Anayasa

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Anayasa

Flaş çağrı: Bu kanun bir an evvel çıkarılmalı

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Halil Özşavlı, soykırım iftiraları ile mücadeleyi yasal bir zemine oturtmak gerektiğini söyledi. Özşavlı, “Asılsız soykırım iftiralarıyla mücadele kanununun bir an evvel Meclis’ten çıkması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Özşavlı, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, son bir haftadır ABD Başkanı Joe Biden’ın Ermeni iftirasına sahip çıkan açıklamasının konuşulduğunu belirterek, “Bütün dünya istediği kadar bu iftirayı Türk milletine yaftalamaya çalışsın, umurumuzda olmaz. Amerikan Başkanı Biden, ‘güneş batıdan doğacak’ dedi diye, güneş batıdan doğacak değildir. Hakikatin güneşi her zaman parlamaya devam edecektir.” dedi.

Biden’ın bu açıklamasının nedeninin Ermenilere seçim kampanyasında verdiği sözden dolayı olduğunu söyleyen Özşavlı, “Biden, bu sözü sayesinde Ermeni diasporasından milyonlarca dolar bağış alabildi. Bundan öte Karabağ’da kazanılan zaferin intikamını alıyorlar. Bir yandan Ermenilerin gönlünü okşuyorlar, bir yandan da Türkiye’den intikam alıyorlar. Bunu milletimizin bilmesini istiyorum.” dedi.

HDP’nin 1915 olaylarına ilişkin açıklamasına da tepki gösteren Özşavlı, şunları ifade etti:

“Kendilerine Kürtlerin partisi diyen HDP’nin soykırımı destekleyen açıklaması bir faciadır. 1878’den sonra 1890-95’li yıllarda Ermeni çeteler Doğu Anadolu’da 600 binden fazla Müslüman Kürt aileyi katletmiştir. Bugün HDP, Ermeni diasporasının uşağı olmasaydı bu açıklamayı yapmazdı, Kürtleri katledenlerin tezlerine destek olmazdı. HDP neden böyle bir açıklama yaptı? Bunu İngiliz arşiv belgeleri söylüyor: 1980 yılında Lübnan’ın Sayda şehrinde ASALA ve PKK bir toplantı yapıyor. ‘Bundan sonra Türkiye’ye karşı birlikte saldırılar düzenleyeceğiz.’ diyorlar. Birçok farklı belgede bunları görme şansımız var. ASALA-PKK ortaklığı halen devam ediyor.”

Soykırım iftirasının gittikçe büyüdüğü bir ortamda, yapılan açıklamalarda “soykırım iddiaları, soykırım yalanı…” gibi kavramların yetersiz ve eksik kaldığını belirten Özşavlı, “Bizim, ‘soykırım iftirası’ dememiz lazım. Çünkü artık kendilerinin yaptığı propagandaya göre, ‘Biz artık soykırımı konuşmuyoruz Türklerin inkarını konuşuyoruz.’ diyorlar. Yeni bir kampanya başlatmışlar: ‘Türk inkarı’ diye. Onlar bunu söylüyorsa ben de gayet haklı olarak iftira kelimesini kullanırım. Herkesin de bu şekilde kullanmasını istiyorum. Bu iftiralarla mücadeleyi yasal bir zemine oturtmamız gerekiyor. Asılsız soykırım iftiralarıyla mücadele kanununun bir an evvel Meclis’ten çıkması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan gündeme getirmişti! Bu 3 madde olmazsa olmaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duyurduğu ve millet iradesini yansıtacak sivil anayasa çalışmalarının 3 sacayağı olacak. Bunlar cumhuriyet, üniter yapı ve demokrasi. Yeni anayasa çalışmaları, bu üçlüyü güçlendirecek esaslar üzerinden yürütülecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısının ardından yeni anayasanın nasıl yapılacağı, nelerin değişeceği tartışılıyor. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de destek verdiği yeni anayasa çalışmalarının çerçevesi ve konu başlıklarının şöyle olması bekleniyor: Millet iradesini yansıtacak sivil anayasa çalışmalarının 3 sacayağı olacak. Bunlar, cumhuriyet, üniter yapı ve demokrasi. Yeni anayasa çalışmaları, bu üçlüyü güçlendirecek esaslar üzerinden yürütülecek.

Hak ve özgürlükler sistematiği

Yeni anayasanın hem toplumsal hem siyasi hem de hukuki ihtiyaç olduğu belirtiliyor. Mevcut Anayasa’nın birçok hükmünün eskidiği, bazı hükümlerin de terk edilmiş olduğu dile getirilirken, 21. yüzyıl koşullarına bakıldığında tüm bunların günümüz ihtiyaçlarını karşılamadığı ifade ediliyor. Bütün bunları tasfiye edebilmek için bile yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Örnek olarak ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün son derece geniş bir boyut ve kapsam kazanmış olmasına rağmen bu konuda klasik bir anayasal düzene sahip olduğumuz kaydediliyor. Bu anlamda da yeni bir hak ve özgürlükler sistematiğine ihtiyaç var. Mevcut Anayasa’da ekonomik hükümlerin içerisinde planlamaya ilişkin düzenlemeler var. Ancak bu düzenlemelerin 1961 Anayasası’nın planlama mantığıyla, o zamanın ekonomik tercihleri üzerinden anayasaya girdiğine dikkat çekilirken, bu hükümlerin günümüz koşullarına göre yeniden ele alınması gerektiğine işaret ediliyor. Yine ‘bağımsızlık’ konusunu güvence altına alacak, bu ilkeyi uluslararası toplumda çok daha etkili ve güçlü, ilişkileri güvence altına alabilecek bir bakış açısıyla yeniden değerlendirmeye alınabilecek.

Yeni anayasada e-demokrasi

Yaşadığımız çağın en önemli ihtiyaçlardan birisinin de elektronik demokrasi olduğuna işaret ediliyor. Oy kullanma hariç şu anda hiçbir anayasal sistem içerisinde elektronik demokrasiye ilişkin esaslar yer almıyor. Dolayısıyla yeni anayasa çalışmalarında elektronik demokrasinin de tartışılabileceği ve buna ilişkin esasların belirlenebileceği belirtiliyor. Yine Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını bozmayacak şekilde, yerel yönetimleri güçlendirici düzenlemelerin de değerlendirilebileceği ifade ediliyor.

Kurumlar yeniden düzenlenecek

Anayasada yer alan Anayasa Mahkemesi, Yükseköğretim Kurulu, Devlet Denetleme Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu gibi kurumlar yeni bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilecek. Kimi kurumlar yeniden dizayn edilecek, kimi kurumların ise yeni anayasa da olup olmayacağı ya da nasıl olması gerektiği ele alınacak.

Sistematik bütünlüğü yok

Mevcut Anayasa’nın dilinde sorun olduğu belirtiliyor. Yeni anayasada bu durumun göz önünde bulundurulacağı, daha anlaşılır bir Türkçe’yle yazılacağı kaydediliyor. Yine mevcut Anayasa’nın ciddi sistematik sorunlarının olduğuna dikkat çekiliyor. Anayasa 177 maddeden oluşuyordu. Ancak şu anda 154 madde yürürlükte. 23 madde ise yürürlükten kaldırıldı. Ayrıca Anayasa’da 21 de geçici madde bulunuyor. Bu anlamda yeni anayasa sistematik bütünlük içerisinde hazırlanacak.

Ruhunda darbelerin izi olmayan, özgürlükçü, başkanlık sistemine uygun! İlk defa tam sivil anayasa

Yeni anayasa tartışmalarına değinen TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı İsmet Yılmaz, “Mevcut anayasa askeri cunta döneminde yapılmış. ‘Özgürlüklerin esas, yasakların istisna olduğu’ bir anayasa değişikliği mutlaka yapılması lazım” dedi.

Ertuğrul Şahan  Ankara 

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı İsmet Yılmaz ‘yeni anayasa’ ve Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan olaylara ilişkin Akit’e değerlendirmelerde bulundu.

Herkesin katkı vermesi lazım

Türkiye’nin sivil bir anayasaya ihtiyacı olduğunu belirten İsmet Yılmaz, şunları dile getirdi: “Tek tek herkese sorduğunda onlarda Türkiye’nin bir anayasa ihtiyacı olduğunu ifade ediyor. Bizim dışımızda bazı partilerin gizli saklı anayasa çalışmaları olduğunu söylediler. Dolayısıyla bir anayasa ihtiyacı var. Mevcut anayasa askeri dönemde yapılmış, halkoyuna sunulmuş bir anayasa. Bu güne kadar 19 kez yaklaşık 200 madde değişikliğine gidildiği ifade ediliyor.

Özgürlüklerin esas yasakların istisna olduğu bir anayasa değişikliği mutlaka yapılması lazım. Yapılan anayasanın özünde, ruhunda yasak anlayışı vardır. Darbe döneminin anayasasıdır. Onlar yaptılar, hazırladılar istediği gibi halkoyuna sundular. Halkta ‘ret’ etse askeri rejim yönetime devam edecek. Türkiye 21’inci yüzyılı daha özgürlükçü anayasa ile girsin diyen herkesin katkı vermesi lazım. Anayasa çalışmaları için partiler heybelerindekileri masaya koymalı.”

Boğaziçi eyleminde bir algı yönetimi var!

Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan olaylara ilişkin de konuşan Yılmaz, bir algı yönetimi olduğunu vurgulayarak, şunları ifade etti: “Cumhurbaşkanı TBMM’den atansın diyorlar. Rektör seçilsin diyorlar. Boğaziçi Üniversitesi’nin 12 binin üzerinde lisans öğrencisi, 3 binin üzerinde yüksel lisans olmak üzere 15 bine yakın öğrencisi var.

Hukuka uygun olmalı

Olaylara katılan 500 kişi kadar. Bunların içerisinde en son 50 kişi o üniversitede öğrenci. 15 bin öğrenci içerisinde 50 kişi çok çok az. Demokratik sistem içerisinde çare tükenmez. Öğrenci ile eylemciyi bir birinden ayırt etmek lazım. Herkesin demokratik tepkisini göstermesi hakkıdır. Ama hukuku ihlal ederek bir tepki göstermesi doğru değildir. Hukuk, gereğini yapar.”

Yeni anayasa tarihi fırsattır

Mustafa Şaşmaztürk  Ankara 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yeni bir anayasa” sözleri toplumda heyecan uyandırdı. Konuya ilişkin Akit’e açıklama gönderen Memur-Sen Konfederasyonu, “Cumhurbaşkanımızın ‘hukuk ve ekonomi’ reformlarının usul ve esaslarına dair beyanlarını, ‘yeni anayasa’ kapsamlı ‘ihtiyaç’ analizini ve ‘vakti gelmiştir’ tespitini içeren değerlendirmeleri önemsiyoruz.

Biz, Memur-Sen olarak hukuk ve ekonomi reformu paketleriyle ilgili fikir alışverişi başta olmak üzere sivil siyasetin bugüne kadar ortaya koyduğu sivil topluma, farklı toplum kesimlerine yönelik görüşüne başvurma, görüşleri dikkate alma tavrını sürdüreceğine inanıyoruz. Böyle olması gerektiğini de hatırlatıyoruz. Türkiye’nin anayasasına sahip olması için oluşturduğumuz Türkiye Anayasa Platformunu da harekete geçirecek biçimde yeni anayasasının hem yazımına hem de yapımına fikri ve fiili destek vermeyi de milli görev ve insani onur olarak gördüğümüzü bir kez daha deklare ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Darbeye, vesayete dair ne varsa temizlenmelidir”

Memur-Sen açıklamasında şu görüşler ifade edildi: “Türkiye’de iki binli yılların başlangıcından itibaren; milletin iradesinden beslenen, egemenliğin millete ait olduğu gerçeğiyle şekillenen sivil siyaset ve meşruiyetini milletin iradesinden alan sivil siyasi iktidar süreci yaşıyor. Şu tartışmasızdır ki; Türkiye’nin anayasaları; anayasa yapma yetkisi olanlar tarafından değil anayasayla uyma görevi olmasına rağmen anayasayı ihlal edenler tarafından yapıldı ve yazıldı. Çok daha somut ifadeyle Türkiye’nin anayasacılık tarihi, geneli itibariyle iki binlere kadar üniformalıdır, milletsizdir, millet iradesi ve sivil siyaset yokluğu ve yoksulluğu içerir. Yaşanan darbelerin, bürokratik vesayet debdebelerinin, kurulan fitne ve fesat tezgahlarının, verilen muhtıraların, ‘muhtar bile olamaz’ iddialarının, milletin meclisinde milletin seçtiğine ‘had bildirme’ tiradlarının arka planında anayasal vesayet sistemi vardır. Darbeler sivil siyaseti öldürürken, kurumsal vesayete önce suni teneffüs yapmış sonrasında doğal yaşam alanı oluşturmuştur. Türkiye’de ‘özgür birey’, ‘demokratik toplum’, ‘egemen millet’, ‘sivil siyaset’ ve ‘bağımsız-güçlü devlet’ kavramlarının ve konumlarının ‘bölünme sebebi’, ‘beka sorunu’ görülmekten kurtulması henüz çeyrek asrı dahi tamamlamış değildir. Anayasal, yasal ve idari düzenleme eşiklerinde yasakların, sınırlamaların, vehim ve korkuların hakim unsur olmasını sağlayan vesayet gölgesi; ‘yeni’, ‘sivil’, ‘yerli’ ve ‘milli’, ‘adil’, ‘insani’ ve ‘irfani’ ve ‘medeni’ vasıflarını haiz bir anayasa yapılıp yazılmadıkça tam olarak ortadan kalkmaz. Biz Memur-Sen olarak hukuk ve ekonomi reformlarının da bunlar altlık yapılmak suretiyle hayata geçirilecek yeni anayasa yapma iradesinin ve sürecinin de hem doğal hem de yetkin sivil paydaşlarından biri olduğumuzu bir kez daha deklare ediyoruz. Darbeye, darbelere, vesayete ve vesayetçilere dair her ne varsa, hangi kural ve karar varsa, fiil ve paradigma varsa bireyin, toplumun, milletin ve devletin alanından temizlenmelidir. Türkiye’de vesayet, darbe ve darbeciler mahkumiyet kararları dışında hiçbir kararın öznesi, tümleci ve yüklemi olmamalıdır. Anayasanın dehlizlerine konumlanan vesayetin sisinden, sinsiliğinden ve darbenin isinden ve kirli işbirlikçi düzeninden bütünüyle arınmış, noktası ve virgülüne dahi darbeci kaleminin değmediği anayasa yazmak ve yapmak hepimizin geçmişe ve geleceğe karşı en büyük insani sorumluluklarından biridir. İki binlerden bu güne ortaya konan sessiz devrimleri kalıcı kılmak, yasakları, sınırlamaları, ihlalleri imha tarzını, daha özgür birey, daha demokratik toplum ve daha adil devlet noktasında inşa tavrıyla taçlandırmak, milletin değerlerini devletin müktesebatı olarak kavramlaştırmak ve kurumlaştırmak adına Yeni anayasa hem iddiamız, hem hedefimiz hem de başarımız olmalı.”

Avukat Konaç: Tarihi fırsat

Akit’e konuşan Avukat Fevzi Konaç, Türkiye’deki anayasaların darbelerin baskısı altında yapıldığını söyledi. Konaç; “1924, 1961 ve 1982 anayasalarında, içinden geçilen süreçlerin baskısı anayasalarda hep hissedilir. İlginçtir yeni anayasa yapma vaatleri ve tartışmaları da Türk siyasi hayatında tartışma konularının başında gelen konudur. Seçimlerle oluşan millet iradesi yetkisinin kullanımı noktasında her iktidarın en önemli hayallerinden ve vaatlerinden bir tanesi özgürlüklerin, düşüncenin, insan haklarının önünü açan yeni bir anayasa yapma vaadidir” dedi. Konunun mutlaka tartışılması gerektiğini belirten Avukat Konaç; “Sayın Cumhurbaşkanımızın yeni bir anayasa yapma noktasındaki sözlerini tarihi bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Millet iradesinin de taleplerini yerine getirmek anlamında elbette anayasadaki bir kısım kırmızı çizgilerimizin korunması göz önüne alınarak, 82 darbesinin ve 5 darbeci generalin ürünü olan değiştirilemez maddeleri konusunun bile tartışmaya açılmasının doğru olacağı kanaatindeyim. Türkiye’ye dar gelen tanımlamaların kaldırılması, ülkemizin önünü tıkayan konuların tartışılması, 1924 ve 1961 anayasalarında ki şekliyle devletin idare şekli Cumhuriyet, Bayrak, İstiklal Marşı vs. dışındaki diğer konuların millet iradesine uygun hale getirilmesi anlamında, yeni bir anayasa yapılmasının tam da zamanı olduğuna inanıyorum. Türkiye 82 darbe anayasasının ağırlığını artık üzerinden tamamıyla atmalıdır” görüşünü kaydetti.

Avukat Ahıakın: 12 eylül anayasasından memnun değiliz

Hukukçu-Yazar Av. Aydoğan Ahıakın ise; “Bugüne kadar yapılan bütün değişikliklere rağmen, yürürlükteki 1982 anayasasının değişikliklerle yamalı bir bohçaya benzediğini ifade ederek, bugünkü anayasa devletin ve toplumun ihtiyaçlarına cevap veremedi. Bugüne kadar 12 Eylül anayasasından kimse memnun olmadığı gibi katılımcı ve bireyin haklarını öne çıkaran yeni bir anayasa Türkiye için büyük bir fırsattır. Yeni anayasa kapsayıcı, kucaklayıcı, bütünleştirici, çoğulcu, bireyin özgürlüklerine dayanan, aynı zamanda sistemi güçlendiren bir toplumsal mutabakat olmalıdır” diye konuştu.

Yeni anayasa çalışmalarının detayları belli oldu! “Türkiye’nin en büyük özlemi” anayasaya girecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni anayasa çalışmalarının detayları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. Erdoğan’ın, Türkiye’nin en büyük özlemi olan ‘sivil anayasa’ ilkesinin anayasaya kabul eklenmesini istediği belirtildi. Erdoğan bu ilke ile, demokrasi çağrıları yapan muhalefeti samimiyet testine de sokmuş olacak.

AK Parti, darbe anayasasına karşı yeni anayasa yapılmasını iktidara geldiği günden beri istedi. 2007’de ilk kapsamlı metni hazırlayıp kamuoyunun tartışmasına sundu. Ancak muhalefet destek vermeyip önünü kesti. 2012’de partilerin ortak katılımı ile kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu‘nun da akıbeti bundan farklı olmadı. AK Parti, din ve vicdan özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğünü öne alan devlet-vatandaş ilişkilerinin yeni baştan dizayn edildiği insan odaklı sivil bir anayasa istedi. Çalışmalar sonucu kapsamlı bir külliyat oluştu.

AK Parti, bu çalışmalardan da yararlanarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne göre hak ve özgürlükleri, devlet- birey ilişkilerini, tüm kurumları düzenleyecek bir çalışma yapacak. Anayasa Mahkemesi, yüksek yargı başta olmak üzere kamusal kurumlar yeni vesayetler üretmeyecek şekilde ele alınacak. Cumhurbaşkanına belli konularda TBMM’ye yasa tasarısı verme yetkisi sunulması, yeni sisteme göre cumhurbaşkanlığı yemininin yeniden düzenlenmesi, YÖK ve üniversiteler değerlendirilecek. Seçme ve seçilme hakkı, siyasi partiler, haberleşme özgürlüğü masaya yatırılacak.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül: Hukuk reformumuzun temel hedeflerinden biri olan yeni, sivil ve demokratik bir anayasayı hayata geçirmek; geleceğimize, çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras olacaktır.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan: Türkiye’yi üst liglere taşıyacak birçok atılım, reform gerçekleştirirken yeni bir anayasa yapamamak içimizde hep bir ukdeydi.

Kaynak: Sabah