Alevi

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Alevi

Yunan Alevilikle Türkleri bölecek

Yunanistan’ın Türkiye ve Türklere yönelik alçak girişimleri bitmiyor. Batı Trakya’da çeşitli bahanelerle camileri kapatıp, imamları görevden uzaklaştıran Yunanistan, Türkleri bölüp, Sünnileri bitirmek için Aleviliği din olarak kabul etti ve bir cemevinin kullanımına onay verdi. Atina’nın bu konudaki akıl hocası ise Aralık ayında benzer bir adım atan Almanya oldu.

Mehmet Aydın 

Türkiye’ye karşı her anlamda sorun çıkarmaya ve Ankara’nın sinir uçlarını kaşımaya çalışan Yunanistan yine alçak bir girişime imza attı.

Yıllardır Batı Trakya’daki Türklere baskı yapıp ibadetlerini yapmalarına engel olmaya çalışan Atina yönetimi, sayısız camiyi kapatıp, bir çok imamı da görevden uzaklaştırırken, son bir kaç günde yeni bir sinsi planını uygulamaya koydu.

Amaç Alevileri Türkiye’ye karşı kullanmak

Yunanistan’ın bağımsızlığını kazandığı yıllardan itibaren birçok Türk-İslam eseri askeri hapishane, sinema ve sergi salonu, konaklama yeri, vilayet binası ya da depo olarak kullanılmaya başlandı, onlarca cami ibadete kapatıldı, bazıları ise kiliseye dönüştürüldü.

Bütün bunlar ortadayken Yunanistan, Batı Trakya’daki Türklerin arasına nifak sokup onları bölmek ve Alevileri Türkiye’ye karşı kullanmak için Aleviliği din olarak kabul etti. Yunanistan bunun yanı sıra Megalo Dereio’deki bir cemevinin de dini ve sosyal faaliyetlerde bulunması için kullanımına onay verdi.

Bakan yardımcısı cemevinde

Aralık ayında benzer bir uygulamaya imza atıp Aleviliği din olarak kabul eden Almanlardan akıl alıp Alevilik planını uygulamaya koyan Atina yönetimi, böylece Batı Trakya’daki Türkleri ayrıştırmayı amaçlıyor. Bu doğrultuda hareket eden Yunan Eğitim Bakan Yardımcısı Aggelos Sirigos, Evros eyaletindeki Büyük Dervent köyünde bulunan cemevini ziyaret edip, bölge sakini Alevi vatandaşlarla da yakından ilgilenmişti.

Yunanistan yerel basınına yansıyan son bilgilere göre, bu ziyaretin ardından Sirigos da, dini meselelerde de yetki sahibi olan bakanlığının cemevinin faaliyetlerine başlamasına onay verdiğini açıkladı.

Atina’nın Batı Trakya’daki Alevilere yönelik bu adımı öncesinde Yunan basınında bazı diplomatların “Türkiye, Batı Trakya’da Sünnilik propagandası yapıyor. Alevilik, Sünnilikle baskı altına alınmaya çalışılıyor’ yönündeki iddiaları da yer almış ve fitne tohumları ekilmeye başlanmıştı.

Ağar, tepki gösterdi

Bölgedeki Türkleri bölmek ve Türkiye’nin etkisini yok etmek isteyen bu kirli plana Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar da tepki gösterdi. Ağar, “Kalleş Yunan, Aleviliği ayrı din olarak tanımaya karar verdi. Ankara’da da “Batı Trakya da Türk yok Müslüman var” diyorlar. Tuzak zaten burada. ‘Aleviler de zaten Müslüman değil’ diye iddia ediyorlar. Batı Trakya’da cemevi ve camii 7 asırdır aynı avludadır. Amaçları Batı Trakya’daki Türkleri bölmek. Yunan, ‘Batı Trakya’daki Müslümanlar, Pomak Çingene ve Türkofonlardan oluşmakta’ diyor. Şimdi de Alevi ve Sünni olarak bizi birbirimizden ayırıyorlar. Artık bu oyunu bütün İslam coğrafyasında bozmalıyız. İç savaşlara neden olan, ortalığı kasıp kavuran mezhep ve meşrep fitnesinden artık kurtulmalıyız” diye konuştu.

Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir’den İmamoğlu hakkında suç duyurusu

Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, Aleviliği farklı bir din olarak göstererek yıllardır Türkiye’de ekilen fitne tohumuna destek veren CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında suç duyurusunda bulundu.

Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir Özdemir‘in avukatı Taha Çalık‘ın hazırladığı suç duyurusu dilekçesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verildi.

Suç duyurusu dilekçesinde, İmamoğlu’nun başkanlığındaki İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hediyesi olarak yüz bin çocuğa hediye paketi gönderdiği hatırlatılarak, İmamoğlu’nun bu durumu “100 çocuğumuza 23 Nisan paketleri ulaşıyor. İstanbul’un çocukları özgür mutlu ve Cumhuriyet ile büyüyecek.” ifadeleri ile şahsi Twitter adresinden duyurduğu belirtildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı hediye kolisinin içerisinde yer alan çocuklar için özel hazırlanmış kitapçıkta Aleviliği aşağılayıcı nitelikte görsel ve ifadelere yer verildiği belirtilen dilekçede, kitapçığın bir sayfasında farklı dinlerin temsilcilerinin resmedildiği, İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik olmak üzere üç temel semavi dini temsil eden üç din adamının yanında Alevilik inancını temsil etmek üzere, Aleviliği temsil edebilecek niteliği haiz olmayan sıradan bir kişinin resmine yer verildiği savunuldu.

Dilekçede, kasıtlı bir şekilde kitapçığa konulan bu görsel ve açıklamaların, Alevilik inancı hakkında yanlış bilgiler içermesinin yanı sıra öğrenme çağındaki gayri mümeyyiz çocukların zihinlerinde son derece sakıncalı imgeler uyandırabilecek mahiyette olduğuna işaret edildi.

Dilekçede şu ifadelere yer verildi:

Alevilik, Hz. Ali’yi sevmek ve onun soyunun yolundan gitmek olarak özetlenebilecek olup, İslam’ın Ehl-i Beyt sevgisinin öne çıkarılmış şeklidir. Alevilik uygulamada ve öğretide İslam dininin bir mezhebi olarak, bir tarikat olarak, bir tasavvufi anlayış olarak tanımlanmışsada İslam dininden bağımsız ayrı bir din olarak tanımlanması olanaklı değildir. Öğreti ve uygulamadaki bu farklı tanımlamalar, Aleviliğe zarar verecek nitelikte değilken, Aleviliği İslam dininden kopuk bir şekilde tanımlamak, gerek Alevilik gerekse de Aleviler açısından onulmaz yaralar açacak. Toplum genelinde din eksenin gerçekle bağdaşmayan bir ayrışma yaratacaktır.

Mezkur kitapçıktaki bilgilere dayalı olarak Alevi çocukların arkadaşlarından Müslüman olup olmadıklarına ilişkin sorular duymaları dahi gelişme çağındaki çocukların psikolojileri açısından son derece olumsuz neticelere yol açacaktır. Bu tarz hassas konuları idrak ve yorumlama kabiliyetine henüz erişmemiş çocukların zihnine farklı dinlere mensubiyet algısının bilinçli olarak yerleştirilmesinin, hukuk düzenince korunmaması gerekmektedir.

Kasıtlı bir şekilde zarar verme amaçlı…

Dilekçede, suça konu görselde İslamiyet’i temsilen bir imam, Hristiyanlığı temsilen bir papaz, Yahudiliği temsilen bir hamamın resmedildiği ileri sürülerek, “Aleviliği temsilen bir Alevi dedesi yerine sıradan bir kişi resmedilmiştir. Bu durumda mezkur kitapçıkta yer alan görsel ve açıklamaların Alevilik kültürünü yansıtmaktan uzak ve kasıtlı bir şekilde zarar verme amaçlı olduğunu gösterir niteliktedir.” ifadeleri kullanıldı.

Kitapçıkta yer alan diğer kısımlarda İmamoğlu’nun halkı ayrıştırmayı, mezhep çatışması yaratmayı ve halkı “direniş” kisvesi altında isyan hareketlerine teşvik etmeyi amaçladığı öne sürülen dilekçede, dosyaya sunulan ilgili görsel ve ifadelerde sandığın diğer bir ifadeyle halkın seçimlere yönelik iradesinin demokrasi açısından yetersiz olduğu halkın galeyana gelerek mevcut yönetime baş kaldırması gerektiği küçük yaştaki zihinlere empoze edilmek istendiği bildirildi.

Dilekçede, “Halkın dini ve mezhebi değerlere dayalı olarak ayrışmasını amaçlayan yakın tarihte örneklerini görmüş olduğumuz isyan hareketlerine girişmesini hedefleyen ve bu doğrultuda henüz okul çağındaki çocuklar üzerinden algı operasyonu oluşturan bu eylemler TCK’nin 216. Maddesinde suç olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda yalnızca toplumun bir kesiminin benimsemiş olduğu değerleri değil bütün toplumun salahiyetini muhafaza etmek açısından iş bu suç duyurusu dilekçesinin savcılığa sunma zaruriyetimiz hasıl olmuştur.” değerlendirilmesinde bulunuldu.