ABD

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

ABD

ABD’ye güvenemeyeceklerini anladılar… Türkiye ile iş birliği yapmak zorundalar

Avrupa Birliği’nin ABD’ye güvenemeyeceğinin Donald Trump döneminde açıkça ortaya çıktığını belirten uzmanlar, “Çevresindeki krizleri şekillendirmek ya da en azından dondurmak için AB, Türkiye gibi bir aktörle iş birliği yapmak zorunda” değerlendirmesinde bulundu.

Türk Alman Üniversitesi (TAÜ) Öğretim Üyesi ve SETA Avrupa Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Enes Bayraklı, “AB stratejik körlüğünü aşabilecek mi?” çarpıcı bir yazı kaleme aldı.

İşte AA’da yer alan analiz yazısı;

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik serüveni 1959 yılında Birliğin öncülü Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) ortaklık başvurusuyla başladı. Bu serüvenin aradan geçen 61 yıla rağmen hâlâ üyelikle sonuçlanmamış olması her fırsatta dile getirilen bir husus. Bu süre içerisinde aralarında eski Varşova Paktı üyesi ülkeler olmak üzere onlarca ülke üyelik müzakerelerine başlayıp üye olmasına rağmen Türkiye halen AB’nin kapısında bekliyor. Türkiye-AB ilişkilerinin inişli çıkışlı tarihine bakıldığında ilk göze çarpan, Türkiye’nin başka hiçbir üye ya da aday ülkeye benzemeyen bir muameleye tabi tutulduğu gerçeğidir.

Avrupa’daki muhafazakâr ve aşırı sağcı çevreler Türkiye’nin farklı bir kültüre sahip olmasını gerekçe göstererek Türkiye’ye imtiyazlı ortaklık önerisinde bulunmaktalar. Buradan açıkça anlıyoruz ki Türkiye seküler bir devlet olmasına rağmen bu çevreler tarafından nüfusunun çoğunun Müslüman olması ve İslami kültürü nedeniyle açıkça Avrupa’nın ötekisi olarak konumlandırılıyor.

Dolayısıyla 83 milyonluk nüfusu ile Türkiye’nin AB’ye üye olması sadece birlik içerisindeki güç dengelerini ciddi olarak değiştirecek olması bakımından değil aynı zamanda AB’nin kimliğini yeniden tanımlamasını gerektirecek kadar büyük bir meydan okuma olarak görülüyor. AB’yi Hristiyan-Yahudi kültürü temelinde yükselen bir birlik olarak gören bu çevrelerin İslam’ın ve Müslümanların Avrupa tarihinin ve Müslüman göçmenler üzerinden de bugünün bir parçası oldukları gerçeğini görmezden geldikleri açık. Dolayısıyla Türkiye’nin üye olduğu bir AB ister istemez daha kapsayıcı bir AB haline gelecektir. Aşırı sağın her geçen gün yükseldiği AB’nin bilhassa bugün böyle bir dönüşüme açık olmadığı ortada. Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin önündeki en temel sorun da bu.

Türkiye-AB ilişkileriyle ilgili üretilen literatüre Avrupa merkezci ve kolaycı bir yaklaşım hâkim durumda. İlişkiler genelde Türkiye’nin iç siyasetinde yaşanan gelişmeler üzerinden analiz edilerek Türkiye’nin neyi doğru ya da yanlış yaptığı gündeme getirilmek suretiyle Türkiye’nin önüne ev ödevleri konulmakta. Halbuki tüm ikili ilişkilerde olduğu gibi Türkiye-AB ilişkilerini etkileyen faktörler üç düzlemde incelenmeli: Türkiye’de yaşanan iç siyasi gelişmeler, AB’de yaşanan iç siyasi gelişmeler ve uluslararası sistemde yaşanan değişimler. Aday bir ülke olmasından dolayı Türkiye ile AB arasında asimetrik bir ilişki bulunuyor. Bu asimetriden dolayı da AB’de yaşanan iç gelişmelerin Türkiye’nin AB’ye adaylık sürecine etkisi genelde göz ardı ediliyor. Bu hikâyenin Türkiye’yle ilgili tarafı çokça yazıldı çizildi. Üzerinde yeterince durulmayan konu ise uluslararası sistem ve AB’de yaşanan değişimlerin ilişkiler üzerindeki etkileri.

Uluslararası sistemde yaşanan değişimler

İkili ilişkileri etkileyen en temel unsurun uluslararası sistemin yapısı ve bu sistemde yaşanan değişimler olduğu açıktır. Uluslararası sistem açısından bakılacak olursa; son 30 yılda Soğuk Savaşın sona ermesi, terörle savaş doktrininin ortaya çıkması, Çin’in yükselişi ve son olarak yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi gibi ciddi kırılmalar ve güç kaymalarının yaşandığı görülüyor. Bugün Soğuk Savaşın sonra ermesinden bu yana 30, Türkiye’nin üyelik müzakerelerine başlamasından bu yana ise 15 yıl geçmiş durumda. Bu süre içerisinde yepyeni bir Türkiye ve AB ortaya çıktı. Ne Türkiye eski Türkiye ne de AB eski AB’dir. Zira her iki aktör ve uluslararası sistem statik değil epeyce dinamik bir süreçten geçiyor.

Soğuk Savaş sonrası dönemde tarihin sonunun ilan edildiği ve ABD’nin hâkim olduğu bir dünya düzeninden bugün çok kutuplu bir dünya düzenine gidildiğine dair ciddi emareler var. Dolayısıyla yeni bir dünya kurulduğu açık; Kovid-19 pandemisinin ise bu dönüşümü daha da hızlandırması bekleniyor. Etrafı krizler ve iç savaşlarla çevrili olan ve bu krizlerin ürettiği göç, mülteciler ve terör tarafından istikrarı tehdit edilen AB, belirsizliklerle dolu bu uluslararası sistemde kendisine nasıl bir rol biçiyor? AB’nin ABD’nin düzenleyici rolüne ilanihaye güvenemeyeceği Trump döneminde açıkça ortaya çıkmış oldu.

Bu açılardan bakıldığında çevresindeki krizleri şekillendirmek ya da en azından dondurmak için AB, Türkiye gibi bir aktörle işbirliği yapmak zorunda. Bütün bunlara rağmen AB’nin Türkiye ile ilişkilerine stratejik bir körlüğün hâkim olduğu görülüyor. AB, Türkiye ile ilişkilerini hâlâ sadece üyelik perspektifi çerçevesindeki asimetrik ilişki üzerinden sürdürmek istemekte, bundan dolayı da çevresinde ortaya çıkan krizlere hızlı cevap üretememekte ve yeni şartlara adapte olamamakta. Dış politika ve güvenlik açısından birlik adeta kısmi bir felç içerisinde.

İlişkilerin ana taşıyıcısı Türkiye’nin üyelik hedefi

Soğuk Savaş sonrasında bütün bunlar olup biterken Avrupa siyasetinde de çok hızlı bir dönüşüm yaşandı. Çok kültürlülüğün bittiği ilan edildi, aşırı sağcı partiler normalleşti ve AB’nin genişlemesiyle ilgili bir yorgunluk hali ortaya çıktı. Neticesinde 1990’ların ve 2000’lerin sürekli genişleyen ve entegrasyonunu derinleştiren AB, 2009 ekonomik krizi sonrasında gün geçtikçe içine kapanmaya ve etrafına duvarlar örmeye başladı. Böyle bir AB’nin, kendisinden istenen tüm şartları yerine getirse dahi Türkiye’yi üye olarak kabul etmesi içinde bulunduğu karmaşadan dolayı bir hayli zor görünüyor.

Bütün bunlara rağmen bugün gelinen noktada Türkiye ve AB ekonomi, güvenlik, göç ve mülteciler gibi birçok açıdan karşılıklı bağımlılık ilişkisi içinde. Bundan dolayı da her iki aktör birbirlerine sırtlarını dönme lüksüne sahip değiller. Bu mecburiyet ve Türkiye’nin uzun vadeli olarak AB’ye üyeliği stratejik bir hedef olarak tanımlamış olması müzakereler dondurulmuş olmasına rağmen bugün ilişkilerin ana taşıyıcısı haline gelmiş durumda.

Bu mecburiyetin tam manasıyla bir stratejik iş birliğine evrildiğini söylemek pek mümkün değil. Stratejik bir işbirliğine evrilmese dahi Türkiye ve AB’nin ideolojik önyargıları ya da irrasyonel korkuları bir kenara bırakarak maksimum düzeyde işbirliği yapmaları her iki aktörün de çıkarları açısından en rasyonel yol. Gümrük Birliği ve vize liberalizasyonu bu noktada ön plana çıkıyor. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, pandemi sonrası dönemde her iki tarafa ciddi ekonomik faydalar sağlayacaktır. Vize liberalizasyonu ise insani düzlemde ilişkileri yoğunlaştırarak AB’nin son dönemde zarar gören imajını onarmasına ve Türkiye’nin üyelik hedefini sürdürmesine çok olumlu bir katkı sağlayacaktır.

Joe Biden imzayı attı! Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor

ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden, koronavirüs salgınıyla ilgili kritik açıklamalarda bulunurken, bir dizi kararname imzaladı. Kararnamelerden biri ABD’ye Türkiye ve dünyanın farklı noktalarından gidecek yolcuları yakından ilgilendiriyor. Buna göre; ABD’ye seyahat öncesi negatif korona test sonucu gerekecek ve yolcular ülkeye girdiklerinde karantinaya alınacak.

ABD’nin 46. Başkanı Joe Biden, koronavirüs salgınından en çok etkilenen ülkelerin başında gelen ABD’nin pandemiyle mücadelede yeni yol haritasını çizdi.

“İyileşmek için hatırlamak zorundayız”

Beyaz Saray’da Covid-19 Ulusal Eylem Planı‘nı açıklayan Biden, sözlerine eşi ve kendisinin Amerika’nın 400 bin Covid-19 kurbanını anmak üzere dua ettiğini söyleyerek başladı. Biden, “İyileşmek için hatırlamak zorundayız” dedi. Biden, “Geçen yıl federal hükümete ülkenin ihtiyacı olan odağı sağlaması için güvenemezdik” ifadelerini kullandı. Joe Biden, Covid-19 bağlantılı ölümlerin gelecek ay itibarıyla yüksek olasılıkla 500 bini geçeceği uyarısında bulundu.

“Pandemiyi atlatacağız”

Çiçeği burnunda Başkan, “İşleri yoluna koymamız aylar sürecek. Açık konuşuyorum, bunu atlatacağız, bu pandemiyi atlatacağız” dedi.

Aşının ortaya çıkarılmasıyla ilgili “üzücü bir başarısızlık” ifadesiyle adını anmadan selefi Donald Trump’ı eleştiren Biden, dünya genelindeki Covid-19 ölümlerinin yüzde 20’sinin ABD’de yaşandığına, fakat ABD’nin dünya nüfusunun yüzde 4’ünü oluşturduğuna dikkat çekti.

“99 gün maske takın”

Joe Biden, tüm Amerikalılara “Gelecek 99 gün maske takın” çağrısında bulundu. ABD Başkanı, “Kongre üyeleriyle çalışmayı dört gözle bekliyorum. Ulusal bir acil durumun içindeyiz” ifadelerini kullandı.

Yeni kararnameler imzaladı

Biden, konuşmasında bahsettiği gibi tüm federal kurumları ve özel sanayileri Amerikalıların virüsten korunması için ihtiyaç duyulan her şeyi üretmek üzere harekete geçiren Savunma Üretim Yasası’nı devreye sokan kararnameyi imzaladı. Savunma Üretim Yasası, N95 maskelerinin, kişisel koruyucu ekipmanların, aşının içindeki maddelerin ve şırınga, iğne gibi aşılamada kullanılan materyallerin üretimi için kullanılacak.

Konuşmasının ardından Joe Biden, tedarik zincirini güvence altına almak, işçilerin güvenliğini sağlamak, adil müdahale, güvenli seyahati desteklemek, pandemi test kurulu oluşturmak, Covid-19 bakım ve tedavisine erişimi yaygınlaştırmak ve küresel müdahaleyi geliştirmek gibi koronavirüsle mücadelede etkili olması beklenen bir dizi kararname imzaladı.

ABD’ye uçuşlarda negatif test sonucu gerekecek

Biden’ın imzaladığı kararnamelerden biri, ABD’ye havayoluyla seyahat edecek yolcuları da yakından ilgilendiriyor. Buna göre; yolcuların seyahat öncesi negatif Covid-19 test sonucuna sahip olmaları gerekiyor. Ayrıca ülkeye geldiklerinde de karantinaya alınacaklar.

Başkan Biden konuşmasında söz konusu kararnamelerin, Kongre onayı gerektiren 1.9 trilyon dolarlık pakete ihtiyaç duyduğu hatırlatmasında da bulundu.

ABD’de askerleri taşıyan helikopter düştü! Ölüler var

Amerika Birleşik Devletleri’nin New York Eyaleti Ulusal Muhafız güvenlik güçlerini taşıyan Sikorsky tarafından üretilen UH-60 Black Hawk tipi genel maksat helikopteri düştü.

DefenceTürk’in aktardığına göre, 20 Ocak 2021 Çarşamba günü akşam saatlerinde New York eyaleti, Rochester şehrinin güneyindeki Mendon kasabası bölgesinde meydana gelen kazada 3 mürettebat ise hayatını kaybetti.

Ulusal Muhafızlara ait olan UH-60 helikopterinin rutin tıbbi tahliye eğitim uçuşu yaptığı aktarıldı. Ulusal Muhafız’lar tarafından yapılan açıklamada, helikopterin Rochester Uluslararası Havalimanı’ndaki Ordu Havacılık Destek Biriminin bağlı olduğu ve Birinci Tabur C Bölüğü 171. Genel Destek Havacılık Taburu’na atandığını aktarıldı. Kaza ile ilgili olarak Vali Andrew M. Cuomo yaptığı açıklamada, “Mendon Kasabasında, New York’un en cesur üç kişisinin öldüğü New York Ulusal Muhafız helikopterinin düştüğü haberi beni mahvetti” dedi.

F-35 savaş uçaklarında büyük kriz!

ABD yapımı 5. nesil savaş uçağı F-35’lerde muharebe kabiliyetine zarar verecek ve pilotların güvenliğini tehlikeye atabilecek türden yaklaşık 900 hata bulunduğu öğrenildi.

5. nesil savaş uçağı olarak tasarlanan ve bazı ABD’li yetkililerin “dünyadaki en güçlü savaş uçağı” olduğunu savunduğu F-35’lerde çok sayıda hata bulunduğu ortaya çıktı. Bloomberg’in ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Test ve Değerlendirme Ofisi’ne dayandırdığı haberine göre ABD’nin en pahalı silahı olan F-35’lerde 871 kusur tespit edildi.

F-35 programı test birimi direktörü Robert Beler, hataların birçoğunun Nisan 2018’de tamamlanan geliştirme ve tanıtım aşamalarından önce tespit edildiğini söyleyerek o dönemde 941 kusur olduğunu kaydetti.

Bloomberg, şu anda uçakta 871 hata bulunduğunu ve bunun geçen seneye kıyasla sadece 2 hatanın ortadan kaldırıldığı anlamına geldiğini belirterek “Kusurlar, uçağın yazılımı ve donanımıyla alakalı. 10 kusur, pilotların güvenliğini tehlikeye atabilecek ve askeri operasyonların verimliliğini düşürebilecek kusurlar gibi birinci kategorideki potansiyel ciddi sorunlar arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.

Bloomberg, “F-35’lerin Rusya ve Çin’in oluşturduğu sert tehditler karşısında uçağın muharebe kapasitesinin doğrulanması için gereken imitasyon tatbikatlarına katılması gerekiyor. Ancak bunun ardından F-35’lerin seri üretimine geçilebilir” diye ekledi.

Kasım 2019’da ABD Savunma Bakanlığı Test ve Değerlendirme Ofisi’nin F-35’e ilişkin raporunda, 873 hata tespit edildiği ve bunların 576’sının uçağı geliştirme sürecinden beri devam ettiği belirtilmişti.

20 yılı aşkın süredir geliştirilmekte olan F-35 uçağı, son birkaç yıldır sınırlı görevler icra edebiliyor.

ABD medyasından bomba SİHA itirafı! Böyle duyurdular

Libya, Suriye, Irak ve Karabağ’da destan yazan Türk SİHA’ları ABD medyasında gündem oldu. Türk SİHA’larını almak için dünya ülkeleri sıraya girerken ABD basınındaki bir analiz dikkat çekti. Washington Times’ta yer alan analizde Türk SİHA’larının savaşların geleceğini değiştirdiği ifade edildi.

Amerikan The Washington Times sitesinden çıkan bir analizde, Türk SİHA’larının savaşlarda gösterdiği başarılar ele alındı ve ABD’li rakipleriyle kıyaslandı.

Bayraktar TB2’lerin İngiltere gibi büyük batılı ülkelerin de dikkatini çektiği belirtilen analizde, uzmanların, Azerbaycan’ın Ermenistan ile Dağlık Karabağ’daki savaşında SİHA’ları başarılı bir şekilde kullanmasının dünyadaki askeri liderlerin dikkatini çektiğini ve daha küçük, daha ucuz ve kullanımı daha kolay bu araçlara doğru bir geçişin hızlandığını söyledi.

ABD’li rakipleriyle karşılaştırıldı

Haberde Türk SİHA’ları ABD’li üst segment rakipleri Global Hawk ve Reaper ile karşılaştırılırken, analistler, “Bu büyük İHA’lar hala savaşta oynayabilecekleri bir rol olduğunu söylüyor. Ancak sadece birkaç milyon dolara mal olan Türk TB2’leri gibi daha küçük, daha ucuz alternatifler giderek daha çekici ve daha etkili hale geliyor” dedi.

Danışmanlık firması Frost & Sullivan’ın savunma ve güvenlik başkan yardımcısı Michael Blades ise, küresel ölçekte daha küçük ama daha ucuz drone’lara rağbetin arttığını söyledi.

Küçük İHA’lar Libya, Suriye ve Yemen’de kendilerini kanıtladılar

Haberde, küçük ve orta ölçekli İHA’ların Libya, Yemen, Suriye ve dünyanın dört bir yanındaki diğer savaşlarda son derece etkili olduğu kaydedildi. Uzmanlar, drone’ların hızlı çoğalmasının savaşta bir dönüm noktası olabileceğini ve bazı silah sistemlerinin İHA saldırılarına karşı ne kadar savunmasız olduğu göz önüne alındığında, bu drone’ların yürütülen kara savaşlarında toptan değişikliğe yol açabileceğini aktardı.

“Türk SİHA’ları öncü oldu”

Türk SİHA’larının İngiltere’deki etkisini yazan site, “Britanya’nın The Guardian gazetesi geçen ayın sonlarında, İngiliz askeri yetkililerin ülkenin beş yıllık savunma planının bir parçası olarak daha ucuz İHA satın almayı düşündüğünü bildirdi. İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, Türkiye’nin TB2’leri ve benzeri sistemlerinin artık insansız teknolojide “öncü” olduğunu kamuoyuna açıkladı” hatırlatmasında bulundu.

Haberde analistler, daha büyük İHA’ların savaş alanında o kadar çevik olamayacağını ve belirli görevler için uygun olmadıklarını söyleyerek, “Oysa TB2 gibi araçlar, bir dizi görev için daha hızlı ve daha kolay bir şekilde donatılabilir” ifadelerini kullandı.

“TB-2’ler düşmanlarını yok etmede iyi bir performans sergiledi”

Analizde görüşlerine yer verilen Shaan Shaikh ve Wes Rumbaugh, TB2’lerin Dağlık Karabağ’daki savaşta düşman hedeflerini yok etme konusunda iyi bir performans sergilediğini söyledi.

İkili, Ermenistan’ın kullandığı silah sistemlerinin çok eski ve kullanışsız olduğunu, tam tersine Azerbaycan’ın iyi planlanmış, iyi finanse edilmiş bir İHA stratejisi olduğunu ve bunun Erivan’a ait ekipmanlara büyük zararlar verdiğini kaydetti ve şu ifadeleri kullandı:

ABD’de silahlı saldırı! Ölüler var

ABD’nin Chicago kentinde bir silahlı saldırgan 5 kişiyi öldürdü, 2 kişiyi yaraladı.

Chicago polisinin açıkladığı bilgilere göre, isminin Jason Nightengale olduğu belirlenen silahlı saldırgan, günün değişik saatlerinde, içinde kadın mağdurların da bulunduğu 7 kişiye ateş açtı, yaralanan 5 kişi yaşamını yitirdi.

Dün, Chicago’nun farklı semtlerinde rastgele şahıslara silah doğrulttuğu belirlenen saldırganın hedef aldığı mağdurlar arasında bir üniversite öğrencisi, bir restoran çalışanı ve güvenlik görevlisi iki kadın da bulunuyor.

Bir apartmanın girişinde postalarını kontrol eden 77 yaşındaki kadını da öldüren Nightengale’in, daha sonra girdiği bir alışveriş merkezinde etrafa ateş açması sonucu başından vurduğu 20 yaşındaki genç, olay yerinde hayatını kaybederken, iki kurşunun isabet ettiği 81 yaşındaki ihtiyar kadının ise durumunun kritik olduğu aktarıldı.

Suç dosyası kabarık

Polisle girdiği çatışmada etkisiz hale getirilen Jason Nightengale’in geçmişine ait kabarık bir suç dosyası olduğu belirtildi.

Cook ilçe mahkemesine göre, 32 yaşındaki saldırganın, 2005’te “silah ve uyuşturucu ihlalleri, hırsızlık, ölümcül silahla saldırı, uygunsuz davranış ve aile içi şiddet” gibi konuları da içeren bir dizi tutuklama ve kovuşturma kaydı bulunuyor.

Bize savaş açtılar’ O Türkler ABD’nin hedefinde

Amerika Birleşik Devleti New York Federal mahkemesi, Ayyıldız Tim Türk Hacker grubuna ‘ABD’ye siber savaş açtığı’ gerekçesiyle soruşturma başlattı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ayyıldız Tim Siber Savunma Şirketi Genel Müdürü Mehmet İshak, “Biz bu işin arkasında yine ABD’ye kaçan FETÖ terör örgütü mensuplarının da olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Amerika Birleşik Devleti, (ABD) New York Federal mahkemesi, Ayyıldız Tim Türk Hacker grubuna ABD’ye siber savaş açtığı” iddiasıyla soruşturma başlattı. Türk hacker grubu tarafından sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, saldırıların terör örgütleri FETÖ, PKK ve YPG’nin hedef alındığı, Amerikan halkına müttefik bir ülkenin gerçeklerini anlatmanın amaçlandığı ifade edildi.

‘Bu işin içinde FETÖ terör örgütü mensuplarının da olduğunu düşünüyoruz”

Ayyıldız Tim Siber Savunma Şirketi Genel Müdürü Mehmet İshak, dava sürecini DHA’ya anlattı.İshak, “Ayyıldız Tim tarafından yapılan saldırıların terör örgütleri FETÖ, PKK, YPG’yi hedef aldığını ifade ederek, “Biz bu işin arkasında yine ABD’ye kaçan FETÖ terör örgütü mensuplarının da olduğunu düşünüyoruz” dedi. 

“Ülkesini seven herkesin yapabileceği şeyleri yaptı”

Mehmet İshak, New York Federal Mahkemesi’nce açılan davanın devam ettiğini ve gerekli karşı cevabın iletildiğini söyledi. İshak yaptığı açıklamada, Ayyıldız Tim’in terör örgütlerine yönelik yaptığı saldırıların ülkesini seven herkesin yapacağı şeyler olduğunu ifade ederek, “Ayyıldız Tim, ülkesini seven herkesin yapabileceği şeyleri yaptı. ABD’ye karşı da böyle bir olay olmuş olsa ABD’deki bu konuda uzman insanların da aynı tepkiyi verecektir” diye konuştu.

‘Avukatlarımız Ankara’daki FBI ofisine başvuracak’

İshak, davanın sonucunun henüz netleşmediğini ifade ederek açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü: “Tabi davanın sonucunu bilemiyoruz. Ancak ABD Ankara Büyükelçiliği’nde FBI ofisine avukatlarımız başvuracak bu konuyla ilgili. Daha detaylı bilgiler öğreneceğiz. Burada dava ne zaman sonuçlanır onu bilemiyorum ama tabii ki böyle bir şeyi biz kabul etmiyoruz. Casusluk davası, yani casusluk ABD’de idam cezası. Siber savaş açmak da çok ağır cezaları var. Ama burada FETÖ terör örgütüne karşı, bazı YPG, PKK terör örgütü hesaplarına karşı, ABD’de gizlenen FETÖ örgütü mensuplarına karşı yapılan saldırıların; ABD’ye Türkiye’yi anlatan, müttefik olduğumuzu anlatan, Kore’yi anlatan yazılar yazan ve bazı hesaplardan bunları ABD’deki üst düzey bürokratların ya da televizyoncuların hesaplarında anlatan bazı hacker arkadaşlarımızın bunu bir düşmanlık değil de bir şeyleri belirtmek için yaptıklarını düşünüyorum.”

‘Bilgiler Türkiye’den sızdırıldı’

Ayyıldız Tim ile ilgili gizli bilgilerin nasıl sızdığını henüz bilmediklerini ifade eden İshak, “Konunun arkasında tabi bu gizli bilgilerin yani bizlerle ilgili gizli bilgilerin nasıl sızdığını bilemiyoruz. Türkiye’den sızdırıldı. Büyük ihtimalle öyle görünüyor. Çünkü bazı hesaplar ve isimler çok gizliydi. Burada şunu da düşünüyoruz; Ayyıldız Tim bildiğiniz gibi FETÖ terör örgütüyle büyük mücadeleler vermiştir. 10 yıldır. Birçok hesabı, terör örgütü hesabını hackleyip deşifre etmiş, birçok FETÖ’cüyü deşifre etmiş bir grup olduğundan dolayı biz bu işin arkasında yine ABD’ye kaçan FETÖ terör örgütü mensuplarının da olduğunu düşünüyoruz. ABD’nin ve Federal Mahkeme’nin iddia ettiği gibi bir siber casusluk bir siber savaş teriminin yanlış olduğuna inanıyorum” ifadelerine yer verdi.

NBC spikerinden Erdoğan ve Türkiye ile ilgili alçak sözler!

ABD’deki olaylarla ilgili Türkiye’den yapılan açıklamayı okuyan NBC haber sunucusu, “Şaka gibi, bir diktatör tarafından yönetilen, gazeteciler ve barışçıl protestocuları cezaevine atan Türkiye’den açıklama var.” dedi. Spikerin alçak sözleri büyük tepki çekti.

ABD‘nin başkenti Washington‘da Trump ve destekçilerinin düzenlediği miting sonrasında Kongre binası işgal edildi. 4 saatlik işgal, güvenlik güçleri ile Trump destekçileri arasında sert çatışmalara sahne oldu ve 4 kişi hayatını kaybetti.

Erdoğan’a ‘diktatör’ dedi!

ABD’deki olaylarla ilgili Türkiye’den gelen açıklamayı canlı yayından okuyan NBC haber sunucusu, “Şaka gibi, bir diktatör tarafından yönetilen, gazeteciler ve barışçıl protestocuları cezaevine atan Türkiye’den açıklama var.” ifadelerini kullandı.

Ülkesindeki rezaleti görmeyen spikerin Türkiye’yi hedef alan alçak sözleri sosyal medyada tepki çekti.

Joe Biden ABD Başkanı oldu! Trump’tan açıklama geldi

ABD’de yılan hikayesine dönen seçimlerde Joe Biden, tescil oylamasında 270 oya ulaşarak resmen ABD Başkanı oldu. Trump ise yaşanan olay karşısında pes ettiğini ilan etti.

3 Kasım’da yapılan seçimde ABD Başkanı seçilen Joe Biden’ın başkanlığı, Kongre’deki oturumunda tescillendi. Kongre’de Biden’ın başkanlığını onaylamasının ardından açıklama yapan Trump “Seçimin sonucuna tamamen karşı çıkıyor olsam da usulüne uygun olarak 20 Ocak’ta görevimi devredeceğim” dedi.

ABD’de Kongre, başkanlık seçimini Demokrat aday Joe Biden’ın kazandığını resmi olarak tescil etti.

Biden baraj olan 270 Seçiciler Kurulu oy sayısını geçerek, 306 kişinin onayını aldı. Trump ise 232’de kaldı.

Böylelikle Biden, ABD’nin 46. başkanı unvanını almış oldu.

Yemin töreni 20 Ocak’ta gerçekleşecek.

Trump ofisinden açıklama

Kongre’de Biden’ın başkanlığını onaylamasının ardından açıklama yapan Trump “Seçimin sonucuna tamamen karşı çıkıyor olsam da usulüne uygun olarak 20 Ocak’ta görevimi devredeceğim” dedi.

Rusya’dan çok konuşulacak ABD açıklaması

Rusya Parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi Uluslararası İşler Komitesi Başkanı Senatör Konstantin Kosaçev, Amerikan demokrasisinin iki ayağının üzerinde topalladığını söyledi.

Kosaçev, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD’nin başkenti Washington’da Başkan Donald Trump’a destek gösterisi düzenleyen protestocuların polis barikatını aşarak Kongre binasına girmesini değerlendirdi.

Washington’daki olayların birkaç sebebi bulunduğunu belirten Kosaçev, bu sebeplerden birinin Trump’ın “narsistliği, eksantrikliği ve maceracılığı” olduğunu savundu.

Olayların diğer sebebinin ise 3 Kasım’da düzenlenen seçimin sonuçlarındaki belirsiz kaymalar ve Georgia eyaletindeki seçim sonuçları olduğunu kaydeden Kosaçev, bu kez kaybeden tarafın, kazananları seçim sonuçlarını tahrif etmekle suçlamak için fazlasıyla gerekçesi olduğunu ileri sürdü. Kosaçev, “Açıkça Amerikan demokrasisi her iki ayağının üzerinde topallıyor.” ifadelerini kullandı.

Demokrasi bayramının artık sona erdiğini kaydeden Kosaçev, ABD’nin artık demokrasi konusunda bir rota çizemediğini, bu nedenle artık onu belirleme ve hatta başkalarına empoze etme hakkını da kaybettiğini vurguladı.

Trump taraftarlarının Kongre binasına girmesi

ABD Başkanı Donald Trump’ı destekleyen binlerce gösterici, Beyaz Saray önündeki mitingden sonra ABD Kongresine yürümüş ve Kongre binasının önündeki barikatları aşarak binaya girmeye çalışmıştı. Polisle yaşanan çatışmalardan kısa süre sonra bazı göstericiler Senatoya girmişti.

Kongredeki Başkanlık Seçimi Seçiciler Kurulu Oylamasının onay oturumuna ara verilmiş, oturuma başkanlık eden Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Kongre üyeleri de binadan çıkarılmıştı.

Trump’ın göstericilerden evlerine gitmesini istemesi üzerine kalabalık dağılmaya başlamış, ABD Kongresinin güvenliğinden sorumlu polis, yaklaşık 4 saat sonra yerel saatle 17.40 civarında binanın güvenliğinin sağlandığını açıklamıştı.

ABD Kongresinin basılması sırasındaki olaylarda 4 kişi hayatını kaybetmişti.