurlar Müslümanlardı. Müslümanlar ayrıca nefret içeren 45 konuşmada hedef alındı.

Litvanya ve Polonya

Litvanya’da 2020’de eşitlik ve inanç özgürlüğü ilkelerine karşı işlenmiş 47 suç kaydedildi.

Polonya’da ise aynı yıl polis nefret suçu nedeniyle 557 işlem yaptı. Olayların 14’ünde Müslümanlar hedef alındı. 44 olayda ise Arap veya Türk gibi kişilerin etnik kökeninin din ile bağlantısı nedeniyle mağdur oldukları belirtildi.

Heiko Maas AB ülkelerine çağrıyı yaptı: Türkiye ile yeniden anlaşmalıyız

Almanya Dışişleri Bakanı Maas, Türkiye’nin AB için önemli bir göçmen yükünü üstlendiğini belirterek, Ankara ile yeni bir mülteci mutabakatı gerektiğini vurguladı.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Türkiye ile yeni bir mülteci mutakabatı talep etti.Welt gazetesine konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Maas, “Türkiye ile göç konusundaki iş birliğini güncellememiz gerekiyor” ifadesini kullandı.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 2016 yılında varılan mülteci mutabakatının geliştirilmesinin AB’nin çıkarına olacağını dile getiren Dışişleri Bakanı, “Türk hükümeti ile yaşadığımız tüm sorunlara rağmen, bu ülkenin bizim için, önemsiz görülemeyecek bir göçmen yükünü üstlendiğini takdir etmeliyiz” dedi. Maas ayrıca, bu bağlamda Türkiye tarafından “bakılan” sığınmacı sayısının yaklaşık dört milyon olduğunu vurguladı.

Ankara ile Brüksel arasında varılacak yeni bir mutabakat neticesinde Türkiye’ye AB’den yeni kaynaklar aktarılmasının da gerekeceğinin altını çizen Heiko Maas, “Herhangi bir rakam vermek istemiyorum ancak bunun parasız olmayacağı gayet açık” ifadesinde kullanarak, Türkiye’nin büyük bir maddi sorumluluğun altına girerek, diğer ülkelerin bundan tasarruf etmesini sağladığını dile getirdi.

Akdeniz’de kurtarma misyonu

Söz konusu röportajda, son günlerde gündeme gelen, Libya açıklarında görev yapacak yeni bir denizde kurtarma misyonu ile ilgili soruya da yanıt veren Dışişleri Bakanı Maas, “AB’ye üye ülkelerin tavrına baktığım zaman bu tarz bir misyon için koşulların oluşmuş olduğunu göremiyorum” diyerek, konuyla ilgili olumsuz görüş bildirdi.

Çok sayıda üye ülkenin yeni bir denizde kurtarma misyonuna karşı olduğunu belirten Maas, “Yeni bir kurtarma misyonu hayata geçirilse bile, Avrupa’ya yönelik göçün tamamına kucak açamayız” dedi. Heiko Maas bunun yerine, özellikle insanların yaşadığı yerlerden kaçmasına neden olan sebeplerle mücadele için daha kapsamlı bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu savundu.

Kaynak: DW Türkçe

Başkan Erdoğan’dan önemli açıklamalar

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte “TC-TUR” uçağı ile saat 00.25’te Antalya’ya geldi.

Başkan Erdoğan’ı, Antalya Havalimanı’nda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Valisi Ersin Yazıcı ile Antalya milletvekilleri karşıladı. Erdoğan, cuma günü de Antalya Diplomasi Forumu’na katılacak.

Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci (GDAÜ) Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi ile Dışişleri Bakanları Toplantısı, Antalya’da başladı.

Bu yıl Türkiye’nin dönem başkanlığında gerçekleştirilen GDAÜ, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ev sahipliğinde Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Dışişleri Bakanları Toplantısı ile başladı.

Çavuşoğlu tarafından karşılanan konuk bakanlar, aile fotoğrafının ardından toplantıya geçti.

GDAÜ Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi ise öğleden sonra Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşti.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Zirvesi kapsamında önemli açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

Son asrın en büyük sağlık krizi olarak nitelenen bu salgının üstesinden dayanışma ve işbirliğiyle gelmeyi ümit ediyoruz. Her zorlukla beraber muhakkak bir kolaylığın olduğuna dair güçlü inancımızı aydınlık ve sağlıklı yarınlara dair umutlarımızı da artırıyor. Ziyaretiniz sırasında salgına karşı aldığımız tedbirleri ve güvenli turizm sertifikasyon programımız kapsamındaki uygulamaları da yakından görme fırsatı bulacaksınız. Başat siz dostlarımız olmak üzere tüm Avrupa halklarını, tatillerini geçirmek üzere ülkemize beklediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum.

Türkiye, Güneydoğu Avrupa’da yürüttüğü ikili ve çok taraflı faaliyetlerinde herzaman iş birliğini ve ortak çıkarları gözetmiştir. Türkiye, Bosna Hersek, Sırbistan ve Türkiye, Bosna Hersek, Hırvatistan arasında tesis edilen üçlü mekanizmalar bunun en güzel örnekleridir. Bölgeye yönelik girişimlerimiz birileri tarafından farklı yansıtılmak istense de hiçbir suretle diğer inisiyatiflere rakip ya da alternatif değildir. Bilakis, faaliyetlerimiz yürütülmekte olan diğer çabaları güçlendirmiştir.

“Tam üyelik mücadelemizin artık neticelenmesini istiyoruz”

Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir AB’nin çekim ve güç merkezi olma hedefine ulaşması mümkün değildir. Karşılaştığımız onca haksızlığa rağmen, yarım asırdır ısrarla ve sabırla sürdürdüğümüz tam üyelik mücadelemizin artık neticelenmesini istiyoruz. Birliğin içine düştüğü stratejik körlükten bir an önce kurtulmasını, olumlu gündem çerçevesinde katılım sürecini ilerletmesini bekliyoruz.

Güneydoğu Avrupa ülkeleri olarak, düzensiz göç akımlarında olan biteni tribünden seyretme lüksümüz yoktur. Küresel ölçekte artan ırkçılık, İslam düşmanlığı ve göçmen karşıtlığı giderek bir milli güvenlik sorununa dönüşüyor.