Afganistan

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Afganistan

Tarihi zirveden bomba detay! Erdoğan ve Biden 3 kritik konuda uzlaştı!

Edinilen bilgilere göre iki lider, Libya’nın geleceğinde Halife Hafter’in Suriye’nin geleceğinde ise Beşar Esed‘in yerinin olmadığı konusunda fikir birliği sağladı. Ayrıca ABD’nin Afganistan’dan çekildikten sonra Türkiye’nin sahada Uluslararası Kâbil Havalimanı’nın güvenliğini sağlaması, masada ise Afganistan hükûmeti ve Taliban arasındaki barış görüşmelerine ev sahipliği yapması konusunda uzlaşıldığı bildirildi.

ABD özel temsilci atayacak

Gelecek dönemde Türkiye-ABD ilişkilerinin güçlendirilmesi, her konuda yakın temasta olunması ve yapıcı bir işbirliği için diyalog kanallarının etkin kullanılmasının gereği vurgulanan görüşmede, Suriye meselesinin de kapsamlı bir şekilde ele alındığı belirtildi. Ayrıca ABD’nin kısa süre içinde Suriye Özel Temsilcisi atayacağı ve ABD’li temsilcinin Türkiye ile de yakın temasta olacağını öğrenildi. İdlib’deki son durumun gündeme geldiği Erdoğan-Biden görüşmesinde yeni bir mülteci dalgasının bölgede istikrarsızlığa yol açacağına dikkat çekildi.

Libya konusunda fikir birliği

ABD ve Türkiye arasında fikir birliği sağlanan bir diğer konusu ise Libya. İki ülkenin de Libya’da BM’nin tanıdığı meşru hükûmeti desteklediği ve siyasi çözümün güçlendirilmesi konusunda uzlaşı sağladığı bildirildi. Hafter’in Libya’nın geleceğinde yeri olmadığı her iki ülke tarafından da dile getirildiği ifade edildi.

Afganistan konusunda da Türkiye ve ABD’nin ortak görüşte olduğu belirtildi. ABD’nin Afganistan’dan çekildikten sonra Uluslararası Kâbil Havaalanı’nın güvenliğinin Türkiye’nin üstlenebileceği konusunda prensipte anlaşma sağlandığı aktarıldı. Yine, Afganistan hükûmeti ve Taliban arasında yürütülen Afganistan barış müzakerelerinde Türkiye’nin arabulucu rol oyması konusunda mutabık kalındığı belirtildi.

ABD’den Türkiye’nin teklifine cevap

Türkiye, ABD ve NATO askerlerinin Afganistan’dan çekilmesinin ardından Kabil’de bulunan Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğini sağlama teklifinde bulundu. Teklifle ilgili açıklama yapan Pentagon Sözcüsü Kirby, Karzai Havalimanı ile ilgili Türk yetkililerle görüşme yapılması gerektiğini ifade etti.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü John Kirby, Türkiye’nin, Afganistan’daki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğini sağlama teklifine ilişkin Türk yetkililerle görüşmelerin yapılması gerektiğini söyledi.

Voice of America’da yer alan habere göre, Sözcü Kirby, NATO askerlerinin Afganistan’dan geri çekilme süreci devam ederken, Türkiye’nin geri çekilmenin ardından Kabil’deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğini sağlama teklifiyle ilgili gazetecilerin sorusunu yanıtladı.

Kirby, “Bildiğim kadarıyla havaalanında güvenliğin tam olarak nasıl sağlanacağı, bunu kimin yapacağı ve hangi çerçevede yürütüleceğiyle ilgili henüz nihai bir karar alınmadı.” ifadesini kullandı.

NATO zirvesinde konunun ele alınıp alınmayacağıyla ilgili bilgisi olmadığını belirten Kirby, Türkiye’nin Hamid Karzai Havalimanı’nın güvenliğini sağlama konusundaki planlarıyla ilgili Türk yetkililerle de görüşmelerin yapılması gerektiğini kaydetti.

ABD’li senatörden ülkeyi karıştıran itiraf: Trump haklıydı

ABD’nin, Afganistan’dan çekilme kararı hakkında konuşan ABD’li Demokrat Senatör Bernie Sanders, “Donald Trump’ın ve yönetiminin hayranı değilim ama kendisi sonsuz savaşları bitirme konusunda haklıydı” dedi.

CNN’de yayınlanan bir programda konuşan Demokrat Vermont Senatörü Sanders, yeni yönetimin Afganistan’dan çekilme kararını değerlendirdi.

Biden yönetiminin dün duyurduğu ABD askerlerini Afganistan’dan 11 Eylül’e kadar çekme kararından büyük memnuniyet duyduğunu kaydeden Sanders, “Başkan Biden’ın yaptığı şey, Başkan Trump‘ın bir araya getirdiği anlaşma koşullarını devralmak oldu. Donald Trump’ın ve yönetiminin hayranı değilim ama kendisi sonsuz savaşları bitirme konusunda haklıydı” şeklinde konuştu.

Söz konusu savaşların sonsuza kadar sürmeyeceğini kaydeden Sanders, sahada askerlerin varlığı yerine diplomasi, eğitim ve sağlık gibi alanlardaki çabaların çok daha önemli olduğunu ifade etti.

Sanders ayrıca ABD’nin Afganistan’ı ve Afgan güvenlik güçlerini desteklemeye devam edeceğini ve bunu yapmak için orada asker bulundurmaya ve çok büyük bütçeler harcamaya gerek olmadığını belirtti.

ABD Başkanı Joe Biden, dün Afganistan’da kalan 2 bin 500 ABD askerinin tamamının, 1 Mayıs’tan başlayarak 11 Eylül tarihine kadar geri çekileceğini açıklamıştı.

Taliban İstanbul’a geliyor! ‘Türkiye ABD’den bunu isteyebilir’

Afganistan’da Taliban ile Kabil Hükümeti arasında kriz devam ederken Doha’da yapılan görüşmelerden istenilen sonuç çıkmadı. Dünya şimdi İstanbul’daki görüşmelere kilitlendi. İran Araştırmaları Merkezi’nden Rahimullah Farzam, İstanbul’daki görüşmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Türkiye, İstanbul Zirvesi’ndeki rolü karşılığında ABD’den S-400, YPG ve FETÖ gibi anlaşmazlıklarda bazı tavizler isteyebilir” dedi.

İran Araştırmaları Merkezi’nden Rahimullah Farzam, kaleme aldığı yazısında Afganistan-Taliban görüşmelerine dair çarpıcı ifadeler kullandı.

İşte o yazı:

2001 yılında işgal ettiği Afganistan’da istediği başarıyı elde edemeyen ABD, saplandığı bu bataklıktan uluslararası itibarını da zedelemeden çıkmak için zorlu rakibi Taliban ile uzlaşma yolunu seçti. Taraflar arasında 18 ay süren çetin görüşmelerin ardından 29 Şubat 2020 tarihinde Katar’ın başkenti Doha’da barış anlaşması imzalandı. Doha Anlaşması olarak bilinen bu anlaşma çerçevesinde Taliban, tüm yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi ve tutuklularının serbest bırakılması karşılığında Afganistan hükûmetiyle müzakere masasına oturmayı kabul etti. Bu kapsamda Taliban ile Afganistan hükûmeti, 19 yıllık kanlı çatışmaların ardından ilk kez 12 Eylül 2020 tarihinde Doha’da müzakere masasına oturdu. Büyük umutlarla başlayan görüşmeler; taraflar arsındaki ciddi fikir ayrılıkları ve ülkede şiddetin giderek ivme kazanması gibi nedenlere bağlı olarak birçok kez tıkanma noktasına geldi. Ocak ayında ABD’de gerçekleşen iktidar değişikliği zaten ağır aksak ilerleyen barış görüşmelerini durma noktasına getirdi. Joe Biden’ın Beyaz Saray’a gelişiyle Washington’dan gelen Doha Anlaşması’nın gözden geçirileceğine dair açıklamaların ardından Taliban, müzakere masasını fiilen terk etti. Böylece beş ay süren Afganlar arası müzakereler herhangi somut bir kazanım elde edilemeden sona ermiş oldu.

ABD’nin Yeni Yol Haritası Nedir?

Biden’ın Beyaz Saray’a gelişi Afganistan barış sürecini yeni bir safhaya taşıdı. Biden’ın selefi Donald Trump’ın Taliban ile imzaladığı Doha Anlaşması’na uyup uymayacağı tartışılırken Dışişleri Bakanı Antony Blinken ülkesinin Anlaşma’yı gözden geçireceğini açıkladı. Blinken hemen ardından 7 Mart’ta Afgan liderlere bir mektup yazarak Washington’ın Afganistan konusunda bundan sonra izleyeceği yol haritasını paylaştı. Diplomatik teamüllere uymayan bir üslupla yazılan mektupta Blinken, Afgan liderleri “kapsayıcı yeni bir hükûmetin” oluşturulması için bir araya gelmeye çağırıyordu. Blinken ayrıca ilerleyen günlerde Türkiye’de Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde; Çin, İran, Rusya, Hindistan ve Pakistan gibi Afganistan sorununa etki edebilecek ülkelerin katılımıyla uluslararası bir konferans düzenleneceğini bildiriyordu. ABD Afganistan Özel Temsilcisi Zelmay Halilzad’ın daha sonra Afgan liderlerle paylaştığı Washington’ın taslak planında Blinken’ın mektubunda geçen “kapsayıcı yeni bir hükûmet” ifadesiyle bir geçiş hükûmeti kurulmasının kastedildiği anlaşıldı. Taliban’ın devrilmesinin ardından Kasım 2001’de Almanya’nın Bonn kentinde BM tarafından düzenlenen toplantıda tüm Afgan politik grupların katılımıyla bir geçiş hükûmeti kurulmuştu. ABD tıpkı 2001’de olduğu gibi ilk etapta tüm grupları kapsayan bir geçiş hükûmetinin oluşturulmasını istiyor. Bu anlamda İstanbul Zirvesi ikinci Bonn olarak değerlendirilebilir.

İstanbul Zirvesi’nde Hangi Konular Tartışılacak?

Yukarıda da işaret edildiği üzere ABD’nin “barış planı” çerçevesinde Afganistan’da bir geçiş hükûmetinin kurulması, İstanbul Zirvesi’nin öncelikli maddelerinden biri olacaktır. Henüz ayrıntılarının basınla paylaşılmadığı geçiş hükûmeti konusunda Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani dışında hemen hemen bir uzlaşı olduğu söylenebilir. Gani şu ana kadar çeşitli platformlarda yaptığı açıklamalarda geçiş hükûmetine ilişkin muhalefetini birçok kez dile getirdi. Fakat ABD desteği olmadan iktidarını koruma gücü olmayan Gani’nin, Washington’ın baskısına karşı direnmesi beklenmemektedir. İstanbul Zirvesi’nde tartışılacak bir diğer öncelikli gündem maddesi de ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi olacaktır. Doha Anlaşması’na göre ABD, 1 Mayıs 2021 tarihine kadar Afganistan’dan tamamen çekilmek zorunda. Amerikalı askerî uzmanlara göre Biden’ın 1 Mayıs’a kadar çekilme emri vermesi pek olası gözükmüyor. Nitekim Biden, 25 Mart’ta düzenlediği basın toplantısında Doha Anlaşması’nda belirlenen takvime uymanın zor olduğunu söyledi. Amerikan medyasına göre Biden, çekilmeyi altı aylığına uzatmak veya zamana yayılan bir çekilme gibi seçenekler üzerinde duruyor. Washington’ın öncelikli hedefi Taliban’ı çekilmenin ileri bir tarihe ertelenmesi için ikna etmek. Biden yönetimi, Taliban’ın hâlâ Afganistan hapishanelerinde tutulan tüm savaşçılarının serbest bırakılması ve Taliban yöneticilerinin BM’nin kara listesinden çıkarılması gibi tavizler karşılığında Doha Anlaşması’nda belirlenen takvimin esnetilmesini isteyecektir. Fakat Taliban’ın bu senaryoya evet demesi düşük bir ihtimal olarak görülüyor. Nitekim Biden’ın sözlerine Taliban’dan tepki gecikmedi. Taliban Sözcüsü Zabiullah Mücahit “ABD’nin Doha Anlaşması’nda belirlenen takvim çerçevesinde Afganistan’ı terk etmemesi durumunda savaşın devam edeceği” tehdidinde bulundu. Hemen ardından Taliban; Kandahar, Host, Helmend gibi büyük şehirler ve 50 ilçeyi kapsayan yıkıcı bir saldırı dalgası başlattı.

Türkiye, Afganistan Barış Sürecinde Nasıl Bir Rol Oynayabilir?

Türkiye; bir NATO müttefiki olarak ABD ile birlikte çalışabilme yeteneği, Afganistan sorununa etki edebilecek bölgesel ülkelerle yakın bağları ve Afganistan ile uzun yıllara dayanan iyi ilişkileri nedeniyle bu ülkede barışın tesisine katkı sağlayabilecek tüm niteliklere sahiptir. Türkiye bugüne kadar gerek ikili gerekse BM ve NATO çerçevesinde Afganistan’da çeşitli alanlarda büyük katkılarda bulunmuştur. Türkiye’nin Afganistan’a yaptığı katkılar başta merkezî hükûmet olmak üzere bu ülkedeki yerel aktörler ve Afganistan halkı tarafından takdirle karşılanmaktadır. Türkiye bu özelliğinden ötürü Afganistan’da etnik veya mezhep farkı gözetmeksizin bütün gruplarla diyalog kurabilmektedir. Bu da Türkiye’yi Afganistan’da barışın yeniden tesisine katkı sunabilecek nadir ülkelerden biri olarak öne çıkarmaktadır. Türkiye’nin tercih edilmesinin bir başka nedeni de Pakistan ile olan yakın ilişkileridir. Afganistan ile yaklaşık 2.400 km ortak sınırı paylaşan Pakistan, Afganistan meselesinde en kilit ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir. Pakistan’ın özellikle askerî ve istihbarat birimlerinin Taliban’ın üzerinde ciddi bir nüfuzu bulunmaktadır. Birçok uzmana göre Pakistan’ın rızası olmadan Afganistan’da kalıcı bir çözüme ulaşmak mümkün değildir. Bu da Türkiye’nin Pakistan ile olan ilişkilerini önemli hâle getirmektedir. Bu açıdan Ankara ile İslamabad arasındaki stratejik ilişkiler, Afganistan’da istikrar ve barışın tesisi için fark yaratabilir. Son olarak Türkiye, nüfusunun büyük bölümü Müslüman olan tek NATO üyesidir. Bu da Türkiye’yi Afganistan’da gözlemci sıfatıyla askerî güç bulundurması en kabul edilebilir ülke yapmaktadır. ABD veya herhangi başka bir ülkenin askerî güç bulundurmasını kesinlikle kabul etmeyen Taliban veya diğer muhalif gruplar, Türkiye’nin öncülüğünde oluşturulan barışı koruma görev gücüne itiraz etmeyebilir. Tüm bu bileşenler, Türkiye’nin Afganistan barış sürecinde çok etkin bir rol üstlenebileceğini göstermektedir.

İstanbul Zirvesi’nin Türkiye İçin Önemi Nedir?

Türkiye’nin Afganistan barış sürecinde aktif bir rol üstlenmesi Ankara-Washington ilişkilerinde yeni bir sayfa açabilir. Hâlihazırda Afganistan sorunu Biden yönetiminin acil olarak ilgilenmesi gereken dış politika maddelerinin başında yer alıyor. Yukarıda da işaret edildiği üzere ABD, Doha Anlaşması ile 1 Mayıs 2021 tarihine kadar Afganistan’dan çekilmeyi taahhüt etmiş durumda. Dolayısıyla Biden yönetimi zaman sıkışıklığından ötürü Afganistan konusunda acil adım atmak zorunda. Bu nedenle İstanbul Zirvesi kritik öneme sahiptir. Zirvenin ev sahibi sıfatıyla Türkiye’nin bu konudaki yapıcı rolü, Washington-Ankara ilişkilerine olumlu yansıyacaktır. Türkiye, İstanbul Zirvesi’ndeki rolü karşılığında ABD’den S-400, YPG ve FETÖ gibi anlaşmazlıklarda bazı tavizler isteyebilir.

Öte yandan Türkiye’nin Afganistan sorunu gibi oldukça kronikleşmiş bir sorunun çözüm arayışında üstlendiği rol, Ankara’nın uluslararası kamuoyunda ara buluculuk rolünü pekiştirecektir. Bu açıdan İstanbul Zirvesi gelecekte çözüm bekleyen benzer anlaşmazlıklar için bir örnek teşkil edebilir. Son olarak İstanbul Zirvesi, 40 yılı aşkın süredir iç savaşla boğuşan Afganistan halkı açısından barış için son umuttur. Başta Afgan siyasiler olmak üzere Afganistan halkı, İstanbul Zirvesi’ne Afganistan’da barışın tesisi için bir dönüm noktası olarak bakıyor. Afganistan Ulusal Uzlaşı Konseyi Başkanı Abdullah Abdullah, “İstanbul Zirvesi’nden somut ilerlemeler bekliyoruz.” açıklamasında bulundu. Muhalif liderlerden İslami Parti Başkanı Gülbeddin Hikmetyar, İstanbul Zirvesi’ni “Afganistan’da barışa giden yolda önemli bir fırsat” olarak değerlendirdi. Tüm bu faktörler, Türkiye’nin Afganistan barış sürecindeki rolünün önemini ortaya koymaktadır. Ankara bu fırsatın farkında olarak hareket etmelidir. Doha Barış Görüşmeleri sadece Afganlara bırakılan görüşmelerin zor ilerlediğini ortaya koymuştur. Dolayısıyla Türkiye sadece görüşmelere ev sahipliği yapmakla kalmayıp gerektiğinde inisiyatif alarak bir ara bulucu rolüyle hareket edebilir. Afganistan’da barış ve istikrar, iç ve dış dengelerin başarılı bir şekilde yönetilmesine bağlıdır. Bu yüzden Türkiye yerel aktörlerin yanı sıra Pakistan ile iyi ilişkilere sahip olma avantajından da yararlanmalıdır.

Dünya İstanbul’daki görüşmelere kilitlenirken açıklama geldi: Bu olmazsa operasyona başlayacağız

Dünya İstanbul’da yapılacak olan Afganistan ile Kabil hükümeti arasındaki görüşmeye kilitlendi. Taliban, ABD askerlerinin bölgeden çekilmesini istiyor. Çekilme gerçekleşmezse Taliban harekatlarına yeniden başlayaca.

Katar’ın başkenti Doha’da ABD ile Taliban arasında yapılan anlaşmaya göre Pentagon askerlerini Afganistan’dan çekeceğini açıkladı. Biden’ın başkan olmasıyla bu çekilmenin biraz gecikeceğinin söylenmesi üzerine Taliban, yıllık bahar harekatlarının çekilme olmazsa başlayacağını açıkladı.

Star’ın haberine göre, Taliban’ın Katar’daki siyasi ofis sözcüsü ve müzakere ekibi üyesi Muhammed Naim, yaptığı bir röportajda Taliban’ın Afgan barış sürecinin mevcut durumu ve geleceğine ilişkin vizyonunu anlattı.

Yapılan röportajdan satır başları:

Soru: İstanbul görüşmesinin gündemi ne olacak? Talepleriniz nelerdir?

Muhammed Naim: Türkiye’deki konferans hakkında henüz detaylı bilgiye sahip değiliz. Bu konu tartışılıyor ve ana talebimiz, ülkemizin bağımsızlığını kazanması için Doha anlaşmasında kararlaştırıldığı gibi, belirlenen tarihte yabancı askerlerin geri çekilmesi olacak. Başlıca taleplerimiz, Afganistan’daki gelecekteki sistemin İslam ilkelerine dayalı olarak İslami olması, halkının sorunlarına cevap verebilecek ve güvenliklerini sağlayabilecek güçlü, istikrarlı ve kapsayıcı bir Afgan sistemine sahip olmamız olacaktır.

Soru: Moskova’daki bir basın toplantısında, ABD askerlerini geri çekmezse bahar taarruzunu başlatma olasılığını göz ardı etmediniz. Ancak bu durumda Afganlar ölecek. Afganlar ABD’nin yükümlülüklerini yerine getirmemesinin bedelini neden ödesin?

MN: Evet, bunu Moskova’da söyledik ve yeni bir bildiri yayınladık. Yabancı güçler ülkemizi terk etmezse, özgürlük ve bağımsızlık halkımızın talebidir. Bütün uluslar özgürlükleri için feda ediyor. Halkımızı temsil ediyoruz. Son 20 yıldır yabancı güçlere karşı savaşıyoruz ve halkın özgürlüğünü, değerlerini ve bağımsızlıklarını savunma hakkıdır. Aslında özgürlüğün çok yüksek bir bedeli vardır. Onun için fedakarlık, milletlerin tarihindeki en önemli şeydir ve bir onur olarak kabul edilir.

Soru: ABD ile Taliban arasında yapılan anlaşmada şartlarının yerine getirilmesi olası bir fesih anlamına mı geliyor? Varsa, fesih şartları nelerdir? Sonuçları nelerdir?

MN: Doha’da yapılan anlaşmanın iptali için özel bir koşul yok, ama elbette, taraflardan biri yükümlülüklerine uymazsa, bu anlaşmanın kendisini ihlal etmek anlamına gelir.

Masaya oturuken hem bizim hem de Amerikalıların ortak hedefi bu savaşı bitirmekti, o yüzden savaşı yeniden başlatmaya gerek yok. Ama şimdi karşı tarafın anlaşmaya bağlı kalmaması veya anlaşmayı ihlal etme yolları araması onların sorunu. Biz milletimize dayatılan savaşı bitirmek ve barış içinde özgürce yaşamak istiyoruz.

Soru: ABD birliklerinin çekilmesinin Afgan ordusunu zayıflatacağı ve Taliban için kolay bir av haline getireceği endişelerine ne dersiniz? ABD birlikleri çekildikten sonra düşmanlıklara devam etmeyeceğinizi garanti edebilir misiniz?

MN: Aslında Afganistan’da yabancı kuvvetlere ihtiyaç yok. Afganistan İslam Emirliği, Afgan halkının tek ve gerçek temsilcisidir. Önemli olan halkın huzuru, ülkenin bağımsızlığı ve özgürlüğüdür. Yabancı güçler ayrılır ayrılmaz iç meseleler, Doha’da olduğu gibi İslam Emirliği ve diğer siyasi partilerin Afganların sorunlarını müzakere masasında çözüme ulaştıracağını umuyoruz.

Gerçek şu ki, yabancı kuvvetlerin gelişiyle savaşı azaltmadı, artırdılar. Varlıkları savaşın sebebidir. Afganistan’dan ayrılırlarsa savaşın nedenlerinden biri ortadan kalkacak, savaşın bir tarafı zayıflayacak ve sonunda savaş sona erecek.

Soru: ABD askerlerinin Kasım ayına kadar çekileceğini düşünüyor musunuz?

MN: Yabancı kuvvetlerin geri çekilmesi Doha Anlaşması’yla bir karara bağlandı. ABD, Birleşmiş Milletler, komşularımız ve bölge ülkeleri tarafından anlaşma onaylandı. Bu geri çekilme takvimi ana hatlarıyla anlaşma maddelerince belirtildi. ABD yaptığı anlamaya bağlı kalmayarak maddleri değiştirmeye çalışıyorlar, onlar verdikleri sözlere sahip çıkmazlarsa diğer sözlerine bağlı kalacaklarını kim garanti edebilir?

Soru: Müzakere masasında hangi ülkeleri veya siyasi güçleri görmek istersiniz?

MN: Yabancı güçlerle ilgili tartışmalar masada çözüldü. Afganistan’daki son 20 yıllık savaşının dış boyut ve bir iç boyutu olmak üzere iki boyutu vardı. Dış boyut, Doha anlaşması kapsamında çözüldü, yabancılar Afganistan’ı terk edecek. Şimdi iç boyuta geldik, çözmek için pazarlık yapıyoruz. İç boyuttaki sorunlarımızı kendi içimizde görüşeceğiz yabancı kuvvetlerin müdahale etmesine gerek yok.

Soru: İran’ın Afganistan’da daha aktif bir rol oynaması gerektiğini düşünüyor musunuz?

MN: Umudumuz, tüm komşularımızın, bölge ülkelerinin ve dünya ülkelerinin Afganistan’da olumlu bir rol oynaması, bağımsızlık ve özgürlüğe kavuşmak için Afganistan halkıyla birlikte çalışmasıdır. Tüm ülkelerden, komşularımızdan, bölgeden ve dünyadan Afganistan’ın istikrarına, ellerinden geldiğince güçlü ve istikrarlı bir sistemin kurulmasına katkıda bulunmaları ricamızdır.

Dikkat çeken çağrı: Türkiye’nin ülkemizde söz hakkı olsun

Türkiye mezunu Afganistan milletvekili Hamiduddin Yoldaş, Türkiye’nin Afganistan’da daha aktif rol almasını ve söz hakkının olmasını istediklerini açıkladı.

Türkiye mezunu, Afganistan’ın Tahar Vilayeti Milletvekili Hamiduddin Yoldaş, Afgan hükümeti ve Taliban arasında yürütülen barış görüşmelerinin geleceği, ülkesi ve Türkiye arasındaki ilişkiler ile ABD’nin Afganistan siyasetindeki rolüne ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) sağladığı Türkiye bursları ile Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olan Yoldaş, buradaki eğitimini tamamladıktan sonra Afganistan’a döndüğünü ve bir süre Adalet Bakanlığındaki görevinin ardından 2018’e kadar Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) sağlık ve altyapı çalışmalarında görev aldığını belirtti.

Yoldaş, öğretim hayatı ve sonrasında çeşitli sosyal yardım faaliyetlerinde yer aldığını dile getirerek, İHH İnsani Yardım Vakfı gibi Türkiye’deki birtakım yardım kuruluşlarıyla yetimlerle ilgili çalışmalar başlattıklarını söyledi. Yoldaş, “Şu anda Afganistan’da 3 bine yakın yetimin eğitimini sürdürebilmesi için sponsorluk ediyoruz ve bu sayı gün geçtikçe artmakta.” diye konuştu.

Afganistan’ın başkenti Kabil’de bir yetimhane yaptırdıklarını ve İHH ile bu yetimhanenin işletme faaliyetlerini sürdürdüklerini kaydeden Yoldaş, bu yetimhaneden mezun olan yaklaşık 20 öğrencinin Türkiye’de eğitim gördüğünü aktardı.

Bu kapsamda, meslek edindirme ve sağlık alanındaki çalışmalara da devam ettiklerini söyleyen Yoldaş, ülkesinde uzun yıllar süren savaş nedeniyle birçok kişinin yaşadığı psikolojik sorunlar ile altyapı ve eğitim alanlarındaki yetersizliğin, Afganistan’ın halihazırda karşı karşıya kaldığı en büyük sorunlar olduğu değerlendirmesinde bulundu.

“Dışarıdan bürokrat ithal ederek ülke yönetemezsiniz”

Yoldaş, Rusya’nın 1979’da Afganistan’ı işgalinden bu yana, ülkede süregelen savaş ve çatışmaların etnik yapılar üzerinden sürdürülmesinin Afgan halkı arasındaki birlik ve beraberliğe zarar verdiğini söyledi.

Taliban döneminin ise Afganistan için “kara kutu” dönemi olarak niteleyen Yoldaş, Taliban’ın o dönemki uygulamalarına karşı da eleştirilerde bulundu.

Yoldaş, “Siz (Taliban) bir ülkeyi ele geçiyorsunuz, eğitimi durduruyorsunuz. Kadın haklarını tamamen hiçe sayarak, kadınları evlere kapatıyorsunuz. Televizyonları, her yeri, her şeyi kapatıyorsunuz. Akşam yapılan bir idamın görüntülerini 1 saat içinde tüm dünyaya yayıyorsunuz. Burada bir çelişki var.” ifadelerine yer verdi.

Taliban rejiminin 2002’de devrilmesinin ardından, Afganistan’da 18 yıl süren demokrasi dönemine geçildiğini anımsatan Yoldaş, uygun zemin hazırlanmadan dış kaynaklı getirilen demokrasinin, gelenek, görenek ve dinine bağlı Afgan halkı için erken olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Yoldaş, “Dışarıdan bürokrat ithal ederek ülke yönetemezsiniz. Bu durum hala devam ediyor. 2001’den 2021’e kadar yapılan çalışmalar ve projeler eğer doğru düzgün uygulanmış olsaydı, bugün Afganistan’ı çok farklı bir yere taşırdı. Bugün bizim halkımız bu kadar yoksulluk ve savaşla mücadele etmek ve bunları çekmek zorunda kalmayacaktı.” diye konuştu.

Afganistan’a gelen yardımların tamamının gereksiz yere harcandığı değerlendirmesinde bulunan Yoldaş, “Şu anki hükümeti bu duruma sokan, çökme noktasına getiren yolsuzluk. Bu yolsuzluk, dış yardımlardan tutun ihalelere, gümrüklere kadar hatta birçok atama bile yolsuzlukla yapılıyor.” ifadesini kullandı.

“Afganistan meclisindeki sandalye dağılımında etnik aidiyet ağır basıyor”

Yoldaş, ülkesinde partili seçim sisteminin bulunmadığını, adayların seçimlere bağımsız girdiğini ve seçilen milletvekillerinin daha sonra mecliste kendi aralarında gruplar oluşturduğunu anlattı.

Bu grupların çalışmalarına da kendi aralarında devam ettiğini belirten Yoldaş, “Şunu söylemek istiyorum: Afganistan’da etnik çatışmalar bitmeden veya uzlaşıya varılmadan daha çok sıkıntı yaşayacağız.” dedi.

Yoldaş, meclisteki sandalye dağılımında etnik aidiyetin, siyasi güçten daha fazla ağır bastığına işaret ederek, “(Meclis’te) Hangi etnik grubun sayısı fazlaysa, onların dediği oluyor ya da o yönde görüşler yoğunlaşıyor.” şeklinde konuştu.

Afganistan’ın geleceğinin şekillenmesinde meclisin oynayacağı etkin role ilişkin yaptığı değerlendirmede Yoldaş, “Afganistan’ın en seçkin kişileri, 250 kişi bu çatı altında toplandı. Bunların hepsi millet tarafından seçilerek meclise gönderildi. Milletin şu anda güvendiği tek kurum, güvenebileceği tek müessese meclistir. İnsanların buradan bir beklentisi var.” ifadelerini kullandı.

“Afgan halkı ülkedeki kaosun sürdürülmesinin sebebi olarak Amerika’yı görüyor”

Yoldaş, Afgan halkının siyasete güven duyup duymadığı sorusuna ilişkin de şunları söyledi:

“18 yıllık dönem ve şu anki hükümeti göz önünde bulundurarak sorunuza cevap verecek olursam, şunu zaten herkes biliyor: Hükümet Amerikalıların kurduğu ve desteklediği bir hükümet. Afgan halkı bunu biliyor ve biz şunu biliyoruz: Afganistan’da Amerikalılar kaybetti. Afgan halkının istediğini ve kendi istediklerini hiçbir şekilde elde edemediler. Bunu kabul etmek lazım. Diğer taraftan, insanlar Afganistan’da etnik yapı üzerinden siyaset yapmayı bırakmalı. Bu olmazsa olmaz. Etnik yapı üzerinden siyaset yapmamalılar ama kesinlikle etnik yapıyı da göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Tek başına Peştunlar da Tacikler de Türkler de hükümet edemez. Tek başına ülkeyi yönetmeye kalkacağız derlerse 40 yıldan bu yana akan kan durmaz.”

Yoldaş, Afgan halkının içinde bulunduğu durumdan kurtulabilmesi için bir millet ve ümmet olması gerektiğinin altını çizerek, kabilecilik mantığıyla bir yere varılamayacağını kaydetti.

Milletvekili Yoldaş, “Şu anda Afganlar bu sistemi getiren ve oturtan Amerika’ya öncelikle güvenmiyor. Bugünkü kaosun sürdürülmesinin, güvenliğin gelmemesinin sebebi olarak Amerika’yı görüyorlar. Afganistan’da kaosun sürmesi birilerinin işine geliyor ve bir şekilde bunun sürmesini istiyorlar. Kaosun devamı, şu anda kaostan kim yararlanıyorsa onların işine geliyor.” dedi.

“Afganistan’da en fazla yardım kuruluşu bulunduran ülke Türkiye”

Afganistan Meclisi ile TBMM arasındaki ilişkilerin hangi düzeyde olduğu ve Türkiye’nin tecrübesinden yararlanılıp yararlanılmadığı sorusu üzerine Yoldaş, “Maalesef geçtiğimiz 1,5 yıllık sürede herhangi bir faaliyet gözlemlemedim. Belki de iki tarafın biraz eksikliği ve işi çok fazla üstlenmediğindendir.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye-Afganistan arasındaki ilişkiler çok eskiye dayanıyor. Türkiye daima Afganistan’ın yanındaydı. Afganistan’da en fazla yardım kuruluşu bulunduran ülke Türkiye.” diyen Yoldaş, Türkiye’nin yaptığı yardımlarla Afgan halkının yaralarını sarmaya çalıştığını dile getirdi.

Yoldaş, “Türkiye’nin Afganistan’da daha aktif olmasını ve söz hakkı olmasını, olaylarla daha yakından ilgilenmesi hatta yön vermesi gerektiğini düşünüyoruz.” diye konuştu.

Ülkesi ve Türkiye arasında siyasi, ticari ve kültürel konular başta olmak üzere birçok alanda iş birliği olduğunu dile getiren Yoldaş, Türkiye’nin, Afganistan’ın siyasetine de dahil olarak katkıda bulunabileceğini söyledi.

Yoldaş, şöyle devam etti:

“Bir sürü ülke Afganistan’da kendi menfaatleri ve çıkarları üzerine politika yapıyor. Herhangi bir sinsi planı olmadan Afganların yanında olan bir tek Türkiye var. Türkiye’nin Afganistan siyasetini pozitif yönde yönlendirmek için daha fazla aktif olması gerektiğini düşünüyorum.”

“Taliban barış görüşmelerini daha da zora sokuyor”

Milletvekili Yoldaş, Taliban ve Afgan hükümeti arasındaki barış görüşmelerinin çok değerli ve önemli bir adım olduğu değerlendirmesinde bulunarak, birbiriyle savaşan iki grubun bir masa etrafında oturmasının çok kıymetli bir gelişme olduğunu kaydetti.

Taliban’ın görüşmelerdeki tutumuna ilişkin ise Yoldaş, şu ifadeleri kullandı:

“Taliban bu görüşmeleri daha da zora sokuyor. Olmayacak şartlar öne sürüyor. Mesela rejim ve anayasa değişikliği, insan hakları, düşünce özgürlüğü ve kadın hakları gibi konularda çok katı şartlar koyuyorlar. Daha önce ‘Afganistan’da yabancı bir asker bile olursa biz silahı bırakmayız’ diyorlardı ama gittiler Amerikalılarla anlaşma yaptılar. 1 yıldan beri Amerikalılarla bir alıp veremedikleri yok ama yine kendi kardeşlerini katletmeye devam ediyorlar. Bu çok üzücü ve acı. Bunların (Taliban’ın) bugün dediği yarın dediğini tutmuyor. Bir tutarsızlık var. Kim bunları yönlendiriyorsa ona göre hareket ediyorlar, özgür iradeleri yok. Kendi özgür iradeleri için, bu halk için savaşmıyorlar. Vicdanı olan insan o durumdaki insanlara biraz acır. Bunlar çok acımasız olmuş.”

Öte yandan, Afganistan hükümetinin barış görüşmelerinin daha etkin ve kapsamlı olması için tüm kesimleri kapsayacak bir milli konsey oluşturması ve yol haritasını birlikte çizmeleri gerektiğini belirten Yoldaş, uzlaşmanın sağlanması için birlikteliğin olması gerektiğini kaydetti.

Yoldaş, Afganistan’da uzlaşının sağlanıp sağlanamayacağı sorusu üzerine, “Eğer Afgan hükümetine ve Taliban’a özgür irade verilirse uzlaşma mümkün. Kendi iradeleriyle hareket ettiklerinde mümkün ya da her ikisinin üzerindeki güç isterse mümkün.” yanıtını verdi.

Uzlaşmanın sağlanabilmesi için tam anlamıyla bir ateşkesin muhakkak olması gerektiğini vurgulayan Yoldaş, bölgesel güçlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkati çekti.

“Türkiye Afganistan gençleri için eğitim açısından çok değerli bir kapı”

Türkiye Burslarıyla Konya’da tıp eğitimi alan Yoldaş, “Türkiye, Afgan gençleri için eğitim açısından çok değerli bir kapı.” değerlendirmesinde bulundu. Yoldaş, Afgan gençlerin eğitim için en fazla tercih ettiği ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çekerek, bu öğrencilere verilen destek için Türk halkına teşekkür etti.

Afganistan gelişmeyi duyurdu: Türkiye ile anlaşma yapmak için geldik

Türkiye ve Afganistan yeni bir anlaşma için biraraya geldi. Afganistan Ulaştırma Bakanı Kudretullah Zeki, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde 19 yıllık sürede yapılan ulaştırma ve altyapı yatırımlarına dikkati çekerek, ‘Türkiye ile ulaştırma alanında iki kardeş gibi yola devam etmeyi arzuluyoruz. Türkiye’nin ulaştırma ve altyapı alanlarındaki tecrübelerinden yararlanmak üzere buraya geldik.’ ifadelerini kullandı.

Karaismailoğlu, Afganistan Ulaştırma Bakanı Kudretullah Zeki ve beraberindeki heyetle makamında görüştü.

İki ülkenin uzun geçmişe dayanan dostluk ve kardeşlik bağlarının değerlendirildiği görüşmede, Türkiye ile Afganistan arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkiler ile kara yolu taşımacılığı konuları ele alındı.

Bakanlar tarafından Türkiye ile Afganistan’ın her alandaki örnek dostluğunun göstergesi olarak hem ikili düzeyde hem de uluslararası platformlardaki yakın iş birliğinin devam ettirilmesi yönündeki irade teyit edildi.

Görüşmeler yarın da sürecek

Karaismailoğlu, köklü tarihi ve siyasi bağları olan Afganistan’ın kendileri için her zaman değerinin ve yerinin farklı olduğunu ifade ederek, yapacakları görüşmelerin yakın iş birliğini geliştireceğine ve ülkelerin ekonomik kalkınmasına katkı sunacağına inandığını söyledi.

Bu çerçevede Afganistan’ın önemli ulaştırma ve altyapı projelerinde gerekli desteği sağlayacaklarını vurgulayan Karaismailoğlu, “Düzenleyeceğimiz Kara Ulaştırması Karma Komisyonu Birinci Toplantısı vesilesiyle kara yolu taşımacılığı alanındaki ilişkilerimizi teknik heyetlerimiz etraflıca ele alacaklar.” diye konuştu.

İki ülke arasında “Ulaştırma Alanlarında Ar-Ge Faaliyetlerine İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı”nın yarın imzalanmasının planlandığı bilgisini veren Karaismailoğlu, “Bu zaptla hem kamu birimlerimizin hem de özel sektör paydaşlarımızın Ar-Ge faaliyetlerinde ortak çalışmalar gerçekleştirebilmeleri yönündeki desteğimizi ortaya koymuş oluyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Karaismailoğlu, uluslararası platformlarda hem kara yolu hem demir yolu taşımacılığının gerçekleştirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüldüğüne işaret ederek, koridorlar üzerinde kesintisiz ve düzenli bir taşımacılığın sağlanması için Afganistan ile yakın iş birliğine her zaman hazır olduklarını dile getirdi.

Son yıllarda kendilerinin de demir yolu alanında çok önemli projeler gerçekleştirdiklerini anlatan Karaismailoğlu, “Sizlerle bu konuda iş birliğimizi geliştirmeye, tecrübelerimizi ve bilgi birikimimizi paylaşmaya her zaman hazırız.” ifadelerini kullandı.

Afganistan Ulaştırma Bakanlığının idari personel kapasitesinin artırılması hususunda kendileriyle yakın çalışmaya hazır olduklarını belirten Karaismailoğlu, Kovid-19 salgını nedeniyle şimdilik çevrim içi, salgın sonrası yüz yüze ve alan ziyaretleriyle görüşmeler gerçekleştirebileceklerini bildirdi.

Uluslararası ve bölgesel iş birliği hedefi

Afganistan ile hem Lapis Lazuli koridoruna ilişkin anlaşma hem de Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) çerçevesinde yakın ilişkiler içinde bulunduklarını vurgulayan Karaismailoğlu, kara ve demir yolu taşımacılığını içeren çok modlu bir ulaşım koridorunu desteklediklerini söyledi.

Lapis Lazuli koridoruna da büyük katkı sağlayacak demir yolu taşımacılığı için gerekli teknik ve idari toplantıların ivedilikle gerçekleştirilmesi hususunda desteğe hazır olduklarını belirten Karaismailoğlu, şunları kaydetti:

“Ülkelerimiz arasında demir yolu taşımacılığı imkanlarının artırılması ve yeni iş birliği imkanlarının oluşturulması konusunda gerekli her türlü çalışmaya katılmaya istekliyiz. Afganistan’ın Lapis Lazuli güzergahını kullanarak Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Hattı üzerinden Avrupa ile bağlantısını sağlama konusunda kararlıyız. Afganistan’ın istikrarı ve kalkınması konusunda ulaştırma alanında yapılabilecek her türlü projeye teknik düzeyde desteğe hazırız.”

Afgan Bakan Zeki ise Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde 19 yıllık sürede yapılan ulaştırma ve altyapı yatırımlarına dikkati çekerek, “Türkiye ile ulaştırma alanında iki kardeş gibi yola devam etmeyi arzuluyoruz. Türkiye’nin ulaştırma ve altyapı alanlarındaki tecrübelerinden yararlanmak üzere buraya geldik.” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından iki bakan günün anısına birbirlerine hediye takdim etti.

Zeki, ziyareti kapsamında ulaştırma ve altyapı alanında Ankara Lojistik Üssü’ne ve TÜVTÜRK’e saha ziyaretlerinde bulunacak ve Belediyeler Birliği yetkilileriyle görüşecek.