MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

COVID-19 hakkında neler biliyoruz?

Dünyanın aylardır mücadele ettiği, 70 bini aşkın kişinin can verdiği bir virüs: COVID-19. Peki bu yeni tip koronavirüs hakkında hangi bilgilere sahibiz? Kısa bir COVID-19 rehberine göz atalım.

2020 yılının tartışmasız en önemli olayı, halen tüm dünyada etkili olan yeni tip koronavirüs (COVID-2019) salgını. Çin’in Vuhan kentinden çıkıp dalga dalga tüm ülkeleri sarsan virüsü her geçen gün biraz daha yakından tanıyoruz.

Son yılların en ciddi halk sağlığı krizi olan salgın, 2014 yılındaki Ebola’dan daha geniş bir alana yayıldı ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bunu 11 Mart 2020’de pandemi ilan etti. Yani COVID-19, tüm dünyada eş zamanlı ilerleyen ve insandan insana geçerek çok sayıda kişiyi tehdit eden bulaşıcı bir hastalıktı.

Salgın hâlâ kontrol altına alınabilmiş değil ve başlangıcından aylar sonra bile COVID-19’a dair yeni bir şeyler öğreniyoruz. Bu da demek oluyor ki uzmanlar hala yeni tip koronavirüs (SARS-CoV-2) hakkında öğrenme aşamasında. Dünya Sağlık Örgütünün ilk açıklamalarına göre, hastalığın belirtileri öksürük, yüksek ateş ve nefes darlığıydı. Artık bunlara eklem ağrısı, halsizlik, tat ve koku kaybı gibi semptomlar da eklendi.

Peki bu yeni virüs hakkında neler biliyoruz? İşte bazı COVID-19 soruları ve cevapları…

Grafik: Bedra Nur Aygün

[Grafik: Bedra Nur Aygün]

COVID-19 (yeni koronavirüs hastalığı) nedir?

Dünya Sağlık Örgütüne göre koronavirüs, insanlarda ve hayvanlarda hastalığa sebep olabilen bir virüs ailesi. Basit bir soğuk algınlığından şiddetli zatürreye ve solunum yola enfeksiyonlarına neden olabiliyor.

COVID-19 hastalığına yol açan ise yeni tip koronavirüs.

İnsanlarda görülüyor ve koronavirüs ailesinin 7’nci çeşidi. Bilimsel adı da SARS-CoV-2.

Yeni koronavirüs (COVID-19), solunum yolu belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucu, 13 Ocak 2020’de tanımlandı.

Önce hayvandan insana, daha sonra insandan da insana bulaşabilen bu yeni tip virüs, daha önceleri bilinmiyordu.

Koronavirüslerin önceki yıllarda neden olduğu iki solunum sistemi enfeksiyonu, Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS) ve Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) idi.

COVID-19’u tanıdık bir hastalık olan mevsimsel griple karıştırma ihtimalimiz tam da bu nedenle yüksek.

Nerede, ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?

Virüs, 2019’un aralık ayında Çin’in Hubey eyaletine bağlı 11 milyon nüfuslu Vuhan kentinde tespit edildi. Bu bölgedeki deniz ürünleri ve canlı hayvan pazarından çıktığı belirtilen ancak bununla ilgili net bir delil ortaya konulamayan ve yarasalardan geldiği düşünülen virüs, halen kontrol altına alınmadı. Çin’in ardından kısa sürede dünyanın hemen hemen her noktasına yayıldı.

Mart ayı itibarıyla salgının merkezi Çin olmaktan çıktı. Artık ABD ve Avrupa, özellikle de İtalya ve İspanya, vakaların en çok görüldüğü yerler.

Çin dışındaki ilk can kaybı ise 1 Şubat 2020’de Filipinler’de görüldü.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

Nasıl bulaşır?

Hastalığı taşıyanların öksürmeleri, hapşırmaları ile ortama saçılan damlacıkların solunmasıyla bulaşıyor. Hastaların solunum parçacıkları ile kirlenmiş yüzeylere dokunduktan sonra ellerin yıkanmadan yüz, göz, burun veya ağıza götürülmesi ile de virüs alınabiliyor. Kirli ellerle göz, burun veya ağıza temas etmek riskli.

Bulunduğu yüzeyde ne kadar yaşıyor?

Bununla ilgili ortaya konulmuş kesin sonuçlar olmamakla birlikte, yürütülen çalışmalar var.

ABD’de yapılan bazı araştırmalara göre, bakır yüzeylerde 4, kartonda 24 saate kadar hayatta kalabilen bu virüs, plastik ve paslanmaz çelik üzerinde 2 veya 3 güne kadar yaşıyor. Başka bir çalışma ise 9 güne kadar yaşadığını gösteriyor.

Öksürük nedeniyle oluşan damlacıklarda 3 saate kadar yaşadığını ortaya koyan çalışmalar da yapıldı.

Damlacıkların havada birkaç saat kalabildiği de bir başka araştırma bulgusu.

Belirtileri neler?

Hastalığın en yaygın belirtileri yüksek ateş, kuru öksürük ve solunum güçlüğü. 

Ancak virüs daha yakından incelendikçe bu belirtilere eklem ağrısı, mide bulantısı, ishal, halsizlik, tat ve koku kaybı da eklendi. Baş ve boğaz ağrısı ise daha az görülen semptomlar.

Tabii uzmanların yeni yeni tanıdığı ve araştırmalarını sürdürdüğü hastalıkla ilgili son bilgilere ulaştığımızı söylemek henüz zor. Bazı son çalışmalara göre, sadece konuşarak, nefes yoluyla da hastalığı kapmak söz konusu olabilir.

Gözde kızarıklık olan konjonktivitin bile COVID-19 belirtisi olabildiği ortaya çıktı. 

Tüm bunların yanı sıra hiçbir semptom göstermeden hastalığı taşıyan ya da atlatan kişiler de var. Yani tedavisiz dahi bu hastalığı atlatanlar olduğu gibi, ciddi solunum güçlüğü çekenler de oluyor.

Hastalığın bilinen kuluçka süresi ise 2 – 14 gün arasında.

Şiddetli olgularda zatürre, ağır solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve ölüm gelişebiliyor.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

Kimler risk altında?

COVİD-19 ile ilgili şimdiye kadar edinilen bilgiler, bazı insanların daha fazla hastalanma ve ciddi semptomlar geliştirme riski altında olduğunu gösteriyor.

Vakaların yüzde 80’i hastalığı hafif geçiriyor. Yüzde 20’si hastane koşullarında tedavi ediliyor. Hastalık, genellikle 60 yaş ve üzerindeki kişileri daha fazla etkiliyor.

Hastalıktan en çok etkilenen kişiler ise 60 yaş üstü olanlar, ciddi kronik tıbbi rahatsızlıkları (kalp hastalığı, hipertansiyon, diyabet, kronik solunum yolu hastalığı, kanser gibi) bulunanlar ile sağlık çalışanları.

Hastalık, çocuklarda nadir ve hafif görülüyor.

COVID-19 enfeksiyonu gelişen hamilelerde ise hastalığın ciddiyeti konusunda sınırlı bilimsel kanıt var. 

Mevcut veriler, COVID-19 enfeksiyonu sonrası hamile kadınlar arasındaki hastalık şiddetinin, hamile olmayan yetişkin COVID-19 vakalarına benzer olduğunu ve hamilelik sırasında COVID-19 ile enfeksiyonun fetüste olumsuz bir etkisi olduğunu gösteren hiçbir veri bulunmadığını gösteriyor. 

Şu ana kadar COVID-19’un hamilelik sırasında anneden bebeğe bulaştığına dair de bir kanıt bulunmadı.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

Evcil hayvanlardan bulaşır mı?

Hastalığın evcil hayvanlardan bulaştığına dair hiçbir kanıt yok.

Ancak virüsün mutasyona uğraması göz önünde bulundurularak, hayvanlarla temastan sonra ellerin yıkanması gerektiğini uzmanlar vurguluyor.

Son olarak New York’taki Bronx Hayvanat Bahçesi’nde yaşayan bir kaplanda COVID-19 tespit edilmiş, kaplana, semptom göstermeyen bir hayvanat bahçesi çalışanından virüs bulaşmış olabileceği belirtilmişti.

Son durum ne? Tedavisi bulundu mu?

Dünya çapında 1 milyondan fazla COVID-19 vakası var. Şu ana kadar can kaybı 70 bini aştı.

Salgın ağırlıklı olarak yaşlıları ve kronik hastalığı bulunanları daha çok etkilese de gençler ve orta yaşlı kişilerde görülen vaka sayısında da ciddi artış var. Üstelik, değişkenlik gösterse de bu, normal bir gribe oranla neredeyse katbekat daha bulaşıcı ve öldürücü. 2003’teki SARS salgını ile kıyaslayacak olursak, her iki virüsün de kaos ve ekonomik felakete neden olduğunu ancak iki salgının, özellikle yayılma hızı ve boyutu bakımından çok farklı ilerlediğini söyleyebiliriz.

Hastalıkla mücadele için aşı çalışmaları da bir yandan sürüyor.

Tedavi için ise bazı ilaç ve yöntemler deneniyor. Bunlardan en belirgin olanı, iyileşmiş hastaların antikor (vücuda giren antijenleri zararsız duruma getirmek için organizmanın çıkardığı bir madde) ürettiğini gösteriyor.

İyileşmiş hastalardan alınan kanın tedavi olarak kullanılması olasılığı doğmuş durumda.

Ülkeler ne gibi önlemler aldı?

Türkiye dahil birçok ülke yönetimi, hastalığın yayılımını önlemek için sınırlarını kapatıp seyahat yasakları getirdi.

Grafik: Bedra Nur Aygün

[Grafik: Bedra Nur Aygün]

Karantina ve kontrollü ya da ülke geneli sokağa çıkma yasakları da alınan tedbirler arasında.

Hastanelerin birçoğu pandemi hastanesi ilan edilirken, yeni sağlık ve karantina merkezleri de kuruldu.

Ayrıca yönetimler vatandaşlarına zaruri olmadıkça sokağa çıkılmaması, evde kalınması gibi uyarılar yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Sokağa çıkarken, özellikle de market, toplu taşıma gibi yerlerde maske takılması da çoğu ülkede zorunlu hale getirilmiş durumda.

Dünyanın birçok ülkesinde maske bulunmasında güçlük çekilirken, Türkiye’de devlet eliyle ücretsiz maske dağıtımına başlandı.

Birçok ülkedeki ulusal ve uluslararası etkinlikler (Ligler, olimpiyatlar, fuarlar gibi) de iptal edildi ya da ertelendi.

Restoran, cafe gibi sosyal mesafe kuralını uygulamanın zor olduğu yerlerin faaliyetleri ise geçici olarak durduruldu.

Çoğu kamu kuruluşu ve özel şirket de evden çalışma yöntemini tercih etti. Bunu hayata geçiremeyenler ise kurum içinde önlemler aldı.

Zira hiçbir önlem alınmadığında enfekte bir kişi 1 ay sonunda 406 kişiye hastalığı bulaştırırken, sosyal mesafelenme ile yüzde 75 teması azaltarak, 1 ay sonundaki hasta sayısını 2,5 kişi ile sınırlayabiliyor.

Show More
%d blogcu bunu beğendi: