AB

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

AB

AB ve ABD’den dikkat çeken açıklama: Toplantıda oturup Türkiye’yi konuşmuşlar!

ABD Başkanı Joe Biden ile AB Konseyi Başkanı Charles Michel ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen arasında Brüksel’de düzenlenen AB-ABD Zirvesinden sonra ortak açıklama yapıldı.

Doğu Akdeniz’de gerginliğin düşürülmesi için ortak çalışma vurgusu yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Farklılıkların iyi niyetli diyalog ve uluslararası hukuk uyarınca çözülmesi gereken Doğu Akdeniz’de gerginliğin sürdürülebilir şekilde düşürülmesi için el ele çalışmaya kararlıyız. Demokratik bir Türkiye ile iş birliği ve karşılıklı çıkara dayalı bir ilişki hedefliyoruz.”

Kaynak: Dünya

Ursula von der Leyen Hamas’ı kınadı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyenİsrail‘e destek niteliğinde açıklamada bulundu.

Leyen, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail’in yol açtığı şiddet olayları ve ardından Filistinli masum sivillere yönelik bombardımanı görmezden geldi.

İsrail ve Gazze’deki durumdan çok endişe duyduğunu” belirten Leyen, “Hamas’ın İsrail’e yaptığı gelişigüzel saldırıları kınıyorum. Her iki taraftaki siviller korunmalı.” dedi.

Şiddet sona ermeli” diyen Leyen, Brüksel’in Gazzelilere ilişkin umursamaz tavrını gözler önüne sermiş oldu.

Bencil AB kendine gelince hızlı çıktı! Bir saat içinde kaldırılacak

İnternette terör içerikli paylaşımların yayılmasını önlemek için harekete geçen Avrupa Parlamentosu (AP) zararlı içerikleri bir saat içinde kaldıran düzenlemeyi kabul etti. Avrupa Birliği (AB) Türkiye’nin terörle mücadele için aldığı kararları ise demokrasiye engel olarak görüyor.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun hazırladığı yeni düzenlemeyle dijital platformların, terör içeriği olduğu belirtilen paylaşımları AB ülkelerinde en kısa sürede kaldırması veya erişimini engellemesi gerekecek. Talimat verildikten sonra 1 saat içinde içeriğin kaldırılması veya engellenmesi zorunlu olacak.

İçeriğin kaldırılmasına yönelik talimatın dijital platformlara AB ülkelerinin “yetkili makamları” tarafından gönderilmesi istenecek. Yasal düzenleme, AB içinde yerleşik olup olmadığına bakılmaksızın internet alan sağlayıcıları için geçerli olacak.

Yasal düzenlemeye uyulmayarak içeriğin kaldırılmaması veya engellenmemesi durumunda şirketlere ceza verilecek. Ceza, alan sağlayıcı şirketin küresel yıllık cirosunun yüzde 4’ü kadar olabilecek. İçerikleri kaldırılan kişi veya işletmelerin şikayet hakları bulunacak. Eğitim, sanat, gazetecilik ve araştırma alanlarında bazı istisnalar yapılabilecek.

AB Komisyonu, bazı Avrupa ülkelerindeki terör saldırıları sonrasında yasal düzenleme teklifini teröristlerin interneti kullanarak radikalleşmesini, adam bulmalarını ve şiddeti teşvik etmelerini engellemek amacıyla Eylül 2018’de yapmış, Aralık 2020’de düzenleme üzerinde uzlaşı sağlanmıştı.

Düzenlemeyi eleştiren bazı sivil toplum örgütleri ve siyasetçiler, internet alan sağlayıcılarına çok kısa süre verildiği için yasanın teknoloji şirketlerini birtakım algoritmalar kullanmaya iteceğini, böylece bazı içeriklerin terörle ilgili olmasa da engellenebileceğini savunuyordu.

Ayrıca, herhangi bir yargı kontrolü olmaması ve bir ülkenin başka ülkedeki paylaşımlarla ilgili içerik kaldırma talimatı verebilecek olmasının ifade özgürlüğünü tehdit ettiği, demokrasiyi tehlikeye attığı belirtiliyordu.

AB ülkelerinin, yasal düzenlemeyi ulusal hukuklarına gelecek aydan itibaren uyarlamaları gerekiyor. Yasa AB genelinde bir yıl sonra tamamen uygulanır hale gelecek.

Fransız basınından şaşırtan çıkış: Türkiye mağdur edildi

Fransız L’Opinion gazetesi, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in Türkiye ziyareti sırasında yaşanan koltuk krizine ilişkin, “Türkiye mağdur edildi” yorumunda bulundu.

Fransız L’Opinion gazetesi, Türkiye’nin, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel arasındaki kavganın “mağduru” olduğunu yazdı.

Gazetenin haberinde, Michel ve von der Leyen’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede meydana gelen oturma düzeni ve protokol olayının “Ankara’ya düşman” ve Fransa’da da etkin olan medya ve siyasi çevrelerce eleştirildiği aktarıldı.

Haberde, “Gerçek ise oldukça farklı. Birkaç aydır AB ile yakınlaştığını göstermeye çalışan ve göstermesi faydasına olan Türkler, Brüksellilerin arasındaki kavgaların mağduru oldu.” ifadesi kullanıldı.

AB Konseyi Başkanı’nın devlet başkanı, AB Komisyonu Başkanı’nın ise başbakan seviyesinde olduğu belirtilen haberde, Brüksel’de Michel ile von der Leyen’in ekiplerinin her zaman karşı karşıya geldiği kaydedildi.

Haberde, “Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmede yaşanan protokol olayı, AB Komisyonu Başkanı ile AB Konseyi Başkanı arasındaki rekabeti gösteriyor. Burada Türkler aktör olmaktan çok seyirci oldu.” yorumu yapıldı.

Michel ve von der Leyen’in aynı siyasi çizgide olmadıkları vurgulanan haberde, bu nedenle aralarındaki anlaşmazlığın güçlendiğine dikkat çekildi.

Haberde, Michel’in Ankara’daki görüşmede nezaketen veya diplomatik olarak von der Leyen’e sandalye gelmeden ayakta kalması beklendiği ancak “rahat şekilde” oturduğu belirtildi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “Görüşmede uygulanan protokolde, AB tarafının talepleri ve telkinleri karşılanmıştır. Yani AB tarafının telkinleri doğrultusunda böyle bir oturma düzeni ayarlanmıştır” açıklamasına vurgu yapılan haberde, Brüksel tarafının bu açıklamayı yalanlamadığı kaydedildi.

Haberde görüşlerine yer verilen Fransa’daki merkez sağ Cumhuriyetçiler Partisinden (LR) Avrupa Parlamentosu milletvekili Arnaud Danjean, “(Michel ile von der Leyen arasındaki) İlişki ilk günden bu yana nefretle dolu. Türkiye’deki sahne en görünen sahne ama ikisi ile ekipleri arasında neredeyse her gün başka sahneler oluyor.” değerlendirmesinde bulundu.

AB Konseyi Başkanı Michel’in Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yan yana sandalyelerde oturması, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in ise daha uzakta bir koltukta oturması ziyaretten bu yana Avrupa basınına konu oluyor.

AB Komisyonu, von der Leyen’e Michel ile protokolde aynı şekilde davranılması gerektiğini savunuyor. Deneyimli birçok diplomat ve hatta AB Komisyonu’nun eski başkanı Jean-Claude Juncker de AB protokolünde AB Konseyi Başkanı’nın birinci sırada, AB Komisyonu Başkanı’nın ise ikinci sırada geldiğini söylüyor.

Avrupalı sonunda anladı: Türklerin hiçbir suçu yok

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerinde Michel’in Erdoğan ile yan yana sandalyelerde oturması, von der Leyen’in ise daha uzakta bir koltukta oturması Avrupa basınında gündem oldu. Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin protokolünü uyguladığını aktaran Fransa’nın Liberation gazetesi haberinde “Türklerin hiçbir suçu veya sorumluluğu yok” ifadelerine yer verildi.

Von der Leyen’den önce AB Komisyonu Başkanı olarak görev yapan Juncker, Charles Michel ve Ursula von der Leyen’in 6 Nisan’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerinde Michel’in Erdoğan ile yan yana sandalyelerde oturması, von der Leyen’in ise daha uzakta bir koltukta oturması üzerine Avrupa basınında çıkan eleştirilerle ilgili değerlendirme yaptı.

Kendisinin de görevi sırasında benzer protokol durumları yaşadığını belirten Juncker, Politico internet sitesine konuyla ilgili verdiği demeçte, geçmişte AB Konseyi başkanları ile yaptığı seyahatlerde “protokol itibarıyla herkes açısından Konsey Başkanının birinci sırada, Komisyon Başkanının ikinci sırada olduğunu” söyledi.

Dönemin AB Konseyi başkanları Donald Tusk veya Herman Van Rompuy ile seyahatlerinde protokol düzenine her zaman uyduğunu kaydeden Juncker, “Normalde Konsey Başkanına ayrılan sandalyenin yanında benim de bir sandalyem olurdu. Ancak bazen benim de koltukta oturduğum oldu.” dedi.

Juncker, yine de von der Leyen’e uygulanan protokolün farklı olması gerektiğini dile getirerek, “Bence von der Leyen’in Michel ile aynı seviyede oturtulması iyi olurdu ama protokol açısından Konsey Başkanı birinci sırada gelir.” diye konuştu.

Liberation: Türklerin sorumluluğu yok

Avrupa basınında da Ankara’daki protokol olayıyla ilgili haberler çıktı. Fransa’nın Liberation gazetesinin haberinde, “Türkiye Cumhurbaşkanı ve Avrupa Konseyi Başkanı ile bir toplantı sırasında kenarda bir koltuğa getirilen AB Komisyonu Başkanı, çok rahatsız oldu. Aslında birçok sosyal medya kullanıcısı tarafından kadın düşmanı olarak gösterilen sahne Avrupa protokolüne titizlikle saygı gösteriyor” ifadesi kullanıldı.

Haberde, “Her zamanki gibi görsellere güvenmemek gerekiyor. Gerçekte Avrupa Birliği’nin protokolünün uygulandığı bu koreografide Türklerin hiçbir suçu veya sorumluluğu yok.” vurgusu yapıldı.

“Türkiye AB protokolünü uyguladı”

Fransa’nın daha önce İsrail, BM ve ABD’de büyükelçiliğini yapmış olan diplomat Gerard Araud da Twitter hesabından yaptığı birçok paylaşımda, yaşanan olayda Türkiye’nin sorumluluğu bulunmadığını belirterek “Türkiye AB’nin protokolünü uygulamıştır.” ifadesini kullandı.

Sorunun bu protokolden kaynaklandığını vurgulayan Araud, bazı gazetecilerin Türkiye’yi eleştiren paylaşımlarına yanıt vererek “Bir gazeteci bir kez daha bir dosya hakkında araştırma yapmadan karar veriyor. Sorumluluk AB’nin protokolünde, Türkiye’de değil.” değerlendirmesinde bulundu.

Eski Büyükelçi Araud, başka bir Fransız gazetecinin paylaşımına tepki göstererek, “Emin olun, Türkiye’nin hiçbir sorumluluğu yok. Türkiye, AB protokolünü uyguladı.” mesajını paylaştı.

“Bu Tür ziyaretlerde ne olacağı adım adım bellidir”

İtalya’nın eski Ankara Büyükelçisi Carlo Marsili de bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik cinsiyetçiliğe varan suçlamaları alakasız bulduğunu söyledi. Marsili, Adnkronos ajansına yaptığı açıklamada, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in birçok kez Türkiye’ye geldiğini ve böyle bir durumun hiç yaşanmadığına dikkati çekti.

Marsili, kendisinin de büyükelçilik döneminde sıkça resmi ziyaretlerin hazırlığını yaptığını anımsatarak “Bu tür ziyaretlerde ne olacağı adım adım bellidir. Michel ve von der Leyen eğer aynı seviyedeyse bunu belirtmek ve eşit muamele talep etmek yeterdi. İki tarafın protokol heyetlerinin önceden konuşup aralarında anlaşmaları gerekiyor. Neden önceden aralarında bir anlaşma olmadığını anlamıyorum. Büyükelçilik, söz konusu düzeni eğer uygun bulmuyorsa bunu söylemesi yeterdi. Genelde bu durumda karşı taraf da zaten buna uyar.” ifadelerini kullandı.

“Herkesin odaklanması gereken konu Türkiye ile ilişkiler olmalı”

AB yönetiminin Ankara ziyaretindeki protokol olayı AB Komisyonu sözcülerinin her gün düzenlediği basın toplantısında geniş yer buldu.

Komisyonun Sözcüsü Eric Mamer, konuyla ilgili soruları yanıtlarken bu tür ziyaretlerde böyle olayların olabileceğini belirtti. Mamer, AB’nin Türkiye ile ilişkiler hakkında vermek istediği mesajlara dikkat çekmek istediklerini söyledi.

AB Konseyinin protokol ekibinin Türkiye’ye gittiğini ancak AB Komisyonunun protokol işlerini Türkiye’deki AB delegasyonu kanalıyla yürüttüğünü ifade eden Mamer, “Bir olay olduğu doğru. Ama Başkan von der Leyen yine de toplantıya devam etme kararı aldı. Bence herkesin odaklanması gereken konu Türkiye ile ilişkiler olmalı.” dedi.

Mamer, AB kurumlarının başkanlarının eşit muamele görmesi gerektiğini ve bir daha benzer bir olay yaşanmaması için von der Leyen’in ekibinden gerekli önlemleri almasını istediğini aktardı.

Michel ziyaretin gölgelenmesinden dolayı üzgün

AB Konseyi Başkanı Charles Michel, 6 Nisan’da Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerinde kendisinin Erdoğan ile yan yana sandalyelerde oturması, Ursula von der Leyen’in ise daha uzakta bir koltukta oturması üzerine eleştirilmişti.

Eleştiriler üzerine “Bazı görüntüler benim duruma duyarsız kaldığım izlenimi yarattı. Bunlar gerçeği yansıtmamaktadır.” açıklamasını yapan Michel, eleştiriler üzerine yaptığı açıklamada, görüşme sırasında uygulanan protokol düzeninin ziyaretin önemini gölgelemesinden üzüntü duyduğunu bildirmişti.

AB milyarlarca euroluk bütçeye onay verdi

Koronavirüs pandemisinde Avrupa‘nın en önemli havacılık firmaları büyük zarara uğradı. Geçtiğimiz dönemde Lufthansa’nın yaşadığı krizin bir benzerinin içinden geçen Air France, mali problemlerini atlatabilmek adına AB’nin kapısını çaldı.

AB Komisyonu, salgın nedeniyle mali sıkıntı çeken Air France’a hükümetin mali yardım yapmasının Birlik kamu destek kurallarıyla uyumlu bulunduğunu açıkladı.

Milyarlarca euroluk kaynak ayırılacak

Açıklamada, şirketin yeniden sermayelendirilmesi amacıyla Fransız hükümetinin 4 milyar avro kaynak sağlamasının AB Komisyonu tarafından onaylandığı kaydedildi.

Air France’ın söz konusu destekten faydalanmak için Paris Orly Havalimanı’ndaki uçuş slotlarından 18 tanesini rakip hava yollarının kullanımına açmayı kabul ettiğine işaret edilen açıklamada, şirketin yeniden sermayelendirme geri ödenene kadar kar payı dağıtamayacağı, hisse geri alımı yapamayacağı ve yöneticilere ikramiye veremeyeceği bildirildi.

AB’den kurtarma hamlesi

Air France-KLM ortaklığı, Kovid-19 salgınının etkisiyle 2020’de 7,1 milyar avro zarar etmişti. Şirketin cirosu 2020’de bir önceki yıla göre yüzde 59 azalmış, borcu da iki katına çıkarak 11 milyar dolara ulaşmıştı.

Üye ülkelerin kamu desteklemelerini ne şekilde sağlayacaklarını belirleme yetkisi AB Komisyonu’nun görev alanına giriyor.

AB ülkeleri, kamu desteklemelerini sadece rekabete zarar vermeyecek şekilde ve kamu yararına uygun durumlarda kullanabiliyor.

Çocuklarımız sapkınların kıskacında

Daha önce ‘ilkokullara sızma kılavuzu’ ile öğrencileri hedef alan eşcinsel sapkınların çatı kuruluşu KAOS GL, şimdi de hiçbir bilişsel aidiyeti olmayan çocuklara yönelik propagandayla aymaz tavrını sürdürüyor.

İnternet sitesinden “sor canım” başlığı altında interaktif soru-cevap uygulaması başlatan LGBTİ dernek, cinsel aidiyetin doğuştan ve ya ergenlik sürecinde başladığını iddia ederek büyük bir skandala imza attı.

Çocuklar hedefte!

AB, Alman Vakıfları, Soros ve SIDA’nın fonladığı, CHP’nin açıktan destek verdiği, İstanbul Sözleşmesi ile eşcinsel ahlaksızlığı toplumsal tabana yayma cesareti bulan homolar, şimdi de aidiyet bilinci oluşmamış çocuklarımızı sapkınlıklarının kurbanı haline getirmeye çalışıyor. Türkiye’deki sapkınların çatı kuruluşu KAOS GL, internet sitesinden “sor canım” başlığı altında başlattığı soru-cevap uygulamasıyla, eşcinsellik propagandasına devam ediyor. Daha önce ‘ilkokullara sızma kılavuzu’ ile öğrencileri hedef alan sapkın derneğin, şimdi de 9. baskısına izin verilen Sıkça Sorulan Sorular adlı kitapçıktan her gün bir soru paylaşarak, evlatlarımızı eşcinsel bataklığa sürüklemeye çalışıyor. “Yeni sorular sormaya cesareti arttırmaya” sloganıyla başlatılan uygulamada dün büyük bir skandala imza atıldı.

Eşcinsellik propagandası

Kendilerinden olmayanı ‘homofobik’ yaftasıyla yıldırmaya çalışan sapkınlar şimdi de ifsad faaliyetlerine sorularla devam ediyor. Hiçbir bilinçsel aidiyeti olmayan çocuklara eşcinsel propaganda yapan KAOS GL, internet sitesinden sorduğu, “Bir insan lezbiyen, gey, biseksüel ya da trans olduğunu ne zaman anlar?” sorusuna şu skandal cevabı verdi: “Herkesin kendini keşfetme süreci farklıdır. Bir eşcinsel kendini bildi bileli eşcinsel olduğunun farkında olabilir, bir başka eşcinsel bunu ergenlik yıllarında, bir başkası üniversite yıllarında veyahut daha sonra fark edebilir. Yani, genel bir anlama şekli ve zamanı yoktur, kişiden kişiye değişiklik gösterir.”

Övgüler büyük yardımlar küçük

BM ve AB’nın ortaklaşa yaptığı Suriyelilere destek konferansına katılan 50 ülke mülteciler için ancak 2 yılda 6.4 milyar dolar taahhüt edebildi. Tek başına 3.5 milyon Suriyeliye bakıp, 40 milyar dolardan fazla para harcayan Türkiye’ye övgüler düzen dünyanın en zengin ülkelerinin, iş yardıma geldiğinde yine elini cebine atmaması hayal kırıklığı oldu.

Mehmet Aydın 

Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliğince (AB) ortaklaşa düzenlenen Suriyelilere destek konferansında Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılara yönelik ev sahipliğinden övgüyle söz edilirken, toplanan yardımlar yine devede kulak kaldı. Çevrim içi konferansın ardından Avrupa Birliği (AB) tarafından yapılan açıklamada, katılımcı devletlerin Suriye’ye 6 milyar 400 milyon dolar yardım sağlamayı taahhüt ettiği belirtildi. BM, konferansta en az 10 milyar dolar yardım sağlanmasını hedefliyordu.

Suriye’deki insani krizin aşılması için 1 milyar 700 milyon euro yardım taahhüdü veren Almanya, en fazla destek sağlayan ülke oldu. ABD yaklaşık 600 milyon dolar, İngiltere de yaklaşık 281 milyon dolar yardım taahhüdünde bulundu. AB Komisyonu Dış İlişkiler ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ise 2021 ve 2022 yılları için Birlik kasasından 560’ar milyon euro yardım taahhüt ettiklerini duyurdu.

Taahhüt edilen yardımın 4 milyar 400 milyon dolarının bu yıl, geriye kalanın ise ise 2022’de verileceği belirtti. BM ve AB tarafından ortaklaşa düzenlenen iki günlük video konferansa yaklaşık 50 ülkeden 77 temsilci katıldı.

 50 ülkeden 6.4 milyar dolar

Konferans sonrası yapılan ortak açıklamada Türkiye’nin sığınmacılar için yaptıkları övgü dolu sözlerle dile getirilirken, yaplan yardımlar yine hayal kırıklığı oldu. 50 ülkenin 6 milyonu aşkın Suriyeli için sadece 6.4 milyar dolar yardım sözü vermesi, tek başına mülteciler için 40 milyar dolar harcayan Türkiye’nin paylaşımcılığını ve merhametini bir defa daha ortaya koydu. Dünyanın en zengin ülkelerin mazlumlara yardımda elini cebine atmaması hakikati bir defa daha ortaya çıkarken, bu ülkelerin sadece Türkiye’yi övüp, yaptığını takdir etmesinin ödtesinde bir icraate bulunmayacağını kanıtladı. BM Genel Sekreteri Antonio Gutterres, “Suriyelilerin 10 yıl boyunca ölüm, yıkım, yerlerinden edilme ve yoksulluk” yaşadığını hatırlatarak, en az 10 milyar dolar acil yardım talebinde bulunmuştu.

Suriyelilerin sesini duymadılar

Yardım kuruluşu Oxfam ise taahhüt edilen yardım miktarından hayal kırıklığı duyduğunu açıklayarak, “Bağışta bulunanlar, evlerini terk etmek zorunda kalan ve 10 yıldır devam eden savaşta hayatları altüst olan milyonlarca Suriyeli’nin sesini duymadı” denildi.

Türkiye’ye yine yağ çektiler

Ülkelerine mültecilerin gelmesini istemeyen Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler söz konusu göç eden insanlar olduğunda Türkiye’ye yağ çekiyor. Birleşmiş Milletler (BM) AB’nin ortaklaşa düzenlediği Suriyelilere destek konferansında Türkiye’yi zor durumdaki insanlara yardım ettiği için övdüler.

Video konferans yöntemiyle yapılan “Suriye ve Bölgenin Geleceğinin Desteklenmesi Konferansı” başlıklı 5. Brüksel Konferansı’nın bitiminde yayımlanan ortak açıklamada, Türkiye’nin dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke olduğu hatırlatıldı.

Türkiye’nin sığınmacılar için sağlık, eğitim, sosyal hizmetler ve belediye hizmetleri gibi imkanlarla iş gücü piyasasına katılım imkanı sağladığı belirtilen açıklamada, “Türkiye sığınmacılarla ilgili maliyetin büyük kısmını omuzlamaktadır.” ifadesi yer aldı.

Açıklamada, Türkiye’nin Kovid-19 salgınının yayılmasını önlemek için yoğun çaba sarf ettiği ve buna sığınmacıları da dahil ettiği vurgulanarak, “Konferans ayrıca Türkiye’nin sığınmacıların kendi kendilerine yetmesini ve sosyal uyumunu desteklemek için gösterdiği çabaları takdir etmiştir.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Ortak açıklamada, Türkiye’nin sığınmacı krizine verdiği kapsamlı karşılığın iyi uygulamalar, alınan dersler ve kıymetli tecrübeleri yansıtmaya devam ettiği aktarıldı.

BM ile AB’nin Suriye içindeki ve bölge ülkelerinde bulunan Suriyelilere destek için düzenlediği konferansta uluslararası camia 6,4 milyar dolar yardım taahhüdünde bulunmuştu.

AB’den flaş Yunanistan ve göçmenler çağrısı!

Yunanistan’ın Midilli Adası’nı ziyaret eden ve burada Yunanistan Göç ve İltica Bakanı Notis Mitarakis ile bir araya gelen Johansson, Türkiye’ye sığınma başvuruları kabul edilmeyen göçmenleri geri almaya devam etmesi çağrısında bulundu.

“Büyük baskı altındalar”

Adada gerçekleşen görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan ve AB’nin göç politikalarındaki eksiklerine dikkati çeken Johansson, şu ifadeleri kullandı:

“Avrupa’da son altı yıldır gördüğümüz durum, Avrupalılaştırılmış bir göç politikasının olmaması ve bu, dış sınırlarımızdaki üye devletlerin büyük bir baskı altında olduğu. Özellikle de bazı adalar, Avrupa meselesi haline getirilememiş bir çözümün yokluğu nedeniyle büyük baskı altındalar.”

“İnisiyatif çağrısı”

“Sabrın sınırları aştığını anlıyorum.” diyen AB yetkilisi, Türkiye’nin de Midilli’deki yaklaşık 8 bin sığınmacı için inisiyatif alması gerektiğini kaydetti.

Ankara’nın geri dönüşleri kabul etmeye devam etmesi gerektiğini de belirten Johansson, “Ankara, AB-Türkiye anlaşmasının bu kısmını yaklaşık bir yıl önce askıya almıştı. Şimdi Türkiye’yi, Yunanistan’dan gelen göçmenlerin geri dönüşlerini acilen devam ettirmeye çağırıyorum.” dedi.

BM’den Yunanistan’a suçlama

Johansson’ın ziyareti, Yunanistan’ın ülkeye ulaşan göçmenleri sınır dışı etmekle suçlandığı bir ortamda gerçekleşti.

Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı (BMMYK), son aylarda sığınmacıların denizde ya da Yunanistan’a ulaştıktan hemen sonra Türkiye’ye geri itilme ya da denizde bırakılma gibi artan sayıda raporlar aldığını bildirdi.

Yunan yetkililer, kendilerine yöneltilen suçlamaları reddediyor.

AB İçişleri Komiseri Johansson, “Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı’nın raporundan ötürü çok endişeliyim. Gerçekten yakından incelenmesi gerektiğini düşündüğüm bazı özel durumlar var.” sözleriyle Atina’nın tutumuna tepki gösterdi.

Ayrıca Johansson, “Yunan makamlarının iddia edilen geri itmeleri soruşturma konusunda daha fazlasını yapabileceğini düşünüyorum.” diye konuştu.