MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Mine Tugay: Kadın güzelliğiyle dünyayı aydınlatan bir varlık

Mine Tugay, hayata, insana ve oyunculuğa dair sorularımıza samimi yanıtlar verdi. Oyuncu, “İcra ettiğiniz bir meslek mi, sanat mı size göre?” sorusu üzerine “Ben kendime sanatçı diyemem. Mesleğim oyunculuk, bunun eğitimini aldım ve en iyi şekilde icra etmeye çalışıyorum” dedi.

◊ Dünyada da böyledir; çok güzel, çok popüler olmanın toplumda bir karşılığı, bir değeri vardır. Sosyal medyada kullandığınız bir emoji’nin bile kitleleri etkileyen sonuçları olabilir. Siz ‘Mine Tugay’ı nasıl yönetiyorsunuz?
– Ben Mine Tugay’ı yönetmiyorum, onu doğallığında, kendi halinde bırakıyorum. Beni takip eden insanlarla bir şeyler paylaşmak hoşuma gidiyor; okuduğum kitaplar, beğendiğim filmler, bana dokunan müzikler, gezdiğim yerler… Bazen beni takip edenlerin yazdığı komik bir şeyle kendi içimizde eğlenebiliyoruz. Normal arkadaşlarımla hayatın içinde yaptığım gibi. Yani ambalajlanmış bir şey sunmuyorum.
◊ Öncesi ve sonrası olmasa sorunun… Tek bir kelime olsa… “Neden?” desem… Ne dersiniz? Neden?
– Çünkü Yaradan böyle istedi.
KENDİNİ TANIMAYAN
BAŞKALARININ TANIMLAMASINA
İHTİYAÇ DUYAR
◊ Mana arayan, sorgulayan kişilerin yalnızlık hikayeleri çok güçlüdür. Kanaatim odur ki; size siz iyi geliyorsunuz! İyileşmenizdeki en önemli şifa sizsiniz, mutluluğunuzu besleyen yine siz. Peki ya başkaları?
– Başkaları dediğimiz de biziz aslında. Tabii önce kendimizi tanıma yolculuğunda ve bu tefekkürün akışında olmak gerekiyor. Ben bazı farkındalıklar yaşadıktan sonra kendime dair olanla dürüstçe yüzleşmeyi seçtim. Kendini tanımayan insan, onu başkalarının tanımlamasına ihtiyaç duyar. “İlim, ilim bilmektir. İlim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır” der Yunus Emre.
Bir de gerçekten “başkası” kavramını tazelemek gerekiyor zihinlerde. Başkalarını severek, başkalarıyla gurur duyarak, kinlenmeyerek yaşamak lazım. Yoldan çıkanı, yolunu bulamayanı, yolu reddedeni de sevmek gerekli diye düşünüyorum. Sonuçta hepimiz aynı yerden gelme ruhları taşıyoruz.
◊ Sizce insan yalnız kalarak nasıl iyileşir?
– Yalnız olmakla yalnız kalmak arasında bir fark var. İnsanların çoğu, yalnız kalma korkusuyla yalnız olmayı tam olarak doğru tanımlayamıyor ve bundan kaçıyorlar gibi geliyor bana. İçimizdeki özü kavramak ve algılamak için yalnız olmaya ihtiyaç duyarız. Bu doğaldır.
Çünkü sadece yalnız olduğunda, tek başına olduğunda kendine rastlarsın. Ne kadar çok sessizlikten kaçar olduk. Dolayısıyla kendimizi dinlemekten de, değil mi?

Mine Tugay: Kadın güzelliğiyle dünyayı aydınlatan bir varlık

ELBETTE DÜNYANIN EN
GÜZEL KADINI DEĞİLİM
◊ Sosyal medyada “Türkiye’nin en güzel kadını” olduğunuza dair övgü dolu yorumlarla karşılaştım. Bu size her zaman ‘kusursuz’ görünmeniz gerektiği yönünde bir sorumluluk yüklüyor mu?
– Bu biraz sistemin ve çağın getirdiği bir şey. Bütün dünyada insanlar üzerine yaratılan “kusurluysam, eksiğim” psikolojisi. Değerimiz elbette ki görünümümüzle ilgili değil. Bunu aklı başında olan, öz saygısı yüksek her insan bilir zaten. En büyük kusurun kusursuz görünmek olduğu bir çağa girer miyiz, böyle bir değişim köklü bir şekilde gerçekleşir mi bunu zaman gösterecek. Ben baktığım bir fotoğrafta veya bir resimde de mükemmeli arıyorum, bu benim defom olabilir bilmiyorum. Elbette ki dünyanın en güzel kadını değilim ve bu övgüleri yazanların da kibarlıktan yazdıklarını bilebilecek bir olgunluktayım.
◊ İcra ettiğiniz bir meslek mi, sanat mı size göre?
– Ben kendime sanatçı diyemem. Mesleğim oyunculuk. Bunun eğitimini aldım ve en iyi şekilde icra etmeye çalışıyorum. Her gün yeni bir şeyler öğrendiğim bir öğrencilik evresi diye de tanımlayabilirim.
ONURLU YAŞAMAK KADAR
BÜYÜK BİR BAHTİYARLIK YOK
◊ Yaptığınız işi özel kılan duygu nedir?
– Bir üstat dizelerinde; “Bu anda ne düşmek dalgalara, bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. Toprak, güneş ve ben… Bahtiyarım…” diyor.
◊ Bir sanatçı Mine Tugay bahtiyarlığını nasıl tarif eder peki?
– Nâzım Hikmet 1938’de siyasi düşünceleri yüzünden cezaevine girdiğinde, Vedat Günyol onu ziyaret eder. Nâzım Hikmet, Günyol’u görmesi için bir gemi yolculuğuna çıkarıldığında güverteye oturup “Bugün Pazar” şiirini yazar. Cezaevinde olan bir insanın bile umudunu yitirmemesi, hayatı ciddiye alışını çok güzel anlatır bu şiir. Onurlu yaşamak kadar büyük bir bahtiyarlık yok bence.

Show More
%d blogcu bunu beğendi: