MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Yeni anayasa tarihi fırsattır

Mustafa Şaşmaztürk  Ankara 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yeni bir anayasa” sözleri toplumda heyecan uyandırdı. Konuya ilişkin Akit’e açıklama gönderen Memur-Sen Konfederasyonu, “Cumhurbaşkanımızın ‘hukuk ve ekonomi’ reformlarının usul ve esaslarına dair beyanlarını, ‘yeni anayasa’ kapsamlı ‘ihtiyaç’ analizini ve ‘vakti gelmiştir’ tespitini içeren değerlendirmeleri önemsiyoruz.

Biz, Memur-Sen olarak hukuk ve ekonomi reformu paketleriyle ilgili fikir alışverişi başta olmak üzere sivil siyasetin bugüne kadar ortaya koyduğu sivil topluma, farklı toplum kesimlerine yönelik görüşüne başvurma, görüşleri dikkate alma tavrını sürdüreceğine inanıyoruz. Böyle olması gerektiğini de hatırlatıyoruz. Türkiye’nin anayasasına sahip olması için oluşturduğumuz Türkiye Anayasa Platformunu da harekete geçirecek biçimde yeni anayasasının hem yazımına hem de yapımına fikri ve fiili destek vermeyi de milli görev ve insani onur olarak gördüğümüzü bir kez daha deklare ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Darbeye, vesayete dair ne varsa temizlenmelidir”

Memur-Sen açıklamasında şu görüşler ifade edildi: “Türkiye’de iki binli yılların başlangıcından itibaren; milletin iradesinden beslenen, egemenliğin millete ait olduğu gerçeğiyle şekillenen sivil siyaset ve meşruiyetini milletin iradesinden alan sivil siyasi iktidar süreci yaşıyor. Şu tartışmasızdır ki; Türkiye’nin anayasaları; anayasa yapma yetkisi olanlar tarafından değil anayasayla uyma görevi olmasına rağmen anayasayı ihlal edenler tarafından yapıldı ve yazıldı. Çok daha somut ifadeyle Türkiye’nin anayasacılık tarihi, geneli itibariyle iki binlere kadar üniformalıdır, milletsizdir, millet iradesi ve sivil siyaset yokluğu ve yoksulluğu içerir. Yaşanan darbelerin, bürokratik vesayet debdebelerinin, kurulan fitne ve fesat tezgahlarının, verilen muhtıraların, ‘muhtar bile olamaz’ iddialarının, milletin meclisinde milletin seçtiğine ‘had bildirme’ tiradlarının arka planında anayasal vesayet sistemi vardır. Darbeler sivil siyaseti öldürürken, kurumsal vesayete önce suni teneffüs yapmış sonrasında doğal yaşam alanı oluşturmuştur. Türkiye’de ‘özgür birey’, ‘demokratik toplum’, ‘egemen millet’, ‘sivil siyaset’ ve ‘bağımsız-güçlü devlet’ kavramlarının ve konumlarının ‘bölünme sebebi’, ‘beka sorunu’ görülmekten kurtulması henüz çeyrek asrı dahi tamamlamış değildir. Anayasal, yasal ve idari düzenleme eşiklerinde yasakların, sınırlamaların, vehim ve korkuların hakim unsur olmasını sağlayan vesayet gölgesi; ‘yeni’, ‘sivil’, ‘yerli’ ve ‘milli’, ‘adil’, ‘insani’ ve ‘irfani’ ve ‘medeni’ vasıflarını haiz bir anayasa yapılıp yazılmadıkça tam olarak ortadan kalkmaz. Biz Memur-Sen olarak hukuk ve ekonomi reformlarının da bunlar altlık yapılmak suretiyle hayata geçirilecek yeni anayasa yapma iradesinin ve sürecinin de hem doğal hem de yetkin sivil paydaşlarından biri olduğumuzu bir kez daha deklare ediyoruz. Darbeye, darbelere, vesayete ve vesayetçilere dair her ne varsa, hangi kural ve karar varsa, fiil ve paradigma varsa bireyin, toplumun, milletin ve devletin alanından temizlenmelidir. Türkiye’de vesayet, darbe ve darbeciler mahkumiyet kararları dışında hiçbir kararın öznesi, tümleci ve yüklemi olmamalıdır. Anayasanın dehlizlerine konumlanan vesayetin sisinden, sinsiliğinden ve darbenin isinden ve kirli işbirlikçi düzeninden bütünüyle arınmış, noktası ve virgülüne dahi darbeci kaleminin değmediği anayasa yazmak ve yapmak hepimizin geçmişe ve geleceğe karşı en büyük insani sorumluluklarından biridir. İki binlerden bu güne ortaya konan sessiz devrimleri kalıcı kılmak, yasakları, sınırlamaları, ihlalleri imha tarzını, daha özgür birey, daha demokratik toplum ve daha adil devlet noktasında inşa tavrıyla taçlandırmak, milletin değerlerini devletin müktesebatı olarak kavramlaştırmak ve kurumlaştırmak adına Yeni anayasa hem iddiamız, hem hedefimiz hem de başarımız olmalı.”

Avukat Konaç: Tarihi fırsat

Akit’e konuşan Avukat Fevzi Konaç, Türkiye’deki anayasaların darbelerin baskısı altında yapıldığını söyledi. Konaç; “1924, 1961 ve 1982 anayasalarında, içinden geçilen süreçlerin baskısı anayasalarda hep hissedilir. İlginçtir yeni anayasa yapma vaatleri ve tartışmaları da Türk siyasi hayatında tartışma konularının başında gelen konudur. Seçimlerle oluşan millet iradesi yetkisinin kullanımı noktasında her iktidarın en önemli hayallerinden ve vaatlerinden bir tanesi özgürlüklerin, düşüncenin, insan haklarının önünü açan yeni bir anayasa yapma vaadidir” dedi. Konunun mutlaka tartışılması gerektiğini belirten Avukat Konaç; “Sayın Cumhurbaşkanımızın yeni bir anayasa yapma noktasındaki sözlerini tarihi bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Millet iradesinin de taleplerini yerine getirmek anlamında elbette anayasadaki bir kısım kırmızı çizgilerimizin korunması göz önüne alınarak, 82 darbesinin ve 5 darbeci generalin ürünü olan değiştirilemez maddeleri konusunun bile tartışmaya açılmasının doğru olacağı kanaatindeyim. Türkiye’ye dar gelen tanımlamaların kaldırılması, ülkemizin önünü tıkayan konuların tartışılması, 1924 ve 1961 anayasalarında ki şekliyle devletin idare şekli Cumhuriyet, Bayrak, İstiklal Marşı vs. dışındaki diğer konuların millet iradesine uygun hale getirilmesi anlamında, yeni bir anayasa yapılmasının tam da zamanı olduğuna inanıyorum. Türkiye 82 darbe anayasasının ağırlığını artık üzerinden tamamıyla atmalıdır” görüşünü kaydetti.

Avukat Ahıakın: 12 eylül anayasasından memnun değiliz

Hukukçu-Yazar Av. Aydoğan Ahıakın ise; “Bugüne kadar yapılan bütün değişikliklere rağmen, yürürlükteki 1982 anayasasının değişikliklerle yamalı bir bohçaya benzediğini ifade ederek, bugünkü anayasa devletin ve toplumun ihtiyaçlarına cevap veremedi. Bugüne kadar 12 Eylül anayasasından kimse memnun olmadığı gibi katılımcı ve bireyin haklarını öne çıkaran yeni bir anayasa Türkiye için büyük bir fırsattır. Yeni anayasa kapsayıcı, kucaklayıcı, bütünleştirici, çoğulcu, bireyin özgürlüklerine dayanan, aynı zamanda sistemi güçlendiren bir toplumsal mutabakat olmalıdır” diye konuştu.

Show More
%d blogcu bunu beğendi: