ABD

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

ABD

Biden için şok gelişme! Akıl sağlığı için test yapılmasını istediler

ABD’de eski Beyaz Saray doktoru Ronny Jackson’ın başını çektiği bir grup Cumhuriyetçi, Başkan Joe Biden’ı bilişsel test yaptırmaya çağırdı. Biden’ın akıl sağlığının gerilediğini ve unutkanlığının son 18 ayda giderek daha görünür hale geldiğini savunan 14 parlamenter, Biden’ın Savunma Bakanı’nın ismi ile Bağımsızlık Bildirisi’nin girişini unutmasını örnek gösterdi.



ABD’de bir grup Cumhuriyetçi Kongre üyesi, Başkan Joe Biden’ın akli yetilerinin teste tabi tutulması için Senato’ya mektupla öneride bulundu. Eski Beyaz Saray doktoru Ronny Jackson öncülüğündeki Cumhuriyetçiler, ortak yayımladıkları mektup ile Biden’ı eski Başkan Donald Trump gibi bilişsel test yaptırmaya çağırdı.

Biden’ın akıl sağlığının gerilediğini ve unutkanlığının son 18 ayda giderek daha görünür hale geldiğini savunan 14 parlamenter, “Şu anki bilişsel durumunuzdan dolayı endişeliyiz. Amerikalılar başkanlarına tam bir güven duymalı” ifadelerini kullandı.

Mektupta Biden’ın savunma bakanının ismini ya da Amerikan Bağımsızlık Bildirisi’nin girişini unuttuğu belirtilerek, “Okul çağındaki birçok çocuk bu meşhur yurtsever dizeyi ezbere okuyabilir ama sen okuyamıyorsun” denildi.

Ayrıca eski Başkan Trump’ın bilişsel testinin “mükemmel” çıktığı da kaydedildi. 78 yaşındaki Biden, ABD tarihinin en yaşlı başkanı konumunda.

ABD şokta! 30 binden fazla asker canına kıydı

ABD’nin daha saldırgan bir dış politika izlemeye başladığı, Irak ve Afganistan’ın işgaline zemin hazırlayan 11 Eylül saldırıları sonrası, göreve alım esnasında ya da görev sonrası 30 bin 177 asker intihar etti. Aynı dönemde savaşta ölen ABD askeri sayısı ise 7 bin 57 olarak kayıtlara geçti.

ABD’de yürütülen bir çalışma, 2001 yılında düzenlenen 11 Eylül saldırıları sonrası ülkede 30 binin üzerinde askerin intihar ettiğini ortaya koydu.

Çalışmayı, ABD’nin Rhode Island eyaletindeki Brown Üniversitesinden Thomas Howard Suitt yürüttü.

Gaziler İdaresinden elde ettiği verileri değerlendiren Suitt, savaşlarda ölen askerlerin sayısının 2007’den bu yana önemli ölçüde azaldığını ancak intihar eden askerlerin sayısının son yıllarda artış gösterdiğini belirtti.

Araştırma, ABD’nin daha saldırgan bir dış politika izlemeye başladığı, Irak ve Afganistan’ın işgaline zemin hazırlayan 11 Eylül saldırıları sonrası, göreve alım esnasında ya da görev sonrası 30 bin 177 askerin intihar ettiğini gösterdi.

Buna karşılık, aynı dönemde savaşta ölen ABD askeri sayısı 7 bin 57 olarak kaydedildi.

Askerleri intihara sürükleyen nedenler arasında, yoğun askeri eğitim, stres, travma, silahlara sürekli erişim ve sivil hayata uyum sağlayamama yer aldı.

AA

Aşı kısırlık yapıyor’ iddialarına son nokta konuldu

Koronavirüs aşısıyla ilgili ortaya atılan ‘Kısır yapıyor’ iddialarına son nokta konuldu. ABD’deki Miami Üniversitesi Üroloji Bölümü’nden bilim insanlarının yaptığı çalışmada, MRNA aşısı olanların sperm sayısının arttığı ortaya çıktı. Araştırma sonrası Türk Androloji Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu aşının değil, koronavirüsün üreme sistemini kötü etkilediğini vurguladı.

Türkiye’de de yaygın olarak kullanılmaya başlanan mRNA aşılarının erkeklerde kısırlığa yol açtığı yönündeki kaygıları giderecek çalışma Amerika’dan geldi. Miami Üniversitesi Üroloji Bölümü’nden bilim insanları tarafından yürütülen ve sonuçları 17 Haziran’da dünyanın en saygın tıp dergilerinden Amerikan Tıp Cemiyeti’nin yayını JAMA’da yer alan çalışmaya göre mRNA aşısı olan erkeklerin üreme sisteminde herhangi bir problem oluşmadı, tam tersine sperm sayısı ve hareketliliğinde artış gözlendi. Verileri DHA’ya değerlendiren Türk Androloji Derneği Onursal Başkanı ve İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Bölümü’nden Androloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu, çalışmanın “aşıların üreme sistemine zarar vermediğinin kanıtı” bakımından önemli olduğunu söyledi.

“Hastalık sperm sayısını düşürüyor”

Kovid-19 enfeksiyonunun akciğer gibi erkek üreme sistemini de çok sevdiğini söyleyen Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu, “Çünkü ACE2 reseptörleri, testiste de akciğerdeki gibi son derece yoğun ve virüs, bu reseptörlere bağlanarak hücreleri etkiliyor. Bunun sonucu olarak testiste iltihap (inflamasyon) gelişiyor, ‘leydig’ hücrelerinden testosteron salgılanması azalıyor, hormonlarda sorun oluşuyor, immünolojik birtakım hadiseler meydana geliyor. Aynı zamanda ateş yükselmesi de testisleri olumsuz etkiliyor. Kovid hastalarındaki 37.8’in üzerindeki ateş, testis açısından olumsuz etkilere yol açıyor. Buna bağlı olarak genital sistemde yani üreme sisteminde olumsuz birtakım değişiklikler oluyor. Sperm sayısı yüzde 50 oranında düşüyor. Sperm hareketliliği azalıyor. Aynı zamanda spermlerin canlılığında da olumsuz etkilenme oluyor” dedi.

Özellikle genç hastaların bu durumdan daha çok etkilendiğini anlatan Prof. Dr. Kadıoğlu, “Çünkü özellikle genç hastalarda ACE 2 reseptörleri, yaşlılara göre daha fazla. Bu nedenle de genç erkeklerin testisleri Kovid-19’dan daha olumsuz etkileniyor. Aynı zamanda hastalığın hafif, orta ve ağır geçilip geçilmediği de son derece önemli. Ağır geçiren hastalarda, bu değişiklikler çok daha fazla. Demek ki gençler ve hastalığı ağır geçirenlerde üreme sisteminin daha fazla etkilenmesi söz konusu” şeklinde konuştu.

“Sperm sayısında artışlar var”

JAMA’da yayınlanan çalışmayla aşının erkeklerdeki üreme sisteminde bir olumsuzluğa yol açıp açmadığına bakıldığını anlatan Prof. Dr. Kadıoğlu, şu bilgileri verdi:

“En prestijli tıp dergilerinden bir tanesidir JAMA. 45 erkekte aşı öncesi (aşıdan 7 gün önce) ve aşı sonrası (70 gün sonrasına kadar) meni analizi, semen parametreleri değerlendirilmiş. Bu değerlendirmeler sonucunda görülüyor ki, sperm hacminde, sayısında, hareketliliğinde, total ileri sperm sayısında artışlar var. Örneğin sperm sayısı santimetreküpte 26 milyondan 30 milyona kadar çıkmış. Sperm hareketliliği ise yüzde 58’den yüzde 65’e yükselmiş. Bu çalışmada çok özel bir grup daha var, 8 kişinin sperm sayısı aslında normalin de altında. Aşıdan sonra görülmüş ki bu hastaların 7’sinde de olumlu yönde değişiklik olmuş. Bu kişilerde santimetreküpteki sperm sayısı 8.3 milyondan, 22 milyona çıkmış. Tabii ki bu henüz ilk ve tek çalışma. Vaka sayısı çok yüksek değil. Bu verilerin diğer merkezler tarafından da konfirme edilmesi, yeniden tekrarlanması, daha geniş hasta gruplarında bakılması gerekiyor.”

‘İsrail’de benzer çalışma yürütülüyor’

Prof. Dr. Kadıoğlu, nüfusunun büyük bir çoğunluğu aşılanan İsrail’de de buna benzer bir araştırma yürütüldüğüne işaret ederek şunları söyledi:

“İsrail’deki çalışmaya da yine 40-45 erkek dahil edilmiş. Bunlar arasında tüp bebek tedavisine giden hastalar da var. Bu hastaların (aşılanmadan önce) 29 tanesinde normal semen parametreleri gözlenmiş, 14 tanesinde ise düşük semen parametreleri var. Normal semen parametrelerinde olan grupta, santimetreküpte sperm sayısı 43 milyondan 47 milyona çıkmış. Sperm sayısı düşük olan hastalarda ise sperm sayısı 4 milyondan 8 milyona çıkmış. Bu çalışma da üreme sisteminde sorun olan erkeklerde bir miktar yükselme tespit edildiğini gösteriyor bize. Ama İsrail’in araştırması henüz bir dergide yayınlanmadı. Şu an halen veri tabanında takip ediliyor. Makale olarak yayınlandıktan sonra çok daha detaylı bilgilere sahip olacağız.”

“Aşının herhangi bir zararı yoktur”

Kovid hastalığının üreme sistemi için çok daha riskli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu, sözlerini şöyle noktaladı:

“Kovid üreme sistemi için zararlıdır. Aşının herhangi bir zararı yoktur. Hatta bu yararı konusunda da (bu çalışmalar ile) bir umut ışığı belirmiştir. Ama halen ispat edilmeye muhtaç veriler bunlar. Çünkü bu çalışmaların kısıtlılığı, öncelikle vaka sayısı az, kontrol grubu yok. Takip süresi de kısa. Aynı zamanda bizim mevsimsel dediğimiz semen parametrelerindeki zamana bağlı değişkenler dediğimiz durum da bu hastalarda gelişmiş olabilir. O yüzden kontrol grubunun olması gerekiyor, çok daha fazla hasta takip edilmesi gerekiyor, aynı zamanda uzun dönem takip de şart. Semen parametrelerinin de çalışmalarda sayıya göre sınıflandırılması lazım. Yani kötü semen parametresi olanlar, orta derecede iyi olanlar vb şeklinde. Bunların hepsinin de daha yüksek sayıda vakalarla uzun takiplerinin yapılması, kontrol grubu ile karşılaştırmalı çalışmaların yapılması gerekiyor. Buradan ‘aşılar kısırlığa çare’ sonucu da çıkmamalı bu nedenle.”

ABD’li isimden Türkiye için F-35 önerisi! İtirafı gündeme oturdu

ABD-Türkiye ilişkilerinde son dönemde S-400, F-35 gibi birçok mesele nedeniyle gerilimin yaşandığına işaret eden Eski ABD Siyasi-Askeri İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı emekli Tuğgeneral Mark Kimmitt, Türkiye’nin F-35’lerle ilgili yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve programdan çıkarılmasının kurallara aykırı olduğunu söyledi.

Antalya Diplomasi Forumu (ADF) için Türkiye’ye gelen Kimmitt, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Kimmitt, ABD-Türkiye ilişkilerinde son dönemde S-400, F-35, ABD’nin SDG/PKK/YPG’ye desteği gibi birçok mesele nedeniyle gerilimin yaşandığına işaret ederek ancak Brüksel’de NATO Zirvesi sırasında bir araya gelen Erdoğan ile Biden’ın bu konular üzerinde birlikte çalışmaya istekli olduklarını duyurduklarını belirtti.

“Komisyon kuralım önerisi”

ABD’nin Rus S-400 hava savunma sistemi satın almasının ardından Türkiye’yi savaş uçaklarını tehlikeye atacağını savunarak F-35 programından çıkardığını hatırlatan Kimmitt, Türkiye’nin iki ülke arasında bir ihtilaf olmadığını defalarca dile getirdiğini, bu konuyu araştırmak için bir komisyon kurulmasını önerdiğini ayrıca F-35’lerle ilgili yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve programdan çıkarılmasının kurallara aykırı olduğunu söyledi.

Mark Kimmitt, Türkiye’nin ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde YPG/PKK’ya desteğine Türkiye’nin uzun süredir itiraz ettiğini, ABD’yle diğer terör örgütleriyle mücadele etmek için bir başka terör örgütünü kullanmanın anlamsız olduğunu ilettiğini de vurguladı.

“Mevcut iç meseleler, ABD’nin dış ilişkilerden ziyade içeriye odaklanmasına neden oluyor”

Kimmitt, ABD’de son dönemde yaşanan gelişmelere de işaret ederek “Amerika Birleşik Devletleri’nin iç ve dış politika konularını aynı anda ele alabilecek kapasiteye sahip olduğunu düşünüyorum. Ancak mevcut iç huzursuzluk, 1960’lardan bu yana ABD’nin maruz kaldığı medeni haklar ve oy hakları gibi sorunlarla karşılaştırılamaz. Bu iç meseleler, ABD’de çok fazla dikkat çekiyor ve ırkçılık, servet eşitsizliği, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, ulusal borç ve iklim değişikliğinin getirdiği zorluklar, ABD’nin transatlantik bağların güçlenmesine değil de içeriye odaklanacağı anlamına geliyor.” değerlendirmesini yaptı.

Biden yönetiminde Avrupa ve NATO ile ilişkilerin yönünün ne olacağı sorusuna Kimmitt, “Başkan Biden ve yönetiminin, dış ziyaretlerinin son iki haftasında transatlantik bağları onarmaya çalıştığı açık.” yanıtını verdi.

Eski Başkan Donald Trump’ın NATO’yu sorguladığını ve Avrupa Birliği’nin (AB) ticaret politikalarının kendilerine karşı adil olmadığını savunduğunu, bu tutumun ABD’nin her iki organizasyonla bağlarını gerdiğini vurgulayan Kimmitt, ABD’nin “iyi bir başlangıç” olarak değerlendiği sözlerini, somut hedeflere dönüştürmek için gerekli diplomasi ve çabayı göstermesinin önemli olduğunu kaydetti.

Kimmitt, Çin ve Rusya’nın transatlantik ilişkilere etkisine ilişkin olarak da iki ülkenin ulusal politikalarının, Washington’ın politikalarından farklı olduğunu söyledi.

Mark Kimmitt, “Çin, Avrupa’yı yalnızca kendi vatandaşları için bir pazar ve refah kaynağı olarak görüyor ve Batı ile aynı insan hakları ve demokratik değerleri paylaşmıyor. Rusya ise Avrupa’yı sınırlarında bir tehdit olarak görüyor ve kesinlikle Avrupa ile benzer hürriyet, özgürlük ve demokratik yönetim gibi değerleri paylaşmıyor.” yorumunu yaptı.

Kimmitt, öte yandan ABD’nin transatlantik ilişkiyi, karşılıklı çıkar ve güven temelinde sürdürmeye istekli olduğunun altını çizdi.

Türkiye mi YPG mi müttefikiniz kim? Bakü’de gazetecilere konuşan Erdoğan, ABD başkanı Biden’e şu soruyu yönelttiğini söyledi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakü’de aralarında Ankara Temsilcimiz Hacı Yakışıklı’nın da bulunduğu gazetecilere NATO zirvesini ve Azerbaycan ziyaretini değerlendirdi. Terör örgütleri ile mücadele, Azerbaycan ile ortak gaz arama, Zengezur geçidinin önemi, Ermenistan ile ilişkiler, Afganistan, SİHA’lar, F-35 ve S-400 krizine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, NATO zirvesinde sözde müttefik ülkelere, “Terörle mücadele konusundaki net tavrınızı ortaya koyun“ dediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan’da TANAP ve TAP’ta dayanışma olduğunu ve yeni adımlar atabileceklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakü’den ayrılmadan önce gazetecilerin sorularını cevaplandırarak şunları dile getirdi:

Ermenistan, zaferi kabullenmeli

Ermenistan’ın Azerbaycan’ın Karabağ Zaferi gerçeğini kabul etmesi, bölgenin önünde açılan bu yeni dönemi doğru okuması gerekiyor. Ermenistan, güven artırıcı adımlar atmaya da başlamalı. Döşediği mayınların haritalarını Azerbaycan’la paylaşması bu yönde önemli bir ilk adımı teşkil edecektir. Savaş sırasında olduğu gibi, bu dönemde de yeniden imar çalışmalarından mayınlı alanların temizlenmesine kadar her adımda bütün imkanlarımızla Azerbaycan’ın yanında durmaya devam edeceğiz.

Azerbaycan’la Libya’da ortaklık

Azerbaycan’la bizim TANAP ve TAP’tan gelen bir dayanışmamız söz konusu. Bunun dışında, biz belki yeni bir sürece de adım atabiliriz. Bu ne olabilir? Örneğin şu anda bizim Türk Petrolleri ile alakalı bir yapımız var. Bu yapıyla birlikte, nasıl şu anda TAP’da, TANAP’da birlikteliğimiz varsa, biz değerli dostum İlham Aliyev kardeşimizle böyle bir adımı Libya’da da atabiliriz. Onların bu konularda belli bir birikimi var, deneyimi var. Aynı birikim ve deneyim bizde de olduğuna göre, hatta rafinaj olayında da bazı adımlar atmak mümkün.

ABD’nin YPG desteğine tepki

Biz, gerek PKK, YPG ile, gerek FETÖ ile gerekse de DEAŞ’la ilgili mücadelemizi belgeler eşliğinde bir kez daha en üst düzeyde muhatabımıza ilettik. Biz her ne olursa olsun, terörle mücadeleye devam edeceğiz. Biz her zaman ‘iyi terörist, kötü terörist’ şeklindeki ikircikli tavırla, terörün yok edilemeyeceğini vurguladık. Terörün hedefi olan bir müttefikin yanında durmak yerine, o müttefikin mücadele ettiği terör örgütlerini tercih etmek tarihi bir hatadır. Terör örgütlerini destekleyenler, onlara cesaret verenler, ne büyük bir yanlış yaptıkları er ya da geç anlayacaklar. Ben şuna inanıyorum; biz kendi göbeğimizi kendimiz keseriz. Bunu Libya’da, Suriye’de, burada ispat ettik. Bundan sonra da ispat etmeye devam edeceğiz.

S-400’de farklı adım beklemeyin

Türkiye olarak gerek F-35 gerekse S-400 konusunda farklı bir adım atmamızı beklemeyin dedim. Çünkü biz F-35’te üzerimize düşeni yaptık ve parasal olarak vermemiz gerekenleri verdik. S-400 ile ilgili olarak da biz sizden Patriot istedik, siz vermediniz; tam aksine üslerimizde bulunanları da aldınız. Dolayısıyla biz ne yapacaktık? Başımızın çaresine bakacaktık. Yakın markajda işleri takip etmemiz lazım. Biz bütün haklarımızın takipçisi olacağız. Savunma sanayisi ile ilgili tüm konuları, müşterek atabileceğimiz adımları görüşmeye devam edeceğiz. Bakanlarımız muhataplarıyla görüşmek suretiyle bu süreci yürütecekler.

SİHA ile NATO’nun kapısını açtık

Bu konuya ilgiyi özellikle NATO Zirvesinde de gördük. En son Polonya ile bir anlaşmamız oldu. Tabi Polonya’dan sonra bir yerde bu işin kapısı açılmış oldu. Şimdi talepler zaman zaman geliyor, gelecek. Tabi burada bizim açımızdan bir şey çok önemli. Baykar’ın bu alanda attığı adım Avrupa’ya Türk savunma sanayisinin açılması demektir. Gerek İHA’da gerek SİHA’da gerek Akıncı’da ilk defa Avrupa pazarlarına Türk savunma sanayisinin ürünleri girecek. Şimdi bazı yeni ürünler de var. Onların mühimmatı var. Onlar da bu pazarlara girecek. Bunların girmesiyle beraber NATO’da, NATO ülkelerinde bu silah, araç, gereç, mühimmat bunların bulunması çok çok önemli. Polonya bu noktada önemli. Diğerleri hakeza öyle. Temenni ediyorum ki bundan sonraki süreçte bu adımları güç birliği yaparak devam ettiririz.

ABD’de başörtülü kadın dekan oldu! İYİ Parti ise başörtüsü yüzünden Fatma Kavakçı’yı hedef aldı

ABD’de Amaney Jamal ilk Müslüman başörtülü kadın olarak dekanlık görevine atanırken Türkiye’de tepki çeken tartışmalar yaşanıyor. NATO Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı’na tercümanlık yapan Fatma Kavakçı’nın başörtülü olduğu gerekçesiyle hedefe konması ”ABD’de bile bu sorun aşıldı’. Türkiye’de halen başörtülülerden rahatsız olunuyor” yorumlarının yapılmasına neden oldu.

ABD’nin prestijli üniversitelerinden Princeton Üniversitesi’nin Kamu ve Uluslararası İlişkiler Okulu’nun dekanlığına siyaset bilimci Amaney Jamal atandı.

Jamal, ABD üniversitelerinde böyle bir göreve atanan ilk Müslüman başörtülü kadın olurken Millet İttifakı’nda CHP ile iş tutan İYİ Parti ise halen başörtülüleri hedef almaya devam ediyor. ABD’de başörtülüler dekan olmaya başlarken biz de ise düşmanlık sürüyor.

104 amiralin darbe bildirisine destek veren İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Kamil Erozan, NATO Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı’na tercümanlık yapan Fatma Kavakçı’yı hedef aldı. Erozan, “Tercüman demek zor. Merve Kavakçı’nın kızı..!” diyerek aslında Kavakçı’nın başörtülü olmasından rahatsız olduğunu gösterdi.

Türkiye’de bunlar konuşulurken ABD’de ilk Müslüman başörtülü kadın olan Amaney Jamal, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, siyasî kalkınma ve demokratikleşme, eşitsizlik ve ekonomik ayrımcılık, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’daki Müslüman göçü ve cinsiyet üzerinde yaptığı çalışmalarıyla tanınıyor. Serbestiyet.com’un haberine göre, Filistinli bir ailenin mensubu olarak 1970 yılında Kaliforniya’da doğan Jamal, 10 yaşındayken kızlarının kendi kültürünü ve dinini tanımasını isteyen ailesiyle birlikte Batı Şeria’daki Ramallah’a göçüp, kolej eğitimine kadar Filistin’de yaşadı.

Fatma Kavakçı ise hedef alınıyor

Türkiye’de başörtülü diyerek hedefe konan Fatma Kavakçı ise lisans eğitimini Uluslararası İlişkiler alanında George Mason Üniversitesinde tamamladı. Ardından Georgetown Üniversitesinde Liberal Studies programında Müslüman-Hristiyan İlişkileri bölümünde yüksek lisansını tamamladı. Washington D.C.’de sürdürdüğü eğitimin yanı sıra farklı yerlerde araştırma asistanlığı görevi aldı. Bunlardan bazıları Becketfund Organization for Religious Liberty, Woodrow Wilson International Center for Scholars ve United States Congress.

ABD’den Türkiye açıklaması: Normale dönüyor

ABD Başkanı Biden ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmesini değerlendiren ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, “Türkiye ile normal diyebileceğimiz bir ilişkiye dönülmekte olduğu söylenebilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın NATO zirvesi çerçevesinde pazartesi günü ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı ilk yüz yüze görüşmenin yankıları sürüyor.

Ilımlı mesajlar

Erdoğan görüşmede S-400’ler konusunun da gündeme geldiğini, dışişleri ve savunma bakanlarının bu konuda görüşmelere devam edeceğini açıklamıştı. Ayrıca Türkiye’nin ABD çekildikten sonra Afganistan’daki Kabil havalimanının işletilmesi konusunda da bir mutabakat olduğunu söylemişti. Biden da “Olumlu ve verimli bir toplantı oldu. Ekiplerimiz görüşmeleri sürdürecek. İlerleme sağlanacağından eminim” demişti.

Önemli bir görüşme

Liderlerin mesajlarını VOA Türkçe’den Begüm Dönmez Ersöz’e değerlendiren ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi James Jeffrey, görüşmenin gerçekleşmesinin başlı başına önemli olduğunu vurguladı. Merkezi Washington’da bulunan düşünce kuruluşu Wilson Center’ın Ortadoğu Programı Başkanı olan James Jeffrey, “İlişkilerde 3 önemli konuya dönüp duruyoruz. S-400, YPG ve Gülen. Türkiye artık Gülenci bir kalkışmayla karşı karşıya değil, Gülen de Türkiye’ye gitmiyor. Suriye Demokratik Güçleri de Türkiye’yi tehdit edecek bir pozisyonda değil. Türkiye ile vardığımız bir ateşkes de var. Burada önemli olan İdlib gibi Suriye’ye ilişkin daha geniş konularda Türkiye ile koordineli çalışmak.”

Umut verici bir hava

“S-400 konusunu tamamen çözmek çok zor olacak ama önemli olan bu durumun Türkiye’ye tüm silah satışımızı baltalamasına izin vermemek. Ukrayna’da işbirliği yapıyoruz. Afganistan konusu var. Biden Türkiye’nin Kabil’de kalma konusundaki duruşundan çok memnun. O nedenle bence Türkiye ile normal diyebileceğimiz bir ilişkiye dönülmekte olduğu söylenebilir” sözleriyle görüşmeyi değerlendirdi. Amerikan İlerleme Merkezi’nden Alan Makovksy ise Kabil önerisinin Biden-Erdoğan görüşmesinden önce gündeme gelmesinin umut verici bir hava oluşmasına imkân verdiği görüşünü dile getirdi.

AB ve ABD’den dikkat çeken açıklama: Toplantıda oturup Türkiye’yi konuşmuşlar!

ABD Başkanı Joe Biden ile AB Konseyi Başkanı Charles Michel ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen arasında Brüksel’de düzenlenen AB-ABD Zirvesinden sonra ortak açıklama yapıldı.

Doğu Akdeniz’de gerginliğin düşürülmesi için ortak çalışma vurgusu yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Farklılıkların iyi niyetli diyalog ve uluslararası hukuk uyarınca çözülmesi gereken Doğu Akdeniz’de gerginliğin sürdürülebilir şekilde düşürülmesi için el ele çalışmaya kararlıyız. Demokratik bir Türkiye ile iş birliği ve karşılıklı çıkara dayalı bir ilişki hedefliyoruz.”

Kaynak: Dünya

Tarihi zirveden bomba detay! Erdoğan ve Biden 3 kritik konuda uzlaştı!

Edinilen bilgilere göre iki lider, Libya’nın geleceğinde Halife Hafter’in Suriye’nin geleceğinde ise Beşar Esed‘in yerinin olmadığı konusunda fikir birliği sağladı. Ayrıca ABD’nin Afganistan’dan çekildikten sonra Türkiye’nin sahada Uluslararası Kâbil Havalimanı’nın güvenliğini sağlaması, masada ise Afganistan hükûmeti ve Taliban arasındaki barış görüşmelerine ev sahipliği yapması konusunda uzlaşıldığı bildirildi.

ABD özel temsilci atayacak

Gelecek dönemde Türkiye-ABD ilişkilerinin güçlendirilmesi, her konuda yakın temasta olunması ve yapıcı bir işbirliği için diyalog kanallarının etkin kullanılmasının gereği vurgulanan görüşmede, Suriye meselesinin de kapsamlı bir şekilde ele alındığı belirtildi. Ayrıca ABD’nin kısa süre içinde Suriye Özel Temsilcisi atayacağı ve ABD’li temsilcinin Türkiye ile de yakın temasta olacağını öğrenildi. İdlib’deki son durumun gündeme geldiği Erdoğan-Biden görüşmesinde yeni bir mülteci dalgasının bölgede istikrarsızlığa yol açacağına dikkat çekildi.

Libya konusunda fikir birliği

ABD ve Türkiye arasında fikir birliği sağlanan bir diğer konusu ise Libya. İki ülkenin de Libya’da BM’nin tanıdığı meşru hükûmeti desteklediği ve siyasi çözümün güçlendirilmesi konusunda uzlaşı sağladığı bildirildi. Hafter’in Libya’nın geleceğinde yeri olmadığı her iki ülke tarafından da dile getirildiği ifade edildi.

Afganistan konusunda da Türkiye ve ABD’nin ortak görüşte olduğu belirtildi. ABD’nin Afganistan’dan çekildikten sonra Uluslararası Kâbil Havaalanı’nın güvenliğinin Türkiye’nin üstlenebileceği konusunda prensipte anlaşma sağlandığı aktarıldı. Yine, Afganistan hükûmeti ve Taliban arasında yürütülen Afganistan barış müzakerelerinde Türkiye’nin arabulucu rol oyması konusunda mutabık kalındığı belirtildi.

Başkan Erdoğan neden ‘Hamdolsun’ dedi? Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından açıklama geldi

Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, NATO Zirvesinde yaşananlar ile alakalı yazdığı köşe yazısında, Erdoğan’ın Biden, Macron, Johnson ve Merkel ile yaptığı yapıcı görüşmelerin kendisini heyecanlandırdığı söyleyerek, “Türkiye’nin Batı dünyası ile ilişkileri açısından yeni bir sayfa açılabileceği yönündeki umutlarımı arttırdı” dedi.

Fotoğraf ve ‘hamdolsun’ açıklaması üzerinden algı

Bir fotoğraf üzerinden yürütülen algı operasyonuna da tepki gösteren Selvi, “Vay efendim neymiş Erdoğan, Biden’ın elini öper gibi yapmış. Erdoğan’ın ayağına gelen Biden. Bir Amerikan Başkanı’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nın ayağına kadar gelmesi Türkiye açısından gurur verici bir durum. Ama gözleri Erdoğan düşmanlığından başka bir şey görmeyenler anlık fotoğraf karesi üzerinden algı operasyonu yapmaya soyunuyorlar” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından ‘hamdolsun’ açıklaması

NATO Zirvesi ile alakalı sözü Erdoğan’ın “soykırım” sorusuna verdiği “hamdolsun” ile başlayan cevabına getiren ve konu ile alakalı Cumhurbaşkanlığından aldığı bilgiyi aktararak Hürriyet yazarı, köşesinde şu ifadeleri kullandı:

“Bir de “hamdolsun” meselesi var. Biden görüşmesinden sonra Erdoğan’a, 1915 olaylarıyla ilgili Biden’ın soykırım açıklaması soruldu. Erdoğan, “Hamdolsun hiç gündeme gelmedi” dedi.

Biden, 24 Nisan’daki açıklaması ile bizi üzmüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan da görüşmede Biden’a bu konudaki tepkimizi ileteceğini söylemişti.

O nedenle bu yanıt şaşırtıcı oldu.

O andan itibaren, görüşmede sözde soykırım iddialarının gündeme gelip gelmediğini ve “Hamdolsun!” ifadesinin neyin yanıtı olduğunu araştırdım.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Brüksel’e hareket ederken düzenlediği basın toplantısında, “Temenni ederim ki bu görüşmelerimizi aynı hassasiyet içerisinde yaparak 24 Nisan’ı unutturacak adımları da atmış oluruz” demişti.

Biden’la görüşmesinden sonra düzenlediği basın toplantısında Erdoğan’a, “’24 Nisan’ı unutturacak bir görüşme olmasını umuyorum’ demiştiniz. Bu konu gündeme geldi mi?” diye soruldu.

Erdoğan bu soruya, “Hamdolsun” diye başlayan bir cümle ile karşılık verdi. “Hamdolsun hiç gündeme gelmedi” dedi.

Cumhurbaşkanlığı kaynakları Erdoğan’ın, görüşmenin Biden’ın 24 Nisan’daki açıklamasını unutturacak kadar olumlu bir atmosferde gerçekleştiğini anlatmak için, “Hamdolsun” dediğini ifade ediyor. Yoksa hamdolsun 1915 olaylarını hiç gündeme getirmedi, anlamında değil.

Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan, Biden’la görüşmede 24 Nisan’daki açıklamasını gündeme getirdi mi?

Görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan, Biden’ın 24 Nisan’daki talihsiz açıklamasını gündeme getirmiş.

Erdoğan, 1915 olayları hakkındaki açıklamanın Türkiye’yi hayal kırıklığına uğrattığını iletmiş. Tarihin siyasete alet edilmemesi gerektiğinin altını çizmiş. Türkiye-ABD ilişkilerinde tahribat yaratacak adımlardan kaçınılması gerektiği mesajını vermiş.

Ama iki lider 24 Nisan’daki açıklamanın gölgesinde kalmadan hatta onu aşmayı başararak iki ülke ilişkilerini verimli bir noktaya taşımayı başarmışlar.

Erdoğan onun için “Hamdolsun” demiş.”