MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Uzman isim açıkladı: Türkiye’siz yapamayacaklarını anladılar

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, “ABD ve Avrupa, önümüzdeki dönemde transatlantik bölgesinde atacağı adımlarda jeopolitik ve jeostratejik konumu gereği Türkiyesiz yapamayacaklarını anladı” dedi.

Uzmanlar, Türkiye’nin 2020’de uzak coğrafyalarda harekatlar yapabilme becerisi ile hak ve menfaatlerini koruma kararlılığını Kuzey Irak, Suriye, Libya, Doğu Akdeniz ve Kafkasya’da bütün dünyaya gösterdiğini belirterek gelecek dönemde ABD ve Avrupa ile ilişkilerin, Türkiye’nin ilan ettiği bu statü üzerinden yeniden biçimleneceğini söyledi.

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayyar Arı, Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Cengiz Tomar ve Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Okur, 2020’de Türkiye’nin ABD, Avrupa Birliği (AB), Orta Doğu, Libya ve Doğu Akdeniz politikası ile 2021’de olası dış politika gelişmelerini AA muhabirine değerlendirdi.

Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Arı, Türkiye’nin Adana, Astana ve Soçi mutabakatları çerçevesinde ateşkesi sağlamak amacıyla Bahar Kalkanı Harekatı’nı düzenleyerek sınır güvenliğini sağladığını hatırlattı.

Bahar Kalkanı Harekatı’nın Türkiye’ye yönelik büyük bir göç dalgasını engellediğini belirten Arı, “İdlib operasyonu aynı zamanda milyonlarca kişiyi etkileyecek insani bir dramı da önledi” dedi.

Türkiye’nin Irak politikasında bir yandan teröre yönelik sınır ötesi operasyonlar gerçekleştirirken bir yandan da Bağdat ve Kuzey Irak yönetimleriyle diplomatik ilişkileri geliştirmeye çalıştığını kaydeden Arı, şöyle konuştu:

“Türkiye Irak’ta daha çok dengeli bir politika izliyor. Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim ile ilişkilerini Erbil-Bağdat dengesini gözeterek yürütüyor. Ankara, Bağdat ve Erbil arasındaki dengenin korunmasının önemini, Irak’ın istikrarı açısından ısrarla vurguluyor zaten. Hem siyasi hem de ticari anlamda sürdürülen ilişkiler çok daha somut adımlarla giderek derinleşecek. Dolayısıyla Türkiye-Irak ilişkileri son derece başarılı diyebiliriz.”

Arı, Türkiye’nin Mısır ile ilişkilerine de son derece dikkat ettiğini, Mısır halkıyla mevcut rejim arasındaki durumu gözeterek ihtiyatlı ilişki kurduğunu ifade ederek benzer bir yaklaşımı Suudi Arabistan için de benimsediğini vurguladı.

“Türkiye olayları seyretmek yerine müdahil olmayı tercih etti”

Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Rektör Vekili Tomar, Soğuk Savaş döneminin NATO ve Batı çıpalı politikasını terk ederek Orta Doğu, Afrika hatta Latin Amerika gibi çok yönlü bir politika uygulamaya başlayan Türkiye’nin 2020 dış politikasında, en çok Doğu Akdeniz meselesine odaklandığını söyledi.

Orta Doğu’da “one minute” çıkışıyla başlayan proaktif politikanın Arap Baharı ile daha farklı bir noktaya geldiğine dikkati çeken Tomar, “Türkiye Orta Doğu’da Soğuk Savaş döneminin baskıcı yönetimlerine karşı halk hareketlerini destekler bir tutum takındı ve bölgedeki olayları seyretmek yerine müdahil olmayı tercih etti.” dedi.

Tomar, “Türkiye, Kuzey Irak’ta PKK karşısında önemli bir başarı kazandı. Doğu Akdeniz’de kendisine karşı yapılan çok taraflı oldubittileri donanmasıyla durdurmayı başardı. Şayet Türkiye bu müdahaleleri yapmamış olsaydı şimdiye kadar Akdeniz tamamen paylaşılmış ve hemen sınırımızda bir PKK devletçiği kurulmuş olacaktı.” şeklinde konuştu.

“ABD ve AB Türkiye’siz yapamayacaklarını anladı”

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Bağcı, Türkiye’nin 2020’de ABD ve Avrupa ile ilişkilerinin gerginlik üzerinden şekillendiğini, askeri yaptırımlara kadar ilerlediğini, en ciddi zorluğun ise Doğu Akdeniz ve Suriye bağlamında yaşandığını aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin son birkaç yıldır Türkiye üzerine yürüttüğü gerginlik politikasının aynı şekilde devam etmeyeceğinin altını çizen Bağcı, şunları dile getirdi:

“2020 yılı Türkiye-AB ilişkilerinde kayıp bir yıldı. 2021 ise kayıpların telafisi ve hataların restorasyon yılı olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘herkesle konuşmaya hazırız’, ‘yeni bir sayfa açma’ ifadeleri de bu anlama geliyor. ABD ve Avrupa, önümüzdeki dönemde transatlantik bölgesinde atacağı adımlarda jeopolitik ve jeostratejik konumu gereği Türkiyesiz yapamayacaklarını anladı.”

Bağcı, Türkiye’nin her iki güç merkezinin de göz önüne almak zorunda kaldığı bir anahtar ülke olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’den dünyaya verilen ‘2021 reform yılı olacak’ mesajı, geçmişteki gerginliklerin bir daha yaşanmayacağı şeklinde okunabilir. ABD ve Avrupa Birliği’nden Türkiye’yi zora sokacak bir yaptırım kararı çıkmadı, CAATSA yaptırımlarını ise bıçağın kemiğe dayanması değil de pansumanla tedavi edilebilecek bir durum olarak görüyorum. Can yakan yaptırımlar değil.”

“2021’in ilk çeyreğinde ABD ve AB ile ilişkiler netleşir”

Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Okur da 2020’de ABD ve Avrupa ülkelerinin Türkiye’nin mücadele ettiği terör örgütlerine destek vermesinin gerilimi tırmandırdığını ifade etti.

Okur, Doğu Akdeniz ve Suriye’nin kuzeyi başta olmak üzere bir dizi coğrafyada Türkiye’nin hak ve menfaatlerini korumak ve güvenliğini sağlamak amacıyla yaptığı hamlelerin de gerilim nedenleri arasında yer aldığını aktardı.

Rusya’dan temin edilen hava savunma füzesi S-400’lerin bahane edilerek CAATSA yaptırımlarının yürürlüğe konulduğunu belirten Okur, Fransa ile Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki ihtiraslarını AB üzerinden hayata geçirme arayışlarının da 2020 Türk dış politikasının önemli konularından bir olduğunu anlattı.

Okur şöyle devam etti:

“Bu gerilimler, 2021’e intikal edecek gündemlerimiz arasında yer alıyor. Türkiye zaten genişlettiği etki alanını, kendi başına uzak coğrafyalarda riskli harekatlar yapabilme becerisini, hak ve menfaatlerini koruma kararlılığını dikkate alan yeni bir ilişkiden yana olduğunu ilan etmiş vaziyette. Dolayısıyla ilişkiler, ABD ve Avrupa’nın Türkiye’nin ilan ettiği bu statüsü üzerinden gerçekleşecek.”

Show More
%d blogcu bunu beğendi: