AB

MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

AB

Nefret gözlerini kör etti! AB’den skandal Türkiye kararı

Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgınını en az bilanço ile atlatan Türkiye’ye karşı Avrupa Birliği ülkeleri skandal bir karara imza attı. AB, dış sınırlarını açacağı ülkelerin bulunduğu taslak listeden Türkiye’yi çıkardı.

Avrupa Birliği ülkeleri dış sınırlarını hangi ülkelere açıp açmayacağı konusunda görüşmelerini sürdürüyor. Son olarak 1 Temmuz’dan itibaren bazı şatların yerine getirilmesi koşuluyla Çin dahil 15 ülkeye sınırların açılması seçeneği ağırlık kazandı. 15 ülkenin bulunduğu söz konusu taslak listede bu kez Türkiye yer almadı.

Geçtiğimiz perşembe günü, AB yetkililerinden edindiği bilgiye dayandırarak yayımladığı taslak listede Türkiye de yer almıştı. Ancak AFP haber ajansının görüşmelere ilişkin aktardığı son bilgiye göre Türkiye şimdilik listeden çıkarıldı.

Cuma akşamı büyükelçi düzeyinde yapılan toplantıda birçok ülke konuyla ilgili görüş bildirmedi. Üye ülkelerin bugün Brüksel saati ile 18:00’e kadar görüşlerini bildirmeleri talep edildi. Avrupa Birliği Dönem Başkanlığını yürüten Hırvatistan’ın atılacak adımları belirleyeceği ifade edildi.

Son taslak listede bulunan ülkeler:

Cezayir

Avustralya

Kanada

Gürcistan

Japonya

Karadağ

Fas

Yeni Zelanda

Ruanda

Sırbistan

Güney Kore

Tayland

Tunus

Uruguay

Çin (Bazı koşulları yerine getirmesi halinde)

Avrupa Birliği’nin Pekin’e sınırlarını açması halinde Çin’in de aynı şekilde sınırlarını AB vatandaşlarına açması talep ediliyor.

Andorra, Monako, Vatikan ve Saint-Marin vatandaşlarının da AB’ye girişinin kabul edilme ihtimali yüksek.

Türkiye taslak listeden çıkarıldı

Taslak listede ABD ile Türkiye’nin yanı sıra Covid-19 vakalarının en çok görüldüğü ülkelerden Rusya ve Brezilya da yer almıyor.

Schengen bölgesinde serbest bir şekilde dolaşılabildiği için Avrupa Birliği kendi içinde koordinasyonu sağlamaya çalışıyor.

Diplomatik kaynaklar, hangi kriterlere göre listelerin hazırlanacağı yönünde ülkeler arasında anlaşmazlık olduğunu dile getiriyor.

Her iki haftada bir yeniden gözden geçirilecek olan tartışmalı listenin gelecek hafta resmi olarak yayımlanması bekleniyor.

AB’den İsrail’e uyarı: Gerekli adımları atmaya hazırız

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, günlük basın toplantısında, “AB’nin İsrail’in Batı Şeria’da işgal altındaki toprakları ilhak etmesi durumunda yaptırım uygulamaya hazırlandığına” ilişkin bazı haberler hakkında konuştu.

Stano, AB’nin ilhak planlarına ilişkin daha önce çok kez açıklama yaptığını belirterek “AB’ye göre ilhak uluslararası hukuka aykırıdır ve gerçekleşecek olursa AB gerekli adımları atmaya hazırdır.” dedi.

Uluslararası hukuka göre işgal altındaki topraklarda bulunan tüm Yahudi yerleşim birimleri gayrimeşru kabul ediliyor.

AB’den Türkiye’nin Otomobili’ne tasarım tescili

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun otomobillerinin iç ve dış tasarımları Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Hakları Ofisi tarafından tescil edildi. Araç tasarımlarının üçüncü şirketler tarafından tamamen ya da kısmen kopyalanmasının önüne geçildi.

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) mühendisleri ve tasarımcıları tarafından ortaya konan, fikri ve sınai mülkiyet hakları yüzde yüz Türkiye’ye ait, doğuştan elektrikli modüler araç platformu üzerine geliştirilmekte olan Türkiye’nin Otomobili, tasarım sürecinde önemli bir aşamayı daha tamamladı.

Otomotiv endüstrisinin bir mobilite ekosistemine dönüşümüne öncülük ederek Türkiye’nin ilk küresel mobilite markası olmak amacıyla kurulan TOGG, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Hakları Ofisi’ne (EUIPO) yaptığı tasarım başvuruları için tescil almaya hak kazandı.

60 yıllık hayal gerçek oluyor: Yerli otomobil sahnede

Geçerlilik süresi 5 yıl olan tescil haklarıyla birlikte, TOGG araçlarının tasarımlarının üçüncü şirketler tarafından tamamen ya da kısmen kopyalanmasının önüne geçildi.

Öte yandan, TOGG’un askı sürecindeki Asya ve Amerika’daki tasarım tescil başvurularının da 2020 yılı içerisinde tamamlanması bekleniyor.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

Tasarım, 150 bin saatlik çalışma ile ortaya çıktı

Türkiye’nin Otomobili, TOGG tasarım ve mühendislik ekiplerinin liderliğinde toplam 150 bin saatlik bir çalışma sonunda ortaya çıktı.

Tasarım süreci kapsamında Türkiye’den ve dünyadan toplam 18 tasarım evi, TOGG’un belirlediği 6 farklı kriter ile objektif bir değerlendirmeye alındı.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

TOGG Tasarım Ekibi yaptığı değerlendirmede en yüksek skoru alan 3 tasarım eviyle sürece devam etme kararı aldı.

Yerli otomobilin teknolojik özellikleri

Türkiye’nin Otomobili’nin tasarımını belirlemek için geniş kitlelerle otomobil satın alma davranışları araştırması gerçekleştirildi.

Bu araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda hazırlanan tasarım kılavuzu, belirlenen 3 tasarım eviyle paylaşılarak 2 boyutlu tasarım yarışması sürecine geçildi.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

Dünyada kabul görecek özgün bir tasarım dili ortaya kondu

Tasarım evi yarışması 4 aşamalı olarak toplam 6 ay sürdü. Bu süreçte 100’ün üzerinde farklı tema değerlendirildi ve tüketici araştırmalarında tespit edilen beklentiler tasarım evlerine geribildirim olarak bildirildi.

Süreç tamamlandığında her tasarım evinden gelen bir dış ve bir iç tasarım çalışması geniş kitlelerle klinik çalışmalar yapılarak test edildi.

Ortaya çıkan sonuç ayrıca TOGG Tasarım Ekibi tarafından endüstrileşmeye uygunluğu konusunda değerlendirildi.

İşte yerli otomobilin avantajları

Bu aşamalardan sonra dünyanın en iyi tasarım evlerinden biri olan Pininfarina iş ortağı olarak seçildi ve 3 boyutlu tasarım aşamasına geçildi.

Türk tüketicilerinin içgörüleri doğrultusunda TOGG Tasarım Ekibi ve Pininfarina tasarım evinin ortak çalışmaları sonucunda sadece Türkiye’de değil; dünyanın farklı coğrafyalarında da beğeni ile kabul görecek özgün bir tasarım dili ortaya kondu.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

Selçuklu esintileri kültür mirasıyla bağını vurguluyor

Modern ve özgün tasarımında Anadolu topraklarının köklü simgelerinden biri olan laleden esinlenilen Türkiye’nin Otomobili’nin; yoldaki imzası olarak algılanacak ön ızgarasına, bütünsel şıklığı tamamlayan jantlarına ve iç mekan detaylarına modern bir incelikle lale figürleri işlendi.

Selçuklu dönemi esintileri, Türkiye’nin Otomobili’nin coğrafyanın kültür mirasıyla olan bağını vurguluyor. 

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

AB’den İtalya’ya özür mektubu: Artık yanınızdayız

AB, koronavirüs salgınından en ağır etkilenen ve yalnız bırakıldığını düşünen İtalya’dan özür diledi. AB Komisyonu Başkanı, yeterli dayanışma gösterilmemesinin incitici olduğunu belirterek “Ama artık yanınızdayız” dedi.Provided by Deutsche Welle© Reuters/J. Geron Provided by Deutsche Welle

Koronavirüs salgınından en ağır etkilenen ve salgınla mücadelede yalnız bırakılmaktan şikayetçi olan AB üyesi İtalya’ya AB Komisyonu’ndan özür geldi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, İtalyan “La Repubblica” gazetesine bir makale yazarak Birlik’in İtalya ile başlangıçta yeterince dayanışma göstermediğini kabul etti.

“Artık İtalya’nın yanındayız”

Alman siyasetçi, makalesinde çoğu AB ülkesinin krizin başlangıcında fazlasıyla kendi durumuna odaklandığını belirterek “Pandemiyi sadece hep beraber Birlik olarak yenebileceğimizi fark etmediler. Bu inciticiydi ve bundan kaçınılabilirdi. Ama bugün Avrupa İtalya’nın yanındadır” ifadelerini kullandı.İlginizi çekebilir:

“Eldeki her bir euro koronavirüse karşı kullanılacak”

Von der Leyen, Almanya örneğinde olduğu gibi Avrupa çapında kısa çalışma uygulaması için 100 milyar euroya varan kaynak sağlanacağını belirterek ilk uygulamanın İtalya’da başlatılacağını vurguladı. AB Komisyonu Başkanı, AB yıllık bütçesinde eldeki her euronun koronavirüsle mücadelede kullanılmasını önerdiklerini de hatırlattı.

AB’nin tavrı İtalya’da öfke yaratmıştı

Koronavirüste ağır kayıplar veren İtalya’da AB’nin mesafeli tutumu öfke yaratmış, aşırı sağcı Lig partisi ülkenin AB’den ayrılmasını gündeme getirmişti. Avrupa ülkelerinin İtalya’ya tıbbi malzeme göndermeye yanaşmaması ve aralarında Almanya’nın da bulunduğu bazı ülkelerin koronavirüsle mücadelede ortak Euro tahvili çıkarılmasını reddetmesi Brüksel ile Roma arasında soğukluk yaratmıştı.

AB’nin Libya hamlesi ne anlama geliyor?

Avrupa Birliği, Libya’ya silah ambargosunun sıkı şekilde uygulanmasını denetlemek için yeni bir misyon kurulmasını kararlaştırdı. Buna göre, denizden ve havadan gözetleme yapacaklar. Peki Türkiye ve UMH’nin eleştirdiği planın amacı ne?

Brüksel’de geçen pazartesi günü yapılan müzakereler neticesinde Avrupa Birliği (AB), Libya’ya silah ambargosunu uygulamak ve denetlemek amacıyla Akdeniz’de yeni bir operasyon başlatma kararı aldı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell bu adımın, Avrupa’nın bölgede daha fazla rol oynamasının önünü açacağını belirterek, operasyonun daha çok silahların geldiği Akdeniz’in doğusuna odaklanacağını ifade etti.

Borrell, misyonun hava ve deniz yollarını gözetleyeceğini, gelen süpheli gemilerde arama yapabileceğini söyledi.

AB, Akdeniz’de yeni operasyon başlatacak

Salı günü Rus mevkidaşı ile bir araya gelen İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio ise misyonun deniz ve hava yollarını denetleyeceğini, ilgili tarafların kabul etmesi durumunda kara sınırlarında da denetlemeler yapılabileceğini vurguladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bu girişimlerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) ele alınması gerektiğine işaret ederek, “BMGK ile ilgili mekanizmalar üzerinde anlaşılmalı. Bunu biz iyice anlattık. Herhangi bir ulusal veya bölgesel mekanizma, sadece bir ülkenin talebi üzerine uygulanamaz” yorumunu yaptı.

Erdoğan: AB’nin yetkisi yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çarşamba günü yaptığı konuşmada, AB’nin planını sert bir dille eleştirdi.

“AB durumdan vazife çıkarmanın gayreti içindedir. Oradan da kendine bir vazife çıkarıyor. Neye göre? Bu yetkiyi nereden alıyorsun? Böyle bir yetkin yok. Ne kara ne deniz… Türkiye’nin konumu farklı. Bu konuda sergilediğimiz kararlı duruş sayesinde Akdeniz’de ilan ettiğimiz statü, Yunanistan başta olmak üzere konuya müdahil ülkeler tarafından yavaş yavaş kabullenilmeye başlamıştır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İdlib Harekatı bir an meselesi

UMH: Denetlemelerin denizden değil karadan yapılması gerekiyor

Uluslararası tanınırlığa sahip Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) de Avrupa Birliği’nin Libya’ya silah ambargosunu Akdeniz’in doğusundan başlayarak denetleme kararını reddettiklerini duyurdu. Müttefikleriyle askeri iş birliğinin en doğal hakkı olduğunu belirtti.

Hükümet salı günü yaptığı açıklamayla, ülkenin doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri darbeci Halife Hafter milislerine silahın, Mısır sınırından kara yollarıyla nakledildiği, AB’nin denizden değil karadan denetlemeye ağırlık vermesi gerektiğinin altını çizdi.

Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı

[Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı]

BM gözetiminde yapılan müzakereler askıya alındı

Hafter güçlerinin salı günü Trablus limanını ilk kez hedef alması, Cenevre’deki ateşkes müzakerelerini de baltaladı.

Trablus merkezli UMH Başbakanı Fayiz es-Serrac, 3 kişinin öldüğü, 5 kişinin de yaralandığı saldırıya tepkisini, Cenevre’de Birleşmiş Milletlerin (BM) arabuluculuğunda yürütülen 5+5 formatındaki ateşkes müzakerelerine katılımını askıya alarak gösterdi. BM, Serrac’ın kararından sonra müzakereleri askıya alma kararı aldı.

Serrac, Hafter’in ihlalleri nedeniyle Cenevre’deki askeri müzakerelerin yanı sıra ekonomik ve siyasi görüşmeleri de askıya aldıklarını duyurdu.

Perşembe günü BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Sözcüsü Jean El Alam, Cenevre’deki askeri komite toplantılarının yeniden başladığını teyit etse de aynı gün İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelen Serrac, konuyla ilgili açıklama yapmayarak konudaki belirsizliğin devam ettiğinin işaretini verdi.

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti, Trablus saldırısı sonrası ateşkes görüşmelerini askıya aldı

BM’nin Libya’ya dair sunduğu ve Berlin konferansına katılan ülkelerin desteklediği çözüm haritasında, kalıcı ateşkesi sağlamak için iki taraftan 5’er temsilcinin katıldığı 5+5 askeri görüşmeler, ekonomik müzakereler ve siyasi görüşmeler olmak üzere karşıt tarafları bir araya getirecek 3 ayrı yol haritası ortaya konuldu.

Peki Avrupa’nın silah ambargosuna yönelik attığı son adım ne anlama geliyor?Libya’ya silah akışını durdurmak gerçekten mümkün mü? UMH’nin çekinceleri neler? Konuyu Libyalı uzmanlara sorduk. 

İşte 5 soru ve 5 yanıt…

1- Pazartesi günü Avrupa Birliği, Libya’ya silah ambargosunun uygulaması için deniz ve hava devriyelerini başlatacağını açıkladı. Bir gün sonra Rusya ile görüşen İtalya, deniz ve hava devriyelerinin yanı sıra kara devriyelerinin de ilgili ülkelerin onayından sonra olabileceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise AB’nin böyle bir yetkisi olmadığını vurguladı. Tüm bunlar ne anlama geliyor? Avrupa tam olarak ne yapmaya çalışıyor?

Eski Libya Yüksek Konseyi Danışmanı Salah Bakkuş.

[Eski Libya Yüksek Konseyi Danışmanı Salah Bakkuş.]

Eski Libya Yüksek Konseyi Danışmanı Salah Bakkuş: AB, Libya konusunda inisiyatifi Rusya ve Türkiye’nin elinden alarak yeniden söz sahibi olmak amacıyla başlattığı stratejinin bir parçası olarak “bir şeyler yapıyor” imajını vermek istiyor. Maalesef, AB’nin kararlaştırdığı yeni misyon, Fransa’nın parmak izlerini taşıyor. Tek amacı, Trablus merkezli uluslararası meşruiyete sahip UMH hükümetini savunmasız hale getirmek. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ürdün, Mısır ve Fransa’dan (Hafter’e) Mısır-Libya (kara) sınırı üzerinden ve hava yoluyla akan silahları durdurmak için hiçbir önlem ortaya koymuyor. 

(İtalyan Dışişleri Bakanı) Di Maio, Hafter’in ülkenin doğusunda kendi kontrolündeki bölgeler ile Mısır arasındaki sınırdan geçen silah sevkiyatını engelleyecek kara operasyonunu asla kabul etmeyeceğini çok iyi biliyor.

Türkiye ve Rusya, Avrupa’nın böyle bir adımı atmak için gerekli yetkiye sahip olmadığını haklı olarak söylüyor. Ancak Avrupa’nın yetki almak amacıyla bu konuyu BMGK’da oylamaya taşıması durumunda gerekli oyları alabileceğini düşünüyorum. Sonuçta Hafter’in bir diğer destekçisi Rusya’nın plana destek vermesi hiç şaşırtıcı olmayabilir.

Beyan Araştırma Merkezi Müdürü Nizar Kreykeş.

[Beyan Araştırma Merkezi Müdürü Nizar Kreykeş.]

Beyan Araştırma Merkezi Müdürü Nizar Kreykeş: Uluslararası sistem hiç olmadığı kadar parçalanmış/bölünmüş ve kaos ile dolu. Bundan dolayı Avrupa Birliği gibi bölgesel örgütler, Libya konusunda birlik ve beraberlik içinde olduğunu ve aktif rol alabildiğini göstermeye çalışıyor.

Oysa ki gerçek bunun tam tersi. Avrupa ülkeleri Libya konusunda farklı ve bir birine uymayan stratejilere sahip. Bundan dolayı, bu operasyonun başarması zor. Rusya bunu engellemeye çalışacak. Nitekim de Rusya’nın Dışişleri Bakanı Lavrov’un böyle bir misyonun BMGK’dan geçirilmesi gerektiği yönündeki açıklamaları bu anlamda işaret veriyor.

Unutmamak gerek ki AB’nin dış politika konusunda karar verici tek bir teşkilatı yok. NATO da tam olarak AB’nin iradesini yansıtan bir örgüt de değil. Avrupa ülkelerinin arasındaki koordinasyonu sağlamak zor olacak. Bundan dolayı AB, uluslararası krizlerde tek vücut olarak hareket etmek için gerekli mekanizmalara sahip değil.

2- Hava ve deniz yollarını denetleme adımı, ülkeye silah akışını gerçekten kesebilir mi?

Bakkuş: Avrupa planının şu anki haliyle, deniz ile ilgili kısmında, gemilerin gözetlenmesi, durdurulması, içinde arama yapılması ve engellenmesi söz konusu. Ancak hava kısmı, sadece hava sahasının ve kara sınırlarının uçaklarla gözetilmesinden bahsediyor.

Havadan gözetlemenin NATO imkanlarından yararlanarak hayata geçirilecek olması, Fransa’nın burada nelerin gözetileceği ve neyin rapor edileceği kısmında söz sahibi olması anlamına geliyor. Herkes Hafter’e gelen silahların hava ve kara yollarından ülkeye sokulduğunu biliyor.

Kreykeş: Libya gibi büyük bir ülkenin sınırlarını izlemek çok zor ve maliyetli bir görev. Göçmenlerin maliyetini paylaşmak konusunda bile anlaşamayan Doğu ve Batı Avrupa ülkeleri, bu denli büyük bir misyonun yüksek maliyetini nasıl yönetecek?

Fransa’nın Hafter’in en büyük destekçilerinden biri olduğu biliniyor. Tarafsız olamayacak Fansa’nın bu misyonda yer alması ayrıca sakıncalı. Paris misyonun işleyişini sabote edecek. Bu konu bizi az önce değindiğim noktaya geri götürüyor. AB ülkelerinin arasında ahenk bulunmuyor. 

3- Ateşkesi her gün ihlal eden Hafter, Tablus’u alıncaya kadar saldırılarını durdurmayacağını açıkladı. Hafter’e silah akışını durdurmak mümkün mü?

Bakkuş: Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen para, Mısır’ın itiraz etmeden gösterdiği rıza, iş birliği ve Fransa’dan aldığı siyasi destek ile Hafter’e gelen silah akışı tamamen durdurulamayacak. Ancak eğer uluslararası toplum bu konuda ciddiyse, silahı engelleyecek bir sistem ve bunun yanı sıra ihlal edenlere karşı ciddi yaptırım uygulamaları hayata geçirilebilir. Bu, Hafter’e silah kaçakçılığı ve savaşı sürdürmeye, siyasi müzakerelerden daha ağır bir bedel getirecek.

Kreykeş: Hafter’e destek veren ülkeler bunun karşılığında ağır siyasi bedel ödemek zorunda kalacağını görmediği sürece, Hafter’e akan silahı durdurmak mümkün olmayacak. Bu, ancak sahadaki çekişmenin dinamiklerini değiştirerek ve petrol tesislerini kontrol altına alarak mümkün olabilir. Herkesin, UMH’nin Hafter’e karşı koyma konusundaki ciddiyetini görmesi gerek. 

Burada bir konuya dikkat çekmekte de fayda var: Dış aktörler için Libya eksen bir ülke konumunda değil. Yani dış aktörlerin Libya’ya müdahil olmasının arkasındaki amacı, Libya’yı kontrol etmek değil. Başka amaçları var. Mesela Fransa Libya ile neden ilgileniyor? Çünkü orası, Afrika derinliklerindeki hayati çıkarları için önemli. Bundan dolayı, büyük dış aktörlerin arasında birebir sahada çekişme göreceğimizi düşünmüyorum.

BAE’nin burada oturmuş bir diplomasi geleneği olmayan aktör olarak Libya krizine müdahil olmuş olması, nelerin olabileceğini ön görmeyi zorlaştırıyor. Uluslararası toplum BAE’nin düzenbazlıklarına karşı sessizliğini sürdürürse, krizin patlama ihtimali artacak.

4- Libya’daki meşru yönetim olan UMH, Avrupa’nın silah ambargosuna yönelik attığı adımları reddettiğini açıkladı. UMH’nin endişeleri neler?

Kreykeş: UMH tabii ki AB’nin planına mesafeli yaklaşacak. Çünkü bu misyonun ülkenin batısını hedef alacağını, ülkenin doğusundaki Hafter’in ise Mısır’dan silah tedarikini sürdüreceğini düşünüyor. Kimse yıllarca zaman kazanmaya oynayan Hafter ve Sisi’nin rejimine güvenmiyor. Çünkü bu iki taraf, verdikleri hiçbir sözü tutmadı. UMH buna jeostratejik oyunun bir parçası olarak bakıyor. Avrupa, Türkiye’nin oyuna dahil olmadan önceki dengesizliğe dönmek istiyor.

5- Uluslararası tanınırlığa sahip UMH hükümeti, müttefikleriyle yaptığı askeri iş birliğinin en tabii hakkı olduğunu söyledi. Silah ambargosu bunun neresinde olacak?

BakkuşBelli ki, Avrupa’nın yeni operasyon başlatma kararının ana hedefi, Türkiye ve UMH’ye baskıyı artırmak. Burada iki amaç var:

Birincisi; Türkiye ve UMH’nin Trablus’u Hafter’in saldırılarına karşı savunma çabalarını engellemek ve onu akamete uğratarak Fransa’nın Hafter’e yardımını kolaylaştırmak.

İkincisi; Doğu Akdeniz’i kontrol etmeye ve burada Türkiye’yi dışlamaya çabalayan Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), İsrail ve Mısır’a yardım etmek için UMH’yi devirememeleri durumunda ona baskıyı artırarak Ankara ile imzaladığı deniz anlaşmasından meşru yönetimi vazgeçirmek.

{ilgili-haber- 449337 }

Kreykeş: Avrupa, Türkiye ile bir çekişmeye girmeyecek elbette. Ancak Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Gözetleme yaparak bilgi akışını kontrol etmek istiyorlar.

Eğer gözetleme operasyonları dengeli bir şekilde yürütülecek olsaydı ne Türkiye ne de UMH bunu reddederdi. Hatta UMH Dışişleri Bakanlığı gözetleme yapılması için birden çok kez çağrıda bulunmuştu.

Ancak burada görünen o ki, silah akışını gözetlemeden sağlanacak bilgiler, Türkiye’yi siyasi anlamda sıkıştırma ve onu Libya’dan uzaklaştırmaya dönük kullanılacak.

İhlallere devam eden Hafter ateşkese yanaşmıyor

2011’deki “Arap Baharı” adıyla bilinen ayaklanmalar sürecinden bu yana Libya bir türlü istikrara kavuşamadı.

2014’te iyice iç savaşa sürüklenen Libya’da Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklenen darbeci general Halife Hafter, ülkenin kontrolünü ele geçirmek için harekete geçti.

4 Nisan 2019’da başkent Trablus’a saldırı başlatan Hafter, tüm ateşkes girişimlerini yok sayıyor.

Hafter 8 Ocak’ta Moskova ve 19 Ocak’ta Berlin’de yapılan ateşkes inisiyatiflerine yanaşmadı.