AKP

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

AKP

AK Parti’den yeni kanun teklifi: Şimdi yandılar

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Meclis’e verdikleri yeni kanun teklifinin detaylarını açıkladı.

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, TBMM’de yeni kanun teklifi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Muş, “Bugün vereceğimiz kanun teklifi 34 maddeden oluşuyor” dedi. Öte yandan Muş, “Gıdada hileye ağır cezalar getiriyoruz” mesajını verdi.

Mehmet Muş’un açıklamaları şöyle;

Bugün vereceğimiz kanun teklifi 34 maddeden oluşuyor. Amacımız tarım arazilerini korumak. Tarımsal amaçlı bir depo, bir alan yapabilirsiniz. İzni siz, tarımsal tesis olarak alıp da, fabrika veya plaza yapıyorsanız tedbirler sıkı şekilde uygulanacak. Amaç dışında kullanıma asla müsaade edilmeyecek. Taşhis ve taklit ürünlerle ilgili yaptırımlarımızı ağırlaştırıyoruz. Bu konuda ceza 27 bin 877 TL’ydi. Yeni düzenlemede 50 bin TL’den 500 bin TL’ye kadar ceza verilebilecek. Aynı taşhiş ve taklitin piyasaya sürülmesi durumunda 1-3 yıl arası hapis verilebilecek, piyasadan men edilebilecekler. Yönetim Kurulu üyeleri, genel müdürlere kadar herkes bu cezalara çarptırılabilir, buradan uyaralım.

Alpay Özalan’dan tepki: Partinin adını değiştirin de rahatlayın

AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan, troll hesaptan kendini övmeye çalışırken yanlışlıkla resmi hesabından paylaşım yaparak yakayı ele veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer’e tepki gösterdi.

Troll hesabından kendi reklamını yapmaya çalışan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer, yanlışlıkla resmi hesabından paylaşım yapınca yakayı ele verdi. Bunun üzerine AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan, rezil olan Soyer’e tepki gösterdi.

Özalan, sosyal medyadan konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, sahte hesap yerine, yanlışlıkla gerçek hesaptan kendini övmüş. Hizmet etmiyorlar, hizmet ediyormuş gibi yapıyorlar. Kendi kendini övüyorlar. Partinin adını ‘Cumhuriyet Hile Partisi’ yapın rahatlayın.”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’ten önemli açıklamalar! Hafter’e sert uyarı: Bir insanımız bile hedef alınırsa…

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;

Ölümlerin hastalıklardan çok, yetersizliklerden ve bakımsızlıklardan kaynaklandığı tezinin aradan 1,5 asır geçti. Koronavirüs günlerinde aynı tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Dünyanın çeşitli yerlerindeki ölümlere baktığımızda aradan 1,5 asır geçtikten sonra bu tespiti haklı kılacak şekilde gerek müdahale, yoğun bakım altyapısındaki hazırlıksızların büyük oranda yer tuttuğunu görüyoruz. Yaşlı insanların bakımevlerinde içinde bulunduğu durum Avrupa’da son derece dramatik bir durum gösteriyor. G-20 pozisyonunda olan devletlerin insan odaklı sağlık politikasından ne kadar uzak oldukları ve yetersiz oldukları görüldü.

Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla hayata geçen şehir hastaneleri başta olmak üzere iktidarımızın ilk günden bu yana sağlık alanında gerçekleştirilen devrimler, güçlü altyapı, hastalara müdahale, hastaların misafir edildiği ortamlar, yoğun bakım açısından ne kadar hazırlıklı olduğumuzu göstermektedir.

Bütün sağlık personelimize minnettarız. Hemşirelerimizin gününü kutluyoruz. Bu salgın günlerinde bir kere daha milletimizin takdirini kazanmıştır. Evine gidemeyen hemşirelerimiz var, çocukları, ailesi hastalanmasın diye. Bir kez daha sevgilerimizi ve saygılarımızı iletiyoruz.

Koronavirüs hayatla ilgili, ekonomi, politikalarla ilgili kabulleri altüst edeceği gözüküyor. Neoliberal küreselleşmenin bundan sonra nasıl bir şekil alacağı, daha insana dayalı bir küreselleşmenin nasıl olacağı tartışmalar büyük bir ivme ile güçleniyor. Küresel adalet ve sağlık güçleniyor. DSÖ Başkanı bir aşı bulunduğu zaman bunun herkese eşit dağıtılacağı önemli konulardan biri olacak.

‘DARBE’ TARTIŞMALARI

‘Hükümet seçimle ya da başka şekilde gidecek’ diyenler ya da doğrudan bu imalarda bulunanlara maalesef ne parti genel başkanlarından bir yanıt gelmedi.

Bu günlerde bile milletimizin temel değerlerine saldırıda konusunda bir şekilde hız kesmeyenlere cevap verme zaruretimiz de kaçınılmaz oluyor. Bu saldırılara karşı tabi ki susamazdık.

Bu yalan doruk noktasına ulaştı. Hükümet darbe tartışması açıyor diyerek akla hayale gelmeyecek bir yalan ortaya atıldı. Esasında tartışmayı başlatan biz değiliz.

İşi, TSK’ya iftira atmaya kadar getirdiler.

‘Görevden alın’ deyip kaos siyaseti yapıyorlar.

Türkiye’nin bir darbe gündemi yoktur.

“SEZAİ KARAKOÇ BÜYÜK BİR MÜTEFEKKİRDİR”

Aynı zihniyet tutmuş Gençlik Bakanlığı’nın gençlere dağıttığı kitaplara kafaya katmış. Türkiye’nin büyük şairi ve mütefekkiri Sezai Karakoç’un eserlerini neden dağıtıyorlar diye kafaya takmışlar. Biz bundan büyük gurur duyuyoruz. Herhangi bir kitaptan herhangi bir cümleyi çekerek yargılamaya kalktığınızda dünyada hiçbir mütefekkiri savunamazsınız. Esas olarak bütüncüllükle bakıp, gelecekle ilgili kurdukları bağ bakımından neler söylediğine bakılmalıdır.

CHP içinden birilerinin Sezai Karakoç’u hedef almasını anlıyoruz. Çünkü başka bir şeye mecalleri yok. Biz bakanlığımızın Türkiye’nin ve insanlığın büyük değeri Sezai Karakoç’un gençlere ulaştırılmasından büyük gurur duyuyoruz. İnşallah gençlerimiz bunu yudum yudum okurlar, zihinlerine, gönüllerine nakşederler ve hayatlarında sürekli bu değerleri taşırlar.

MİT OPERASYONU

İtalyan basınında çok yankılandı, Avrupa basınında çok yankılandı. Kenya’ya yardım gönüllüsü olarak giden genç kız iki yıldır rehin tutuluyordu. MİT kendi istihbarat kapasitesiyle olaya dahil oldu ve genç kızın kurtarılmasında temel bir rol oynadı. Buradan İtalya ile dayanışma içerisinde olduğumuzu ifade ediyoruz. Dünyanın her yerindeki insani misyonlarımızı yerine getirmenin gururuyla MİT Başkanı’na tebriklerimizi iletiyoruz.

“DARBECİ HAFTER BİR SAVAŞ SUÇLUSUDUR”

Darbeci Hafter Trablus’a saldırmaya devam ediyor. Artık soykırım ve insanlık suçu haline gelmeye başladı. 9 Mayıs’ta atılan roketler Trablus elçiliğimizin yakın yerine düştü. Bunu çok güçlü bir şekilde kınadık. BM yetkilisi açık bir şekilde bunun sivillere karşı işlenen suçların insanlığa karşı işlenmiş suç olarak değerlendirilmesini istedi. 15’ten fazla kişinin hayatının kaybettiği, 50’den fazla kişinin yaralandığı ifade ediliyor.

Sarrac bu saldırılar karşısındaki cılız kınamaların insanlık suçlarına göz yummak anlamına geldiğini ifade etti. Hafter savaş suçu işlemektedir bize göre. Devletlerin savaş suçları işleyen kişiye nasıl muamele edilmesi gerekiyorsa o şekilde muamele edilmesi esastır.

Elçilik yakınına düşen rokete tepki

Elçiliğimizin yakınına düşen roket bizim açımızdan asla kabul edilemez. Oradaki misyonumuz, insanımız hedef olursa Hafter güçlerini bundan sonra bizim için meşru hedef olabileceğini açık bir şekilde söylüyoruz. Suriye’deki İdlib’teki gelişmeleri yakından izliyoruz.

Burada kalıcı ateşkesin sağlanmasını arzu ediyor ve yakından takip ediyoruz. Bundan sonrasındaki istikrarın sağlanması kalıcı ateşkesin sağlanmasıyla ilgilidir. Suriye’de anayasa çalışmaları devam edecekse İdlib’de kalıcı ateşkesin sağlanması en büyük katkı ve enerjiyi verecektir.

İsrail’in yasadışı yerleşim yerlerine tepki

Batı Şeria’da Efrat bölgesine ilave konutlar yapılacağını söylendi. Bu yasadışı yerleşim birimlerini arttırma yaklaşımına karşı fiili ve sonuç alıcı tepkiler verilmesi için çağrı yapıyoruz. İsrail’in yaptığı iki devletli çözümü imkansız hale getirmektir. İnsanlığın koronavirüs gibi salgınla mücadele ettiği günlerde bu saldırganlığın küstahça devam etmesi karşısında pratik sonuçları olan adımların atılması gerektiğini tekrar belirtiyoruz.

Koronavirüs uyarısı

Geldiğimiz noktada salgını kontrol altına alma eğilimini görmüş bulunuyoruz. Bu noktanın bir rehavet oluşturmaması lazım. Tedbirlere uymaya devam etmemiz lazım. Malesef televizyonlardaki haberlerde sosyal mesafe kuralına uymayan, maske kullanmayan vatandaşlarımızı görüyoruz. Şunu unutmayalım bu mesele geçmiş değil. Dikkat etmemiz gereken şey tedbirlere ne kadar uyarsak, sosyal mesafeye ne kadar uyarsak, maske takma kurallarını ihlal etmezsek daha güçlü normalleşmeye geleceğiz.

Önümüzdeki dönemle ilgili umutlu olmamız gerekir. Biz Türkiye olarak bu türbülanstan güçlü bir şekilde çıkacağız. Ekonomi, siyasi reformların gerçekleştirilmesi konusunda, sağlık, savunma konusunda Türkiye Cumhuriyeti’ni daha üst sıralara taşımak için mücadele vermeye sürdüreceğiz. Bütün bunlara bütünsel bir yaklaşımla bakıyoruz.

Post korona denilen dönemde daha insan odaklı bir dünyaya Türkiye olarak nasıl katkı verebileceğimiz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnşallah el ele, omuz omuza verip bu dönemi karşılayacağız. Bir kere daha hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, şifa bulanlara hayırlı ömürler diliyoruz. İnşallah daha güzel günleri hep beraber paylaşacağız.

SORULAR VE CEVAPLAR

Biz tartışmayı izliyoruz. Benzer tartışmalar da oldu. Bizi şaşırtan husus şudur. Siyasi partilerin talebi toplumsal talepleri siyasi temsile çevirmektir. Biz Cumhur İttifakı’nın kimlerden oluştuğunu, verdiğimiz kıymeti, gücünü, güçlenerek devam edeceğini açık şekilde söylüyoruz. Karşımızdaki Millet İttifakı’nın bileşenleri sayıyı saymaya başladığımızda flulaşmaya başlıyor. Burada yapacakları şey şu; bu Millet İttifakı kimlerden oluşuyor? Hepimizin sicil amiri vatandaştır. Burada mahcubiyetle karışık bir gizlilik içerisinde bir ittifak söz konusu. O siyasi parti sürekli şunu söylüyor, HDP diyor ki, ‘Bizi zikretmezseniz de sürekli bizimle irtibat halindesiniz’. Ötekiler de diyor ki ‘hayır biz sizinle konuşmadık’. Bunu CHP’ye diğerlerine sormak lazım. Biz ittifakımızı, ilkelerimizi, siyasi duruşlarımızı paylaşıyoruz. Fakat öbür tarafa baktığınızda bir gizemlilik, sürekli olarak dolaylı cümle kurma, sürekli olarak imalarla kendini anlatma tavrı var. Bu ittifak kimlerden oluşuyor? Vatandaşımızın bunu bilme hakkı var. Yerel seçimlerde görüldü, açık bir ittifak var. Ama daha sonra biri diğerini terörle suçluyor, öteki de diyor ki, sen benimle ittifak kurmadın mı? Ortada Millet İttifakı’nı söylüyorsunuz, bu kimlerden oluşuyor, bunu bilmek herkesin hakkı.

Böyle bir masanın etrafında buluşalım dediğinizde asgari nezaketin ve kuralların ortaya çıkmış olması gerekir. Millet İttifakı içinde bir siyasi partinin temsilcileri darbeden bahsediyor ve kendi ittifakından tepki gelmiyor. Demokrasi gibi meşru bir şeyle darbecilik gibi gayrimeşru bir şeyin telif edilmesi söz konusu değil. Sürekli olarak ‘saray rejimi, illegal, antidemokratik’ diyenlerle neyi konuşacaksınız? En ufak siyasi meseleyi rejim meselesi haline getirmeyi çalışanlarla neyi konuşacaksınız? Biz demokratik rejimi konuşuyoruz karşımızdaki ise sistematik olarak Yassıada rejimine gönderme yapıyor. Neyi konuşacaksınız?

Bütün bu çerçeveye baktığınızda sürekli olarak masanın ayağını kesenler, antidemokratik siyasetten bahsedenler, seçilmiş Cumhurbaşkanının seçildiği seçimi gayrimeşru ilan etmeye kalkanlarla hangi zeminde hangi kurallar içerisinde bunu konuşacaksınız. Bunu gündeme almamız için herhangi bir sebep yok. Biz milli iradenin, anayasanın esas olduğunu söylüyoruz. Karşımızdakiler bunun meşruiyet tartışmasını açmaya çalışıyor. Bu teklifin geldiği Millet İttifakı içindeki birbiriyle bağdaşmaz siyasi görüşlerden kaynaklanan da bir şey var. Karşımızda son 6 aydır doğrudan meşruiyeti hedef alan, Türkiye’nin seçilmiş Cumhurbaşkanı makam ve kurumlarını hedef alan, seçimi hedef alan, millet iradesini gayrimeşru saymaya çalışan bir yapı var. Bu masanın etrafında nasıl bir araya gelip de ortak fikir üreteceksiniz?

Gündemimizde yoktur. Bu memlekette çıkıyor siyasetçi, milletin onay verdiği Cumhurbaşkanlığı makamı, hükümeti saray rejimi diye itham ediyor. Kendi siyasi tarihlere bakmadan iflah olmaz antidemokratik yaklaşımları aynen sürdürmeye çalışıyorlar. Memleket meselelerini konuşmak için önce zemin olması lazım. Masanın ayaklarını kesen muhataplarla hangi masada neyi konuşacaksınız.

İmamoğlu’nun bahanelerine AK Partili isim son noktayı koydu

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun İBB meclisinde metro hizmetlerinin engellendiği iddiasına Esenler Belediye Başkanı ve AK Parti İBB meclis üyesi Tevfik Göksu’dan yanıt geldi. Göksu, “Yalana gerek yok sayın Başkan. Beceremediğiniz her işte bizi bahane etmeyi bırakın artık. Metro ile ilgili bugüne kadar meclise getirdiğiniz tüm borçlanma yetkilerine onay vermedik mi? Şu an İBB Meclisinde ‘Metro çalışması’ ile ilgili bekleyen hiç bir borçlanma teklifi bulunmuyor” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yapmadığı yollar ve metrolar için şimdi de topu AK Parti’nin çoğunlukta olduğu İBB meclisine atmaya çalışması sosyal medyada tepki çekmişti. Son olarak verdiği röportajda metro için borçlanma kredisinin mecliste beklediğini belirten İmamoğlu’na cevap AK Partili Tevfik Göksu’dan geldi. Göksu twitter üzerinden cevaben yaptığı açıklamada şunları ifade etti:

“Tümüne onay verdik, yalana gerek yok”

“Yalana gerek yok sayın Başkan. Beceremediğiniz her işte bizi bahane etmeyi bırakın artık Metro ile ilgili bugüne kadar meclise getirdiğiniz tüm borçlanma yetkilerine onay vermedik mi? Şu an İBB Meclisinde ‘Metro çalışması’ ile ilgili bekleyen hiçbir borçlanma teklifi bulunmuyor.”

CHP’li Özgür Özel’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve devlet memurlarına tehdit!

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, ‘saray rejimi’ nitelendirmesi yaparak seçimle göreve gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve devlet memurlarını tehdit etme cüretinde bulundu.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, ‘saray rejimi’ nitelendirmesi yaparak seçimle göreve gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve devlet memurlarını tehdit etme cüretinde bulunarak bir skandala daha imza attı.

“Saray rejiminin, saray düzeninin sonu geliyor.” şeklinde skandal iddialarda bulunan CHP’li Özel, “O son, bu Atatürk’ün kemiklerini sızlatacak bütün bu atamaları, bütün bu liyakatsizliklerin de sonunu getirecek. Herkes şunu bilsin. Bütün devlet memurları, görevini devlet memuru gibi yapan devlet memurları, hangi ülkeye hizmet ettiğini bilen çok değerli bürokratlar hiç korkmasınlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti gelir, saat gibi işlemeye başlar. O saatin en kıymetli çarkları da siz olursunuz. Eğer ki koltuğunuza liyakatle oturdunuz, devletinize sadakatle çalışıyorsanız…” ifadelerini kullanarak büyük tepki topladı.

CHP’li Özgür Özel, savcı katillerine yakınlığıyla bilinen Helin Bölek’e de arka çıkmıştı!

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit eden terör örgütü DHKP-C’ye yakınlığıyla bilinen Grup Yorum Üyesi Helin Bölek ile ilgili “Devlet, Helin Bölek’e, ‘Korona geçince bir konser verirsiniz’ dese, orada ölüm orucunu bırakacak. Orada o söz verilmiyor” şeklinde skandal ifadeler kullanmıştı.

Alpay Özalan’dan CHP’li Özgür Özel’e: En son Engin Özkoç böyle konuşmuştu

AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve devlet memurlarını tehdit eden CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’ tepki gösterdi.

AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve devlet memurlarını tehdit eden CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’ tepki gösterdi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, ‘saray rejimi’ nitelendirmesi yaparak seçimle göreve gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve devlet memurlarını tehdit etme cüretinde bulunarak bir skandala daha imza attı.

Bunun üzerine AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan, CHP’li Özgür Özel’e ‘Engin Özkoç’ göndermesi yaptı.

Alpay Özalan, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, “CHP’li Özgür Özel, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için ‘Saray Rejimi’ ifadesini kullanmış ve hadsizce konuşmuş. Devlet memurlarını da tehdit etmiş. En son Engin Özkoç böyle konuşmuştu! Kendini darı ambarında sanan aç tavuklar ile CHP yöneticileri başa baş yarışır.” ifadelerini kullandı.

İşte o tweet:

Engin Özkoç, başına yumruk yemişti

CHP’li Engin Özkoç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret içerikli sözleri nedeniyle TBMM Genel Kurulu’nda çıkan kavgada başına yumruk yemişti. Özkoç’a yumruk atan AK Partili İbrahim Halil Yıldız’ın eli üç yerden kırılmıştı.

AK Parti Sözcüsü Çelik: Salgınla mücadele ederken tek partimiz var o da vatandaş partisi

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Şimdiki zaman, partizanlık yapma zamanı değildir. Salgınla mücadele ederken tek bir partimiz var, o da vatandaş partisi.” dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, koronavirüs salgınına karşı alınan tedbirler kapsamında video konferans ile gerçekleştirilen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Kurul gündeminin yoğun olduğunu belirten Çelik, iç ve dış politikadaki gelişmeler ve sosyal yansımaları değerlendirdiklerini söyledi.

Toplantıda, Hazine ve Maliye Bakanlığınca koronavirüs salgınına karşı alınan tedbirler, bunun vatandaşlara yansıması ve sonuçlarının değerlendirilmesiyle ilgili kapsamlı bir sunumun yapıldığını bildiren Çelik, şöyle konuştu:

“Aynı şekilde Sağlık Bakanlığımızın şimdiye kadar yürüttüğü faaliyetler, aldığı tedbirler, bundan sonra yapılacak çalışmalarla ilgili kapsamlı bir sunum ve değerlendirmesi yapıldı. Tabii İçişleri Bakanlığımızın şimdiye kadar aldığı tedbirler, yayımladığı genelgeler, sahadaki durumun ne olduğunu, Vefa Sosyal Destek Gruplarının faaliyetlerinin nasıl gerçekleştiği, bundan sonra nasıl gerçekleşeceği, önümüzdeki günlerde karşı karşıya kalabileceğimiz birtakım konular, bu konulara yönelik ne tür tedbirler alınabileceğine dair yaklaşımlar hepsi topluca değerlendirildi. Toplantımız bu çerçevede devam etmektedir.”

“Korona günleri kurulan düzenin sona erdiğinin işareti olacak”

Bütün dünyada son derece karmaşık ve bütün kabulleri sarsabilecek bir gündemin yaşandığını ifade eden Çelik, “Hayatın normal kodları olarak bildiğimiz her şeyde köklü değişiklikler oldu. En basitinden ‘pozitif’ kavramı değişti. Eskiden pozitif dediğimizde olumlu bir şey anlamına geliyordu ama şimdi ‘test pozitif’ çıktı dediğimiz zaman bu olumlu bir manaya gelmiyor.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koronavürüs salgını konusunda “2. Dünya Savaşı’ndan bugüne kadar yaşanılan en büyük küresel kriz” olduğu tespitini dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

“Geçmişte 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin sona erdiğine dair yorumlar yapılıyordu ama anlaşılan o ki ‘bu düzen ne zaman bitti?’ diye ileride bir yorum yapıldığı zaman korona günleri bunun için tarih olarak verilecek. Yani bütün kurumların işlevlerinin sarsıldığı, her şeyin sorgulandığı, uluslararası kurumların büyük meydan okumalarla karşı karşıya kalıp büyük çoğunlukla da bunu başarıyla veremediği bir süreç olarak yer alacak. Dolayısıyla bu korona günleri, 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin belki de sona erdiğinin bir işareti olarak anılacak.”

Uluslararası kurumlar tartışılmaya başlandı

Çelik, koronavirüs salgınıyla Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası kurumların tartışılmaya başladığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avrupa Birliği’nin önemli ülkeleri İtalya ve İspanya, Avrupa Birliği’nin kendilerine yardım etmediğini söyleyerek büyük bir itiraz süreci başlattı. AB Komisyonu Başkanı, bunu ‘yardım götürmek de geç kaldık’ diyerek kabul etti. En çarpıcı olanı da Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde birbirinin sağlık malzemelerine el koyma, çalma şeklindeki birtakım tavırların ortaya çıkmasıydı. Dolayısıyla efsanevi Avrupa dayanışmasının bu virüs karşısında maalesef darmadağın olduğu tablo görüldü.”

“Tek örnek ülkenin Türkiye olduğu görüldü”

NATO Genel Sekreteri’nin, NATO dayanışması bağlamında gösterebildiği tek örneğin Türkiye’nin yaptığı yardımlardır olduğuna dikkati çeken Çelik, konuşmasına söyle devam etti:

“Türkiye’nin bütün bu tabloda ortaya koydu doğru tutum, bundan sonrasında da çok tartışılacaktır. Bu koronavirüs salgını öncesinde küreselleşmeden bahsedilirken daha çok serbest ticaret üzerinden bahsediliyordu. Birisi ‘küreselleşmeye karşıyım’ dediğinde serbest ticarete karşı olmak gibi bir yaklaşım üretmiş oluyordu. Bir başkası ‘küreselleşmeden yanayım’ dediğinde serbest ticaretten yana bir tavır ortaya koymuş oluyordu. Bugün artık küreselleşmeden bahsedildiğinde, sağlık alanındaki dayanışmadan bahsedilecek… Salgına karşı ulusal mücadelenin tamamlayıcısı küresel mücadeledir. Bu konuda da tek örnek olarak ortaya çıkan ülkenin Türkiye olduğu bir kere daha görülmüştür. Bu açıdan da ülkemizle gurur duymamız gerekir.”

“Kamusal dönüşümler Türkiye’yi bu konularda son derece hazırlıklı hale getirmiştir”

Türkiye’nin koronavirüs salgınına diğer ülkelerden daha hazırlıklı yakalandığını söyleyen Çelik, “Hükümetlerimiz döneminde sağlıkta gerçekleştirdiğimiz devrim ve diğer alanlarda gerçekleştirdiğimiz kamusal dönüşümler Türkiye’yi bu konularda son derece hazırlıklı hale getirmiştir. Sağlık konusundaki altyapımızın gücü, bu konuda gerçekleştirdiğimiz devrimler aynı şekilde İçişleri Bakanlığı, diğer bakanlıklar, ekonomi konusundaki hazırlıklarımız, tüm bunların kapasitesi bugün bu salgınla, bu krizle kapsamlı bir şekilde mücadele ettiğimizi gösteriyor.” diye konuştu.

Sanayileşmiş ülkelerde sağlık politikalarının insan odaklı olmadığının görüldüğünü anlatan Çelik, bazı ülkelerde özellikle yaşlılara karşı gayrı insani yaklaşımlar sergilendiğini söyledi.

“Her şey vatandaşımızın sağlığının korunması içindir”

Başakşehir Şehir Hastanesinin bir bölümünün hizmete alındığını hatırlatan Çelik, “Başakşehir Şehir Hastanesinin hizmete alınmış olması bu salgına karşı mücadelemizi daha da güçlü hale getirecektir. Atatürk Havalimanı’nda, Sancaktepe’de yapılan hastaneler sadece pandemi hastanesi olarak kullanılamayacak kalıcı hastane olarak kullanılacak, 45 gün içerisinde bitirilmesi öngörülüyor. Bütün bunlar gücümüzü daha da artıracaktır. Her şey vatandaşımızın sağlığının korunması içindir.” ifadelerini kullandı.

Yurt dışındaki vatandaşların salgın başladığından beri Türkiye’ye getirilmeye devam ettiğini hatırlatan Çelik, bu vatandaşların 71 ildeki 172 öğrenci yurdunda karantinada olmasını sağladıklarını belirtti.

İçişleri Bakanlığının bu konuda son derece ilkesel bir uygulamaya imza attığını ifade eden Çelik, tüm gelen vatandaşların hiçbir istisna sağlanmadan karantina günlerini bu yurtlarda geçirdiğini bildirdi.

Çelik, “Buraları için yüksek bir kaynak hazırlanarak vatandaşlarımızın burada mümkün olduğu kadar konforlu bir şekilde karantina süresini geçirmesi sağlanmaya çalışıldı.” dedi.

“Gurur duyacağımız bir tablo”

Ömer Çelik, 25 bin civarında vatandaşın da Ramazan Bayramı’nı geçirmek üzere Türkiye’ye dönmek istediği bilgisini vererek “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yurt dışındaki hiçbir vatandaşını mahsun ve mağdur bırakmamıştır, hiçbirini yalnız bırakmamıştır. Yurt dışından dönmek isteyen vatandaşlarımız için bütün imkanlar seferber edilmiştir. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla, doğrudan Cumhurbaşkanı Yardımcımızın koordinasyonunda bir organizasyonla bu vatandaşlarımız da getirilecektir. Başka ülkelerdeki uygulamaları gördüğümüz zaman gurur duyacağımız bir tablodur bu.” diye konuştu.

Salgın konusundaki ulusal koordinasyon meselesinin en önemli konulardan biri olduğuna işaret eden Çelik, bu ulusal koordinasyonu zayıflatacak birtakım tartışmalar yapıldığını dile getirdi.

Salgınla mücadele konusundaki uzmanların, mücadelenin merkezi bir planlama ve koordinasyonla yürütülmesi gerektiğini söylediklerini vurgulayan AK Parti Sözcüsü Çelik, diğer ülkelerin de bunu yapmaya çalıştığını bildirdi.

Bunun yapılmaması halinde salgınla mücadele konusunda büyük bir zaafın ortaya çıkacağına işaret eden Çelik, İçişleri Bakanlığının yayımladığı genelgelerin hepsinin bu hassasiyetler gözetilerek yapıldığını anımsattı.

“Kimsenin hizmet yapması engellenmiyor”

Bazı belediyelerin ekmek dağıtmasının, bazı belediyelerin de hizmet yapmasının engellendiğine yönelik haberleri hatırlatan Çelik, “Hiç kimsenin ekmek dağıtması, kimsenin hizmet yapması engellenmiyor. Burada söz konusu olan şudur, elindeki imkanı herkes illerde kurulmuş valinin başkanlığındaki Pandemi Kuruluna getirecek oradaki Vefa Sosyal Destek Grupları üzerinden bu imkanlar vatandaşlarımıza dağıtılacak. Valiler başkanlığında oluşturulan bu kurulların dışında hareket etmeye kalkıldığı andan itibaren bazı yerlere mükerrer hizmet giderken bazı vatandaşlarımız bu hizmetten mahrum kalır.” şeklinde konuştu.

Koordinasyonun, merkezi bir planlamayla yapılmamasının salgınla mücadelenin doğasına aykırı bir iş olacağına dikkati çeken Ömer Çelik, şu değerlendirmede bulundu:

“Vatandaşımızın sağlığını korumak için, vatandaşımıza hizmetlerin doğru götürülmesi için, vatandaşımızı bu salgın afetinden bir an evvel kurtarmak için bu genelgelere uyulması vatandaş odaklı bir yaklaşımın gereğidir. Bunu yasakçılık gibi sunanlar maalesef vatandaşlarımıza doğru söylemiyorlar, maalesef bu bir yalan siyasetidir. Hiç kimse tutup da ‘hizmet yaptım’ diye bir perdenin üstüne Sahra Hastanesi yazmak gibisinden ya da ekmek götürüyorsa, ekmek götürme işlemine kendi partisinin siyasi damgasını vurmak gibisinden bir yaklaşım içerisinde olmamalıdır.”

Bu süreçte önemli olanın vatandaşın ihtiyacının karşılanması olduğuna değinen Çelik, bu doğrultuda valilerin koordinasyonundaki kurullarla uyumlu çalışan, hizmetlerini Vefa Sosyal Destek Grupları üzerinden vatandaşa ulaştıran tüm belediye başkanlarına teşekkür etti.

“Devletin sahibi millettir”

Ömer Çelik, “Bu işin doğası gereği merkezi bir planlama ile yürütülmesi gereken bir konudur. Çok otoriteli bir mücadele dünyanın hiçbir yerinde söz konusu değildir. Dolayısıyla kimsenin yapmak istediği bir hizmet, vatandaşa götürmek istediği bir yararlılık bir iyilik engelleniyor diye bir şey yoktur. İyiliğin üstüne, vatandaşa götürülen hizmetin üstüne parti damgası vurmaya gerek yok, kişisel damga vurmaya gerek yok. Bütün imkanlar devletin belediyelerin bütün imkanları vatandaşındır, milletindir, devletin sahibi millettir, belediyelerin sahibi millettir, bütçenin sahibi millettir. Bu memlekette ne varsa vatandaşımıza aittir.” diye konuştu.

Salgın günlerinde en önemli konunun vatandaşlara bu hizmetin götürülmesi olduğunu vurgulayan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun yapılacağı mekanizmada şudur; valilerin başkanlığındaki Vefa Sosyal Destek Grupları üzerinden bu yapılacaktır. Buna aykırı hangi belediye varsa, bizim partimiz dahil başka partiler dahil, buna aykırı davranan kim varsa bu engellenmektedir. Buna uygun davranan kim de varsa bu teşekkürle ve takdirle karşılanmaktadır. Dolayısıyla şimdiki zaman partizanlık yapma zamanı değildir. Salgınla mücadele ederken tek bir partimiz var, o da vatandaş partisi.”

İçişleri Bakanlığının yayımladığı genelgelerin tamamen vatandaşa hizmeti etkili ve doğru şekilde ulaştırmak üzere planlanmış olduğuna işaret eden Çelik, şu bilgileri verdi:

“Vatandaşa hizmet götürme konusunda herhangi bir yasak yoktur. Burada önemli olan valilerin başkanlığındaki kurulların koordinasyonunda partizanlık yapmadan ve Vefa Sosyal Destek Grupları üzerinden bunların götürülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede hareket eden, bu kurumlara destek veren, Vefa Sosyal Destek Gruplarının faaliyetlerine destek veren hangi partiden olursa olsun bütün belediye başkanlarımıza teşekkür ediyoruz.

Bunun dışına çıkıp da sırf propaganda yapmak için, sırf partizanlık yapmak için ‘yaptığım hizmet engelleniyor’ gibisinden açıklama yapanları da milletimizin vicdanına havale ediyoruz. Bugünler herkesin vicdanıyla, siyasi ahlakıyla yargılanacağı, etiketleneceği günlerdir. Hepimiz vatandaşımızdan yana olalım, tek bir vatandaşımız incinmesin ve onların ihtiyaçları karşılansın.”

“Yardımlar 44 civarında ülkeye ulaştı”

Türkiye’nin bu süreç içerisindeki dış yardımlarının güçlü şekilde konuşulduğunu belirten Çelik, “Türkiye, kendi vatandaşının ihtiyacını karşıladıktan sonra fazlasını yurt dışındaki ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktadır.” diye konuştu.

Bunun Türk milletinin, devletinin ihtiyacı olanın yanında yer alma geleneğinin tezahürü olduğunu ifade eden Çelik, aynı zamanda salgınla mücadelenin teknik bir boyutunu teşkil ettiğini söyledi.

Ulusal mücadelenin tek başına verilmesinin yetmeyeceğini, aynı zamanda tamamlayıcı şekilde diğer ülkelerin mücadelesine de katkıda bulunulması gerektiğini dile getiren Çelik, aksi takdirde sadece sınırları kapatarak bu salgından korunmanın mümkün olmadığını kaydetti.

Çelik, bu çerçeveden bakıldığında Türkiye’nin kendi ulusal mücadelesinin tamamlayıcısı olarak uluslararası mücadeleye de katkı verdiğini, yardımların 44 civarında ülkeye ulaştığını bildirdi.

Yardımların Türkiye’nin küresel misyonunu da gösterdiğini ifade eden Çelik, diğer ülkelerin yardım gönderdiğine ilişkin örneklere rastlanmadığını anlattı.

“Bütün gücümüzle KKTC’nin yanındayız”

KKTC Cumhurbaşkanlığının Rum tarafından yardım istediğine dair bir tartışma yaşandığını aktaran Çelik, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, KKTC’nin bütün ihtiyaçlarını karşılayacak güçtedir. KKTC’nin bütün ihtiyaçları karşılanmaktadır. Koronayla mücadele konusunda Sayın Başbakan Tatar’ın da ifade ettiği gibi Türkiye Cumhuriyeti, KKTC’nin bütün gücüyle yanındadır. KKTC’de bu mücadele konusunda eksik bir şeyin olması söz konusu değildir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Siyasi ve insani ahlakla bağdaşmayan yalan haberler üretiliyor”

Bir yalan haber karaborsası kurulduğunu dile getiren Çelik, vatandaşlar arasında ayrımcılık yapıldığına dair siyasi ve insani ahlakla bağdaşmayan yalan haberler üretildiğini söyledi.

Ömer Çelik, “Vatandaşlarımız arasında ayrımcılık yapmak gibisinden bir kara zihniyete kim sahipse ancak o bu haberleri üretir. Bu haberlerin yayılması ve birilerinin bu haberlere referans vermesi son derece utanç vericidir. Mücadele azmini yıpratacak bu haberlere karşı da güçlü bir şekilde mücadele ediyoruz.” dedi.

Bu konudaki mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Çelik, “Bu yalan haber karaborsasının çerçevesi olarak bazı yetkili arkadaşlarımızın itibar suikastlerine maruz bırakılmaya çalışıldığını, iftira atıldığını da görüyoruz. Bu zamanda bile enerjisini buna verenler kötülüğün timsali olarak maalesef görünür hale geliyorlar.” diye konuştu.

Salgın izolasyon takip mekanizması projesinin güçlü sonuçlar verdiğini aktaran Çelik, bu kişilerin ve yakınlarının takip edilmesinin, onlara uyarılar gönderilmesinin mücadele gücünü daha da artırdığını dile getirdi.

Tedbirlere ne kadar uyulursa o kadar kısa zamanda normale dönüleceğini vurgulayan Çelik, Türkiye’de pandemi yükseliş eğrisinin yavaş yavaş yataya geçmeye başladığını, bunun tedbirlere uyulması sayesinde gerçekleştiğini bildirdi.

“Bayram sonrası normalleşmeyi konuşmaya başlayabiliriz”

AK Parti Sözcüsü Çelik, “Artık bayram sonrasında normalleşmeyi konuşmaya başlayabileceğiz. Tabii kademe kademe olacaktır. Birden bire eski normal hayatımıza dönmeyeceğiz ama bunun gerçekleşip gerçekleşmemesi, hızlanıp hızlanmaması tamamen bizim tedbirlere uymamıza bağlıdır.” şeklinde konuştu.

İçişleri Bakanlığının çeşitli anketler yaptırdığını, sık sık el yıkanması ya da sosyal izolasyona uyulması gibi tedbirlerde zaman geçtikçe bir gevşeme olduğunun tespit edildiğini belirten Çelik, “Dolayısıyla zamanın geçmesine bakmamak, kanıksamamak gerekiyor. En basitinden en zoruna kadar bu tedbirlere uymak zorundayız ve bu şekilde bu mücadeleyi vermek durumundayız. Böyle yaparsak bayram sonrası normalleşmeyi konuşmamız daha mümkün hale gelecektir.” diye konuştu.

Sosyal medyada yaşlılara dönük insanlık dışı yaklaşımlar sergileyenlere karşı tedbirler alındığını, bu kişilerin tutuklandığını anlatan Çelik, yaşlıların hayatın bereketi olduğunu söyledi.

Ömer Çelik, “Evet eski normali yaşayamıyoruz, onlara sarılamıyoruz, ellerini öpemiyoruz ama onlarla uzaktan ilgilenip sağlıklarını korumak konusundaki hassasiyetimizi sürdürmemiz gerekiyor.” ifadesini kullandı.

Sağlık çalışanlarının müthiş bir kahramanlık örneği gösterdiğini, Türkiye’nin bilim insanlarının kapasitesiyle, seviyesiyle, bilimsellik düzeyiyle gurur duyduklarını vurgulayan Çelik, şu değerlendirmede bulundu:

“Sağlık çalışanlarımızın hepsine müteşekkiriz. Böylesine bir fedakarlık, böylesine bir sahiplenme görülmemiştir. Bu çerçevede yüce Meclisin sağlıkta şiddet yasasını çıkarması, sağlık çalışanlarımıza bu şekilde de sahip çıkılması önemli olmuştur.”

Çelik, jandarmanın, polisin, bekçinin kimsesizlere, yaşlılara nasıl ulaştıklarının da görüldüğünü, müthiş bir milli dayanışma içerisinde Vefa Sosyal Dayanışma gruplarının bir tarih yazdığına dikkati çekti.

Adını saydığı, sayamadığı pek çok grubun fedakarca görev yaptığını belirten Çelik, vatandaşa hizmet ulaştırmak, hayatın normal şekilde sürdürülmesini sağlamak için görev yapan tüm kesimlere teşekkür etti.

“Türkiye yeni dönemde geleceğe daha büyük şevkle bakacak”

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ve Meclis’in 100’üncü yılının da kutlanacağını hatırlatan Çelik, şu bilgileri verdi:

“Türkiye yeni dönemde geleceğe daha büyük bir ümitle, daha büyük bir şevkle bakacak. Türkiye’nin dünyada temsil ettiği değerlerin ne kadar önemli olduğu ve yeni normale, korona sonrasında yeni dünyaya geçildiğinde, yeni geleceğin normaline geçtiğimizde Türkiye’nin şimdiye kadarki tezlerinin daha çok dikkate alınacağı, merkezi rol oynayacağı bir döneme geçeceğimiz de açıktır.”

Ömer Çelik, bir soru üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, TBMM’nin açılışının 100’üncü yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Meclis’teki özel oturuma katılmayacağını bildirdi.

Erdoğan’ın mesaisinin büyük bir kısmını yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadeleye ayırdığını aktaran Çelik, özel oturumlarda partilerin grupları adına konuşma yapıldığını belirterek, Erdoğan’ın daha önceki oturumları locadan izlediğini anımsattı.

Ömer Çelik, Erdoğan’ın bu seneki özel oturumu bulunduğu yerden takip edeceğini bildirdi.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un 23 Nisan’da saat 21.00’de vatandaşları İstiklal Marşı okumaya davet ettiği çağrısını anımsatan Çelik, bu çağrıya uyularak balkonlardan bayrakların dalgalandırılacağını ifade etti.

Çelik, Şentop’un “TBMM’deki anma törenlerinde partilerden katılımın az olmasına, sosyal mesafenin korunması”na yönelik önerisinin de herkesin sağlığı için önemli olduğunu vurguladı. Ömer Çelik, 23 Nisan’da TBMM’de tebrikleşmenin gerçekleşmeyeceğini aktardı.

İnfaz düzenlemesi

İnfaz düzenlemesine yönelik kanunun CHP tarafından Anayasa Mahkemesine taşınacağının belirtilmesi üzerine Çelik, CHP’nin kendi siyasi tarihi boyunca Yüksek Mahkemeye çok sayıda başvuru yaptığına değindi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu düzenleme iyi çalışıldı, sosyolojik, psikolojik tarafları, etkileri tartışıldı. Bu çerçevede düzenleme çıktı. Düzenlemeye verdiğimiz katkının doğru olduğunu değerlendiriyoruz. Hemen birisi bir suç işlediği zaman bu düzenlemenin neticesi gibi sunulmaya çalışılıyor. Örneğin, Salda Gölü vesilesiyle gündeme gelen belediye başkanının karşı karşıya kaldığı saldırıyla ilgili olarak da sözcüleri, sanki ‘Cumhurbaşkanlığı makamı insanları azmettiriyor, böylesine sonuçlar çıkıyor’ gibisinden son derece yanlış, hiçbir temeli olmayan aslında utanç duyulması gereken açıklama yaptı.

Aslında o kişinin aynı partiye mensup, fakat ahlaka mugayir işler yapan bir otel sahibi olduğu için belediye başkanının orayı kapatması neticesinde böylesine bir husumet içerisinde olduğu görüldü. O kişiye bile, ahlaka mugayir işleri yapıp da saldırıyı gerçekleştirenlere bile infaz düzenlemesinin neticesiymiş gibi yaklaşmaya çalışanlar oldu. Bunlar doğru değil.”

Her kararın sosyolojik sonuçlarının olacağına işaret eden Çelik, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının bütün konuları takip ettiğini sözlerine ekledi.

AK Parti ve MHP’den sağlıkçılar için yeni yasa teklifi

AK Parti ve MHP Meclis’e yeni bir teklif sundu. Teklif koronavirüs önlemleri kapsamında sağlık çalışanlarına yeni haklar getiriyor. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin cezası artırılmasını içeriyor.

İki partinin ortak hazırladığı teklifi AK Parti Grup Başkan Vekili Bülent Turan başkanlığındaki heyet Meclis Başkanlığı’na sundu. 

Hapis cezası para cezasına çevrilemeyecek

Teklife göre hiçbir şekilde sağlık çalışanlarına şiddet uygulayanların cezası para cezasına çevrilmeyecek. Hapis cezası kesin şekilde uygulanacak. Sağlık çalışanlara yönelik şiddetin cezası yüzde 50 artırılacak. Sağlık çalışanlarına yeni haklar getirilecek.

Cezalar yüzde 50 oranında artırılacakAK Parti Grup Başkan Vekili Bülent Turan, teklifle ilgili açıklama yaptı. 

Turan, “Hakaret, tehdit yaralama ve görevi yapmaya engel suçlarından kişi ile ilgili verilen ceza gerekçelerine bakılmaksızın infazın ertelenmesi gündemde olmayacak. Direk cezaeviyle muhatap olacak. Yani ‘ben bu şuçu ilk defa işledim. Para cezası alayım’ denmeyecek. Bu suçlara konu olan tüm faillerin cezaevine girmesini ön görüyor bu teklif. Herkes kıymetlidir ama sağlık çalışanlarımız bizim için özel bir savaş veriyor onlara tedbirlerimizin özel olması anlaşılabilir bir mesele” dedi.

İnfaz paketine eklensin çağrısı

Turan teklifin en kısa sürede gündeme alınması için tüm partilere çağrıda bulundu. Turan şöyle devam etti: “Bu teklifi tüm partiler sağduyu ile değerlendirsinler gelin bunu infaz yasasına ekleyelim. HDP ve CHP infaz yasası ile şerhleri olduğu için bu kanuna bu eklemeyi uygun görmediler. Bir kez daha çağrı yapıyorum. Tüm partiler anlaşarak ekleyelim. Bırakın siyasi polemiği.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İdlib’de gelişmeler lehimize döndü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdlib’de gelişmeler şu anda lehe döndü. 3 şehidimiz var mekanları cennet olsun. Onun yanında rejim güçlerinin kaybı çok büyük. Ruslarla görüşmeler devam ediyor, edecek.” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Siyaset Akademisi’nin açılış dersinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar:

“12 yılda 74 bin kişiye eğitim verildi”

AK Parti 19’uncu Dönem Siyaset Akademisinin ülkemize, milletimize, partimize hayırlı olmasını diliyorum. Akl-ı selim, kalb-i selim, zevk-i selim sahibi kadrolar yetiştirmenin yolu, her alanda olduğu gibi, siyasette de eğitimden geçiyor. Siyaset Akademisi projesiyle amacımız, ülkesine ve milletine siyaset yoluyla hizmet etmek isteyenlere, bunun için gereken teorik ve pratik zemini hazırlamaktır. 2008 yılında başlayan ve 12 yıldır devam eden AK Parti Siyaset Akademisinde, bugüne kadar 74 bin kişiye eğitim verildi.

Yeni dönemde de 26 büyükşehir, 11 il merkezi ve 2 ilçe olmak üzere toplam 39 noktada 12 bine yakın katılımcısıyla Siyaset Akademimiz, en geniş iştirakle faaliyetini yürütecek. “Siyaset Akademide Başlar” sloganıyla gerçekleştirilecek 9 haftalık eğitimi tamamlayan katılımcılardan, yapılacak sınavda 70 ve üzeri puan alanlara Başarı Sertifikaları verilecek.

Anayasadan dış politikaya, ekonomiden medyaya, tecrübe paylaşımından kişisel gelişime kadar geniş bir yelpazede verilen derslerin, katılımcılara çok önemli katkıları olacağına inanıyorum ve görüyorum. Akademiye eğitim için başvuranların üçte ikisinin teşkilatlarımızda görev almayan kişilerden oluşması, burada geleceğin siyasetçilerinin yetişeceğine işaret ediyor.

“AK Parti’nin ve Siyaset Akademimizin kapısı herkese açıktır”

Van’daki 18 yaşındaki üniversite öğrencisi ile Kütahya’daki 70 yaşındaki çiftçi Siyaset Akademisi çatısı altında buluşuyorsa, burada bir ışık, bir cevher, bir umut var demektir. Milletimizin gösterdiği büyük teveccüh, ülkemizin geleceğinin AK Parti’de görüldüğünün en bariz ifadesidir. AK Parti’nin ve Siyaset Akademimizin kapısı herkese açıktır. Derdi ülke ve millet olan her kardeşimiz, bu çatının altında kendine yer bulacağından emin olmalıdır.

“Gençlik kollarında siyasete atılan arkadaşlarımızdan her seviyeye gelmiş olanlar var”

AK Parti’nin gençlik kollarında siyasete atılan arkadaşlarımızdan bugün genel başkan yardımcılığından milletvekilliğine, il başkanlığından belediye başkanlığına kadar her seviyeye gelmiş olanlar var. Aynı şeklide kadın kollarımızda siyasete girip de, en üst görevlere kadar çıkanlar bulunuyor. İlk defa Siyaset Akademisi ile bu çatının altına girip de, bugün her seviyede sorumluluk üstlenmiş kardeşlerimiz olduğunu biliyoruz. Bu tablo, AK Parti’nin bizatihi kendisinin bir siyaset okuluna dönüştüğünü gösteriyor.

“Vatandaşlarımız ne kadar siyasi partilerde görev alırsa siyasetin kalitesi o derece artar”

Ülkemizde bir süredir, bilinçli bir şekilde siyasetin ve siyasetçinin itibarını düşürmeye yönelik kampanyalar yürütülüyor. Hâlbuki siyaset, ülkeye ve millete hizmet etmenin en etkili yollarından biridir. Ne kadar çok vatandaşımız siyasi partilerde aktif görev alırsa, siyasetin kalitesi de o derece artar. Yıllarca “halka rağmen halk için” anlayışıyla milletin değerleriyle savaşanların tamamen tasfiyesini ancak bu şekilde gerçekleştirebiliriz. AK Parti’nin üye sayısının 10,5 milyona yakın olmasıyla gurur duymamızın sebebi, bu rakamın milletimizin siyasetle ilişkisinin gücünü gösteriyor olmasıdır.

“Teşkilatlarımızın kapı kapı dolaşarak kalpleri fethederek yeni üyeler kazanmasını çok önemsiyoruz”

Siyasi parti üyeliği, gönüllülük üzerine kuruludur. Gönlünü kazanamadığınız kimseyi partinize üye yapamazsınız. Hukuki olarak engeli olmayan her bir vatandaşımızı potansiyel üye adayımız olarak görüyor ve partimizin çatısı altına davet ediyoruz. Bunun için teşkilatlarımızın kapı kapı dolaşarak, vatandaşlarımıza ulaşmasını, davamızı anlatmasını, icraatlarımızı paylaşmasını, sonuçta da kalpleri fethederek yeni üyeler kazanmasını çok önemsiyorum. Önümüzdeki dönem, üye çalışmasıyla vatandaşlarımızın gönlünü kazanmaya, Siyaset Akademisi eğitimleriyle kadrolarımızı zenginleştirmeye devam edeceğiz. Yeni dönem Siyaset Akademimizin hayata geçirilmesinde emeği geçenleri tebrik ediyor, katılımcılara başarılar diliyorum.

“Makamlar en doğru ve hayırlı hizmetleri vermek için vardır”

Geleceğin siyasetçi ve siyaset kademelerinin yönetici adayları olan sizlerle bazı hususları paylaşmak istiyorum. İnsan fani bir varlık olduğuna göre, siyaset de gelip geçici bir uğraştır. Siyasetteki makamlar ilanihaye orada bulunmak için değil, en doğru ve hayırlı hizmetleri vermek için vardır. Ben siyasetçiyim, Cumhurbaşkanıyım, başbakanım, bakanım… Buraya oturdum bu koltuktan kalkmayacağım diye bir şey yok. Ama orada Bay Kemal’in ağzından bazı şeyler çıkıyor. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanıyor. Siz zaten tek partili dönemden bu yana hep aynı şeyi söylediniz. Hala geliyorsunuz, bu millet size buraları teslim etmez. Siz bu millete çok çektirdiniz. Bu millet bir sokulduğu yerden bir daha sokulmaz.

Tarih boyunca nice büyüklü-küçüklü hükümdarlar, nice şan-şöhret sahipleri gelip geçmiştir. İster mütevazı köyünde olsun, ister ülke ve hatta dünya çapında olsun, bu kişilerden geriye sadece yaptığı hizmetler kalmıştır. ‘İnsan odur ki koya dünyada eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser’ sözü, hepimizin temel ilkesi olmalıdır.

“Makamlar milletin emaneti”

Siyaset yapılırken elde edilen makamların, milletin emaneti olduğu gerçeğini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Bu emaneti namusumuz bilerek üzerine titremeli, hakkını vermek için gayret göstermeliyiz. Üzerinde tasarruf yetkisine sahip olduğumuz her imkânda, beli bükülmüş ihtiyardan henüz doğmamış çocuğa, tüyü bitmemiş yetimden biçare mazluma kadar herkesin hakkı vardır. Bu hassasiyeti yüreğinde hissetmeyen kişiden siyasetçi de, yönetici de olmaz. Sadece makam için, sadece para için, sadece nefsini tatmin için siyaset yapanlar, gün gelip de kenara çekilmek zorunda kaldıklarında unutulup gitmeye mahkûmdur. Dava adamı vasıflarına sahip bir siyasetçi, günü kurtarmanın değil, geleceğe eser bırakmanın şuuruyla çalışır, mücadele eder. Bizler bu anlayışla 18 senedir çalışıyoruz, Türkiye’nin 81 vilayetini eserlerimizle donattık. Eserimizin olmadığı il yok. Eksiklerimiz vardır doğrudur ama yaptıklarımızın onlarla mukayese dahi edilemez. Üstlendiğiniz görevler sebebiyle ne kadar yükselirseniz yükselin, asli işinizin millete hizmet olduğunu asla unutmayın.

“Kibir en tehlikeli bataklıdır”

Kibir, tepeden bakma, insanları küçümseme, kendini üstün görme en tehlikeli bataklıktır. Bizim medeniyetimizde ve dinimizde böyle bir şey yoktur. Buraya saplandığınızda, artık iflah olmanız mümkün değildir. Yüreğinizden merhamet, beden dilinizden samimiyet, yüzünüzden tebessüm, dilinizden tatlılık, işinizden hasbilik eksik olmadığı sürece, siyasette önünüz hep açık demektir. Sınırlarınız, Allah’ın emirleri ve milletin beklentileridir.

“Milli iradeyi hiçe sayarsanız halkın ve Hakkın rızasına nail olamazsınız”

Milli iradeyi hiçe sayarsanız, haramı-helali umursamazsanız, alicenaplığı terk ederseniz, ne yaparsanız yapın halkın ve Hakkın rızasına nail olamazsınız. Bizim milletimiz, bu ayrımı çok iyi yapar. Seçimden seçime kapısına gelen ile her gün yanında olanı asla aynı tutmaz. Muteber siyasetçi; ilindeki, ilçesindeki insanların dertleriyle dertlenip, sıkıntısıyla üzülen, hizmet etmek, eser vermek için çırpınan kişidir. Böyle davranmayan siyasetçi değil, -affınıza sığınıyorum- siyaset şarlatanıdır. Adaletin olmadığı bir yer, oksijensiz dünya gibidir; orada yaşanılmaz. Her işinizde adaleti gözetirseniz, siyaseten küçülmez, tam tersine sürekli büyürsünüz. Attığınız her adımda, söylediğiniz her sözde, yaptığınız her işte millet sizi görür, notunuzu verir, günü geldiğinde de yerini gösterir.

“Sizler her halinizle örnek olacaksınız”

Siyasetçinin sözü ve tavrı, kendi hayatında karşılık bulduğu ölçüde etkilidir. İmam-ı Azam’a atfedilen meşhur hikâyeyi bilirsiniz. Baldan başka bir şey yemeyen çocuğu, son çare İmam Ebu Hanife’ye getirirler. İmam Ebu Hanife, meseleyi dinledikten sonra, çocuğun ailesine 40 gün sonra tekrar gelmelerini söyler. Bu sürenin sonunda yeniden geldiklerinde İmam-ı Azam çocuğu karşısına alıp, ‘Bundan sonra bal yeme evladım’ dedikten sonra, aileye gidebileceklerini söyler. Şaşkınlık içindeki aile, ‘Madem bu kadar kolaydı, niye bizi 40 gün beklettiniz’ diye sorar. İmam-ı Azam gülümseyerek şu cevabı verir: ‘İlk geldiğinizde, ben de her gün soframdan balı eksik etmezdim. Siz gittikten sonra 40 gün boyunca bal yemeyi keserek nefsimi denedim. Baktım oluyor çocuğunuza da aynı telkinde bulundum. Aksi takdirde sözüm ona tesir etmezdi.’ Sizler her halinizle çevrenize örnek olacaksınız ki, ülke ve millet meseleleri konusunda söylediklerinize itibar edilsin. Elbette bu tavsiyeleri saatlerce devam ettirmek mümkün. Ama sadece şu ana kadar anlattığım hususlara riayet etmeniz halinde dahi, milletin sizi bağrına basacağından şüpheniz olmasın.

“Erbakan Hocamızdan çok şeyler öğrendim”

Siyasette sembol isimler vardır. Her birini de rahmetle andığımız Menderes, Özal, Erbakan, Türkeş gibi siyasi şahsiyetleri, hem davaları uğruna verdikleri mücadeleyle, hem de geride bıraktıkları eserlerle hayırla yâd ediyoruz. Bugün, rahmetli Erbakan Hocamızın 9. vefat yıldönümü. Beraberce uzun yıllar siyasette mücadelemiz oldu. İlk gençlik yıllarımdan itibaren yanında bulunma şerefine nail olduğum Erbakan Hocamızdan çok şeyler öğrendiğimi özellikle belirtmek istiyorum. Merhum Hocamız, tüm ömrünü öğrenmeye, öğretmeye, hizmete, bu ülkenin ufkunu açmaya adamış bir büyük ilim, devlet ve siyaset adamıydı. İnandığı değerler uğrunda yılmadan mücadele eden bir “dava adamı” olan Hocamız, tüm ömrünü bu ülke için, bu millet için, hepsinden önemlisi tüm ümmet için çalışmaya vakfetmişti. Kendisi, şayet imkân verilirse, bu ülkenin kendi uçağını, kendi otomobilini, kendi silahını yapabileceğine, kendi sanayisini kurabileceğine yürekten inanan bir idealistti. Tam bir insan sarrafı olan Hocamız, Anadolu’nun inançlı, başarılı, fedakâr, geleceği parlak evlatlarına fırsat tanımak için de gayret göstermiştir. Kurucusu olduğum partide ve bürokraside halen, merhum Hocamızın bu şekilde önünü açtığı pek çok arkadaşımız vardır. Ahlakı, dürüstlüğü, manevi kalkınmayı, istikamet sahibi olmayı siyaset felsefesinin köşe taşı olarak gören Erbakan Hocamız; geride saygıyla, güzellikle, dua ile yâd edilen müstesna bir miras bırakmıştır. Vefatının 9. yılında kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyor, Rabbim onu cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın diye dua ediyorum.

“AK Parti’nin icraatları Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların 10 kat fazlasıdır”

Biraz önce söylediğim gibi, siyaset demek ülke için eser üretmek, millete hizmet etmek demektir. AK Parti’nin, 2001 yılının Ağustos ayında kurulduğu günden bugüne kadar siyasetteki varoluş gayesi işte budur. Türk siyasetinin en genç partilerinden biri olmasına rağmen, AK Parti’nin icraatları, Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların üç kat, beş kat, on kat fazlasıdır.

“Eğitimde katsayı adaletsizliğini kaldırdık”

Şimdi sizlere, hükümetlerimiz döneminde yaptıklarımızı, şöyle özetin özeti mahiyetinde kısaca hatırlatmak istiyorum. İşe başlarken milletimize, Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik temelleri üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik, yola böyle çıktık.

Eğitimde, üç kademeli 12 yıllık zorunlu eğitimi getirerek, katsayı adaletsizliğini gidererek, ders kitaplarını ücretsiz vererek, seçmeli dersler koyarak yeni bir dönemi başlattık. Alt yapıyı güçlendirmek için derslik sayısını 316 bin ilaveyle 590 bine, öğretmen sayısını 652 bin ilaveyle 946 bine çıkardık. Yükseköğrenimde üniversite sayısını 76’dan 207’ye, akademik personel sayısını 70 binden 170 bine, yurtların yatak kapasitesini 182 binden 677 bine, öğrenci sayısını 1,6 milyondan 8 milyona yükselterek, isteyen her gencimize üniversite eğitimi alma imkanı getirdik.

“Spor alt yapısında da devrim yaptık”

Büyük spor tesislerimizin sayısını 1.572’den 3 bin 708’e, mahalle tipi sahaların sayısını 578’den 3 bin 764’e, atletizm pistlerinin sayısını 12’den 56’ya, yüzme havuzlarının sayısını 46’dan 145’e, spor salonlarının sayısını 372’den 905’e çıkartarak, spor alt yapısında da devrim yaptık. Niye, gençleri kötü alışkanlıklardan kurtaralım diye. Gençlerimiz sporla uğraşsın böylece dinamik, ahlakı ile mükemmel bir nesil yetiştirelim diye. Sportif yetenek taramasını başlatarak, daha ortaokul çağındayken evlatlarımızın kabiliyetlerini keşfedip, onları doğru alanlara yönlendiriyoruz.

“Sağlıkta hastane ve tedavi kurumu sayısını 5 bin 500’e yükselttik”

Sağlıkta, hastane ve tedavi kurumu sayısını 5 bin 500’e, hastane yatağı sayısını 240 bine, birinci basamak sağlık kuruluşlarının sayısını 14 bin 873’e yükselterek, alt yapıyı güçlendirdik. Hatırlayın, 18 sene önce bu hastanelerin hali neydi. Bay Kemal SSK genel müdürü iken hastanelerin hali neydi. Bay Kemal’in nasıl bir genel müdür olduğunu görmüşsünüzdür. Allah bunların eline düşürmesin. Şimdiki gibi tek hastanın yattığı oda yoktu. Koğuş sistemi vardı. Tuvaletler rezillik, böyle bir yapı vardı. Bir röntgen için 7-8 ay sonraya gün verirlerdi. Bu demektir ki daha çok çalışacağız, bunları bilmeyen vatandaşlarımıza bunları anlatacağız. Sağlık kurumlarını en modern cihazlarla, ambulanslarla donatırken, hekim sayısını 161 bine, sağlık çalışanı sayısını 1 milyon 64 bine yükselttik. Şehir Hastaneleriyle, sağlıkta hizmet standartlarını dünya ortalamasının çok üzerine çektik.

“Hakim-savcı sayımızı 20 bin 616’ya yükselttik”

Adalet hizmetlerinin daha iyi yürüyebilmesi için hakim-savcı sayımızı 9 bin 349’dan 20 bin 616’ya, yardımcı personel sayısını 26 binden 72 bine çıkartırken, 267 yeni hizmet binasıyla alt yapıyı da geliştirdik. Kanunları yenileyerek, vatandaşımız lehine pek çok ilave hak arama yolu getirerek, hukuk devleti ilkesinin en güçlü şekilde hayata geçmesini sağladık.

“Bölünmüş yol uzunluğunu 27 bin 181 kilometreye çıkarttık”

Ulaştırmada, bölünmüş yol uzunluğunu 6 bin 100 kilometreden 27 bin 181 kilometreye, otoyol uzunluğunu 1.714 kilometreden 3 bin 100 kilometreye, karayolu tüneli uzunluğunu 50 kilometreden 515 kilometreye, köprü-viyadük uzunluğunu 311 kilometreden 657 kilometreye çıkardık.

“Terör örgütlerine göz açtırmıyoruz”

Emniyet hizmetlerinde 307 bini aşkın polis, 188 bini aşkın jandarma, 4 bin 500’ü aşkın sahil güvenlik personeliyle günün 24 saati milletimize hizmet veriyoruz. Askerimizle, polisimizle, jandarmamızla, güvenlik korucularımızla, bekçilerimizle terör örgütlerine göz açtırmıyoruz.

“TSK hem içerde hem dışarda adeta destan yazıyor”

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, 400 bin kadrolu ve yükümlü asker mevcuduyla, hem sınırlarımızın korunmasında, hem de sınır ötesi operasyonlarda adeta destan yazıyor.

“Büyükşehirlerimizdeki metro hatlarının önemli bir bölümünü biz yaptık”

Demir yollarımızı hızlı tren hatlarıyla tanıştırıp, şu ana kadar 1.213 kilometrelik kısmını hizmete açtık, diğer demir yollarımızın tamamına yakınını modernize ettik. Büyükşehirlerimizdeki metro hatlarının önemli bir bölümünü hükümet olarak biz yaparak, milletimizin hizmetine sunduk.

“Havalimanı sayımızı 56’ya çıkardık”

Havalimanı sayımızı 26’dan 56’ya çıkardık. Terminallerimizin yolcu kapasitesini yılda 60 milyon kişiden 317 milyon kişiye yükselttik. Yurt dışında 60 noktaya uçan bir 150 uçaklı havayolu filosundan, 546 uçakla 126 ayrı ülkede 328 noktaya uçuş yaparak, dünya liderliğine oturan bir ülke olduk. İstanbul’da hizmete giren yeni havalimanımız, kendi alanında dünyanın en iyilerinden birisidir.

“Deniz taşımacılığında 460 milyon tona ulaştık”

Deniz taşımacılığında yılda 190 milyon ton yük taşıma kapasitesinden 460 milyon tona ulaştık.

Bilgi ve iletişim teknolojileri

Bilgi ve iletişim teknolojilerinde 3 bin olan geniş bant internet abone sayımız 77 milyonun üzerine, 23 milyon olan mobil telefon abone sayısı 83 milyona, daha önce hiç olmayan e-Devlet üye sayısı 45 milyona, fiber abone sayısı da 3 milyonun üzerine çıktı.

“Ülkemizin milli gelirini dünyada 13. sıraya yükselttik”

Ekonomide, satın alma paritesine göre ülkemizin milli gelirini dünyada 17’nci sıradan 13’üncü sıraya yükselttik. Tüm ekonomik göstergelerde, 2002’ye göre çok ileride bir yere ulaştık. Son dönemde maruz kaldığımız tüm sıkıntılara rağmen, hedeflerimize doğru kararlılıkla ilerliyoruz.

“Türkiye Çin’e alternatif gösteriliyorsa bunda 17 yılda yaptıklarımızın büyük payı vardır”

İhracatımız 181 milyar dolara, hizmet ihracatımız 54 milyar dolara, turist sayımız 52 milyon kişiye yükseldi. Sanayide, organize sanayi bölgeleriyle, Ar-Ge merkezleriyle, teknoparklarla, sanayi siteleriyle ülkemizi dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri haline getirdik. Bugün Çin’de yaşanan sorunlar sebebiyle, alternatif olarak gözler hemen Türkiye’ye çevriliyorsa, bunda geçtiğimiz 17 yılda yüksek teknoloji ve ihracat odaklı olarak güçlendirdiğimiz sanayi alt yapımızın büyük payı vardır.

“Enerjide yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz”

Enerjide toplam 32 bin megavatı bulmayan kurulu gücümüzü 91 bin megavatın üzerine çıkarttık. Ülkemiz karanlıktan geçilmiyordu. Ülkemizin su, güneş ve rüzgar temelli enerji kaynaklarını harekete geçirme yanında, Akdeniz’de yürüttüğümüz sondaj faaliyetleriyle, enerjide yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz. Bizim böyle sondaj gemisi, sismik araştırma gemilerimiz yoktu. Şimdi 2 tane bize ait sismik araştırma gemimiz, 3 tane de sondaj gemimiz var. Kendi denizlerimizde bütün bu araştırmaları yapabileceğimiz gibi, başka denizlerde de gidip araştırma yapabiliriz. Bu imkana kavuştuk. 

“Hafter’in lehine gelişen yapıyı tersine döndürdük”

Libya ile yaptığımız anlaşmada malum çevreleri çıldırtan da bu. Hafter malum bir yerlerden asker, güvenlik desteği alıyor. Biz de Libya’da askeri eğitim noktasında verdiğimiz destek, orada ayrıca eğitimini alan askerlerle beraber, daha önce lehine gelişen yapıyı hamdolsun tersine döndürdük.

“İdlib’de 3 şehidimiz var, rejimin kaybı çok büyük”

Aynı şekilde İdlib’de de gelişmeler şu anda lehe döndü. 3 şehidimiz var mekanları cennet olsun. Onun yanında rejim güçlerinin kaybı çok büyük. Mücadele orada hala devam ediyor, edecek. Ruslarla görüşmeler devam ediyor, edecek. Biz şunu söylüyoruz. Biz Adana Mütabakatı ile İdlib’deyiz. Rusya’nın desteği olmasa Esed’in ayakta durması mümkün değil. Bizi taciz eden kim olursa olsun tepesine bineriz. Biz bu bölgede terör istemiyoruz. Bu topraklar huzur toprağı olsun istiyoruz. Yüzbinlerce vatandaşını öldüren bir Esed’i kalkıp da dost olarak görmek mümkün değil. Varsın o Bay Kemal’in dostu olsun ama bizim dostumuz olamaz. 

“Avrupa’daki kayıp çocuklar ancak vicdanı nasır tutmamışlar için bir anlam ifade eder”

Siyasette her mevzi, her mevki, her temsil önemlidir. Yeter ki siz bu imkânı doğru ve verimli şekilde değerlendirmesini bilin. Mesela, geçtiğimiz günlerde, ülkemizin en çok eleştiriye maruz kaldığı yerlerden biri olan Avrupa Parlamentosunda bir rapor yayınlandı. AK Partili İstanbul Milletvekilimiz Serap Yaşar’ın girişimiyle hazırlanan ve raportörlüğünü de kendisinin üstlendiği bu çalışma, Avrupa’daki kayıp mülteci ve göçmen çocukları meselesini dünya gündemine taşıdı. Çeşitli ülkelerden Avrupa’ya gelen onbinlerce göçmen çocuğun kaybolduğu gerçeğinin, bizzat Avrupa Parlamentosu tarafından rapora bağlanmış olması, çok önemlidir. Hâlbuki aynı dönemde Türkiye, sayıları milyona yaklaşan sığınmacı çocuğa barınmadan eğitim ve sağlık hizmetine kadar her türlü imkânı sağlamıştır. Avrupa’nın, bırakınız bunlara benzer hizmetler sunmayı, çocukların bizatihi kendilerine bile sahip çıkamamış olması, aramızdaki farkın en iyi göstergesidir. Çünkü biz karşımızdaki herkese eşrefi mahlûkat nazarıyla bakıyoruz. Kökeni, dili, dini, rengi ne olursa olsun, her insan bizim için hürmete layıktır. Avrupa ise kapısına gelen mazlumları, kendi refahına ve güvenliğine yönelik bir tehdit olarak görüyor. Onbinlerce çocuğun Avrupa içinde nerede olduğu, kimler tarafından kaçırıldığı, hangi amaçlarla kullanıldığı soruları, ancak vicdanı nasır tutmamış kişiler için bir anlam ifade eder. Böylesine derin insani boyutları olan bir konunun Avrupa Parlamentosunda gündeme getirilmiş olması, belki vicdanları harekete geçirir diye umut ediyoruz. İnşallah benzer çalışmalar, göçmenlerin yaşadığı diğer sorunlar ile yeniden hortlamaya başlayan Neo-Nazi örgütlerin katliamları için de yapılır.

“Hindistan’da Müslüman katliamı yapılıyor”

İşte Almanya’da yaşananlar. 11 Müslüman öldürüldü. Bunun 5’i bizim vatandaşımız. Yürekleri acıyor mu? Yok. Polisler bile sadece seyirci. Hindistan şu anda tamamen katliamların cirit attığı bir ülke haline geldi. Müslüman katliamı yapılıyor. Kimler yapıyor bunları Hindular. Bunlar nasıl olacak da dünya barışına destek verecekler. Biz nerede olursa olsun, hakkı hukuku adaleti korumak ve konuşmakla yolumuza devam edeceğiz. 

“Nereye gidersek gidelim ecdadımızın eserlerinin izlerini görüyoruz”

Medeniyetler, maddi kalkınma unsurları yanında, kafa ve gönül zenginliğini ifade eden sembolleriyle tarihe mal olur. Ecdadımız, Orta Asya’dan Endülüs’e kadar, ayak bastığı her yerde, bu sembollere özel önem vermiştir. Bugün, kadim vatanımız Orta Asya yanında, Osmanlı ve Selçuklu coğrafyasının neresine gidersek gidelim, bu eserlerin izlerini görebiliyoruz.

“Cumhurbaşkanlığı Külliyesine çamur atmak için epeyce gayret sarf ettiler”

Cumhuriyet dönemi, bu bakımdan, maalesef oldukça kısır geçmiştir. Gerçek anlamda medeniyet sembolü olabilecek eserler inşa etmekte zorlandığımız bir asrı geride bıraktık. Ülkemizin yönetimini devraldıktan sonra, bu eksiği gidermek için epeyce bir mücadele ettik, kafa yorduk, çalıştık. Cumhurbaşkanlığı Külliyesini, işte bu anlayışla, Cumhuriyet döneminin sembol medeniyet eseri olarak inşa etmeye çalıştık. Biliyorsunuz, ilk hizmete girdiğinde, kendi medeniyetlerine, tarihlerine ve kültürlerine düşmanlık etmekle maruf kesimler, Cumhurbaşkanlığı Külliyesine de çamur atmak için epeyce gayret sarf ettiler. Hamdolsun milletimiz bunların hiçbirine itibar etmedi ve külliyemize sahip çıktı.

“Millet Kütüphanemizi açtık”

Geçtiğimiz günlerde, külliyemizin en gurur verici eseri olan Millet Kütüphanemizi, Özbekistan Cumhurbaşkanı ile birlikte hizmete açtık. Gerçek bir medeniyet sembolü olan kütüphanemiz, bir haftada 35 bin ziyaretçiyi ağırladı. Mimarisi, teknolojisi, kitap ve hizmet zenginliği ile ülkemize yakışır bir eser olan kütüphanemizi, araştırmacılarımız ve öğrencilerimiz adeta bir cennet gibi sahiplendi.

“Rami Kışlasını da ihya edip, ülkemize kazandıracağız”

İnşallah İstanbul’da da Rami Kışlasını, benzer bir medeniyet sembolü olarak ihya edip, ülkemize kazandıracağız. Yakın zamanda onun inşaatına başlıyoruz. Siyasetin en güzel tarafı, bizlere işte bu tür gurur verici eserlere imza atma imkânı sağlamasıdır. İnşallah sizlerin de, yarın sorumluluk üstlendiğiniz yerlerde, benzer hizmetleri hayata geçireceğinize inanıyorum.

Son dakika! 5 Belediye Başkanı AK Parti’ye geçti!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Kurulu’nda, partiye geçen 5 Belediye Başkanı’nı açıkladı.

Gelen bir son dakika haberine göre; beş Belediye Başkanı AK Parti’ye geçti. Cumhurnbaşkanı Erdoğan, AK Parti’ye geçen Belediye Başkanlarını isim isim açıkladı. 

İşte o Başkanlar: 

Afyon Bolvadin Belediye Başkanı Fatih Kayacan

Bilecik Pazaryeri Belediye Başkanı Zekiye Tekin

Bilecik Osmaneli Belediye Başkanı Münür Şahin

Sakarya Pamukova Belediye Başkanı İbrahim Güven Önen 

Siirt Baykan ilçesi Veyselkarani beldesi Belediye Başkanı Murat Akgün