Çok Kültürlü Televizyon

‘Himmet’ paralarını iş adamları vasıtasıyla aktardılar

4

Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Yurtseven tarafından, aralarında sözde “Bolu Düzce Sıkıyönetim Komutanı” olarak adı geçen, eski Bolu 2. Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral İsmail Güneşer’in de bulunduğu meslekten ihraç edilen 10 askeri personel hakkında, Anayasanın 309/1 ve 314/2 maddeleri uyarınca “anayasayı ihlal” ve “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla hazırlanan 70 sayfalık iddianame Bolu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianamede, tutuklu sanıklar Güneşer, Yarbay Veli Ceylan ve Yüzbaşı Nuri Kıyak ile adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Yüzbaşı M.G, Üsteğmen M.G, Üsteğmen İ.A, Üsteğmen B.C, Üsteğmen V.S, Teğmen Ü.B. ve emekli Astsubay A.Ü. hakkında, ağırlaştırılmış müebbet ile 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, “himmet” adı altında toplanan paraların örgüte nasıl aktarıldığına ilişkin tespitler yer aldı.

İddianamede, FETÖ’nün kurumsal gelirlerini sisteme sokmada herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmadığı belirtildi.

Şirket, banka gibi yasal bir zeminde kurulan kuruluşların elde ettikleri kazançları sisteme soktuğu vurgulanan iddianamede, “Vakıf adı altında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar için ise vakıflar için tanınan vergi muafiyetlerinden yararlanılmakta, bir kısım para ‘bağış’ adı altında söz konusu vakıflara verilmektedir.” ifadelerine yer verildi.

İddianamede, örgütün, “himmet” adı altında toplanan paraları sisteme sokulması yönünde sıkıntı çektiği vurgulanarak, “Çünkü hayır sahibi şahıslardan alınan paraların doğrudan il ve ilçe sorumlusunda toplanması, hem saklanması hem de nereden bulduğunun sorulması durumunda sıkıntı yaratabilecek hususlardır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

“Örgüt ise bu sorunu, topladığı parayı, kendisine bağlılığı konusunda şüphe duymadığı ve güvendiği iş adamlarına vermekte bulmuştur.” denilen iddianamede, “Toplanan paralar, belirlenen iş adamlarına verilmekte, iş adamları da bu parayı kendi parası gibi muhafaza etmektedir. Bu sayede zaten maddi durumu yerinde olan iş adamı gerektiğinde o parayı kendi parasıymış gibi bankaya yatırabilmekte, hem de örgütün o parayla ilgisi olduğuna dair resmiyete dökülebilecek bir sorun ortadan kaldırılmaktadır.” ifadelerine yer verildi.

“Kardeş şehir”, “kardeş ülke” uygulaması

İddianamede, iş adamlarından toplanan paraların bir kısmının bulunan yerleşim yerindeki örgüt kurumlarının ihtiyaçları için harcandığı, fazla paranın ise İstanbul’daki merkeze yönlendirildiği vurgulanarak, mali yönden sıkıntı yaşayan bölgeler içinse “kardeş şehir” ya da “kardeş ülke” uygulaması ile bölgeler arasında karşılıklı destek sağlandığı kaydedildi.

Örgütün şahıslardan topladığı parayı sorunsuz bir şekilde sisteme sokma yöntemlerinden birinin de kamuya yararlı dernek statüsünde bulunan “Kimse Yok Mu Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği” gibi kurumlar olduğu belirtilen iddianamede, şu ifadelere yer verildi:

“Söz konusu derneklere yapılan bağışlar, vergiden muaf olduğu için şahıslar ya da kurumlar bu derneklere istedikleri miktarda para bağışlayıp bu parayı da aynı zamanda devlete ödediği vergiden düşebilmektedirler. Derneğe yatırılan parayla da ‘kamusal hizmet’ adı altında kolayca çalışmalar yürütülebilmektedir.”

İddianamede, biriken paranın sisteme holdingler üzerinden sokulduğu ifade edilerek, “Bu konuda iki büyük sermaye şirketlerinden oluşan Kaynak ve Koza-İpek Holdingler kaynağı belirsiz paranın toplanıp örgüte sermaye haline getirilmektedir. Örgütün kaynağı himmet olan paraları sisteme sokmakta kullandığı bazı yöntemler, çantayla taşıma, yurt dışına yapılan havaleler, bir kurum hesabına para transferi, telif ödemesi, holding ve şirketlere sermaye yapılması şeklinde gerçekleşmektedir. Örgütün yurt dışına para çıkarmada kullandığı temel yöntem çantalarla kuryenin para taşımasıdır.” denildi

Cevap bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.