Akdeniz

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Akdeniz

İşgalci İsrail, Türkiye’nin kapısını çalmaya hazırlanıyor! Bakın ne teklif edecekler

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri ve Libya ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat ile bölgede kirli emelleri bulunan devletler zora düştü. Çıkış arayan ülkelerden birisi olan işgalci İsrail’in Türkiye’ye bir teklif sunmaya hazırlandığı öne sürüldü.

Doğu Akdeniz ve Libya konusunda Türkiye karşıtı açıklama yapan 5 ülkenin içerisinde yer almayan terör devleti İsrail’in amacı ortaya çıkmaya başladı.

Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin darbeci Hafter’e ağır darbeler indirmesi sonrası bölgede bulunan ülkeler pes etmeye hazırlanıyor.

Filistin’i yerle bir eden işgalci İsrail’in bölgedeki faaliyetler sonrası çıkış yolu aradığı öğrenildi.

Bu amaçla İsrail’in Türkiye ile Libya’ya benzer kıta sahanlığı anlaşması imzalamak istediği bildirildi.

Konuya ilişkin konuşan Rusya Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Salih Yılmaz, “Bu olayı Fransa önderliğinde Yunanistan, BAE vd. ülkelerin son Libya açıklamasına İsrail’in katılmaması ve Yunanistan’ın Esed rejimiyle anlaşarak Şam’a büyükelçi ataması ile birlikte okumalı. Türkiye, iyi bir diplomasi ile Akdeniz’de yeni oyun kurabilir” dedi.

“Dengeler Türkiye lehine değişiyor” deyip açıkladı: Artık tescillendi

Doğu Akdeniz ve Libya konusunda 5 ülkenin Türkiye karşıtı açıklama yapması Ankara’da geniş yankı buldu. Konuyu değerlendiren enerji uzmanları, İsrail ve İtalya’nın son açıklamada yer almadığını belirterek bu durumun başı İsrail sonu İtalya olan EastMed boru hattı projesinin bittiğinin tescili olduğunu söyledi.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Libya’da ulusal çıkarları doğrultusunda adımlar atması bazı ülkeleri rahatsız etmeye devam ediyor. Geçtiğimiz dönemde Türkiye’yi yok sayarak bölgedeki enerji kaynaklarını özellikle Avrupa’ya taşımak isteyen güçler Ankara’nın kararlı duruşuyla bu konuda sırayla geri adım atmaya devam ediyor.

5 ülkeden Türkiye karşıtı bildiri

Kısa süre önce ABD ve İtalyan şirketlerin bölgeden çekilmesiyle başlayan yeni dönemde Türkiye karşıtı blok da boş durmadı. Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Fransa, ortak bir açıklama yaparak “Türkiye’nin Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz faaliyetlerinin GKRY’nin sözde münhasır bölgesinde gerçekleştiğini savunarak, söz konusu arama çalışmalarının uluslararası kanunlara aykırı olduğunu” öne sürdü.

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, yaşananlara ilişkin değerlendirmesinde “Yunanistan, Mısır ve GKRY bölge ile bölgeyle ilgisi olmayan Birleşik Arap Emirlikleri ve dolaylı ilgili Fransa’yı yanlarına alarak bir garip deklarasyonda bulunmuşlar” ifadesini kullandı.

Dengeler Türkiye lehine değişiyor

Açıklamada İsrail, İtalya, Ürdün ve Filistin’in olmamasının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Kumbaroğlu, şöyle devam etti:

“Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nda yer alan dört ülke İsrail, İtalya, Ürdün ve Filistin, Türkiye’ye karşı bu deklarasyona katılmamış. Türkiye’nin meşru zeminde olması, kararlılığı ve bunları koruyan askeri gücü sayesinde Akdeniz’de dengeler Türkiye lehine değişiyor.

Yunanistan, Mısır ve GKRY açısından İsrail ve İtalya’nın kaybı Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa ile ikame edilebilecek bir gedik değil. İsrail ve İtalya’nın Türkiye karşıtı cepheden çekilmesi, başı İsrail sonu İtalya olan EastMed boru hattı tiyatrosunun bittiğinin de tescilidir.”

Türkiye geçiş güzergahı için tek anahtar

Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, İsrail’in Türkiye karşıtı cepheden çekilmiş olmasının ilişkilerin yumuşaması adına çok önemli bir gelişme olduğuna dikkati çekerek, “İsrail ile de karşılıklı kıyılar temelinde deniz yetki alanlarının belirlendiği bir anlaşmanın imzalanması her iki ülkenin ulusal çıkarına olacak. Türkiye-İsrail anlaşması bölgesel barışın yanı sıra Doğu Akdeniz enerji kaynaklarının Avrupa’ya ulaşmasının da en önemli anahtarı” şeklinde konuştu.

Dışişlerinden Avrupa Birliği’ne ‘Doğu Akdeniz’ tepkisi

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Avrupa Birliği (AB) Konsey Toplantısı Sonuç Bildirgesi’ndeki Doğu Akdeniz’e ilişkin bölümün yine “köhnemiş birlik dayanışması anlayışıyla” kaleme alındığını söyledi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, AB Konsey Toplantısı Sonuç Bildirgesi’yle ilgili bir soruya yazılı yanıt verdi. 

Dün yapılan toplantının sonuç bildirgesinin Doğu Akdeniz’e ilişkin bölümünün yine “köhnemiş birlik dayanışması anlayışıyla” kaleme alındığını ifade eden Aksoy, “Bildirinin bu bölümü, AB’nin, uluslararası hukuk ve kendi müktesebatı hilafına, Rum/Yunan ikilisi tarafından suistimal edilmesinin ve bu ikilinin maksimalist politikalarına alet olmasının yeni bir örneğidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Aksoy, bu anlayışla sonuç alınamayacağını artık AB’nin anlaması gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

“AB’den beklentimiz, Kıbrıs Rumlarını Kıbrıs Türkleriyle, Yunanistan’ı ise ülkemizle diyaloğa teşvik etmesidir. Rum/Yunan ikilisinin dar görüşlü çıkarları uğruna AB üyelik sürecimizin rehin alınmasına izin vermemelidir. Daha önce de vurguladığımız üzere, Türkiye Doğu Akdeniz’de hem kendi haklarını hem de Kıbrıs Türklerinin haklarını kararlılıkla korumaya devam edecektir.”

Akdeniz’deki tatbikat ‘Buradayız’ mesajıydı

Türkiye’nin geçtiğimiz günlerde Akdeniz’de gerçekleştirdiği tatbikat başta Yunanistan olmak üzere bölge ülkelerinde yankı yarattı. Tatbikatın neden bu denli önemsendiğini savunma sanayii araştırmacısı Hakan Kılıç ile konuştuk.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin 17 Nisan’da Akdeniz’de icra ettiği tatbikatın yankıları devam ediyor. Milli Savunma Bakanlığının “Türkiye’deki harekat merkezlerinden komuta edilerek uzak mesafe harekat görevlerinin kesintisiz olarak icra edilmesini denemek ve geliştirmek maksadıyla düzenlendi” bilgisiyle kamuoyuna duyurduğu tatbikat özellikle Yunanistan’da ses getirdi.

Peki bu tatbikat neden bu kadar dikkat çekti, Türkiye bu tatbikatla ne mesaj verdi? Savunma sanayii araştırmacısı Hakan Kılıç bu soruların yanıtını verdi, tatbikatın yansımalarını değerlendirdi.

Tatbikatların farklı hedefleri oluyor

Orduların tatbikatları birden fazla hedef için yapabileceğine işaret eden Kılıç, “Birliklerin eğitimi ve eğitim seviyesini görmek, müşterek harekatlarda birlikler arasındaki koordinasyonu geliştirmek ve ortak komuta/kontrol kabiliyetlerini geliştirmek, halka ve bizzat ordu personeline psikolojik harekat gereği ordusuna güven duymasını sağlamak gibi pek çok sebepten bu tür adımlar atılır” şeklinde konuştu.

Tatbikatların bir başka boyutunun ‘gövde gösterisi’ olduğunu anlatan Kılıç, şöyle devam etti:

“En önemli gerekçelerinden birisi de bu. Bu yolla ülkeler silah sıkmadan caydırıcılık sağlanması yani basit anlatımla düşmana yumruğunu göstererek vurmadan korkutmayı amaçlar. İşte bu tatbikatta bu amaç diğer amaçlara göre çok öne çıktı. Doğu Akdeniz’deki bu adımımız tatbikattan ziyade gövde gösterisi, askeri literatüre uyarlarsak psikolojik harekat idi.”

Savunma Sanayii Araştırmacısı Hakan Kılıç.

[Savunma Sanayii Araştırmacısı Hakan Kılıç.]

‘Libya’daki terör hedeflerini vurup-dönebiliriz’ mesajı

Kılıç, Türkiye’nin bu tatbikatta komşu ülkelerin de gayet iyi bildiği imkan ve kabiliyetleri başarıyla sergilediğine dikkat çekerek, şunları söyledi:

“Bu kabiliyetlerin gösterilip, tanıtılmasından ziyade, bunları kullanmaktan çekinmeyeceğimiz vurgusu ilan edilmiş oldu. Yoksa Türk Hava Kuvvetlerinin F-16 avcı uçakları ve KC-135 tanker uçakları vesilesi ile deniz aşırı menzillerde havada yakıt ikmali yaparak harekat icra edebileceği, bu arada hava sahasının kontrolü için E-7T Barış Kartalı HEİK uçağının görev yapabileceği bilinen, standart ve çok defa yapılmış uygulamalar. Aslında gösterilmek istenen zor durumda kalırsak Libya’daki hedefleri güvenli bir şekilde vurup, dönebiliriz idi. Bu mesaj gerekli yerlerce alındı.”

Libya’nın batısındaki en stratejik askeri nokta: Vatiyye Hava Üssü

Yunanistan’ın rahatsızlık sebepleri farklı

Tatbikatın Yunan medyasında çok ciddi şekilde yer bulmasına ilişkin görüşlerini sorduğumuz Kılıç, “Bu tatbikatta Yunanistan tarafından bilinmeyen veya gerçek olduğu konusunda şüphe duyulan kabiliyetler sergilemedik. Zaten bunları yapabileceğimizi biliyorlar” dedikten sonra şöyle devam etti:

“Yunanistan’ın tepkisi ülkemizin gösterdiği kararlılığa aslında… Bunun da ötesinde Doğu Akdeniz hidrokarbon yatakları nedeniyle de bizim o bölgedeki tüm adımlarımızı yakından takip ediyorlar. Akdeniz’deki bu tatbikat Türkiye’nin verdiği ‘Hakkımdan vazgeçmeyeceğim’ mesajı taşıması nedeniyle bu denli ses buldu Yunanistan’da.

Libya hükümetinin bizimle imzaladığı münhasır bölge ile ilgili anlaşma, Akdeniz kıyılarımız ile Libya arasında uzun bir koridor oluşturuyor. Yani Yunanistan’ın korkusu ve tepkisi esasında buna yönelik. Bizim uçaklarımız ve gemilerimizin bayrak göstererek orada varlık göstermesine kızıyorlar.”

TSK'ya bağlı 3 tanker uçak ve 1 havadan erken ihbar/kontrol uçağı radar programlarında böyle görüntülenmişti.

[TSK’ya bağlı 3 tanker uçak ve 1 havadan erken ihbar/kontrol uçağı radar programlarında böyle görüntülenmişti.]

“Gerekirse hava kuvvetlerimizi kullanırız” mesajı

Tatbikata, 11 adet F-16, 3 adet KC-135R tanker uçak, 1 adet E-7T havadan erken uyarı ve kontrol uçağı ve 1 adet de C-130 nakliye uçağının katıldığını hatırlatan Hakan Kılıç, “Türk Silahlı Kuvvetleri ‘Türkiye-Libya arasında deniz taşımacılığımızın güvenliği ve bölgede ülkemizin menfaatleri doğrultusunda gerekirse hava kuvvetlerini de kullanırım’ mesajını çok güçlü şekilde vermiş oldu” dedi.

Türkiye’nin hamlesi sonrası çılgına döndüler! ‘Salgına rağmen bunu yapıyorlar’

Türkiye’nin Taşucu’nda bulunan Yavuz sondaj gemisinin rotasını yeniden Doğu Akdeniz’e çevirmesi Güney Kıbrıs’ta paniğe neden oldu. Yaşanan gelişme Rum medyasında büyük yankı uyandırdı.

Türkiye’nin Taşucu’nda bulunan Yavuz sondaj gemisini yeniden Doğu Akdeniz’e göndermesi Rumları alarma geçirdi. Rum medyası, “Türkiye ciddi bir koronavirüs salgınıyla karşı karşıya olmasına rağmen bölgedeki hedeflerinden vazgeçmiyor” ifadelerini kullandı.

Milli sondaj gemimiz Yavuz dün Taşucu’ndan yola çıkarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) ruhsat verdiği Erenköy açıklarına demirlendi. KKTC’de bulunan İHA’ların da güvenliğini sağladığı Yavuz sondaj gemisi Rumları panikletti. Rum medyası, dün geceden itibaren askeri yetkililerin, Yavuz’un hareketini takip ettiğini yazdı. Öte yandan Rum Haber Ajansı’na konuşan askeri yetkililer, Türkiye’nin milli sondaj gemisi Yavuz’a sürat teknelerinin de eşlik ettiğini, konuyu yakından takip ettiklerini belirtti. Türkiye’nin, bölgedeki 6’ıncı ve 7’nci parseller için ise Navtex yayınladığı belirtildi.

‘Türkiye bölgedeki hedeflerinden vazgeçmiyor’

Türkiye’nin 2020’nin ikinci yarısında Doğu Akdeniz’de sondaj çalışmalarına devam edeceğini açıklaması Rumlarda endişeye neden oldu. Rum medyası, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sondaj çalışmalarına devam edeceğini açıklamasına ilişkin yayınladığı haberde, “Türkiye ciddi bir koronavirüs salgınıyla karşı karşıya olmasına rağmen bölgedeki hedeflerinden vazgeçmiyor” ifadelerini kullandı.

Haberi ‘Denizlerdeki fırtınayı sürüyor’ başlığıyla duyuran Fileleftheros gazetesi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve özellikle Güney Kıbrıs’ın ‘sözde’ Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki (MEB) doğal gaz sondaj planlarından vazgeçmediğini belirtti.

Rumlar ara verdi

Diğer yandan, GÜNEY Kıbrıs Rum yönetiminin, 2020 yılı içerisinde Doğu Akdeniz’de yapacağını ilan ettiği 5 sondaj çalışmasının 2021 yılına ertelendiği kaydedildi. Rum medyasının manşete çektiği habere göre, koronavirüs (Covid-19) nedeniyle 2020 yılı içerisinde yapacağı açıklanan sondaj çalışmaları 2021’e ertlendi. Sondajların koronavirüs nedeniyle yaşanan ekonomik çöküşten dolayı ertelendiğini yazan Politis gazetesi, sondaj yapacak şirketlerin erteleme ile ilgili Rum yönetimini bilgilendirdiğini ifade etti. Rum Yönetimi’nin enerji programının, koronavirüs nedeniyle alt-üst olduğunu yazan gazete, sondaj yapacak şirketlerin Rum Enerji Bakanlığı ile de konuyu ele aldığını bildirdi.

Ankara: KKTC ile görüşün

Haberlerde Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu’nun 18 Mart tarihinde BM’ye bir mektup gönderdiği, mektupta yer alan haritada KKTC’ye de yer verildiği belirtildi. Sinirlioğlu’nun mektubunda; ‘Güney Kıbrıs’ın her türlü şikayeti için KKTC’yle görüşmesi gerektiğini ifade etmişti.